SON DAKİKA
Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#İsrail

QHA - Kırım Haber Ajansı - İsrail haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, İsrail haber sayfasında canlı gelişmelerle ulaşabilirsiniz.

KKTC Cumhuriyet Meclisi Başkanı Öztürkler: Kıbrıs Türk halkı anavatan Türkiye ile yoluna devam edecektir! Haber

KKTC Cumhuriyet Meclisi Başkanı Öztürkler: Kıbrıs Türk halkı anavatan Türkiye ile yoluna devam edecektir!

Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti (KKTC) Cumhuriyet Meclisi Başkanı Ziya Öztürkler, katıldığı televizyon programında gündemi değerlendirdi. RUM YÖNETİMİ VE İSRAİL ARASINDAKİ TEHLİKELİ İŞ BİRLİĞİ TRT’nin KKTC'den gerçekleştirdiği özel yayına katılan Öztürkler, Güney Kıbrıs Rum Yönetimi’nin (GKRY) egemenliğini İsrail’e teslim ettiğini ve bu durumun dengeleri olumsuz etkilediğini kaydetti. Güney Kıbrıs’ın İsrail ve Yunanistan ile iş birliği yapmasının protokole bağlanarak duyurulduğunu hatırlatan Öztürkler, bu sürecin sadece siyasi anlaşmalarla sınırlı olmadığını, adanın silah deposu haline gelmesine yönelik adımlar atıldığını ifade etti. Meclis Başkanı, İsrail ve Yunanistan’la yürütülen iş birliğinin bölge açısından riskli olduğuna da değinerek, GKRY’nin silahlanma faaliyetlerinin yalnız Kıbrıs Türk halkına yönelik olmadığını, bu iş birliğinin bölge için riskli hesaplar içerdiğini de belirtti. ÖZTÜRKLER'DEN İKİ DEVLETLİ ÇÖZÜM VE EŞİT EGEMENLİK VURGUSU Rum tarafının, Türkiye’nin garantörlüğünü hedef alan açıklamalar yaptığını ve bir taraftan silahlanmayı sürdürürken, diğer taraftan da Türk askerinin adadan ayrılması yönünde söylemler üretildiğini vurgulayan Öztürkler, KKTC için Türkiye’nin garantörlüğü ve Türk askerinin varlığının hayati önem taşıdığını belirterek, “Türk askeri adaya barış, huzur ve istikrar getirmiştir. Bunun bozulmasına asla izin vermeyeceğiz.” dedi. KKTC’nin egemen bir devlet olduğunu ve uluslararası toplum tarafından kabul edilmesi gerektiğinin altını çizen Öztürkler, Rum tarafının bir taraftan çözüm mesajları verirken diğer yandan EOKA mensuplarını kahraman ilan ettiğini, Girne ve Mağusa’ya geri dönecekleri söylemlerini sürdürdüğünü, Kıbrıs Türk liderlerinin ise yıllardır “uzlaşmaz” gösterilmeye çalışıldığını ifade etti. Meclis Başkanı, “İki devletli çözüm ve egemen eşitlik temelinde duruşa saygı gösterilmedikçe müzakerelerin ilerlemesi mümkün olmayacaktır.” diyerek, GKRY’nin Kıbrıs Türklerini azınlık olarak görmesi nedeniyle bugüne kadar sürdürülebilir bir anlaşma sağlanamadığının da üzerinde durdu ve GKRY’nin anlaşma istemediğini, Rum yönetiminin bu konuda sahte bir algı oluşturduğunu vurguladı.

Erdoğan: Türkiye, hem Putin hem de Zelenskıy ile doğrudan konuşabilen tek aktör Haber

