SON DAKİKA
Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#İşkence

QHA - Kırım Haber Ajansı - İşkence haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, İşkence haber sayfasında canlı gelişmelerle ulaşabilirsiniz.

Kırım Tatar siyasi tutsak Rüstem Osmanov Rus cezaevinde ölüm riskiyle karşı karşıya! Haber

Kırım Tatar siyasi tutsak Rüstem Osmanov Rus cezaevinde ölüm riskiyle karşı karşıya!

Rusya’nın, Kırım Tatarlarına ve işgale karşı çıkan Ukraynalılara baskı uygulamak amacıyla kurguladığı sözde "Numan Çelebicihan Taburu Davası" çerçevesinde mahkûm edilen Kırım Tatarı siyasi tutsak Rüstem Osmanov’un, Aralık 2025’ten bu yana Tula bölgesindeki cezaevinde uydurma gerekçelerle sürekli olarak hücrede tutulduğu ve hayatını kaybetme riskiyle karşı karşıya olduğu bildirildi. Kırım İnsan Hakları Grubunun "Kırım Davaları" veri tabanındaki bilgilere göre, 6 yıl hapis cezasına çarptırılan Osmanov, ağır işkence, tıbbi yardımın engellenmesi ve insanlık dışı hücre koşulları nedeniyle ölümcül sağlık sorunlarıyla mücadele ediyor. KAÇIRILMA, ELEKTRİKLİ İŞKENCE VE DÜZMECE YARGILAMA Herson bölgesine bağlı Heniçesk bölgesindeki evinden 15 Nisan 2022 tarihinde silahlı Rus askerlerince kaçırılan Osmanov, kafasına torba geçirilerek ve darp edilerek Kırım sınırına götürüldü. Cezaevinden yazdığı mektupta ailesinin öldürülmesiyle tehdit edildiğini belirten Osmanov, ardından Akmescit’teki (Simferopol) FSB binasında elektrik şoku dahil ağır işkencelere maruz kaldı. Kırım Tatar gencine, 2016 yılında Numan Çelebicihan Taburu’na üye olmak ve gruba lojistik destek sağlamak suçlaması kabul ettirildi. Uydurma gerekçelerle ve Kovid-19 bahanesiyle kamuoyuna kapatılan duruşmalar sonucunda, sözde Karasupazar Bölge Mahkemesi Hakimi İgor Sokolovskıy tarafından Osmanov’a 6 yıl hapis cezası verildi. "KİŞİSEL EŞYA LİSTESİNE TUVALET KAĞIDINI YAZMADI" BAHANESİYLE HÜCRE CEZASI Rusya’nın Tula bölgesindeki 1 No’lu cezaevine sevk edilen Osmanov, Kırım Tatar kimliği ve Ukrayna vatandaşlığı nedeniyle sistematik olarak hedef alındı. Rus yetkililerin ve güdümlü mahkumların fiziksel ve sözlü saldırılarına uğrayan Osmanov’a ilk hücre cezası, kişisel eşya listesine "tuvalet kağıdını belirtmeye unuttuğu" gerekçesiyle verildi. Kaburgaları kırılan ve işkenceye uğradığına dair suç duyurusunda bulunan Kırım Tatar tutsağın başvuruları işleme konulmadığı gibi, idare tarafından tehdit edildi. Protesto amacıyla yaka kartını çıkardığı için hücreye kapatılan Osmanov, Aralık 2025’ten itibaren süresi bittikçe gerekçesiz şekilde yeniden hücreye atıldı. KAN KUSUYOR, SAĞLIĞI KRİTİK EŞİKTE: "AMELİYAT OLMAZSA CEZAEVİNDEN SAĞ ÇIKAMAYACAK" Osmanov’un aktardığı bilgilere göre, tutulduğu hücre rutubetli, soğuk ve yoğun kanalizasyon kokusuna sahip. Bu koşullar nedeniyle sürekli mide bulantısı ve baş dönmesi yaşayan Osmanov, kan kusmaya başladı. Kuyruk sokumunda bulunan tümör nedeniyle şiddetli ağrılar çekmesine rağmen kendisine etkili bir ağrı kesici verilmezken, ailesiyle mektuplaşması ve paket alması da tamamen yasaklandı. 23 Temmuz 2026 tarihinde cezaevinden iletmeyi başardığı son mektupta Osmanov, acil ameliyat olması gerektiğini vurguladı. Yüzüne aldığı darbeler sonucu kırılan dişinin bir parçasının genzine saplandığı ve burada çürümeye başladığı tespit edildi. Gerekli tıbbi müdahale ve ameliyat yapılmadığı takdirde Kırım Tatar siyasi tutsağın ceza süresi dolmadan hayatını kaybedebileceği belirtiliyor.

İşgal altındaki Herson’da dev "süper hapishane" planı: Rusya 20 bin kişilik cezaevi kompleksi kuruyor Haber

İşgal altındaki Herson’da dev "süper hapishane" planı: Rusya 20 bin kişilik cezaevi kompleksi kuruyor

Rusya, işgal altında tuttuğu Herson bölgesinde tutukevi ve farklı rejimlerdeki cezaevlerini tek bir çatı altında toplayacak devasa bir "süper hapishane" kompleksi inşa etmeyi planlıyor. Ukrayna yanlısı sivillere yönelik sistematik baskı ve tutuklamaların arttığı bir dönemde gündeme gelen bu plan, Rusya Federasyonu'nun "Ceza İnfaz Sisteminin Geliştirilmesi" başlıklı güncellenmiş federal programına dayandırıldı. 20 BİN KİŞİLİK DEV CEZAEVİ Programa göre Rusya Federal Ceza İnfaz Servisine (FSİN) bağlı 7 çok rejimli cezaevi tesisi oluşturmayı planlıyor. Bu tür komplekslerin kurulacağı bölgeler arasında işgal altındaki Herson bölgesi de yer alıyor. Tasarlanan her bir dev kompleksin toplamda 20 binden fazla kişiyi barındıracak kapasitede olması hedefleniyor. Bu kapasitenin 5 bin 380’i soruşturma ve tutuklama gözaltı merkezleri, 15 bin 120’si ise farklı şartlardaki cezaevleri için ayrılacak. Tek bir kompleksin maliyetinin 13 ile 20 milyar ruble arasında olacağı öngörülürken, Rusya Adalet Bakanlığı bu birleşik yapının mahkûm bakım giderlerini yüzde 25 ile 30 oranında düşüreceğini savunuyor. Herson haricinde benzer tesislerin Buryatya, Zabaykalskiy, Kaluga, Astrahan ve Tümen bölgelerinde kurulması, ilk örneğinin ise 2030 yılına kadar Tataristan’da faaliyete geçmesi planlanıyor. RUSYA'DA HÜKÜMLÜ SAYISI DÜŞERKEN İŞGAL BÖLGELERİNDE HAPİSHANE KAPASİTESİ ARTIRILIYOR Rus propaganda medyasında yer alan verilere göre, Rusya Federasyonu genelinde cezaevlerindeki mahkûm sayısı belirgin şekilde azaldı. 2021 sonunda Rus hapishanelerinde yaklaşık 465 bin kişi bulunurken, 2026 yılı itibarıyla bu sayı yaklaşık 282 bine geriledi. Rusya genelindeki düşüşe tezat olarak işgal altındaki Ukrayna topraklarında cezaevi altyapısının genişletilmesi, inşa edilecek tesisin sivil halkı bastırma amacıyla kullanılacağına işaret ediyor. SİVİLLER, AKTİVİSTLER VE DİRENİŞ HAREKETİ HEDEFTE Rus işgali altındaki Herson bölgesinde Rus işgal güçleri, Ukrayna yanlısı tutum sergileyen vatandaşlara yönelik işkence, kaçırma ve yasa dışı alıkoyma faaliyetlerini sürdürüyor. İşgalci rejim; aktivistleri, Ukraynalı yerel yönetim temsilcilerini, eski kolluk kuvvetlerini, askerleri ve Ukrayna Savunma Kuvvetlerine veya direniş hareketine yardım etmekle suçladığı sivilleri hedef alıyor. Herson genelinde Rus işgal idaresiyle iş birliği yapmayı reddeden ve Ukrayna yanlısı duruşunu açıkça ifade eden vatandaşların yasa dışı merkezlerde alıkonulduğu ve sistematik hak ihlallerine maruz kaldığı biliniyor.

