SON DAKİKA
Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#Hansaray

QHA - Kırım Haber Ajansı - Hansaray haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Hansaray haber sayfasında canlı gelişmelerle ulaşabilirsiniz.

Kırım Temsilcisi Kurışko: Kırım’da dil, kültür ve din hedef alınıyor Haber

Kırım Temsilcisi Kurışko: Kırım’da dil, kültür ve din hedef alınıyor

Mustafa KOÇYEGİT QHA Ankara Ukrayna Cumhurbaşkanının Kırım Özerk Cumhuriyeti Daimî Temsilcisi Olha Kurışko, Kırım Haber Ajansına (QHA) verdiği özel röportajda Rus işgali altındaki Kırım ve Kırım Tatarlarının güncel durumuna ilişkin olarak soruları yanıtladı. KURIŞKO: AİHM'İN KIRIM KARARI UKRAYNA'NIN ELİNİ GÜÇLENDİRİYOR Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM) tarafından 20 Ocak 2026 tarihinde “Bekirov ve diğerleri Rusya’ya karşı” başlıklı davada alınan kararı değerlendiren Daimî Temsilcisi Olha Kurışko, "Öncelikle, böylesine gerekli bir kararın 12 yıl sonra alınmış olması üzücü olsa da, Kırım'ın ve yarımada halkının haklarını savunma konusunda Ukrayna'nın elini güçlendirdiğini söyleyebilirim." dedi. AİHM'in Kırım'a ilişkin birkaç kararı olduğunu dile getiren Olha Kurışko, bu kararların uluslararası savunuculuk ile hukuki meşruiyet açısından son derece kıymetli olduğunu vurgulayarak, "Aslında Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi, Rusya Federasyonu'nun işgal altında bulunan Kırım'da işlediği sayısız suçu da teyit ediyor ve gözler önüne seriyor. Aynı zamanda Rusya’nın 2014 yılından itibaren işlediği suçlardan sıyrılamayacağı anlamına geliyor." ifadelerini kullandı. Bu karar ile birlikte, Rusya'nın işgal altında tuttuğu topraklardaki faaliyetlerinin hukuksuz olduğunun tescil edildiğini belirten Kurışko, "Hukuksuz faaliyetler, hukuka aykırılık sonucunu doğurur. Dolayısıyla özellikle tutuklama ve cezaların da hukuka aykırı olduğu ve bu insanların bir an önce serbest bırakılması gerektiği anlamına gelmektedir. Aynı zamanda bireysel açıdan baktığımızda da hakları ihlal edilen ve hukuka aykırı bir şekilde tutuklanan vatandaşlarımızın bireysel olarak haklarının tazmini için başvuruda bulunmasının yolunu açıyor. Tabii bu durumu zorlaştıran faktörlerden biri Rusya’nın hâlihazırda birçok uluslararası anlaşmayı terk etmiş olması. Malumunuz Rusya, tek taraflı olarak Avrupa İnsan Hakları Mahkemesinden ayrıldığını bildirmiş ve kararı uygulamayacağını ifade etmiştir." değerlendirmesinde bulundu. Kurışko bu nedenle uluslararası hukuk çevrelerinin ve uluslararası toplumun, Rusya’yı işlediği suçlardan ötürü sorumlu tutacak yeni mekanizmalar geliştirmesi gerektiğini kaydetti. "RUSYA, KIRIM'DA DİL, KÜLTÜR VE DİNİ TOPLUCA HEDEF ALIYOR" Kurışko, AİHM kararıyla geçici olarak işgal altındaki Kırım’da yaşayan gruplar arasında en fazla baskıya maruz kalan topluluğun Kırım Tatarları olduğunun teyit edildiğini belirtti. Rusya’nın yalnızca Kırım Tatar kimliğini değil, Ukrayna kimliğini bir bütün olarak hedef aldığını söyleyen Kurışko, bu baskının sistematik bir politika hâline geldiğini ifade etti. 2014’ten itibaren Ukrayna dili, edebiyatı ve tarihinin eğitim programlarından çıkarıldığını belirten Kurışko, Kırım Tatar diline verilen sözde desteğin haftada bir saatle sınırlı kaldığını ve yabancı dil statüsünde ele alındığını söyledi. Kurışko değerlendirmesine şöyle devam etti. Elbette bu uygulama, Kırım Tatar dilinin öğrenilmesi ve kullanılması konusunu tehdit altına almaktadır. Bununla birlikte elbette kültürel kimlik ve aidiyet, dille sınırlı bir kavram değil. Örneğin kültürel miraslar da bu konunun bir parçasıdır. Örneğin Hansaray, işgalin başlangıcından beri sözde restorasyon bahanesiyle tamamen kapatılmıştır. Camilerde ve cami avlularındaki aramalar ile zorla tutuklamaları örnek verebiliriz. Özellikle işgal yönetimiyle iş birliğini reddeden camilere yönelik baskılar söz konusu. Bu nedenle açık bir şekilde söyleyebiliriz ki, bu Rusya Federasyonu aslında kültürel üç ana bileşeni; dil, kültür ve dini hedef alıyor. KIRIM'DAKİ DEMOGRAFİK DEĞİŞİM BOYUTU Kırım’dan ülke içinde yerinden edilen Ukrayna vatandaşlarının sayısının 57 bin olduğunu açıklayan Kurışko, Rusya Federasyonu’nun 2014’ten bu yana Kırım’a 800 bin ile 1 milyon arasında Rus vatandaşı yerleştirdiğine dair veriler bulunduğunu aktardı. Savaşın seyrine bağlı olarak Kırım’a yerleştirilen Rus vatandaşlarının yarımadayı terk etmeye başladığını, bunun da Kırım’da yasa dışı bulunduklarının farkında olduklarını gösterdiğini ifade eden Kurışko, şöyle konuştu: Kırım'a yerleştirilen bu insanlar aslında içten içe Kırım’da, Ukrayna topraklarında yasa dışı bir şekilde bulunduklarının da bilincindeler. Devam eden tam kapsamlı savaşın dinamikleri, Ukrayna'nın Kırım'da daha fazla askerî operasyon gerçekleştirmeye izin verdiği dönemlerde; Kırım'a