SON DAKİKA
Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#Insan Hakları

QHA - Kırım Haber Ajansı - Insan Hakları haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Insan Hakları haber sayfasında canlı gelişmelerle ulaşabilirsiniz.

Rusya, 2026’nın ilk 8 ayında 2025 toplamından daha fazla sivil katletti Haber

Rusya, 2026’nın ilk 8 ayında 2025 toplamından daha fazla sivil katletti

Ukrayna Parlamentosu İnsan Hakları Yetkilisi (Ombudsman) Dmıtro Lubinets, Birleşmiş Milletler İnsan Hakları Yüksek Komiseri (UNHCHR) ile Ukrayna’daki duruma ilişkin gerçekleştirilen interaktif diyalog oturumunda Rusya’nın artan sivil terörüne ilişkin vahim verileri açıkladı. Lubinets, Rusya’nın 2026 yılının ilk 8 ayında katlettiği ve yaraladığı sivil Ukraynalı sayısının, 2025 yılının tamamında kaydedilen sivil kayıpların toplamını aştığını vurguladı. Toplantıya çevrim içi olarak katılan Ombudsman, Temmuz 2026’nın sivil katliamlarında korkunç bir zirve noktası olduğunu belirterek, “Yalnızca temmuz ayında Rus saldırıları sonucu 437 sivilin yaşamını yitirdi ve 2 bin 610 kişi yaralandı. Bu rakamlar, Mayıs 2022'den bu yana tek bir ayda kaydedilen en yüksek sivil kayıp oranı olarak kayıtlara geçti.” ifadelerini kullandı. "SADECE İNSANLARI DEĞİL, EĞİTİMİ, SAĞLIĞI VE KÜLTÜRÜ DE YIKIYORLAR" Rusya’nın yalnızca insan hayatını sonlandırmakla kalmayıp Ukrayna'nın toplumsal altyapısını ve kimliğini de sistemetik olarak yok ettiğini kaydeden Lubinets, “Meydana gelen yıkımın boyutu şok edici. Topyekun işgal saldırısının başlangıcından bu yana 4 bin 661 eğitim kurumu, 2 bin 671 sağlık tesisi ve bin 990 kültürel miras alanı hasar gördü veya yok edildi.” şeklinde açıklayarak Rus ordusunun daha önce onarılan ve yeniden inşa edilen sivil tesisleri kasıtlı olarak ikinci kez vurduğuna da dikkat çekti. ULUSLARARASI TOPLUMA ACİL ÇAĞRI BM ve uluslararası toplum temsilcilerine seslenen Dmıtro Lubinets, sivil altyapıya yönelik tüm saldırıların uluslararası standartlarda belgelenmeye devam etmesi gerektiğini ifade etti. Ukrayna'daki sivil altyapının hava savunma sistemleriyle korunmasının güçlendirilmesi ve yeniden inşa desteğinin artırılmasının hayati önem taşıdığını vurgulayan Ombudsman, uluslararası hukuk ihlallerinden sorumlu olan tüm Rus yetkili ve faillerin yargı önünde hesap vermesinin sağlanmasını istedi. Lubinets açıklamasını, "Sivil altyapıya yönelik Rus saldırıları yalnızca belgelenmekle kalmamalı, aynı zamanda uluslararası hukuk açısından hak ettiği hukuki değerlendirmeyi almalı ve sorumlular için somut yaptırımlar doğurmalıdır. Saldırgan üzerindeki baskıyı artırmak ve suçluları cezalandırmak, bu terörü durdurmanın tek yoludur." ifadeleriyle tamamladı.

Kırımlı yurttaş gazeteci İrına Danılovıç Rus cezaevinde ölüm tehditleri alıyor Haber

