SON DAKİKA
Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#İnsan Hakları

QHA - Kırım Haber Ajansı - İnsan Hakları haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, İnsan Hakları haber sayfasında canlı gelişmelerle ulaşabilirsiniz.

Lubinets: Rusya tarafından kaçırılan 2 bin 425 çocuk geri getirildi Haber

Lubinets: Rusya tarafından kaçırılan 2 bin 425 çocuk geri getirildi

Ukrayna İnsan Hakları Yüksek Komiseri (Ombudsman) Dmıtro Lubinets, Ukrayna dış temsilcilik başkanlarının yıllık konferansında yaptığı açıklamada, Rusya’nın geniş çaplı işgalinin ardından yasa dışı yollarla sınır dışı edilen veya zorla yerinden edilen 2 bin 425 çocuğun işgal altındaki topraklardan ve Rusya’dan Ukrayna’ya geri getirildiğini duyurdu. 20 BİNDEN FAZLA ÇOCUĞUNUN ZORLA GÖTÜRÜLDÜĞÜ BELGELENDİ Ukrayna tarafının şu ana kadar Rusya tarafından gerçekleştirilen 20 bin 610 Ukraynalı çocuğu zorla yerinden edilme vakasını resmî olarak doğruladığını belirten Lubinets, Ukraynalı büyükelçilere çağrıda bulunarak; yabancı ortakların ve uluslararası heyetlerin Rusya'nın işlediği suçların boyutunu yerinde görmeleri amacıyla Çocuk Haklarını Koruma Merkezlerine ziyaretler düzenlenmesine önayak olmalarını istedi ve şunları kaydetti: Rus suçlarının sonuçlarını kendi gözlerinizle görmek, bir raporda okumaktan çok daha etkilidir. BRİNG KİDS BACK UA GİRİŞİMİYLE ÇALIŞMALAR SÜRÜYOR Ukrayna Cumhurbaşkanı Volodımır Zelenskıy’ın himayesinde yürütülen Bring Kids Back UA (Çocukları Ukrayna'ya Geri Getirin) inisiyatifi kapsamında bugüne kadar 2 bin 425 Ukraynalı çocuğun ailelerine ve vatanlarına kavuşturulduğunu belirten Lubinets; Rusya tarafından kaçırılan tüm çocukların tespiti ve geri getirilmesi için çalışmaların kararlılıkla sürdüğünü kaydetti. EN AZ 20 BİN UKRAYNALI ÇOCUK KAÇIRILDI Ukrayna’nın “Savaşın Çocukları” adlı ulusal veri tabanına göre, Rusya'nın Ukrayna'yı topyekûn işgal girişiminin başlangıcından bu yana Rusya tarafından işgal edilen bölgelerden yaklaşık 20 bin Ukraynalı çocuğun kaçırıldığı belgelendi. Öte yandan Ukraynalı yetkililer, gerçek sayının 200 bin ila 300 bin arasında olabileceğini ifade ediyor. İNSANLIĞA KARŞI SUÇ Birleşmiş Milletler (BM) tarafından Mart 2026'da yayımlanan bir soruşturma raporunda, Rusya’nın Ukraynalı çocukları sınır dışı etmesi ve transfer etmesinin insanlığa karşı suç teşkil ettiği belirtildi. Uluslararası Ceza Mahkemesi (UCM) ise Ukraynalı çocukların yasa dışı şekilde kaçırılması gerekçesiyle Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin ve beş Rus yetkili hakkında yakalama kararı çıkardı. Moskova yönetimi ise suçlamaları reddederek, çocukların savaş bölgesinden gönüllü olarak tahliye edildiğini iddia ediyor.

8,4 milyondan fazla Ukraynalı hâlâ yurt dışında! Haber

8,4 milyondan fazla Ukraynalı hâlâ yurt dışında!

