SON DAKİKA
Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#İha

QHA - Kırım Haber Ajansı - İha haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, İha haber sayfasında canlı gelişmelerle ulaşabilirsiniz.

Ukrayna-Rusya Savaşı'na tanıklık eden emekli asker, geride kalan 4 yılı ve geleceği QHA'ya değerlendirdi Haber

Ukrayna-Rusya Savaşı'na tanıklık eden emekli asker, geride kalan 4 yılı ve geleceği QHA'ya değerlendirdi

Mustafa KOÇYEGİT QHA Ankara Emekli Kurmay Albay, araştırmacı yazar ve şair Canfer Balçık, Ukrayna-Rusya Savaşı'nın seyrine ilişkin Kırım Haber Ajansına (QHA) değerlendirmelerde bulundu. Savaşın başlangıcında Kıyiv'de bulunan Balçık, Ukrayna’nın direncinin temelinde halk-ordu bütünleşmesinin yattığını ifade etti. Modern savaş konseptinin insansız hava araçlarıyla (İHA) köklü biçimde değiştiğini vurgulayan Balçık, Kırım meselesinin ise olası bir barış anlaşmasında en kritik başlık olmaya devam edeceğini söyledi. “YANILDIM VE İYİ Kİ YANILMIŞIM” Savaşın patlak vermesinden hemen önce Ukrayna’ya giden ve işgal girişimine yerinde tanıklık eden Balçık, başlangıçta Rusya’nın stratejik üstünlüğü nedeniyle başkentin kısa sürede düşebileceğini öngördüğünü ancak Ukrayna halkının gösterdiği dirençle bu tahmininde yanıldığını ifade etti. Rusya’nın askeri kapasitesi ve Sovyet doktrininden gelen savaş stratejileri nedeniyle Kıyiv'in kısa sürede düşebileceğinin düşünüldüğünü kaydeden Balçık, “Yanıldım ve iyi ki yanılmışım” ifadelerini kullandı. UKRAYNA, KIRIM'IN İŞGALİ SONRASINDA HAZIRLANMIŞ Ukrayna halkının 2014’teki Kırım işgalinden itibaren olası geniş çaplı bir saldırıya karşı bilinçlendirilmiş ve örgütlenmiş olmasının savaşın uzamasındaki temel unsur olduğunu kaydeden Balçık, bu süreçte liderliğin ve toplumsal direncin belirleyici rol oynadığını vurguladı. Ayrıca Ukrayna Cumhurbaşkanı Volodımır Zelenskıy'ın ülkeyi terk etmeyerek direnişin sembolüne dönüştüğünün altını çizdi. Ukrayna’nın Rus stratejisini Kırım işgalinden bu yana doğru analiz ettiğini belirten Balçık, direnişin başarısını halkın örgütlenmesine bağladı. Meskûn mahal savaşlarında düzenli orduların ötesinde "halk destekli savaşın" önemine dikkat çeken Balçık, tanık olduğu bir sahneyi şöyle aktardı: Çok yaşlı bir hanımefendi lazerle Rus tankını işaretliyor, mevzisinden çıkan yine yaşlı bir Ukraynalı roketle o tankı vuruyordu. İşte bu inanç, Rusları geri çekilmek zorunda bıraktı. Tıpkı bizim İstiklal Harbi’mizde olduğu gibi, Ukrayna’da da bir 'ordu-millet' kavramı hayat buldu. “SİHA'LAR SAVAŞ KONSEPTİNİ DEĞİŞTİRDİ” Modern savaşın en dikkat çekici boyutunun İHA'lar olduğunu söyleyen Balçık, bu alandaki dönüşümün ilk örneklerinin Karabağ’da görüldüğünü ifade etti. Türkiye’nin geliştirdiği İHA ve SİHA’ların savaş doktrininde önemli bir kırılma yarattığını belirten Balçık, düşük maliyetli sistemlerle yüksek maliyetli hedeflerin etkisiz hale getirilebildiğine dikkat çekti. Ukrayna Savaşı'nda da SİHA'ların belirleyici rol oynadığını