SON DAKİKA
Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#İstanbul

QHA - Kırım Haber Ajansı - İstanbul haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, İstanbul haber sayfasında canlı gelişmelerle ulaşabilirsiniz.

İstanbul’da Kırım davasına ithaf edilen anlamlı tanıtım etkinliği Haber

İstanbul’da Kırım davasına ithaf edilen anlamlı tanıtım etkinliği

İstanbul, Kırım Tatar halkının kimlik, kültür ve vatan mücadelesini edebiyat dünyasıyla buluşturan önemli bir tanıtım toplantısına ev sahipliği yapıyor. AYA Sanat ve Düşünce Vakfı tarafından organizasyonu üstlenilen programda, Dr. Ramazan Arıtürk’ün kaleme aldığı "Vatan Yahut Kırım" kitabı ile Karabatak dergisinin hazırladığı "Kırım Özel Sayısı" okurların beğenisine sunulacak. Bağlarbaşı’ndaki AYA Vakfı Merkezi’nde 3 Ekim saat 16.00’da gerçekleştirilecek olan programa, Kırım Tatar Millî Meclisi (KTMM) Türkiye Temsilcisi ve Emel Kırım Vakfı Başkanı Zafer Karatay ile şair ve yazar Ali Ural konuşmacı olarak katılacak. 1990’LARIN KIRIM’INDA BİR GÖNÜLLÜNÜN MÜCADELESİ Dr. Ramazan Arıtürk’ün bizzat yaşadığı hatıralardan yola çıkarak kaleme aldığı "Vatan Yahut Kırım", Kırım Tatarlarının sürgün dönemi sonrasında, 1990’lı yılların başında kitleler halinde öz imkânlarıyla vatanlarına dönmeye ve yeniden kök salmaya başladığı tarihi dönemi konu alıyor. Kitap, 1993 sonbaharında henüz 24 yaşında gönüllü bir genç olarak Kırım’a giden Arıtürk’ün, uzun yıllar boyunca dini, millî ve kültürel değerleri yok edilmek istenen Kırım Tatar halkına ecdat mirasını ve kimliğini yeniden hatırlatma gayretini anlatıyor. Eser, silahsız ve bombasız; yalnızca tarih bilinci, inanç ve manevi değerlerle yürütülen destansı bir varoluş mücadelesini gözler önüne seriyor.

100 yıllık sinema mirası ödüllerle taçlandı: 1. Uluslararası Kırım Film Festivali sona erdi! Haber

100 yıllık sinema mirası ödüllerle taçlandı: 1. Uluslararası Kırım Film Festivali sona erdi!

