SON DAKİKA
Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#Huawei

QHA - Kırım Haber Ajansı - Huawei haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Huawei haber sayfasında canlı gelişmelerle ulaşabilirsiniz.

“Doğu Türkistan İnsan Hakları İhlalleri Endeksi 2025” İstanbul’da kamuoyu ile paylaşıldı Haber

“Doğu Türkistan İnsan Hakları İhlalleri Endeksi 2025” İstanbul’da kamuoyu ile paylaşıldı

Doğu Türkistan’daki hak ihlallerini ölçülebilir verilerle görünür kılmayı amaçlayan “Doğu Türkistan İnsan Hakları İhlalleri Endeksi 2025”, 16 Şubat 2026 tarihinde İstanbul’da düzenlenen programla kamuoyuna tanıtıldı. Doğu Türkistan İnsan Hakları İzleme Derneği (ETHR) tarafından hazırlanan endeks; din özgürlüğü, zorla çalıştırma, dijital gözetim ve çocuk hakları başta olmak üzere bölgedeki sistematik ihlalleri 14 tematik başlık altında ele alıyor. BEŞ DİLDE TARAMA, AYLIK RAPORLAMA Karar'dan Feyza Nur Çalıkoğlu'nun haberine göre tanıtımda, endeksin tek bir kaynağa dayanmadığı; Arapça, Çince, İngilizce, Uygurca ve Türkçe olmak üzere beş dilde yürütülen açık kaynak haber taramaları ile hazırlandığı belirtildi. Farklı diller ve arama motorları üzerinden yapılan taramalarla her ayın gelişmelerinin ayrı raporlaştırıldığı, böylece ihlallerin zamansal seyri ve yoğunluğunun izlenebilir hale getirildiği aktarıldı. Sunumda, çalışma boyunca haber metinlerine müdahale edilmeden kronolojik bir derleme yapıldığı özellikle vurgulandı. ENDEKSİN ANA BAŞLIKLARI: PROPAGANDA, ÇİNLEŞTİRİLME, BASKI VE TRANSFER Sunumda 2025 Endeksi’nin tematik çerçevesi, Doğu Türkistan’daki hak ihlallerinin farklı boyutlarını bir arada ele alan başlıklar üzerinden özetlendi. Buna göre “propaganda” başlığı altında, Çin Komünist Partisi’nin gazetecileri bölgeye davet etmesi ve bazı YouTuber’ların Çin odaklı içerikler üretmesi örnek gösterilerek, kamuoyuna dönük anlatının nasıl kurgulandığına dikkat çekildi. “Çinleştirilme” başlığında ise camilerin Çin mimarisine uygun biçimde yeniden inşa edilmesinin geçici bir uygulama değil, yapısal bir dönüşüm olarak değerlendirildiği ve bunun kuşaklar arası bir kültürel kesintiyi hedeflediği vurgulandı. Endekste ayrıca dini pratiklere yönelik sınırlamaların süreklilik kazandığı “dini baskı” boyutu ele alınırken, Doğu Türkistan dışındaki topluluklara yönelik takip ve baskı mekanizmaları da “sınırötesi baskı” kapsamında incelendi. “Zorla çalıştırma ve işçi transferi” başlığında, zorla çalıştırma yöntemlerinin sürdüğü ve sistematik bir işçi transfer politikasının uygulandığı tespiti paylaşıldı. “Sansür ve kısıtlama” bölümünde ise fiziksel kısıtlamalara ek olarak dijital alandaki müdahalelerin arttığı, çevrim içi alanın da denetim ve kontrol politikalarına daha yoğun biçimde dahil edildiği ifade edildi. “SANSÜR VE KISITLAMA”: YAPAY ZEKA DESTEKLİ BİLGİ YÖNETİMİ Raporun “sansür ve kısıtlama” bölümünde, internet sansürünün klasik erişim engellerinin ötesine geçerek yapay zekâ destekli, çok katmanlı bir “bilgi yönetim sistemi”ne dönüştüğü