Kırım Tatar siyasi tutsak Rüstem İsmailov yeni yaşını Rus zindanlarında karşıladı Haber

Kırım Tatar siyasi tutsak Rüstem İsmailov yeni yaşını Rus zindanlarında karşıladı

İşgalci Rusya’nın Kırım Tatar halkına yönelik bakı politikaları kapsamında alıkonulan ve yasa dışı olarak 13,5 yıl hapis cezasına çarptırılan Kırım Tatar siyasi tutsak Rüstem İsmailov, bugün 42 yaşına bastı. Ukrayna Cumhurbaşkanının Kırım Özerk Cumhuriyeti Temsilciliği tarafından yapılan açıklamada, üç çocuk babası ve uluslararası ekonomi mezunu İsmailov’un yaklaşık 10 yıldır parmaklıklar arkasında alıkonulduğunu hatırlatıldı. Açıklamada, “Rus baskısı nedeniyle Rüstem, doğum gününü evinden ve akrabalarından uzakta kutlamak zorunda. Rusya, Ukrayna vatandaşlarına yönelik siyasi saikli zulmü durdurmalı ve yasa dışı olarak hapsedilenlerin tamamını serbest bırakmalı.” denildi. EKİM 2016’DA ALIKONULDU İsmailov, 12 Ekim 2016 tarihinde işgal altındaki Kırım'da Kırım Tatarlarının evlerine düzenlenen toplu baskınların ardından alıkonuldu. Rusya'nın 2003 yılında "terör örgütü" kabul ettiği ve işgal sonrası Kırım'a yasa dışı şekilde dayattığı mevzuat çerçevesinde "Hizb-ut Tahrir üyesi olmak" iddiasıyla suçlandı. İŞKENCE, PSİKİYATRİK BASKI VE ŞİZO CEZALARI Aralık 2016'da Akmescit’teki (Simferopol) FSB binasında işkence gördüğünü, darbedildiğini ve tehdit edildiğini açıklayan İsmailov, ardından zorunlu psikiyatrik muayeneye sevk edildi. 2019 yılında Rostov’daki mahkeme tarafından 14 yıl hapis cezasına çarptırılan İsmailov'un cezası daha sonra 13,5 yıla indirildi. Halen Başkurdistan Cumhuriyeti’ndeki 2 No’lu Cezaevinde (IK-2) cezasını çeken Kırım Tatar tutsağın, cezaevi yönetiminin ağır baskılarına maruz kaldığı ve sadece namaz kıldığı gerekçesiyle defalarca hücre cezasına atıldığı bildirildi.

Kırım Tatar siyasi tutsaklar Asan Ahtemov ve Aziz Ahtemov 5 yıldır Rus esaretinde Haber

Kırım Tatar siyasi tutsaklar Asan Ahtemov ve Aziz Ahtemov 5 yıldır Rus esaretinde

Rus işgali altındaki Kırım’da 2021 yılında kurgulanan sözde “sabotaj” davası, Kırım Tatar halkına yönelik baskı ve zulmün en ağır örneklerinden biri olarak hafızalara kazındı. İşgalciler, işkenceyle alınan sahte ifadeler ve düzmece suçlamalarla Kırım Tatar Milli Meclisi (KTMM) Başkan Yardımcısı Nariman Celâl ile aktivistler Asan Ahtemov ve Aziz Ahtemov’u hedef aldı. Günümüzde Ukrayna'nın Ankara Büyükelçisi olarak görev yapan Nariman Celâl, 28 Haziran 2024 tarihinde gerçekleşen esir takasıyla hürriyetine kavuşsa da Asan ve Aziz Ahtemov, beş yıldır Rus esaretinde tutulmaya devam ediyor. Ukrayna Cumhurbaşkanının Kırım Özerk Cumhuriyeti Temsilciliği, sosyal medya üzerinden yaptığı açıklamada, Kırım Tatar aktivistler Asan Ahtemov ve Aziz Ahtemov’un 5 yıldır Rus esareti altında bulunduğunu hatırlatarak şu ifadeleri kullandı: 3 Eylül, Kırım Tatar aktivistler Asan Ahtemov ve Aziz Ahtemov'un alıkonulmasının 5. yıldönümü. 2021 yılında Rus işgal güçleri onları işgal altındaki Kırım'da uydurma suçlamalarla alıkoydu. Asan ve Aziz işkence, fiziksel ve psikolojik baskı gördüklerini bildirdi. İşgal mahkemesi Asan'ı 15 yıl, Aziz'i ise 13 yıl hapis cezasına çarptırdı. Şu anda Rus topraklarındaki cezaevlerinde yasa dışı olarak tutuluyorlar. Rusya, Asan Ahtemov ve Aziz Ahtemov başta olmak üzere düzmece suçlamalarla mahkûm ettiği tüm aktivistler ve siyasi tutsakları derhal serbest bırakılmalıdır. 2021 yılında 3 Eylül akşam saatlerinde Rus işgal güçleri, KTMM Başkan Yardımcısı Nariman Celâl ile Kırım Tatar aktivistler Asan Ahtemov, Aziz Ahtemov, Eldar Odamanov ve Şevket Useinov’un evlerine baskın düzenlemişti. Evlerde yapılan aramalardan sonra Asan ve Aziz Ahtemov bilinmeyen bir yere götürüldü. Alıkonulan Kırım Tatarlarının nerede tutulduğu bir buçuk gün boyunca gizlendi. Daha sonra sözde soruşturma görevlisi Vitaliy Vlasov, Avukat İslam Velilayev’e yaptığı açıklamada, beş kişinin FSB binasında tutulduğunu bildirdi. ALIKONULAN KIRIM TATARLARINA İŞKENCE! Kırım Tatarları Şevket Useinov ve Eldar Odamanov hakkında açılan idari davalar çerçevesinde 14 ile 15 gün tutuklama cezası kararı alındı. Öte yandan işgalciler günlerce Aziz ve Asan Ahtemov’un bağımsız avukatlarla görüşmesine izin vermedi. Avukat Ayder Azamatov, sonunda müvekkilleriyle görüşebildiğinde, Rus güçlerinin Kırım Tatarlarına ağır fiziksel ve psikolojik işkence uyguladığını açıkladı. İŞGALCİ RUSYA’DAN SÖZDE SABOTAJ İDDİASIYLA KIRIM TATARLARINA BASKI Rus istihbaratı, 7 Eylül 2021’de yaptığı açıklamada, Akmescit yakınlarındaki Anğara köyünde sözde bir “sabotaj eylemi” düzenlendiğini iddia etti. Güya bu eylemin Ukrayna Savunma Bakanlığı İstihbarat Baş Müdürlüğü ve KTMM tarafından organize edildiği öne sürüldü. Ardından Rus propagandası, Ahtemov kardeşlerin “itiraf videolarını” yayımladı. 3 KIRIM TATARINA HAPİS CEZASI İşgal altındaki Kırım’daki sözde Yüksek Mahkeme, 21 Eylül 2022’de Nariman Celâl hakkında 17 yıl, Asan Ahtemov hakkında 15 yıl, Aziz Ahtemov hakkında ise 13 yıl hapis cezası verdi. Memorial İnsan Hakları Merkezi üç ismi de siyasi tutsak olarak tanıdı. NARİMAN CELAL ESİR TAKASIYLA SERBEST BIRAKILDI, AZİZ VE ASAN HALA ESİR Yaklaşık üç yıl esir tutulan Nariman Celâl, 28 Haziran 2024’te Ukrayna ile Rusya arasındaki esir takasıyla serbest bırakıldı. Ancak Asan ve Aziz Ahtemov hâlâ Rus esaretinde bulunuyor. Asan Ametov, Avdet gazetesinde gazeteci ve editör olarak çalışıyordu. Kırım Tatar milli hareketi aktivistiydi. Aziz Ahtemov Akmescit’te (Simferopol) bir araba tamircisi dükkânında çalışıyordu. Asan Ahtemov'a göre işgalciler onu Kırım Tatar milli hareketine aktif olarak katıldığı ve Nariman Celâl ile olan dostluğu nedeniyle alıkoydu. Kırım Tatarlarının sosyal ve kültür etkinliklerine aktif olarak katılan Aziz Ahtemov ise Nariman Celâl'in komşusuydu. “İŞGALCİLER AZİZ VE ASAN’I TESADÜF OLARAK SEÇMEDİ” Esaretten kurtarıldıktan sonra Kırım Haber Ajansına (QHA) verdiği röportajda Nariman Celâl, Asan ve Aziz’in alıkonulmasını şu şekilde yorumladı: Asan kendi kendine yetebilen bir aktivisttir... Halkını ve ülkesini seven gerçek bir vatanseverdir. Kendisiyle aynı görüşlere sahibiz. "Nefes" girişimi çerçevesinde birlikte bazı kamu projeleri üzerinde çalışmıştık. Benim çalıştığım Avdet gazetesinde o da çalıştı. Tesadüf şu ki, o ve ben herhangi bir siyasi eylem organize etmedik ama o bir aktivist. Aziz'le ise yakın ilişkim yoktu. Birbirimizi tanıyoruz, ailesini iyi tanıyorum. Biz komşuyuz, aynı köydeniz. Aziz vatansever bir adamdır, Kırım Tatar Bayrak Günü’nde düzenlediğimiz araç konvoyuna katılmıştı, bizimle birlikte Çatır Dağ’a çıkmıştı. Yani bu açıdan bakıldığında işgalcilerin seçimi kesinlikle tesadüf değildi. 2 KIRIM TATARI EVLERİNDEN BİNLECE KİLOMETRE UZAKLIKTA ALIKONULUYOR Asan Ahtemov şu anda vatan Kırım’dan üç bin kilometre uzakta, Arhangelsk bölgesindeki Koryajma şehrinde bir hapishanede tutuluyor. Kuzeni Aziz Ahtemov ise evinden beş binden fazla kilometre uzakta, Altay bölgesindeki Rubtsovsk şehrindeki cezaevinde bulunuyor. Ağır cezaevi şartları nedeniyle ikisinin de sağlık durumları kötüleşti. Ukrayna Dışişleri Bakanlığı da defalarca uluslararası topluma çağrı yaparak, Aziz ve Asan Ahtemov dahil tüm Ukraynalı siyasi tutsakların acilen serbest bırakılmasını sağlamak için Rusya'ya uygulanan baskıyı artırılmasını istemişti.

