SON DAKİKA
Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#İstanbul

QHA - Kırım Haber Ajansı - İstanbul haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, İstanbul haber sayfasında canlı gelişmelerle ulaşabilirsiniz.

Kurtulmuş’tan kritik mesaj: “Sorumluluğumuz hiç bu kadar büyük olmadı” Haber

Kurtulmuş’tan kritik mesaj: “Sorumluluğumuz hiç bu kadar büyük olmadı”

Türkiye Büyük Millet Meclisinin (TBMM) ev sahipliğinde 15-19 Nisan tarihlerinde İstanbul’da gerçekleştirilecek olan Parlamentolar Arası Birlik (PAB) 152. Genel Kurulu için geri sayım başladı. Dev zirve öncesinde PAB Yürütme Komitesi toplantısına katılan TBMM Başkanı Numan Kurtulmuş, parlamenter diplomasiye yön verecek çarpıcı açıklamalarda bulundu. "PARLAMENTOLARIN KARARLILIKLA HAREKET ETME SORUMLULUĞU HİÇ BU KADAR BÜYÜK OLMAMIŞTI" Kurtulmuş, toplantının açılışında yaptığı konuşmada, PAB 152'nci Genel Kurulu dolayısıyla kıtaların, kültürlerin ve medeniyetlerin buluşma noktası olan İstanbul'da parlamenterleri ağırlamaktan büyük memnuniyet duyduğunu söyledi. Bugün itibarıyla 77'si parlamento başkanı olmak üzere 157 delegasyonu ve 800'den fazla milletvekilini bir araya getireceklerini, bunu ev sahibi olarak hem cesaret verici hem de anlamlı bulduklarını belirten Kurtulmuş, Genel Kurulun, başarılı ve verimli geçmesi için her türlü gayreti gösterdiklerini dile getirdi. Kurtulmuş, 152'nci Genel Kurul'un temasında vurgulanan "umudu beslemek, barışı güvence altına almak ve gelecek nesiller için adaleti sağlamak" kavramlarının sadece bir özlem değil, parlamentolara emanet edilmiş bir sorumluluk olduğunu vurgulayarak, şöyle konuştu: Bu bağlamda, rolünüz özellikle önemlidir. Burada vereceğiniz rehberlik ve alacağınız kararlar, yalnızca birliğin başarısını değil, aynı zamanda parlamenter diplomasinin daha geniş kapsamlı etkisini de doğrudan etkileyecektir. Uluslararası sistemin artan belirsizlik ve karmaşık zorluklarla karşı karşıya olduğu bir dönemde, parlamentoların vizyon ve kararlılıkla hareket etme sorumluluğu hiç bu kadar büyük olmamıştı. Diyaloğumuzu artırmak, adaletsizliğe ve çatışmalara karşı sesimizi yükseltmek ve daha iyi bir dünya için yeni fikirler geliştirmek, gelecek nesillere karşı sorumluluğumuzdur. Bu nedenle Birliğimizin, barışın, demokrasinin ve çok taraflılığın savunulması ve güçlendirilmesini destekleyen güçlü mesajlar iletmek için bir fırsat olmasını umuyorum. Bu anlayışla Yürütme Komitesine toplantılarında başarılar diliyorum. Görüşmelerinizin ülkelerimiz ve işbirliğimiz için somut ve yapıcı sonuçlara yol açacağından eminim. Toplantıda, PAB Başkanı Tulia Ackson ve PAB Genel Sekreteri Martin Chungong da yer aldı.

56 ilde aynı anda düğmeye basıldı: 525 DEAŞ şüphelisi yakalandı! Haber

56 ilde aynı anda düğmeye basıldı: 525 DEAŞ şüphelisi yakalandı!

