SON DAKİKA
Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#İnsan Hakları

QHA - Kırım Haber Ajansı - İnsan Hakları haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, İnsan Hakları haber sayfasında canlı gelişmelerle ulaşabilirsiniz.

Rus esaretindeki Kırım Tatar kadın tutsaklar: 21 yaşındaki Elviza’nın yatağında başlayan kabus Haber

Rus esaretindeki Kırım Tatar kadın tutsaklar: 21 yaşındaki Elviza’nın yatağında başlayan kabus

Rusya’nın Kırım’ı uluslararası hukuku çiğneyerek işgal etmesinin ardından yarımadada başlatılan sistematik baskı, tecrit ve yıldırma politikaları her geçen gün boyut değiştiriyor. Kremlin rejimi, ilk yıllarda daha çok erkek aktivistleri, gazetecileri ve Kırım Tatar Millî Meclisi (KTMM) üyelerini hedef alırken; son dönemde baskı dalgasını Kırımlı kadınlara, annelere ve genç kızlara kadar genişletti. Kırım Haber Ajansı (QHA) olarak hazırladığımız "İşgal Altında Çalınan Hayatlar: Kırım’ın Siyasi Tutsak Kadınları" özel dosya serimizin ilk bölümünde; henüz 20 yaşında bir üniversite öğrencisiyken yatağından dipçiklerle alınan, düzmece "terör" suçlamalarıyla hayatı çalınan Elviza Aliyeva’nın hikâyesini ve bir annenin adalet uğruna Kırım’dan Moskova’ya uzanan amansız mücadelesini sayfalarımıza taşıyoruz. Elviza Aliyeva, üniversite 4. sınıf öğrencisiydi. Fiolent Fabrikası'nda staj yapıp üniversiteden mezun olmaya hazırlanıyordu. Ancak evine düzenlenen baskın tüm hayallerini yıktı. Rus işgal güçleri 15 Ekim 2025 tarihinde, sabahın ilk ışıkları Kırım’ın Bahçesaray bölgesinin üzerine henüz düşmemişken, saat 04.00 sularında Aliyev ailesinin evine baskın düzenledi. Yüzü maskeli silahlı adamlar kapıları tekmelemeye başladı. Kızının hukuksuzca elinden, evinden, hürriyetinden koparıldığı günün şokunu hâlâ atlatamayan Elviza Aliyeva, o karanlık sabahı QHA'ya şu sözlerle anlattı: O sabah saat dörtte korkunç bir gürültü ile uyandım. Koridora nasıl çıktığımı, kapıyı nasıl açtığımı hâlâ hatırlamıyorum. 'Açın, polis!' diye bağırıyorlardı. Evimiz beş odalı, içeri maskeli, iri yarı bir sürü adam doluştu. Ne yapacağımı bilemedim, tam bir şok halindeydim. Kızımın giyinmesine bile izin vermediler. Elviza bana daha sonra yaptığımız görüşmelerde; ‘Uyuyordum, başıma bir şey dayadıkları için uyandım. Gözümü açtığımda silah gördüm.’ diye anlattı. Maskeli, silahlı koca adamların karşısında uykusunda, yatağında basılan 20 yaşında bir kız... Küçük oğlum 16 yaşında, onun da odasına girip yatağını sarsmaya başladılar, 'Uyan ufaklık, yeter bu kadar uyku.' diye bağırıyorlardı. Onu aşkın silahlı Rus güvenlik görevlisi evi altüst etti. Ailenin daha önce ömründe görmediği dini kitaplar, sanki oradaymış gibi "bulunarak" tutanağa geçirildi. Elviza, o sabah evinden, hayallerinden ve diplomasından koparılarak bilinmezliğe götürüldü. “YA İFTİRA ATIP 5 YIL YATARSIN YA DA 15 YIL SÜRGÜNÜNE GİDERSİN” Ertesi gün sözde mahkemeye çıkarılan Elviza Aliyeva; Esma Nimetulayeva, Nasiba Saidova ve Fevziye Osmanova adlı üç Kırım Tatar kadınıyla birlikte Rusya Ceza Kanunu'nun 205.5 maddesi uyarınca "terör örgütüne üye olmakla" suçlanarak tutuklandı. Evinde tek bir silah bulunmayan, hayatı boyunca hiçbir şiddet eylemine karışmayan üniversite öğrencisi için bu suçlama tam bir saçmalıktan ibaretti. Düzmece davanın tüm iddianamesi ise Esma Nimetulayeva'nın evine iki yıl boyunca yerleştirilen yasa dışı ses kayıtlarına dayandırıldı. Annesi, sözde “mahkeme” sürecinde maruz kaldıkları psikolojik şantajı ve Rus adalet sisteminin iki yüzlülüğünü şu sözlerle ifşa etti: İlk başta 'Bir inceleyip bırakacağız' dediler. Hep yalan. Avukatlarımız ev hapsi istedi, 'Delilleri karartırlar, şahitleri tehdit ederler' diyerek reddettiler. Ortada tek bir somut delil yok, olsaydı şimdiye cezayı çoktan kesmişlerdi. Şimdi baskı