SON DAKİKA
Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

# I. Türkoloji Kurultayı

QHA - Kırım Haber Ajansı - I. Türkoloji Kurultayı haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, I. Türkoloji Kurultayı haber sayfasında canlı gelişmelerle ulaşabilirsiniz.

Türkolojinin yüz yılı: Bülent Tanatar, Bakü Türkoloji Kurultayı’nı QHA’ya anlattı Haber

Türkolojinin yüz yılı: Bülent Tanatar, Bakü Türkoloji Kurultayı’nı QHA’ya anlattı

Kırım Tatarlarının dünya ve Türk kamuoyundaki sesi olan Emel Dergisi Editörü, yazar ve çevirmen Bülent Tanatar, 26 Şubat ve 6 Mart 1926 tarihleri arasında Bakü’de tertip edilen I. Türkoloji Kurultayı’nın yüzüncü yıl dönümü münasebetiyle, Kırım Haber Ajansına (QHA) değerlendirmelerde bulundu. KURULTAYDA ORTAK YAZI DİLİ, TÜRK TARİHİ VE ETNOGRAFYASI ELE ALINDI “Bu, bilimsel bir kurultay gibi görünüyor ama aslında bunun arka planında siyaset de var. Bu kongreye ön ayak olan, bu kongreyi başlatan Azerbaycanlı Samed Ağamalıoğlu (Azerbaycan SSR Merkez Yürütme Komitesi Başkanı) ve onunla iş birliği yapan kişilerin siyasi bir ajandaları vardı.” ifadelerini kullanan Tanatar, 1926 yılının başında Bakü’de toplanan kurultayının kökeninin 1922 yılının başlarına dayandığını kaydederek “Gündeme getirilen konuların içinde sadece dil, yazı dili, edebiyat ve alfabe konuları yoktu, aynı zamanda Türk halkları tarihi ve etnografyası da vardı.” dedi. KURULTAYIN SİYASİ ARKA PLANI, BİRÇOK KATILIMCININ DİKKATİNDEYDİ Bakü Türkoloji Kurultayı’nda belirlenen hedeflere ulaşmak adına yapılması gerekenlerin ve bu amaçlar doğrultusunda nasıl bir kurumsallaşmanın meydana geleceğinin de tartışıldığını dile getiren Tanatar, Kurultayın siyasi arka planının da birçok katılımcının dikkatinde olduğunu, bazı tartışmalarda da bu düşüncenin ifade edildiğini vurguladı. Kurultay kapsamında tarih, etnografya, edebiyat ve bu alanların geliştirilmesinden de bahsedildiğini, dolayısıyla Kurultayın yalnızca alfabe üzerindeki fikir ayrılıklarına indirgenemeyeceğini bildiren Tanatar, Kurultay kapsamında tarihte iz bırakan en belirgin konunun yeni bir alfabeye geçiş olduğunu, diğer konulardaki kurumsallaşmaların ise aynı oranda kalıcı olmadığına dikkat çekti. Kırım Tatar heyeti içerisinde en çok dikkat çeken katılımcının ise Bekir Sıdkı Çobanzade olduğunu ifade eden Tanatar, “Gerek kurultayda gerek kurultay sonrası Çobanzade, Sovyetler Birliği’ndeki Türk dil bilimciler arasında her zaman bir numaralı kişi oldu.” dedi. Bununla birlikte, Kurultayın hazırlık süreci adına 1924 yılında yapılan tanıtım gezisinde Kırım’ın çeşitli yerlerinin gezildiğini ve Kırım’ın önde gelen simalarıyla konuşularak yeni alfabe üzerine ve eski Arap alfabesinin nasıl ıslah edilerek korunabileceği konusunda bir nabız yoklaması yapıldığını dile getiren Tanatar, tanıtım gezisi çerçevesinde Kurultaya katılacak Kırım Tatar heyetinin ve diğer katılımcıların da fikirlerinin alındığını belirtti. KURULTAYDA, TÜRK DÜNYASININ DİL BİRLİĞİNİN SAĞLANMASI AMAÇLANDI Çobanzade’nin, alfabelerde toplumların birbirinden uzaklaşmasına sebep olacak değişiklikler yapmak yerine, Türk dünyasında dil birliğini sağlayacak şekilde çalışılmasına yönelik argümanları olduğunu dile getiren Tanatar, “Türk dil birliği eski bir mevzu. Bunu en çok çalışan ve pratiğe geçiren kişi İsmail Bey Gaspıralı’ydı. Yalnızca Tercüman gazetesi değil, yaptığı temaslarla da en çok çalışan kişi Gaspıralı’ydı.” şeklinde konuştu. Öte yandan, Türk dünyasından olan katılımcıların bu tür bakış açılarıyla Türk dünyasını