aktarılıyor. Bu çerçevede; yüz tanıma, biyometrik veri temelli sistemler ve algoritmik filtreleme/otomatik müdahale mekanizmalarının özellikle Uygurlar ve diğer Türk halklara yönelik baskı aracı haline geldiği değerlendirmesine yer veriliyor. Yerel medya boyutunda ise Xinjiang Television’un Uygurca ve Kazakça yayın yapan iki kanalının kapatıldığı, bazı yayınların Çinceye döndüğü ve içeriklerin büyük ölçüde Çinceye yöneldiği bilgisi aktarıldı. DİJİTAL GÖZETİM VE SİBER SALDIRILAR: SINIRLARI AŞAN TAKİP İDDİALARI Raporda “dijital gözlem ve siber saldırı” başlığında, Çin’in gözetim kapasitesinin uluslararası ölçekte genişlediği vurgulanıyor. 2023–2024 döneminde Çin’de ve diasporada yaşayan Tibetliler ile Uygurları hedef alan siber saldırıların arkasında, Çin Kamu Güvenliği Bakanlığı ile bağlantılı olduğu iddia edilen UPSEC adlı şirketin bulunduğu öne sürülüyor. Raporda, Android ve Windows cihazlara sızarak kişisel verilere erişebilen araçlardan bahsediliyor. Ayrıca, 8 Nisan 2025’te Dünya Uygur Kongresinin (WUC) Huawei France, Hikvision France ve Dahua Technology France hakkında Paris Savcılığına başvurusuna; 28 Haziran 2025’te Kanada’nın Hikvision’un yani Çin merkezli güvenlik teknolojileri şirketinin ülkedeki operasyonlarını durdurma kararına değiniliyor. ZORLA ÇALIŞTIRMA VE İŞÇİ TRANSFERİ İDDİALARI 2025 boyunca yayımlanan uluslararası rapor ve soruşturmalarda, Doğu Türkistan’da yürütülen devlet destekli “mesleki eğitim” ve iş gücü transfer programlarının zorla çalıştırmaya dönüştüğü iddiaları öne çıktı. İnsan hakları kuruluşlarına göre Çin yönetimi, “yoksullukla mücadele” ve “kırsal iş gücünü dönüştürme” politikaları kapsamında on binlerce Uygur’u ülkenin farklı bölgelerindeki fabrikalara ve tarım alanlarına sevk ediyor. İddialara göre bu sevkler gönüllülükten ziyade yoğun gözetim ve siyasi baskı ortamında gerçekleşiyor. Uygurların toplu şekilde başka eyaletlere taşındığı; tekstil, ayakkabı, otomotiv yan sanayi, elektronik ve tarım gibi sektörlerde çalıştırıldığı belirtiliyor. Bölgedeki üretimin küresel tedarik zincirlerine entegre olması ise söz konusu iddiaları uluslararası şirketler ve ülkeler açısından da gündeme taşıyor. ÇOCUK HAKLARI: YATILI OKULLAR VE AİLEDEN KOPARMA İDDİALARI Endekste, 2017’den bu yana yürütülen kitlesel gözaltı politikalarıyla kamplara alınan ebeveynlerin çocuklarının devlet kontrolündeki yatılı okullara yerleştirilmeye devam ettiğine ilişkin iddialara yer veriliyor. Yarkent, Aksu ve Hoten’de en az altı kurumun faaliyet gösterdiği; çocukların süreç içinde polis birimleriyle takip edildiği ve ayrıntılı kayıtlar tutulduğu aktarılıyor. Raporda, yatılı okullarda eğitimin ağırlıkla Mandarin Çincesi üzerinden yürütüldüğü ve bunun dil-kimlik üzerinde etkilerine ilişkin değerlendirmeler bulunuyor. KEYFİ TUTUKLAMA, YARGISIZ İNFAZ VE DİNİ KISITLAMALAR İDDİALARI Raporda, keyfî tutuklamaların sistematik hale geldiği ve adil yargılanma hakkının zayıfladığı ifade ediliyor. Sakal bırakmak, telefonda dini içerik bulundurmak