SON DAKİKA
Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#İstanbul

QHA - Kırım Haber Ajansı - İstanbul haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, İstanbul haber sayfasında canlı gelişmelerle ulaşabilirsiniz.

İstanbul’da diplomasi ve sanat Ukrayna için buluştu: "Savaşın Yolu: Irpin" belgeseliyle topyekûn işgalinin 4. yılı anıldı Haber

İstanbul’da diplomasi ve sanat Ukrayna için buluştu: "Savaşın Yolu: Irpin" belgeseliyle topyekûn işgalinin 4. yılı anıldı

Rusya’nın Ukrayna’yı topyekûn işgal girişiminin dördüncü yıl dönümünde; Moldova, Ukrayna ve Fransa’nın İstanbul başkonsoloslukları anlamlı bir dayanışma etkinliğine imza attı. Fransız Enstitüsü’nde 25 Şubat’ta düzenlenen programda, savaşın dehşetini ve Ukrayna halkının direnişini konu alan Moldova yapımı "Savaşın Yolu: Irpin" (The Path of War: Irpin) belgeseli izleyicilerle buluştu. Etkinliğe diplomatik misyon temsilcileri, gazeteciler ve çok sayıda davetli katıldı. Etkinliğin açılışında konuşan Fransa’nın İstanbul Başkonsolos Yardımcısı Marie Guile, Rusya’nın "yasa dışı ve acımasız saldırganlığını" en sert şekilde kınadıklarını belirtti. 1945’ten bu yana Avrupa topraklarındaki en ağır çatışmanın yaşandığını vurgulayan Guile, Fransa ve Avrupa Birliği’nin (AB) Ukrayna’ya siyasi, ekonomik ve askeri desteğinin artarak süreceğini ifade etti. Guile, konuşmasında ayrıca savaş bölgelerinde hayatını kaybeden, aralarında Fransızların da bulunduğu gazetecileri anarak; "Gerçekleri dünyaya anlatan basın mensuplarının cesareti önünde saygıyla eğiliyoruz" dedi. ROMAN NEDİLSKIY: MÜCADELEMİZ HAKİKAT VE İNSAN ONURU İÇİN Ukrayna’nın İstanbul Başkonsolosu Roman Nedilskıy, 24 Şubat 2022’nin Avrupa tarihini kökten değiştirdiğini ve bu saldırının özgürlük değerlerine bir suikast olduğunu söyledi. Nedilskıy, gösterimi yapılan "Savaşın Yolu: Irpin" belgeselinin, işgal sırasında işlenen savaş suçlarını belgelediğini ancak aynı zamanda Ukrayna halkının küllerinden doğma iradesini de gösterdiğini belirtti. Moldova ile AB yolunda ortak bir kadere sahip olduklarını ifade eden Başkonsolos, “Bu dört yıl boyunca Ukrayna dimdik ayakta kaldı. Savunucularının cesareti, halkının birliği, uluslararası ortaklarının desteği ve adalete olan sarsılmaz inancı sayesinde direndi. Ancak mücadelemiz yalnızca cephede değil; aynı zamanda hafıza, hakikat ve insan onuru için verilen bir mücadeledir.” dedi. SERGİU GURDUZA: BARBARCA MUAMELEYİ ASLA UNUTMAYACAĞIZ Moldova Başkonsolosu Sergiu Gurduza ise Rusya’nın saldırısını "yasa dışı ve haksız bir savaş" olarak nitelendirerek Ukrayna halkının tüm dünyaya ilham verdiğini dile getirdi. Rus saldırganlığını sert bir dille eleştiren Gurduza, “Esaret altında kötü muameleye maruz kalan, aşağılanan savaş esirlerinin barbarca gördüğü muameleyi de unutmayacağız. Rusya’nın Ukrayna’ya karşı işlediği dehşet verici suçları tarif etmek için kelimeler yetersiz kalıyor. Saldırgan Rusya, özellikle Ukraynalı çocuklar için sivil yaşamın temel koşullarını sistematik biçimde yok etmiş, en genç nesil üzerinde derin ve kalıcı etkiler bırakmıştır. Bu suçların cezasız kalmasına izin verilmemelidir. Ukrayna adil bir barışı hak ediyor.” ifadelerini kullandı. İRPİN’İN YIKIMI VE DİRENİŞİ BEYAZ PERDEDE Konuşmaların ardından belgeseli hazırlayan Moldovalı gazeteciler Andrei Captarenco ve Viorica Tataru, sahneye çıkarak "Savaşın Yolu: Irpin" filminin zorlu çekim süreci ve tanıklık ettikleri olaylar hakkında izleyicilere bilgi verdi. Ardından gösterimi yapılan belgeselde; İrpin şehrindeki ağır sivil kayıpları, altyapıda meydana gelen yıkım ve tüm bu felaketlere rağmen Ukrayna halkının sergilediği sarsılmaz toplumsal dayanıklılık gözler önüne serildi.