Türkiye genelinde terör örgütü DEAŞ’a yönelik son yılların en kapsamlı operasyonlarından biri gerçekleştirildi. Emniyet Genel Müdürlüğü TEM Daire Başkanlığı, İstihbarat Başkanlığı, MİT Başkanlığı ve cumhuriyet başsavcılıklarının titiz çalışmasıyla 56 ilde aynı anda harekete geçildi. Şafak vakti düzenlenen baskınlarda, aralarında arama kaydı bulunan isimlerin de olduğu 525 şüpheli gözaltına alındı. SİLAH VE BELGELER ELE GEÇİRİLDİ İçişleri Bakanlığından yapılan açıklamada, Emniyet Genel Müdürlüğü TEM Daire Başkanlığı, İstihbarat Başkanlığı, MİT Başkanlığı ve cumhuriyet başsavcılıkları koordinesinde, il emniyet müdürlükleri TEM şube müdürlüklerince DEAŞ terör örgütüne yönelik 56 ilde operasyon düzenlendiği belirtildi. Adana, Adıyaman, Ağrı, Afyonkarahisar, Amasya, Ankara, Antalya, Ardahan, Balıkesir, Batman, Bingöl, Bitlis, Bolu, Burdur, Bursa, Çanakkale, Çankırı, Çorum, Diyarbakır, Düzce, Elazığ, Erzincan, Erzurum, Eskişehir, Gaziantep, Hatay, İstanbul, İzmir, Karaman, Kastamonu, Kayseri, Kırıkkale, Kırşehir, Kilis, Kocaeli, Konya, Kütahya, Malatya, Manisa, Mardin, Mersin, Muğla, Nevşehir, Niğde, Osmaniye, Ordu, Sakarya, Samsun, Sivas, Şanlıurfa, Şırnak, Tekirdağ, Trabzon, Van, Yalova ve Yozgat'ta gerçekleştirilen operasyonlarda, haklarında arama kaydı bulunan kişilerin de aralarında bulunduğu 525 şüphelinin yakalandığı ifade edilen açıklamada, şu ifadelere yer verildi: Şüphelilerin geçmiş dönemlerde DEAŞ terör örgütü içerisinde faaliyet yürüttükleri ve örgüte finansal destek sağladıkları tespit edildi. Operasyonlar sonucunda çok sayıda silah, mühimmat, finansal varlık ile örgütsel doküman ve dijital materyal ele geçirildi. Yakalanan şüphelilerden 88'i geri gönderme merkezlerine teslim edildi. Daire Başkanlığımızı, İstihbarat Başkanlığımızı, kahraman polislerimizi, MİT Başkanlığımızı, cumhuriyet başsavcılıklarımızı ve emeği geçenleri tebrik ediyoruz.

İstanbul’da Nevruz coşkusu: "Türk Halk Kültüründe Kadın Kıyafetleri" sergisi açıldı Haber

İstanbul’da Nevruz coşkusu: "Türk Halk Kültüründe Kadın Kıyafetleri" sergisi açıldı

