SON DAKİKA
Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#İsrail

QHA - Kırım Haber Ajansı - İsrail haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, İsrail haber sayfasında canlı gelişmelerle ulaşabilirsiniz.

Fransa'da 2027 seçimleri öncesi Rusya alarmı: Adaylara yönelik dezenformasyon soruşturuluyor Haber

Fransa'da 2027 seçimleri öncesi Rusya alarmı: Adaylara yönelik dezenformasyon soruşturuluyor

Fransa'da 2027'de yapılacak cumhurbaşkanı seçimi öncesinde bazı adayları hedef alan dezenformasyon ve karalama kampanyalarının arkasında Rusya'nın bulunup bulunmadığının belirlenmesi amacıyla soruşturma başlatıldı. Paris Savcılığı, seçim sürecine yönelik olası dış müdahale iddialarının incelendiğini açıkladı. Soruşturmanın, son haftalarda merkez sağcı Ufuklar Partisinin cumhurbaşkanı adayı ve eski Başbakan Edouard Philippe ile Rönesans Partisinin adayı Gabriel Attal'ı hedef alan çeşitli dezenformasyon ve karalama kampanyalarına odaklandığı bildirildi. Fransız makamları, söz konusu kampanyaların arkasında Rusya bağlantılı aktörlerin bulunup bulunmadığını ve faaliyetlerin 2027 cumhurbaşkanı seçimini etkilemeye yönelik organize bir girişimin parçası olup olmadığını araştırıyor. PHİLİPPE VE ATTAL HEDEF ALINDI Soruşturmanın merkezinde, Fransa'nın iki önemli siyasi ismini hedef alan çevrim içi dezenformasyon faaliyetleri bulunuyor. Eski Başbakan Edouard Philippe ve eski Başbakan Gabriel Attal, Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron'un siyasi çizgisine yakın isimler arasında yer alıyor ve 2027 seçimlerinde Macron sonrası dönemin öne çıkan adayları olarak değerlendiriliyor. Fransız makamları, söz konusu kampanyaların adayların kamuoyu nezdindeki itibarını zedelemeye, siyasi konumlarını tartışmalı hâle getirmeye ve seçmenlerin tercihlerini etkilemeye yönelik olabileceği ihtimali üzerinde duruyor. Soruşturmanın Rusya bağlantısına ilişkin nihai bir sonuca ise henüz ulaşılmış değil. Paris Savcılığı'nın incelemesi kapsamında dezenformasyon içeriklerinin kaynağı, yayılma biçimi ve arkasındaki olası aktörlerin tespit edilmesi amaçlanıyor. ATTAL RUSYA'YI İŞARET ETTİ Gabriel Attal, ağustos ayının başında yaptığı açıklamada Rusya'nın Fransa'daki seçim sürecine müdahale etmeye çalıştığını söyledi. Attal, Moskova'nın özellikle sosyal medya ve çevrim içi propaganda araçları üzerinden Fransa'daki siyasi tartışmaları etkilemeye çalıştığını bildirmişti. Attal ayrıca Rusya'nın aşırı sağcı Ulusal Birlik (RN) partisinin adayı Marine Le Pen'i desteklediğini söylemişti. Bu açıklamalar, Fransa'da yaklaşan cumhurbaşkanı seçimi öncesinde yabancı ülkelerin siyasi süreçlere yönelik olası müdahalesi tartışmasını yeniden gündeme getirmişti. Paris yönetimi daha önce de Rusya bağlantılı aktörlerin sosyal medya üzerinden dezenformasyon yaydığı ve Fransız kamuoyunu etkilemeye yönelik operasyonlar yürüttüğü yönünde açıklamalarda bulunmuştu. MACRON YENİDEN ADAY OLAMAYACAK Fransa'da 2027 cumhurbaşkanı seçimi, Emmanuel Macron'un görev süresinin sona ermesi nedeniyle siyasi açıdan kritik bir dönüm noktası olacak. İki dönem üst üste cumhurbaşkanlığı yapan Macron, anayasal sınırlamalar nedeniyle üçüncü kez aday olamayacak. Bu nedenle seçim, Macron sonrası dönemde Fransa'nın siyasi yöneliminin belirlenmesi açısından büyük önem taşıyor. Merkez sağ, aşırı sağ ve sol partiler arasında yaşanması beklenen rekabetin yanı sıra yabancı müdahale söylemleri de seçim kampanyasının önemli başlıklarından biri hâline geliyor. İSRAİL'İN SEÇİMLERE MÜDAHALESİ DE GÜNDEME GELMİŞTİ Öte yandan Fransa'da seçimlere yönelik dış müdahale tartışmaları yalnızca Rusya'yla sınırlı değil. Yakın zamanda İsrail merkezli olduğu belirtilen BlackCore adlı şirketin de Fransız siyasetindeki bazı aktörlere yönelik dezenformasyon faaliyetleri yürüttüğü gündeme gelmişti. Basına yansıyan iddialara göre BlackCore, Filistin'e yönelik desteği seçim kampanyasının temel unsurlarından biri hâline getiren Boyun Eğmeyen Fransa (LFI) partisinden belediye başkan adaylarını hedef alan içeriklerin yayılmasında rol oynadı. Söz konusu faaliyetlerde, adayların kamuoyu nezdindeki itibarını zedelemeye ve seçimlerdeki performanslarını olumsuz etkilemeye yönelik dezenformasyon içerikleri kullanıldı. Fransa hükûmeti de mart ayında düzenlenen yerel seçimlere müdahale edildiği şüphesi üzerine BlackCore hakkında yasal süreç başlatmıştı.

