SON DAKİKA
Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#Irak

QHA - Kırım Haber Ajansı - Irak haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Irak haber sayfasında canlı gelişmelerle ulaşabilirsiniz.

TİKA, Kerkük'teki Türk izine sahip çıkıyor: Gök Kümbet restore edilecek Haber

TİKA, Kerkük'teki Türk izine sahip çıkıyor: Gök Kümbet restore edilecek

Kerkük’te bulunan, Selçuklu döneminden bu yana zamana direnen ve yıllardır süren ihmal ve tahribat nedeniyle yıkılma tehlikesiyle karşı karşıya olan Gök Kümbet’in, Türk İşbirliği ve Koordinasyon Ajansı (TİKA) tarafından aslına ve tarihi dokusuna uygun bir şekilde restore edileceği açıklandı. IRAK TÜRKMENLERİNİN KÜLTÜREL MİRASI İÇİN DÜĞMEYE BASILDI Kerküklü Gazeteci Mustafa Kemal Yılmaz, resmî sosyal medya hesabı üzerinden Irak Türklüğünün en önemli sembollerinden biri için atılan tarihî adım üzerine açıklamada bulundu. Yılmaz, paylaşımında TİKA Başkanı Abdullah Eren’in Gök Kümbet’in yok olmasına seyirci kalınamayacağına dair ifadelerine yer verdi. Öte yandan Yılmaz, paylaşımında şu ifadelere yer verdi: Yıkılma tehlikesiyle yüz yüze kalan ve Irak Türklüğünün en önemli sembollerinden biri olan Selçuklu mirası Gök Kümbet, Türk İşbirliği ve Koordinasyon Ajansı Başkanlığı (TİKA) tarafından aslına uygun bir şekilde, büyük bir titizlikle restore edilecek. Ortak medeniyetimizin şanlı izlerini taşıyan bu eşsiz eserin göz göre göre yok olmasına asla seyirci kalamayacaklarını vurgulayan TİKA Başkanı Abdullah Eren, atılan bu tarihi adımı şu güçlü sözlerle duyurdu: ‘Gök Kümbet’in aslına ve tarihi dokusuna uygun şekilde restore edilmesi için gerekli çalışmaları başlattık.’ "BUGÜN ÖNLEM ALMAZSAK YARIN IRAK'TAKİ TÜRK İZLERİ TEK TEK SİLİNEBİLİR" Ayrıca Kerküklü gazeteci, bir önceki sosyal medya paylaşımında tarihî yapının kurtarılması için Türkiye ve gelişmiş Avrupa ülkelerinden uzmanların da yer aldığı profesyonel bir restorasyon ekibinin görevlendirilmesi çağrısında bulunmuştu. Yılmaz, açıklamasında "Bu paylaşımı bir yardım çağrısı olarak dikkate almanızı ve yetkili mercilere ulaşması için yaymanızı rica ediyoruz. ​Bugün önlem almazsak yarın Irak'taki Türk izleri tek tek silinebilir." ifadelerine yer vermişti.

Ukrayna, Irak'taki saldırılarla ilgili suçlamaları reddetti: "Rus propagandasının söylemleriyle örtüşüyor" Haber

Ukrayna, Irak'taki saldırılarla ilgili suçlamaları reddetti: "Rus propagandasının söylemleriyle örtüşüyor"

