SON DAKİKA
Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#İstanbul

QHA - Kırım Haber Ajansı - İstanbul haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, İstanbul haber sayfasında canlı gelişmelerle ulaşabilirsiniz.

Kırım Tatar Dilbilimci ve Yazar Saim Osman Karahan vefatının yıl dönümünde anılıyor Haber

Kırım Tatar Dilbilimci ve Yazar Saim Osman Karahan vefatının yıl dönümünde anılıyor

Emel Dergisinin bir dönem Yazı İşleri Müdürlüğünü yapan, Emel Kırım Vakfı ile Kırım Türkleri Kültür ve Yardımlaşma Derneği İstanbul Şubesi Yönetim Kurulu Üyesi Saim Osman Karahan, vefatının 11. yıl dönümünde rahmetle anılıyor. 23 Nisan 2015 senesinde İstanbul'da vefat eden Kırım Tatar dilbilimci Karahan, 2013 senesinde "Dobruca Kırım Tatar Ağzı Sözlüğü" eserini Kırım Tatar halkına kazandırmıştı. SAİM OSMAN KARAHAN KİMDİR? 5 Şubat 1939'da Romanya'nın Köstence şehrinin Koşu Mahallesinde öğretmen ve din adamı bir babanın oğlu olarak dünyaya geldi. 2 Nisan 1964’te Türkiye’ye göç etmek üzere Romanya'dan ayrıldı. 1970 senesinde Ankara Üniversitesi Dil Tarih Coğrafya Fakültesi Faransız Dili ve Edebiyatı Bölümünü bitirdi. 1974 yılında hayatını Nermin Hanım ile birleştirdi ve İstanbul’a taşındı, oğulları Özgür ve Haluk İstanbul’da doğdu. 1975’ten sonra Emel Dergisini çıkaran Müstecib Ülküsal’ın çevresinde Sabri Arıkan, Abdullah Zihni Soysal, Yusuf Uralgiray gibi Kırım Davası hizmetkârları ile görüşme ve fikirleşme fırsatı buldu. Ülküsal’ın Dobruca ve Türkler adlı eserindeki (1966, İstanbul) Dobruca haritasını çizip hazırladı. 1990 senesinde emekli olana kadar bir tekstil fabrikasında muhasebe işlerinde çalıştı. Emekliliğinden sonra dernek faaliyetlerine daha sık bir şekilde iştirak etmeye başladı. İstanbul'da Zafer Karatay, Celal İçten, Niyazi Elitok, Murat Vatansever gibi Emelciler ile tanıştı. 1995 senesinde Müstecib Ülküsal’ın yaşgünü merasimi esnasında Mustafa Abdülcemil Kırımoğlu ile tanışma fırsatı buldu. 2001 senesinde 4. Kırım Tatar Milli Kurultayı’na katılmak için hayatında ilk defa Vatan Kırım’a gidebildi. Sözlük hazırlama çalışmalarına ilk gençlik yıllarında tuttuğu notlar ile başladı. Romanya Dobrucasında çıkmış tüm yazılı edebiyat örnekleri, diğer Türk lehçeleri sözlük ve gramerleri gibi geniş kapsamlı eserlerden de faydalanarak 3 ciltlik Dobruca Kırımtatar Ağzı Sözlüğü’nü tamamladı. Yarım asırdan fazla süren ve bu zaman zarfında karşılaştığı pek çok aksilik, sıkıntı ve zorluğa rağmen hazırladığı sözlüğü 2012 yılında Romanya’da bastırmaya muvaffak oldu. Sözlük dışında Dobruca’daki Kırım Tatar edebiyatının klasik sayılabilecek yazar ve şairlerine ait yazı ve şiirleri derleyerek bir araya getirdi. Mehmet Vani yurtsever’e ait cezaevi hatıralarını da içeren "Dobrucanın Davuşı -3" ile İsmail Ziyaeddin’in eserlerini bir araya getirdiği 2 ciltlik "Saylama Eserler" adlı kitapları 2013 yılında beri Romanya’da basıldı. Son olarak İsmail Bey Gaspıralı'nın Frengistan Mektupları ve Darürrahat Müslümanları adlı eserlerini Dobruca Kırım Tatar Ağzı'na aktarımış ve kitap Kasım 2014'te yine Romanya'da basılmıştır. Saim Osman Karahan “Dobruca Kırım Tatar Ağzı Sözlüğü” adlı eseri ile Kırım'ın en prestijli kültür-sanat ödülü olan 2013 yılı Bekir Sıtkı Çobanzade Ödülüne “Kırım Tatar filolojisi ve folkloru alanında en iyi bilimsel ve bilimsel-metodik çalışma” dalında layık görüldü. Romanya'daki Kırım Tatar kültürü, sanatı ve edebi değerlerinin gelişmesi ve desteklemesine katkıda bulunan "Mehmet Niyazi Ödülü" 2013 yılında Saim Osman Karahan'a verildi. Saim Osman Karahan Mehmet Niyazi'nin ruhuna ithaf ettiği “Dobruca Kırım Tatar Ağzı Sözlüğü” adlı eseri ile bu ödüle layık görüldü. Saim Osman Karahan 2009 yılından itibaren İstanbul’da yayınlanan Emel Dergisi’nin yazı işleri müdürlüğünü ve Bahçesaray dergisinin yazı işlerini yürüttü. Kırımtatarca, Türkçe, Romence, Rusça ve Fransızca bilen Saim Osman KarahanKırım Tatar dil ve edebiyatı üzerine araştırmalar yaptı. Ölümünden kısa bir süre önce Kırım Tatar Yazarlar Birliği fahri üyeliğine kabul edildi.