Türk dünyasında baharın ve yeniden doğuşun simgesi Nevruz, İstanbul’da anlamlı bir sergiyle kutlandı. Umay Ana Türk Dünyası Kadınlar Birliği ve İstanbul Üniversitesi iş birliğiyle hazırlanan “Türk Halk Kültüründe Kadın Kıyafetleri” sergisi, Türkistan bozkırlarından Kırım’a uzanan kadim mirası Topkapı Kültür Mahallesi’ndeki Yörük Otağı’nda sanatseverlerle buluşturdu. İstanbul Büyükşehir Belediyesinin ev sahipliğinde kapılarını açan sergi, Türk kültür coğrafyasının en zarif ve köklü örneklerini bir araya getirdi. Kadın kıyafetleri ve başlıklarının merkezde olduğu seçki, ziyaretçileri Türk dünyasının derinliklerine doğru kültürel bir yolculuğa çıkardı. Sergiyle ilgili Kırım Haber Ajansına (QHA) konuşan Umay Ana Türk Dünyası Kadınlar Birliği Başkanı Prof. Dr. Muallâ Uydu Yücel, “Bugün Türk tarihinin çok önemli günlerinden birini yaşıyoruz. Yeni günü, yani Nevruz'u yaşıyoruz ve kutluyoruz. Bu münasebetle de yine biz de kendi birliğimize uygun bir şekilde İstanbul Büyükşehir Belediyesinin konukseverliğinde Türk kültüründe kadın kıyafetlerini hazırladık. Bu koleksiyonun hazırlanmasında özellikle birliğimiz içerisindeki kadınlarımız bize büyük destek verdiler. Zira kadının aslında biz buna sessiz dili diyoruz. Kadını hayatının her aşamasında yaşadıklarını motiflere, sembollere dökmüştür, kıyafetlere dökmüştür ve bu şekilde kendisini betimlemiştir. Biz de geçmişten devraldığımız bu kültürel mirasımızı gelecek nesillere attırmak için önümüzden gelen her türlü gayreti Umayana Türk Dünyası Kadınlar Birliği olarak göstermeye çalışıyoruz.” dedi. Ayrıca Kırım’ın bağımsızlığına olan inancını, “Bir gün mutlaka ama mutlaka Kırım'ın bağımsız olacağına canı yürekten inanıyorum.” sözleriyle vurgulayan Yücel, bu özel günde kendilerini yalnız bırakmayan katılımcılara ve QHA'ya teşekkürlerini sundu. Serginin küratörlüğünü üstlenen Özlem Özer Tuğal ise hazırlık sürecinde geleneksel yöntemlerden ödün vermeden modern dokunuşları harmanladıklarını vurguladı. Yörük Otağı’nın tarihsel atmosferinde sergilenen koleksiyonun kapsamı hakkında bilgi veren Tuğal, şunları kaydetti: “Koleksiyonumuzun bir bölümünü oluşturan Kırgız, Kazak, Özbek, Azerbaycan, Türkmenistan, Kırım Tatarı, Irak Türkmeni ve Gagauz kadın kıyafetleri ile başlıkları ve seramik kadın başlıkları yer alıyor. Sanatın birleştirici ve toplumu geliştirici gücünü göz önünde bulundurduğumuzda; köklü geleneklerimizin sanatla harmanlanarak gelecek nesillere aktarılmasında bu tür etkinliklerin son derece önemli olduğunu düşünüyoruz.” şeklinde konuştu. Nevruz bayramının enerjisiyle birleşen etkinlik, Türk halk kültüründe kadının sadece bir figür değil, aynı zamanda toplumun en güçlü kültürel taşıyıcısı ve hikaye anlatıcısı olduğunu bir kez daha kanıtladı.

Türkiye’nin denizlerinde temizlik seferberliği: 325 bin ton atık bertaraf edildi Haber

Türkiye’nin denizlerinde temizlik seferberliği: 325 bin ton atık bertaraf edildi

