SON DAKİKA
Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#Işgal

QHA - Kırım Haber Ajansı - Işgal haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Işgal haber sayfasında canlı gelişmelerle ulaşabilirsiniz.

ABD’nin BM Temsilcisi: Rusya'nın Ukrayna'yı işgali stratejik bir fiyaskoya dönüştü Haber

ABD’nin BM Temsilcisi: Rusya'nın Ukrayna'yı işgali stratejik bir fiyaskoya dönüştü

Amerika Birleşik Devletleri'nin (ABD) Birleşmiş Milletler (BM) Ekonomik ve Sosyal Konseyi Temsilcisi Dan Negrea, BM Güvenlik Konseyi toplantısında yaptığı konuşmada, Rusya’nın Ukrayna’yı topyekun işgal etme kararının Moskova için tam bir "stratejik başarısızlık" olduğunu vurguladı. Negrea, Rusya içindeki ekonomik ve askerî çöküşe dikkat çekerek savaşın derhâl durdurulması çağrısında bulundu. New York’ta 8 Haziran’da düzenlenen BM Güvenlik Konseyi oturumunda söz alan Amerikalı diplomat Dan Negrea, Ukrayna ordusunun Rusya içerisindeki ekonomik altyapıyı felç eden operasyonlarına atıfta bulunarak Kremlin'in içine düştüğü çaresizliği şu sözlerle ifade etti: Rusya'nın Ukrayna'yı işgali stratejik bir fiyaskoya dönüşmüştür. Petrol rafinerileri alevler içinde yanıyor. Moskova, savaş meydanında kendi belirlediği hedeflerin hiçbirine ulaşamıyor. Gerilimi daha da tırmandırmak bu gerçeği değiştirmeyecektir; aksine sadece yaşanan felaketi daha da derinleştirme riski doğuracaktır. Bu savaş derhal sona ermelidir. Artık yeter. İRAN VE KÜBA’YA “DESTEĞİ KESİN” ÇAĞRISI Konuşmasında, Rusya'nın cephedeki kayıplarını kapatabilmek için üçüncü ülkelerden aldığı askerî ve lojistik desteğe de değinen Negrea, BM üyesi devletleri Moskova'ya yardım etmeyi bırakmaya çağırarak, "Buna, Ukrayna'da kullanılmak üzere Rusya'ya insansız hava araçları sağlayan İran ve binlerce paralı askerin Rusya'nın yanında savaşmasına izin vererek savaşı sürdüren Küba da dahildir." diyerek bu savaşın askerî bir yöntemle çözülemeyeceğinin altını çizdi. “TEK ÇÖZÜM MÜZAKERE MASASI, ABD KOLAYLAŞTIRMAYA HAZIR” Diplomatik çözümün kaçınılmaz olduğunu belirten Dan Negrea, bu amansız savaşın ancak ve ancak müzakereler yoluyla nihayete erebileceğine olan inancını dile getirdi. ABD'nin barış sürecindeki rolüne de vurgu yapan diplomat, "ABD, daha önce her iki tarafa da defalarca ilettiği üzere, savaşın kalıcı ve adil bir şekilde sona ermesine katkıda bulunmaya hazırdır.” ifadelerini kullandı.

Savaşta kritik eşik: Ukrayna topraklarını kazanmaya başladı! Haber

Savaşta kritik eşik: Ukrayna topraklarını kazanmaya başladı!

