SON DAKİKA
Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#Insan Hakları

QHA - Kırım Haber Ajansı - Insan Hakları haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Insan Hakları haber sayfasında canlı gelişmelerle ulaşabilirsiniz.

Kırım sakinlerinin hakları ve sorunları Kıyiv'de ele alındı Haber

Kırım sakinlerinin hakları ve sorunları Kıyiv'de ele alındı

Ukrayna Cumhurbaşkanlığı Kırım Özerk Cumhuriyeti Temsilciliği, işgal altındaki Kırım sakinlerinin haklarının korunması ve uygulanmasında karşılaşılan kritik sorunları görüşmek üzere geniş katılımlı bir çalışma toplantısı düzenledi. Ukrayna İnsan Hakları Yetkilisi Ofisi, Kırım Tatar Milli Meclisi (KTMM), insan hakları örgütleri, medya ve sivil toplum kuruluşları temsilcilerinin katıldığı toplantıda, işgal altındaki vatandaşların hukuki durumları ve devlet hizmetlerine erişimleri masaya yatırıldı. Toplantıda Kırım Tatar Millî Meclisi (KTMM) Başkanı Refat Çubarov, Ukrayna Parlamentosu İnsan Hakları Yetkilisi (Ombudsman) Kırım Temsilcisi Elvin Kadirov, Kırım Millî Varlık Vakfı Başkanı ve Kırım Cephesi Koordinatörü Lenur Mambetov yer aldı. YURT DIŞINDA VE GENÇLERDE KİMLİK BELGELENDİRME ENGELİ Görüşmenin ana gündem maddelerinden ilkini Kırımlı Ukrayna vatandaşlarının kimlik belgelendirme süreçleri oluşturdu. Katılımcılar, özellikle yurt dışında bulunan vatandaşların Ukrayna pasaportu alırken veya ülkeye geri dönüş belgelerini temin ederken karşılaştıkları bürokratik sorunlar değerlendirdi. Ayrıca işgal altındaki Kırım’dan Ukrayna hükûmetinin kontrolündeki bölgelere geçiş yapan gençlerin kimlik belgelendirme süreçlerine özel önem atfedildi. DEVLET KURUMLARI İÇİN ÇÖZÜM ÖNERİLERİ HAZIRLANACAK Çalışma toplantısında, işgal altındaki bölgelerden gelen vatandaşlara rehberlik ve refakat edilmesi amacıyla geniş kapsamlı bir devlet mekanizması kurulması gerektiği vurgulandı. Bu doğrultuda farklı kamu kurumlarının sürece dahil edilmesini sağlayacak yeni çalışma formatları belirlendi. Toplantıda olgunlaştırılan somut çözüm önerilerinin ve mevzuat değişiklik tekliflerinin, ilgili bakanlıklara ve yetkili devlet kurumlarına resmî olarak iletileceği kaydedildi.

ABTTF’den Yunanistan’a tepki: Batı Trakya Türkleri insan hakları raporunda yok sayıldı Haber

ABTTF’den Yunanistan’a tepki: Batı Trakya Türkleri insan hakları raporunda yok sayıldı

Avrupa Batı Trakya Türk Federasyonu (ABTTF), Yunanistan Ulusal İnsan Hakları Komisyonunun (EEDA) 2025 yılı yıllık raporuna ilişkin yazılı görüşünü Yunan makamlarına iletti. ABTTF, yazılı görüşünde EEDA’nın raporunda Yunanistan’da resmî olarak tanınan tek azınlık olarak nitelendirdiği Batı Trakya Türk Azınlığı’nın uzun süredir karşı karşıya bulunduğu yapısal sorunlara, hak ihlallerine ve ayrımcılık iddialarına yer verilmemesini eleştirdi. Federasyon, Batı Trakya Türk toplumunun etnik Türk kimliğinin Yunanistan tarafından tanınmaması, antlaşmalarla güvence altına alındığını belirttiği eğitim ve dinî özerkliğin ihlal edilmesi ve azınlığa yönelik nefret söylemlerinin raporda bulunmadığına dikkat çekti. ABTTF, söz konusu meselelerin Avrupa İnsan Hakları Mahkemesinin (AİHM) Yunanistan aleyhine verdiği kararlar, Avrupa Konseyi Bakanlar Komitesinin denetim süreci, Birleşmiş Milletler (BM) insan hakları mekanizmalarının tavsiyeleri ve Avrupa Birliği (AB) kurumlarının değerlendirmelerinde de gündeme geldiğini savundu. “AİHM KARARLARI 18 YILI AŞKIN SÜREDİR UYGULANMIYOR” ABTTF’nin açıklamasında, Yunanistan’ın AİHM’nin Bekir Usta ve Diğerleri dava grubunda yer alan Türk derneklerine ilişkin kararlarını 18 yılı aşkın süredir uygulamadığını hatırlattı. Federasyon ayrıca Batı Trakya Türk Azınlığı tarafından seçildiği belirtilen müftülerin Yunanistan devleti tarafından tanınmadığını ve Batı Trakya’daki Türk ilkokullarının öğrenci sayısının azlığı gerekçesiyle kapatılmasının azınlığın eğitim özerkliğiyle bağdaşmadığını savundu. ABTTF, EEDA’ya Batı Trakya Türk Azınlığı’nın karşı karşıya bulunduğu sorunların gelecek yıllık raporlarda kapsamlı şekilde ele alınması çağrısında bulundu. Federasyon ayrıca EEDA’nın azınlığa ilişkin gelişmeleri düzenli olarak izlemesini ve Batı Trakya Türk toplumunu temsil eden kurumlar ile sivil toplum kuruluşlarıyla düzenli diyalog mekanizmaları oluşturmasını istedi. HABİPOĞLU: SORUNLARIMIZ GÖRÜNÜR KILINMALI ABTTF Başkanı Halit Habipoğlu, hazırladıkları yazılı görüşle EEDA’nın 2025 yıllık raporunda yer almayan Batı Trakya Türk toplumunun sorunlarını ve maruz kaldığını belirttikleri hak ihlallerini görünür kılmayı amaçladıklarını söyledi. Habipoğlu, EEDA’nın gelecekteki raporlarında Batı Trakya Türk toplumunun insan hakları durumuna da yer vermesi gerektiğini belirterek, bunun Yunanistan’daki insan haklarının korunmasına yönelik çalışmaların daha kapsayıcı ve bütüncül hâle gelmesini sağlayacağını ifade etti.