Azerbaycan: Ermenistan Anayasası değişirse barışın önündeki son engel de kalkacak Haber

Azerbaycan: Ermenistan Anayasası değişirse barışın önündeki son engel de kalkacak

Azerbaycan Cumhurbaşkanı Müşaviri Hikmet Hacıyev, Ermenistan Anayasası'nda Azerbaycan'a yönelik toprak iddiası içerdiği belirtilen maddenin kaldırılması hâlinde, iki ülke arasında nihai barış anlaşmasının imzalanmasının önünde herhangi bir engel kalmayacağını söyledi. Hacıyev, Türkiye Azerbaycan Dostluk İşbirliği ve Dayanışma Vakfı (TADİV) ile Kültürlerarası Ağ Derneği iş birliğinde düzenlenen "Barışın Coğrafyası Karabağ: Güney Kafkasya'da İmar, İstikrar ve Bölgesel İşbirliği" programında değerlendirmelerde bulundu. "YENİ ANAYASA SÜRECİNİ YAKINDAN İZLİYORUZ" Azerbaycan ile Ermenistan arasında Vaşington'da (Washington) imzalanan barış anlaşmasının üzerinden yaklaşık bir yıl geçtiğini hatırlatan Hacıyev, bu sürecin Bakü'nün barışa olan bağlılığını gösterdiğini ifade etti. Ermenistan'da seçimlerin ardından başlayan yeni anayasa hazırlıklarını yakından takip ettiklerini belirten Hacıyev, Ermenistan Anayasası'nda Azerbaycan'a yönelik toprak iddiası içeren hükmün kaldırılmasının önemine dikkat çekti. Hacıyev, "Ermenistan Anayasası'nda Azerbaycan'a karşı bir toprak iddiası bulunuyor. Biz, bu maddenin yeni anayasada yer almamasını, yani tamamen çıkarılmasını bekliyoruz. Ermenistan tarafında da bu yönde bir irade olduğunu görüyoruz." dedi. Hacıyev, Ermenistan'da yapılacak referandum sonucunda yeni anayasanın kabul edilmesi ve söz konusu maddenin yürürlükten kaldırılması durumunda, nihai barış anlaşmasının imzalanmasının önünde herhangi bir engel görmediklerini belirterek, "Ermenistan'da referandum yapılıp yeni anayasa kabul edilir ve bu madde anayasadan çıkarılırsa, barış anlaşmasının nihai olarak imzalanması açısından herhangi bir engel veya sorun görmüyoruz." ifadelerini kullandı. Bölgede fiilî anlamda barış ortamının bulunduğunu vurgulayan Hacıyev, Azerbaycan ile Ermenistan arasında kalıcı barışın sağlanması için diplomatik temasların sürdüğünü söyledi. Hacıyev, Güney Kafkasya'da istikrarın güçlendirilmesi ve bölgesel iş birliğinin artırılmasının hem iki ülke hem de bölgenin geleceği açısından büyük önem taşıdığını ifade etti. "KARABAĞ'DA 9 ŞEHİR VE 300 KÖY YENİDEN İNŞA EDİLİYOR" Karabağ'da kapsamlı bir yeniden imar programının sürdüğünü belirten Hacıyev, "Bugün Karabağ'da 9 şehir ve 300 köyü sıfırdan inşa ediyoruz. Yeni şehirler, yeni kasabalar ve yeni köyler kuruluyor." dedi. Bölgede kısa sürede binlerce kilometrelik kara yolu, köprü ve tünel inşa edildiğini aktaran Hacıyev, yaklaşık 60 bin kişinin Karabağ'a dönerek yaşamaya, çalışmaya ve eğitim görmeye başladığını ifade etti. Mayın tehdidinin hâlen devam ettiğini belirten Hacıyev, yürütülen mayın temizleme faaliyetleri sayesinde vatandaşların güvenli şekilde şehir ve köylere kademeli olarak yerleştirildiğini söyledi. Karabağ'ın yeniden ayağa kaldırıldığını vurgulayan Hacıyev, "Doğal bir cennet olan Karabağ'da yeniden bir cennet oluşturma sürecindeyiz." ifadelerini kullandı. ZENGEZUR KORİDORU İÇİN BU YIL İNŞAAT BEKLENTİSİ Zengezur Koridoru hakkında da açıklamalarda bulunan Hacıyev, Ermenistan ve ABD'den gelen mesajların projenin fizibilite çalışmalarının son aşamaya ulaştığını gösterdiğini belirtti. "Ermenistan ve ABD tarafından verilen sinyaller, fizibilite çalışmalarının artık son aşamada olduğunu ve inşaat çalışmalarının bu yıl başlayacağını gösteriyor." diyen Hacıyev, Azerbaycan tarafında Bakü-Zengilan çift yönlü kara yolunun tamamlanmak üzere olduğunu, demir yolu hattında