SON DAKİKA
Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#Irak

QHA - Kırım Haber Ajansı - Irak haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Irak haber sayfasında canlı gelişmelerle ulaşabilirsiniz.

Türkiye’den Kerkük’te Türkmen Vali seçilmesine destek: "Gecikmiş bir hakkın teslimi" Haber

Türkiye’den Kerkük’te Türkmen Vali seçilmesine destek: "Gecikmiş bir hakkın teslimi"

Türkiye Cumhuriyeti Dışişleri Bakanlığı, Kerkük’te Türkmen bir valinin göreve başlamasına ilişkin yazılı bir açıklama yayımladı. Açıklamada, Irak Türkmen Cephesi (ITC) Başkanı Mehmet Seman Ağaoğlu’nun Kerkük Valisi olarak göreve başlamasının memnuniyetle karşılandığı bildirildi. Bakanlık, Kerkük Vilayet Meclisinin 16 Nisan 2026 tarihli oturumunda vali seçilen Ağaoğlu’nun, Irak Cumhurbaşkanı Nizar Amidi'den mazbatasını alarak 20 Nisan itibarıyla resmen görevine başladığını hatırlattı. Açıklamada, çok kültürlü yapıya sahip Kerkük’te Türkmen bir valinin seçilmesinin; kapsayıcılık, temsilde adalet ve toplumsal huzur açısından “son derece önemli ve tarihî bir gelişme” olduğu vurgulandı. Bu adımın aynı zamanda Irak ve Kerkük’ün asli unsurlarından olan Türkmenler için “gecikmiş bir hakkın teslimi” olarak değerlendirildiği ifade edildi. Kerkük’te üst düzey idari görevlerin, farklı bileşenler arasında uzlaşı temelinde dönüşümlü şekilde paylaşılmasının sadece Türkmenler için değil, tüm Kerkük halkı için adil bir kazanım olduğuna dikkat çekildi. Türkiye, söz konusu gelişmenin Irak ve Kerkük halkının huzur, güvenlik ve refahına katkı sağlamasını temenni etti. KERKÜK'TE TÜRKMEN VALİ DÖNEMİ: 102 YILLIK HASRET BİTTİ! Kadim Türkmen şehri Kerkük valiliğine Irak Türkmen Cephesi (ITC) Başkanı Muhammed Seman Ağa seçildi. Kerkük Vilayet Meclisi'nde 16 Nisan 2026 tarihinde yapılan oturumda eski Vali Rebvar Taha'nın istifası kabul edilirken, yeni vali olarak ITC Başkanı Ağa seçildi. Seçilmesinin ardından valilik binasında basın toplantısı düzenleyen Vali Ağa, Türkmenlerin yaklaşık 100 yıllık Kerkük yönetimi hasretinin sona erdiğini söyledi. Konuşmasında “Tüm Kerküklülerin hizmetkârı olacağım” ifadelerini kullanan Vali Ağa, “Burada sadece bir kesimi veya bir bileşeni temsil etmek için bulunmuyorum. Tüm Kerküklülerin hizmetkârı olacağım. Kerkük hepimizin mülküdür ve ortaklık bu aziz ilin istikrarının anahtarıdır.” dedi. “KERKÜK GÜL DEMETİDİR” Kerküklülerin yaşadıkları temel sorunları hatırlatan Vali Ağa, öncelik vereceği çalışma alanlarını şu şekilde sıraladı: Yakıt krizinin çözümü ve koordinasyon içinde elektrik verilme saatlerinin artırılması. Çiftçilerin haklarının korunması, hasat ve pazarlama süreçlerinin başarıyla yönetilmesi. Kerkük’ün ‘petrodolar’ haklarının takip edilmesi ve eğitim, sağlık, ticaret ile sanayi sektörlerinin geliştirilmesi. Kerkük gençleri için yeni iş imkânlarının yaratılması. Vali Ağa, "Kerkük bir gül demetidir. Bu demetin her bir rengini koruyarak hizmet edeceğiz." diyerek sözlerini tamamladı.

