SON DAKİKA
Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#Güvenlik

QHA - Kırım Haber Ajansı - Güvenlik haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Güvenlik haber sayfasında canlı gelişmelerle ulaşabilirsiniz.

Ukrayna ve 9 ülke Kıyiv Deklarasyonu'nu kabul etti Haber

Ukrayna ve 9 ülke Kıyiv Deklarasyonu'nu kabul etti

Ukrayna'nın başkenti Kıyiv'de, Ukrayna Devlet Günü'nde düzenlenen 5. Ukrayna - Güneydoğu Avrupa Zirvesi'nden Rusya'ya karşı ortak cephe kararlılığı çıktı. Ukrayna ve bölgedeki 9 ülkenin liderleri, Avrupa Komisyonu Başkanı Ursula von der Leyen'in katılımıyla Kıyiv Deklarasyonu'nu kabul etti. Ukrayna Cumhurbaşkanlığı Ofisi tarafından yayımlanan deklarasyon metninde, zirvenin Atina, Tiran, Dubrovnik ve Odesa'daki önceki adımların devamı olduğu vurgulanarak, Ukrayna'nın egemenliği ve bağımsızlığı olmadan Avrupa'da kalıcı bir barış, güvenlik ve istikrarın sağlanamayacağının altı çizildi. RUSYA’YA ACİL ÇAĞRI: ÇOCUKLARI VE ESİRLERİ GERİ VERİN İmzalanan ortak belgede, Rusya'nın 2014 yılından bu yana sürdürdüğü yasa dışı ve haksız askeri saldırganlığı en güçlü şekilde kınandı. Liderler, Rusya'ya savaşı derhal durdurma çağrısı yaparken, başta çocuklar olmak üzere yasa dışı yollarla sınır dışı edilen tüm Ukrayna vatandaşlarının geri getirilmesini, esir tutulan sivillerin ve savaş esirlerinin derhal serbest bırakılmasını talep etti. Bununla birlikte, Rus ordusunun Kıyiv ve diğer bölgelerdeki sivil alanlar ile enerji altyapısına yönelik düzenli balistik füze saldırıları sert bir dille kınandı. Ukrayna'nın balistik füzeleri önleme kapasitesine sahip gelişmiş hava savunma sistemleri ve füzelerle acilen tahkim edilmesinin stratejik bir öncelik olduğu vurgulandı. TOPRAK BÜTÜNLÜĞÜNE TAM DESTEK VE YENİDEN İNŞA SÖZÜ Deklarasyonda, Rusya'nın savaş ekonomisine yönelik yaptırım baskısının artırılması istenirken, Ukrayna'nın uluslararası alanda tanınan karasuları dahil tüm toprak bütünlüğüne olan tam destek sarsılmaz bir şekilde yinelendi. Katılımcı ülkeler; uluslararası finans kuruluşları ve özel sektörle iş birliği içinde Ukrayna'nın yeniden imarı, insani mayın temizleme faaliyetleri, çevre restorasyonu ve zarar gören toplulukların ayağa kaldırılması için aktif katkı sağlamaya hazır olduklarını beyan etti. Zirveye ev sahipliği yapan Ukrayna Cumhurbaşkanı Volodımır Zelenskıy ve Avrupa Komisyonu Başkanı Ursula von der Leyen'in yanı sıra deklarasyona Arnavutluk Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı Bajram Begaj, Yunanistan Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı Konstantinos Tasoulas, Moldova Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı Maia Sandu, Romanya Cumhurbaşkanı Nikusor Dan, Hırvatistan Cumhuriyeti Başbakanı Andrej Plenković, Slovenya Cumhuriyeti Başbakanı Janez Jansa, Kuzey Makedonya Cumhuriyeti Birinci Başbakan Yardımcısı ve Avrupa İşleri Bakanı Bekim Sali, Karadağ Dışişleri ve Avrupa İşleri Başbakan Yardımcısı Filip Ivanovic ve Bulgaristan Cumhuriyeti Dışişleri Bakanı Velislava Petrova-Chamova imza attı. Deklarasyonda yer alan karara göre, serinin bir sonraki buluşması olan 6. Ukrayna-Güneydoğu Avrupa Zirvesi, 2027 yılında Slovenya'da gerçekleştirilecek.

