SON DAKİKA
Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#Havacılık

QHA - Kırım Haber Ajansı - Havacılık haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Havacılık haber sayfasında canlı gelişmelerle ulaşabilirsiniz.

SAHA 2026’da savaşın değişen doğası konuşuldu: Makineler de savaş sahasında karar alıyor! Haber

SAHA 2026’da savaşın değişen doğası konuşuldu: Makineler de savaş sahasında karar alıyor!

Uluslararası Savunma, Havacılık ve Uzay Sanayi Fuarında (SAHA2026) “FPV Dronlar ve Asimetrik Savaşta Yeni Yaklaşımlar” başlıklı panelde savaş alanının değişen doğası ve FPV İHA’ların bu yeni düzendeki yeri tartışıldı. SAHA 2026’da düzenlenen Emekli Korgeneral Dr. Yavuz Türkgenci’nin moderatörlüğünü yaptığı “FPV Dronlar ve Asimetrik Savaşta Yeni Yaklaşımlar” başlıklı panelde; Hudson Enstitüsü Araştırmacısı ve NATO Savunma Koleji Kıdemli Savunma Analisti Dr. Can Kasapoğlu, SKYDAGGER Genel Müdürü Mehmet Öztekin, Ukrayna Savunma Sanayi Konseyi Başkanı Ihor Fedirko, Ukrayna Özel Kuvvetler Personeli ve Fiber Optik Uzmanı Maksım Asketov konuşmacı olarak yer aldı. “SAVAŞIN KARAKTERİ DEĞİŞTİ” Kasapoğlu, günümüzde savaşın karakterinin değiştiğini eskiden bir kilometrelik bir hattı bin askerle tutarken bugün bu sayının 50’ye kadar düştüğünü belirterek, “Bugün cephe hatları robotik insansız bileşenler ve FPV İHA’lar tarafından tutuluyor. Ben 10 yıl kadar önce Ukrayna’nın donanması olmadan Rusya’nın Karadeniz’deki filosunun yüzde 30’unu yok edecek deseydim bana inanmayacaktınız. Ancak yaşadığımız şey bu. İnsanlar artık savaş alanında bulunan tek akıllı karar alıcılar değil. Artık akıllı makineler de savaş sahasında kararlar alıyor.” dedi. Ukrayna askerlerinin bir Rus taarruz helikopterini FPV İHA’ile vurduğunu ve “Örümcek Ağı” operasyonuyla milyonlarca dolar değerindeki nükleer sertifikalı bombardıman uçaklarını kullanılamaz hâle getirildiğini hatırlatan Kasapoğlu, FPV İHA’ların savaş sahasının merkezine yerleştiğini aktardı. “UKRAYNA, SAVAŞ VERİLERİNİ MÜTTEFİKLERİYLE PAYLAŞIYOR” FPV İHA’ların yeni bir perspektif çizdiğine ve savunma sanayine yön verdiğine işaret eden Kasapoğlu, “Attila’nın ordusu ile Fatih Sultan Mehmet’in ordusu aralarında binlerce yıl olmasına rağmen kullanılan lojistik birbiriyle aynıydı. Atın evcilleştirilmesi, tekerleğin icat edilmesi gibi… Napolyon’un ordusuna ve I. Dünya Savaşı ordularına bakarsanız ciddi değişimlerin yaşandığı şeyleri görüyorsunuz. Bu nedenle doğrusal bir ilerlemeden bahsedemiyoruz.” diye konuştu. Ukrayna Savunma Bakanı Mıhaylo Fedoro’nun müttefiklerine veri paylaşımını açtığını bildiren Kasapoğlu, “Dünya’da ilk kez Ukrayna ordusu müttefiklerinin savunma alanındaki kapasitelerini artırabilmeleri için savaş verilerini paylaşıma açtı. Türkiye ile Ukrayna arasında işbirliğinin artırılması için çok önemli bir detay. Çünkü Türkiye de ileride bir savaş ve çatışmayla karşı karşıya kalabilir. 30 yıl önce bu verilerin paylaşılması o kadar önemli değildi ama şu anda bu veriler, yapay zekâyla birleştiğinde çok iyi sonuçlar elde edilebiliyor.” ifadelerine yer verdi. İHA’LAR PERSONELE AYAK BAĞI OLMAYACAK ŞEKİLDE TASARLANMALI Öztekin, İHA imalatında önemli olanın sahadan doğru geri dönüşlerin alınabilmesi olduğunu vurgulayarak, “İHA üretiminin bütün süreçlerini mühendisler yönetiyor ancak bu cihazı sahada kullananın askerler olduğunu düşünürsek, İHA’yı kullananın yaşayabileceği duygulara, endişelere ve korkulara göre tasarımlarınıza yön vermek zorundasınız.” dedi. SKYDAGGER’ın ürettiği İHA’ların personele ayak bağı olmayacak, karar almasını kolaylaştıracak şekilde tasarlandığını aktaran Öztekin, savaş alanında iki endüstriyel ürünün karşı karşıya geldiğini önemli olanın ucuz cihazlarla milyonlarca dolar değerindeki sistemleri saf dışı bırakabilmek olduğunun altını çizdi. “DÜŞMAN DA SİZİN GİBİ DÜŞÜNÜYOR” Barış zamanlarında ARGE ve uygulama için yeterli vakit olduğunu ancak savaş esnasında en doğru kararın yaşanılan hadisenin olduğu anda verilen karar olduğunu belirten Öztekin, “Hızlı imalat yapmak oldukça önemli. Çünkü savaş zamanlarında ihtiyacınız olan zamana sahip olmuyorsunuz. Diğer taraftan karşı tarafta sizin tasarımlarınıza ve yöntemlerinize karşı koyabilecek sistemleri geliştiriyor. Rakipleriniz de sizin düşündüğünüz şeylerin benzerlerini düşünüyor.” şeklinde konuştu. Asketov, İHA’ların en büyük sorununun sinyal kesiciler olduğunu bildirerek, “Fiber optik kablolu İHA’lar sinyal kopması sorununu büyük ölçüde ortadan kaldırıyor. Ancak bunların üretimi zorlu bir teknolojiyi gerektiriyor. Sahadaki askerlerimizin güvenliği nedeniyle daha fazla bilgi veremeyeceğim ancak karşılaştığımız sorunlar arasında araç ve hayvanların bu kablolara zarar vererek sinyali koparmasına örnek verebilirim.” dedi. “UKRAYNA YILDA 12.5 MİLYON İHA ÜRETİYOR” Fedirko, savaş alanlarında piyadelerin yerini otonom sistemlerin aldığını, düşmanla mücadele edebilmek için fiber optik kablolu İHA’lar gibi yeni çözümleri ve teknolojileri kullanmak zorunda olduğunu kaydetti. Ukrayna’nın yılda 12.5 milyondan fazla farklı türlerde İHA üretebildiğini bildiren Fedirko, “Gerekli olan finansmana sahip olursak şimdi ürettiğimizin iki katı kadar İHA üretebiliriz. Bu konuda imalatımızı hızlıca ölçeklendirebiliyoruz. Şuanda Ukrayna’da 140’ı kamu teşebbüsü olmak üzere 1200’den fazla İHA üreten şirket var ve bunların 170’i sadece FPV İHA üreticisi.” ifadelerine yer verdi. Cephede maliyet, hızlılık ve esnekliğin önemli olduğunu aktaran Fedirko, Patriot gibi sistemlerin çok büyük maliyetler gerektirdiğini, bir füze maliyetinin 100 bin dolardan 12.5 milyon dolara kadar çıkabildiğini aktarırken, çok ucuza mal edilebilen PFV İHA’larla benzer ihtiyaçların karşılandığını söyledi. Yeni nesil askerî teknolojilerin, geleneksel yöntemlere kıyasla daha fazla risk barındırdığını da aktaran Fedirko, uzak mesafe operasyonlarında sivillere zarar gelmemesi için çok daha fazla çabanın gerektiğini belirtti.