Ukraynalı savaş izleme platformu DeepState, Mayıs 2026'da Ukrayna ordusunun geri aldığı toprak miktarının Rusya'nın aynı dönemde ele geçirdiği alanı aştığını ve böylece Rusya'nın aylık net toprak kazanımının 2023'ten bu yana ilk kez gerilediğini açıkladı. DeepState'in 1 Haziran'da yayımladığı değerlendirmeye göre, kamuya açık haritalarda Rus birliklerinin mayıs ayında yaklaşık 14 kilometrekarelik ilerleme kaydettiği görülse de güvenlik gerekçeleriyle Ukrayna ordusunun ilerleyişi gecikmeli olarak haritaya işlendiği için gerçek tablo farklılık gösteriyor. Platform tarafından yapılan açıklamada, "Bu nedenle 2023 Karşı Taarruzu'ndan sonra ilk kez Rusların işgal ettiği toprak miktarındaki artış negatif oldu." denildi. RUS SALDIRILARI ARTTI, İLERLEME YAVAŞLADI DeepState, Rus ordusunun mayıs ayında gerçekleştirdiği saldırı girişimlerinin yüzde 37,5 oranında arttığını ancak buna rağmen cephede beklenen ilerlemeyi sağlayamadığını bildirdi. ABD merkezli Dış Politika Araştırma Enstitüsünde (FPRI) kıdemli araştırmacı olarak görev yapan askerî uzman Rob Lee, Rusya'nın ilkbahar ve yaz aylarında normalde daha hızlı ilerleme kaydettiğini belirterek, "Mevsim koşulları değişmesine rağmen Rus ilerleyişinin hızlanmadığını görüyoruz. Bu önemli bir gelişme." değerlendirmesinde bulundu. UKRAYNA KARŞI SALDIRILARLA İNİSİYATİFİ GERİ ALMAYA ÇALIŞIYOR Haberde, Ukrayna'nın son altı ay içinde çeşitli karşı taarruzlar düzenleyerek ve Rusya içlerine yönelik derin saldırı kapasitesini geliştirerek savaşın seyrini kendi lehine çevirecek şartları oluşturmaya çalıştığı belirtildi. Ancak savaş alanındaki değişimlerin tespit edilmesinin giderek zorlaştığına dikkat çekildi. Özellikle silahlı insansız hava araçlarının (SİHA) yoğun olarak kullanıldığı mevcut savaş ortamında, tarafların kontrol etmediği "gri bölge"lerin sürekli genişleyip daralması nedeniyle cephe hatlarının net şekilde belirlenmesi güçleşiyor. "RUSYA BAHAR TAARRUZUNDA İVME YAKALAYAMADI" Emekli Avustralyalı Tümgeneral Mick Ryan da Rusya'nın bahar taarruzunda beklenen ivmeyi yakalayamadığını söyledi. Ryan, son aylarda Rus ordusunun önceki yılların aynı dönemlerinde elde ettiği ölçekte toprak kazanımları sağlayamadığını belirterek, savaşın gidişatını değerlendirmek açısından yılın ikinci yarısının daha belirleyici olacağını ifade etti. Ryan, "Bir dönüm noktasının yaklaşabileceğine dair işaretler var. Çünkü kara savaşlarının en yoğun ve ölümcül dönemi genellikle yılın ikinci yarısında yaşanıyor." dedi. LOJİSTİK HATLAR HEDEF ALINIYOR Rapora göre Ukrayna'nın son dönemde yürüttüğü "Lojistik Abluka" kampanyası da Rus ilerleyişinin yavaşlamasında etkili oldu. Bu kapsamda Ukrayna birlikleri, orta menzilli SİHA'larla yüzlerce Rus ikmal aracını hedef alarak imha etti. Ukrayna Savunma Bakanı Mıhaylo (Mykhailo) Fedorov da mayıs ayında gazetecilere yaptığı kapalı oturumlu bilgilendirmede, "Veriler Ukrayna'nın düşmanın ilerleyişini önemli ölçüde yavaşlattığını ve giderek yeniden inisiyatif kazandığını gösteriyor. Aynı zamanda aktif operasyonlarımızı artırıyor ve topraklarımızı geri alıyoruz." ifadelerini kullandı.

Rusya işgal altındaki Kırım’da yeni seçimlere hazırlanıyor: Muhalif partilere engeller konuluyor Haber

Rusya işgal altındaki Kırım’da yeni seçimlere hazırlanıyor: Muhalif partilere engeller konuluyor

Rus işgali altındaki Kırım'da, sözde iktidardaki Birleşik Rusya Partisi'nin devlet kaynakları ve idari imkânlardan yararlanarak siyasi rekabeti ortadan kaldırdığı ve diğer partilerin faaliyet alanını ciddi ölçüde daralttığı gündeme geldi. Kırım’da faaliyet gösteren ve güvenlik gereği ismini açıklamayan bir siyaset bilimci, Kırım.Realii’ye yaptığı açıklamada, yarımadada yaklaşan Rusya Devlet Duması seçimleri öncesinde siyasi atmosferin büyük ölçüde kontrol altında tutulduğunu söyledi. “MUHALEFET OFİSLERİ SADECE GÖRÜNTÜ VERİYOR” Analist, Rusya Komünist Partisi (KPRF), Adil Rusya ve Liberal Demokrat Parti (LDPR) ofislerini ziyaret ettiğini belirterek, bu partilerin seçim kampanyalarını düşük profilde yürütmeleri yönünde baskı gördüklerini bildirdi. Siyaset bilimci, “Parti temsilcileri açık şekilde, kendilerine etkili isimler tarafından ‘fazla öne çıkmamaları’ ve ‘ortamı germemeleri’ yönünde tavsiyelerde bulunulduğunu söyledi.” ifadelerini kullandı. “YALNIZCA YENİ İNSANLAR PARTİSİ AKTİF GÖRÜNÜYOR” Açıklamada, yalnızca “Yeni İnsanlar” partisinin seçim hazırlıklarını daha aktif sürdürdüğü belirtilirken, bu partinin Rusya Devlet Başkanlığı İdaresi Birinci Başkan Yardımcısı Sergey Kiriyenko tarafından siyasi olarak desteklendiğinin konuşulduğunu bildirdi. Diğer partilerin ise seçim sürecinde yalnızca sembolik açıklamalar yapmayı planladığı ifade edildi. “İKTİDAR PARTİSİNİN OY KAYBI HIZLANDI” Analiste göre Birleşik Rusya Partisi, kamuoyu desteğinde yaşanan düşüş nedeniyle seçim sürecini sıkı kontrol altında tutmaya çalışıyor. Muhalefet partilerine merkezden gönderilen seçim bütçelerinin büyük kısmının etkisiz propaganda materyallerine harcandığını söyleyen analist, yerel teşkilatların mevcut siyasi ortamdan yararlanarak desteklerini artırabilecek durumda olmasına rağmen baskı nedeniyle pasif kaldığını belirtti. RUSYA, KIRIM’DA YENİDEN SEÇİM DÜZENLEMEYİ PLANLIYOR İşgalci Kremlin rejimi, uluslararası hukuk ve Ukrayna mevzuatına aykırı şekilde işgal ettiği Kırım’da 2026 Rusya Devlet Duması seçimlerini gerçekleştirmeyi planlıyor. 20 Eylül 2026’da yapılması öngörülen seçimlerde Rusya’da kayıtlı 20 partinin katılım hakkı bulunurken, oy pusulasında yaklaşık 10 ile 12 partinin yer almasının beklendiği bildiriliyor.

