SON DAKİKA
Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#İran

QHA - Kırım Haber Ajansı - İran haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, İran haber sayfasında canlı gelişmelerle ulaşabilirsiniz.

Beyaz Saray Muhabirleri yemeğinde silah sesleri: Trump'a suikast girişimi mi? Haber

Beyaz Saray Muhabirleri yemeğinde silah sesleri: Trump'a suikast girişimi mi?

Beyaz Saray Muhabirleri Derneği tarafından düzenlenen geleneksel akşam yemeğinde silah sesleri duyuldu. Amerika Birleşik Devletleri (ABD) Başkanı Donald Trumpi yaşanan güvenlik paniği nedeniyle salondan çıkarıldı. Vaşington'daki (Washington) Hilton Otel’de düzenlenen etkinlikte, yemek servisi başladıktan kısa süre sonra salonda bağrışma ve silah sesleri duyuldu. Canlı yayına da yansıyan olay sırasında Trump’ın koruma ekiplerinin uzun namlulu silahlarla hızla müdahale ettiği görüldü. Güvenlik birimleri, bariyerleri aşarak Trump ve eşi Melania Trump’ı koruma çemberine alarak salondan uzaklaştırdı. Olay anında bazı davetlilerin panikle çığlık attığı, bazılarının ise “USA” şeklinde tezahüratta bulunduğu duyuldu. ABD medyasında yer alan ilk bilgilere göre, otelde bir şüpheli gözaltına alındı ancak bu bilgi başlangıçta resmî makamlarca doğrulanmadı. Kısa süreli paniğin ardından organizasyonun devam edeceği duyuruldu. TRUMP: “SİLAHLI SALDIRGAN YAKALANDI” Trump, olaydan kısa süre sonra sosyal medya hesabından yaptığı açıklamada saldırganın yakalandığını belirterek, “Oldukça hareketli bir akşamdı. Gizli servis ve kolluk kuvvetleri harika bir iş çıkardı. Hızlı ve cesurca hareket ettiler.” ifadelerini kullandı. Beyaz Saray’da düzenlediği basın toplantısında ise saldırının detaylarını paylaşan Trump, “Birden fazla silah taşıyan bir kişi güvenlik kontrol noktasına saldırdı. Gizli servis tarafından etkisiz hâle getirildi. Bir polis memuru yaralandı ancak durumu iyi.” dedi. Trump ayrıca, yaşanan olayın ardından etkinliğin yeniden planlanacağını ve 30 gün içinde tekrar düzenleneceğini açıkladı. SALDIRININ BAĞLANTISI ARAŞTIRILIYOR Saldırının uluslararası bir gelişmeyle bağlantılı olup olmadığına ilişkin soruları yanıtlayan Trump, olayın İran’la ilişkili olduğuna dair bir bulgu olmadığını ancak soruşturmanın sürdüğünü ifade etti. Yetkililer, olayın tüm yönleriyle incelendiğini ve güvenlik önlemlerinin gözden geçirileceğini bildirdi.

Ukrayna’dan uzaktan kontrollü İHA atılımı: Binlerce kilometre menzil Haber

Ukrayna’dan uzaktan kontrollü İHA atılımı: Binlerce kilometre menzil

Ukrayna Savunma Bakanı Mıhaylo (Mykhailo) Fedorov, ülkenin uzaktan kontrol edilebilen ve yüzlerce hatta binlerce kilometre uzaklıktaki hedefleri vurabilen önleyici insansız hava araçları (İHA) geliştirdiğini açıkladı. Fedorov, Telegram üzerinden yaptığı açıklamada, “küçük hava savunmasında yeni bir seviyeye geçildiğini” belirterek, bu sistem sayesinde önleyici İHA’ların binlerce kilometre mesafeden kontrol edilebildiğini ve hedeflerin başarıyla imha edildiğini ifade etti. Ukrayna’nın bu teknolojiyi sistematik şekilde ölçeklendiren ilk ülke olduğunu vurguladı. Yetkililer, söz konusu sistemin hava savunma etkinliğini artırdığını, operatörler için riski azalttığını ve cephe hattına bağlı kalmadan operasyon yürütme imkânı sunduğunu belirtiyor. BİR YILDA 4,5 MİLYON İHA ÜRETİLDİ Ukrayna, Rusya'nın Ukrayna'yı işgali öncesinde sınırlı İHA üretim kapasitesine sahipken, son yıllarda hızla büyüyen bir savunma sanayi oluşturdu. Ülkede geçen yıl yaklaşık 4,5 milyon İHA üretildiği tahmin edilirken, üretim kapasitesinin daha da arttığı bildirildi. Buna rağmen Ukrayna, Rusya’nın yoğun füze ve İHA saldırılarıyla karşı karşıya kalmaya devam ediyor. Geçtiğimiz hafta düzenlenen en büyük saldırılardan birinde 17 kişi hayatını kaybederken, Ukrayna hava savunma sistemleri 31 füze ve 636 İHA’yı etkisiz hâle getirdi. ÖNLEYİCİ İHA İŞ BİRLİKLERİ DEVAM EDİYOR Öte yandan Kıyiv yönetimi, Avrupa ülkeleriyle ortak savunma üretimi projeleri yürütürken, Orta Doğu’da İran yapımı Şâhid tipi silahlı insansız hava araçlarına (SİHA) karşı mücadele eden Suudi Arabistan, Katar ve Birleşik Arap Emirlikleri ile iş birliği anlaşmaları imzaladı.

Moskova’da ipler koptu: Ermenistan için rotada Türkiye mi var? Haber

Moskova’da ipler koptu: Ermenistan için rotada Türkiye mi var?

