SON DAKİKA
Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#İkinci Dünya Savaşı

QHA - Kırım Haber Ajansı - İkinci Dünya Savaşı haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, İkinci Dünya Savaşı haber sayfasında canlı gelişmelerle ulaşabilirsiniz.

Zelenskıy: Rusya yapımı yeni bir Nazizmle karşı karşıyayız Haber

Zelenskıy: Rusya yapımı yeni bir Nazizmle karşı karşıyayız

Ukrayna Cumhurbaşkanı Volodımır Zelenskıy (Volodimir Zelenski), 8 Mayıs Zafer ve Nazizm Üzerinde Zafer Günü dolayısıyla yayımladığı mesajda, Rusya’nın Ukrayna’ya yönelik saldırılarını “nazizmin güncellenmiş bir versiyonu” olarak nitelendirdi. Zelenskıy, özgür dünyanın birlik içinde hareket ederek Rus saldırganlığını durdurması gerektiğini vurguladı. Zelenskıy, Avrupa’nın bugün en korkunç savaşlardan birinin sona ermesini andığını belirterek, o dönemde insanların “gerçek bir barış” hayali kurduğunu ifade etti. Savaşın Ukrayna topraklarını ağır yıkıma sürüklediğini kaydeden Zelenskıy, işgal altındaki bölgelerde kitlesel katliamlar ve büyük insan kayıpları yaşandığını söyledi. Ukrayna halkının İkinci Dünya Savaşı’nda en ağır bedellerden birini ödediğini belirten Zelenskıy, milyonlarca Ukraynalının Nazi Almanyası’na karşı savaşarak zaferin kazanılmasına katkı sunduğunu dile getirdi. "RUS YAPIMI ETİKETİ TAŞIYAN NAZİZM" Zelenskıy, aradan 81 yıl geçmesine rağmen Ukrayna’nın bugün yeniden “bütüncül bir kötülüğü” durdurmak zorunda kaldığını ifade ederek, “Bu kötülük yıkım ve zulümden başka bir şey getirmiyor. Bu, ‘Rusya yapımı’ etiketi taşıyan güncellenmiş bir Nazizm biçimidir.” dedi. Rusya’nın saldırılarına karşı mücadelenin yalnızca Ukrayna’nın değil, tüm özgür dünyanın sorumluluğu olduğunu vurgulayan Zelenskıy, Ukrayna’ya destek veren ülkelere teşekkür etti. Zelenskıy, “İnsanların yaşamını ve halkların özgürlüğünü Putin’den korumak, Hitler’in Avrupa’yı ve dünyayı ele geçirmesine izin vermeyenlerin anısını yaşatmanın en onurlu yoludur.” ifadelerini kullandı. Mesajının sonunda nazizme karşı savaşanlara teşekkür eden Zelenskıy, İkinci Dünya Savaşı’nın masum kurbanlarını andı ve “Yaşama sahip çıkan tüm savunuculara şan olsun. Yaşasın Ukrayna!” sözleriyle konuşmasını tamamladı.