ADF2026’da mülteci krizi alarmı tartışıldı: 117 milyon kişi yerinden edildi Haber

ADF2026’da mülteci krizi alarmı tartışıldı: 117 milyon kişi yerinden edildi

5. Antalya Diplomasi Forumu (ADF2026) kapsamında düzenlenen “Yerinden Edilme Krizi Karşısında Küresel Mülteci Koruma Sistemi” panelinde dünya genelinde rekor düzeye ulaşan zorla yerinden edilme vakaları karşısında derinleşen belirsizlik iklimi tartışıldı. Antalya Belek Turizm Bölgesi'ndeki NEST Kongre Merkezi'nde gerçekleştirilen Antalya Diplomasi Forumu 2026’da icra edilen panelin moderatörlüğünü TRT World sunucusu Jaffar Hasnain üstlenirken; Birleşmiş Milletler (BM) Mülteciler Yüksek Komiseri Barham Salih, Bangladeş Halk Cumhuriyeti Dışişleri Bakanı Khalilur Rahman, Uluslararası Göç Politikaları Geliştirme Merkezi (ICMPD) Genel Direktörü Susanne Raab, Avrupa Konseyi İnsan Hakları Komiseri Michael O’Flaherty konuşmacı olarak katıldı. DÜNYA GENELİNDE 117 MİLYON İNSAN YERİNDEN EDİLDİ BM Mülteciler Yüksek Komiseri Salih, insanlığın tarih boyunca gördüğü en yüksek yerinden edilme rakamlarıyla karşı karşıya olduğunu belirterek, yerinden edilmenin göz ardı edilebilecek bir sorun olmadığını aksine uluslararası toplumun tam bir dayanışma içerisinde sorunu çözmesi gerektiğini ifade etti. Bu yıl, küresel mülteci koruma sistemi, 1951 Cenevre Sözleşmesi'nin 75. yıl dönümünü olduğunu hatırlatan ancak sistemsel bir tıkanıklıkla karşı karşıya olduklarını söyleyen Salih, “Bugün 117 milyon insanın yerin edildiği oldukça yıkıcı bir durumla karşı karşıyayız. Örneğin Lübnan’da nüfusun beşte biri yerinden edildi. Burada bahsettiğimiz her bir istatistik, her bir rakam bir insan demek. Uluslararası toplum göçmen sorununun çözümü için daha fazla sorumluluk almalı.” dedi. Suriye iç savaşı süresince yaşanan göç krizini hatırlatan Salih, Türkiye’nin daha önce görülmemiş rakamlardaki mülteciye ev sahipliği yaptığını hatırlatarak, “Türkiye, Suriye, Irak, Afganistan başta olmak üzere çeşitli ülkelerden gelen milyonlarca göçmene ev sahipliği yaptı, ki bunu yapması gerçekten hiç kolay olmadı. Ancak burada insani bir sorumluluktan bahsediyoruz ve Türkiye bunu gerçekleştirdi.” diye konuştu. Şuan fon dinamiklerinin yeterli olmadığını, daha fazla kaynağa gereksinim duyulduğunu kaydeden Salih, mevcut kaynaklar yerinden edilen insanların insani ihtiyaçlarını karşılamaktan çok uzak olduğunu ve acıların en büyüğünü masum kadın ve çocukların çektiğini kaydetti. “BANGALADEŞ 1 MİLYON MÜLTECİYE EV SAHİPLİĞİ YAPIYOR” Bangladeş Dış İşleri Bakanı Rahman, Arakan’daki Müslüman azınlığa yönelik terör eylemleri nedeniyle ülkesinin 1 milyondan fazla mülteciye ev sahipliği yaptığını, Bangaladeş’in Myanmar hükûmetiyle iletişim hâlinde olduğunu ve uluslararası toplumun desteğiyle sorunun kalıcı çözümü için çaba sarf ettiklerini söyledi. Rahman, mültecilerin gittikleri yerlerde kalmak istemediklerini aksine ülkelerine, evlerine dönmek istediklerini vurguladı. “GÖÇMEN SAYILARI İKİ KATINA ÇIKTI” ICMPD Genel Direktörü Raab, göç meselesinin diplomasinin dikkatine ve ilgisine ihtiyacı olduğunu belirterek, hâlihazırda göçmenlere ev sahipliği yapan ülkelere bakıldığında göçmen sayısının iki katına çıktığını ve bu yüksek rakamların belli başlı ülkelerin omuzları üzerinde kaldığını anlattı. Türkiye’nin göç konusunda iyi iş çıkardığını söyleyen Raab, “Avrupa açısından baktığımda, göç sorununu daha iyi yönetecek bir iltica sistemine ihtiyacımız var. Geri dönüş konusunda yeniden bir yapılandırma gerekli. Ukraynalı göçmenlerin geçici koruma altında olduğunu görüyoruz. Burada bahsetmemiz gerek bir değer mesele ise mültecilerin geldikleri topluma katkı sağlayabilecekleri bir entegrasyon sistemi.” diye konuştu. “UKRAYNA’DA BOSNA-HERSEK’TEKİ GİBİ BİR DURUMLA KARŞILAMAK İSTEMİYORUM” Avrupa’da sorunun çözümü için sistemsel bir sorun olmasının yanında isteksizlik de olduğunu söyleyen Avrupa Konseyi İnsan Hakları Komiseri O’Flaherty ise, Rusya’nın, Kırım başta olmak üzere Ukrayna’ya yönelik topyekûn işgal saldırılarına atıfta bulunarak, “Ukrayna’dan Polonya ve diğer Avrupa ülkelerine gelen insanlara ne olacak? Ben 1990’larda Bosna-Hersek’teki gibi bir durumla karşılaşmak istemiyorum. Bu insanları düşünerek ilerlenmesi gerekiyor.” ifadelerini kullandı. Göçmenleri suç unsuruymuş gibi gösterildiğini ancak bunun bir yalan olduğuna işaret eden O’Flaherty, göçmenlere söz hakkı tanınması gerektiğini, dinlenmeye ve empatiye ihtiyaç duyduklarını ifade etti.