Güney Kafkasya’da jeopolitik fay hatları Nisan 2026 itibarıyla yeniden hareketlendi. 1 Nisan’da Moskova’da gerçekleşen Vladimir Putin ile Nikol Paşinyan arasındaki zirvenin herhangi bir anlaşma sağlanamadan sona ermesi, iki ülke arasındaki güvenlik ve enerji temelli derin görüş ayrılıklarını tescilledi. Rusya’nın güvenilir bir garantör olma vasfını yitirmesiyle oluşan boşlukta Türkiye, bölgesel istikrarın anahtarı ve yapıcı bir arabulucu olarak öne çıkıyor. ENERJİ BAĞIMLILIĞI TARTIŞMASI DERİNLEŞİYOR Ermenistan Parlamentosu Başkanı Alen Simonyan’ın zirvenin hemen ardından 4 Nisan 2026’da yaptığı açıklama, sürecin seyrini etkileyen önemli gelişmelerden biri oldu. Simonyan, Rus gaz fiyatlarında artış olması hâlinde ülkesinin Kolektif Güvenlik Antlaşması Örgütü (KGAÖ) ve Avrasya Ekonomik Birliği (AEB) üyeliğini gözden geçirebileceğini belirtti. Bu açıklama, Erivan’ın Moskova’ya yönelik artan enerji bağımlılığını ve buna bağlı siyasi hassasiyetlerini gündeme taşıdı. Analistlere göre bu durum, Ermenistan’ın alternatif enerji projelerine yönelme ihtimalini artırırken, Türkiye’yi potansiyel bir ortak olarak öne çıkarıyor. RUSYA’DAN EKONOMİK ABLUKA: "KONYAK VE TARIM" DARBESİ Moskova yönetimi, diplomatik tıkanıklığı ekonomik baskı araçlarıyla derinleştiriyor. 7 Nisan 2026’da Rusya’nın alkol regülatörü, Ermenistan’ın en büyük ihracat kalemlerinden olan "Proşyan Konyak Fabrikası"nın lisansını iptal etti. "Teknik" gerekçelerle sunulan bu kısıtlamalar, tarım ve gıda ürünlerine yönelik sertifikasyon engelleriyle birleşince, Ermeni üreticiler için yeni ticaret koridorları bulmak bir zorunluluk haline geldi. Bu senaryoda Türk lojistik ve transit rotaları, Ermenistan ekonomisi için hayati bir "can damarı" olma özelliği taşıyor. KAFKASYA’DA YENİ DENKLEM: ANKARA’NIN STRATEJİK KAZANIMI Erivan’ın Rus yörüngesinden çıkış süreci, Ankara’nın diplomatik ve ekonomik nüfuzunu pekiştirmesi için geniş bir fırsat penceresi açıyor. Türkiye; Gürcistan, Ermenistan ve İran arasındaki ulaşım sisteminde eksik olan halkayı tamamlayarak bölgesel bir ticaret merkezi olma yolunda ilerliyor. Enerji fiyatlarına ilişkin belirsizlikler ve ticari kısıtlamalar, Ermenistan açısından alternatif iş birliği arayışlarını hızlandırırken, Türkiye’nin enerji ve ticaret koridorlarında sunduğu çeşitlendirme seçenekleri dikkat çekiyor. Uzmanlar, Rusya’nın sistemli baskılarının aksine Türkiye’nin sunduğu öngörülebilir ve karşılıklı kazanca dayalı iş birliği modelinin Erivan’da karşılık bulmaya başladığını belirtiyor. Nisan 2026’da yaşanan bu olaylar dizisi, Rusya’nın bölgedeki etkisinin zayıfladığı ve Türkiye’nin Kafkasya’nın ana aktörü olarak perçinlendiği uzun vadeli bir eğilimi temsil ediyor.

Fidan: Rusya-Ukrayna Savaşı artık bitmeli; liderler zirvesinde hazırız Haber

Fidan: Rusya-Ukrayna Savaşı artık bitmeli; liderler zirvesinde hazırız

Türkiye Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın himayesinde, Türkiye Cumhuriyeti Dışişleri Bakanlığı’nın ev sahipliğinde ve “Yarını Tasarlarken Belirsizliklerle Baş Etmek” ana temasıyla düzenlenen 5. Antalya Diplomasi Forumu'nun (ADF2026) son gününde Türkiye Cumhuriyeti Dışişleri Bakanı Hakan Fidan basın mensuplarıyla bir araya geldi. Bakan Fidan’ın toplantıda bölgesel ve küresel gelişmelere ilişkin değerlendirmelerde bulundu. Formu değerlendirdikten sonra basın mensuplarının sorularını yanıtlayan Fidan, ADF2026 kapanışında yaptığı açıklamada, Ukrayna-Rusya Savaşı'nın artık sona ermesi gerektiğini belirterek Türkiye’nin barış çabalarını sürdürdüğünü ve tarafları yeniden İstanbul’da bir araya getirmeye hazır olduklarını söyledi. İran ile ABD arasındaki müzakereleri yakından takip ettiklerini ifade eden Fidan, aynı şekilde Rusya ile Ukrayna arasındaki temasları da izlediklerini ve gerektiğinde sürece dâhil olduklarını söyledi. Savaşın beşinci yılına girdiğine dikkat çeken Fidan, “Artık beşinci yılına giren bu savaşın sona ermesi gerekiyor. Çok ciddi maliyetler üretti ve savaşın belli bir coğrafyada devam ediyor olmasının kanıksanması hem Ukrayna hem de Rusya için sağlıklı bir durum değil. Bu nedenle barış çabalarını artırarak sürdürmemiz gerekiyor.” dedi. Türkiye’nin daha önce tarafları İstanbul’da üç kez bir araya getirdiğini hatırlatan Fidan, görüşmelerin yeniden başlaması için hem teknik hem liderler düzeyinde ev sahipliğine hazır olduklarını vurguladı. FİDAN’DAN KÜRESEL ODAĞIN UKRAYNA’DAN ŞAŞMAMASI GEREKTİĞİNE VURGU Öte yandan Fidan, uluslararası gündemde yaşanan gelişmelerin Ukrayna’daki barış sürecine olan ilgiyi azalttığına dikkat çekti. Özellikle İran ile ABD arasındaki müzakerelerin öne çıkmasının, Ukrayna ve Gazze konularında küresel odağın dağılmasına yol açtığını belirtti. Bu durumun barış süreçlerinde aksamalara neden olabileceğini ifade eden Fidan şu ifadeleri kullandı: Ancak bizim gördüğümüz şu: İran-ABD müzakereleri devam ederken, uluslararası gündemin öncelikleri değişebiliyor. Bu durum, Ukrayna’daki barış müzakereleri ile Gazze’de yürütülen barış planına olan küresel ilginin azalmasına yol açıyor. Bu gelişmeleri stratejik bir endişeyle karşılıyoruz. Bu nedenle taraflara sürekli olarak dikkatlerin dağılmaması gerektiğini hatırlatıyoruz. Hem Ukrayna’daki savaş hem de Gazze meselesi son derece önemli. Uluslararası toplumun bu iki konuya da aynı anda odaklanabilecek kapasitesi var ve bu odağın korunması gerekiyor. “YETER Kİ BARIŞ GELSİN” Bununla birlikte Fidan, Türkiye’nin liderler düzeyinde bir zirveye ev sahipliği yapmaya her daim hazır olduğunu vurgu yaparak, “Hem de teknik düzeyde yapılacak görüşmeleri yürütmede biz hazırız. Bunda hiçbir sıkıntımız yok. Daha önce nasıl yaptıysak, bundan sonra da onu yapmaya hazırız. Başka yerde yapılan bütün görüşmelere de destek vermeye hazırız. Yeter ki barış gelsin. Yani iyilik sadece bizim elimizle gelmek zorunda değil. Başkasının eline de gelse, iyilik iyiliktir ve saygıya değerdir. Her türlü desteği vermeye hazırız. Yeter ki barış gelsin.” cümlelerini sarf etti. Buunla birlikte Dışişleri Bakanı Fidan, üç gün süren forumun “yoğun, nitelikli ve verimli” geçtiğini vurgulayarak, Antalya’nın bir kez daha küresel diplomasinin nabzının attığı merkez haline geldiğini ifade etti. Forum boyunca lider panelleri ve bölgesel oturumlar dâhil olmak üzere toplam 52 oturum gerçekleştirildiğini belirten Fidan, farklı formatlarda yürütülen tartışmalarla mevcut krizlerin kapsamlı şekilde ele alındığını söyledi.