da son aşamaya gelindiğini kaydetti. Nahçıvan'daki demir yolu altyapısının yeniden inşa edildiğini ifade eden Hacıyev, Türkiye'nin de Kars-Iğdır demir yolu hattı üzerinde çalışmalarını sürdürdüğünü hatırlattı. Bu projelerin tamamlanmasıyla Nahçıvan'ı Türkiye'ye bağlayacak demir yolu hattının hayata geçirileceğini belirten Hacıyev, "Ermenistan ve ABD'nin Zengezur Koridoru, yani 'Trump Koridoru' olarak adlandırdıkları projenin inşaat sürecini de başlatmalarını bekliyoruz." dedi. "KARDEŞLİK ATALARIMIZDAN KALAN BİR MİRASTIR" Türkiye ile Azerbaycan arasındaki ilişkilerin tarihî ve güçlü bağlara dayandığını vurgulayan Hacıyev, iki ülkenin dünyaya örnek bir kardeşlik sergilediğini söyledi. Hacıyev, "Türkiye ve Azerbaycan, dünya için kardeşliğin bir örneğidir. Ülkelerimiz arasındaki ilişkiler, dostluğumuz ve kardeşliğimiz atalarımızdan, dedelerimizden bize kalan değerli bir mirastır." ifadelerini kullandı. İki ülke arasındaki ilişkilere zarar vermeye çalışan çevrelerin bulunduğunu belirten Hacıyev, bu girişimlerin başarısız olacağını söyledi. "Bu çirkin niyetlerinin başarılı olabileceğini sanmıyorum. Yaptıkları tek şey kirli propagandadır." diyen Hacıyev, Türk-Azerbaycan ilişkilerini hedef alan kişi ve gruplara yönelik sert ifadeler kullandı. Hacıyev, "Türk-Azerbaycan ilişkilerini baltalamaya çalışanları hain olarak adlandırıyorum. İster Türkiye'de ister Azerbaycan'da olsunlar, böyle bir niyeti taşıyanlar asla hedeflerine ulaşamayacaktır. Çünkü etle tırnak arasına kimse giremez." dedi. Hacıyev, Azerbaycan ile Türkiye arasındaki kardeşliğin halkların ortak iradesi ve Azerbaycan Cumhurbaşkanı İlham Aliyev ile Türkiye Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın liderliğinde gelecekte daha da güçleneceğini ifade etti. "SÖZDE ERMENİ SOYKIRIMI GİRİŞİMİ AZERBAYCAN'IN KIRMIZI ÇİZGİSİDİR" Bununla birlikte Hacıyev, İsrail'de 1915 olaylarının "Ermeni soykırımı" olarak tanınmasına yönelik girişimlerin Azerbaycan'ı ciddi şekilde rahatsız ettiğini belirterek, Türkiye'nin çıkarlarının Bakü için her zaman öncelikli olduğunu söyledi. Haber Global'e konuşan Hacıyev, söz konusu girişimin gündeme gelmesinin ardından Azerbaycan Cumhurbaşkanı Aliyev'in talimatıyla yoğun diplomatik temaslar yürütüldüğünü ifade etti. Hacıyev, İsrail makamlarına Azerbaycan'ın tutumunun açık şekilde iletildiğini belirterek, böyle bir kararın adil olmayacağını ve tarihî gerçekleri yansıtmadığını vurguladı. Hacıyev, "Bu konu gündeme gelir gelmez Sayın Cumhurbaşkanımızın talimatıyla yoğun diplomatik faaliyet başlattık. İsrail tarafına da böyle bir kararın öncelikle adaletsiz olacağını, tarihî gerçekleri yansıtmadığını ve kabul edilmesini doğru bulmadığımızı ilettik." dedi. İsrail'in Azerbaycan'ın mesajlarını dikkate aldığını ifade eden Hacıyev, "Olumlu olan, İsrail tarafının bu mesajlarımızı ciddiyetle değerlendirmesidir. Böylece sürecin daha ileriye taşınmasının önüne geçildiğini düşünüyoruz. Bu, hiçbir şekilde tarihî gerçekleri yansıtmayan ve tamamen adaletsiz bir adım olurdu." ifadelerini kullandı. "TÜRKİYE'NİN OLMADIĞI MASADA AZERBAYCAN VARDIR" Türkiye ile Azerbaycan arasındaki stratejik ortaklığa vurgu yapan Hacıyev, iki ülkenin her platformda birbirinin yanında yer aldığını söyledi. "Türkiye'nin olmadığı masada Azerbaycan vardır, Azerbaycan'ın olmadığı masada ise Türkiye vardır." diyen Hacıyev, iki ülkenin çıkarlarına yönelik her türlü girişime birlikte karşılık vereceklerini belirtti. Hacıyev, "Ülkelerimizin çıkarlarına karşı atılan her adıma kararlılıkla cevap veriyoruz ve bundan sonra da vermeye devam edeceğiz." dedi.

