SON DAKİKA
Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#İnsan Hakları

QHA - Kırım Haber Ajansı - İnsan Hakları haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, İnsan Hakları haber sayfasında canlı gelişmelerle ulaşabilirsiniz.

Kırım Tatarlarının amansız savunucusu General Petro Hrıhorenko 119 yaşında: Sovyet generalinden insan hakları efsanesine Haber

Kırım Tatarlarının amansız savunucusu General Petro Hrıhorenko 119 yaşında: Sovyet generalinden insan hakları efsanesine

Bugün 16 Ekim, Kırım Tatarlarının amansız savunucusu, Ukraynalı Sovyet İnsan Hakları Savunucusu, Eski Sovyetler Birliği’nde general, rejim muhalifi ve yazar, 2. Dünya Savaşı'nın resmî Sovyet uygulamasını sorgulayan ilk kimselerden olan Petro Hrıhorenko’nun (Petro Grigorenko) doğumunun 119. yıl dönümü. Zaporijjya bölgesinin Berdyansk ilçesine bağlı Borısivka köyünde yaşayan bir ailede dünyaya gelen Hrıhorenko'nun yaşam öyküsü; İkinci Dünya Savaşı'nı geçmiş ve komünist ideallere samimiyetle inanmış parlak bir Sovyet generali ile Sovyet rejimine karşı en sert ve tavizsiz mücadeleyi veren bir insan hakları aktivisti olmak üzere iki taban tabana zıt dönemden oluşuyor. SÜRGÜ VE TECRİT Hrıhorenko’nun parlak askerî ve akademisyenlik kariyeri, 7 Eylül 1961 tarihinde Moskova’da katıldığı bir parti konferansında, Sovyetler Birliği'ndeki siyasi sistemi eleştiren bir konuşma yapmasıyla altüst oldu. Konuşmanın ardından rütbesi sökülerek SSCB’nin Uzak Doğu Askerî Bölgesi'ne sürülen Hryhorenko, yaşadığı baskılara rağmen hakikatı söylemekten geri durmadı. KIRIM TATARLARININ İNSAN HAKLARI MÜCADELESİ Sovyet rejimi tarafından "cezalandırılan halklar" sorunuyla yakından ilgilenmeye başlayan General Hrıhorenko, özellikle 1944 Sürgünü'ne uğrayan Kırım Tatarlarının vatanlarına geri dönme mücadelesinin en güçlü seslerinden biri haline geldi. Kırım Tatarlarına hitaben yaptığı tarihi konuşmada şu ifadeleri kullanmıştı: "Davanızı yalnızca bir iç mesele olarak görmeyin. Dünya ilerici kamuoyuna ve uluslararası kuruluşlara yardım için başvurun. 1944 yılında size yapılan şeyin adı çok nettir: Bu, insanlığa karşı işlenmiş en ağır suçlardan biri olan katıksız bir soykırımdır..." General Hrıhorenko'nun kararlı duruşu sayesinde Kırım Tatar halkının yaşadığı trajedi, Demir Perde'yi aşarak uluslararası toplumun gündemine taşındı. Kırım Tatarları, generali Sovyet gizli servisinin olası misillemelerinden korumak amacıyla evinin çevresinde ve günlük yaşamında kendisinden habersiz nöbetler tutarak onu gizlice koruma altına almıştı. ABD’YE SÜRGÜN 1977 yılında tedavi amacıyla ABD’ye giden Petro HrIıhorenko, birkaç ay sonra Sovyet vatandaşlığından çıkarıldı. Hayatının son dönemini insan hakları mücadelesine adayan Hrıhorenko, 21 Şubat 1987’de New York’ta hayatını kaybetti ve New Jersey’deki Bound Brook Ukrayna Mezarlığı’na defnedildi. Kırım Tatar Millî Meclisi’nin (KTMM) girişimleri ve Ukrayna Halk Hareketi’nin desteğiyle 1999 yılında Kırım'ın Akmescit (Simferopol) kentinde General Hrıhorenko adına bir anıt açılmıştı. Ancak Rus işgal idaresi, Sovyet rejiminin baskılarına karşı çıkan ve Kırım Tatarlarının vatanlarına dönme hakkını savunan bu sembol ismin anısını silmek için anıtı kaldırdı. İşgalci yönetimin "meydan rekonstrüksiyonu" bahanesiyle Mayıs 2024'te söktüğü anıt, Ekim 2024'e gelindiğinde de yerine iade edilmeyerek tamamen ortadan kaldırıldı. Bu durum, Rusya'nın Kırım'daki Ukrayna ve Kırım Tatar tarihsel hafızasını yok etmeye yönelik sistemik politikasının somut bir kanıtı. KIRIMOĞLU: KIRIM TATARLARININ DÖNÜŞÜ İÇİN HERKESTEN ÇOK ŞEY YAPTI Kırım Tatar halkının millî lideri ve Ukrayna Milletvekili Mustafa Abdülcemil Kırımoğlu, daha önce yaptığı bir açıklamada Petro Hrıhorenko’nun Kırım Tatar halkı için taşıdığı eşsiz değeri şu sözlerle dile getirmişti: Petro Hrıhorenko, Kırım Tatarlarının vatanlarına dönmesi için herkesten daha çok şey yaptı. İktidarın baskıları ne kadar ağır olursa olsun ilkeli konulardan taviz vermeyen, olağanüstü cesarete sahip büyük bir insandı. 'İdeal insan' tanımına yaklaşan biri olduğunu söyleyebiliriz; her zaman inançlarına göre hareket eden son derece samimi bir insandı. Kırımoğlu, Hrıhorenko’nun en güçlü silahının "şeffaflık ve açıklık" olduğunu, Kırım Tatarlarına karşı işlenen suçları bıkmadan usanmadan dünyaya duyurduğunu belirterek; yaşamının son 20 yılını Kırım Tatarlarının savunulmasına adadığını vurgulamıştı. Hrıhorenko'nun "cesaret mıknatısı" gibi bir ruha sahip olduğunu kaydeden Kırımoğlu; "Eğer bugün yaşasaydı, adalet ilkeleri gereği işgal altındaki Kırım'da yaşanan hukuksuzluklara asla sessiz kalmaz, bunları tüm dünyaya haykırırdı." ifadelerini kullanmıştı.