Bakan Fidan: Ukrayna'daki savaşta ateşkes ve kalıcı barış için odak kaybı olmamalı Haber

Bakan Fidan: Ukrayna'daki savaşta ateşkes ve kalıcı barış için odak kaybı olmamalı

Türkiye Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın himayesinde, Türkiye Cumhuriyeti Dışişleri Bakanlığı’nın ev sahipliğinde ve “Yarını Tasarlarken Belirsizliklerle Baş Etmek” ana temasıyla düzenlenen 5. Antalya Diplomasi Forumu (ADF2026) devam ediyor. Türkiye Cumhuriyeti Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, 18 Nisan 2026 tarihinde düzenlenen ADF2026 kapsamında gerçekleştirilen “HostTalk” oturumunda konuşmacı olarak yer aldı. Oturumun moderatörlüğünü TRT World sunucusu Maria Ramos üstlendi. “ANTALYA DİPLOMASİ FORUMU, BÖLGESEL SORUNLARA ÖZGÜN BİR PLATFORM SUNUYOR” Hakan Fidan, Antalya Diplomasi Forumu’nun her geçen yıl daha verimli bir yönde geliştiğini belirterek, katılımcı ve konu çeşitliliğinin arttığını, forumun uluslararası siyasette etkisini giderek güçlendirdiğini ifade etti. Fidan, ADF ile amaçlarının özellikle bölgesel meselelere odaklanan bir platform oluşturmak olduğunu vurgulayarak, dünyadaki benzer diplomasi platformlarında çoğunlukla Batı merkezli konuların ele alındığına dikkat çekti. Ukrayna-Rusya Savaşı’nın Avrupa ve ABD’deki platformlarda geniş yer bulduğunu belirten Fidan, buna karşılık Orta Doğu, Kuzey Afrika, Balkanlar, Avrupa ve Akdeniz gibi bölgeleri ilgilendiren konuların yeterince tartışılmadığını söyledi. Bu çerçevede forumun, bölgesel meselelerin ele alınması ve bu sorunlara yönelik bölgesel çözüm önerilerinin geliştirilmesi açısından özgün bir fırsat sunduğunu ifade eden Fidan, bunun Türkiye ve bölge ülkeleri için büyük önem taşıdığını dile getirdi. Diplomasinin günümüzde her zamankinden daha gerekli hale geldiğini belirten Fidan, çok taraflılık ve uluslararası düzenin zayıfladığı bir dönemde daha fazla diyaloğa ihtiyaç olduğunu vurguladı. Uluslararası sistemin kurallara dayalı yapısının zayıflamasıyla birlikte devletlerin daha fazla koordinasyon ve birlikte var olma arayışına yönelmek zorunda kaldığını ifade eden Fidan, aksi takdirde krizlerin ve çatışmaların kaçınılmaz olabileceğini söyledi. Uluslararası sistemde devletlerin giderek “kendi kendine yeterli” bir yapıya evrildiğine dikkat çeken Fidan, bu durumun diplomasinin önemini daha da artırdığını kaydetti. Soğuk Savaş sonrası dönemde oluşan uluslararası düzenin 1990’lara kadar etkisini sürdürdüğünü, ardından serbest ticaret ve neoliberal politikalarla güncellenmeye çalışıldığını belirten Fidan, ancak bu yapının 2010’lu yıllardan itibaren zayıflamaya başladığını ifade etti. Fidan, mevcut küresel belirsizlik ortamında devletlerin bir araya gelerek temel sorulara samimi yanıtlar araması gerektiğini vurgulayarak, “Eğer sistemin kendi akışına bırakılmasını beklersek, bu çoğu zaman savaş ve yıkım sonrası öğrenilen derslerle sonuçlanır. Oysa insanlık olarak bu noktaya gelmeden yeni bir düzen inşa etmeliyiz.” dedi. “BÖLGESEL SAHİPLENME, YENİ DÖNEMİN ANAHTARI OLMALI” Fidan, dış politikada “bölgesel sahiplenme” anlayışının giderek daha fazla önem kazandığını belirterek, bölge ülkelerinin sorunlarını kendi aralarında çözmesi gerektiğini vurguladı. Fidan, bu yaklaşımın yalnızca Orta Doğu ve Kafkasya ile sınırlı olmadığını; Balkanlar, Akdeniz ve diğer bölgeleri de kapsadığını ifade ederek, bölgesel iş birliği ve ortak sorumluluğun altını çizdi. Eski uluslararası sistemde ülkelerin çoğunlukla sorunların çözümü için hegemon güçleri beklediğini hatırlatan Fidan, bu müdahalelerin çoğu zaman çözümden ziyade yeni sorunlar doğurduğunu söyledi. Artık bölge ülkelerinin bir araya gelerek kendi sorunlarını ele alma zamanının geldiğini belirten Fidan, geçmişte bu anlayışın hayata geçirilmesinde yapısal engeller bulunduğunu ancak günümüzde şartların değiştiğini dile getirdi. Ulus-devletlerin gelişim sürecine de değinen Fidan, özellikle Orta Doğu, Balkanlar, Akdeniz ve Kuzey Afrika’da 1950’li yıllarda bugünkü anlamda güçlü devlet yapılarının bulunmadığını, ancak bugün bu devletlerin büyük ölçüde olgunlaştığını ifade etti. Bu olgunlaşmanın, bölgesel sorunların çözümünde daha etkin ve koordineli adımlar atılmasını mümkün kıldığını belirten Fidan, “Dolayısıyla artık hepimizin daha olgun bir şekilde bir araya gelerek sorunlarımızı birlikte ele alma zamanı gelmiştir. Bu temel yaklaşımdır. Ancak hâlâ savaş halinde olan birçok ülke bulunduğunu görüyoruz. Bu nedenle kapsamlı diplomasiye, samimi diyaloğa ve yaratıcı çözüm önerilerine her zamankinden daha fazla ihtiyaç vardır.” ifadelerini kullandı. “BÖLGEDE GÜÇ POLİTİKASI YERİNE DİPLOMASİ VE EGEMENLİĞE SAYGI ESAS OLMALI” Fidan, bölgedeki sorunların çözümünde güç politikalarının uzun süredir belirleyici olduğunu belirterek, bunun yerine kurallara dayalı bir düzenin tesis edilmesi gerektiğini vurguladı. Fidan, bölgedeki krizlerin çoğunlukla savaş yoluyla çözülmeye çalışıldığını ancak bunun daha fazla yıkım, çatışma ve istikrarsızlık ürettiğini ifade etti. Bu durumun yalnızca bölgeyle sınırlı kalmadığını, küresel ölçekte de olumsuz etkiler doğurduğunu belirten Fidan, “Bölgede yaşanan her gelişme kısa sürede diğer ülkelere de yansıyor.” dedi. Bu nedenle diplomasinin ve diyaloğun her zamankinden daha gerekli olduğunu dile getiren Fidan, bölge ülkelerinin büyük ölçüde kendi devlet yapılarına, bayraklarına ve hukuk sistemlerine sahip olduğunu