Erdoğan: Türkiye, hem Putin hem de Zelenskıy ile doğrudan konuşabilen tek aktör

Türkiye Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Bloomberg'in gündeme ilişkin sorularına yanıt verdi. Eylül 2025'te Beyaz Saray'da Amerika Birleşik Devletleri (ABD) Başkanı Donald Trump ile yaptığı görüşmeye atıfta bulunan Cumhurbaşkanı Erdoğan, Türkiye'nin Rusya'dan askerî teçhizat satın alması nedeniyle F-35 programından çıkarılması kararını "haksız" olarak nitelendirdi ve bu konuyu Trump'a bizzat ilettiğini belirtti. Cumhurbaşkanı Erdoğan, Trump'ın tekrar ABD Başkanı olmasıyla Türkiye ile ABD arasındaki ilişkilerin daha makul ve yapıcı temellere dayalı yönde ilerlemesi için bir fırsatın ortaya çıktığını ifade etti. "TÜRKİYE'NİN, F-35 UÇAKLARINI TESLİM ALMASI VE PROGRAMA YENİDEN DAHİL EDİLMESİ GEREKLİ" F-35 konusuna ilişkin, "Türkiye'nin, ödemesini çoktan yaptığı F-35 uçaklarını teslim alması ve programa yeniden dâhil edilmesi, önemli ve gereklidir." ifadesini kullanan Cumhurbaşkanı Erdoğan, bunun ABD ile daha iyi ilişkilere sahip olmaya ve NATO'nun savunmasına yönelik olduğuna da işaret etti. Olası F-16 Block satın alımına ilişkin Cumhurbaşkanı Erdoğan, Türkiye'nin, şartların NATO ittifakı ruhuna uygun olmasını beklediğine dikkati çekerek, Eurofighter Typhoon uçaklarının satın alınmasını da örnek gösterdi. Cumhurbaşkanı Erdoğan, ABD'de Halkbank aleyhine açılan ceza davasına dair, Türkiye'nin bu iddiaları yanlış bulduğuna ve bankanın "haksız cezalarla karşı karşıya kalmaması" için görüşmelerde bulunduğuna işaret ederek, yasalarla tamamen uyumlu şekilde adil sonuca ulaşmayı umduklarını bildirdi. Türkiye ile ABD arasında enerji alanındaki ilişkilere dair, "Özellikle ABD'den olmak üzere LNG tedarikimizi önemli ölçüde artırdık." ifadesini kullanan Erdoğan, bunun Türkiye’nin tedarik zincirinde önemli bir konuma sahip olduğunu vurguladı. Erdoğan, Türkiye'nin pozisyonunun çok net olduğunun altını çizerek, "Millî çıkarlarımız ve enerji güvenliğimiz doğrultusunda hareket ediyoruz." görüşünü paylaştı. Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Hidrokarbon ihtiyacının önemli bir bölümünü ithalata dayandıran bir ülke olarak, enerji güvenliğimizi etkileyebilecek tüm konularda temkinli ve dengeli bir yaklaşım izlemeliyiz." değerlendirmesinde bulundu. Türkiye'nin Ukrayna-Rusya Savaşı'nın dışında kalabilmesi sayesinde ileride yapılabilecek barış görüşmeleri için olası ev sahibi olma rolünü sürdürdüğünü vurgulayan Erdoğan, Ankara'nın aynı zamanda herhangi bir ateşkesin gözlemlenmesine de destek verebileceğini bildirdi. "TÜRKİYE, RUSYA VE UKRAYNA LİDERLERİYLE DOĞRUDAN KONUŞABİLEN TEK AKTÖR" "Türkiye, hem (Rusya Devlet Başkanı Vladimir) Sayın Putin hem de Ukrayna Devlet Başkanı Volodimir Zelenskıy ile doğrudan konuşabilen tek aktör konumunda." diyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, Türkiye'nin kapısının herkese açık olduğunu ve bunu hem Rus hem de Ukraynalı liderlere defalarca açık şekilde söylediğini aktardı. Cumhurbaşkanı Erdoğan, İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu'nun Filistin'deki eylemlerini sert şekilde eleştirerek, Gazze'de kurulması beklenen Uluslararası İstikrar Gücü'nün Türkiyesiz bir senaryoda "meşruiyet sağlamakta zorlanacağının" altını çizdi. "Filistin tarafıyla sahip olduğumuz derin tarihsel bağlar, geçmişte İsrail ile işlettiğimiz güvenlik ve diplomasi kanalları ve bir NATO üyesi olarak bölgesel etkimiz sebebiyle böyle bir görev için kilit ülke konumundayız." değerlendirmesini yapan Cumhurbaşkanı Erdoğan, Türkiye'nin Gazze'de kalıcı barış için her türlü sorumluluğu üstlenmeye hazır olduğu mesajını verdi.

