SON DAKİKA
Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#İkinci Meşrutiyet

QHA - Kırım Haber Ajansı - İkinci Meşrutiyet haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, İkinci Meşrutiyet haber sayfasında canlı gelişmelerle ulaşabilirsiniz.

24 Temmuz Basın Özgürlüğü için Mücadele Günü kutlu olsun! Haber

24 Temmuz Basın Özgürlüğü için Mücadele Günü kutlu olsun!

Basın, var olduğu günden itibaren iktidarların ilgisini üzerine çekti. Yapısı itibariyle halkı etkileme potansiyeli olan bu ürüne iktidarlar kayıtsız kalamadı ve etki alanının genişliği hakkında yeterli bilgiye sahip olunmaması sebebiyle basın ile iktidar arasındaki ilişki tarihsel süreçte birçok kırılma meydana geldi. Osmanlı Devleti'nde basının gelişimi Avrupalı çağdaşlarına göre geç yaşandı. Avrupa'da ilk gazeteler ortaya çıktığında Osmanlı Devleti'nde henüz Türkler tarafından matbaa dahi açılmamıştı. Bu sebeple Avrupa basınının özgürlük alanını genişlettiği dönem, Osmanlı Devleti'nde basının kontrol altına alınması ve devamında sansürün yoğunlaştığı zamana denk geldi. Osmanlı Devleti’nde gerçek anlamda düzenli sansür, Tanzimat Dönemi’nde başladı. II. Abdülhamid Dönemi’ne gelindiğinde basın önemli ölçüde gelişmiş olsa da bütünlüğünü ve güvenliğini sağlayan kapsamlı bir basın kanununun hâlâ mevcut olmaması sebebiyle bu dönemde basın, tâbi olduğu düzenlemelere göre çeşitli bölümlere ayrılarak ağır bir sansüre maruz kaldı. “ZİHİNLERİ KURCALAYACAK YAYIN YAPAN GAZETELERİ DERHAL KAPATABİLİR” II. Abdülhamid’in 1876-1909 yılları arasındaki 33 yıllık saltanatının, tarihe basın üzerindeki sansürün en katı olduğu dönem olarak geçmesinin sebebi olarak bir yandan çağdaşlaşmayı hazmedememiş bir toplumun varlığı, diğer yandan da onu bölüp parçalamak hesaplarını yapan sömürgeci devletlerin etkisi olduğu değerlendirmesi yapılıyor. Padişahın ilgilendiği ve hükûmetçe hazırlanan Basın Yasası’nda ağır ceza ve aşırı kısıtlama içeriği, Meclis’te hayli eleştirilmiş ve büyük değişikliklerle kabul edilmişse de padişah, bu yasayı onaylayarak sonraki dönemde görüşülmek üzere bekletti. Buna rağmen yasa görüşülemeden Meclis feshedildi. Daha öncesinde, 20 Eylül 1877 tarihli kararnameyle “zihinleri kurcalayacak yayın yapan gazeteleri derhal kapatabilir” denilerek basına yönelik yaptırımlar kendisini göstermişti. Osmanlı’da basın özgürlüğü açısından belki de en önemli ve olumlu gelişme, 1876’da Birinci Meşrutiyet’in ilanıyla kabul edilen Kanun-ı Esasi’nin 12. maddesinde “Matbuat kanun dairesinde serbesttir” hükmünün yer alması oldu. Buna karşın, burada da basının hangi kanun ya da kanunlar çerçevesinde hür olacağının net olmaması ve eş zamanlı olarak hem Sansür hem de Matbuat Nizamnamesinin yürürlükte olması, anayasadaki ilgili madde konusunda soru işaretleri doğurdu. SANSÜR SONUCU GAZETELER, SİYASİ KONULARI ELE ALAMAMAYA BAŞLADI Maarif Nezareti, Matbuat Müdürlüğü ve Zaptiye Nazırlığı katkısıyla gazeteler üzerinde sansür yoğunlaştırıldı. Dışişlerinde de, basında sansür için Matbuat-ı Hariciye Müdürlüğü kurulurken diğer yandan da Maarif Nezaretinde Tetkik-i Müellefat Komisyonu görevlendirildi. Yabancı basını ve yayınları kontrol etmek Matbuat Müdürlüğünün göreviyken 1888’de tüm matbaalara ön sansür getirildi, 1894 Nizamnamesiyle kitapçılar da kontrol altına alındı, 1907’ye kadar da birçok önleme başvuruldu. II. Abdülhamid’in sözcülüğünü yapan Ahmet Midhat Efendi’nin Tercüman-ı Hakikat’inin isteği gerçekleşmedi ve aksine, her türlü tartışmanın yasaklandığı bir ortam oluştu. 1900’de yayınlanan günlük siyasi gazetelerin sayısı; İkdam, Sabah ve Tercüman-ı Hakikat olmak üzere yalnızca üçle sınırlı kaldı. Bunun dışındaki edebi yayınlarsa sadece kadınlar ve çocuklar için yayınlanan dergiler oldu. Aynı dönemde basında kısıtlamalar sonucunda edebî ve ilmî konuların ağırlık kazandığı görüldü. Siyasi konulara giremeyen günlük gazeteler, gitgide popüler makalelere, yabancı ülkelerden kültür haberlerine ve çeşitli türden edebî eserlere yer verdi. İKİNCİ MEŞRUTİYET, TÜRK BASINININ DEVRİMİ OLDU İttihatçıların liderliğinde gerçekleşen İkinci Meşrutiyet’in ilanı, aynı zamanda Osmanlı basınının sansürü reddedip kendi seçtiği içerikle çıkmasının tarihi oldu. 24 Temmuz 1908 tarihinde gazeteciler ve yayıncılar, olağanüstü bir dayanışma göstererek gazetelerine ve matbaalarına görevlerini yapmaya gelen sansür memurlarını içeriye almadı. Bu direniş sonucunda ertesi gün, gazeteler ilk kez sansürsüz yayımlandı. BU GÜN, 12 MART MUHTIRASINDAN SONRA “BASIN ÖZGÜRLÜĞÜ İÇİN MÜCADELE GÜNÜ” İLAN EDİLDİ 24 Temmuz, bu vesileyle meslek örgütlerince 1971’e kadar basın bayramı olarak kutlandı. Buna karşın 12 Mart 1971 Muhtırası ile birlikte gelen sıkıyönetim uygulaması, basını sürekli ve dolaylı bir sansür altında yaşatmıştı. Türkiye Gazeteciler Cemiyeti, bu baskıların İstibdat Dönemi'ni hatırlattığı gerekçesiyle 24 Temmuz’u bayram olmaktan çıkararak “Basın Özgürlüğü için Mücadele Günü” olarak ilan etti. Cemiyet, 1989 yılında ise her yıl basın özgürlüğü için uğraş veren gazeteci ve kurumları ödüllendiren Basın Özgürlüğü Ödüllerini kurdu. Basın emekçileri de mesleğin zorluklarına rağmen, kamuoyunu bilgilendirmek ve haberdar etmek için insanüstü fedakârlıklarla ve büyük kararlılıkla görevlerini ifa etmeye devam ediyor.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.