SON DAKİKA
Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#İstanbul

QHA - Kırım Haber Ajansı - İstanbul haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, İstanbul haber sayfasında canlı gelişmelerle ulaşabilirsiniz.

Ukrayna’nın İstanbul Başkonsolosluğundan anlamlı etkinlik: Marmara Forum’da Ukrayna rüzgârı esti Haber

Ukrayna’nın İstanbul Başkonsolosluğundan anlamlı etkinlik: Marmara Forum’da Ukrayna rüzgârı esti

Ukrayna’nın İstanbul Başkonsolosluğu tarafından düzenlenen geleneksel Hayır Kermesi, Türkiye’nin dört bir yanından gelen yüzlerce Ukraynalıyı ve Türk misafiri İstanbul’da buluşturdu. 7 Haziran 2026 tarihinde Marmara Forum Alışveriş Merkezi’nde gerçekleştirilen etkinlik, Ukrayna kültürünü tanıtırken dayanışma ruhunu da üst seviyeye çıkardı. Bu yıl üst üste üçüncü kez düzenlenen ve gelenekselleşen etkinlik, Türkiye genelindeki Ukrayna diasporasını buluşturan büyük bir köprü görevi gördü. Kermes; başta İstanbul olmak üzere Bursa, Kocaeli, Tekirdağ ve Bodrum gibi farklı şehirlerde yaşayan Ukrayna toplumu temsilcilerini tek bir çatı altında birleştirdi. Gün boyu süren etkinlikte, Ukrayna el sanatları ve yöresel ürünlerin satıldığı standlar kuruldu, Ukraynalı sanatçıların sahne aldığı coşkulu konser düzenlendi, çocuklar için yaratıcı atölye çalışmaları, yüz boyama aktiviteleri ve özel fotoğraf çekim alanları hizmet verdi. Etkinlikte Kırım Türkleri Kültür ve Yardımlaşma Derneği İstanbul Şubesinin desteğiyle açılan standta ise Kırım Tatar ürünleri ve yemekleri tanıtıldı. BAŞKONSOLOS NEDİLSKIY: “UKRAYNA VE TÜRKİYE ARASINDAKİ DOSTLUK BAĞLARI GÜÇLENİYOR" Etkinliğin açılış konuşmasını yapan Ukrayna’nın İstanbul Başkonsolosu Roman Nedilskıy, Türkiye’deki Ukrayna toplumunun zor zamanlarda bile ne kadar kenetlenmiş, aktif ve duyarlı olduğunu görmekten gurur duyduklarını belirterek şu ifadelerini kullandı: Bu tür etkinlikler sadece iyi ve anlamlı sosyal sorumluluk projelerine destek sağlamakla kalmıyor; aynı zamanda Ukrayna kültürünü Türkiye'de popülerleştirerek Ukrayna ile Türkiye arasındaki dostluk bağları güçlendirmeye de yardımcı oluyor. Ukrayna Başkonsolosluğu, bu anlamlı organizasyonun hayata geçirilmesinde emeği geçen ve kapılarını açan Türk kurumlarını da unutmadı. Etkinliğe uzun yıllardır ev sahipliği yapan ve lojistik destek sağlayan Marmara Forum AVM yönetimi ile personeline, ayrıca diplomatik girişime katkılarından dolayı Bakırköy Belediyesine teşekkür etti.