Kırımlı yurttaş gazeteci İrına Danılovıç Rus cezaevinde ölüm tehditleri alıyor

İşgal altındaki Kırım’da, düzmece bir dava çerçevesinde 7 yıl hapis cezasına çarptırılan Kırımlı aktivist, yurttaş gazeteci ve siyasi tutsak İrına Danılovıç’ın alıkonulduğu cezaevinde Rusya Federal Ceza İnfaz Kurumu (FSİN) personelinin gözetiminde ve teşvikiyle diğer mahkumlar tarafından açıkça ölümle tehdit edildiği bildirildi. Özgürsüzlüğe Mektuplar (Pisma v nevolyu) insan hakları girişiminin "Arhipelag UFSİN" projesinin aktardığı ve Danılovıç’ın kız kardeşi Olha Novıtskaya tarafından doğrulanan bilgilere göre, cezaevi yönetimi strateji değiştirerek yurttaş gazeteciye yönelik baskı ve tacizleri diğer mahkumlar eliyle yürütüyor. "YÖNETİMİN CEZASIZLIK GÜVENCESİYLE ÖLÜMLE TEHDİT EDİYORLAR" Siyasi tutsağın kız kardeşi Olha Novıtskaya, Kırım.Realii haber ajansına yaptığı açıklamada, uyuşturucu suçlarından hükümlü iki kişinin cezaevi yönetiminin sessiz onayı ve cezasızlık güvencesiyle Danılovıç’a yönelik sistemli bir psikolojik ve fiziksel terör estirdiğini belirtti. Novıtska, hükümlülerin cezaevi görevlilerinin gözü önünde "Polisleri dize getirdik, seni öldürürsek de bize hiçbir şey olmaz" diyerek açıkça ölüm tehditleri savurduklarını ve cezaevinde yasak olmasına rağmen görevlilerin göz yumduğu radyolarla yüksek sesli müzik yayını yaparak Danılovıç'ı uykusuz ve huzursuz bıraktıklarını vurguladı. Söz konusu bilgileri teyit eden "Arhipelag UFSİN" projesi hak savunucuları ayrıca, cezaevinde Danılovıç'a karşı en acımasız tutumu sergileyen FSİN görevlisinin 1992 doğumlu Galina S. olduğunu deşifre etti. SİSTEMATİK İŞKENCE VE SAĞLIK HİZMETİNDEN MAHRUM BIRAKMA Kırım İnsan Hakları Grubu Başkanı Olha Skrıpnık, Eylül 2026’da yaptığı açıklamada Rus cezaevi yönetiminin Danılovıç’a yönelik fiziksel ve psikolojik işkencelerde diğer mahkumları aktif şekilde tetikçi olarak kullandığını duyurmuştu. Sınır Tanımayan Gazeteciler (RSF) ve İnsan Hakları Vakfı (HRF) yetkilileri, Danılovıç’ın hızla kötüleşen sağlık durumu nedeniyle BM’nin altı özel raportörüne acil müdahale çağrısında bulunmuş, ancak Rus makamlarından hiçbir yanıt alınamamıştı. Bunun üzerine "Kırım Süreci" insan hakları örgütü, BM İfade Özgürlüğü Özel Raportörü'ne, hapsedilen gazetecilere yönelik baskıları öncelikli stratejik gündeme alması için resmi öneri sunmuştu. DÖRT YILDIR TIBBİ YARDIM BEKLİYOR Kırımlı yurttaş gazeteci ve insan hakları savunucusu İrına Danılovıç, 29 Nisan 2022 tarihinde işgalci Rus güçleri tarafından hukuksuz bir şekilde alıkonuldu ve ardından sistematik işkencelere maruz bırakıldı. Avukatı Ayder Azamatov'un açıklamalarına göre, sekiz gün boyunca başına torba geçirilerek ormana götürülüp ölümle tehdit edilen Danılovıç, yalan makinesi eşliğinde sorgulandı ve boş kağıt imzalamaya zorlandı. Bu baskıların sonucunda, çantasına patlayıcı madde yerleştirildiği iddiasıyla kurgulanan bir dava neticesinde 7 yıl hapis cezasına çarptırıldı. Tutukluluk süreci boyunca sağlık durumu hızla kötüleşen Danılovıç, geçirdiği mikro felç ve şiddetli işitme kaybına rağmen tıbbi yardıma erişemedi, bu durumu protesto etmek amacıyla başlattığı açlık grevi de sonuçsuz kaldı. RUS CEZAEVİNDE MAHKUMLARA İŞKENCE UYGULANIYOR Rusya'nın Zelenokumsk şehrindeki kadın cezaevinde haksız yere alıkonulan Danılovıç, Temmuz 2025’te Avrupa Parlamentosu Başkan Yardımcısı Pina Picierno’ya yazdığı mektupta, alıkonulduğu Rus cezaevinde sistematik işkencelere maruz kaldığını duyurdu. Cezaevi yönetiminin mahkûmlar için dayanılmaz koşullar yaratmak amacıyla acımasız yöntemleri kullandığını aktaran Danılovıç, cezaevindeki mahkûm kadınlara uygulanan yöntemleri “iz bırakmayan işkence” şeklinde nitelendirdi. Gündüz ve gece boyunca hiç kapatılmayan yüksek güçlü projektör ışıkları nedeniyle mahkûmlar uykusuz kalıyor, gözlerinde sürekli ağrı oluşuyor. Sabah saat altıdan itibaren barakalarda saatlerce yüksek sesli hoparlör sistemleri çalıştırılıyor; bu durum özellikle Danılovıç’ın hassas kulakları için dayanılmaz fiziksel acıya neden oluyor.

