SON DAKİKA
Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#İstanbul

QHA - Kırım Haber Ajansı - İstanbul haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, İstanbul haber sayfasında canlı gelişmelerle ulaşabilirsiniz.

Ukrayna Bağımsızlık Günü İstanbul’da kutlandı: "Geleceğe umutla bakıyoruz" Haber

Ukrayna Bağımsızlık Günü İstanbul’da kutlandı: "Geleceğe umutla bakıyoruz"

Ukrayna’nın İstanbul Başkonsolosluğu, 24 Eylül 2023 Perşembe günü Ukrayna Bağımsızlık Günü münasebetiyle İstanbul Pullman Otel’de görkemli bir resepsiyon gerçekleştirdi. Ukrayna'nın İstanbul Başkonsolosu Heorhiy Filatov ve eşi Halına Filatova’nın ev sahipliğindeki geceye; diplomatik misyon temsilcileri, Türk iş insanları ile Ukrayna ve Kırım Tatar toplumunun önde gelen isimleri katıldı. Resepsiyon, Ukrayna ve Türkiye millî marşlarının okunmasının ardından Ukrayna-Rusya Savaşı'nda hayatını kaybedenlerin anısına yapılan saygı duruşu ile başladı. BAŞKONSOLOS FİLATOV: BİZ BURADAYIZ, GELECEĞE UMUTLA BAKIYORUZ Gecenin açılış konuşmasını yapan Ukrayna’nın İstanbul Başkonsolosu Heorhiy Filatov, Ukrayna halkının direnç ve kararlılık mesajını vurgulayarak şunları kaydetti: Değerli dostlar, Ukrayna'nın yaşadığı tüm zorluklara rağmen bu akşam vermek istediğimiz en önemli mesaj şudur: Biz buradayız! Mücadele ediyoruz. Çalışıyoruz. Üretiyoruz. İnşa ediyoruz. Çocuklarımızı büyütüyoruz ve geleceğe umutla bakıyoruz. Ukrayna'nın yanında duran, her alanda kapsamlı destek sağlayan ve adil, kalıcı bir barışın tesisi için çaba gösteren Türkiye'ye, Türkiye'nin liderliğine ve Türk halkına içtenlikle teşekkür etmek istiyorum. Birleşmiş Milletlerde yaptığı açıklamalar ve Ukrayna'nın egemenliği ile toprak bütünlüğüne verdiği destek dolayısıyla Sayın Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'a özellikle teşekkür etmek istiyorum. Bu destek bizim için son derece kıymetlidir. Mesajınızı duyuyoruz ve desteğinize minnettarız. BÜYÜKELÇİ CELÂL: DENİZ SEYRÜSEFER GÜVENLİĞİ VE İLKELERE DAYALI BARIŞ ELZEMDİR Ardından kürsüye gelen Ukrayna’nın Ankara Büyükelçisi Nariman Celâl, BM Genel Kurulu çerçevesinde Cumhurbaşkanı Erdoğan ve Cumhurbaşkanı Zelenskıy arasında gerçekleşen görüşmeye atıfta bulunarak Türk diplomasisine teşekkür etti: Ukrayna Cumhurbaşkanı Volodımır Zelenskıy, dün New York’ta Türkiye Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’la görüştü. Bu görüşme, Ukrayna ve Türkiye'nin yalnızca ortak çıkarları paylaşmakla kalmadığını, aynı zamanda bunları birlikte ele alabileceklerini bir kez daha teyit etti. Cumhurbaşkanı Erdoğan, Birleşmiş Milletler Genel Kuruluna hitabında, Türkiye'nin Ukrayna'nın egemenliğine ve toprak bütünlüğüne verdiği