Kırım’daki siyasi tutsakların 159'u Kırım Tatarı: ZMİNA güncel rakamları açıkladı Haber

Kırım’daki siyasi tutsakların 159'u Kırım Tatarı: ZMİNA güncel rakamları açıkladı

ZMİNA İnsan Hakları Merkezi Başkanı Tetyana Peçonçık, Rus işgali altındaki Kırım'da devam eden insan hakları ihlallerine ve siyasi tutsakların durumuna ilişkin dikkat çeken açıklamalarda bulundu. Peçonçık, yarımadada siyasi baskıların ve uydurma davaların en büyük hedefinin Kırım Tatarları olduğunu vurguladı. "247 SİYASİ TUTSAKTAN 159’U KIRIM TATARI” İşgalci Rus yönetiminin alıkoyduğu sivillere dair güncel verileri paylaşan Peçonçık, şu ifadeleri kullandı: Sadece Kırımlı siyasi tutsakların sayısından bahsedecek olursak, şu an itibarıyla bu kategoride en az 247 kişinin olduğunu biliyoruz ve bunların 159'u Kırım Tatarıdır. Kırım’daki siyasi tutsakların ezici çoğunluğunu Kırım Tatarları oluşturmaktadır. Üstelik bunların büyük bir kısmı çok ağır suçlamalar çerçevesinde zulme uğramaktadır. TERÖRİZM YALANIYLA 20 YILA KADAR AĞIR CEZALAR Rus yargısının Kırım Tatarlarına yönelik asılsız suçlamalarına değinen Peçonçık, "Örneğin Hizb-ut Tahrir Davası'nda yargılananlar 'terörizm' suçlamasıyla karşı karşıyadır; bu da 10, 15, 20 yıl hapis cezaları demektir. Rusya Federasyonu’nun bu insanları koşulsuz şartsız serbest bırakması gerekirdi; çünkü bu insanlar hapis yatmalarını gerektirecek hiçbir suç işlemediler." değerlendirmesinde bulundu. “TÜM KAPILARI ÇALMAK VE TEK SES OLMAK ZORUNDAYIZ” Uluslararası kamuoyuna ve insan hakları savunucularına çağrıda bulunan Peçonçık, kamuoyu baskısının hayat kurtarıcı rolüne şu sözlerle dikkat çekti: Sonuç alabilmek için tüm kapıları zorlamak ve mevcut tüm mekanizmaları devreye sokmak büyük önem taşıyor. Ukrayna'da ve dünyanın farklı ülkelerinde insanların tek ses hâlinde hareket etmesinin ardından tutukluların serbest bırakıldığı örnekleri biliyoruz.

Kırım Dayanışmasının insan hakları mücadelesi engellendi: Kırım dış dünya için daha az görünür hâle gelecek Haber

Kırım Dayanışmasının insan hakları mücadelesi engellendi: Kırım dış dünya için daha az görünür hâle gelecek