BM İnsan Hakları Yüksek Komiseri Türk'ten Ukrayna-Rusya Savaşı acil eylem çağrısı Haber

BM İnsan Hakları Yüksek Komiseri Türk'ten Ukrayna-Rusya Savaşı acil eylem çağrısı

Birleşmiş Milletler (BM) İnsan Hakları Yüksek Komiseri Volker Türk, BM İnsan Hakları Konseyinin 63. Oturumu kapsamında düzenlenen Ukrayna özel oturumunda konuştu. Şubat 2022'de başlayan Ukrayna-Rusya Savaşı'nın her geçen gün tırmandığına dikkat çeken Türk, mevcut durumun tüm bölgeyi tehdit eden bir insan hakları felaketine dönüştüğünü belirtti. Savaşın siviller üzerinde tarifsiz acılar bıraktığını ifade eden Volker Türk, "Bu savaşı sona erdirmek için BM Şartı ve uluslararası hukuk çerçevesinde acil eyleme geçilmesi gerekiyor" çağrısında bulundu. "SİVİL KAYIPLAR GEÇEN YILA GÖRE YÜZDE 55 ARTTI" Ukrayna genelinde halkın sürekli bir korku ve endişe ortamında yaşadığına vurgu yapan BM İnsan Hakları Yüksek Komiseri, 2026 yılına ait çarpıcı bilançoyu şu sözlerle paylaştı. Bu yılın ilk 8 ayında yaklaşık 15 bin 280 sivilin öldüğünü veya yaralandığını teyit ettik. Bu, 34 hafta boyunca haftada ortalama 400'den fazla kişiye tekabül ediyor. Bu sayı, 2025'in aynı dönemindekinden yüzde 55 daha fazla. ŞOK EDİCİ İNSAN HAKLARI RAPORU: CİNSEL ŞİDDET VAKALARI BELGELENDİ BM İnsan Hakları Ofisinin savaşa ilişkin yayımladığı son rapora da işaret eden Türk, sivillere ve savaş esirlerine yönelik ağır ihlallerin tespit edildiğini aktardı. Ofis tarafından belgelenen binden fazla cinsel şiddet vakasının yüzde 89'unun Rus makamlarına atfedildiğini belirten Türk, barış müzakerelerine yönelik ivmenin yeniden kazanılmasının hayati önem taşıdığını ve sürecin güven artırıcı adımlarla desteklenmesi gerektiğini sözlerine ekledi.

Kırımlı eski siyasi tutsak Davıdenko AKPM’de konuştu: "Alıkonulan siviller için kesintisiz uluslararası eylem başlatılmalı" Haber

Kırımlı eski siyasi tutsak Davıdenko AKPM’de konuştu: "Alıkonulan siviller için kesintisiz uluslararası eylem başlatılmalı"

