SON DAKİKA
Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#Işgal

QHA - Kırım Haber Ajansı - Işgal haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Işgal haber sayfasında canlı gelişmelerle ulaşabilirsiniz.

Ukrayna Dışişleri Bakanlığı: İşgal altındaki topraklarda yapılan sözde seçimler hükümsüzdür Haber

Ukrayna Dışişleri Bakanlığı: İşgal altındaki topraklarda yapılan sözde seçimler hükümsüzdür

Ukrayna Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Heorhiy Tıhıy, başkent Kıyiv'de düzenlediği basın toplantısında, Rusya'nın işgal altında tuttuğu Ukrayna topraklarında Rusya Devlet Duması için düzenlemeyi planladığı sözde "seçimlerin" tamamen gayrimeşru olduğunu açıkladı. Tıhıy, bu süreçte işgal altındaki bölgelere gözlemci sıfatıyla giden herkesin hukuki yaptırımlarla karşı karşıya kalacağı konusunda uyardı. İşgal altındaki Ukrayna topraklarında oy verme tiyatrosu sahnelenmesinin meşruiyetin yokluğunun bir başka kanıtı olduğunu vurgulayan Tıhıy, "İfade özgürlüğünün ve siyasi partilerin bulunmadığı bir ortamda yapılan bu süreci seçim olarak adlandırmak son derece güçtür. Savaşı hafifçe eleştiren tek parti bile yasaklandı. Putin'in 26 yıllık iktidarı boyunca demokrasiden eser kalmadı." değerlendirmesinde bulundu. "GÖZLEMCİLERE HUKUKİ YAPTIRIM UYGULANACAK" Dışişleri Sözcüsü Tıhıy, Ukrayna Merkez Seçim Kurulunun özel bir kararla işgal altındaki bölgelerde düzenlenen bu sözde seçimlerin tamamen geçersiz ve yasa dışı olduğunu karara bağladığını hatırlattı. Rusya'nın Avrupa Güvenlik ve İşbirliği Teşkilatı (AGİT) gözlemcilerine izin vurgulayan Tıhıy, AGİT dışındaki hiçbir alternatif gözlemci heyetinin meşru kabul edilemeyeceğini ve bu bölgelere yasa dışı şekilde giden uluslararası gözlemcilerin Ukrayna yasaları kapsamında ciddi sonuçlarla yüzleşeceğini belirtti.

İşgal altındaki Kırım’da 118 köy yok olma tehlikesiyle karşı karşıya Haber

İşgal altındaki Kırım’da 118 köy yok olma tehlikesiyle karşı karşıya

Rusya’nın 2014 yılından bu yana Kırım’da yürüttüğü sistemli baskı, baskıcı rejim politikaları ve zorunlu nüfus değişim hamleleri, yarımadayı derin bir demografik krizin eşiğine getirdi. İşgalci yönetimin kontrölündeki sözde "Kırım Bölgesel İnsan Kaynaklarını Geliştirme ve Demografi Araştırmaları Merkezi" Başkanı Kseniya Sikaç, Rus yanlısı "Radio Krım" yayınında yaptığı açıklamada, göç süreçleri ve doğal nüfus artışının durması nedeniyle Kırım’da 118 yerleşim yerinin yakın gelecekte haritadan silinme riskiyle karşı karşıya olduğunu itiraf etti. Sikaç, yarımadadaki nüfus kaybının ulaştığı boyutları gözler önüne sererek, halihazırda 14 köyün tamamen boşaldığını ve fiilen varlığının sona erdiğini belirtti. Yerli halkın ve özellikle Kırım Tatarlarının siyasi baskılar, haksız tutuklamalar ve zorunlu askerlik tehdidi sebebiyle yarımadayı terk etmek zorunda kalması, kırsal bölgelerdeki insansızlaşmayı hızlandıran ana etken olarak öne çıkıyor. 1 MİLYONA YAKIN RUS NÜFUS YERLEŞTİRİLDİ İşgalin başladığı günden bu yana Rusya, yerli halkı göçe zorlarken boşalan alanlara Rusya Federasyonu topraklarından yüz binlerce kişiyi yerleştirdi. 12 yıllık işgal sürecinde Kırım nüfusunun üçte birinden fazlasının yapısı değiştirildi. İşgalci idarenin planlı nüfus mühendisliği kapsamındaki uygulamalarıyla Rusya'dan getirilenlerin ve 2022 yılı sonrası Ukrayna'nın yeni işgal edilen bölgelerinden zorla nakledilenlerin sayısının yaklaşık 1 milyona ulaştığı tahmin ediliyor. Baskı nedeniyle yaşanan dış göç ve doğal nüfus artışındaki sert düşüş, Kırım'ın tarihsel ve sosyal dokusunu yok olma tehlikesiyle baş başa bırakıyor.