Emel Kırım Vakfı tarafından Türkiye Cumhuriyeti Kültür ve Turizm Bakanlığı, Türk İşbirliği ve Koordinasyon Ajansı Başkanlığı (TİKA), Yurtdışı Türkler ve Akraba Topluluklar Başkanlığı (YTB) ve Sinema Genel Müdürlüğünün destekleriyle düzenlenen 1. Uluslararası Kırım Film Festivali, İstanbul Atlas 1948 Sineması’nda gerçekleştirilen özel gösterimler, kapanış konuşmaları ve görkemli ödül töreniyle tamamlandı. Üç gün boyunca Kırım Tatar halkının sürgün, vatan özlemi, kimlik ve insan hakları mücadelesini beyaz perdeye taşıyan organizasyon, 100 yıllık Kırım Tatar sinema mirasını geleceğe aktarma vizyonuyla büyük bir başarıya imza attı. Kapanış ve ödül törenine Kırım Tatar halkının millî lideri ve Ukrayna Milletvekili Mustafa Abdülcemil Kırımoğlu ve eşi Safinar Cemileva da katılarak sinemaseverlerin ve organizasyon ekibinin heyecanına ortak oldu. Ödül töreninde konuşan Festival Yönetmeni Neşe Sarısoy Karatay, gösterilen filmlerin toplumsal bellek oluşturmadaki kritik rolüne dikkat çekerek şunları kaydetti: Üç gün boyunca izlediğimiz filmler bize bir kez daha gösterdi ki Kırım Tatar sineması yalnızca bir sanat alanı değil, aynı zamanda bir hafıza alanıdır. Bu festival boyunca sürgünü, vatan özlemini, kimliği, dili, inancı, kültürel mirası, dönüş idealini ve bir halkın var olma mücadelesini anlatan eserlerle buluştuk. Yönetmenlerimizin ve sinemacılarımızın ortak kaygısı; kaybolma tehlikesiyle karşı karşıya kalan gelenekleri, hatıraları, tanıklıkları ve kültürel değerleri kayıt altına almak, gelecek kuşaklara ulaştırmaktır. Çünkü bir halkın hafızası korunduğu sürece kültürü de yaşamaya devam eder. Bu filmler, yalnızca geçmişin acılarını anlatan eserler değil; aynı zamanda geleceğe bırakılmış güçlü birer kültürel emanettir. Ancak inanıyorum ki Kırım Tatar sinemasının geleceği yalnızca sürgünü, işgali ve mücadeleyi anlatan filmlerden ibaret olmayacaktır. Bir gün Kırım Tatarları kendi vatanlarında özgürce yaşadıklarında, sinemaları da hayatın bütün renklerini anlatacaktır. Aşkları, sevinçleri, çocuklukları, hayalleri, komedileri ve gündelik yaşamları da beyaz perdeye yansıyacaktır. Bu festival boyunca gördüğümüz yoğun ilgi, dolup taşan salonlar ve her yaştan izleyicinin duygusal ve düşünsel katılımı bize büyük bir umut verdi. En önemlisi de farklı ülkelerden, farklı kuşaklardan Kırım Tatarlarını ortak bir kültürel ve sanatsal zeminde buluşturmayı başardık. Eğer bu üç günün sonunda yeni dostluklar kurulmuş, yeni projelerin tohumları atılmış, yeni filmlerin yapılmasını teşvik ettiysek ve Kırım Tatar sinemasının geleceğine dair ortak bir heyecan oluşmuşsa, 1. Uluslararası Kırım Film Günleri amacına ulaşmış demektir. Hepinize teşekkür ediyor, gelecek yıllarda yeniden buluşmayı diliyorum. Sarısoy Karatay ayrıca, organizasyonun mutfağında aylar boyunca büyük bir özveriyle çalışan genç ve gönüllü ekibe özel olarak teşekkür edilerek Elif Bağış Çolpan, Vahide Fidan Doğan, Büşra Kayar, Özge Kandemir Temizel, Melike Kandemir, İrem Duran, Burak Bilgin, Erman Çeliker ve Ömer Tuğrul sahneye davet ederek onlara teşekkür belgeleri takdim etti. "SİNEMA MİRASIMIZ AĞIR BEDELLERLE BUGÜNE ULAŞTI" Festivalin kapanış törenine katılan Kırım Tatar halkının millî lideri ve Ukrayna Milletvekili