Türkiye genelinde deniz kirliliğiyle mücadele kapsamında yürütülen çalışmalarla 28 kıyı ilinde 325 bin ton atık temizlendi, denizlerde izleme ve denetim faaliyetleri artırıldı. Anadolu Ajansı (AA) muhabirinin, Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığının 2025 Yılı İdare Faaliyet Raporu'ndan derlediği bilgilere göre, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın eşi Emine Erdoğan'ın himayelerinde 10 Haziran 2019'da başlatılan "Sıfır Atık Mavi Hareketi" kapsamında yürütülen çalışmalar, "Deniz Çöpleri İl Eylem Planları" doğrultusunda aralıksız sürdürülüyor. Çalışmalarla deniz kirliliğinin azaltılması, atıkların kaynağında önlenmesi ve toplumsal farkındalığın artırılması hedeflenirken, sahada temizlik faaliyetlerinin yanı sıra eğitim ve iletişim kampanyaları da yürütülüyor. Bu kapsamda denize kıyısı bulunan 28 ilde deniz yüzeyi, kıyı şeridi ve deniz tabanında yürütülen çalışmalarla bugüne kadar 325 bin ton atık toplanarak, bertaraf edildi. ATIK SU ARITMA TESİSLERİ 7 GÜN 24 SAAT ÇEVRİM İÇİ İZLENİYOR Marmara Denizi'nde izleme noktası sayısı 150'ye çıkarıldı. Bin metreküp ve üzeri kapasiteye sahip tüm atık su arıtma tesisleri 7 gün 24 saat çevrim içi izleniyor. İzmit Körfezi'nde yürütülen çalışmalar kapsamında 1 milyon 850 bin metrekare denizel alan tarandı, 1 milyon 620 bin metreküp dip çamuru Marmara Denizi'nden uzaklaştırıldı. Bu çalışma Avrupa'nın en kapsamlı çevre ve denizcilik projeleri arasında yer alıyor. Başta Marmara Denizi olmak üzere tüm denizlerde kara ve deniz kaynaklı kirleticilere karşı mücadele sürdürülerek, su kalitesinin artırılması hedefleniyor. KARADAN GELEN KİRLİLİK, DERELERLE DENİZE TAŞINIYOR Deniz kirliliğinin önemli bölümünü kara kaynaklı unsurlar oluştururken, özellikle kentsel atık suların deşarj edildiği dereler kirlilik yükünü doğrudan denizlere taşıyor. Bu nedenle denize dökülen akarsuların konumları ve taşıdıkları kirlilik yüküne ilişkin tespit çalışmaları yürütülüyor. Bu kapsamda İstanbul'da dere ve nehir ağızlarında temizlik çalışmaları sürdürülüyor. Kentin su kaynakları arasında yer alan Terkos, Büyükçekmece ve Küçükçekmece gölleri de kirlilik açısından hassas alanlar arasında bulunuyor. Küçükçekmece ve Büyükçekmece göllerinin denizle temasları nedeniyle tuzlu, Terkos Gölü'nün ise tatlı su kaynağı olması bu alanların korunmasını daha da önemli hale getiriyor. İstanbul'da deniz çöplerinin hareketliliğinde poyraz ve lodos rüzgarları belirleyici oluyor. Rüzgar yönüne göre atıkların birikeceği alanlar öngörülebiliyor ve bu doğrultuda rüzgar haritaları oluşturuluyor. Deniz taşımacılığı ve balıkçılık faaliyetleri de kirlilikte öne çıkan unsurlar arasında yer alıyor. Gemilerde ve limanlarda kullanılan ömrünü tamamlamış lastiklerin denize bırakılması ile balıkçılık faaliyetleri sırasında terk edilen av araçları, deniz tabanında kirliliğe yol açıyor.

