SON DAKİKA
Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#Güney Azerbaycan

QHA - Kırım Haber Ajansı - Güney Azerbaycan haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Güney Azerbaycan haber sayfasında canlı gelişmelerle ulaşabilirsiniz.

İran'da Güney Azerbaycan Türkü sivil ve siyasi aktivistlere yönelik baskılar artıyor! Haber

İran'da Güney Azerbaycan Türkü sivil ve siyasi aktivistlere yönelik baskılar artıyor!

İran'da son dönemde yaşanan siyasi ve güvenlik gelişmelerinin ardından sivil ve siyasi faaliyetlere yönelik kısıtlamaların ağırlaştığı bildirildi. GünAz TV'nin haberine göre; çeşitli raporlara göre vatandaşlar, sivil toplum aktivistleri, gazeteciler, akademisyenler ve siyasi aktivistler gözaltı, tutuklama ve ceza soruşturmalarıyla karşı karşıya kalıyor. Bazı kişiler hakkında uzun süreli hapis ve idam cezası riski bulunduğu belirtiliyor. Bu süreçten, özellikle Güney Azerbaycan Türklerinin haklarının savunulması amacıyla faaliyet gösteren sivil ve siyasi aktivistlerin de etkilendiği ifade ediliyor. Son bir yıl içerisinde Batı Azerbaycan, Doğu Azerbaycan, Tahran, Elburz, Erdebil, Zencan, Kazvin ve Hemedan başta olmak üzere farklı eyaletlerde çok sayıda Güney Azerbaycan Türkü aktivistin gözaltına alınarak tutuklandığı, bazı aktivistlerin ise ceza soruşturması, tekrarlanan ifade çağrıları ve adli kontrol uygulamalarıyla karşı karşıya kaldığı aktarılıyor. Aktivistlerin önemli bir bölümünün "güvenliği bozmak amacıyla yasa dışı örgüt kurmak veya bu tür örgütlere üye olmak", "devlet güvenliğine karşı suç işlemek amacıyla toplantı düzenlemek ve anlaşmak" ve "rejim karşıtı propaganda yapmak" gibi güvenlik suçlamalarıyla yargılandığı ve mahkûm edildiği belirtiliyor. ADİL YARGILANMA KONUSUNDA ENDİŞELER Aktivistlere ilişkin bazı davalarda adil yargılanma standartlarına uyulmadığı yönünde ciddi endişeler bulunduğu bildiriliyor. Raporlarda, bazı sanıkların seçtikleri avukatlara zamanında ve etkili biçimde erişemediği, duruşmaların çok kısa sürede gerçekleştirildiği ve sanıkların dosya kapsamını inceleyerek etkili savunma hazırlama imkânından mahrum bırakıldığı belirtiliyor. Ayrıca güvenlik güçlerinin baskısı, uzun süreli sorgular, kötü muamele ve tehdit yoluyla itiraf alınmaya çalışıldığı yönünde açıklamaların bulunduğu aktarılıyor. Aktivistlerin mahkûmiyetlerinde güvenlik kurumlarınca hazırlanan raporların önemli rol oynadığı, kültürel, dilsel ve toplumsal kimlikle bağlantılı barışçıl faaliyetlerin de bazı davalarda cezai kovuşturmanın gerekçesi olarak değerlendirildiği ifade ediliyor. İfade ve düşünce özgürlüğü, barışçıl toplanma ve örgütlenme özgürlüğü ile kültürel ve dilsel kimliği koruma hakkının ise İran Anayasası ve uluslararası insan hakları belgeleri kapsamında güvence altında olduğu belirtiliyor. İran'ın Medeni ve Siyasi Haklara İlişkin Uluslararası Sözleşme ile Ekonomik, Sosyal ve Kültürel Haklara İlişkin Uluslararası Sözleşme'ye taraf olduğu hatırlatılırken, bu kapsamda adil yargılanma, masumiyet karinesi, avukata erişim, işkence ve kötü muamele yasağı gibi temel haklara saygı gösterilmesi gerektiği vurgulanıyor. TUTUKLU AKTİVİSTLERİN SAĞLIK DURUMLARI DA GÜNDEMDE Tutuklu bulunan bazı Güney Azerbaycan Türkü aktivistlerin sağlık durumlarına ilişkin de endişe verici bilgiler bulunduğu bildiriliyor. Bazı mahkûmların çeşitli hastalıklardan muzdarip olduğu ve uzman sağlık hizmetlerine ihtiyaç duyduğu, ancak tıbbi hizmetlere, hastanelere sevke veya gerekli ilaçlara erişimde kısıtlamalar ve gecikmeler yaşadığı aktarılıyor. Bu durumun İran'ın iç hukukundaki düzenlemelerin yanı sıra devletin uluslararası sağlık hakkı yükümlülükleri ve Birleşmiş Milletlerin (BM) Mahpuslara Muameleye İlişkin Asgari Standart Kuralları'yla da bağdaşmadığı ifade ediliyor. 21 GÜNEY AZERBAYCAN TÜRKÜ AKTİVİST TUTUKLU Açıklamada şu anda cezaevlerinde tutulan Güney Azerbaycan Türkü aktivistlerin isimleri de paylaşıldı. Listede Abbas Lisani, Esger Ekberzade, Siyamek Mirzayi, Yusuf Kari, Araz Aman, Ayaz Seyfxah, Ayet Mehralibeyli, Bağır Hacızade, Ali Babayi, Ali Vasıki, Emin Tegizade, Fatime Ateşi Hiyavi, Kerem Merdane, Mahmud Okçalı, Mehemmed Meliki, Mürtaza Pervin, Rıza Selimi, Salar Tahir Efşar, Semed Heyderi, Tahir Nekavi ve Vedud Esedi yer alıyor. Ayrıca onlarca Güney Azerbaycan Türkü aktivistin kefaletle geçici olarak serbest bırakıldığı, ancak haklarındaki davaların sürdüğü veya verilen mahkûmiyet kararlarının infaz aşamasına geldiği belirtiliyor. Açıklamada, Güney Azerbaycan Türkü sivil ve siyasi aktivistlerin temel haklarına tam olarak riayet edilmesi, yargı süreçlerinin adil yargılanma standartlarına uygun yürütülmesi ve tutukluların sağlık ve insan onurunun korunması çağrısında bulunuluyor. Devletler, BM özel raportörleri, BM'nin İran Hakikat Araştırma Misyonu ve uluslararası insan hakları kuruluşlarından da söz konusu davaları yakından takip etmeleri isteniyor.