SAHA 2026’da güçlü mesaj: Yerli teknoloji ve küresel ortaklık vurgusu Haber

SAHA 2026’da güçlü mesaj: Yerli teknoloji ve küresel ortaklık vurgusu

Türkiye’nin savunma, havacılık ve uzay sanayi alanındaki en büyük organizasyonlarından biri olan SAHA 2026 Uluslararası Savunma, Havacılık ve Uzay Sanayi Fuarı (SAHA2026), görkemli bir açılış töreni ile başladı. "SAHA 2026 GELİRLERİYLE 81 İLDE İHA ÜRETİM VE EĞİTİM TESİSLERİ KURULACAK" SAHA 2026'nın açış konuşmasını gerçekleştiren SAHA İstanbul Yönetim Kurulu Başkanı ve BAYKAR Genel Müdürü Haluk Bayraktar, Türk savunma ve havacılık sanayiinin 2025 yılı ihracatının 10 milyar doları aştığını belirterek, “Bir zamanlar sadece basit bileşenler ihraç edebilen bir ülkeyken bugün akıllı mühimmattan insansız muharebe sistemlerine kadar uzanan yüksek teknolojiyi ihraç eden bir üsse dönüştük.” dedi. Savunma sanayinin sadece bir güvenlik meselesi olarak algılanmaması gerektiğini söyleyen Bayraktar, “Savunma sanayi Türkiye’nin yüksek endüstriyel dönüşümünün itici gücü ve amiral gemisidir. Bunun en net göstergesi Türkiye’nin İHA/SİHA ihracatındaki küresel liderliği ve 185 ülkeye ihraç edilen ürünlerdir.” diye konuştu. Bayraktar, geleceğin teknolojilerinin nadir toprak elementlerine bağımlı hâle geldiğine dikkat çekerek, bu kaynakların arz güvenliğinin artık milli güvenliğin temel unsurlarından biri olduğunu vurguladı. Nadir toprak minerallerinin jeopolitik bir araç olarak kullanılabildiğini belirten Bayraktar, bu nedenle kaynak çeşitliliği ve teknolojik bağımsızlığın kritik önem taşıdığını ifade etti. Modern savaş anlayışının köklü bir değişim geçirdiğini dile getiren Bayraktar, özellikle Ukrayna-Rusya Savaşı üzerinden edinilen tecrübelerin, harbin doğasının yeniden şekillendiğini ortaya koyduğunu söyledi. Bayraktar hâlihazırda savaşın, yalnızca askerî güçle değil, teknoloji ve endüstriyel üretim kapasitesinin birleşimiyle belirlendiğine vurgu yaptı. Modern savaş anlayışının köklü bir değişim geçirdiğini dile getiren Bayraktar, özellikle Rusya-Ukrayna Savaşı üzerinden edinilen tecrübelerin, harbin doğasının yeniden şekillendiğini ortaya koyduğunu söyledi. Bayraktar’a göre günümüzde savaş, yalnızca askeri güçle değil, teknoloji ve endüstriyel üretim kapasitesinin birleşimiyle SAHA 2026’nın sıradan bir fuardan çok daha fazlası olduğunu belirten Bayraktar, bin 300’den fazla şirketi, 30 üniversiteyi ve 49 şehri kapsayan bir yapı olarak teknolojinin geleceğini şekillendirecek zihinlerin buluşma noktası olduğunu kaydetti. SAHA 2026’yı 150 binden fazla kişinin ziyaret etmesini beklediğini ifade eden Bayraktar, “Bugün burada 4 kıtadan 76 ülkeden tam 192 resmî heyet bulunuyor. SAHA 2026’da 2 bin 100 imza töreni, 30 binden fazla iş görüşmesinin gerçekleşmesini bekliyoruz. SAHA 2026, 6 milyar doları doğrudan ihracat olmak üzere 8 milyar dolarlık bir stratejik iş hacmini temsil ediyor.” şeklinde konuştu. Bayraktar, SAHA 2026'dan elde edilecek gelirin 81 ilde kurulacak İHA üretim ve eğitim merkezlerinin inşası için kullanılacağını belirterek, amaçlarının sadece teknoloji üretmek olmadığını aynı zamanda bu teknolojiyi geliştirecek nesli yetiştirmek olduğunu böylelikle gerekli durumlarda milyonlarca İHA’yı hızla üretebilecek bir kapasite oluşturacaklarını vurguladı. “ÇAĞIMIZ NET VE SOMUTTUR” Türkiye Cumhuriyeti Cumhurbaşkanlığı Savunma Sanayii Başkanı Haluk Görgün, kuantum teknolojileri, yapay zekâ, otonom sistemler, siber güvenlik ve elektronik harp gibi alanların geleceğin savaş ve güvenlik ortamını şekillendireceğini belirterek, Türkiye’nin bu alanlarda milli yetkinliklerini güçlendirmeye odaklandığını ifade etti. Savunma sanayisinde kalıcı başarının yalnızca üretimle sınırlı olmadığını vurgulayan Görgün, tasarım, test, sertifikasyon ve sahada sürdürülebilir