Kırımoğlu, organizasyonun önemine dikkat çekerek işgal ve savaş şartlarına rağmen üretilen eserlerin millî varoluş mücadelesindeki değerini vurguladı. Kırımoğlu, 1926 yapımı Alim filmiyle başlayan Kırım Tatar sinema serüveninin büyük trajedilerle kesintiye uğratıldığını hatırlattı. Hüseyin Badaniski’nin kurşuna dizildiğini, Ömer İpçi’nin hapishanelere atıldığını ve başrol oyuncusu Hayri Emirzade’nin 1958 yılında sefalet içinde hayatını kaybettiğini belirten millî lider, Kırım Tatarlarının sürgün sonrası dağıldığı topraklarda yeniden toparlanarak uzun süren bir aradan sonra sinema üretimine geçtiğini ifade etti. Son yıllarda Haytarma ve Hıdır Dede gibi son derece değerli, anlamlı ve ses getiren filmlerin çekildiğini söyleyen Kırımoğlu, bu festivalin gelecek organizasyonlar için güçlü bir başlangıç teşkil ettiğini dile getirdi. Mevcut işgal ve savaş koşullarında film üretmenin zorluklarına değinen Kırımoğlu, Kırım’ın işgalden kurtarılmasının bölgesel ve küresel dengeler açısından taşıdığı kritik rolü şu sözlerle altını çizdi: Şimdi işgal altındaki Kırım’da ve bombardıman altındaki Kıyiv’de film çekmek elbette kolay değil. Ancak umut ediyoruz ki çok yakın zamanda bu savaş bitecek ve Kırım Tatar halkı kendi öz toprağında yeniden hür iradesiyle yaşayacak. ONUR ÖDÜLLERİ VE EN İYİ FİLM ÖDÜLÜ SAHİPLERİNİ BULDU Festivalin ödül töreninde ise Kırım millî davasına ve kültürüne katkı sunan isimler ile öne çıkan eserler ödüllendirildi. Kırım Tatar millî mücadelesine sundukları tarihî katkılardan dolayı Kırım Tatar halkının millî lideri Kırımoğlu’nun eşi ve Kırım Tatar millî hareketinin emektarı Safinar Cemileva'ya ve Uluslararası Kırım Komitesi (ICC) Başkanı İnci Bowman’a "Kırım Millî Davası Onur Ödülü" takdim edildi. Jüri Özel Ödülü kategorisindeki "Ervin İbragimov İnsan Hakları Ödülü" yönetmen Elmaz Asan’ın "Yangan Yürek" belgeseline verildi. Jüri değerlendirmesi sonucunda festivalin en prestijli ödülü olan "En İyi Belgesel Film Ödülü" ise Ukrainler ve Kırım Tatarları arasındaki tarihsel bağları ile toplumsal hafızayı ele alan yönetmen Kristina Paşın (Christina Paschyn) imzalı "Belleğe Kazınmış" (Etched in Memory) yapımına gitti. "KIRIM TATARLARININ DİRENİŞİNİ VE İNSANİ MÜCADELESİNİ ANLATIYORUZ" Yönetmen Pasçın, törenin ardından yaptığı açıklamada kazandığı ödülden ve Kırım Tatarlarının mücadelesini beyaz perdeye taşımaktan büyük gurur duyduğunu ifade ederek şu ifadelere yer verdi: Belgeselimiz, Kırım Tatarlarının bu savaşta yalnızca Ukrayna’yı desteklemekle kalmayıp mültecilere nasıl yardım ettiklerini, Kırım’daki Rus hapishanelerinde tutulan siyasi tutsakların serbest bırakılması için verdikleri mücadeleyi ve savaş şartlarında hayatta kalma çabalarını anlatıyor. Bu hikâyeyi dünyaya duyurabildiğim için gerçekten büyük bir onur duyuyorum Festival seçkisinde birbirinden nitelikli ve etkileyici yapımların yer aldığına dikkat çeken ABD'li yönetmen, ödül heyecanını şu sözlerle paylaştı: Bugün Kırım Film Festivali’nde En İyi Belgesel Ödülü’nü kazanmak benim için büyük bir onur oldu. Festivalde o kadar muhteşem filmler vardı ki hepsine hayran kaldım. Bu ödülle takdir edilmek benim için büyük bir sürpriz ve tarifsiz bir gurur kaynağı. Organizasyonda emeği geçen herkese yürekten teşekkür ederim.

