SON DAKİKA
Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#Insan Hakları

QHA - Kırım Haber Ajansı - Insan Hakları haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Insan Hakları haber sayfasında canlı gelişmelerle ulaşabilirsiniz.

İşgal altındaki Kırım’da 9 Mayıs etkinlikleri: Çocuklar savaş duygusuyla büyüyor! Haber

İşgal altındaki Kırım’da 9 Mayıs etkinlikleri: Çocuklar savaş duygusuyla büyüyor!

İşgal altındaki Kırım'ın Keriç (Kerç) kentinde bulunan Keriç Anaokulu No. 5’te 9 Mayıs kapsamında “Zafer Geçidi” etkinliği düzenlendi. Kırım İnsan Hakları Grubu’nun açıklamasına göre etkinlikte çocuklar asker, denizci, pilot ve sağlık görevlisi kostümleri giyerek yürüyüş yaptı. Programda ayrıca “Ölümsüz Alay” formatında bir çocuk yürüyüşü de gerçekleştirildi. ÇOCUKLARA ASKERÎ EĞİTİM VE İHA YARIŞMALARI Akmescit'te (Simferopol) ise okul çağındaki çocukların insansız hava aracı (İHA) kontrolü yarışmalarına dâhil edildiği bildirildi. Etkinliğe yüzlerce öğrencinin katıldığı aktarıldı. Bunun yanı sıra, İnkerman’da düzenlenen “Zaferin Mirasçıları” adlı dövüş turnuvasına çocukların ve ailelerinin katıldığı belirtildi. “PROPAGANDA VE MİLİTARİZASYON ARACI” İnsan hakları savunucuları, bu tür etkinliklerin çocukların bilinç dünyasında savaş ile “kutlama” kavramını iç içe geçirdiğini ve militarist değerleri normalleştirdiğini ifade ediyor. Kırım İnsan Hakları Grubu Temsilcisi İrına Sedova, bu uygulamaların çocuklara savaş ve silah kullanımına yönelik olumlu bir bakış açısı kazandırdığını, bunun ise psikolojik ve pedagojik açıdan ciddi riskler taşıdığını söyledi. Sedova ayrıca, bu ideolojinin küçük yaşlardan itibaren çocuklara aktarıldığını ve bunun toplumsal değerleri zayıflattığını vurguladı. KIRIM’DA GENİŞLEYEN MİLİTARİZASYON POLİTİKASI Açıklamaya göre işgal altındaki Kırım’da yüzlerce kadet (askerî) sınıfı, askerî eğitim programları ve “yurtsever” kamplar faaliyet gösteriyor. Bu kamplarda sadece yaz döneminde on binlerce çocuğun eğitim aldığı belirtiliyor. Ayrıca okullarda Rus eğitim sisteminin tamamen uygulanması ve Ukraynaca dilinin eğitimden giderek çıkarılması da eleştiriliyor.

Avrupa Konseyinden Rusya'ya sert tepki: "Ukraynalı çocukların evlat edindirilmesi gaddarlıktır” Haber

Avrupa Konseyinden Rusya'ya sert tepki: "Ukraynalı çocukların evlat edindirilmesi gaddarlıktır”

Avrupa Konseyi İnsan Hakları Komiseri Michael O’Flaherty, Strazburg’da düzenlenen Avrupa Konseyi Yerel ve Bölgesel Yönetimler Kongresinin 50. oturumunda yaptığı konuşmada, Rusya tarafından hukuka aykırı şekilde alıkonulan ve evlat edindirilen Ukraynalı çocukların durumuna dikkat çekti. O’Flaherty, bu uygulamayı "tarif edilemez bir gaddarlık" olarak nitelendirdi. Komiser O’Flaherty, çocukların ailelerinden ve köklerinden koparılmasının gelişimsel süreçleri üzerindeki yıkıcı etkisine vurgu yaptı. Rusya’daki evlat edinme süreçlerinin uluslararası hukuku hiçe saydığını belirten Komiser, şu ifadeleri kullandı: Rusya'daki evlat edinme vakaları tek kelimeyle sarsıcıdır. Bu durumun gaddarlığını tarif edecek kelime bulmakta zorlanıyorum. Çocukluk döneminin hassasiyeti ve hızlı gelişimi göz önüne alındığında, bu çocukların ailelerinden ve sevdiklerinden uzak geçirdikleri her dakika, onlara telafisi mümkün olmayan devasa bir zarar veriyor. O’Flaherty, uluslararası camianın bu çocukların Ukrayna’ya güvenli bir şekilde dönmesi için elindeki tüm imkanları seferber etmesi gerektiğini vurguladı. Avrupa Konseyi sisteminin bir bütün olarak bu çocukların özgürleşmesi ve ailelerine kavuşması için kararlılıkla çalışacağını ifade eden Komiser, konunun öncelikli gündem maddesi kalmaya devam edeceğini kaydetti. EN AZ 20 BİN UKRAYNALI ÇOCUK KAÇIRILDI Ukrayna’nın “Savaşın Çocukları” adlı ulusal veri tabanına göre, Rusya'nın Ukrayna'yı topyekûn işgal girişiminin başlangıcından bu yana Rusya tarafından işgal edilen bölgelerden yaklaşık 20 bin Ukraynalı çocuğun kaçırıldığı belgelendi. Öte yandan Ukraynalı yetkililer, gerçek sayının 200 bin ila 300 bin arasında olabileceğini ifade ediyor. PUTİN HAKKINDA YAKALAMA EMRİ Mart 2023’te Uluslararası Ceza Mahkemesi, Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin ile Rusya Çocuk Hakları Komiseri Maria Lvova-Belova hakkında Ukraynalı çocukların yasa dışı şekilde kaçırılması suçlamasıyla tutuklama kararı çıkarmıştı. Moskova yönetimi ise söz konusu suçlamaları reddediyor ABD Dışişleri Bakanlığı, sağlanan finansmanın kaçırılan çocukların geri getirilmesine yönelik diplomatik ve insani çabalara önemli katkı sunacağını vurguladı.