yapıyorlar; 'Suçunu itiraf et, arkadaşına karşı ifade ver. Eğer itiraf ederseniz 5 yıl ceza yer, Kırım'daki bir cezaevinde cezanızı çekersiniz. Ama terörist olmadığını savunup suçlamayı reddedersen 15 yıl 'Kolıma' sürgününe gidersin diyorlar. Kolıma Rusya'nın en ücra, en ölümcül cezaevlerinin olduğu yer... “KÜFLÜ HÜCRELER, YIRTILAN BAŞÖRTÜLERİ…” Elviza Aliyeva şu anda Akmescit’teki (Simferopol) 1 Nolu Tutukevi'nde dört kişilik bir hücrede tutuluyor. Esaret altındaki Kırım Tatar kadınlarının maruz kaldığı şartlar sadece ağır değil, aynı zamanda insanlık onurunu zedeleyici boyutta. Hücreler nem ve küf içinde, kaloriferler neredeyse hiç yanmıyor ve sıcak su yok; tutsaklar sularını küçük su ısıtıcılarıyla ısıtmaya çalışıyor. Gündüz vakti tutsakların battaniye ile örtünmesi kesinlikle yasak. Tabak, çatal kaşık gibi kişisel eşyalara el konuluyor. Daha da acısı, işgalcilerin inanç özgürlüğüne yönelik barbarca saldırılar söz konusu. Gözaltının ilk günlerinde Rusya Federal Güvenlik Servisi (FSB) görevlisi bir kadının, tutsak kadınlardan Fevziye Osmanova'nın başörtüsü takmasını yasakladığı ve erkek görevlilerin gözü önünde başörtüsünü zorla çekip yırttığı öğrenildi. Aynı haysiyet kırıcı muamele Elviza, Esma ve Nasiba’ya da uygulandı. Buna rağmen gencecik Elviza, hücresindeki gardiyanların tehditlerine meydan okuyarak her gün gardiyanlara haber verip namazını kılmaya, inancına tutunmaya devam ediyor. Boş zamanlarında ise dil çalışmaları yaparak; İngilizcesini geliştirirken bir yandan da kendi çabasıyla Arapça ve Türkçe öğreniyor. KIRIM’DAN MOSKOVA’YA ADALET YOLCULUĞU Evlatları haksızca ellerinden alınan Kırım Tatar aileler sessiz kalmadı. İçlerinde Elviza, Nasiba ve Fevziye’nin ailelerinin de bulunduğu 16 kişilik bir heyet, Kırım genelinden topladıkları 6 bin 500 imzalı dilekçeyi teslim etmek üzere 29 Ekim'de Rusya’nın başkenti Moskova’ya doğru yola çıktı. Yolculuk tam bir psikolojik harbe dönüştü. Kırım Tatar heyet, 36 saat içinde Rus kolluk kuvvetleri tarafından tam 5 kez gerekçesiz şekilde durdurularak alıkonuldu. Moskova’ya ulaştıklarında ise Rusya İnsan Hakları Yetkilisi (Ombudsman) Tatyana Moskalkova randevu vermeyerek kapıları yüzlerine kapattı. Ardından Rusya Başsavcılığı ve Devlet Başkanlığı İdaresine gitmeye çalışan heyet, Moskova'nın göbeğinde FSB ablukasına alındı. Anne Aliyeva o tehlikeli anları şöyle anlatıyor: Savcılığa gitmeden önce bir kafede oturup bekliyorduk. Kimseye bir zararımız yoktu. Birden içeri 23 tane Aşırılıkla Mücadele Merkezi memuru daldı, her yeri arıyorlar. Bizi aradıklarını anladık. Hemen toparlandık, bizi gözaltına alıp sorgulamak istediler. Belgelerimizi şikayet dilekçelerimizi teslim etmeden hiçbir yere gitmeyeceğimizi söyledik. Sırf evrakları vermeyelim diye süreci sabote etmeye çalıştılar. Hafta sonu araya girdi ama biz gitmedik, cumartesi günü o şikayet dilekçelerini savcılığa teslim ettik. Biz uyurken bile kapımızda iki kişi bekliyordu, bizi adım adım izlediler. Ancak toplanan binlerce imzaya ve göze alınan tüm tehlikelere rağmen siyasi kadın tutsakların yakınlarının Moskova’ya yaptığı yolculuk sonuçsuz kaldı. TUTUKEVİNDE 21 YAŞINA GİRDİ Akmescit tutukevinin soğuk bir hücresinde tutulan Elviza Aliyeva, 29 Mayıs’ta 21 yaşına girdi. 8 aydır haksız yere alıkonulan genç kız son görüşmelerinde parmaklıkların arkasından annesine bakarak şu yürek burkan sözleri söyledi: Anne, en çok neye yanıyorum biliyor musun? Yanınızdayken size yeterince sarılamadığıma, size az vakit ayırdığıma yanıyorum. Şimdi yüzünüzü sadece bir kez görebilmek için tam altı ay beklemek zorunda kaldım... Aliyeva ailesi ve tüm Kırım, şimdi gencecik Elviza’nın ve esir tutulan tüm Kırımlı kadınlarının bir an önce özgürlüklerine kavuşması ve adaletin tecelli etmesi için dualarla direniyor.