Ukrayna İnsan Hakları Yüksek Komiseri (Ombudsman) Dmıtro Lubinets, Kıyiv’de düzenlenen Ukrayna’nın yurt dışındaki diplomatik temsilcilik başkanlarının yıllık konferansında yaptığı konuşmada, Rusya'nın 12 yıl önce Ukrayna'ya karşı başlattığı saldırgalnlık nedeniyle 2026 yılı itibarıyla 8,4 milyondan fazla Ukrayna vatandaşının ülkelerini terk etmek zorunda kaldığını bildirdi. Konferansta yaptığı konuşmaya dair sosyal medya üzerinden açıklama yapan Lubinets, devletin öncelikli görevine dikkat çekerek şu ifadeleri kullandı: Bugün 8,4 milyondan fazla vatandaşımız Ukrayna dışında bulunuyor. Bizim görevimiz, her birinin şunu bilmesini sağlamaktır: Ukrayna onları unutmuyor ve haklarını korumaya hazırdır. Lubinets ayrıca binlerce Ukraynalının Rusya’da esir olarak tutulduğunu ve 20 binden fazla Ukraynalı çocuğun yasa dışı yollarla Rusya’ya kaçırıldığını hatırlattı. BİRLEŞMİŞ MİLLETLER VE EUROSTAT VERİLERİ BM Mülteciler Yüksek Komiserliği (UNHCR) verilerine göre, Rusya'nın Şubat 2022'de başlattığı geniş çaplı işgali nedeniyle 5,7 milyon kişi Ukrayna’yı terk ederek farklı ülkelere sığınmak zorunda kaldı. Avrupa İstatistik Ofisinin (Eurostat) Temmuz 2026 raporuna göre ise Avrupa Birliği ülkelerinde geçici koruma statüsünde 4,38 milyon Ukraynalı sığınmacı bulunuyor. En çok Ukraynalıya ev sahipliği yapan AB ülkeleri sırasıyla Almanya (1,283 milyon), Polonya (967,5 bin) ve İspanya (267,4 bin) olarak öne çıkıyor. İşgal öncesinde, 2021 sonu itibarıyla AB'de oturum izni olan Ukraynalı sayısı ise 1,57 milyon seviyesindeydi.

Rusya'da yurt dışındaki muhalifleri hedef alan yasa kabul edildi Haber

Rusya'da yurt dışındaki muhalifleri hedef alan yasa kabul edildi

Rusya Devlet Duması, yurt dışında yaşayan ve belirli suçlamalar nedeniyle hakkında işlem bulunan Rus vatandaşlarının haklarını önemli ölçüde sınırlandıran yasa tasarısını ikinci ve üçüncü okumalarda kabul etti. İnsan hakları savunucuları, düzenlemenin siyasi nedenlerle ülkeyi terk eden Rusları hedef aldığını belirterek yasayı "fiilî vatandaşlıktan çıkarma" girişimi olarak nitelendirdi. Kabul edilen düzenleme, Rus mahkemelerince belirli ceza ve idari suçlardan hüküm giyen ya da hakkında karar bulunan ve yurt dışında yaşadığı gerekçesiyle cezadan "kaçındığı" değerlendirilen kişilerin özel bir listeye alınmasını öngörüyor. MAL VARLIĞI VE BANKACILIK İŞLEMLERİNE KISITLAMA Yasa kapsamında listeye alınan kişilerin Rusya'daki taşınır ve taşınmaz malları üzerinde işlem yapması yasaklanacak. Ayrıca bu kişilerin Rus bankalarındaki hesapları ve mobil bankacılık uygulamaları üzerinden işlem gerçekleştirmeleri engellenecek. Düzenleme, yurt dışındaki Rus konsolosluklarında sunulan hizmetlerin büyük bölümünden yararlanma hakkını da sınırlandırıyor. SİYASİ SUÇLAMALARI KAPSIYOR Yasa; "yabancı ajan" faaliyetleri, "istenmeyen kuruluşlara" katılım, Rus ordusunu "itibarsızlaştırma", Rusya'nın toprak bütünlüğünü ihlal çağrısı ve Rusya'ya yönelik yaptırım çağrısı gibi siyasi nitelikli suçlamalar kapsamında hakkında işlem yapılan kişileri de kapsıyor. Tasarı ilk olarak Aralık 2025'te parlamentoya sunulmuş ve aynı ay ilk okumada kabul edilmişti. DÜZENLEME DAHA DA SERTLEŞTİRİLDİ İkinci okuma öncesinde tasarı daha da ağırlaştırıldı. Yapılan değişiklikle mahkemelerin, yargılama giderleri ve tazminatları doğrudan dondurulan mal varlıklarından veya özel hesaplardan tahsil edebilmesinin önü açıldı. Ayrıca yasanın yürürlüğe girişinin ertelenmesine ilişkin hüküm çıkarıldı. Böylece düzenleme, Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin tarafından imzalandığı anda yürürlüğe girecek. İNSAN HAKLARI SAVUNUCULARINDAN TEPKİ Rus insan hakları kuruluşu Pervıy Otdel (Birinci Bölüm), düzenlemeyi "fiilî vatandaşlıktan çıkarma yasası" olarak tanımladı. Sürgündeki Ruslara destek veren Kovçeg (Ark) girişiminin yöneticisi Anastasia Burakova ise düzenlemenin, sosyal medya paylaşımları, açıklamaları veya sivil faaliyetleri nedeniyle devlet tarafından hedef alınan yurt dışındaki Rus vatandaşlarını "vatansız" konumuna düşürebileceğini söyledi. Burakova, söz konusu düzenlemeyi "yurt dışındaki Rus vatandaşlarını vatansız kişiler konumuna iten felaket niteliğinde bir yasa" olarak değerlendirdi.