Fransa’nın Strazburg kentinde 28 Eylül-2 Ekim 2026 tarihleri arasında düzenlenen Avrupa Konseyi Parlamenter Meclisi (AKPM) Sonbahar Oturumu'nda konuşan eski Kırımlı siyasi tutsak Kostyantın Davıdenko, Rusya tarafından yasa dışı şekilde alıkonulan Ukraynalı sivillerin kurtarılması için uluslararası topluma somut bir mekanizma çağrısında bulundu. "Esaretteki Siviller" (Tsvilni v Poloni) sivil toplum kuruluşu tarafından aktarılan bilgilere göre Davıdenko, mevcut diplomatik ve hukuki araçların tek bir amaç etrafında yeterince entegre edilemediğini belirterek, tüm sivil tutsaklar için kalıcı bir mekanizmanın kurulmasını önerdi. "HER SİVİL İÇİN KESİNTİSİZ ULUSLARARASI EYLEM SÜRECİ BAŞLATILMALI" AKPM kürsüsünden uluslararası sisteme seslenen Davıdenko, Rusya’nın bilgi vermemesinin veya erişimi engellemesinin yeni bir bekleme sürecine değil, doğrudan bir sonraki yaptırım aşamasına geçilmesine vesile olması gerektiğini vurgulayarak şunları kaydetti: Uluslararası sistem halihazırda diplomatik kanallar, BM mekanizmaları, yaptırımlar, parlamenter süreçler ve hukuki prosedürler gibi birçok araca sahip. Ancak sorun, bu araçların somut bir insanı bulmak ve eve döndürmek hedefi etrafında yeterince birleştirilememiş olmasıdır. Her sivil tutsak için doğrulanmış gerçekleri, erişilebilir uluslararası prosedürleri, yaptırım gerekçelerini ve atılacak bir sonraki adımı içeren bir 'tırmanma dosyası' oluşturulmalıdır. Yanıt alınamaması sürecin bittiği anlamına gelmemeli. Eğer Rusya bir kişinin tutulduğu yeri gizliyor, varlığını doğrulamıyor veya erişim sağlamıyorsa, bu durum yeni bir bekleme dönemini değil, bir sonraki uluslararası eylem aşamasını tetiklemelidir. Amaç sadece baskı kurmak değil, insanları eve getirmektir. Her sivil hakkında elde edilen bilgiler, kişi bulunup serbest bırakılana kadar sürekli uluslararası eyleme dönüştürülmelidir." 17 BİNDEN FAZLA SİVİL KAYIP: GİZLİ ZİNDANLAR VE SİSTEMATİK İŞKENCE Ukraynalı ve uluslararası insan hakları örgütlerinin Haziran 2026 raporuna göre, Rusya'nın yasa dışı olarak alıkoyduğu Ukraynalı sivil sayısının 17 bini bulabileceği tahmin ediliyor. Sova Uzman Grubu, Sivil Özgürlükler Merkezi ve Savaş Arşivi gibi kuruluşların ortak hazırladığı raporda, 24 Şubat 2022 ile 31 Aralık 2025 tarihleri arasında 8 bin 221 sivilin kaçırılışının isim isim belgelendiği aktarıldı. Ancak Rus makamlarının bilgi gizlemesi, hapishane konumlarını saklaması ve Kızılhaç dahil uluslararası gözlemcilere erişim izni vermemesi nedeniyle gerçek sayının bu tahminlerin de üzerinde olabileceği vurgulanıyor. Kaçırılan Ukraynalılar resmî cezaevlerinin yanı sıra işgal altındaki bölgelerde bodrum katları ve garajlar dâhil 200'den fazla gizli noktada, dış dünyayla hiçbir bağları olmadan tamamen izole ediliyor. Üstelik serbest bırakılan sivillerin yüzde 91'inden fazlası sistematik işkenceye, cinsel şiddete, havasız ve karanlık hücrelerde duyusal yoksunluğa maruz kaldığını ifade ediyor. Rus rejiminin sivilleri yasa dışı iç mevzuatlarla "savaş esiri" statüsünde konumlandırması ise uluslararası hukukun açık bir ihlali olarak değerlendiriliyor. 7 YILLIK CEZA BİTMESİNE RAĞMEN HAPİSTE TUTULMUŞTU İşgal altındaki Kırım'da gayrimenkul değerleme uzmanı olarak çalışan Kostyantın Davıdenko, 11 Şubat 2018'de Akmescit'te (Simferopol) Rusya Federal Güvenlik Servisi (FSB) elemanlarınca sokak ortasında darp edilerek gözaltına alınmıştı. Uydurma "casusluk" suçlamasıyla Moskova'daki Lefortovo tutukevine götürülen Davıdenko, sözde yargılama sonucunda 7 yıl hapis cezasına çarptırılmıştı. Cezasının resmî süresi Şubat 2025'te dolmasına rağmen Rus makamları Davıdenko'yu yasa dışı bir şekilde alıkoymaya devam etmişti. Kırımlı siyasi tutsak, ancak 24 Ağustos 2025 tarihinde Ukrayna ile Rusya arasında gerçekleşen 68. esir takası kapsamında serbest bırakılarak özgürlüğüne kavuştu.

Kırım’daki Ruslaştırma politikası AİHM’de: Zorla Rus vatandaşı yapılan 10 Ukraynalı çocuk için duruşma başladı Haber

Kırım’daki Ruslaştırma politikası AİHM’de: Zorla Rus vatandaşı yapılan 10 Ukraynalı çocuk için duruşma başladı