Ukrayna 2027-2029 dönemi için BM İnsan Hakları Konseyi üyeliğine seçildi Haber

Ukrayna 2027-2029 dönemi için BM İnsan Hakları Konseyi üyeliğine seçildi

Ukrayna, Birleşmiş Milletler (BM) Genel Kurulunda yapılan oylama sonucunda 2027–2029 yılları dönemi için BM İnsan Hakları Konseyi üyeliğine seçildi. Ukrayna Dışişleri Bakanı Andriy Sıbiha, sosyal medya üzerinden yaptığı açıklamada, Ukrayna’nın Konsey’e katılımının önemini vurgulayarak şu ifadeleri kullandı: Ukrayna, insan haklarının ve uluslararası insani hukukun ağır ihlallerine yol açan Rus saldırganlığına karşı vatandaşlarını ve egemenliğini savunmayı sürdürürken BM İnsan Hakları Konseyine katılıyor. ÖNCELİKLİ BAŞLIKLAR: SAVAŞ SUÇLULARININ YARGILANMASI, TUTSAKLAR VE ÇOCUKLARIN GERİ GETİRİLMESİ Ukrayna’nın adaylığını destekleyen BM üyesi ülkelere teşekkür eden Sıbiha, ülkesinin bu süreçte edindiği tecrübeyi küresel insan hakları koruma sistemini güçlendirmek ve insan onurunu savunmak için kullanacağını ifade etti. Ukrayna’nın üç yıllık üyelik sürecindeki temel odak noktası, ağır insan hakları ihlallerinden sorumlu olanların yargılanması için uluslararası mekanizmaların güçlendirilmesi; işlenen suçların belgelenmesi ve soruşturulmasına yönelik uluslararası süreçlerin desteklenmesi olacak. Bununla birlikte Kıyiv yönetimi; savaş esirleri ile yasa dışı alıkonulan Ukraynalı sivillerin haklarının korunması ve Rusya tarafından zorla yerinden edilerek sevk edilen Ukraynalı çocukların ailelerine geri getirilmesi için diplomatik çabalarını Konsey çatısı altında yoğunlaştıracak.

İşgal altındaki Kırım’da açlık grevi: 71 yaşındaki siyasi tutsak Anna Sotsenko 44 gündür aç Haber

İşgal altındaki Kırım’da açlık grevi: 71 yaşındaki siyasi tutsak Anna Sotsenko 44 gündür aç