Ukrayna Dışişleri Bakanlığı, Irak Cumhurbaşkanlığı Millî Güvenlik Danışmanı Kasım el-Abudi'nin, Ukrayna'nın Irak topraklarında gerçekleştirilen saldırılarla bağlantılı olduğu yönündeki iddialarını kesin bir dille reddetti. Bakanlık, söz konusu suçlamaların hiçbir somut kanıta veya delile dayanmadığını belirterek, açıklamaların iki ülke ilişkilerine zarar verdiğini vurguladı. Ukrayna Dışişleri Bakanlığının yayımladığı açıklamada, Iraklı yetkilinin röportajında da iddialarını destekleyecek herhangi bir kanıt sunmadığına dikkat çekildi. Bakanlık, Irak tarafının kamuoyuna yaptığı açıklamalardan önce diplomatik kanallar aracılığıyla Ukrayna'ya herhangi bir bilgi ya da endişe iletmediğini belirtti. Açıklamada, "Eğer bu suçlamaların en küçük bir dayanağı olsaydı, bunun diplomatik kanallar üzerinden iletilmesi beklenirdi. Bunun yerine Ukrayna, kendisine yöneltilen suçlamaları televizyon yayınından öğrenmiştir." ifadelerine yer verildi. "İKİ ÜLKE İLİŞKİLERİNE ZARAR VERİYOR" Kıyiv, dost bir ülkenin üst düzey bir yetkilisinin yeterli kanıt sunmadan kamuoyu önünde bu tür iddialarda bulunmasının kabul edilemez ve sorumsuzca olduğunu belirtti. Bakanlık, bu tür açıklamaların karşılıklı saygı ilkesiyle bağdaşmadığını ve Ukrayna-Irak ilişkilerine zarar verdiğini vurguladı. Açıklamada ayrıca Ukrayna'nın Irak'ı önemli bir ortak olarak gördüğü, siyasi, ekonomik ve insani alanlarda iş birliğini geliştirmeye önem verdiği ifade edildi. "RUS PROPAGANDASININ SÖYLEMLERİYLE ÖRTÜŞÜYOR" Ukrayna Dışişleri Bakanlığı, Iraklı yetkilinin dile getirdiği iddiaların Rusya'nın Ukrayna'yı itibarsızlaştırmayı ve Orta Doğu ülkeleriyle ilişkilerini zayıflatmayı amaçlayan propaganda söylemleriyle örtüştüğünü bildirdi. Bakanlık, bu olayın dış kaynaklı bir bilgi etkisinin veya Ukrayna-Irak ortaklığını zayıflatmayı hedefleyen koordineli bir bilgi ve psikolojik operasyonun parçası olabileceğinin göz ardı edilmemesi gerektiğini belirtti. IRAK'A ÇAĞRI Bakanlık, Irak makamlarını asılsız suçlamalara karşı gerekli adımları atmaya ve devlet kurumlarının üçüncü tarafların çıkarlarına hizmet eden dezenformasyonun yayılmasına aracılık etmesine izin vermemeye çağırdı. Söz konusu açıklama, Irak Cumhurbaşkanlığı Millî Güvenlik Danışmanı Kasım el-Abudi'nin bir televizyon kanalına verdiği röportajda, Irak'taki bazı tesislere yönelik saldırılar nedeniyle gözaltına alınan sınırlı sayıdaki kişinin sorgularında "Ukrayna adına çalıştıklarını itiraf ettiklerini" öne sürmesinin ardından geldi. El-Abudi iddialarını destekleyecek herhangi bir kanıt veya ayrıntı paylaşmadı.