gibi pratiklerin dahi suç unsuru sayılabildiğine dair örnekler aktarılıyor. Dini özgürlükler başlığında, Ramazan döneminde oruç tutmanın fiilen engellendiği ve bazı yerleşimlerde kişilerin gündüz yemek yediğini gösteren video istendiğine ilişkin iddialara yer veriliyor. GERİ GÖNDERMELER: TAYLAND ÖRNEĞİ “Geri gönderme” bölümünde, üçüncü ülkeler üzerinden Çin’e iade riskine dikkat çekiliyor. Raporda, 27 Şubat 2025’te Tayland’dan 48 Uygur’un Çin’e gönderildiği ve bunun uluslararası düzeyde geri göndermeme ilkesine aykırı olduğu yönünde eleştiriler bulunduğu aktarılıyor. “DİJİTAL APARTHEİD” VURGUSU VE 2024–2025 KIYASLAMASI Sunumda baskının “sürekli, geniş ölçekli ve dijitale endeksli” biçimde yürütüldüğü belirtilerek, “Doğu Türkistan modeli dünyanın dijital aparteidi” ifadesinin öne çıktığı aktarıldı. 2024’te baskı mekanizmalarının kurumsallaştığı, 2025’te ise daha otomatik hale geldiği değerlendirmesi paylaşıldı. Karşılaştırmalı analiz bölümünde, 2024’te daha “güvenlik odaklı” bir çizginin öne çıktığı; 2025’te buna ek olarak propaganda ağırlıklı bir devlet söyleminin güçlendiği belirtildi. Sunumda ayrıca ABD’nin Çin’den gelen ürünlerde zorla çalıştırma şüphesi yaklaşımı da hatırlatıldı. “FİLLER TEPİŞİYOR, EZİLEN BİZ OLUYORUZ” Panel bölümünde söz alan Mazlumder Genel Başkanı Kaya Kartal, Doğu Türkistan’da uygulanan yasaların vatandaşları koruma amacı taşımadığını, aksine “belli bir kalıba sokmak” için işletildiğini söyledi. “Çinlileştirme” politikaları kapsamında din alanında yeni bir yapı kurulduğunu savunan Kartal, günlük yaşam pratiklerinin dahi suç unsuru haline getirildiğini ifade etti. Türkiye bağlamında ise Göç İdaresi uygulamaları ve bazı yargı süreçlerine dikkat çekerek, geri göndermeme yasağının hem Anayasa’da hem uluslararası hukukta yer aldığını hatırlattı. Uluslararası Mülteci Hakları Derneği’nden (UMHD) Zeynep Ertekin ise konuşmasında, mahkemelerin Uygur yabancılara ilişkin verdiği geri gönderme kararlarına ve “tahdit kodları” uygulamalarına değindi. İstanbul 16. ve 18. İdare Mahkemeleri’nin Uygur yabancılar hakkında verdiği geri gönderme kararlarına dikkat çekti. Türkiye’nin uzun yıllar Uygurlar açısından güvenli bir ülke olarak görüldüğünü belirten Ertekin, ancak geçtiğimiz yıl mahkemelerce verilen kararlarla bu algının tersine bir uygulama pratiğinin ortaya çıktığını söyledi. Menşe ülkeyle istihbarat paylaşımı iddialarını gündeme getiren Ertekin, bazı Uygurların terör suçlamalarıyla karşı karşıya bırakıldığını savundu. Geri göndermeme ilkesinin fiilen zedelendiğini öne süren Ertekin, konuşmasını “Filler tepişiyor, ezilen biz oluyoruz” sözleriyle tamamladı. Yeryüzü Avukatları Derneği (WOLAS) temsilcisi Hüseyin Dişli ise hazırlanan endeksin hukuki açıdan bir “delil havuzu” niteliği taşıdığını belirterek, raporda yer alan verilerin ileride yapılacak ulusal ve uluslararası başvurular açısından referans teşkil edebileceğini ifade etti. Panelde ayrıca İstiqlal TV’den Muhammet Ali Atayurt da değerlendirmelerde bulundu.