İşgal altındaki Kırım'ın Akmescit kentindeki 1 No'lu tutukevinde alıkonulan üç kadın siyasi tutsak, sağlık taraması yapılması ve ailelerinin gönderdiği gıda ile ilaçların kendilerine verilmesi talebiyle açlık grevi başlattı. Memorial İnsan Hakları Merkezi'nin 13 Ekim'de yaptığı açıklamaya göre, 1 Eylül'de başlayan eylemi Evelina Melnıçuk ve Saha Mangubi sonlandırırken 71 yaşındaki Anna Sotsenko açlık grevini sürdürdü. Memorial'ın aktardığı bilgilere göre kadınlar, tutukevindeki koşulları, tıbbi müdahale taleplerinin karşılanmamasını ve ailelerinin gönderdiği kolilerdeki ilaçlara el konulmasını protesto etmek amacıyla açlık grevine gitti. Sotsenko'nun 11 Ekim tarihli mektubunda, açlık grevinin 41. gününde olduğunu yazdığı ve "mevcut koşullarda kendisini normal hissettiğini" belirttiği aktarıldı. ÜÇ SİYASİ TUTSAK KADIN AYNI HÜCREDE EYLEM BAŞLATMIŞTI Akmescit’teki 1 No’lu tutukevinde aynı hücreyi paylaşan Anna Sotsenko, Evelina Melnıçuk ve Saha Mangubi, 1 Eylül tarihinde ortak bir kararla açlık grevi ilan etmişti. Rus işgalciler tarafından "vatana ihanet" suçlamasıyla alıkonulan kadınlar; yetersiz gözaltı koşullarını, tıbbi müdahale reddini ve ailelerinin gönderdiği kolilerden hayati ilaçların çıkarılmasını protesto etmek amacıyla greve başvurdu. Melnıçuk ve Mangubi’nin sonuç alamamaları üzerine eylemlerini sonlandırdıkları öğrenildi. KAÇIRMA, TECRİT VE DÜZMECE SUÇLAMALAR Açlık grevini sürdüren ve kronik rahatsızlıkları bulunan 71 yaşındaki Anna Sotsenko, 29 Ocak 2025 tarihinde Kurman (Pervomayske) bölgesinde kızı Oksana Sotsenko ile birlikte gözaltına alınmıştı. 10 yaşında engelli bir çocuk annesi olan Oksana ve annesi Anna Sotsenko, 9 ay boyunca dış dünyadan tamamen tecrit edildikten sonra "vatana ihanet" ile suçlandı ve ikisinin Akmescit tutukevinde tutulduğu öğrenildi. Yalta sakini olan 58 yaşındaki Evelina Melnıçuk, Kasım 2024’te 79 yaşındaki hasta annesiyle birlikte Slovenya’ya gitmek üzere yola çıktığında Rusya’nın Voronej kentinde FSB tarafından başına çuval geçirilerek kaçırıldı. İşgalciler tarafından Akmescit’e getirilen kadının 79 yaşındaki annesi yaşadığı ağır stres nedeniyle Şubat 2025’te hayatını kaybetti. 16 ay boyunca avukatsız ve tecrit altında tutulan Melnıçuk’un ancak yakın zamanda Akmescit’teki 1 No’lu tutukevinde alıkonulduğu ortaya çıktı ve hakkında "vatana ihanet" davası açıldığı öğrenildi. 2 çocuk annesi Karay Türkü siyasi tutsak Saha Mangubi, 2 Kasım 2024’te ortadan kaybolmuştu. Ailesi, kadının kamuflajlı ve maskeli kişiler tarafından kaçırıldığını açıklamış ancak işgalci yönetim soruşturma açmayı reddederek aileyi Rusya Federal Güvenlik Servisine (FSB) yönlendirmişti. FSB ise uzun süre Mangubi’nin gözaltında olduğuna dair bilgiyi inkâr etmişti. Anne ve komşuların anlatımına göre, beş silahlı ve maskeli kişi Mangubi’nin evine zorla girerek saatler süren bir arama yaptı, ardından kadını hiçbir belge göstermeden alıp götürdü. Ailenin aylarca süren başvurularına rağmen yetkililer kaybolma başvurularını kabul etmedi. Daha sonra Mangubi ile bir süre aynı hücrede kalan bir kadının ifadesiyle, onun Akmescit’teki 2 No’lu tutukevinde tutulduğu öğrenildi. Ancak suçlamanın içeriği uzun süre gizli kaldı. Şubat 2026’da Mangubi hakkında da "vatana ihanet" suçlamasıyla dava açıldığı kesinleşti.

