SON DAKİKA
Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#Kara Yanvar

QHA - Kırım Haber Ajansı - Kara Yanvar haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Kara Yanvar haber sayfasında canlı gelişmelerle ulaşabilirsiniz.

Bakü'den Almatı'ya, Kerkük'ten Lefkoşa'ya: Hürriyet bedeli ödeyenlerin şanlı direnişi Ankara'da konuşuldu Haber

Bakü'den Almatı'ya, Kerkük'ten Lefkoşa'ya: Hürriyet bedeli ödeyenlerin şanlı direnişi Ankara'da konuşuldu

Türk dünyasının farklı coğrafyalarında, hürriyet ve varlık mücadelesi uğruna şehit düşen kurbanları anmak, yaşanan acıları ve gösterilen kahramanlıkları gelecek nesillere aktarmak üzere Türkiye’nin başkenti Ankara’da geniş kapsamlı bir anma programı düzenlendi. Türkiye Azerbaycan Dostluk İşbirliği ve Dayanışma Vakfı (TADİV) ev sahipliğinde; Azerbaycan’ın Ankara Büyükelçiliği, Kazakistan’ın Ankara Büyükelçiliği, Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nin (KKTC) Ankara Büyükelçiliği ve Türkmeneli Dernekler Federasyonu (TÜFED) iş birliğinde tertip edilen programda Kara Yanvar, Jeltoksan olayları, Kanlı Noel ve Kerkük Katliamı şehitleri anıldı. "Zulme Baş Eğmeyenlerin Destanı: Bir Millet Dört Katliam" başlıklı programa, Adalet ve Kalkınma Partisi (AK Parti) İstanbul Milletvekili Şamil Ayrım, İYİ Parti Adana Milletvekili Ayyüce Türkeş Taş, Ukrayna’nın Ankara Büyükelçisi Nariman Celal, Kazakistan'ın Ankara Büyükelçisi Yerkebulan Sapiyev, TOBB Ekonomi ve Teknoloji Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Yusuf Sarınay, Eski Kamu Başdenetçisi Şeref Malkoç, Türk Dünyası Parlamenterler Vakfı Başkanı Dr. Abdullah Çalışkan, Anahtar Parti Türk Dünyası ve Uluslararası İlişkiler Başkanı Prof. Dr. Selma Yel ve pek çok sivil toplum kuruluşu temsilcisi katıldı. Ortak hafıza ve dayanışma temaları etrafında şekillenen programda, Irak Parlamentosu Türkmen Grubu Başkanı ve Kerkük Milletvekili Erşat Salihi, Azerbaycan'ın Ankara Büyükelçisi Dr. Reşad Memmedov ve Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti'nin Ankara Büyükelçisi İsmet Korukoğlu ve TADİV Başkanı Prof. Dr. Aygün Attar Bakü'de 1990'da yaşanan Kanlı Yanvar, Almatı'daki 1986 Jeltosan Olayları, Kıbrıs'ta 1963'te gerçekleşen Kanlı Noel ve 14 Temmuz 1959'daki Kerkük Katliamı'nı Türk dünyasının ortak acılarının yâd edildiği program, saygı duruşunda bulunulması ile başladı. Ardından şehitlerin ruhuna Kur'an'ı Kerim tilaveti icra edildi. Programın açış konuşmasını yapan Türkiye Büyük Millet Meclisi (TBMM) Türkiye-Azerbaycan Parlamentolar Arası Dostluk Grubu Balkanı ve AK Parti İstanbul Milletvekili Şamil Ayrım konuşmasında “Bugün bizler bir millet dört katliam derken yalnızca sayıları değil, aynı kaderi, aynı direnci, aynı inancı dile getiriyoruz. Coğrafyalar farklıydı, tarihler farklıydı ama hedef aynıydı; Türk’ün iradesini kırmak” diyerek, Türklerin yaşadığı coğrafyada Türklerin iradesini kırmanın zalim güçlerin ana hedefi olduğuna değindi. Açılış konuşmasının akabinde gerçekleştirilen panelin moderatörlüğünü Şamil Ayrım üstlendi. "TARİHİ SÜREÇ İÇERİSİNDE BİZE BİR DEVLET KALMADI" Panelde ilk olarak Azerbaycan’ın Ankara Büyükelçisi Dr. Reşad Memmedov konuşmasını gerçekleştirdi. Büyükelçi Memmedov, “20 Ocak 1990 yılı olayları sadece bir katliam değil, sadece bir devletin kendi vatandaşına karşı silah kullanıp, tankları üzerine yürütüp insanları katletmesi değil, bu Azerbaycan Türklerinin, bir milletin devlet kurması için bağımsızlığına giden yolda, egemenliğine giden yolda bir mücadelesinin bir adımıdır” dedi. Memmedov ayrıca, tarihi süreç içerisinde kendilerine bir devlet kalmadığını; aydınları ve gençleri kurban vererek, adetlerini, kültürlerini, dillerini koruyarak verdikleri mücadele neticesinde bir devlet kurduklarını söyledi. ERŞAD SALİHİ: BİZ TÜRK’ÜZ Büyükelçi Memmedov’dan sonra Irak Parlamentosu Türkmen Grubu Başkanı ve Kerkük Milletvekili Erşat Salihi söz aldı. "Bugün hep beraber bir Türk varlığının, kimliğinin yok olmasından bahsetmekteyiz. Sadece Kerkük değil, sadece bir Kıbrıs, Azerbaycan değil; Türk dünyasının neresinde olursa olsun katliamlardan bahsetmekteyiz” diyerek Irak’taki Türkmenlerin, Osmanlı Devleti çekildikten sonra yalnız kaldıklarından söz etti. "Biz Türk’üz, Türkmen kelimesi bile İngilizlerin o zamanki siyaseti neticesinde söylendi" şeklinde konuşan Salihi, mevcut şartlar altında Irak Türkleri kendilerini ve toprakları korumak için kimlik meselesinde üzerlerine fazlaca gelindiğini belirtti. Türklük kimliğini korumak için mücadele verdiklerini vurgulayan Salihi, kendilerine yönelik olarak katliamların yalnızca 1959 yılı ile sınırlı olmadınığını anımsattı. "KUZEY KIBRIS TÜRK CUMHURİYETİ’NDE KATLİAM 1974’TE SON BULDU" KKTC'nin Ankara Büyükelçisi İsmet Korukoğlu, Türk dünyasında yaşanan katliamlara değinerek sözlerine başladı. Kıbrıs’ta yaşanan katliamın ise Türkiye’nin 1974’te yaptığı barış harekâtı ile son bulduğunu vurguladı. Kıbrıs’ta 1950’lerde başlayan şiddetten ve Kanlı Noel’e gelen süreçten de bahseden Korukoğlu, “20 Temmuz tarihi Kıbrıslı Türkler için takvimde herhangi bir yaprak değildir, Kıbrıs Türk halkının özgürlüğüne kavuştuğu, Türk kimliğinin adadaki varlığını tekrar güvence altına almasıdır” diye konuştu. PROF. DR. ATTAR, JELTOKSAN OLAYLARINI ANLATTI Türkiye Azerbaycan Dostluk İşbirliği ve Dayanışma Vakfı Başkanı Prof. Dr. Aygün Attar, Kazakistan’da yaşanan Jeltoksan olayları ile ilgili konuştu. Sovyetlerin Perestroyka politikasına rağmen Dinmuhammet Kunayev’in görevden alınması ve Slav kökenli Genadi Kolbin'in atanması üzerine Kazakistan’da Almatı’da öğrencilerin ayaklandığından söz ederek, Sovyetlerin yetmiş bin kişilik bir orduyu öğrenciler üzerine göndererek, silahsız öğrencileri katlettiğini, öğrencilerin başını çeken Kayrat isimli öğrenciye ise daha sonra millî kahraman unvanı verildiğini söyledi. Türklerin tarihsel süreçte yaşadıklarına değinen Attar, Türklerinin tarihteki kahramanlıklar nedeniyle uydurma tarihe ihtiyaç duymadıklarını, tarihi olmayanların ancak tarih inşa ettiğini de ifade etti. Program, konuşmaların akabinde toplu fotoğraf çekimi ile sona erdi.