1. Uluslararası Kırım Film Festivali’nde ikinci gün: AKM Yeşilçam Sineması’nda belgesel rüzgarı Haber

1. Uluslararası Kırım Film Festivali’nde ikinci gün: AKM Yeşilçam Sineması’nda belgesel rüzgarı

İstanbul’da gerçekleştirilen 1. Uluslararası Kırım Film Festivali, ikinci gününde Atatürk Kültür Merkezi (AKM) Yeşilçam Sineması’nda düzenlenen uluslararası yarışma gösterimleri ve yönetmen söyleşileriyle devam etti. Kırım Tatar medeniyeti, tarihi ve kültürel hafızasına odaklanan festivalin ikinci gününde, yarışma seçkisinde yer alan sekiz belgesel sinemaseverlerle buluşarak yoğun etkileşim ve duygu dolu anlara sahne oldu. Günün programında "70 Yaşında Bir Çınar: Kırım Türkleri Kültür ve Yardımlaşma Derneği", "Anavatana Yemin", "Belleğe Kazınmış", "Gaspıralı Beg İsmail", "Qandım, Yürek Ateş Gibi Yanganda", "Rüzgar Dönüyor", "Sönmeyen Ateş" ve "Yangan Yürek" adlı belgesel yapımlar yer aldı. FESTİVAL YÖNETMENİ NEŞE SARISOY KARATAY: AMACIMIZ GÖRSEL LİTERATÜRLE FARKINDALIK YARATMAK İkinci günün ardından organizasyonun gidişatını Kırım Haber Ajansına (QHA) değerlendiren 1. Uluslararası Kırım Film Festivali Yönetmeni Neşe Sarısoy Karatay, seyirci katılımından ve geri dönüşlerden büyük memnuniyet duyduklarını ifade etti. Günümüz çağında görsel anlatımın toplumsal hafıza oluşturmadaki gücüne dikkat çeken Karatay, şu açıklamalarda bulundu: Festivalimizin ikinci gününde yine içerikleri çok yüklü ve anlamlı yarışma filmlerimizle yolumuza devam ediyoruz. Amacımız Kırım Tatar medeniyeti ve kültürü üzerine farkındalık yaratmak ve onu insanlara görsel olarak anlatmak. Günümüzde insanlar okumaktan ziyade sinema salonunda toplu halde izlediklerinde çok daha güçlü bir etkileşim kuruyor ve derin duygular hissediyor. Temamız Kırım ve Kırım Tatarları olduğu için üretimi zor olan bu alanda kısa film kategorisinde başvuran 'Son Arif' ve 'Unutulanların Hikayesi' gibi eserleri yarışma dışı gösterim seçkisine aldık. Ayrıca yapay zekâ kategorisinde üretilen filmlere de yer verdik. Normal şartlarda bir yönetmen olarak bu yaklaşıma mesafeli olsam da yapay zekânın üretim kolaylığı sağlaması ve en önemlisi Kırım’ın hikâyesini, Kırım Tatarlarının mücadelesini dünyaya duyurma misyonumuzu desteklemesi nedeniyle bu kategorideki yapımlara da kapılarımızı açtık. YÖNETMEN KRİSTİNA PASÇIN: BU BİZİM MANEVİ PRÖMİYERİMİZ Yarışma seçkisinde yer alan "Belleğe Kazınmış" belgeselinin yönetmeni Kristina Pasçın (Christina Paschyn), festivalde yer almaktan gurur duyduğunu belirterek organizasyonun profesyonelliğine ve film kalitesine övgüde bulundu. Pasçın, duygularını şu sözlerle dile getirdi: Bu gösterim bizim için adeta manevî bir prömiyer oldu. Ukraynalılar ile Kırım Tatarları arasındaki dayanışmanın güçlendiğini görmek umut verici. Eğer Kırım Tatarları hakkında üçüncü bir film yapacak olursam, bunun Rus işgalinden kurtarılmış, özgürlüğüne kavuşmuş ve yeniden Ukrayna’ya katılmış bir Kırım’da olmasını yürekten diliyorum. Böyle profesyonel ve anlamlı bir festivalin parçası olmaktan gurur duyuyorum. YÖNETMEN TUNÇ BORAN: HİKAYELERİMİZİ GÖRSELLEŞTİRMEK ZORUNDAYIZ Kırım Tatar sinemasının 100. yılında böyle bir organizasyonun hayata geçirilmesinin millî kimliğe büyük katkı sunduğunu vurgulayan yönetmen Tunç Boran ise festivalin tarihi önemine değindi. Boran, Kırım Tatar sinemacılarının kendi anlatılarını kurması gerektiğini belirterek şunları söyledi: Artık hikayelerimizi görselleştirmeye, gerek Kırım'da, gerek dünyanın herhangi bir yerinde yaşayan Kırım Tatarlarının kendi hikayelerini anlatması gerektiğine inanıyorum.Ve tabi ki sinema, kendimizi, hikayelerimizi anlatmak için çok büyük bir araç ve önemli bir araç. Eğer sinema vasıtasıyla hikayelerimizi anlatırsak dünyaya varlığımızı, kimliğimizi ve kültürümüzü daha kolay ifade edebileceğimize inanıyorum. Burada bulunmaktan çok mutluyum. Böylesi bir organizasyonun ilki içinde olmak ve filmimin de burada göstermiş olması hakikaten benim için dünyalara bedel. Çünkü Kırım'a dair herhangi bir şeyin içerisinde olmak benim için, bütün aile için büyük bir bir sevinç. YÖNETMEN ERNES SARIHALİL: "KIRIM TATAR YÖNETMENLERİ TEŞVİK EDEN BİR ETKİNLİK" Yönetmen Ernes Sarıhalil ise organizatörlerin çok önemli bir geleneğe imza attığını belirterek, "Bu festival, Kırım Tatar film ve belgesel yönetmenlerini teşvik eden son derece motive edici bir etkinlik. Dünyanın farklı yerlerinde yaşayan Kırım Tatarlarına bir araya gelme, birleşme, birbirimizi daha iyi anlama ve kendi anlatılarımızı oluşturma olanağı tanıyor." değerlendirmesinde bulundu. Festival, üçüncü gününde Atlas 1948 Sineması’nda gerçekleştirilecek özel gösterimler, yapay zeka kategorisindeki projeler, kısa film seçkileri ve kapanış programıyla sona erecek.

Kırım Tatar sinemasının yüz yıllık mirası İstanbul’da perdeye taşındı: 1. Uluslararası Kırım Film Festivali’nin ilk günü sona erdi Haber

Kırım Tatar sinemasının yüz yıllık mirası İstanbul’da perdeye taşındı: 1. Uluslararası Kırım Film Festivali’nin ilk günü sona erdi

