SON DAKİKA
Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#Güney Azerbaycan

QHA - Kırım Haber Ajansı - Güney Azerbaycan haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Güney Azerbaycan haber sayfasında canlı gelişmelerle ulaşabilirsiniz.

Urmiye Gölü’nde tehlike sürüyor: Ekolojik denge henüz sağlanamadı Haber

Urmiye Gölü’nde tehlike sürüyor: Ekolojik denge henüz sağlanamadı

Güney Azerbaycan’da bulunan Urmiye Gölü’nün su hacmi 2 milyar 520 milyon metreküpe, yüzey alanı ise bin 946 kilometrekareye ulaştı. Yetkililer, geçen yılın aynı dönemine göre iyileşme kaydedilmesine rağmen gölün ekolojik dengesine henüz kavuşamadığını belirtti. İran'ın Batı Azerbaycan Eyaleti Bölgesel Su Şirketi Başkanı Mecid Resteqari, Urmiye Gölü’nün mevcut su durumuna ilişkin açıklamalarda bulundu. Resteqari, göldeki su hacminin 2 milyar 520 milyon metreküp olduğunu, su seviyesinin bin 270,63 metreye, yüzey alanının ise bin 946 kilometrekareye ulaştığını bildirdi. Mevcut su miktarının geçen yılın aynı dönemine kıyasla daha yüksek olduğunu belirten Resteqari, bu artışın gölün yeniden eski durumuna döndüğü anlamına gelmediğini vurguladı. Resteqari, Urmiye Gölü’nün ekolojik denge seviyesine ulaşması için daha uzun bir yol bulunduğunu ifade etti. GÖLÜN ESKİ SEVİYESİNE ULAŞMASI İÇİN BÜYÜK MİKTARDA SU GEREKİYOR Bir dönem dünyanın en büyük tuz göllerinden biri olan Urmiye Gölü, son yıllarda kuraklık, iklim değişikliği, su kaynaklarının aşırı kullanımı ve gölü besleyen nehirler üzerindeki su yönetimi uygulamaları gibi etkenler nedeniyle ciddi ölçüde küçüldü. Tarihsel ideal ekolojik kapasitesinin yaklaşık 30-32 milyar metreküp olduğu belirtilen gölün yüzey alanı, bu dönemde yaklaşık 5 bin-6 bin kilometrekareye kadar ulaşıyordu. Mevcut 2 milyar 520 milyon metreküplük su hacmi, gölün tarihsel ideal kapasitesinin oldukça altında bulunuyor. Güncel su miktarı, belirtilen tarihsel kapasitenin yaklaşık yüzde 8’ine karşılık geliyor. Urmiye Gölü’nün yeniden ekolojik dengesine kavuşabilmesi için yalnızca su seviyesinin geçici olarak yükselmesi yeterli görülmüyor. Gölü besleyen su kaynaklarının korunması, su tüketiminin yönetilmesi ve kuraklığın etkilerinin azaltılması da önem taşıyor. URMİYE GÖLÜ NEDEN KURUYOR? Dünyanın 2. büyük tuz gölü olan Urmiye Gölü'nde son 20 yıldır su seviyesi son derece azalmış durumda. İran'ın kuzeyinde yaşayan Güney Azerbaycan Türkleri ise bu durumdan İran rejimini sorumlu tutuyor. Güney Azerbaycanlı aktivistler Urmiye Gölü'nün kurumasında İran rejiminin kasıtlarına dair birçok örnek sıralıyor. Öncelikli nedenlerden biri olarak Urmiye Gölü havzasındaki nehirlerin üzerine hesapsızca inşa edilen barajlar görülüyor. İran rejiminin göle akan nehirler üzerine tam 25 baraj inşa ettiği biliniyor. Ayrıca gölün ortasına inşa edilen köprü yolunun gölü kuzey ve güney olarak ikiye ayırarak su geçişini kısıtladığını, bu nedenle gölün güney kısmının kurumasının hızlandığı vurgulanıyor. Yine tarımsal sulama amaçlı açılan derin su kuyularının göle akan yeraltı kaynaklarını kuruttuğu belirtiliyor. Urmiye Gölü meselesi Güney Azerbaycanlıların Türk dili ve kimlik meselesinden sonra en çok itirazda bulunduğu konu olarak görülüyor.