Kırım İnsan Hakları Grubu, Rusya’nın kültürel asimilasyonunu BM’ye taşıdı Haber

Kırım İnsan Hakları Grubu, Rusya’nın kültürel asimilasyonunu BM’ye taşıdı

Kırım İnsan Hakları Grubu, Birleşmiş Milletler (BM) Ekonomik, Sosyal ve Kültürel Haklar Komitesi'ne resmi bir bildiri sunarak, Rusya’nın dezenformasyon mekanizmalarını silahlı çatışma koşullarında kültürel hakları engellemek için nasıl kullandığını raporladı. Raporda, işgal altındaki Kırım’da Rusya’nın dezenformasyon yoluyla kültürel mirası dönüştürdüğü, gasp ettiği ve özellikle Kırım Tatar halkı için hayati önem taşıyan tarihî yapıları hedef aldığı vurgulandı. BAHÇESARAY’DAKİ HANSARAY “RESTORASYON” ADI ALTINDA DÖNÜŞTÜRÜLÜYOR İnsan hakları savunucuları, Rusya'nın uyguladığı bu politikanın en somut ve acı verici örneği olarak Kırım Tatarlarının tarihî ve sembolik mirası olan Bahçesaray’daki Hansaray’ı gösterdi. Raporda, Rus işgal yönetimi tarafından yürütülen sözde "restorasyon" ve "yenileme" adı altında sarayın özgün mimarisinin ve tarihî bağlamının fiilen değiştirildiği belirtildi. Bu faaliyetlerin amacının, tarihî anıtı Rus devletinin resmi kültür politikasına entegre etmek ve sarayın taşıdığı otantik Kırım Tatar anlatısını zamanla tamamen hafızalardan silmek olduğu belirtildi. İDEOLOJİK KONTROL MEKANİZMASI Kırım İnsan Hakları Grubu, bu tür uygulamaların sadece tarihi bir binaya yönelik fiziksel bir müdahale olmadığını, doğrudan bir ideolojik kontrol aracına dönüştürüldüğünü kaydetti. Sürecin sadece yıkım veya yeniden inşa ile sınırlı kalmadığı; kültürel kurumların yönetim kademelerinin değiştirilmesi, Kırım Tatar tarihiyle ilgili eğitim programlarının dönüştürülmesi ve tarihî anlamların çarpıtılması yoluyla yürütüldüğü ifade edildi. KIRIM TATARLARININ KÜLTÜREL YAŞAMA KATILMA HAKKI GASP EDİLİYOR BM'ye sunulan bildiride, bu asimilasyon süreçlerinin işgale eşlik eden daha geniş bir Rus dezenformasyon stratejisinin parçası olduğunun altı çizildi. Bu stratejiyle, kültürel mirasa verilen zararların ve yapılan değişikliklerin sorumluluğunun gizlenmesi ve Kırım Tatarlarının kendi tarihi mekanlarıyla olan köklü bağlarının zayıflatılması amaçlanıyor. Kırım İnsan Hakları Grubu, Bahçesaray’daki Hansaray’ı örneğinde yaşananların sadece somut bir kültürel miras meselesi olmadığını, Kırım Tatar halkının kendi kültürel yaşamına katılma ve onu koruma hakkına yönelik sistemli bir saldırı olduğunu belirterek komiteyi acil önlem almaya çağırdı.

