SON DAKİKA
Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#İş Birliği

QHA - Kırım Haber Ajansı - İş Birliği haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, İş Birliği haber sayfasında canlı gelişmelerle ulaşabilirsiniz.

Prof. Dr. Ekrem Arıkoğlu: “Ortak alfabe, Türk dünyasının birbirini daha kolay anlamasını sağlayacak” Haber

Prof. Dr. Ekrem Arıkoğlu: “Ortak alfabe, Türk dünyasının birbirini daha kolay anlamasını sağlayacak”

Fatma Nur Sarıcaoğlu QHA/Ankara Ankara Hacı Bayram Veli Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Çağdaş Türk Lehçeleri ve Edebiyatları Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Ekrem Arıkoğlu, Kırım Haber Ajansına (QHA) yaptığı değerlendirmede, Türk dünyasında ortak alfabe çalışmalarının önemini, Türk lehçelerinin tarihsel gelişimini ve Türkiye Türkçesinin ortak iletişim dili olma potansiyelini anlattı. Arıkoğlu, önde gelen Türkolog Prof. Dr. Ahmet Bican Ercilasun’un öğrencisi olduğunu ve hocasının emekli olmasının ardından onun odasında çalışmanın kendisi için gurur verici olduğunu söyledi. Türk dünyasının farklı bölgelerinde akademik çalışmalar yürüttüğünü belirten Arıkoğlu, asıl çalışma alanının Güney Sibirya Türk lehçeleri olan Tuva ve Hakas Türkçeleri olduğunu ifade etti. Daha sonraki yıllarda Kırgızistan’daki Manas Üniversitesinde altı-yedi yıl görev yaptığını aktaran Arıkoğlu, bu süreçte Kazakistan, Doğu Türkistan ve Özbekistan’ı da ziyaret etme imkânı bulduğunu kaydetti. Farklı Türk lehçeleri üzerine yürüttüğü sözlük çalışmalarında ortak alfabe kullandıklarını belirten Arıkoğlu, Tuva Türkçesi-Türkçe ve Hakas Türkçesi-Türkçe sözlüklerinin ardından Kırgızistan-Türkiye Manas Üniversitesindeki (KTMÜ)i çalışma arkadaşlarıyla 75 bin kelimelik Kırgızca-Türkçe sözlük hazırladıklarını anlattı. Arıkoğlu, son beş yılda üzerinde çalıştıkları Kazakça-Türkçe sözlüğün ise 150 bin madde başı içerdiğini belirterek bu eserde de bugün kabul edilen 34 harfli Ortak Türk Alfabesi’ni kullandıklarını ifade etti. Arıkoğlu, 34 harfli Ortak Türk Alfabesi’nin 1992 yılında Türk dünyasından bilim insanlarının katılımıyla hazırlanan çalışmalara dayandığını belirtti. Arıkoğlu, Prof. Dr. Ahmet Bican Ercilasun’un da bu süreçte önemli rol oynadığını ifade etti. “ALFABE DEĞİŞİNCE DİL DEĞİŞMEZ” Alfabe ile dilin birbirinden ayrı değerlendirilmesi gerektiğini vurgulayan Arıkoğlu, Türklerin tarih boyunca farklı alfabeler kullandığını ancak bu değişikliklerin Türkçenin varlığını ortadan kaldırmadığını belirtti. Arıkoğlu, “Alfabe değiştirilince dilimiz ortak olmayacak tabii ki. Başka bir deyişle alfabeyle dili birbirinden ayırt etmemek lazım. Biz Köktürkler zamanında Köktürk alfabesini kullanırken Türkçe yazıyorduk. Sonra Arap alfabesini kabul edince de Arap harfleriyle yazıyorduk ama dilimiz Türkçeydi. Kiril alfabesini kabul edenler de Kiril harfleriyle Türkçe yazıp okudular.” ifadelerini kullandı. Ortak alfabenin farklı Türk lehçelerinde kullanılan kelimelerin daha kolay tanınmasını sağlayacağını belirten Arıkoğlu, özellikle Kiril alfabesini bilmeyen kişilerin bu alfabeyle yazılmış metinleri okumakta zorlanabileceğini ifade etti. Latin alfabesinin ortak kullanılmasıyla Türk topluluklarının birbirlerinin yazılı metinlerine erişiminin kolaylaşabileceğini kaydetti. Arıkoğlu, alfabe çalışmalarında Türk dillerinin ses özelliklerinin dikkate alınması gerektiğini belirterek her bölgesel söyleyiş için ayrı bir harf oluşturmanın alfabe sistemini gereksiz yere karmaşıklaştırabileceğini söyledi. Ortak alfabenin mümkün olduğunca Türk dillerinin tarihsel yapısını ve ortak özelliklerini yansıtması gerektiğini dile getirdi. TÜRK LEHÇELERİ ARASINDAKİ TARİHSEL BAĞLAR Türk lehçelerinin geniş coğrafyalara yayılmaları ve farklı medeniyetlerle etkileşim kurmaları sonucunda zaman içinde farklılaştığını belirten Arıkoğlu, bu değişimlerin ortak tarihsel bağları ortadan kaldırmadığını ifade etti. Köktürk yazıtları ve Karahanlı Türkçesinin Türk dillerinin tarihsel gelişimini anlamak açısından önemli olduğunu belirten Arıkoğlu, Kaşgarlı Mahmud'un farklı Türk topluluklarından derlediği dil malzemesinin bu çeşitliliği ortaya koyduğunu söyledi. Arıkoğlu, Oğuz Türkçesi ile Doğu Türkçesinin tarih boyunca edebî ilişkilerini sürdürdüğünü belirterek Ali Şir Nevai'nin eserlerinin Anadolu'daki şairler üzerinde de etkili olduğunu hatırlattı. Farklı coğrafyalarda yaşayan Türk şairlerinin birbirlerinin şiirlerine nazireler yazabildiğini ifade eden Arıkoğlu, bunun geçmişte de Türk toplulukları arasında edebî iletişim bulunduğunu gösterdiğini kaydetti. Arıkoğlu, ortak alfabenin Türk lehçelerini tek bir dile dönüştürmeyeceğini ancak kelimelerin tanınmasını kolaylaştıracağını vurguladı. Kiril alfabesini bilmeyen bir kişinin Kazakçayı yazılı olarak anlamakta zorlanabileceğini belirten Arıkoğlu, Latin alfabesinin ortak kullanılmasıyla birçok kelimenin daha kolay tanınabileceğini ifade etti. “ORTAK KELİMELERİ BENZER SESLERLE