Urmiye Gölü’nde 20 yıl sonra umut: Su seviyesi yeniden yükseliyor Haber

Urmiye Gölü’nde 20 yıl sonra umut: Su seviyesi yeniden yükseliyor

Güney Azerbaycan'ın incisi Urmiye Gölü, yıllardır süren kuraklık ve su kıtlığının ardından yeniden canlanma belirtileri gösteriyor. Son dönemde artan yağışlar ve El Nino etkisinin sürmesi, gölün geleceğine ilişkin umutları artırıyor. Doğu Azerbaycan Bölgesel Su Şirketi verilerine göre, bu yağış döneminde Urmiye Gölü havzasına ulaşan su miktarı 4,5 milyar metreküpü aştı. Bu miktarın, göl için belirlenen su tahsisinin üzerinde olduğu belirtildi. Göl havzasındaki yağış miktarı da 391 milimetreye ulaştı. Bu rakam, geçen yıla göre yüzde 67, uzun dönem ortalamasına göre ise yüzde 33,4 daha yüksek. EL NİNO UMUTLARI ARTIRIYOR İklim tahminlerine göre El Nino hava olayının sonbahar ve kış aylarında devam etme ihtimali yüksek. Araştırmalar, El Nino dönemlerinin İran genelinde ve özellikle ülkenin kuzeybatısında yağışların artmasına katkıda bulunabileceğini gösteriyor. Ancak uzman değerlendirmelerine göre El Nino’nun Urmiye havzasında mutlaka daha fazla yağış getireceğinin garantisi bulunmuyor. GÖLÜN KURTULUŞU YALNIZCA YAĞIŞA BAĞLI DEĞİL Urmiye Gölü’nün kalıcı şekilde toparlanabilmesi için yağışların yanı sıra su kaynaklarının doğru yönetilmesi, göle ayrılan su payının düzenli olarak sağlanması ve yeraltı sularının aşırı kullanımının önlenmesi gerekiyor. Bu nedenle önümüzdeki sonbahar, Urmiye Gölü’nün geleceği açısından kritik bir dönem olabilir. Yağışların sürmesi ve etkili su yönetimi, göldeki iyileşmenin devam etmesine katkı sağlayabilir. URMİYE GÖLÜ NEDEN KURUYOR? Dünyanın 2. büyük tuz gölü olan Urmiye Gölü'nde son 20 yıldır su seviyesi son derece azalmış durumda. İran'ın kuzeyinde yaşayan Güney Azerbaycan Türkleri ise bu durumdan İran rejimini sorumlu tutuyor. Güney Azerbaycanlı aktivistler Urmiye Gölü'nün kurumasında İran rejiminin kasıtlarına dair birçok örnek sıralıyor. Öncelikli nedenlerden biri olarak Urmiye Gölü havzasındaki nehirlerin üzerine hesapsızca inşa edilen barajlar görülüyor. İran rejiminin göle akan nehirler üzerine tam 25 baraj inşa ettiği biliniyor. Ayrıca gölün ortasına inşa edilen köprü yolunun gölü kuzey ve güney olarak ikiye ayırarak su geçişini kısıtladığını, bu nedenle gölün güney kısmının kurumasının hızlandığı vurgulanıyor. Yine tarımsal sulama amaçlı açılan derin su kuyularının göle akan yeraltı kaynaklarını kuruttuğu belirtiliyor. Urmiye Gölü meselesi Güney Azerbaycanlıların Türk dili ve kimlik meselesinden sonra en çok itirazda bulunduğu konu olarak görülüyor.