İstanbul’da diplomasi ve sanat Ukrayna için buluştu: "Savaşın Yolu: Irpin" belgeseliyle topyekûn işgalinin 4. yılı anıldı Haber

İstanbul’da diplomasi ve sanat Ukrayna için buluştu: "Savaşın Yolu: Irpin" belgeseliyle topyekûn işgalinin 4. yılı anıldı

Rusya’nın Ukrayna’yı topyekûn işgal girişiminin dördüncü yıl dönümünde; Moldova, Ukrayna ve Fransa’nın İstanbul başkonsoloslukları anlamlı bir dayanışma etkinliğine imza attı. Fransız Enstitüsü’nde 25 Şubat’ta düzenlenen programda, savaşın dehşetini ve Ukrayna halkının direnişini konu alan Moldova yapımı "Savaşın Yolu: Irpin" (The Path of War: Irpin) belgeseli izleyicilerle buluştu. Etkinliğe diplomatik misyon temsilcileri, gazeteciler ve çok sayıda davetli katıldı. Etkinliğin açılışında konuşan Fransa’nın İstanbul Başkonsolos Yardımcısı Marie Guile, Rusya’nın "yasa dışı ve acımasız saldırganlığını" en sert şekilde kınadıklarını belirtti. 1945’ten bu yana Avrupa topraklarındaki en ağır çatışmanın yaşandığını vurgulayan Guile, Fransa ve Avrupa Birliği’nin (AB) Ukrayna’ya siyasi, ekonomik ve askeri desteğinin artarak süreceğini ifade etti. Guile, konuşmasında ayrıca savaş bölgelerinde hayatını kaybeden, aralarında Fransızların da bulunduğu gazetecileri anarak; "Gerçekleri dünyaya anlatan basın mensuplarının cesareti önünde saygıyla eğiliyoruz" dedi. ROMAN NEDİLSKIY: MÜCADELEMİZ HAKİKAT VE İNSAN ONURU İÇİN Ukrayna’nın İstanbul Başkonsolosu Roman Nedilskıy, 24 Şubat 2022’nin Avrupa tarihini kökten değiştirdiğini ve bu saldırının özgürlük değerlerine bir suikast olduğunu söyledi. Nedilskıy, gösterimi yapılan "Savaşın Yolu: Irpin" belgeselinin, işgal sırasında işlenen savaş suçlarını belgelediğini ancak aynı zamanda Ukrayna halkının küllerinden doğma iradesini de gösterdiğini belirtti. Moldova ile AB yolunda ortak bir kadere sahip olduklarını ifade eden Başkonsolos, “Bu dört yıl boyunca Ukrayna dimdik ayakta kaldı. Savunucularının cesareti, halkının birliği, uluslararası ortaklarının desteği ve adalete olan sarsılmaz inancı sayesinde direndi. Ancak mücadelemiz yalnızca cephede değil; aynı zamanda hafıza, hakikat ve insan onuru için verilen bir mücadeledir.” dedi. SERGİU GURDUZA: BARBARCA MUAMELEYİ ASLA UNUTMAYACAĞIZ Moldova Başkonsolosu Sergiu Gurduza ise Rusya’nın saldırısını "yasa dışı ve haksız bir savaş" olarak nitelendirerek Ukrayna halkının tüm dünyaya ilham verdiğini dile getirdi. Rus saldırganlığını sert bir dille eleştiren Gurduza, “Esaret altında kötü muameleye maruz kalan, aşağılanan savaş esirlerinin barbarca gördüğü muameleyi de unutmayacağız. Rusya’nın Ukrayna’ya karşı işlediği dehşet verici suçları tarif etmek için kelimeler yetersiz kalıyor. Saldırgan Rusya, özellikle Ukraynalı çocuklar için sivil yaşamın temel koşullarını sistematik biçimde yok etmiş, en genç nesil üzerinde derin ve kalıcı etkiler bırakmıştır. Bu suçların cezasız kalmasına izin verilmemelidir. Ukrayna adil bir barışı hak ediyor.” ifadelerini kullandı. İRPİN’İN YIKIMI VE DİRENİŞİ BEYAZ PERDEDE Konuşmaların ardından belgeseli hazırlayan Moldovalı gazeteciler Andrei Captarenco ve Viorica Tataru, sahneye çıkarak "Savaşın Yolu: Irpin" filminin zorlu çekim süreci ve tanıklık ettikleri olaylar hakkında izleyicilere bilgi verdi. Ardından gösterimi yapılan belgeselde; İrpin şehrindeki ağır sivil kayıpları, altyapıda meydana gelen yıkım ve tüm bu felaketlere rağmen Ukrayna halkının sergilediği sarsılmaz toplumsal dayanıklılık gözler önüne serildi.