Brüksel’den kritik altyapı hamlesi: Çin menşeli ekipmanlar kademeli olarak çıkarılacak Haber

Brüksel’den kritik altyapı hamlesi: Çin menşeli ekipmanlar kademeli olarak çıkarılacak

Brüksel, Avrupa Birliği’nin (AB) kritik altyapısından Çin menşeli ekipmanların çıkarılmasını öneriyor. Financial Times’ın Avrupalı üst düzey yetkililere dayandırdığı haberine göre; Brüksel, AB ülkelerine, kritik altyapılarda kullanılan Çin menşeli ekipmanlardan aşamalı olarak vazgeçilmesini öngören bir plan sunmaya hazırlanıyor. Bu adım, Huawei ve ZTE gibi şirketlerin telekomünikasyon ağları, güneş enerjisi sistemleri ve güvenlik tarayıcıları gibi alanlara erişimini fiilen engelleyecek. Habere göre, AB Komisyonu’nun 20 Ocak Salı günü açıklaması beklenen siber güvenlik önerisi, hâlihazırda gönüllülük esasına dayanan ve “yüksek riskli tedarikçilerin” Avrupa pazarından sınırlandırılmasını ya da dışlanmasını öngören uygulamayı zorunlu hâle getirecek. ÇİN TEKNOLOJİSİNE GÜVEN AZALDI Bu girişimin, AB’nin güvenlik politikasını güncelleme ve hem ABD merkezli büyük teknoloji şirketlerine hem de gizli veri toplama riski taşıdığı düşünülen Çinli tedarikçilere olan bağımlılığı azaltma hedefinin bir parçası olduğu belirtiliyor. Önceki tavsiyelerin üye ülkeler tarafından eşit şekilde uygulanmadığına dikkat çekilirken, bazı Avrupa ülkelerinin Çin teknolojilerine güvenmeye devam ettiği ifade ediliyor. Örneğin, İspanya geçen yaz, kolluk kuvvetleri ve istihbarat servisleri tarafından yapılan dinlemelerin kayıtlarını saklamak üzere Huawei ile 12 milyon euroluk bir sözleşme imzalamıştı. Yetkililer, Çin menşeli ekipmanlardan çıkış takviminin, her tedarikçi ve sektör için yapılacak risk değerlendirmelerine bağlı olacağını belirtiyor. Bu süreçte maliyetler ve alternatiflerin bulunabilirliği de göz önünde bulundurulacak. MÜZAKERELERE BAŞLANACAK Öte yandan sektör temsilcileri, planın hayata geçirilmesinin zorluklarına dikkat çekiyor. Verilere göre, AB’de kurulu güneş panellerinin yüzde 90’ından fazlası Çin’de üretiliyor. Telekomünikasyon operatörleri ise doğrudan bir yasak getirilmesi hâlinde tüketiciler için fiyatların artabileceği uyarısında bulunuyor. Yasa teklifinin resmî olarak sunulmasının ardından, AB Parlamentosu ve üye ülkelerle müzakerelere başlanacak. Bazı başkentlerin, millî güvenliğin üye devletlerin yetki alanında kalması gerektiğini savunarak plana karşı çıkması bekleniyor.