Tatar siyasi tutsaklar Miftahov ve Hamroyev için acil yardım çağrısı! Haber

Tatar siyasi tutsaklar Miftahov ve Hamroyev için acil yardım çağrısı!

Bütün Tatar İçtimai Merkezi Başkanı Farit Zakiyev, Rusya'nın Yamalo-Nenets Özerk Bölgesi'nde Kuzey Kutup Dairesi'nin ötesinde bulunan Polyarnaya Sova Cezaevi'nde tutulan 33 yaşındaki Tatar matematikçi Azat Miftahov ile 62 yaşındaki Tatar insan hakları savunucusu Bahrom Hamroyev'in durumuna dikkat çekerek uluslararası kamuoyuna acil yardım çağrısında bulundu. Zakiyev, özel rejimli cezaevinde tutulan iki siyasi tutsağın ağır işkence ve kötü muamele nedeniyle hayati tehlike altında olduğunu vurguladı. GENÇ MATEMATİKÇİYE HÜCREDE AĞIR İŞKENCE İDDİASI Yayımladığı açıklamaya “Faşist Rusya'nın iki siyasi tutsağının ölüm tehlikesiyle karşı karşıya olduğunu bilmenizi istiyorum” sözleriyle başlayan Farid Zakiyev’in aktardığına göre, Moskova Devlet Üniversitesi doktora öğrencisi ve Nijnekamsk doğumlu genç Tatar matematikçi Azat Miftahov, ilk olarak 2019 yılında Birleşik Rusya Partisinin ofisine yönelik saldırı davası kapsamında mahkûm edilmiş, 2022 yılında ise 15 ülkeden 2 bin 500'den fazla bilim insanı Miftahov'un serbest bırakılması için imza toplamıştı. Eylül 2023’te tahliye olacağı gün terörizmi meşrulaştırma suçlamasıyla yeniden gözaltına alınarak 4 yıl hapis cezasına çarptırılan Miftahov’un, 2025 yılının büyük bölümünü hücre hapsinde geçirdiği aktarıldı. Nisan 2026 sonlarında Yamalo-Nenets Özerk Bölgesi'ndeki Harp kasabasında bulunan ve müebbet hapis mahkûmlarının kaldığı Polyarnaya Sova Cezaevi'ne sevk edilen genç bilim insanının, naklinin hemen ardından ağır elektrikli ve fiziksel işkencelere maruz kaldığı belirtildi. 62 YAŞINDAKİ İNSAN HAKLARI SAVUNUCUSUNUN SAĞLIK DURUMU KRİTİK Memorial İnsan Hakları Derneği üyesi olan ve 20 yılı aşkın süredir insan hakları mücadelesi yürüten 62 yaşındaki Bahrom Hamroyev ise 24 Şubat 2022'de tutuklanarak 14 yıl hapis cezasına çarptırıldı. Haziran 2025'te aynı cezaevine sevk edilen Hamroyev'in; daraltılmış kafesli alanlarda saatlerce tutulduğu, dondurucu soğukta sıcak kıyafet ve tıbbi bakımdan mahrum bırakıldığı ifade edildi. Ağır koşullar altında kronik rahatsızlıkları şiddetlenen Hamroyev'in sol bacağının hareket kabiliyetini kaybettiği aktarıldı. DÜNYA KAMUOYUNA VE BİLİM İNSANLARINA YARDIM ÇAĞRISI Yaşanan ihlalleri "fiziksel yok etme girişimi" olarak nitelendiren Farit Zakiyev; dünyadaki tüm genç bilim insanlarına, öğrencilere, insan hakları savunucularına ve vicdan sahibi insanlara "Azat ve Bahrom'u kurtarmaya yardım edin" sözleriyle seslenerek Miftahov ve Hamroyev’in hayatlarının kurtarılması için acil uluslararası dayanışma çağrısında bulundu.