Azerbaycan’da Kara Yanvar’ın 36. yılı: Keder ve gurur günü Haber

Azerbaycan’da Kara Yanvar’ın 36. yılı: Keder ve gurur günü

Azerbaycan'da keder ve gurur günü olarak anılan ve tarihe "Kara Yanvar" (Kara Ocak) olarak geçen 20 Ocak Katliamı'nın 36'nci yılı geride kaldı. Azerbaycan’ın bağımsızlığının önemli dönüm noktalarından biri olan Kara Yanvar; Azerbaycan ordusunun İkinci Dağlık Karabağ Savaşı'nda elde ettiği zafer ve başarıyla icra ettiği "Anti Terör Operasyonu" neticesinde Karabağ'ın Ermenistan işgalinden kurtarılmasının ardından daha fazla anlam kazandı. 20 Ocak kurbanları, katliamın her yıl dönümünde tüm Türk dünyasında minnetle anılıyor. Ermeniler, 1980'li yılların sonlarında Karabağ'ın Azerbaycan'dan koparılması için faaliyetlerini artırdı ve Aralık 1989'da Ermenistan Sovyet Cumhuriyeti Yüksek Konseyi, Karabağ'ın Ermenistan'la birleştirilmesi yönünde karar aldı. Azerbaycanlılar, bu kararı tepkiyle karşıladı ve Bakü'de yüz binlerce kişinin katıldığı mitingler düzenlendi. Halk, Ermenilerin artan toprak taleplerine ve Sovyet yönetimine tepkilerini göstermek için Bakü'nün Azadlık Meydanı'na akın etti. Aralıksız olarak devam eden mitingler Sovyet yönetimini tedirgin etti ve Bakü'ye asker gönderilmesi yönünde karar alındı. Halk ise kentin giriş yollarını ve Bakü'deki askeri birliklerin önünü kapattı. İlk önce 19 Ocak 1990'da Sovyet istihbaratı tarafından Azerbaycan televizyonunun enerji hatları patlatıldı. Akşam saatlerinde ise 26 bin kişilik Sovyet ordusu zırhlı araçlarla 5 yönden Bakü'ye girdi. Sovyet ordusu, onları engellemeye çalışan silahsız sivillere mermi yağdırarak kente ulaştı. Tanklar ve ağır zırhlı araçlar insanların üstüne sürüldü, ambulanslara ve yolcu otobüslerine ateş açıldı. O gece Bakü'de 130 sivil hayatını kaybetti. Sovyet ordusu, katliamını Neftçala ve Lenkeran gibi diğer illerde de sürdürdü ve toplamda 150 Azerbaycanlı sivil, 20 Ocak Katliamı'nın kurbanı oldu. Olaylarda 744 kişi yaralandı, yaklaşık 400 kişi Sovyet ordusunca gözaltına alındı. Bakü'de Sovyet yönetiminin olağanüstü hâl ilan etmesine ve kentin tamamen Sovyet ordusu tarafından kontrol altına alınmasına rağmen halk şehitlerin defni için sokaklara çıktı. Şehitlerin, 1918 senesinde Bakü'nün kurtuluşu adına girişilen harekatta şehit düşen askerlerinin toprağa verildiği, daha sonra Bolşevikler tarafından eğlence parkı haline getirilen Dağüstü Park'ta defnedilmesine karar verildi. Cenazeler Azadlık Meydanı'nda toplandı ve buradan insanların omzunda daha sonra Şehitler Hıyabanı ismi verilen alana getirilerek yan yana defnedildi. Cenazelere yaklaşık 1 milyon kişi eşlik etti. Kanlı Ocak Katliamı, Azerbaycanlıların eski Sovyet yönetimine güvenini tamamen sarstı ve ülkenin bağımsızlığına giden süreç başladı. Azerbaycanlılar 36 yıldır her 20 Ocak'ta, o günün kurbanlarının simgesi haline gelen karanfillerle şehitliğe akın ediyor, bağımsızlık ateşini yakanlara minnettarlığını gösteriyor.

KTMM Başkanı Refat Çubarov: Azerbaycan'ın özgürlüğüne giden yolu açan şehitleri saygıyla anıyoruz Haber

KTMM Başkanı Refat Çubarov: Azerbaycan'ın özgürlüğüne giden yolu açan şehitleri saygıyla anıyoruz