Fidan: Rusya-Ukrayna Savaşı artık bitmeli; liderler zirvesinde hazırız Haber

Fidan: Rusya-Ukrayna Savaşı artık bitmeli; liderler zirvesinde hazırız

Türkiye Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın himayesinde, Türkiye Cumhuriyeti Dışişleri Bakanlığı’nın ev sahipliğinde ve “Yarını Tasarlarken Belirsizliklerle Baş Etmek” ana temasıyla düzenlenen 5. Antalya Diplomasi Forumu'nun (ADF2026) son gününde Türkiye Cumhuriyeti Dışişleri Bakanı Hakan Fidan basın mensuplarıyla bir araya geldi. Bakan Fidan’ın toplantıda bölgesel ve küresel gelişmelere ilişkin değerlendirmelerde bulundu. Formu değerlendirdikten sonra basın mensuplarının sorularını yanıtlayan Fidan, ADF2026 kapanışında yaptığı açıklamada, Ukrayna-Rusya Savaşı'nın artık sona ermesi gerektiğini belirterek Türkiye’nin barış çabalarını sürdürdüğünü ve tarafları yeniden İstanbul’da bir araya getirmeye hazır olduklarını söyledi. İran ile ABD arasındaki müzakereleri yakından takip ettiklerini ifade eden Fidan, aynı şekilde Rusya ile Ukrayna arasındaki temasları da izlediklerini ve gerektiğinde sürece dâhil olduklarını söyledi. Savaşın beşinci yılına girdiğine dikkat çeken Fidan, “Artık beşinci yılına giren bu savaşın sona ermesi gerekiyor. Çok ciddi maliyetler üretti ve savaşın belli bir coğrafyada devam ediyor olmasının kanıksanması hem Ukrayna hem de Rusya için sağlıklı bir durum değil. Bu nedenle barış çabalarını artırarak sürdürmemiz gerekiyor.” dedi. Türkiye’nin daha önce tarafları İstanbul’da üç kez bir araya getirdiğini hatırlatan Fidan, görüşmelerin yeniden başlaması için hem teknik hem liderler düzeyinde ev sahipliğine hazır olduklarını vurguladı. FİDAN’DAN KÜRESEL ODAĞIN UKRAYNA’DAN ŞAŞMAMASI GEREKTİĞİNE VURGU Öte yandan Fidan, uluslararası gündemde yaşanan gelişmelerin Ukrayna’daki barış sürecine olan ilgiyi azalttığına dikkat çekti. Özellikle İran ile ABD arasındaki müzakerelerin öne çıkmasının, Ukrayna ve Gazze konularında küresel odağın dağılmasına yol açtığını belirtti. Bu durumun barış süreçlerinde aksamalara neden olabileceğini ifade eden Fidan şu ifadeleri kullandı: Ancak bizim gördüğümüz şu: İran-ABD müzakereleri devam ederken, uluslararası gündemin öncelikleri değişebiliyor. Bu durum, Ukrayna’daki barış müzakereleri ile Gazze’de yürütülen barış planına olan küresel ilginin azalmasına yol açıyor. Bu gelişmeleri stratejik bir endişeyle karşılıyoruz. Bu nedenle taraflara sürekli olarak dikkatlerin dağılmaması gerektiğini hatırlatıyoruz. Hem Ukrayna’daki savaş hem de Gazze meselesi son derece önemli. Uluslararası toplumun bu iki konuya da aynı anda odaklanabilecek kapasitesi var ve bu odağın korunması gerekiyor. “YETER Kİ BARIŞ GELSİN” Bununla birlikte Fidan, Türkiye’nin liderler düzeyinde bir zirveye ev sahipliği yapmaya her daim hazır olduğunu vurgu yaparak, “Hem de teknik düzeyde yapılacak görüşmeleri yürütmede biz hazırız. Bunda hiçbir sıkıntımız yok. Daha önce nasıl yaptıysak, bundan sonra da onu yapmaya hazırız. Başka yerde yapılan bütün görüşmelere de destek vermeye hazırız. Yeter ki barış gelsin. Yani iyilik sadece bizim elimizle gelmek zorunda değil. Başkasının eline de gelse, iyilik iyiliktir ve saygıya değerdir. Her türlü desteği vermeye hazırız. Yeter ki barış gelsin.” cümlelerini sarf etti. Buunla birlikte Dışişleri Bakanı Fidan, üç gün süren forumun “yoğun, nitelikli ve verimli” geçtiğini vurgulayarak, Antalya’nın bir kez daha küresel diplomasinin nabzının attığı merkez haline geldiğini ifade etti. Forum boyunca lider panelleri ve bölgesel oturumlar dâhil olmak üzere toplam 52 oturum gerçekleştirildiğini belirten Fidan, farklı formatlarda yürütülen tartışmalarla mevcut krizlerin kapsamlı şekilde ele alındığını söyledi.