Ukrayna bugün 2. Dünya Savaşında hayatını kaybedenleri anıyor Haber

Ukrayna bugün 2. Dünya Savaşında hayatını kaybedenleri anıyor

Ukrayna’da 8 Mayıs tarihi, "İkinci Dünya Savaşı'nda Nazizm'e Karşı Zafer ve Anma Günü" olarak kutlanıyor. Ukrayna Parlamentosu (Verhovna Rada), 2023 yılında kabul ettiği “İkinci Dünya Savaşı’nda Nazizm’e karşı Zafer ve Anma Günü Hakkında” başlıklı yasa ile 8 Mayıs’ı bu anma ve kutlama günü olarak resmî takvime dâhil etti. Yasaya göre, sıkıyönetim sona erdiğinde bu gün aynı zamanda resmî tatil olacak. Ukrayna'da 8 Mayıs’ta düzenlenen anma etkinlikleri ilk olarak 2000’li yılların başında sivil toplum kuruluşları tarafından başlatıldı. 2014 yılında ise bu uygulama Ukrayna Millî Hafıza Enstitüsü ve Kültür Bakanlığı tarafından resmî düzeyde desteklendi. 2015 yılında önce Cumhurbaşkanlığı kararnamesiyle, ardından da komünizmden arındırma yasaları ile 8 Mayıs Anma ve Uzlaşma Günü olarak ilan edildi. Ancak o dönem 9 Mayıs hâlen "Nazizm’e Karşı Zafer Günü" olarak kalmaya devam etti. Cumhurbaşkanı Volodımır Zelenskıy, 2023 yılında, 8 Mayıs’ın Nazizm’e Karşı Zafer ve Anma Günü ilan edilmesi öngören yasa tasarısını parlamentoya sundu ve aynı zamanda 9 Mayıs’ın Avrupa Günü olarak kutlanması yönünde bir kararname imzaladı. Böylece Ukrayna, bu tarihi Avrupa Birliği (AB) ülkeleriyle birlikte anmaya başladı. Ukrayna’da 2014’ten bu yana, Avrupa’daki gibi, İkinci Dünya Savaşı’nı anmanın sembolü olarak kırmızı gelincik çiçeği kullanılıyor. UKRAYNA'NIN İKİNCİ DÜNYA SAVAŞI BİLANÇASU Ukrayna toprakları, savaşın en kilit ve kanlı harekat sahalarından biri oldu. Yaklaşık 5 milyonu sivil, 3 milyonu asker olmak üzere toplam 8 milyon Ukraynalı hayatını kaybetti. Milyonlarca Ukraynalı, müttefik devletlerin ordularında, yer altı direnişlerinde ve isyancı hareketlerde Nazizm'e karşı savaştı. TARİHİN TEKERRÜRÜ: RUSYA’NIN MANİPÜLASYONU Ukrayna Millî Hafıza Enstitüsü'ne göre, Stalin rejiminin mirasçısı olan Rusya Federasyonu, 2014'te başlayan ve 24 Şubat 2022'de geniş çaplı bir işgale dönüşen Ukrayna'ya yönelik saldırganlığını manipüle etmek ve haklı çıkarmak için İkinci Dünya Savaşı hakkındaki mitleri kullanıyor.

Doç. Dr. Balyemez: Gaspıralı'nın Türk fikir hareketi üzerindeki etkisini Kıbrıs'ta görmek mümkündür Haber

Doç. Dr. Balyemez: Gaspıralı'nın Türk fikir hareketi üzerindeki etkisini Kıbrıs'ta görmek mümkündür