Ayetullah Ali Hamaney 4 ay sonra törenle defnedilecek Haber

Ayetullah Ali Hamaney 4 ay sonra törenle defnedilecek

İran, ABD ve İsrail'in 28 Şubat'ta düzenlediği saldırıda hayatını kaybeden eski dinî lider Ayetullah Ali Hamaney için yaklaşık dört ay sonra düzenlenecek kapsamlı cenaze ve anma programına hazırlanıyor. 4-9 Temmuz tarihleri arasında gerçekleştirilecek törenlerin, İran İslam Cumhuriyeti tarihinin en büyük devlet organizasyonlarından biri olması bekleniyor. Tahran yönetiminin, savaş koşulları, ateşkes süreci ve ardından başlayan diplomatik temaslar nedeniyle ertelenen defin işlemlerinin ardından Hamaney için ülke genelinde ve Irak'ta milyonlarca kişinin katılımıyla gerçekleştirilecek törenler planladığı bildirildi. İran'ın dinî liderlik makamına geçen Mücteba Hamaney'in, babasının cenaze törenlerine güvenlik gerekçeleri nedeniyle katılıp katılamayacağı ise belirsizliğini koruyor. BEŞ GÜN SÜRECEK CENAZE PROGRAMI Anma programı 4 Temmuz'da başkent Tahran'daki Musalla Camisi'nde başlayacak. Burada devlet yetkilileri, yabancı heyetler ve dinî liderlerin katılımıyla ilk resmî tören gerçekleştirilecek. 7 Temmuz günü ise cenaze korteji, Tahran'ın en önemli sembolik güzergâhlarından biri olan İmam Hüseyin Meydanı ile Özgürlük Meydanı arasında yaklaşık 10 kilometrelik hat boyunca ilerleyecek. İran rejimi, bu yürüyüşe milyonlarca kişinin katılmasını bekliyor. Ardından Hamaney'in naaşı, Şii dünyasının en önemli dinî merkezlerinden biri olan Kum kentine götürülecek. Burada Hz. Fatıma Masume Türbesi ile Cemkeran Camisi arasında düzenlenecek törenlerde milyonlarca kişinin yer alacağı tahmin ediliyor. IRAK'TA DA ANMA TÖRENLERİ DÜZENLENECEK Cenaze programı yalnızca İran ile sınırlı kalmayacak. Hamaney'in naaşı daha sonra Irak'ın Necef ve Kerbela kentlerine götürülecek. Şiiliğin en kutsal merkezleri arasında yer alan ve Hz. Ali ile Hz. Hüseyin'in türbelerinin bulunduğu şehirlerde dinî törenler gerçekleştirilecek. İlk planlamada Bağdat'ın da cenaze güzergâhında yer aldığı ancak zaman yetersizliği nedeniyle programdan çıkarıldığı bildirildi. 9 Temmuz'da ise Hamaney'in naaşı doğduğu şehir olan Meşhed'de toprağa verilecek. Defin töreninin, İmam Rıza Türbesi yakınlarında düzenlenmesi planlanıyor. MÜCTEBA HAMANEY TÖRENE KATILABİLECEK Mİ? İran lideri Mücteba Hamaney'in Hindistan Temsilcisi Ayetullah Hakim Elahi, güvenlik riskleri nedeniyle Mücteba Hamaney'in cenaze törenlerinde kamuoyu önüne çıkmasının kesin olmadığını açıkladı. ABD ve İsrail saldırılarında ağır yaralandığı belirtilen Mücteba Hamaney, savaşın başlamasından bu yana kamuoyunda yeni bir görüntü vermedi. İRAN YÖNETİMİ MİLYONLARI SEFERBER EDİYOR İranlı yetkililer cenaze törenlerine ülkenin dört bir yanından milyonlarca kişinin katılması için kapsamlı hazırlık yaptı. Bu kapsamda; otellerde yüzde 50 indirim uygulanıyor. Okullar, spor salonları ve camiler şehir dışından gelen ziyaretçilerin konaklaması için hazırlandı. Otobüs ve tren seferleri cenaze güzergâhlarına göre yeniden düzenlendi. Tahran başta olmak üzere birçok şehirde hava sahasında geçici kısıtlamalar uygulanacak. Şehirlere giriş çıkışlarda yoğun güvenlik önlemleri alınırken kritik bölgelerde Devrim Muhafızları ve Besic güçleri görev yapacak. Yetkililer, ABD veya İsrail tarafından yeni bir saldırı ihtimaline karşı da güvenlik seviyesinin en üst düzeye çıkarıldığını duyurdu. "BU TÖREN İSLAM CUMHURİYETİ İÇİN REFERANDUM NİTELİĞİNDE" İranlı üst düzey din adamları, cenaze törenlerinin yalnızca bir veda programı olmadığını, aynı zamanda İslam Cumhuriyeti'ne halk desteğinin göstergesi olacağını savunuyor. Kum Cuma İmamı Ayetullah Muhammed Saidi, devlet medyasına yaptığı açıklamada, "Şehit liderimizin cenazesine gösterilecek büyük katılım, fiilen İslam Cumhuriyeti için yeni bir referandum olacaktır." ifadelerini kullandı. İran yönetimi de törenlerin, ABD ve İsrail'e karşı ülkenin birlik ve direncini göstermeyi amaçladığını belirtiyor. TOPLUMDA FARKLI GÖRÜŞLER DİKKAT ÇEKİYOR Bununla birlikte ülkede cenaze törenlerine ilişkin farklı görüşlerin bulunduğu ifade ediliyor. Son yıllarda ekonomik kriz, yüksek enflasyon ve yaptırımlar nedeniyle yaşanan protestolar, toplumdaki memnuniyetsizliği artırmıştı. Bazı Tahran sakinleri cenaze törenlerine katılmayacaklarını belirtirken, kentten geçici olarak ayrılmayı tercih edenlerin de bulunduğu bildiriliyor. Diğer yandan Besic üyeleri ve rejim destekçileri ise Hamaney'in ölümünü "şehadet" olarak nitelendirerek cenaze törenlerine geniş katılım çağrısı yapıyor. ÇOK SAYIDA YABANCI HEYET TAHRAN'A GELİYOR Cenaze törenlerine birçok ülkeden üst düzey heyetin katılması bekleniyor. Pakistan Başbakanı Şahbaz Şerif başkanlığındaki heyetin Tahran'a geleceği açıklanırken, Rusya Güvenlik Konseyi Başkan Yardımcısı Dimitri Medvedev'in de törenlerde yer alması bekleniyor. Çin ve Hindistan'dan dışişleri düzeyinde temsilcilerin de İran'a gitmesi planlanıyor. HAMANEY'İN TABUTU İLK KEZ PAYLAŞILDI Öte yandan Ayetullah Ali Hamaney'in resmî sosyal medya hesabından cenaze töreni öncesinde dikkat çeken bir paylaşım yapıldı. Paylaşımda, Hamaney'in tabutunun üzerine Kerbela'daki Hz. Hüseyin Türbesi'nin simgelerinden biri olan ve üzerinde "Ya Hüseyin" yazılı siyah bayrağın serildiği görüldü. Söz konusu paylaşım, Şii geleneğinde Hz. Hüseyin'in Kerbela'da şehit edilmesi ile Hamaney'in ölümünün aynı "şehadet" anlayışı içerisinde değerlendirildiği mesajı olarak yorumlandı.