Strasbourg’da bulunan Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM), 22 Eylül Salı günü, Kırım’ın Rusya tarafından işgal edilmesinin ardından zorla Rus vatandaşlığına geçirilen ve Rus ailelere evlatlık verilme riskiyle karşı karşıya kalan 10 Ukraynalı çocuğun davasında kamuya açık ilk duruşmayı gerçekleştirdi. "10 Ukraynalı Çocuk Adına Ukrayna Helsinki İnsan Hakları Birliği, Rusya'ya Karşı" başlıklı dava, işgal altındaki topraklarda yürütülen kimlik silme politikasının hukuki boyutunu gözler önüne seriyor. Duruşmada Ukrayna hükûmetinin tutumunu savunan AİHM Temsilcisi Marharıta Sokorenko, davanın kapsadığı çocuk sayısı küçük görünse de olayın boyutunun devasa olduğunu vurgulayarak şu ifadeleri kullandı: Bu 10 çocuğun kaderi, Mahkeme tarafından daha önce de kınanmış olan, Ukraynalı çocukların ideolojik olarak eğitilmesi ve Ukrayna kimliklerinin silinmesine yönelik davalı devlet tarafından sistemli şekilde sürdürülen geniş çaplı uygulamanın açık bir tezahürüdür. Sokorenko, AİHM’e Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin 46. maddesi uyarınca Rusya’nın yerine getirmesi gereken somut yükümlülükleri belirleme çağrısında bulundu. Bu talepler arasında; çocukların kimlikleri, hukuki durumları ve bulundukları yerler hakkında tam bilginin açıklanması, Ukrayna’ya iadelerinin sağlanması ve bu süreçte Ukrayna makamları, Avrupa Konseyi Bakanlar Komitesi ve ilgili uluslararası mekanizmalarla iş birliği yapılması yer alıyor. 4000'DEN FAZLA KİMSESİZ ÇOCUK OTOMATİK OLARAK RUS YAPILDI Dava konusu başvuru, 2009-2013 yılları arasında doğan ve doğumla Ukrayna vatandaşı olan 10 çocuk adına Ukrayna Helsinki İnsan Hakları Birliği tarafından sunuldu. 2014 yılında Kırım’ın işgali gerçekleştiğinde yaşları 1 ila 5 arasında değişen bu çocuklar, yetimhanelerde Ukrayna devletinin koruması altında bulunuyordu. Helsinki Birliğinin verilerine göre, Rusya yarımadada fiili kontrolü sağladıktan sonra ebeveyn bakımından yoksun 4 binden fazla çocuğu otomatik olarak Rusya Federasyonu vatandaşı ilan etti. Ukrayna makamlarının defalarca yaptığı çağrılara rağmen Rusya çocukları iade etmeyi reddetti ve evlat edindirme süreçlerini başlattı. Rus yetkililerin çocukların nerede olduğunu gizlediği, bilgilerini Rus evlat edinme sistemine eklediği ve bazılarının muhtemelen evlat edinildiği belirtiliyor. 2014’ten bu yana kendilerinden haber alınamaması, davacılar tarafından "zorla kaybettirme" olarak nitelendiriliyor.