Çubarov’dan Ervin İbragimov açıklaması: "Rusya Kırım’da başlattığı terörü şimdi de yeni işgal edilen bölgelerde sürdürüyor” Haber

Çubarov’dan Ervin İbragimov açıklaması: "Rusya Kırım’da başlattığı terörü şimdi de yeni işgal edilen bölgelerde sürdürüyor”

Kırım Tatar Milli Meclisi (KTMM) Başkanı Refat Çubarov, Dünya Kırım Tatar Kongresi (DQTK) Yönetim Kurulu ve Bahçesaray Kırım Tatar Bölge Meclisi Üyesi Ervin İbragimov'un işgal altındaki Bahçesaray'da kaçırılmasının 10. yıl dönümü vesilesiyle çarpıcı bir açıklama yaptı. Çubarov, 2016 yılında Kırım'da işlenen bu suçun, Rusya'nın bugün Ukrayna genelinde yürüttüğü topyekûn işgal savaşının ve sivil katliamların habercisi olduğunu vurguladı. GÜVENLİK KAMERASI VAHŞETİ DOĞRUDAN BELGELEMİŞTİ Ervin İbragimov, 2016 yılında 24 Mayıs’ı 25 Mayıs’a bağlayan gece Rus işgali altındaki Bahçesaray’da kaçırılmıştı. Yarımadada yaşanan diğer birçok zorla kaybetme vakasının aksine, bu suçun bir güvenlik kamerası tarafından anbean kaydedildiğini hatırlatan Çubarov, Rus trafik polisi üniforması giyen kişilerin İbragimov’un aracını durdurduğunu, genç aktivistin kaçmaya çalışsa da darbedilerek bir minibüse bindirildiğini ve gecenin karanlığında gözden kaybolduğunu belirtti. KTMM Başkanı, “Bu video kaydı, Rusların vahşetine dair çürütülemez bir kanıt olmanın ötesine geçmiştir. Rusya'nın insanı nasıl yok etmeye, sesini kısmaya çalıştığının; acımasız terör eylemleriyle, Rus işgali koşullarında ezici çoğunluğuyla topraklarına sadık kalan Kırım Tatarlarının iradesini ezme arzusunun adeta somut bir simgesi haline gelmiştir." ifadelerini kullandı. “KIRIM’DAKİ CEZASIZLIK BUÇA VE MARİUPOL’Ü DOĞURDU” Refat Çubarov, 2016 yılında uygar dünyanın "yerel bir hibrit çatışma" veya münferit bir "insan hakları ihlali" olarak gördüğü olayların, aslında Rusya’nın bugünkü geniş çaplı işgal savaşı için kanlı bir hazırlık evresi olduğunu dile getirdi. Kremlin’in Kırım’ın işgali ve ilk kaçırma olaylarının ardından hissettiği cezasızlık duygusunun daha sonra Buça, Mariupol ve Olenivka’daki vahşetleri doğurduğunu belirten Çubarov, Rusya’nın o dönem Kırım’da denediği insan kaçırma yöntemlerini bugün Herson ve Zaporijjya gibi yeni işgal edilen bölgelerde çocukları ve binlerce sivili toplu halde kaçırarak sürdürdüğünü kaydetti. “ULUSLARARASI MAHKEMELER İÇİN DOĞRUDAN BİR İDDİANAME” Ervin İbragimov hakkında asla geçmiş zaman kullanarak konuşmayacaklarını ve adaletin mutlaka tecelli edeceğini vurgulayan Çubarov, şu ifadelere yer verdi: "Ervin İbragimov, Rus işgal rejiminin kurbanı oldu; ancak aynı zamanda direnişin de sembolü haline geldi. Düşmanın, onun toplum üzerindeki liderliğinden, Kırım Tatar halkına ve Ukrayna Devletine olan bağlılığından duyduğu panik şeklindeki korku yüzünden kaçırılmıştı. İşgalciler o zaman da, şimdi de, anavatanları Kırım'a ve devletleri Ukrayna'ya sadık kalan herkesi korkutmaya çalışıyorlar, ancak bu çabaları boşuna sürüyor. Buna karşın, işgalin on ikinci yılında ve büyük savaşın beşinci yılında, istilacılar bu direnişi kırmayı asla başaramadılar. Bizlerin Ervin İbragimov hakkında geçmiş zaman kipiyle konuşmaya ahlaki hakkı yoktur. Ervin'in kaçırılması davası tam adalet gerektiriyor ve bu, işgalcilerin suçlarını gizleme yeteneklerini kaybetmeleriyle mümkün olacaktır. Ervin'in kaçırılma anına ait video