yerleşen Rus vatandaşlarının Rusya Federasyonu topraklarına geri dönüşüne yönelik bir akım olduğunu gözlemlemiştik. Bu da aslında Kırım’da olmamaları gerektiğinin bilincinde olduklarını teyit etmektir. Yine bu tezimi destekleyecek şekilde, Kırım'daki gayrimenkul pazarı dinamiklerindeki değişimler de örnek verilebilir. Aynı dönemde evlerin fiyatları düşerken ev seçeneklerinin ve tekliflerin sayısı oldukça artmıştı. Bu da aslında Kırım'ı terk edişlerinden kaynaklanıyordu. Bu nedenle hem kurumumuzun hem de bir bütün olarak devletimizin stratejik hedeflerinden biri, Kırım'ı terk etmek zorunda kalan vatandaşlarımızın desteklenmesi ve stratejik açıdan Kırım’da işgalden sonraki yeniden inşa sürecine şimdiden hazırlanmak. RUSYA'NIN MİLİTARİZASYON POLİTİKALARI KIRIM'LA SINIRLI DEĞİL Rusya'nın çok sayıda çeşitli sözde gençlik programlarına devasa kaynaklar harcadığını söyleyen Daimî Temsilci, "Tam kapsamlı işgal girişiminin ardından Rusya Federasyonu yetkilileri her bir okulda askeri kadet sınıfları açtı. Geçtiğimiz sene okul programlarına “önemli şeyler hakkında” diye bir ders eklediler. Bu derslere sözde askeri operasyondan dönen askerleri veya hâlâ savaşmaya devam eden askerleri çağırıyorlar. Yani küçük çocuklara askerler bir şeyler anlatıyor. Militarizasyonun boyutunu anlamak için güzel bir gösterge. Bu sorun aslında sadece Ukrayna'yı tehdit eden bir durum değil. Uluslararası partnerlerimiz, komşularımız için de sıkıntılı bir durum. Söz konusu eğitim, aynı zamanda şu anlama geliyor ki, Rusya Federasyonu bu savaşı hiç bitirme niyetinde değil. Tam tersi gelecekte de savaş kabiliyetini sürdürmek için genç bir ordu yetiştirmeye çalışıyor." dedi. Ukrayna olarak işgal altındaki gençliğe yönelik birçok destek programı uyguladıklarını dile getiren Olha Kurışko, Rusya'nın militarizasyon politikalarının Kırım'la sınırlı olmadığını ve diğer işgal altındaki bölgeleri de kapsadığını belirtti. KIRIMLI SİYASİ TUTSAKLAR Kırımlı siyasi tutsaklar hususunda, bu konuda faaliyet gösteren hükûmet dışı kuruluşlarla ve siyasi tutsakların aile bireyleriyle çalışan kurumlarla irtibat halinde olduklarını belirten Daimî Temsilci, şu ifadeleri kullandı: İşgal altında bulunan topraklarda açık erişimde bulunan bütün kaynakları tarıyoruz, izliyoruz. Partnerlerimizle birlikte hâlihazırda siyasi tutsakların sayısına ilişkin raporlama üzerinde çalışıyoruz. Bu raporu yılda iki kere güncelliyoruz. Ama diğer taraftan Rusya Federasyonu'nun baskı politikalarını sürekli olarak çeşitlendirdiğinin de farkındayız. Mesela “Incommunicado” isimli davalar var. Bu şu demek oluyor, Rus makamları istediğinde bir insanı alıkoyabilir; ve bu durumda tutuklanma nedeni ile kişisel bilgileri dâhil asla hiçbir bilgiyi paylaşmıyor. Davanın somut özelliklerine ilişkin bilgiyi 6 ay sonra ancak elde edebiliyoruz. Yani bu süreçte tutuklanan mahkûm hapishaneye gönderilmiş oluyor. Bu tür davaları ayrı bir kategori olarak değerlendiriyoruz. Ayrıca dönem dönem siyasi tutsaklara ilişkin tutum ve özellikle sayılarda değişimler olduğunun farkındayız. Şu anda kesin olarak 218 siyasi mahkûmdan bahsedebiliriz. Bunlardan 153 Kırım Tatarı. Ayrıca, İşgale karşı farklı yöntemlerle direniş gösteren ve tutuklu bulunan kişi sayısının 400 olduğu bilgisi de var. "RUSYA SİYASİ TUTSAKLARA, 'SİZİ ÇOKTAN UNUTTULAR, KİMSENİN UMRUNDA DEĞİLSİNİZ' DİYOR" Siyasi mahkûmların ve aile bireylerinin desteklenmesine ve korunmasına ilişkin Ukrayna’da ayrı bir mevzuat olduğunu kaydeden Kurışko, ayrıca Özgür Kırım’a Mektuplar kampanyasından bahsederek, "Siyasi mahkûmların kurtarılmasına ilişkin yürütülen insan hakları savunma faaliyetlerinin önemli bir parçasını Özgür Kırım’a Mektuplar kampanyası oluşturuyor. Rusya Federasyonu siyasi tutsaklara, “Sizi çoktan unuttular, kimsenin umrunda değilsiniz” diyor. Tabii ki bu projenin ana amacı siyasi mahkûmların unutulmadığını göstermek. Onları, hem Ukrayna’da hem de uluslararası boyutta geniş bir kitle destekliyor. Artık siyasi mahkûmlardan cevaplar almaya başladığımızı, bunu da aslında kampanyanın bir başarısı olarak gördüğümü söyleyebilirim. Siyasi mahkûmları ve ailelerini destekleme konusunda, böylesine sembolik bir adım da olsa bunu başarabiliyor olmak bizim için çok kıymetli." diye konuştu. Rusya Federasyonu'nun prensip olarak takaslara Kırımlıları dâhil etmediğinin altını çizen Kurışko, "Bildiğiniz gibi, 2014’ten beri Kırımlı siyasi tutsakların kurtarılması konusu sık sık gündeme geliyor ancak bu kurtarılma hikâyelerinin sayısı maalesef çok az. 2022’den beri bu hikâyelere dair sadece üç örneğimiz var: Büyükelçimiz Nariman Celâl, Leniye Umerova ve Volodıslav Yesepenko." dedi. RUSYA'NIN DİĞER ÜLKELERİ SAVAŞA DÂHİL ETME GİRİŞİMİ Son dönemde uygulanan vatandaşlıktan çıkarma uygulamasının olası sonuçlarını değerlendiren