hatırlattı. İsrail’in genişlemeci politikalar izlediğini savunan Fidan, bunun dışında bölge ülkelerinin birbirlerinin topraklarına yönelik bir hedef taşımadığını ifade etti. Bu çerçevede, ülkelerin toprak bütünlüğüne, egemenliğine ve güvenliğine saygı gösterilmesinin temel bir başlangıç noktası olduğunu belirten Fidan, bu yaklaşımın sorunların büyük bölümünün çözümüne katkı sağlayacağını söyledi. Bölgenin tarihsel olarak toplum yapısından devlet yapısına evrildiğine dikkat çeken Fidan, artık ülkelerin bu bilinçle hareket etmesi gerektiğini vurguladı. Fidan, karşılıklı saygı ve iş birliği temelinde hareket edilmesi hâlinde bölgesel sorunların önemli ölçüde azaltılabileceğini ifade etti. “TÜRKİYE, TÜM TARAFLARLA DİYALOG KURARAK ÇATIŞMALARI SONA ERDİRMEYE ÇALIŞIYOR” Bakana Fidan, Türkiye’nin dış politikada savaş yerine diplomasiye öncelik verdiğini belirterek, çatışmalarda taraf tutmak yerine tüm aktörlerle iletişim kurmayı esas aldıklarını ifade etti. Kendisine sıkça yöneltilen sorulara değinen Fidan, Türkiye’nin farklı siyasi aktörlerle kapsamlı ilişkiler yürüttüğünü ve bu sayede tüm taraflarla temas kurabildiğini söyledi. Diplomasinin doğası gereği tüm taraflarla angajman kurmayı zorunlu kıldığını belirten Fidan, bunun Türkiye’nin yaklaşımının temelini oluşturduğunu vurguladı. Bölgedeki önceliklerinin savaşların çıkmasını engellemek, mevcut çatışmaları ise sona erdirmek olduğunu dile getiren Fidan, kalıcı barışın sağlanmasının ticaret, kalkınma, güvenlik ve istikrar için vazgeçilmez olduğunu kaydetti. Süregelen çatışmaların yalnızca yıkım, acı ve istikrarsızlık getirdiğini ifade eden Fidan, son iki-üç on yılda bunun çok sayıda örnekle görüldüğünü söyledi. Türkiye’nin Ukrayna, Gazze, İran, Afrika’daki bazı krizler ve gerektiğinde Balkanlar’daki gelişmeler dahil olmak üzere farklı coğrafyalardaki çatışmaları sona erdirmek için yoğun çaba sarf ettiğini belirten Fidan, Türkiye’nin bu süreçlerde güvene dayalı şekilde tüm taraflarla konuşabilen bir aktör olduğuna dikkat çekti. “UKRAYNA-RUSYA SAVAŞI'NDA ATEŞKES VE KALICI BARIŞ ŞART” Fidan, Ukrayna-Rusya Savaşı’nın sona yaklaşmasının önemli bir gelişme olduğunu ancak sürecin dikkatle yönetilmesi gerektiğini belirterek, tarafların ve arabulucuların müzakereleri sürdürme iradesinin “büyük bir kazanım” olduğunu ifade etti. Türkiye’nin temel yaklaşımının tarafları diyaloga teşvik etmek olduğunu kaydeden Fidan, “Dünyada yapmaya çalıştığımız şeyin bir parçası olarak, tarafları iyi bir diyaloğu sürdürmeye teşvik ediyoruz ve mümkün olduğunca ateşkesi devam ettirmeye, mümkünse kalıcı bir çözüm ve anlaşmaya ulaşmaya çağırıyoruz.” dedi. Ukrayna’daki savaşın küresel ölçekte ciddi istikrarsızlık ve ekonomik-sosyal sarsıntılar yarattığını belirten Fidan, “Ukrayna’daki savaş büyük bir sarsıntı ve istikrarsızlık yaratıyor. Savaşın ilk yıllarında, dört ya da beş yıl önce, tüm toplum ciddi şekilde etkilendi; bugün ise Ukrayna-Rusya Savaşı’nın olumsuz etkileri bir ölçüde absorbe edilmiş durumda.” ifadelerini kullandı. Öte yandan, uluslararası gündemde İran’a ilişkin gelişmelerin Ukrayna-Rsuya müzakerelerini geri plana ittiğine dikkat çeken Fidan, bu durumun risk oluşturduğunu ifade etti. İran’da olası bir ateşkes ya da barış sürecinin ardından uluslararası toplumun yeniden Ukrayna konusuna yoğunlaşması gerektiğini vurgulayan Fidan, “Bu meseleye odak kaybı yaşanmasına izin veremeyiz.” dedi. Savaşın her iki ülke için de büyük yıkım yarattığını ve küresel etkilerinin giderek büyüdüğünü dile getiren Fidan, sürecin bölgesel ya da küresel ölçekte yeni tırmanmalara açık olduğuna işaret etti. “ZELENSKIY’NİN ZİYARETİ VE BÖLGESEL DİYALOG, İŞ BİRLİĞİ İÇİN ÖNEMLİ BİR FIRSAT” Fidan, Ukrayna Cumhurbaşkanı Volodımır Zelenskıy’ın (Volodimir Zelenski) Suriye ziyareti öncesinde İstanbul’da Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ile bir araya geldiğini belirterek, görüşmelerde hem Ukrayna’daki savaş hem de ikili ilişkilerin ele alındığını söyledi. Fidan, Türkiye ile Ukrayna arasında bağımsızlıktan bu yana güçlü ilişkiler bulunduğunu ancak savaş nedeniyle ticaret başta olmak üzere birçok alanda bu ilişkilerin sekteye uğradığını ifade etti. Zelenskıy’nin son dönemde dış politika temaslarını genişlettiğine dikkat çeken Fidan, Körfez bölgesine gerçekleştirdiği ziyaretlerin yanı sıra Suriye yönetimiyle de temas kurma arayışında olduğunu dile getirdi. Türkiye’nin yapıcı ve makul tüm ikili iş birliklerini desteklediğini vurgulayan Fidan, savaşların bölge için büyük bir tehdit oluşturduğunu ancak ticaret, kalkınma ve iş birliğinin teşvik edilmesi gerektiğini söyledi. Bu doğrultuda Türkiye’nin bölge ülkelerini daha fazla iş birliğine yönlendirmeye çalıştığını kaydetti. Çok katmanlı kriz yönetimi ve bölgesel istikrar çabalarına da değinen Fidan, farklı ülkelerin benzer süreçlerden geçtiğini ve bu deneyimlerin paylaşılmasının önemli olduğunu ifade etti. Savaş ve çatışmaların yarattığı yıkımın ardından ülkelerin toparlanmaya ve ilişkilerini yeniden inşa etmeye ihtiyaç duyduğunu belirten Fidan, uluslararası iş birliğinin bu süreçte kritik rol oynadığını vurguladı. Geçmişte uluslararası sistemde bazı yönetimlerin sınırlı tanınırlığa sahip olduğunu hatırlatan Fidan, günümüzde ise ülkeler arası iş birliğinin her zamankinden daha gerekli hale geldiğini ifade etti. Oturum sonunda Fidan basın mensuplarının sorularını cevapladı.