İstanbul’un kalbinde Ukrayna dayanışması: Esir aileleri dünyaya seslendi Haber

İstanbul’un kalbinde Ukrayna dayanışması: Esir aileleri dünyaya seslendi

Ukrayna’nın İstanbul Başkonsolosluğu ve Ukrayna Kültür Derneğinin organizasyonuyla İstanbul’un merkezinde (Şişhane) düzenlenen mitingde, 200’den fazla esir ve kayıp asker ailesi bir araya geldi. Ukrayna ve Kırım Tatar bayraklarının dalgalandığı eylemde, Rusya’nın uluslararası hukuku hiçe sayan "esir politikası" ve ailelerin yıllardır süren dinmeyen acısı dile getirildi. BAŞKONSOLOS NEDİLSKIY: “MÜCADELEMİZ CESUR İNSANLAR SAYESİNDE SÜRÜYOR” Ukrayna'nın İstanbul Başkonsolosu Roman Nedilskıy, savaşın dördüncü yılında Ukrayna'nın hâlâ dimdik ayakta olduğunu vurgulayarak şunları söyledi: Kimse Ukrayna’nın Rusya’ya karşı koyabileceğine inanmıyordu ama biz hâlâ ayaktayız. Ukrayna yönetimi, sevdiklerinizin evlerine dönmesi için esir takasları üzerinde çalışmaya devam ediyor. Zafer kazanacağımız gün mutlaka gelecektir. Türkiye’ye ve Türk halkına insani destekleri için, Kırım Tatar diasporasına ise sarsılmaz duruşu için teşekkür ediyoruz.” ÇEÇEN HALKINDAN TAM DESTEK: “ÖZGÜRLÜK İNANCI TESLİM ALINAMAZ” Sürgündeki İçkerya Çeçen Cumhuriyeti Hükûmeti Temsilcisi Abdulhakim Şaptukayev, 23 Şubat Çeçen Sürgünü’nü hatırlatarak Ukrayna halkıyla kader birliği içinde olduklarını belirtti. Şaptukayev, “Toprak işgal edilebilir, şehirler yıkılabilir ama özgürlük inancı teslim alınamaz. Çeçen halkı Ukrayna’nın yanındadır.” diyerek esir ailelerine dayanışma mesajı verdi. ESİR YAKINLARININ FERYADI: “ESARETTE GEÇEN HER GÜN BİR İŞKENCE” Mitingin en sarsıcı anları, Rus hapishanelerinde yıllardır haber bekleyen asker yakınlarının konuşmaları oldu. Eylemde söz alan aileler, Rusya’nın esir tuttuğu kişilerin isimlerini gizleyerek ailelere psikolojik işkence yaptığını belirtti. Ukraynalı savaş esirlerin yıllardır esaretten kurtarılmasını beklediğini vurgulayan konuşmacılar, “Esir yakını olarak şunu biliyoruz; Rus esaretinde bir gün demek, elektroşok, açlık ve acı demektir. Yakınlarımız sadece birer istatistik değil, evlerine dönmeyi bekleyen insanlardır.” ifadelerini kullandı. Savaş esirinin annesi, “Bizim çocuklarımız savaş istemiyorlardı. Yaşamak istiyorlardı. Planları, umutları, geleceğe dair beklentileri vardı. Ama Rusya topraklarımıza savaşla geldi ve öldürmeye başladı. Sadece füzelerle değil, esaretle de öldürüyor, esarette tuttuğu insanlar hakkında bilgi vermeyerek ailelere işkence ediyor.” şeklinde konuştu. Katılımcılar, Rusya’nın savaş esirlerine erişim sağlamadığını ve uluslararası örgütlerin bu konuda yetersiz kaldığını vurguladı. Ukrayna Kültür Derneği Başkan Yardımcısı Aliya Usenova, “Kahramanlarımız esarette ölmesin! Dünya artık bu konuyu konuşmalı ve onları kurtarmak için harekete geçmeli.” çağrısında bulundu. Miting sonunda, Türkiye’nin esir takası süreçlerindeki arabuluculuk rolüne teşekkür edilirken, uluslararası kuruluşlara "terörist devlet Rusya'nın gizlediği gerçekleri gün yüzüne çıkarın" çağrısı yinelendi. EYLEMDE KIRIM TATAR SİYASİ TUTSAKLARA DİKKAT ÇEKİLDİ Eylemde, Emel Kırım Vakfı da yer aldı. İşgalci Rus yönetiminin Vatan Kırım’dan alıp Rusya’nın içlerinde binlerce kilometre öteye götürüp hapsettiği Kırım Tatarı esirler, Emel Kırım Vakfı tarafından eylemde tekrardan hatırlatıldı. Şişhane Meydanı’nda düzenlenen eylemin ikincisi yarın 22 Şubat’ta saat 15.00’da yapılacak.