Daimi Temsilci, "Ben bunu aynı zamanda, Rusya Federasyonu’nun diğer ülkeleri de bu savaşa bir nevi dâhil etme girişimi olarak yorumluyorum çünkü üçüncü bir ülkeye, örneğin Özbekistan’a sözde tutuklu birinin sınır dışı edilmesi demek, Özbek makamlarının Rus işgal yönetimi ve mahkemeleri tarafından alınan kararları tanıması ve uygulaması anlamına gelecektir. Bu, sadece Kırım’da işgal ettiği topraklara yönelik faaliyetlerini meşrulaştırma politikasının bir parçası çünkü diğer ülkelerin, Rus işgal makamlarının aldığı kararları tanıması ve uygulaması, Rusya’nın artık bu savaşta izole olmadığı anlamına gelir. Rusya Federasyonu, istese Kırımlı siyasi mahkûmları Ukrayna’ya iade edebilir ama tabii ki bunu yapmıyor. Nedenini de açıklamaya gerek yok sanırım." ifadelerini kullandı. Olha Kurışko, QHA'nın "İşgal altındaki Kırım’da yaşayan Ukrayna vatandaşlarının yaşadığı önemli sorunlardan birisi de resmî evrakların yenilenmesi sürecinde oluyor. İşgal şartlarında yenilenemeyen evraklar için ancak Kırım’dan çıkarak bu işlem gerçekleştirilebiliyor fakat buradaki işlem için 2-3 ayı bulan süreler gerekiyor. Dolayısıyla burada büyük mağduriyetler doğuyor. Bu sorunun çözümüne ilişkin bir adım atılması planlanıyor mu?" sorusunu ise şöyle yanıtladı: Kesinlikle evet. Hâlihazırda mevzuatta bazı değişiklikler yapıldı. Buna göre, ilk pasaportunu kaydettirenler, Ukrayna İçişleri Bakanlığının bir birimi olan servis üzerinden yurt dışında bunu gerçekleştirebiliyor. Bu imkân, 18 yaşını doldurmuş ve henüz pasaportunu çıkarmamış ve Ukrayna doğum belgesine sahip kişileri de kapsayacak şekilde genişletildi. Ukrayna’ya dönüş belgelerinin düzenlenmesi sürecinin daha da iyileştirilmesi lazım. Burada şöyle bir sorunla karşılaşıyoruz: Uzun yıllar işgal altında yaşayan ve yetişkinliğe erişen vatandaşlarımız hakkında, Ukrayna makamlarında yeterli bilgi olmayabiliyor. Burada pasaport düzenlenmesinde sağlanan kolaylıkların, Ukrayna’ya dönüş belgelerinin düzenlenmesinde de benzer şekilde uygulanması gerektiğini düşünüyorum. Tanıkların dinlenmesi ve uzaktan kimlik tespit ve belirleme süreci gibi mekanizmalar kullanılmalı. Sizin de ifade ettiğiniz bu konuyu, sürekli olarak Dışişleri Bakanlığına bildiriyoruz ve görüşlerimizi sunuyoruz. Aynı zamanda, Türkiye Büyükelçiliğimiz dâhil, yurt dışındaki bütün diplomatik temsilciliklerimiz, işgal altından gelen vatandaşlarımızın belgelerinin hızlı bir şekilde düzenlenmesi konusunda her türlü kolaylığı sağlıyor. "TÜRKİYE'DE KIRIM’IN İŞGALİNİN KABUL EDİLEMEYECEĞİNE DAİR HERKESİN SARSILMAZ BİR İNANCA SAHİP OLDUĞUNU GÖRDÜM" Daimi Temsilci olarak Türkiye’ye ilk kez ziyarette bulunduğunu söyleyen Kurışko, "Burada temaslarda bulunduğum insanların bana sağladığı destek ve gösterdiği dayanışma ruhu için çok mutluyum. Ukrayna’nın toprak bütünlüğüne ve egemenliğine herkesin destek verdiğini ve Kırım’ın işgalinin kabul edilemeyeceğine dair herkesin sarsılmaz bir inanca sahip olduğunu gördüm." ifadelerini kullandı. Türkiye programı kapsamında bulunduğu temaslarda ele aldığı konular hususunda ise Olha Kurışko, "Elbette, işgal altında bulunan Kırım hakkında çok fazla konuşuyorum. Rusya Federasyonu’nun işlediği suçları anlatıyorum. Kırım Yarımadası’nı terk etmek zorunda kalmış Kırım Tatarları, Ukraynalılar ve Ukrayna vatandaşlarına verilebilecek desteklerden bahsediyorum. Ülke içerisindeki farklı süreçlerde görev alan farklı kişilerin bizimle bu görüşü paylaştığını ve bir konsolidasyon olduğunu söyleyebilirim. Sadece hâlihazırda devam eden projelere değil, aynı zamanda özellikle Ukrayna’nın yeniden inşası bağlamında yeniden gerçekleştirilebilecek projelere olan ilgi ve özeni de görüyorum." bilgisini paylaştı. UKRAYNA DEVLETİ, KIRIM'DA İŞGAL SONRASI DÖNEME HAZIR Daimi Temsilci son olarak, Kırım'ın işgalden kurtarılması sonrasında Ukrayna'nın yarımadaya yönelik stratejilerini anlatarak şu ifadelere yer verdi: Kırım’ın yeniden inşasına ilişkin artık bazı stratejik konseptler ve belgeler söz konusu. Bunlardan biri, ekonomik yapılanmaya işaret ediyor. Bu noktada Türkiye’nin de ilgisini çekebilecek projeler var. İkinci stratejik belge, Kırım’ın kurtarılmasından sonra bölgedeki Ukrayna yönetiminin nasıl tesis edileceğiyle ilgili. Son belge ise, uzun bir süre boyunca işgal altında, propagandaya maruz kalarak yaşamak zorunda kalan vatandaşlarımızın Ukrayna ve Avrupa gerçekliğine dönmesi ve propagandanın etkilerinden kurtulmasını, özellikle de eğitim ve kültür projelerini içeriyor. Bu programların bir kısmını hâlihazırda zaten yürütmeye başladık. Kırım’ın işgalden kurtarılmasından sonraki süreçteki gelişimine ve refahına ilişkin bütüncül bir yaklaşıma sahip olduğumuzu, bu yaklaşımın da Kırım’ın potansiyelinin en üst seviyede gerçekleştirilmesine odaklı olacağını söyleyebilirim.