destek süreçlerinin bir bütün olarak ele alınması gerektiğini söyledi. Bu kapsamda Savunma Sanayii Başkanlığının, tüm paydaşları kapsayan güçlü bir ekosistem inşa etmeyi hedeflediğini dile getirdi. Kümelenmeler, KOBİ’ler, üniversiteler ve girişimlerin sektörde kritik rol oynadığını belirten Görgün, ana yükleniciler ile alt yükleniciler arasındaki iş birliğinin güçlendirilmesinin öncelikleri arasında yer aldığını kaydetti. SAHA 2026’nın bu açıdan önemli bir buluşma zemini sunduğunu ifade eden Görgün, fuar süresince yeni iş birlikleri, yatırım fırsatları ve teknoloji ortaklıklarının gelişeceğini söyledi. Türkiye’nin savunma ve havacılık ihracatında önemli bir ivme yakaladığını belirten Görgün, son dönemde 185 ülkeye 10,5 milyar dolarlık ihracat gerçekleştirildiğini aktararak, hedefin Türkiye’yi bu alanda dünyada ilk 10 ülke arasına taşımak olduğunu vurguladı. Uluslararası iş birliklerine de değinen Görgün, Türkiye’nin savunma sanayisinde yalnızca ürün satışı değil, ortak üretim ve teknoloji geliştirme odaklı bir yaklaşım benimsediğini ifade etti. Görgün, “Her ülkenin kendi sanayi önceliklerini, yerel yetkinliklerini ve güvenlik ihtiyaçlarını dikkate alan esnek modeller geliştirebiliriz. Tek taraflı bağımlılıklar yerine adil ve sürdürülebilir ortaklıkları önemsiyoruz. Çağrımız net ve somuttur. Gelin savunma sanayinde yalnızca alım satıma dayalı ticari ilişkilerin ötesine geçelim. Gelin güvene dayalı, uzun soluklu ve sürdürülebilir ortaklıkları birlikte inşa edelim. Gelin yalnızca bugünün ihtiyaçlarına değil yarının güvenlik sınamalarına da birlikte çözüm üretelim.” dedi. Görgün, konuşmasında ayrıca önümüzdeki dönemde kritik teknolojilerde dışa bağımlılığın azaltılması, ihracatın artırılması ve kamu-sanayi-akademi iş birliğinin güçlendirilmesinin temel hedefler arasında yer aldığını belirtti. SAHA 2026’nın yeni projelerin başlatıldığı, uluslararası ortaklıkların kurulduğu ve savunma sanayisinin geleceğine yön veren bir platform olacağını ifade eden Görgün, organizasyona katkı sunan tüm paydaşlara teşekkür etti. “ULUSLARARASI HUKUKA DUYULAN GÜVEN AŞINDI” Türkiye Cumhuriyeti Sanayi ve Teknoloji Bakanı Mehmet Fatih Kacır, Türk savunma sanayiinin elde ettiği büyük başarıların ardında dev bir ekosistem olduğunu belirterek, “Bu başarının ardında rakipleri henüz tasarım aşamasındayken seri üretime geçmeyi başarmış, en temel bileşenlerde dahi kısıtlamalarla karşılaştığında yoluna devam etmesini bilmiş, asla yılmayan, pes etmeyen ve Türk milletini havada, karada, denizde, uzayda, siber alanda yeniden çok güçlü şekilde tarih sahnesine çıkarmayı başaran alın teri, akıl teri var.” ifadelerini kullandı. II. Dünya Savaşı sonrasında barışı koruma amaçlarıyla kurulan düzenin vaat ettiği huzur, güven ve istikrarı sağlayamadığını kaydeden Kacır, meşru hak arama zeminlerinin zayıfladığını, uluslararası hukuka duyulan güvenin aşındığını, bu nedenle aktörlerin diplomasi yerine güç kullanımını daha fazla tercih ettiği değerlendirmesinde bulundu. Kacır, Türkiye’nin uzun dönemli ARGE planları hazırlayıp nitelikli insan kaynağına yatırım yaparak dünyada az sayıda örneği bulunan bir savunma sanayii ekosistemi oluşturduğunu kaydetti. KACIR: “HER 3 İHA/SİHA’DAN 2’Sİ TÜRK YAPIMI” Dünyada satılan her 3 İHA/SİHA’dan 2’sinin Türk firmalarca üretildiğini söyleyen Kacır, “Kendi savaş gemisini tasarlayan, geliştiren, üreten on ülkeden biriyiz. Beşinci nesil savaş uçağımız Kağan gökyüzüyle buluştu. Bayraktar TB 3 kısa pistli gemilere iniş kalkış yapmayı başaran ilk insansız hava aracı olarak dünya havacılık tarihine geçti. İnsansız savaş uçağımız Bayraktar Kızılelma, ASELSAN'ın geliştirdiği AESA radar ve TÜBİTAK SAGE'nin Gökdoğan füzesi hedef uçağı başarıyla vurdu. Silah sistemlerine hava-hava angajman