1944 Sürgünü’nden ilk direnişe: “Vatanımıza dönme fikrinden asla vazgeçmemeliyiz” Haber

1944 Sürgünü’nden ilk direnişe: “Vatanımıza dönme fikrinden asla vazgeçmemeliyiz”

Tarih 11 Ekim 1961. Özbekistan Sovyet Sosyalist Cumhuriyeti’nin (SSC) Taşkent Bölge Mahkemesi, Kırım Tatar millî hareketinin Stalin sonrası dönemdeki ilk siyasi yargılaması olarak tarihe geçecek bir davada kararını açıkladı. Mahkeme, "Kırım Gençlik Birliği" ve "Kırım Tatar Kurtuluş Birliği" adlarıyla dosyalandırılan yapılar bünyesinde faaliyet gösterdikleri gerekçesiyle Enver Seferov ve Şevket Abdurahmanov hakkında ağır hapis cezaları verdi. Gerçekte ise vatanından uzakta, sürgün şartlarında ezilen ve halkının adalet mücadelesine ses olmak isteyen iki cesur Kırım Tatar genci vardı. Enver Seferov 7 yıl, Şevket Abdurahmanov ise 5 yıl ağır rejimli çalışma kampı cezasına çarptırıldı. STALİN ÖLDÜ, SÜRGÜN EDİLEN ÇOĞU HALK VATANLARINA DÖNDÜ AMA KIRIM TATARLARINA YASAK KALKMADI 1956 yılına gelindiğinde Stalin döneminde sürgüne gönderilen birçok Sovyet halkı için rehabilitasyon süreci başlamış, Ahıska Türkleri ve Çeçenler dâhil birçok topluluğun tarihî topraklarına dönmesine izin verilmişti. Ancak bu karar Kırım Tatarlarını kapsamadı. Kırım Tatarlarına vatan kapıları kapalı kalmaya devam etti. Bu haksızlık, 1950'lerin ikinci yarısında Kırım Tatar Millî Hareketinin oluşmasına yol açtı. Mektuplar, imza kampanyaları ve resmî makamlara yapılan başvurular sonuçsuz kalınca mücadelenin uzun ve çetin geçeceği anlaşıldı. YILLAR SONRA ORTAYA ÇIKAN GERÇEKLER Uzun yıllar boyunca Seferov ve Abdurahmanov davası, sadece Kırım Tatar ve insan hakları aktivistlerinin el altından dağıttığı gizli yayınlar (samizdat) kanalıyla biliniyordu. Öte yandan Sovyet Birliği dağıldıktan sonra açılan Rusya Devlet Arşivindeki SSCB Başsavcılığı denetim dosyalarında yer alan belgeler, Sovyet rejiminin o dönem Kırım Tatarlarına yönelik kurduğu kumpasını gün yüzüne çıkardı. Soruşturma belgelerine göre, 8 Temmuz 1961'de Özbekistan SSC Bakanlar Kurulu’na bağlı Devlet Güvenlik Komitesi (KGB), Aluşta doğumlu ve Taşkent bölgesindeki Çirçik’te ikamet eden Enver Seferov hakkında soruşturma başlattı. Seferov, Kırım Tatar gençliğine hitaben “milliyetçi” ve "Sovyet karşıtı" bildiriler hazırlayıp posta yoluyla dağıtmakla suçlandı. Davanın diğer sanığı, Özbekistan'a sürgün edilen Kırım Tatarlarından Akyar doğumlu 31 yaşındaki Şevket Abdurahmanov oldu. Seferov tarafından hazırlanan bildirileri Çirçik, Suhumi, Fergana ve Namangan’daki Kırım Tatarlarına ulaştırmakla suçlanan Abdurahmanov'un evinde arama yapıldığı belirtildi. Savcılık, söz konusu aramalarda bildirilerin üç kopyasına el konulduğunu öne sürdü. VATANA DÖNME ARZU SUÇ SAYILDI İddianamede Seferov için kullanılan ifadeler oldukça dikkat çekiciydi. Sovyet makamları Seferov’u "Komünist Parti ve Sovyet Hükûmetinin icraatlarına düşmanca tutum besleyen, Kırım Tatarları arasında Kırım’a dönme arzusunu kışkırtan kişi" olarak tanımlıyordu. Seferov’un esas "suçu" ise 1959 yılında dört arkadaşıyla birlikte SBKP Merkez Komitesine Kırım Tatarlarının vatanlarına dönmesine izin verilmesini talep eden bir mektup kaleme almaktı. "KOMÜNİST EFENDİLER! BİR HALK 16 YILDIR SÜRGÜNDE" Soruşturma dosyalarında korunan ve o dönem Sovyet rejimine karşı atılmış son derece cesur bir adım olarak nitelendirilen bildirilerden biri, "Komünist Efendiler!" başlığıyla başlıyordu. "Kırım Gençlik Birliği" imzalı bildiride şu ifadeler yer alıyordu: Komünist Efendiler! Uzun süre sabrettik ve sizden merhamet bekledik. Bu aşağılayıcı durumumuz daha ne kadar sürecek? 20. yüzyılda bu yaşananlar trajik bir çılgınlık ve barbarlıktır. 16 yıldır halkımız yargılanmadan, soruşturulmadan Sovyetler Birliği'nin dört bir yanına dağıtılmış durumdadır. Küçük büyük demeden tüm bir halk, bir avuç hainin işlediği suçların cezasını mı çekmek zorundadır? Size karşı elinde silahla savaşanlar bile suçlarının cezasını ödedi. Halkımız diğer halklardan daha mı az çalışıyor? Elbette hayır. Ve siz bunu çok iyi biliyorsunuz. Haklı davamızı zorla susturmak istiyorsunuz. Milletimizin diğer halklar arasında eriyip yok olması işinize geliyor. Ama bunu başaramayacaksınız! Uzaya insan gönderip tüm insanlığın hayırseveri rolünü oynarken, küçücük bir halka karşı böyle barbarca yöntemlere başvurmanızı nasıl anlamalıyız?... Milletimizin dikkate alınmasını ve vatanımıza dönme imkânının bize tanınmasını talep ediyoruz. Kırım bizimdir ve bunu er ya da geç kabul edeceksiniz. Bugün tek bir amacımız var: Ya Vatan ya ölüm! "DİZ ÇÖKEREK YAŞAMAKTANSA AYAKTA ÖLMEK BETTERDİR" Kırım Tatar gençliğine doğrudan çağrıda bulunan "Kırım Tatar Kurtuluş Birliği" imzalı diğer bildiri metinden öne çıkan en çarpıcı kesitler şu şekilde: 1944 yılında, henüz birer çocukken, anne me babalarınızla birlikte öz topraklarınızdan sürülerek Sovyetler Birliği’nin dört bir yanına dağıtıldınız. O günden bu yana 16 yıl geçti... Sizin için şu an en hayati olan husus ise Vatanınıza dönme imkânından yoksun bırakılmış olmanızdır… Savaş sırasında sürülen diğer tüm uluslara Vatanlarına dönme imkânı tanınmışken; bizim kültürümüz kademeli olarak yok olmakta ve milletimiz, bir millet olarak varlık anlamını yitirmektedir. Siz gençler, sessizliğinizle bu haksız ve hukuksuz durumu kendinizin meşrulaştırdığını gerçekten görmüyor musunuz?.. Vatanınıza dönme fikrinden asla vazgeçmemelisiniz; aksi takdirde işleyeceğiniz bu suç, gelecek nesilleriniz nezdinde hiçbir bağışlanma bulamayacaktır. Vatanı olmayan bir insanın hor görülmeye layık olduğunu kavramalısınız… Halkınız, yaklaşmakta olan yok oluştan kurtarılmayı sizden bekliyor. Artık sizler için de şu sözü söyleme vakti gelmiştir: 'Diz çökerek yaşamaktansa, ayakta ölmek yeğdir.' Unutmayın ki, halkınızın mutluluğu uğruna verilecek mücadelede sadece gözyaşı değil, kan da dökülebilir. KRUŞÇEV "YUMUŞAMASI"NDA VERİLEN AĞIR CEZALAR Taşkent Bölge Mahkemesi, 11 Ekim 1961'de kapalı oturumda kararı açıkladı. Sovyetler Birliği Komünist Partisi'nin 20. Kongresi sonrası başlayan ve özgürleşme dönemi olarak anılan Kruşçev'in "yumuşaması" yıllarında verilmiş bu karar, rejimin Kırım Tatar sorununu çözmeye hiç niyetinin olmadığını kanıtlıyordu. Enver Seferov 7 yıl, Şevket Abdurahmanov ise 5 yıl ağır rejimli çalışma kampı cezasına çarptırıldı. Abdurahmanov’un cezaevinden SSCB Başsavcısı Roman Rudenko’ya yazdığı itiraz dilekçesindeki şu sözler Sovyet adalet sisteminin özetiydi: Anti-Sovyet belge denilen şeyler, Kırım Tatarlarının vatanları Kırım’a dönmesini talep eden çağrılardı. Bunda anti-Sovyet olan ne var bilmiyorum. Bildiğim tek şey; Stalin kişisel kültü döneminde bizler sürgün edildiğinde henüz 14 yaşında bile değildim. 1956'ya kadar sürgünde yaşadım. Bu acılar yetmedi mi ki beni 5 yıl daha toplumdan tecrit ediyorsunuz?" Bu dilekçeye verilen yanıt ise kısa ve netti: "Kararın değiştirilmesi için gerekçe yoktur." GEÇMİŞTEN GÜNÜMÜZE AYNI YÖNTEMLER Enver Seferov ve Şevket Abdurahmanov cezalarını son gününe kadar cezaevi ve çalışma kamplarında çektiler. Kırım Tatarlarının öz vatanlarına dönmesine ise daha otuz yıl vardı. 1961 yılında Taşkent'te kurulan bu kumpas davası, bugün Rus işgali altındaki Kırım'da Kırım Tatarlarına karşı yürütülen düzmece yargılamaların tarihsel kopyasıdır. Dün "Sovyet karşıtı propaganda" ve "var olmayan örgütler" bahanesiyle vatan sevdalılarını hapse atan zihniyet; bugün işgal altındaki Kırım'da Kırım Tatarlarını "terörist", "aşırılık yanlısı" ve "sabotajcı" yaftalarıyla 15-20 yıla varan ağır hapis cezalarına çarptırmaya devam ediyor. Ancak tarih göstermektedir ki, uydurma davalar ve cezaevi duvarları Kırım Tatarlarını vatan sevgisinden ve adalet mücadelesinden hiçbir zaman vazgeçirmedi.