İşgal altında bir yıl daha: Kırım’da 2025, artan baskılarla geçti Haber

İşgal altında bir yıl daha: Kırım’da 2025, artan baskılarla geçti

12 yıldır Rus işgali altında olan Kırım için 2025 yılı baskıların kurumsallaştığı, insan hakları ihlallerinin derinleştiği ve Kırım Tatar halkına yönelik sistematik politikaların daha da sertleştiği bir yıl olarak kayda geçti. Siyasi tutuklamalar, kültürel mirasın yok edilmesi, çocukların askerileştirilmesi ve ifade özgürlüğünün bastırılması, Kırım’daki gündelik hayatın ayrılmaz parçaları hâline geldi. İşgal altındaki yarımadada özgürlük umutları bir kez daha gelecek yıla ertelendi. Kırım Haber Ajansı (QHA), 2025 yılında Kırım’da öne çıkan gelişmeleri okuyucuları için derledi. SİYASİ TUTSAKLAR VE YARGI BASKISI DERİNLEŞTİ İnsan hakları savunucularının verilerine göre, Rusya’nın kontrolündeki cezaevlerinde 176’sı Kırım Tatarı olmak üzere toplam 316 Kırımlı siyasi tutsak bulunuyor. Tutuklular arasında kadınlar, gençler, yaşlılar ve engelli bireyler de yer aldı. Tutuklamalar çoğu zaman “terör” ve “aşırılıkçılık” gibi muğlak suçlamalara dayanıyor. Yargı süreçleri ise uluslararası hukukun temel ilkelerinden uzak, kapalı duruşmalar ve avukata erişimin engellenmesiyle yürütülüyor. KIRIM TATAR KADINLAR HEDEFTE 2025’in en dikkat çekici gelişmelerinden biri, Kırım Tatar kadınlarına yönelik doğrudan baskılar oldu. 15 Ekim’de Esma Nimetulayeva, Elvize Aliyeva, Fevziye Osmanova ve Nasibe Saidova’nın evlerine baskın düzenlendi. Dört kadın, sözde “terör örgütü üyeliği” suçlamasıyla alıkonuldu. Ardından Rusya, bu kadınları “aşırılıkçılar ve teröristler listesine” ekledi. Bu listeye alınmak, yalnızca ceza soruşturması anlamına gelmiyor; banka hesaplarının dondurulması, mal varlığına erişimin kısıtlanması ve fiilî ekonomik tecrit anlamına geliyor. İnsan hakları örgütleri bu uygulamayı “toplu cezalandırma” olarak nitelendiriyor. SAVUNMA HAKKI ENGELLENİYOR 2025 boyunca Kırım Tatar siyasi tutsakları savunan avukatlar da ağır baskı altına alındı. 11 Aralık’ta Emil Kurbedinov, Edem Semedlayev, Nazim Şeyhmambetov, Elvina Semedlayeva, Rüstem Kamilev ve Lilya Gemeci’nin ofislerinde aramalar yapıldı. Avukatlar; “terör örgütü faaliyeti”, “terörizme yardım” ve “vergi kaçakçılığı” gibi suçlamalarla hedef gösterildi. Bu durum, işgal altındaki Kırım’da adil yargılanma hakkının sistematik biçimde ortadan kaldırıldığını bir kez daha ortaya koydu. GAZETECİLER, ARAŞTIRMACILAR VE TARİHÇİLER SUSTURULUYOR Kırım’daki ihlalleri belgeleyen Kırım Tatar insan hakları savunucusu ve yurttaş gazeteci Lutfiye Zudiyeva, 2025’te “yabancı ajan” ilan edildi. Kırım Tatar araştırmacı ve sunucu Lenora Dyulber’in evinde arama yapıldı; kısa süreli alıkonulmasının ardından serbest bırakıldı. 74 yaşındaki tarihçi Enver Seitmemetov ise Sovyet yönetiminin Kırım Tatarlarına uyguladığı zulmü eleştiren sosyal medya paylaşımları nedeniyle idari cezaya çarptırıldı. 18 MAYIS: YASAKLANAN HAFIZA Rus işgal yönetimi, 2025’te de 18 Mayıs 1944 Kırım Tatar Sürgünü ve Soykırımı anmalarını yasakladı. Kırım Tatar aktivistlere anma günü öncesinde “uyarı kağıtları” dağıtıldı. Buna karşın uluslararası alanda önemli bir adım atıldı. Hollanda Temsilciler Meclisi, 19 Haziran 2025’te aldığı kararla 18 Mayıs Sürgünü’nü soykırım olarak tanıdı. Hollanda, sürgünü soykırım olarak tanıyan sekizinci ülke oldu. KÜLTÜREL MİRAS VE TARİH SİLİNİYOR Kırım Tatar saray mimarisinin dünyadaki tek örneği olan Hansaray’ın restorasyon adı altında yok edilmesini hedefleyen Rusya, burada 2017’de başlattığı çalışmayı bu yıl da sürdürürken tamamlanma tarihini bir kez daha erteledi. Kırım’ın kültürel mirasını yok eden işgalci zihniyet, ayrıca Kırım’ın Yedi Kuyu bölgesinde, Artezian ve Acı Eli vadilerinde yer alan antik yerleşim alanlarını ağır iş makineleriyle tahrip etti. Bu doğrultuda yarımadada en az 200 arkeolojik alanın ciddi şekilde tahrip edildiği ya da tamamen yok edildiği tahmin ediliyor. Ayrıca yarımadadaki antik yerleşim alanlarında yürütülen yasa dışı kazılarda bulunan eserler Rusya’ya kaçırılmaya devam etti. Bu durum, kültürel soykırımın arkeolojik boyutunu oluşturuyor. KAYIPLAR: ERVİN İBRAGİMOV DOSYASI KAPANMIYOR Dünya Kırım Tatar Kongresi Yönetim Kurulu üyesi Ervin İbragimov, 24 Mayıs 2016’da Bahçesaray’daki evinin önünden kaçırılmıştı. 2025 yılında da kendisinden hiçbir haber alınamadı. İşgal süresince Kırım’da 44 kişi kaçırıldı; 6’sı ölü bulundu, 15 kişinin akıbeti hâlâ bilinmiyor. ÇOCUKLARIN ASKERİLEŞTİRİLMESİ VE PROPAGANDA Rusya, Kırım’da eğitim sistemini ideolojik bir araç olarak kullanmayı sürdürdü. Harbiye sınıfları yaygınlaştırıldı, çocuk kamplarında askeri propaganda yoğunlaştırıldı. “Almenda” Sivil Eğitim Merkezinin raporuna göre, Rus işgali altındaki Kırım’da bu yaz 181 binden fazla çocuk sözde rehabilitasyon bahanesiyle Rus askerlerin denetimindeki askerî eğitimlere dahil edildi. Üniversitelerde zorunlu askeri eğitim uygulamaları devam ederken, öğrenciler Rus ordusu için kan bağışına zorlandı. KIRIM TATARCA İÇİN LATİN ALFABESİ ADIMI Ukrayna Bakanlar Kurulu, 3 Nisan 2025’te Kırım Tatarca İmla (Yazım) Kılavuzu önerisini kabul etti. Kılavuz, 2021’de onaylanan Latin alfabesine dayalı Kırım Tatar dili alfabesi temel alınarak hazırlandı. ULUSLARARASI ARENADA KIRIM UNUTULMADI 2025’te Kırım Platformu toplantıları, Kırım meselesini uluslararası gündemde tutmayı sürdürdü. Beşinci Liderler Zirvesi New York’ta, dördüncü Parlamenter Zirve Stockholm’de gerçekleştirildi. Ayrıca BM Genel Kurulu, Kırım dâhil Rus işgali altındaki Ukrayna topraklarında devam eden insan hakları ihlallerini kınayan yeni bir karar kabul etti. Kararda siyasi tutsakların serbest bırakılması çağrısı yinelendi ve Ukrayna’nın egemenliği bir kez daha teyit edildi. BASKIYA RAĞMEN VAR OLMA MÜCADELESİ DEVAM EDİYOR 2025 yılı, Rus işgali altındaki Kırım için baskıların yoğunlaştığı ancak direnişin de sürdüğü bir yıl oldu. Kırım Tatar halkı, siyasi baskılar, kültürel yıkım ve asimilasyon politikalarına rağmen kimliğini, hafızasını ve özgürlük talebini korumaya devam ediyor.

Tarak Tamgalı bayrak 108 yıl önce Hansaray'da yükseldi: Kırım Halk Cumhuriyeti'nin kuruluş yıl dönümü Haber

Tarak Tamgalı bayrak 108 yıl önce Hansaray'da yükseldi: Kırım Halk Cumhuriyeti'nin kuruluş yıl dönümü