Başkent Üniversitesi Kıbrıs Türk Tarihi Araştırmaları Merkezi Müdürü Doç. Dr. Mehmet Balyemez, Kıbrıs'ın Türkiye için önemini stratejik bir ileri karakol olmanın ötesinde, 500 yıllık köklü bir gönül bağı ve millî dava olarak tanımladı. Türk Mukavemet Teşkilatının (TMT) kuruluşundan Kıbrıs Barış Harekatı’na, CIA raporlarındaki çarpıcı gerçeklerden millî mücadelenin lider kadrosuna kadar pek çok kritik konuya değinen Balyemez, Kıbrıs davasının bir "şeref meselesi" olduğunun altını çizdi. Kıbrıs’ın Türkiye için öneminden ve Kıbrıs’taki Türk varlığından bahseden Doç. Dr. Balyemez, Türkiye’nin Kıbrıs Türkleriyle olan bağının güvenlik meselesinden ziyade köklerden gelen bir bağlılıktan kaynaklandığını söyledi. Anadolu’dan gönderilerek Kıbrıs’ta iskân edilen Türklerin köklerinin halen Anadolu’da dinamik olarak durduğundan söz etti. "KIBRIS BİZİM MİLLÎ DAVAMIZDIR. KIBRIS'TAKİ TÜRKLER BİZİM KARDEŞİMİZDİR" Türkiye’nin Kıbrıs’ta olan Türk varlığını kendi öz varlığı gibi değerlendirmesi gerektiğine değinen Balyemez, Kıbrıs Barış Harekâtı sonrasında hazırlanan bir CIA raporunda Kıbrıs’taki Türk birliğinin Türkiye’ye maliyetinin Türkiye’de mevcut olan bir birliğin maliyetinin bir buçuk katı olduğundan bahsettiğini belirtti. "Türkiye Kıbrıs'taki bu mücadeleyi bir kâr zarar veya çıkar boyutunda değil, bir şeref boyutunda değerlendiriyordu." diyen Balyemez, "Dolayısıyla Kıbrıs, bir mill'i davadır. Bunu sadece güvenlik boyutuna indirgersek şayet, kendi gerçekliğimize aykırı düşünmüş oluruz. Yani Amerikalı bunu 3 yıllık bir analizle tespit ederken, bizim 500 yıllık bir köke dayanan ilişkiyi ve bağı, sadece buna indirgememiz bence çok yanlış olur. Kıbrıs bizim millî davamızdır. Kıbrıs'taki Türkler bizim kardeşimizdir." ifadelerini kullandı. "KIBRIS'TA MÜCADELE ADADA İNGİLİZ HAKİMİYETİNİN BAŞLAMASI İLE ORTAYA ÇIKTI" Kıbrıs meselesinin yaklaşık 150 yıllık kökleri olduğuna atıf yapan Balyemez, “1878 yılında Kıbrıs'ın İngiliz yönetimine geçmesi neticesinde, Türklük mücadelesi de başlamıştır” dedi.. Jön Türk hareketinin burada çok büyük bir etkisi olduğuna işaret eden Balyemez, "Aynı dönemde hem Gaspıralı'nın hem Akçura'nın Anadolu'daki fikrî, Türk fikrî hareketi üzerindeki etkisinin yansımalarını Kıbrıs'ta da görmek mümkündür" değerlendirmesinde bulundu. KIBRIS’TAKİ İLK TOPLUM LİDERİ: MÜFTÜ ZİYAETTİN EFENDİDİR Müftü Ziyaettin Efendi’nin 1900’lü yıllardan itibaren Kıbrıs Türk Millî Mücadelesi'nin öne çıkan ismi olduğunu söyleyen Balyemez, Kıbrıs’ın 1923 yılında Lozan Antlaşması ile hukuken Birleşik Krallık'a devredilmesinden iki yıl sonra Kıbrıs’ta İngiliz sömürge yönetimi ilan edildiğini belirterek, bunun üzerine Kıbrıs’ta Kemalist Halkçı Hareket'in ortaya çıktığını, bu hareketin liderliğini Mısırlızade Mehmet Necati Özkan, Raşit Doğruyol ve Mehmet Remzi Okan’ın yaptığını beyan etti. 1930'lu yıllarda Mısırlızade Mehmet Necati Özkan bu hareketin liderliğinin tamamen üstlendiğini, Özkan’ın İngiliz sömürge yönetimine karşı hak arama mücadelesinde öne çıktığını ve İngiliz sömürge yönetimine kafa tutan ilk lider olduğunu kaydeden Balyemez, Dr. Fazıl Küçük ve Rauf Raif Denktaş’tan önce adada mücadeleyi başlatan ismin Necati Özkan olduğunu ifade etti. İkinci Dünya Savaşı'nın hem Türkiye’de hem de Kıbrıs’taki dinamikleri doğrudan etkilediğinden de bahisle, 1937 yılında Dr. Fazıl Küçük’ün adaya geldiğini, Küçük’ün halka sağlık hizmetleri verirken bir taraftan da mücadelenin içine yavaş yavaş girdiğini belirten Balyemez, 1943’te Lefkoşa’da yapılan belediye seçimlerinde 11 meclis üyesinden, Türklere ayrılan 5 kişilik kontenjandan birine Necati Özkan, birine de Dr. Fazıl Küçük’ün seçildiğini Dr. Küçük’ün siyasi olarak Kıbrıs Türklerinin var olma mücadelesindeki liderliğinin ortaya çıktığını belirtti. Balyemez, Dr. Küçük’ün Kıbrıs Milli Türk Halk Partisi ile mücadeleye devam ettiğini, 1949 yılında Faiz Kaymak’ın mücadelenin önde gelen isimlerinden biri olduğunun üzerinde durarak, verilen bu ikili mücadelenin 1957 yılından Denktaş’ın Kıbrıs Türk Kurumları Federasyonu başkanı olmasıyla sonra Dr. Fazıl Küçük ve Rauf Raif Denktaş birlikteliği ile devam ettiğine dikkat çekti. Uzman, Türklerin