Kurtulmuş’tan kritik mesaj: “Sorumluluğumuz hiç bu kadar büyük olmadı” Haber

Kurtulmuş’tan kritik mesaj: “Sorumluluğumuz hiç bu kadar büyük olmadı”

Türkiye Büyük Millet Meclisinin (TBMM) ev sahipliğinde 15-19 Nisan tarihlerinde İstanbul’da gerçekleştirilecek olan Parlamentolar Arası Birlik (PAB) 152. Genel Kurulu için geri sayım başladı. Dev zirve öncesinde PAB Yürütme Komitesi toplantısına katılan TBMM Başkanı Numan Kurtulmuş, parlamenter diplomasiye yön verecek çarpıcı açıklamalarda bulundu. "PARLAMENTOLARIN KARARLILIKLA HAREKET ETME SORUMLULUĞU HİÇ BU KADAR BÜYÜK OLMAMIŞTI" Kurtulmuş, toplantının açılışında yaptığı konuşmada, PAB 152'nci Genel Kurulu dolayısıyla kıtaların, kültürlerin ve medeniyetlerin buluşma noktası olan İstanbul'da parlamenterleri ağırlamaktan büyük memnuniyet duyduğunu söyledi. Bugün itibarıyla 77'si parlamento başkanı olmak üzere 157 delegasyonu ve 800'den fazla milletvekilini bir araya getireceklerini, bunu ev sahibi olarak hem cesaret verici hem de anlamlı bulduklarını belirten Kurtulmuş, Genel Kurulun, başarılı ve verimli geçmesi için her türlü gayreti gösterdiklerini dile getirdi. Kurtulmuş, 152'nci Genel Kurul'un temasında vurgulanan "umudu beslemek, barışı güvence altına almak ve gelecek nesiller için adaleti sağlamak" kavramlarının sadece bir özlem değil, parlamentolara emanet edilmiş bir sorumluluk olduğunu vurgulayarak, şöyle konuştu: Bu bağlamda, rolünüz özellikle önemlidir. Burada vereceğiniz rehberlik ve alacağınız kararlar, yalnızca birliğin başarısını değil, aynı zamanda parlamenter diplomasinin daha geniş kapsamlı etkisini de doğrudan etkileyecektir. Uluslararası sistemin artan belirsizlik ve karmaşık zorluklarla karşı karşıya olduğu bir dönemde, parlamentoların vizyon ve kararlılıkla hareket etme sorumluluğu hiç bu kadar büyük olmamıştı. Diyaloğumuzu artırmak, adaletsizliğe ve çatışmalara karşı sesimizi yükseltmek ve daha iyi bir dünya için yeni fikirler geliştirmek, gelecek nesillere karşı sorumluluğumuzdur. Bu nedenle Birliğimizin, barışın, demokrasinin ve çok taraflılığın savunulması ve güçlendirilmesini destekleyen güçlü mesajlar iletmek için bir fırsat olmasını umuyorum. Bu anlayışla Yürütme Komitesine toplantılarında başarılar diliyorum. Görüşmelerinizin ülkelerimiz ve işbirliğimiz için somut ve yapıcı sonuçlara yol açacağından eminim. Toplantıda, PAB Başkanı Tulia Ackson ve PAB Genel Sekreteri Martin Chungong da yer aldı.