26 Aralık 1917 tarihinde Bahçesaray’da toplanan ilk Kırım Tatar Milli Kurultayı, Kırım Anayasası’nı kabul ederek Kırım Halk Cumhuriyeti’nin kurulduğunu ilan etti. Demokratik esaslarla kabul edilen millî hükûmet, Türk dünyasında da bir ilki temsil ediyor. 9 Aralık 1917’de Bahçesaray’da açılışını yapan Kırım Tatar Milli Kurultayı, 26 Aralık 1917 tarihinde oylanıp kabul edilen Kanun-u Esasî (Anayasa) ile birlikte Kırım Halk Cumhuriyeti esasını da kabul etmişti. Böylece Kurultay kendisini Kırım Halk Cumhuriyeti’nin meclisi olarak ilan ederken; meclise daimi reis olarak Hasan Sabri Ayvaz, Cafer Ablayev ve Ablâkim İlmiy seçilmişti. Dünya tarihinde ilk kez kadınların seçme ve seçilme hakkını birlikte kullandığı Kurultay Vekilleri seçimleri ile Kırım Tatarları Kurultaya katılmak üzere 5’i kadın 76 vekil belirlemişti. KIRIM TATAR HALKININ GÖK BAYRAĞI HANSARAY’IN ÜZERİNDE YÜKSELDİ: KIRIM HALK CUMHURİYETİ VE NUMAN ÇELEBİCİHAN Kurultay’a Yarımada'nın dört bir yanından gelen yaklaşık 10 bin Kırım Tatarı iştirak etti. Kongre, Kırım’ın farklı halklarının temsilcileri, Ukrayna Sovyetlerinin olağanüstü temsilcileri ve Letonya’daki teşkilatları selamlarken, Rusya’da yaşayan Türk halklarından çok sayıda kutlama telgrafı alındı. Aynı zamanda Kırım, Ukrayna, Polonya, Litvanya ve Batı Rusya Müslümanlarının Müftüsü de olan 32 yaşındaki Numan Çelebicihan'ın kurduğu hükûmet, Bolşeviklerin işgaline dek varlığını sürdürebildi. Kurultaydan kısa bir süre önce Çelebicihan konuşmasında, Kırım Tatarlarının yeni siyasi programını ilan etti: “Kırım’ı korumak için, Kırım’da kendi kanunlarımızı ve düzenimizi kurmak için Kırım Müslümanları Kurultayını toplamaya karar verdik. Çünkü Kurultay, yüzlerce yıldır Türkler tarafından düzen ve adaleti sağlayan yasama organı olarak tanınmaktadır… Kurultay, Kırım’ın diğer sakinleriyle adil ve beraber yaşama ilkesini hayata geçirmek istiyor… Kırım yarımadasında çeşitli renklerde birçok zarif gül, zambak, lale vardır. Ve bu lâtif ruh-i naz çiçeklerin hepisinin kendilerine has bir güzelligi, kendilerine has lâtif kokuları var. Bu güller, bu çiçekler Kırım’da yaşayan milletler: Tatarlar, Ruslar, Ermeniler, Yahudiler, Almanlar ve diğerleridir. Kurultayın maksadı onları bir yere toplayıp hepsinden güzel ve nefis bir buket yapmaktır, güzel Kırım adasında hakiki ve medeni bir İsviçre tesis etmektir.” Kırım halklarının farklı renklerde bir buketle böylesine şiirsel bir karşılaştırması halen Çelebicihan’ın en ünlü ifadesi olarak kabul edilmektedir. İşte o zaman ilk kez “Ant Etkenmen” marşı seslendirilmiş ve Kırım Tatarlarının Gökbayrağı, Hansaray’ın üzerinde yükselmiştir. İlk Kurultay, 18 gün devam etti. Bu süre içinde Kurultay, Anayasa’yı kabul etti, devletçiliğin temellerini attı ve parlamentoyu kurdu. Dönemin kaynaklarına göre Kırım Tatarlarının önerdiği anayasa, gayet demokratik bir yapıdaydı. Belgede kadın erkek eşitliği, eşit oy hakkı, ayrıcalıkların ve mülklerin kaldırılması, kişisel ve kamusal yaşam özgürlüğü düzenlendi. Anayasada kadın erkek eşitliği, eşit oy hakkı, ayrıcalıkların ve sınıfların kaldırılması, kişisel ve kamusal yaşam özgürlüğü öngörülüyordu. Daha Kurultay’dan önce Müslüman İcra Komitesi Amet Özenbaşlı başkanlığındaki heyeti Kıyiv’e Ukrayna Milli Radası yönetimine, Mihaylo Gruşevskiy ve Volodımir Vinniçenko ile müzakerelere gönderdi. Mücadelenin bu aşamasında hem Ukrainler hem Kırım Tatarları kendi halkları için bağımsızlık kazanmaya çalışıyorlardı. KIRIM HALK CUMHURİYETİ BOLŞEVİK İŞGALİ NEDENİYLE AKAMETE UĞRADI 14 Ocak 1918’de Akmescit’e Bolşevikler girdi ve Kurultay’ın çalışmalarını durdurdu, liderlerini mevcut olmayan bir anlaşmayı ihlal etmekle suçladı. Kırım’dan kanlı kızıl terör dalgası başladı. Dışişlerinden sorumlu Cafer Seydahmet Türkiye’ye ulaşabildi. Numan Çelebicihan tutuklandı ve deniz birliklerine mensup anarşistler tarafından Akyar'a (Sivastopol) götürüldü. 27 gün hapis tutulduktan sonra kurşuna dizildi ve cesedi Karadeniz’e atıldı. İki ay süren sıkı çalışmadan sonra Kırım Tatarlarının milli hareketi inanılmaz kayıplara uğradı. Kırım Tatar tarihçi Gülnara Bekirova, verdiği bir demeçte bu yaşananları, "Ya kalıp belli bir süreliğine bu sistemin bir parçası haline geliyorsun, ama yine de seni öldürüyorlar (Bolşeviklerin ülkesi böyle gelişiyordu işte), ya da gidiyorsun, vatandan uzakta yaşıyor ve ordaki süreçlere dahil olamıyorsun ama bir şekilde hayatını kurtarıyorsun. Öte yandan, Numan Çelebicihan’ın siyasi faaliyetleri sadece bir yılı kapsıyor, ama biz onu bir kahraman olarak hatırlıyoruz ve Kırım Tatar halkı yaşadığı sürece -ki ebediyen yaşayacağını ümit ediyorum- Kırım Tatar halkının varlığı için verdiği 12 aylık mücadele için, Kırım Tatarlarını kendi toprağının sahibi yapma çabaları için bu ismi hep hatırlayacağız" sözleriyle özetledi. 26 Aralık 1917'de Kırım Tatar halkının Tarak Tamgalı Gökbayrağı, Hansaray üzerinde yükseldi. Kırım Tatar halkının bağımsızlığa olan azminin nişanesi olan Kırım Halk Cumhuriyeti, halen hafızalardaki yerini koruyor.