KKTC Meclis Başkanı Öztürkler: Silahların gölgesinde çözüm olmaz Haber

KKTC Meclis Başkanı Öztürkler: Silahların gölgesinde çözüm olmaz

Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti (KKTC) Cumhuriyet Meclisi Başkanı Ziya Öztürkler, Güney Kıbrıs Rum Yönetimi (GKRY) ile Yunanistan ve İsrail arasında imzalanan yeni askeri iş birliği anlaşmasına sert tepki gösterdi. Katıldığı bir televizyon programında gündemi değerlendiren Öztürkler, bölgede artan silahlanma faaliyetlerinin çözüm çabalarına zarar verdiğini vurgulayarak, "Silahların gölgesinde çözüm olmaz." uyarısında bulundu. ÖZTÜRKLER: ŞEHİTLERİMİZİN FEDAKARLIĞI YOLUMUZU AYDINLATAN EN GÜÇLÜ MEŞALEDİR Türk Ajansı Kıbrısın (TAK) haberine göre Öztürkler, katıldığı bir televizyon programında 21-25 Aralık Şehitler Haftası vesilesiyle yaptığı değerlendirmede, "Bu topraklarda özgürlük ve varoluş mücadelesi veren şehitlerimizi rahmet ve minnetle anıyoruz. Onların fedakarlığı bugün hala yolumuzu aydınlatan en güçlü meşaledir. Bizim yolumuz, onların bıraktığı izdir." ifadelerini kullandı. GKRY ile İsrail ve Yunanistan arasında imzalanan yeni iş birliği anlaşmasına tepki gösteren Öztürkler, "Bu silahlanma kime karşıdır, neyin hazırlığıdır? Silahların gölgesinde çözüm olmaz. Gerçek niyetiniz güven değil, baskıysa bunu açıkça söyleyin. Zaten bize uygulattığınız izolasyonlardan bunu görüyor, biliyoruz." şeklinde konuştu. "HAYAL SATMAK YERİNE GERÇEK NİYETİNİZİ MUHATAPLARINIZA DOĞRUDAN SÖYLEYİN" Rum tarafının son dönemde attığı adımların, bölgede artan askeri iş birlikleriyle birlikte gerilimi tırmandırdığını vurgulayan Öztürkler, Rum Yönetimi lideri Nikos Hristodulidis'in "Avrupa Birliği Dönem Başkanlığına güvenerek Türkiye'yi köşeye sıkıştırma girişimlerine" de değindi. Görüşmelerin sürdüğü bir dönemde medya üzerinden verilen mesajlarla sürecin manipüle edilmeye çalışılmasının çözüm arayışına zarar verdiğini kaydeden Öztürkler, "Hayal satmak yerine gerçek niyetinizi muhataplarınıza doğrudan söyleyin. Diplomasi yeri medya önü değil, masadır." değerlendirmesini yaptı. "TÜRK ASKERİ BARIŞIN VE İSTİKRARIN TEMİNATIDIR" Türk askerinin adadan çekileceğini düşünen çevrelere de seslenen Öztürkler, güvenlik dengeleri, uluslararası anlaşmalar ve bölgesel tehditlerin ortada olduğunu vurgulayarak, bu yöndeki söylemlerin sahadaki gerçeklerle bağdaşmadığını belirtti. Öztürkler, Türk askerinin barışın ve istikrarın teminatı olduğunu vurgulayarak, onların varlığının pazarlık unsuru değil, halkın güvenliği için vazgeçilmez bir gerçek olduğunu ifade etti. Son dönemde yapılan yatırımlara da dikkati çeken Öztürkler, ekonomik kalkınma amacıyla farklı alanlarda yürütülen çalışmaların toplumun ihtiyaçlarına cevap verecek şekilde planlandığını ve projelerin devam ettiğini bildirdi.