Kırım Temsilciliği ile ABD Helsinki Komisyonu arasında kritik görüşme: İşgal altındaki ihlaller ele alındı Haber

Kırım Temsilciliği ile ABD Helsinki Komisyonu arasında kritik görüşme: İşgal altındaki ihlaller ele alındı

Kırım Tatar halkının millî lideri ve Ukrayna Milletvekili Mustafa Abdülcemil Kırımoğlu ile Ukrayna Cumhurbaşkanının Kırım Özerk Cumhuriyeti Daimi Temsilcisi Olha Kurışko, ABD Helsinki Komisyonu (Avrupa Güvenlik ve İşbirliği Komisyonu) heyetiyle bir araya geldi. Görüşmede, işgal altındaki yarımadada artan hak ihlalleri, mülklere el konulması ve çocukların kaçırılması gibi kritik konular ele alındı. Başkent Kıyiv’deki Kırım Temsilciliği Ofisinde 20 Mart tarihinde gerçekleşen görüşmeye ABD Helsinki Komisyonu kıdemli danışmanları Shannon Simrell ve Bakhtiyar Nishanov katıldı. Toplantıda, Rusya'nın Kırım'ı sadece askerî bir üs olarak değil, aynı zamanda sivil halk üzerinde baskı kurmak ve yasa dışı faaliyetlerini yürütmek için bir merkez olarak kullandığı vurgulandı. KIRIM’DAKİ SİSTEMATİK İHLALLER Heyete yarımadadaki güncel durum hakkında detaylı bilgi veren Kırım Temsilcisi Kurışko, Ukrayna vatandaşlarına ait mülklerin "kamulaştırma" adı altında gasp edildiğini, gençlerin hukuksuz bir şekilde Rus ordusuna askere alındığını ve bilgi alanının tamamen kontrol altında tutulduğunu belirtti. Ayrıca işgalcilerin eğitim alanını askerileştirilmesine ve Kırım'ı, Ukraynalı çocukların yasa dışı nakli ve sınır dışı edilmesi için bir lojistik merkez olarak kullanmasına dikkat çekti. PARÇALANAN AİLELER VE DİNİ HAKLARIN İHLALİ Görüşmede insan hakları ihlallerinin insani boyutunu çarpıcı örneklerle dile getiren Olha Kurışko, mart ayı itibarıyla 159'u Kırım Tatarı olmak üzere toplam 286 kişinin siyasi kovuşturmaya maruz kaldığını açıkladı. Bu baskıların bir örneği olarak, düzmece bir dava çerçevesinde mahkûm edilen Kırım Tatarı Remzi Nimetullayev ve 2025 yılında gözaltına alınan eşi Esma Nimetullayeva'nın durumu paylaşıldı. Beş çocuk sahibi olan çiftin alıkonulmasıyla çocukların hem annesiz hem de babasız bırakıldığına dikkat çekildi. Ramazan Bayramı vesilesiyle dini özgürlüklerin kısıtlanmasına da değinen Kurışko, cezaevlerindeki siyasi mahkûmlara oruç ibadetine uygun yemek verilmediğini, ibadetlerin engellendiğini ve dini hakların sistematik olarak ihlal edildiğini belirtti. KIRIMOĞLU: BASKILARIN YÜZDE 70 KIRIM TATARLARINA YÖNELİK Kırım Tatar halkının millî lideri ve Ukrayna Milletvekili Mustafa Abdülcemil Kırımoğlu, Rusya’nın Kırım Tatar ve Ukrayna kitaplarını yasakladığını, ev baskınları ve keyfi gözaltıların sürdüğünü ifade etti. Kırımoğlu, yarımadada uydurma gerekçelerle gerçekleştirilen gözaltıların yaklaşık yüzde 70'inin doğrudan Kırım Tatarlarını hedef aldığını vurguladı. Toplantının sonunda, Kırım Platformu kapsamında bu yıl Londra'da düzenlenecek Parlamento Zirvesi ve küresel güney ülkelerini (Afrika, Asya, Latin Amerika) bir araya getiren "Crimea Global" konferansı kapsamında planlanan etkinlikleri hakkında bilgi paylaşımında bulunuldu.

12 yıllık işgalin bilançosu: Kırım’daki 10 bin STK’dan geriye sadece kontrollü yapılar kaldı Haber

12 yıllık işgalin bilançosu: Kırım’daki 10 bin STK’dan geriye sadece kontrollü yapılar kaldı