İstanbul’daki Sıfır Atık Festivali’nde Kırım Tatar rüzgârı esti Haber

İstanbul’daki Sıfır Atık Festivali’nde Kırım Tatar rüzgârı esti

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın eşi Emine Erdoğan'ın himayelerinde, Türkiye Cumhuriyeti Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı ile Sıfır Atık Vakfının iş birliğinde düzenlenen Sıfır Atık Festivali, İstanbul Atatürk Havalimanı'nda ziyaretçilerini ağırladı. 4-7 Haziran 2026 tarihleri arasında gerçekleşen festival, çevre bilincinin artırılması ve sürdürülebilir yaşam kültürünün yaygınlaştırılması amacıyla çok sayıda etkinliğe ev sahipliği yaptı. Öte yandan dünyanın farklı ülkelerinden katılımcıları bir araya getiren organizasyon, çevre temalı çalışmaların yanı sıra kültürel etkinliklere de sahne oldu. FESTİVALDE ÇEVRE VE SANAT BİR ARAYA GELDİ Festival kapsamında kurulan deneyim alanları, atölyeler, sergiler, söyleşiler ve sahne programları ziyaretçilerden yoğun ilgi gördü. Sıfır Atık Tüneli, Güneş Enerjisi Alanı, Sıfır Atık Meydanı, Sosyal Etki Alanı, Çocuk Oyun ve Sanat Atölyeleri ile Sıfır Atık Müzesi etkinliğin öne çıkan bölümleri arasında yer aldı. Program kapsamında geri dönüştürülen malzemelerden üretilen eserler ve el emeği sanat çalışmaları sergilenirken, çocuklara yönelik hazırlanan etkinliklerde çevre bilinci eğlenceli yöntemlerle anlatıldı. KIRIM TATAR KÜLTÜRÜ ZİYARETÇİLERLE BULUŞTU Festivalin dikkat çeken katılımcılarından biri de Emine Erdoğan'ın davetiyle etkinlikte yer alan Kırım Ailesi oldu. Kırım Tatar kültürünü tanıtma amacıyla festivale katılan Kırım Ailesi üyeleri, üç gün boyunca çeşitli gösteriler sundu. Kırım Ailesi tarafından sahnelenen Ağır Ava ve Kaytarma, Tım Tım, Ay Dili Dili, Destan, Dare ve Gügüm gibi geleneksel Kırım Tatar halk oyunları ziyaretçiler tarafından ilgiyle izlendi. Program kapsamında ayrıca Ey Güzel Kırım, Mavi Boncuk ve Kalaylı Kazan gibi eserler seslendirildi. Gösteriler, ziyaretçilere Kırım Tatarlarının kültürel mirasını, müziğini ve halk danslarını yakından tanıma fırsatı sundu. YTB VE TİKA İLE GÖRÜŞMELER GERÇEKLEŞTİRİLDİ Festival kapsamında Kırım Ailesi temsilcileri, Türk İşbirliği ve Koordinasyon Ajansı Başkanlığı (TİKA) Başkanı Abdullah Eren ve Yurtdışı Türkler ve Akraba Topluluklar Başkanlığı (YTB) Başkanı Abdulhadi Turus ile de bir araya geldi. Görüşmelerde kültürel mirasın korunması, genç nesillere aktarılması ve gelecekte gerçekleştirilebilecek ortak çalışmalar ele alındı.

İstanbul'un Fethi'nin 573. yıl dönümü kutlu olsun! Haber

İstanbul'un Fethi'nin 573. yıl dönümü kutlu olsun!