İran, Irak üzerinden iletilen ABD'nin ateşkes teklifini reddetti Haber

İran, Irak üzerinden iletilen ABD'nin ateşkes teklifini reddetti

İran, Irak Başbakanı Ali el-Zaidi aracılığıyla iletilen Amerika Birleşik Devletleri'nin (ABD) ateşkes teklifini reddetti. The New York Times gazetesinin İranlı ve Iraklı yetkililere dayandırdığı habere göre, Tahran yönetimi, Hürmüz Boğazı'nın kontrolü konusunu çözüme kavuşturmayan geçici bir anlaşmayla ilgilenmediğini bildirdi. Haberde, Irak Başbakanı Ali el-Zaidi'nin İran ziyaretinin, kısa süre önce ABD Başkanı Donald Trump ile Beyaz Saray'da görüşmeler ardından gerçekleştiği belirtildi. Ateşkes teklifinin ayrıntıları açıklanmazken, İranlı yetkililer bunun masadaki tek teklif olduğunu, ancak Tahran'ın Hürmüz Boğazı'nın statüsünü belirsiz bırakan geçici bir ateşkesi kabul etmeyeceğini ifade etti. İRANLI YETKİLİLERLE GÖRÜŞMELER YAPILDI Ali el-Zaidi'nin, üst düzey Iraklı yetkililerden oluşan bir heyetle Tahran'da İran Cumhurbaşkanı Mesud Pezeşkiyan, İran Meclis Başkanı ve baş müzakereci Muhammed Bakır Galibaf ile İran Dışişleri Bakanı Abbas Erakçi ile bir araya geldiği aktarıldı. Erakçi, devlet televizyonuna yaptığı açıklamada, İran ile Irak'ın ortak sınıra sahip iki komşu ülke olduğunu, ekonomik, siyasi ve güvenlik alanlarında güçlü ilişkilere sahip bulunduklarını belirterek, mevcut bölgesel gelişmeler nedeniyle ziyaretin büyük önem taşıdığını vurguladı. Bunun yanında Abbas Erakçi, İran ile ABD arasında mesaj iletecek yeterli sayıda aracı bulunduğunu belirterek, "Sorun mesajların iletilmesi değil. Sorun, Amerika'nın mantık dışı, açgözlü ve kontrolcü yaklaşımıdır." ifadelerini kullandı. BÖLGEDE GERİLİM TIRMANIYOR Öte yandan, İran ile ABD arasındaki gerilim son haftalarda hızla arttı. ABD ordusunun İran'daki askeri üslerin yanı sıra demir yolları, havalimanları, köprüler ve limanlara yönelik saldırılar düzenlediği belirtilirken, İran da buna karşılık Orta Doğu'daki ABD askeri hedeflerine balistik füzeler ve silahlı insansız hava araçlarıyla (SİHA) saldırılar gerçekleştirdi.

Dinmeyen acı: 14 Temmuz Kerkük Türkmen Katliamı Haber

Dinmeyen acı: 14 Temmuz Kerkük Türkmen Katliamı

Irak'ta 1959 yılında 14 Temmuz tarihi, Türkmenler için kara bir gün olarak tarihe geçti. 14 Temmuz 1959 tarihinde başını Molla Barzani'nin çektiği silahlı Kürt gruplar tarafından Kerkük'teki Türkmenlere yönelik büyük bir katliam gerçekleştirildi. Katliamın izleri 67. yılında halen hafızalardan silinmiyor. 14-16 TEMMUZ 1959 KERKÜK TÜRKMEN KATLİAMI 14 Temmuz 1959 Kerkük Katliamı’nda onlarca Türk, sadece Türk oldukları için öldürüldü. Kerkük Katliamı, Komünist Partisi üyeleri ve Kürt çeteleri ile birlikte Mustafa Barzani liderliğinde hayata geçirildi. Irak’ta 1958’de yapılan askerî darbe sonucu kraliyet devrilmiş ve cumhuriyet rejimi ilan edilmişti. Türkmenler, rejim değişikliğini 1. yılında kutlamak istedi. Bunun üzerine, Barzani ailesine bağlı silahlı terör grupları, “Kerkük Kürtlerindir” sloganları ile Türkmen avına başladı. Özellikle, aydın ve askerî çevrelerden Türkmenler hedef alındı. Kanlı bir terör dalgası başlatan silahlı çeteciler, Türkmenlere yönelik etnik temizliği amaçladı. Kerkük’te üç gün üç gece boyunca onlarca Türkmen katledildi. Makineli tüfeklerle taranan, diri diri toprağa gömülen, cesetleri motorlu araçlara iple bağlanarak sürüklenen, üzerlerinden kamyonlar geçirilen, idam edilen ve gözleri oyulan pek çok insan oldu. Irak güvenlik kuvvetleri, soykırımı amaçlayan bu katliamı seyretmekle yetindi. Kerkük’ün asırlık Türk kimliğini hedef alan katliamın sorumlusu olarak 260 kişi tutuklandı. 28 tanesi idama mahkûm edildi. Kerkük Katliamında şehit edilen Türkmen aydınlarından bir kısmının isimleri şöyle: 1-Emekli Albay Ata Hayrullah 2- Emekli Doktor Albay İhsan Hayrullah 3- Kasım Neftçi 4- Selahattin Avcı 5- Mehmet Avcı 6- Cahit Fahrettin 7- Osman Hıdır 8- Emel Fuat 9- Cihat Fuat 10- Nihat Fuat 11- Nurettin Aziz 12- Abdullah Beyatlı 13- İbrahim Ramazan 14- Abdulhalik İsmail 15- Hasip Ali 16- Cuma Kanber 17- Kazım Abbas Bektaş 18- Şakir Zeynel 19- Hacı Necim Muhammed 20- Enver Abbas 21- Adil Abdulhamit 22- Züheyr İzzet 23- Fethullah Yunus 24- Kemal Abdulsamet 25- Seyit Gani Nakip

