SON DAKİKA
Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#Hasan Hakses

QHA - Kırım Haber Ajansı - Hasan Hakses haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Hasan Hakses haber sayfasında canlı gelişmelerle ulaşabilirsiniz.

COP31, Türkiye'yi küresel iklim diplomasisinin önemli aktörlerinden biri hâline getiriyor Haber

COP31, Türkiye'yi küresel iklim diplomasisinin önemli aktörlerinden biri hâline getiriyor

Cihan Özkan QHA/Ankara Birleşmiş Milletler İklim Değişikliği Çerçeve Sözleşmesi kapsamında sözleşmeye taraf ülkelerin her yıl bir araya geldiği en üst düzey küresel iklim müzakere platformunun 31.’ncisi (COP31) 9-20 Kasım 2026 tarihleri arasında Türkiye’nin turizm şehri Antalya’da yapılacak. Zirvede dünya liderleri, uzmanlar ve sivil toplum temsilcileri iklim değişikliğiyle mücadele ve sürdürülebilir gelecek için ortak çözümleri tartışacak. Çalışmalarında COP toplantılarına odaklanan ve bu alanda Amerika Birleşik Devletleri’nde (ABD) Clark University’de araştırmalar gerçekleştiren Selçuk Üniversitesi Dr. Öğretim Üyesi Hasan Hakses, COP toplantılarının önemi, 31’inci toplantıya Türkiye’nin ev sahipliği yapacak olması, öne çıkan konular, çevre ve ekonomi alanındaki ilişki, küresel iklim yönetişimin zaman içerisinde değişimi gibi pek çok başlığı Kırım Haber Ajansına (QHA) değerlendirdi. COP31’in Türkiye’de düzenlenecek olmasının son derece önemli olduğuna dikkati çeken Dr. Öğr. Üyesi Hasan Hakses, COP’un artık sadece bir çevre toplantısı olmadığını, küresel bir iklim yönetişimi platformu hâline geldiğini belirterek, “Türkiye’nin ev sahipliği, ülkemizin iklim diplomasisindeki görünürlüğünü artıracak ve Türkiye'ye küresel iklim diplomasisinde daha etkin bir rol üstlenme fırsatı sunacaktır.” ifadelerini kullandı. “COP'UN HİKÂYESİ, ÇEVREDEN KÜRESEL POLİTİK EKONOMİYE UZANAN BİR DÖNÜŞÜMDÜR” İklim diplomasisinin 1995 yılından beri düzenlenen COP toplantılarından bu yana önemli bir dönüşüm geçirdiğini belirten Hakses, tartışmanın ilk yıllarında iklim konusunun çevresel bir mesele ve emisyon azaltımı çerçevesinde ilerlediğini ancak zamanla kalkınma, teknoloji, uluslararası ilişkiler ve finans yönetimi başlıklarıyla birlikte tartışılan çok boyutlu bir alana dönüştüğünü belirtti. “Özellikle son yıllarda finansman ve finans yönetimi başlıklarının COP gündeminde daha belirgin hâle geldiğini” söyleyen Hakses, meselenin artık yalnızca çevre politikalarıyla değil, küresel ekonomi politik düzenle birlikte ele alınması gerektiğini gösterdiğini vurguladı. “İKLİM ARTIK SADECE DOĞAYI DEĞİL, EKONOMİYİ VE DİPLOMASİYİ DE ŞEKİLLENDİRİYOR" COP’u salt bir çevre toplantısı olarak görmenin eksiklik olacağını, iklim diplomasisinin son 30 yılda önemli bir dönüşüm geçirdiğini kaydeden Hakses, “1990'lı yılların sonlarında Kyoto Protokolü hazırlanırken gündemin merkezinde emisyonların azaltılması, yükümlülükler ve kurumsal yapıların oluşturulması yer alıyordu. Buna karşılık Paris Anlaşması'na gelindiğinde teknoloji transferi, kalkınma, kapasite geliştirme, finansman mekanizmaları ve destek programları çok daha görünür hâle gelmiştir.” ifadelerini kullandı. “İKLİM DEĞİŞİKLİĞİ ÇEVRESEL BİR SORUN OLARAK BAŞLADI, KÜRESEL BİR YÖNETİŞİM MESELESİNE DÖNÜŞTÜ" Hakses, COP süreçlerinin artık yalnızca çevreyi koruma amacını taşımadığını pek çok alanı kapsayan küresel bir yönetişim mekanizmasına dönüştüğünü kaydederek, “Bugün iklim değişikliği konuşulduğunda aslında enerji politikalarından uluslararası ticarete, kalkınma stratejilerinden finansal destek mekanizmalarına kadar oldukça geniş bir alanı tartışıyoruz.” dedi. Türkiye ve yakın coğrafyasının iklim değişikliğinin etkilerinin giderek daha yoğun hisseden bölgeler arasında olduğunu aktaran Hakses, kuraklık, su stresi, aşırı hava olayları, sel felaketleri, orman yangınları gibi çeşitli risklerin arttığını kaydetti. Hakses, “Bu nedenle iklim değişikliği artık yalnızca çevresel bir mesele olarak değerlendirilmiyor. Gıda güvenliği, enerji güvenliği, göç hareketleri, ekonomik istikrar ve bölgesel kalkınma gibi birçok alanı doğrudan etkileyen stratejik bir konu haline gelmiş durumda.” diye konuştu. “TÜRKİYE, ÖNEMLİ BİR AKTÖR OLARAK ÖNE ÇIKABİLİR” Uluslararası toplumun artık yalnızca iklim değişikliğini önlemeyi değil, kaçınılmaz hâle gelen etkilerine uyum sağlamayı önceliklendirdiği değerlendirmesinde bulunan Hakses şu ifadelere yer verdi: Türkiye ise sahip olduğu teknik kapasite, kurumsal tecrübe ve diplomatik birikim sayesinde bu süreçte öncü ve kolaylaştırıcı bir rol üstlenebilir. Özellikle COP31 süreciyle birlikte Türkiye’nin yalnızca kendi dönüşümünü değil, bölgesel ölçekte iklim iş birliğini destekleyen bir aktör olarak öne çıkması mümkündür. COP31 sürecinin Türkiye’ye bu alanda öncülük etme fırsatı sunabileceğini aktaran Hakses, “Türkiye, bir taraftan gelişmekte olan ülkelerin finansman, teknoloji transferi ve adil dönüşüm taleplerini anlayabilen; diğer taraftan uluslararası iklim diplomasisinde daha görünür hale gelen bir ülke. Önemli bir ara konuma sahip. Özellikle yakın coğrafyasında iklim iş birliğini güçlendiren öncü ülkelerden biri olabilir.” şeklinde konuştu.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.