kaydı, gelecekte kurulacak uluslararası mahkemeler için doğrudan bir iddianame niteliğindedir. Bu vahşetin hem azmettiricileri hem de failleri kaçınılmaz cezalarını çekeceklerdir. Yarımadanın on iki yıllık işgali; on binlerce paramparça edilmiş hayat, yüzlerce siyasi tutsak ve onlarca kayıp insan getirdi. Ervin, bu yıkıcı darbeyi ilk göğüsleyenler arasındaydı. Amacımız değişmedi: İşgalin tamamen sona ermesi. Bugün, geniş çaplı işgalin beşinci yılında nihai olarak idrak ediyoruz ki: Ukrayna devlet bayrağı ile Kırım Tatar milli bayrağı Bahçesaray, Akmescit (Simferopol) ve Akyar (Sivastopol) semalarında yeniden gururla dalgalanmadığı sürece adil bir barış gelmeyecektir." TRAFİK POLİSİ ÜNİFORMASI GİYEN KİŞİLER TARAFINDAN KAÇIRILDI 10 yıldır haber alınamıyor: Ervin İbragimov nerede? Rus işgali altındaki Kırım'da, tam 10 yıl önce trafik polisi üniforması giyen kimliği belirsiz kişilerce evinin birkaç metre ötesinde kaçırılan DQTK Yönetim Kurulu Üyesi ve Bahçesaray Kırım Tatar Bölge Meclisi Üyesi Ervin… pic.twitter.com/yii4YikizB — QHA - Kırım Haber Ajansı (@qha_kirimhaber) May 25, 2026 Dünya Kırım Tatar Kongresi Yönetim Kurulu Üyesi Ervin İbragimov’un arabası, 25 Mayıs 2016 sabah saatlerinde Rus işgali altındaki Kırım’ın Bahçesaray şehrindeki evinin yakınlarında kapıları açık bir şekilde bulundu. Olayın gerçekleştirildiği yerin yakınında bulunan güvenlik kameraları, Ervin İbragimov’un trafik polisi üniforması giyen kişiler tarafından kaçırıldığını kaydetti. Ervin’in kaybolmadan önce 24 Mayıs 2016 günü saat 22.40 civarında babasını arayarak arabasının evraklarının nerede olduğunu sorduğu biliniyor. Daha sonra Ervin ile iletişim kesildi ve o günden beri hakkında hiçbir haber alınamadı. İŞGALCİLER ANCAK 3 GÜN SONRA "SORUŞTURMA" BAŞLATTI İşgalci Rus yönetimine bağlı olan sözde Soruşturma Komitesi ancak üç gün geçtikten sonra, Ervin İbragimov’un kaçırılmasıyla ilgili soruşturma başlattı. 2 Haziran 2016 tarihinde Ervin İbragimov’un pasaportu ve ehliyetinin Bahçesaray’da bulunduğu açıklandı. 3 Haziran’da ise, Ervin İbragimov’un kaçırıldığı gerçeğini teyit eden yeni görüntüler yayımlandı. Kaçırıldığı günden bu yana Ervin İbragimov hakkında hiçbir şey bilinmiyor. İbragimov’un kaçırılmasının sebepleri de bilinmiyor. İşgalci yönetimin sahte soruşturması hiçbir sonuç vermedi. Ervin İbragimov’un akrabaları, Ervin’i eve getiren kişiye 1 milyon ruble (15 bin dolar) tutarında büyük meblağ ödemeye hazır olduklarını duyurdu. Ancak bu da bir sonuç vermedi. DQTK: ERVİN'İN KAÇIRILMASINDAN RUSYA SORUMLU Dünya Kırım Tatar Kongresi’nin (DQTK) Yönetim Kurulu, üyesi olan Ervin İbragimov’un kayboluşu hakkında yayınladığı açıklamada, söz konusu olaydan, Kırım’ı işgali altında tutan Rusya Federasyonu’nun sorumlu olduğunu vurguladı. Temmuz 2018’de açıklama yapan Ervin’in babası Ümer İbragimov, işgalci Rus kolluk kuvvetleri görevlilerinin oğlunu tehdit ettiğini aktarmıştı. Kırım Tatarları, Ukrayna ve diğer ülkelerde “Ervin Nerede?” eylemleri düzenleyerek İbragimov ailesine aktif şekilde destek gösteriyor. Kırım Derneği Genel Merkezi, 24 Mayıs 2022 tarihinde düzenlenen toplantıda Türkiye’deki Kırım Tatarları, dünyaya ve Türkiye Cumhuriyeti yetkililerine seslenerek “Ervin İbragimov nerede?” sorusunun Rusya Federasyonuna sorulması için çağrıda bulunmuştu.tw