ADF2026 Liderler Paneli: Küresel belirsizlikte reform, sorumlu liderlik ve iş birliği vurgusu Haber

ADF2026 Liderler Paneli: Küresel belirsizlikte reform, sorumlu liderlik ve iş birliği vurgusu

"Yarını Tasarlarken Belirsizliklerle Baş Etmek" ana temasıyla düzenlenen 5. Antalya Diplomasi Forumu (ADF2026) kapsamında düzenlenen liderler panelinde küresel belirsizlikler ve mülteci krizi ele alındı. “Yarını Tasarlarken Belirsizlikleri Yönetmek” başlıklı Liderler Paneli’nde Kazakistan Cumhurbaşkanı Kasım Cömert Tokayev, AK Parti Antalya Milletvekili Mevlüt Çavuşoğlu, Kuzey Makedonya Cumhurbaşkanı Gordana Siljanovska-Davkova ve Gürcistan Başbakanı Irakli Kobakhidze yer aldı. Panelde, değişen küresel dengeler karşısında iş birliği, diplomasi ve kriz yönetimi konuları öne çıktı. Oturumun moderatörlüğünü üstlenen Çavuşoğlu, konuşmasında küresel sistemde yaşanan dönüşüme dikkat çekti. Günümüzde yaşanan gelişmelerin birbirinden bağımsız olmadığını vurgulayan Çavuşoğlu, bu sürecin daha derin ve yapısal bir değişimin göstergesi olduğunu ifade etti. Çavuşoğlu, jeopolitik gerilimlerin arttığını, ekonomik karşılıklı bağımlılığın yeniden şekillendiğini ve uluslararası ilişkilerin temel unsurlarından biri olan güvenin ciddi bir sınamadan geçtiğini belirtti. Küresel sorunların giderek daha karmaşık ve birbirine bağlı hâle geldiğini dile getiren Çavuşoğlu, bu sorunların artık yalnızca geleneksel yöntemlerle yönetilemeyeceğine işaret etti. Belirsizliğin geçici değil, sistemik bir nitelik kazandığını söyleyen Çavuşoğlu, bu nedenle bugünkü tartışmaların büyük önem taşıdığını kaydetti. “Yarını tasarlamak; net bir vizyon, riskleri öngörebilme ve dünyayı yeniden şekillendiren dinamikleri doğru analiz edebilme kapasitesi gerektiriyor.” diyen Çavuşoğlu, belirsizlikleri yönetmenin ise güçlü liderlik, koordinasyon ve ulusal çıkarların ötesinde kolektif hareket etme iradesi gerektirdiğini vurguladı. Çavuşoğlu, tartışmaları iki tur hâlinde yürüteceğini belirtti. Çavuşoğlu ilk turda panelistlere, 2026 yılında küresel toplumu bekleyen temel riskler ve belirsizlikler, bu zorluklarla mücadelede benimsenmesi gereken yaklaşımlar, ulusal çıkarlar ile küresel sorumluluklar arasındaki denge, liderlik anlayışının niteliği ve çok taraflı kurumların geleceği gibi başlıklar yöneltti. “İNSANLIK BİR YOL AYRIMINDA” Tokayev, Türkiye’nin bölgesel ve küresel düzeyde artan rolüne dikkat çekti. Tokayev, Kazakistan ile Türkiye’nin iş birliği içerisinde hareket ederek zaman zaman ortaya çıkan bölgesel sorunların çözümünde “çok büyük ve olumlu bir rol” oynayabileceğini ifade etti. Ayrıca Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın gelecek ay Kazakistan’a gerçekleştirmesi planlanan ziyaretine ev sahipliği yapacak olmaktan memnuniyet duyduğunu dile getirdi. Küresel sorunların doğasına ilişkin değerlendirmelerde bulunan Tokayev, bu meselelerin bir yandan son derece karmaşık, diğer yandan ise doğru yaklaşımlar geliştirildiğinde çözülebilir nitelikte olduğunu belirtti. Diplomatlar ve siyasetçiler tarafından sıkça dile getirilen “insanlığın bir yol ayrımında olduğu” söylemine atıfta bulunan Tokayev, eski Birleşmiş Milletler (BM) Genel Sekreteri Kofi Annan’ın da benzer ifadeleri kullandığını hatırlatarak, uluslararası sistemin uzun süredir bu belirsizlik hali içinde bulunduğunu kaydetti. “ULUSLARARASI GERİLİMLER SINIRLARI AŞIYOR” Günümüzde bölgesel çatışmaların artık yalnızca yerel ölçekte kalmadığını, küresel etkiler doğurduğunu vurgulayan Tokayev, uluslararası gerilimlerin sınır aşan bir karakter kazandığını ifade etti. Tokayev, bu durumun, mevcut uluslararası kurumların etkinliği ve kapasitesi konusunda da ciddi tartışmaları beraberinde getirdiğini dile getirdi. BM’in uluslararası sistemde vazgeçilmez bir yapı olduğunu belirten Tokayev, tüm devletlerin bu kurumu destekleme gerekliliği konusunda hemfikir olduğunu söyledi. Bununla birlikte, BM’in reforme edilmesi gerektiğine yönelik yaygın bir görüş bulunduğunu ancak bu reformların uzun yıllardır hayata geçirilemediğini vurguladı. Tokayev, bu noktada özellikle BM Güvenlik Konseyi’nin yapısının reform