İşgalci Rusya’dan Kırım Tatar kadınlarına yönelik düzmece dava: Ön duruşma 9 Ekim’de yapılacak Haber

İşgalci Rusya’dan Kırım Tatar kadınlarına yönelik düzmece dava: Ön duruşma 9 Ekim’de yapılacak

Kırım'da evlerine yapılan baskınlarla haksız yere alıkonulan dört Kırım Tatar kadının davasında yeni bir safhaya geçildi. Tutuklu kadınların annelerinden alınan bilgilere göre, 19 yaşındaki Nasiba Saidova, 40 yaşındaki Esma Nimetulayeva, 22 yaşındaki Fevziye Osmanova ve 21 yaşındaki Elviza Aliyeva’nın yargılanacağı davanın ön duruşması 9 Ekim 2026 tarihinde gerçekleştirilecek. DURUŞMA KAPALI KAPILAR ARDINDA VE VİDEO KONFERANSLA YAPILACAK Yaklaşık bir yıl süren soruşturma safhasının tamamlanmasının ardından dava dosyası, Rusya'nın Rostov-na-Donu kentinde bulunan Güney Bölge Askerî Mahkemesine sevk edildi. 5 Eylül'den bu yana sanıklar ve avukatları tarafından dava dosyasının incelendiği süreçte, kadınların katılabileceği ilk mahkeme celsesi olacak ön duruşmanın, basına ve kamuoyuna kapalı olarak gerçekleştirileceği bildirildi. Akmescit’teki tutukevinde tutulan dört Kırım Tatar kadın, Rostov’daki askerî mahkemeye Akmescit'ten video konferans yöntemiyle bağlanacak. Mahkeme heyeti bu ilk oturumda usul engellerini ele alacak ve esas yargılama takvimini belirleyecek. KADINLAR SİYASÎ HEDEF HÂLİNE GELDİ İşgalci Rus güçleri 15 Ekim 2025 tarihinde aralarında siyasî tutsak Remzi Nimetulayev'in eşi Esma Nimetulayeva'nın da olduğu dört Kırım Tatar kadını haksız gerekçelerle alıkoyarak FSB Ofisine götürdü. Ertesi gün sözde mahkemeye çıkarılan Esma Nimetulayeva, Elviza Aliyeva, Nasiba Saidova ve Fevziye Osmanova sözde "terör örgütü faaliyeti yürütmek ve ilgili örgütün faaliyetlerine katılmakla" suçlanarak tutuklandı. İŞGALCİLERDEN BAŞÖRTÜSÜNE FİZİKSEL MÜDAHALE Gözaltı merkezine getirildiği ilk günlerde FSB görevlisi bir kadının Fevziye Osmanova'nın başörtüsü takmasını yasakladığı, hatta erkek görevlilerin yanında başörtüsünü yırttığı bildirildi. Öte yandan kendisiyle birlikte zorla alıkonulan diğer iki siyasî tutsak Esma Nimetulayeva ve Nasiba Saidova'nın da aynı muameleyle karşı karşıya kaldığı öğrenildi. KIRIM’DAN MOSKOVA’YA ADALET YOLCULUĞU Haksız yere alıkonulan dört Kırım Tatar kadının aileleri başta olmak üzere 16 Kırım Tatarından oluşan heyet Rusya İnsan Hakları Yetkilisi (Ombudsman) Tatyana Moskalkova ile görüşmek amacıyla 29 Ekim’de Kırım’dan Moskova’ya yola çıktı. Hak arayışı yolunda son 36 saat içinde Rus kolluk kuvvetleri tarafından 5 defa alıkonulan Kırım Tatarları, Rusya Ombudsmanlık Ofisine ulaşmaya başardı. Nasiba Saidova, Fevziye Osmanova ve Elviza Aliyeva’nın aileleri ile avukat Nazim Şeyhmambetov, haksız yere alıkonulan Kırım Tatar kadınların serbest bırakılması talebini içeren dilekçeyi Rusya Ombudsman Ofisine sundu. Dilekçeye Kırım’ın farklı şehir ve köylerinden toplanan 6,5 bin imza atıldı. Heyet aynı dilekçeyi Rusya Başsavcılığına ve Devlet Başkanlığı İdaresine de sundu. Ancak bu çabalar hiçbir sonuç vermedi.