Venedik Bienali Rusya krizi ile başladı: Jüri istifa etti, ödüller iptal edildi Haber

Venedik Bienali Rusya krizi ile başladı: Jüri istifa etti, ödüller iptal edildi

Rusya ve İsrail’in katılımı nedeniyle protestoların gölgesinde açılan 61. Venedik Bienali, jüri üyelerinin toplu istifası sonrası bu yıl “Altın Aslan” ödülleri olmadan başladı. Aynı zamanda Bienalin sanat yönetmeni Koyo Kouoh tarafından seçilen “In Minor Keys” kolektifindeki sanatçılar ile ulusal pavilyon temsilcileri, “İzleyici Aslanı”” ödülü yarışmasından çekildiklerini duyurdu. Sanatçılar yayımladıkları ortak bildiride, jüri üyelerinin istifasıyla dayanışma amacıyla bu kararı aldıklarını belirtti. Açıklamaya 50’den fazla sanatçı destek verdi. Böylece bienalde “Altın Aslan” ve “İzleyici Aslanı” ödülleri verilmeyecek. Bunun yerine ziyaretçiler, Giardini ve Arsenale sergi alanlarında en iyi ulusal pavilyon ile “In Minor Keys” ana küratöryel sergisinin en iyi katılımcısını elektronik posta yoluyla anonim oylamayla belirleyecek. Sonuçların bienalin kapanış gününde açıklanacağı bildirildi. ULUSLARARASI JÜRİ RUSYA'NIN KATILIMI ÜZERİNE GÖREVLERİNDEN AYRILDI Krizin merkezinde ise Rusya’nın bienale yeniden kabul edilmesi yer alıyor. Uluslararası jüri, Rus pavilyonunun yeniden açılmasına yönelik tepkiler nedeniyle görevlerinden ayrılmıştı. Avrupa Komisyonu da Rusya’nın katılımı sebebiyle festival organizatörüne sağlanan finansmanı durdurma kararı aldı. AB VE UKRAYNA'DAN TEPKİ Öte yandan Avrupa Birliği (AB) Gençlik, Kültür ve Spor Komiseri Glenn Micallef, organizatörlerin Rus pavilyonunu yeniden açmasına ve Rus yetkilileri davet etmesine tepki göstererek bienale katılmayacağını açıkladı. 22 Avrupa ülkesi, İtalya'da düzenlenecek Venedik Bienali 61. Uluslararası Sanat Sergisi'ne Rusya'nın katılmasına izin verilmesi dolayısıyla Venedik Bienal Vakfına mektup yazarak tepki gösterdi. Aralarında Fransa, Almanya, İspanya, Romanya, Polonya, Norveç ve Ukrayna’nın da bulunduğu 22 Avrupa ülkesi, Rusya’nın İtalya’da düzenlenecek Venedik Bienali 61. Uluslararası Sanat Sergisi’ne katılmasına izin verilmesine tepki gösterdi. Söz konusu ülkelerin Dışişleri ve Kültür Bakanları, kararın geri alınması talebiyle Venedik Bienali Vakfına ortak mektup gönderdi. İtalya Kültür Bakanı Alessandro Giuli de Rus pavilyonunu protesto etmek amacıyla bienalin açılış törenine katılmama kararı aldı. Daha önce Ukrayna, Rusya’nın bienale katılımının engellenmesi için uluslararası yaptırım girişimlerinde bulunacağını açıklamıştı.

Ukrayna’dan İsrail’e ültimatom: Çalıntı tahılı ithal edemezsiniz! Haber

Ukrayna’dan İsrail’e ültimatom: Çalıntı tahılı ithal edemezsiniz!