Rusya Kırım’daki savaş karşıtı sesleri sistematik baskılarla susturuyor Haber

Rusya Kırım’daki savaş karşıtı sesleri sistematik baskılarla susturuyor

Rusya’nın Ukrayna’ya yönelik topyekun işgal girişimi başlattığı ilk günden bu yana, 12 yıldır işgal altında olan Kırım Yarımadası’nda savaş karşıtı protestolar ve Ukrayna yanlısı duruş kesintisiz şekilde devam ediyor. Yarımada sakinleri; sokaklara "Savaşa Hayır" yazıları yazarak, giysilerinde Ukrayna bayrağının sarı-mavi renklerini tercih ederek, Ukrayna şarkıları söyleyerek, Vladimir Putin’i açıkça eleştirerek ve Rus askerlerine hizmet vermeyi reddederek tepkilerini ortaya koyuyor. Krım.Realii haber ajansına konuşan Ukraynalı insan hakları savunucularına göre Kremlin, bu sivil direnişe karşı yargı ve kolluk kuvvetlerini tek bir potada eriten devasa bir baskı mekanizmasıyla yanıt veriyor. Ukrayna merkezli Bölgesel İnsan Hakları Merkezi hukukçuları, işgal yönetiminin en güçlü susturma aracı olan ve kamuoyunda "Rus ordusunun itibarını zedeleme yasası" adıyla bilinen Rusya İdari Ceza Kanunu’nun 20.3.3 maddesini mercek altına aldı. Kırım’daki sözde Rus mahkemelerinin 2022-2025 yılları arasında bu madde kapsamında verdiği bin 500'den fazla kararı analiz eden hak savunucuları, ortaya çıkan tablonun bireysel vakalardan ibaret olmadığını; ifade özgürlüğünü ve adil yargılanma hakkını tamamen ortadan kaldıran sistematik bir devlet politikası olduğunu gözler önüne serdi. İNSANLAR SUÇSUZ YERE YARGILANIYOR Temmuz 2026'da Kıyiv'de sunulan "Zoraki Sadakat" başlıklı analitik rapora göre, Rus mevzuatının muğlak yapısı, işgalci makamların her türlü muhalif duruşu "orduyu karalama" potasında eritmesine olanak tanıyor. İzleme verileri, savaşa karşı çıkan Kırımlıları en çok cezalandıran mahkemelerin Kremlin kontrolündeki sözde Armanpazarı (Armyansk) Şehir Mahkemesi, Akmescit’teki (Simferopol) sözde Kiyevskiy Bölge Mahkemesi ve sözde Canköy Şehir Mahkemesi olduğunu gösteriyor. Armanpazarı’ndaki sözde mahkeme bu süreçte adeta bir rekor kırarak incelenen tüm davaların üçte birini (yaklaşık 500 karar) tek başına karara bağladı. Bölgesel İnsan Hakları Merkezi Kıdemli Hukukçusu Kseniya Korniyenko, bu mahkemedeki vakaların yüzde 98'inin doğrudan Rus güvenlik güçlerinin ihbarları ve kurgularıyla açıldığına dikkat çekerek şu ifadelerini kullandı: "Bu veriler, sözde 'ihlal' tespitlerinin tesadüfi olmadığını, bizzat Rus devleti tarafından organize edildiğini kanıtlıyor. Bunlar münferit vakalar değil, Rusya’nın ifade özgürlüğünü ve temel insan haklarını bastırma ve topluma baskı uygulama politikasıdır." Rapora göre, mahkemeler sanıklara genellikle 30 bin ila 50 bin ruble (yaklaşık 350 - 600 Dolar) arasında değişen asgari para cezaları kesiyor. İlk dönemlerde sanık sandalyesinde çoğunlukla erkekler otururken, zamanla kadınların bu madde kapsamında yargılanma oranı iki katına çıktı. Bölgesel İnsan Hakları Merkezi Kıdemli Hukukçusu Volodımır Vyazovtsev ise yargı sürecindeki usulsüzlüklerin altını çizdi. Davaların kamuoyu denetimine kapalı olduğunu, kararlarda suç teşkil eden fiilin gizlendiğini veya soyut ifadelerle geçiştirildiğini belirten Vyazovtsev, "Duruşmalar bazen sadece birkaç dakika sürüyor. Mahkemeler genel olarak, 'Rus ordusunu itibarsızlaştırma' davasındaki sanığın tam olarak neyle itham edildiğini gizliyor. Bu davadaki bilgiler kamuoyuna kapatılıyor ya da mahkemeler son derece soyut ve genel ifadelerle yetiniyor. Bu şartlar altında, insanların kelimenin tam anlamıyla 'hiç yoktan' cezalandırılma riski çok yüksek." dedi. SOSYAL MEDYA TERÖRÜ VE “ZORAKİ NEDAMET” VİDEOSU SEKTÖRÜ Kırım’da savaş karşıtı görüşleri cezalandırmanın en karanlık ayaklarından