YAZMALIYIZ” Ortak alfabenin öneminin yalnızca harflerin birleştirilmesinden ibaret olmadığını belirten Arıkoğlu, Türk lehçelerinde benzer kelimelerin mümkün olduğunca benzer seslerle yazılmasının da gerekli olduğunu kaydetti. Arıkoğlu, özellikle Sovyetler Birliği döneminde farklı Türk toplulukları için oluşturulan yazı sistemlerinin lehçeler arasındaki benzerliklerin fark edilmesini zorlaştırdığını söyledi. Özbek Türkçesini örnek gösteren Arıkoğlu, yazı dilinin belirli ağız özellikleri temelinde şekillenmesinin ortak kelimelerin farklı görünmesine yol açabildiğini dile getirdi. Arıkoğlu, “Alfabe değişince dillerimiz değişmeyecek ama aynı alfabeyi yazınca kelimeler birbirine daha tanıdık olacak.” ifadelerini kullandı. “34 HARFİN DIŞINA ÇIKARSAK ORTAKLIK BOZULABİLİR” 34 harfli Ortak Türk Alfabesi’nin belirli bir sistem içinde tutulmasının önemine işaret eden Arıkoğlu, ortak alfabenin dışına çıkılarak her lehçeye özgü sesler için yeni yazım biçimleri oluşturulmasının ortaklığı zayıflatabileceğini belirtti. Arıkoğlu, Türk lehçelerinin tarihî yapısına mümkün olduğunca bağlı kalınarak ortak kelimelerin benzer biçimlerde yazılmasının hedeflenmesi gerektiğini ifade etti. Özbekistan ve Türkmenistan’da Latin alfabesine geçiş süreçlerinde ortak alfabe yaklaşımının yeterince gözetilmediğini belirten Arıkoğlu, bunun yazılı dilde beklenen benzerliklerin oluşmasını zorlaştırdığını söyledi. Alfabe değişikliklerinin toplumların yazı dili alışkanlıklarını ve eğitim süreçlerini etkilediğini vurgulayan Arıkoğlu, bir dilin yapısına uygun alfabe oluşturulduktan sonra bunun istikrarlı biçimde kullanılması gerektiğini dile getirdi. Arıkoğlu, alfabenin sık sık değiştirilmesinin toplumda kafa karışıklığına yol açabileceğini ve yazı dilinin gelişimini olumsuz etkileyebileceğini belirterek, ortak alfabenin Türk dünyasında kalıcı ve anlaşılabilir bir yazılı iletişim zemini oluşturması için tutarlı biçimde uygulanmasının önemini vurguladı. “ÇİN’E KADAR TABELALARI OKUYABİLİRSİNİZ” Ortak alfabenin yalnızca akademik çalışmalarda değil, günlük yaşamda da kolaylık sağlayabileceğini ifade eden Arıkoğlu, farklı Türk topluluklarının yaşadığı coğrafyalarda tabelaların ve kelimelerin tanınmasının ortak yazım sistemiyle kolaylaşabileceğini söyledi. Arıkoğlu, “Aynı alfabeyi kullanmak demek, ilk görüşte o kelimeyi tanımak anlamına geldiği için kolaylık sağlıyor. Buradan çıkıyorsunuz Çin’e kadar tabelaları okuyabiliyorsunuz.” dedi. Bununla birlikte ortak alfabenin bütün Türk lehçelerini tek bir dile dönüştürmeyeceğini vurgulayan Arıkoğlu, her lehçenin kendi yazı dili, edebiyatı ve tarihsel gelişimi bulunduğunu hatırlattı. “BÜTÜN TÜRK LEHÇELERİ KARIŞTIRILARAK ORTAK BİR TÜRK DİLİ YARATILAMAZ” Türk topluluklarının birbirlerinin sık kullanılan kelimelerini öğrenerek iletişimlerini güçlendirebileceğini belirten Arıkoğlu, Azerbaycan Türkçesindeki “açar” ile Türkiye Türkçesindeki “anahtar”, Türkiye Türkçesindeki “bulmak” ile bazı Türk lehçelerindeki “tapmak” kelimelerini örnek gösterdi. Kazak Türkçesinde kullanılan “samolet” kelimesi yerine “uçak” kelimesinin tercih edilebilmesi gibi karşılıklı kelime alışverişlerinin de mümkün olduğunu dile getirdi. Öte yandan farklı Türk lehçelerinin bir araya getirilerek yapay bir ortak dil oluşturulmasının mümkün olmadığını belirten Arıkoğlu, ortak alfabe ile ortak iletişim dilinin birbirinden farklı kavramlar olduğunun altını çizdi “TÜRK DÜNYASINDA FİKİR BİRLİĞİ İÇİN İŞ BİRLİĞİ YAPMALIYIZ” Türkiye Türkçesinin Türk dünyasındaki yaygınlığının son yıllarda arttığını belirterek bu gelişmede kültürel etkileşim, ulaşım ve ekonomik ilişkilerin rol oynadığını söyledi. Kırgızistan’daki gözlemlerini paylaşan Arıkoğlu, 2012 yılında ülkede toplumun yaklaşık yüzde bir veya ikisinin Türkiye Türkçesiyle anlaşabildiğini, 2021 yılında gerçekleştirdiği ziyarette ise toplumun neredeyse yarısının Türkiye Türkçesini farklı düzeylerde anlayabildiğini ifade etti. Arıkoğlu, bu değişimde Türk dizilerinin ve Türkiye ile kurulan ilişkilerin etkili olduğunu kaydetti. Türk dünyasında ortak alfabenin önemine değinen Arıkoğlu, alfabe birliğinin tek başına yeterli olmadığını, asıl belirleyici unsurun topluluklar arasındaki iş birliği olduğunu vurguladı. Türkiye’nin Azerbaycan, Kazakistan ve Kırgızistan’la geliştirdiği ilişkilerin dil ve kültür alanındaki yakınlaşmayı da desteklediğini belirten Arıkoğlu, ortak ekonomik çıkarların ve çalışmaların toplumları birbirine yaklaştırdığını dile getirdi. Arıkoğlu, “Ortak çıkarlarınız için ortak çalışınca kültürünüzle de yakınlaşmalısınız. Bunun için alfabe de bir araç, araçlardan bir tanesi. İş daha önemli bence. Fikirde birlik olmak için iş birliği yapmanız gerekiyor.” ifadelerini kullandı. Dünya genelinde ekonomik ve teknolojik ilişkilerin toplumlar arasındaki etkileşimi hızlandırdığını belirten Arıkoğlu, Türk dünyasında da ortak çalışmaların dil ve kültür alanındaki bağları güçlendirebileceğini söyledi.