İşgal altındaki Kırım'da siyasi baskılara maruz kalan kişileri, siyasi tutsakları ve ailelerini desteklemek amacıyla 2016 yılında kurulan insan hakları hareketi Kırım Dayanışması (Krımskaya Solidarnost), 21 Temmuz 2026 tarihinde faaliyetlerini resmî olarak sonlandırdığını açıkladı. Yapılan duyuruda, Rusya Adalet Bakanlığının kuruluşu "yabancı ajan" listesine almasının ardından mevzuatın incelendiği ve mevcut koşullarda çalışmaya devam etmenin imkansız olduğu belirtildi. Kararın ardından Rusya mevzuatını ve hukuki riskleri ayrıntılı şekilde inceleyen hareket yönetimi, mevcut şartlar altında insan hakları faaliyetlerini sürdürmenin imkansız olduğu sonucuna vararak resmî internet sayfası ve sosyal medya hesaplarındaki yayınları tamamen durdurma kararı aldı. Kırım Dayanışması tarafından yayımlanan veda açıklamasında, bu kararı almanın kendileri için son derece zor olduğu ancak aktivistlerin ve ailelerinin güvenliği açısından bu adımın kaçınılmaz hâle geldiği vurgulandı. On yıl boyunca bir hak arayışı girişiminden öte, karşılıklı güven ve dayanışmayla örülmüş büyük bir topluluğa dönüştüklerini belirten hareket mensupları, işgalci yönetimin hukuki ve siyasi baskıları nedeniyle halka açık sivil toplum faaliyetlerine nokta koyduklarını ifade ettiler. AKTİVİSTLER ÜZERİNDE YILLARDIR SÜREN SİSTEMATİK BASKI Ukrayna merkerli Suspilne haber ajansına konuşan Kırım Tatar Kaynak Merkezi Başkanı Eskender Bariyev, Kırım Dayanışmasının kurulduğu günden bu yana Rus işgal güçlerinin hedefinde olduğunu hatırlattı. İşgalci yönetimin hareketi işlevsiz kılmak adına aktivistlerin, gazetecilerin ve avukatların evlerine baskınlar düzenlediğini, idari para cezaları kestiğini ve çok sayıda kişiyi günlerce süren geçici gözaltılarla yıldırmaya çalıştığını belirtti. Remzi Bekirov, Marlen Asanov, Seyran Saliyev, Amet Süleymanov ve Server Mustafayev gibi hareketin önde gelen isimleri hukuksuz yargılamalar sonucunda ağır hapis cezalarına çarptırılırken, Kırımlı tutsakları savunan avukatların dâhi ruhsatlarının iptal edilmesi için sistemli adımlar atıldı. 2012 yılından bu yana Rusya'da bağımsız sivil toplumu ve basını susturmak için kullanılan "yabancı ajan" yasası, son dönemde Kırım'daki bağımsız sesleri tamamen boğmak amacıyla genişletildi. Sadece örgütler değil, bireyler de bu kapsama alındı. Geçtiğimiz dönemde yurttaş gazeteci Lutfiye Zudiyeva ile yıllardır hapiste bulunan Kırım Dayanışması Koordinatörü Server Mustafayev de "yabancı ajan" ilan edildi. Söz konusu yasanın başlangıçta siyasi faaliyetlerde bulunan ve yurtdışından fon alan kâr amacı gütmeyen kuruluşları kapsadığını hatırlatan Eskender Bariyev, "Daha sonra yasa, yetkililer tarafından 'yabancı etki altında' olduğu düşünülenler de dâhil olmak üzere medya kuruluşlarını ve bireyleri kapsayacak şekilde genişletildi. Ancak Rus yasalarında bu tür bir etki için net kriterler bulunmuyor; bu da statünün çok çeşitli bağımsız kuruluşlara ve aktivistlere uygulanmasına olanak tanıyor." şeklinde belirtti. KIRIM'DA YAŞANAN HAK İHLALLERİN GÖRÜNÜRLÜĞÜ CİDDİ ORANDA AZALACAK ZMINA İnsan Hakları Merkezi Proje Yöneticisi Viktoriya Nesterenko, cezaevinde bulunan bir kişinin her üç ayda bir finansal beyanname verme zorunluluğu getiren bu yasanın tam bir saçmalık olduğunu ve doğrudan ifade özgürlüğünü yok etmeyi amaçladığını vurguladı. Son olarak Rusya Adalet Bakanlığı, Kırım Dayanışması ile bağlantılı gördüğü avukat, gazeteci, insan hakları savunucusu, sanatçı ve tutuklu annelerinin de aralarında bulunduğu listedeki kişi sayısını 137'ye çıkararak baskının dozunu artırdı. İnsan hakları savunucuları, Kırım Dayanışmasının faaliyetlerini durdurmasının işgal altındaki yarımada için telafisi güç bir bilgi boşluğu yaratacağı konusunda hemfikir. Viktoriya Nesterenko, örgütün yarımadadaki insan hakları ihlallerini, mahkeme süreçlerini ve ev aramalarını tarafsız şekilde dünyaya aktaran en güvenilir kaynaklardan biri olduğunu kaydederek, “Kırım Dayanışması sayesinde bizler, uluslararası kurumlar ve uluslararası sivil toplum, Kırım'da neler olup bittiğini öğreniyorduk. Ayrıca Kırım Dayanışması, işgal altındaki bölgelerde vatandaşlar arasında büyük güven uyandıran kamu girişimlerinden biriydi. Bilginin çarpıtılmayacağını ve doğru bir şekilde iletileceğini bildikleri için bilgileri paylaşıyorlardı. Kırım Dayanışmasının çalışmalarını durdurması, işgal altındaki yarımadadan doğrudan bilgi edinmenin sürekli kaynaklarından birinin kaybı anlamına geliyor. Bu nedenle, Kırım'daki olaylar dış dünyaya daha az görünür hâle gelebilir.” dedi. Tüm bu olumsuz tabloya rağmen Eskender Bariyev, Kırım'da kalan aktivistlerin siyasi tutsaklara ve ailelerine yardım etmekten tamamen vazgeçmeyeceğini belirterek, “Kırım Dayanışması çatısı altında resmî bir faaliyet yürütülmeyecek olsa da, bölgedeki duyarlı insanların bireysel düzeyde veya farklı kanallardan haksızlıkları duyurmaya, mahkemeleri takip etmeye ve mağdur ailelerin yanında durmaya devam edecektir.” dedi. İnsan hakları savunucuları, hareketin kapanmasının Kırım'daki baskıların azaldığı anlamına gelmediğini, aksine işgalci yönetimin cezasızlık algısıyla baskı rejimini derinleştirdiğini vurguladı.