Ukrayna Büyükelçisi Celâl: Türkiye, Ukrayna halkının güvenilir dostudur Haber

Ukrayna Büyükelçisi Celâl: Türkiye, Ukrayna halkının güvenilir dostudur

Türkiye ile Ukrayna arasında 3 Şubat 1992'de tesis edilen diplomatik ilişkiler, 34 yılı geride bırakırken "stratejik ortaklık" seviyesine ulaştı. Kırım’ın işgalini tanımayan ve savaş boyunca her iki tarafla konuşabilen tek aktör olarak öne çıkan Türkiye; Tahıl Koridoru, kapsamlı esir takasları ve 2025 yılında İstanbul’da sağlanan kritik mutabakatlarla küresel barışın merkezi oldu. Ukrayna'nın Ankara Büyükelçisi Nariman Celâl, Türkiye ve Ukrayna arasındaki diplomatik ilişkilerin yıl dönümü vesilesiyle bir mesaj yayımladı. Celâl, iki ülke arasındaki bağların gerçek bir stratejik ortaklığa dönüştüğünü belirterek, Türkiye’nin Ukrayna’nın toprak bütünlüğü ve güvenliği konusundaki sarsılmaz desteğine vurgu yaptı. Mesajında Türkiye'nin Ukrayna için sadece siyasi, askerî ve ekonomik bir ortak olmadığını, aynı zamanda Ukrayna halkının en zor zamanlarında yanında duran güvenilir bir dost olduğunun altını çizen Büyükelçi Celâl, şu ifadelere yer verdi: "Bugün Ukrayna ile Türkiye arasındaki diplomatik ilişkilerin yıl dönümünü kutluyoruz. Yıllar içinde bu ilişkiler gerçek anlamda stratejik bir ortaklığa dönüşmüştür. İlişkilerimiz karşılıklı güvene, saygıya ve Karadeniz bölgesinde barış ve istikrara dair ortak vizyona dayanmaktadır. Türkiye, Ukrayna için önemli bir siyasi, güvenlik ve ekonomik ortak olmanın yanı sıra Ukrayna halkının güvenilir bir dostudur. Türkiye’nin Ukrayna ile gösterdiği dayanışmayı büyük bir takdirle karşılıyor, güvenlikten ekonomiye, insani iş birliğinden halklarımız arasındaki bağların güçlendirilmesine kadar birçok alanda iş birliğimizin daha da derinleşeceğine inanıyoruz. Birlikte bölgemizi daha güvenli ve müreffeh kılacağız. Diplomatik ilişkilerimizin yıl dönümü kutlu olsun!"