Tarihler 29 Mayıs 1453’ü gösterdiğinde Türk tarihinin en önemli dönüm noktalarından birisi gerçekleşti. Siyasi tarihçilerin büyük bir Mareşal olarak gösterdiği henüz 21 yaşındaki Osmanlı Devleti’nin hükümdarı II. Mehmed’in (Fatih Sultan Mehmed) başında olduğu ordu, 6 Nisan 1453’te başlattığı Konstantinopolis’in kuşatmasını kazandı. Osmanlı padişahı Sultan II. Mehmed Han, 573 yıl önce bugün 29 Mayıs 1453’te Bizans idaresindeki İstanbul’ufethederek, büyük Türk imparatorluğunun başkenti yaptı. Osmanlı padişahı Sultan II. Mehmed Han (1432-1481, hükümdarlığı: 1451-1481), 6 Nisan 1453’te başlattığı Konstantinopolis kuşatmasını 29 Mayıs 1453’te tamamlayarak Bizans hakimiyetine son verip Türk tarihinin önemli dönüm noktalarından birine imza attı. 21 yaşındaki hükümdar “Fatih” lakabıyla tarihe geçti. Yalnızca Türk tarihinin değil bizzat dünya tarihinin akışını değiştiren bu önemli olay ile beraber, Fatih Sultan Mehmed, Hz. Muhammed’in kutlu övgüsüne de mazhar olmuştu. O günden bu yana da, Konstantinopolis’in fethedilerek “İstanbul” oluşunun yıl dönümü Türkiye’de coşkuyla kutlanıyor. Fethin 573. yıl dönümünde de Türk ve İslam dünyasında pek çok kişi bu coşkuya ortak oluyor. TÜRK TARİHİNİN EN ÖNEMLİ NOKTALARINDAN BİRİ 29 MAYIS 1453 İSTANBUL’UN FETHİ Osmanlı ordusu 23 Mart’ta Edirne’den hareket etti ve 2 Nisan’da Konstantinopolis’e vardı. Aynı gün Haliç’in girişi zincirle kapatıldı. Karargâhını Romanus kapısının karşısına Maltepe’ye kuran II. Mehmed son kez teslim çağrısında bulundu ama imparator reddetti. 6 Nisan sabahı ilk saldırı başladı. Kuşatma, aralıklı çatışmalarla 53 gün sürdü. Kuşatmanın yedinci haftasında Osmanlılar hâlâ kesin bir sonuç alamamıştı. Bu noktada Halil Paşa son bir kez Mehmed’i teslim çağrısı yapmaya ikna etti ancak imparator teklifi yine reddetti. Bunun üzerine Mehmed 24 Mayıs’ta ayın 29’unda karadan ve denizden büyük bir saldırı yapacağını duyurdu. FETİH SÛRESİNİN İLK AYETİ “Doğrusu biz sana apaçık bir fetih ihsan ettik. Ve sana Allah, şanlı bir zaferle yardım eder” (Fetih Suresi, 1) Son saldırı hazırlıklarını, Sultan Mehmed Han’ın en önem verdiği veziri olan Zağanos Paşa düzenledi. Osmanlı ordusu 29 Mayıs’ın ilk saatlerinde taarruza başladı. Osmanlılar son taarruzu üç dalga halinde gerçekleştirdiler. İlk iki saat boyunca başıbozuklar surlara saldırdılar, ardından Anadolu birlikleri onların yerini aldı. Son olarak öldürücü darbeyi vurmak üzere yeniçeriler devreye girdi. Bu sırada yaralanan Giustiniani’nin savaş alanından ayrılması şehri savunanların arasında büyük moral bozukluğuna neden oldu. Nihayet sabah saatlerinde Osmanlı askerleri Kerkoporta adlı kapıdan içeri girmeyi başardılar ve kapının üzerindeki burca Osmanlı sancağını diktiler. Mehmed, fethin ilk günü öğleden sonra şehre girdi. Ayasofya’ya giderek namaz kıldı ve min-baʿd (bundan sonra) tahtım İstanbul’dur diye buyurdu. “İstanbul’un düşmesi sadece Bizans İmparatorluğu’nun sonunu ve son etkili imparatorun ölümünü belirler. Zira 150 yıldan beri devam edegelen Osmanlı akınlarıyla Bizans’ın bırakacağı boşluk, zaten yavaş yavaş doldurulmuş durumdaydı. Şehrin düşmesinden önce de Avrupa ile Asya birleştiği bu noktanın hakimi, zaten Osmanlılardı. Bizans’ın o günlerde İslam okyanusu içerisinde bir Hristiyan adacığından farkı kalmamıştı.” (The Ottoman Centuries: The Rise and Fall of The Turkish Empire / Lord Kinross) HZ. PEYGAMBERİN ÖVGÜSÜNE MAZHAR OLAN BİR KOMUTAN: FATİH SULTAN MEHMED (1451 – 1481) II. Mehmed, Osmanlı ordularının başında Konstantinopolis’i fethettiğinde daha 21 yaşındaydı. Batılılar ona bu fetihten dolayı, “Grand Turco (Büyük Türk)” adını verdiler. Dünya tarihinin en önemli dönüm noktalarından birisi olarak kabul edilen ve yeni bir çağı başlatan kutlu fethe imza atan Fatih Sultan Mehmed, iyi bir komutan ve çok iyi bir devlet adamıydı. Ayrıca, İslam dünyasının o dönemde beklediği en önemli olaylardan birisini gerçekleştirerek, İslam Peygamberinin sözlerini yerine getiren birisi olmuştu. “İstanbul mutlaka fethedilecektir. Onu fetheden komutan ne güzel komutan, o ordu ne güzel ordudur.” – Hz. Muhammed ÇAĞ AÇIP ÇAĞ KAPAYAN TÜRK HÜKÜMDARI: FATİH SULTAN MEHMED Osmanlı İmparatorluğunun yedinci padişahı olan II. Mehmed, 30 Mart 1432’de Edirne’de doğdu. Babası Sultan İkinci Murad, annesi Humâ Hatun’dur. Fatih Sultan Mehmed, uzun boylu, dolgun yanaklı, kıvrık burunlu, adaleli ve kuvvetli bir yapıya sahipti. Devrinin en büyük âlimlerinden çok iyi eğitim görmüştü; yedi yabancı dil bildiği söylenir. Âlim, şâir ve sanatkârları sık sık toplar ve onlarla sohbet etmekten çok hoşlanırdı. İlginç ve bilinmedik konular hakkında makaleler yazdırır ve bunları incelerdi. Hocalığını da yapmış olan Akşemseddin, Fatih Sultan Mehmed’in en çok değer verdigi âlimlerden biridir. Fatih Sultan Mehmed, gayet soğukkanlı ve cesurdu. Eşsiz bir komutan ve idareciydi. Yapacağı işlerle ilgili olarak en yakınlarına bile hiçbir şey söylemezdi. Fatih Sultan Mehmed, okumayı çok severdi. Farsça ve Arapça’ya çevrilmiş olan felsefî eserler okurdu. 1466 yılında Batlamyos Haritası’nı yeniden tercüme ettirip, haritadaki adları Arap harfleriyle yazdırdı. Bilimsel sorunlarda, hangi din ve mezhebe mensup olursa olsun bilginleri korur onlara eserler yazdırırdı. Bilime büyük önem veren Fatih Sultan Mehmed, yabancı ülkelerdeki büyük bilginleri İstanbul’a getirtti. Nitekim astronomi bilgini Ali Kuşçu, kendi döneminde İstanbul’a geldi. Ünlü ressam Bellini’yi de İstanbul’a davet ederek kendi resmini yaptırdı. Fatih Sultan Mehmed, 1481 yılına kadar hükümdarlık yaptı ve bizzat yirmi beş sefere katıldı. Azim ve irade sahibiydi. Temkinli ve verdiği kararları kesinlikle uygulayan bir kişiliği vardı. Devlet yönetiminde oldukça sertti. Savaşlarda çok cesur olur, bozgunu önlemek için ileri atılarak askerleri savaşa teşvik ederdi.20 yaşında Osmanlı padişahı olan Sultan İkinci Mehmed, İstanbul’ufethedip 1100 yıllık Doğu Roma İmparatorluğu’nu ortadan kaldırarak "Fatih" ünvanını aldı. Hz. Muhammed’in Hadis-i Şerifinde müjdelediği İstanbul’unfethini gerçekleştiren büyük komutan olmayı da başaran Fatih Sultan Mehmed, yüksek yeteneği ve dehasıyla dost ve düşmanlarına gücünü kabul ettirmiş bir Türk hükümdarıydı. Ortaçağ’ı kapatıp, Yeniçağ’ı açan cihan hükümdarı Fatih Sultan Mehmed, nikris hastalığından dolayı 3 Mayıs 1481 günü, Maltepe’de vefat etti ve Fatih Camii’nin yanındaki Fatih Türbesi’ne defnedildi. O’nun Roma’yı fethedeceği düşüncesiyle zehirlendiği de kaynaklarda yer almaktadır.