Kırım Millî Varlık Vakfı ile Kıyiv Askerî İdaresi kritik iş birliği memorandumuna imza attı Haber

Kırım Millî Varlık Vakfı ile Kıyiv Askerî İdaresi kritik iş birliği memorandumuna imza attı

Kırım Millî Varlık Vakfı ile Kıyiv Kenti Askerî İdaresi arasında iş birliği ve dayanışmayı resmiyete döken kritik bir protokol imzalandı. Kırım Tatar halkının millî lideri ve Ukrayna Milletvekili Mustafa Abdülcemil Kırımoğlu, Kırım Millî Varlık Vakfı Başkanı Lenur Mambetov ve Kıyiv Askerî İdaresi Başkan Vekili Andriy Tkaçov’un katılımıyla gerçekleşen resmî imza töreninde, yaklaşan zorlu kış şartlarına karşı ortak mücadele ve sivil halka yönelik insani yardım adımları kararlaştırıldı. KIRIMOĞLU: BU SAVAŞTA HERKES ÜZERİNE DÜŞENİ YAPMALI Kırım Tatar halkının millî lideri Kırımoğlu, Kırım Millî Varlık Vakfının topyekûn savaşın ilk gününden bu yana ülkenin dört bir yanında aralıksız çalıştığını belirtti. Vakfın sadece Kıyiv’de değil Ukrayna genelinde hastanelere, askerî hastanelere ve sivil altyapıya hayati destekler sunduğunu ifade eden Kırımoğlu, Ukrayna yollarında hizmet veren çok sayıda ambulansın da vakıf tarafından sağlandığını hatırlattı. Kırımoğlu, Kıyiv Askerî İdaresi ile atılan bu resmî imzanın, düşman saldırılarına karşı toplumsal direnci artırma yolunda son derece kıymetli bir adım olduğunu vurguladı. TKAÇOV: SAVAŞ KIRIM’DA BAŞLADI, KIRIM’IN KURTARILMASIYLA BİTECEK Kıyiv Askerî İdaresi Başkan Vekili Andriy Tkaçov ise açıklamasında iş birliğinin stratejik önemine dikkat çekti. Savaşın Kırım’da başladığını ve Kırım dahil işgal altındaki tüm Ukrayna topraklarının kurtarılmasıyla sona ereceğini belirten Tkaçov, geçen kışın oldukça ağır geçtiğini, önlerindeki kış mevsiminin de büyük zorluklar getireceğini ifade etti. Tkaçov, başkentin güvenliği ve halkın ihtiyaçlarının karşılanması adına çabaların birleştirilmesinin şart olduğunu dile getirdi. LENUR MAMBETOV: TOPYEKÛN İŞGALİN EN ZORLU KIŞINA HAZIRLANIYORUZ Kırım Millî Varlık Vakfı Başkanı Lenur Mambetov, Kıyiv yönetimi ile uzun süredir devam eden saha çalışmalarını resmî zemine taşıdıklarını kaydetti. Belki de savaşın başlangıcından bu yana yaşanacak en çetin kışa hazırlık yaptıklarını ifade eden Mambetov, sivil toplum ile askerî yönetimin kenetlenmesinin hibrit ve doğrudan saldırılara karşı en büyük savunma olduğunu belirtti. Vakıf olarak başkente güçlü ve büyük jeneratör teslimatlarını sürdürdüklerini belirten Mambetov; gıda paketlerinin yanı sıra olası elektrik kesintilerinde sıcak yemek dağıtımı yapacak mobil mutfakların hazırlandığını, bu mutfakların ve hastanelerin konumlandırılacağı noktaların askerî idareyle koordineli şekilde belirlendiğini aktardı.

VII. Uluslararası Türk Dili Konuşan Gazeteciler Medya Forumu İstanbul’da düzenlenecek Haber

VII. Uluslararası Türk Dili Konuşan Gazeteciler Medya Forumu İstanbul’da düzenlenecek

VII. Uluslararası Türk Dili Konuşan Gazeteciler Medya Forumu, “Türk Dünyasının Ortak Medya Alanı: Dijital Entegrasyon ve Yeni Fırsatlar” temasıyla 15 Eylül 2026 tarihinde İstanbul’da Zübeyde Hanım Kültür Merkezinde düzenlenecek. Uluslararası buluşmanın temel amacı; Türk dünyasının ortak bilgi ve medya alanını oluşturmak, Türk dili konuşan ülkelerin gazetecileri arasında hızlı bilgi alışverişini sağlamak, mesleki iş birliğini güçlendirmek ve Türk halklarının ortak manevi ve kültürel değerlerini uluslararası düzeyde tanıtmaktır. Medya forumuna Kazakistan, Türkiye, Özbekistan, Kırgızistan, Azerbaycan, Almanya, Belçika, İsviçre, Fransa, Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti (KKTC) ve diğer ülkelerden gazeteciler, medya kuruluşlarının yöneticileri, medya alanında faaliyet gösteren kurumların temsilcileri ve sektör profesyonelleri katılacak. Forumda ayrıca uluslararası kuruluşların temsilcileri, toplum önderleri, milletvekilleri, PR yöneticileri, basın danışmanları, üniversite rektörleri, iletişim ve gazetecilik fakültelerinin dekanları ile akademisyenler bir araya gelecek. Forum programı, günümüz medya sektörünün güncel meselelerine odaklanan dört tematik oturumdan oluşacak. BİLGİ GÜVENLİĞİ VE YENİ ENTEGRASYON MODELLERİ Birinci oturumda, Türk dili konuşan devletlerin ortak bilgi alanının oluşturulmasına yönelik jeopolitik gelişmeler ve stratejik fırsatlar ele alınacak. Katılımcılar; dijital çağda entegrasyon, ortak içerik geliştirilmesinde yapay zekâ ve yeni teknolojilerin rolü, uluslararası yayıncılık standartları, Türk dili konuşan medya kuruluşları arasındaki sınır ötesi projeler ve ortak yapımlar üzerine görüş alışverişinde bulunacak. EĞİTİM ALANINDA İŞ BİRLİĞİ VE DİJİTAL ORTAKLIK İkinci oturum, Türk devletleri arasında medya eğitimi alanında iş birliğinin geliştirilmesine ayrılacak. Uzmanlar; ortak eğitim standartlarının hayata geçirilmesi, akademik hareketliliğin geliştirilmesi, Türk dili konuşan üniversiteler arasında bir ağ ittifakı kurulması, çift diploma programları ve ortak bilimsel araştırma projelerinin uygulanması konularını tartışacak. Ayrıca gazetecilik eğitim programlarının yapay zekâ çağının gerekliliklerine uygun şekilde dönüştürülmesi, medya mensuplarına yönelik uluslararası programlar ve sınır ötesi stajların düzenlenmesi konuları ele alınacak. İPEK YOLU’NUN YENİ SOLUĞU: TURİZMDE TÜRK MARKASI Üçüncü oturum, Türk dünyasının ortak turizm ve kültür markasının oluşturulmasına odaklanacak. Katılımcılar; ortak bir dijital TURKIC BRAND konseptinin geliştirilmesi, kültürel diplomasi, etnik turizm ve ekoturizmin potansiyeli, ETNOSPOR ve Dünya Göçebe Oyunları’nın önemi hakkında görüşlerini paylaşacak. Türk ülkelerinin kültürel değerlerinin sosyal medyada tanıtılması, hikâye anlatıcılığı ve viral halkla ilişkiler araçlarının kullanılması da oturum kapsamında değerlendirilecek. BÖLGESEL MEDYANIN EKONOMİK DAYANIKLILIĞI Dördüncü oturumda bölgesel medya kuruluşlarının mali sürdürülebilirliği ele alınacak. Medya uzmanları; geleneksel medyanın dijital dönüşümü, hibrit iş modellerinin uygulanması, programatik reklam ve hedefli reklam araçlarının kullanılması konusunda deneyimlerini paylaşacak. Bunun yanı sıra yerel işletmelerle iş birliği, hedef kitlenin paraya dönüştürülmesi, medya yönetiminin geliştirilmesi ve medya kuruluşlarının mali bağımsızlığını sağlamaya yönelik stratejiler tartışılacak. Forum kapsamında uluslararası deneyim paylaşımına, yeni mesleki bağlantıların kurulmasına ve Türk dili konuşan ülkelerin medya kuruluşları arasında ortak projelerin hayata geçirilmesine özel önem verilecek. Medya forumunun sonunda Türk dünyasının birliğinin güçlendirilmesine, ortak bilgi alanının geliştirilmesine ve Türk halklarının manevi ve kültürel değerlerinin tanıtılmasına önemli katkılarda bulunan kişilere özel ödüller takdim edilecek. Kapanış oturumunda forum çalışmaları değerlendirilecek ve medya alanındaki iş birliğinin daha da geliştirilmesini amaçlayan VII. Uluslararası Türk Dili Konuşan Gazeteciler Medya Forumu Sonuç Bildirgesi kabul edilecek.