Altunköprü'deki Türkmen Katliamı'nın yıl dönümü Haber

Altunköprü'deki Türkmen Katliamı'nın yıl dönümü

Bundan 35 yıl önce yaşlı ve çocukların da aralarında bulunduğu sayıları 130’u aşkın Irak Türkmeni, adını Kerkük-Erbil yolundaki Küçük Zap Nehri üzerinde bulunan tarihî köprüden alan Türkmen yoğunluklu Altunköprü ilçesinde devrik Saddam rejimi güçleri tarafından katledilmişti. PEŞMERGE KERKÜK’Ü KONTROL ALTINA ALMAYA ÇALIŞTI 1. Körfez Savaşı sırasında Irak içerisinde yaşanan kargaşa ortamından ötürü ülkede Kürt ve Şii unsurların ayaklanmaları baş göstermişti. Peşmerge güçleri Kerkük'ü kontrol altına almaya çalıştı. SADDAM REJİMİ TÜRKMENLERE İNTİKAM KAMPANYASI BAŞLATTI Irak Ordusu Kerkük üzerine yürüyüş harekatına başladığında ise peşmergeler geri çekilmeye başladı. Saddam rejimine bağlı Irak Ordusu peşmergeyi karşısında bulamayınca isyan bile etmeyen Türkmenlere karşı sözde intikam kampanyası başlattı. Genç yaşlı ayırt etmeden Kerkük, Tazehurmatu ve Altunköprü kasabasından topladıkları 135 Türkmen’i Altunköprü yakınlarındaki Dibis Kayabaşı mevkiine götüren Saddam güçleri kurşuna dizerek infaz etti. 8 YAŞINDAKİ TÜRKMEN ÇOCUK KATLEDİLDİ Şehitlerin 55’i Kerkük şehir merkezinden, 15’i Tazehurmatu’dan, 32’si Altunköprü’den ve 13’ü ise bilinmeyen Türkmen bölgelerinden getirilmişti. Şehit düşen Türkmenlerden 25 tanesi 18 yaşının altındaydı. Şehitlerden Cemil Süleyman Abbas sadece 8 yaşındayken katledildi. Kemal Sabır Ahmet ise 10 yaşında bulunuyordu. IRAK TÜRKMENLERİ 1922’DEN BERİ SOYKIRIMA UĞRADI Irak Türkmenleri 1922’den beri sayısız soykırıma uğradı. Bunların bazıları peşmerge ve diğer Kürt grupları tarafından diğerleri ise Arap milliyetçisi Saddam Hüseyin rejimi tarafından gerçekleştirildi. Altunköprü kasabası 20 Kasım 2017’de peşmerge işgalinden kurtarıldı. Altunköprü, özellikle Irak Kürt Bölgesel Yönetimi tarafından ABD işgali sonrası Kürtleştirilmeye çalışılan bölgelerden biriydi.