Kırım Tatar sanatını, tarihini, kültürel varoluşunu ve güncel meselelerini sinema sanatı üzerinden dünyaya duyurmayı amaçlayan 1. Uluslararası Kırım Film Festivali, İstanbul Atlas 1948 Sineması’nda gerçekleştirilen açılış töreni ve yoğun katılımlı gösterimlerin ardından ilk gününü geride bıraktı. Türkiye Cumhuriyeti Kültür ve Turizm Bakanlığı, Türk İşbirliği ve Koordinasyon Ajansı Başkanlığı (TİKA), Yurtdışı Türkler ve Akraba Topluluklar Başkanlığı (YTB) ve Kültür ve Turizm Bakanlığı Sinema Genel Müdürlüğünün destekleriyle Emel Kırım Vakfı tarafından hayata geçirilen organizasyon, "Kırım Tatar Sinemasının 100 Yılı" ana temasıyla sinemaseverleri ilk gün programında bir araya getirdi. Festivalin tarihi açılışı, 1926 yılında SSCB döneminde çekilen, yönetmenliğini George Tasin’in üstlendiği, başrolünde Hayri Emirzade’nin oynadığı ve sanat yönetmenliğini Hüseyin Badaniski’nin yaptığı sessiz sinema döneminin öncü yapıtı "Alim" (Aydamak) filminin gösterimiyle yapıldı. Açılış programı kapsamında ayrıca, Kırım Tatar Millî Meclisi (KTMM) Türkiye Temsilcisi ve Emel Kırım Vakfı Başkanı Zafer Karatay’ın yönettiği "Cengiz Dağcı" belgeseli ile Dilaver Dvaciyev'in "Kırım Tatar Doğum Merasimleri" ve Batır Baişev’in “Eza” filmi izleyiciyle buluştu. "KÜLTÜR VE MEDENİYET KURUMLARDA DEĞİL, BELLEKLERDE YAŞAR" Açılış konuşmasını gerçekleştiren Festival Yönetmeni Neşe Sarısoy Karatay, Kırım Tatar sinemasının 100 yıllık geçmişini gün yüzüne çıkarmanın zahmetli ancak tarihi bir sorumluluk olduğunu ifade etti. Kırım Tatar sinema tarihinin yalnızca filmlerden ibaret olmadığını, aynı zamanda sürgünlerin, kayıpların ve kültürel varoluş mücadelesinin bir özeti olduğunu belirten Karatay, şu ifadeleri kullandı: Bu yolculuk, 1926 yılında George Tasin’in yönettiği, Hayri Emirzade’nin başrolünde oynadığı ve Hüseyin Badaniski’nin sanat yönetmenliğini üstlendiği yoksulların ve mazlumların koruyucusu Kırım Tatar halk kahramanını anlatan “Alim” filmiyle başladı. Sessiz sinema döneminin bu öncü yapıtından bugüne uzanan yüz yıllık süreç, bir halkın tarihini, kültürünü, sürgününü ve mücadelesini beyaz perdeye taşıyan sayısız esere tanıklık etti. Kırım Tatar sineması, 1944 Kırım Tatar Sürgünü ile ağır bir kesintiye uğradı. Bir halk anayurdundan koparılmış, kültürel üretim alanları dağıtılmış, sanatının izleri silinmeye, tarihe gömülmeye çalışılmıştı. Ancak hafıza bütünüyle yok olmadı… Kimi zaman bir şarkıda, bir fotoğrafta, bir film karesinde ya da bir tanığın titrek sesinde yaşamaya devam etti. 1. Uluslararası Kırım Film Günleri'ni hazırlarken bizler de işte bu izlerin peşine düştük. Unutulmuş filmlerin izlerini sürdük, dağılmış parçaları bir araya getirmeye çalıştık. Bu festival, yalnızca filmleri bir araya getiren bir etkinlik değil; aynı zamanda kaybolmaya yüz tutmuş bir sinema mirasını yeniden görünür kılma çabasının ürünüdür. Bu arayışın bizim için ayrı bir anlamı da vardır. 