21. yüzyılda bir halkın sessiz imhası: “Kırım Tatarlarına yönelik siyasi davalar hibrit bir sürgündür” Haber

21. yüzyılda bir halkın sessiz imhası: “Kırım Tatarlarına yönelik siyasi davalar hibrit bir sürgündür”

Kadim Türk yurdu Kırım, 2014 yılından bu yana Rusya’nın hukuk tanımaz işgali altında karanlık bir dönemi yaşıyor. Kremlin yönetimi; düzmece davalar, yasa dışı gözaltılar ve haksız tutuklamalarla Kırım Tatarları başta olmak üzere yarımada halkını en ağır insan hakları ihlallerine maruz bırakıyor. Özgürlükleri elinden alınan, sistemli baskı ve zulümle vatanlarını terk etmeye zorlanan Kırım Tatarları, 21. yüzyılın ortasında sinsice planlanmış bir "hibrit sürgün" politikasıyla yüz yüze... Kırımlı okurumuz Adalet Seitov, kaleme aldığı sarsıcı mektupta Rusya'nın bu insanlık dışı kıyımını çarpıcı matematiksel verilerle gözler önüne seriyor. Mektubun tam metni şu şekilde: “Kırım Tatarlarına Yönelik Davalar Hibrit Bir Sürgündür” Roma Statüsü'ne göre (Madde 7, Fıkra 1/d) sürgün; kişilerin, hukuki bir dayanak olmaksızın, yaşadıkları topraklardan sınır dışı edilme veya diğer zorlayıcı eylemler yoluyla zorla nakledilmesidir. Tarihsel olarak halkların sürgün edilmesi, neredeyse her zaman toprakları ve nüfusu kontrol eden devlet tarafından yürütülen siyasi süreçlerle bağlantılı olmuştur. Öyle ki, son üç yüzyıldır Kırım Tatarlarının tarihi, zorunlu göçlerle ayrılmaz bir şekilde bağlantılı olmuştur. 1783'ten 20. yüzyılın başlarına kadar en az üç büyük göç dalgası yaşanmıştır. Bu dalgalar toplamda Kırım Tatar halkının yarısından fazlasını etkilemiştir. (Türk tarihçi Kemal H. Karpat'ın tahminine göre, 1783–1922 döneminde yaklaşık 1,8 milyon Kırım Tatarı Osmanlı Devleti'ne göç etmiştir; Karpat, Ottoman Population, 1985, s. 66). Günümüzde insanların yaşadıkları yerden zorunlu ayrılışları bile "göç" olarak adlandırılmaktadır. Ancak sorunun derinine inildiğinde, insanların evlerini terk etmek zorunda kaldığı koşulların fazlasıyla kasıtlı ve planlı bir şekilde oluşturulduğu görülecektir. Tüm Kırım Tatar halkının Kırım'dan Orta Asya'ya zorla sürüldüğü 1944 Sürgünü ile yarımada topraklarında iki yüzyıldır yürütülen o politika tamamlanmış oldu. Şimdi yıl 2026. İnsanlar yük vagonlarına bindirilmiyor, az sayıdaki nüfusun tamamı bir anda çıkarılmıyor. Ancak sürgün yine de gerçekleşiyor. Buna ‘hibrit sürgün’ denebilir. Belli bir planı takip eden anlayış; Kırım Tatar halkının temsilcilerini yargılıyor, Kırım'dan çıkararak başka bir devlete taşıyor ve Rus hapishanelerine kapatıyor. İnsanlar için Kırım'da, kendi topraklarında yaşamayı tehlikeli ve korkutucu hale getiren koşullar kasıtlı olarak yaratılıyor. Kırım Tatar Kaynak Merkezinin Ocak 2026 verilerine göre, 2014 yılından bu yana Kırım'dan çıkan siyasi tutsakların sayısı yaklaşık 500 kişiye ulaştı. Bunların en az 273'ü Kırım Tatarı. Kırım Tatar Milli Meclisi Başkanı Refat Çubarov da bu yılın nisan ayında, tüm Kırımlı siyasi tutsakların (yargılaması sürenler veya cezasını çekenler) sayısının 358 kişi olduğunu belirtti. Bunların yarısından fazlası -181 kişi- Kırım Tatarı. Aynı zamanda Rusya'daki siyasi baskıları ve insan hakları ihlallerini inceleyen Memorial İnsan Hakları Merkezi, şu anda yaklaşık bin 100 kişiyi siyasi tutsak olarak kabul