Kıyiv’de kritik Kırım zirvesi: "Moskova Ukrayna ve Kırım Tatar kimliğini yok etmeyi devlet politikası hâline getirdi" Haber

Kıyiv’de kritik Kırım zirvesi: "Moskova Ukrayna ve Kırım Tatar kimliğini yok etmeyi devlet politikası hâline getirdi"

Ukrayna Cumhurbaşkanının Kırım Özerk Cumhuriyeti Daimi Temsilciliği, Kırım Platformu Ofisi, insan hakları savunucuları ve UNESCO Ukrayna Masası temsilcileri, işgal altındaki Kırım'da her geçen gün kötüleşen insani ve kültürel durumu masaya yatırmak üzere kapsamlı bir istişare toplantısı gerçekleştirdi. Zirvede, Rusya Federasyonu'nun yarımadada Ukrayna ve Kırım Tatar kimliğini yok etmeyi resmî bir devlet politikası hâline getirdiği vurgulandı. UNESCO İHLALLERİ KAYIT ALTINA ALMAYA DEVAM EDİYOR Kıyiv’de 27 Mayıs tarihinde düzenlenen toplantının açılışında konuşan Ukrayna Cumhurbaşkanlığı Kırım Daimî Temsilcisi Olha Kurışko, Rusya'nın kültür ve tarihi birer manipülasyon ve savaş enstrümanı olarak kullandığına dikkat çekti. Ukrayna ve Kırım Tatar kimliğinin yok edilmesi, saldırgan devletin devlet politikasının bir parçası hâline geldiğini belirten Kurışko, "Rusya için Ukrayna'ya ait her şeyi zihinsel ve fiziksel olarak yok etmek, hafızayı silmek, tarihi değiştirmek ve kimliği bastırmak bir norm hâline geldi." ifadelerini kullandı. UNESCO Ukrayna Masası Başkanı Chiara Dezzi Bardeschi ise Kırım'daki durumun kesintisiz olarak izlenmesinin hayati önem taşıdığını belirtti. Bardeschi; kültür, eğitim, basın ve ifade özgürlüğü alanlarında Rusya tarafından gerçekleştirilen hak ihlallerini UNESCO olarak kaydetmeyi sürdürdüklerini ifade ederek, işgalin yarattığı krizlere karşı uluslararası koordinasyonun artırılması gerektiğini vurguladı. 14’Ü KIRIM TATARI OLAN SİYASİ TUTSAK GAZETECİLER TIBBİ YARDIMDAN MAHRUM Kırım İnsan Hakları Grubu Başkanı Olha Skrıpnık, toplantıda yaptığı konuşmada işgal altındaki Kırım, Herson ve Zaporijjya bölgelerinde tutuklu bulunan gazetecilerin trajik durumuna dikkat çekti. Hapisteki Kırımlı gazetecilerden 14'ünün Kırım Tatarı olduğunu belirten Skrıpnık, bu isimlerin Rus cezaevlerinde dehşet verici şartlar altında tutulduğunu ve acil tıbbi yardıma ihtiyaç duyduklarını aktardı. Rusya'nın gazeteciler de dâhil olmak üzere Kırımlı siyasi tutsakları Ukrayna'ya iade etmeyi kesin bir dille reddettiğini hatırlatan insan hakları savunucusu, rehin alınan sivil vatandaşların özgürlüğü için küresel çapta konsolide bir baskı mekanizması kurulması çağrısında bulundu. KREMLİN’İN DEZENFORMASYONUNA KARŞI DAHA SIKI ÖLEM ALINMALI Gazeteci ve aktivistlere yönelik baskıların Kremlin güdümlü medyanın dezenformasyon kampanyalarıyla perdelendiğini söyleyen Olha Skrıpnık, Birleşmiş Milletler’in (BM) bu propaganda ağına karşı somut mekanizmalar geliştirmesi gerektiğini ifade etti. Rusya tarafından finanse edilen bu kampanyaların Ukrayna kültürünü aşağılamayı veya tamamen yok saymayı amaçladığını belirten Skrıpnık, bu durumun işgal altındaki vatandaşların kültürel yaşama katılma hakkını doğrudan gasp ettiğini vurguladı. Kırım İnsan Hakları Grubunun, dezenformasyonun kültürel haklar üzerindeki yıkıcı etkisine dair hazırladığı resmî raporu daha önce BM Ekonomik, Sosyal ve Kültürel Haklar Komitesi'ne sunduğu hatırlatıldı. EĞİTİMDE ASKERİLEŞME VE ÇEVRE TEHDİTLERİ ELE ALINDI İstişare toplantısında ayrıca Kırım'daki okullarda eğitim sürecinin tamamen askerîleştirilmesi, tarih müfredatının Rus propaganda anlatılarına göre yeniden yazılması ve eğitim haklarına yönelik sistemli baskılar detaylıca ele alındı. Yerli halkların ve ulusal azınlıkların kültürel miraslarının tahrip edilmesinin yanı sıra yarımadadaki spor faaliyetlerinin durumu, Rus askeri varlığının neden olduğu çevre tehditler ve doğa miraslarının korunması başlıkları da uzmanlarca değerlendirildi. Toplantı sonunda katılımcılar, Kırım'daki hak ihlallerini belgelemek ve tarihi ile doğal mirası korumak adına UNESCO başta olmak üzere uluslararası kuruluşlarla iş birliğinin kararlılıkla sürdürüleceğini beyan ettiler.