AB ve Ukrayna’dan “Drone İttifakı” için ilk toplantı: 11 Eylül’de Brüksel’de buluşacaklar Haber

AB ve Ukrayna’dan “Drone İttifakı” için ilk toplantı: 11 Eylül’de Brüksel’de buluşacaklar

Avrupa Birliği (AB) ile Ukrayna, silahlı insansız hava aracı (SİHA) teknolojilerinin geliştirilmesi ve bu sistemlere karşı koyma kapasitesinin artırılması amacıyla oluşturulan AB-Ukrayna Drone İttifakı’nın ilk toplantısını 11 Eylül’de Brüksel’de gerçekleştirecek. Euractiv’in kaynaklarına dayandırdığı habere göre toplantının temel amacı, İHA ve SİHA’lara karşı savunma araçlarının AB genelinde daha hızlı uygulanmasının önünü açmak olacak. 19 AVRUPALI, 9 UKRAYNALI ŞİRKET KATILACAK Toplantıya Avrupa Komisyonu’nun Savunma ve Uzaydan Sorumlu Üyesi Andrius Kubilius’un da katılması bekleniyor. AB ülkelerinden 19 SİHA üreticisi şirketin toplantıda yer alacağı bildirildi. Bu şirketler arasında ORQA, Indra Group, Fincantieri, WB Electronics/WB Group, Destinus, Delair, RSI Europe, TERMA A/S ve Quantum Systems bulunuyor. Ukrayna’dan ise Skyfall Industries, Greentech Harvest, Tencore, Deviro, Vıriy Industry, ATHLON AVIA, TAF Industries, UFORCE ve F-Drones toplantıya katılacak. Toplantının ilk aşamada mevcut durumun değerlendirilmesine odaklanması, ardından ortak çalışmalar için bir eylem takvimi hazırlanması ve atılabilecek ilk adımların ele alınması planlanıyor. AB, UKRAYNA’NIN DENEYİMİNDEN YARARLANMAK İSTİYOR Avrupa Komisyonu yetkilileri, Ukrayna’nın savaş sırasında geliştirdiği SİHA ekosisteminin AB ülkeleri açısından önemli bir deneyim sunduğunu belirtiyor. Kubilius’un Özel Kalem Müdürü Simonas Šatūnas, AB’nin Ukrayna’dan özellikle hükûmet ile SİHA sektörü arasındaki iş birliğinin nasıl yürütüldüğü konusunda deneyim kazanmak istediğini ifade etti. Šatūnas, “Onlardan çok şey öğrenmeye çalışıyoruz: Ekosistem nasıl işliyor, hükûmet ile SİHA sektörü nasıl iş birliği yapıyor?” dedi. Bu kapsamda ittifakın, yalnızca SİHA üretimini artırmaya değil, aynı zamanda SİHA'ların tespiti, etkisiz hâle getirilmesi ve bunlara karşı savunma sistemlerinin geliştirilmesine yönelik ortak kapasite oluşturması bekleniyor. DRONE DEAL’IN DEVAMI NİTELİĞİNDE AB ve Ukrayna, temmuz ayında “Drone Deal” olarak adlandırılan iş birliği anlaşması üzerinde uzlaşmıştı. Anlaşmanın amacı, Ukrayna’nın AB ülkeleriyle imzaladığı ikili SİHA anlaşmalarını desteklemek ve bunların uygulanması için AB ile Ukrayna arasında ortak bir iş birliği çerçevesi oluşturmak. Ukrayna Cumhurbaşkanı Volodımır Zelenskıy (Volodimir Zelenski), Almanya ile yapılacak Drone Deal’ın da tamamlanma aşamasında olduğunu açıklamıştı. Ukrayna daha önce Norveç ile benzer bir anlaşma imzalamıştı. 11 Eylül’de Brüksel’de yapılacak toplantının, bu anlaşmaların daha geniş bir Avrupa çerçevesinde koordinasyonuna yönelik ilk önemli adımlardan biri olması bekleniyor.

Kırım Tatar kültürel mirasın korunması için iş birliği protokolü Haber

Kırım Tatar kültürel mirasın korunması için iş birliği protokolü

Ukrayna'da Kırım Tatar yerli halkının kültürel mirasını korumak, geleneklerini tanıtmak ve tarihsel hafızasını canlı tutmak amacıyla "Kırım Tatar Konağı" adıyla geniş kapsamlı bir proje başlatıldı. Bu projeye destek olmak amacıyla Kırım Millî Varlık Vakfı, projeyi hayata geçiren Kırım Evi Kültür Merkezi ve Ukrayna Yerel Mimarisi ve Yaşamı Müzesi (Pirogovo Açık Hava Müzesi) ile bir iş birliği mutabakatı imzaladı. Kırım Millî Varlık Vakfı tarafından yapılan açıklamada, Kıyiv’de 9 Ağustos’ta Uluslararası Yerli Halklar Günü vesilesiyle düzenlenen etkinlikte, Kırım Millî Varlık Vakfı Başkanı Lenur Mambetov, Kırım Evi Kültür Merkezi Başkanı Ahtem Seytablayev ve Ukrayna Yerel Mimarisi ve Yaşamı Müzesi Genel Müdürü Oksana Povyakel’in "Kırım Tatar Konağı" adlı projenin uygulanması ve kurumlar arası dayanışmanın sağlanması amacıyla ortak bir iş birliği mutabakatı imzaladığını bildirildi. Açıklamada, “Bu karar; kültür alanındaki çabaların birleştirilmesi, geleneklerin yaygınlaştırılması ve Kırım Tatar halkının tarihsel hafızasının korunup ihya edilmesi yolunda atılmış önemli bir adımdır. Ukrayna'nın ana karasında yer alan özgün bir 'yarımada' niteliğinde olan Kırım Tatar konağı; Ukraynalıların ve ülkeyi ziyaret eden misafirlerin, Ukrayna'nın yerli halkı hakkında daha fazla bilgi edinmelerini sağlayacak." denildi. KIRIM TATAR KONAĞI PROJESİ Ukrayna Yerel Mimarisi ve Yaşamı Müzesi’nde (Pirogovo Açık Hava Müzesi) inşa edilecek olan Kırım Tatar Konağı, 18. yüzyıl sonları ile 19. yüzyılda Kırım'da yaşayan halkın geleneksel konut tipidir. Konak; salon, gelin odası, mutfak gibi odalardan oluşacak. Bununla birlikte konağa bağlı olarak Kırım’ı sembolize edecek küçük bir cami de inşa edilecek. Konaktaki atölyelerde ise Kırım Tatar geleneksel el sanatları tanıtılacak. Ziyaretçiler, konakta seramik ve diğer ürünleri kendi elleriyle yapabilecek.