Ukrayna Dışişleri Bakanı Andriy Sıbiha, Rusya’nın işgal ettiği Ukrayna topraklarından çaldığı tahılı taşıyan Panormitis isimli geminin İsrail’in Hayfa Limanı'na demirlemesi üzerine İsrail’in Kıyiv Büyükelçisi Michael Brodsky'nin bakanlığa çağrıldığı belirtti. Sıbiha, “Ukrayna-İsrail arasındaki dostane ilişkiler, her iki ülkeye de fayda sağlayacak potansiyele sahip ve Rusya'nın Ukrayna'dan çalınan tahıllarla yaptığı yasa dışı ticaret, bu ilişkileri baltalamamalıdır.” ifadesini kullandı. İsrail’in 12 Nisan 2026 tarihinde Ukrayna topraklarından çalınan 43 bin 700 ton buğdayı taşıyan Rus yük gemisi Abinsk’in Hayfa Limanı’na demirlemesine izin verdiğine atıfta bulunan Sıbiha, “İsrail'i çalıntı tahılı kabul etmemesi ve ilişkilerimize zarar vermemesi konusunda bir kez daha uyarıyoruz. Bu bağlamda, protesto notamızı iletmek ve uygun önlemler alınmasını talep etmek üzere yarın sabah İsrail'in Kıyiv Büyükelçisi'ni Dışişleri Bakanlığına resmen çağırdık.” açıklamasında bulundu. ZELENSKIY'DAN SERT TEPKİ Ukrayna Cumhurbaşkanı Volodımır Zelenskıy, Rusya’nın işgal ettiği Ukrayna topraklarından çaldığı tahılın İsrail tarafından ithal edilmesi nedeniyle taraflara yaptırım uygulanacağını açıkladı. Zelenskıy, Rusya’nın işgal ettiği Ukrayna topraklarından çaldığı tahıl yüklü geminin İsrail’in Hayfa Limanı’na demirlemesi üzerine bir açıklama yayımladı. “BU SUÇTAN GELİR ELDE EDENLERE YAPTIRIM UYGULANACAK” Zelenskıy, İsrail makamlarının ülke limanlarına demirleyen gemilerin taşıdıkları yükten habersiz olmalarının mümkün olmadığını ve çalıntı buğdayın İsrail tarafından ithal edilmesinin gayrimeşru olduğunu belirtti. Ukrayna’nın bu tür hadiseleri önlemek amacıyla diplomatik kanallar üzerinden gerekli adımları attığını ancak İsrail’in buna yönelik bir önlem almadığını belirten Zelenskıy, İsrail’in başta kendi yasalarını ihlal ettiğini kaydetti. Zelenskıy, çalıntı tahıl üzerinden gelir elde edecek gerçek ve tüzel kişiler için yaptırım paketi hazırlanacağını ve ilgili kişilerin Avrupa Birliği (AB) tarafından da yaptırımlara dâhil edilmesi için AB ülkelerinin konu hakkında bilgilendirileceğini açıkladı.

Trump'tan İran mesajı: "Ateşkes yapmak istemiyorum" Haber

Trump'tan İran mesajı: "Ateşkes yapmak istemiyorum"

ABD Başkanı Donald Trump, Beyaz Saray’dan ayrılırken gazetecilere yaptığı açıklamada İran ile devam eden savaşa ilişkin değerlendirmelerde bulundu. Donald Trump, ülkesi ile İsrail'in İran'a düzenlediği saldırılarda "karşı tarafı kelimenin tam anlamıyla yok etmekte olduklarını" belirterek bu durumda "ateşkes istemediğini" dile getirdi. "KARŞI TARAFI KELİMENİN TAM ANLAMIYLA YOK EDERKEN ATEŞKES