Kırım’da 19 yaşındaki öğretmen adayına "terör" kumpası: "Kızımı katillerle aynı hücreye koydular!" Haber

Kırım’da 19 yaşındaki öğretmen adayına "terör" kumpası: "Kızımı katillerle aynı hücreye koydular!"

Rusya’nın Kırım’ı uluslararası hukuku çiğneyerek işgal etmesinin ardından yarımadada başlatılan sistematik baskı, tecrit ve yıldırma politikaları her geçen gün boyut değiştiriyor. Kremlin rejimi, Kırım’da yaşayan halkı sindirmek ve topraklarından sürmek için yürüttüğü uydurma "terör" operasyonları ilk yıllarda daha çok erkek aktivistleri, gazetecileri ve Kırım Tatar Millî Meclisi (KTMM) üyelerini hedef alırken; son dönemde baskı dalgasını Kırımlı kadınlara, annelere ve genç kızlara kadar genişletti. Kırım Haber Ajansı (QHA) olarak hazırladığımız "İşgal Altında Çalınan Hayatlar: Kırım’ın Siyasi Tutsak Kadınları" özel dosya serimizin bu bölümünde; henüz 19 yaşındayken uydurma terör dosyalarıyla evinden koparılan Kırım Tatar siyasi tutsak Nasiba Saidova’nın hikâyesini sayfalarımıza taşıyoruz. Rusya tarafından haksız yere hapse atılan genç öğretmen adayı Nasiba Saidova’nın annesi Dinara İyupova, kızının esaret altındaki durumunu tüm çıplaklığıyla QHA'ya aktardı. Çaresiz anne; Rusya Federal Güvenlik Servisinin (FSB) kumpas taktiklerini, cezaevlerindeki insanlık dışı koşulları ve Kırım Tatar halkının yüzyıllardır bitmeyen vatan mücadelesini sarsıcı ifadelerle gözler önüne serdi. EĞİTİMDE BAŞARIYA VE ÇOCUKLARA ADANMIŞ HAYAT BİR GECEDE YARIM KALDI Nasiba’nın çocukluğundan beri her zaman uysal, başarılı, çevresine neşe saçan ve güler yüzlü bir evlat olduğunu belirten Dinara İyupova, kızının işgalciler tarafından çalınan hayallerini ve yarım kalan hikayesini şu sözlerle anlattı: Biz 8 çocuklu, kalabalık bir Kırım Tatar ailesiyiz. Nasiba benim dördüncü çocuğum, tüm çocuklarım gibi o da Bahçesaray'da doğdu ve bu topraklarda büyüdü. Diğer çocuklarıma kıyasla o kadar söz dinleyen, o kadar yumuşak huylu ve uyumlu bir çocuktu ki, onunla alışverişe çıkmak bile bir başkaydı; annesinin, büyüklerinin sözünden asla çıkmazdı. Okul hayatı başarılarla doluydu. Ardından pedagoji kolejini kazandı, ilkokul öğretmenliği okuyordu. Staj döneminde mesleğine adeta aşık oldu. Çocukları o kadar çok seviyordu ki, derslerine sımsıkı sarıldı ve okulunu yüksek şeref derecesi (kırmızı diploma) ile bitirmek üzereydi. Bu yıl onun son senesiydi, o diplomayı gururla eline alacaktı. Hayatının en mutlu dönemindeydi; Şubat 2025'te evlendi. Eşi onu çok sevmişti, evlenebilmek için uzun süre peşinden koşmuştu. Evliliğin ardından kolejin son senesinde ona serbest devam zorunluluğu hakkı verdiler. Nasiba da boş durmadı, parallel olarak bir anaokulunda çocuk eğitmeni ve pedagog olarak resmi işe başladı. İnanın daha sadece birkaç hafta çalışabilmişti, çocukların kalbine yeni dokunmaya başlamıştı ki o uğursuz baskınla tüm hayatımız ve hayallerimiz bir gecede altüst oldu. “SABAH NAMAZINDA TELEFONLARI KONTROL EDİYORUZ: BUGÜN SIRA KİMDE?” 2014’ten bu yana Rusya, işgal altındaki Kırım'da Kırım Tatar halkını sindirmek için farklı uydurma "terör" operasyonları yürütüyor. Yıllardır her Kırım Tatarı için sabahların büyük bir korku ve endişeyle başladığını belirten acılı anne, Rusya'nın Kırım'da adeta takvime bağlanmış bir "tutuklama kotası" yürüttüğünü şu şekilde anlattı: Biz Kırım’da 2015 yılından beri, yani tam 11-12 yıldır bu haksız tutuklamalarla, şafak operasyonlarıyla koyun koyuna yaşıyoruz. Çevremizden, komşularımızdan, akrabalarımızdan onlarca suçsuz insan bu uydurma terör maddeleriyle Rus zindanlarında çürüyor. Biz artık Kırım’da sabah namazına kalktığımızda, ellerimiz titreyerek ilk iş olarak telefonlarımızı, sosyal medyayı, mesaj gruplarını kontrol ediyoruz; 'Bugün kimin evi basıldı, hangi komşumuz gözaltına alındı?' diye bakıyoruz. Çünkü bu baskınlar belirli bir döngüyle, haince bir matematikle yapılıyor. Adeta önceden yazılmış kirli bir senaryo var: Yılbaşı tatili biter, Şubat-Mart gibi mutlaka birilerini alırlar. Yaz ortasında bir dalga baskın yaparlar, sonra yıl sonuna doğru bir daha çökerler. Bir kota, yukarıya sunulacak bir plan var ve Rus ajanlar o plana göre hareket ediyor. Ben bir anaokulunda aşçı olarak çalışıyorum. O sabah saat 08.00'de vardiyam vardı, tam işe gitmek için evden çıkacaktım ki saat 07.00 civarında büyük kızım aradı. Kızım telefonda hıçkırarak, nefes alamayarak 'Anne, Nasiba’yı tutukladılar, evini bastılar' dedi... İşte o günden sonra bizim için normal hayat bitti; mahkeme kapılarında, cezaevi koridorlarında geçen yeni ve karanlık bir yaşam başladı. 60 YAŞINDAKİ EMEKLİ ADAMI SİLAH ZORUYLA YERE YATIRIP SAHTE DELİL YERLEŞTİRDİLER Nasiba’nın evliliğin ardından eşinin ailesiyle birlikte yaşadığını ve baskın anında 60 yaşını geçmiş emekli kayınpederine dahi barbarca davranıldığını belirten Dinara İyupova, aramaların nasıl bir tiyatroya dönüştüğünü şu sözlerle aktardı: Sabahın köründe, daha gün ağarmadan kapıyı kırmaya çalışır gibi yumruklamaya başlamışlar. Eşinin babası, 60 yaşın üzerinde kendi halinde bir emekli... 'Bizim çocuklar işe giderken yine anahtarı mı unuttu acaba' diyerek kapıyı açar açmaz maskeli, ağır silahlı adamlar içeri dalmış ve o yaşlı adamı barbarca acımasızca yere yatırıp üzerine çökmüşler. Çocukları da aynı şekilde kabaca, hakaretlerle yere yatırmışlar. Hepsini silah zoruyla mutfağa toplayıp odalarda yalnız kalmışlar. Birkaç dakika kendi başlarına evi talan ettikten sonra, 'Gelin şimdi şahitler huzurunda arama yapacağız' demişler. Tabii ki o yalnız kaldıkları birkaç dakikada, yanlarında getirdikleri ve Kırım'da güya 'yasaklı' ilan ettikleri İslami kitapları odalara, yatak altlarına yerleştirmişlerdi. Dosyanın, davanın temelini işte bu kendi elleriyle koydukları sahte kanıtlar oluşturdu. Daha operasyon bitmeden, çocuklar emniyete bile götürülmeden, öğle saatlerinde kendi propaganda sitelerinde bu baskının videosunu arkasına kahramanlık müzikleri ekleyip montajlayarak yayınladılar. Bu büyük hukuksuzluğu dünyaya bir başarı hikayesi gibi pazarlıyorlar. Ayrıca dosyaya güya 'gizli tanıkları', nereden alındığı belli olmayan kurgu 'ses kayıtları' eklemişler. Biz Kırım Tatarıyız; düğünde, bayramda, cenazede, misafirlikte bir araya geliriz; kahve içerken İslam hakkında, ahlak hakkında konuşuruz. Anca şu an, vatanımızda İslam hakkında konuşmak artık 'terörizm' sayılıyor! Arama motoruna bile ‘Terörizm nedir?’ yazarsanız; terörizm patlama, korkutma, cana kastetme, şiddet olduğu çıkar. Bizim çocuklarımızın hayatında, fikrinde bunun zerresi yok. Şimdi benim 19 yaşındaki zayıf, narin kızımı 'terör örgütü üyesi' olmakla suçluyorlar. “ÖNCE AKIL HASTANESİNE KAPATIP PSİKOLOJİK İŞKENCE YAPTILAR, ŞİMDİ KATİLLERLE AYNI HÜCREDE” Kızının tutuklanmasının hemen ardından Rus gizli servisinin akıl almaz ve aşağılayıcı yöntemlere maruz kaldığını ifade eden Dinara İyupova, cezaevi koşullarını ve kızının sağlık durumunu anlatırken gözyaşlarını tutamadı: Tutuklandıktan sonra sadece bir hafta tutukevinde tuttular, ardından kızları doğrudan bir psikiyatri kliniğine yatırıp sözde 'psikolojik inceleme' adı altında tecrit ettiler. Bu, Sovyet döneminden kalma bir cezalandırma yöntemidir. Nasiba bana anlattı; o klinikte sözde incelemeyi yapan FSB ajanı kim çıktı biliyor musunuz? Daha birkaç ay önce, yaz tatilinde kızımın okuduğu koleje gidip güya 'Kırım'dan Ukrayna'nın yeni işgal edilen bölgelerine acil öğretmenlere ihtiyaç var, seni oraya gönderelim, çok iyi şartlar sunacağız' diye kızımı ikna etmeye, kandırmaya çalışan adammış! Okulda o çocuklara karşı melek gibi davranan, yüzüne maske takan o adam, FSB binasında kızların üzerine avazı çıktığı kadar bağırıp küfürler, hakaretler, tehditler savurmuş. Kızlara namaz kılmaya izin vermemiş… Meğer kızımı çoktan listeye alıp adım adım kumpas kurmuşlar. Kızımın cezaevindeki yerini sürekli değiştiriyorlar, psikolojisini bozmak için hücreden hücreye sürüyorlar. Şu an kimlerle aynı odada kalıyor biliyor musunuz? Kendi kocalarının canına kastetmiş kadınlarla, azılı kadın haydutlarla ve katillerle aynı hücreye koymuşlar 19 yaşındaki dindar, tertemiz bir kız çocuğunu. 15 Nisan'da kaloriferleri erkenden kapattılar, içerisini buz kesmiş. Kışın havalandırma olmadığı için rutubetten duvarlar resmen yeşile boyanmış, küf bağlamış. Nasiba’nın ağır alerjisi var, 'Anne yatağa uzanıyorum, tam burnumun ucundaki duvardan yeşil küflü sular akıyor, nefes alamıyorum' dedi. O soğukta, o pislikte ve streste kızım ocak ayında hücrede bayıldı, bilincini kaybetti. Ondan sonra başka bir hücreye sevk edildi ve eşine ve bana nihayet aylar sonra görüşme izni verdiler. O ilk görüşe gittiğimde 7 ayın birikmiş acısıyla, o camın arkasındaki solmuş yüzünü görünce kendimi tutamadım, ağladım; doğru dürüst konuşamadık bile... “RUS RULETİ OYNUYORLAR AMA BİZ KENDİ TOPRAKLARIMIZI BIRAKIP KAÇMAYACAĞIZ” Kırım Tatar halkının korku ortamda yaşamaya mecbur bırakıldığını belirten İyupova şunları kaydetti: Bu sistem tam bir Rus ruleti. Yarın kimin kapısının kırılacağını kimse bilmiyor. Halkı sindirmek için bunu yapıyorlar… Peki biz nereye gideceğiz? Biz buraya, öz yurdumuza, yeşil Kırım’ımıza dönebilmek için nesiller boyu ne bedeller ödedik! Benim anne babam Kırım'a döndüğünde paraları yetmediği için yarım, yıkık dökük bir ev aldılar; yıllarca o evin yanındaki betondan bozma garajda yaşayıp o evi tırnaklarıyla, emekleriyle inşa ettiler. Şimdi hiçbir davetlimiz olmayan, bizi kendi evimizde terörist ilan eden Rusya istedi diye evimizi, yurdumuzu, topraklarımızı bırakıp kaçacak mıyız? Zamanında Sovyetler de bir gecede, bir diktatörün kalem oynatmasıyla Kırım Tatarlarına 'hain' damgası vurdu ve büyükannemi henüz 20 yaşındayken hayvan vagonlarına bindirip sürgüne, ölüme gönderdi. Bugün benim kızım Nasiba da tıpkı büyükannesi gibi, henüz 19 yaşındayken bir savcının kirli kalemiyle 'terörist' ilan edildi. İstenen ceza sınırı 10 yıldan 20 yıla kadar! Rusya'da azılı katillere, tecavüzcülere verilmeyen cezaları bu gencecik çocuklara verecekler. KADINLAR SİYASİ HEDEF HÂLİNE GELDİ İşgalci Rus güçleri 15 Ekim 2025 tarihinde dört Kırım Tatar kadını haksız gerekçelerle alıkoyarak FSB ofisine götürdü. Ertesi gün sözde mahkemeye çıkarılan Esma Nimetulayeva, Elviza Aliyeva, Nasiba Saidova ve Fevziye Osmanova sözde "terör örgütü faaliyeti yürütmek ve ilgili örgütün faaliyetlerine katılmakla" suçlanarak tutuklandı. İŞGALCİLERDEN BAŞÖRTÜSÜNE FİZİKSEL MÜDAHALE Gözaltı merkezine getirildiği ilk günlerde FSB görevlisi bir kadının Fevziye Osmanova'nın başörtüsü takmasını yasakladığı, hatta erkek görevlilerin yanında başörtüsünü yırttığı bildirildi. Öte yandan kendisiyle birlikte zorla alıkonulan diğer iki siyasî tutsak Esma Nimetulayeva ve Nesibe Saidova'nın da aynı muameleyle karşı karşıya kaldığı öğrenildi. KIRIM’DAN MOSKOVA’YA ADALET YOLCULUĞU Haksız yere alıkonulan dört Kırım Tatar kadının aileleri başta olmak üzere 16 Kırım Tatarından oluşan heyet, Rusya İnsan Hakları Yetkilisi (Ombudsman) Tatyana Moskalkova ile görüşmek amacıyla 29 Ekim’de Kırım’dan Moskova’ya yola çıktı. Hak arayışı yolunda son 36 saat içinde Rus kolluk kuvvetleri tarafından 5 defa alıkonulan Kırım Tatarları, Rusya Ombudsmanlık Ofisine ulaşmayı başardı. Nasibe Saidova, Fevziye Osmanova ve Elvize Aliyeva’nın aileleri ile avukat Nazim Şeyhmambetov, haksız yere alıkonulan Kırım Tatar kadınların serbest bırakılması talebini içeren dilekçeyi Rusya Ombudsman Ofisine sundu. Dilekçeye Kırım’ın farklı şehir ve köylerinden toplanan 6 bin 500 bin imza atıldı. Heyet, aynı dilekçeyi Rusya Başsavcılığına ve Devlet Başkanlığı İdaresine de sundu. Ancak bu çabalar hiçbir sonuç vermedi.