TÜDSES hizmete açıldı: Türk dünyasının sivil toplumu ortak dijital platformda buluşuyor Haber

TÜDSES hizmete açıldı: Türk dünyasının sivil toplumu ortak dijital platformda buluşuyor

AK Parti Genel Başkan Yardımcısı ve Türk Devletleri ile İlişkiler Başkanı Kürşad Zorlu, Türk Dünyası Sivil Toplum Destek Sistemi'nin (TÜDSES) kullanıma açıldığını duyurarak, platformun Türk dünyasının ortak hafızasını dijital ortamda geleceğe taşıyacak önemli bir adım olduğunu söyledi. Türk Devletleri ile İlişkiler Başkanlığının koordinasyonunda, Ahmet Yesevi İşbirliği ve Kalkınma Derneği (AY-DER) ile Köklerden Geleceğe Kültür ve İşbirliği Derneğinin (KÖKDER) iş birliğiyle hayata geçirilen TÜDSES'in, Türk dünyasındaki sivil toplum kuruluşlarını ortak bir dijital platformda buluşturmayı hedeflediği belirtildi. Zorlu, Türk dünyasının ortak tarih, kültür ve medeniyet değerleri etrafında şekillenen büyük bir aile olduğunu vurgulayarak, bugüne kadar dağınık şekilde faaliyet gösteren sivil toplum kuruluşlarını aynı çatı altında buluşturacak stratejik bir iş birliği sistemi oluşturduklarını ifade etti. Platformun ilk aşamasında Türkiye'de faaliyet gösteren ve 8 Türk devletini temsil eden 826 sivil toplum kuruluşu ile yaklaşık 88 bin üyenin sisteme dâhil olduğunu aktaran Zorlu, hedeflerinin TÜDSES'i tüm Türk Devletleri Teşkilatı (TDT) ülkelerinde yaygınlaştırmak olduğunu söyledi. BİR YIL SÜREN ÇALIŞMANIN SONUNDA KULLANIMA HAZIR Türkiye Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan tarafından 15 Aralık'ta açıklanan Türk Dünyası Vizyon Belgesi kapsamında duyurulan projenin hazırlık çalışmalarına 2025 yılında başlandığını belirten Zorlu, yaklaşık bir yıl süren çalışmalar sonucunda sistemin kullanıma hazır hâle getirildiğini kaydetti. Yapay zekâ destekli altyapıya sahip olan TÜDSES'in yalnızca bir kayıt sistemi olmadığını vurgulayan Zorlu, platform sayesinde kuruluşların birbirlerini tanıyabileceğini, faaliyetlerini paylaşabileceğini, ortak çalışma alanları oluşturabileceğini ve benzer hedeflere sahip kurumların ortak projeler geliştirebileceğini ifade etti. Platform üzerinden öneri, talep ve destek süreçlerinin de anlık olarak takip edilebileceğini belirten Zorlu, böylece ihtiyaçların daha hızlı tespit edilerek çözüme kavuşturulacağını söyledi. TÜDSES'e üyeliklerin internet sitesi ve mobil uygulama üzerinden yapılabileceğini aktaran Zorlu, SMS doğrulamasının ardından kuruluşların editör panellerine erişerek haber, etkinlik ve duyurularını sisteme yükleyebileceğini sözlerine ekledi. Zorlu, sistemin Türkiye etabının başarıyla tamamlandığını vurgulayarak, "İlk aşamada Türkiye'de faaliyet gösteren, 8 Türk devletini temsil eden 826 sivil toplum kuruluşu ve yaklaşık 88 bin üye TÜDSES çatısı altında yer alıyor. Bu aslında bir başlangıç. Hedefimiz, platformun tüm Türk Devletleri Teşkilatı ülkelerinde yaygınlaşmasıdır. Amacımız, Azerbaycan'dan Kazakistan'a, Kırgızistan'dan Özbekistan'a, Türkmenistan'dan Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti'ne kadar bütün kardeş coğrafyalardaki sivil toplum kuruluşlarını aynı dijital ekosistemde buluşturmaktır. Uzun vadede ise gönül coğrafyamızın tamamını kapsayan, dünyanın neresinde yaşarsa yaşasın Türk Dünyası'na gönül veren sivil toplum temsilcilerinin ortak adresi olmayı hedefliyoruz." ifadelerini kullandı. TÜRK DÜNYASININ SİVİL TOPLUM KURULUŞLARI ORTAK VİZYONDA BULUŞUYOR Zorlu, TÜDSES'in, devletler arasındaki iş birliğini toplumlar arasında da güçlendirecek dijital bir köprü görevi göreceğini söyledi. TDT 2026 temasının "Yapay Zekâ ve Dijital Kalkınma" olduğunu hatırlatan Zorlu, teşkilatın dijital entegrasyonu öncelikli hedeflerinden biri olarak belirlediğini, TÜDSES ile bu vizyonun sivil toplum alanına taşındığını ifade etti. Kalıcı birlikteliklerin toplumların birbirini tanıması ve birlikte üretmesiyle mümkün olacağını vurgulayan Zorlu, son yıllarda TDT öncülüğünde siyasi, ekonomik, ulaştırma, enerji ve eğitim gibi birçok alanda önemli iş birlikleri geliştirildiğini belirtti. Türk dünyasında aynı ideallere hizmet eden binlerce sivil toplum kuruluşunun bulunduğunu ancak ortak bir koordinasyon mekanizmasının eksikliğinin hissedildiğini dile getiren Zorlu, TÜDSES ile bu dağınık yapının ortak bir vizyon etrafında bir araya getirildiğini söyledi. Platformun uzun vadede yalnızca Türkiye'nin değil, tüm Türk dünyasının ortak dijital sivil toplum altyapısı hâline gelmesini hedeflediklerini belirten Zorlu, "Adriyatik'ten Çin Seddi'ne uzanan coğrafyada faaliyet gösteren her derneğin, vakfın ve federasyonun aynı dijital sistem üzerinden birbirine ulaşabildiği güçlü bir yapı kurmayı amaçlıyoruz." dedi. Zorlu, TÜDSES'in zamanla ortak projelerin üretildiği, ortak sorunlara çözüm geliştirildiği ve Türk dünyasının ortak hafızasının oluşturulduğu stratejik bir merkez hâline geleceğini belirterek, platformun gelecekte Türk dünyasının en önemli dijital sivil diplomasi araçlarından biri olacağına inandığını ifade etti. TÜRK DÜNYASININ ORTAK HAFIZASI DİJİTAL ORTAMDAN GELECEĞE TAŞINIYOR Zorlu, TÜDSES'in en önemli kazanımlarından birinin Türk dünyasının ortak hafızasını dijital ortamda geleceğe taşımak olacağını söyledi. Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın Türk dünyasına yönelik vizyonunun bu projelerin temelini oluşturduğunu belirten Zorlu, Türkiye'de ilk kez bir siyasi partinin Türk dünyasına ilişkin kapsamlı bir vizyon belgesi ortaya koyduğunu ifade etti. Türk dünyasının yalnızca ortak bir geçmişe değil, birlikte inşa edilebilecek ortak bir geleceğe de sahip olduğunu vurgulayan Zorlu, TÜDSES sayesinde her sivil toplum kuruluşunun sesini duyurabileceğini, fikirlerini paylaşabileceğini ve projeleriyle ortak geleceğe katkı sunabileceğini dile getirdi. Güçlü devletlerin güçlü toplumlarla mümkün olduğunu kaydeden Zorlu, birbirine güvenen, birlikte üreten ve ortak idealler etrafında kenetlenen toplumların Türk dünyasının geleceğini şekillendireceğini belirterek, "TÜDSES, bu ortak idealin dijital adıdır." ifadelerini kullandı. İstanbul'da düzenlenen TÜDSES'in tanıtım programına Emel Kırım Vakfı da katılım sağladı.