Ukrayna, Rusya’nın Kırım ve Kırım Tatarları hakkında uydurduğu mitleri çürütmek için yeni eğitim projesi başlattı Haber

Ukrayna, Rusya’nın Kırım ve Kırım Tatarları hakkında uydurduğu mitleri çürütmek için yeni eğitim projesi başlattı

Ukrayna Milletvekili Tamila Taşeva, Ukrayna’nın Kırım ve Kırım Tatarlarına yönelik dezenformasyonla mücadele etmek için yeni bir proje başlattığını duyurdu. Devletin dijital eğitim platformu Diya.Osvita’da (E-eğitim) "Gerçekler Yalanlara Karşı: Kırım ve Kırım Tatarları Hakkında Bilgileri Öğrenin" başlığıyla yayına giren kurs, bağımsız Kırım Tatar medya kuruluşu Crimea Vox iş birliğiyle hazırlandı. RUS PROPAGANDASINA KARŞI BİLGİ GÜVENLİĞİ Sosyal medya üzerinden yaptığı açıklamada projenin önemine dikkat çeken Tamila Taşeva, devam eden topyekûn işgal savaşı koşullarında Kırım meselesinin sadece bir tarih konusu olmaktan çıktığını vurguladı. Rus propagandasının yarımada hakkında yıllardır bilinçli olarak çarpıtılmış anlatılar ürettiğine dikkat çeken Taşeva, günümüzde gerçekleri yalanlardan ayırt edebilme becerisinin doğrudan bir millî güvenlik meselesi hâline geldiğini ifade etti. Bu doğrultuda Diya.Osvita platformu, en karmaşık tarihî süreçleri sade bir dille anlatan ve bilgi alanını koruyacak araçlar sunan 5 kısa açıklayıcı video hazırladı. “HRUŞÇOV’UN HEDİYESİ” MİTİNDEN KIRIM SAVAŞI’NA BEŞ TEMEL KONU Yayımlanan eğitim videoları, Kremlin destekli propaganda mekanizmalarının en sık başvurduğu tarihî dezenformasyonları hedef alıyor. Ders içeriklerinde Sovyet dönemine ait meşhur "Hruşçov Kırım’ı Ukrayna’ya hediye etti" mitinin aslı masaya yatırılıyor, Kırım Tatarlarının kökeni ve Ukraynalılarla olan ortak tarihî bağları inceleniyor. Ayrıca Kırım’ın Ukrayna kültüründeki stratejik rolü ile Kırım Savaşı'nın perde arkasındaki gerçek olaylar kronolojik olarak izleyiciye aktarılıyor. EĞİTİMCİLER VE GENÇLER İÇİN DOĞRU ARGÜMAN REHBERİ Milletvekili Taşeva, bu dijital kursun tarihî arka planı daha iyi anlamak ve özellikle uluslararası arenada dezenformasyonu çürütmek adına net argümanlar sağladığını belirtti. Kursun özellikle gençler, eğitimciler, araştırmacılar ile gerek Ukrayna'da gerekse yurt dışında Kırım meselesi üzerine kamusal tartışmalar yürüten tüm vatandaşlar için bir rehber niteliği taşıdığı ifade edildi. Tamila Taşeva, tüm vatandaşları Diya.Osvita platformunun "Ukrayna Tarihi" bölümünde yer alan bu ücretsiz eğitim videolarını izlemeye davet etti.

Bariyev: 1944 Sürgünü ve 2014 işgali aynı soykırımcı politikanın halkalarıdır Haber