Ukrayna Ombudsmanı Lubınets BM’de Kırım’daki insan hakları ihlallerini anlattı Haber

Ukrayna Ombudsmanı Lubınets BM’de Kırım’daki insan hakları ihlallerini anlattı

Ukrayna Parlamentosu İnsan Hakları Yetkilisi (Ombudsman) Dmıtro Lubınets, Birleşmiş Milletler (BM) Yerli Halkların Hakları Özel Raportörü ile gerçekleştirilen interaktif diyalog toplantısında, işgal altındaki Kırım’da sivillere, yerli halklara ve dini topluluklara yönelik tırmanan baskıları gözler önüne serdi. Lubınets’in toplantıda paylaştığı verilere göre, 2026 yılının başından bu yana Kırım Yarımadası’nda 128 tutuklama, 47 gözaltı ve adil yargılanma hakkına yönelik 139 açık ihlâl resmî olarak belgelendi. "DİN ADAMLARI VE DİNİ LİDERLER YASA DIŞI ŞEKİLDE HAPSEDİLİYOR" İşgalci Rus yönetiminin sistematik hak ihlallerini sürdürdüğünü belirten Lubınets, konuşmasında şu ifadeleri kaydetti: Söz konusu ihlaller; yasa dışı gözaltıları, Rus vatandaşlığının zorla dayatma uygulamalarını ve vicdan ile din özgürlüğüne getirilen ağır kısıtlamaları içermektedir. Rusya'nın zorla alıkoyduğu siviller arasında farklı inanç ve mezheplere mensup din adamları ile dini liderler de yer almaktadır. Her insan kendi kimliğini koruma, dinini özgürce yaşama ve korkusuzca var olma hakkına sahiptir. ULUSLARARASI TOPLUMA GÖZLEM MİSYONU VE HESAP VEREBİLİRLİK ÇAĞRISI Ukrayna Ombudsmanı, uluslararası topluma ve insan hakları örgütlerine çağrıda bulunarak yerli halklara, millî azınlıklara ve dini cemaatlere yönelik zulmün derhal durdurulmasının talep edilmesini istedi. Lubınets; uluslararası bağımsız gözlem misyonlarının işgal altındaki Ukrayna topraklarına engelsiz erişiminin sağlanması ve Rusya’nın işlediği insan hakları ihlallerinden dolayı uluslararası hukuk önünde hesap vermesi gerektiğini vurguladı. KIRIM’DA BASKILAR DEVAM EDİYOR Kırım Tatar Kaynak Merkezi verilerine göre, işgal altındaki Kırım'da 2025 yılı boyunca 90'ı Kırım Tatarı olmak üzere toplam 244 yasa dışı tutuklama vakası kaydedilmişti. 2026'nın ilk aylarında açıklanan veriler, baskı ve gözaltı dalgasının hız kesmeden devam ettiğini gösteriyor.

Kırım Tatar siyasi tutsak Rüstem Osmanov Rus cezaevinde ölüm riskiyle karşı karşıya! Haber

Kırım Tatar siyasi tutsak Rüstem Osmanov Rus cezaevinde ölüm riskiyle karşı karşıya!