Kırım’ın Rusya tarafından işgal edilmesinin üzerinden geçen 12 yılda, yarımadadaki sivil toplum yapısı köklü bir yıkıma uğradı. 2014 öncesinde faaliyet gösteren 10 binden fazla sivil toplum kuruluşundan (STK) geriye kalanların büyük çoğunluğu, bugün tamamen Rus yönetiminin kontrolündeki sözde "askerî-vatansever" yapılar haline gelmiş durumda. KIRIM'DA GERÇEK BİR SİVİL TOPLUM NEREDEYSE YOK Suspilne Kırım’a güvenlik gerekçesiyle ismini vermeden konuşan bir Kırımlı aktivist, işgalci yönetimin sivil toplum üzerindeki baskıcı stratejisini gözler önüne serdi. Yarımadadaki mevcut STK yapısının gerçek bir özerk sivil alan oluşturmadığını, aksine devlet organlarının birer uzantısı gibi çalışan "göstermelik” yapılar olduğunu vurgulayan aktivist şunları kaydetti: 2014'ten önce Kırım'da on binden fazla kayıtlı sivil örgüt vardı, şimdi ise üç bin tane var. Kırım'da Rus işgalinin on ikinci yıldönümünde, buradaki sivil faaliyetlerin Ukrayna’ya karşı savaşan Rus askerlerinin kurduğu dernekler, Rus yanlısı örgütler, çocuk ve spor örgütler tarafından temsil edildiğini söyleyebiliriz. Yani Kırım'da gerçek bir sivil toplum neredeyse yok, tamamen yetkililer tarafından kontrol edilen, işgalci yönetiminin uzantıları olan bir tür sahte STK’lar var. Öte yandan Kırım'da bağımsız sivil faaliyetin kısmen de olsa korunduğunu belirten aktivist, “Siyasi tutsakların yakınlarını ve insan hakları savunucularını bir araya getiren ‘Kırım Dayanışması’ platformu, Bekir Mamutov yönetimindeki bağımsız 'Kırım' gazetesi ve gizli faaliyet yürüten çeşitli yeraltı grupları, işgalci yönetimin tüm engellemelerine rağmen bağımsız sivil sesin tamamen susturulamadığını kanıtlıyor.” dedi. STK’LAR PROPAGANDA İÇİN KULLANILIYOR Rusya Adalet Bakanlığının resmî kayıtlarında yer alan 3 bin 392 kuruluşun büyük bir kısmı eğitim, bilim ve kültür alanında faaliyet gösteriyor gibi görünse de, bu derneklerin temel misyonu genellikle Rus resmî ideolojisinin yaygınlaştırılmasıyla sınırlı kalıyor. Bölgedeki 700’den fazla spor organizasyonu ve yüzlerce sendika, merkezi otoriteye tam bağlılık prensibiyle çalışırken; bağımsız hak savunuculuğu yapan oluşumlar ağır hapis cezaları ve sürekli takip gibi baskı yöntemleriyle sindirilmeye çalışılıyor.

Uluslararası hukuk devlerinden Kırım çağrısı: Avukatlara yönelik baskıları durdurun Haber

Uluslararası hukuk devlerinden Kırım çağrısı: Avukatlara yönelik baskıları durdurun

Dünyanın önde gelen hukuk ve baro organizasyonları, Rus işgal güçlerinin Aralık 2025’te Ukrain ve Kırım Tatar siyasi tutsakları savunan avukatların ofisine düzenlenen baskınları ve ve işgal altındaki Kırım'da avukatlara yönelik devam eden sistematik zulmü ortak bir bildiriyle kınadı. Birleşik Krallık ve Galler Hukuk Cemiyeti ile Uluslararası Barolar Birliği gibi dev yapıların imzaladığı metinde, avukatlık mahremiyetinin ihlal edildiği ve hukukçuların hedef alındığı vurgulandı. Kremlin rejimi kontrolündeki sözde Aşırılıkla Mücadele Merkezi görevlileri 11 Aralık 2025 tarihinde Kırım Tatar avukatlar; Edem Semedlyayev, Emil Kurbedinov, Nazim Şeyhmambetov, Elvina Semedlyayeva, Rustem Kyamilev ve Liliya Gemeci'nin ofisilerine baskın düzenledi. Uluslararası kuruluşlar, bu baskınlar sırasında avukatlık sırrı kapsamındaki belgelere el konulduğunu, ofislere erişimin engellendiğini ve arama kararlarının hukuki dayanaktan yoksun olduğunu belirtti. Yayımlanan ortak bildiride, Kırım’daki avukatlara yönelik muamelenin hem uluslararası hukuka hem de Birleşmiş Milletlerin (BM) avukatların rolüne ilişkin temel ilkelerine aykırı olduğu ifade edildi. Bu baskıların tesadüfi olmadığını vurgulayan imza sahibi kuruluşlar şu ifadelere yer verdi: İşgal altındaki Kırım'da avukatlara yönelik bu tür eylemler; insan hakları ve siyasi açıdan hassas davalar üzerinde çalışan hukuk profesyonellerinin müdahale ve tacizle karşı karşıya kaldığı daha geniş ve sistematik bir örüntünün parçasıdır. Raporlar, 2014 yılından bu yana Kırım'da en az 13 avukatın; keyfi aramalar, gözaltılar, idari tutuklamalar, para cezaları ve siyasi amaçlı barodan ihraçlar dahil olmak üzere Rus makamları tarafından taciz edildiğini göstermektedir. Hedef alınan avukatların çalışma kabiliyetini engellemenin yanı sıra, bu sürekli baskılar Kırım'daki hukuk mesleği üzerinde genel bir 'caydırıcı etki' yaratmaktadır. Hukuk profesyonelleri arasında bir korku iklimi oluşturarak, hassas davaları üstlenmeye gönüllü olan avukat sayısını azaltmaktadır. Bu durum ise bireylerin hukuki yardıma erişimini kısıtlamakta ve adil yargılanma ile adalete erişim haklarını baltalamaktadır. Hukuk örgütleri, işgalci yönetime çağrıda bulunarak hukukçuların üzerindeki baskının derhal durdurulmasını talep etti. Ayrıca bildiride öne çıkan talepler arasında, el konulan mesleki materyallerin iade edilmesi, avukatların mesleki haklarının geri verilmesi ve Kırım’daki tüm hukukçuların misilleme korkusu yaşamadan faaliyetlerini sürdürebileceği bir ortamın garanti altına alınması yer aldı.

Nobel ödüllü Güney Azerbaycan Türkü aktivist Mehemmedi’ye İran’dan 7 yıl 6 ay hapis cezası! Haber

Nobel ödüllü Güney Azerbaycan Türkü aktivist Mehemmedi’ye İran’dan 7 yıl 6 ay hapis cezası!