Traktör Tebriz'den İran Futbol Federasyonun kararlarına tepki: “Bizi ezmek istiyorlar” Haber

Traktör Tebriz'den İran Futbol Federasyonun kararlarına tepki: “Bizi ezmek istiyorlar”

İran Futbol Federasyonu Disiplin Komitesinin Güney Azerbaycan Türklerinin takımı Traktör Tebriz kulübüne yönelik kararı, kulüp yönetiminin sert tepkisine yol açtı. Federasyon, Traktör Tebriz’in menajeri Hüdadad Azizi’ye 4 ay futboldan men cezası verdi. Traktör Tebriz Kulübü Yönetim Kurulu Sözcüsü Muhammed Hasan Nejad, “360” programında yaptığı açıklamada, İran futbolunda “totaliter bir azınlığın” bulunduğunu ve bu grubun onlarca yıldır hakemlik ile futboldaki karar alma süreçlerini kendi kontrolünde tutmaya çalıştığını bildirdi. Nejad, Traktör’ün söz konusu yapıya karşı durduğu için baskı ve ağır cezalarla karşı karşıya bırakıldığını ifade etti. Kulüp Sözcüsü, “Traktör’ü federasyondaki totaliter yönetimin karşısında durduğu için ezmek istiyorlar.” ifadeleriyle federasyona yönelik eleştirilerini sertleştirdi. CEZALARDA EŞİTSİZLİK VURGUSU İran Futbol Federasyonunun kararını değerlendiren Nejad, Traktör Tebriz ile Golgohar Sircan arasında oynanan karşılaşmada yaşanan gerginliğe de değindi. Nejad’a göre, maç sırasında yaşanan sözlü tartışmanın başlamasında Golgohar Sircan oyuncusu Omid Alahşah’ın da rolü bulunmasına rağmen futbolcuya 4 maçlık ceza verildi. Buna karşılık Traktör Tebriz’in menajeri Hudadad Azizi’nin 4 ay futboldan men edilmesi, kulüp yönetimi tarafından orantısız bir yaptırım olarak değerlendirildi. Nejad, İran futbolunda kararların tüm takımlara eşit uygulanmadığını vurgulayarak, Traktör’ün maruz kaldığı uygulamaların kulübe yönelik baskının göstergesi olduğunu bildirdi. “KURALLAR HERKESE EŞİT UYGULANMALI” Traktör Kulübü Sözcüsü ayrıca Traktör futbolcularına yönelik hakaret ve küfürlere dikkat çekti. Sportmenlik dışı davranışların cezalandırılmasına karşı olmadıklarını belirten Nejad, ancak bunun tüm takımlara ve futbolculara aynı standartlarla uygulanması gerektiğini söyledi. Nejad, hakaret ve futbol sahasındaki sınırları aşan davranışlar cezalandırılıyorsa, federasyonun bu konuda çifte standart uygulamaması gerektiğini vurguladı.