İstanbul'un Fethi'nin 573. yıl dönümü kutlu olsun! Haber

İstanbul'un Fethi'nin 573. yıl dönümü kutlu olsun!

Tarihler 29 Mayıs 1453’ü gösterdiğinde Türk tarihinin en önemli dönüm noktalarından birisi gerçekleşti. Siyasi tarihçilerin büyük bir Mareşal olarak gösterdiği henüz 21 yaşındaki Osmanlı Devleti’nin hükümdarı II. Mehmed’in (Fatih Sultan Mehmed) başında olduğu ordu, 6 Nisan 1453’te başlattığı Konstantinopolis’in kuşatmasını kazandı. Osmanlı padişahı Sultan II. Mehmed Han, 573 yıl önce bugün 29 Mayıs 1453’te Bizans idaresindeki İstanbul’ufethederek, büyük Türk imparatorluğunun başkenti yaptı. Osmanlı padişahı Sultan II. Mehmed Han (1432-1481, hükümdarlığı: 1451-1481), 6 Nisan 1453’te başlattığı Konstantinopolis kuşatmasını 29 Mayıs 1453’te tamamlayarak Bizans hakimiyetine son verip Türk tarihinin önemli dönüm noktalarından birine imza attı. 21 yaşındaki hükümdar “Fatih” lakabıyla tarihe geçti. Yalnızca Türk tarihinin değil bizzat dünya tarihinin akışını değiştiren bu önemli olay ile beraber, Fatih Sultan Mehmed, Hz. Muhammed’in kutlu övgüsüne de mazhar olmuştu. O günden bu yana da, Konstantinopolis’in fethedilerek “İstanbul” oluşunun yıl dönümü Türkiye’de coşkuyla kutlanıyor. Fethin 573. yıl dönümünde de Türk ve İslam dünyasında pek çok kişi bu coşkuya ortak oluyor. TÜRK TARİHİNİN EN ÖNEMLİ NOKTALARINDAN BİRİ 29 MAYIS 1453 İSTANBUL’UN FETHİ Osmanlı ordusu 23 Mart’ta Edirne’den hareket etti ve 2 Nisan’da Konstantinopolis’e vardı. Aynı gün Haliç’in girişi zincirle kapatıldı. Karargâhını Romanus kapısının karşısına Maltepe’ye kuran II. Mehmed son kez teslim çağrısında bulundu ama imparator reddetti. 6 Nisan sabahı ilk saldırı başladı. Kuşatma, aralıklı çatışmalarla 53 gün sürdü. Kuşatmanın yedinci haftasında Osmanlılar hâlâ kesin bir sonuç alamamıştı. Bu noktada Halil Paşa son bir kez Mehmed’i teslim çağrısı yapmaya ikna etti ancak imparator teklifi yine reddetti. Bunun üzerine Mehmed 24 Mayıs’ta ayın 29’unda karadan ve denizden büyük bir saldırı yapacağını duyurdu. FETİH SÛRESİNİN İLK AYETİ “Doğrusu biz sana apaçık bir fetih ihsan ettik. Ve sana Allah, şanlı bir zaferle yardım eder” (Fetih Suresi, 1) Son saldırı hazırlıklarını, Sultan Mehmed Han’ın en önem verdiği veziri olan Zağanos Paşa düzenledi. Osmanlı ordusu 29 Mayıs’ın ilk saatlerinde taarruza başladı. Osmanlılar son taarruzu üç dalga halinde gerçekleştirdiler. İlk iki saat boyunca başıbozuklar surlara saldırdılar, ardından Anadolu birlikleri onların yerini aldı. Son olarak öldürücü darbeyi vurmak üzere yeniçeriler devreye girdi. Bu sırada yaralanan Giustiniani’nin savaş alanından ayrılması şehri savunanların arasında büyük moral bozukluğuna neden oldu. Nihayet sabah saatlerinde Osmanlı askerleri Kerkoporta adlı kapıdan içeri girmeyi başardılar ve kapının üzerindeki burca Osmanlı sancağını diktiler. Mehmed, fethin ilk günü öğleden sonra şehre girdi. Ayasofya’ya giderek namaz kıldı ve min-baʿd (bundan sonra) tahtım İstanbul’dur diye buyurdu. “İstanbul’un düşmesi sadece Bizans İmparatorluğu’nun sonunu ve son etkili imparatorun ölümünü belirler. Zira 150 yıldan beri devam edegelen Osmanlı akınlarıyla Bizans’ın bırakacağı boşluk, zaten yavaş yavaş doldurulmuş durumdaydı. Şehrin düşmesinden önce de Avrupa ile Asya birleştiği bu noktanın hakimi, zaten