İran'da kadın hakları ve demokrasi mücadelesiyle tanınan Nobel Barış Ödülü sahibi Nergiz Mehemmedi (Nergis Muhammedi), Meşhed Devrim Mahkemesi tarafından toplamda 7 yıl 6 ay hapis cezasına mahkûm edildi. Karar, Mehemmedi’nin "millî güvenliği tehdit" ve "rejim aleyhtarı propaganda" iddialarıyla yargılandığı davanın ardından açıklandı. İran'da geçen yıl bir anma töreni sırasında gözaltına alınan Nobel Barış Ödülü sahibi insan hakları aktivisti Nergiz Mehemmedi, 7 yıl 6 ay hapis cezasına çarptırıldı. Entekhab haber sitesi, Mehemmedi'nin avukatı Mustafa Nili'nin konuya ilişkin yazılı açıklamasını yayımladı. Avukat Nili, açıklamasında müvekkilinin, Meşhed Devrim Mahkemesi tarafından "Devletin güvenliğine karşı suç için toplanma ve iş birliği" suçlamasıyla 6 yıl hapis, "propaganda faaliyeti" suçlamasıyla 1 yıl 6 ay hapis ve ek ceza olarak 2 yıl yurt dışına çıkış yasağı ile 2 yıl sürgün cezasına çarptırıldığını duyurdu. İranlı aktivist Mehemmedi, 12 Aralık 2025'te, Meşhed'deki Gadir Camisi’nde düzenlenen Hüsrev Alikordi'yi anma töreninde bazı aktivist ve vatandaşlarla birlikte gözaltına alınmıştı. NERGİS MEHEMMEDİ AKTİVİST KİMLİĞİ İLE ÖNE ÇIKIYOR Güney Azerbaycan Türkü Nergis Mehemmedi'ye İran'da "baskı altındaki kadınlar için verdiği mücadele" dolayısıyla 2023 yılında, Norveç Nobel Komitesi tarafından Nobel Barış Ödülü verilmişti. Nargiz Mehemmedi ayrıca, Sınır Tanımayan Gazeteciler organizasyonunun 2022 yılı Cesaret Ödülü'ne layık görüldü. 2023 yılının ocak ayında Olof Palme Ödülü'nü aldı. Öte yandan, 3 Mayıs 2023 tarihinde tutuklu gazeteciler Nergiz Mehemmedi, Nilufer Hamidi ve İlahe Mehemmedi, Birleşmiş Milletler Eğitim, Bilim ve Kültür Örgütünün (UNESCO) Guillermo Cano Dünya Basın Özgürlüğü Ödülü'ne layık görülmüştü. İran'da aktivist kimliğiyle öne çıkan Mehemmedi, insan haklarıyla ilgili çalışmalarıyla tanınıyor. İran yargısınca "millî güvenliğe karşı eylemde bulunmak ve rejime karşı propaganda" gibi suçlardan mahkum edilen Mehemmedi, son olarak 2019'da benzin fiyatlarının artışı nedeniyle ülke çapında patlak veren protestolar sırasında hayatını kaybeden bir göstericinin anma törenine katılmasının ardından Kasım 2021'de cezaevine gönderilmişti. Mehemmedi, geçen yılın sonlarında önceki mahkûmiyeti kapsamında Evin Cezaevi’nden serbest bırakılmıştı. Birçok mahkumiyetle karşı karşıya olan Mehemmedi, bugüne kadar toplamda 15 yıl 6 ay hapis cezası aldı.

Kırım’da işgalcilerce kaçırılan Karay Türkü Mangubi aylar sonra ortaya çıktı! Haber

Kırım’da işgalcilerce kaçırılan Karay Türkü Mangubi aylar sonra ortaya çıktı!

Rus işgali altındaki Kırım’da 2024 yılının kasım ayında kimliği belirsiz maskeli kişilerce kaçırılan Karay Türkü Saha Mangubi’nin akıbeti aylar sonra belli oldu. Yakınları tarafından uzun süredir aranan Mangubi’nin, aylarca "incommunicado" (dış dünyayla tamamen bağlantısı kesilmiş) şekilde tutulduğu ve hakkında “devlete ihanet” suçlamasıyla dava açıldığı öğrenildi. Kırım'daki hak ihlallerini takip ederek kamuyona duyuran "Mahkeme: Kırım Bölümü" ve İRADE insan hakları girişimleri tarafından paylaşılan bilgilere göre, Akmescit’teki Kremlin kontrolündeki sözde Kievskiy Bölge Mahkemesi, Mangubi hakkında tutuklama kararı verdi. Ancak bu karar, sözde mahkemenin resmî sayfalarında veya sosyal medya hesaplarında hiçbir şekilde yayımlanmadı. Hak savunucuları, bunun işgal altındaki Kırım’da ilk resmî olarak tutuklanan Karay Türkü siyasi tutsak vakası olduğuna dikkat çekti. Mangubi’nin iki çocuk annesi olduğu belirtildi. MASKELİ KİŞİLER TARAFINDAN KAÇIRILDI Saha Mangubi, 2 Kasım 2024’te işe gitmek üzere evden çıktıktan sonra ortadan kaybolmuştu. Ailesi, kadının kamuflajlı ve maskeli kişiler tarafından kaçırıldığını açıklamış ancak işgalciler soruşturma açmayı reddederek aileyi Rusya Federal Güvenlik Servisine (FSB) yönlendirmişti. FSB ise uzun süre Mangubi’nin gözaltında olduğuna dair bilgiyi inkâr etmişti. Anne ve komşuların anlatımına göre, beş silahlı ve maskeli kişi Mangubi’nin evine zorla girerek saatler süren bir arama yaptı, ardından kadını hiçbir belge göstermeden alıp götürdü. Ailenin aylarca süren başvurularına rağmen yetkililer kaybolma başvurularını kabul etmedi. Daha sonra Mangubi ile bir süre aynı hücrede kalan bir kadının ifadesiyle, onun Akmescit’teki 2 No’lu tutukevinde tutulduğu öğrenildi. Ancak suçlamanın içeriği uzun süre gizli kaldı. İŞGALCİLERCE KAÇIRILAN EN AZ 20 KİŞİNİN AKIBETİ BELLİ DEĞİL İnsan hakları savunucuları, en az 20 Kırımlının daha zorla kaybedildikten sonra hâlâ “incommunicado” durumda tutulduğunu belirtiyor. Uzmanlara göre, zorla kaybetmeler ve kişilerin tamamen tecrit edilmesi uluslararası hukuk açısından savaş suçu niteliği taşıyor.Hak savunucuları, bu suçların faillerinin ve sorumlularının er ya da geç uluslararası yargı önünde hesap vereceğini vurguluyor.