Muhakeme youtube kanalında Moskova’yı fetihten sürgüne Kırım Tatarları konuşuldu Haber

Muhakeme youtube kanalında Moskova’yı fetihten sürgüne Kırım Tatarları konuşuldu

YouTube’da yayın yapan Muhakeme kanalında Türk dünyası meselelerinin konuşulduğu “Türk Yurtlarından Notlar” programında “Moskova’yı Fetihten Sürgüne Kırım Türklüğü” başlıklı bir içerik yayınlandı. Emre Kartal tarafından hazırlanan programda 1944 Kırım Tatar Sürgünü ve Soykırımı’nda Kırım Tatarlarının yaşadığı acılar, 2014’te Rusya’nın gerçekleştirdiği işgal ve hukuksuzluklarla birlikte Kırım Tatarlarının zaferlerle dolu tarihine de değinildi. Yaklaşık 6 ay önce yayın hayatına başlayan Muhakeme YouTube kanalı pek çok konseptte çalışmalarını gerçekleştiriyor. Bu konseptlerden biri olan “Türk Yurtlarından Notlar” programını hazırlayan Emre Kartal her programda farklı Türk coğrafyasının gündemini ve meselelerini ele alıyor. 18 Mayıs 1944 tarihinde gerçekleşen Kırım Sürgünü ve Soykırımı’nın yıl dönümü olması sebebiyle de bu haftaki programlarında Kırım konuşuldu. MOSKOVA’YI FETHEDEN KIRIM HANLIĞI Programda Kırım Tatarlarının ve Kırım coğrafyasının tarihine değinilerek özellikle Kırım Hanlığının zaferlerle dolu tarihinden örnekler anlatıldı. Kırım Hanı Devlet Giray komutasındaki orduların Moskova’yı fethi ve büyük Moskova yangını çevresinde gelişen olayları anlatan Kartal, Kırım Hanlığı ile Osmanlı Devleti arasındaki değerli ve güçlü ilişkiye de yoğun atıf yaptı. İKİ YUMRUK ARASINDA KIRIM TATARLARI İkinci Dünya Savaşı ikliminde Nazi ve Sovyetler Birliği işgallerini gören Kırım’ın yaşadığı dramatik gelişmelere değinen Kartal, iki güç arasında Kırım Tatarlarının aradıkları bağımsızlık ve özgürlüğü ve bu bağlamda yaşadıkları acı hadiseleri örneklerle incelendi. Hitler ve Stalin’in ayrı ayrı sürgün hareketlerine değinilerek II. Dünya Savaşı’nda Kızıl Ordusu yanında savaşan Kırım Tatarlarının dahi Stalin tarafından nasıl sürgün edildiğini örnekleriyle anlatıldı. ARABAT FACİASI HATIRLANDI Kırım Tatar Sürgünü ve Soykırımı sırasında unutulan ve gemilere doldurularak batırılan Kırım Tatarlarının acı kaderlerini hatırlatan Kartal, Araba faciasının asla unutulmaması gerektiğini vurguladı. Bununla birlikte sürgüne dair bilgiler paylaşılan programda sürgünün soykırım olduğu vurgulandı. SOVYET SÜRGÜNÜNDEN RUS İŞGALİNE KIRIM Sürgünden sonra 2014 yılından Rus işgal kuvvetlerince gerçekleşen saldırıları gündemine alan Kartal, hukuksuz referandum ve işgalin tanınmaması gerektiğini işaret etti. Rusya’nın Kırım’dan sonra Ukrayna’nın başka bölgelerinde de işgal ve katliam yürüttüğünün işaret edildiği programda Türk dünyasının tamamının büyük siyasi bağlamların dışına çıkarak sade ve sadece Kırım Tatarlarından yana olması gerektiği vurgulandı. Programda “Aluştadan Esen Yeller” ve Kırım Tatar Millî Marşı olan “Ant Etkenmen” de okunarak Kırım Tatarlarının bağımsızlık ruhuna ve edebi gücüne atıf yapıldı. Programda ayrıca Antlı Şehit Numan Çelebicihan, Kırım Tatarlarının millî lideri ve Ukrayna Milletvekili Mustafa Abülcemil Kırımoğlu gibi abide şahsiyetin mücadelelerine de atıf yapıldı. EMRE KARTAL KİMDİR? Muhakeme YouTube kanalında “Türk Yurtlarından Notlar” programını hazırlayan Emre Kartal, Gazi Üniversitesi’nde uluslararası ilişkiler alanında lisans ve yüksek lisans derecesine sahip. Halihazırda da Ankara Hacı Bayram Veli Üniversitesi’nde uluslararası ilişkiler alanında doktora eğitimine devam ediyor. Uzun yıllardır çeşitli sivil toplum kuruluşlarında özellikle Türklük ve Türk dünyası üzerine çalışmalar yürüten, pek çok yayın organında uluslararası ilişkiler alanında çalışmaları yayınlanan Kartal, Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde danışman olarak görev yapmaktadır. Kartal özellikle Çin Halk Cumhuriyeti dış politikasına ve Doğu Türkistan’daki insan hakları ihlallerine yönelik akademik çalışmalarda bulunuyor.