vurgulayan Balçık, Rus hava ve deniz unsurlarının bu nedenle ciddi kayıplar verdiğini, Karadeniz’deki Rus donanmasının hareket alanının önemli ölçüde daraldığını dile getirdi. Balçık, “Artık yüz milyonlarca dolarlık platformlar, çok daha düşük maliyetli sistemlerle devre dışı bırakılabiliyor. Bu, geleceğin savaş konseptini kökten etkiliyor” değerlendirmesinde bulundu. KIRIM MASANIN EN KRİTİK BAŞLIĞI Olası bir ateşkes veya barış sürecinde en zor başlığın Kırım ollacağını belirten Balçık, 2014’te Rusya tarafından işgal edilen Kırım’ın statüsünün Rusya tarafından tartışma dışı tutulduğunu ve Ukrayna’nın ise bu konuyu zamana yayarak çözme stratejisi izleyebileceğini ifade etti. Bu noktada Türkiye’nin Lozan sonrası Boğazlar meselesini hatırlatan Balçık, Mustafa Kemal Atatürk döneminde 1936’da imzalanan Montrö Boğazlar Sözleşmesi ile Türkiye’nin lehine sonuç elde edildiğini anımsattı. Balçık, “Kırım konusunda kesin ve bağlayıcı bir barış anlaşması yerine, açık kapı bırakılan bir formül daha gerçekçi olabilir” dedi. “ATEŞKES MÜMKÜN, ANCAK TESLİMİYET OLMAMALI” Balçık, savaşın insani ve ekonomik maliyetinin sürdürülebilirliğinin zorlaştığını, bu nedenle bir ateşkes anlaşmasının mümkün olduğunu söyledi. Ancak olası barış anlaşmasının, Ukrayna’yı kalıcı tavizlere zorlayacak hükümler içermemesi gerektiğini belirtti. Toprak tavizi, asker sayısının sınırlandırılması veya tarafsızlık dayatmalarını “teslimiyet maddeleri” olarak nitelendiren Balçık, Ukrayna’nın uzun vadeli bağımsızlık idealinden vazgeçmemesi gerektiğini vurguladı. Öte yandan Kırım’ın Rusya açısından tarihsel ve stratejik önemine dikkat çeken Balçık, yarımadanın Karadeniz ve Azak Denizi’ne erişim bakımından kritik konumda olduğunu ifade etti. Rusya’nın tarihsel olarak sıcak denizlere inme stratejisinden vazgeçmediğini savunan Balçık, bu nedenle Kırım’dan geri adım atmasının kısa vadede olası görünmediğini dile getirdi. KIRIM: TÜRKİYE VE UKRAYNA ARASINDA BİR KÖPRÜ Türkiye’nin Ukrayna’nın toprak bütünlüğüne verdiği desteğin stratejik bir tercih değil, ilkesel bir duruş olduğunu vurgulayan Canfer Balçık, Kırım Tatarlarını öz soydaşları olarak gördüklerini belirtti. Türkiye’nin bölgede herhangi bir toprak iddiası olmadığının altını çizen Balçık, Rusya ile olan doğalgaz ve nükleer santral gibi devasa ekonomik iş birliklerine rağmen Türkiye’nin her zeminde Kırım dahil Ukrayna’nın birliğini savunduğunu ifade etti. “SAVAŞIN YÜKÜNÜ KADINLAR VE ÇOCUKLAR TAŞIYOR” Balçık, savaşın en ağır bedelini sivillerin ödediğini belirtti. Özellikle kadınların hem cephedeki yakınlarını beklediklerini hem de aileyi ayakta tutmaya çalıştıklarını ifade eden Balçık, çocukların ve gençlerin geleceğinin savaşın en kritik boyutu olduğunu söyledi. Ukrayna’nın uzun vadede yeniden toparlanabilmesinin, genç kuşaklara milli bilinç ve tarihsel hafıza kazandırılmasıyla mümkün olabileceğini belirten Balçık, savaşın yalnızca askeri değil, sosyolojik ve kültürel bir mücadele olduğuna dikkat çekti.