Rusya’nın, Kırım Tatarlarına ve işgale karşı çıkan Ukraynalılara baskı uygulamak amacıyla kurguladığı sözde "Numan Çelebicihan Taburu Davası" çerçevesinde mahkûm edilen Kırım Tatarı siyasi tutsak Rüstem Osmanov’un, Aralık 2025’ten bu yana Tula bölgesindeki cezaevinde uydurma gerekçelerle sürekli olarak hücrede tutulduğu ve hayatını kaybetme riskiyle karşı karşıya olduğu bildirildi. Kırım İnsan Hakları Grubunun "Kırım Davaları" veri tabanındaki bilgilere göre, 6 yıl hapis cezasına çarptırılan Osmanov, ağır işkence, tıbbi yardımın engellenmesi ve insanlık dışı hücre koşulları nedeniyle ölümcül sağlık sorunlarıyla mücadele ediyor. KAÇIRILMA, ELEKTRİKLİ İŞKENCE VE DÜZMECE YARGILAMA Herson bölgesine bağlı Heniçesk bölgesindeki evinden 15 Nisan 2022 tarihinde silahlı Rus askerlerince kaçırılan Osmanov, kafasına torba geçirilerek ve darp edilerek Kırım sınırına götürüldü. Cezaevinden yazdığı mektupta ailesinin öldürülmesiyle tehdit edildiğini belirten Osmanov, ardından Akmescit’teki (Simferopol) FSB binasında elektrik şoku dahil ağır işkencelere maruz kaldı. Kırım Tatar gencine, 2016 yılında Numan Çelebicihan Taburu’na üye olmak ve gruba lojistik destek sağlamak suçlaması kabul ettirildi. Uydurma gerekçelerle ve Kovid-19 bahanesiyle kamuoyuna kapatılan duruşmalar sonucunda, sözde Karasupazar Bölge Mahkemesi Hakimi İgor Sokolovskıy tarafından Osmanov’a 6 yıl hapis cezası verildi. "KİŞİSEL EŞYA LİSTESİNE TUVALET KAĞIDINI YAZMADI" BAHANESİYLE HÜCRE CEZASI Rusya’nın Tula bölgesindeki 1 No’lu cezaevine sevk edilen Osmanov, Kırım Tatar kimliği ve Ukrayna vatandaşlığı nedeniyle sistematik olarak hedef alındı. Rus yetkililerin ve güdümlü mahkumların fiziksel ve sözlü saldırılarına uğrayan Osmanov’a ilk hücre cezası, kişisel eşya listesine "tuvalet kağıdını belirtmeye unuttuğu" gerekçesiyle verildi. Kaburgaları kırılan ve işkenceye uğradığına dair suç duyurusunda bulunan Kırım Tatar tutsağın başvuruları işleme konulmadığı gibi, idare tarafından tehdit edildi. Protesto amacıyla yaka kartını çıkardığı için hücreye kapatılan Osmanov, Aralık 2025’ten itibaren süresi bittikçe gerekçesiz şekilde yeniden hücreye atıldı. KAN KUSUYOR, SAĞLIĞI KRİTİK EŞİKTE: "AMELİYAT OLMAZSA CEZAEVİNDEN SAĞ ÇIKAMAYACAK" Osmanov’un aktardığı bilgilere göre, tutulduğu hücre rutubetli, soğuk ve yoğun kanalizasyon kokusuna sahip. Bu koşullar nedeniyle sürekli mide bulantısı ve baş dönmesi yaşayan Osmanov, kan kusmaya başladı. Kuyruk sokumunda bulunan tümör nedeniyle şiddetli ağrılar çekmesine rağmen kendisine etkili bir ağrı kesici verilmezken, ailesiyle mektuplaşması ve paket alması da tamamen yasaklandı. 23 Temmuz 2026 tarihinde cezaevinden iletmeyi başardığı son mektupta Osmanov, acil ameliyat olması gerektiğini vurguladı. Yüzüne aldığı darbeler sonucu kırılan dişinin bir parçasının genzine saplandığı ve burada çürümeye başladığı tespit edildi. Gerekli tıbbi müdahale ve ameliyat yapılmadığı takdirde Kırım Tatar siyasi tutsağın ceza süresi dolmadan hayatını kaybedebileceği belirtiliyor.

BM’de konuşan Ombudsman Lubinets: "744 çocuk öldürüldü, 1,6 milyon çocuk işgal altında askerîleştiriliyor" Haber

BM’de konuşan Ombudsman Lubinets: "744 çocuk öldürüldü, 1,6 milyon çocuk işgal altında askerîleştiriliyor"

Ukrayna Parlamentosu İnsan Hakları Yetkilisi (Ombudsman) Dmıtro Lubinets, Birleşmiş Milletler (BM) İnsan Hakları Konseyi’nin 63. Düzenli Oturumu kapsamında Ukrayna’daki İhlalleri Araştıran Bağımsız Uluslararası BM Komisyonu ile gerçekleştirilen interaktif diyalog toplantısında, Rusya’nın çocuklara yönelik işlediği savaş suçlarına ilişkin dehşet verici verileri açıkladı. Lubinets, Rusya’nın geniş çaplı işgalinin başından bu yana en az 744 Ukraynalı çocuğun katledildiğini, 2 bin 363 çocuğun ise kayıp olarak arandığını bildirdi. Savaş nedeniyle 2 bin 904 çocuğun farklı derecelerde yaralandığını belirten Lubinets, çatışmalarla bağlantılı olarak çocuklara yönelik 23 cinsel şiddet vakasının belgelendiğini aktardı. İŞGAL ALTINDAKİ BÖLGELERDE 1,6 MİLYON ÇOCUK ASKERLEŞTİRİLİYOR Rus işgali altındaki Ukrayna topraklarında yaklaşık 1,6 milyon Ukraynalı çocuğun bulunabileceğine dikkat çeken Ombudsman, KremIin rejiminin bu çocukların kimliklerini silmeye ve onları Ukrayna'ya karşı savaşa hazırlamaya yönelik sistematik bir politika izlediğini vurgulayarak şunları kaydetti: Çocuklarımıza Rus kimlik belgeleri veriliyor, Rus ailelerin yanına yerleştiriliyor, propagandaya maruz bırakılarak Ukraynalı kimliklerinden soyutlanıyorlar. Zorla yerlerinden ediliyorlar. Rusya, çocuklarımızın barış içinde yaşama hakkı yerine çocukluğun askerîleştirilmesiyle ilgileniyor. Henüz reşit olmamış çocukları askerî eğitime zorluyor, binlerce genç Ukraynalıyı Rus ordusuna askere alıyorlar. Rus yönetiminin tek bir amacı var; Ukrayna'ya karşı savaşı başkalarının elleriyle sürdürmek ve yeni bir asker kuşağı yetiştirmek. İşin en büyük acımasızlığı da burada: Çocuklar son derece savunmasız, zihinleri etkiye çok açık ve Rusya bu hassasiyeti aktif olarak suistimal ediyor. İşte bu yüzden bu hukuksuzluğu durdurmak için her gün var gücümüzle çalışmalıyız. ULUSLARARASI TOPLUMA ÇAĞRI: RUSYA’YA YASA DIŞI ÇIKARILAN ÇOCUKLARIN LİSTESİ İSTENSİN Lubinets, uluslararası kamuoyuna Ukraynalı Çocukların Geri Getirilmesi Uluslararası Koalisyonu’na katılma ve her bir çocuğun konumunun belirlenerek Ukrayna’ya güvenli dönüşünün sağlanması için destek olma çağrısında bulundu. Dördüncü Cenevre Sözleşmesi uyarınca Rusya’dan yasa dışı şekilde sevk edilen ve sınır dışı edilen tüm Ukraynalı çocukların eksiksiz listesinin talep edilmesi gerektiğini belirten Ombudsman, uluslararası gözlem misyonlarının işgal altındaki Ukrayna topraklarına engelsiz erişiminin şart olduğunu vurguladı.