YAPMAZSINIZ" İran'la ateşkese varılması ve diyalog zeminine dönülmesi ihtimalini değerlendiren Trump, "Ateşkes yapmak istemiyorum. Bilirsiniz, karşı tarafı kelimenin tam anlamıyla yok ederken ateşkes yapmazsınız." ifadelerini kullandı. Trump, İsrail'in saldırıları ABD ile aynı anda bitirmeye hazır olup olmayacağı sorusunu ise, "Sanırım öyle. İlişkimiz çok iyi. Aşağı yukarı benzer şeyler istiyoruz. Ne mi istiyoruz? İkimiz de zafer istiyoruz." şeklinde yanıtladı. Saldırıların başlamasından bu yana gemi trafiğinin sert şekilde düştüğü Hürmüz Boğazı'nı ABD'nin kullanmadığını söyleyen Trump, bu konuya Avrupa, Güney Kore, Japonya ve Çin'in "müdahil olması gerektiğini" savundu. Trump, İran hakkında, "Askerî açıdan tek yaptıkları, boğazı tıkamak. Askerî açıdan bakıldığında işleri bitik." diye konuştu. "ORTA DOĞU’DA BÜYÜK ASKERİ ÇABALARI AZALTMAYI DÜŞÜNÜRKEN HEDEFLERE ÇOK YAKLAŞIYORUZ" Öte yandan Trump, sosyal medya hesabından yaptığı paylaşımda, "İran'ın terörist rejimine ilişkin Orta Doğu'daki büyük askerî çabalarımızı azaltmayı düşünürken hedeflerimize çok yaklaşıyoruz." ifadelerini kullanırken, İran'ın füze kabiliyetini, fırlatma rampalarını ve bunlarla ilgili her şeyi tamamen etkisiz hale getirdiklerini söyledi. Trump, ayrıca İran'ın savunma sanayisini yok ettiklerini, uçaksavar silahları da dahil olmak üzere donanmasını ve hava kuvvetlerini ortadan kaldırdıklarını yazdı. İran'ın nükleer kapasiteye yaklamasına asla izin vermeyeceklerini, böyle bir durumun gerçekleşmesi halinde ABD'nin hızlı ve güçlü bir şekilde tepki verebileceği bir konumda olduğunu belirten Trump, ayrıca İsrail, Suudi Arabistan, Katar, Birleşik Arap Emirlikleri (BAE), Bahreyn, Kuveyt dahil Orta Doğu'daki müttefiklerine en üst düzeyde koruma sağlayabileceklerini savundu. Trump, "Hürmüz Boğazı, gerektiğinde onu kullanan diğer ülkeler tarafından korunmalı ve denetlenmelidir. ABD kullanmıyor. İstenirse, bu ülkelerin Hürmüz çabalarına yardımcı olacağız, ancak İran'ın tehdidi ortadan kalktıktan sonra buna gerek kalmamalı. Daha da önemlisi, bu onlar için kolay bir askerî operasyon olur." dedi. ABD-İSRAİL-İRAN SAVAŞI İsrail ve ABD, Tahran ile Vaşington yönetimleri arasında müzakereler sürerken 28 Şubat'ta İran'a askerî saldırı başlattı. İran da İsrail'in yanı sıra ABD üslerinin bulunduğu Katar, Birleşik Arap Emirlikleri (BAE) ve Bahreyn başta olmak üzere bazı bölge ülkelerinde belirlediği hedeflere saldırılarla karşılık verdi. ABD-İsrail saldırılarında, İran lideri Ali Hamaney'in yanı sıra çok sayıda üst düzey yetkili öldürüldü. İranlı yetkililere göre, ABD-İsrail saldırılarında ölü sayısı bin 348'i, yaralı sayısı 17 bini aştı.