Türkiye'nin NATO’ya üyeliğinin 74. yıl dönümü Haber

Türkiye'nin NATO’ya üyeliğinin 74. yıl dönümü

Türkiye, Sovyet tehdidine karşı kolektif savunma amacıyla 1949'da kurulan Kuzey Atlantik Antlaşması Örgütüne (NATO) tam 74 yıl önce bugün resmen katıldı. Bu katılım, Soğuk Savaş'tan modern asimetrik tehditlere kadar geçen sürede hem Türkiye'nin millî güvenliğini perçinledi hem de İttifak'ın harekat kabiliyetini küresel ölçekte artırdı. 1952'de Yunanistan ile birlikte üyeliğe kabul edilen Türkiye’nin katılımıyla NATO’nun üye sayısı 14’e yükseldi. Bugün 32 üyeye ulaşan İttifak içinde Türkiye, sahip olduğu askerî kapasite, savunma sanayi altyapısı ve operasyonel tecrübesiyle öne çıkan ülkeler arasında yer alıyor. TÜRKİYE, MÜTTEFİKLER ARASINDA İHA PAZARINDAKİ PAYIYLA GÖZE ÇARPIYOR Türkiye, son dönemde özellikle savunma sanayi atılımları nedeniyle NATO ülkeleri arasında öne çıkıyor. Ülkedeki savunma sanayi alanında 3 bin 500'ün üzerinde şirket faaliyet gösterirken, Avrupa'daki 29 NATO müttefikinde bu sayı toplam 2 bin 800 civarında. Türk şirketlerinin ürettiği silahlı insansız hava araçlarına (SİHA) savaşta kendini kanıtlamış olmaları nedeniyle dünya pazarında ilgi artarak devam ediyor. Savaşların kaderini değiştirmekle ünlenen insansız hava aracı (İHA) sektöründeki girişimleriyle de dünya çapında tanınan Türkiye, küresel İHA pazarında yüzde 65'lik paya sahip. Türkiye, genel olarak da savunma alanında yapılan ihracatta 2020-2024 yıllarında dünyada 11. ülke olarak göze çarpıyor. NATO'NUN EN BÜYÜK İKİNCİ BÜYÜK ORDUSU: TÜRKİYE Aradan geçen 74 yılda Türkiye, stratejik konumuyla bölgede özellikle terörizmle mücadelede tehdit ve riskleri doğrudan göğüsleyen ilk müttefik olarak NATO'ya kritik katkılarda bulunuyor. NATO'nun en büyük ikinci büyük ordusu Türk Silahlı Kuvvetleri (TSK), aynı zamanda özellikle terörle mücadeledeki aktif rolü nedeniyle müttefikler içinde saha tecrübesi en yüksek ordular arasında yer alıyor. Türkiye, NATO'nun Kosova'daki Barış Gücü'ne (KFOR) en fazla katkı sağlayan ülkelerden biri olarak halihazırda, 2023-2024 döneminde de üstlendiği KFOR Komutanlığı görevini yürütüyor. NATO bütçesine katkı payı sıralamasında 32 müttefik arasında 7. ülke olan Türkiye'nin İttifak'a toplam katkısının bu yıl 300 milyon avro, 2030'da da 620 milyon avroyu bulması bekleniyor. TÜRKİYE, NATO HAREKAT VE MİSYONLARINA EN ÇOK KATKI VEREN İKİNCİ MÜTTEFİK TSK, NATO'nun bu yılki en büyük tatbikatı olan Steadfast Dart 2026'ya yaklaşık 2 bin kişilik askeri personelin yanı sıra TCG Anadolu amfibi hücum gemisinin öncülüğündeki Anadolu Türk Deniz Görev Kuvvetiyle katılıyor. Bosna Hersek'teki Avrupa Birliği Barış Gücü Misyonu'na (EUFOR Althea) en çok katkı veren Avrupa Birliği (AB) üyesi olmayan ülke konumundaki Türkiye, NATO harekat ve misyonlarına en fazla katkı sağlayan ikinci müttefik olarak savunma sanayisinde artan kabiliyetleriyle İttifak içinde öne çıkıyor. Türkiye ayrıca, 4 Temmuz 2025'ten bu yana NATO Müttefik Reaksiyon Kuvveti, Amfibi Görev Kuvveti Komutanlığı ve Çıkarma Kuvveti Komutanlığı görevlerini yürütüyor. TÜRKİYE, KARADENİZ'DEN ORTA DOĞU'YA İTTİFAK'A STRATEJİK DEĞER KATIYOR Türkiye, NATO'nun güneydoğu kanadında üstlendiği kritik rolün yanı sıra İttifak'ın Karadeniz, Orta Doğu ve Doğu Akdeniz'e erişimini sağlaması açısından da İttifak'a stratejik değer katıyor. Ordusuyla NATO'nun caydırıcılığına önemli katkıda bulunan ve Avrupa-Atlantik güvenlik mimarisinin önemli bir parçası olan Türkiye, bölgesel krizlere coğrafi yakınlığı nedeniyle NATO'nun hızlı müdahale kapasitesini büyük ölçüde artıyor. NATO da Türkiye'nin savunması için önemli desteklerde bulunuyor. İttifak üyeliği, hem Türkiye'nin askeri modernizasyon ve uluslararası iş birliği imkanlarını güçlendiriyor hem de istihbarat paylaşımı ve erken uyarı sistemleri, Türkiye'nin ulusal güvenliğine destekte bulunuyor.