ediyor. Memorial’ın siyasi tutsaklara yardım projesi ise, resmî statüsü olmamakla birlikte Rusya'da siyasi nedenlerle soruşturulan kişilerin sayısının 5 binden fazla olduğuna işaret ediyor. Yapılacak basit bir hesaplamayla şu tablo ortaya çıkmaktadır: Kırım Tatarları, 12 yıl boyunca Kırım'da baskıya maruz kalan toplam insan sayısının yarısından fazlasını (yaklaşık 500 kişiden 273'ünü) oluşturmaktadır. Şu anda siyasi gerekçeli davalar nedeniyle özgürlüğünden yoksun bırakılan Kırım sakinleri arasında da Kırım Tatarlarının payı yarının üzerindedir: 358 kişiden 181'i. Birinci sonuç: Kırım'da, yaşam tarzları, dini inançları ve milli kimlikleri nedeniyle Kırım Tatarlarına yönelik sistemli bir baskı gerçeği mevcuttur. Bu istatistiki veriler, Rusya Federasyonu'nun Kırım'ın yerli halkıyla mücadele etme biçimindeki tek bir önemli eğilimi, yani sistematikliği net bir şekilde göstermektedir. Memorial’ın istatistiklerine göre, resmi siyasi tutsaklar listesinde yaklaşık bin 100 kişi yer almaktadır. Rusya'nın 140 milyondan fazla olan nüfusu dikkate alındığında, bu durum yaklaşık her 128 bin Rus vatandaşına bir siyasi tutsak düştüğü anlamına gelir. Siyasi nitelikli davalarla kovuşturulan ancak resmi siyasi tutsak statüsü bulunmayan kişiler de (ki bunların sayısı 5 binden fazladır) hesaba katıldığında oran daha da belirginleşir: Yaklaşık her 28 bin Rus'a bir siyasi tutsak. Resmi olarak siyasi tutsak kabul edilen yaklaşık bin 100 kişi arasında en az 130 Kırım Tatarı bulunmaktadır. 2025 yılı resmi nüfus sayımına göre Kırım'daki Kırım Tatarı nüfusu 300 binin üzerindedir. Başka bir deyişle, yaklaşık her 2,3 bin Kırım Tatarına bir resmi siyasi tutsak düşmektedir. Resmi olarak tanınan tüm siyasi tutsaklar içinde Kırım Tatarlarının payı yaklaşık sekizde birdir. Memorial istatistikleri ve yapılan hesaplamalar dikkate alındığında, her açıdan, tüm rakamlarla tüyler ürpertici bir tablo ortaya çıkmaktadır. Küçük bir halk için bu çok yüksek bir orandır. İşte modern dünyada bir milleti ‘güzel ve insancıl bir şekilde’ yaşadığı topraklardan söküp atmanın yolu budur. Resmi verilere göre, Rusya ile Ukrayna arasında gerçekleşen 70'ten fazla takas sürecinde 9 bin 600’dan fazla kişi takas edildi. Ancak bunların yalnızca 10 kadarı Kırım Tatarıydı. Bu sayının yarısı asker, yarısı ise sivildi. Bu durum; 12 yıldır süren savaşın, baskıların, zorbalığın ve mücadelenin bilançosudur. Kırım Tatarlarına karşı açılan siyasi davalar, yıllar içinde zaten az sayıda olan bir halka yönelik kalıcı bir baskı pratiğine dönüşmüştür. Siyasi tutsak sayısının yarımadaki Kırım Tatar nüfusuna oranı (özellikle Rusya'daki genel siyasi baskı durumu bağlamında) incelendiğinde, Kırım Tatar halkına yönelik baskı yoğunluğunun son derece yüksek olduğu görülecektir. Baskılar sistematik bir karakter taşımaktadır ve Kırım sakinleri için sonuçları şüphesiz son derece olumsuz ve uzun vadeli olacaktır. Metinde resmi kaynaklardan alınan veriler kullanılmıştır. Gerçekleşen pek çok baskı vakası resmi makamlara yansımadığı için rakamlar kesin olmamakla birlikte, sorunun gerçek boyutu çok daha ciddidir. Tüm insanlık başarılarına rağmen, 21. yüzyılda bütün bir halka karşı neden 12 yıldır böyle bir politika yürütülüyor? Çözüm nedir? Bunun sonu nerede?