Kırım Tatar Millî Kurultayı'nın açılışının 108. yılı Haber

Kırım Tatar Millî Kurultayı'nın açılışının 108. yılı

Kırım Tatar halkının millî mücadelesinin mihenk taşı olan Kırım Tatar Millî Kurultayı bundan tam 108 yıl önce açıldı. 9 Aralık 1917'de açılışını yapan Kurultay, aynı sene 26 Aralık'ta Kurultay’da oylanıp kabul edilen Kanuni Esasî (Anayasa) ile birlikte Kırım Halk Cumhuriyeti ilan edilmişti. Böylelikle Kurultay, Kırım Tatarlarının en üst yetki temsili organı ve ulusal kongre olma özelliğini taşıdı. Bu kapsamda meclise daimî reis olmak üzere Hasan Sabri Ayvaz, Cafer Ablayev ve Ablâkim İlmiy seçilmişti. BİRİNCİ KIRIM TATAR MİLLÎ KURULTAYI Kırım Tatar Milli Kurultayı, Kanuni Esasî ve devlet sembollerini kabul etmiş, hükûmetini oluşturmuş ve Kırım Halk Cumhuriyeti’ni kurmuştu. Hükûmetin başkanlığına Kırım, Litvanya, Polonya ve Belarus Müftüsü Numan Çelebicihan getirilmişti. 20. yüzyılın başlarında Kırım Tatar Milli Hareketi, Rus İmparatorluğu’nda hayli faal bir siyasi güçtü. On yıllar süren haksızlıklardan sonra, Kırım Yarımadası'nın yerli halkı, millî yaşamlarını tesis etmek için ellerinden gelen her şeyi yapıyordu. 1917 Şubat Devrimi’nden sonra Kırım Tatarları, Geçici Müslüman İcra Komitesini kurmaya karar veren bir kongre düzenlediler. Komitenin Başkanlığına aynı zamanda Kırım, Ukrayna, Polonya, Litvanya ve Batı Rusya Müslümanlarının Müftüsü de olan 32 yaşındaki Numan Çelebicihan seçildi. Bu organ ulusal kongrenin toplanmasından önce Kırım Tatarlarının faaliyetlerini düzenliyordu. KIRIM TATAR HALKININ GÖK BAYRAĞI HANSARAY’IN ÜZERİNDE YÜKSELDİ 108 yıl önce, 9 Aralık 1917’de Bahçesaray, Hansaray’da Kırım Tatar halkının Birinci Kurultayı açıldı. 4'ü kadın olmak üzere 79 Kırım Tatarı Kurultay delegesi seçildi. Dünya tarihinde ilk kez kadınların seçme ve seçilme hakkını birlikte kullandığı Kurultay Vekilleri seçimleri ile Kırım Tatarları, Kurultay'a katılmak üzere 5’i kadın 76 vekil belirlemişti. Kurultay’a Yarımada'nın dört bir yanından gelen 10 bin Kırım Tatarı iştirak etti. Kongre, Kırım’ın farklı halklarının temsilcileri, Ukrayna Sovyetlerinin olağanüstü temsilcileri ve Letonya’daki teşkilatları selamlarken, Rusya’da yaşayan Türk halklarından çok sayıda kutlama telgrafı alındı. Kurultaydan kısa bir süre önce Çelebicihan konuşmasında, Kırım Tatarlarının yeni siyasi programını ilan etti: Kırım’ı korumak için, Kırım’da kendi kanunlarımızı ve düzenimizi kurmak için, Kırım Müslümanları Kurultayını toplamaya karar verdik. Çünkü Kurultay, yüzlerce yıldır Türkler tarafından düzen ve adaleti sağlayan yasama organı olarak tanınmaktadır… Kurultay, Kırım’ın diğer sakinleriyle adil ve beraber yaşama ilkesini hayata geçirmek istiyor… Kırım yarımadasında çeşitli renklerde birçok zarif gül, zambak, lale vardır. Ve bu lâtif ruh-i naz çiçeklerin hepisinin kendilerine has bir güzelligi, kendilerine has lâtif kokuları var. Bu güller, bu çiçekler Kırım’da yaşayan milletler: Tatarlar, Ruslar, Ermeniler, Yahudiler, Almanlar ve diğerleridir. Kurultayın maksadı onları bir yere toplayıp hepsinden güzel ve nefis bir buket yapmaktır, güzel Kırım adasında hakiki ve medeni bir İsviçre tesis etmektir. İşte o zaman ilk kez “Ant Etkenmen” marşı seslendirilmiş ve Kırım Tatarlarının Gökbayrağı, Hansaray’ın üzerinde yükselmişti. İlk Kurultay 18 gün devam etti. Bu süre içinde Kurultay, Kanuni Esasi'yi kabul etti, devletçiliğin temellerini attı ve parlamentoyu kurdu. Dönemin kaynaklarına göre Kırım Tatarlarının önerdiği anayasanın demokratik yapısını değerlendirebiliriz. Belgede kadın erkek eşitliği, eşit oy hakkı, ayrıcalıkların ve mülklerin kaldırılması, kişisel ve kamusal yaşam özgürlüğü düzenlendi. Kanuni Esasi'de kadın erkek eşitliği, eşit oy hakkı, ayrıcalıkların ve sınıfların kaldırılması, kişisel ve kamusal yaşam özgürlüğü öngörülüyordu. Daha Kurultay’dan önce Müslüman İcra Komitesi Amet Özenbaşlı başkanlığındaki heyeti Kıyiv’e Ukrayna Milli Radası yönetimine, Mihaylo Gruşevskiy ve Volodımir Vinniçenko ile müzakerelere gönderdi. Mücadelenin bu aşamasında hem Ukrainler hem Kırım Tatarları kendi halkları için bağımsızlık kazanmaya çalışıyorlardı. BOLŞEVİKLERİN ENGELLEDİĞİ CUMHURİYET 14 Ocak 1918’de Akmescit’e Bolşevikler girdi ve Kurultay’ın çalışmalarını durdurdu, liderlerini mevcut olmayan bir anlaşmayı ihlâl etmekle suçladı. Kırım’dan kanlı kızıl terör dalgası başladı. Dışişlerinden sorumlu Cafer Seydahmet, Türkiye’ye zar zor ulaşabildi. Numan Çelebicihan tutuklandı ve deniz birliklerine mensup anarşistler tarafından Akyar'a (Sivastopol) götürüldü. 27 gün hapis tutulduktan sonra kurşuna dizildi ve cesedi Karadeniz’e atıldı. İki ay süren sıkı çalışmadan sonra Kırım Tatarlarının milli hareketi inanılmaz kayıplara uğradı.

İşgal altındaki Kırım'ın kültürel mirası Hansaray'ın sözde restorasyonu uzatıldı! Haber

İşgal altındaki Kırım'ın kültürel mirası Hansaray'ın sözde restorasyonu uzatıldı!

Sözde tadilat ile Rus işgali altındaki Kırım'da kültürel ve tarihî değerlere zarar vererek Kırım Tatarlarının kültürel geçmişini hedef alan işgalciler, Bahçesaray'daki Hansaray'ın "restorasyon" çalışmasını uzattı. Kırım Yeniden Entegrasyon Derneği, işgalciler tarafından sözde onarım çalışmasının bir yıl daha uzatıldığını bildirdi. Ayrıca onarım çalışmaları için bütçenin 479 miyon rubleye çıkarıldığı belirtildi. Açıklamada; aynı şirketin daha önce Vorontsov Sarayı, Kırlangıç ​​Yuvası ve Canköy'deki Lenin Anıtı gibi yapılarda da büyük miktarları kullandığı aktarılarak, "Bu nedenle, 'yenileme' maliyetinin şimdi 479 milyon rubleye çıkarılması ve 'yenileme' süresinin bir yıl daha uzatılması, büyük olasılıkla da son kez olmayacak olması şaşırtıcı değil." denildi. Kırım Tatar Kaynak Merkezi ise daha önce Rus işgali altındaki Kırım'da kültürel mirası koruma haklarının ihlâl edildiğini vurgulamıştı. Merkez, "Bahçesaray'daki Han Sarayı'nın uzun yıllar süren 'restorasyonu', anıtın özgün görünümünü bozmuş ve UNESCO miras alanı statüsünü tehlikeye atmıştır. Akmescit'te ve Mengli Geray Cami arazisinde kaçak inşaat çalışmaları devam etmektedir; türbenin temelleri ve tarihi yapılar tahrip edilmiştir. Tavriçeski Çersones'te tarihi katmanlar tahrip edilmiş, eserler Rusya Federasyonu'na götürülmüş ve kazı alanına bir açık hava tiyatrosu inşa edilmiştir." bilgisini vermişti. Kırım Yeniden Entegrasyon Derneği, işgalcilerin mart ayında eski bir freksi söktüğünü de belirtimişti. Ressamlar tarafından Hansaray'ın üst duvarına inşa edilen resimlerin sıvayla kapatıldığı bildirilen açıklamada, işgalciler tarafından alaycı bir şekilde tekrar boyanmasının önerildiği ifade edildi. RUSYA, KIRIM TATARLARININ KÜLTÜREL MİRASINI YOK EDİYOR Rusya, Kırım’ı işgal ettikten sonra Yarımada'daki kültür mirasını çalmaya ve yok etmeye başladı. Sözde restorasyon kılıfı altında yapılan tahrifat, zaman zaman gündeme getiriliyor. Ukrayna uzun süredir bu barbarlıkla mücadele etmeye çalışıyor. Rusya, Kırım Tatar saray mimarisinin dünyadaki tek örneği olan Hansaray’ı, restorasyon adı altında yürüttüğü uygulamalarla tahrip ederken, tam anlamıyla bir kültürel soykırıma imza atıyor. İŞGALCİLER KIRIM'DAKİ KIRIM TATAR İZLERİNİ SİLMEK İSTİYOR Kırım Tatarları için Hansaray sadece bir mimari anıt değil, aynı zamanda halkın tarihinin, kültürünün ve Kırım Hanlığı devletinin bir simgesi. Tarihi duvar resminin yok edilmesi ise basit bir hata değil, 11 yıl önce Kırım’ı işgal eden Rusya'nın Kırım Tatar halkının kültürel mirasını yok ederek Kırım’daki Kırım Tatar izlerini silmeyi amaçlayan politikasının bir parçasıdır.