Rus esaretinden kurtulan Ukraynalı askerlerin tanıklıkları Rusya'nın sistematik işkencelerini gözler önüne serdi Haber

Rus esaretinden kurtulan Ukraynalı askerlerin tanıklıkları Rusya'nın sistematik işkencelerini gözler önüne serdi

Rusya'nın Ukrayna'ya yönelik topyekûn işgal girişiminde esir düşen Ukraynalı askerlerin tutulduğu hapishaneler, uluslararası hukukun tamamen askıya alındığı birer işkence ve imha merkezine dönüştü. Rusya'nın Volgograd bölgesindeki 2 Nolu Kamışin Tutukevinde (SİZO-2) aylarca esir tutulan ve ardından esir takasıyla özgürlüğüne kavuşan Ukraynalı askerlerin tanıklıkları, Kremlin'in Ukraynalı savaş esirlerine uyguladığı vahşeti, sistematik işkenceleri tüm çıplaklığıyla gözler önüne serdi. HAPİSHANE GİRİŞİNDE KÖPEKLER VE ELEKTROŞOK CİHAZIYLA KARŞILAMA Ukrayna Deniz Piyade Tugayınd subay olarak görev yapan Vladıslav Stryukov, Mariupol savunması sırasında esir düştükten sonra Rusya içlerindeki Kamışin Tutukevi'ne nakledildi. Stryukov ve beraberindeki onlarca Ukraynalı askerin nakil süreci, tüm insani koşulların dışındaydı. Yüzlerine yön bulmalarını engellemek amacıyla kağıtlar yapıştırılan, elleri koli bandıyla bağlanan esirler, saatlerce ayakta, balık istifi şeklinde kamyonlarda taşındı. Hapishaneye varış anını anlatan Stryukov, Rus gardiyanların ve askeri personelin esirlere yönelik muamelesini şu sözlerle aktardı: Araç durduğunda gardiyanların ‘Merdivenleri indirelim mi?’ sorusuna, diğerinin ‘Hayır, onlara merdiven gerekmez’ dediğini duydum. İnsanları kamyonlardan doğrudan beton zemine fırlattılar. Etrafta dehşet verici bir köpek havlamasını duyuyorduk. Kamyondan ilk fırlatılan askere elektroşok uyguladıklarını, onun dövüldüğünü ve çığlıklarını duydum. Daha sonra koşmamızı emrettiler; koşarken arkamızdan sürekli vurdular ve üzerimize eğitimli köpekleri saldılar. Bizi köpeklere ısırttılar." Esirlerin kayıt işlemleri sırasında da işkencenin dozu düşmedi. Çıplak şekilde fotoğrafları çekilen askerler, saç kazıma bahanesiyle saçları kafa derilerinden koparılarak işkenceye maruz kaldı. Temizlenmeleri için verilen iki dakikalık banyo süresinde dahi üzerlerine soğuk su dökülürken coplarla dövüldüler. Vladıslav Stryukov, en temel insani hak olan tıbbi yardım taleplerine verilen tepkiyi ise şu şekilde anlattı: Bir adam koşarak gelirdi ve yardım isteyenlere elektroşok cihazıyla saldırdı. HÜCRELERDE MUTLAK ESARET: HAREKET ETMEK BİLE YASAK Kamişin Tutukevi'ndeki günlük yaşam, psikolojik ve fiziksel imha üzerine kuruluydu. Eski esirlerin anlatımlarına göre, hücrelerin içinde en ufak bir hareket dahi kameralardan izlenerek hücre baskınları ve meydan dayaklarıyla sonuçlanıyordu. Eski esir, “Hücrede dolaşamazdınız. Bütün zamanımızı oturarak geçirirdik. Konuşmak da yasaktı. Başınızı öne eğmek zorundaydınız. Tuvalete gitmek için iki dakikanız vardı, yoksa koşarak gelir ve sizi dövmeye başlarlardı." şeklinde anlattı. İŞKENCE ODASI VE SAHTE İTİRAFLAR Esirlerin "İşkence Odası" olarak adlandırdığı hapishanenin üçüncü katındaki özel oda, sistematik sorguların ve vahşetin merkeziydi. Kafalarına torba geçirilerek bu odaya sokulan Ukraynalı subaylar, günlerce süren ağır işkencelere maruz bırakıldı. Kafasında torbayla günlerce dövüldüğünü belirten Stryukov, Rus sorgucuların taktiklerini şöyle deşifre etti: Sizi yere yatırıp acımasızca dövüyorlar. ‘Kaç kişi öldürdün?’ diye soruyorlar. Yapmadığımı söylediğimde iğneler, elektroşoklar ve coplar devreye giriyor. Orada fantezilerinin sınırı yoktu. Ağır işkenceler altında, hayatta kalabilmek için sivil halkı öldürdüğüme dair sahte belgeleri imzalamak zorunda kaldım. Yetmedi, kendi komutanımın aleyhine de ifade vermemi istediler. Komutanımı da o odaya getirip gözümün önünde işkence ettiler. Eski esir, bu işkence odasında ağır darbeler sonucu çok sayıda Ukraynalı askerin hayatını kaybettiğini, kendisinin ise bu sahte itiraflar neticesinde Rusya güdümündeki sözde mahkemelerce önce 20, ardından 24 yıl hapis cezasına çarptırıldığını belirtti. KÜLTÜREL KIRIM VE AÇLIKLA İMTİHAN Rus yönetimi, fiziki işkencenin yanı sıra Ukraynalı esirlerin millî kimliklerini yok etmek için yoğun bir psikolojik asimilasyon kampanyası yürüttü. Esirlerin Ukraynaca konuşması tamamen yasaklanırken, kendilerine sürekli olarak "Ukrayna diye bir devlet artık yok" propagandası yapıldı. Her gün zorla Rusya millî marşı okutulan ve Rus militarist sloganları attırılan esirlere, hoparlörlerden saatlerce Rus devlet propagandası yapan şarkıcıların şarkıları dinletildi. “Haftada en az bir kez Rus ordusuna katılma ve Ukrayna'ya karşı savaşma sözleşmeleri imzalatma teklifi ediliyordu. Karşılığında Rus vatandaşlığı ve işkencenin sona ermesi vaat ediliyordu.” diyen Vladislav Stryukov, Rus askerî yetkililerin esirlerin açlık ve acı zaafiyetinden faydalanmaya çalıştığını belirtti. Hapishanedeki beslenme koşulları ise esirleri yavaş ve sancılı bir ölüme terk etmek üzere tasarlandı. Yemekler tamamen tuzsuz, şekersiz ve çoğunlukla pişmemiş şekilde, çok küçük porsiyonlarla verildi. Bir somun ekmeğin bazen 18 parçaya bölünerek esirlere dağıtıldığı, çorba olarak verilen gıdanın ise sadece sıcak sudan ibaret olduğu bildirildi. YAKLAŞIK 7 BİN UKARAYNALI ASKER ESİR TUTULUYOR Ukrayna Parlamentosu Başkan Yardımcısı Olena Kondratyuk, mayıs ayında yaptığı açıklamada, Rus esaretindeki Ukraynalı askerlerin yüzde 95'inden fazlasının işkence gördüğünü ve kasıtlı tıbbi ihmalin Rusya tarafından bir savaş suçu ve soykırım politikası olarak sistematik şekilde uygulandığını açıkladı. Geniş çaplı işgalin başlangıcından bu yana 400'den fazlası sivil olmak üzere 9 bini aşkın Ukrayna vatandaşının Rus esaretinden kurtarıldığını belirten Kondratyuk, “Şu anda Rusya'nın elinde yaklaşık 7 bin Ukraynalı savaş esiri bulunuyor. Alıkonulan sivil Ukraynalıların sayısı ise 10 ile 20 bin arasında. Ukraynalı savaş esirlerinin yüzde 95'inden fazlası Rus esaretindeyken işkenceye ve kötü muameleye maruz kalıyor." dedi. İNSAN HAKLARI SAVUNUCULARI RUS VAHŞETİNİ DOĞRULUYOR İnsan hakları savunucuları ve sivil toplum kuruluşları, Rusya’nın esir kamplarında nazi kamplarını aratmayan bir strateji izlediğini doğruluyor. Aktivistler, hapishanede yetersiz beslenme, ağır darp ve tıbbi yardımın kasıtlı olarak esirgenmesi nedeniyle çok sayıda ölüm vakası kaydetti. Hak savunucuları, Rusya'nın hapishanelerde katlettiği Ukraynalı askerlerin cenazelerini, vücutlarındaki darp, kırık, sigara yanığı ve elektroşok gibi ağır işkence izlerinin çürümesi ve delillerin yok olması amacıyla ailelerine ancak yıllar sonra teslim ettiğini belirtiyor.