İşgalciler Kırım'da çıkardıkları tonlarca fosilleşmiş kemiği Moskova'ya kaçırdı Haber

İşgalciler Kırım'da çıkardıkları tonlarca fosilleşmiş kemiği Moskova'ya kaçırdı

Rusya, 2014 yılında işgal ettiği Kırım’da uluslararası hukuku hiçe sayarak yasa dışı arkeolojik ve paleontolojik kazılar yürütmeye ve yarımadanın doğal ile kültürel mirasını Rusya Federasyonu’na kaçırmaya devam ediyor. Kremlin kontrolündeki sözde Kırım Federal Üniversitesi araştırma görevlisi ve paleontolog Bogdan Zaytsev’in aktardığı bilgilere göre, Kırım’daki Tavrida Mağarası’nda sekiz yıldır sürdürülen yasa dışı çalışmalarda tarih öncesi döneme ait yaklaşık 3 ton fosilleşmiş kemik çıkarıldı. Çalınan bu buluntuların büyük bir kısmının Moskova’daki Rusya Bilimler Akademisi Paleontoloji Enstitüsü depolarında tutulduğu ve bir bölümünün geçici sergilerde teşhir edildiği öğrenildi. MİLYONLARCA YILLIK DOĞAL MİRAS RUSYA’YA TAŞINDI Mağarada yürütülen yasa dışı kazılarda erken Pleistosen dönemine (yaklaşık 1,8 - 1,6 milyon yıl önce) ait nesli tükenmiş antik sırtlan, kılıç dişli kedi, genç antilop, devasa kuşlar ve yarasalara ait kemik ile kafatası kalıntıları ele geçirildi. İşgalci uzmanlar Tavrida Mağarası’nı "Kırım’ın ve dünyanın en büyük fosil yataklarından biri" olarak nitelendirirken, Ukrayna topraklarında bulunan bu eşsiz mirasın Moskova’ya sevk edilmesi tepkilere yol açıyor. KÜLTÜREL VE DOĞAL YAĞMANIN BİR BAŞKA ÖRNEĞİ Kırım’ın işgalinden bu yana yarımadanın arkeolojik, tarihi ve doğal mirasını kendi malı gibi tasarruf eden Rusya, Ukrayna'ya ait olan materyal varlıkları sistemli bir şekilde ülke dışına çıkarıyor. Tavrida Mağarası’ndan bilimsel değeri yüksek, tonlarca kalıntının Moskova’ya kaçırılması, işgalci yönetimin Kırım’daki tarihi ve doğal hafızayı silme ve yağmalama politikasının son örneği oldu. Rus işgalciler Kırım'daki Tavrida Mağarası'ndan çıkardıkları 3 tonluk tarih öncesi fosili Moskova'ya götürdü. Bu durum, Rusya'nın yarımadadaki kültürel ve doğal mirası yasa dışı yollarla Rusya'ya taşıma politikasının bir parçası olarak değerlendiriliyor.