Bariyev: 1944 Sürgünü ve 2014 işgali aynı soykırımcı politikanın halkalarıdır

Kırım Tatar Millî Meclisi (KTMM) Üyesi Eskender Bariyev, 18 Mayıs 1944 Kırım Tatar Sürgünü ve Soykırımı’nın 82. yıl dönümü vesilesiyle Kırım Haber Ajansına (QHA) yaptığı açıklamada, 1944 yılında tüm halkın vatanından koparılmasının sadece geçmişe ait bir trajedi değil, günümüzde de süren sistemli bir yok etme çabası olduğunu ifade etti. Bariyev, 1944 yılında başlayan sürgün sürecinin 45 yıl boyunca kesintisiz devam ettiğini belirterek şunları söyledi: 18 Mayıs 1944’ü hatırlamak bizim için hayati önem taşır. Bu sadece hayatını kaybedenlerle ilgili değil; dilimizin yasaklandığı, 'Kırım Tatarıyım' demenin suç sayıldığı o karanlık dönemde kimliğimizi düğünlerimizle, dualarımızla korumaya çalıştığımız yılların hafızasıdır. Eğer bir halk tarihini unutmaz ve birliğini korursa bir geleceği olabilir. 2014 İŞGALİ: “SOYKIRIMIN DEVAMI” 2014 yılında Kırım’ın Rusya tarafından işgal edilmesini, 1944’te başlayan politikanın doğrudan bir devamı olarak niteleyen Bariyev, “Tam vatanımıza dönmeye ve yeniden ayağa kalkmaya başlamışken, maalesef 2014'te Kırım yeniden işgal edildi ve Kırım Tatarlarına yönelik baskılar tekrar başladı. Sadece dinî gerekçelerle baskı kurmadılar; temsil organımızı Kırım Tatar Millî Meclisimizi yasakladılar, Kırım Tatarca eğitim saatlerini kısıtladılar. Televizyon kanallarımızı, medya kuruluşlarımızı kapattılar. Bu, işgalcilerin halkımıza yönelik asimilasyon ve soykırım politikasını sürdürme yöntemidir. Dolayısıyla 1944 ile 2014 yılları arasındaki paralellikler sadece benzerlik değil; işgalcilerin halkımıza yönelik tutumunun birer kanıtıdır.” dedi. 8 ÜLKE “SOYKIRIM” DEDİ Bariyev, sürgünün hukuksal statüsü üzerine yürüttükleri çalışmaların meyvelerini vermeye başladığını belirterek, "1944 Sürgünü'nü hukuksal olarak 'soykırım' olarak nitelendiren bir çalışma hazırladık. Bu hukuki nitelendirmede 2014 işgalinin, Kırım Tatarlarına yönelik soykırımcı politikanın bir devamı olduğu açıkça belirtilmiştir. Bugün Ukrayna ile birlikte 9 ülke, sürgünü 'soykırım', 2014 işgalini ise bu 'soykırımcı politikanın devamı' olarak tanımış durumda." şeklinde hatırlattı. “CEZALANDIRILMAYAN SUÇ TEKERRÜR EDER” İnsanlığa karşı işlenen suçların bir daha yaşanmaması için dünya kamuoyuna farkındalık çağrısında bulunan Bariyev, konuşmasını şu sözlerle tamamladı: Başlarda pek çok kişi bu hukuki tanımaya inanmıyordu ama bugün sonuçları görüyoruz. Kırım Tatar Sürgünü’nün tanınması, aslında sürgün edilen diğer tüm halkların haklarının tanınması için atılmış ilk adımdır. Bizim görevimiz bu farkındalığı artırmak ve bu suçları daima hatırlatmaktır. 18 MAYIS 1944 KIRIM TATAR SÜRGÜNÜ VE SOYKIRIMI Kırım Tatar halkı, bir şafak vaktinde Sovyetler Birliği diktatörü Josef Stalin’in emriyle 18 Mayıs 1944 tarihinde topyekûn sürgüne tâbi tutuldu. Kırım’danTürkistan, Urallar ve Sibirya bölgelerine hayvan vagonlarıyla sürgün edilen Kırım Tatar halkı; en temel insani haklardan mahrum bırakılarak günlerce süren zorunlu yolculuklar, açlık, susuzluk ve devamındaki perişanlık neticesinde nüfusunun yüzde 46’sını kaybetti. Sovyet yönetimi, soykırım niteliğindeki sürgünün hemen akabinde Kırım Yarımadası’nda, Kırım Tatarlarının varlığına işaret eden her şeyi ortadan kaldırmaya başladı. Köy, kasaba, ilçe ve şehirler başta olmak üzere yarımadadaki binden fazla yerleşim yerinin Kırım Tatarca olan adları değiştirildi. Kültürel soykırımın yaşandığı Kırım’da tarihi eserler tahrip edildi, mezarlıklar yok edildi ve yarımadanın demografik yapısı bilinçli şekilde dönüştürüldü. Sürgün edilen halk, bağrından koparıldığı o aziz vatanı, Kırım’ı hiçbir zaman unutmadı. Sürgünlük yollarında, sürgün edildikleri yerlerde vatana dönmek için çaba gösterdi. 1989’un sonuna kadar sürgün yerlerinde zorla tutuldu. O döneme değin gerçekleşen vatan Kırım’a geri dönme teşebbüsleri, hapisle ve yeni sürgünle cezalandırıldı. 1989’a gelindiğinde Kırım Tatarları, yavaş yavaş ata topraklarına dönmeye başladı. Sürgün mağdurları o tarihten itibaren yaşadıkları yokluklara rağmen vatanda kalma mücadelesini sürdürdü. Ancak yaklaşık 150 bin Kırım Tatarı maddi yetersizlik ve yasal engeller nedeniyle Türkistan bölgesinde kaldı. 2015 yılında Ukrayna Parlamentosu, Kırım Tatar Sürgünü’nü soykırım olarak kabul etti ve 18 Mayıs tarihini “Kırım Tatar Soykırım Kurbanlarını Anma Günü” olarak ilan etti. 2019 yılında Letonya ve Litvanya meclisleri, 2022’de Kanada Parlamentosunun alt kanadı olan Avam Kamarası, 2024'ün temmuz ayında Polonya Parlamentosunun alt kanadı olan Sejm, 2024'ün ekim ayında Estonya Parlamentosu (Riigikogu), 2024'ün aralık ayında Çekya Parlamentosunun üst kanadı olan Senato ve 2025’in haziran ayında Hollanda Krallığı Genel Meclisinin alt meclisi olan Hollanda Temsilciler Meclisi, 18 Mayıs 1944 Kırım Tatar Sürgünü'nü soykırım olarak tanıdı. 82 yıldır dinmeyen acı: Kırım Tatar Sürgünü ve Soykırımı İnsanlık tarihinin en karanlık ve utanç verici sayfalarından biri olan 18 Mayıs 1944 tarihinde, Kırım Tatarları topyekûn vatanlarından sürülerek SSCB tarafından soykırıma uğradı. pic.twitter.com/mxqlqc5weL — QHA - Kırım Haber Ajansı (@qha_kirimhaber) May 17, 2026