İstanbul'da düzenlenen AKPM oturumunda Rus esaretindeki Ukraynalı gazeteciler konusu ele alındı Haber

İstanbul'da düzenlenen AKPM oturumunda Rus esaretindeki Ukraynalı gazeteciler konusu ele alındı

Avrupa Konseyi Parlamenter Meclisi (AKPM) Kültür, Bilim, Eğitim ve Medya Komitesi, 2 Haziran'da İstanbul'da kritik bir oturum gerçekleştirdi. "Gazeteciler Önemlidir: Rusya Federasyonu Tarafından Esir Tutulan Ukraynalı Gazetecilerin Serbest Bırakılması İçin Çabaların Artırılması İhtiyacı" başlığıyla düzenlenen oturumda, Rus esaretindeki Ukraynalı medya çalışanlarının durumu ve Ukrayna’nın Ankara Büyükelçisi Nariman Celâl’in çarpıcı tanıklıkları damga vurdu. Oturumun raportörlüğünü üstlenen Ukrayna Parlamento Milletvekili ve Gazeteci Hakları İhlallerini Araştırmadan Sorumlu Geçici Özel Komisyonu Başkanı Yevheniya Kravçuk, Rus hapishanelerinde tutulan Ukraynalı gazetecilerin trajik kaderlerini gözler önüne serdi. Ukrayna parlamentosundaki oturumlarda dile getirilen medya çalışanlarının ifadelerini aktaran Kravçuk, Rus esaretinde işkence görerek hayatını kaybeden gazeteci Viktoriya Roşçına’nın acı dolu hikâyesine özel olarak dikkat çekti. Kravçuk ayrıca, Ukrayna Gazeteciler Birliği'nin Rusya'nın medya sektörüne yönelik saldırılarına ilişkin verilerini paylaştı. Sunulan verilere göre, geçen mayıs ayında Rus saldırılarının sivil gazeteciler ve medya üzerindeki etkisine dair doğrulanmış 22 vakayla yılın rekor düzeyi kaydedildi. Bu rakam, sene başından beri bir ay içinde tespit edilen en yüksek veri olarak kayıtlara geçti. ESKİ KREMLİN ESİRİ, BÜYÜKELÇİ NARİMAN CELAL İSTANBUL’DA KONUŞTU Oturumda Ukrayna'nın Ankara Büyükelçisi Nariman Celâl de konuşma yaptı. Kendisi eski bir Kremlin tutsağı olan ve Rus hapishanelerinde yaklaşık üç yıl esir kalan Büyükelçi Celal, işgal altındaki Kırım'da ve işgal altında bulunan Ukrayna'nın diğer topraklarında gazetecilere yönelik yürütülen sistemli baskıları anlattı. Kırım'daki profesyonel ve yurttaş gazetecilere yönelik zulme dikkat çeken Büyükelçi Celâl, ifade özgürlüğünün ve toplumun gerçeğe erişim hakkının korunmasının hayati önemde olduğunu belirterek şu çarpıcı ifadeleri kullandı: Bir gazeteci parmaklıklar arkasına atıldığında, bu durum gerçeğin bir parçasının da hapsedildiği anlamına gelir. Büyükelçi Celâl, bugün işgal altındaki Kırım'da Rus yönetiminin sadece gazetecileri değil; insanların görme, konuşma ve hatırlama hakkını da doğrudan hedef aldığını ve cezalandırdığını vurguladı. Ukrayna heyeti, uluslararası topluma seslenerek yasa dışı yollarla alıkonulan Ukraynalı gazetecilerin serbest bırakılması ve işgal altındaki topraklarda ifade özgürlüğüne yönelik baskıların son bulması için Rusya üzerindeki baskının artırılması çağrısında bulundu.

Kırım Tatarı siyasi mahkûm Appaz Kurtamet’in annesi: Oğlum özgürlüğünü bekliyor Haber