“Büyük Türkçe Sözlük” yayımlandı: Hemedan Türklerinin diline önemli katkı Haber

“Büyük Türkçe Sözlük” yayımlandı: Hemedan Türklerinin diline önemli katkı

İran'ın Hemedan eyaletinde yaşayan Türklerin yerel dil ve lehçesini kayıt altına alan “Büyük Türkçe Sözlük” yayımlandı. Yazar, şair ve çevirmen Azim Serudeliri tarafından 18 yıllık araştırmanın sonucunda hazırlanan sözlükte, Hemedan’ın yerel Türk dili ve lehçesinde kullanılan 9 bin 116 kelime ve ifade yer alıyor. 18 YILLIK ARAŞTIRMANIN ÜRÜNÜ Hemedan eyaletinin Türk nüfusunun yoğun olduğu Famen şehrinden olan Azim Serudeliri, uzun yıllar boyunca bölgenin dil özellikleri üzerine araştırmalar yürüttü. Bu çalışmaların sonucunda hazırlanan “Büyük Türkçe Sözlük”, Hemedan Türklerinin günlük yaşamda kullandığı kelime ve ifadeleri bir araya getiriyor. Sözlükte yer alan 9 bin 116 kelime ve ifade, bölgede konuşulan Türkçenin kendine özgü kelime hazinesinin belgelenmesi açısından önem taşıyor. Eserin, Hemedan Türklerinin dil ve kültürel mirasının gelecek nesillere aktarılmasına katkı sağlaması hedefleniyor. HEMEDAN AĞZI TÜRKÇESİNİN SÖZ VARLIĞI KAYIT ALTINA ALINDI Yerel ağız ve lehçelerin yazılı kaynaklarla belgelenmesi, dil mirasının korunması açısından önem taşıyor. “Büyük Türkçe Sözlük” de Hemedan bölgesinde kullanılan Türkçe kelimeleri ve ifadeleri kapsamlı şekilde bir araya getirerek bölgenin dil zenginliğini ortaya koyuyor. Çalışma, aynı zamanda Hemedan Türklerinin kültürel kimliğinin önemli unsurlarından biri olan yerel dilin araştırılması için kaynak niteliği taşıyor. YAZARIN DAHA ÖNCEKİ ESERLERİ Azim Serudeliri daha önce de Türk dili ve edebiyatı alanında eserler kaleme aldı. Yazarın “Türkçe Hikmetli Meseller”adlı kitabı daha önce yayımlanırken, Türkçe şiirlerinden oluşan “Kızıl Dağlar” adlı eseri de okuyucuyla buluştu. “Büyük Türkçe Sözlük” ise Serudeliri’nin 18 yıllık çalışmasının ürünü olarak Hemedan Türklerinin diline odaklanan en kapsamlı eserlerinden biri olarak öne çıkıyor. Sözlük, bölgede kullanılan 9 bin 116 kelime ve ifadeyi kayıt altına alarak Hemedan Türkçesinin söz varlığının korunmasına önemli bir katkı sunuyor.

İran'da Güney Azerbaycan Türkü sivil ve siyasi aktivistlere yönelik baskılar artıyor! Haber

İran'da Güney Azerbaycan Türkü sivil ve siyasi aktivistlere yönelik baskılar artıyor!