Osmanlılardı. Bizans’ın o günlerde İslam okyanusu içerisinde bir Hristiyan adacığından farkı kalmamıştı.” (The Ottoman Centuries: The Rise and Fall of The Turkish Empire / Lord Kinross) HZ. PEYGAMBERİN ÖVGÜSÜNE MAZHAR OLAN BİR KOMUTAN: FATİH SULTAN MEHMED (1451 – 1481) II. Mehmed, Osmanlı ordularının başında Konstantinopolis’i fethettiğinde daha 21 yaşındaydı. Batılılar ona bu fetihten dolayı, “Grand Turco (Büyük Türk)” adını verdiler. Dünya tarihinin en önemli dönüm noktalarından birisi olarak kabul edilen ve yeni bir çağı başlatan kutlu fethe imza atan Fatih Sultan Mehmed, iyi bir komutan ve çok iyi bir devlet adamıydı. Ayrıca, İslam dünyasının o dönemde beklediği en önemli olaylardan birisini gerçekleştirerek, İslam Peygamberinin sözlerini yerine getiren birisi olmuştu. “İstanbul mutlaka fethedilecektir. Onu fetheden komutan ne güzel komutan, o ordu ne güzel ordudur.” – Hz. Muhammed ÇAĞ AÇIP ÇAĞ KAPAYAN TÜRK HÜKÜMDARI: FATİH SULTAN MEHMED Osmanlı İmparatorluğunun yedinci padişahı olan II. Mehmed, 30 Mart 1432’de Edirne’de doğdu. Babası Sultan İkinci Murad, annesi Humâ Hatun’dur. Fatih Sultan Mehmed, uzun boylu, dolgun yanaklı, kıvrık burunlu, adaleli ve kuvvetli bir yapıya sahipti. Devrinin en büyük âlimlerinden çok iyi eğitim görmüştü; yedi yabancı dil bildiği söylenir. Âlim, şâir ve sanatkârları sık sık toplar ve onlarla sohbet etmekten çok hoşlanırdı. İlginç ve bilinmedik konular hakkında makaleler yazdırır ve bunları incelerdi. Hocalığını da yapmış olan Akşemseddin, Fatih Sultan Mehmed’in en çok değer verdigi âlimlerden biridir. Fatih Sultan Mehmed, gayet soğukkanlı ve cesurdu. Eşsiz bir komutan ve idareciydi. Yapacağı işlerle ilgili olarak en yakınlarına bile hiçbir şey söylemezdi. Fatih Sultan Mehmed, okumayı çok severdi. Farsça ve Arapça’ya çevrilmiş olan felsefî eserler okurdu. 1466 yılında Batlamyos Haritası’nı yeniden tercüme ettirip, haritadaki adları Arap harfleriyle yazdırdı. Bilimsel sorunlarda, hangi din ve mezhebe mensup olursa olsun bilginleri korur onlara eserler yazdırırdı. Bilime büyük önem veren Fatih Sultan Mehmed, yabancı ülkelerdeki büyük bilginleri İstanbul’a getirtti. Nitekim astronomi bilgini Ali Kuşçu, kendi döneminde İstanbul’a geldi. Ünlü ressam Bellini’yi de İstanbul’a davet ederek kendi resmini yaptırdı. Fatih Sultan Mehmed, 1481 yılına kadar hükümdarlık yaptı ve bizzat yirmi beş sefere katıldı. Azim ve irade sahibiydi. Temkinli ve verdiği kararları kesinlikle uygulayan bir kişiliği vardı. Devlet yönetiminde oldukça sertti. Savaşlarda çok cesur olur, bozgunu önlemek için ileri atılarak askerleri savaşa teşvik ederdi.20 yaşında Osmanlı padişahı olan Sultan İkinci Mehmed, İstanbul’ufethedip 1100 yıllık Doğu Roma İmparatorluğu’nu ortadan kaldırarak "Fatih" ünvanını aldı. Hz. Muhammed’in Hadis-i Şerifinde müjdelediği İstanbul’unfethini gerçekleştiren büyük komutan olmayı da başaran Fatih Sultan Mehmed, yüksek yeteneği ve dehasıyla dost ve düşmanlarına gücünü kabul ettirmiş bir Türk hükümdarıydı. Ortaçağ’ı kapatıp, Yeniçağ’ı açan cihan hükümdarı Fatih Sultan Mehmed, nikris hastalığından dolayı 3 Mayıs 1481 günü, Maltepe’de vefat etti ve Fatih Camii’nin yanındaki Fatih Türbesi’ne defnedildi. O’nun Roma’yı fethedeceği düşüncesiyle zehirlendiği de kaynaklarda yer almaktadır.