birleştirmek ve ortak zeminler kurmak için girişimlerde bulunduğunu belirten Tanatar, Sovyet rejiminin o zamanki politikasının, Türk dünyasının geçmişinden kopması ve birbirleriyle olan bağlarının zayıflaması adına Latin alfabesine geçilmesini elzem gördüğünü fakat bunu açık bir şekilde ifade edilmediğini belirtti. Bununla birlikte, bu kurultaydan sonra Kırım’da 1928’den sonra Latin alfabesinin yürürlüğe girdiğini ve kısa bir süre için bütün neşriyatın Latin alfabesiyle yapıldığını hatırlatan Tanatar, “Kurultay içindeki tartışmalarda dahi bunun izleri var, bunu dile getirmiş insanlar var. Daha sonra da Latin alfabesi kısa bir süre denendikten sonra Türk dünyasının eskiyle ve dış dünyayla bağları koparılıyor. Daha sonra da Rus dilinin özellikleriyle Kiril alfabesi, 1938 senesinde yürürlüğe giriyor.” ifadelerini kullandı. Tanatar, ayrıca, bazı Türk cumhuriyetlerinin bugün ortak Latin alfabesine geçmek adına bazı hamleler yaptığını fakat bunun siyasetten tam bağımsız bir ortamda yönetilmesi gereken, uzun bir süreç olduğunu belirtti. KIRIM’DA LATİN ALFABESİNE GEÇİŞ, GEÇMİŞLE KURULAN BAĞI ETKİLEDİ Mİ? Kırım’da 1928’den sonra Latin alfabesinin yürürlüğe girmesinden sonra kısa bir süre için bütün neşriyatın Latin alfabesiyle yapıldığını hatırlatan Tanatar, “Gaspıralı dönemi ve daha sonra Sovyetler’in ilk dönemindeki neşriyata baktığınız zaman okuduğunuz Kırım Tatarcayla, 1930’lu yıllara varmadan hatta 1930’lu yılların içerisinde ister Latin alfabesiyle ister Kiril alfabesiyle olsun, yazılan Kırım Tatarca metinler arasında çok büyük ayrışmalar var.” değerlendirmesini yaptı. Söz konusu metinlerde sözcük seçimleri, sentaks ve imlâda bozulmalar olduğunu dile getiren Tanatar, öte yandan, “Yine de 1920’ler, en azından tırnak içinde de olsa özgürce tartışma zemininin bulunabildiği yıllar oldu. Kırım Tatarlarına biraz oyalanma şansı verilmişti fakat daha sonra bu şans, ne Kırım Tatarlarına ne de Sovyetler Birliği içerisindeki bağımlı uluslara bahşedildi. Her biri için zorunlu gündemler oluşturuldu ve onlara tanınmış çerçeve içerisinde kalacak şekilde bilgi edinebilecekleri ve iletişim kurabilecekleri bütün imkânlar kısıtlandı.” dedi. TÜRKOLOJİ BİLİMİNİN YÜZ YIL SONRAKİ GELECEĞİ ADINA NELER YAPILMALI? Ayrıca, hem Kırım Tatarları hem de Türk halkları açısından Türkoloji biliminin geleceğindeki yüz yılını değerlendiren Tanatar, Kırım’ın Rus işgali altında olduğunu vurgulayarak Rusya’nın Kırım Tatarlarına uyguladığı baskı ve sansürün Kırım Tatarcanın gelişmesi önünde bir engel teşkil ettiğini beyan etti. Türkistan coğrafyasında bulunan Türk cumhuriyetlerinin Türk dilini geliştirmek adına nispeten daha rahat bir konumda olduğunu kaydeden Tanatar, son olarak “Henüz daha yolun başında olduğumuz görülüyor. Bilim ve edebiyat üretiminin kendi başına gelişmeyeceğini bildiğimiz için, dünya üzerinde entelektüel faaliyetlere yol verebilecek en önemli artı değer önce ekonomik olarak üstünlüğünüzü ispat etmemizdir. Bu ekonomi üzerinde sosyal düzen kurulur, dayanışma olur ve toplum bütünleşir. Ancak bundan sonra ilim, bilim ve edebiyatın daha yetkin bir şekilde gelişebileceğini düşünüyorum. Türk dünyası, her bölge birbirinden farklı olmakla beraber henüz bundan uzak ama umarım yüz yıl içerisinde bu noktaya çok hızlı bir şekilde gelinir. Önemli olan aydınların bu konularda düşünceler oluşturup bu konuda bir basınç yaratmak adına uğraş vermeleri, bunun için de biraz inanç lazım.” ifadelerine yer verdi.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.