ilkesel desteği bir kez daha yineledi. Kırım'ın yasa dışı işgalinin Türkiye tarafından tutarlı bir şekilde tanınmaması da dâhil olmak üzere, bu duruşu takdirle karşılıyoruz. Ukrayna için gelecekteki her türlü barışın tam olarak bu ilkelere dayanması elzemdir. Müzakere sürecini kolaylaştırmaya hazır olduğu için Türkiye'ye minnettarız. İstanbul daha önce de önemli diplomatik görüşmelere ev sahipliği yaptı ve adil ile kalıcı bir barışa ulaşma çabalarında Türk diplomasisinin önemli bir rol oynamaya devam edeceğine inanıyoruz. Ancak diplomatik çabalara gerçek güvenliği sağlayan somut adımların eşlik etmesi gerektiğine kararlılıkla inanıyoruz. Dün iki Cumhurbaşkanı tarafından ele alınan kilit konulardan biri de Karadeniz'deki durumdu. Ukrayna; seyrüsefer güvenliğinin, deniz ihracat koridorunun istikrarlı işleyişinin ve küresel pazarlara kesintisiz gıda tedarikinin sağlanmasına büyük önem vermektedir. Türkiye'nin sivil deniz taşımacılığının güvenliğini sağlama yönündeki çabalarını destekliyoruz. Ukrayna, denizcilik ve kritik altyapılara yönelik saldırıları durdurmak için karşılıklı ve güvenilir düzenlemelere hazırdır. Ancak bu tür her türlü düzenlemeye her iki tarafça da uyulmalı, etkili denetim mekanizmaları içermeli ve sivil deniz taşımacılığının askeri amaçlarla kullanılmasını engellemelidir. Cumhurbaşkanı Zelenskıy'nın Cumhurbaşkanı Erdoğan ile yaptığı görüşmenin ardından vurguladığı üzere; Rusya'nın Ukrayna altyapısına yönelik saldırıları durdurmaya hazır olması, Ukrayna'nın da karşılıklı olarak uzun menzilli saldırılarını durdurmasının önünü açacaktır. KIRIMOĞLU'NUN İMZALI KRAVATI İYİLİK ŞEHRİ İÇİN AÇIK ARTIRMA İLE SATILDI Konuşmaların ardından, Ukrayna’nın Çernivtsı şehrinde bulunan ve ülkenin en büyük anne-çocuk kriz tesisi olma özelliğini taşıyan "İyilik Şehri" (Misto Dobra) merkezinde tedavi gören çocuklara ve işgal altındaki bölgelerden tahliye edilen ailelere destek olmak amacıyla bir yardım açık artırması düzenlendi. Açık artırmanın en dikkat çeken parçası, Kırım Tatar halkının millî lideri Mustafa Abdülcemil Kırımoğlu’nun "Kırım Özgür Olacak" notuyla imzaladığı özel kravat oldu. Ayrıca programda Ukrayna'nın Şahtar Donetsk (Shakhtar Donetsk) takımının teknik direktörü Arda Turan'ın imzasının bulunduğu forma da açık artırma ile satışa sunuldu. Elde edilen tüm gelirin savaş sebebiyle evsiz kalan ailelere ve ağır hasta çocuklara barınma ve tıbbi bakım sağlayan merkeze aktarılacağı açıklandı. Etkinlik programı, Ukrayna ve Kırım Tatar geleneksel ile modern eserlerinin icra edildiği müzik dinletisiyle devam etti. Resepsiyon, konuklara sunulan geleneksel Ukrayna ve Kırım Tatar mutfağından ikramlarla sona erdi.