Kırım Temsilcisi Kurışko: Kırım’da dil, kültür ve din hedef alınıyor Haber

Kırım Temsilcisi Kurışko: Kırım’da dil, kültür ve din hedef alınıyor

Mustafa KOÇYEGİT QHA Ankara Ukrayna Cumhurbaşkanının Kırım Özerk Cumhuriyeti Daimî Temsilcisi Olha Kurışko, Kırım Haber Ajansına (QHA) verdiği özel röportajda Rus işgali altındaki Kırım ve Kırım Tatarlarının güncel durumuna ilişkin olarak soruları yanıtladı. KURIŞKO: AİHM'İN KIRIM KARARI UKRAYNA'NIN ELİNİ GÜÇLENDİRİYOR Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM) tarafından 20 Ocak 2026 tarihinde “Bekirov ve diğerleri Rusya’ya karşı” başlıklı davada alınan kararı değerlendiren Daimî Temsilcisi Olha Kurışko, "Öncelikle, böylesine gerekli bir kararın 12 yıl sonra alınmış olması üzücü olsa da, Kırım'ın ve yarımada halkının haklarını savunma konusunda Ukrayna'nın elini güçlendirdiğini söyleyebilirim." dedi. AİHM'in Kırım'a ilişkin birkaç kararı olduğunu dile getiren Olha Kurışko, bu kararların uluslararası savunuculuk ile hukuki meşruiyet açısından son derece kıymetli olduğunu vurgulayarak, "Aslında Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi, Rusya Federasyonu'nun işgal altında bulunan Kırım'da işlediği sayısız suçu da teyit ediyor ve gözler önüne seriyor. Aynı zamanda Rusya’nın 2014 yılından itibaren işlediği suçlardan sıyrılamayacağı anlamına geliyor." ifadelerini kullandı. Bu karar ile birlikte, Rusya'nın işgal altında tuttuğu topraklardaki faaliyetlerinin hukuksuz olduğunun tescil edildiğini belirten Kurışko, "Hukuksuz faaliyetler, hukuka aykırılık sonucunu doğurur. Dolayısıyla özellikle tutuklama ve cezaların da hukuka aykırı olduğu ve bu insanların bir an önce serbest bırakılması gerektiği anlamına gelmektedir. Aynı zamanda bireysel açıdan baktığımızda da hakları ihlal edilen ve hukuka aykırı bir şekilde tutuklanan vatandaşlarımızın bireysel olarak haklarının tazmini için başvuruda bulunmasının yolunu açıyor. Tabii bu durumu zorlaştıran faktörlerden biri Rusya’nın hâlihazırda birçok uluslararası anlaşmayı terk etmiş olması. Malumunuz Rusya, tek taraflı olarak Avrupa İnsan Hakları Mahkemesinden ayrıldığını bildirmiş ve kararı uygulamayacağını ifade etmiştir." değerlendirmesinde bulundu. Kurışko bu nedenle uluslararası hukuk çevrelerinin ve uluslararası toplumun, Rusya’yı işlediği suçlardan ötürü sorumlu tutacak yeni mekanizmalar geliştirmesi gerektiğini kaydetti. "RUSYA, KIRIM'DA DİL, KÜLTÜR VE DİNİ TOPLUCA HEDEF ALIYOR" Kurışko, AİHM kararıyla geçici olarak işgal altındaki Kırım’da yaşayan gruplar arasında en fazla baskıya maruz kalan topluluğun Kırım Tatarları olduğunun teyit edildiğini belirtti. Rusya’nın yalnızca Kırım Tatar kimliğini değil, Ukrayna kimliğini bir bütün olarak hedef aldığını söyleyen Kurışko, bu baskının sistematik bir politika hâline geldiğini ifade etti. 2014’ten itibaren Ukrayna dili, edebiyatı ve tarihinin eğitim programlarından çıkarıldığını belirten Kurışko, Kırım Tatar diline verilen sözde desteğin haftada bir saatle sınırlı kaldığını ve yabancı dil statüsünde ele alındığını söyledi. Kurışko değerlendirmesine şöyle devam etti. Elbette bu uygulama, Kırım Tatar dilinin öğrenilmesi ve kullanılması konusunu tehdit altına almaktadır. Bununla birlikte elbette kültürel kimlik ve aidiyet, dille sınırlı bir kavram değil. Örneğin kültürel miraslar da bu konunun bir parçasıdır. Örneğin Hansaray, işgalin başlangıcından beri sözde restorasyon bahanesiyle tamamen kapatılmıştır. Camilerde ve cami avlularındaki aramalar ile zorla tutuklamaları örnek verebiliriz. Özellikle işgal yönetimiyle iş birliğini reddeden camilere yönelik baskılar söz konusu. Bu nedenle açık bir şekilde söyleyebiliriz ki, bu Rusya Federasyonu aslında kültürel üç ana bileşeni; dil, kültür ve dini hedef alıyor. KIRIM'DAKİ DEMOGRAFİK DEĞİŞİM BOYUTU Kırım’dan ülke içinde yerinden edilen Ukrayna vatandaşlarının sayısının 57 bin olduğunu açıklayan Kurışko, Rusya Federasyonu’nun 2014’ten bu yana Kırım’a 800 bin ile 1 milyon arasında Rus vatandaşı yerleştirdiğine dair veriler bulunduğunu aktardı. Savaşın seyrine bağlı olarak Kırım’a yerleştirilen Rus vatandaşlarının yarımadayı terk etmeye başladığını, bunun da Kırım’da yasa dışı bulunduklarının farkında olduklarını gösterdiğini ifade eden Kurışko, şöyle konuştu: Kırım'a yerleştirilen bu insanlar aslında içten içe Kırım’da, Ukrayna topraklarında yasa dışı bir şekilde bulunduklarının da bilincindeler. Devam eden tam kapsamlı savaşın dinamikleri, Ukrayna'nın Kırım'da daha fazla askerî operasyon gerçekleştirmeye izin verdiği dönemlerde; Kırım'a yerleşen Rus vatandaşlarının Rusya Federasyonu topraklarına geri dönüşüne yönelik bir akım olduğunu gözlemlemiştik. Bu da aslında Kırım’da olmamaları