KKTC Başbakanı Üstel'den İsrail, Yunanistan, GKRY liderlerine sert tepki Haber

KKTC Başbakanı Üstel'den İsrail, Yunanistan, GKRY liderlerine sert tepki

Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti (KKTC) Başbakanlık Ofisi, Başbakan Üstel’in İsrail, Güney Kıbrıs Rum Yönetimi (GKRY) ve Yunanistan’ın Tel Aviv’de düzenlediği zirveye ilişkin değerlendirmelerine dair açıklama yaptı. Açıklamaya göre KKTC Başbakanı Ünal Üstel, üç ülkenin Doğu Akdeniz’de barış, istikrar ve işbirliği zeminini güçlendirmek yerine gerilimi tırmandırmayı, askerî bloklaşmayı ve dışlayıcı politikaları tercih ettiğini kaydederek, "İsrail, Yunanistan ve GKRY üçlüsünün Tel Aviv’de gerçekleştirdiği zirveyi ve basına yansıyan 'ortak askeri güç' kurma planlarını dikkatle ve ibretle takip ediyoruz." değerlendirmesinde bulundu. "RUM-YUNAN İKİLİSİNİN BU TEHLİKELİ OYUNDA FİGÜRAN OLMAYI KABUL ETMESİ, TARİHSEL BİR YANILGIDIR" İsrail, Yunanistan ve GKRY’nin toplam 2 bin 500 kişilik bir "Hızlı Müdahale Gücü" oluşturarak bunu Türkiye’ye ve Kıbrıs Türk halkına karşı bir "caydırıcılık ekseni" olarak sunmalarının, yalnızca açık bir düşmanlık göstergesi değil, aynı zamanda Doğu Akdeniz barışına yönelmiş yeni ve tehlikeli bir tehdit olduğunu vurgulayan Üstel, şu ifadeleri kullandı: Orta Doğu’da sürdürdüğü saldırgan politikalarla insani değerleri ayaklar altına alan İsrail yönetimi, bu istikrarsızlığı şimdi de Doğu Akdeniz’e taşımaya çalışmaktadır. Bölgeyi bir 'barış alanı' olmaktan çıkarıp 'çatışma sahasına' dönüştürme çabaları, yalnızca Kıbrıs Adası’nı değil, tüm Akdeniz havzasını tehdit etmektedir. Rum-Yunan ikilisinin bu tehlikeli oyunda figüran olmayı kabul etmesi, tarihsel bir yanılgıdır. Üstel, GKRY liderliğinin bir yandan uluslararası topluma "çözüm" söylemleri sunarken, diğer yandan Türkiye’ye karşı askerî ittifaklar kurma arayışında olduğunun altını çizerek, "Bu ikiyüzlü yaklaşım, Ada'daki gerçeklerden ne denli kopuk olduklarının açık göstergesidir. Silahlanmayı ve askeri paktları çözüm zanneden bu zihniyet, Kıbrıs Türk halkının egemen eşitliğinin ve iki devletli çözüm vizyonunun neden haklı ve zorunlu olduğunu bir kez daha teyit etmiştir." değerlendirmesini yaptı. KKTC Başbakanı, bu adımların müzakere zeminini ortadan kaldırdığı ve olası bir uzlaşıyı imkansız kıldığı mesajını verdi. Kıbrıs Türk halkına yönelik "soykırım girişiminin miladı olan Kanlı Noel'in" yıl dönümünde, Rum liderliğinin bu mezalimden ders çıkarmak yerine o günkü saldırgan zihniyeti öven ve bugün de askeri planlarla yeniden diriltmeye çalışan tutumunun kabul edilemez olduğuna dikkat çeken Üstel, "1963’te Kıbrıs Cumhuriyeti’ni kana bulayan zihniyet neyse, bugün Doğu Akdeniz'de Türkiye karşıtı askeri güç kurmaya yeltenen zihniyet de aynıdır. Bu anlayışla sağlıklı bir müzakere sürecinin yürütülmesi mümkün değildir." ifadelerini kullandı. "KKTC İLE TÜRKİYE ET VE TIRNAK GİBİ" Üstel, KKTC ile Türkiye'nin "et ve tırnak gibi" olduğunu belirterek, "Doğu Akdeniz’de, 'mavi vatan'da ve Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nin egemenlik alanlarında; Türkiye’nin ve Kıbrıs Türk halkının meşru haklarını yok sayan, bizi denklem dışına itmeye çalışan her türlü askeri plan, boru hattı projesi ya da siyasi ittifak baştan ölü doğmaya mahkumdur." ifadesine yer verdi. KKTC'nin Türkiye ile birlikte kendisine yönelen "her türlü tehdidi bertaraf edecek güce", hak ve menfaatlerini savunacak diplomatik ve askeri iradeye sahip olduğu mesajını veren Üstel, barışın yolunun askeri maceraperestlikten değil, Ada'daki gerçeklerin, "yani iki ayrı halkın ve iki ayrı devletin varlığının kabul edilmesinden" geçtiğini bildirdi.