56 ilde aynı anda düğmeye basıldı: 525 DEAŞ şüphelisi yakalandı! Haber

56 ilde aynı anda düğmeye basıldı: 525 DEAŞ şüphelisi yakalandı!

Türkiye genelinde terör örgütü DEAŞ’a yönelik son yılların en kapsamlı operasyonlarından biri gerçekleştirildi. Emniyet Genel Müdürlüğü TEM Daire Başkanlığı, İstihbarat Başkanlığı, MİT Başkanlığı ve cumhuriyet başsavcılıklarının titiz çalışmasıyla 56 ilde aynı anda harekete geçildi. Şafak vakti düzenlenen baskınlarda, aralarında arama kaydı bulunan isimlerin de olduğu 525 şüpheli gözaltına alındı. SİLAH VE BELGELER ELE GEÇİRİLDİ İçişleri Bakanlığından yapılan açıklamada, Emniyet Genel Müdürlüğü TEM Daire Başkanlığı, İstihbarat Başkanlığı, MİT Başkanlığı ve cumhuriyet başsavcılıkları koordinesinde, il emniyet müdürlükleri TEM şube müdürlüklerince DEAŞ terör örgütüne yönelik 56 ilde operasyon düzenlendiği belirtildi. Adana, Adıyaman, Ağrı, Afyonkarahisar, Amasya, Ankara, Antalya, Ardahan, Balıkesir, Batman, Bingöl, Bitlis, Bolu, Burdur, Bursa, Çanakkale, Çankırı, Çorum, Diyarbakır, Düzce, Elazığ, Erzincan, Erzurum, Eskişehir, Gaziantep, Hatay, İstanbul, İzmir, Karaman, Kastamonu, Kayseri, Kırıkkale, Kırşehir, Kilis, Kocaeli, Konya, Kütahya, Malatya, Manisa, Mardin, Mersin, Muğla, Nevşehir, Niğde, Osmaniye, Ordu, Sakarya, Samsun, Sivas, Şanlıurfa, Şırnak, Tekirdağ, Trabzon, Van, Yalova ve Yozgat'ta gerçekleştirilen operasyonlarda, haklarında arama kaydı bulunan kişilerin de aralarında bulunduğu 525 şüphelinin yakalandığı ifade edilen açıklamada, şu ifadelere yer verildi: Şüphelilerin geçmiş dönemlerde DEAŞ terör örgütü içerisinde faaliyet yürüttükleri ve örgüte finansal destek sağladıkları tespit edildi. Operasyonlar sonucunda çok sayıda silah, mühimmat, finansal varlık ile örgütsel doküman ve dijital materyal ele geçirildi. Yakalanan şüphelilerden 88'i geri gönderme merkezlerine teslim edildi. Daire Başkanlığımızı, İstihbarat Başkanlığımızı, kahraman polislerimizi, MİT Başkanlığımızı, cumhuriyet başsavcılıklarımızı ve emeği geçenleri tebrik ediyoruz.

