SON DAKİKA
Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#Kadın Siyasi Tutsaklar

QHA - Kırım Haber Ajansı - Kadın Siyasi Tutsaklar haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Kadın Siyasi Tutsaklar haber sayfasında canlı gelişmelerle ulaşabilirsiniz.

Rus esaretindeki Kırım Tatar kadın tutsaklar: 21 yaşındaki Elviza’nın yatağında başlayan kabus Haber

Rus esaretindeki Kırım Tatar kadın tutsaklar: 21 yaşındaki Elviza’nın yatağında başlayan kabus

Rusya’nın Kırım’ı uluslararası hukuku çiğneyerek işgal etmesinin ardından yarımadada başlatılan sistematik baskı, tecrit ve yıldırma politikaları her geçen gün boyut değiştiriyor. Kremlin rejimi, ilk yıllarda daha çok erkek aktivistleri, gazetecileri ve Kırım Tatar Millî Meclisi (KTMM) üyelerini hedef alırken; son dönemde baskı dalgasını Kırımlı kadınlara, annelere ve genç kızlara kadar genişletti. Kırım Haber Ajansı (QHA) olarak hazırladığımız "İşgal Altında Çalınan Hayatlar: Kırım’ın Siyasi Tutsak Kadınları" özel dosya serimizin ilk bölümünde; henüz 20 yaşında bir üniversite öğrencisiyken yatağından dipçiklerle alınan, düzmece "terör" suçlamalarıyla hayatı çalınan Elviza Aliyeva’nın hikâyesini ve bir annenin adalet uğruna Kırım’dan Moskova’ya uzanan amansız mücadelesini sayfalarımıza taşıyoruz. Elviza Aliyeva, üniversite 4. sınıf öğrencisiydi. Fiolent Fabrikası'nda staj yapıp üniversiteden mezun olmaya hazırlanıyordu. Ancak evine düzenlenen baskın tüm hayallerini yıktı. Rus işgal güçleri 15 Ekim 2025 tarihinde, sabahın ilk ışıkları Kırım’ın Bahçesaray bölgesinin üzerine henüz düşmemişken, saat 04.00 sularında Aliyev ailesinin evine baskın düzenledi. Yüzü maskeli silahlı adamlar kapıları tekmelemeye başladı. Kızının hukuksuzca elinden, evinden, hürriyetinden koparıldığı günün şokunu hâlâ atlatamayan Elviza Aliyeva, o karanlık sabahı QHA'ya şu sözlerle anlattı: O sabah saat dörtte korkunç bir gürültü ile uyandım. Koridora nasıl çıktığımı, kapıyı nasıl açtığımı hâlâ hatırlamıyorum. 'Açın, polis!' diye bağırıyorlardı. Evimiz beş odalı, içeri maskeli, iri yarı bir sürü adam doluştu. Ne yapacağımı bilemedim, tam bir şok halindeydim. Kızımın giyinmesine bile izin vermediler. Elviza bana daha sonra yaptığımız görüşmelerde; ‘Uyuyordum, başıma bir şey dayadıkları için uyandım. Gözümü açtığımda silah gördüm.’ diye anlattı. Maskeli, silahlı koca adamların karşısında uykusunda, yatağında basılan 20 yaşında bir kız... Küçük oğlum 16 yaşında, onun da odasına girip yatağını sarsmaya başladılar, 'Uyan ufaklık, yeter bu kadar uyku.' diye bağırıyorlardı. Onu aşkın silahlı Rus güvenlik görevlisi evi altüst etti. Ailenin daha önce ömründe görmediği dini kitaplar, sanki oradaymış gibi "bulunarak" tutanağa geçirildi. Elviza, o sabah evinden, hayallerinden ve diplomasından koparılarak bilinmezliğe götürüldü. “YA İFTİRA ATIP 5 YIL YATARSIN YA DA 15 YIL SÜRGÜNÜNE GİDERSİN” Ertesi gün sözde mahkemeye çıkarılan Elviza Aliyeva; Esma Nimetulayeva, Nasiba Saidova ve Fevziye Osmanova adlı üç Kırım Tatar kadınıyla birlikte Rusya Ceza Kanunu'nun 205.5 maddesi uyarınca "terör örgütüne üye olmakla" suçlanarak tutuklandı. Evinde tek bir silah bulunmayan, hayatı boyunca hiçbir şiddet eylemine karışmayan üniversite öğrencisi için bu suçlama tam bir saçmalıktan ibaretti. Düzmece davanın tüm iddianamesi ise Esma Nimetulayeva'nın evine iki yıl boyunca yerleştirilen yasa dışı ses kayıtlarına dayandırıldı. Annesi, sözde “mahkeme” sürecinde maruz kaldıkları psikolojik şantajı ve Rus adalet sisteminin iki yüzlülüğünü şu sözlerle ifşa etti: İlk başta 'Bir inceleyip bırakacağız' dediler. Hep yalan. Avukatlarımız ev hapsi istedi, 'Delilleri karartırlar, şahitleri tehdit ederler' diyerek reddettiler. Ortada tek bir somut delil yok, olsaydı şimdiye cezayı çoktan kesmişlerdi. Şimdi baskı yapıyorlar; 