AK Parti Sözcüsü Çelik’ten Ukrayna-Rusya Savaşı mesajı: “İstanbul’da masa kurulmalı” Haber

AK Parti Sözcüsü Çelik’ten Ukrayna-Rusya Savaşı mesajı: “İstanbul’da masa kurulmalı”

Adalet ve Kalkınma Partisi (AK Parti) Genel Başkan Yardımcısı ve Parti Sözcüsü Ömer Çelik, 10 Eylül 2026 tarihinde parti genel merkezinde Cumhurbaşkanı ve AK Parti Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan başkanlığında gerçekleştirilen Merkez Karar ve Yönetim Kurulu (MKYK) toplantısının ardından gündeme dair önemli açıklamalarda bulundu. Ukrayna-Rusya Savaşı’nı yakından takip ettiklerini belirten Çelik, gelinen noktada çatışmaların boyut değiştirdiğine dikkat çekti. "KARADENİZ'DEKİ DURUM SON DERECE SAKINCALI BİR HALE GELMİŞTİR" Ömer Çelik, "Bir sürü masa kurulumu girişiminden sonra gelinen noktada Rusya-Ukrayna Savaşı uzun soluklu bir yıpratma mücadelesine dönmüştür. Savaşın daha geniş bir bölgeye yayılma ihtimali, NATO-Avrupa Birliği çerçevesinde ortaya çıkan tartışmalar, daha ileri düzeyde silahların kullanılmasından bahsedilmesi, tabii ki Karadeniz'deki durum son derece sakıncalı bir hale gelmiştir." ifadelerini kullandı. "İSTANBUL'DA BİR MASA KURULARAK SONUCA VARILMASI GEREKMEKTEDİR" Karadeniz'deki sivil Türk gemilerinin hedef alınmasının reddedilmesi gereken bir durum olduğunu ifade eden Çelik, "Şimdiye kadar Rusya kaynaklı 8, Ukrayna kaynaklı 35 Türk işletmeli gemi hedef alındı. Bu konudaki uyarılarımızı sürdürüyoruz. Bu konudaki hassasiyetlerimizi ve takibimizi en üst düzeyde devam ettiriyoruz. Ama kısır döngünün bir an evvel sona ermesi, İstanbul'da bir masa kurularak muhakkak surette artık bir sonuca varılması gerekmektedir." şeklinde konuştu. MEKKE ORTAK SAVUNMA ANLAŞMASI Mekke Anlaşması'nın içinde olunan güvenlik örgütlerine zıt ya da alternatif güvenlik anlaşması olmadığını, tam tersi içinde bulunulan güvenlik örgütlerini tamamlayan bir yaklaşımda olduğunu vurgulayan Çelik, şunları kaydetti: Şu anda Suudi Arabistan ve Pakistan'la ilk toplantısı da yapılan Mekke Anlaşması, aslında bölgedeki devletlerin, komşularımızın, kardeşlerimizin kendi iradeleriyle barışın korunmasına dönük bir inisiyatifin nasıl oluşturulacağına dair bir mikro model olarak ortaya çıkıyor. Tabii ki bundan sonra yeni katılımlar olacaktır ama henüz her şey çok yeni. İttifak, bölgedeki tabii ki bütün devletlere açık ama prensiplerinin, giriş kurallarının oturması biraz daha zaman alacaktır. Olgunlaştıkça bölge barışına ve küresel barışa katkıda bulunacak, bölgedeki istikrara katkıda bulunacak bir yapı olarak yoluna devam edecektir. "HÜRMÜZ BOĞAZI'NDAKİ GERGİN DURUMUN DÜNYANIN HER TARAFINA SONUÇLARI OLACAKTIR" ABD ve İsrail'in İran'a saldırısından sonra herhangi bir barış zemininin kurulamadığını ifade eden Çelik, şöyle devam etti: İran'a dönük ekonomik yaptırımın uygulanması, İran'daki rejimin İsrail'in ajandası çerçevesinde hedef alınmasının aslında hiçbir sonuç getirmeyeceği ortadadır. Daha uzun süreli bir savaş dünyanın her tarafını etkileyecek. Hürmüz Boğazı'nın kapalı olmasının ya da Hürmüz Boğazı'ndaki çatışmalı ve gergin durumun dünyanın her tarafına daha yoğun bir şekilde sıçrayan sonuçları olacaktır. Bunun yolu savaşı yoğunlaştırmak, İsrail'in ajandası doğrultusunda İran'a daha çok saldırmak değil, tam tersine bir an evvel barışın sağlanacağı bir ortamın tesis edilmesine çalışmaktır. Sayın Cumhurbaşkanımız savaşın başladığı andan itibaren çatışmanın daha derinleşmemesi ve sivil kayıpların durdurulması için büyük bir inisiyatif ortaya koydu. İslamabad Mutabakat Zaptı'nın ortaya çıkmasında da Sayın Cumhurbaşkanımızın iradesinin çok büyük katkıları oldu. Provokasyonlardan kaçınma ve yeniden müzakere masasına dönülmesi konusunda da Sayın Cumhurbaşkanımız diplomasi trafiğini devam ettiriyor.

Türkiye'de müze sayısı 664'e çıktı: Ziyaretçi sayısı yüzde 6,8 artış gösterdi Haber