Ukrayna’dan uzaktan kontrollü İHA atılımı: Binlerce kilometre menzil Haber

Ukrayna’dan uzaktan kontrollü İHA atılımı: Binlerce kilometre menzil

Ukrayna Savunma Bakanı Mıhaylo (Mykhailo) Fedorov, ülkenin uzaktan kontrol edilebilen ve yüzlerce hatta binlerce kilometre uzaklıktaki hedefleri vurabilen önleyici insansız hava araçları (İHA) geliştirdiğini açıkladı. Fedorov, Telegram üzerinden yaptığı açıklamada, “küçük hava savunmasında yeni bir seviyeye geçildiğini” belirterek, bu sistem sayesinde önleyici İHA’ların binlerce kilometre mesafeden kontrol edilebildiğini ve hedeflerin başarıyla imha edildiğini ifade etti. Ukrayna’nın bu teknolojiyi sistematik şekilde ölçeklendiren ilk ülke olduğunu vurguladı. Yetkililer, söz konusu sistemin hava savunma etkinliğini artırdığını, operatörler için riski azalttığını ve cephe hattına bağlı kalmadan operasyon yürütme imkânı sunduğunu belirtiyor. BİR YILDA 4,5 MİLYON İHA ÜRETİLDİ Ukrayna, Rusya'nın Ukrayna'yı işgali öncesinde sınırlı İHA üretim kapasitesine sahipken, son yıllarda hızla büyüyen bir savunma sanayi oluşturdu. Ülkede geçen yıl yaklaşık 4,5 milyon İHA üretildiği tahmin edilirken, üretim kapasitesinin daha da arttığı bildirildi. Buna rağmen Ukrayna, Rusya’nın yoğun füze ve İHA saldırılarıyla karşı karşıya kalmaya devam ediyor. Geçtiğimiz hafta düzenlenen en büyük saldırılardan birinde 17 kişi hayatını kaybederken, Ukrayna hava savunma sistemleri 31 füze ve 636 İHA’yı etkisiz hâle getirdi. ÖNLEYİCİ İHA İŞ BİRLİKLERİ DEVAM EDİYOR Öte yandan Kıyiv yönetimi, Avrupa ülkeleriyle ortak savunma üretimi projeleri yürütürken, Orta Doğu’da İran yapımı Şâhid tipi silahlı insansız hava araçlarına (SİHA) karşı mücadele eden Suudi Arabistan, Katar ve Birleşik Arap Emirlikleri ile iş birliği anlaşmaları imzaladı.

Fidan ADF2026'da duyurdu: Antalya küresel diplomasinin merkezi oldu! Haber

Fidan ADF2026'da duyurdu: Antalya küresel diplomasinin merkezi oldu!