birini ise işgalci gizli servislerle (FSB) koordineli çalışan propaganda kanalları oluşturuyor. Kırım İnsan Hakları Grubu Başkanı Olga Skrıpnık, Kefe (Feodosiya) merkezli Rus yanlısı blog yazarı Aleksandr Talipov’un yönettiği "Kırım Smerş" adlı Telegram kanalının bir infaz aparatına dönüştüğünü vurguluyor. Bu kanalda, savaş karşıtı Kırımlıların kişisel bilgileri, adresleri ifşa ediliyor; ardından Rus özel timlerinin evlere düzenlediği barbarca baskınların ve ters kelepçe görüntülerinin yer aldığı operasyon videoları yayımlanıyor. Sürecin son halkası ise bu kişilerin kamera karşısına çıkartılarak zorla özür diletildiği "pişmanlık" videoları oluyor. Olga Skrıpnık, bu videoların arkasındaki psikolojik ve fiziki şiddeti şu sözlerle açıklıyor: "Buradaki baskı ve zorlama gün gibi ortada. Bu özür beyanlarının büyük bir kısmı, Rusya'ya muhalif olan kişileri açıkça hedef alıp sindirmeyi amaçlayan platformlarda yayımlanmaktadır. Bu tür videoların bahsedilen mecralarda yer alması, söz konusu şahsa 'baskı uygulandığının' açık bir göstergesidir. Bu süreç, kural olarak, kişinin kendisine ve ailesine yönelik tehditler vasıtasıyla yürütülmektedir. Bu nedenle, bahse konu özürlerin rızaya dayalı olduğundan söz edilemez; bu, kesin bir dayatmadır." Kırım Tatar insan hakları girişimi Irade’nin propaganda medyasında yayımlanan yüzlerce videoyu inceleyerek hazırladığı rapora göre, Ukrayna yanlısı duruşu nedeniyle zorla özür diletilen her dört Kırımlıdan biri, çekimler sırasında ek aşağılamalara ve hakaretlere maruz kalıyor. Hakkında Ukrayna Başsavcılığı tarafından "işgalci devlete yardım ve yataklık" suçlamasıyla 12 yıla kadar hapis istemiyle dava açılan iş birlikçi Talipov ise Kremlin kontrolündeki Kırım televizyonlarında yaptığı açıklamalarda Rus rejimiyle ortaklığını şu sözlerle teyit ediyor: "Yakalanan 'bekleyenleri' (Ukrayna ordusunun Kırım'a gelmesini umut edenleri) İçişleri Bakanlığı ile fişliyoruz. Finansal kısıtlamalar getiriliyor. Bence eğer bu faaliyetleri tekrarlarlarsa, vatandaşlıktan çıkarılıp sınır dışı edilmeliler. Ben olsam onları Grafskaya İskelesi'nden yüzdürerek gönderirdim." 12 YILLIK İŞGALE DİRENEN HAFIZA İşgalci yönetimin "Kırım halkı Putin'i yüzde 100 destekliyor" yönündeki propagandasına tezat olarak, bizzat Rusya Soruşturma Komitesi sözde Kırım Başkanı Vladimir Terentyev, Ocak ayında devlete ait propaganda RT (Russia Today) kanalına verdiği röportajda sivil itaatsizliğin boyutunu itiraf etmek zorunda kaldı. Terentyev, Kırım sakinlerinin sosyal ağlarda kitleler halinde Rus ordusuna "hakaret ettiğini" ve savaş karşıtı suçların had safhada olduğunu doğruladı. Olga Skrıpnık, baskıların Kırım'daki sivil direnişi kıramadığını, aksine Ukrayna aidiyetini bilediğini belirterek şunları kaydetti: "Kırım’da insanların 'Rusya Federasyonu ordusunu itibarsızlaştırma' gerekçesiyle zulme uğraması, 12 yıllık işgale rağmen direnişin hâlâ devam ettiğini gösteriyor. Bu yasa, Rusya'nın yarımadada istenmediğini fark etmesi üzerine bir panik reaksiyonu olarak ortaya çıktı. İnsanlarımız cezalandırılma pahasına Ukrayna'yı desteklemeye devam ediyor. Bir Ukrayna şarkısı söylemek, gizlice 'Yaşasın Ukrayna' demek veya saygı duruşunda ayağa kalkmak... Bunlar Kırım'daki günlük Ukrayna direnişinin kılcal damarlarıdır." Hak savunucularına göre, gizlenen veriler nedeniyle net sayı bilinmese de 2022'den bu yana en az bin 500 Kırım sakini bu yasa kapsamında cezalandırıldı. İnsan hakları örgütleri, Kırım halkının maruz kaldığı bu sistematik etnik ve siyasi temelli baskıların, uluslararası hukuk ve Roma Statüsü kapsamında "insanlığa karşı işlenen suçlar" kategorisinde yargılanması gerektiğinin altını çiziyor.