Ayetullah Ali Hamaney 4 ay sonra törenle defnedilecek Haber

Ayetullah Ali Hamaney 4 ay sonra törenle defnedilecek

İran, ABD ve İsrail'in 28 Şubat'ta düzenlediği saldırıda hayatını kaybeden eski dinî lider Ayetullah Ali Hamaney için yaklaşık dört ay sonra düzenlenecek kapsamlı cenaze ve anma programına hazırlanıyor. 4-9 Temmuz tarihleri arasında gerçekleştirilecek törenlerin, İran İslam Cumhuriyeti tarihinin en büyük devlet organizasyonlarından biri olması bekleniyor. Tahran yönetiminin, savaş koşulları, ateşkes süreci ve ardından başlayan diplomatik temaslar nedeniyle ertelenen defin işlemlerinin ardından Hamaney için ülke genelinde ve Irak'ta milyonlarca kişinin katılımıyla gerçekleştirilecek törenler planladığı bildirildi. İran'ın dinî liderlik makamına geçen Mücteba Hamaney'in, babasının cenaze törenlerine güvenlik gerekçeleri nedeniyle katılıp katılamayacağı ise belirsizliğini koruyor. BEŞ GÜN SÜRECEK CENAZE PROGRAMI Anma programı 4 Temmuz'da başkent Tahran'daki Musalla Camisi'nde başlayacak. Burada devlet yetkilileri, yabancı heyetler ve dinî liderlerin katılımıyla ilk resmî tören gerçekleştirilecek. 7 Temmuz günü ise cenaze korteji, Tahran'ın en önemli sembolik güzergâhlarından biri olan İmam Hüseyin Meydanı ile Özgürlük Meydanı arasında yaklaşık 10 kilometrelik hat boyunca ilerleyecek. İran rejimi, bu yürüyüşe milyonlarca kişinin katılmasını bekliyor. Ardından Hamaney'in naaşı, Şii dünyasının en önemli dinî merkezlerinden biri olan Kum kentine götürülecek. Burada Hz. Fatıma Masume Türbesi ile Cemkeran Camisi arasında düzenlenecek törenlerde milyonlarca kişinin yer alacağı tahmin ediliyor. IRAK'TA DA ANMA TÖRENLERİ DÜZENLENECEK Cenaze programı yalnızca İran ile sınırlı kalmayacak. Hamaney'in naaşı daha sonra Irak'ın Necef ve Kerbela kentlerine götürülecek. Şiiliğin en kutsal merkezleri arasında yer alan ve Hz. Ali ile Hz. Hüseyin'in türbelerinin bulunduğu şehirlerde dinî törenler gerçekleştirilecek. İlk planlamada Bağdat'ın da cenaze güzergâhında yer aldığı ancak zaman yetersizliği nedeniyle programdan çıkarıldığı bildirildi. 9 Temmuz'da ise Hamaney'in naaşı doğduğu şehir olan Meşhed'de toprağa verilecek. Defin töreninin, İmam Rıza Türbesi yakınlarında düzenlenmesi planlanıyor. MÜCTEBA HAMANEY TÖRENE KATILABİLECEK Mİ? İran lideri Mücteba Hamaney'in Hindistan Temsilcisi Ayetullah Hakim Elahi, güvenlik riskleri nedeniyle Mücteba Hamaney'in cenaze törenlerinde kamuoyu önüne çıkmasının kesin olmadığını açıkladı. ABD ve İsrail saldırılarında ağır yaralandığı belirtilen Mücteba Hamaney, savaşın başlamasından bu yana kamuoyunda yeni bir görüntü vermedi. İRAN YÖNETİMİ MİLYONLARI SEFERBER EDİYOR İranlı yetkililer cenaze törenlerine ülkenin