kabiliyeti kazandıran ilk ülke Türkiye oldu. Bugüne kadar elimizi zayıflatmak için ülkemize gizli açık çok sayıda engelleme, kısıtlama uygulandı. Fakat hamdolsun birileri bizden neyi esirgiyorsa çok daha iyisini yerli ve milli olarak geliştirmeyi üretmeyi başardık.” dedi. Kacır, Türkiye’nin savunma sanayi ihracatında dünyanın en büyük 11’inci ülke olduğunu ve bu yükseliş ivmesinin artarak devam edeceğini belirtti. "TÜRK MÜHENDİSLİĞİNİN NELER BAŞARABİLECEĞİ TÜM DÜNYAYA GÖSTERİLMİŞTİR" Türkiye Cumhuriyeti Millî Savunma Bakanı Yaşar Güler yaptığı konuşmada, fuarın savunma sanayi alanında uluslararası iş birliklerini güçlendiren stratejik bir platform olduğunu vurguladı. Güler, SAHA Expo’nun nitelikli görüşmeler, uluslararası paneller ve yeni ürün lansmanlarıyla savunma sanayi ekosisteminde önemli bir rol üstlendiğini belirterek, fuar kapsamında kurulacak temasların ve imzalanacak anlaşmaların yalnızca ticari değil, aynı zamanda uzun vadeli stratejik ortaklıkların temelini oluşturacağını ifade etti. Küresel güvenlik ortamının giderek daha karmaşık hâle geldiğine dikkat çeken Güler, özellikle Ukrayna-Rusya Savaşı ile Orta Doğu’da yaşanan gelişmelerin güvenlik mimarisini derinden etkilediğini söyledi. Bu süreçte yalnızca askerî hareketliliğin değil, savunma sanayii kapasitesinin de belirleyici hale geldiğini vurguladı. Güler, yalnızca güncel askerî hareketliliğe odaklanmanın yeterli olmadığını orduyu destekleyecek güçlü ve sürdürülebilir bir savunma sanayi ekosisteminin varlığının da önemli olduğunu vurguladı. Türk savunma sanayisinin son yıllarda önemli bir dönüşüm geçirdiğini belirten Güler, Türkiye’nin artık kendi sistemlerini tasarlayan, üreten ve ihraç eden bir ülke konumuna ulaştığını ifade etti. Kara, deniz ve hava platformlarında elde edilen kabiliyetlerin sahada etkin şekilde kullanıldığını kaydeden Güler şu ifadeleri kullandı: Tüm bunların yanında Türk savunma sanayinin asıl büyük devrimi dünya harp doktrinlerini yeniden yazdıran gökyüzünün yeni hakimleri olan insansız hava araçlarımızla (İHA) gerçekleşmiştir. Bugün insansız hava aracı, silahlı insansız hava aracı (SİHA) ve stratejik seviyedeki SİHA teknolojilerimiz sahip oldukları yapay zekâ, hassas vuruş gücü ve yüksek irtifa kabiliyetleriyle küresel ölçekte etkiler oluşturmuş, özellikle Türk mühendisliğinin neleri başarabileceğini tüm dünyaya en çarpıcı şekilde göstermiştir. İnsansız sistemlerde ulaştığımız bu mümtaz seviye hava savunma stratejilerimizde de bizi çok daha ileri bir safhaya taşıma yoluna sokmuştur. Gök vatanımızı koruma irademizin en somut yansıması olan çelik kubbe bütünleşik hava savunma sistemimizde bu stratejik aklı yansıtmaktadır. Hava savunma sistemlerimizin birbiriyle tam bir uyum içerisinde çalışacağı bu yapı Türkiye'nin teknolojiye istikamet veren bir aktör haline gelme yolunda emin adımlarla ilerlediğinin de bir ispatıdır. Güler, savunma sanayisinde ulaşılan seviyenin önemli olmakla birlikte yeterli olmadığını vurgulayarak, rekabetin arttığı bu dönemde teknolojik gelişmelere uyum sağlanması ve üretim kapasitesinin güçlendirilmesi gerektiğini belirtti. Güler, seri üretim kapasitesinin artırılmasının ve seferberlik esnekliğiyle desteklenmesinin önemine dikkat çekti. Konuşmasında uluslararası iş birliklerine de değinen Güler, Türkiye’nin savunma ve güvenlik politikalarını askeri yeteneklerle entegre ederek bölgesel ve küresel barışa katkı sunmaya devam edeceğini belirtti. UKRAYNA'DAN YOĞUN KATILIM Fuara Ukrayna’dan da güçlü bir katılım sağlanıyor. Yaklaşık 20 Ukraynalı savunma ve teknoloji şirketi, İstanbul’da düzenlenen organizasyonda yerini alıyor. Bununla birlikte Ukrayna Savunma Bakan Yardımcısı (Avrupa Entegrasyonundan Sorumlu) Serhiy Boyev Ukrayna'dan katılan heyete başkanlık ediyor.