İstanbul’un kalbinde Ukrayna dayanışması: Esir aileleri dünyaya seslendi Haber

İstanbul’un kalbinde Ukrayna dayanışması: Esir aileleri dünyaya seslendi

Ukrayna’nın İstanbul Başkonsolosluğu ve Ukrayna Kültür Derneğinin organizasyonuyla İstanbul’un merkezinde (Şişhane) düzenlenen mitingde, 200’den fazla esir ve kayıp asker ailesi bir araya geldi. Ukrayna ve Kırım Tatar bayraklarının dalgalandığı eylemde, Rusya’nın uluslararası hukuku hiçe sayan "esir politikası" ve ailelerin yıllardır süren dinmeyen acısı dile getirildi. BAŞKONSOLOS NEDİLSKIY: “MÜCADELEMİZ CESUR İNSANLAR SAYESİNDE SÜRÜYOR” Ukrayna'nın İstanbul Başkonsolosu Roman Nedilskıy, savaşın dördüncü yılında Ukrayna'nın hâlâ dimdik ayakta olduğunu vurgulayarak şunları söyledi: Kimse Ukrayna’nın Rusya’ya karşı koyabileceğine inanmıyordu ama biz hâlâ ayaktayız. Ukrayna yönetimi, sevdiklerinizin evlerine dönmesi için esir takasları üzerinde çalışmaya devam ediyor. Zafer kazanacağımız gün mutlaka gelecektir. Türkiye’ye ve Türk halkına insani destekleri için, Kırım Tatar diasporasına ise sarsılmaz duruşu için teşekkür ediyoruz.” ÇEÇEN HALKINDAN TAM DESTEK: “ÖZGÜRLÜK İNANCI TESLİM ALINAMAZ” Sürgündeki İçkerya Çeçen Cumhuriyeti Hükûmeti Temsilcisi Abdulhakim Şaptukayev, 23 Şubat Çeçen Sürgünü’nü hatırlatarak Ukrayna halkıyla kader birliği içinde olduklarını belirtti. Şaptukayev, “Toprak işgal edilebilir, şehirler yıkılabilir ama özgürlük inancı teslim alınamaz. Çeçen halkı Ukrayna’nın yanındadır.” diyerek esir ailelerine dayanışma mesajı verdi. ESİR YAKINLARININ FERYADI: “ESARETTE GEÇEN HER GÜN BİR İŞKENCE” Mitingin en sarsıcı anları, Rus hapishanelerinde yıllardır haber bekleyen asker yakınlarının konuşmaları oldu. Eylemde söz alan aileler, Rusya’nın esir tuttuğu kişilerin isimlerini gizleyerek ailelere psikolojik işkence yaptığını belirtti. Ukraynalı savaş esirlerin yıllardır esaretten kurtarılmasını beklediğini vurgulayan konuşmacılar, “Esir yakını olarak şunu biliyoruz; Rus esaretinde bir gün demek, elektroşok, açlık ve acı demektir. Yakınlarımız sadece birer istatistik değil, evlerine dönmeyi bekleyen insanlardır.” ifadelerini kullandı. Savaş esirinin annesi, “Bizim çocuklarımız savaş istemiyorlardı. Yaşamak istiyorlardı. Planları, umutları, geleceğe dair beklentileri vardı. Ama Rusya topraklarımıza savaşla geldi ve öldürmeye başladı. Sadece füzelerle değil, esaretle de öldürüyor, esarette tuttuğu insanlar hakkında bilgi vermeyerek ailelere işkence ediyor.” şeklinde konuştu. Katılımcılar, Rusya’nın savaş esirlerine erişim sağlamadığını ve uluslararası örgütlerin bu konuda yetersiz kaldığını vurguladı. Ukrayna Kültür Derneği Başkan Yardımcısı Aliya Usenova, “Kahramanlarımız esarette ölmesin! Dünya artık bu konuyu konuşmalı ve onları kurtarmak için harekete geçmeli.” çağrısında bulundu. Miting sonunda, Türkiye’nin esir takası süreçlerindeki arabuluculuk rolüne teşekkür edilirken, uluslararası kuruluşlara "terörist devlet Rusya'nın gizlediği gerçekleri gün yüzüne çıkarın" çağrısı yinelendi. EYLEMDE KIRIM TATAR SİYASİ TUTSAKLARA DİKKAT ÇEKİLDİ Eylemde, Emel Kırım Vakfı da yer aldı. İşgalci Rus yönetiminin Vatan Kırım’dan alıp Rusya’nın içlerinde binlerce kilometre öteye götürüp hapsettiği Kırım Tatarı esirler, Emel Kırım Vakfı tarafından eylemde tekrardan hatırlatıldı. Şişhane Meydanı’nda düzenlenen eylemin ikincisi yarın 22 Şubat’ta saat 15.00’da yapılacak.