Herson’da BM Heyetine SİHA’lı saldırı Haber

Herson’da BM Heyetine SİHA’lı saldırı

Rus ordusuna ait FPV tipi silahlı insansız hava araçlar (SİHA), Herson’da insani yardım görevi yürüten Birleşmiş Milletler (BM) İnsani İşler Koordinasyon Ofisine (OCHA) ait aracı hedef aldı. Saldırı sırasında araçta OCHA Başkanı ve sekiz personelinin bulunduğu, şans eseri ölen ya da yaralanan olmadığı bildirildi. Ukrayna Cumhurbaşkanı Volodımır Zelenskıy (Volodimir Zelenski), sosyal medya üzerinden yaptığı açıklamada, Rus güçlerinin BM aracını bile bile hedef aldığını vurguladı. Saldırının insani yardım misyonu sırasında gerçekleştiğini belirten Zelenskıy, “Bugün, Herson'da gerçekleştirilen bir insani yardım görevi sırasında Ruslar, BM İnsani İşler Koordinasyon Ofisi'ne ait bir araca iki kez FPV SİHA’larıyla saldırdı. Rusların hangi araca saldırdıklarını bilmemeleri mümkün değildi." dedi. Araçta OCHA Başkanı ve 8 kurum çalışanı bulunuyordu. Saldırıda yaralanan olmadı ancak araçta maddi hasar meydana geldi. YARDIM GRUPLARI SÜREKLİ HEDEFTE BM kanadından konuya ilişkin henüz resmî bir açıklama gelmemiş olsa da, bölgedeki gönüllü kuruluşlar, yardım merkezleri ve insani yardım araçları düzenli olarak Rus saldırılarının hedefi oluyor. İnsan hakları savunucuları, ayırt edici amblemler ve semboller taşıyan insani yardım araçlarına yönelik bu saldırıların uluslararası hukukun açık bir ihlali olduğunu belirtiyor.

BM İzleme Misyonu raporu: 2026’nın ilk dört ayında Ukrayna'daki sivil kayıplar rekor seviyeye ulaştı Haber

BM İzleme Misyonu raporu: 2026’nın ilk dört ayında Ukrayna'daki sivil kayıplar rekor seviyeye ulaştı

Birleşmiş Milletler (BM) Ukrayna İnsan Hakları İzleme Misyonu (HRMMU), 13 Mayıs tarihinde yayımladığı raporla savaşın sivil halk üzerindeki ağır bilançosunu gözler önüne serdi. Veriler, 2026 yılının ilk dört ayındaki sivil kayıpların, geniş çaplı işgalin başlangıcından bu yana geçen son üç yılın aynı dönemlerine oranla çok daha yüksek olduğunu ortaya koyuyor. BM raporuna göre, Rus saldırganlığı sonucu Ukrayna’da Nisan 2026’da en az 238 sivil hayatını kaybetti, bin 404 sivil ise yaralandı. Bu verilerle birlikte 2026’nın ilk dört ayındaki toplam sivil kayıp sayısı 815 ölü ve 4 bin 174 yaralıya ulaştı. Raporda, 2026'nın ilk dört ayındaki kayıpların, 2025'in aynı dönemine göre yüzde 21 arttığına dikkat çekildi. 2024 yılının aynı dönemine oranla ise kayıplarda yüzde 93 gibi devasa bir artış kaydedildi. SİVİL KAYIPLARA İKİ ANA NEDEN BM analistleri, sivil ölümlerindeki bu keskin yükselişi uzun menzilli silahların yoğun kullanımı ve kısa menzilli SİHA saldırıları gibi iki temel askeri faktöre bağlıyor. Rusya’nın son dönemde füze ve kamikaze tipi SİHA saldırılarını artırması can kayıplarını katladı. Ayrıca cephe hattı boyunca kullanılan küçük SİHA’lar, Nisan 2026’da geniş çaplı savaşın başından bu yana en yüksek sivil kayıp oranına ulaştı. BM YARDIM KONVOYUNA SALDIRI Bununla birlikte raporda 12 Mayıs'ta yaşanan saldırıya dikkat çekildi. Cephe hattına gıda yardımı taşıyan ve üzerinde açıkça BM Dünya Gıda Programı (WFP) logosu bulunan bir kamyon, kısa menzilli bir SİHA tarafından hedef alındı. Saldırıda araç sürücüsü yaralandı. STRATEJİK ALTYAPI VE SİVİL YAŞAMIN FELÇ EDİLMESİ İzleme misyonu, Rusya'nın enerji nakil hatları, demiryolları ve limanlara yönelik sistematik saldırılarının sivil hayatı felç ettiğini vurguladı. Özellikle Odesa bölgesindeki liman altyapısı, sadece Nisan ayı içerisinde en az 14 kez saldırıya uğradı. Bu durumun hem sivil güvenliğini tehlikeye attığı hem de temel insani ihtiyaçlara erişimi zorlaştırdığı belirtildi.