SAHA 2026 kapılarını açtı: Ukrayna’dan güçlü katılım! Haber

SAHA 2026 kapılarını açtı: Ukrayna’dan güçlü katılım!

Türkiye’nin savunma, havacılık ve uzay sanayi alanındaki en büyük organizasyonlarından biri olan SAHA 2026 Uluslararası Savunma, Havacılık ve Uzay Sanayi Fuarı (SAHA2026), kapılarını ziyaretçilere açtı. Fuara Ukrayna’dan da güçlü bir katılım sağlanıyor. Yaklaşık 20 Ukraynalı savunma ve teknoloji şirketi, İstanbul’da düzenlenen organizasyonda yerini alıyor. Bununla birlikte Ukrayna Savunma Bakan Yardımcısı (Avrupa Entegrasyonundan Sorumlu) Serhiy Boyev Ukrayna'dan katılan heyete başkanlık ediyor. 120'NİN ÜZERİNDE ÜLKE KATILIYOR Toplam 400 bin metrekarelik kapalı ve açık alanda gerçekleştirilen fuar, 20 bin metrekarelik açık sergi alanıyla şimdiye kadarki en geniş organizasyonlardan biri olma özelliği taşıyor. 120’nin üzerinde ülkeden katılımın olduğu SAHA 2026’da, 263’ü uluslararası olmak üzere 1700’den fazla firma ve 30 binin üzerinde sektör profesyoneli yer alıyor. Fuarda 203 yeni ürün tanıtımı yapılırken, toplam 164 imza töreninin gerçekleştirilmesi planlanıyor. Organizasyonda, bir önceki fuarda ulaşılan 6,2 milyar dolarlık ihracat hacminin en az 8 milyar dolara çıkarılması hedefleniyor. DÖRT KITADAN FİRMA FUARDA BİR ARAYA GELİYOR Avrupa, ABD ve Kanada başta olmak üzere dört kıtadan çok sayıda firma, resmî heyet ve ticari temsilci fuarda bir araya geliyor. 140’ın üzerinde resmî heyet, 800’den fazla heyet üyesi ve 200’ü aşkın ticari alım heyeti temsilcisi organizasyonda yer alıyor. Fuarda yüksek teknolojiye sahip çok sayıda yeni ürün ilk kez tanıtılıyor. Baykar tarafından geliştirilen, 1000 kilometreyi aşan menzili ve yapay zekâ destekli otonom kabiliyetleriyle öne çıkan MIZRAK akıllı dolanan mühimmat ilk kez sergileniyor. Ayrıca K2 kamikaze İHA ve Sivrisinek dolanan mühimmat da ilk kez görücüye çıktı. ASELSAN, 5 yeni ürün ve 6 ürünün güncellenmiş versiyonlarını fuarda tanıtırken; ROKETSAN ile FNSS iş birliğiyle geliştirilen ALKA-KAPLAN HİBRİT Yönlendirilmiş Enerji Silah Sistemi Platformu da geliştirilmiş kabiliyetleriyle sergileniyor. STM ise modern harp sahasına yönelik hava ve deniz sistemlerini ilk kez tanıtıyor. Fuar kapsamında yerli ve millî insansız deniz araçları (İHA) da Ataköy Marina’da sergileniyor. Bugün itibarıyla sektör profesyonellerine kapılarını açan SAHA 2026, 9 Mayıs’ta düzenlenecek halk günüyle vatandaşların ziyaretine de açık olacak.

TEKNOFEST İstanbul kapılarını açtı: Teknoloji tutkunları Atatürk Havalimanı’nda buluşuyor Haber

TEKNOFEST İstanbul kapılarını açtı: Teknoloji tutkunları Atatürk Havalimanı’nda buluşuyor

Türkiye Teknoloji Takımı Vakfı (T3 Vakfı) ile Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı öncülüğünde bu yıl 13. kez düzenlenen dünyanın en büyük havacılık, uzay ve teknoloji festivali TEKNOFEST İstanbul, bugün Atatürk Havalimanı’nda başladı. Festival, 21 Eylül’e kadar teknoloji meraklılarını ağırlayacak. Yarışmalardan hava gösterilerine kadar birçok etkinliğe ev sahipliği yapacak olan festivale, Kırım Tatar halkının millî lideri ve Ukrayna Milletvekili Mustafa Abdülcemil Kırımoğlu ile Kırım Tatar Milli Meclisi (KTMM) Başkan Yardımcısı ve Ukrayna Milletvekili Ahtem Çiygöz de Kıyiv'den gelerek katılacak. Kırımoğlu dışında ayrıca Ukrayna'nın Ankara Büyükelçisi Nariman Celâl de TEKNOFEST İstanbul'a katılım gösterecek. Dünyanın en büyük havacılık, uzay ve teknoloji festivali TEKNOFEST İstanbul'un resmî açılış töreni saat 12.00'de gerçekleşecek. REKOR BAŞVURULAR, DEV ÖDÜLLER TEKNOFEST’in en dikkat çekici bölümlerinden biri olan teknoloji yarışmalarına bu yıl 565 binden fazla takım ve 1 milyon 100 bin yarışmacı başvurdu. Ön elemeyi geçen takımlar 85 milyon TL’nin üzerinde destek alırken, dereceye girenlere toplamda 65 milyon TL’nin üzerinde ödül dağıtılacak. YARIŞMALAR, GÖSTERİLER, KONSERLER VE ÇOK DAHA FAZLASI Bugüne kadar 11 milyona yakın ziyaretçiyi ağırlayan TEKNOFEST, İstanbul'da da her yaştan ziyaretçiye hitap eden zengin bir program sunuyor. Festival boyunca hava gösterileri, konserler, sahne şovları, eğitici atölyeler, simülasyon alanları ve bilim gösterileri gibi birçok etkinlik yapılacak. Katılımcılar ayrıca milli deniz, kara ve hava araçlarının sergilendiği alanı ziyaret edebilecek. Festivalde SOLOTÜRK, Türk Yıldızları ve F-16 savaş uçaklarının yanı sıra ATAK helikopterleri, Hürkuş, ANKA, Bayraktar TB2, Bayraktar TB3 ve Bayraktar AKINCI da yer alacak. Ünlü sanatçı Kıraç ise 19 Eylül'de saat 19.00'da festival sahnesinde konser verecek. Katılımın ücretsiz olduğu festivale girmek için çevrim içi kayıt yaptırılması zorunlu. Ziyaretçiler, festival alanına 09.00-19.00 saatleri arasında giriş yapabilecek ve ulaşım için toplu taşıma araçlarını kullanmaları tavsiye ediliyor. Detaylı bilgi ve kayıt için www.teknofest.org adresi ziyaret edilebilir.