Ukrayna Büyükelçisi Celâl: Türkiye, Ukrayna halkının güvenilir dostudur Haber

Ukrayna Büyükelçisi Celâl: Türkiye, Ukrayna halkının güvenilir dostudur

Türkiye ile Ukrayna arasında 3 Şubat 1992'de tesis edilen diplomatik ilişkiler, 34 yılı geride bırakırken "stratejik ortaklık" seviyesine ulaştı. Kırım’ın işgalini tanımayan ve savaş boyunca her iki tarafla konuşabilen tek aktör olarak öne çıkan Türkiye; Tahıl Koridoru, kapsamlı esir takasları ve 2025 yılında İstanbul’da sağlanan kritik mutabakatlarla küresel barışın merkezi oldu. Ukrayna'nın Ankara Büyükelçisi Nariman Celâl, Türkiye ve Ukrayna arasındaki diplomatik ilişkilerin yıl dönümü vesilesiyle bir mesaj yayımladı. Celâl, iki ülke arasındaki bağların gerçek bir stratejik ortaklığa dönüştüğünü belirterek, Türkiye’nin Ukrayna’nın toprak bütünlüğü ve güvenliği konusundaki sarsılmaz desteğine vurgu yaptı. Mesajında Türkiye'nin Ukrayna için sadece siyasi, askerî ve ekonomik bir ortak olmadığını, aynı zamanda Ukrayna halkının en zor zamanlarında yanında duran güvenilir bir dost olduğunun altını çizen Büyükelçi Celâl, şu ifadelere yer verdi: "Bugün Ukrayna ile Türkiye arasındaki diplomatik ilişkilerin yıl dönümünü kutluyoruz. Yıllar içinde bu ilişkiler gerçek anlamda stratejik bir ortaklığa dönüşmüştür. İlişkilerimiz karşılıklı güvene, saygıya ve Karadeniz bölgesinde barış ve istikrara dair ortak vizyona dayanmaktadır. Türkiye, Ukrayna için önemli bir siyasi, güvenlik ve ekonomik ortak olmanın yanı sıra Ukrayna halkının güvenilir bir dostudur. Türkiye’nin Ukrayna ile gösterdiği dayanışmayı büyük bir takdirle karşılıyor, güvenlikten ekonomiye, insani iş birliğinden halklarımız arasındaki bağların güçlendirilmesine kadar birçok alanda iş birliğimizin daha da derinleşeceğine inanıyoruz. Birlikte bölgemizi daha güvenli ve müreffeh kılacağız. Diplomatik ilişkilerimizin yıl dönümü kutlu olsun!"