Kırım Tatar Milli Meclisi Başkanı (KTMM) Refat Çubarov, Azerbaycan Türklerine karşı Sovyet idaresinin, bundan tam 35 yıl önce işlediği katliamlardan birisi olan Kara Yanvar (Kara Ocak) sırasında hayatını kaybedenleri andı.  KTMM Başkanı Refat Çubarov, bugün sosyal medya üzerinden yaptığı açıklamada, tam 35 yıl önce 1990 yılında 19 Ocak’ı 20 Ocak’a bağlayan gece Sovyet ordusunun, Azerbaycan Halk Cephesini yenmek ve Azerbaycan'daki Komünist Partisi iktidarını kurtarmak amacıyla Bakü'ye saldırdığını hatırlatarak, “Sovyet askerlerinin Bakü'ye girmesi ve Azerbaycan genelinde stratejik noktalarda takviye güvenlik önlemleri alınması, aslında Azerbaycan halkının bağımsızlık ilanına karşı bir engel koyma amacını taşıyordu. Sovyet ordusu birliklerinin Bakü'ye girişi, sivillere yönelik çok sayıda kasıtlı öldürme eylemiyle birlikte gerçekleşti. Askerler zaman zaman ağır makineli tüfeklerle ateş açtılar. Sovyet ordusunun şiddetli saldırıları sonucu 150'den fazla Azerbaycanlı sivil hayatını kaybetti, 700'den fazla kişi yaralandı.” ifadelerini kullandı. Öte yandan 22 Ocak 1990’da Bakü'nün neredeyse tamamının, bu trajedinin kurbanlarını kahraman olarak kabul ederek toplu bir cenazeye katıldığını belirten Çubarov şunları kaydetti: O gün, Moskova'nın 20 Ocak 1990 tarihinde bağımsız bir devlet olma yolunda kararlılıkla ilerleyen Azerbaycan üzerindeki kontrolünü kaybettiği anlaşıldı. Azerbaycan'ın özgürlüğüne giden yolu açan şehitleri saygıyla anıyor ve Azerbaycan halkının cesaretine olan saygımızı sunuyoruz. KIZIL TERÖRÜN SON DALGASI: KANLI YANVAR  1980’li yıllarda milletler hapishanesi SSCB içinde, Ermenistan yönetimine milliyetçi zümre geçtiğinde, Azerbaycan’da hala Sovyetler Birliği’nin baskı rejimine hizmet eden bir zihniyet varlığını sürdürüyordu.  Ancak bu dönem, Azerbaycan halkı için de bir direnç noktası oluşturdu. Azerbaycan Türklerinin lideri merhum Ebülfez Elçibey’in önderliğindeki Azerbaycan Halk Cephesi, bu hususta ilk adımdı. Sovyetler Birliği’nin boyunduruğu altına yaşamak istemeyen, istiklal için mücadeleyi göze alan Azerbaycan Türkleri; Moskova’nın dikkatini üstüne çekti. 1990 yılının ocak ayının ilk günlerinde Ermenistan, Karabağ’ın kendisine ait olduğu yönünde kararlar aldığında bölgede çatışmalar gerçekleşti.  KREMLİN, AZERBAYCAN'DA HAKİMİYETİ KAYBETMEMEK İÇİN KANLI BİR YOLU SEÇTİ  Bu uyanışı engellemek için bahane arayan Moskova her zaman olduğu gibi kendisini ikna eden bir kılıf hazırladı. Ermeni çatışmalarını ve halk ayaklanmalarını bahane eden Sovyet kurmayları, Mihail Gorbaçov’un direkt emriyle sözde kendi sınırlarının içinde olduğunu kabul ettikleri Bakü şehrine girerek, binlerce insana vahşi bir muamele uyguladı. Sovyet orduları, bu katliam için sadece Bakü değil Azerbaycan’ın çeşitli şehirlerine de dahil olan bir terör dalgası başlattı. Rus askerleri, 19 Ocak’ta Azerbaycan Televizyonunun enerji jeneratörünü havaya uçurarak, katliamdan kimsenin haberi olmaması için var gücüyle çalıştı. Milletler Hapishanesi’nin Azerbaycan’daki yayın organı olan Komünist gazetesinin son sayısı 18 Ocak 1990’da bir sonraki sayısı ise 27 Ocak 1990’da çıktı.  