KKTC Cumhurbaşkanı Erhürman: Türkiye adanın tamamının garantörüdür Haber

KKTC Cumhurbaşkanı Erhürman: Türkiye adanın tamamının garantörüdür

Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti (KKTC) Cumhurbaşkanı Tufan Erhürman, Cumhurbaşkanlığı Ofisi’nde düzenlenen devir teslim töreni sonrası yaptığı açıklamalarda, Türkiye’nin Kıbrıs'ın tamamında garantör olduğunu vurguladı. Erhürman, “Türkiye Cumhuriyeti evet, adanın tamamının garantörüdür, böyle olacak. Bugünkü koşullarda bu daha da önemli hale geldi. Çünkü kendimizi güvende hissetmemiz günden güne zorlaşıyor.” dedi. “SEÇİMİN KAZANANI HALKIMIZDIR, AYRIŞMAYA İZİN VERMEM” Kıbrıs Türk halkının demokrasi kültürüne dikkat çeken Erhürman, “Mecliste hararetli tartışmalar yaşanır ama dışarıda kahve içilir, sohbet edilir. Bu halkın derin bir hoşgörüsü var” ifadelerini kullandı. Seçim sonuçlarına ilişkin ise “Bu seçimin kaybedeni yok. Kıbrıs Türk halkı kazandı, çocuklarımız kazandı, kardeşliğimiz kazandı” diyerek toplumsal birlik mesajı verdi. SİYASİ EŞİTLİK VURGUSU: “MÜZAKERE DEĞİL, TAAHHÜT OLMALI” Kıbrıs müzakerelerine dair en net mesajını “siyasi eşitlik” konusunda veren Erhürman, “Bu benim yaşamsal kırmızı çizgimdir. BM Güvenlik Konseyi kararında yazan bir şeyi Rum liderle müzakere etmem. Bu pazarlık konusu olamaz.” ifadelerini kullandı. Crans-Montana sürecine atıf yapan Erhürman, Rum liderliğin siyasi eşitliği halkına anlatamadığını söyleyerek masadan çekildiğini hatırlattı. “BM KENDİ SÖZLERİNE SAHİP ÇIKSIN” BM Genel Sekreteri Antonio Guterres’in Crans-Montana sonrası yaptığı “müzakere süreci olacaksa zaman sınırlaması olacak” açıklamasına dikkat çeken Erhürman, “BM bu söze sahip çıkmalı. Kıbrıs Türk halkının artık 5-6 yıl daha beklemeye tahammülü yok” dedi. ANNANCI ÇİZGİ: İZOLASYONLARA SON VERİLMESİ ÇAĞRISI Erhürman, eski BM Genel Sekreteri Kofi Annan’ın raporuna atıfta bulunarak, “Kıbrıslı Türklerin ‘evet’ iradesinden sonra üzerlerindeki izolasyonların hiçbir meşru gerekçesi kalmamıştır” ifadelerini hatırlattı. Bu raporun BM Güvenlik Konseyine gitmemesi nedeniyle izolasyonların sürdüğünü belirten Erhürman, “Bu kez baştan taahhüt istiyoruz” dedi. “GÖRÜŞME MASASI” ÖNERİSİ: TEKNİK BAŞLIKLAR ELE ALINABİLİR Kapsamlı çözüm müzakerelerinin tıkanması durumunda “görüşme masası” önerisini dile getiren Erhürman, bu masada Yeşil Hat Tüzüğü, geçiş noktaları, karma evliliklerden doğan çocukların AB vatandaşlığı gibi teknik başlıkların ele alınabileceğini söyledi. "TÜRKİYE CUMHURİYETİ, ADANIN TAMAMININ GARANTÖRÜDÜR" Erhürman, özellikle son 2 yıldır Güney Rum kesiminde, yabancı devletlerin askeri varlığını artırmasından kaynaklı şartlara ve bu bağlamda Türkiye'nin önemine işaret ederek, şunları söyledi: "İsrail'in güneye geldiği, ABD'nin güneye geldiği, Fransa'nın geldiği, Avrupa Birliği zaten orada, İngilizlerin zaten egemen üsleri var. Bütün bunlar varken, Türkiye Cumhuriyeti'nin Ada'nın tamamı üzerindeki garantörlüğünü herhalde tartışmaya açmayı düşünmüyordur (GKRY Lideri Nikos) Hristodulis diye düşünüyorum ben kendi adıma. Çünkü anlamlı değil artık bu noktadan sonra bu konu. Kesinlikle konuşulabilir