gerektiğinin bilincinde olduklarını teyit etmektir. Yine bu tezimi destekleyecek şekilde, Kırım'daki gayrimenkul pazarı dinamiklerindeki değişimler de örnek verilebilir. Aynı dönemde evlerin fiyatları düşerken ev seçeneklerinin ve tekliflerin sayısı oldukça artmıştı. Bu da aslında Kırım'ı terk edişlerinden kaynaklanıyordu. Bu nedenle hem kurumumuzun hem de bir bütün olarak devletimizin stratejik hedeflerinden biri, Kırım'ı terk etmek zorunda kalan vatandaşlarımızın desteklenmesi ve stratejik açıdan Kırım’da işgalden sonraki yeniden inşa sürecine şimdiden hazırlanmak. RUSYA'NIN MİLİTARİZASYON POLİTİKALARI KIRIM'LA SINIRLI DEĞİL Rusya'nın çok sayıda çeşitli sözde gençlik programlarına devasa kaynaklar harcadığını söyleyen Daimî Temsilci, "Tam kapsamlı işgal girişiminin ardından Rusya Federasyonu yetkilileri her bir okulda askeri kadet sınıfları açtı. Geçtiğimiz sene okul programlarına “önemli şeyler hakkında” diye bir ders eklediler. Bu derslere sözde askeri operasyondan dönen askerleri veya hâlâ savaşmaya devam eden askerleri çağırıyorlar. Yani küçük çocuklara askerler bir şeyler anlatıyor. Militarizasyonun boyutunu anlamak için güzel bir gösterge. Bu sorun aslında sadece Ukrayna'yı tehdit eden bir durum değil. Uluslararası partnerlerimiz, komşularımız için de sıkıntılı bir durum. Söz konusu eğitim, aynı zamanda şu anlama geliyor ki, Rusya Federasyonu bu savaşı hiç bitirme niyetinde değil. Tam tersi gelecekte de savaş kabiliyetini sürdürmek için genç bir ordu yetiştirmeye çalışıyor." dedi. Ukrayna olarak işgal altındaki gençliğe yönelik birçok destek programı uyguladıklarını dile getiren Olha Kurışko, Rusya'nın militarizasyon politikalarının Kırım'la sınırlı olmadığını ve diğer işgal altındaki bölgeleri de kapsadığını belirtti. KIRIMLI SİYASİ TUTSAKLAR Kırımlı siyasi tutsaklar hususunda, bu konuda faaliyet gösteren hükûmet dışı kuruluşlarla ve siyasi tutsakların aile bireyleriyle çalışan kurumlarla irtibat halinde olduklarını belirten Daimî Temsilci, şu ifadeleri kullandı: İşgal altında bulunan topraklarda açık erişimde bulunan bütün kaynakları tarıyoruz, izliyoruz. Partnerlerimizle birlikte hâlihazırda siyasi tutsakların sayısına ilişkin raporlama üzerinde çalışıyoruz. Bu raporu yılda iki kere güncelliyoruz. Ama diğer taraftan Rusya Federasyonu'nun baskı politikalarını sürekli olarak çeşitlendirdiğinin de farkındayız. Mesela “Incommunicado” isimli davalar var. Bu şu demek oluyor, Rus makamları istediğinde bir insanı alıkoyabilir; ve bu durumda tutuklanma nedeni ile kişisel bilgileri dâhil asla hiçbir bilgiyi paylaşmıyor. Davanın somut özelliklerine ilişkin bilgiyi 6 ay sonra ancak elde edebiliyoruz. Yani bu süreçte tutuklanan mahkûm hapishaneye gönderilmiş oluyor. Bu tür davaları ayrı bir kategori olarak değerlendiriyoruz. Ayrıca dönem dönem siyasi tutsaklara ilişkin tutum ve özellikle sayılarda değişimler olduğunun farkındayız. Şu anda kesin olarak 218 siyasi mahkûmdan bahsedebiliriz. Bunlardan 153 Kırım Tatarı. Ayrıca, İşgale karşı farklı yöntemlerle direniş gösteren ve tutuklu bulunan kişi sayısının 400 olduğu bilgisi de var. "RUSYA SİYASİ TUTSAKLARA, 'SİZİ ÇOKTAN UNUTTULAR, KİMSENİN UMRUNDA DEĞİLSİNİZ' DİYOR" Siyasi mahkûmların ve aile bireylerinin desteklenmesine ve korunmasına ilişkin Ukrayna’da ayrı bir mevzuat olduğunu kaydeden Kurışko, ayrıca Özgür Kırım’a Mektuplar kampanyasından bahsederek, "Siyasi mahkûmların kurtarılmasına ilişkin yürütülen insan hakları savunma faaliyetlerinin önemli bir parçasını Özgür Kırım’a Mektuplar kampanyası oluşturuyor. Rusya Federasyonu siyasi tutsaklara, “Sizi çoktan unuttular, kimsenin umrunda değilsiniz” diyor. Tabii ki bu projenin ana amacı siyasi mahkûmların unutulmadığını göstermek. Onları, hem Ukrayna’da hem de uluslararası boyutta geniş bir kitle destekliyor. Artık siyasi mahkûmlardan cevaplar almaya başladığımızı, bunu da aslında kampanyanın bir başarısı olarak gördüğümü söyleyebilirim. Siyasi mahkûmları ve ailelerini destekleme konusunda, böylesine sembolik bir adım da olsa bunu başarabiliyor olmak bizim için çok kıymetli." diye konuştu. Rusya Federasyonu'nun prensip olarak takaslara Kırımlıları dâhil etmediğinin altını çizen Kurışko, "Bildiğiniz gibi, 2014’ten beri Kırımlı siyasi tutsakların kurtarılması konusu sık sık gündeme geliyor ancak bu kurtarılma hikâyelerinin sayısı maalesef çok az. 2022’den beri bu hikâyelere dair sadece üç örneğimiz var: Büyükelçimiz Nariman Celâl, Leniye Umerova ve Volodıslav Yesepenko." dedi. RUSYA'NIN DİĞER ÜLKELERİ SAVAŞA DÂHİL ETME GİRİŞİMİ Son dönemde uygulanan vatandaşlıktan çıkarma uygulamasının olası sonuçlarını değerlendiren Daimi Temsilci, "Ben bunu aynı zamanda, Rusya Federasyonu’nun diğer