dört bir yanından milyonlarca kişinin katılması için kapsamlı hazırlık yaptı. Bu kapsamda; otellerde yüzde 50 indirim uygulanıyor. Okullar, spor salonları ve camiler şehir dışından gelen ziyaretçilerin konaklaması için hazırlandı. Otobüs ve tren seferleri cenaze güzergâhlarına göre yeniden düzenlendi. Tahran başta olmak üzere birçok şehirde hava sahasında geçici kısıtlamalar uygulanacak. Şehirlere giriş çıkışlarda yoğun güvenlik önlemleri alınırken kritik bölgelerde Devrim Muhafızları ve Besic güçleri görev yapacak. Yetkililer, ABD veya İsrail tarafından yeni bir saldırı ihtimaline karşı da güvenlik seviyesinin en üst düzeye çıkarıldığını duyurdu. "BU TÖREN İSLAM CUMHURİYETİ İÇİN REFERANDUM NİTELİĞİNDE" İranlı üst düzey din adamları, cenaze törenlerinin yalnızca bir veda programı olmadığını, aynı zamanda İslam Cumhuriyeti'ne halk desteğinin göstergesi olacağını savunuyor. Kum Cuma İmamı Ayetullah Muhammed Saidi, devlet medyasına yaptığı açıklamada, "Şehit liderimizin cenazesine gösterilecek büyük katılım, fiilen İslam Cumhuriyeti için yeni bir referandum olacaktır." ifadelerini kullandı. İran yönetimi de törenlerin, ABD ve İsrail'e karşı ülkenin birlik ve direncini göstermeyi amaçladığını belirtiyor. TOPLUMDA FARKLI GÖRÜŞLER DİKKAT ÇEKİYOR Bununla birlikte ülkede cenaze törenlerine ilişkin farklı görüşlerin bulunduğu ifade ediliyor. Son yıllarda ekonomik kriz, yüksek enflasyon ve yaptırımlar nedeniyle yaşanan protestolar, toplumdaki memnuniyetsizliği artırmıştı. Bazı Tahran sakinleri cenaze törenlerine katılmayacaklarını belirtirken, kentten geçici olarak ayrılmayı tercih edenlerin de bulunduğu bildiriliyor. Diğer yandan Besic üyeleri ve rejim destekçileri ise Hamaney'in ölümünü "şehadet" olarak nitelendirerek cenaze törenlerine geniş katılım çağrısı yapıyor. ÇOK SAYIDA YABANCI HEYET TAHRAN'A GELİYOR Cenaze törenlerine birçok ülkeden üst düzey heyetin katılması bekleniyor. Pakistan Başbakanı Şahbaz Şerif başkanlığındaki heyetin Tahran'a geleceği açıklanırken, Rusya Güvenlik Konseyi Başkan Yardımcısı Dimitri Medvedev'in de törenlerde yer alması bekleniyor. Çin ve Hindistan'dan dışişleri düzeyinde temsilcilerin de İran'a gitmesi planlanıyor. HAMANEY'İN TABUTU İLK KEZ PAYLAŞILDI Öte yandan Ayetullah Ali Hamaney'in resmî sosyal medya hesabından cenaze töreni öncesinde dikkat çeken bir paylaşım yapıldı. Paylaşımda, Hamaney'in tabutunun üzerine Kerbela'daki Hz. Hüseyin Türbesi'nin simgelerinden biri olan ve üzerinde "Ya Hüseyin" yazılı siyah bayrağın serildiği görüldü. Söz konusu paylaşım, Şii geleneğinde Hz. Hüseyin'in Kerbela'da şehit edilmesi ile Hamaney'in ölümünün aynı "şehadet" anlayışı içerisinde değerlendirildiği mesajı olarak yorumlandı.