Savunma Bakanı Mareşal Yazov liderliğindeki Rus ordusu, 19 Ocak 1990 gecesi saat 23.30'da Sovyetler Birliği’nin Genel Sekreteri Gorbaçov’un emriyle olağanüstü hâl ilan etmeden Bakü şehrine girdi. “Darbe” kod adıyla yaptığı hukuksuz müdahalede sivil halkı katletti ve bunun sonucunda 147 kişi öldü, 744 kişi yaralandı, 841 kişi hukuksuzca gözaltına alındı ve yüzlerce kişi ortadan kayboldu. Bakü'de olağanüstü hâl ilanına ilişkin bilgi, yalnızca 20 Ocak sabah 7'de devlet radyosu tarafından halka iletildi. Ancak Mihail Gorbaçov'un Azerbaycan'a gönderdiği üst düzey yetkililer yüzsüzce Bakü'de olağanüstü hâl ilan edilmeyeceğini açıkladı.. OHAL'in halka duyurulduğu tarihe kadar Rus askerleri, 82 kişiyi acımasızca katletti, 20 kişiyi de ağır şekilde yaraladı. Olağanüstü hal ilanının ardından 20 Ocak ve sonraki günlerde Bakü'de 21 kişi katledildi. 25 Ocak'ta Neftçala'da ve 26 Ocak'ta Lenkeran'da olağanüstü hâl ilan edilmeyen bölgelerde 8 kişi daha öldürüldü. Moskova’nın askerleri, 19 Ocak gecesi Azerbaycan Televizyonuna saldırmalarına rağmen 20 Ocak’ta "Azadlık" radiosunun sunucusu ünlü gazeteci Mirze Hazar’ın sesi duyulduğunda, umut ışığı tekrar doğmuştu. Mirze Hazar’ın 20 Ocak'ta ilk yayını, hem Azerbaycan'da hem de tüm dünyada Azerbaycanlıları ve kamuoyunu uyandırdı. Dünyadaki tüm Azerbaycanlılar ayağa kalktı ve protestolar başladı. 20 Ocak’ta Bakü’ye saldıran Sovyet ordusunun içinde Ermeni nüfusunun da yüksek olduğu sonraki araştırmalarda ortaya çıkarıldı. O gün içinde Ermeni nüfusunu da barındıran Sovyet ordusu, Bakü sokaklarında önlerine çıkan her şeyi ezdi ve ordu acımasızca her yere ateş açtı. İnsanlar sadece sokaklarda değil, otobüse binerken, apartmanlarında otururken bile vuruldu. Rus güçleri, yaralıları götürmeye gelen ambulans araçlarına ve sağlık çalışanlarına da saldırdı. AZERBAYCAN'DA BAĞIMSIZLIK HAREKETİ HIZLANDI Bu facia Azerbaycan'da bağımsızlık hareketini hızlandırdı ve Sovyetler Birliği'ne ciddi bir darbe vurdu. Bakü'nün tüm nüfusu, gece öldürülenlerin toplu cenaze töreninde gün boyunca merasim düzenledi. Şehrin yüksek kısmında inşa edilen Şehitler Hiyabanında defnedilen ilk şehitlerin töreni sırasında, binlerce Komünist Parti üyesi parti kimliklerini yaktı. 20 Ocak Milli Yas Günü olduğu için Azerbaycan'da bugün bütün kamu kurumları ve özel işletmeler anma töreni düzenleyecek.