Ukrayna’dan NATO’ya çağrı: "Artık sadece yardım alan değil, güvenliğe katkı sağlayan ülkeyiz" Haber

Ukrayna’dan NATO’ya çağrı: "Artık sadece yardım alan değil, güvenliğe katkı sağlayan ülkeyiz"

Ukrayna, NATO’nun güvenlik mimarisindeki konumunun yeniden tanımlanmasını istiyor. Kıyiv yönetimi, 7–8 Temmuz 2026 tarihlerinde Ankara’da gerçekleştirilecek kritik NATO Zirvesi öncesinde müttefiklere seslenerek, Ukrayna'nın artık sadece Batı'dan askerî yardım alan bir ülke olmadığını, aksine Avrupa-Atlantik güvenliğine doğrudan katkı sunan bir aktör olarak kabul edilmesini talep etti. "ANKARA ZİRVESİ BİLDİRİSİ YENİ GERÇEKLİĞİ YANSITMALI” Ukrayna’nın NATO Misyonu Başkanı Alyona Hetmançuk, Brüksel’de düzenlediği basın toplantısında, Kıyiv’in Ankara Zirvesi’nden en büyük siyasi beklentisini açıkladı. DW muhabirinin sorusunu cevaplayan Hetmançuk, şu ifadeleri kullandı: Siyasi açıdan bizim için Ukrayna'nın sadece bir yardım alıcısı olarak değil, bir 'güvenlik sağlayıcısı' olarak tanınması son derece önemli. Ankara'daki NATO Zirvesi, Ukrayna'nın bu yeni rolüyle tam olarak katılacağı ilk zirve olacak. Tam da bu nedenle Kıyiv, zirve sonunda yayımlanacak sonuç bildirgesinin sahadaki bu yeni gerçekliği aynen yansıtmasını hedefliyor. UKRAYNA NATO YAPILARINA ENTEGRE OLUYOR Misyon Başkanı Hetmançuk, son yıllarda Ukrayna ve NATO arasındaki ilişkilerin karakterinin kökten değiştiğini söyledi. Geçmişte ilişkilerin temelini Batı'nın tek taraflı askerî yardımları oluştururken, bugün Ukrayna ordusunun NATO ile fiili entegrasyonunun ve İttifak güvenliğine sunduğu katkının ön plana çıktığını aktardı. Bu kapsamda Polonya'da kurulan NATO-Ukrayna Ortak Analiz, Eğitim ve Öğretim Merkezi’nin aktif çalışmaları, Ukrayna askerlerinin NATO'nun ortak savunmayı içeren 5. Madde senaryolarına dayalı askerî tatbikatlarına doğrudan katılımı, karşılıklı askerî uyumluluğun en üst seviyeye çıkarılması, Ukrayna savunma şirketlerinin NATO programlarına dâhil edilmesi ve ittifak yapılarındaki Ukraynalı uzman sayısının artırılması bu yeni rolün somut göstergeleri olarak öne çıkıyor. Ukrayna'nın yerli savunma sanayisinin NATO ortakları tarafından uzun vadeli olarak desteklenmesinin hayati önem taşıdığına dikkat çeken Hetmançuk, Kıyiv'in artık sadece hazır silah sevkiyatı beklemediğini ifade etti. Müttefiklerin Ukrayna savunma sanayisine yönelik öngörülebilir finansal taahhütlerde bulunmasının, ülkenin orta ve uzun vadeli askerî üretim planlaması yapabilmesi için şart olduğunu vurguladı. ANKARA ZİRVESİ’NİN ANA GÜNDEMİ UKRAYNA VE SAVUNMA HARCAMALARI Türkiye’nin ev sahipliğinde 7–8 Temmuz tarihlerinde Ankara’da düzenlenecek NATO Zirvesi’nin ana gündem maddelerini; İttifak üyelerinin savunma harcamalarını artırması, Avrupa'nın kendi savunması için daha fazla sorumluluk üstlenmesi ve Ukrayna'ya yönelik kesintisiz destek oluşturacak. NATO Genel Sekreteri Mark Rutte de daha önce yaptığı açıklamada, Ukrayna'ya verilen desteğin devam etmesinin "daha güçlü bir NATO ve herkes için daha fazla güvenlik anlamına geldiğini" belirtmişti.

Rus casusluk vakalarında rekor artış! Haber

Rus casusluk vakalarında rekor artış!