Rus işgalindeki Kırım’da 200’ü aşkın arkeolojik alan yok edildi! Haber

Rus işgalindeki Kırım’da 200’ü aşkın arkeolojik alan yok edildi!

Ukrayna Cumhurbaşkanının Kırım Özerk Cumhuriyeti Temsilciliği, Rusya Kırım’ı işgal ettikten sonra yarımadada en az 200 arkeolojik alanın ciddi şekilde tahrip olduğunu ya da tamamen yok edildiğini duyurdu. Kırım Temsilciliği, 18 Nisan Ukrayna Tarihî ve Kültürel Anıtlar Günü kapsamında yaptığı açıklamada; işgalcilerin Kırım’da en az 200 arkeolojik alanı ciddi şekilde tahrip ettiğini ya da tamamen yok ettiğini duyurdu. Bu miraslar arasında en az 80 kurgan (mezar höyüğü), 40’tan fazla yerleşim yeri ve kale kalıntısı ile 20 civarında nekropolun bulunduğu belirtildi. Açıklamada, "Öne çıkan alanlar arasında Otaroy (Fron­tove) köyü yakınlarındaki eşsiz mezar kompleksleri, Hersones antik kentinin nekropolü, Vranautka’daki (Gonçarne) kremasyon mezarlığı ve Kerç Yarımadası’ndaki seçkin kurganlar yer alıyor. Yapılan yasa dışı kazılar sırasında birçok eser işgalci Rus idaresi tarafından el konularak Rusya’ya taşındı. Rus işgal güçleri tarafından ele geçirilen onlarca arkeolojik alan (Panske tepesi ve mezarlığı, Arabat kalesi, Or-Kapu Kalesi ve Or şehri) hiçbir inceleme yapılmadan yok edildi" denildi. Temsilcilik, 21 Mayıs 2014’te işgalci Rusya’nın Kırım’daki tüm tescilli kültürel varlıkları kendi mülkiyetine geçirdiğini ve sonraki 10 yılda bu alanları kendi envanterine kaydederek büyük bir sistemli talana imza attığını ifade etti. Ayrıca UNESCO Dünya Mirası Listesi'nde yer alan Hersones antik kentinde koruma kurallarına uyulmadığı, Bahçesaray’daki Hansaray’da başlatılan sözde “restorasyon” çalışmalarıyla tarihi yapının büyük zarar gördüğü belirtildi. BÜYÜK HAN CAMİSİ NASIL YAĞMALANDI? Özellikle Büyük Han Camisi'nin söz konusu restorasyon sırasında büyük zarar gördüğü belirtilen açıklamada, “Caminin ceviz ağacından oyma tavanı yerinden söküldü, altın yaldızlı deri tavanlar yok edildi ve tarihi ahşap avize kayıplara karıştı” ifadeleri kullanıldı. RUSYA, KIRIM TATARLARININ KÜLTÜREL MİRASINI YOK EDİYOR Rusya, Kırım’ı işgal ettikten sonra Yarımada'daki kültür mirasını çalmaya ve yok etmeye başladı. Sözde restorasyon kılıfı altında yapılan tahrifat, zaman zaman gündeme getiriliyor. Ukrayna uzun süredir bu barbarlıkla mücadele etmeye çalışıyor.   Rusya, Kırım Tatar saray mimarisinin dünyadaki tek örneği olan Hansaray’ı, restorasyon adı altında yürüttüğü uygulamalarla tahrip ederken; tam anlamıyla bir kültürel soykırıma imza atıyor. Mart 2025'te işgalciler tarafından Hansaray’ın sözde restorasyonunu yapmak için görevlendirilen inşaat işçilerinin, tarihi değere sahip duvar resimlerini eski sıva olduğunu iddia ederek tahrip ettikleri öğrenilmişti. ????Rus işgalcilerin, 2016 yılında başlattığı sözde restorasyon çalışmaları sonucu Kırım Tatar saray mimarisinin dünyadaki tek örneği olan Hansaray’daki tarihi değere sahip duvar resimleri yok edildi. pic.twitter.com/fzmYCaoLOf — QHA - Kırım Haber Ajansı (@qha_kirimhaber) March 5, 2025 İŞGALCİLER KIRIM'DAKİ KIRIM TATAR İZLERİNİ SİLMEK İSTİYOR Kırım Tatarları için Hansaray sadece bir mimari anıt değil aynı zamanda halkın tarihinin, kültürünün ve Kırım Hanlığı devletinin bir simgesi. Tarihi duvar resminin yok edilmesi ise basit bir hata değil, 11 yıl önce Kırım’ı işgal eden Rusya'nın Kırım Tatar halkının kültürel mirasını yok ederek Kırım’daki Kırım Tatar izlerini silmeyi amaçlayan politikasının bir parçasıdır.

Kırım Tatar tarihçi Gülnara Abdulayeva: Hansaray'ın yıkılması, Rusya'nın Kırım'ı işgalinin genel stratejisinin bir parçasıdır Haber

Kırım Tatar tarihçi Gülnara Abdulayeva: Hansaray'ın yıkılması, Rusya'nın Kırım'ı işgalinin genel stratejisinin bir parçasıdır