İran'da Azerbaycan kimliği hedefte: Propaganda faaliyetleri arttı! Haber

İran'da Azerbaycan kimliği hedefte: Propaganda faaliyetleri arttı!

Azerbaycan, Güney Azerbaycan ve İran'da yaşayan Azerbaycanlılar arasındaki kültürel bağları zayıflatmak adına yıllar boyunca çeşitli adımlar atan İran’ın, bu amaç doğrultusunda Azerbaycan, Azerbaycan Türkçesi ve kültürüyle ilgili yürüttüğü ideolojik propagandayı ve sözde “kültürel” faaliyetlerini artırdığı gündeme getirildi. PROPAGANDANIN HEDEFİNDE BAŞTA SANATÇI VE ÖĞRENCİLER BULUNUYOR GünAz TV tarafından gündeme taşınan habere göre İran hükûmetine bağlı Devrim Muhafızları Ordusu ve İstihbarat Bakanlığı başta olmak üzere, bazı kurumların söz konusu propaganda faaliyetlerinde rol aldığı bildirildi. Söz konusu kurumların, Azerbaycan Türkü ve Güney Azerbaycanlı sanatçı, yazar, şair, müzisyen ve sivil toplum kuruluşu (STK) temsilcileriyle birlikte Azerbaycan'da yaşayan İran vatandaşları ile İranlı öğrencileri de bu faaliyetlere dâhil etmeye yönelik girişimlerinin ise arttığı ifade edildi. İRAN HÜKÛMETİNİN YÜRÜTTÜĞÜ PROPAGANDA, TÜRK KÜLTÜRÜNÜ HEDEF ALIYOR İran hükûmetinin temel amacının sözde "İran Azerbaycanı dili" kavramını geliştirmek, Tebriz kentini "Azerbaycan kimliğinin simgesi" olarak öne çıkarmak ve "dünya Azerbaycanlılarının ortak referans merkezinin Tebriz olduğu" yönünde ideolojik propaganda yürütmek olduğu kaydedildi. Defalarca Azerbaycan Cumhuriyeti'ni ziyaret ettiği, oradaki halk ve sanat çevrelerinin saygı duyduğu iddia edilen ve İran İstihbarat Bakanlığı ile bağlantılı bazı sanatçılar, kanaat önderleri, yazarlar, şairler ve aktivistlerin de bu sürece dâhil edilmesi konusunda özel bir faaliyet yürütüldüğü aktarıldı. “TEBRİZ’İN BAKÜ’NÜN GÖLGESİNDE KALDIĞI“ FİKRİNİN BENİMSENMESİ AMAÇLANIYOR İran istihbaratının temel hedeflerinden birinin "Tebriz'in Bakü'nün gölgesinde kaldığı" düşüncesini yaygınlaştırmak ve bunun değiştirilmesine yönelik sözde “öneriler” geliştirilmesini ve “somut adımlar” atılmasını sağlamak olduğu ifade edildi. Azerbaycan’ın başkenti Bakü'deki İran Kültür Merkezinin kapatılmasının ardından İran'ın, Azerbaycan’da ideolojik propaganda yürütme yöntemini değiştirdiği ve oluşturduğu yeni ağ aracılığıyla faaliyetlerini daha dolaylı yollarla sürdürmeye başladığı belirtildi. Özellikle son aylarda sosyal medya platformlarında bu amaçla çok sayıda sayfa açılması ve en popüler mesajlaşma uygulamalarından biri olan “Telegram” üzerinden pek çok kanalın açılmasının da öz konusu plan dâhilinde olduğu kaydedildi. İRANLI YETKİLİLER, AZERBAYCAN TÜRKÇESİ ÜZERİNE HATALI SÖYLEMLERDE BULUNUYOR Ayrıca İran’ın “Doğu Azerbaycan Eyaleti”ndeki bir kültür yetkilisi olan Hasan Güli’nin Azerbaycan Türkçesinde yayımlanan kitaplarla ilgili yaptığı bir açıklamada, İran'da Azerbaycan Türkçesinin edebî diliyle ve Azerbaycan Cumhuriyeti'nin resmî dil kurallarına uygun olarak hazırlanan kitapların yayımlanmasına izin verilmeyeceğine dair yer verdiği ifadelere dikkat çekildi. Azerbaycan Türkçesine yönelik yanıltıcı iddialarda bulunan Güli, "Türkçenin çeşitli lehçeleri vardır. Komşu ülkelerde de bu dil farklı lehçelerle konuşulmakta ve farklı alfabelerle yazılmaktadır. Ancak gerçek Türk dili, İran'da konuşulan Tebriz Türkçesidir. Bütün kitaplarda bu kurala uyulmalıdır." şeklinde konuşmuştu.