Çin teknoloji devi Huawei'ye Türkiye'den üst düzey ziyaret Haber

Çin teknoloji devi Huawei'ye Türkiye'den üst düzey ziyaret

Çin, Doğu Türkistan'daki Uygur Türkleri ve diğer Türk toplulukları üzerinde baskıya devam ediyor. Uydular vasıtasıyla yolda yürüyen insanların kim olduğunu dahi tespit edebilecek teknolojiler geliştiren Çin, Doğu Türkistan'da inşa ettiği toplama kamplarında tuttuğu Uygur Türklerini teknoloji devi Huawei şirketinin geliştirdiği sistemler ile sıkı denetime tabi tutuyor. TOPLAMA KAMPLARINDA HUAWEİ TEKNOLOJİSİ Ayrıca Huawei’nin Çin Ulusal Fikri Mülkiyet Hakkı İdaresine (CNIPA) yaptığı bir başvuru kalabalık arasında bulunan Uygur Türklerinin yapay zeka ile tespit edilebilmesi için teknolojiler geliştirdiğini gösteriyor.  Huawei sadece toplama kamplarına atılan Uygurları gözetlemekle kalmıyor, sokakta yürüyen yayalar arasında Uygur Türkü olup olmadığını tespit edebilen teknolojiler geliştiriyor. Dünyada birçok devlet ise insan haklarını hiçe sayan teknoloji şirketi Huawei ile olan anlaşmalarını askıya aldı. HUAWEİ'DEN AÇIKLAMA Huawei'den yapılan açıklamaya göre, Türkiye Cumhuriyeti Ticaret Bakanı Yardımcısı Mustafa Tuzcu liderliğinde Pekin'e resmi ziyaret yapıldı. Resmi ziyarette, Cumhurbaşkanlığı Yatırım Ofisi Başkanı Burak Dağlıoğlu'nun yanı sıra Hazine ve Maliye Bakanlığı, Dışişleri Bakanlığı, Kültür ve Turizm Bakanlığı ve Adalet Bakanlığı temsilcileri de yer aldı. Ziyaret sırasında, Türk heyeti ve Huawei yetkilileri üst düzey bir toplantı gerçekleştirdi.

Uygur Soykırımı'nda parmağı olan Çinli şirket, üs olarak Türkiye'yi seçti! Haber

Uygur Soykırımı'nda parmağı olan Çinli şirket, üs olarak Türkiye'yi seçti!

Korkutucu bir şekilde teknolojik gelişimine devam eden Çin, Doğu Türkistan'daki Uygur Türkleri ve diğer Türk toplulukları üzerinde baskıya devam ediyor. Uydular vasıtasıyla yolda yürüyen insanın kim olduğunu dahi tespit edebilecek teknolojiler geliştiren Çin, Doğu Türkistan'da inşa ettiği toplama kamplarında tuttuğu Uygur Türklerini teknoloji devi Huawei şirketinin geliştirdiği teknolojiler ile sıkı denetime tabi tutuyor. TOPLAMA KAMPLARINDA HUAWEİ TEKNOLOJİSİ Ayrıca Huawei’nin Çin Ulusal Fikri Mülkiyet Hakkı İdaresine (CNIPA) yaptığı bir başvuru kalabalık arasında bulunan Uygur Türklerinin yapay zeka ile tespit edilebilmesi için teknolojiler geliştirdiğini gösteriyor. Huawei sadece toplama kamplarına atılan Uygurları gözetlemekle kalmıyor, sokakta yürüyen yayalar arasında Uygur Türkü olup olmadığını tespit edebilen teknolojiler geliştiriyor. Birçok demokratik devlet ise ülkelerinde insan haklarını hiçe sayan teknoloji şirketi Huawei ile olan anlaşmalarını askıya aldı. TÜRKİYE ÇİNLİ ŞİRKETLER İÇİN BİR ÜS MÜ OLACAK? Tüm bunlar yaşanırken, Huawei'nin bir hafta önce Çin'in başkenti Pekin'de düzenlediği Çin-Avrupa Liderlik Forumu'nda Türkiye'nin, Çinli şirketlerin Avrupa pazarına açılması için önemli bir konumda olduğu vurgulandı. Toplantının, "Türkiye: Yatırımların Yeni Destinasyonu" başlıklı bölümünde Türkiye'nin Avrupa'ya açılan bir kapı olarak Çinli şirketlere sağlayabileceği ticari ve ekonomik avantajlar ele alındı. Huawei Cloud Yönetim Kurulu Başkanı Cang Şiucıng toplantıda, Türkiye'nin Huawei ve diğer şirketler için pazarlama konusunda önemli bir üs haline geldiğine dikkat çekti. HUAWEİ'NİN BULUT SİSTEMİ TÜRKİYE'DE Huawei Cloud Avrupa Başkan Yardımcısı Pan Cie de küresel erişime açık gelişmiş bir bulut bilişim altyapısı geliştirdiklerini, Avrupa'da 7 ülke ile İrlanda ve Türkiye'de bölgelerin ihtiyaçları ve uyumluluk prosedürlerine göre tasarlanmış 110'dan fazla bulut bilişim hizmeti sunduklarını kaydetti. "TÜRKİYE: DİRENÇLİ ORTAĞINIZ" Huawei gibi Uygur Soykırımı'nda parmağı olan 100'den fazla Çinli şirketin katıldığı etkinlikte, "Türkiye: Dirençli Ortağınız" başlıklı tanıtım filmi gösterilirken, Türkiye ile ticaret ve Türkiye'de yatırım fırsatlarını anlatan konuşmalar yaptı. Uygur Soykırımının ortağı Huawei'nin organize ettiği etkinlik kapsamında, ilerleyen günlerde Dongguan ve Şanghay şehirlerinde de toplantılar düzenlenecek. Türkiye'nin odak ülke olduğu Pekin'deki etkinliğe Çinli şirketlerin temsilcileri de büyük ilgi gösterdi.