bir konu değil. Türkiye Cumhuriyeti, evet, Ada'nın tamamının garantörüdür, böyle olacak ve bugünkü koşullarda daha da önemli hale geldi. Çünkü bizim kendimizi güvende hissetmemiz daha da güçleşiyor günden güne. Sonuçta İsrail, Gazze'de çocukları öldürüyordu. O sırada Baf Hava Üssü, İsrail'e imtiyazlı olarak kullanım hakkı noktasına geldi. Sonra İsrail döndü, İran'a saldırdı. İran'da dedi ki 'İsrail'e sadece size füze atmayacağız. Nerede üs kullanıyorsanız, oraya da füze atacağız.' Üs burada (GKRY) Baf Üssü. Ve Kıbrıs Türk tarafında, biz 1974'ten sonra ilk defa KKTC'de sığınaklar nerede diye bir tartışmanın içinde bulduk kendimizi. Yani hiçbir şekilde dahil olmadığımız, hiçbir şekilde irademizin olmadığı bir kararın. Bize içinde olmadığımız bir şeyin bedelini ödeme riski ile karşı karşıya kaldık." KKTC Cumhurbaşkanı, GKRY lideri Nikos Hristodulidis'in İsrail ile ilgili aldığı kararlarda, Kıbrıs Türk tarafının iradesinin bulunmadığını kaydederek, "Garantör ülke Türkiye, bütün Kıbrıs Adası'nın garantörüdür. Dolayısıyla, Baf kenti aslında Türkiye'nin yetki alanının dışında falan değil. Güneyde olması, Türkiye'yi yetkisiz kılmıyor. Konuşmamda da söylediğim gibi; (GKRY) hem bizi bypass ediyor, biz yokmuşuz gibi davranıyor, hem Türkiye Cumhuriyeti'nin garantörlük yetkilerini, yetkileri yokmuş gibi davranıyor ve dönüyor aldığı kararlarda bizi yaşamsal riske sokuyor. Bunlar kabul edemeyeceğim şeyler." ifadelerini kullandı. "TÜRKİYE İLE İLİŞKİLERİMİZ ÇOK ÖZELDİR" Erhürman, seçim kampanyası boyunca müzakerelerin Türkiye ile istişare etmeden yürütülmeyeceğine dair mesajlar verdiğini anımsatarak, ilk ziyaretini KKTC'de yerleşik bir devlet geleneği olarak Türkiye'ye yapacağını söyledi. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın, bugün KKTC ile ilgili yaptığı açıklamalarla yemin törenine Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz'ın katıldığına dikkati çeken Erhürman, şöyle devam etti: Kampanyam boyunca gittiğim her yerde, her mitingde ifade ettiğim üzere; bugüne kadarki hiçbir cumhurbaşkanımız, hiçbir müzakere sürecini Türkiye ile istişare etmeksizin yürütmedi. Tek bir örneği yoktur. Ben de başbakanken Türkiye ile her konuda istişare içerisinde çalıştım. Dolayısıyla seçim boyunca hep söyledim. Müzakereler başlayacaksa veya yürüyecekse, bütün bunlar her zaman Türkiye ile istişare içerisinde yapılır. Başka türlüsü zaten mümkün değildir. Hepsini bir tarafa bırakın, Türkiye Cumhuriyeti bizim kardeş ülkemizdir, çok özel ilişkilerimiz var. Başka hiçbir iki devletin ilişkisine benzemez bizim Türkiye Cumhuriyeti ile ilişkimiz. Türkiye ile ilişkimiz çok özeldir. Ama artı Türkiye Cumhuriyeti, Kıbrıs'ta garantör devlettir zaten. Erhürman, KKTC ile Türkiye ilişkilerinin gelecek dönemde daha da ileriye taşınacağını vurgulayarak, "Türkiye Cumhuriyeti ile istişare etmeksizin ne müzakere, ne Kıbrıs sorunuyla ilgili herhangi bir hamle, ne dış politikada herhangi bir hamle, bugüne kadar yapılmadığı gibi bundan sonra da yapılmayacak. Artı Türkiye Cumhuriyeti ile ilişkilerin çok daha iyi bir seviyeye gelmesi de benim kendime özel olarak görev