Tebriz'de doktora savunması Türkçe konuşulduğu gerekçesiyle durduruldu! Haber

Tebriz'de doktora savunması Türkçe konuşulduğu gerekçesiyle durduruldu!

İran'ın Güney Azerbaycan bölgesinde yer alan Tebriz kentinde, akademik dünyada büyük tepki çeken bir ana dil engeli yaşandı. Şehir planlama alanında doktora eğitimi gören Güney Azerbaycan Türkü bir öğrencinin tez savunması, oturumun soru-cevap kısmında Türkçe konuşulduğu gerekçesiyle yetkililerin müdahalesi sonucu yarıda kesildi. Sosyal medyada paylaşılan ses kaydında konuşan öğrenci, aylar süren akademik çalışmanın, yapılan maddi harcamaların ve jüri üyelerinin hazırlıklarının ardından üniversitenin araştırma biriminden bir yetkilinin oturuma müdahale ettiğini söyledi. Öğrencinin anlatımına göre yetkili, soru-cevap bölümünde kendisi ile bazı danışman ve jüri üyelerinin ana dilleri olan Türkçeyi kullanmasını gerekçe göstererek savunmanın devam etmesine izin vermedi. "SAVUNMANIN SÜRDÜRÜLMESİNE İZİN VERİLMEDİ" Öğrenci, jüri üyelerinin tez savunmasının devam etmesi yönündeki taleplerine rağmen sürecin durdurulduğunu ve savunmaya ilişkin belgelerin imzalanmak üzere akademisyenlere dahi verilmediğini bildirdi. Tüm üniversite eğitimini Farsça aldığını belirten öğrenci, yalnızca Türk kökenli akademisyenlerle Türkçe konuşmasının engellendiğini ifade ederek yaşananların kamuoyunda gündeme taşınmasını ve olayın araştırılmasını istedi. YAZARDAN TEPKİ Güney Azerbaycan Türkü yazar ve aktivist Hasan Raşidi de olaya sosyal medya üzerinden tepki gösterdi. Raşidi, "İran nüfusunun önemli bir bölümünü oluşturan Türklerin ana dili görmezden geliniyor. İlkokulda haftada iki saat ana dilinde eğitim hakkı bile tanınmıyorsa, doktora tezinin ana dilde savunulması da adeta suç olarak görülüyor." ifadelerini kullandı. ANA DİLDE EĞİTİM TARTIŞMALARI SÜRÜYOR İran'da eğitim dili büyük ölçüde Farsça olarak uygulanırken, ülkedeki Türkler başta olmak üzere farklı etnik toplulukların ana dilde eğitim talepleri uzun yıllardır tartışma konusu olmaya devam ediyor.