Türkmenistan'da yurt dışında okuyan gençlere çıkış yasağı engeli Haber

Türkmenistan'da yurt dışında okuyan gençlere çıkış yasağı engeli

Türkmenistan'da yurt dışında eğitim gören ancak çeşitli nedenlerle öğrenimini yarıda bırakarak ülkeye dönen gençlerin yeniden yurt dışına çıkışının engellendiği öne sürüldü. Bazı gençlerin, herhangi bir ön bildirim yapılmaksızın havaalanlarında ülkeden çıkışının engellendiği ve haklarında bir yıllık seyahat kısıtlaması uygulandığını son anda öğrendiği bildirildi. Türkmenistan'da vatandaşların ülke dışına çıkışıyla ilgili kısıtlamaların son haftalarda yeniden arttığı belirtiliyor. Azatlık Radyosunun Türkmenistan'daki kaynaklarına dayandırdığı haberine göre, yurt dışında eğitim aldıktan sonra çeşitli nedenlerle öğrenimini yarıda bırakarak ülkeye dönen bazı gençler, yeniden yurt dışına çıkmak istediklerinde engellemeyle karşılaşıyor. YURT DIŞINA ÇIKIŞINA HAVAALANINDA İZİN VERİLMEDİ Lebap vilayeti sakinlerinden bir genç, 30 Ağustos'ta Aşkabat'tan Türkiye'ye gitmek isterken havaalanındaki pasaport kontrolünden geçirilmediğini anlattı. Genç, ülkeden çıkışı yasaklanan kişiler listesine alındığını ancak havaalanında öğrendiğini belirtti. Yurt dışında eğitim gördüğünü ve kısa süre önce Türkmenistan'a döndüğünü aktaran genç, öğrenim gördüğü üniversitenin, Türkmenistan bankaları aracılığıyla eğitim ücretlerinin yatırılmasına izin verilen yükseköğretim kurumları listesinden çıkarıldığını, bu nedenle eğitimini sürdürmekte zorlandığını ifade etti. Türkiye'de yasa dışı durumda kalmamak için Türkmenistan'a döndüğünü belirten genç, daha sonra yeniden eğitimine devam etmek amacıyla yurt dışına çıkmak istediğinde engellemeyle karşılaştığını söyledi. "BİR YILLIK ÇIKIŞ YASAĞI LİSTESİNE ALINIYORLAR" İDDİASI Azatlık Radyosuna konuşan ve benzer durumlarla karşılaştığını belirten diğer bazı Türkmenistan vatandaşlarının da yurt dışındaki üniversitelerde eğitim gördüğü ancak çeşitli nedenlerle öğrenimlerini yarıda bırakarak ülkelerine döndüğü aktarıldı. Lebap'taki yetkililere yakın bir kaynak ise Türkmenistan yönetiminin, yurt dışındaki üniversitelerden atılan veya eğitimini kendi isteğiyle bırakan eski öğrencileri bir yıllığına "ülkeden çıkışı yasaklananlar" listesine almaya başladığını dile getirdi. Ancak bu uygulamanın gerekçesi konusunda resmî makamlar tarafından herhangi bir açıklama yapılmadığı belirtildi. Yeni bir üniversiteye kayıt yaptırmak isteyen öğrenci de engellendi Ülkeden çıkışına izin verilmeyen gençlerden biri, Türkiye'de eğitimine başka bir üniversitede devam etmek istediğini ifade etti. Türkmenistan tarafından tanınan yurt dışındaki üniversiteler listesinde yer alan İstanbul Medipol Üniversitesine başvurmayı planladığını belirten genç, 30 Ağustos'ta yeniden Türkiye'ye gitmek için havaalanına gittiğinde görevliler tarafından geri çevrildiğini söyledi. Havaalanı çalışanlarının kendisine "deport konulduğu" yönünde bilgi verdiğini aktaran genç, daha sonra bu ifadenin yurt dışından sınır dışı edilme anlamında değil, Türkmenistan'dan çıkış hakkının geçici olarak kısıtlanması anlamında kullanıldığını öğrendiğini ifade etti. YASAKTAN ÖNCEDEN HABERDAR EDİLMEDİKLERİNİ SÖYLÜYORLAR Haberde, yurt dışına çıkışı engellenen vatandaşların tamamının, kendilerine yönelik seyahat kısıtlamasından önceden yazılı olarak haberdar edilmediği belirtildi. Vatandaşların, söz konusu yasaktan ancak yurt dışına çıkmak için havaalanına gittiklerinde haberdar oldukları ifade edildi. Lebap'ta yaşayan gençlerden biri, bölgedeki Göç İdaresine resmi başvuruda bulunarak, hakkında alınan kararın kendisine önceden bildirilmediğini ve yasağın hukuki dayanağını gösteren herhangi bir belgenin sunulmadığını belirtti. Henüz resmî bir yanıt alamadığını söyleyen genç, gayriresmî yollarla yaptığı araştırmalar sonucunda hakkında bir yıllık seyahat kısıtlaması bulunduğunu öğrendiğini aktardı. Genç, satın aldığı uçak biletinin de yandığını ifade etti. UYGULAMANIN YASAL DAYANAĞI BELİRSİZ Azatlık Radyosunun Türkmenistan Devlet Göç Hizmetinden konuyla ilgili resmî açıklama talep ettiği ancak yanıt alamadığı belirtildi. Kurumun internet sayfasında da söz konusu seyahat kısıtlamalarına ilişkin herhangi bir bilgiye yer verilmediği aktarıldı. Türkmenistan'ın Göç Kanunu'nun 30. maddesinde, vatandaşların ülke dışına çıkış hakkının geçici olarak kısıtlanabileceği durumlar sıralanıyor. Ancak yurt dışındaki bir üniversitede eğitimin yarıda bırakılması veya öğrencinin okuldan atılması, bu kısıtlamanın uygulanabileceği nedenler arasında açıkça yer almıyor. Bu nedenle, eski öğrencilere uygulandığı öne sürülen bir yıllık seyahat yasağının hangi hukuki düzenlemeye dayandığı belirsizliğini koruyor. ESKİ ASKERLERİN DE YURT DIŞINA ÇIKIŞININ ENGELLENDİĞİ ÖNE SÜRÜLDÜ Türkmenistan'da seyahat kısıtlamalarının yalnızca eski öğrencilerle sınırlı olmadığı da bildirildi. Turkmen.news, geçen ay Türkmenistan Silahlı Kuvvetlerinde daha önce görev yapmış kişilerin yurt dışına çıkışının engellendiği üç ayrı olay yaşandığını duyurdu. Habere göre, seyahat engeliyle karşılaşan eski askerler daha iyi yaşam koşulları aramak amacıyla yurt dışına gitmek istiyordu. Türkmenistan Göç Kanunu'nun ilgili maddesinde vatandaşların yurt dışına çıkış hakkının geçici olarak sınırlandırılabileceği durumlar belirtilirken, eski askerlerin resmî olarak görevlerinden ayrıldığı ve devlet sırlarına erişimlerinin bulunmadığı ifade edildi. SEYAHAT ÖZGÜRLÜĞÜ TARTIŞMASI Türkmenistan'da vatandaşların ülkeden çıkışının engellenmesine yönelik uygulamaların zaman zaman gündeme geldiği ve yolcuların bu durumla çoğunlukla havaalanlarında karşılaştığı belirtiliyor. Türkmenistan, 1997 yılında Medeni ve Siyasi Haklara İlişkin Uluslararası Sözleşme'ye taraf oldu. Sözleşmenin 12. maddesi, herkesin kendi ülkesi de dahil olmak üzere herhangi bir ülkeden ayrılma hakkını güvence altına alıyor. Bu hakkın ancak kanunla öngörülen, millî güvenlik, kamu düzeni, kamu sağlığı, ahlâk veya başkalarının hak ve özgürlüklerinin korunması için gerekli durumlarda sınırlandırılabileceği belirtiliyor.