Türkiye’den Kerkük’te Türkmen Vali seçilmesine destek: "Gecikmiş bir hakkın teslimi" Haber

Türkiye’den Kerkük’te Türkmen Vali seçilmesine destek: "Gecikmiş bir hakkın teslimi"

Türkiye Cumhuriyeti Dışişleri Bakanlığı, Kerkük’te Türkmen bir valinin göreve başlamasına ilişkin yazılı bir açıklama yayımladı. Açıklamada, Irak Türkmen Cephesi (ITC) Başkanı Mehmet Seman Ağaoğlu’nun Kerkük Valisi olarak göreve başlamasının memnuniyetle karşılandığı bildirildi. Bakanlık, Kerkük Vilayet Meclisinin 16 Nisan 2026 tarihli oturumunda vali seçilen Ağaoğlu’nun, Irak Cumhurbaşkanı Nizar Amidi'den mazbatasını alarak 20 Nisan itibarıyla resmen görevine başladığını hatırlattı. Açıklamada, çok kültürlü yapıya sahip Kerkük’te Türkmen bir valinin seçilmesinin; kapsayıcılık, temsilde adalet ve toplumsal huzur açısından “son derece önemli ve tarihî bir gelişme” olduğu vurgulandı. Bu adımın aynı zamanda Irak ve Kerkük’ün asli unsurlarından olan Türkmenler için “gecikmiş bir hakkın teslimi” olarak değerlendirildiği ifade edildi. Kerkük’te üst düzey idari görevlerin, farklı bileşenler arasında uzlaşı temelinde dönüşümlü şekilde paylaşılmasının sadece Türkmenler için değil, tüm Kerkük halkı için adil bir kazanım olduğuna dikkat çekildi. Türkiye, söz konusu gelişmenin Irak ve Kerkük halkının huzur, güvenlik ve refahına katkı sağlamasını temenni etti. KERKÜK'TE TÜRKMEN VALİ DÖNEMİ: 102 YILLIK HASRET BİTTİ! Kadim Türkmen şehri Kerkük valiliğine Irak Türkmen Cephesi (ITC) Başkanı Muhammed Seman Ağa seçildi. Kerkük Vilayet Meclisi'nde 16 Nisan 2026 tarihinde yapılan oturumda eski Vali Rebvar Taha'nın istifası kabul edilirken, yeni vali olarak ITC Başkanı Ağa seçildi. Seçilmesinin ardından valilik binasında basın toplantısı düzenleyen Vali Ağa, Türkmenlerin yaklaşık 100 yıllık Kerkük yönetimi hasretinin sona erdiğini söyledi. Konuşmasında “Tüm Kerküklülerin hizmetkârı olacağım” ifadelerini kullanan Vali Ağa, “Burada sadece bir kesimi veya bir bileşeni temsil etmek için bulunmuyorum. Tüm Kerküklülerin hizmetkârı olacağım. Kerkük hepimizin mülküdür ve ortaklık bu aziz ilin istikrarının anahtarıdır.” dedi. “KERKÜK GÜL DEMETİDİR” Kerküklülerin yaşadıkları temel sorunları hatırlatan Vali Ağa, öncelik vereceği çalışma alanlarını şu şekilde sıraladı: Yakıt krizinin çözümü ve koordinasyon içinde elektrik verilme saatlerinin artırılması. Çiftçilerin haklarının korunması, hasat ve pazarlama süreçlerinin başarıyla yönetilmesi. Kerkük’ün ‘petrodolar’ haklarının takip edilmesi ve eğitim, sağlık, ticaret ile sanayi sektörlerinin geliştirilmesi. Kerkük gençleri için yeni iş imkânlarının yaratılması. Vali Ağa, "Kerkük bir gül demetidir. Bu demetin her bir rengini koruyarak hizmet edeceğiz." diyerek sözlerini tamamladı.

ADF2026’da mülteci krizi alarmı tartışıldı: 117 milyon kişi yerinden edildi Haber