Güney Azerbaycan'da bir aile Türkçe isim mücadelesini kazandı Haber

Güney Azerbaycan'da bir aile Türkçe isim mücadelesini kazandı

Güney Azerbaycan'da İran rejiminin direttiği isim politikasına karşı direnen bir aile, nihayet 1 yaşındaki oğluna istedikleri ismi verebildi. Aile, İran'ın dayattığı isim listesini reddederek, çocuklarına Türkçe bir isim koydu. Güney Azerbaycan’ın Miyane kentinde yaşayan Azerbaycan Türkü bir aile, çocuklarına vermek istedikleri Türkçe ismin resmî kayıtlara geçirilmesi için yürüttükleri hukuk mücadelesini kazandı. Mahkeme, Nüfus Kayıt İdaresinin kararını iptal ederek çocuğun adının “Elyar” olarak resmî belgelere işlenmesine hükmetti. Çocuğun anne ve babası Zehra ve Said Abdullahi-Rad, gelişmeyi "Balamın Adı" kampanyası ile Dan platformuna yaptıkları açıklamayla duyurdu. Aile, 30 Aralık 2025'te dünyaya gelen oğullarına "Elyar” adını vermek istediklerini, ancak Miyane Nüfus Kayıt İdaresinin bu ismi kabul etmeyerek çocuklarını kendi istekleri dışında "İlyar" adıyla kaydettiğini belirtti. MAHKEMEYE BAŞVURDULAR Aile, "Balamın Adı" kampanyasının desteğiyle Haziran 2026'da Nüfus Kayıt İdaresine karşı dava açtı. Dava dilekçesinde, kurumun elektronik sistemde "Ə" harfi bulunan isimlerin kayıt altına alınamadığını gerekçe göstererek "Elyar" ismini reddettiği ifade edildi. Ancak aile, aynı sistemde "Faizə", "Faiqə" ve "Maidə" gibi "Ə" harfi içeren ancak Türk kökenli olmayan isimlerin resmî olarak kabul edildiğine dikkat çekerek uygulamanın çifte standart oluşturduğunu ifade etti. "SEÇTİĞİMİZ İSİM DEĞİŞTİRİLDİ" Aile, "Elyar" isminin Türk dili ve kültüründe "elin, boyun ve ailenin dostu ile dayanağı" anlamına geldiğini belirtti. Buna karşılık resmî kayıtlara geçirilen "İlyar" isminin ise "yılın dostu" anlamına geldiğini, bunun ne yaygın kullanılan ne de kendilerinin tercih ettiği bir isim olduğunu ifade etti. Valideynler, isim değişikliğinin yalnızca seçtikleri ismin anlamını bozmadığını, ileride çocukları açısından çeşitli hukuki ve idari sorunlara da yol açabileceğini dile getirdi. MAHKEME AİLEYİ HAKLI BULDU Aile, daha önce "Elyar" adıyla düzenlenmiş iki doğum belgesini de mahkemeye delil olarak sundu. Miyane Sulh Mahkemesinin 4. Dairesi, yapılan değerlendirme sonucunda Nüfus Kayıt İdaresinin uygulamasını hukuka aykırı bularak kurum aleyhine karar verdi. Mahkeme, ilgili kuruma çocuğun resmî belgelerinin "Elyar" adıyla yeniden düzenlenmesi talimatını verdi.