Refat Çubarov: 1944 Sürgünü’nün anısı bugün Kırım Tatar kimliğini ayakta tutan temel unsurdur Haber

Refat Çubarov: 1944 Sürgünü’nün anısı bugün Kırım Tatar kimliğini ayakta tutan temel unsurdur

82 yıl önce 18 Mayıs 1944 tarihinde, insanlık tarihinin en karanlık ve utanç verici sayfalarından biri Kırım topraklarında yazıldı. Halkın eli silah tutan erkekleri Kızıl Ordu saflarında cephede hayatlarını hiçe sayarak savaşırken; geride kalan yaşlılar, kadınlar ve çocuklar, eli kanlı diktatör Josef Stalin idaresindeki Sovyet yönetimi tarafından topyekûn bir sürgün ve soykırıma maruz bırakılarak vatanlarından koparıldı. Kırım Tatar Sürgünü ve Soykırımı'nın 82. yıl dönümü dolayısıyla Kırım Haber Ajansına (QHA) açıklama yapan Kırım Tatar Millî Meclisi (KTMM) Başkanı Refat Çubarov, 18 Mayıs 1944 Sürgünü'nün Kırım Tatar halkı için önemine dair kapsamlı bir değerlendirmede bulundu. Çubarov, sürgünün sadece bir trajedi değil, halkın var olma iradesini temsil eden bir "kültürel kod" hâline geldiğini vurguladı. KTMM Başkanı Refat Çubarov, 18 Mayıs 1944 Kırım Tatar Sürgünü ve Soykırımı’nın 82. yılı dönümü vesilesiyle QHA’ya verdiği röportajda, sürgünün sadece bir trajedi değil, halkın var olma iradesini temsil eden bir "kültürel kod" hâline geldiğini vurguladı. pic.twitter.com/Ekg2D93D19 — QHA - Kırım Haber Ajansı (@qha_kirimhaber) May 17, 2026 “VARLIĞIN ŞARTI KENDİ TOPRAĞIN SAHİBİ OLMAKTIR” Çubarov, sürgün hafızasının Kırım Tatar kimliğini inşa eden üç temel unsuru beraberinde getirdiğini belirterek şu ifadelere yer verdi: "1944 Sürgünü’nün anısı bugün Kırım Tatar kimliğini ayakta tutan temel unsurdur. Belki herkes buna katılmaz… Ama Kırım Tatar tarihinde, sonu halkın tamamen yok edilmesi olması gereken bir trajedi yaşandı. Ancak halkın bizzat kendisi sayesinde bu gerçekleşmedi; halk hayatta kaldı. Bu trajedi ve felaket, Kırım Tatarlarının dünyadaki yerlerini belirleyen pek çok duygunun kaynağıdır. Bunlardan birincisi; varlığını sürdürebilmek için her zaman kendi toprağında yaşamalısın. Sadece yaşamak değil, kendi toprağının sahibi olmalısın. Bu his, kimliğimizin inşa edildiği temeldir. İkincisi; seni yok etmek istediklerinde işe seni insan ve halk olarak tanımlayan her şeyi - dilini, kültürel anıtlarını, camilerini - yok ederek başlarlar. Her şeyini elinden alırlar ve seni başkalarına hatırlatacak ne varsa silerler. Kırım'da bunu yaptılar. Bu nedenle 1944 Sürgünü; kendi toprağında, kendi dilinle var olman gerektiğinin bilincidir. Toprağını vatanın kılan değerleri yeniden canlandırmalı, yıkılan camileri inşa edip ayağa kaldırmalısın. Yüzyıllar boyunca yaratılan her şeyi ve belki de en başta yer isimlerini geri almalısın; çünkü bunların hepsi senindi. Dolayısıyla sürgün bir kültürel koddur. Bazıları için bu anlaşılmaz gelebilir: ‘Neden Sürgün neden bir kültürel kod olsun ki?’ diye sorabilirler. Çünkü bizi yok etmek istediler ama biz hayatta kaldık; ve şimdi kendi topraklarımızda yeniden doğmamız gerektiğini anlıyoruz. Üçüncüsü ise sarsılmazlık. Kırım Tatar halkı kendi iradesiyle hayatta kaldı. İnsanlık tarihi, halkların yok edildiği veya 20. yüzyılda Kırım Tatar halkının düştüğü koşullara düşüp de silinip gittiği pek çok örneği bilir. Bazıları boyun eğdi. Ama bizim babalarımız, dedelerimiz boyun eğmedi; halkımız teslim olmadı. Topraklarına dönmek için savaştılar ve yarım asır sonra bu hakkı kazandılar. Bu da bize, sonuna kadar sarsılmaz kalmak gerektiğini öğretir.” "1944'TEN SONRA NASIL DÖNDÜYSEK, YİNE DÖNECEĞİZ" Bugün Rus işgali nedeniyle Kırım’ı terk etmek zorunda kalanların ve Rus zindanlarındaki siyasi tutsakların durumuna değinen Çubarov, tarihin tekerrür ettiğini ancak sonucun değişmeyeceğini vurgulayarak, “İşgal nedeniyle, kendisi ve sevdikleri için taşıdığı riskler sebebiyle Kırım'ı terk etmek zorunda kalanlar, tıpkı babaları ve dedeleri gibi mutlaka topraklarına dönecekler. Şu an özgürlüklerinden mahrum bırakılan ve Rus zindanlarında olanlar, Kırım Tatar toplumu tarafından gerçek kahramanlar olarak onurlandırılacaklar. Ukrayna Silahlı Kuvvetlerinde ve savunma birimlerinde görev yapanlar, toplumumuzun en saygın insanları olacaklar. Rus barbarlarla savaşta şehit düşenlerin hatırasını yaşatmak boynumuzun borcudur. Tüm bunlar, sürgün hafızasıyla birleşerek bize güç verecektir. Çünkü biz bunları 80'li ve 90'lı yıllarda dönerken zaten yaşadık. Sokaklara kahramanlarımızın ve Petro Grigorenko, Andrey Saharov, İlya Gabay gibi bize yardım eden diğer halkların temsilcilerinin isimlerini verdik. Ve yine her şey öyle olacak. Bu bizim sarsılmazlığımız, inancımız ve mücadelemizdir. 