İran'da son dönemde yaşanan siyasi ve güvenlik gelişmelerinin ardından sivil ve siyasi faaliyetlere yönelik kısıtlamaların ağırlaştığı bildirildi. GünAz TV'nin haberine göre; çeşitli raporlara göre vatandaşlar, sivil toplum aktivistleri, gazeteciler, akademisyenler ve siyasi aktivistler gözaltı, tutuklama ve ceza soruşturmalarıyla karşı karşıya kalıyor. Bazı kişiler hakkında uzun süreli hapis ve idam cezası riski bulunduğu belirtiliyor. Bu süreçten, özellikle Güney Azerbaycan Türklerinin haklarının savunulması amacıyla faaliyet gösteren sivil ve siyasi aktivistlerin de etkilendiği ifade ediliyor. Son bir yıl içerisinde Batı Azerbaycan, Doğu Azerbaycan, Tahran, Elburz, Erdebil, Zencan, Kazvin ve Hemedan başta olmak üzere farklı eyaletlerde çok sayıda Güney Azerbaycan Türkü aktivistin gözaltına alınarak tutuklandığı, bazı aktivistlerin ise ceza soruşturması, tekrarlanan ifade çağrıları ve adli kontrol uygulamalarıyla karşı karşıya kaldığı aktarılıyor. Aktivistlerin önemli bir bölümünün "güvenliği bozmak amacıyla yasa dışı örgüt kurmak veya bu tür örgütlere üye olmak", "devlet güvenliğine karşı suç işlemek amacıyla toplantı düzenlemek ve anlaşmak" ve "rejim karşıtı propaganda yapmak" gibi güvenlik suçlamalarıyla yargılandığı ve mahkûm edildiği belirtiliyor. ADİL YARGILANMA KONUSUNDA ENDİŞELER Aktivistlere ilişkin bazı davalarda adil yargılanma standartlarına uyulmadığı yönünde ciddi endişeler bulunduğu bildiriliyor. Raporlarda, bazı sanıkların seçtikleri avukatlara zamanında ve etkili biçimde erişemediği, duruşmaların çok kısa sürede gerçekleştirildiği ve sanıkların dosya kapsamını inceleyerek etkili savunma hazırlama imkânından mahrum bırakıldığı belirtiliyor. Ayrıca güvenlik güçlerinin baskısı, uzun süreli sorgular, kötü muamele ve tehdit yoluyla itiraf alınmaya çalışıldığı yönünde açıklamaların bulunduğu aktarılıyor. Aktivistlerin mahkûmiyetlerinde güvenlik kurumlarınca hazırlanan raporların önemli rol oynadığı, kültürel, dilsel ve toplumsal kimlikle bağlantılı barışçıl faaliyetlerin de bazı davalarda cezai kovuşturmanın gerekçesi olarak değerlendirildiği ifade ediliyor. İfade ve düşünce özgürlüğü, barışçıl toplanma ve örgütlenme özgürlüğü ile kültürel ve dilsel kimliği koruma hakkının ise İran Anayasası ve uluslararası insan hakları belgeleri kapsamında güvence altında olduğu belirtiliyor. İran'ın Medeni ve Siyasi Haklara İlişkin Uluslararası Sözleşme ile Ekonomik, Sosyal ve Kültürel Haklara İlişkin Uluslararası Sözleşme'ye taraf olduğu hatırlatılırken, bu kapsamda adil yargılanma, masumiyet karinesi, avukata erişim, işkence ve kötü muamele yasağı gibi temel haklara saygı gösterilmesi gerektiği vurgulanıyor. TUTUKLU AKTİVİSTLERİN SAĞLIK DURUMLARI DA GÜNDEMDE Tutuklu bulunan bazı Güney Azerbaycan Türkü aktivistlerin sağlık durumlarına ilişkin de endişe verici bilgiler bulunduğu bildiriliyor. Bazı mahkûmların çeşitli hastalıklardan muzdarip olduğu ve uzman sağlık hizmetlerine ihtiyaç duyduğu, ancak tıbbi hizmetlere, hastanelere sevke veya gerekli ilaçlara erişimde kısıtlamalar ve gecikmeler yaşadığı aktarılıyor. Bu durumun İran'ın iç hukukundaki düzenlemelerin yanı sıra devletin uluslararası sağlık hakkı yükümlülükleri ve Birleşmiş Milletlerin (BM) Mahpuslara Muameleye İlişkin Asgari Standart Kuralları'yla da bağdaşmadığı ifade ediliyor. 21 GÜNEY AZERBAYCAN TÜRKÜ AKTİVİST TUTUKLU Açıklamada şu anda cezaevlerinde tutulan Güney Azerbaycan Türkü aktivistlerin isimleri de paylaşıldı. Listede Abbas Lisani, Esger Ekberzade, Siyamek Mirzayi, Yusuf Kari, Araz Aman, Ayaz Seyfxah, Ayet Mehralibeyli, Bağır Hacızade, Ali Babayi, Ali Vasıki, Emin Tegizade, Fatime Ateşi Hiyavi, Kerem Merdane, Mahmud Okçalı, Mehemmed Meliki, Mürtaza Pervin, Rıza Selimi, Salar Tahir Efşar, Semed Heyderi, Tahir Nekavi ve Vedud Esedi yer alıyor. Ayrıca onlarca Güney Azerbaycan Türkü aktivistin kefaletle geçici olarak serbest bırakıldığı, ancak haklarındaki davaların sürdüğü veya verilen mahkûmiyet kararlarının infaz aşamasına geldiği belirtiliyor. Açıklamada, Güney Azerbaycan Türkü sivil ve siyasi aktivistlerin temel haklarına tam olarak riayet edilmesi, yargı süreçlerinin adil yargılanma standartlarına uygun yürütülmesi ve tutukluların sağlık ve insan onurunun korunması çağrısında bulunuluyor. Devletler, BM özel raportörleri, BM'nin İran Hakikat Araştırma Misyonu ve uluslararası insan hakları kuruluşlarından da söz konusu davaları yakından takip etmeleri isteniyor.