SAHA İstanbul Milli Test ve Sertifikasyon Çalıştayı (MİLTES) tamamlandı Haber

SAHA İstanbul Milli Test ve Sertifikasyon Çalıştayı (MİLTES) tamamlandı

Türkiye’nin ve Avrupa’nın en büyük sanayi kümelenmesi olan SAHA İstanbul tarafından hayata geçirilen Milli Test ve Sertifikasyon Çalıştayı (MİLTES), savunma, havacılık ve denizcilik başta olmak üzere birçok sektörde test ve sertifikasyon süreçlerinin geliştirilmesini odağına alan önemli bir buluşmaya sahne oldu. Türkiye Cumhuriyet, Cumhurbaşkanlığı Savunma Sanayii Başkanlığının destekleriyle Teknopark Ankara’da düzenlenen etkinlikte, kamu ve özel sektörden çok sayıda uzman ve yönetici bir araya geldi. Katılımcılar, gün boyunca gerçekleştirilen teknik sunumlar ve panel oturumlarıyla sektörün karşılaştığı zorluklara birlikte çözüm aradı. ÜRETİMİN KALBİNDE: TEST VE SERTİFİKASYON Çalıştayın açılışında konuşan SAHA İstanbul Genel Sekreteri Levent Kerim Uça, test ve sertifikasyonun üretim süreçlerinin ayrılmaz bir parçası haline geldiğini vurgularken, bu alandaki ulusal kapasitenin artırılmasının sektörün rekabetçiliği açısından kritik önem taşıdığını dile getirdi. SAHA İstanbul bünyesindeki 10 teknik komite ile savunma, havacılık ve uzay sanayi alt sektörlerini yakından takip ettiklerini dile getiren Uça, "Bu çalıştay, komite çalışmalarımızın da bir devamı niteliğinde. Daha önce gerçekleştirdiğimiz Milli Havacılık Endüstrisi (MİHENK) ve Milli Mühendislik Yazılımları çalıştaylarının ardından, bugün de test, sertifikasyon ve uygunluk değerlendirme sektörümüzdeki gelişmeleri değerlendirecek, konuyla ilgili tüm tarafların katkısıyla sektörün ihtiyaçlarına çözüm arayacağız. Birlikte öğrenmek, fikir üretmek ve yön vermek için buradayız." dedi. Açılışta ayrıca Savunma Sanayii Başkanlığı Kalite Test ve Sertifikasyon Daire Başkanı Tolga Sayın, Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı Otomotiv Sanayi Daire Başkanı Hasan Semiz ve Millî Savunma Bakanlığı Bakan Yardımcısı Şuay Alpay da söz alarak test ve sertifikasyonun sektörel gelişim içindeki stratejik rolüne dikkat çekti. TEST VE SERTİFİKASYONUN GELECEĞİ PANEL OTURUMLARINDA MASAYA YATIRILDI Çalıştay, test ve sertifikasyon konularının farklı açılardan ele alındığı dört ayrı panel oturumuyla devam etti. İlk olarak düzenlenen “Millî Havacılıkta Test ve Sertifikasyon: Mevcut Durum ve Geleceğe Bakış” panelinde, havacılık sektöründeki uygulamalar, uçuşa elverişlilik kriterleri ve üretim organizasyonlarına yönelik standartlar değerlendirildi. İkinci oturumda denizcilik sektörü gündeme alındı. “Deniz Teknolojileri: Test ve Sertifikasyon Yaklaşımları” başlıklı panelde, Türk Loydu ve ilgili kurumlar deniz platformlarında kalite güvencesi sağlama yöntemlerini paylaştı. Üçüncü panelde ise daha geniş bir perspektifle ilerleyen çalışmalara odaklanıldı. “Geleceğe Hazırlık: Test ve Sertifikasyon Alanında Ulusal Stratejiler” başlığı altında, ASELSAN, ROKETSAN, MKE ve TUSAŞ gibi kuruluşların temsilcileri, Türkiye'nin yerli test altyapısına dair vizyonunu ortaya koydu. Yerli çözümler, millîleşme oranı ve koordinasyon ihtiyacı öne çıkan başlıklar arasında yer aldı. Günün son panelinde ise “Eğitimle Güçlenen Test ve Sertifikasyon Ekosistemi” konusu masaya yatırıldı. Savunma Sanayii Akademisi, TSE, TÜRKAK, Sabancı Üniversitesi ve TRtest temsilcilerinin katılımıyla gerçekleşen oturumda, nitelikli insan kaynağı ihtiyacı, akredite eğitim sistemleri ve yaşam boyu öğrenme kültürü üzerinde duruldu. ORTAK AKILLA GÜÇLENEN YERLİ KAPASİTE Türkiye’nin savunma ve havacılık sektörlerinde artan test ve sertifikasyon ihtiyaçlarına kalıcı çözümler üretmeyi hedefleyen MİLTES, “Kaliteli Üretim, Güvenilir Sertifikasyon, Küresel Rekabet” ilkeleri çerçevesinde şekillendi. Etkinlik boyunca, farklı kurumlardan gelen temsilciler hem bilgi ve deneyimlerini paylaştı hem de yeni iş birliklerinin temelini attı. Platform düzeyinde test süreçleri, yapay zekâ destekli doğrulama sistemleri, insan kaynağı ihtiyaçları ve akreditasyon mekanizmaları gibi konuların ele alındığı çalıştay, aynı zamanda bir “ortak akıl” buluşması niteliği taşıdı. SAHA İstanbul, bu alanda sürdürülebilir bir ekosistem oluşturmak adına çalışmalarını tüm paydaşlarla iş birliği içinde sürdürmeye devam edecek.