Kırımoğlu: Nataliya Belitser’in Kırım Tatar halkına verdiği destek, ortak hafızamızın en değerli parçası olarak kalacaktır Haber

Kırımoğlu: Nataliya Belitser’in Kırım Tatar halkına verdiği destek, ortak hafızamızın en değerli parçası olarak kalacaktır

Kırım Tatar halkının millî lideri ve Ukrayna Milletvekili Mustafa Abdülcemil Kırımoğlu, hayatını kaybeden Ukraynalı ünlü bilim insanı, analist ve insan hakları savunucusu Nataliya Belitser için derin bir üzüntü içeren taziye mesajı yayımladı. Kırımoğlu, Belitser’in entelektüel dürüstlüğüne ve sivil cesaretine vurgu yaparak, onun kaybının hem Ukrayna hem de Kırım Tatar halkı için büyük bir eksiklik olduğunu belirtti. SESİ GÜR ÇIKMASA DA BÜYÜK GÜÇ YARATAN BİR EMEK Mustafa Abdülcemil Kırımoğlu, taziye mesajında Nataliya Belitser’in çalışma üslubuna ve savunduğu değerlerin kalıcılığına dikkat çekti. Belitser’in popülizmden uzak, derinlikli çalışmalar yürüttüğünü belirten Kırımoğlu, şu ifadeleri kullandı: "Nataliya Belitser, emeği gürültülü ve gösterişli olmayan ama ürettiği değerlerle muazzam bir güce sahip olan o özel insanlardandı. Uzun yıllar boyunca insan haklarını, yerli halkların haklarını tutarlı bir şekilde araştırdı ve savundu. Bu süreçte Kırım Tatar halkına, onun tarihine, hukuki statüsüne ve adaletin yeniden tesisi için verdiği mücadeleye her zaman özel bir dikkat ve hassasiyet gösterdi." “YAZDIĞI KİTAP GELECEĞİMİZİN VE ULUSLARARASI HUKUKUNUN PARÇASI” Belitser’in Kırım Tatarlarının hak mücadelesini akademik bir zemine oturtan en önemli eserine de değinen Kırımoğlu, bu mirasın önemini şu sözlerle vurguladı: "Onun kaleme aldığı 'Yerli Bir Halk Olarak Kırım Tatarları' adlı kitap; Kırım’ın yerli halkının haklarını tanımanın sadece bir tarihi hafıza meselesi olmadığını, aynı zamanda modern uluslararası hukukun, demokrasinin ve Ukrayna’nın geleceğinin ayrılmaz bir parçası olduğunu anlamak için rehber niteliğinde çok önemli bir kaynak eser haline gelmiştir." Kırım Tatar halkının millî lideri, Belitser’in Kırım Tatarları için sadece bir araştırmacı değil, kalbî bir bağ kuran dost olduğunu ifade etti. Kırımoğlu mesajını şu sözlerle tamamladı: "Kırım Tatar halkı için Nataliya Belitser şaşmaz, samimi bir müttefik, dikkatli bir araştırmacı ve en karmaşık, zor konuları bile ilkeli, kesin ve büyük bir insan onuruyla konuşabilen müstesna bir şahsiyetti. İnsan haklarının korunmasına, Ukrayna hukuki düşüncesinin gelişmesine ve Kırım Tatar halkına verdiği destek, ortak hafızamızın en değerli parçası olarak kalacaktır. Nataliya Belitser’in ailesine, yakınlarına, meslektaşlarına ve onu tanıyan, saygı duyan herkese en içten taziyelerimi sunuyorum."

Dışişleri Bakanlığından Avrupa Konseyindeki IV. Rum kararı sürecine tepki Haber

Dışişleri Bakanlığından Avrupa Konseyindeki IV. Rum kararı sürecine tepki

Türkiye Cumhuriyeti Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Öncü Keçeli, Avrupa Konseyi Delegeler Komitesi'nin İnsan Hakları Konulu 1563. Toplantısı'nda ele alınan Avrupa İnsan Hakları Mahkemesinin (AİHM) 2001 tarihli IV. Rum kararının "yerlerinden edilmiş kişilerin mülkiyet hakları" başlığına ilişkin yaşanan gelişmelere tepki gösterdi. Keçeli, yaptığı açıklamada, 9-11 Haziran 2026 tarihlerinde Strazburg'da düzenlenen toplantıda söz konusu başlığın yeniden görüşüldüğünü belirterek, Avrupa Konseyi Sekretaryasının 2022 yılından bu yana icra denetiminin sonlandırılmasını tavsiye etmesine rağmen başlığın bu kez de kapatılamadığını ifade etti. Açıklamada, toplantıda ayrıca yalnızca AİHM kararlarının yorum farklılıkları nedeniyle uygulanmasının mümkün olmadığı istisnai durumlarda başvurulması öngörülen bir prosedür kapsamında, Avrupa Konseyi Sekretaryasının AİHM'in 2014 tarihli tazminat kararındaki mülkiyetle ilgili ifadelerin yorumlanmasına yönelik taslak bir çalışma hazırlamakla görevlendirildiği kaydedildi. Dışişleri Bakanlığı, Avrupa Konseyi Delegeler Komitesinin tarihinde benzeri görülmemiş olarak nitelendirdiği bu gelişmelerin, Kıbrıs Rum tarafının Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi sistemini siyasi amaçları doğrultusunda kullanma çabalarının sonucu olduğu bildirdi. Açıklamada, Kıbrıs Rum tarafının Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi sisteminin etkin işleyişini engellediği ve Kıbrıs meselesinin çözümüne yönelik samimiyetsiz tutumunu bir kez daha ortaya koyduğu ifade edildi. Türkiye'nin Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi sisteminin siyasi saiklerle aşındırılmasından derin endişe duyduğu belirtilen açıklamada, konunun Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti (KKTC) ile istişare içinde yakından takip edilmeye devam edileceği vurgulandı.