Kırım Tatar siyasi tutsak Lenur Halilov'un durumu kritik eşiği geçti Haber

Kırım Tatar siyasi tutsak Lenur Halilov'un durumu kritik eşiği geçti

Kanser teşhisi nedeniyle tahliyesine karar verilen ancak daha sonra tahliye kararı yasa dışı bir şekilde iptal edilen Kırım Tatar siyasi tutsak Lenur Halilov’un durumunun kritik eşiği geçtiği bildirildi. Karaciğer kanseri başta olmak üzere çok sayıda ağır hastalıkla mücadele eden Halilov artık kendi başına hareket edemez duruma geldi. Mahkeme veya hastane sevklerinde sedyeyle taşınan siyasi tutsak, yürümek zorunda kaldığında ise ancak çevredekilerin yardımıyla veya duvarlara tutunarak ayakta kalabiliyor. Konu ile ilgili açıklama yapan Kırım Tatar gazeteci ve insan hakları savunucusu Lütfiye Zudiyeva’nın aktardığına göre Lenur Halilov, yaklaşık iki ay önce tutulduğu cezaevinden Rusya Federal Ceza İnfaz Servisinin (FSIN) Arhangelsk bölgesindeki hastanesine sevk edildi. Ancak burada kendisine uygulanan tedavi (kemoterapi) hiçbir sonuç vermedi. Tedavinin hastalığın ilerlemesini durduramadığı gibi, Halilov’un katlanılamaz boyutlara ulaşan ağrılarını dindirmede dahi yetersiz kaldı. Halilov’un sağlık durumu gerekçesiyle tahliye edilmek için yeniden girişimlerde bulunduğunu ancak şu ana kadar olumlu bir sonuç alamadığını belirten Zudiyeva, şunları kaydetti: Her geçen gün zaman daha da daralıyor. Eşi Umida Hudoyberdiyeva, her gün yardım çağrılarında bulunuyor ve insani, hukuki bir çözüm bulunacağına dair umudunu asla kaybetmiyor. Böyle bir çözüm, Rusya ve Ukrayna arasında bir esir takası olabilir; bu da Lenur Halilov'un gerekli tıbbi bakımı almasını ve hayatını sürdürmesini sağlayabilir. Bir diğer yasal seçenek ise mahkeme yoluyla sağlık nedenleriyle serbest bırakılmasıdır. Ancak, akrabalar sağduyu ve böyle bir sonuca dair umutlarını giderek kaybediyorlar. Bir insanın, alınması apaçık olan insani bir kararın çıkmasını göremeden hayatını kaybetmesi durumunda, bu sorumluluğu kimin üstleneceğini anlamak gerçekten güçtür. İŞGALCİ RUSYA, TAHLİYE KARARINI İPTAL EDEREK HALİLOV’U TEKRAR TUTUKLAMIŞTI Halilov, Rusya tarafından yasa dışı yollarla 10 Haziran 2019 tarihinde gözaltına alınıp tutuklanarak 18 yıl hapse mahkûm edilmişti. Ekim 2022’den bu yana tutulduğu Vladimir cezaevinden Şubat 2025’te Arhangelsk’teki 1 numaralı cezaevine transfer edilen Halilov’un, hemen sonra cezaevinin hastanesine kaldırıldığı aktarıldı. 2025 yılının temmuz ayı ortalarına kadar söz konusu hastanede kalan Halilov’a en son kanser teşhisi konuldu. Halilov’un hapisteyken lenf bezlerinde metastaz yapan birincil karaciğer kanseri, kronik hepatit C, ikinci derece hipertansiyon, küçük karaciğer kistleri, sol böbrek kisti ve böbrek taşları dâhil olmak üzere birçok sağlık sorunundan muzdarip olduğu bildirildi. Ağustos 2025’te kötü huylu kanserli tümör ve “hastalığı cezayı önleyen hastalıklar listesinde” olduğu için Halilov, hapishanede tutulamayacağı kararı ile serbest bırakılmıştı. Öte yandan işgalciler bu tahliye kararını yasa dışı bir şekilde iptal ederek 8 Kasım 2025 tarihinde kendisini tekrar tutuklamıştı. Söz konusu hastalıklar, Rusya hükûmetinin 54 sayılı kararnamesine göre cezaevi koşullarında tutulması yasak olan rahatsızlıklar arasında yer alıyor.

Rusya’nın Kırım’daki korku düzeni: İşkence, kaçırılma ve alıkonulmalar rutin hâle geldi! Haber

Rusya’nın Kırım’daki korku düzeni: İşkence, kaçırılma ve alıkonulmalar rutin hâle geldi!