Türkiye Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın himayesinde, Türkiye Cumhuriyeti Dışişleri Bakanlığı’nın ev sahipliğinde ve “Yarını Tasarlarken Belirsizliklerle Baş Etmek” ana temasıyla düzenlenen 5. Antalya Diplomasi Forumu'nun (ADF2026) son gününde Türkiye Cumhuriyeti Dışişleri Bakanı Hakan Fidan basın mensuplarıyla bir araya geldi. Bakan Fidan’ın toplantıda bölgesel ve küresel gelişmelere ilişkin değerlendirmelerde bulundu. Dışişleri Bakanı Fidan, üç gün süren forumun “yoğun, nitelikli ve verimli” geçtiğini vurgulayarak, Antalya’nın bir kez daha küresel diplomasinin nabzının attığı merkez haline geldiğini ifade etti. Forum boyunca lider panelleri ve bölgesel oturumlar dâhil olmak üzere toplam 52 oturum gerçekleştirildiğini belirten Fidan, farklı formatlarda yürütülen tartışmalarla mevcut krizlerin kapsamlı şekilde ele alındığını söyledi. 150 ÜLKE, 6 BİN 400 KATILIMCI Bu yılki foruma 150 ülke ve 66 uluslararası kuruluştan yaklaşık 6 bin 400 katılımcının katıldığını aktaran Fidan, rakamların forumun küresel ölçekte ulaştığı etkiyi açıkça ortaya koyduğunu dile getirdi. 23 devlet ve hükûmet başkanı, 13 başkan yardımcısı, çok sayıda meclis başkanı, 50 bakan ve 87 uluslararası kuruluş temsilcisinin Antalya’da bir araya geldiğini belirtti. Fidan, Cumhurbaşkanı ve hükûmet üyelerinin forum kapsamında çok sayıda üst düzey temas gerçekleştirdiğini, kendisinin de birçok mevkidaşı ve uluslararası kuruluş temsilcisiyle görüşmeler yaptığını ifade etti. KRİTİK BÖLGESEL TOPLANTILAR Forum marjında düzenlenen diplomatik temaslara değinen Fidan, Türkiye’nin Suudi Arabistan, Mısır ve Pakistan ile gerçekleştirdiği dörtlü toplantıda bölgesel barış, istikrar ve deniz seyrüsefer güvenliği konularının ele alındığını aktardı. Ayrıca altı Müslüman ülkenin katılımıyla yapılan toplantıda Gazze’ye ilişkin barış planının detaylarının görüşüldüğünü ve ortak iradenin teyit edildiğini söyledi. Türk Devletleri Teşkilatı (TDT) Dışişleri Bakanları Gayriresmî Toplantısı ile Balkan Barış Platformu’nun üçüncü toplantısının da forum kapsamında gerçekleştirildiğini belirten Fidan, bu platformlarda ortak coğrafyaya ilişkin meselelerin ve sahadaki iş birliği imkânlarının ele alındığını kaydetti. GAZZE VE İNSANİ GÜNDEM Fidan, Cumhurbaşkanı’nın eşi Emine Erdoğan’ın himayelerinde düzenlenen “Filistin için Tek Yürek” başlıklı yüksek düzeyli oturumun forumun en anlamlı etkinliklerinden biri olduğunu belirterek, eğitim ve insani krizlere dikkat çekildiğini ifade etti. KÜRESEL SİSTEM VE “BELİRSİZLİKLER ÇAĞI” Forumun ana teması olan “belirsizliklerle baş etmek” çerçevesinde, küresel sistemin geleceğine ilişkin kapsamlı tartışmalar yürütüldüğünü söyleyen Fidan, bölgesel krizlerin çözümünde yerel aktörlerin daha etkin rol alması gerektiği yönünde güçlü bir görüş birliği oluştuğunu dile getirdi. Küresel ekonomi oturumlarında ise artan korumacılık eğilimlerine karşı serbest ticaretin ve bağlantısallık projelerinin öneminin vurgulandığını belirten Fidan, jeoekonominin yeniden şekillendiği bu dönemde çok taraflılığın rolünün de detaylı şekilde ele alındığını ifade etti. AFRİKA, ENERJİ VE YAPAY ZEKÂ GÜNDEMİ Afrika kıtasının yatırım ve kalkınma potansiyelinin bu yıl özel olarak ele alındığını söyleyen Fidan, güvenlik ve kalkınma arasındaki bağlantının altının çizildiğini aktardı. Ayrıca yapay zekânın jeopolitiği, kritik mineraller üzerinden yürütülen rekabet ve küresel enerji denklemindeki dönüşüm gibi konuların da forum gündeminde öne çıktığını belirtti. İklim değişikliği, kuraklık ve gıda güvenliği gibi başlıkların da COP31 süreci bağlamında değerlendirildiğini kaydeden Fidan, bu alanlarda atılacak adımların jeopolitik gerilimlere kurban edilmemesi gerektiğini vurguladı. “ADF BİR UMUT VE DİYALOG PLATFORMUDUR” Fidan, Antalya Diplomasi Forumu’nun çoklu krizlerin yaşandığı bir dönemde diyalog ve çözüm üretme açısından nadir platformlardan biri hâline geldiğini belirterek, Türkiye’nin diplomasiyi barışın anahtarı olarak görmeye devam edeceğini söyledi. Türkiye’nin uluslararası alanda güven inşa eden, tarafları yakınlaştıran ve gerektiğinde arabuluculuk rolü üstlenen bir aktör olmaya devam edeceğini ifade eden Fidan, “Değerli basın mensupları, şunu büyük bir memnuniyetle ifade etmek isterim ki, belirsizliklerin ve çoklu krizlerin uluslararası sistemin baskın karakteri hâline geldiği, diyaloğun yerini kutuplaşmanın almaya başladığı böylesine çetin bir dönemde, Antalya Diplomasi Forumu dünyada eşine az rastlanır bir umut, diyalog ve çözüm zeminine dönüşmüştür. Bu forum aynı zamanda Hariciye Teşkilatımızın diplomatik birikiminin ve organizasyonel kapasitesinin de bir tescili olmuştur. Türkiye olarak dış politikamızı dar çerçevelere hapse olmadan, diplomasiyi barışın anahtarı olarak gören bir anlayışla sürdürmeye devam edeceğiz. Diplomasinin tüm imkanlarından ispat ederek, iş birliğimizi çeşitlendirmeyi ve dostluk köprülerimizi çoğaltmayı kararlılıkla sürdüreceğiz. Kritik başlıklarda güven inşa etmeye, tarafları birbirine yaklaştırmaya ve gerektiğinde arabuluculuk rolü üstlenmeye aynı azimle devam edeceğiz. Türkiye'nin diplomasi alanındaki bu çekim gücü önümüzdeki dönemde de artan bir ivmeyle inşallah büyümeye devam edecek.” ifadelerini kullandı. Fidan, konuşmasının sonunda forumun düzenlenmesinde emeği geçen tüm kurumlara ve katılımcılara teşekkür ederek, basın mensuplarının katkılarının önemine dikkat çekti.

ADF2026’da “Birlikte Yükselmek: Bağımsızlıklarının 35. Yılında Orta Asya Devletlerinin Küresel Konumu” paneli düzenlendi Haber

ADF2026’da “Birlikte Yükselmek: Bağımsızlıklarının 35. Yılında Orta Asya Devletlerinin Küresel Konumu” paneli düzenlendi