Rus esaretindeki Kırım Tatar kadın tutsaklar: 21 yaşındaki Elviza’nın yatağında başlayan kabus Haber

Rus esaretindeki Kırım Tatar kadın tutsaklar: 21 yaşındaki Elviza’nın yatağında başlayan kabus

Rusya’nın Kırım’ı uluslararası hukuku çiğneyerek işgal etmesinin ardından yarımadada başlatılan sistematik baskı, tecrit ve yıldırma politikaları her geçen gün boyut değiştiriyor. Kremlin rejimi, ilk yıllarda daha çok erkek aktivistleri, gazetecileri ve Kırım Tatar Millî Meclisi (KTMM) üyelerini hedef alırken; son dönemde baskı dalgasını Kırımlı kadınlara, annelere ve genç kızlara kadar genişletti. Kırım Haber Ajansı (QHA) olarak hazırladığımız "İşgal Altında Çalınan Hayatlar: Kırım’ın Siyasi Tutsak Kadınları" özel dosya serimizin ilk bölümünde; henüz 20 yaşında bir üniversite öğrencisiyken yatağından dipçiklerle alınan, düzmece "terör" suçlamalarıyla hayatı çalınan Elviza Aliyeva’nın hikâyesini ve bir annenin adalet uğruna Kırım’dan Moskova’ya uzanan amansız mücadelesini sayfalarımıza taşıyoruz. Elviza Aliyeva, üniversite 4. sınıf öğrencisiydi. Fiolent Fabrikası'nda staj yapıp üniversiteden mezun olmaya hazırlanıyordu. Ancak evine düzenlenen baskın tüm hayallerini yıktı. Rus işgal güçleri 15 Ekim 2025 tarihinde, sabahın ilk ışıkları Kırım’ın Bahçesaray bölgesinin üzerine henüz düşmemişken, saat 04.00 sularında Aliyev ailesinin evine baskın düzenledi. Yüzü maskeli silahlı adamlar kapıları tekmelemeye başladı. Kızının hukuksuzca elinden, evinden, hürriyetinden koparıldığı günün şokunu hâlâ atlatamayan Elviza Aliyeva, o karanlık sabahı QHA'ya şu sözlerle anlattı: O sabah saat dörtte korkunç bir gürültü ile uyandım. Koridora nasıl çıktığımı, kapıyı nasıl açtığımı hâlâ hatırlamıyorum. 'Açın, polis!' diye bağırıyorlardı. Evimiz beş odalı, içeri maskeli, iri yarı bir sürü adam doluştu. Ne yapacağımı bilemedim, tam bir şok halindeydim. Kızımın giyinmesine bile izin vermediler. Elviza bana daha sonra yaptığımız görüşmelerde; ‘Uyuyordum, başıma bir şey dayadıkları için uyandım. Gözümü açtığımda silah gördüm.’ diye anlattı. Maskeli, silahlı koca adamların karşısında uykusunda, yatağında basılan 20 yaşında bir kız... Küçük oğlum 16 yaşında, onun da odasına girip yatağını sarsmaya başladılar, 'Uyan ufaklık, yeter bu kadar uyku.' diye bağırıyorlardı. Onu aşkın silahlı Rus güvenlik görevlisi evi altüst etti. Ailenin daha önce ömründe görmediği dini kitaplar, sanki oradaymış gibi "bulunarak" tutanağa geçirildi. Elviza, o sabah evinden, hayallerinden ve diplomasından koparılarak bilinmezliğe götürüldü. “YA İFTİRA ATIP 5 YIL YATARSIN YA DA 15 YIL SÜRGÜNÜNE GİDERSİN” Ertesi gün sözde mahkemeye çıkarılan Elviza Aliyeva; Esma Nimetulayeva, Nasiba Saidova ve Fevziye Osmanova adlı üç Kırım Tatar kadınıyla birlikte Rusya Ceza Kanunu'nun 205.5 maddesi uyarınca "terör örgütüne üye olmakla" suçlanarak tutuklandı. Evinde tek bir silah bulunmayan, hayatı boyunca hiçbir şiddet eylemine karışmayan üniversite öğrencisi için bu suçlama tam bir saçmalıktan ibaretti. Düzmece davanın tüm iddianamesi ise Esma Nimetulayeva'nın evine iki yıl boyunca yerleştirilen yasa dışı ses kayıtlarına dayandırıldı. Annesi, sözde “mahkeme” sürecinde maruz kaldıkları psikolojik şantajı ve Rus adalet sisteminin iki yüzlülüğünü şu sözlerle ifşa etti: İlk başta 'Bir inceleyip bırakacağız' dediler. Hep yalan. Avukatlarımız ev hapsi istedi, 'Delilleri karartırlar, şahitleri tehdit ederler' diyerek reddettiler. Ortada tek bir somut delil yok, olsaydı şimdiye cezayı çoktan kesmişlerdi. Şimdi baskı yapıyorlar; 'Suçunu itiraf et, arkadaşına karşı ifade ver. Eğer itiraf ederseniz 5 yıl ceza yer, Kırım'daki bir cezaevinde