Türkiye'de müze sayısı 664'e çıktı: Ziyaretçi sayısı yüzde 6,8 artış gösterdi

Türkiye genelinde müze sayısı, 2025'te bir önceki yıla göre yüzde 4,4 artarak 664'e yükseldi. Müze ve ören yeri ziyaretçi sayısı ise yüzde 6,8 artışla 65 milyon 862 bin 639'a ulaştı. Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK), 2025 yılına ilişkin Kültürel Miras İstatistikleri'ni açıkladı. Buna göre Türkiye genelinde müze sayısı geçen yıl 2024'e kıyasla yüzde 4,4 artarak 664'e çıktı. MÜZELER NASIL DAĞILIYOR? Açıklanan verilere göre bu müzelerin 220'si Kültür ve Turizm Bakanlığı bünyesinde, 426'sı özel müze kategorisinde yer aldı. Milli Saraylar Başkanlığına bağlı 18 müze faaliyet gösterirken ören yeri sayısı 148 oldu. Müzelerdeki eser sayısı, geçen yıl bir önceki yıla göre yüzde 0,4 artarak 4 milyon 12 bin 294 olarak kayıtlara geçti. Bakanlığa bağlı müzelerdeki eser sayısı yüzde 0,5 artarak 3 milyon 388 bin 462 olurken özel müzelerdeki eser sayısı yüzde 0,4 artışla 292 bin 271'e ulaştı. Aynı dönemde Millî Saraylar Başkanlığına bağlı müzelerdeki eser sayısı yüzde 0,5 azalarak 331 bin 561 oldu. Bakanlığa bağlı müzelerdeki eserlerin yüzde 60,4'ü sikke, yüzde 27,8'i arkeolojik materyal, yüzde 6,7'si etnografik materyal, yüzde 3,5'i tablet olarak belirlendi. MÜZE VE ÖREN YERLERİNDE ZİYARETÇİ REKORU Müze ve ören yeri ziyaretçi sayısı, geçen yıl bir önceki yıla göre yüzde 6,8 artarak 65 milyon 862 bin 639'a yükseldi. Ziyaretçilerin yüzde 52,9'u Bakanlığa bağlı müze ve ören yerlerini ziyaret etti. Bakanlığa bağlı ücretli müze ve ören yerlerine gidenlerin sayısı 20 milyon 888 bin 733'ü bulurken bunun toplam ziyaretçiler içindeki payı yüzde 31,7 oldu. Özel müze ziyaretçi sayısı yüzde 10,8 artarak 21 milyon 905 bin 335'e çıkarken Millî Saraylar Başkanlığına bağlı müze ziyaretçi sayısı yüzde 8,8 azalarak 9 milyon 122 bin 685'e geriledi. Bakanlık tarafından satılan müze kartı sayısı 6 milyon 804 bin 917 olarak kayıtlara geçti. EN ÇOK ZİYARETÇİ İSTANBUL, İZMİR VE ANKARA'DA En yüksek müze ziyaretçi sayısına sahip iller sırasıyla 18 milyon 307 bin 485 ile İstanbul, 4 milyon 646 bin 357 ile İzmir ve 4 milyon 642 bin 683 ile Ankara olarak sıralandı. Taşınmaz kültür varlıklarının sayısı 2025'te bir önceki yıla göre yüzde 2,6 artarak 130 bin 632'ye çıktı. Bu kültür varlıklarının en çok bulunduğu il 34 bin 558 ile İstanbul olurken bu ili 8 bin 120 ile İzmir ve 5 bin 332 ile Muğla takip etti. SİT ALANLARI VE MİLLİ PARKLARDA ARTIŞ Toplam sit alanı sayısı 2025'te bir önceki yıla göre yüzde 6 artarak 27 bin 703'e ulaşırken sit alanlarının yüzde 97,1'ini arkeolojik bölgeler oluşturdu. Millî parkların sayısı 2025'te bir önceki yıla göre yüzde 2 artarak 50 oldu. Millî park alanı yüzde 3,2 artışla 942 bin 286 hektara ulaştı. Tabiat parkı sayısı yüzde 2,2 artarak 274 olurken tabiat parkı alanı yüzde 0,2 artışla 94 bin 294 hektar olarak kayıtlara geçti. Tabiatı koruma alanı sayısı bir önceki yıla göre değişmeyerek 32 kalırken tabiat anıtı sayısı da aynı kalarak 111 oldu.

Prof. Dr. Yavuz Akpınar QHA’ya konuştu: Gaspıralı’nın bilinmeyen yazıları gün yüzüne çıkıyor Haber

Prof. Dr. Yavuz Akpınar QHA’ya konuştu: Gaspıralı’nın bilinmeyen yazıları gün yüzüne çıkıyor