Kırım’daki insan hakları ihlalleri İstanbul’da gündeme taşındı Haber

Kırım’daki insan hakları ihlalleri İstanbul’da gündeme taşındı

Emel Kırım Vakfı tarafından düzenlenen Emel Fikir Kültür Konferansları çerçevesinde İstanbul’da, Rusya’nın Ukrayna ve Kırım’da İnsan Hakları İhlalleri başlıklı etkinlik gerçekleştirildi. Süleymaniye’de bulunan KOCAV Vakfı Erol Güngör Kültür Merkezi’nde düzenlenen etkinlikte, Rus işgali altındaki Kırım’da yaşanan ağır insan hakları ihlalleri ele alındı. Konferans açılışında konuşan Kırım Tatar Milli Meclisi (KTMM) Türkiye Temsilcisi ve Emel Kırım Vakfı Başkanı Zafer Karatay, Rusya’nın yüzyıllardır Kırım Tatar halkına yönelik baskı ve zulüm politikaları yürüttüğüne dikkat çekti. Karatay, “Bu savaşı Ukrayna kazanmalı. Kırım Rus işgali altında kalırsa Kırım Tatar halkının geleceği çok karanlık olur. Bunu millî liderimiz Mustafa Abdülcemil Kırımoğlu da söyledi. Bundan dolayı tüm gücümüzle bu savaşta Ukrayna’nın yanındayız.” dedi. Etkinlikte konuşan Ukrayna’nın İstanbul Başkonsolosu Roman Nedilskıy ise, Rusya’nın işgal altındaki Kırım’da ve diğer Ukrayna topraklarında işlediği suçların uluslararası kamuoyuna anlatılmasının hayati önem taşıdığını vurguladı. Nedilskıy, “Bugün burada, Rus işgali altındaki Kırım’da yaşayan Kırım Tatarlarına ve Ukraynalılara yönelik baskıları konuşmak için toplandık. İşgalciler halkımıza korkunç suçlar işliyor. Askerlerimiz cephede topraklarımızı ve bağımsızlığımızı savunurken, biz siviller de kendi cephemizde bu savaş suçlarını dünyaya anlatmak zorundayız. Dünya gerçekleri bilmeli.” ifadelerini kullandı. Nedilskıy ayrıca Türkiye’ye, Ukrayna’ya verdiği kararlı destek nedeniyle teşekkür etti. Konferansın konuşmacısı Ukrayna Cumhurbaşkanının Kırım Özerk Cumhuriyeti Daimi Temsilcisi Olha Kurışko, Kırım Temsilciliğinin yürüttüğü çalışmalar hakkında bilgi verdi. Kurışko, işgal altındaki Kırım’da yaşanan ihlallerin kayıt altına alınmasının büyük zorluklarla yürütüldüğünü belirterek şunları kaydetti: Rus işgal güçleri halkı sindirmek amacıyla sistematik baskı uyguluyor. Bu nedenle birçok aile yaşanan ihlalleri anlatmaya korkuyor. Siyasi tutsakların kesin sayısını bilmiyoruz; ancak sayılarının 200’ü aştığını ve büyük çoğunluğunun Kırım Tatarı olduğunu biliyoruz. 2022’den sonra ise özellikle gençlere ve kadınlara yönelik baskı ciddi biçimde arttı. Konferans sırasında katılımcılara siyasi tutsakların resimleri dağıtıldı. Kurışko, genç siyasi tutsaklar Appaz Kurtamet ve Bogdan Ziza’nın yaşadıklarına dikkat çekerek, işgal güçlerinin gençleri hedef alan baskı politikalarını anlattı. Ayrıca, birkaç ay önce dört Kırım Tatar kadınının düzmece suçlamalarla alıkonulduğunu hatırlattı. Siyasi tutsakların çok kötü şartlarda alıkonulduğunu, hasta olanlara tıbbi bakım sağlanmadığını belirten Kurişko, 3 siyasi tutsağın tıbbi bakım eksikliği nedeniyle Rus esaretinde yaşamını yitirdiğini aktardı. Rus işgal yönetiminin, 18 Mayıs 1944 Kırım Tatar Sürgünü ve Soykırımı'nın anılmasına dahi izin vermediğini vurgulayan Kurışko, siyasi tutsakların yasa dışı şekilde Kırım’dan binlerce kilometre uzaklıkta bulunan Rus cezaevlerine sevk edildiğini ve aileleriyle, avukatlarıyla görüşme haklarından mahrum bırakıldığını söyledi. Kurışko, “Rusya sivil esirleri Ukrayna’ya iade etmek istemediği için Kırımlı siyasi tutsaklar da takaslara dâhil edilmiyor.” ifadelerini kullandı. Ukrayna’nın siyasi tutsakların ailelerine destek verdiğini ve bu konuyu uluslararası gündemde tutmaya çalıştığını belirten Kurışko, “Bazen siyasi tutsaklar konusunda Ukrayna’nın yalnız bırakıldığı hissine kapılıyoruz.” diyerek Türkiye’deki sivil toplum kuruluşları ve derneklerin bu hikâyelerin duyurulmasında çok önemli bir rol oynayabileceğini belirtti. Kurışko, Rus işgal yönetiminin Kırım Tatarlarına 18 Mayıs 1944 Kırım Tatar Sürgünü ve Soykırımı kurbanlarını anmasına izin vermediğini, siyasi tutsakları yasa dışı olarak Kırım’dan uzaktaki Rus cezaevlerine sevk ettiğini böylece onların aileleri ve avukatlarıyla görüşme haklarından mahrum ettiğini anlattı. Ayrıca Rusya’nın sivil esirleri Ukrayna’ya iade etmek istemediğine dikkat çeken Kurışko, “Bundan dolayı maalesef Kırımlı siyasi tutsaklar da iade edilmiyor.” dedi. Etkinliğe Ukrayna’nın İstanbul Başkonsolosu Roman Nedilskıy, Ukrayna'nın Ankara Büyükelçiliği Kültür Temsilcisi Anife Kurtseitova, KTMM Üyesi Abmecit Süleymanov, Sürgündeki İçkerya Çeçen Cumhuriyeti Türkiye ve Ortadoğu Ülkeleri Genel Temsilcisi Abdulhakim Şaptukayev, Kırım Derneği İstanbul Anadolu Yakası Şubesi Başkanı Şebnem Sözen, Türk Dünyası Yardımlaşma Derneği Genel Başkanı Halit Kanak, Dr. Öğr. Üyesi Mehmet Gezer, Gazeteci Güngör Yavuzaslan, TÜRKSİD, Kırım Derneği Kocaeli Şubesi, Sakarya Kırım Türkleri Derneği, Azerbaycan Derneği, İyi Parti, Bağımsızlık Partisi, Anahtar Parti ve Zafer Partisi temsilcileri katıldı.

