Rusya, Ukrayna'da her ay 6 bin askerlik açık veriyor: Kremlin insan gücü krizini saldırılarla aşmaya çalışıyor
Batılı yetkililere göre Rusya'nın Ukrayna'daki asker kayıpları, yeni asker temin etme kapasitesini ayda yaklaşık 6 bin kişi aşıyor. Moskova'nın artan insan gücü açığı karşısında Ukrayna'nın sivil ve enerji altyapısına yönelik kitlesel saldırılara ağırlık verdiği belirtiliyor.
The Guardian'ın 28 Ağustos 2026 tarihli haberinde; Rusya'nın Ukrayna'daki savaşta yaşadığı asker kayıplarının, orduya katılan yeni asker sayısını geride bıraktığı bildirildi. Batılı yetkililerin değerlendirmelerine göre Moskova, yüksek hızda asker toplamaya devam etmesine rağmen son iki ayda cephedeki kayıplarını telafi etmekte zorlanıyor.
Yetkililer, Rusya'nın günde yaklaşık bin kişiyi orduya kazandırdığını, ancak buna rağmen asker kayıplarıyla yeni asker alımı arasındaki farkın aylık yaklaşık 6 bin kişi seviyesine ulaştığını belirtiyor. Bu durumun, Kremlin'in savaşın sürdürülebilirliği açısından giderek daha büyük bir insan gücü sorunuyla karşı karşıya olduğunu gösterdiği ifade ediliyor.
MOSKOVA İNSAN GÜCÜ AÇIĞINI FÜZE SALDIRILARIYLA KAPATMAYA ÇALIŞIYOR
Batılı yetkililer, Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin'in asker açığına karşı Ukrayna'ya yönelik saldırıları tırmandırdığı değerlendirmesinde bulunuyor. Moskova'nın cephede yeterli ilerleme sağlayamadığı noktada Ukrayna'nın sivil ve enerji altyapısını hedef alan yoğun füze ve SİHA saldırılarına yöneldiği belirtiliyor.
Rus ordusunun temmuz ayının başından bu yana Ukrayna'ya 360'tan fazla füze fırlattığı kaydedildi. Özellikle balistik füzelere karşı Ukrayna'nın hava savunma kapasitesinin sınırlı olması, Rusya'nın bu silahları daha yoğun kullanmasına olanak sağlıyor.
Batılı yetkililer, Kremlin'in yaklaşan kış döneminde Ukrayna'nın enerji altyapısını hedef alarak elektrik ve ısınma sorunlarını artırmayı ve Ukrayna halkının savaşma iradesini kırmayı amaçladığını değerlendiriyor.
YENİ SEFERBERLİK PUTİN İÇİN RİSK TAŞIYOR
Rusya'nın cephedeki kayıplarını telafi etmek için yeni bir zorunlu seferberlik dalgasına başvurması ise Kremlin açısından önemli siyasi ve ekonomik riskler taşıyor.
Rusya, Eylül 2022'de yaklaşık 300 bin kişinin askere alınmasını öngören kısmi seferberlik ilan etmişti. Seferberliğin ardından yaklaşık 1 milyon Rus vatandaşının ülkeyi terk ettiği, bunların önemli bir bölümünü yüksek nitelikli uzmanların oluşturduğu belirtiliyor. Bu kişilerin yarısından azının daha sonra ülkeye döndüğü ifade ediliyor.
Yeni bir seferberliğin benzer bir toplumsal tepkiye yol açabileceği ve Rusya ekonomisi üzerindeki baskıyı artırabileceği değerlendiriliyor.
ORDU YENİ ASKERLERİ DONATMAKTA DA ZORLANABİLİR
Rusya'nın önündeki sorun yalnızca yeni asker bulmakla sınırlı değil. Uzmanlara göre Moskova, yüz binlerce yeni askeri orduya dâhil etse bile bunları silah, mühimmat, araç ve yeterli sayıda subayla donatmakta zorlanabilir.
Rus ordusunun savaş boyunca önemli miktarda personel ve askerî araç kaybettiği belirtilirken, yeni askerlerin eğitilmesi ve cepheye hazırlanması da ciddi bir zaman ve kaynak gerektiriyor.
Bu nedenle Kremlin'in yeni bir genel seferberlik yerine yüksek maaş ve çeşitli mali teşviklerle gönüllü asker toplamayı tercih ettiği, ancak bu yöntemin de mevcut kayıpları karşılamada giderek yetersiz kaldığı ifade ediliyor.
PUTİN UZUN SÜRELİ YIPRATMA SAVAŞINA HAZIRLANIYOR
Batılı hükûmet yetkililerine göre Putin'in temel stratejisi, savaşı uzun süre devam ettirerek Ukrayna'yı ve Ukrayna'ya destek veren Batılı ülkeleri ekonomik ve siyasi açıdan yıpratmak.
Kremlin'in, zaman içinde Batı ülkelerinin Ukrayna'ya sağladığı askerî ve mali desteğin azalacağını ve bunun Kıyiv'i müzakere masasında daha zayıf bir konuma getireceğini umduğu değerlendiriliyor.
Yetkililer ayrıca Rusya'nın savaş boyunca Batı'yı caydırmak amacıyla nükleer silah kullanma tehdidini birçok kez gündeme getirdiğine dikkat çekiyor. Bu tehditlerin temel amacının, Batılı ülkeleri Ukrayna'ya desteği azaltmaya zorlamak olduğu belirtiliyor.
Batılı değerlendirmeler, Rusya'nın hâlâ yüksek sayıda asker toplamayı başarmasına rağmen cephedeki kayıpların bu kapasiteyi aşmaya başlamasının Kremlin üzerindeki insan gücü baskısını artırdığını ortaya koyuyor.