Cihan ÖZKAN QHA/Ankara Türk dünyasının ve Kırım Tatarlarının en önemli aydınlarından, Türklük bilincinin meşalesini yakmış öncü bir şahsiyet olarak tanınan İsmail Bey Gaspıralı’nın yeni bulunan eseri Şarktan Mektuplar'ı öğrencisi Kamila İshakova ile birlikte yayımlayan ve Gaspıralı çalışmalarına yaptığı eşsiz katkılar ile tanınan Prof. Dr. Yavuz Akpınar, Kırım Haber Ajansının (QHA) sorularını yanıtladı. İsmail Bey Gaspıralı’nın son iki asırda bütün Türk dünyasını üzerinde birleştiği ve ortak bir şahsiyet olarak kabul ettiği “tek” kişi olduğunu söyleyen Prof. Dr. Akpınar, Gaspıralı'nın vaktiyle Ali Şîr Nevaî ve Hoca Ahmet Yesevi ile mukayese edilebilecek seviyede üstün bir şahsiyet olduğunu vurguladı. İsmail Bey Gaspıralı üzerine eskiden beri süregelen çalışmalar olduğunu ancak hâlâ yaşamı hakkında öğrenilmesi gereken karanlık noktaların bulunduğunu ve bunların üzerinde pek fazla durulmadığını belirten Prof. Akpınar, son dönemlerde Gaspıralı hakkında yapılan en dikkat çekici ve mükemmel çalışmayı Kırım’da Prof. Viktor Yuryeviç Gankeviç’in yaptığını söyledi. “GANKEVİÇ’İN ÇALIŞMALARI ÇOK KIYMETLİ” Gankeviç’in araştırmasının belgelere dayanan çok kıymetli bir monografi olduğunu aktaran Akpınar, “Gankeviç’in araştırması oldukça değerli ve belgelere dayanan çok kapsamlı bir araştırma. Birçok hususu açığa çıkardı. Fakat bu eser Rusça yayımlandığı için özellikle Türkiye’deki araştırmacıların birçoğu bu eserden faydalanamadı.” dedi. Akpınar, Gaspıralı hakkında gözden kaçan unsurların artık tamamlanması gerektiğini, eski yanlışların yeni araştırmacılar tarafından tekrar edilmemesi gerektiğini belirterek, “Mesela Avrupa’da üniversite eğitimi aldı mı almadı mı? Hâlbuki almadığı çok açık. Bu yanlışlar günümüze de taşınıyor. Veya muharrirliğinin İstanbul’da başlayıp başlamadığı meselesi… Yusuf Akçura, Türk Yılı 1928 adlı eserinde Gaspıralı ile ilgili ‘İstanbul’dan yazdığı şarkkâri renklerle müzeyyen yarı hakikî, yarı hayalî mektuplar Moskova, Petersburg gazetelerinde yayımlandı’, ‘muharrirliği İstanbul’da başlar’ diyor. Bundan daha açık ne olabilir?” diye konuştu. Akpınar, Gaspıralı üzerine çalışmaya başladığı ilk andan itibaren Yusuf Akçura’nın “Şarkkâri renklerle müzeyyen yarı hakikî, yarı hayalî mektuplar” ifadesinin dikkatini çektiğini Gaspıralı’nın başlıca eserlerini temin etmeye uğraştığını sonraki geçen yıllarda bu yazıların gerçekten yayımlanıp yayımlanmadığını Kamila İshakova ile birlikte araştırmaya başladıklarını söyledi. St. Petersburg’da çıkan Novoye Vrem’ya gazetesinde Şubat 1875 ile Kasım 1875 tarihlerinde “Şark’tan Mektuplar” başlığıyla yayımlanan on dört mektup tespit ettiklerini ancak bunlar üzerinde açık bir imzanın bulunmadığını ifade eden Akpınar, Gaspıralı’nın gazete yetkilisi A. S. Suvorin'e yazdığı mektubu incelediklerinde bu mektupların Gaspıralı’ya ait olduğunu net bir şekilde anladıklarını ifade etti. “GENİŞ BİR İNCELEME EKLEYEREK KÜLLİYATA DÂHİL EDECEĞİM” Akpınar, “Ben bir an evvel bunu bilim alemine duyurmak için Rusçalarını yayımladım. Şimdi tercüme safhası bitmek üzere. Eserin başına çok geniş bir inceleme ekleyerek bunu da külliyata dâhil edeceğim.” dedi. Yazıların pek çok önemli gözlem, tespit ve tenkit içerdiğini belirten Akpınar, “Osmanlı yönetimini ve yönetim problemlerini, devletler arası siyasetini, Osmanlıların yaptıkları hataları, Türklerin bilim öğrenmek, meslek edinmek yerine memur olma hevesine kapılmaları gibi pek çok önemli tespit var. Ve Gaspıralı bunları o kadar güzel anlatmış ki tabii Rus muhitine yazdığı için, onların dikkatini çekebilmek için egzotik bir lisan da kullanıyor. Bu yazıları yazarken henüz 24 yaşında ama kendini yetiştirmiş, çok olgun ve nadir bir şahsiyet.” şeklinde konuştu. Yazıların bugünkü anlamda bir mektup olmadığını “İstanbul ve Osmanlı yönetimi hakkında yazılar” olarak nitelendirilmesi gerektiğinin altını çizen Akpınar, “Yazılar İstanbul’un durumunu; Osmanlı’nın sosyal, siyasi, iktisadi hayatını anlatıyor. Örneğin bir tanesinde Ramazan Bayramı'nı, Ramazan'ı, Ramazan eğlencelerini çok güzel anlatıyor.” dedi. AKPINAR: İLK KEZ AÇIKLIYORUM, BAŞKA YAZILAR KEŞFETTİK İsmail Bey Gaspıralı’nın 1974-75 yıllarında İstanbul’dan yazdığı başka yazılarını da keşfettiğini ilk kez QHA’ya açıklayan Prof. Akpınar, “Şu gelişmeyi ilk defa size açıklayayım. Gaspıralı hakkında başka belgeler, başka gazetelerde çıkan yazılarını da tespit ettik. Üzerinde çalışmaya devam ediyoruz. Bunlar bugüne kadar karanlıkta kalmış, kimse tarafından bilinmeyen yazılar.” bilgisini verdi. “ANA KAYNAKLAR ORTADA YOK” Soldan sağa: İsmail Bey Gaspıralı, Hasan Bey Zerdabi, Ali Merdan Bey Topçubaşı Akpınar, Türk dünyasının önemli fikir ve düşünce adamlarına ait ana kaynakların ve külliyatların hâlâ yayımlanmamış olmasının büyük bir eksiklik olduğunu belirtti. Bu durumun yalnızca İsmail Bey Gaspıralı için değil, Yusuf Akçura, Hüseyinzade Ali Bey, Ahmet Ağaoğlu, Ayaz İshaki ve Ziya Gökalp gibi önemli isimler için de geçerli olduğunu söyledi. “Temel eserler yok. Büyük adamların gereği gibi anlaşılması için bu temel eserlerin ortaya konması lazım.” diyen Akpınar, söz konusu eserlerin özellikle Türkiye Cumhuriyeti Kültür Bakanlığı tarafından dijital ortamda yayımlanarak herkesin erişimine açılması gerektiğini, kendisinin Gaspıralı’nın bütün eserlerini neşre hazırlamaya gayret ettiğini, şimdilik ancak 4 cilt yayımlayabildiğini söyledi. “GASPIRALI, ÖNEMLİ BİR İHTİYACA CEVAP VERDİ” İsmail Bey Gaspıralı’nın Türk dünyasında dil birliği konusunda ortaya koyduğu fikirleri de değerlendiren Akpınar, Gaspıralı’nın “dilde birlik” anlayışıyla dönemin önemli bir ihtiyacına cevap verdiğini ifade etti. Akpınar, 19. yüzyılın ikinci yarısında Kazak, Kırgız, Özbek, Türkmen, Kırım ve Kazan Tatar Türkleri arasında henüz olgunlaşmış yazı dillerinin bulunmadığını belirterek, Gaspıralı’nın Tercüman gazetesini yayımlamaya başladığında farklı Türk topluluklarına hangi dille hitap edeceği sorusuyla karşı karşıya kaldığını anlattı. “ORTAK YAZI DİLİNİ FARK ETTİ” Gaspıralı’nın Türk dünyasının geçmişte kullandığı ortak yazı dili tecrübesini doğru şekilde değerlendirdiğini belirten Akpınar, “Gaspıralı, Çağatay Türkçesinin bütün doğu ve kuzeybatı Türklüğü arasında ortak yazı dili olduğunu çok iyi anladı. Batıda da Oğuzcanın, Batı Oğuzcasının yani Azerbaycan ve Türkiye Türkçesinin ortak ve tek bir yazı dili olduğunu anladı.” dedi. Akpınar, Gaspıralı’nın bu iki daireyi fark ettikten sonra Çağatay Türkçesi ve Batı Oğuzcası tecrübesinden yararlanarak tek bir yazı dili oluşturmayı hedeflediğini söyledi. “TÜRKÇE ÜVEY DİL OLMAYA BAŞLAMIŞTI” Akpınar, Gaspıralı’nın Osmanlı döneminde kullanılan yazı diline yönelik eleştirilerinin de sade Türkçe anlayışının önemli bir parçası olduğunu söyledi. Osmanlıcanın Türkçeden ayrı bir dil olmadığını ancak yoğun Arapça ve Farsça unsurlar nedeniyle Türkçenin geri planda kaldığını belirten Akpınar, Gaspıralı’nın bu durumu “Türkçe üvey dil olmaya başlamış” sözleriyle ifade ettiğini aktardı. Akpınar, Şemsettin Sami ve Ahmet Vefik Paşa, Ahmet Midhat Efendi gibi isimlerle Osmanlı Türkçesinin sadeleşmesine yönelik bir hareketin başladığını, Gaspıralı’nın ise bu anlayışı Tercüman gazetesi üzerinden daha belirgin hâle getirdiğini söyledi. Son olarak Akpınar, Gaspıralı’nın yalnızca Kırım Tatarları için değil, bütün Türk dünyası için ortak bir değer olduğuna dikkati çekerek, fikirlerinin ve eserlerinin gelecek nesillere aktarılmasının ve Türk dünyasında karşılıklı ilişkiler geliştirilirken Gaspıralı tecrübesinden yararlanılmasının şart olduğunu vurguladı.