ülkeleri de bu savaşa bir nevi dâhil etme girişimi olarak yorumluyorum çünkü üçüncü bir ülkeye, örneğin Özbekistan’a sözde tutuklu birinin sınır dışı edilmesi demek, Özbek makamlarının Rus işgal yönetimi ve mahkemeleri tarafından alınan kararları tanıması ve uygulaması anlamına gelecektir. Bu, sadece Kırım’da işgal ettiği topraklara yönelik faaliyetlerini meşrulaştırma politikasının bir parçası çünkü diğer ülkelerin, Rus işgal makamlarının aldığı kararları tanıması ve uygulaması, Rusya’nın artık bu savaşta izole olmadığı anlamına gelir. Rusya Federasyonu, istese Kırımlı siyasi mahkûmları Ukrayna’ya iade edebilir ama tabii ki bunu yapmıyor. Nedenini de açıklamaya gerek yok sanırım." ifadelerini kullandı. Olha Kurışko, QHA'nın "İşgal altındaki Kırım’da yaşayan Ukrayna vatandaşlarının yaşadığı önemli sorunlardan birisi de resmî evrakların yenilenmesi sürecinde oluyor. İşgal şartlarında yenilenemeyen evraklar için ancak Kırım’dan çıkarak bu işlem gerçekleştirilebiliyor fakat buradaki işlem için 2-3 ayı bulan süreler gerekiyor. Dolayısıyla burada büyük mağduriyetler doğuyor. Bu sorunun çözümüne ilişkin bir adım atılması planlanıyor mu?" sorusunu ise şöyle yanıtladı: Kesinlikle evet. Hâlihazırda mevzuatta bazı değişiklikler yapıldı. Buna göre, ilk pasaportunu kaydettirenler, Ukrayna İçişleri Bakanlığının bir birimi olan servis üzerinden yurt dışında bunu gerçekleştirebiliyor. Bu imkân, 18 yaşını doldurmuş ve henüz pasaportunu çıkarmamış ve Ukrayna doğum belgesine sahip kişileri de kapsayacak şekilde genişletildi. Ukrayna’ya dönüş belgelerinin düzenlenmesi sürecinin daha da iyileştirilmesi lazım. Burada şöyle bir sorunla karşılaşıyoruz: Uzun yıllar işgal altında yaşayan ve yetişkinliğe erişen vatandaşlarımız hakkında, Ukrayna makamlarında yeterli bilgi olmayabiliyor. Burada pasaport düzenlenmesinde sağlanan kolaylıkların, Ukrayna’ya dönüş belgelerinin düzenlenmesinde de benzer şekilde uygulanması gerektiğini düşünüyorum. Tanıkların dinlenmesi ve uzaktan kimlik tespit ve belirleme süreci gibi mekanizmalar kullanılmalı. Sizin de ifade ettiğiniz bu konuyu, sürekli olarak Dışişleri Bakanlığına bildiriyoruz ve görüşlerimizi sunuyoruz. Aynı zamanda, Türkiye Büyükelçiliğimiz dâhil, yurt dışındaki bütün diplomatik temsilciliklerimiz, işgal altından gelen vatandaşlarımızın belgelerinin hızlı bir şekilde düzenlenmesi konusunda her türlü kolaylığı sağlıyor. "TÜRKİYE'DE KIRIM’IN İŞGALİNİN KABUL EDİLEMEYECEĞİNE DAİR HERKESİN SARSILMAZ BİR İNANCA SAHİP OLDUĞUNU GÖRDÜM" Daimi Temsilci olarak Türkiye’ye ilk kez ziyarette bulunduğunu söyleyen Kurışko, "Burada temaslarda bulunduğum insanların bana sağladığı destek ve gösterdiği dayanışma ruhu için çok mutluyum. Ukrayna’nın toprak bütünlüğüne ve egemenliğine herkesin destek verdiğini ve Kırım’ın işgalinin kabul edilemeyeceğine dair herkesin sarsılmaz bir inanca sahip olduğunu gördüm." ifadelerini kullandı. Türkiye programı kapsamında bulunduğu temaslarda ele aldığı konular hususunda ise Olha Kurışko, "Elbette, işgal altında bulunan Kırım hakkında çok fazla konuşuyorum. Rusya Federasyonu’nun işlediği suçları anlatıyorum. Kırım Yarımadası’nı terk etmek zorunda kalmış Kırım Tatarları, Ukraynalılar ve Ukrayna vatandaşlarına verilebilecek desteklerden bahsediyorum. Ülke içerisindeki farklı süreçlerde görev alan farklı kişilerin bizimle bu görüşü paylaştığını ve bir konsolidasyon olduğunu söyleyebilirim. Sadece hâlihazırda devam eden projelere değil, aynı zamanda özellikle Ukrayna’nın yeniden inşası bağlamında yeniden gerçekleştirilebilecek projelere olan ilgi ve özeni de görüyorum." bilgisini paylaştı. UKRAYNA DEVLETİ, KIRIM'DA İŞGAL SONRASI DÖNEME HAZIR Daimi Temsilci son olarak, Kırım'ın işgalden kurtarılması sonrasında Ukrayna'nın yarımadaya yönelik stratejilerini anlatarak şu ifadelere yer verdi: Kırım’ın yeniden inşasına ilişkin artık bazı stratejik konseptler ve belgeler söz konusu. Bunlardan biri, ekonomik yapılanmaya işaret ediyor. Bu noktada Türkiye’nin de ilgisini çekebilecek projeler var. İkinci stratejik belge, Kırım’ın kurtarılmasından sonra bölgedeki Ukrayna yönetiminin nasıl tesis edileceğiyle ilgili. Son belge ise, uzun bir süre boyunca işgal altında, propagandaya maruz kalarak yaşamak zorunda kalan vatandaşlarımızın Ukrayna ve Avrupa gerçekliğine dönmesi ve propagandanın etkilerinden kurtulmasını, özellikle de eğitim ve kültür projelerini içeriyor. Bu programların bir kısmını hâlihazırda zaten yürütmeye başladık. Kırım’ın işgalden kurtarılmasından sonraki süreçteki gelişimine ve refahına ilişkin bütüncül bir yaklaşıma sahip olduğumuzu, bu yaklaşımın da Kırım’ın potansiyelinin en üst seviyede gerçekleştirilmesine odaklı olacağını söyleyebilirim.