İstanbul’da Nevruz coşkusu: "Türk Halk Kültüründe Kadın Kıyafetleri" sergisi açıldı Haber

İstanbul’da Nevruz coşkusu: "Türk Halk Kültüründe Kadın Kıyafetleri" sergisi açıldı

Türk dünyasında baharın ve yeniden doğuşun simgesi Nevruz, İstanbul’da anlamlı bir sergiyle kutlandı. Umay Ana Türk Dünyası Kadınlar Birliği ve İstanbul Üniversitesi iş birliğiyle hazırlanan “Türk Halk Kültüründe Kadın Kıyafetleri” sergisi, Türkistan bozkırlarından Kırım’a uzanan kadim mirası Topkapı Kültür Mahallesi’ndeki Yörük Otağı’nda sanatseverlerle buluşturdu. İstanbul Büyükşehir Belediyesinin ev sahipliğinde kapılarını açan sergi, Türk kültür coğrafyasının en zarif ve köklü örneklerini bir araya getirdi. Kadın kıyafetleri ve başlıklarının merkezde olduğu seçki, ziyaretçileri Türk dünyasının derinliklerine doğru kültürel bir yolculuğa çıkardı. Sergiyle ilgili Kırım Haber Ajansına (QHA) konuşan Umay Ana Türk Dünyası Kadınlar Birliği Başkanı Prof. Dr. Muallâ Uydu Yücel, “Bugün Türk tarihinin çok önemli günlerinden birini yaşıyoruz. Yeni günü, yani Nevruz'u yaşıyoruz ve kutluyoruz. Bu münasebetle de yine biz de kendi birliğimize uygun bir şekilde İstanbul Büyükşehir Belediyesinin konukseverliğinde Türk kültüründe kadın kıyafetlerini hazırladık. Bu koleksiyonun hazırlanmasında özellikle birliğimiz içerisindeki kadınlarımız bize büyük destek verdiler. Zira kadının aslında biz buna sessiz dili diyoruz. Kadını hayatının her aşamasında yaşadıklarını motiflere, sembollere dökmüştür, kıyafetlere dökmüştür ve bu şekilde kendisini betimlemiştir. Biz de geçmişten devraldığımız bu kültürel mirasımızı gelecek nesillere attırmak için önümüzden gelen her türlü gayreti Umayana Türk Dünyası Kadınlar Birliği olarak göstermeye çalışıyoruz.” dedi. Ayrıca Kırım’ın bağımsızlığına olan inancını, “Bir gün mutlaka ama mutlaka Kırım'ın bağımsız olacağına canı yürekten inanıyorum.” sözleriyle vurgulayan Yücel, bu özel günde kendilerini yalnız bırakmayan katılımcılara ve QHA'ya teşekkürlerini sundu. Serginin küratörlüğünü üstlenen Özlem Özer Tuğal ise hazırlık sürecinde geleneksel yöntemlerden ödün vermeden modern dokunuşları harmanladıklarını vurguladı. Yörük Otağı’nın tarihsel atmosferinde sergilenen koleksiyonun kapsamı hakkında bilgi veren Tuğal, şunları kaydetti: “Koleksiyonumuzun bir bölümünü oluşturan Kırgız, Kazak, Özbek, Azerbaycan, Türkmenistan, Kırım Tatarı, Irak Türkmeni ve Gagauz kadın kıyafetleri ile başlıkları ve seramik kadın başlıkları yer alıyor. Sanatın birleştirici ve toplumu geliştirici gücünü göz önünde bulundurduğumuzda; köklü geleneklerimizin sanatla harmanlanarak gelecek nesillere aktarılmasında bu tür etkinliklerin son derece önemli olduğunu düşünüyoruz.” şeklinde konuştu. Nevruz bayramının enerjisiyle birleşen etkinlik, Türk halk kültüründe kadının sadece bir figür değil, aynı zamanda toplumun en güçlü kültürel taşıyıcısı ve hikaye anlatıcısı olduğunu bir kez daha kanıtladı.