Kırım’daki insan hakları ihlalleri İstanbul’da gündeme taşındı Haber

Kırım’daki insan hakları ihlalleri İstanbul’da gündeme taşındı

Emel Kırım Vakfı tarafından düzenlenen Emel Fikir Kültür Konferansları çerçevesinde İstanbul’da, Rusya’nın Ukrayna ve Kırım’da İnsan Hakları İhlalleri başlıklı etkinlik gerçekleştirildi. Süleymaniye’de bulunan KOCAV Vakfı Erol Güngör Kültür Merkezi’nde düzenlenen etkinlikte, Rus işgali altındaki Kırım’da yaşanan ağır insan hakları ihlalleri ele alındı. Konferans açılışında konuşan Kırım Tatar Milli Meclisi (KTMM) Türkiye Temsilcisi ve Emel Kırım Vakfı Başkanı Zafer Karatay, Rusya’nın yüzyıllardır Kırım Tatar halkına yönelik baskı ve zulüm politikaları yürüttüğüne dikkat çekti. Karatay, “Bu savaşı Ukrayna kazanmalı. Kırım Rus işgali altında kalırsa Kırım Tatar halkının geleceği çok karanlık olur. Bunu millî liderimiz Mustafa Abdülcemil Kırımoğlu da söyledi. Bundan dolayı tüm gücümüzle bu savaşta Ukrayna’nın yanındayız.” dedi. Etkinlikte konuşan Ukrayna’nın İstanbul Başkonsolosu Roman Nedilskıy ise, Rusya’nın işgal altındaki Kırım’da ve diğer Ukrayna topraklarında işlediği suçların uluslararası kamuoyuna anlatılmasının hayati önem taşıdığını vurguladı. Nedilskıy, “Bugün burada, Rus işgali altındaki Kırım’da yaşayan Kırım Tatarlarına ve Ukraynalılara yönelik baskıları konuşmak için toplandık. İşgalciler halkımıza korkunç suçlar işliyor. Askerlerimiz cephede topraklarımızı ve bağımsızlığımızı savunurken, biz siviller de kendi cephemizde bu savaş suçlarını dünyaya anlatmak zorundayız. Dünya gerçekleri bilmeli.” ifadelerini kullandı. Nedilskıy ayrıca Türkiye’ye, Ukrayna’ya verdiği kararlı destek nedeniyle teşekkür etti. Konferansın konuşmacısı Ukrayna Cumhurbaşkanının Kırım Özerk Cumhuriyeti Daimi Temsilcisi Olha Kurışko, Kırım Temsilciliğinin yürüttüğü çalışmalar hakkında bilgi verdi. Kurışko, işgal altındaki Kırım’da yaşanan ihlallerin kayıt altına alınmasının büyük zorluklarla yürütüldüğünü belirterek şunları kaydetti: Rus işgal güçleri halkı sindirmek amacıyla sistematik baskı uyguluyor. Bu nedenle birçok aile yaşanan ihlalleri anlatmaya korkuyor. Siyasi tutsakların kesin sayısını bilmiyoruz; ancak sayılarının 200’ü aştığını ve büyük çoğunluğunun Kırım Tatarı olduğunu biliyoruz. 2022’den sonra ise özellikle gençlere ve kadınlara yönelik baskı ciddi biçimde arttı. Konferans sırasında katılımcılara siyasi tutsakların resimleri dağıtıldı. Kurışko, genç siyasi tutsaklar Appaz Kurtamet ve Bogdan Ziza’nın yaşadıklarına dikkat çekerek, işgal güçlerinin gençleri hedef alan baskı politikalarını anlattı. Ayrıca, birkaç ay önce dört Kırım Tatar kadınının düzmece suçlamalarla alıkonulduğunu hatırlattı. Siyasi tutsakların çok kötü şartlarda alıkonulduğunu, hasta olanlara tıbbi bakım sağlanmadığını belirten Kurişko, 3 siyasi tutsağın tıbbi bakım eksikliği nedeniyle Rus esaretinde yaşamını yitirdiğini aktardı. Rus işgal yönetiminin, 18 Mayıs 1944 Kırım Tatar Sürgünü ve Soykırımı'nın anılmasına dahi izin vermediğini vurgulayan Kurışko, siyasi tutsakların yasa dışı şekilde Kırım’dan binlerce kilometre uzaklıkta bulunan Rus cezaevlerine sevk edildiğini ve aileleriyle, avukatlarıyla görüşme haklarından mahrum bırakıldığını söyledi. Kurışko, “Rusya sivil esirleri Ukrayna’ya iade etmek istemediği için Kırımlı siyasi tutsaklar da takaslara dâhil edilmiyor.” ifadelerini kullandı. Ukrayna’nın siyasi tutsakların ailelerine destek verdiğini ve bu konuyu uluslararası gündemde tutmaya çalıştığını belirten Kurışko, “Bazen siyasi tutsaklar konusunda Ukrayna’nın yalnız bırakıldığı hissine kapılıyoruz.” diyerek Türkiye’deki sivil toplum kuruluşları ve derneklerin bu hikâyelerin duyurulmasında çok önemli bir rol oynayabileceğini belirtti. Kurışko, Rus işgal yönetiminin Kırım Tatarlarına 18 Mayıs 1944 Kırım Tatar Sürgünü ve Soykırımı kurbanlarını anmasına izin vermediğini, siyasi tutsakları yasa dışı olarak Kırım’dan uzaktaki Rus cezaevlerine sevk ettiğini böylece onların aileleri ve avukatlarıyla görüşme haklarından mahrum ettiğini anlattı. Ayrıca Rusya’nın sivil esirleri Ukrayna’ya iade etmek istemediğine dikkat çeken Kurışko, “Bundan dolayı maalesef Kırımlı siyasi tutsaklar da iade edilmiyor.” dedi. Etkinliğe Ukrayna’nın İstanbul Başkonsolosu Roman Nedilskıy, Ukrayna'nın Ankara Büyükelçiliği Kültür Temsilcisi Anife Kurtseitova, KTMM Üyesi Abmecit Süleymanov, Sürgündeki İçkerya Çeçen Cumhuriyeti Türkiye ve Ortadoğu Ülkeleri Genel Temsilcisi Abdulhakim Şaptukayev, Kırım Derneği İstanbul Anadolu Yakası Şubesi Başkanı Şebnem Sözen, Türk Dünyası Yardımlaşma Derneği Genel Başkanı Halit Kanak, Dr. Öğr. Üyesi Mehmet Gezer, Gazeteci Güngör Yavuzaslan, TÜRKSİD, Kırım Derneği Kocaeli Şubesi, Sakarya Kırım Türkleri Derneği, Azerbaycan Derneği, İyi Parti, Bağımsızlık Partisi, Anahtar Parti ve Zafer Partisi temsilcileri katıldı.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.