İran'ın öğrenci ağı ortaya çıktı: Güney Azerbaycanlı gençler hedefte Haber

İran'ın öğrenci ağı ortaya çıktı: Güney Azerbaycanlı gençler hedefte

İran'ın istihbarat ve güvenlik kurumlarının Azerbaycan'a yönelik istihbarat, propaganda ve nüfuz faaliyetlerinde İranlı ve Azerbaycanlı öğrencilerden yararlandığı ortaya çıktı. Güney Azerbaycan'da medyası GünAz TV'nin haberine göre, bu durum bazı İranlı öğrencilerin itirafları ile Azerbaycan Cumhuriyeti'nin resmî kurumları ve güvenlik raporları tarafından da doğrulandı. Aynı zamanda Azerbaycan Devlet Güvenlik Servisi ve diğer kolluk kuvvetlerinin yürüttüğü soruşturmaların, söz konusu faaliyetlerin farklı alanlarda organize edildiğini ortaya koyduğu belirtildi. Bu kişilerin, Azerbaycan'daki üniversitelerde sosyal çevre edinerek gençlerle temas kurup, ileride kullanılabilecek bağlantılar oluşturmaya çalıştığı ve bazı durumlarda iş insanı kimliği altında faaliyet göstererek yerel vatandaşlarla ilişki geliştirdiği ifade edildi. Haberde ayrıca, Ocak 2025'te Azerbaycan güvenlik güçlerinin düzenlediği operasyonlarda yıkıcı faaliyetlerde bulundukları öne sürülen 16 İran vatandaşının sınır dışı edildiği, bunlardan 11'ine ise Azerbaycan'a giriş yasağı getirildiği belirtildi. AZERBAYCAN TÜRKÜ ÖĞRENCİLER ETKİ ALTINA ALINMAK İSTENİYOR Öte yandan İran'ın, eğitim, burs ve dinî programlar aracılığıyla İran'a giden Azerbaycan Türkü öğrencileri de etki alanına almaya çalıştığı bildirildi. Kum başta olmak üzere bazı dinî eğitim merkezlerinde öğrenim gören gençlerin radikal dinî propagandaya maruz kaldığı ve ülkelerine döndüklerinde İran'ın siyasi ve ideolojik söylemlerini yaymak amacıyla kullanıldığı ifade edildi. Azerbaycan'daki İranlı öğrencilerin casusluk faaliyetlerine dâhil edilmesinin başlıca yöntemlerinden birinin devşirme ve sızma olduğu belirtiliyor. Buna göre, Azerbaycan üniversitelerinde eğitim gören bazı İran vatandaşlarının İran İstihbarat Bakanlığı ve Devrim Muhafızları Ordusu (SEPAH) tarafından iş birliğine yönlendirildiği, bu kişilerin sosyal çevrelerini genişleterek Azerbaycan Türkü öğrenciler ve gençlerle yakın ilişkiler kurmalarının istendiği ifade ediliyor. Buna göre, söz konusu kişilerden toplumdaki görüşleri öğrenmeleri ve ileride istihbarat ağına dâhil edilebilecek kişileri tespit etmeleri bekleniyor. GÜNEY AZERBAYCANLI GENÇLER HEDEFTE Aynı zamanda söz konusu kişiler iletişim engelini en aza indirmek ve Azerbaycan toplumunun İran'daki soydaşlarına yönelik hassasiyetinden yararlanmak amacıyla çoğunlukla İran'ın Azerbaycan Türklerinin yaşadığı bölgelerden seçiliyor. Kendilerini "millî hareket" veya "Ana Dili Hareketi" temsilcisi ya da İran'daki Azerbaycan Türklerinin haklarını savunan aktivistler olarak tanıtan bu kişilerin, Azerbaycan'daki millî çevreler ve bazı sivil toplum kuruluşlarında daha kolay kabul gördüğü belirtiliyor. Haberde ayrıca, İran'ın bu yöntemle Güney Azerbaycanlı gençlerin ana dillerinde eğitim alma imkânlarını zayıflatmayı ve onlara yönelik güvensizlik oluşturmayı amaçladığı yer aldı. Haberde, İran'a eğitim veya turistik amaçlarla giden bazı Azerbaycan vatandaşlarının casusluk suçlamalarıyla baskı altına alındığı, bu kapsamda öğrenci Ferid Seferli'nin İran'da tutuklanması örnek olarak gösterildi. Azerbaycan Dışişleri Bakanlığının daha önce vatandaşlarını, özellikle gençleri, İran'a seyahat konusunda defalarca uyardığı hatırlatılan haberde, güvenlik gerekçesiyle devlet destekli İran'daki eğitim programlarının durdurulduğu ifade edildi.