Cumhuriyet ve havacılık: İstikbal göklerdedir Haber

Cumhuriyet ve havacılık: İstikbal göklerdedir

Şerife Beyza Satılmaz / QHA ANKARA 29 Ekim Cumhuriyet Bayramı her yıl olduğu gibi bu yıl da yurdun dört bir yanında büyük bir heyecanla ve coşkuyla kutlanıyor. Gazi Mustafa Kemal Atatürk, cumhuriyeti kurduğunda Türk havacılığının gelişmesi ve bu noktada adımlar atılması gerektiğinin farkındaydı. Cumhuriyetin ilk yıllarından günümüze Türk havacılığı nasıl ilerledi? Kırım Haber Ajansı (QHA) muhabiri;  Türk Tayyare Cemiyeti, Vecihi Hürkuş, Nuri Demirağ gibi önemli isimlerin yanı sıra günümüzde Türk savunma sanayisinin mihenk taşı TUSAŞ’a dair bilgileri derledi. TÜRK TAYYARE CEMİYETİ   Cumhuriyetin daha ikinci yılı dolmadan, Atatürk’ün direktifleriyle  Türk Tayyare Cemiyeti  16 Şubat 1925 yılında kuruldu. Atatürk burada yaptığı açılış konuşmasında Türk havacılığının temel düsturu olan, kaç kuşak neslin dilinden düşmeyecek o sözünü ifade etmişti: “İstikbal Göklerdedir. Göklerini koruyamayan uluslar, yarınlarından asla emin olamazlar.”   VECİHİ HÜRKUŞ Cumhuriyetin ilk yıllarında Türk Tayyare Cemiyeti denilince akla gelen ilk isimlerden biri ise Vecihi Hürkuş. 20 Aralık 1923 yılında hükûmet, Vecihi Hürkuş’u Avrupa devletlerinin havacılık çalışmalarını incelemek üzere Fransa’ya gönderdi. Vecihi Hürkuş’un Türkiye’ye döndüğünde ilk Türk tipi uçağı Vecihi K-6’yı inşa ettiği biliniyor. Türk Tayyare Cemiyetinin ismi ise Genel Kurul kararı ile 1935 yılında  “Türk Hava Kurumu-(THK)” olarak değiştirildi. SİVİL HAVACILIK TARİHİNİN İLK ÖZEL TEŞEBBÜSÜ: NURİ DEMİRAĞ Nuri Demirağ, uzun bir süre müteahhitlik yaptıktan sonra 1936 yılında havacılık sektörüne adım attı. Demirağ, 1933'te Hürkuş'un "Vecihi XVI" adlı kapalı kabin uçağının imal edilmesi için 5 bin lira bağışta bulundu. 1936'da devletin ilk uçak fabrikasını kurma girişiminde bulunan Demirağ, fabrikayı memleketi Divriği'de kurmayı planladı. Çünkü hem memleketi hem de etrafı dağlarla çevrili olan Divriği stratejik bir seçimdi. Ancak öncelikle İstanbul'da deneme atölyesi kurulacaktı. Barbaros Hayrettin Paşa İskelesi'nin yanında bugün Deniz Müzesi'nin olduğu alana atölye binası inşa edildi. “TÜRK'ÜN YAPTIĞI UÇAKLARI ELBETTE TÜRKİYE’DE YETİŞEN PİLOTLAR UÇURACAKTIR” Deneme uçuşlarını yapabilmek için Yeşilköy'deki Elmaspaşa Çiftliği'ni satın alan Demirağ, üzerine büyük bir uçuş sahası, hangarlar ve uçak tamir atölyesi yaptırdı. Demirağ, “Türk’ün yaptığı uçakları elbette Türkiye’de yetişen pilotlar uçuracaktır.” diyerek “Gök Okulunu” işte burada açtı. Günümüzde bu alanda İstanbul Atatürk Havalimanı yer alıyor.  Gök Okulunda toplam da 16 bin saat uçuş yapıldı ve 290 pilot yetiştirildi. HEM EĞİTİM HEM YOLCU UÇAĞI YAPILDI Beşiktaş'taki uçak fabrikasında üretilecek uçak ve planörlerin planını Türkiye'nin ilk uçak mühendislerinden Selahattin Reşit Alan çizdi. 1936'da ilk tek motorlu uçak "Nu.D-36" üretildi. Uçağa Nuri Demirağ'ın ismini simgelediği için "Nu.D-36" denildi. 1938'de ise "Nu.D-38" adlı çift motorlu 6 kişilik yolcu uçağı yapıldı.  22 Ocak 1937 tarihinde Türk Hava Kurumu 10 eğitim uçağı ve 65 planör siparişi verdi. Planörler yapılarak teslim edildi. Nu. D.36 adı verilen eğitim uçağı ise kontrol uçuşu sırasında Eskişehir’de kaza geçirmesi nedeniyle siparişlerin iptal edilmesine neden oldu. Alan, ise  bu kazada vefat etti.     