bildiğim, misyon bildiğim bir şeydir." diye konuştu. "GKRY'DEKİ YABANCI ASKERİ VARLIK ENDİŞE VERİCİ" Güney Kıbrıs Rum Yönetimi'ndeki (GKRY) başta İsrail olmak üzere yabancı askeri yapılanmanın sadece KKTC için değil Rum halkı için de endişe verici olduğunu söyleyen Erhürman, İngiliz üslerinin İran tarafından vurulma riski ortaya çıktığında hem KKTC'de hem de Güney Kıbrıs'ta 1974 sonrası ilk defa sığınak sorma ihtiyacı hissettiklerini, GKRY'deki yabancı askeri varlığının artışının endişe verici olduğunu ifade etti. GKRY lideri Nikos Hristodulidis'in, kendince Türkiye'ye karşı denge kurmak üzere bazı devletleri Kıbrıs'a çektiğini aktaran Erhürman, bu güç dengesini Hristodulidis'in kendi ordusu, silahı ve gücü ile değil başka devletler aracılığı ile kurmak istediğini vurguladı. Hristodulidis'in yürüttüğü sürecinin farklı yerlere kaydığını belirten Erhürman, şunları söyledi: "Türkiye'ye karşı güç dengesi kuracağım düşüncesiyle "büyük abiler" oraya gelirse, siz bileceksiniz ki bu büyük abiler girdikleri hiçbir coğrafyadan bugüne kadar çıkmadılar. Hiçbir coğrafyada da kimsenin arkasında durmadılar. Öne geçtiler. Siz arkaya düşeceksiniz ve dolayısıyla kendi iç yönetiminiz açısından da sıkıntı yaşayacağınız gibi güvenlik açısından da siz de sıkıntı yaşayacaksınız." Erhürman, GKRY'nin Hindistan'ı dahi Ada'ya getirmeye çalıştığını aktararak, "O dönemde, İran'ın sadece İsrail ile yetinmeyip üslerin olduğu yerleri vuracağını söylediğinde, biz bile sığınakları tartışmaya başladık. Aslında bu yaklaşım (GKRY'nin yaklaşımı), Ada'yı güvenli olmayan bir yere dönüştüren yaklaşım. Biz Kıbrıslı Türkler olarak dediğim gibi; Türkiye'nin garantörlüğünde kendimizi daha güvende hissetme noktasında durabiliriz. Ama Güney'deki Rumlar, kendilerini nasıl daha güvende hissedecekler onu bilmem?" diye konuştu. "Biz yokmuşuz gibi davranmaya çalışanlar eninde sonunda kaybeder" KKTC Cumhurbaşkanı, son zamanlarda gündeme gelen, Güney Kıbrıs-İsrail ve Yunanistan arasında kurulması düşünülen elektrik bağlantısı projesinin (Great Sea Interconnector) güzergahını da eleştirerek, şu değerlendirmelerde bulundu: "Elektrik bağlantısını, Güney Kıbrıs, İsrail, Yunanistan arasında kurmayı düşüneceksiniz. Neden? 'Türkiye dışarıda kalsın' diye. Halbuki fizibilite olarak baktığınızda en yakın coğrafya Türkiye. Buradaki mantıklı proje Kıbrıs, Türkiye, Yunanistan. Ama siz sırf Türkiye'yi siyasi sebeplerle dışarıda bırakmak adına dönüyorsunuz hattı yüzlerce kilometre öteden Yunanistan'a bağlanmayı düşünüyorsunuz. Bu ekonomik değil, makul değil. Ama siyaseten bunu tercih ediyorsunuz. Şimdi böyle yaklaşımları sergilediğiniz müddetçe bu bölgede kalıcı barış, kalıcı istikrar sağlamak da çok kolay değil." Erhürman, siyasi yaklaşımlarla gerçeklerden uzaklaşmamak gerektiğine dikkati çekerek, "Türkiye Cumhuriyeti ve Kıbrıs Türk halkı ve Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti, bu bölgede görmezden gelinemez. Biz hep vardık. Bugün de varız. Yarın da var olacağız. Biz yokmuşuz gibi davranmaya çalışanlar eninde sonunda kaybeder." dedi.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.