cezanızı çekersiniz. Ama terörist olmadığını savunup suçlamayı reddedersen 15 yıl 'Kolıma' sürgününe gidersin diyorlar. Kolıma Rusya'nın en ücra, en ölümcül cezaevlerinin olduğu yer... “KÜFLÜ HÜCRELER, YIRTILAN BAŞÖRTÜLERİ…” Elviza Aliyeva şu anda Akmescit’teki (Simferopol) 1 Nolu Tutukevi'nde dört kişilik bir hücrede tutuluyor. Esaret altındaki Kırım Tatar kadınlarının maruz kaldığı şartlar sadece ağır değil, aynı zamanda insanlık onurunu zedeleyici boyutta. Hücreler nem ve küf içinde, kaloriferler neredeyse hiç yanmıyor ve sıcak su yok; tutsaklar sularını küçük su ısıtıcılarıyla ısıtmaya çalışıyor. Gündüz vakti tutsakların battaniye ile örtünmesi kesinlikle yasak. Tabak, çatal kaşık gibi kişisel eşyalara el konuluyor. Daha da acısı, işgalcilerin inanç özgürlüğüne yönelik barbarca saldırılar söz konusu. Gözaltının ilk günlerinde Rusya Federal Güvenlik Servisi (FSB) görevlisi bir kadının, tutsak kadınlardan Fevziye Osmanova'nın başörtüsü takmasını yasakladığı ve erkek görevlilerin gözü önünde başörtüsünü zorla çekip yırttığı öğrenildi. Aynı haysiyet kırıcı muamele Elviza, Esma ve Nasiba’ya da uygulandı. Buna rağmen gencecik Elviza, hücresindeki gardiyanların tehditlerine meydan okuyarak her gün gardiyanlara haber verip namazını kılmaya, inancına tutunmaya devam ediyor. Boş zamanlarında ise dil çalışmaları yaparak; İngilizcesini geliştirirken bir yandan da kendi çabasıyla Arapça ve Türkçe öğreniyor. KIRIM’DAN MOSKOVA’YA ADALET YOLCULUĞU Evlatları haksızca ellerinden alınan Kırım Tatar aileler sessiz kalmadı. İçlerinde Elviza, Nasiba ve Fevziye’nin ailelerinin de bulunduğu 16 kişilik bir heyet, Kırım genelinden topladıkları 6 bin 500 imzalı dilekçeyi teslim etmek üzere 29 Ekim'de Rusya’nın başkenti Moskova’ya doğru yola çıktı. Yolculuk tam bir psikolojik harbe dönüştü. Kırım Tatar heyet, 36 saat içinde Rus kolluk kuvvetleri tarafından tam 5 kez gerekçesiz şekilde durdurularak alıkonuldu. Moskova’ya ulaştıklarında ise Rusya İnsan Hakları Yetkilisi (Ombudsman) Tatyana Moskalkova randevu vermeyerek kapıları yüzlerine kapattı. Ardından Rusya Başsavcılığı ve Devlet Başkanlığı İdaresine gitmeye çalışan heyet, Moskova'nın göbeğinde FSB ablukasına alındı. Anne Aliyeva o tehlikeli anları şöyle anlatıyor: Savcılığa gitmeden önce bir kafede oturup bekliyorduk. Kimseye bir zararımız yoktu. Birden içeri 23 tane Aşırılıkla Mücadele Merkezi memuru daldı, her yeri arıyorlar. Bizi aradıklarını anladık. Hemen toparlandık, bizi gözaltına alıp sorgulamak istediler. Belgelerimizi şikayet dilekçelerimizi teslim etmeden hiçbir yere gitmeyeceğimizi söyledik. Sırf evrakları vermeyelim diye süreci sabote etmeye çalıştılar. Hafta sonu araya girdi ama biz gitmedik, cumartesi günü o şikayet dilekçelerini savcılığa teslim ettik. Biz uyurken bile kapımızda iki kişi bekliyordu, bizi adım adım izlediler. Ancak toplanan binlerce imzaya ve göze alınan tüm tehlikelere rağmen siyasi kadın tutsakların yakınlarının Moskova’ya yaptığı yolculuk sonuçsuz kaldı. TUTUKEVİNDE 21 YAŞINA GİRDİ Akmescit tutukevinin soğuk bir hücresinde tutulan Elviza Aliyeva, 29 Mayıs’ta 21 yaşına girdi. 8 aydır haksız yere alıkonulan genç kız son görüşmelerinde parmaklıkların arkasından annesine bakarak şu yürek burkan sözleri söyledi: Anne, en çok neye yanıyorum biliyor musun? Yanınızdayken size yeterince sarılamadığıma, size az vakit ayırdığıma yanıyorum. Şimdi yüzünüzü sadece bir kez görebilmek için tam altı ay beklemek zorunda kaldım... Aliyeva ailesi ve tüm Kırım, şimdi gencecik Elviza’nın ve esir tutulan tüm Kırımlı kadınlarının bir an önce özgürlüklerine kavuşması ve adaletin tecelli etmesi için dualarla direniyor.