Demirağ konuyu mahkemeye taşıdı ancak THK lehine sonuçlandı. O dönem uçakların yurt dışına satılamaması için kanun çıkarılınca sipariş alamayan fabrika, 1944 yılında kapandı. Kapandıktan sonrası ise tam olarak fabrikaya ve uçaklara ne olduğu konusu hâlâ bilinmezliğini koruyor. Türk havacılığının gelişimini baltalayan bu olayların ardından Cumhuriyetin 101. yılında Türk savunma sanayi tekrar ivme kazanmış durumda. TUSAŞ NASIL KURULDU? 1950 yıllarında Amerika Birleşik Devletleri’nden (ABD) Marshall yardımlarının alınmaya başlanması Türk havacılığında üretimi durdurmuştu. Çünkü uçak almanın maliyeti, üretmenin maliyetinden daha düşüktü. Ancak Türkiye’nin 1964 yılında Kıbrıs’a müdahale etmek istemesi ve 1974’te Kıbrıs Barış Harekâtı’nda karşı karşıya kaldığı amborgo kararları Türk havacılığında yeni bir dönemi açacaktı. Dönemin Hava Kuvvetleri Komutanı Muhsin Batur’un öncülüğünde 16 Temmuz 1970 tarihinde, “Türk Hava Kuvvetlerini Güçlendirme Vakfı” kuruldu. Bu gelişmenin devamında milli sanayimiz ile kendi uçağımızı yapma amacıyla TUSAŞ (Türk Uçak Sanayii A.Ş.) 1973 yılında kuruldu. TUSAŞ’ın yönetimi altında kurulan TAI’nın (Turkish Aerospace Industries, Inc.) yüzde 51 hissesi Türk Hava Kuvvetlerini Güçlendirme Vakfı’na, geri kalan hisse ise ABD’li bir şirkete aitti. Bu durum 12 Ocak 2005 tarihinde Savunma Sanayi Başkanlığı ve Milli Savunma Bakanlığının yüzde 49’luk  hisseyi almasıyla değişecektir. Böylece TUSAŞ’ın yeni adı “Türk Havacılık ve Uzay Sanayii A.Ş.” oldu. TAI adı ise uluslararası platformlarda kullanılıyor. Gerekli hazırlıklar tamamlandıktan sonra  TUSAŞ, fiili olarak ilk kez uçak üretimine 1987 yılında başladı. TUSAŞ bugün Türkiye’de uçak, helikopter, insansız hava araçları (İHA) ve hava- uzay platformlarının tasarımı, geliştirilmesi, imalatı, entegrasyonu, modernizasyonu ve satış sonrası hizmetleri alanlarında faaliyet göstermektedir.  TÜRKİYE’NİN HAVACILIKTAKİ GÜCÜ: TUSAŞ Havacılık ve Uzay Sanayii A.Ş. (TUSAŞ),  Türk savunma sanayisinin güçlenmesinde büyük bir rol oynuyor. TUSAŞ, Türkiye'yi 5. nesil uçak üretebilen az sayıda ülke arasına girmesini sağlayacak  Milli Muharip Uçak KAAN olmak üzere birçok önemli projenin mimarı. KAAN'ın ise 2028 yılında Türk Hava Kuvvetleri envanterine girmesi amaçlanıyor. TUSAŞ’ın ürettiği güvenlik güçlerine hizmet veren ürünler arasında “T129 ATAK Taarruz ve Taktik Keşif Helikopteri, T70 Genel Maksat Helikopteri, ANKA ve AKSUNGUR insansız hava araçları” yer alıyor. Türkiye’nin ilk yerli imkanlarla  üretilen T625 GÖKBEY Genel Maksat Helikopterinin test ve sertifikasyon faaliyetleri başarılı bir şekilde devam ediyor. 3 adet GÖKBEY envantere girmesinin ardından Jandarma Genel Komutanlığı’na teslim edilecek. HÜRKUŞ Temel Eğitim Uçağı ve HÜRJET Eğitim ve Hafif Taarruz Uçağı da envantere girmeye hazırlanıyor. Hürkuş’un 2025 yılında Türk Hava Kuvvetleri Komutanlığına teslim edilmesi hedefleniyor. Testleri devam eden ANKA-III İnsansız Savaş Uçağı, 40 bin feet irtifada görev yapacak ve 10 saat havada kalabilecek. QHA olarak 23 Ekim 2024 tarihinde Ankara'nın Kahramankazan ilçesindeki TUSAŞ yerleşkesine yönelik düzenlenen terör saldırısında şehit olan GÖKBEY’in de mühendisi olan Zahide Güçlü Ekici, TUSAŞ çalışanı Hasan Hüseyin Canbaz, TUSAŞ Kalite Kontrolcü Cengiz Coşkun, TUSAŞ güvenlik görevlisi Atakan Şahin Erdoğan ve  taksi şoförü Murat Arslan’ı rahmet ve minnetle anıyoruz.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.