Türkiye’nin denizlerinde temizlik seferberliği: 325 bin ton atık bertaraf edildi Haber

Türkiye’nin denizlerinde temizlik seferberliği: 325 bin ton atık bertaraf edildi

Türkiye genelinde deniz kirliliğiyle mücadele kapsamında yürütülen çalışmalarla 28 kıyı ilinde 325 bin ton atık temizlendi, denizlerde izleme ve denetim faaliyetleri artırıldı. Anadolu Ajansı (AA) muhabirinin, Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığının 2025 Yılı İdare Faaliyet Raporu'ndan derlediği bilgilere göre, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın eşi Emine Erdoğan'ın himayelerinde 10 Haziran 2019'da başlatılan "Sıfır Atık Mavi Hareketi" kapsamında yürütülen çalışmalar, "Deniz Çöpleri İl Eylem Planları" doğrultusunda aralıksız sürdürülüyor. Çalışmalarla deniz kirliliğinin azaltılması, atıkların kaynağında önlenmesi ve toplumsal farkındalığın artırılması hedeflenirken, sahada temizlik faaliyetlerinin yanı sıra eğitim ve iletişim kampanyaları da yürütülüyor. Bu kapsamda denize kıyısı bulunan 28 ilde deniz yüzeyi, kıyı şeridi ve deniz tabanında yürütülen çalışmalarla bugüne kadar 325 bin ton atık toplanarak, bertaraf edildi. ATIK SU ARITMA TESİSLERİ 7 GÜN 24 SAAT ÇEVRİM İÇİ İZLENİYOR Marmara Denizi'nde izleme noktası sayısı 150'ye çıkarıldı. Bin metreküp ve üzeri kapasiteye sahip tüm atık su arıtma tesisleri 7 gün 24 saat çevrim içi izleniyor. İzmit Körfezi'nde yürütülen çalışmalar kapsamında 1 milyon 850 bin metrekare denizel alan tarandı, 1 milyon 620 bin metreküp dip çamuru Marmara Denizi'nden uzaklaştırıldı. Bu çalışma Avrupa'nın en kapsamlı çevre ve denizcilik projeleri arasında yer alıyor. Başta Marmara Denizi olmak üzere tüm denizlerde kara ve deniz kaynaklı kirleticilere karşı mücadele sürdürülerek, su kalitesinin artırılması hedefleniyor. KARADAN GELEN KİRLİLİK, DERELERLE DENİZE TAŞINIYOR Deniz kirliliğinin önemli bölümünü kara kaynaklı unsurlar oluştururken, özellikle kentsel atık suların deşarj edildiği dereler kirlilik yükünü doğrudan denizlere taşıyor. Bu nedenle denize dökülen akarsuların konumları ve taşıdıkları kirlilik yüküne ilişkin tespit çalışmaları yürütülüyor. Bu kapsamda İstanbul'da dere ve nehir ağızlarında temizlik çalışmaları sürdürülüyor. Kentin su kaynakları arasında yer alan Terkos, Büyükçekmece ve Küçükçekmece gölleri de kirlilik açısından hassas alanlar arasında bulunuyor. Küçükçekmece ve Büyükçekmece göllerinin denizle temasları nedeniyle tuzlu, Terkos Gölü'nün ise tatlı su kaynağı olması bu alanların korunmasını daha da önemli hale getiriyor. İstanbul'da deniz çöplerinin hareketliliğinde poyraz ve lodos rüzgarları belirleyici oluyor. Rüzgar yönüne göre atıkların birikeceği alanlar öngörülebiliyor ve bu doğrultuda rüzgar haritaları oluşturuluyor. Deniz taşımacılığı ve balıkçılık faaliyetleri de kirlilikte öne çıkan unsurlar arasında yer alıyor. Gemilerde ve limanlarda kullanılan ömrünü tamamlamış lastiklerin denize bırakılması ile balıkçılık faaliyetleri sırasında terk edilen av araçları, deniz tabanında kirliliğe yol açıyor.