Polonya Cumhuriyeti İç Güvenlik Servisi (ABW) tarafından yayımlanan raporda, ülkenin eşi görülmemiş seviyede casusluk vakalarıyla karşı karşıya olduğu kaydedildi. ABW’nin 6 Mayıs 2026 tarihinde kamuoyu ile paylaştığı raporda, Rusya ve müttefiki Belarus ile Çin istihbarat servisleri kaynaklı casusluk vakalarının 2024 ve 2025 yıllarında tavan yaptığı açıklandı. Son iki yıldaki vakaların toplamının, geçmiş 30 yılın toplamına yaklaştığı bildirildi. Casusluk vakalarının, Rusya’nın Ukrayna’ya yönelik topyekûn işgal saldırılarının başladığı 2022 yılından sonra artış gösterdiği, sosyal medya platformları üzerinden çeşitli iş teklifleriyle personel devşirilmeye çalışıldığı belirtildi. Raporda, angaje edilen kişiler “tek kullanımlık ajanlar” olarak nitelendirilirken, Rus istihbaratınca Avrupa genelinde düzenlenen sabotaj ve diğer eylemlerin altyapısının devşirilen kişilerce hazırlandığı aktarıldı. “RUSYA, POLONYA’DA SEÇİMLERİNİ ETKİLEMEYE ÇALIŞIYOR” France 24 televizyonuna konuşan Polonyalı istihbarat araştırmacısı Arkadiusz Nyzio, “tek kullanımlık casusların”, kaos oluşturmak, kamuoyunu radikalleştirmek, insanları kin ve düşmanlığa sevk etmek amacıyla kullanılan aparatlar olduğunu belirtti. Rusya’nın, 2022 yılından beri bu yönteme başvurduğunu söyleyen Nyzio, “tek kullanımlık ajanların” karmaşık operasyonlar için zemin hazırladığını kaydetti. ­Nyzio, Rusya’nın Polonya Parlamentosu seçimlerini etkilemeye çalıştığını belirterek, “Gelecek yıl yapılacak seçimlerde Ukrayna ve Avrupa karşıtı aşırı sağcı bir hükûmetin kurulma ihtimali oldukça yüksek.” dedi. Nyzio, Rusya’nın nihai amacının Polonya’yı istikrarsızlaştırmak olduğunu ifade etti.

AB, Rusya ile olası müzakereleri ve Moskova’dan istenecek şartları masaya yatıracak Haber

AB, Rusya ile olası müzakereleri ve Moskova’dan istenecek şartları masaya yatıracak

Avrupa Birliği (AB) Dış İlişkiler ve Güvenlik Politikası Yüksek Temsilcisi Kaja Kallas, 27-28 Mayıs tarihlerinde Güney Kıbrıs’ta düzenlenecek Gayriresmî Dışişleri Bakanları Konseyi’nde (Gymnich), Rusya ile olası müzakerelerin ve Moskova’dan istenecek şartların masaya yatırılacağını duyurdu. AB Konseyi Dönem Başkanlığı tarafından düzenlenen ve dışişleri bakanlarını bir araya getiren gayriresmî "Gymnich" formatındaki toplantı, bu kez kritik bir gündemle toplanıyor. AB’nin en üst düzey diplomatı Kallas, üye devletlerin Rusya ile hangi konularda ve hangi şartlar altında görüşeceğine dair bir yol haritası belirleyeceklerini ifade etti. “RUSYA KOMŞULARINA SALDIRMAKTAN VAZGEÇMELİ” Kallas, Avrupa güvenliğinin önündeki en büyük engelin Rusya’nın komşularına yönelik bitmek bilmeyen saldırganlığı olduğunu vurguladı. Müzakere masasının kurulabilmesi için Rusya tarafının somut adımlar atması gerektiğini belirten Kallas şu ifadeleri kullandı: Rusya ile ne konuşmak istediğimizi kendi aramızda netleştirmeliyiz. Mevcut sorunları çözmek adına masaya koyduğum önerileri bakanlarla tartışacağız. Avrupa’nın güvenliğini sağlamak ve saldırıları önlemek için Rusya tarafının da tavizler vermesi gerekiyor. MOLDOVA VE ASKERİ GERİ ÇEKME ŞARTI Geçtiğimiz hafta Moldova’ya gerçekleştirdiği ziyareti hatırlatan Kallas, Avrupa’da kalıcı barışın sağlanması için Rusya’ya sunulacak şartlardan birinin de diğer ülkelerdeki askeri varlığına son vermesi olabileceğini işaret etti. Kallas, "Moldova’da Rus birlikleri bulunuyor. Örneğin bölgesel istikrar ve güvenlik için en temel koşullardan biri, Rusya’nın bu birlikleri geri çekmesi olabilir. İstikrarlı ve huzurlu bir Avrupa için Rusya’dan talep edeceğimiz daha pek çok konu başlığı var." açıklamasında bulundu.