Rumlarla beraber 1960 yılında kurulan Kıbrıs Cumhuriyeti’nde, siyasi, anayasal, kurucu bir unsur olarak Kıbrıs’ın geleceğine dair kararlarda yer aldığını vurgulayarak bu sürecin 21 Aralık 1963 tarihinde gerçekleşen Kanlı Noel saldırıları ile sonlandığını ve devletin yıkıldığını kaydetti. "Cumhuriyet yıkıldıktan sonra 1973'e kadar Denktaş'la Dr. Fazıl Küçük omuzdaşlık yaparak bu mücadeleye devam ediyorlar" diyen Balyemez, 1973 yılında Dr. Fazıl Küçük’ün bayrağı Denktaş'a teslim ederek kendisinin pasif mücadeleye devam ettiğini belirtti. "KKTC, 18. TÜRK DEVLETİDİR!" Mücadeledeki kişileri sadece Mısırlızade Necati Özkan, Faiz Kaymak, Dr. Fazıl Küçük, Denktaş'la sınırlandırmanın vefasızlık olacağı değerlendirmesinde bulunan Balyemez, TMT'nin kurucularından olan Dr. Burhan Nalbantoğlu, Osman Örek, Niyazi Manyera, Kenan Atakol ve İsmail Bozkurt gibi isimlerinden mücadelenin önde gelen isimlerinden olduğunu ifade etti. Kıbrıs’ta İngiliz sömürge yönetiminin başlamasından sonra ilk reaksiyonun Rumlardan geldiğini söyleyen uzman, Enosis istekleri doğrultusunda hareket eden Rumların ilk olarak İngilizlere tepki gösterdiğini daha sonra bu hareketin yönünün Türklere döndüğünü belirtti. "Kurdukları EOKA tedhiş örgütü ile Türklere yaşam hakkı bırakmayan Rumlara karşı mücadele etmek üzere Kıbrıs Türkleri, Türk Mukavemet Teşkilatı’nı kurdu" diye ekleyen Balyemez, TMT’den önce "Var olmak lazımsa kan akıtmamak niye?" cümlesindeki kelimelerin ilk harflerinden alan Volkan’ın Dr. Fazıl Küçük tarafından kurulduğunu, ayrıca Kara Çete, 9 Eylül Çetesi gibi mahalli teşkilatlar kurulduğu bilgisini paylaştı. TMT’nin Burhan Nalbantoğlu, Rauf Denktaş ve o dönem Türkiye Konsolosluğunda görevli Kemal Tanrısevdi tarafından 15 Kasım 1957 tarihinde kurulduğunu aktaran Balyemez, 26 Kasım 1957 tarihinde; bütün örgütlerin lağvedildiğini, örgüt üyelerinin bundan sonra TMT'nin çatısı altında toplandığını belirten bildirinin yayınlandığını, Türkiye’nin desteğini almak isteyen Kıbrıs Türklerinin Başbakan Adnan Menderes ile Dışişleri Bakanı Fatih Üçlü Zorlu'nun tabiri caizse kapısını aşındırdıklarını kaydetti. Bal yemez, söz konusu taleplerin kabul gördüğünü ve TMT'nin Türkiye tarafından hem askerî hem maddi hem de malzeme açısından desteklenmesine karar verildiğini belirtti. "TSK 1974 HAREKATI'NI KIBRIS'TAKİ MÜCAHİT VE MÜCAHİDELERLE BERABER VERMİŞTİR" “Kıbrıs'ı İstirdat Planı” adıyla Kıbrıs'ı geri alma planı oluşturulduğunu dile getiren Balyemez şöyle devam etti: Türk Silahlı Kuvvetlerinden, Seferberlik Tetkik Dairesinden görevli subaylar gizli görevlerle adaya gönderiliyor. Bunların çoğu öğretmen. Üniforma giymiyorlar. Bunlara söylenen talimat şu; Kıbrıs'ta eğer yakalanırsanız ve deşifre olursanız biz sizi tanımıyoruz. Siz şu andan itibaren izindesiniz, izindeyken bu özgür iradenizle kabul etmiş olduğunuz bir şey olduğu için sizin arkanızda durmayacağız. Dolayısıyla orada mümkün olduğu kadar gizli bir örgütlenme olacak. İşte bu örgütlenmenin ilk lideri de Albay Ali Rıza Vuruşkan. Kasım 1957'de kurulan Türk Mukavemet Teşkilatını tekrar organize etmek için adaya İş Bankaşı müfettişi maske göreviyle gidiyor. İsmi de Ali Rıza Vuruşkan değil, Ali Conan. Kendisi aynı zamanda Kore Harekatı'na katılmış, Kore Harbi'ne katılmış olmasından dolayı bu mahlası kullanıyor. Ve Türk Mukavemet Teşkilatı, Kıbrıs'ta hem Kıbrıs Türk kardeşlerimizin namus güvenliğini sağlarken toplumun bir arada olmasına da büyük bir destek veriyor. 1963-1974 arasında mücadele veren mücahit ve mücahidelere de değinen uzman, "1974 Barış Harekatı'nı Türk Silahlı Kuvvetleri Kıbrıs'taki Kıbrıs Türk kardeşlerimizin kurmuş oldukları bu direniş örgütü mücahit ve mücahidelerle beraber vermiştir. Adada onların destekleri belki de bizim bu harekatta çok az zayiat vererek başarılı olmamıza etkin olan faktörlerinden biridir" değerlendirmesinde bulundu. Doç. Dr. Mehmet Balyemez değerlendirmesinde son olarak şu ifadeleri kullandı: Türk milleti olarak birlikte olmamız gerekir, bir olmamız gerekir. Ortak bir ülküde, ortak bir eylem birliğiyle çalışıp mücadele etmemiz gerekir.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.