Kırım, 2014 yılından beri Rus işgali altında bulunuyor. Rusya ise yarımadada baskı ve korku ortamı yaratmak adına Kırımlıların insan haklarını çeşitli yollarla ihlal ediyor. Rus işgali altındaki Kırım'da insan hakları ihlallerini kayda alan insan hakları örgütü "İrade" tarafından Rusya’nın savaş suçları ve uluslararası insancıl hukuk ihlallerine ilişkin derlenen veriler gündeme damga vurdu. Kırımlıların Ruslar tarafından işkenceye maruz kaldığı, alıkonulduğu, zorla kaybetme vakalarına kurban gittiği ve Ukrayna’ya karşı savaşmaya zorlandığına dair elde edilen bulgular, yarımadadaki insan hakları ihlallerinin boyutunu bir kez daha ortaya koydu. Kırım’daki baskıların şiddeti Memorial İnsan Hakları Merkezi tarafından da doğrulandı. Yakın zamanda araştırmayı paylaşan Merkez, siyasi nedenlerle baskıya uğrayan Rus vatandaşlarına kıyasla Kırımlıların işkenceye maruz kalma olasılığının neredeyse iki kat daha fazla olduğunu açıkladı. RUS İŞGALCİLER KIRIMLILARA AĞIR FİZİKSEL VE PSİKOLOJİK İŞKENCE UYGULUYOR “Qırım.Aqiqat” haber sayfasının İrade’nin rapora dayanarak hazırladığı habere göre, Kırım’daki insan hakları savunucuları sadece son 3 ayda 6 işkence vakasını kayıt altına aldığı belirtildi. Rusya Federal Güvenlik Servisi (FSB) yetkililerinin Kırımlılara işkence uygularken kullandığı yöntemler, sistematik ve ağır fiziksel şiddetten başlayıp mağdurların yakınlarına zarar verme tehdidiyle uygulanan psikolojik işkenceye kadar uzanıyor. Bununla birlikte işgalci Ruslar tarafından kısa süre önce kaçırılan Kırımlı Anatoliy Kobzar’ın uğradığı işkence sonucu birkaç dişinin kırıldığı, kulak zarlarının yırtıldığı ve vücudunda çeşitli kırıkların oluştuğuna dikkat çekildi. İnsan hakları savunucularının raporlarında, Rusya tarafından Kırımlılara sözde “devlete ihanet” suçlaması yöneltilmeden önce söz konusu mağdurların sistematik işkenceye uğradığına ve son derece ağır biçimde darbedildiğine ilişkin başka vakalar da yer alıyor. KIRIMLILAR, RUSYA’NIN İSTEDİĞİ İFADELERİ VERMEYE ZORLANIYOR Bununla birlikte, daha farklı yöntemlerin kullanıldığı vakaların da bulunduğu dile getirildi. Bu vakalar arasında, Rusya tarafından alıkonulan bir Kırımlının, 3 gün boyunca aç bırakılarak hakkında ceza davası uydurulacağı tehdidiyle Rusya’nın istediği ifadeleri vermeye zorlanırken, bu işkencenin geride herhangi bir fiziksel iz bırakmaması dikkat çekti. Benzer şekilde, Rusya tarafından uydurulan düzmece ceza davalarında, Kırımlı bir "şüphelinin", reşit olmayan oğlunun "suç ortağı" olarak gözaltına alınmasıyla tehdit edildikten sonra istenilen ifadeleri vermek zorunda bırakıldığına dair başka örnekler de bulunuyor. RUSYA, KIRIM’DA BASKI, KORKU VE GÜVENSİZLİK ORTAMI YARATTI Ayrıca mart ve mayıs ayları arasında İrade insan hakları aktivistleri, aralarında Gurzuf sakini Marina Riff'in kaçırılma vakasının da bulunduğu 5 yeni zorla kaybetme vakası kaydetti. Riff'in hikâyesinin ise "Qırım.Aqiqat" tarafından ayrıntılı olarak anlatıldığı bildirildi. İnsan hakları aktivistlerinin, yeni vakalara ek olarak daha önce kaçırılan 8 Kırım sakininin hukuki durumuna ilişkin paylaştığı güncel bilgilere göre ise bu kişilerin tamamı, sözde “vatana ihanet” veya “casusluk” suçlamalarıyla itham edildi. Öte yandan yaklaşık 2 yıl önce kaçırılan Yaltalı Kristina Markova, işgalci mahkeme tarafından haksız yere 15 yıl hapis cezasına çarptırıldı. 2025 yılının yaz aylarında kaçırıldığı bildirilen Kefeli (Feodosiya) Taras Hudak ise kapalı görülen duruşmanın ardından sözde “vatana ihanet” suçundan haksız yere hapis cezasına mahkûm edildi. Bunun yanı sıra, 2 yıl süren tam tecridin ardından, Yedi Kuyu (Lenino) kasabasında FSB görevlileri tarafından kaçırılan Elvira Ablazova, Larisa Gayday ve Tamara Simonenko’nun (Pavlenko) da vatana ihanet ile suçlandığı bildirildi. MAĞDUR SAYISI ONLARCA KİŞİYE ULAŞTI Ancak insan hakları savunucularının ortaya çıkardığı bu bilgilerin buz dağının yalnızca görünen kısmını oluşturduğu vurgulandı. İrade girişiminin verilerine göre, 2025 yılının ilk baharında Kırım’da sözde "terörizm" iddiasıyla en az 4 kişi ve güya "Ukrayna casusu" olduğu gerekesiyle en az 10 kişi alıkonuldu. Aynı zamanda girişimin raporunda, bu düzmece davalar kapsamında alıkonulan kişiler hakkında bilgi bulunmadığı ve içinde bulundukları koşulları öğrenmenin mümkün olmadığı belirtiliyor. 2026 yılının ilk baharında "gözaltına alınanlar" arasında, Kasım 2024'te ilk Karay Türkü siyasi tutsak Saha Mangubi’nin de bulunduğu dile getirildi. Mangubi’nin resmî olarak "yakalanmadan" önce 15 ay boyunca Kırım’ın Akmescit (Simferopol) kentindeki 2 No'lu tutukevinde elle tutulur herhangi bir suçlama olmaksızın tam tecrit altında tutulmasına da dikkat çekildi. Diğer "casus" ve "terörist" olarak itham edilenlerin ise ne kadar süre önce alıkonulduğu ise belirsizliğini koruyor. RUSYA, KIRIM’DA İFADE ÖZGÜRLÜĞÜNÜ HEDEF ALIYOR Ukrayna'yı destekleyen veya Rusya karşıtı görüşler dile getiren Kırımlılara uygulanan baskılar ise artıyor. Son 6 ay boyunca ayda 2 alıkonulmanın gerçekleştiği kaydedilirken bahar aylarında bu sayının daha da yükseldiği, ifade özgürlüğünün ihlali nedeniyle yapılan alıkonulmaların ise yaklaşık bir buçuk kat arttığı belirtildi. Bununla birlikte, son dönemde kamuoyu önünde aşağılayıcı muamele ve diğer gayriresmî baskı yöntemlerinin azalmasına rağmen uzmanlar bu durumu, işgalci Rus yönetiminin daha sert ve doğrudan baskı yöntemlerine yönelmesiyle açıklıyor. KIRIMLILAR, İŞGALCİ RUS ORDUSUNDA UKRAYNA’YA KARŞI SAVAŞMAYA ZORLANIYOR Rusya’nın Ukrayna’nın toprak bütünlüğünü ve bağımsızlığını hedef aldığı topyekûn işgal girişimi ve saldırıları 24 Şubat 2022 tarihinden bu yana devam ediyor. Kırımlıların işgaci Rus ordusunda Ukrayna’ya karşı savaşmayı reddetmeleri nedeniyle açılan düzmece davalar da baskıların önemli bir göstergesi hâline geldi. Kırım'daki bazı işgalci mahkemelerde bu suçlamalar kapsamında son birkaç yıl içerisinde açılan ilk düzmece davalar görülmeye başlandı. Yerel halka karşı açılan düzmece davaların sayısı 17'den 43'e çıkarak yaklaşık 2 buçuk kat arttı. Bu durum, Rusya’nın zorla askere alma uygulamalarının kapsamının önemli ölçüde genişlediğini gösteriyor. Ayrıca son 3 ay içinde Kırım'da en az 8 sözde "terörle mücadele" tatbikatının düzenlendiği, yolların kapatıldığı ve Kırımlıların telefonlarının kontrol edildiği belirtildi. Bu durum ise Rus işgal yönetiminin büyük baskınlara hazırladığı şeklinde değerlendiriliyor.