1944'ten sonra on yıllarca süren o korkunç felaketten nasıl döndüysek, yine döneceğiz.” şeklinde konuştu. "BİZ MAĞDUR DEĞİL, GALİP GELEN BİR HALKIZ” KTMM Başkanı sürgünü bir "Kırım Tatar kimliğinin merkez unsuru" olarak tanımlayarak Moskova destekli işgal yönetiminin "geçmişi unutun, bugüne bakın" söylemlerine sert tepki gösterdi. Kırım Tatar halkının kendisini yok etmek isteyen rejime karşı galip geldiğini vurgulayan Çubarov, “Biz sadece kendimizi kurban olarak görenler değiliz. On binlerce kurbanımızı anarken, aslında bizi yok etme hükmü verenleri yendiğimizin bilincindeyiz. Biz bir halk olarak galip geldik. Bu yüzden şimdi de direnmeliyiz. İşgal altındaki Kırım'daki o Moskovalı piyonların ‘Sürgünü anmayı bırakın, o korkunç zamanları unutun, önünüze bakın, bugünü yaşayın’ demeleri boşuna değil; onlar bizim gerçek düşmanlarımızdır. Çünkü bizim unutmamızı istiyorlar. Eğer unutursak; kim olduğumuzu, toprağımızın neresi olduğunu ve onu bizden kimin çalmak istediğini hayal bile edemeyiz. Var olmak için hatırlamak zorundayız.” dedi. DÜNYA KIRIM TATAR SÜRGÜNÜ’NÜ SOYKIRIM OLARAK TANIMALI Çubarov, uluslararası toplumun Kırım Tatar Sürgünü’nü "soykırım" olarak tanımasının stratejik önemine dikkat çekerek konuşmasını şu sözlerle tamamladı: Tarihin tekerrür etmemesi için diğer devletlerin Kırım Tatar Sürgünü’nü soykırım olarak tanıması gerçekten çok önemli. Tarihimizi, kaderimizi ve başımıza gelen felaketleri bilenler; bugün çözmeye çalıştığımız sorunlara - ki Kırım'ın Rus işgalinden kurtarılması da buna dahil- çok daha dikkatli ve saygılı yaklaşacaklardır. Ortak ülkelerdeki ve diğer toplumlardaki bu derin anlayış, bizim bugünkü çabalarımızın anlaşılmasına ve benzer felaketlerin bir daha yaşanmamasına giden en kısa yoldur. 18 MAYIS 1944 KIRIM TATAR SÜRGÜNÜ VE SOYKIRIMI Kırım Tatar halkı, bir şafak vaktinde Sovyetler Birliği diktatörü Josef Stalin’in emriyle 18 Mayıs 1944 tarihinde topyekûn sürgüne tâbi tutuldu. Kırım’danTürkistan, Urallar ve Sibirya bölgelerine hayvan vagonlarıyla sürgün edilen Kırım Tatar halkı; en temel insani haklardan mahrum bırakılarak günlerce süren zorunlu yolculuklar, açlık, susuzluk ve devamındaki perişanlık neticesinde nüfusunun yüzde 46’sını kaybetti. Sovyet yönetimi, soykırım niteliğindeki sürgünün hemen akabinde KırımYarımadası’nda, Kırım Tatarlarının varlığına işaret eden her şeyi ortadan kaldırmaya başladı. Köy, kasaba, ilçe ve şehirler başta olmak üzere yarımadadaki binden fazla yerleşim yerinin Kırım Tatarca olan adları değiştirildi. Kültürel soykırımın yaşandığı Kırım’da tarihi eserler tahrip edildi, mezarlıklar yok edildi ve yarımadanın demografik yapısı bilinçli şekilde dönüştürüldü. Sürgün edilen halk, bağrından koparıldığı o aziz vatanı, Kırım’ı hiçbir zaman unutmadı. Sürgünlük yollarında, sürgün edildikleri yerlerde vatana dönmek için çaba gösterdi. 1989’un sonuna kadar sürgün yerlerinde zorla tutuldu. O döneme değin gerçekleşen vatan Kırım’a geri dönme teşebbüsleri, hapisle ve yeni sürgünle cezalandırıldı. 1989’a gelindiğinde Kırım Tatarları, yavaş yavaş ata topraklarına dönmeye başladı. Sürgün mağdurları o tarihten itibaren yaşadıkları yokluklara rağmen vatanda kalma mücadelesini sürdürdü. Ancak yaklaşık 150 bin Kırım Tatarı maddi yetersizlik ve yasal engeller nedeniyle Türkistan bölgesinde kaldı. 2015 yılında Ukrayna Parlamentosu, Kırım Tatar Sürgünü’nü soykırım olarak kabul etti ve 18 Mayıs tarihini “Kırım Tatar Soykırım Kurbanlarını Anma Günü” olarak ilan etti. 2019 yılında Letonya ve Litvanya meclisleri, 2022’de Kanada Parlamentosunun alt kanadı olan Avam Kamarası, 2024'ün temmuz ayında Polonya Parlamentosunun alt kanadı olan Sejm, 2024'ün ekim ayında Estonya Parlamentosu (Riigikogu), 2024'ün aralık ayında Çekya Parlamentosunun üst kanadı olan Senato ve 2025’in haziran ayında Hollanda Krallığı Genel Meclisinin alt meclisi olan Hollanda Temsilciler Meclisi, 18 Mayıs 1944 Kırım Tatar Sürgünü'nü soykırım olarak tanıdı. 82 yıldır dinmeyen acı: Kırım Tatar Sürgünü ve Soykırımı İnsanlık tarihinin en karanlık ve utanç verici sayfalarından biri olan 18 Mayıs 1944 tarihinde, Kırım Tatarları topyekûn vatanlarından sürülerek SSCB tarafından soykırıma uğradı. pic.twitter.com/mxqlqc5weL — QHA - Kırım Haber Ajansı (@qha_kirimhaber) May 17, 2026