6. Uluslararası Kırım Platformu Zirvesi sonuç bildirgesi yayımlandı: "Kırım’ın işgalden kurtarılması adil ve kalıcı bir barışın ön şartıdır" Haber

6. Uluslararası Kırım Platformu Zirvesi sonuç bildirgesi yayımlandı: "Kırım’ın işgalden kurtarılması adil ve kalıcı bir barışın ön şartıdır"

Birleşmiş Milletler (BM) 81. Genel Kurulu marjında bugün New York'ta düzenlenen 6. Uluslararası Kırım Platformu Zirvesi, yayımlanan kapsamlı sonuç bildirgesi ile tamamlandı. Zirveye katılan devlet ve hükûmet başkanları, uluslararası kuruluş temsilcileri ile bakanlar, yayımladıkları ortak bildirgeyle Rusya Federasyonu'ndan Ukrayna'ya yönelik silahlı saldırganlığını derhal durdurmasını, tüm işgalci unsurlarını ve idari yapılarını Ukrayna'nın uluslararası tanınmış sınırlarından derhal ve koşulsuz olarak çekmesini talep etti. Belgede; 2014 yılında Kırım’ın işgaliyle başlayan ve 2022'de tam kapsamlı savaşa dönüşen süreç sert bir dille kınanarak, “Kırım Özerk Cumhuriyeti, Akyar (Sivastopol) kenti ve Rusya tarafından işgal edilen diğer Ukrayna bölgelerinin Ukrayna'nın egemen topraklarının ayrılmaz birer parçası olduğunu ve böyle kalmaya devam edeceğini; bu bölgelerin geçici olarak işgal altında bulunmasının, hukuki statülerinin değiştirilmesi yönünde hiçbir hukuki dayanak oluşturmadığını teyit ederiz." denildi. "KIRIM'IN ÖZGÜRLEŞTİRİLMESİ ADİL BİR BARIŞIN ÖN ŞARTIDIR" Bildirgede, Rusya'nın işgal ettiği Ukrayna topraklarında düzenlediği tüm yasa dışı sözde seçimlerin uluslararası hukuk nezdinde hiçbir geçerliliğinin bulunmadığı kaydedildi. Devlet ve hükûmet temsilcileri, Kırım Yarımadası’nın işgalden kurtarılmasının Ukrayna'nın toprak bütünlüğünün sağlanması, adil ve kalıcı bir barışın tesisi ve küresel güvenliğin yeniden inşası için kaçınılmaz bir ön şart olduğunu bildirdi. İşgalci Rus yönetiminin yürüttüğü asimilasyon politikalarına da dikkat çekilen ortak metinde şu ifadelere yer verildi: Rusya Federasyonu'nun işgal altındaki topraklarda yürüttüğü kasıtlı ayrımcılık ve asimilasyon politikaları karşısında Ukraynalıların, Kırım Tatar halkının ve diğer yerli halklarının haklarını korumanın ve kültürel, dilsel, dini ve tarihi miraslarını muhafaza etmenin acil gerekliliğini yeniden teyit ediyoruz. YAPTIRIMLARI ARTIRMA VE ÇOCUKLARIN İADESİ ÇAĞRISI Uluslararası topluma Rusya'ya yönelik yaptırımları artırma çağrısının yapıldığı sonuç bildirgesinde; sivil halkın korunması, insan hakları ihlallerinin tespiti için uluslararası gözlemci heyetlerinin bölgeye erişiminin sağlanması, yasa dışı şekilde alıkonulan tüm sivil ve siyasi tutsakların serbest bırakılması ile Rusya'ya kaçırılan Ukraynalı çocukların derhal ailelerine ve ülkelerine iade edilmesi istendi. Zirveye katılan ülkeler, Ukrayna'ya siyasi, diplomatik, ekonomik ve insani desteği sürdürme ve Rusya'nın işlediği uluslararası suçlardan ötürü yargılanması için koordineli mücadele etme kararlılıklarını bir kez daha teyit etti.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.