İstanbul’da duygusal veda: Ukrayna Başkonsolosu Nedilskıy görevini tamamladı Haber

İstanbul’da duygusal veda: Ukrayna Başkonsolosu Nedilskıy görevini tamamladı

Ukrayna’nın İstanbul Başkonsolosu Roman Nedilskıy'ın görev sürelerinin sona ermesi vesilesiyle İstanbul Pullman Otel’de geniş katılımlı bir veda resepsiyonu gerçekleştirildi. Roman Nedilskıy ve eşi Lyudmıla Nedilska’nın ev sahipliğindeki etkinliğe İstanbul’da görev yapan yabancı misyon şefleri, diplomatlar, iş insanları, Türkiye’deki Ukrain ve Kırım Tatar diasporasının önde gelen temsilcileri katıldı. Resepsiyonda konuklara hitap eden Başkonsolos Roman Nedilskıy, İstanbul’daki görevine başlamasından yalnızca üç ay sonra Rusya’nın Ukrayna’ya karşı geniş çaplı bir işgal saldırısı başlattığını hatırlatarak, görev süresi boyunca yaşanan zorlu süreci şu sözlerle aktardı: Savaşın ilk günlerinde hepimiz kendimize 'Neden?', 'Niçin?' ve 'Bundan sonra ne olacak?' sorularını sorduk. Ancak kısa sürede gücümüzü topladık; yaşamaya, ülkemizi ve halkımızı desteklemeye kararlılıkla devam ettik. Bu süreç boyunca, en zor günlerimizde yanımızda olan çok değerli dostlar kazandık. Savaşın ilk aylarında İstanbul'dan Ukrayna’ya yaklaşık 150 tır insani yardım gönderdik. Sıradan Türk vatandaşları, zor günler geçiren Ukrayna halkına destek olmak için Başkonsolosluğumuza adeta yardım taşıdı. Gösterdiğiniz bu dostluğu, desteği ve dayanışmayı hiçbir zaman unutmayacağız. Sizlerden ayrılmak bizim için gerçekten çok zor ama her zaman kalbimizde olacaksınız. Başkonsolos Nedilskıy, İstanbul’daki başarılı misyonunun ardından diplomatik kariyerine Ukrayna'nın başkenti Kıyiv’de, Ukrayna Dışişleri Bakanlığı İnsan Kaynakları Departmanı Başkanı olarak devam edeceğini açıkladı. LYUDMİLA NEDİLSKA: KIRIM ÖZGÜRLEŞTİĞİNDE HEDİYE EDİLEN FESİ GİYECEĞİM İstanbul’da görev yaptığı süre boyunca sosyal ve kültürel projelerle adından söz ettiren Lyudmıla Nedilska ise diplomatik misyon temsilcilerine, Ukrain ve Kırım Tatar topluluklarına teşekkür etti. Dünyanın dört bir yanındaki Ukrayna diasporasının bu savaş döneminde ülkenin gerçek bir dayanağı haline geldiğini belirten Nedilska, Kırım Tatar toplumuna yönelik de duygusal mesajda bulundu: Konsolosluk bölgemizde faaliyet gösteren Ukrayna dernekleri, birlikleri ve topluluklarıyla çalışma onuruna sahip olduğumuz için büyük gurur duyuyoruz. Kırım Tatar derneklerine ve İstanbul’daki Kırım Tatar toplumuna, Ukrayna’ya ve ana vatanları Kırım’a verdikleri kesintisiz destek için gönülden teşekkür ederim. Kırım’ın yeniden evine, Ukrayna'ya döneceği gün, bana sevgiyle hediye ettiğiniz o güzel geleneksel feslerden birini giyeceğime söz veriyorum. Çünkü Kırım, Ukrayna’nın ayrılmaz bir parçası olarak benim kalbimde yaşıyor. Gece, davetlilerin Nedilskıy çiftine yeni görevlerinde başarı dileklerini iletmesi ve hatıra fotoğrafları çekilmesiyle sona erdi.