Rusya'nın elinde 17 binden fazla sivil esir var Haber

Rusya'nın elinde 17 binden fazla sivil esir var

Ukraynalı ve uluslararası insan hakları örgütlerinin Haziran 2026 raporuna göre, Rusya'nın yasa dışı olarak alıkoyduğu Ukraynalı sivil sayısının 17 bini bulabileceği tahmin ediliyor. Sova Uzman Grubu, Sivil Özgürlükler Merkezi ve Savaş Arşivi gibi kuruluşların ortak hazırladığı raporda, 24 Şubat 2022 ile 31 Aralık 2025 tarihleri arasında 8 bin 221 sivilin kaçırılışının isim isim belgelendiği aktarıldı. Ancak Rus makamlarının bilgi gizlemesi, hapishane konumlarını saklaması ve Kızılhaç dahil uluslararası gözlemcilere erişim izni vermemesi nedeniyle gerçek sayının bu tahminlerin de üzerinde olabileceği vurgulanıyor. GİZLİ HÜCRELERDE TAM TECRİT VE SİSTEMATİK İŞKENCE Rapora göre sivil alıkoymalar, münferit olaylar olmaktan ziyade işgal altındaki bölgelerde direnişi kırmak ve korku iklimi yaratmak amacıyla yürütülen planlı bir Rus devlet politikası olarak uygulanıyor. Kaçırılan Ukraynalılar resmî cezaevlerinin yanı sıra işgal altındaki bölgelerde bodrum katları ve garajlar dâhil 200'den fazla gizli noktada, dış dünyayla hiçbir bağları olmadan tamamen izole ediliyor. Üstelik serbest bırakılan sivillerin yüzde 91'inden fazlası sistematik işkenceye, cinsel şiddete, havasız ve karanlık hücrelerde duyusal yoksunluğa maruz kaldığını ifade ediyor. Rus rejiminin sivilleri yasa dışı iç mevzuatlarla "savaş esiri" statüsünde konumlandırması ise uluslararası hukukun açık bir ihlali olarak değerlendiriliyor. SOSYAL AKTİF NÜFUS VE KADINLAR HEDEFTE Rusya'nın baskı politikası, işgal bölgelerinde toplumu yönlendirme potansiyeli olan sosyal açıdan aktif nüfusu hedef alıyor. Rehin alınanların çoğunluğunu yerel yöneticiler, öğretmenler, doktorlar, iş insanları ve aktivistler oluştururken, alıkonulan kişilerin yaş ortalamasının 43 olduğu belirtiliyor. Çoğunluğu erkeklerden oluşan bu esir kampı sisteminde, aralarında her yaştan en az bin 720 kadının da bulunduğu trajik bir gerçek olarak öne çıkıyor. Hak savunucuları, Rusya'nın bu sivilleri kendi rızasıyla bırakmayacağını vurgulayarak; Kremlin'e baskı yapılması, evrensel yargı yetkisinin kullanılması ve bu terörü uygulayan FSB, Rus Ceza İnfaz Kurumu (FSIN) ile Askerî Polis birimlerine karşı çok daha sert yaptırımların devreye sokulması çağrısında bulundu.

Uluslararası örgütlerden Kırımlı yurttaş gazeteci İrına Danılovıç için BM'ye acil çağrı Haber

Uluslararası örgütlerden Kırımlı yurttaş gazeteci İrına Danılovıç için BM'ye acil çağrı