32 yılı aşkın süredir Zafer Karatay ile birlikte ürettiğimiz belgeseller, kayıt altına aldığımız tanıklıklar ve ulaştığımız arşivlerle Kırım Tatar halkının kültürel tarihini ve görsel belleğini korumaya çalıştık. Bugün geriye baktığımızda, yalnızca bu tarihin araştırmacıları değil, aynı zamanda onun tanıkları ve paydaş üreticileri olduğumuzu görüyoruz. Kırım Tatar sinemasının var olduğunu biliyorduk. Bu çalışmalar sırasında onun yüz yıllık bir geçmişe sahip olduğunu tespit ettik, izlerini bir araya getirdik ve adını koyduk. Bir halk anayurdundan sürülebilir, toprağı işgal edilebilir, kurumları dağıtılabilir, okulları ve kültür bakanlıkları olmayabilir. Ancak kültür ve medeniyet kurumlarda değil, belleklerde yaşamaya devam eder. Kırım Tatarlarının da yalnızca edebiyatı, müziği ve folkloru değil; yüz yıllık bir sinema mirası da vardır. Bu festival, o mirasın görünür kılınması ve hak ettiği yerde değerlendirilmesi için atılmış bir adımdır.” "TEMELİNİ İSTANBUL’DA ATTIĞIMIZ BU FESTİVAL BİR GÜN ÖZGÜR KIRIM’DA YAPILACAK" Gösterimler öncesinde söz alan KTMM Türkiye Temsilcisi ve Emel Kırım Vakfı Başkanı Zafer Karatay, organizasyonun hayata geçirilmesindeki katkılarından dolayı Kültür ve Turizm Bakan Yardımcısı Dr. Serdar Çam, TİKA Başkanı Abdullah Eren, YTB Başkanı Abdulhadi Turus ve Sinema Genel Müdürlüğü yetkililerine teşekkür etti. Projeyi ilk sunduklarında kurumların büyük bir heyecanla "kültür diplomasisi" vurgusu yaparak destek verdiğini belirten Karatay, konuşmasını şöyle sürdürdü: Gönül isterdi ki Kırım Tatar sinemasının 100. yılında böyle bir etkinlik güzel Kırım’da, o filmlerin çekildiği tarihi mekanlarda yapılsın. Ancak Kırım’ın içinde bulunduğu işgal şartları buna izin vermedi. İnşallah bir gün Kırım’daki Rus işgali bitecek, bu durum ebediyen sürmeyecek. Biz bugün İstanbul'da bu festivalin temelini atıyoruz; yarın yollar açıldığında bu organizasyon uluslararası boyutta özgür Kırım’da gerçekleştirilecek. Bütün zor şartlara rağmen Kırım’da dilimizi, kültürümüzü, medeniyetimizi canlı tutmak için, oradaki çocuklarımızın geleceklerini ve ana dillerini unutmamaları, milli kimliklerini unutmamaları için çok yoğun çaba gösteriyorlar. Ve biz onların bu çabalarını takdirle karşılıyoruz. Karatay, festival davetine 2024-2026 yılları arasında üretilmiş yaklaşık 30 eserin başvurduğunu, yapılan titiz değerlendirmeler sonucunda Kırım Tatar tarihi, kimliği ve toplumsal hafızasıyla doğrudan ilişkili 16 belgesel filmin yarışma seçkisine kabul edildiğini aktardı. Yapay zekâ destekli projelerin ve diğer kategorilerdeki sınırlı sayıdaki yapımların ise özel gösterimlerle izleyiciye sunulacağını belirtti. ÜÇ GÜNLÜK ZENGİN PROGRAM Kırım Tatar halkının sürgün, kimlik, aidiyet ve direniş hafızasını beyaz perdeye taşıyan 1. Uluslararası Kırım Film Festivali, 18 Eylül’de AKM Yeşilçam Sineması’nda ve 19 Eylül’de yeniden Atlas 1948 Sineması’nda gerçekleştirilecek uluslararası yarışma gösterimleri, jüri değerlendirmeleri ve özel gösterim seçkileriyle devam edecek.