sürecinde önemli bir engel oluşturduğunu açık bir şekilde ifade etti. “LİDERLERE TEMKİNLİ BİR YAKLAŞIM DÜŞÜYOR” Liderlik anlayışına da değinen Tokayev, “Günümüz liderliğinin taşıması gereken temel özelliklere ilişkin sorunuza gelince; bana göre en önemli husus, küresel liderlerin ve devlet başkanlarının öncelikle uluslararası güvenlik ve barış konusunda sorumluluk sahibi olmalarıdır. Bunun yanı sıra, liderlerin daha temkinli, ölçülü ve itidalli bir yaklaşım sergilemeleri gerekmektedir.” ifadelerini kullandı. Stratejik itidalin günümüzde son derece kritik bir rol oynadığını vurgulayan Tokayev, dünyadaki birçok çatışma ve istikrarsızlığın temel kaynaklarından birinin BM Güvenlik Konseyi olduğunu ifade etti. Tokayev, büyük güçlerin aksine bölgesel, orta ölçekli ve küçük devletlerin uluslararası arenada daha sorumlu davrandığını belirterek, Türkiye ve Kazakistan başta olmak üzere birçok ülkenin uluslararası barış ve güvenliğin sağlanması konusunda önemli sorumluluklar üstlendiğini söyledi. Bu ülkelerin, dünyada artan çatışma ve krizlerin yayılmasını önlemek için çaba gösterdiğini dile getiren Tokayev, mevcut karmaşık ve zaman zaman “tuhaf” olarak nitelendirdiği küresel sistemden çıkış yolunun aslında basit olduğunu ifade etti. Tokayev, bu noktada daha sorumlu, daha dayanıklı ve gelişmeleri doğru analiz eden bir yaklaşımın benimsenmesi gerektiğini vurguladı. “NÜKLEER SİLAH MESELESİ KONUNUN MERKEZİNDE OLMALI” Konuşmasında İran meselesine de değinen Tokayev, bu konunun son derece karmaşık olduğunu ve dikkatli değerlendirilmesi gerektiğini belirtti. Kazakistan’ın öncelikle Basra Körfezi ülkeleriyle dayanışma içinde olduğunu ifade eden Tokayev, tüm devletlere stratejik itidal çağrısında bulunduklarını ve bölgede askerî faaliyetlerin durdurulması gerektiğini savunduklarını aktardı. Yaşanan gelişmelerin küresel ekonomiye olumsuz yansıdığını dile getiren Tokayev, özellikle Hürmüz Boğazı’ndaki deniz ticaretinin önemine dikkat çekildiğini ancak asıl odaklanılması gereken meselenin sorunun kaynağı olduğunu söyledi. Tokayev, bu bağlamda nükleer teknolojilerin ve silahların yayılmasının temel sorunlardan biri olduğunu ve İran ile ilgili müzakerelerde bu konunun merkezde yer alması gerektiğini ifade etti. Küresel ticarete ilişkin değerlendirmelerde de bulunan Tokayev, ticaret hacminin artmaya devam ettiğini ve geçtiğimiz yıl yüzde 2,5 oranında büyüme kaydedildiğini belirtti. Ancak sorunun ticaretin kendisinden ziyade içeriği ve niteliği olduğunu vurgulayan Tokayev, uzmanların bu alana daha derinlemesine odaklanması gerektiğini söyledi. Tokayev, konuşmasında küresel sistemdeki tıkanıklıkların aşılması için daha pragmatik, sorumlu ve iş birliğine dayalı bir yaklaşımın benimsenmesi gerektiğinin altını çizdi. “KÜRESEL ÖLÇEKTE BİR DEMOKRASİ KRİZİ YAŞANIYOR” Kuzey Makedonya Cumhurbaşkanı Siljanovska-Davkova, küresel sistemde artan krizler, demokrasiye yönelik tehditler ve çok taraflı yapının zayıflamasına ilişkin kapsamlı değerlendirmelerde bulundu. Siljanovska-Davkova, günümüz dünyasının güç temelli bir düzene kaydığını belirterek, uluslararası ilişkilerin artık “hak” yerine “güç” üzerinden şekillendiğini ifade etti. Küresel ölçekte ciddi bir demokrasi krizi yaşandığını vurgulayan Cumhurbaşkanı, güvenlik tehditlerinin arttığını, dünyanın giderek daha öngörülemez hale geldiğini ve çok taraflılığın zayıfladığını dile getirdi. Otoriterleşmenin yükselişinden, yeni göç dalgalarından, hibrit tehditlerden, dezenformasyon ve siber saldırılardan duyduğu endişeyi dile getiren Siljanovska-Davkova, 2024 yılında askerî harcamalar için yaklaşık 27 trilyon dolar ayrıldığını hatırlatarak, küresel kaynakların silahlanmaya yönelmesinin ciddi bir risk oluşturduğunu ifade etti. “BM’NİN REFORMA İHTİYACI VAR” BM’in reform ihtiyacına dikkat çeken Siljanovska-Davkova, mevcut yapının günümüz koşullarını karşılamakta yetersiz kaldığını belirtti. Güvenlik Konseyi’nin yapısının yeniden ele alınması ve Genel Kurul’un güçlendirilmesi gerektiğini savunan Cumhurbaşkanı, ayrıca BM Genel Sekreterliği görevine bir kadının seçilmesi gerektiğini vurguladı. Balkanlar’ın