Sınır Tanımayan Gazeteciler (RSF) ve ABD merkezli İnsan Hakları Vakfı (HRF), Rusya tarafından düzmece bir dava çerçevesinde haksız yere alıkonulan Kırımlı aktivist, yurttaş gazeteci ve siyasi tutsak İrına Danılovıç için harekete geçti. İki uluslararası örgüt, Birleşmiş Milletler (BM) bünyesindeki altı özel raportöre acil bir mektup göndererek, Danılovıç’ın hayatını tehdit eden insanlık dışı hapishane koşullarına ve maruz kaldığı psikolojik işkencelere derhâl müdahale edilmesini talep etti. 2022 yılında işgal altındaki Kırım’da hukuksuz bir şekilde alıkonulan ve ardından Rusya’nın Stavropol bölgesindeki Zelenokumsk şehrinde bulunan cezaevine nakledilen Danılovıç’ın sağlık durumunun kritik bir aşamada olduğu bildirildi. “İZ BIRAKMAYAN İŞKENCE”: SÖNMEYEN IŞIKLAR, DİNMEYEN YÜKSEK SESLİ MÜZİK Siyasi tutsağa yakın kaynaklardan elde edilen bilgilere göre, Zelenokumsk’taki cezaevi yönetimi İrina Daniloviç’e yönelik sistematik bir psikolojik baskı ve tecrit politikası uyguluyor. Hücrede sabahtan akşama kadar aralıksız olarak çok yüksek sesli müzik çalındığı, geceleri ise uyumasını engellemek amacıyla parlak ışıkların sürekli açık bırakıldığı aktarıldı. Sınır Tanımayan Gazeteciler (RSF) bu yöntemleri tıp literatüründe ve uluslararası hukukta yer alan "iz bırakmayan işkence" olarak tanımladı. Dış dünyayla bağı tamamen koparılan Danılovıç’a, moral bulması için gönderilen destek mektuplarının hiçbirinin ulaştırılmadığı belirtildi. Ağır bir depresyon sürecine giren Kırımlı yurttaş gazetecinin, zaten var olan nörolojik rahatsızlıklarının şiddetlendiği ve ilerleyen işitme kaybı nedeniyle kalıcı sağırlık tehlikesiyle karşı karşıya kaldığı vurgulandı. “İRINA BAĞIMSIZ GAZETECİLİĞİNİN BEDELİNİ ÖDÜYOR, BM DERHAL HAREKETE GEÇMELİ” RSF Savunuculuk ve Yardım Direktörü Antoine Bernard, BM’ye yapılan başvuruya ilişkin yaptığı açıklamada Rusya’nın uyguladığı şiddete şu sözlerle dikkat çekti: İrına Danılovıç, Rus hapishanelerinde keyfi olarak tutulup insanlık dışı ve aşağılayıcı muameleye maruz kalarak, bağımsız gazetecilik faaliyetlerinin bedelini ödüyor. Sağlık durumu derin bir endişe kaynağıdır. RSF ve HRF olarak BM’yi derhâl eyleme geçmeye çağırıyoruz. Rusya bu işkenceye son vermeli, gazeteciyi derhal serbest bırakmalı ve Ukraynalı gazetecilere yönelik uyguladığı bu şiddetin hesabını uluslararası hukuk önünde vermelidir. HRF Hukuk Danışmanı Anna van Dyke ise Danılovıç’ın hızla bozulan sağlığı ve hayati tehlike arz eden cezaevi koşulları karşısında uluslararası mekanizmaların vakit kaybetmeden devreye girmesi gerektiğini belirtti. Hak savunucuları, Rusya Federasyonu'nun kendi topraklarında ve işgal altında tuttuğu Ukrayna topraklarında hâlen en az 26 Ukraynalı gazeteciyi yasa dışı olarak hapishanelerde rehin tuttuğunu hatırlatarak, sivil gazetecilerin korunması için küresel baskının artırılması çağrısını yineledi. SİYASİ TUTSAK İRINA DANILOVIÇ Rus işgali altındaki Kırım’da, Yarımada'daki sağlık sorunlarını gündeme getiren yurttaş gazeteci İrına Danılovıç 29 Nisan 2022 tarihinde yasa dışı olarak alıkonuldu. İşgal güçleri, yurttaş gazetecinin evinde arama yaptı ve ailesine, hakkında 10 gün tutuklama kararı alındığını bildirdi. DANILOVIÇ’A İŞKENCE UYGULANDI Avukat Ayder Azamatov, 14 Mayıs 2022’te yurttaş gazeteci İrına Danılovıç ile görüşebildikten sonra durumuna ilişkin açıklama yaptı. 8 gün boyunca Rusya Federal Güvenlik Servisi (FSB) sözde Kırım Müdürlüğünde alıkonulduğunu bildiren avukat, FSB görevlilerinin, Danılovıç’ı kafasına torba geçirerek ormana götürüp öldürmekle tehdit ettiğini, günde sadece bir defa yemek verdiğini anlattı. İşgalcilerin 3 gün peş peşe yurttaş gazeteciyi yalan makinesine bağlayarak sorguladığını aktaran avukat, “Yabancı istihbarat servisleri, medya ve örgütler, Kırım Dayanışması sivil teşkilâtı, Kırımlı siyasi tutsakların akrabaları ve avukatları ile olan bağlantıları hakkında sorular soruldu. Danılovıç tüm sorulara olumsuz yanıt verdi ve yalan makinesi bunu doğruladı.” dedi. 8 gün sonra FSB görevlilerinin serbest bırakılması karşılığında Danılovıç'a boş kağıt imzalamasını teklif ettiğini aktaran avukat, “İmza attıktan sonra, İrına Danılovıç’a çantasında sözde 200 patlayıcı maddenin bulunduğunu söylediler ve mahkemeye götürdüler. Sözde Kiyevskiy Bölge Mahkemesi, hakkında tutuklama kararı aldı.” ifadelerini kullandı. İŞGALCİ MAHKEMEDEN YURTTAŞ GAZETECİYE HAPİS CEZASI Sözde Kefe Kent Mahkemesi, 28 Aralık 2022’de Danılovıç’ı suçlu bularak hakkında 7 yıl hapis ve 50 bin ruble para cezası kararı aldı. TEDAVİ ALAMAYAN YURTTAŞ GAZETECİDEN AÇLIK GREVİ KARARI Gördüğü işkence ve kötü alıkonulma şartları nedeniyle İrına Danilovıç’ın sağlık durumu kötüleşti. İrına Danılovıç, uygun tedavi koşullarının sağlanmamasını protesto etmek amacıyla 21 Mart 2023’te açlık grevi başlatmıştı. Danılovıç yazdığı dilekçede, 4 aydır işitme sorunları yaşadığını ve sürekli olarak sol kulağında duyduğu çınlamanın dayanılmaz baş ağrısına sebep olduğunu aktarmıştı. Mini inme (mikro felç) geçirdiğini belirten yurttaş gazeteci, Kasım 2022’den beri tedavi talebinde bulunduğunu ancak tutukevi yönetiminin ve sözde hakimin bunu görmezden geldiğini bildirmişti. Danılovıç açlık grevine tedavi görene veya ölene kadar devam edeceğini açıklamıştı. Açlık grevini 2 hafta sürdüren İrına Danılovıç, işgalcilerin tedavi vaatlerine inanarak 6 Nisan 2023 tarihinde açlık grevine son verdi ancak uygun tedavi alamadı. Ağustos ayında Danılovıç’ın, tutukevinde uygun tedavi göremediği için sol kulağındaki işitme duyusunu tamamen kaybettiği bildirildi. Ayrıca Kasım 2023’da Rus cezaevinde yapılan muayene sonuçlarının Danılovıç’ın Akmescit tutukevinde alıkonulurken felç geçirdiğini teyit ettiğini aktarıldı. İHTİYAÇ DUYDUĞU İLAÇLARI ALAMIYOR İrına Danılovıç’ın kız kardeşi Olga Danılovıç’ın 2024 yılının ağustos ayında aktardığına göre cezaevinde görevli olan Doktor Lidiya Morozova, kulak hastalığının şiddetli seyri nedeniyle Kulak Burun Boğaz (KBB) uzmanının İrina Danılovıç’a yazdığı ksilometazolin ilacını keyfi bir şekilde kestiği için siyasi tutsağın sağlık durumu kötüleşti. İlgili ilaç İrına Danılovıç’a 2 kere KBB uzmanları tarafından yazılmıştı ancak şu an siyasi tutsak bu ilacı alamıyor. İlacı kullanmaya bıraktıktan sonra İrına Danılovıç’ın sağlık durumunun kötüleştiğini, sık sık nefes darlığı krizleri geçirdiğini ve kulaklarındaki çınlamanın arttığını belirtildi. Siyasi tutsak İrına Danılovıç’ın kız kardeşi Olga Danılovıç, ilgili tüm tarafları kardeşine uygulanan insanlık dışı muamelesini dikkate almaya çağrısında bulundu.