Alman tarihçi Franziska Davies: Rus işgali Ukrayna için soykırımdır Haber

Alman tarihçi Franziska Davies: Rus işgali Ukrayna için soykırımdır

Alman tarihçi Franziska Davies, Rusya’nın barış istemediğini ve Ukrayna’nın işgalinin Ukraynalılar için soykırım anlamına geleceğini söyledi. Alman toplumunun ise işgal deneyimi yaşamamış olması nedeniyle bunu anlamakta zorlandığını belirtti. Münih Ludwig Maximilian Üniversitesi Doğu ve Orta-Doğu Avrupa Tarihi Bölümü öğretim üyesi Franziska Davies, Ukrinform’a verdiği röportajda, son yıllarda “barış” çağrısı yapan çevrelerin bunun nasıl sağlanacağına dair somut bir plan ortaya koyamadığını ifade etti. Davies, “Karşınızda barış istemeyen bir Rusya var. Ukrayna yok edilmek istenirken hangi temelde müzakere yürütülebilir?” dedi. “İŞGAL BARIŞ DEMEK DEĞİLDİR” Rus işgalinin barış olarak değerlendirilemeyeceğini vurgulayan tarihçi, Ukrayna’daki olası bir işgalin halk için ölümcül sonuçlar doğuracağını kaydetti. Davies, “İşgal barış anlamına gelmez. Ukrayna’daki işgal, Ukraynalı kadınlar ve erkekler için soykırım anlamına gelir. Bu barış değildir.” ifadelerini kullandı. Davies, Alman toplumunun bu gerçeği kavramakta zorlanmasının temel nedenlerinden birinin, Almanya’nın kendi tarihinde geniş çaplı işgal deneyimi yaşamamış olmasına bağladı. Tarihçi, “Almanlar İkinci Dünya Savaşı sırasında işgal altında yaşamanın ne demek olduğunu deneyimlemedi. Onlar işgalciydi; ancak soykırımcı bir işgal rejimi altında yaşamayı tecrübe etmediler.” değerlendirmesinde bulundu. “İŞGAL ALTINDA SAVAŞLARDAN DAHA FAZLA İNSAN ÖLDÜ” Polonya ve Ukrayna gibi ülkelerin ise tarihsel olarak bu deneyime sahip olduğunu söyleyen Davies, araştırmaların işgal dönemlerinde savaş meydanlarından daha fazla insanın hayatını kaybettiğini ortaya koyduğunu ifade etti. Davies, “Çatışmaların sona ermesiyle ölümlerin de biteceği düşüncesi yanlıştır.” şeklinde konuştu. “UKRAYNA AVRUPA’NIN GÜVENLİĞİNİ DE SAVUNUYOR” Rusya’nın kendisini tüm Avrupa ile, özellikle de Almanya ile savaş hâlinde gördüğünü savunan Alman tarihçi, Ukrayna’nın yalnızca kendi bağımsızlığını değil Avrupa güvenliğini de koruduğunu belirtti. Davies, “Bu mesele aynı zamanda sizinle ve çocuklarınızla da ilgilidir.” ifadelerini kullandı. Öte yandan Ukrayna Cumhurbaşkanı Volodımır Zelenskıy, Ermenista'nın başkenti Erivan’da Birleşik Krallık Başbakanı Keir Starmer ile yaptığı görüşmede Ukrayna’nın üçlü formatta yeni müzakere turuna hazır olduğunu söyledi.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.