İstanbul'da Kırım Tatar Sürgünü ve Soykırımı kurbanları anıldı Haber

İstanbul'da Kırım Tatar Sürgünü ve Soykırımı kurbanları anıldı

Sovyet rejiminin yüz binlerce Kırım Tatarını öz yurtlarından sürgün edişinin 82. yılı, İstanbul’da düzenlenen anlamlı bir etkinlikle anıldı. Kırım Tatar diasporası, nesiller boyu taşınan bu büyük acıyı paylaşmak ve tarihsel hafızaya sahip çıkmak adına bir araya geldi. KADIKÖY’DE ANMA BULUŞMASI Kırım Derneği İstanbul Anadolu Yakası Şubesi tarafından 17 Mayıs Pazar günü saat 19.30’da Kadıköy İskele Meydanı’ndaki Atatürk Anıtı önünde gerçekleştirilen anma programına Kırım Derneği İstanbul Anadolu Yakası Şubesi Başkanı Şebnem Sözen ve dernek üyeleri, Kırım Tatar Millî Meclisi (KTMM) Türkiye Temsilcisi, Emel Kırım Vakfı Başkanı ve Gazeteci Zafer Karatay ve Emel Kırım Vakfı üyeleri, Kırım Tatar Millî Meclisi (KTMM) Üyesi Abmescit Süleymanov, Türkiye Ukrayna Romanya Kırım Sanayici İş İnsanları Derneği (TURKSİD) Başkanı Ertan Baştuhan ve İstanbul’da yaşayan Kırım Tatarları katıldı. Program, Türk ve Kırım Tatar millî marşlarının okunmasıyla başladı. Sürgün ve soykırımın insanlık tarihinde bıraktığı derin yaraların vurgulandığı etkinlikte, KTMM Üyesi Abmescit Süleymanov’un okuduğu duayla 1944 Sürgünü şehitleri rahmetle yad edildi. “UNUTMADIK, UNUTMAYACAĞIZ!” Meydanda toplanan kalabalık adına yapılan ortak basın açıklamasında, 18 Mayıs 1944 tarihinin Kırım Tatar halkı için silinmez bir iz bıraktığı vurgulandı. Kırım Derneği İstanbul Anadolu Yakası Şubesi Başkan Vekili Alper Yavuzeser tarafından okunan açıklamada, “Kırım Tatar halkının muhaceretteki temsilcileri olarak bizler, halkımızı tarihten silmeye yönelik her türlü politikaya karşı duracağımızı; acılarımızı, haklarımızı ve millî kimliğimizi asla unutmayacağımızı ilan ediyoruz. Varlığımızı korumaktan ve demokratik prensiplerimizle hak ve adalet yolunda yürümekten asla vazgeçmeyeceğiz. İnsanlık suçu olan 18 Mayıs 1944 Kırım Tatar Sürgünü ve Soykırımı’nın 82. yıl dönümünde, sürgün şehitlerimizi rahmet, minnet ve sarsılmaz bir bağlılıkla anıyoruz. Unutmadık, unutmayacağız!” ifadelerine yer verildi. Programın sonunda katılımcılar, 1944 Sürgünü kurbanları için Tarak Tamga şeklinde dizilen mumları yaktı.

Emel Kırım Vakfından 18 Mayıs şehitlerini anma programı: Sürgün günümüzde devam ediyor Haber

Emel Kırım Vakfından 18 Mayıs şehitlerini anma programı: Sürgün günümüzde devam ediyor

Kırım Tatar halkının yakın tarihindeki en büyük kolektif travma olan ve hafızalardaki canlılığını dün gibi koruyan 18 Mayıs 1944 Kırım Tatar Sürgünü ve Soykırımı'nın kurbanları, Emel Kırım Vakfı tarafından düzenlenen anma programı ile anıldı. Marmara Üniversitesi İlahiyat Camii ve Kültür Merkezinde 17 Mayıs 2026 tarihinde düzenlenen anma programında vatanlarından zorla koparılan ve sürgün yollarında şehit düşen Kırım Tatarları için dua edildi. Ardından programda, günümüzde işgal altındaki Kırım'da yaşanan insan hakları ihlallerine ve haksız tutuklamalara dikkat çekildi. Siyasi tutsakların pankartlarının açıldığı anma programında, geçmişin acılarını hatırlatırken modern dünyanın bugün Kırım'da yaşanan baskılara karşı dilsiz kalmaması gerektiğini bir kez daha vurgulandı. "GÜNÜMÜZDE BU SÜRGÜN BAŞKA ŞEKİLDE DEVAM EDİYOR" Kırım Tatar Millî Meclisi (KTMM) Türkiye Temsilcisi, Emel Kırım Vakfı Başkanı ve Gazeteci Zafer Karatay, anma programında yaptığı konuşmada şu ifadelere yer verdi: 18 Mayıs 1944'te bütün halkımız Kırım'dan sürgün edildi. Günümüzde ise bu sürgün başka şekilde devam ediyor. 2014 yılında Kırım işgal edildikten sonra anaları, babaları, dedeleri, nineleri Kırım'dan sürgün edilenlerin çocukları, torunları şimdi tutuklanıp Rusya'nın uzak köşelerinde hapislere sürgün edildi. Birçok insanımıza Kırım'a girişi yasaklandı. Birçok kardeşimiz sürgünde yaşıyor. İnşallah Kırım yakında azat olur. Ukrayna bu savaşı kazanır. Bütün Türk yurtları azat olur. 18 MAYIS 1944 KIRIM TATAR SÜRGÜNÜ VE SOYKIRIMI Kırım Tatar halkı, bir şafak vaktinde Sovyetler Birliği diktatörü Josef Stalin’in emriyle 18 Mayıs 1944 tarihinde topyekûn sürgüne tâbi tutuldu. Kırım’dan Türkistan, Urallar ve Sibirya bölgelerine hayvan vagonlarıyla sürgün edilen Kırım Tatar halkı; en temel insani haklardan mahrum bırakılarak günlerce süren zorunlu yolculuklar, açlık, susuzluk ve devamındaki perişanlık neticesinde nüfusunun yüzde 46’sını kaybetti. Sovyet yönetimi, soykırım niteliğindeki sürgünün hemen akabinde Kırım Yarımadası’nda, Kırım Tatarlarının varlığına işaret eden her şeyi ortadan kaldırmaya başladı. Köy, kasaba, ilçe ve şehirler başta olmak üzere yarımadadaki binden fazla yerleşim yerinin Kırım Tatarca olan adları değiştirildi. Kültürel soykırımın yaşandığı Kırım’da tarihi eserler tahrip edildi, mezarlıklar yok edildi ve yarımadanın demografik yapısı bilinçli şekilde dönüştürüldü. Sürgün edilen halk, bağrından koparıldığı o aziz vatanı, Kırım’ı hiçbir zaman unutmadı. Sürgünlük yollarında, sürgün edildikleri yerlerde vatana dönmek için çaba gösterdi. 1989’un sonuna kadar sürgün yerlerinde zorla tutuldu. O döneme değin gerçekleşen vatan Kırım’a geri dönme teşebbüsleri, hapisle ve yeni sürgünle cezalandırıldı. 1989’a gelindiğinde Kırım Tatarları, yavaş yavaş ata topraklarına dönmeye başladı. Sürgün mağdurları o tarihten itibaren yaşadıkları yokluklara rağmen vatanda kalma mücadelesini sürdürdü. Ancak yaklaşık 150 bin Kırım Tatarı maddi yetersizlik ve yasal engeller nedeniyle Türkistan bölgesinde kaldı. 2015 yılında Ukrayna Parlamentosu, Kırım Tatar Sürgünü’nü soykırım olarak kabul etti ve 18 Mayıs tarihini “Kırım Tatar Soykırım Kurbanlarını Anma Günü” olarak ilan etti. 2019 yılında Letonya ve Litvanya meclisleri, 2022’de Kanada Parlamentosunun alt kanadı olan Avam Kamarası, 2024'ün temmuz ayında Polonya Parlamentosunun alt kanadı olan Sejm, 2024'ün ekim ayında Estonya Parlamentosu (Riigikogu), 2024'ün aralık ayında Çekya Parlamentosunun üst kanadı olan Senato ve 2025’in haziran ayında Hollanda Krallığı Genel Meclisinin alt meclisi olan Hollanda Temsilciler Meclisi, 18 Mayıs 1944 Kırım Tatar Sürgünü'nü soykırım olarak tanıdı.