Zaporijjya Nükleer Santrali’nde İHA saldırısı: UAEA hasarı doğruladı Haber

Zaporijjya Nükleer Santrali’nde İHA saldırısı: UAEA hasarı doğruladı

Uluslararası Atom Enerjisi Ajansının (UAEA) Ukrayna’daki Zaporijjya Nükleer Santrali sahasında gerçekleştirdiği incelemede, bir insansız hava aracı (İHA) saldırısının ardından ekipman hasarı tespit edildi. Ajansın yaptığı açıklamaya göre, UAEA ekibi 5 Mayıs’ta Dış Radyasyon Kontrol Laboratuvarı’nı (ECRL) ziyaret etti. Ziyaretin, tesise yönelik İHA iddialarından bir gün sonra gerçekleştiği bildirildi. Açıklamada, “Ekip, laboratuvarda kullanılan bazı meteorolojik izleme ekipmanlarının hasar gördüğünü ve artık çalışmadığını tespit etti.” ifadelerine yer verildi. UAEA DİREKTÖRÜ'NDEN ÇAĞRI UAEA Genel Direktörü Rafael Grossi ise nükleer tesislerin çevresinde azami askerî itidal çağrısını yineleyerek, güvenlik risklerinin önlenmesi gerektiğini vurguladı. Öte yandan, 3 Mayıs’ta ajansa, Zaporijjya Nükleer Santrali’ni kontrol eden Rus güçleri tarafından bir İHA'nın ECRL binasını vurduğuna dair bilgi verildiği aktarıldı. UAEA ekibinin, söz konusu laboratuvara erişim ve inceleme talebinde bulunduğu belirtildi. ZAPORİJJYA NÜKLEER SANTRALİ Zaporijjya Nükleer Santrali, Rusya’nın 2022’de başlattığı işgalin ilk aylarında ele geçirilmişti ve o tarihten bu yana birçok kez uluslararası çevrelerce potansiyel bir nükleer felaket riski olarak değerlendirilmişti. Rusya'nın geniş çaplı işgal saldırısı başlamadan önce Ukrayna'nın toplam elektriğinin yaklaşık yüzde 20'sini karşılayan ve enerjinin Avrupa'ya ihraç edilmesine olanak tanıyan Zaporijjya Nükleer Santrali, şu anda Rus işgali altında ve işgalcilerce bir üs olarak kullanılıyor. 1984-1995 yıllarında inşa edilen santral, Avrupa'nın en büyük, dünyanın ise 9. büyük nükleer santrali olarak biliniyor.