Urmiye Gölü’nde 20 yıl sonra umut: Su seviyesi yeniden yükseliyor Haber

Urmiye Gölü’nde 20 yıl sonra umut: Su seviyesi yeniden yükseliyor

Güney Azerbaycan'ın incisi Urmiye Gölü, yıllardır süren kuraklık ve su kıtlığının ardından yeniden canlanma belirtileri gösteriyor. Son dönemde artan yağışlar ve El Nino etkisinin sürmesi, gölün geleceğine ilişkin umutları artırıyor. Doğu Azerbaycan Bölgesel Su Şirketi verilerine göre, bu yağış döneminde Urmiye Gölü havzasına ulaşan su miktarı 4,5 milyar metreküpü aştı. Bu miktarın, göl için belirlenen su tahsisinin üzerinde olduğu belirtildi. Göl havzasındaki yağış miktarı da 391 milimetreye ulaştı. Bu rakam, geçen yıla göre yüzde 67, uzun dönem ortalamasına göre ise yüzde 33,4 daha yüksek. EL NİNO UMUTLARI ARTIRIYOR İklim tahminlerine göre El Nino hava olayının sonbahar ve kış aylarında devam etme ihtimali yüksek. Araştırmalar, El Nino dönemlerinin İran genelinde ve özellikle ülkenin kuzeybatısında yağışların artmasına katkıda bulunabileceğini gösteriyor. Ancak uzman değerlendirmelerine göre El Nino’nun Urmiye havzasında mutlaka daha fazla yağış getireceğinin garantisi bulunmuyor. GÖLÜN KURTULUŞU YALNIZCA YAĞIŞA BAĞLI DEĞİL Urmiye Gölü’nün kalıcı şekilde toparlanabilmesi için yağışların yanı sıra su kaynaklarının doğru yönetilmesi, göle ayrılan su payının düzenli olarak sağlanması ve yeraltı sularının aşırı kullanımının önlenmesi gerekiyor. Bu nedenle önümüzdeki sonbahar, Urmiye Gölü’nün geleceği açısından kritik bir dönem olabilir. Yağışların sürmesi ve etkili su yönetimi, göldeki iyileşmenin devam etmesine katkı sağlayabilir. URMİYE GÖLÜ NEDEN KURUYOR? Dünyanın 2. büyük tuz gölü olan Urmiye Gölü'nde son 20 yıldır su seviyesi son derece azalmış durumda. İran'ın kuzeyinde yaşayan Güney Azerbaycan Türkleri ise bu durumdan İran rejimini sorumlu tutuyor. Güney Azerbaycanlı aktivistler Urmiye Gölü'nün kurumasında İran rejiminin kasıtlarına dair birçok örnek sıralıyor. Öncelikli nedenlerden biri olarak Urmiye Gölü havzasındaki nehirlerin üzerine hesapsızca inşa edilen barajlar görülüyor. İran rejiminin göle akan nehirler üzerine tam 25 baraj inşa ettiği biliniyor. Ayrıca gölün ortasına inşa edilen köprü yolunun gölü kuzey ve güney olarak ikiye ayırarak su geçişini kısıtladığını, bu nedenle gölün güney kısmının kurumasının hızlandığı vurgulanıyor. Yine tarımsal sulama amaçlı açılan derin su kuyularının göle akan yeraltı kaynaklarını kuruttuğu belirtiliyor. Urmiye Gölü meselesi Güney Azerbaycanlıların Türk dili ve kimlik meselesinden sonra en çok itirazda bulunduğu konu olarak görülüyor.

İran'da Azerbaycan kimliği hedefte: Propaganda faaliyetleri arttı! Haber

İran'da Azerbaycan kimliği hedefte: Propaganda faaliyetleri arttı!