Kırım İnsan Hakları Grubu, Rusya’nın kültürel asimilasyonunu BM’ye taşıdı Haber

Kırım İnsan Hakları Grubu, Rusya’nın kültürel asimilasyonunu BM’ye taşıdı

Kırım İnsan Hakları Grubu, Birleşmiş Milletler (BM) Ekonomik, Sosyal ve Kültürel Haklar Komitesi'ne resmi bir bildiri sunarak, Rusya’nın dezenformasyon mekanizmalarını silahlı çatışma koşullarında kültürel hakları engellemek için nasıl kullandığını raporladı. Raporda, işgal altındaki Kırım’da Rusya’nın dezenformasyon yoluyla kültürel mirası dönüştürdüğü, gasp ettiği ve özellikle Kırım Tatar halkı için hayati önem taşıyan tarihî yapıları hedef aldığı vurgulandı. BAHÇESARAY’DAKİ HANSARAY “RESTORASYON” ADI ALTINDA DÖNÜŞTÜRÜLÜYOR İnsan hakları savunucuları, Rusya'nın uyguladığı bu politikanın en somut ve acı verici örneği olarak Kırım Tatarlarının tarihî ve sembolik mirası olan Bahçesaray’daki Hansaray’ı gösterdi. Raporda, Rus işgal yönetimi tarafından yürütülen sözde "restorasyon" ve "yenileme" adı altında sarayın özgün mimarisinin ve tarihî bağlamının fiilen değiştirildiği belirtildi. Bu faaliyetlerin amacının, tarihî anıtı Rus devletinin resmi kültür politikasına entegre etmek ve sarayın taşıdığı otantik Kırım Tatar anlatısını zamanla tamamen hafızalardan silmek olduğu belirtildi. İDEOLOJİK KONTROL MEKANİZMASI Kırım İnsan Hakları Grubu, bu tür uygulamaların sadece tarihi bir binaya yönelik fiziksel bir müdahale olmadığını, doğrudan bir ideolojik kontrol aracına dönüştürüldüğünü kaydetti. Sürecin sadece yıkım veya yeniden inşa ile sınırlı kalmadığı; kültürel kurumların yönetim kademelerinin değiştirilmesi, Kırım Tatar tarihiyle ilgili eğitim programlarının dönüştürülmesi ve tarihî anlamların çarpıtılması yoluyla yürütüldüğü ifade edildi. KIRIM TATARLARININ KÜLTÜREL YAŞAMA KATILMA HAKKI GASP EDİLİYOR BM'ye sunulan bildiride, bu asimilasyon süreçlerinin işgale eşlik eden daha geniş bir Rus dezenformasyon stratejisinin parçası olduğunun altı çizildi. Bu stratejiyle, kültürel mirasa verilen zararların ve yapılan değişikliklerin sorumluluğunun gizlenmesi ve Kırım Tatarlarının kendi tarihi mekanlarıyla olan köklü bağlarının zayıflatılması amaçlanıyor. Kırım İnsan Hakları Grubu, Bahçesaray’daki Hansaray’ı örneğinde yaşananların sadece somut bir kültürel miras meselesi olmadığını, Kırım Tatar halkının kendi kültürel yaşamına katılma ve onu koruma hakkına yönelik sistemli bir saldırı olduğunu belirterek komiteyi acil önlem almaya çağırdı.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.