Yalova saldırısı sonrasında emniyet harekete geçti: İstanbul'da DEAŞ'a yönelik operasyonda 110 zanlı yakalandı Haber

Yalova saldırısı sonrasında emniyet harekete geçti: İstanbul'da DEAŞ'a yönelik operasyonda 110 zanlı yakalandı

İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı, terör örgütü DEAŞ'a yönelik düzenlenen operasyonda, aralarında Yalova'daki DEAŞ üyeleriyle bağlantılı olan 41 şüphelinin de yer aldığı 110 şüphelinin gözaltına alındığını bildirdi. Anadolu Ajansında yer alan habere göre, Başsavcılıktan yapılan yapılan açıklamada, Terör Suçları Soruşturma Bürosunca İstanbul Emniyet Müdürlüğü Terörle Mücadele Şube Müdürlüğü'ne verilen talimatla yürütülen DEAŞ terör örgütünün mensup ve faaliyetlerin deşifre edilmesine yönelik soruşturma yürütüldüğü belirtildi. Açıklamada, terör örgütü yanlısı olarak İstanbul'da faaliyet yürüten, örgütün sözde hocalığını-elebaşılığını yapan M.Y'nin, yasa dışı ders-sohbet etkinlikleri düzenlediği, illegal mescit faaliyetleri kapsamında terör örgütüne taban kazanma amaçlı tebliğ çalışmalarını yaptığı yönündeki tespite yer verildi. Soruşturma kapsamında, mescit genelinde fitre, zekat ve infak adı altında toplanan paraların mezkur terör örgütüne, Suriye'de kendilerine karşıt terör örgütleri kontrolündeki kamplarda sözde esir tutulan terör örgütü yanlılarına ve mescit bünyesinde faaliyet gösteren kişilere yönelik eğitim ve medrese açmak amacıyla kullanıldığı yönünde bilgiler elde edildiği anlatılan açıklamada, 32 şüpheli hakkında iletişimin tespiti ve kayda alınması ile teknik araçlarla izleme tedbiri uygulandığı, söz konusu şüphelilerin sosyal medya üzerinden propaganda faaliyeti yürüttüğü ve illegal mescitte "hoca, sorumlu, katılan" olarak faaliyet gösterdikleri kaydedildi. ÇOK SAYIDA DİJİTAL MATERYAL VE ÖRGÜTSEL DOKÜMAN ELE GEÇİRİLDİ Açıklamada şunlar kaydedildi: Yalova'da vuku bulan menfur saldırıyı gerçekleştiren şahıslarla bağlantılı olan ve ilimizde yılbaşı günü benzer saldırılara tevessül edebilecekleri şeklinde haklarında bilgiler bulunan 41 şüpheli, terör örgütüyle irtibatlı olan ve hakkında bu konuda deliller bulunan 13 şüpheli, sosyal medya platformlarında terör örgütü yanlısı paylaşımlarda bulunan 14 şüpheli, 6458 sayılı Yabancılar ve Uluslararası Koruma Kanunu'nun 54. maddesinin b, d ve k bentleri ile 676 saylı KHK'nın 36. maddesiyle eklenen ve 7070 sayılı Kanun’un 31. maddesiyle kanunlaşan 'Uluslararası kurum ve kuruluşlar tarafından tanımlanan terör örgütleriyle ilişkili olduğu' ve adı geçen ülkemiz açısından tehdit oluşturan YTS (Yabancı Terörist Savaşçı) olduğu, ayrıca çatışma bölgeleriyle irtibatı tespit edilen 15 şüpheli olmak üzere toplam 115 şüphelinin yakalamasına yönelik olarak ilimiz ve 2 farklı ilde 114 adres için 30 Aralık 2025 saat 01.00 itibariyle eş zamanlı yakalama, gözaltı, arama ve el koyma işlemleri gerçekleştirilmiş, sonucunda 110 şüpheli yakalanmıştır. Şüphelilerin ikametlerindeki aramalarda çok sayıda dijital materyal ve örgütsel doküman ele geçirildiği aktarılan açıklamada, "Cumhuriyet Başsavcılığımızın tüm terör örgütleriyle mücadelesi azim ve kararlılıkla devam edecektir." ifadelerine yer verildi.