Lviv'de "Kırım Günleri" düzenlendi: "Kırım olmadan tam bir Ukrayna mümkün değil" Haber

Lviv'de "Kırım Günleri" düzenlendi: "Kırım olmadan tam bir Ukrayna mümkün değil"

Ukrayna’nın Lviv kentindeki Şeptıtskıy Merkezi’nde, 2 Eylül’de Kırım’ın kimliğini ve tarihi hafızasını koruma, aynı zamanda yarımadanın gelecekteki işgalden kurtarılma sürecini konu alan "Kırım Günü" etkinliği gerçekleştirildi. Etkinlikte akademisyenler, insan hakları savunucuları, din adamları ve devlet yetkilileri, Kırım’ın Ukrayna için taşıdığı stratejik ve insani önemi bir kez daha vurguladı. Ukrayna Katolik Üniversitesi (UKU) Rektörü Taras Dobko, açılış konuşmasında dayanışmanın önemine değinerek, "Biz Ukraynalılar olarak Kırım Tatar halkına bir dayanışma borçluyuz." ifadesini kullandı. "KIRIM SADECE BİR TOPRAK PARÇASI DEĞİLDİR" İnsan hakları savunucusu ve mücadelesiyle bilinen Sovyet rejimi muhalifi Mıroslav Marınovıç, Kırım’ı yürekten hissetmek gerektiğini belirterek, "Kırım benim için sadece bir toprak parçası değil. Kırım; insanlardır, tarihtir ve bizim için devasa anlam taşıyan hafızadır." dedi. UMMA Ukrayna Müslümanları Din İdaresi Müftüsü Murat Süleymanov ise Müslümanların 2014’ten bu yana Ukrayna'yı aktif olarak savunduğunu hatırlatarak, "Ukraynalı Müslümanların toplumun ayrılmaz bir parçası olduğunu, Ukrayna'yı savunduklarını ve canlarını verdiklerini göstermek zorundayız." diye konuştu. İŞGALDEN KURTARMA VE KİMLİK VURGUSU Ukrayna Cumhurbaşkanının Kırım Özerk Cumhuriyeti Daimi Temsilcisi Olha Kurışko, toprakların işgalden kurtarılmasının önemine dikkat çekerek şu değerlendirmede bulundu: Geçici olarak işgal altında bulunan topraklar kurtarılmadan genel Ukrayna kimliğini korumak ve restore etmek imkansızdır. Burada etnik değil, devletçi ve vatandaşlık bazındaki Ukraynalı kimliğinden bahsediyorum. KÜLTÜREL PROGRAM VE SERGİLER Etkinlik, Kırım Tatar kültürü araştırmacısı ve sanatçı Safiye Lenter-Kızı, Mamure Çabanova ve Kırım Tatar dili kursu mezunlarının gerçekleştirdiği müzik ve şiir dinletisiyle sona erdi. Hafta sonuna kadar Şeptıtskıy Merkezi’nde Kırım Temsilciliği, Kırım Platformu ve Kırım SOS ortaklığıyla hazırlanan "Yıkılan Camiler" ve "Kırım Tarihi Kronolojisi" sergileri ziyaretçilere açık olacak. Sergiler, Kırım tarihini sömürgecilik, sürgün ve mücadele ekseninde sunarken, işgalci devlet tarafından tahrip edilen ibadethaneleri belgeliyor.

Ukrayna'dan FIA’ya Rusya'nın Kırım ve diğer işgal altındaki bölgelerdeki faaliyetlerinin incelemesi için çağrı Haber

Ukrayna'dan FIA’ya Rusya'nın Kırım ve diğer işgal altındaki bölgelerdeki faaliyetlerinin incelemesi için çağrı

Ukrayna Otomobil Federasyonu (FAU), Uluslararası Otomobil Federasyonu (FIA) Etik Komitesine resmî bir temyiz başvurusunda bulunarak Rusya Otomobil Federasyonunun (RAF) faaliyetlerinin acilen soruşturulmasını talep etti. Fransız Le Figaro gazetesinin aktardığı habere göre, Ukrayna tarafını süreçte Avukat Robin Binsard liderliğindeki Fransız hukukçular temsil ediyor. Ukrayna Otomobil Federasyonu, Dünya Motor Sporları Konseyinin 3 Ağustos’ta ve FIA’nın 13 Ağustos’ta aldığı, Rus ve Belaruslu sürücülerin uluslararası yarışlarda yeniden ulusal bayrak ve marşlarını kullanmalarına izin veren kararlara itiraz etti. Söz konusu yaptırımlar, Rusya’nın 2022 yılında Ukrayna’ya başlattığı geniş çaplı işgalin ardından yürürlüğe konulmuştu. FIA, sporculara yönelik sembolik kısıtlamaları esnetse de Rusya ve Belarus topraklarında uluslararası organizasyon düzenleme yasağını yürürlükte tutmuştu. İŞGAL ALTINDAKİ BÖLGELERDE YASA DIŞI TEMSİLCİLİKLER Başvurunun ana dayanaklarından birini, Rusya Otomobil Federasyonunun işgal edilen Ukrayna topraklarındaki yasa dışı yapılanması oluşturuyor. Ukrayna tarafının sunduğu verilere göre RAF; işgal altındaki Kırım’ın yanı sıra Donetsk ve Zaporijjya bölgelerinin işgal altındaki kısımlarında yasa dışı temsilcilikler açarak faaliyet yürütüyor. Ukrayna Otomobil Federasyonu yetkilileri ve hukukçuları, RAF’ın Ukrayna coğrafyasındaki bu eylemlerinin FIA tüzüğünü açıkça ihlal ettiğini vurguladı. Uluslararası kurallara göre FIA’nın her ülkede yalnızca tek bir ulusal spor organizasyonunu tanıdığı hatırlatılarak, Rus Federasyonunun uluslararası motor sporları kurallarına uyup uymadığının acilen denetlenmesi çağrısında bulunuldu.