Kuzey denizlerinde Rusya’ya karşı yeni kalkan: 10 ülkeden deniz ittifakı Haber

Kuzey denizlerinde Rusya’ya karşı yeni kalkan: 10 ülkeden deniz ittifakı

Birleşik Krallık ve dokuz Avrupa ülkesi, Kuzey denizlerindeki güvenliği artırmak ve Rus tehdidini caydırmak amacıyla yeni bir çok uluslu deniz gücü oluşturma kararı aldı. NATO’yu tamamlayıcı bir unsur olarak tasarlanan bu ittifak, "derhâl savaşa girmeye hazır" bir yapıya sahip olacak. Birleşik Krallık Kraliyet Donanması Komutanı General Gwyn Jenkins, Birleşik Seferberlik Kuvvetleri (JEF) üyesi 10 ülkenin niyet beyanını imzaladığını duyurdu. The Guardian’ın haberine göre bu ittifak; Birleşik Krallık, Hollanda, Danimarka, Finlandiya, İzlanda, Norveç, İsveç, Letonya, Litvanya ve Estonya’dan oluşuyor. Kanada’nın da yakın zamanda ittifaka katılması bekleniyor. “RUSYA EN CİDDİ TEHDİT OLMAYA DEVAM EDİYOR” Orta Doğu’daki savaşın küresel gündemi meşgul etmesine rağmen Rusya’nın Avrupa güvenliği için hâlâ birinci öncelik olduğunu belirten General Jenkins, "Rusya'nın sularımıza yönelik ihlalleri son iki yılda neredeyse üçte bir oranında arttı. Birleşik Krallık'ın kuzeyde Rusya ile açık bir deniz sınırı olduğunu unutmamalıyız. Rusya, güvenliğimiz için en ciddi tehdit olmaya devam ediyor." açıklamasında bulundu. LONDRA’DAN KOMUTA EDİLECEK Yeni deniz gücünün komuta merkezi Londra'nın kuzeybatısındaki Northwood'da bulunan Birleşik Krallık askerî karargahı olacak. Jenkins, bu gücün sadece kağıt üzerinde kalmayacağını, "gerçek askerî planlar ve entegrasyonla anında muharebeye girebilecek kapasitede" olacağını vurguladı. Öte yandan, Birleşik Krallık donanmasının geçmişteki yetersiz yatırımlar nedeniyle yaşadığı gemi eksikliği krizine çözüm olarak teknolojiye ağırlık verilecek. Donanmanın kapasitesini artırmak için gelecek iki yıl içinde, Birleşik Krallık savaş gemilerine "mürettebatsız eskort gemileri" yani büyük insansız deniz araçlarının (İDA) eşlik edeceği açıklandı.

Fidan ADF2026'da duyurdu: Antalya küresel diplomasinin merkezi oldu! Haber

Fidan ADF2026'da duyurdu: Antalya küresel diplomasinin merkezi oldu!