Vatan Şairi Namık Kemal, vefatının 137. yılında anılıyor Haber

Vatan Şairi Namık Kemal, vefatının 137. yılında anılıyor

"Ecdâdımızın heybeti ma'rûf-u cihândır, Fıtrat değişir sanma bu kan yine o kandır..." dizeleriyle tanınan; Türk edebiyatının öncü kalemlerinden, "Vatan Şairi" olarak tanınan şair ve yazar Namık Kemal'in vefatının 137. yılı. Namık adını şair Eşref Paşa'dan alan, asıl adı Mehmet Kemal olan usta edebiyatçı, 1 Aralık 1840'ta 2. Abdülhamid'in müneccimbaşısı Yenişehirli Mustafa Asım Bey ile Fatma Zehra Hanım'ın çocukları olarak Tekirdağ'da doğdu. Namık Kemal, 1848'de annesi Fatma Zehra Hanım'ı kaybedince çocukluğunu Tekirdağ Valisi dedesi Abdüllatif Paşa'nın yanında, Rumeli ve Anadolu'da geçirdi. Afyon müftüsü Buharalı Hacı Velid Efendi'den gördüğü eğitimin yanı sıra özel derslerle de Arapça ve Farsça dillerini öğrenen Namık Kemal, Afyon Mevlevi Tekkesi neyzenbaşı Coşkun Dede'den tarikat usullerini öğrendi. İLK ŞİİR DENEMELERİNİ KARS'TA YAZDI Mart 1853'te Kars kaymakamlığına tayin edilen dedesiyle bu şehre taşınan Kemal, 1,5 yılda Karslı şair ve müderris Vaizzade Seyid Mehmet Hamid Efendi'den tasavvuf ilmini, divan edebiyatını öğrendi ve hocasının da teşvik etmesiyle ilk şiir denemelerini kaleme aldı. Kara Veli Ağa adındaki kır serdarından avcılık, atıcılık, cirit oyunu dersleri alan şair, babasının 1855'te Filibe kentine mal müdürü ve dedesinin Sofya Kaymakamlığına atanması ile Sofya'ya gitti ve 16 yaşındayken Niş kadısı Mustafa Ragıp Efendi'nin kızı Nesibe Hanım'la evlendi. Çiftin Feride, Ulviye ve Ali Ekrem adında üç çocuğu olurken, Sofya'da evlerine ziyarete gelen dedesinin arkadaşı şair Binbaşı Eşref Bey, şiirlerini okuduktan sonra bir mahlas düzenleyerek asıl adı "Mehmet Kemal" olan usta edebiyatçıya "Namık" ismini verdi. Sofya'da Fransızca öğrenen ve 1857'de İstanbul'a dönen Namık Kemal, ilk görev yeri Bab-ı Ali Tercüme Odası'nda katip olarak çalıştığı dönemde önemli düşünür ve sanatçılarla tanışma imkanı bularak fikir dünyasını oluşturmaya başladı. Edebiyatta Batılılaşmanın ilk adımlarını atan İbrahim Şinasi ile tanıştı ve Şinasi'nin çıkardığı Tasvir-i Efkar gazetesinde fıkra ve tercüme yazıları yazdı. Kemal, 1865'te Şinasi'nin Fransa'ya gitmesiyle kendisine bıraktığı gazeteyi tek başına çıkarmaya başladı. Namık Kemal, kuruluşu 1865'e dayanan ve daha sonra Yeni Osmanlılar Cemiyeti adıyla ortaya çıkan "İttifak-ı Hamiyet" adlı gizli derneğe katıldı, "Tasvir-i Efkar" gazetesinde hükümeti eleştiren yazılar