tarihsel olarak büyük güçlerin rekabet alanı olduğunu belirten Siljanovska-Davkova, “Balkanlaşma” kavramının bölgedeki parçalanmayı ifade ettiğini hatırlatarak, Balkanlar’ın Avrupa’nın ayrılmaz bir parçası olduğunu söyledi. Avrupa Birliği (AB) genişlemesinin yalnızca siyasi değil, aynı zamanda bir güvenlik meselesi olduğuna dikkat çekti. Uluslararası ilişkilerde çifte standartların sona erdirilmesi gerektiğini belirten Siljanovska-Davkova, küçük ve orta ölçekli ülkelerin çoğu zaman daha yapıcı ve yenilikçi çözümler ürettiğini ifade etti. Bununla birlikte, karar alma süreçlerinin dar bir lider grubunun elinde toplanmasının insanlık için ciddi bir risk oluşturduğunu söyledi. Konuşmasında liderlik krizine de değinen Siljanovska-Davkova, günümüzde ihtiyaç duyulan liderliğin sorumlu, ilham verici ve gerçeklere dayalı olması gerektiğini vurguladı. Uluslararası hukukun ancak güçlü kurumlarla ayakta kalabileceğini belirten Cumhurbaşkanı, siyasi irade eksikliğinin küresel sorunların çözümünde en büyük engellerden biri olduğunu ifade etti. Siljanovska-Davkova, konuşmasını erken uyarı mekanizmalarının güçlendirilmesi, uzun vadeli stratejilerin geliştirilmesi ve hukukun üstünlüğüne dayalı bir sistemin inşa edilmesi gerektiğini vurgulayarak tamamladı. “EN BÜYÜK SORUN LİDERLİK EKSİKLİĞİ” Gürcistan Başbakanı Irakli Kobakhidze, küresel güvenlik ortamı, AB’nin karşılaştığı zorluklar ve Gürcistan’ın bölgesel rolüne ilişkin değerlendirmelerde bulundu. Kobakhidze, dünyada devam eden savaşların ve artan jeopolitik gerilimlerin küresel sistemi şekillendirdiğini belirterek, çatışmaların ticaret yolları, enerji hatları, ulaşım ve ekonomik istikrar üzerinde doğrudan etkili olduğunu ifade etti. Bu durum karşısında etkili ve kalıcı çözümler üretilmesi gerektiğini vurguladı. Gürcistan’ın AB’ye tam üyelik hedefini sürdürdüğünü belirten Kobakhidze, Kuzey Makedonya ile benzer bir vizyon paylaştıklarını söyledi. Bununla birlikte Avrupa Birliği’nin bugün kimlik, refah ve demokrasi-hukukun üstünlüğü gibi temel alanlarda ciddi sınamalarla karşı karşıya olduğunu dile getirdi. Güney Kafkasya’nın küresel gelişmeler ışığında artan bir stratejik önem kazandığını belirten Kobakhidze, Gürcistan’ın Avrupa ile Asya arasında güvenilir bir köprü rolü üstlendiğini ifade etti. Ülkesinin ticaret, enerji, hizmetler ve dijital veri akışında önemli bir transit merkez hâline geldiğini belirten Kobakhidze, bu bağlantısallık rolünü daha da güçlendirmeyi hedeflediklerini söyledi. Gürcistan’ın barış, istikrar ve ekonomik kalkınma odaklı politikalarının başarılı sonuçlar verdiğini dile getiren Kobakhidze, son beş yılda ülkesinin Avrupa’da en yüksek ekonomik büyüme oranlarından birine ulaştığını ve 2021’den bu yana ortalama yüzde 9,3 büyüme kaydedildiğini aktardı. 2026 yılının ilk aylarında da güçlü bir ekonomik performans sergilendiğini belirtti. Liderlik konusuna da değinen Kobakhidze, günümüz dünyasında en önemli sorunlardan birinin liderlik eksikliği olduğunu ifade etti. Nitelikli ve vizyon sahibi liderlerin sayısının azaldığını belirten Kobakhidze, bu durumun küresel siyasetin genel görünümünü olumsuz etkilediğini söyledi. Kobakhidze, liderlerin önceliğinin diyalog, iş birliği ve bağlantısallığı güçlendirmek olması gerektiğini vurgulayarak, dünya liderlerinin barışı sağlama ve refahı artırma hedeflerine odaklanması gerektiğini ifade etti. Gürcistan’ın da bu doğrultuda barışı koruma, istikrarı güçlendirme ve ekonomik ilişkileri geliştirme yönünde politika izlediğini belirtti. Çok taraflı kurumlara ilişkin değerlendirmelerde de bulunan Kobakhidze, bazı durumlarda gayriresmî etkilerin bu kurumların önüne geçtiğini ve bunun olumsuz sonuçlar doğurduğunu ifade etti. Çok taraflı yapıların ülkelerin egemenliğini korumak yerine zaman zaman zorlayıcı bir rol üstlenebildiğini belirten Kobakhidze, uluslararası sistemde kurallara dayalı ve değer temelli düzenin yeniden güçlendirilmesi gerektiğini vurguladı. Kobakhidze, konuşmasını uluslararası iş birliğinin güçlendirilmesi ve çok taraflı kurumların etkinliğinin artırılması gerektiğine dikkat çekerek tamamladı.