Kırım Tatar siyasi tutsaklar adına Ankara’da kritik görüşme Haber

Kırım Tatar siyasi tutsaklar adına Ankara’da kritik görüşme

Ukrayna ve Türkiye arasındaki diplomatik iş birliği, insani dosyalar üzerinden derinleşmeye devam ediyor. Ukrayna’nın Ankara Büyükelçisi Nariman Celâl ve ZMINA İnsan Hakları Merkezi Proje Yöneticisi Viktoriya Nesterenko’nun yer aldığı heyet, Türk devlet yetkilileriyle üst düzey temaslarda bulundu. KIRIM’DAKİ İNSAN HAKLARI MASAYA YATIRILDI Ukrayna’nın Ankara Büyükelçiliğinden yapılan açıklamaya göre, toplantıda Ukrayna tarafı, Kırım başta olmak üzere Rus işgali altındaki Ukrayna topraklarında yaşanan hukuk dışı uygulamalara dikkat çekti. Taraflar, Kırım’da Ukrayna vatandaşlarına yönelik yürütülen sistematik hak ihlalleri, Kırım Tatar siyasi tutsakların durumu ve cezaevi koşullarını ele aldı. Ayrıca Ukrayna tarafı, Türkiye Cumhuriyeti yönetimine iletilmek üzere hazırlanan, işgal altındaki bölgelerdeki duruma dair detaylı raporları Türk yetkililerine teslim etti. KIRIM TATAR KADINLARIN DURUMU GÜNDEMDE Görüşmede; geçici işgal altındaki Kırım'da uydurma davalarla hukuksuz bir şekilde gözaltına alınan Kırım Tatarı kadınlar Fevziye Osmanova, Elviza Aliyeva, Nasibe Saidova ve Esma Nimetulayeva’nın durumuna özel dikkat çekildi. Bu kişilerin bir an önce serbest bırakılarak ailelerine kavuşmaları için ortak çabaların birleştirilmesi teklif edildi. TÜRKİYE DESTEĞİNİ TEYİT ETTİ Buna karşılık Türk tarafı; Ukrayna’nın toprak bütünlüğü ve egemenliğine olan güçlü desteğini, Kırım’ın yasa dışı işgalini tanımayan net ve istikrarlı tutumunu teyit etti. Ayrıca Türkiye, savaş esirlerinin takas süreçlerindeki aktif rolüne vurgu yaparak siyasi baskıların mağduru olan Ukrayna vatandaşlarına yönelik desteğini yineledi.

AİHM, Moskova’daki Kırım Tatar eylemcileri haklı buldu: Rusya'ya tazminat cezası! Haber

AİHM, Moskova’daki Kırım Tatar eylemcileri haklı buldu: Rusya'ya tazminat cezası!

Rusya’da Kırım Tatarlarına baskı uygulamak amacıyla kurgulanan sözde Hizb-ut Tahrir davasında yargılanan “Bahçesaray Grubu” sanıklarını desteklemek amacıyla Moskova’da protesto gösterilerine katılan eylemcilerin, Rus kolluk güçlerince gözaltına alınarak para cezasına çarptırılmaları nedeniyle Avrupa İnsan Hakları Mahkemesinde (AİHM) açılan “Abdullayev ve diğerleri – Rusya’ya karşı” başlıklı davada karar açıklandı. RUSYA’NIN TAZMİNAT ÖDEMESİNE HÜKMEDİLDİ Mahkemenin, Rusya’nın Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'nin (AİHS) toplanma özgürlüğüne ilişkin 11’inci maddeyi ihlal ettiği sonucuna ulaşarak mahkûmiyet kararı verdiği belirtildi. Kırım Dayanışması adlı sivil toplum kuruluşunun avukat Elvina Semedlâyeva’ya dayandırdığı bilgiye göre, AİHM Rusya’nın 12 müştekinin her birine dörder bin avro tazminat ödemesine hükmetti. Semedlâyeva, AİHM'nin kararının 12 eylemciyi ilgilendirdiğini, kalan 40 kişiye ilişkin kararın ise yakın zamanda çıkmasını beklediğini ifade etti. Müştekilerden birinin, sözde terör örgütü faaliyetlerine katılmakla suçlanan ve Rostov'daki cezaevinde tutulan Kırımlı Amethan Umerov olduğu aktarıldı. NE OLMUŞTU? 10 Temmuz 2019 tarihinde “Birinci Bahçesaray Grubu” davasının sanıklarını desteklemek amacıyla Kızıl Meydan’da bir araya gelen 7 barışçıl protestocu gözaltına alınmış, para cezasına çarptırılarak serbest bırakılmışlardı. Davanın ertesi günü gerçekleştirilen duruşmasında da “Kırım'daki baskılara son verin” yazılı tişörtler giyen ve “Kırım'da dini ve etnik temelli baskılara son verin”, “Çocuklarımız terörist değil” yazılı pankartlar taşıyan 45 protestocu daha gözaltına alınmıştı.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.