Azerbaycan, Güney Azerbaycan ve İran'da yaşayan Azerbaycanlılar arasındaki kültürel bağları zayıflatmak adına yıllar boyunca çeşitli adımlar atan İran’ın, bu amaç doğrultusunda Azerbaycan, Azerbaycan Türkçesi ve kültürüyle ilgili yürüttüğü ideolojik propagandayı ve sözde “kültürel” faaliyetlerini artırdığı gündeme getirildi. PROPAGANDANIN HEDEFİNDE BAŞTA SANATÇI VE ÖĞRENCİLER BULUNUYOR GünAz TV tarafından gündeme taşınan habere göre İran hükûmetine bağlı Devrim Muhafızları Ordusu ve İstihbarat Bakanlığı başta olmak üzere, bazı kurumların söz konusu propaganda faaliyetlerinde rol aldığı bildirildi. Söz konusu kurumların, Azerbaycan Türkü ve Güney Azerbaycanlı sanatçı, yazar, şair, müzisyen ve sivil toplum kuruluşu (STK) temsilcileriyle birlikte Azerbaycan'da yaşayan İran vatandaşları ile İranlı öğrencileri de bu faaliyetlere dâhil etmeye yönelik girişimlerinin ise arttığı ifade edildi. İRAN HÜKÛMETİNİN YÜRÜTTÜĞÜ PROPAGANDA, TÜRK KÜLTÜRÜNÜ HEDEF ALIYOR İran hükûmetinin temel amacının sözde "İran Azerbaycanı dili" kavramını geliştirmek, Tebriz kentini "Azerbaycan kimliğinin simgesi" olarak öne çıkarmak ve "dünya Azerbaycanlılarının ortak referans merkezinin Tebriz olduğu" yönünde ideolojik propaganda yürütmek olduğu kaydedildi. Defalarca Azerbaycan Cumhuriyeti'ni ziyaret ettiği, oradaki halk ve sanat çevrelerinin saygı duyduğu iddia edilen ve İran İstihbarat Bakanlığı ile bağlantılı bazı sanatçılar, kanaat önderleri, yazarlar, şairler ve aktivistlerin de bu sürece dâhil edilmesi konusunda özel bir faaliyet yürütüldüğü aktarıldı. “TEBRİZ’İN BAKÜ’NÜN GÖLGESİNDE KALDIĞI“ FİKRİNİN BENİMSENMESİ AMAÇLANIYOR İran istihbaratının temel hedeflerinden birinin "Tebriz'in Bakü'nün gölgesinde kaldığı" düşüncesini yaygınlaştırmak ve bunun değiştirilmesine yönelik sözde “öneriler” geliştirilmesini ve “somut adımlar” atılmasını sağlamak olduğu ifade edildi. Azerbaycan’ın başkenti Bakü'deki İran Kültür Merkezinin kapatılmasının ardından İran'ın, Azerbaycan’da ideolojik propaganda yürütme yöntemini değiştirdiği ve oluşturduğu yeni ağ aracılığıyla faaliyetlerini daha dolaylı yollarla sürdürmeye başladığı belirtildi. Özellikle son aylarda sosyal medya platformlarında bu amaçla çok sayıda sayfa açılması ve en popüler mesajlaşma uygulamalarından biri olan “Telegram” üzerinden pek çok kanalın açılmasının da öz konusu plan dâhilinde olduğu kaydedildi. İRANLI YETKİLİLER, AZERBAYCAN TÜRKÇESİ ÜZERİNE HATALI SÖYLEMLERDE BULUNUYOR Ayrıca İran’ın “Doğu Azerbaycan Eyaleti”ndeki bir kültür yetkilisi olan Hasan Güli’nin Azerbaycan Türkçesinde yayımlanan kitaplarla ilgili yaptığı bir açıklamada, İran'da Azerbaycan Türkçesinin edebî diliyle ve Azerbaycan Cumhuriyeti'nin resmî dil kurallarına uygun olarak hazırlanan kitapların yayımlanmasına izin verilmeyeceğine dair yer verdiği ifadelere dikkat çekildi. Azerbaycan Türkçesine yönelik yanıltıcı iddialarda bulunan Güli, "Türkçenin çeşitli lehçeleri vardır. Komşu ülkelerde de bu dil farklı lehçelerle konuşulmakta ve farklı alfabelerle yazılmaktadır. Ancak gerçek Türk dili, İran'da konuşulan Tebriz Türkçesidir. Bütün kitaplarda bu kurala uyulmalıdır." şeklinde konuşmuştu.

Tebriz'de doktora savunması Türkçe konuşulduğu gerekçesiyle durduruldu! Haber

Tebriz'de doktora savunması Türkçe konuşulduğu gerekçesiyle durduruldu!

İran'ın Güney Azerbaycan bölgesinde yer alan Tebriz kentinde, akademik dünyada büyük tepki çeken bir ana dil engeli yaşandı. Şehir planlama alanında doktora eğitimi gören Güney Azerbaycan Türkü bir öğrencinin tez savunması, oturumun soru-cevap kısmında Türkçe konuşulduğu gerekçesiyle yetkililerin müdahalesi sonucu yarıda kesildi. Sosyal medyada paylaşılan ses kaydında konuşan öğrenci, aylar süren akademik çalışmanın, yapılan maddi harcamaların ve jüri üyelerinin hazırlıklarının ardından üniversitenin araştırma biriminden bir yetkilinin oturuma müdahale ettiğini söyledi. Öğrencinin anlatımına göre yetkili, soru-cevap bölümünde kendisi ile bazı danışman ve jüri üyelerinin ana dilleri olan Türkçeyi kullanmasını gerekçe göstererek savunmanın devam etmesine izin vermedi. "SAVUNMANIN SÜRDÜRÜLMESİNE İZİN VERİLMEDİ" Öğrenci, jüri üyelerinin tez savunmasının devam etmesi yönündeki taleplerine rağmen sürecin durdurulduğunu ve savunmaya ilişkin belgelerin imzalanmak üzere akademisyenlere dahi verilmediğini bildirdi. Tüm üniversite eğitimini Farsça aldığını belirten öğrenci, yalnızca Türk kökenli akademisyenlerle Türkçe konuşmasının engellendiğini ifade ederek yaşananların kamuoyunda gündeme taşınmasını ve olayın araştırılmasını istedi. YAZARDAN TEPKİ Güney Azerbaycan Türkü yazar ve aktivist Hasan Raşidi de olaya sosyal medya üzerinden tepki gösterdi. Raşidi, "İran nüfusunun önemli bir bölümünü oluşturan Türklerin ana dili görmezden geliniyor. İlkokulda haftada iki saat ana dilinde eğitim hakkı bile tanınmıyorsa, doktora tezinin ana dilde savunulması da adeta suç olarak görülüyor." ifadelerini kullandı. ANA DİLDE EĞİTİM TARTIŞMALARI SÜRÜYOR İran'da eğitim dili büyük ölçüde Farsça olarak uygulanırken, ülkedeki Türkler başta olmak üzere farklı etnik toplulukların ana dilde eğitim talepleri uzun yıllardır tartışma konusu olmaya devam ediyor.