Kırım Tatar siyasi tutsak Niyara Ersmambetova açlık grevi başlattı Haber

Kırım Tatar siyasi tutsak Niyara Ersmambetova açlık grevi başlattı

Kırım’da Rus işgal güçleri tarafından haksız yere alıkonularak 15 yıl hapis cezasına çarptırılan eczacı ve iki çocuk annesi Kırım Tatarı Niyara Ersmambetova tutulduğu cezaevindeki insanlık dışı şartları protesto etmek amacıyla açlık grevi başlattı. 8 Haziran 2026'dan bu yana hiçbir şey yemeyen Ersmambetova'nın sağlık durumunun kritik bir eşiğe geldiği bildirildi. Kırım İnsan Hakları Grubunun aktardığı bilgilere göre, Ersmambetova'nın tutulduğu cezaevindeki koşullar tam anlamıyla bir hak ihlali tablosu çiziyor. Daha önce verem hastalarının karantina amacıyla tutulduğu hijyenden uzak bir hücreye konulan Kırım Tatar kadının kaldığı yerde tuvaletin bozuk olduğu ve çalışmadığı belirtildi. Cezaevi yönetiminin ise mahkumlara açıkça "burayı tamir etmeyeceğiz" diyerek durumu psikolojik ve fiziksel işkence aracına dönüştürdüğü aktarıldı. Bununla birlikte hapisteyken kan şekeri tehlikeli seviyelere yükselen Ersmambetova'nın vücudunda ciddi alerjik reaksiyonlar ve ağır döküntüler baş gösterdiği, ancak kendisine gerekli tıbbi müdahalenin sağlanmadığı öğrenildi. DÜZMECE DAVAYLA ÇOCUKLARINDAN KOPARILAN BİR ANNE Kırım'ın Seyitler (Nijnegorsk) bölgesi sakini iki çocuk annesi, 37 yaşındaki Kırım Tatarı Niyara Ersmambetova eczacı olarak çalışıyordu. Annesinin cenazesinden sadece bir hafta sonra alıkonulan Ersmambetova’nın geride bıraktığı 9 yaşındaki kızı ve 16 yaşındaki oğlu, engelli olan 70 yaşındaki dedeleriyle birlikte yaşıyordu. Alıkonulmadan önce Niyara Ersmambetova tüm aileyi geçindiriyordu. Rus işgal güçleri kadını 2025 yılı mayıs ayında alıkoyarak “Ateş” adlı direniş hareketiyle iş birliği yapmakla ve Rus ordusuna ait yakıt depoları ile hava savunma mevzilerine ilişkin bilgileri iletmekle suçladı. Sözde yargılama süreci jet hızıyla ilerletilerek Aralık 2025'te Kırım’ın sözde Yüksek Mahkemesi tarafından Ersmambetova'ya "vatana ihanet" suçlamasıyla 15 yıl ağır hapis cezası verildi. Son olarak Nisan 2026'da Rusya’nın Soçi kentindeki Üçüncü Temyiz Mahkemesi, Kırım Tatar siyasi tutsağın cezasına karşı yapılan itiraz başvurusunu da tamamen reddederek 15 yıllık düzmece hükmü onamıştı.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.