Rusya, Ukraynalı esirlere daha iyi davrandığı yönünde dezenformasyon yayıyor! Haber

Rusya, Ukraynalı esirlere daha iyi davrandığı yönünde dezenformasyon yayıyor!

Ukrayna Dezenformasyonla Mücadele Merkezi, Rusya'nın savaş esirlerine yönelik muamelesi konusunda propaganda yürüttüğünü ve Ukrayna'nın Rus esirlere kötü davrandığına ilişkin asılsız bir algı oluşturmaya çalıştığını açıkladı. Ukrayna Millî Güvenlik ve Savunma Konseyine bağlı Dezenformasyonla Mücadele Merkezi, Rusya'nın Ukraynalı savaş esirlerine yönelik muamelesini aklamaya yönelik dezenformasyon kampanyasını sürdürdüğünü bildirdi. Merkezden yapılan açıklamada, Rusya İnsan Hakları Ombudsmanı Yuliya Lanttratova'nın Ukrayna'da Rus savaş esirlerinin tutulduğu ve Kızılhaç temsilcilerinin alınmadığı iddia edilen yerler bulunduğunu öne sürdüğü belirtildi. Lanttratova ayrıca Rus askerlerinin "resmî" Ukrayna esaretine girmeden önce uzun süre işkence gördüğünü iddia etti. Ancak bu iddialara ilişkin herhangi bir kanıt sunmadığı vurgulandı. Ukrayna Dezenformasyonla Mücadele Merkezi, bağımsız uluslararası kuruluşlar ve insan hakları örgütlerinin Ukrayna'daki Rus savaş esirlerinin durumunu belgelediğini ve haklarına yönelik uygulamaları izlediğini belirtti. BM, RUSYA'DAKİ İŞKENCELERİ BELGELEDİ Merkez, Rus propagandasının gerçeklerin yerine asılsız iddiaları koymaya çalıştığını ifade etti. Açıklamada, Birleşmiş Milletler (BM) ve uluslararası insan hakları kuruluşlarının Rusya'da tutulan Ukraynalı savaş esirlerine yönelik sistematik işkence vakalarını defalarca belgelediği kaydedildi. Ukrayna Savaş Esirlerine Muamele Koordinasyon Karargâhı Sekreterya Başkanı Bohdan Ohrimenko ise Rusya'nın Ukrayna'ya, işkence, fiziksel tükenme ve yeterli tıbbi bakım sağlanmaması belirtileri taşıyan 375 Ukraynalı savaş esirinin cesedini teslim ettiğini açıkladı. Merkez, Rus propagandasının bu tür açıklamalarla Rusya'daki Ukraynalı savaş esirlerine yönelik çok sayıda belgelenmiş uluslararası insancıl hukuk ihlalinden dikkatleri uzaklaştırmaya çalıştığını belirtti. Ukrayna Savaş Esirlerine Muamele Koordinasyon Karargâhı temsilcisi Oleh Guşçın da daha önce yaptığı açıklamada, tarih boyunca insanlığın geliştirdiği işkence yöntemlerinin Ukraynalı esirlere Rusya'daki esaretleri sırasında uygulandığını ifade etmişti.

Kırım sakinlerinin hakları ve sorunları Kıyiv'de ele alındı Haber

Kırım sakinlerinin hakları ve sorunları Kıyiv'de ele alındı

Ukrayna Cumhurbaşkanlığı Kırım Özerk Cumhuriyeti Temsilciliği, işgal altındaki Kırım sakinlerinin haklarının korunması ve uygulanmasında karşılaşılan kritik sorunları görüşmek üzere geniş katılımlı bir çalışma toplantısı düzenledi. Ukrayna İnsan Hakları Yetkilisi Ofisi, Kırım Tatar Milli Meclisi (KTMM), insan hakları örgütleri, medya ve sivil toplum kuruluşları temsilcilerinin katıldığı toplantıda, işgal altındaki vatandaşların hukuki durumları ve devlet hizmetlerine erişimleri masaya yatırıldı. Toplantıda Kırım Tatar Millî Meclisi (KTMM) Başkanı Refat Çubarov, Ukrayna Parlamentosu İnsan Hakları Yetkilisi (Ombudsman) Kırım Temsilcisi Elvin Kadirov, Kırım Millî Varlık Vakfı Başkanı ve Kırım Cephesi Koordinatörü Lenur Mambetov yer aldı. YURT DIŞINDA VE GENÇLERDE KİMLİK BELGELENDİRME ENGELİ Görüşmenin ana gündem maddelerinden ilkini Kırımlı Ukrayna vatandaşlarının kimlik belgelendirme süreçleri oluşturdu. Katılımcılar, özellikle yurt dışında bulunan vatandaşların Ukrayna pasaportu alırken veya ülkeye geri dönüş belgelerini temin ederken karşılaştıkları bürokratik sorunlar değerlendirdi. Ayrıca işgal altındaki Kırım’dan Ukrayna hükûmetinin kontrolündeki bölgelere geçiş yapan gençlerin kimlik belgelendirme süreçlerine özel önem atfedildi. DEVLET KURUMLARI İÇİN ÇÖZÜM ÖNERİLERİ HAZIRLANACAK Çalışma toplantısında, işgal altındaki bölgelerden gelen vatandaşlara rehberlik ve refakat edilmesi amacıyla geniş kapsamlı bir devlet mekanizması kurulması gerektiği vurgulandı. Bu doğrultuda farklı kamu kurumlarının sürece dahil edilmesini sağlayacak yeni çalışma formatları belirlendi. Toplantıda olgunlaştırılan somut çözüm önerilerinin ve mevzuat değişiklik tekliflerinin, ilgili bakanlıklara ve yetkili devlet kurumlarına resmî olarak iletileceği kaydedildi.