ADF2026’da mülteci krizi alarmı tartışıldı: 117 milyon kişi yerinden edildi

5. Antalya Diplomasi Forumu (ADF2026) kapsamında düzenlenen “Yerinden Edilme Krizi Karşısında Küresel Mülteci Koruma Sistemi” panelinde dünya genelinde rekor düzeye ulaşan zorla yerinden edilme vakaları karşısında derinleşen belirsizlik iklimi tartışıldı. Antalya Belek Turizm Bölgesi'ndeki NEST Kongre Merkezi'nde gerçekleştirilen Antalya Diplomasi Forumu 2026’da icra edilen panelin moderatörlüğünü TRT World sunucusu Jaffar Hasnain üstlenirken; Birleşmiş Milletler (BM) Mülteciler Yüksek Komiseri Barham Salih, Bangladeş Halk Cumhuriyeti Dışişleri Bakanı Khalilur Rahman, Uluslararası Göç Politikaları Geliştirme Merkezi (ICMPD) Genel Direktörü Susanne Raab, Avrupa Konseyi İnsan Hakları Komiseri Michael O’Flaherty konuşmacı olarak katıldı. DÜNYA GENELİNDE 117 MİLYON İNSAN YERİNDEN EDİLDİ BM Mülteciler Yüksek Komiseri Salih, insanlığın tarih boyunca gördüğü en yüksek yerinden edilme rakamlarıyla karşı karşıya olduğunu belirterek, yerinden edilmenin göz ardı edilebilecek bir sorun olmadığını aksine uluslararası toplumun tam bir dayanışma içerisinde sorunu çözmesi gerektiğini ifade etti. Bu yıl, küresel mülteci koruma sistemi, 1951 Cenevre Sözleşmesi'nin 75. yıl dönümünü olduğunu hatırlatan ancak sistemsel bir tıkanıklıkla karşı karşıya olduklarını söyleyen Salih, “Bugün 117 milyon insanın yerin edildiği oldukça yıkıcı bir durumla karşı karşıyayız. Örneğin Lübnan’da nüfusun beşte biri yerinden edildi. Burada bahsettiğimiz her bir istatistik, her bir rakam bir insan demek. Uluslararası toplum göçmen sorununun çözümü için daha fazla sorumluluk almalı.” dedi. Suriye iç savaşı süresince yaşanan göç krizini hatırlatan Salih, Türkiye’nin daha önce görülmemiş rakamlardaki mülteciye ev sahipliği yaptığını hatırlatarak, “Türkiye, Suriye, Irak, Afganistan başta olmak üzere çeşitli ülkelerden gelen milyonlarca göçmene ev sahipliği yaptı, ki bunu yapması gerçekten hiç kolay olmadı. Ancak burada insani bir sorumluluktan bahsediyoruz ve Türkiye bunu gerçekleştirdi.” diye konuştu. Şuan fon dinamiklerinin yeterli olmadığını, daha fazla kaynağa gereksinim duyulduğunu kaydeden Salih, mevcut kaynaklar yerinden edilen insanların insani ihtiyaçlarını karşılamaktan çok uzak olduğunu ve acıların en büyüğünü masum kadın ve çocukların çektiğini kaydetti. “BANGALADEŞ 1 MİLYON MÜLTECİYE EV SAHİPLİĞİ YAPIYOR” Bangladeş Dış İşleri Bakanı Rahman, Arakan’daki Müslüman azınlığa yönelik terör eylemleri nedeniyle ülkesinin 1 milyondan fazla mülteciye ev sahipliği yaptığını, Bangaladeş’in Myanmar hükûmetiyle iletişim hâlinde olduğunu ve uluslararası toplumun desteğiyle sorunun kalıcı çözümü için çaba sarf ettiklerini söyledi. Rahman, mültecilerin gittikleri yerlerde kalmak istemediklerini aksine ülkelerine, evlerine dönmek istediklerini vurguladı. “GÖÇMEN SAYILARI İKİ KATINA ÇIKTI” ICMPD Genel Direktörü Raab, göç meselesinin diplomasinin dikkatine ve ilgisine ihtiyacı olduğunu belirterek, hâlihazırda göçmenlere ev sahipliği yapan ülkelere bakıldığında göçmen sayısının iki katına çıktığını ve bu yüksek rakamların belli başlı ülkelerin omuzları üzerinde kaldığını anlattı. Türkiye’nin göç konusunda iyi iş çıkardığını söyleyen Raab, “Avrupa açısından baktığımda, göç sorununu daha iyi yönetecek bir iltica sistemine ihtiyacımız var. Geri dönüş konusunda yeniden bir yapılandırma gerekli. Ukraynalı göçmenlerin geçici koruma altında olduğunu görüyoruz. Burada bahsetmemiz gerek bir değer mesele ise mültecilerin geldikleri topluma katkı sağlayabilecekleri bir entegrasyon sistemi.” diye konuştu. “UKRAYNA’DA BOSNA-HERSEK’TEKİ GİBİ BİR DURUMLA KARŞILAMAK İSTEMİYORUM” Avrupa’da sorunun çözümü için sistemsel bir sorun olmasının yanında isteksizlik de olduğunu söyleyen Avrupa Konseyi İnsan Hakları Komiseri O’Flaherty ise, Rusya’nın, Kırım başta olmak üzere Ukrayna’ya yönelik topyekûn işgal saldırılarına atıfta bulunarak, “Ukrayna’dan Polonya ve diğer Avrupa ülkelerine gelen insanlara ne olacak? Ben 1990’larda Bosna-Hersek’teki gibi bir durumla karşılaşmak istemiyorum. Bu insanları düşünerek ilerlenmesi gerekiyor.” ifadelerini kullandı. Göçmenleri suç unsuruymuş gibi gösterildiğini ancak bunun bir yalan olduğuna işaret eden O’Flaherty, göçmenlere söz hakkı tanınması gerektiğini, dinlenmeye ve empatiye ihtiyaç duyduklarını ifade etti.