Huawei, TSK’nın savunma ihalelerine gözünü dikti! Haber

Huawei, TSK’nın savunma ihalelerine gözünü dikti!

İstihbarat dünyasını anlamak için gerekli olan günlük özel bilgileri yayımlayan Intelligence Online kuruluşu, Çin istihbaratına bilgi toplamakla bilenen teknoloji devi Huawei'nin, Türk Silahlı Kuvvetlerine (TSK) veri ağı hizmetleri sunmayı hedeflediğini bildirdi.  Huawei şirketinin, bu kapsamda halen ABD merkezli Cisco tarafından TSK'ya sağlanan veri ağı hizmetlerini devralmak için yerli ortağı Turkcell’i kapalı kapılar ardında ikna etmeye çalıştığı ifade edildi. HEDEF TÜRK SİLAHLI KUVVETLERİ VERİ TABANI MI? Huawei'nin geçen sene Türkiye'de girdiği ilk telekomünikasyon ihalesinin iptali sonrasında ikinci ihale için yıllardır ortak iş yaptığı Turkcell'i fiyatlandırma konusunda çok yoğun baskı yaparak işi tehdide varan noktaya götürdüğü ileri sürüldü. Huawei şirketinin, TSK'ya veri ağı hizmeti yüklenicisi olma girişimini bu nedenle kaybettiği ifade edildi. HUAWEİ MÜDÜRÜNDEN TURKCELL'E TEHDİT Uzun bir süre TSK'nın telekomünikasyon ihalelerine katıldığı belirtilen Huawei'nin cazip fiyatlarına rağmen teklifleri kabul edilmedi. Bunun üzerine Huawei'nin Turkcell’in maliyet etkinliği konusundaki çekincelerine rağmen fiyatları tekrar düşürmekte ısrar ettiği aktarıldı. Turkcell taviz vermeyince, Huawei Türkiye Genel Müdürü Jing Li'nin Turkcell'in tüm cihazlardaki bakım operasyonlarını dondurmakla tehdit ettiği bildirildi. HUAWEİ CASUSLUK FAALİYETİ YÜRÜTÜYOR Huawei şirketine, Avrupa’da kurulan ağ teknolojileri üzerinden casusluk faaliyeti yürütmekte olduğu iddiasıyla dava açıldı. Ayrıca ABD tarafından ambargo listesine alınmıştı. ABD hükumeti daha önce, Huawei’nin mobil internette 5G şebekesine erişmesine izin veren tüm müttefikleriyle istihbarat paylaşımını gözden geçireceğini açıklamıştı.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.