Kerkük'ün Türk kimliğinin silinme girişimi: Tazehurmatu Katliamı Haber

Kerkük'ün Türk kimliğinin silinme girişimi: Tazehurmatu Katliamı

Kerkük'teki Türk varlığının hedef alındığı Tazehurmatu Katliamı, Türkmenlerin Irak'taki varlıklarına karşı izlenen sinsi politikaların bir parçası olarak Irak Türkmenlerinin tarihinde unutulmayan bir yara açtı. BİRİNCİ KÖRFEZ SAVAŞI Saddam Hüseyin, 1979 yılında Irak yönetimini ele geçirerek devletin başına gelmesiyle birlikte ülkeyi, 1980 ve 1988 yılları arasında sürecek olan Irak-İran savaşına sürükledi. Bu savaşın sebep olduğu yıkım hâlâ kendini hissettiriyorken 2 Ağustos 1990 tarihinde beklenmedik bir operasyonla Kuveyt’i işgal etti ve 8 Ağustos 1990 tarihinde Kuveyt’in Irak toprağı olduğunu dünyaya duyurdu. Amerika Birleşik Devletleri (ABD) öncülüğünde farklı devletlerin katılımıyla oluşturulan koalisyon kuvvetlerine bağlı uçaklar, 13 Ocak 1991 tarihinde Irak karşı hava harekâtına başladı. Irak ise ağır bir yenilgiye uğrayarak Kuveyt’ten geri çekilmek zorunda kaldı. 3 Mart 1991 tarihinde Saddam Hüseyin, Kuveyt’ten çekildiğini açıkladıktan sonra koalisyon güçleri, başlatılan harekâta son verildiğini duyurdu. KERKÜK’ÜN İŞGALİ Savaş sonrası Irak’ın ödeyeceği savaş tazminatının yanı sıra Birleşmiş Milletler (BM) Güvenlik Konseyinin 6 Ağustos 1990 tarihindeki 661 sayılı kararıyla, Irak’a ağır yaptırımlar uygulandı. Irak’a uygulanan ambargo sebebiyle savaştan çıkmış ve zor durumda olan Irak halkı, Saddam yönetimine karşı isyan etti. 3 Mart 1991 tarihinde, Basra’dan başlayarak Irak’ın diğer güney illerinde Şiî halkın ayaklanması başladı. Saddam ordusu, güneydeki ayaklanmayı bastırmakla uğraşırken Celal Talabani ve Mesut Barzani’ye bağlı gruplar, Irak Türkmenlerinin merkezi olan Kerkük’ü istila etmek için harekete geçti. Silahlı Kürt militanları, Erbil ve Süleymaniye illerini ele geçirdikten sonra Kerkük’ü işgal etti. KERKÜK’ÜN TÜRK KİMLİĞİ SİLİNMEK İSTENDİ! Öte yandan Kerkük’e giren peşmerge güçleri, ilk önce ele geçirdikleri tapu dairesini yakmalarıyla birlikte, Kerkük’ün Türklüğünü ispatlayan kadim Türk tapu sicillerini de yaktılar ve nüfus müdürlüğüne girerek nüfus kayıt defterlerini ateşe verdiler. Ülkede çıkan kaos nedeniyle, Türkmenlerin terk ettikleri evlerine ve dükkanlarına girildi. Türkmenlerin evleri talan edildi, bazıları da yakıldı. 21 Mart’tan itibaren toparlanan Irak ordusu, güneydeki ayaklanmaları bastırıp kontrolü sağladıktan sonra kuzeye doğru ilerlemeye başladı. Irak ordusu, ilk önce Türkmen bölgelerini helikopterle taradı ve top ateşine tuttu. Son olarak ordu, 26 Mart 1991 tarihinde, bundan tam 35 yıl önce ise önemli bir Türkmen ilçesi olan Tuzhurmatu’ya vardı. İlçeye giren Saddam ordusu, birçok Türkmen sivili rejime karşı ayaklanma olaylarına karışmamalarına rağmen kurşuna dizerek şehit etti ve bölgede bulunan bazı tarihî Türk eserlerine de kıydı. Ordu, aynı gün içinde Kerkük’e bağlı bir diğer Türk nahiyesi olan Tazehurmatu’ya girerek burada da Türkmen sivilleri kurşuna dizdi. Böylece, Kerkük şehrinin Türk kimliği silinmek istendi...