Belçika’daki askerî üste İHA alarmı: Rusya olağan şüpheli Haber

Belçika’daki askerî üste İHA alarmı: Rusya olağan şüpheli

Belçika'daki Kleine Brogel Askeri Hava Üssü'nde 3 İHA faaliyeti tespit edildi. Belçika'nın Fransızca yayın yapan kamu televizyonu RTBF'ye röportaj veren Francken, olaya ilişkin askeri istihbarat servisiyle yürütülen soruşturmanın sürdüğünü, sonuçları beklediklerini kaydetti. OLAĞAN SÜPHELİ RUSYA İHA'ların amacının doğrudan saldırı değil, stratejik bilgi toplamak olduğunu belirten Francken, "Bunlar casusluk amacıyla geliyorlar. F-16’ların nerede olduğunu, mühimmatın nerede bulunduğunu ve diğer stratejik unsurları görmek istiyorlar." ifadelerini kullandı. Söz konusu İHA'ların amacının askerî üsleri hedef almak olmadığını belirterek, "Ruslar bunu tüm Avrupa ülkelerinde yapmaya çalışıyor. Şu anda yapanlar Ruslar mı? Bunu kesin olarak söyleyemem ancak gerek motivasyon gerek kullanılan yöntemler son derece açık." değerlendirmesinde bulundu. "AVRUPA'NIN TAMAMI SAVUNMA SİSTEMLERİ ALIYOR" Diğer taraftan Belga ajansına konuşan Francken, hava sahasında sıklıkla İHA faaliyetleriyle karşılaştıklarını, bunların çoğu zaman sıradan uçuşlar olduğunu belirtti. Ancak bazen askeri alanlar üzerinde İHA'ların uzun süre uçuş yaptığına dikkati çeken Francken, "Dün de olan farklı bir hikayeydi. Bu araçların tam olarak nasıl çalıştığı, neyin üzerinde durdukları, neyi inceledikleri ve böyle bir uçuşun ne kadar sürdüğüne bakmak gerekiyor. Kazara gerçekleşen bir faaliyet değildi." dedi. Francken, dün gece Kleine Brogel Askeri Hava Üssü'nde tespit edilen 3 İHA'nın küçük ticari dronlar olmadığını ve daha büyük modeller olduğunu bildirdi. İHA'ları etkisiz hale getirme girişimlerinin başarısız olduğunu anımsatan Francken, "Neden başarılı olmadığımızın nedenini hâlâ araştırıyoruz. Belki farklı frekanslarda çalışıyorlar ya da çok yüksek irtifada uçuyorlardı." ifadelerini kullandı. Francken, İHA karşıtı sistemlere ilişkin bir plan sunduğunu aktararak, bu alanda yatırım artırılması gerektiğini belirtti. Belçika Savunma Bakanı, "Avrupa’nın tamamı savunma sistemleri alıyor." mesajını verdi. BELÇİKA'DA İHA HAREKETLİLİĞİ ARTIYOR Francken, 1 Kasım gecesi Belçika'daki Kleine Brogel Askeri Hava Üssü'nde 3 İHA faaliyeti tespit edildiğini bildirmişti. Belçika’nın Peer Belediyesi sınırları içinde yer alan Kleine Brogel Askeri Hava Üssü, Belçika Hava Kuvvetlerine bağlı olup, aynı zamanda bir ABD Hava Kuvvetleri birimine de ev sahipliği yapıyor. Önemli bir askerî tesis olan Kleine Brogel, hem ulusal hem de NATO operasyonlarında kullanılıyor. Belçika Federal Polisi, askeri hava üssüne ek olarak aynı akşam Anvers Havalimanı'nda da İHA faaliyeti tespit edildiğini duyurmuştu. Daha önce Belçika'daki Elsenborn Askeri Eğitim Kampı üzerinde 3 Ekim'de İHA hareketliliği tespit edilmiş, Savunma Bakanlığı olayı incelemeye almıştı. Francken, kamp üzerinde tespit edilen İHA'ların ardından 2026'da yapılması planlanan bazı savunma hamlelerini bu sene başlatacaklarını açıklamıştı. 25 Ekim'de ise en az 4 İHA'nın Valon bölgesine bağlı Marche-en-Famenne'deki Kral Albert Askeri Üssü üzerinde tespit edildiği bildirilmişti.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.