Urmiye Gölü için yeni tehlike: Baranduz Çayı'na baraj gündemde Haber

Urmiye Gölü için yeni tehlike: Baranduz Çayı'na baraj gündemde

Güney Azerbaycan'ın Urmiye Gölü'nü besleyen en önemli su kaynaklarından biri olan Baranduz Çayı üzerine yeni bir baraj inşa edilmesi önerisi yeniden gündeme geldi. Çevre uzmanları ve ekoloji aktivistleri, projenin gölün ekolojik dengesini daha da bozacağını ve restorasyon çalışmalarını geri dönülemez şekilde olumsuz etkileyeceğini belirterek plana tepki gösterdi. Yerel basında yer alan haberlere göre, İran Parlamentosunda Urmiye Milletvekili Seyyid Salman Zakir, Baranduz Çayı üzerinde yeni bir baraj inşa edilmesini gündeme taşıdı. Zakir, projenin bölgedeki tarımsal üretim açısından büyük önem taşıdığını belirterek inşaat çalışmalarının bir an önce başlatılmasını talep etti. Ancak çevre aktivistleri ve uzmanlar, söz konusu barajın inşa edilmesi halinde Urmiye Gölü'nün mevcut durumunun daha da kötüleşeceğini ve gölün yeniden canlandırılmasının neredeyse imkânsız hâle geleceğini ifade etti. Uzmanlara göre Baranduz Çayı, özellikle sıcak yaz aylarında Urmiye Gölü'ne düzenli su taşıyan hayati öneme sahip akarsulardan biri konumunda bulunuyor. Bu nedenle nehir üzerinde kurulacak yeni bir barajın gölün su seviyesinin korunmasına ağır darbe vuracağı ve ekolojik iyileşme sürecini ciddi biçimde sekteye uğratacağı değerlendiriliyor. “SAVUNANLAR YOK EDENLERDİR” İran'ın Doğu Azerbaycan Eyaleti Tarım ve Doğal Kaynaklar Araştırma ve Eğitim Merkezi Müdürü, Güney Azerbaycanlı ekolog ve çevreci Ahmed Bayburdi de konuya ilişkin yaptığı açıklamada, Urmiye Gölü çevresinde yeni barajların inşasını savunanların gölün yok olma sürecinden sorumlu olduğunu söyledi. Bayburdi, "Urmiye Gölü çevresinde yeni barajların yapılmasını destekleyenler gölün yok olmasının sorumluluğunu taşımaktadır. Gölü besleyen nehirler üzerine inşa edilen barajlar, ekolojik krizin derinleşmesinde doğrudan etkili olmuştur." ifadelerini kullandı. URMİYE GÖLÜ NEDEN KURUYOR? Dünyanın 2. büyük tuz gölü olan Urmiye Gölü'nde son 20 yıldır su seviyesi son derece azalmış durumda. İran'ın kuzeyinde yaşayan Güney Azerbaycan Türkleri ise bu durumdan İran rejimini sorumlu tutuyor. Güney Azerbaycanlı aktivistler Urmiye Gölü'nün kurumasında İran rejiminin kasıtlarına dair birçok örnek sıralıyor. Öncelikli nedenlerden biri olarak Urmiye Gölü havzasındaki nehirlerin üzerine hesapsızca inşa edilen barajlar görülüyor. İran rejiminin göle akan nehirler üzerine tam 25 baraj inşa ettiği biliniyor. Ayrıca gölün ortasına inşa edilen köprü yolunun gölü kuzey ve güney olarak ikiye ayırarak su geçişini kısıtladığını, bu nedenle gölün güney kısmının kurumasının hızlandığı vurgulanıyor. Yine tarımsal sulama amaçlı açılan derin su kuyularının göle akan yeraltı kaynaklarını kuruttuğu belirtiliyor. Urmiye Gölü meselesi Güney Azerbaycanlıların Türk dili ve kimlik meselesinden sonra en çok itirazda bulunduğu konu olarak görülüyor.

15 yıl sonra yeniden hayat buldu: Güney Azerbaycan'daki Kara Kışlak Bataklığı canlandı! Haber

15 yıl sonra yeniden hayat buldu: Güney Azerbaycan'daki Kara Kışlak Bataklığı canlandı!