Zelenskıy: Türkiye ile güvenlik ve enerji iş birliği güçleniyor Haber

Zelenskıy: Türkiye ile güvenlik ve enerji iş birliği güçleniyor

Ukrayna Cumhurbaşkanı Volodımır Zelenskıy (Volodimir Zelenski), İstanbul’da Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ile gerçekleştirdiği görüşmede ikili ilişkiler, Avrupa ve Orta Doğu’daki gelişmeleri ele aldıklarını açıkladı. Zelenskıy, görüşmede hayatın korunması ve küresel güvenliğin artırılması için ortak ve koordineli adımların önemine vurgu yapıldığını belirtti. Tarafların güvenlik alanında yeni iş birliği adımları üzerinde mutabakata vardığını ifade eden Zelenskıy, bu kapsamda özellikle Türkiye’ye sunulabilecek uzmanlık, teknoloji ve deneyim paylaşımının öne çıktığını kaydetti. "GÜÇLÜ İŞ BİRLİĞİ BÖLGESEL İSTİKRARI GÜÇLENDİRECEK" İki ülke arasında güçlü bir siyasi irade bulunduğunu belirten Zelenskıy, teknik detayların gelecek günlerde ekipler tarafından netleştirileceğini ifade etti. Ayrıca doğal gaz altyapısının geliştirilmesi ve gaz sahalarının ortak şekilde değerlendirilmesine yönelik somut adımların da görüşüldüğü bildirildi. Zelenskıy, Türkiye’nin Ukrayna’nın bağımsızlığı ve toprak bütünlüğüne verdiği destekten dolayı teşekkür ederek, iki ülke arasındaki güçlü iş birliğinin bölgesel istikrarı güçlendirecek önemli projelere zemin hazırladığını vurguladı. BARIŞ, GÜVENLİK VE EKONOMİK İŞ BİRLİĞİ GÜNDEMDEYDİ Türkiye Cumhuriyeti İletişim Başkanlığı tarafından yapılan açıklamaya göre; görüşmede, Türkiye-Ukrayna ikili ilişkilerinin yanı sıra Ukrayna-Rusya Savaşı’nda barış arayışları ile bölgesel ve küresel gelişmeler ele alındı. Cumhurbaşkanı Erdoğan, Türkiye’nin Ukrayna ile Rusya arasındaki müzakerelere desteğinin süreceğini vurgulayarak, bölgenin daha fazla barış ve istikrara ihtiyaç duyduğunu ifade etti. Erdoğan ayrıca Türkiye’nin Karadeniz’de seyrüsefer güvenliğine büyük önem verdiğini ve enerji arz güvenliğinin kritik olduğunu belirtti.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.