Güney Azerbaycan'da bir aile Türkçe isim mücadelesini kazandı Haber

Güney Azerbaycan'da bir aile Türkçe isim mücadelesini kazandı

Güney Azerbaycan'da İran rejiminin direttiği isim politikasına karşı direnen bir aile, nihayet 1 yaşındaki oğluna istedikleri ismi verebildi. Aile, İran'ın dayattığı isim listesini reddederek, çocuklarına Türkçe bir isim koydu. Güney Azerbaycan’ın Miyane kentinde yaşayan Azerbaycan Türkü bir aile, çocuklarına vermek istedikleri Türkçe ismin resmî kayıtlara geçirilmesi için yürüttükleri hukuk mücadelesini kazandı. Mahkeme, Nüfus Kayıt İdaresinin kararını iptal ederek çocuğun adının “Elyar” olarak resmî belgelere işlenmesine hükmetti. Çocuğun anne ve babası Zehra ve Said Abdullahi-Rad, gelişmeyi "Balamın Adı" kampanyası ile Dan platformuna yaptıkları açıklamayla duyurdu. Aile, 30 Aralık 2025'te dünyaya gelen oğullarına "Elyar” adını vermek istediklerini, ancak Miyane Nüfus Kayıt İdaresinin bu ismi kabul etmeyerek çocuklarını kendi istekleri dışında "İlyar" adıyla kaydettiğini belirtti. MAHKEMEYE BAŞVURDULAR Aile, "Balamın Adı" kampanyasının desteğiyle Haziran 2026'da Nüfus Kayıt İdaresine karşı dava açtı. Dava dilekçesinde, kurumun elektronik sistemde "Ə" harfi bulunan isimlerin kayıt altına alınamadığını gerekçe göstererek "Elyar" ismini reddettiği ifade edildi. Ancak aile, aynı sistemde "Faizə", "Faiqə" ve "Maidə" gibi "Ə" harfi içeren ancak Türk kökenli olmayan isimlerin resmî olarak kabul edildiğine dikkat çekerek uygulamanın çifte standart oluşturduğunu ifade etti. "SEÇTİĞİMİZ İSİM DEĞİŞTİRİLDİ" Aile, "Elyar" isminin Türk dili ve kültüründe "elin, boyun ve ailenin dostu ile dayanağı" anlamına geldiğini belirtti. Buna karşılık resmî kayıtlara geçirilen "İlyar" isminin ise "yılın dostu" anlamına geldiğini, bunun ne yaygın kullanılan ne de kendilerinin tercih ettiği bir isim olduğunu ifade etti. Valideynler, isim değişikliğinin yalnızca seçtikleri ismin anlamını bozmadığını, ileride çocukları açısından çeşitli hukuki ve idari sorunlara da yol açabileceğini dile getirdi. MAHKEME AİLEYİ HAKLI BULDU Aile, daha önce "Elyar" adıyla düzenlenmiş iki doğum belgesini de mahkemeye delil olarak sundu. Miyane Sulh Mahkemesinin 4. Dairesi, yapılan değerlendirme sonucunda Nüfus Kayıt İdaresinin uygulamasını hukuka aykırı bularak kurum aleyhine karar verdi. Mahkeme, ilgili kuruma çocuğun resmî belgelerinin "Elyar" adıyla yeniden düzenlenmesi talimatını verdi.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.