İstanbul'da esir ve kayıp Ukraynalı askerler için ses yükseltildi: "Bu savaşa alışmayın!" Haber

İstanbul'da esir ve kayıp Ukraynalı askerler için ses yükseltildi: "Bu savaşa alışmayın!"

İstanbul Ukrayna Kültür Derneğinin organizasyonuyla, Rusya’nın elindeki Ukraynalı savaş esirleri, kayıp ve yasa dışı şekilde hapse atılan askerlerin aileleri 22-23 Ağustos 2026 tarihlerinde İstanbul Şişhane Meydanı’nda toplandı. Onlarca Ukraynalı ailenin katılımıyla gerçekleştirilen eylemde, Rusya’nın esirlere yönelik insanlık dışı muameleleri protesto edilirken, uluslararası kamuoyuna ve duyarlı vatandaşlara dayanışma çağrısı yapıldı. "SAVAŞA VE SİVİL KAYIPLARA ALIŞMAYIN" Eylemde konuşan Ukrayna’nın İstanbul Başkonsolosu Hıorhıy Filatov, uluslararası topluma seslenerek şu ifadeleri kaydetti: Uluslararası toplumu bu savaşa alışmamaya çağırıyoruz. Ukrayna'ya yönelik yeni bombardıman haberlerine alışmayın. Hayatını kaybeden insanları istatistiksel sayılardan ibaret görmeyin. Ukraynalı savaş esirlerini, sivil rehineleri ve kayıpları unutmayın. Sürgündeki İçkerya Çeçen Cumhuriyeti Hükûmeti Türkiye ve Ortadoğu Ülkeleri Genel Temsilcisi Abdulhakim Şaptukayev, Ukrayna ve Çeçen halklarının Rus saldırganlığı nedeniyle benzer acıların yaşadığına dikkat çekerek şu şekilde konuştu: Kayıp insan sadece listedeki bir isim değildir. Her ismin arkasında bir insan, bir aile ve eve dönüş umudu vardır. Çeçen halkı savaşın bedelini, vatanını kaybetmenin acısını ve akıbeti bilinmeyen birini beklemenin ne demek olduğunu çok iyi biliyor. Bu nedenle Ukraynalı ailelerin yaşadığı acıları çok yakından hissediyoruz. Ukrayna halkının acısını paylaştıklarını belirten Çerkes Dernekleri Federasyonu Kurucu Üyesi ve Maltepe Çerkes Derneği Başkanı Murat Özden, “Aynı şey 236 yıl önce Çerkeslerin de başına gelmiştir. Rusya komşusu olduğu tüm halklara soykırım, savaş, açlık ve acı getirdiği gibi Çerkeslere, Çeçenlere ve tüm Kuzey Kafkasya halklarına acı, zulüm ve soykırım getirdi. Bu yüzden Rusya’ya karşı Ukrayna halkıyla hep birlikte omuz omuza mücadele etmekten gurur duyuyoruz.” dedi. "KAYIP AİLELERİ UMUT İLE DEHŞET ARASINDA YAŞIYOR" Mitingde söz olan esir askerlerin yakınları, Rusya’nın savaş hukukunu ayaklar altına alarak esirlere sistematik işkence uyguladığı vurgulanarak, “Biz buraya bize acımanız için değil; buraya adaleti ve yakınlarımızın kurtarılmasını istemek için geldik. Yakınlarımız şu anda insanlık dışı koşullarda alıkonuluyorlar. Rus esaretinde geçirdikleri her dakika işkence, elektrik şoku, aşağılanma ve açlık demek.” ifadelerine yer verdi. Eylemde, sadece esirlerin değil, akıbeti bilinmeyen binlerce kayıp askerin ailesinin de büyük bir trajedi yaşadığı dile getirildi. Ukraynalı ailelerin belirsizlik içinde, sevdiklerinden gelecek tek bir habere tutunarak umut ile dehşet arasında yaşam mücadelesi verdiği belirtildi. 23 Ağustos’ta düzenlenen eylemin sonunda katılımcılar, Ukrayna Bayrak Günü vesilesiyle dev Ukrayna bayrağı açarak Ukrayna millî marşını okudu.