Kırım Tatarı siyasi mahkûm Appaz Kurtamet’in annesi: Oğlum özgürlüğünü bekliyor

Rusya tarafından işgal edilen Herson bölgesinde 23 Temmuz 2022’de kaçırılan Kırım Tatarı siyasi mahkûm Appaz Kurtamet’in annesi Ayşe Kurtamet, oğlunun Rusya’daki cezaevinde yaşadıklarını anlattı. Anneler Günü'ne özel olarak gerçekleştirilen röportajda Kırım Haber Ajansına (QHA) konuşan Ayşe Kurtamet, oğlunun hâlen Rusya’nın Rusya’nın Pskov bölgesindeki 6 numaralı cezaevinde alıkonulduğunu belirtti. Anne Ayşe Kurtamet, oğluyla uzun süre iletişim kuramadıklarını belirterek, “Bazen yedi gün boyunca hiç haber alamıyoruz. Her böyle dönem çok ağır geçiyor.” dedi. Kurtamet, oğlunun sık sık disiplin hücresine gönderildiğini ve bunun cezaevinde rutin hâline geldiğini ifade etti. Appaz’ın şu anda ceza kolonisindeki bir tekstil atölyesinde çalıştığını belirten anne, oğlunun yaşadığı fiziksel ve psikolojik yıpranmayı da anlattı. “Vladimir Merkezi” olarak bilinen önceki mahkûm yerinden sonra oğlunun yaklaşık 10 kilo verdiğini söyleyen Ayşe Kurtamet, spor salonuna gitmesine de izin verilmediğini kaydetti. Appaz Kurtamet’in cezaevinde resim yaparak, kitap okuyarak ve dil çalışarak ayakta kalmaya çalıştığını aktaran anne, oğlunun Ray Bradbury’nin “Karahindiba Şarabı” kitabını okuduğunu ve bunun ona moral verdiğini söyledi. "MAHKÛMİYET ALTINDA KIRIM TATARCA ÇALIŞIYOR" Cezaevinde küçük bir İngilizce konuşma grubu kurduklarını belirten Ayşe Kurtamet, daha sonra başka bir Kırım Tatarının da katılmasıyla Kırım Tatarca çalışmaya başladıklarını ifade etti. “Oğlum çok yorgun. Bazen takas edilip özgürlüğüne kavuşacağına dair umudu olduğunu söylüyor ama bu umut giderek zayıflıyor.” diyen anne, Appaz’ın sürekli baskı altında yaşadığını belirtti. DIŞ DÜNYADAN ZORLA KOPLARILDI Ayşe Kurtamet, oğlunun dış dünyadan kopmaktan korktuğunu, telefon görüşmelerinde kendisine yapay zekâ gibi yeni gelişmeleri sorduğunu anlattı. Tutuklanmadan önce aktif bir yaşam sürdüren Appaz’ın Türkçe teknik destek verdiğini, Kırım Tatarca dersleri düzenlediğini ve turizm sektöründe çalıştığını söyleyen anne, oğlunun aile evine ve bahçelerine büyük bağlılık duyduğunu ifade etti. “Appaz benim en küçük çocuğum ve tek oğlum. Eve girdiğinde her yer aydınlanırdı.” diyen Ayşe Kurtamet, yaşamını oğluna kavuşma umuduyla sürdürdüğünü söyledi. APPAZ KURTAMET KİMDİR? Appaz Kurtamet 19 Ağustos 2002’de Herson bölgesindeki Novooleksiyivka kasabasında dünyaya geldi. Babası Halil Kurtamet, iş insanı ve kasabadaki Müslüman cemaatinin lideriydi. (Halil Kurtamet, 7 Kasım 2023’te Rus güvenlik güçlerince alıkonuldu.) 2022'deki Rusya’nın Ukrayna’ya yönelik geniş çaplı işgalinden önce Appaz, Kıyiv’de bir IT şirketinde çalışıyor ve gönüllü faaliyetlerde bulunuyordu. Ondan önce bir yıl boyunca Odesa’da yaşamış, burada Kırım Tatar Kültür Merkezinde Kırım Tatar dili öğretmeni olarak çalışmıştı. Topyekûn savaşın başlamasıyla birlikte Appaz, annesi Ayşe Kurtamet ile birlikte daha güvenli olan Lviv’e taşındı. Annesi, Mayıs 2022'de doğum yapmak üzere olan büyük kızına destek olmak için Türkiye’ye gitti. Appaz ise Temmuz 2022’de ailesinin Novooleksiyivka’daki evini ziyaret etmeye karar verdiğini annesine bildirdi. İŞGALCİLER TARAFINDAN KAÇIRILAN GENÇTEN AYLARCA HABER ALINAMADI Kırım Tatarı Appaz Kurtamet 23 Temmuz 2022 tarihinde Herson bölgesinde alıkonulduktan sonra Çongar kontrol noktasından geçirilerek işgal altındaki Kırım'a götürüldü. Daha sonra günlerce genç Kırım Tatarı hakkında hiçbir haber alınamadı. Appaz Kurtamet kaybolduktan 2 hafta sonra babasına, oğlunun tutukevinde alıkonulduğu bildirildi ve oğlunun kaçırılması ile ilgili “yaygara koparmaması” istendi. Daha sonra Appaz Kurtamet’in işgalci güçler tarafından Kırım’da alıkonulduğu ortaya çıktı. Appaz Kurtamet kaçırıldıktan 3 ay sonra ekim ayında Kırım’daki sözde mahkeme hakkında tutuklama kararı çıkardı. Kırım Tatar aktivist Elmaz Kırımlı, Appaz Kurtamet Kırım Taburunda görev yapan arkadaşına 500 grivna borç verdiği için işgalcilerce “terör örgütü finanse etmekle” suçlandığını aktarmıştı. GENÇ KIRIM TATARINA DÜZMECE SUÇLAMALAR ÇERÇEVESİNDE 7 YIL HAPİS CEZASI Akmescit kentinde faaliyet gösteren sözde Kiyevskiy Bölge Mahkemesi sözde yargıcı Oksana Kraçevskaya, Nisan 2023’te güya “terör örgütü finanse etmekle”suçlanan Appaz Kurtamet’i suçlu bularak hakkında 7 yıl hapis cezası kararı aldı. Kasım 2023’te Kurtamet’in Rusya’daki cezaevine sevk edildiği öğrenildi. Kırım Tatarı siyasî tutsak Appaz Kurtamet’in annesi Ayşe Kurtamet, Rus işgal güçlerinin oğluna özgürlük karşılığında “iş birliği” yapma teklifinde bulunduğunu ancak oğlunun halkına ihanet etmeyi reddederek bu teklifi kabul etmediğini anlatmıştı. İŞGALCİLER AİLELERE BASKI UYGULUYOR Rus işgal güçleri, Kasım 2023’te Herson bölgesine bağlı Novooleksiyivka kasabasında yaşayan Kırım Tatar siyasî tutsak Appaz Kurtamet’in babası Halil Kurtamet’i alıkoydu. İşgalciler, Halil Kurtamet’i Numan Çelebicihan Taburu’na mensup olmakla suçladı. Daha sonra hakkında 8 yıl hapis cezası kararı alındı. Kırım Tatarı siyasi tutsak Appaz Kurtamet’in annesi Ayşe Kurtamet, oğlunun özgürlüğü için kararlılıkla mücadele ediyor. ANNE AYŞE KURTAMET'İN MÜCADELESİ Ayşe Kurtamet, şimdiye dek Birleşmiş Milletler, Ukrayna ve Türkiye cumhurbaşkanlarına çağrılarda bulundu. Aynı zamanda, Brüksel’deki Avrupa Parlamentosu binası önünde protesto eylemleri düzenleyerek uluslararası toplumu, Rusya’nın siyasi tutsaklara yönelik baskılarına karşı harekete geçmeye çağırdı. Ayşe Kurtamet, oğlunun sadece Kırım Tatar kimliği ve aktif vatandaşlık duruşu nedeniyle hedef alındığını sık sık vurguluyor. Brüksel’deki Avrupa Parlamentosu binası önünde 10 Temmuz’da düzenlediği tek kişilik protesto eylemi sırasında yaptığı konuşmada acılı anne, “Tek başıma mücadele ediyorum. Bütün ailem hapiste. Yardıma ihtiyacım var.” ifadelerini kullandı. Oğlunun 19 yaşında tutuklandığını, şimdi ise 22 yaşında olduğunu belirten Ayşe Kurtamet, “Üç yıldır hiçbir suçu olmadan ceza çekiyor. Suçsuz yere hüküm giydi. Ayrıca Appaz alıkonulduktan yaklaşık bir yıl sonra babası da alıkonuldu. Ona da baskı uygulandı, işkence gördü. Daha sonra aynı suçlamayla 8 yıl hapis cezasına çarptırıldı...Oğlumun özgürlüğü için elimden gelen her şeyi yapıyorum. Sık sık yurtdışına çıkarak sesimi duyurmaya çalışıyorum. En büyük dileğim daha fazla etkinliğe katılarak adaletsizlikleri dünyaya duyurmak, hem oğlumun hem de eşimin esaretini görünür kılmak.” dedi.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.