İstanbul’da diplomasi ve sanat Ukrayna için buluştu: "Savaşın Yolu: Irpin" belgeseliyle topyekûn işgalinin 4. yılı anıldı Haber

İstanbul’da diplomasi ve sanat Ukrayna için buluştu: "Savaşın Yolu: Irpin" belgeseliyle topyekûn işgalinin 4. yılı anıldı

Rusya’nın Ukrayna’yı topyekûn işgal girişiminin dördüncü yıl dönümünde; Moldova, Ukrayna ve Fransa’nın İstanbul başkonsoloslukları anlamlı bir dayanışma etkinliğine imza attı. Fransız Enstitüsü’nde 25 Şubat’ta düzenlenen programda, savaşın dehşetini ve Ukrayna halkının direnişini konu alan Moldova yapımı "Savaşın Yolu: Irpin" (The Path of War: Irpin) belgeseli izleyicilerle buluştu. Etkinliğe diplomatik misyon temsilcileri, gazeteciler ve çok sayıda davetli katıldı. Etkinliğin açılışında konuşan Fransa’nın İstanbul Başkonsolos Yardımcısı Marie Guile, Rusya’nın "yasa dışı ve acımasız saldırganlığını" en sert şekilde kınadıklarını belirtti. 1945’ten bu yana Avrupa topraklarındaki en ağır çatışmanın yaşandığını vurgulayan Guile, Fransa ve Avrupa Birliği’nin (AB) Ukrayna’ya siyasi, ekonomik ve askeri desteğinin artarak süreceğini ifade etti. Guile, konuşmasında ayrıca savaş bölgelerinde hayatını kaybeden, aralarında Fransızların da bulunduğu gazetecileri anarak; "Gerçekleri dünyaya anlatan basın mensuplarının cesareti önünde saygıyla eğiliyoruz" dedi. ROMAN NEDİLSKIY: MÜCADELEMİZ HAKİKAT VE İNSAN ONURU İÇİN Ukrayna’nın İstanbul Başkonsolosu Roman Nedilskıy, 24 Şubat 2022’nin Avrupa tarihini kökten değiştirdiğini ve bu saldırının özgürlük değerlerine bir suikast olduğunu söyledi. Nedilskıy, gösterimi yapılan "Savaşın Yolu: Irpin" belgeselinin, işgal sırasında işlenen savaş suçlarını belgelediğini ancak aynı zamanda Ukrayna halkının küllerinden doğma iradesini de gösterdiğini belirtti. Moldova ile AB yolunda ortak bir kadere sahip olduklarını ifade eden Başkonsolos, “Bu dört yıl boyunca Ukrayna dimdik ayakta kaldı. Savunucularının cesareti, halkının birliği, uluslararası ortaklarının desteği ve adalete olan sarsılmaz inancı sayesinde direndi. Ancak mücadelemiz yalnızca cephede değil; aynı zamanda hafıza, hakikat ve insan onuru için verilen bir mücadeledir.” dedi. SERGİU GURDUZA: BARBARCA MUAMELEYİ ASLA UNUTMAYACAĞIZ Moldova Başkonsolosu Sergiu Gurduza ise Rusya’nın saldırısını "yasa dışı ve haksız bir savaş" olarak nitelendirerek Ukrayna halkının tüm dünyaya ilham verdiğini dile getirdi. Rus saldırganlığını sert bir dille eleştiren Gurduza, “Esaret altında kötü muameleye maruz kalan, aşağılanan savaş esirlerinin barbarca gördüğü muameleyi de unutmayacağız. Rusya’nın Ukrayna’ya karşı işlediği dehşet verici suçları tarif etmek için kelimeler yetersiz kalıyor. Saldırgan Rusya, özellikle Ukraynalı çocuklar için sivil yaşamın temel koşullarını sistematik biçimde yok etmiş, en genç nesil üzerinde derin ve kalıcı etkiler bırakmıştır. Bu suçların cezasız kalmasına izin verilmemelidir. Ukrayna adil bir barışı hak ediyor.” ifadelerini kullandı. İRPİN’İN YIKIMI VE DİRENİŞİ BEYAZ PERDEDE Konuşmaların ardından belgeseli hazırlayan Moldovalı gazeteciler Andrei Captarenco ve Viorica Tataru, sahneye çıkarak "Savaşın Yolu: Irpin" filminin zorlu çekim süreci ve tanıklık ettikleri olaylar hakkında izleyicilere bilgi verdi. Ardından gösterimi yapılan belgeselde; İrpin şehrindeki ağır sivil kayıpları, altyapıda meydana gelen yıkım ve tüm bu felaketlere rağmen Ukrayna halkının sergilediği sarsılmaz toplumsal dayanıklılık gözler önüne serildi.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.