Türkiye Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın himayesinde, Türkiye Cumhuriyeti Dışişleri Bakanlığı’nın ev sahipliğinde ve “Yarını Tasarlarken Belirsizliklerle Baş Etmek” ana temasıyla düzenlenen 5. Antalya Diplomasi Forumu'nun (ADF2026) son gününde Türkiye Cumhuriyeti Dışişleri Bakanı Hakan Fidan basın mensuplarıyla bir araya geldi. Bakan Fidan’ın toplantıda bölgesel ve küresel gelişmelere ilişkin değerlendirmelerde bulundu. Dışişleri Bakanı Fidan, üç gün süren forumun “yoğun, nitelikli ve verimli” geçtiğini vurgulayarak, Antalya’nın bir kez daha küresel diplomasinin nabzının attığı merkez haline geldiğini ifade etti. Forum boyunca lider panelleri ve bölgesel oturumlar dâhil olmak üzere toplam 52 oturum gerçekleştirildiğini belirten Fidan, farklı formatlarda yürütülen tartışmalarla mevcut krizlerin kapsamlı şekilde ele alındığını söyledi. 150 ÜLKE, 6 BİN 400 KATILIMCI Bu yılki foruma 150 ülke ve 66 uluslararası kuruluştan yaklaşık 6 bin 400 katılımcının katıldığını aktaran Fidan, rakamların forumun küresel ölçekte ulaştığı etkiyi açıkça ortaya koyduğunu dile getirdi. 23 devlet ve hükûmet başkanı, 13 başkan yardımcısı, çok sayıda meclis başkanı, 50 bakan ve 87 uluslararası kuruluş temsilcisinin Antalya’da bir araya geldiğini belirtti. Fidan, Cumhurbaşkanı ve hükûmet üyelerinin forum kapsamında çok sayıda üst düzey temas gerçekleştirdiğini, kendisinin de birçok mevkidaşı ve uluslararası kuruluş temsilcisiyle görüşmeler yaptığını ifade etti. KRİTİK BÖLGESEL TOPLANTILAR Forum marjında düzenlenen diplomatik temaslara değinen Fidan, Türkiye’nin Suudi Arabistan, Mısır ve Pakistan ile gerçekleştirdiği dörtlü toplantıda bölgesel barış, istikrar ve deniz seyrüsefer güvenliği konularının ele alındığını aktardı. Ayrıca altı Müslüman ülkenin katılımıyla yapılan toplantıda Gazze’ye ilişkin barış planının detaylarının görüşüldüğünü ve ortak iradenin teyit edildiğini söyledi. Türk Devletleri Teşkilatı (TDT) Dışişleri Bakanları Gayriresmî Toplantısı ile Balkan Barış Platformu’nun üçüncü toplantısının da forum kapsamında gerçekleştirildiğini belirten Fidan, bu platformlarda ortak coğrafyaya ilişkin meselelerin ve sahadaki iş birliği imkânlarının ele alındığını kaydetti. GAZZE VE İNSANİ GÜNDEM Fidan, Cumhurbaşkanı’nın eşi Emine Erdoğan’ın himayelerinde düzenlenen “Filistin için Tek Yürek” başlıklı yüksek düzeyli oturumun forumun en anlamlı etkinliklerinden biri olduğunu belirterek, eğitim ve insani krizlere dikkat çekildiğini ifade etti. KÜRESEL SİSTEM VE “BELİRSİZLİKLER ÇAĞI” Forumun ana teması olan “belirsizliklerle baş etmek” çerçevesinde, küresel sistemin geleceğine ilişkin kapsamlı tartışmalar yürütüldüğünü söyleyen Fidan, bölgesel krizlerin çözümünde yerel aktörlerin daha etkin rol alması gerektiği yönünde güçlü bir görüş birliği oluştuğunu dile getirdi. Küresel ekonomi oturumlarında ise artan korumacılık eğilimlerine karşı serbest ticaretin ve bağlantısallık projelerinin öneminin vurgulandığını belirten Fidan, jeoekonominin yeniden şekillendiği bu dönemde çok taraflılığın rolünün de detaylı şekilde ele alındığını ifade etti. AFRİKA, ENERJİ VE YAPAY ZEKÂ GÜNDEMİ Afrika kıtasının yatırım ve kalkınma potansiyelinin bu yıl özel olarak ele alındığını söyleyen Fidan, güvenlik ve kalkınma arasındaki bağlantının altının çizildiğini aktardı. Ayrıca yapay zekânın jeopolitiği, kritik mineraller üzerinden yürütülen rekabet ve küresel enerji denklemindeki dönüşüm gibi konuların da forum gündeminde öne çıktığını belirtti. İklim değişikliği, kuraklık ve gıda güvenliği gibi başlıkların da COP31 süreci bağlamında değerlendirildiğini kaydeden Fidan, bu alanlarda atılacak adımların jeopolitik gerilimlere kurban edilmemesi gerektiğini vurguladı. “ADF BİR UMUT VE DİYALOG PLATFORMUDUR” Fidan, Antalya Diplomasi Forumu’nun çoklu krizlerin yaşandığı bir dönemde diyalog ve çözüm üretme açısından nadir platformlardan biri hâline geldiğini belirterek, Türkiye’nin diplomasiyi barışın anahtarı olarak görmeye devam edeceğini söyledi. Türkiye’nin uluslararası alanda güven inşa eden, tarafları yakınlaştıran ve gerektiğinde arabuluculuk rolü üstlenen bir aktör olmaya devam edeceğini ifade eden Fidan, “Değerli basın mensupları, şunu büyük bir memnuniyetle ifade etmek isterim ki, belirsizliklerin ve çoklu krizlerin uluslararası sistemin baskın karakteri hâline geldiği, diyaloğun yerini kutuplaşmanın almaya başladığı böylesine çetin bir dönemde, Antalya Diplomasi Forumu dünyada eşine az rastlanır bir umut, diyalog ve çözüm zeminine dönüşmüştür. Bu forum aynı zamanda Hariciye Teşkilatımızın diplomatik birikiminin ve organizasyonel kapasitesinin de bir tescili olmuştur. Türkiye olarak dış politikamızı dar çerçevelere hapse olmadan, diplomasiyi barışın anahtarı olarak gören bir anlayışla sürdürmeye devam edeceğiz. Diplomasinin tüm imkanlarından ispat ederek, iş birliğimizi çeşitlendirmeyi ve dostluk köprülerimizi çoğaltmayı kararlılıkla sürdüreceğiz. Kritik başlıklarda güven inşa etmeye, tarafları birbirine yaklaştırmaya ve gerektiğinde arabuluculuk rolü üstlenmeye aynı azimle devam edeceğiz. Türkiye'nin diplomasi alanındaki bu çekim gücü önümüzdeki dönemde de artan bir ivmeyle inşallah büyümeye devam edecek.” ifadelerini kullandı. Fidan, konuşmasının sonunda forumun düzenlenmesinde emeği geçen tüm kurumlara ve katılımcılara teşekkür ederek, basın mensuplarının katkılarının önemine dikkat çekti.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.