İstanbul'da Ukraynalı çocuklar için yaz kampı düzenlendi Haber

İstanbul'da Ukraynalı çocuklar için yaz kampı düzenlendi

Ukrayna'nın İstanbul Başkonsolosluğu, 26 Temmuz-1 Ağustos 2026 tarihleri arasında İstanbul'da 80 Ukraynalı çocuk ve 10 refakatçinin katılımıyla yaz kampı düzenlendiğini bildirdi. Başkonsolosluğun sosyal medya hesabından yapılan açıklamada, kampın Ukrayna Dışişleri Bakanlığının desteği ve Ukraynalı Diplomat Eşleri Derneğinin girişimiyle hayata geçirildiği belirtildi. Açıklamada, kamp süresince çocukların İstanbul'u yakından tanıma fırsatı bulduğu kaydedildi. Bu kapsamda çocukların Rahmi M. Koç Müzesi'ni ziyaret ettiği, Ukraynaca sesli rehber eşliğinde şehir turuna katıldığı, Boğaz'da tekne gezisi yaptığı ve sahilde vakit geçirdiği aktarıldı. Çocukların ayrıca Baykar'ın üretim tesislerini ziyaret ettiği ve şirketin Genel Müdürü Haluk Bayraktar ile bir araya gelme fırsatı bulduğu ifade edildi. Program kapsamında çocuklar ve refakatçilerin Fener Rum Patrikhanesi'ni de ziyaret ederek Patrik Vekili'nden takdis aldığı belirtildi. DESTEK VEREN KURUM VE KİŞİLERE TEŞEKKÜR EDİLDİ Başkonsolosluk, kampın gerçekleştirilmesine katkı sağlayan kişi ve kurumlara teşekkür etti. Açıklamada, Ukrayna Dışişleri Bakanı Andriy Sıbiha'ya girişime verdiği destek, Ukraynalı Diplomat Eşleri Derneğinin kurucusu Tanya Sıbiha'ya ise projedeki kişisel katkısı ve koordinasyonu dolayısıyla teşekkür edildi. Ayrıca Pullman Istanbul Hotel & Convention Center'ın sahibi Saruhan Saraylı ve otel çalışanlarına misafirperverlikleri, Baykar Genel Müdürü Haluk Bayraktar'a çocukları ağırlaması, Fener Rum Patrikhanesine manevi desteği, İstanbul Büyükşehir Belediyesine uzun yıllardır süren iş birliği ve destekleri, Rahmi M. Koç Müzesi yönetimine, gönüllülere ve refakatçilere katkılarından dolayı teşekkür edildi. Başkonsolosluk açıklamasında, kampta geçirilen günlerin çocukların hafızasında kalıcı izler bırakacağı belirtilerek, "Bu günlerin çocukların hafızasında ömür boyu unutulmayacak anılar olarak yer edeceğine içtenlikle inanıyoruz." ifadelerine yer verildi.

Ukrayna’nın İstanbul Başkonsolosluğundan anlamlı etkinlik: Marmara Forum’da Ukrayna rüzgârı esti Haber

Ukrayna’nın İstanbul Başkonsolosluğundan anlamlı etkinlik: Marmara Forum’da Ukrayna rüzgârı esti

Ukrayna’nın İstanbul Başkonsolosluğu tarafından düzenlenen geleneksel Hayır Kermesi, Türkiye’nin dört bir yanından gelen yüzlerce Ukraynalıyı ve Türk misafiri İstanbul’da buluşturdu. 7 Haziran 2026 tarihinde Marmara Forum Alışveriş Merkezi’nde gerçekleştirilen etkinlik, Ukrayna kültürünü tanıtırken dayanışma ruhunu da üst seviyeye çıkardı. Bu yıl üst üste üçüncü kez düzenlenen ve gelenekselleşen etkinlik, Türkiye genelindeki Ukrayna diasporasını buluşturan büyük bir köprü görevi gördü. Kermes; başta İstanbul olmak üzere Bursa, Kocaeli, Tekirdağ ve Bodrum gibi farklı şehirlerde yaşayan Ukrayna toplumu temsilcilerini tek bir çatı altında birleştirdi. Gün boyu süren etkinlikte, Ukrayna el sanatları ve yöresel ürünlerin satıldığı standlar kuruldu, Ukraynalı sanatçıların sahne aldığı coşkulu konser düzenlendi, çocuklar için yaratıcı atölye çalışmaları, yüz boyama aktiviteleri ve özel fotoğraf çekim alanları hizmet verdi. Etkinlikte Kırım Türkleri Kültür ve Yardımlaşma Derneği İstanbul Şubesinin desteğiyle açılan standta ise Kırım Tatar ürünleri ve yemekleri tanıtıldı. BAŞKONSOLOS NEDİLSKIY: “UKRAYNA VE TÜRKİYE ARASINDAKİ DOSTLUK BAĞLARI GÜÇLENİYOR" Etkinliğin açılış konuşmasını yapan Ukrayna’nın İstanbul Başkonsolosu Roman Nedilskıy, Türkiye’deki Ukrayna toplumunun zor zamanlarda bile ne kadar kenetlenmiş, aktif ve duyarlı olduğunu görmekten gurur duyduklarını belirterek şu ifadelerini kullandı: Bu tür etkinlikler sadece iyi ve anlamlı sosyal sorumluluk projelerine destek sağlamakla kalmıyor; aynı zamanda Ukrayna kültürünü Türkiye'de popülerleştirerek Ukrayna ile Türkiye arasındaki dostluk bağları güçlendirmeye de yardımcı oluyor. Ukrayna Başkonsolosluğu, bu anlamlı organizasyonun hayata geçirilmesinde emeği geçen ve kapılarını açan Türk kurumlarını da unutmadı. Etkinliğe uzun yıllardır ev sahipliği yapan ve lojistik destek sağlayan Marmara Forum AVM yönetimi ile personeline, ayrıca diplomatik girişime katkılarından dolayı Bakırköy Belediyesine teşekkür etti.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.