'Suçunu itiraf et, arkadaşına karşı ifade ver. Eğer itiraf ederseniz 5 yıl ceza yer, Kırım'daki bir cezaevinde cezanızı çekersiniz. Ama terörist olmadığını savunup suçlamayı reddedersen 15 yıl 'Kolıma' sürgününe gidersin diyorlar. Kolıma Rusya'nın en ücra, en ölümcül cezaevlerinin olduğu yer... “KÜFLÜ HÜCRELER, YIRTILAN BAŞÖRTÜLERİ…” Elviza Aliyeva şu anda Akmescit’teki (Simferopol) 1 Nolu Tutukevi'nde dört kişilik bir hücrede tutuluyor. Esaret altındaki Kırım Tatar kadınlarının maruz kaldığı şartlar sadece ağır değil, aynı zamanda insanlık onurunu zedeleyici boyutta. Hücreler nem ve küf içinde, kaloriferler neredeyse hiç yanmıyor ve sıcak su yok; tutsaklar sularını küçük su ısıtıcılarıyla ısıtmaya çalışıyor. Gündüz vakti tutsakların battaniye ile örtünmesi kesinlikle yasak. Tabak, çatal kaşık gibi kişisel eşyalara el konuluyor. Daha da acısı, işgalcilerin inanç özgürlüğüne yönelik barbarca saldırılar söz konusu. Gözaltının ilk günlerinde Rusya Federal Güvenlik Servisi (FSB) görevlisi bir kadının, tutsak kadınlardan Fevziye Osmanova'nın başörtüsü takmasını yasakladığı ve erkek görevlilerin gözü önünde başörtüsünü zorla çekip yırttığı öğrenildi. Aynı haysiyet kırıcı muamele Elviza, Esma ve Nasiba’ya da uygulandı. Buna rağmen gencecik Elviza, hücresindeki gardiyanların tehditlerine meydan okuyarak her gün gardiyanlara haber verip namazını kılmaya, inancına tutunmaya devam ediyor. Boş zamanlarında ise dil çalışmaları yaparak; İngilizcesini geliştirirken bir yandan da kendi çabasıyla Arapça ve Türkçe öğreniyor. KIRIM’DAN MOSKOVA’YA ADALET YOLCULUĞU Evlatları haksızca ellerinden alınan Kırım Tatar aileler sessiz kalmadı. İçlerinde Elviza, Nasiba ve Fevziye’nin ailelerinin de bulunduğu 16 kişilik bir heyet, Kırım genelinden topladıkları 6 bin 500 imzalı dilekçeyi teslim etmek üzere 29 Ekim'de Rusya’nın başkenti Moskova’ya doğru yola çıktı. Yolculuk tam bir psikolojik harbe dönüştü. Kırım Tatar heyet, 36 saat içinde Rus kolluk kuvvetleri tarafından tam 5 kez gerekçesiz şekilde durdurularak alıkonuldu. Moskova’ya ulaştıklarında ise Rusya İnsan Hakları Yetkilisi (Ombudsman) Tatyana Moskalkova randevu vermeyerek kapıları yüzlerine kapattı. Ardından Rusya Başsavcılığı ve Devlet Başkanlığı İdaresine gitmeye çalışan heyet, Moskova'nın göbeğinde FSB ablukasına alındı. Anne Aliyeva o tehlikeli anları şöyle anlatıyor: Savcılığa gitmeden önce bir kafede oturup bekliyorduk. Kimseye bir zararımız yoktu. Birden içeri 23 tane Aşırılıkla Mücadele Merkezi memuru daldı, her yeri arıyorlar. Bizi aradıklarını anladık. Hemen toparlandık, bizi gözaltına alıp sorgulamak istediler. Belgelerimizi şikayet dilekçelerimizi teslim etmeden hiçbir yere gitmeyeceğimizi söyledik. Sırf evrakları vermeyelim diye süreci sabote etmeye çalıştılar. Hafta sonu araya girdi ama biz gitmedik, cumartesi günü o şikayet dilekçelerini savcılığa teslim ettik. Biz uyurken bile kapımızda iki kişi bekliyordu, bizi adım adım izlediler. Ancak toplanan binlerce imzaya ve göze alınan tüm tehlikelere rağmen siyasi kadın tutsakların yakınlarının Moskova’ya yaptığı yolculuk sonuçsuz kaldı. TUTUKEVİNDE 21 YAŞINA GİRDİ Akmescit tutukevinin soğuk bir hücresinde tutulan Elviza Aliyeva, 29 Mayıs’ta 21 yaşına girdi. 8 aydır haksız yere alıkonulan genç kız son görüşmelerinde parmaklıkların arkasından annesine bakarak şu yürek burkan sözleri söyledi: Anne, en çok neye yanıyorum biliyor musun? Yanınızdayken size yeterince sarılamadığıma, size az vakit ayırdığıma yanıyorum. Şimdi yüzünüzü sadece bir kez görebilmek için tam altı ay beklemek zorunda kaldım... Aliyeva ailesi ve tüm Kırım, şimdi gencecik Elviza’nın ve esir tutulan tüm Kırımlı kadınlarının bir an önce özgürlüklerine kavuşması ve adaletin tecelli etmesi için dualarla direniyor.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.