AB: Kırım, Donetsk, Herson, Luhansk ve Zaporijjya Ukrayna'ya aittir Haber

AB: Kırım, Donetsk, Herson, Luhansk ve Zaporijjya Ukrayna'ya aittir

Birleşmiş Milletler (BM) Genel Kurulunun 1 Eylül'de düzenlediği, Rus işgali altında bulunan Ukrayna topraklarındaki insan hakları durumuna ilişkin oturumunda, Avrupa Birliği (AB) ve üye ülkeler adına AB BM Daimi Temsilcisi Büyükelçi Stavros Lambrinidis tarafından ortak bildiri sunuldu. Bildiriye Kuzey Makedonya, Karadağ, Arnavutluk, Ukrayna, Moldova, Bosna-Hersek, Gürcistan, Lihtenştayn, Andorra ve Monako da taraf oldu. Kırım, Akyar (Sivastopol), Donetsk, Luhansk, Zaporijjya ve Herson bölgelerinin yasa dışı işgalinin uluslararası hukukun açık bir ihlali olduğunu vurgulayan Lambrinidis, Rusya'nın temel amacının Ukraynalıların günlük yaşamını, haklarını ve milli kimliğini sistemli şekilde yok etmek olduğunu ifade etti. 12 YILLIK SİSTEMATİK İNSAN HAKLARI İHLALLERİ BELGELENDİ BM İnsan Hakları Yüksek Komiserliği (OHCHR) ve Bağımsız Uluslararası Soruşturma Komisyonu raporlarına atıfta bulunulan bildiride, Rusya'nın 2014 yılından bu yana işgal altındaki Ukrayna topraklarında uyguladığı ihlaller detaylandırıldı. Belgelenen ihlaller arasında siyasi temelli zulüm, keyfi tutuklamalar, yargısız infazlar, sivil tutuklulara ve savaş esirlerine yönelik sistemli işkence, cinsel şiddet, zorla kaybetmeler, ifade ve dini inanç özgürlüğünün bastırılması yer alıyor. Ayrıca Kırım Tatar halkının temsil organlarının yasaklanması, zorunlu pasaportlaştırma, yerel halkın yasa dışı şekilde Rus ordusuna askere alınması ve kamu ile özel mülklerin kamulaştırılması da raporda öne çıkan başlıklar arasında yer aldı. Açıklamada, Rusya'nın işgal altındaki bölgelerin demografik yapısını değiştirmek amacıyla uyguladığı politikalara dikkat çekildi. Okul çağındaki çocukların ve gençlerin zorunlu asimilasyon, askerileştirme ve propagandaya tâbi tutulduğu belirtilirken; Ukraynalı çocukların yasa dışı bir şekilde Rusya'ya ve suç ortağı Belarus'a kaçırılmasının Uluslararası Soruşturma Komisyonu kararlarına göre savaş suçu teşkil ettiği hatırlatıldı. AB, kaçırılan tüm çocukların koşulsuz ve acil şekilde Ukrayna'ya iade edilmesi çağrısında bulundu. "SÖZDE SEÇİMLERİ VE İLHAKLARI ASLA TANIMAYACAĞIZ" Kırım, Donetsk, Herson, Luhansk ve Zaporijjya'nın Ukrayna toprağı olduğunun altı çizilen bildiride; AB'nin Rusya tarafından düzenlenen sözde seçimleri, zorunlu Ruslaştırma politikalarını veya herhangi bir ilhak girişimini hiçbir zaman meşru kabul etmeyeceği açıkça ifade edildi. AB yetkilileri, Ukrayna halkı bağımsız ve güvenli bir geleceğe kavuşana kadar siyasî, finansal, askerî ve diplomatik desteğin kesintisiz süreceğini beyan etti. Bildiride Rusya'ya; yasa dışı işgale derhal son verme, koşulsuz ve kapsamlı bir ateşkesi kabul etme ve BM Şartı ile uluslararası hukuk çerçevesinde adil bir barış için müzakere masasına oturma çağrısı yapıldı.