5. Antalya Diplomasi Forumu’nda (ADF2026) düzenlenen, “Birlikte Yükselmek: Bağımsızlıklarının 35. Yılında Orta Asya Devletlerinin Küresel Konumu” başlıklı panelde, C5 + 1 mekanizmalarının artan cazibesine ve Türkiye'nin, Türk Devletleri Teşkilatı (TDT) ve diğer uluslararası kurumlar içindeki benzersiz ortaklığına vurguyla Türkistan'nın başlıca uluslararası aktörlerle ilişkilerini ve bölgesel sahiplenmenin geleceği tartışıldı. Kapadokya Üniversitesi Rektörü Hasan Ali Karasar’ın moderatörlüğünü üstlendiği panelde; Türkmenistan Cumhuriyeti Bakanlar Kurulu Başkan Yardımcısı ve Dışişleri Bakanı Rashid Meredov, Kırgızistan Dışişleri Bakanı Jeenbek Kulubaev, Türkiye Cumhuriyeti Dışişleri Bakan Yardımcısı Ayşe Berris Ekinci, Kazakistan Cumhuriyeti Dışişleri Bakan Yardımcısı Alibek Bakayev, Özbekistan Cumhuriyeti Dışişleri Bakan Yardımcısı Muzaffarbek Madrahimov konuşmacı olarak katıldı. TÜRKMEN GAZI, HAZAR DENİZİ ÜZERİNDEN AB’YE TAŞINACAK Türkmenistan Dışişleri Bakanı Meredov, Türkistan için istikrar ve güvenlik kavramlarının çok önemli kavramlar olduğunu vurgulayarak, bölgenin jeopolitik rekabete çekilmesine izin verilmemesi konusunda bölge devletleri arasında tam bir mutabakat olduğunu dile getirdi. Türkmenistan’ın dünya enerji güvenliği meselesini küresel güvenlik mimarisinin ayrılmaz bir parçası olarak gördüklerini söyleyen Meredov, “Birleşmiş Milletler (BM) Genel Kurulu Türkmenistan’ın önerisiyle, enerji güvenliğinin sürdürülebilirliğine ilişkin üç önemli kararı kabul etti. Ulusal düzeyde ise biz bu anlayıştan hareketle, bölgesel ve bölgeler arasında enerji güvenliğini güçlendirmek için Türkmenistan-Çin doğalgaz boru hattını inşa ettik. Bu hat üzerinden Çin’e yılda 40 milyar metreküp doğalgaz ihraç ediyoruz. Komşu Orta Asya devletleri de bu hattı kullanarak doğalgazlarını iletme imkânı buldular.” ifadelerini kullandı. Meredov, enerji güvenliğinin dünyada giderek daha da büyük önem kazandığının altını çizerek, “Türkmen doğalgazını Hazır denizi altından Avrupa’ya taşınması hususunda çeşitli adımlar attık. Tabi burada Hazar Denizi’nin hukuki statüsüne ilişkin birtakım meselelerin de çözüme ulaştırılması gerekiyor. Biz bölge ülkeleri olarak ortaklarımızla birlikte enerji güvenliğinin sağlanması konusunda gayret gösteriyoruz. Bu alandaki iş birliğimizi daha da geliştireceğimizi düşünüyorum.” diye konuştu. “ORTA ASYA YENİ FIRSATLAR DİYARIDIR” Kırgızistan Dışişleri Bakanı Kulubaev, “Dünyamızda uluslararası ilişkiler denkleminin değiştiği bir dönemdeyiz. Bu dönemde taraflar arasında diyalog çok daha büyük önem kazanmaktadır.” ifadelerini kullanarak ADF2026 gibi platformların önemine işaret etti. Bağımsızlıklarının 35. yılını kutlayan Türkistan Türk devletlerinin bu süre zarfında çok büyük bir ilerleme kaydettiğinin altını çizen Kulubaev, “35 yılda güçlü devlet kurumları inşa ettik. Tacikistan ve Özbekistan ile olan sınır problemlerimizi i şbirliği ve diyalog çerçevesinde çözdük. Büyük ekonomik atılımlar gerçekleştirdik. Orta Asya devletleri olarak rekabetten ziyade iş birliğiyle ilerliyoruz. Bölgedeki ticaret hacmi giderek büyüyor. Ve bugün Orta Asya aslında yeni fırsatlar diyarı haline gelmiş durumdadır.” dedi. Orta koridorun; doğu ile batıyı, kuzey ile güneyi birbirine kenetleyen çok önemli bir bağlantı noktası olduğunu söyleyen Kulubaev, bölge ülkelerinin tam bir iş birliği içerisinde istikrarlı ve öngörülebilir bir gelecek arzusunda olduğunu ve güven temelinde birlikte güçlenebileceklerini vurguladı. EKİNCİ: TÜRKİSTAN BİZİM ATA TOPRAKLARIMIZ Türkiye Dışişleri Bakan Yardımcısı Ekinci, Türkiye’nin Türkistan ülkeleriyle benzersiz bir ortaklığının olduğunu; ortak dil, kültür, tarih bağlamında “Orta Asya’yı atalarımızın memleketi olarak niteliyoruz. Orta Asya ülkeleri ile ortak bir mirasa sahibiz.” dedi. Ekinci, Türkistan’nın öneminin giderek arttığını, büyük pazarı, genç nüfusu, zengin kaynaklarıyla bağlantısallıkta rolünün giderek önem kazandığını kaydetti. Türkiye’nin Türkistan ile iş birliğinin karşılıklı güven ve saygı temelinde kurulduğunun aktaran Ekinci, “Mevcut istikrarı sürdürmek, refahı geliştirmek için yakından çalışıyor, hedeflerimizi ortaklaştırıyoruz.” dedi. Basra Körfezi’nde yaşanan çatışmalara değinen Ekinci, “Mevcut gerilimler Orta Koridor’un enerji güvenliği anlamında önemini bir kez daha göstermiştir. Türkmen doğalgazının, Hazar Denizi ve Azerbaycan üzerinden Avrupa’ya nakliyesi giderek daha da önem kazanmaktadır.” şeklinde konuştu. “TİCARİ İLİŞKİLERİMİZİ GELİŞTİRİYORUZ” Kazakistan Dışişleri Bakan Yardımcısı Bakayev de Orta Koridor’un önemine işaret ettiği konuşmasında, “Kazakistan bölgesel kalkınmanın devamlılığına önem vermektedir. Orta Asya etkin bir şekilde kendi potansiyelini gelecekteki kalkınma alanlarına taşımayı başarıyor. Orta Koridor sadece bölge ülkelerini değil tüm Avrasya ülkelerini birbirine bağlıyor. Bu anlamda ticari ilişkilerimizi daha da geliştirmek için gayret ediyoruz.” değerlendirmesinde bulundu. TDT’nin de önemine işaret eden Bakayev, TDT’nin siyasi işbirliğinden öte çok kapsamlı ve çeşitli alanlarda kardeş ülkeleri ortak bir noktada bulunduğunu aktardı. TÜRKİSTAN’DA TEMEL ANAHTAR İŞ BİRLİĞİ Özbekistan Dışişleri Bakan Yardımcısı Madrahimov, küresel düzenin değiştiği önemli bir dönemi yaşadıklarını belirterek, “İş birliği ve güven temeline odaklanan yöntemler önem kazanıyor. Orta Asta ülkeleri stratejik açıdan çok önemli bir konumu paylaşıyor. Bölgesel istikrarın karşılıklı güven ve fayda temelinde inşa edilebilir. Orta Koridor, Güney Pasifik bölgesinden Orta Doğu’ya kadar çok büyük bir alanı birbirine bağlıyor. Tedarik zinciri bu bölgeden taşınıyor aynı zamanda koridorun gıda güvenliği için önemi çok büyük. Bu anlamda bölge ülkeleri olarak; iş birliği temelinde büyük bir ivme yakalayabileceğimizi düşünüyorum.” dedi. Oturuma; Kırım Tatar halkının millî lideri ve Ukrayna Milletvekili Mustafa Abdülcemil Kırımoğlu, Kırım Tatar Millî Meclisi (KTMM) Başkanı Refat Çubarov ve Kırım Tatar Millî Meclisi (KTMM) üyesi ve Kırım Tatar Kaynak Merkezi Başkanı Eskender Bariyev dinleyici olarak katıldı.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.