Rus işgali altındaki Kırım’ın sözde yönetimi, restorasyon adı altında Kırım Tatar saray mimarisinin dünyadaki tek örneği olan Hansaray’ı yok etmeyi sürdürüyor. Birkaç gün önce işgalciler tarafından Hansaray’ın sözde restorasyonunu yapmak için görevlendirilen inşaat işçilerinin, tarihi değere sahip duvar resimlerini eski sıva sanarak tahrip ettikleri öğrenildi. Kırım Haber Ajansına (QHA) konuşan Kırım Tatar tarihçi Gülnara Abdulayeva, Bahçesaray’daki Hansaray’ın Kırım Tatar halkı için tarihi değerine dikkat çekerek işgalcilerin restorasyon adı altında Kırım Tatar kültürel mirasına verdiği zararın boyutunu değerlendirdi. Bahçesaray'daki Hansarayı’ın, Kırım Tatarlarının kimliğinin ve kültürel mirasının sembolü olduğunu vurgulayan tarihçi şunları kaydetti: Hansaray, Kırım Hanlığı hükümdarlarının ikametgâhı, siyasi, diplomatik ve kültürel hayatın merkeziydi. 16. yüzyılda inşa edilen saray, Kırım Tatar saray mimarisinin dünyadaki tek örneğidir. Kırım Tatarlarının milli kimliğini temsil ediyor ve Kırım Tatarlarının Kırım'daki tarihi varlıklarının kanıtıdır. İşte bu yüzden Rus işgalciler onun gerçek görüntüsünü yok etmeye çalışıyorlar. “TARİHİ DUVAR RESİMLERİNİN YOK EDİLMESİ KÜLTÜREL SOYKIRIMDIR” Hansaray’da sözde restorasyonu yapmak için görevlendirilen inşaat işçilerinin, tarihi değere sahip duvar resimlerini eski sıva sanarak tahrip etmesini değerlendiren Gülnara Abdulayeva, “Hansaray'daki tarihi duvar resimlerinin tahrip edilmesi, Kırım Tatarlarının ve tüm insanlığın kültürel mirasına karşı işlenmiş bir suçtur. Sarayın tamamı gibi duvar resimleri de Kırım Hanlığı döneminin eşsiz eserleridir. Bunların yok edilmesi, Kırım Tatar tarihinin izlerinin bilinçli bir şekilde silinmesi kültürel soykırımın bir başka örneğidir.” şeklinde vurguladı. “RUSYA KASITLI OLARAK KIRIM TATARLARININ KÜLTÜREL MİRASINI YOK EDİYOR” İşgalcilerin “restorasyon” kisvesi altında otantik tarihi unsurları yok ettiğini ve bunların yerine kaba uyduruk süslemeler yerleştirdiğini belirten tarihçi, “Bunun sonucunda saray özgünlüğünü yitirmekte, bununla birlikte tarihi ve kültürel değerini de kaybetmektedir. Bu bir kaza ya da ihmal değil, Kırım'ın gerçek sahiplerini hatırlatan her şeyi yok etmeye yönelik bilinçli bir politikadır.” dedi. İşgalcilerin Kırım Tatar mimarisinin dünyadaki tek örneği olan Hansaray’da 2016’dan beri yürüttükleri sözde restorasyonun aslında vandalizm ve eşsiz bir tarihi eserinin yok edilmesi eylemi olduğunu belirten Abdulayeva, “Saray, ‘restorasyon çalışmaları’ bahanesiyle sistematik ve kasıtlı bir şekilde tahrip ediliyor.” şeklinde vurguladı. "RUSYA, ER YA DA GEÇ, BU SUÇLARIN HESABINI VERECEKTİR" “En vahim örneklerden biri de saraydaki caminin çatısındaki gerçek Kırım Tatar kiremitlerinin sökülmesidir.” diyen tarihçi şu açıklamalarda bulundu: Yüzyıllardır Hansaray'ın tarihini yansıtan bu kiremitler, kompleksin tarihi görünümüne hiçbir şekilde uymayan, modern ve ucuz malzemelerle değiştirildi. Bu sadece bir barbarlık değil, Kırım Tatar mirasının kasıtlı olarak kökünden sökülmesi, otantik kültürel sembollerin silinmesi ve işgalci anlatılarının dayatılması girişimidir. Ayrıca, eşsiz duvar resimleri, oymalı ahşap parçaları ve Kırım Tatar desenleriyle süslenen eski kirişler tahrip edildi veya barbarca ‘onarıldı’. Çalışmalar, kalifiye uzmanların katılımı olmadan, restorasyon teknolojileri dikkate alınmadan, Kırım Tatar varlığının izlerini silmek ve bunları Kremlin'in tarih anlayışına uygun yeni yapılarla değiştirmek gibi açık bir hedefle yürütülüyor. Hansaray'ın yıkılması, Rusya'nın Kırım'ı işgalinin genel stratejisinin bir parçasıdır: Kültürel kimliğin yok edilmesi, tarihin yeniden yazılması ve Kırım Tatar halkının hafızasının silinmesi. Bu, er ya da geç hesabını vermek zorunda kalacakları bir suçtur. ????Rus işgalcilerin, 2016 yılında başlattığı sözde restorasyon çalışmaları sonucu Kırım Tatar saray mimarisinin dünyadaki tek örneği olan Hansaray’daki tarihi değere sahip duvar resimleri yok edildi. pic.twitter.com/fzmYCaoLOf — QHA - Kırım Haber Ajansı (@qha_kirimhaber) March 5, 2025

Kırım Tatar mirası tehdit altında: İşgalciler Hansaray’daki tarihi duvar resimlerini yok etti Haber

Kırım Tatar mirası tehdit altında: İşgalciler Hansaray’daki tarihi duvar resimlerini yok etti

Rus işgali altındaki Kırım’ın sözde yönetimi, restorasyon adı altında Kırım Tatar saray mimarisinin dünyadaki tek örneği olan Hansaray’ı yok etmeyi sürdürüyor. İşgalciler tarafından Hansaray’ın sözde restorasyonunu yapmak için görevlendirilen inşaat işçilerinin, tarihi değere sahip duvar resimlerini eski sıva sanarak tahrip ettikleri öğrenildi. Tarihi değere sahip duvar resminin yok edilmesinin nedeninin ise, proje belgelerinin hazırlanması aşamasında duvar resimlerinin yetersiz incelenmesi olduğu belirtildi. Duvar resimleri çalışmalar sırasında ortaya çıktı ancak “restorasyonu” sıradan boyacılar yaptığı için bir inceleme yapılmadan onlara duvar resimlerinin bulunduğu eski kaplamanın tamamını kaldırmaları talimatı verildi. Böylece işgalcilerin düşüncesiz eylemleri sonucu Kırım Tatar kültürel mirasının bir parçası daha sonsuza kadar kaybedildi. ????Rus işgalcilerin, 2016 yılında başlattığı sözde restorasyon çalışmaları sonucu Kırım Tatar saray mimarisinin dünyadaki tek örneği olan Hansaray’daki tarihi değere sahip duvar resimleri yok edildi. pic.twitter.com/fzmYCaoLOf — QHA - Kırım Haber Ajansı (@qha_kirimhaber) March 5, 2025 RUSYA, KIRIM TATARLARININ KÜLTÜREL MİRASINI YOK EDİYOR Rusya, Kırım’ı işgal ettikten sonra Yarımada'daki kültür mirasını çalmaya ve yok etmeye başladı. Sözde restorasyon kılıfı altında yapılan tahrifat, zaman zaman gündeme getiriliyor. Ukrayna uzun süredir bu barbarlıkla mücadele etmeye çalışıyor.   Rusya, Kırım Tatar saray mimarisinin dünyadaki tek örneği olan Hansaray’ı, restorasyon adı altında yürüttüğü uygulamalarla tahrip ederken, tam anlamıyla bir kültürel soykırıma imza atıyor. İŞGALCİLER KIRIM'DAKİ KIRIM TATAR İZLERİNİ SİLMEK İSTİYOR Kırım Tatarları için Hansaray sadece bir mimari anıt değil, aynı zamanda halkın tarihinin, kültürünün ve Kırım Hanlığı devletinin bir simgesi. Tarihi duvar resminin yok edilmesi ise basit bir hata değil, 11 yıl önce Kırım’ı işgal eden Rusya'nın Kırım Tatar halkının kültürel mirasını yok ederek Kırım’daki Kırım Tatar izlerini silmeyi amaçlayan politikasının bir parçasıdır.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.