Birleşik Krallık’tan BM’de Kırım mesajı: "İşgal, Ukrayna sınırlarını değiştiremez" Haber

Birleşik Krallık’tan BM’de Kırım mesajı: "İşgal, Ukrayna sınırlarını değiştiremez"

Birleşik Krallık'ın Birleşmiş Milletler (BM) Daimî Temsilcisi Büyükelçi Sarah MacIntosh, BM Genel Kurulunda yaptığı konuşmada Rusya’nın Ukrayna’ya yönelik saldırılarını ve işgal altındaki bölgelerdeki uygulamalarını sert sözlerle eleştirdi. MacIntosh, Rusya’nın Kırım’ı yasa dışı işgalinin üzerinden 12 yıl geçtiğini hatırlatarak, Moskova’nın işgal ve ilhak girişimlerinin Ukrayna’nın egemenliğini ve uluslararası sınırlarını değiştirmeyeceğini söyledi. MacIntosh, BM Genel Kurulunda yaptığı konuşmada Rusya’nın Kırım’ın yanı sıra Donetsk, Luhansk, Herson ve Zaporijjya bölgelerindeki işgalini eleştirdi. Rusya’nın işgal altındaki bölgelerde kontrolünü güçlendirmek amacıyla Ukraynalıları Rus pasaportu almaya zorladığını, çocukları zorla götürüp kimliklerini değiştirmeye çalıştığını ve Ukrayna’nın kültürel mirası ile dilini hedef aldığını belirtti. MacIntosh ayrıca bazı bölgelerin günlerce susuz ve insani yardımdan mahrum bırakıldığını, Ukrayna’nın kültürel mirasının silinmeye ve Ukraince dilinin baskı altına alınmaya çalışıldığını ifade etti. MacIntosh, “Bu eylemler Ukrayna’nın egemenliğini değiştirmez ve sınırlarını yeniden çizmez.” dedi. MacIntosh, Rusya’nın Ukrayna’ya yönelik saldırılarının giderek arttığını belirterek, yalnızca temmuz ayında Ukrayna’ya en az 429 füze fırlatıldığını söyledi. Bu sayının bir önceki aya göre iki kattan fazla olduğunu belirten Büyükelçi, saldırıların bedelini Ukraynalı sivillerin ödediğini vurguladı. Rusya’nın Şubat 2022’de başlattığı geniş çaplı işgalden bu yana Ukrayna’da yaklaşık 17 bin sivilin hayatını kaybettiğini belirten MacIntosh, bunların 820’sinin çocuk olduğunu ifade etti. MacIntosh ayrıca 51 binden fazla sivilin yaralandığını ve yaralılar arasında yaklaşık 3 bin çocuğun bulunduğunu söyledi. RUSYA LİMANLARI VE SİVİL GEMİLERİ DE HEDEF ALIYOR MacIntosh, Rusya’nın Ukrayna’nın limanlarına ve sivil gemilerine yönelik saldırılarının da arttığını belirtti. Saldırıların küresel gıda tedarikini tehdit ettiğini ve dünya genelinde gıda fiyatlarının yükselmesine katkıda bulunduğunu söyleyen MacIntosh, farklı ülkelerden denizcilerin de Rus saldırılarında hayatını kaybettiğine dikkat çekti. Ukrayna’nın savaş öncesinde küresel mısır ihracatının yüzde 12’sini, buğday ihracatının yüzde 10’unu ve ayçiçek yağı ihracatının yüzde 50’sini karşıladığını hatırlatan MacIntosh, Rusya’nın limanlara yönelik saldırılarının yalnızca Ukrayna’yı değil, küresel gıda güvenliğini de etkilediğini belirtti. BİRLEŞİK KRALLIK'TAN ATEŞKES ÇAĞRISI MacIntosh, BM üyesi tüm ülkelere BM Şartı’nı savunma, Rusya’nın yasa dışı toprak iddialarını reddetme ve Moskova’ya insani yardım erişimine izin vermesi yönünde baskı yapma çağrısında bulundu. Birleşik Krallık'ın Ukrayna’nın BM Şartı’nın 51. maddesi kapsamında sahip olduğu meşru müdafaa hakkını kullanmasını desteklemeye devam edeceğini belirten MacIntosh, bunun “gerektiği sürece” sürdürüleceğini söyledi. MacIntosh ayrıca Ukrayna’nın tam, derhâl ve koşulsuz ateşkes çağrısını desteklediklerini ve adil ve kalıcı bir barıştan yana olduklarını belirterek Rusya’ya da aynı taahhütte bulunması çağrısı yaptı.