İşgalciler "kara liste" oluşturdu: Ukrayna yanlısı Kırımlı aktivistlere yönelik baskılar artıyor Haber

İşgalciler "kara liste" oluşturdu: Ukrayna yanlısı Kırımlı aktivistlere yönelik baskılar artıyor

İşgal altındaki Kırım’da, Rus işgal yönetimine muhalif olan veya Ukrayna yanlısı duruş sergileyen vatandaşlara yönelik baskılar yeni bir boyuta ulaştı. Hak savunucuları, işgal güçlerinin "sadakatsiz" gördüğü kişileri sivil hayattan tamamen dışlamak ve Yarımada'yı terk etmeye zorlamak için kayıt dışı bir "kara liste" sistemi uyguladığını bildirdi. Güvenlik gerekçesiyle ismini gizli tutan bir Kırımlı insan hakları savunucusu, Krym.Realii’ye yaptığı açıklamada, Rus işgal güçlerinin yıllar içinde hazırladığı fişleme listelerinin artık günlük yaşamı felç eden bir tecrit aracına dönüştüğünü aktararak şunları kaydetti: Kırım Yarımadası’nın işgali yılları boyunca Rus işgal güçleri, Ukrayna yanlısı tutuma sahip Kırımlı aktivistler, insan hakları savunucuları, sivil toplum temsilcileri ve yurttaş gazetecilerden oluşan listeler oluşturdu. Artık bu listelerde yer alan kişiler, giderek daha fazla imkândan mahrum bırakılıyor. Örneğin, güvenlik kurumlarının onayının gerektiği işlerde çalışmaları neredeyse imkânsız hâle geliyor. Güvenlik güçlerinin onay vermemesi nedeniyle, insanların bir tesisin bekçiliği gibi basit pozisyonlar için bile işe alınmadığı vakaları biliyorum.” Baskı araçlarının yalnızca istihdamla sınırlı kalmadığını belirten savunucu, son dönemde yeni ve hukuka aykırı uygulamaların devreye sokulduğunu da söyledi. Buna göre, Ukrayna yanlısı olduğu bilinen bazı Kırımlılara Rusya tarafından verilen yurt dışı pasaportlarının düzenlenmesi keyfi gerekçelerle reddediliyor. Hak savunucusu, “Bu reddiyeler açıkça siyasi nedenlere dayanıyor. Oysa Rusya’nın kendi mevzuatında, bu tür bir gerekçeyle pasaport verilmemesini öngören herhangi bir resmî hüküm yok.” ifadelerini kullandı. İnsan hakları savunucuları, işgal yönetiminin bu uygulamalarla Kırım’daki muhalif sesleri tamamen susturmayı ve Yarımada'nın demografik yapısını zorla değiştirmeyi hedeflediğine dikkat çekiyor.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.