İstanbul’da Bağımsızlık Günü coşkusu: Ukrayna Parkı’nda hayır etkinliği düzenlendi Haber

İstanbul’da Bağımsızlık Günü coşkusu: Ukrayna Parkı’nda hayır etkinliği düzenlendi

Ukrayna’nın İstanbul Başkonsolosluğu, Ukrayna Bayrak Günü ve Bağımsızlık Günü vesilesiyle İstanbul’un Yeşilköy semtinde bulunan Ukrayna Parkı’nda geniş katılımlı bir hayır etkinliğine ev sahipliği yaptı. 23 Ağustos tarihinde düzenlenen programa Ukrainler, Kırım Tatarları ve çok sayıda davetli katıldı. Etkinlik kapsamında Ukrayna şarkıları dinletileri, atölye çalışmaları, özel fotoğraf alanları ve yardım amaçlı bir kermes gerçekleştirildi. BAŞKONSOLOS FİLATOV: "BAYRAĞIMIZ DİRENİŞİN SEMBOLÜ OLDU" Programın açılış konuşmasını yapan Ukrayna’nın İstanbul Başkonsolosu Hıorhıy Filatov, 23 Ağustos’ta Ukrayna Bayrak Günü’nün ve 24 Ağustos’ta ise Ukrayna Bağımsızlık Günün’nün kutlandığını, bu günlerde Ukrayna Parkı’nda bir araya gelmenin güzel bir gelenek hâline geldiğini belirterek şu ifadeleri kullandı: Ukrayna Bayrağı bugün tüm dünyada tanınıyor; özgürlüğün, Ukrayna halkının direnişinin ve mücadelesinin sembolü hâline geldi. Ukrayna’nın bağımsızlığı için ödediği büyük bedeli hepimiz biliyoruz. Bu vesileyle vatanı için savaşan tüm askerlerimizi, savaş ve sivil esirlerimizi, kaybolan insanlarımızı anıyor ve hepsinin evlerine dönmesini bekliyoruz. İstanbul’daki Ukrayna topluluğuna ve Kırım için omuz omuza mücadele ettiğimiz Kırım Tatar kardeşlerimize desteklerinden ötürü teşekkür ediyorum. EL İŞLERİ VE UKRAYNA İLE KIRIM TATAR LEZZETLERİ Kutlamalarda Ukraynalı sanatçılar ile çocuklar sahne alarak şiir ve şarkılarla programa katkı sağladı. Kurulan stantlarda ise Ukrayna ve Kırım Tatar mutfağına ait geleneksel lezzetler, el işi ürünler, boncuk takılar ve resimler sergilendi. Katılımcıların büyük çoğunluğunun Ukrayna’nın millî simgelerinden olan nakışlı geleneksel gömlek Vışivanka giymesi etkinliğe renk kattı.

İstanbul'da düzenlenen AKPM oturumunda Rus esaretindeki Ukraynalı gazeteciler konusu ele alındı Haber

İstanbul'da düzenlenen AKPM oturumunda Rus esaretindeki Ukraynalı gazeteciler konusu ele alındı

Avrupa Konseyi Parlamenter Meclisi (AKPM) Kültür, Bilim, Eğitim ve Medya Komitesi, 2 Haziran'da İstanbul'da kritik bir oturum gerçekleştirdi. "Gazeteciler Önemlidir: Rusya Federasyonu Tarafından Esir Tutulan Ukraynalı Gazetecilerin Serbest Bırakılması İçin Çabaların Artırılması İhtiyacı" başlığıyla düzenlenen oturumda, Rus esaretindeki Ukraynalı medya çalışanlarının durumu ve Ukrayna’nın Ankara Büyükelçisi Nariman Celâl’in çarpıcı tanıklıkları damga vurdu. Oturumun raportörlüğünü üstlenen Ukrayna Parlamento Milletvekili ve Gazeteci Hakları İhlallerini Araştırmadan Sorumlu Geçici Özel Komisyonu Başkanı Yevheniya Kravçuk, Rus hapishanelerinde tutulan Ukraynalı gazetecilerin trajik kaderlerini gözler önüne serdi. Ukrayna parlamentosundaki oturumlarda dile getirilen medya çalışanlarının ifadelerini aktaran Kravçuk, Rus esaretinde işkence görerek hayatını kaybeden gazeteci Viktoriya Roşçına’nın acı dolu hikâyesine özel olarak dikkat çekti. Kravçuk ayrıca, Ukrayna Gazeteciler Birliği'nin Rusya'nın medya sektörüne yönelik saldırılarına ilişkin verilerini paylaştı. Sunulan verilere göre, geçen mayıs ayında Rus saldırılarının sivil gazeteciler ve medya üzerindeki etkisine dair doğrulanmış 22 vakayla yılın rekor düzeyi kaydedildi. Bu rakam, sene başından beri bir ay içinde tespit edilen en yüksek veri olarak kayıtlara geçti. ESKİ KREMLİN ESİRİ, BÜYÜKELÇİ NARİMAN CELAL İSTANBUL’DA KONUŞTU Oturumda Ukrayna'nın Ankara Büyükelçisi Nariman Celâl de konuşma yaptı. Kendisi eski bir Kremlin tutsağı olan ve Rus hapishanelerinde yaklaşık üç yıl esir kalan Büyükelçi Celal, işgal altındaki Kırım'da ve işgal altında bulunan Ukrayna'nın diğer topraklarında gazetecilere yönelik yürütülen sistemli baskıları anlattı. Kırım'daki profesyonel ve yurttaş gazetecilere yönelik zulme dikkat çeken Büyükelçi Celâl, ifade özgürlüğünün ve toplumun gerçeğe erişim hakkının korunmasının hayati önemde olduğunu belirterek şu çarpıcı ifadeleri kullandı: Bir gazeteci parmaklıklar arkasına atıldığında, bu durum gerçeğin bir parçasının da hapsedildiği anlamına gelir. Büyükelçi Celâl, bugün işgal altındaki Kırım'da Rus yönetiminin sadece gazetecileri değil; insanların görme, konuşma ve hatırlama hakkını da doğrudan hedef aldığını ve cezalandırdığını vurguladı. Ukrayna heyeti, uluslararası topluma seslenerek yasa dışı yollarla alıkonulan Ukraynalı gazetecilerin serbest bırakılması ve işgal altındaki topraklarda ifade özgürlüğüne yönelik baskıların son bulması için Rusya üzerindeki baskının artırılması çağrısında bulundu.