BM'de Ukrayna'dan kararlılık mesajı: "Ukrayna geri adım atmayacak, teslim olmayacak" Haber

BM'de Ukrayna'dan kararlılık mesajı: "Ukrayna geri adım atmayacak, teslim olmayacak"

Ukrayna Dışişleri Bakan Yardımcısı Maryana Betsa, Birleşmiş Milletler (BM) Genel Kurulunun geçici Rus işgali altında bulunan Ukrayna topraklarındaki duruma ilişkin düzenlenen oturumunda konuştu. Ukrayna'nın Rusya karşısında teslim olma veya geri adım atma gibi bir planının bulunmadığını belirten Betsa, toprak bütünlüğü ve özgürlük savunmasının kararlılıkla süreceğini vurguladı. BM Genel Kurulu salonundaki diplomatlara seslenen Betsa, "Bu salondaki herkesin duyduğundan emin olmak istiyorum: Ukrayna teslim olmayı planlamıyor, geri adım atmayı düşünmüyor. Toprağımızı savunacağız. BM Şartı'nın 51. maddesi uyarınca özgürlüğümüzü, egemenliğimizi ve toprak bütünlüğümüzü savunacağız. Rusya birliklerini çekene, uluslararası alanda tanınmış sınırlarımızda toprak bütünlüğümüz sağlanana ve adil bir barışa ulaşılana kadar mücadeleyi bırakmayacağız." dedi. "KREMLİN'İN AMACI SADECE TOPRAK KONTROLÜ DEĞİL, KİMLİĞİ VE KÜLTÜRÜ SİLMEK" Rusya'nın kitle bombardımanları ve sürekli balistik füze tehdidiyle çocukları, sivil halkı ve altyapıyı bilinçli olarak hedef aldığını belirten Betsa, nükleer silah kullanma tehditleriyle de terör estirildiğini ifade etti. Kremlin yönetiminin bu terör politikasıyla Ukrayna halkını korkutup teslim olmaya zorlayabileceğini sandığına dikkat çeken Bakan Yardımcısı, uluslararası topluma Rusya'ya yönelik baskıları artırma ve Moskova’yı koşulsuz bir ateşkese zorlama çağrısında bulundu. İşgal altındaki topraklardaki duruma da değinen Betsa, Rusya'nın temel hedefinin yalnızca coğrafi kontrol sağlamak olmadığını vurgulayarak şunları kaydetti: Rusya'nın amacı Ukrayna kimliğini, dilini ve kültürünü silmek; geçici olarak işgal altındaki bölgeler ile Ukrayna'nın geri kalanı arasındaki bağları tamamen koparmaktır. Uluslararası izleme ve soruşturma mekanizmalarının işgal altındaki bölgelerde ağır insan hakları ihlallerini belgelemeye devam ettiğini aktaran Betsa; keyfi tutuklamalar, zorla kaybetmeler ve siyasi zulümlerin sürdüğünü belirterek, “Yerli halkların temsilcileri, dini topluluklar, gazeteciler ve sivil aktivistleri yalnızca Ukraynalı kimliklerini korudukları için sistematik baskıya maruz kalıyor.” diye vurguladı.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.