İran, Arap ülkelerine 28 Şubat’tan beri 3 bin 95 füze ve SİHA saldırısında bulundu Haber

İran, Arap ülkelerine 28 Şubat’tan beri 3 bin 95 füze ve SİHA saldırısında bulundu

Şubat ayı sonunda Amerika Birleşik Devletleri (ABD) ve İsrail, İran’a operasyon düzenlemeye başladı. İran karşı saldırıya geçti ve 28 Şubat’tan 10 Mart’a kadar geçen 10 günlük süreçte 7 Arap ülkesine 3 bin 95 füze ve silahlı insansız hava aracı (SİHA) ile saldırı düzenledi. Anadolu Ajansı (AA) tarafından gündeme taşınan habere göre, Körfez ülkelerinde birçok kritik noktanın hedef alındığı saldırılarda, “en çok hedef alınan ülke” Birleşik Arap Emirlikleri (BAE), “en az saldırıya maruz kalan ülke” ise Umman oldu. BAE Savunma Bakanlığı, saldırıların başlangıcından günümüze 253 balistik füze, bin 440 İHA ve 8 seyir füzesinin tespit edildiğini duyurdu. Açıklamada 233 füzenin hava savunma sistemleri tarafından imha edilirken, 18’inin denize, 2’sinin ülke topraklarına düştüğü bilgisi de yer aldı. 1440 İHA’dan 1359’unun engellendiği 81’inin ülke topraklarına düştüğü de yar alan bilgiler arasında. 9 Mart 2026 Pazartesi günü BAE’de havada imha edilen füze parçalarının isabeti neticesinde ise 2 kişi yaralandı. Kuveyt Savunma Bakanlığınca yapılan açıklamada ülkeye 238 füze ve 430 kadar İHA saldırısının yapıldığını, saldırıların büyük ölçüde engellendiği duyuruldu. İran 9 Mart Pazartesi günü, Kuveyt’te ABD’ye ait iki helikopter üssünü vurduğunu duyurdu. Bahreyn Savunma Kuvvetleri Genel Komutanlığı tarafından yapılan açıklamada 102 füze ile 173 İHA’nın etkisiz hale getirildiği bildirildi. Katar Savunma Bakanlığı, hava sahasına yönelen 149 füze ve 69 İHA’nın engellendiğini ayrıca 2 adet “Su-24” tipi savaş uçağının düşürüldüğünü duyurdu. 9 Mart günü ise Katar, İran’dan fırlatılan 17 balistik füze ve 6 İHA’nın engellendiğini açıkladı. Ürdün ordusunun açıklaması ise 60 füze ve 59 İHA’nın ülke topraklarını hedef aldığı ve 108’inin imha edildiği yönünde. Suudi Arabistan, Şeybe Petrol Sahası ve Prens Sultan Hava Üssü'nü hedef alan en az 9 füze ve 97 İHA’nın hava savunma sistemleri tarafından etkisiz hale geldiğini açıkladı. Ummanlı yetkililerin açıklamasına göre ülke topraklarına en az 8 İHA saldırısı gerçekleşti.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.