İran'da korkunç bilanço: 1989'dan bu yana en yüksek idam sayısı Haber

İran'da korkunç bilanço: 1989'dan bu yana en yüksek idam sayısı

Uluslararası hak savunucuları "Iran Human Rights" (IHR) ve "Together Against the Death Penalty" (ECPM), İran'daki infaz sistemine dair kan donduran yıllık raporu yayımladı. Verilere göre İran yönetimi, 2025 yılında en az bin 639 kişiyi idam ederek 1989’dan bu yana en yüksek infaz rakamına ulaştı. Bu rakam, 975 kişinin idam edildiği 2024 yılına oranla yüzde 68’lik korkunç bir artışa işaret ediyor. KADIN İNFAZLARINDA REKOR ARTIŞ Rapordaki en çarpıcı verilerden biri de kadınlara yönelik uygulamalar oldu. 2025 yılında en az 48 kadın idam edildi; bu, son 20 yılın en yüksek seviyesi olarak kayıtlara geçti. İdam edilen kadınlardan 21’inin, genellikle şiddet gördükleri eşlerini veya nişanlılarını öldürmek suçundan asılması, infazların arka planındaki toplumsal trajediye dikkat çekiyor. GÜNDE ORTALAMA 5 İDAM IHR Direktörü Mahmud Amiri-Moghaddam, rejim stratejisini şu sözlerle özetledi: Vatanseverlerin direnişini kırmak ve yeni protestoları engellemek amacıyla 2025 yılında günde ortalama 4-5 idam gerçekleştirildi. Hak savunucuları, infazların neredeyse yarısının uyuşturucu suçlarıyla ilgili olduğunu, ancak asıl amacın toplumsal baskı yaratmak olduğunu vurguluyor. SAVAŞIN GÖLGESİNDE İDAM SİYASETİ İran, 28 Şubat’ta başlayan bölgesel savaş sürecinde dahi iç infazlarına ara vermedi. Ocak ayındaki protestolarla bağlantılı 7 kişi bu süreçte asıldı. Bunlar arasında muhalif grup üyeleri ve İsrail adına casuslukla suçlanan bir İran-İsveç vatandaşı da bulunuyor. DÜNYA İKİNCİSİ: ÇİN'DEN SONRA EN ÇOK İNFAZ İRAN'DA İran, kişi başına düşen idam sayısında dünyada ilk sırada yer alırken; toplam sayı bakımından sadece veri gizliliği nedeniyle net rakamların bilinmediği Çin’in ardından ikinci sırada geliyor. Uzmanlar, yüzlerce protestocunun hala idam tehdidi altında olduğu konusunda uluslararası kamuoyunu uyarıyor.

Zelenskıy’dan Orta Doğu’da "denge değiştirecek" hamle: Listede Türkiye ve Körfez ülkeleri var! Haber

Zelenskıy’dan Orta Doğu’da "denge değiştirecek" hamle: Listede Türkiye ve Körfez ülkeleri var!

Ukrayna Cumhurbaşkanı Volodımır Zelenskıy, Ukrayna'nın Orta Doğu ve Körfez ülkeleriyle askerî uzmanlık ve ortak güvenlik alanlarındaki iş birliğini genişlettiğini açıkladı. Zelenskıy, bugün sosyal medya üzerinden yaptığı açıklamada, ülkesinin savaş sahasında elde ettiği teknolojik tecrübenin ve özellikle hava savunma (SİHA önleme) sistemlerindeki başarısının Körfez ülkeleri için kritik öneme sahip olduğunu belirtti. Ukrayna'nın askerî deneyiminin halihazırda meyvelerini verdiğini kaydeden Ukrayna lideri, şu ifadelere yer verdi: Bugün itibarıyla Suudi Arabistan, Birleşik Arap Emirlikleri ve Katar ile halihazırda somut bir iş birliği yürütüyoruz. Ürdün ile çalışmalarımız devam ediyor. Ayrıca Bahreyn, Kuveyt ve Irak ile de iletişim halindeyiz. Rüstem Umerov bugün, Orta Doğu dışındaki ülkelerle, başta Türkiye olmak üzere önemli potansiyele sahip diğer bazı ülkelerle planlanan çalışmalar hakkında da bilgi verdi. Ukrayna Millî Güvenlik ve Savunma Konseyi Sekreteri, İran rejiminin saldırısı altında olan ortaklarla siyasi düzeyde temas kurmaya devam ediyor. Ukrayna olarak bizler; insanların ve kritik altyapının korunması için çabalarını birleştiren, tam da bu şekilde hareket eden dünyadaki herkese minnettarız. Askerî uzmanlığımız şimdiden sonuç veriyor. Önleme sistemlerimiz şimdiden sonuç veriyor. İş birliği ve karşılıklı güçlendirme konusunda uzun vadeli birçok anlaşmamız var ve yeni çözümler hazırlıyoruz. KARADENİZ VE HÜRMÜZ BOĞAZI BENZETMESİ Küresel ticaretin can damarları olan su yollarındaki krizlere de değinen Zelenskıy, Hürmüz Boğazı'ndaki seyrüsefer serbestisinin engellenmesi girişimlerini, Rusya'nın 2022'de Ukrayna limanlarını abluka altına almasına benzeterek, “Hiçbir millet terörist saldırılar karşısında yalnız bırakılmamalı.” diye vurguladı.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.