kaleme aldı. Gazete, Yeni Osmanlılar Cemiyeti'nin görüşleri doğrultusunda yaptığı yayın sonucu 1867'de kapatıldı. ZİYA PAŞA İLE BİRLİKTE PARİS'E GİTTİ Namık Kemal, İstanbul'dan uzaklaştırılmak için Erzurum'a vali yardımcısı olarak atandı, fakat bu göreve gitmeyi erteleyerek Mustafa Fazıl Paşa'nın çağrısı üzerine Ziya Paşa ile birlikte Paris'e gitti. Fransız hükümetinin Genç Osmanlılara ülkeyi terk etmelerini söylemesi üzerine Londra'ya geçen Namık Kemal ve arkadaşları, 1868'te Mustafa Fazıl Paşa'nın maddi desteğiyle Ali Suavi ile "Muhbir" ve "Hürriyet" gazetelerini çıkardı. Namık Kemal, çeşitli anlaşmazlıklar sonucu, Avrupa'da desteksiz kalınca, 1870'te Zaptiye Nazırı (Güvenlik Bakanı) Hüsnü Paşa'nın çağrısı üzerine İstanbul'a döndü. Sadrazam Ali Paşa'nın ölümünden sonra Ebüzziya Tevfik Bey'le birlikte 1872'de İbret gazetesini çıkaran Namık Kemal'in, muhalif yazılar yazdığı için gazetesi kapatıldı ve mutasarrıf olarak Gelibolu'ya atandı. Namık Kemal, kaymakamlık görevinden azledilince 1873'te İstanbul'a döndü ve sonra tiyatroyla ilgilenmeye başladı. ARKADAŞIYLA BİRLİKTE TUTUKLANDI VE MAGOSA'YA SÜRGÜN EDİLDİ Gedikpaşa Tiyatrosu'nda 1 Nisan 1873'de "Vatan Yahut Silistre" oyununu sahneleyen Kemal, oyunu izleyenlerin galeyana gelip olay çıkarması üzerine birçok arkadaşıyla birlikte tutuklandı ve Magosa'ya sürgün edildi. Sanatı toplumun Batılılaşması için bir araç olarak kullanan şair, eserlerini halkın anlayabileceği sade bir dille yazmayı amaçlarken, Fransız edebiyatını örnek aldı ve romantizmin etkisinde kaldı. Kemal, Birinci Meşrutiyet'in ilanından sonra İstanbul'a dönerek danıştay üyeliği yaptı ve Kanun-ı Esasi'yi hazırlayan kurulda görev yaptı. Sırasıyla, 1879'da Midilli, 1884'te Rodos ve 1887'de Sakız Adası kaymakamlığı yapan şair, yakalandığı zatürre hastalığından kurtulamadı. Namık Kemal, 2 Aralık 1888'deki vefatının ardından Sakız Adası'ndaki bir caminin haziresine defnedildi. Daha sonra cenaze, vasiyetine uyularak Ebüzziya Tevfik'in padişaha müracaatı üzerine Gelibolu'ya nakledildi. Usta edebiyatçı, "Vatan yahut Silistre", "Gülnihal", "Akif Bey", "Zavallı Çocuk", "Kara Bela", "Celaleddin Harzemşah", "İntibah", "Cezmi", "Barika-i Zafer", "Kanije", "Osmanlı Tarihi Medhali", "Bahar-ı Daniş", "Terceme-i Hal-i Nevruz Bey", "Mukaddeme-i Celal", "Vaveyla", "Murabba", "Vatan Mersiyesi", "Osmanlı Tarihi" ve "Büyük İslam Tarihi"nin arasında olduğu pek çok eser kaleme aldı.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.