ABTTF’den Yunanistan’a tepki: Batı Trakya Türkleri insan hakları raporunda yok sayıldı Haber

ABTTF’den Yunanistan’a tepki: Batı Trakya Türkleri insan hakları raporunda yok sayıldı

Avrupa Batı Trakya Türk Federasyonu (ABTTF), Yunanistan Ulusal İnsan Hakları Komisyonunun (EEDA) 2025 yılı yıllık raporuna ilişkin yazılı görüşünü Yunan makamlarına iletti. ABTTF, yazılı görüşünde EEDA’nın raporunda Yunanistan’da resmî olarak tanınan tek azınlık olarak nitelendirdiği Batı Trakya Türk Azınlığı’nın uzun süredir karşı karşıya bulunduğu yapısal sorunlara, hak ihlallerine ve ayrımcılık iddialarına yer verilmemesini eleştirdi. Federasyon, Batı Trakya Türk toplumunun etnik Türk kimliğinin Yunanistan tarafından tanınmaması, antlaşmalarla güvence altına alındığını belirttiği eğitim ve dinî özerkliğin ihlal edilmesi ve azınlığa yönelik nefret söylemlerinin raporda bulunmadığına dikkat çekti. ABTTF, söz konusu meselelerin Avrupa İnsan Hakları Mahkemesinin (AİHM) Yunanistan aleyhine verdiği kararlar, Avrupa Konseyi Bakanlar Komitesinin denetim süreci, Birleşmiş Milletler (BM) insan hakları mekanizmalarının tavsiyeleri ve Avrupa Birliği (AB) kurumlarının değerlendirmelerinde de gündeme geldiğini savundu. “AİHM KARARLARI 18 YILI AŞKIN SÜREDİR UYGULANMIYOR” ABTTF’nin açıklamasında, Yunanistan’ın AİHM’nin Bekir Usta ve Diğerleri dava grubunda yer alan Türk derneklerine ilişkin kararlarını 18 yılı aşkın süredir uygulamadığını hatırlattı. Federasyon ayrıca Batı Trakya Türk Azınlığı tarafından seçildiği belirtilen müftülerin Yunanistan devleti tarafından tanınmadığını ve Batı Trakya’daki Türk ilkokullarının öğrenci sayısının azlığı gerekçesiyle kapatılmasının azınlığın eğitim özerkliğiyle bağdaşmadığını savundu. ABTTF, EEDA’ya Batı Trakya Türk Azınlığı’nın karşı karşıya bulunduğu sorunların gelecek yıllık raporlarda kapsamlı şekilde ele alınması çağrısında bulundu. Federasyon ayrıca EEDA’nın azınlığa ilişkin gelişmeleri düzenli olarak izlemesini ve Batı Trakya Türk toplumunu temsil eden kurumlar ile sivil toplum kuruluşlarıyla düzenli diyalog mekanizmaları oluşturmasını istedi. HABİPOĞLU: SORUNLARIMIZ GÖRÜNÜR KILINMALI ABTTF Başkanı Halit Habipoğlu, hazırladıkları yazılı görüşle EEDA’nın 2025 yıllık raporunda yer almayan Batı Trakya Türk toplumunun sorunlarını ve maruz kaldığını belirttikleri hak ihlallerini görünür kılmayı amaçladıklarını söyledi. Habipoğlu, EEDA’nın gelecekteki raporlarında Batı Trakya Türk toplumunun insan hakları durumuna da yer vermesi gerektiğini belirterek, bunun Yunanistan’daki insan haklarının korunmasına yönelik çalışmaların daha kapsayıcı ve bütüncül hâle gelmesini sağlayacağını ifade etti.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.