Güney Azerbaycan'da, Urmiye Gölü havzasında bulunan Binab ilçesindeki Kara Kışlak Bataklığı, 15 yıl aradan sonra yeniden su tutarak canlandı. Yerel basında yer alan haberlere göre, son aylarda mevsim normallerinin üzerinde gerçekleşen yağışlar, bölgenin yeniden eski ekolojik yapısına kavuşmasında belirleyici rol oynadı. Yaklaşık 22 bin 250 hektarlık alana yayılan Kara Kışlak Bataklığı, zengin biyolojik çeşitliliğiyle bölgenin önemli doğal miras alanlarından biri olarak biliniyor. Bataklık, 153 kuş türüne ev sahipliği yapmasının yanı sıra 27 memeli, 16 balık ve 7 sürüngen türünü barındırıyor. Bölgede ayrıca yaklaşık 2 bin 500 bitki türünün bulunduğu belirtiliyor. Uzmanlar, sulak alanın yeniden canlanmasının hem bölgedeki ekosistemin korunması hem de göçmen kuşların yaşam alanlarının iyileştirilmesi açısından önemli bir gelişme olduğuna dikkat çekiyor. URMİYE GÖLÜ'NDE SU SEVİYESİ YÜKSELDİ, ANCAK TEHLİKE GEÇMEDİ İran'ın Doğu Azerbaycan Eyaleti Çevre Koruma Kurumu Müdürü Muhammed Hüseyin Hasanzade, son yağışların ardından Urmiye Gölü'ndeki su hacminin 4 milyar 800 milyon metreküpe yükseldiğini açıklamıştı. Hasanzade'nin verdiği bilgilere göre, gölün yüzey alanı da artarak 3 bin 100 kilometrekareye ulaştı. Hasanzade, yaz aylarında yüksek sıcaklıklar nedeniyle göldeki suyun yaklaşık 2 milyar metreküplük bölümünün buharlaşmasının beklendiğini belirtti. Uzun yıllardır kuraklık, iklim değişikliği ve su kaynaklarının yanlış kullanımı nedeniyle ciddi küçülme yaşayan Urmiye Gölü, son yağışlarla birlikte kısmi toparlanma sinyalleri verdi. GÖL SEYİYESİ HÂLÂ KAPASİTESİNİN ALTINDA Uzmanlar, göldeki su seviyesindeki artışın olumlu bir gelişme olduğunu ancak mevcut seviyenin hâlâ kapasitesin oldukça altında bulunduğunu vurguluyor. Urmiye Gölü'nün maksimum su kapasitesi 32 milyar metreküp, ortalama kapasitesi ise 15 milyar metreküp olarak biliniyor. URMİYE GÖLÜ NEDEN KURUYOR? Dünyanın 2. büyük tuz gölü olan Urmiye Gölü'nde son 20 yıldır su seviyesi son derece azalmış durumda. İran'ın kuzeyinde yaşayan Güney Azerbaycan Türkleri ise bu durumdan İran rejimini sorumlu tutuyor. Güney Azerbaycanlı aktivistler Urmiye Gölü'nün kurumasında İran rejiminin kasıtlarına dair birçok örnek sıralıyor. Öncelikli nedenlerden biri olarak Urmiye Gölü havzasındaki nehirlerin üzerine hesapsızca inşa edilen barajlar görülüyor. İran rejiminin göle akan nehirler üzerine tam 25 baraj inşa ettiği biliniyor. Ayrıca gölün ortasına inşa edilen köprü yolunun gölü kuzey ve güney olarak ikiye ayırarak su geçişini kısıtladığını, bu nedenle gölün güney kısmının kurumasının hızlandığı vurgulanıyor. Yine tarımsal sulama amaçlı açılan derin su kuyularının göle akan yeraltı kaynaklarını kuruttuğu belirtiliyor. Tüm bunları 2000'li yılların başından beri ifade ettiklerini belirten Türk aktivistler ve çevreciler, verilen sözlerin yerine getirilmediğini aktarıyor. Özellikle bu konu hakkında yapılan tüm gösterilerde yüzlerce insanın tutuklandığı belirtiliyor. Urmiye Gölü meselesi Güney Azerbaycanlıların Türk dili ve kimlik meselesinden sonra en çok itirazda bulunduğu konu olarak görülüyor.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.