Altunköprü'deki Türkmen Katliamı'nın yıl dönümü Haber

Altunköprü'deki Türkmen Katliamı'nın yıl dönümü

Bundan 35 yıl önce yaşlı ve çocukların da aralarında bulunduğu sayıları 130’u aşkın Irak Türkmeni, adını Kerkük-Erbil yolundaki Küçük Zap Nehri üzerinde bulunan tarihî köprüden alan Türkmen yoğunluklu Altunköprü ilçesinde devrik Saddam rejimi güçleri tarafından katledilmişti. PEŞMERGE KERKÜK’Ü KONTROL ALTINA ALMAYA ÇALIŞTI 1. Körfez Savaşı sırasında Irak içerisinde yaşanan kargaşa ortamından ötürü ülkede Kürt ve Şii unsurların ayaklanmaları baş göstermişti. Peşmerge güçleri Kerkük'ü kontrol altına almaya çalıştı. SADDAM REJİMİ TÜRKMENLERE İNTİKAM KAMPANYASI BAŞLATTI Irak Ordusu Kerkük üzerine yürüyüş harekatına başladığında ise peşmergeler geri çekilmeye başladı. Saddam rejimine bağlı Irak Ordusu peşmergeyi karşısında bulamayınca isyan bile etmeyen Türkmenlere karşı sözde intikam kampanyası başlattı. Genç yaşlı ayırt etmeden Kerkük, Tazehurmatu ve Altunköprü kasabasından topladıkları 135 Türkmen’i Altunköprü yakınlarındaki Dibis Kayabaşı mevkiine götüren Saddam güçleri kurşuna dizerek infaz etti. 8 YAŞINDAKİ TÜRKMEN ÇOCUK KATLEDİLDİ Şehitlerin 55’i Kerkük şehir merkezinden, 15’i Tazehurmatu’dan, 32’si Altunköprü’den ve 13’ü ise bilinmeyen Türkmen bölgelerinden getirilmişti. Şehit düşen Türkmenlerden 25 tanesi 18 yaşının altındaydı. Şehitlerden Cemil Süleyman Abbas sadece 8 yaşındayken katledildi. Kemal Sabır Ahmet ise 10 yaşında bulunuyordu. IRAK TÜRKMENLERİ 1922’DEN BERİ SOYKIRIMA UĞRADI Irak Türkmenleri 1922’den beri sayısız soykırıma uğradı. Bunların bazıları peşmerge ve diğer Kürt grupları tarafından diğerleri ise Arap milliyetçisi Saddam Hüseyin rejimi tarafından gerçekleştirildi. Altunköprü kasabası 20 Kasım 2017’de peşmerge işgalinden kurtarıldı. Altunköprü, özellikle Irak Kürt Bölgesel Yönetimi tarafından ABD işgali sonrası Kürtleştirilmeye çalışılan bölgelerden biriydi.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.