İhor Fedirko: Ukrayna insansız sistemlerde eşsizdir Haber

İhor Fedirko: Ukrayna insansız sistemlerde eşsizdir

Ukrayna, İstanbul’da düzenlenen SAHA EXPO 2026’nın en dikkat çeken katılımcılarından biri oldu. Avrupa'nın en büyük savunma, havacılık ve uzay sanayi kümelenmesi SAHA İstanbul organizasyonuyla İstanbul Fuar Merkezi'nde gerçekleşen fuarda, Ukrayna savunma sanayisinin en yeni ve sahada test edilmiş teknolojileri sergileniyor. Ukrayna Savunma Sanayi Konseyi Başkanı İhor Fedirko, fuarda özellikle insansız sistemlerin gördüğü yoğun ilgiyi vurguladı. Ukrayna, bu yılki fuara yaklaşık 20 savunma ve teknoloji şirketiyle güçlü bir katılım sağlıyor. Ukrayna standında sergilenen ürünlerin tamamına yakını, Ukrayna'daki savaşın dinamiklerini değiştiren özel teşebbüsler tarafından geliştirilen inovatif çözümlerden oluşuyor. UKRAYNA STANDININ GÖZDESİ: İHA VE ELEKTRONİK HARP İhor Fedirko, Kırım Haber Ajansı'na (QHA) yaptığı açıklamada, uluslararası ortakların Ukrayna’nın insansız sistemler endüstrisine olan ilgisinin zirvede olduğunu belirterek şu ifadeleri kullandı: Uluslararası ortaklarımız çoğunlukla bizim insansız hava araçları sanayimizle ilgileniyor. Standımızda neredeyse tüm alanları görebilirsiniz: İnsansız kara araçları, önleyici İHA’lar, küçük ve orta boy bombardıman SİHA’ları... Hem orta menzilli hem de derin darbe sistemleri mevcut. Bazıları maket, bazıları ise gerçek boyutlarında. Kısacası bugün standımızda insansız sistemleri endüstrisimizin tamamını, ayrıca sinyal istihbaratı ve elektronik harp sistemlerini görebilirsiniz. Yani Ukrayna Cumhurbaşkanı Volodımır Zelenskıy tarafından duyurulan ‘Dron Anlaşması (Drone Deal) çerçevesindeki tüm sistemler fuarda tanıtılıyor. Özellikle alçak irtifa hava savunma sistemleri ve önleyici İHA'lar (interseptörler) büyük dikkat çekiyor. Birleşik Arap Emirlikleri gibi Orta Doğu ülkeleri özellikle hava sahası güvenliğini sağlayacak önleyici sistemlerle ilgilenirken; Litvanya, Letonya ve Türkiye’den temsilciler de teknolojik iş birliği için Ukrayna standını ziyaret eden ilk heyetler arasında yer aldı. “BİRİM MALİYET BAŞINA VERİMLİLİK” ŞAŞIRTIYOR Fedirko, Ukrayna’nın sunduğu çözümlerin dünyadaki benzerlerinden ayrılan en önemli özelliğinin "harcanan birim maliyet başına sağlanan yüksek verimlilik" olduğunu ifade ederek, "Önleyicilerimiz şu an verimliliklerini tüm dünyaya kanıtladı. En çok ilgi çeken konu ise 'harcanan birim maliyet başına verimlilik'. Gökyüzünü etkileyici şekilde koruyabiliriz. Elbette bu konuda müttefiklerimize de yardım edebiliriz. Bildiğiniz gibi, bilgi birikimimiz ve araçlarımızla Orta Doğu ülkelerinin de kendi hava sahalarını korumalarına destek sağlıyoruz.” dedi. SAHADA TEST EDİLMİŞ TEKNOLOJİ Fuarda, Ukrayna'nın insansız sistemler endüstrisinin ne kadar derinleştiği ve özgün çözümler ürettiği gözler önüne serildiğini belirten Fedirko, “Ana mesajımız değişmedi: Ukrayna bir insansız sistemler endüstrisidir ve bu alanda eşsizdir. Bu alanda benzersiz çözümler sunuyoruz ve buraya tam olarak bunları getirdik.” şeklinde vurguladı.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.