Kırım Derneği ve Anda Derneğinden Ukrayna için güç birliği Haber

Kırım Derneği ve Anda Derneğinden Ukrayna için güç birliği

Ukrayna’da devam eden savaşın yol açtığı insani krizin etkilerini hafifletmek amacıyla, Kırım Türkleri Kültür ve Yardımlaşma Derneği ile Anda İnsani Yardım ve Arama Kurtarma Derneği arasında işbirliği protokolü imzalandı. Protokol, 17 Şubat 2026 tarihinde taraflar arasında gerçekleştirilen görüşmelerin ardından resmiyet kazandı. MAĞDURLAR İÇİN TÜRKİYE ÇAPINDA SEFERBERLİK Kırım Derneği Genel Başkanı Mükremin Şahin ve Anda Derneği Başkanı Okan Tosun tarafından imzalanan protokol, Ukrayna'da savaşın pençesinde hayatta kalma mücadelesi veren mazlum ve mağdur sivillere yönelik yardım faaliyetlerini kapsıyor. Söz konusu iş birliği ile Türkiye genelinde büyük çaplı kampanyalar düzenlenerek gıda, giyim ve tıbbi malzeme desteği sağlanması hedefleniyor. UKRAYNA'DA KRİTİK EŞİK: BARINMA VE ISINMA SORUN Son aylarda yoğunlaşan hava saldırıları nedeniyle barınma, ısınma ve iaşe yetersizliğinin had safhaya vardığı Ukrayna'da durum insani kriz seviyesine gelmek üzere. Ukrayna'da savaşın başladığı ilk aylarda Türkiye'den önemli miktarda yardımı Ukrayna’ya ulaştıran Anda Derneği, Afganistan, Irak, Suriye, Gazze ve Afrika'da önemli yardım organizasyonları icra ediyor ve okul, yetimhane, eğitim ve kültür merkezleri, aşevleri hizmetleri veriyor. DETAYLAR YAKINDA AÇIKLANACAK İki dernek tarafından yürütülecek yardım çalışmalarının lojistik detayları, bağış kanalları ve kampanya takvimi yakın zamanda kamuoyu ile paylaşılacak. Protokol, Türkiye'deki Kırım Tatar diasporasının anavatanları ve Ukrayna halkı ile olan sarsılmaz dayanışmasını bir kez daha teyit etmiş oldu.

Erşat Salihi: Bu toprakların asıl sahibi Türklerdir! Haber

Erşat Salihi: Bu toprakların asıl sahibi Türklerdir!

Irak Meclisi Türkmen Grubu Başkanı ve Kerkük Milletvekili Erşat Salihi, Türkiye Azerbaycan Dostluk İşbirliği ve Dayanışma Vakfı (TADİV) tarafından 20 Ocak 2026 tarihinde Ankara’da tertip edilen anma programı akabinde Kırım Haber Ajansının (QHA) sorularını yanıtladı. Irak Türkmenlerinin uğradığı zulmün 1918’den bu yana sistemli bir şekilde devam ettiğini hatırlatan Erşat Salihi; Erbil, Gavurbağı, 1959 Kerkük ve Saddam dönemi Altınköprü katliamlarını anımsattı. Katliamın sadece can almak anlamına gelmediğini belirten Salihi, şu önemli uyarıda bulundu: Yeni Orta Doğu projesinde Türkler, sessizce katledilerek coğrafyalarından ve demografilerinden koparılmak isteniyor. Irak, Suriye ve İran’da yaşayan soydaşlarımız bu demografik operasyonlara karşı kesinlikle hazırlıklı olmalıdır. Bu toprakların asıl sahibi Türklerdir ve burada var olmanın tek yolu, birlik ve beraberliği lafla değil, gerçek adımlarla uygulamaktır. KIRIM’DAKİ TÜRKLER KENDİ KARARLARINI KENDİLERİ VERMELİDİR “Kırım’daki Türklerimiz bizim için çok önemlidir” diyen Erşat Salihi, Kırım Tatar halkının millî lideri Mustafa Abdülcemil Kırımoğlu ile birkaç kez görüşme fırsatı bulduğunu ve fikir birliğinde olduklarını ifade etti. Salihi, Kırım Tatarlarının talep ettiği millî özerklik bağlamında "Kırım’daki Türklerin kendi topraklarında kendi kararlarını vermesi projesini desteklediklerini" vurguladı.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.