Azerbaycan'ın bağımsızlığına vurulan Sovyet darbesi: 20 Ocak 1990 Kara Yanvar Katliamı Haber

Azerbaycan'ın bağımsızlığına vurulan Sovyet darbesi: 20 Ocak 1990 Kara Yanvar Katliamı

Azerbaycan Türkleri, tarih sahnesine bir kez daha tam 70 sene sonra bağımsızlıklarını elde etmek için atılmışlardı. Bağımsızlığa giden yolda Azerbaycan Türklerinin mücadelesinde kanlı bir dönüm noktası yaşanacaktı. 20 Ocak 1990’da mücadele veren Azerbaycan Türkleri bu sefer de Sovyetler Birliği ismiyle anılan emperyalistlerin hedefine oturmuştu. Peki neden Azerbaycan hedef alındı? Gorbaçov’un hayata geçirdiği Yeniden Yapılanma ve Açıklık politikaları Sovyet baskısında yaşayan halkları harekete geçirmişti. Kendi kaderini tayin etme hakkını elde etmek için mücadele veren toplumlar arasında Azerbaycan da bulunuyordu.  20 OCAK’A GİDEN SÜREÇTE AZERBAYCAN VE ERMENİSTAN’DA OLAYLAR NASIL GELİŞTİ? Ancak 1988 yılında Azerbaycan Sovyeti, Sovyetler Birliği'nin en muhafazakâr cumhuriyetlerinden biriydi ve siyasi muhaliflere yer yoktu. Ermenistan’da ise parti hiyerarşisinin çoğunluğu yeni milliyetçi hareketle iş birliği yapmak istediğinden milliyetçiler burada iktidarı daha kolay ele geçirdiler. Azerbaycan'da iktidar ile muhalefet arasında uzlaşmanın temeli yoktu ve cumhuriyetin gelecekteki kaderi konusunda farklı görüşlere sahiptiler. Görüş farklılığının bir diğer nedeni de Bakü'nün Rusça konuşan kozmopolit aydınlarını cumhuriyetin geri kalan nüfusundan ayıran uçurumdu. Türk Milliyetçiliğini vaaz eden ve Gorbaçov'un politikalarıyla ilgilenmeyen radikal halk figürleri ise bu gruptan nefret ediyordu. Azerbaycan’da hükûmet ve bölünmüş muhalefet "oyunun kuralları" üzerinde anlaşamadığı için iktidar mücadelesi uzun süre devam etti. Azerbaycan Halk Cephesi ve Azerbaycan’ın komünist hükûmetiyle anlaşamayınca, olaya Moskova’nın müdahalesi de kaçınılmaz oldu. KARABAĞ’DA YAŞANANLARI GERİLİMİ ARTIRDI Karabağ'dan gelen haberler durumu daha da gergin hale getirdi. 9 Ocak 1990’da Ermenistan parlamentosu Karabağ'ın topraklarına dahil edilmesi yönünde oy kullandı ve bu hamle tabii ki Azerbaycan Türklerini kızdırdı. Olayın sıcaklığında Karabağ’da Ermeniler ile Türkler arasında çatışmalar yaşandı. Bu çatışmalarda hayatını kaybedenler ve esir alınanlar oldu. AZERBAYCAN TÜRKLERİ, KOMÜNİST REJİME MEYDAN OKUYOR Olaylar büyüdükçe Moskova’nın da müdahelesinde artış yaşanıyordu. Moskova'dan Bakü'ye birkaç bin iç birlik daha gönderildi. 11 Ocak'ta Halk Cephesi'ne bağlı bir grup Lenkeran şehrinde birçok idari binayı alarak yönetimi ele geçirdi. İki gün sonra durumu açıklığa kavuşturmak için olay yerine gönderilen iktidar gazetesi Bakinski Raboçi gazetesinin muhabiri, şehirdeki Sovyet hükûmetinin devrilmesine tanık oldu. Muhabir o günü şöyle kaleme almıştı: “Önce şehir parti komitesi birinci sekreteri Rızayev ile bir toplantı ayarladım, ardından raykom binasına gittim. Ancak kapıda silahlı adamlar duruyordu. Beni içeri almadılar, içlerinden biri yanıma gelip şöyle dedi: "Raykom artık yok. Burada kimse çalışmıyor. Girmenize izin verilmiyor" SOVYET YÖNETİMİ BAKÜ’DE 14 Ocak'ta Gorbaçov'un yakın siyasi yoldaşı Yevgeniy Primakov başkanlığındaki Siyasi Büro heyeti durumu kontrol etmek için Bakü'ye geldi. SSCB Savunma Bakanı Dmitri Yazov da şehrin eteklerindeki kışlalarda konuşlanan binlerce birliğe bizzat komuta etmek için buraya geldi. Dağlık Karabağ'da, Azerbaycan ve Ermenistan'ın sınır bölgelerinde ve Gence'de olağanüstü hâl uygulanmasına karar verildi, ancak bu karar nedense Bakü için geçerli olmadı. Azerbaycan Türkleri bağımsızlığı için mücadele ederken Primakov o günlerde Azerbaycan'ın Sovyetler Birliği'nden çıkmasını kabul etmeyeceği konusunda uyarı yaptı ve asker göndereceğinin imasını yaptı. SOVYETLER BİRLİĞİ’NİN SON ACIMASIZ KATLİAMI: 20 OCAK 1990 Gorbaçov ve yönetimi 19 Ocak’ı 20 Ocak’a bağlayan gece Bakü'ye asker gönderme kararı aldı. Gece yarısı olağanüstü hâl ilan edildi. Ancak Bakü halkının bundan haberi yoktu çünkü akşam saat 7.30'da televizyon istasyonunun elektrik ünitesi havaya uçurulmuştu ve televizyon yayını kesilmişti. Bu provokasyon muhtemelen özel servisler tarafından düzenlendi.  Bunun sonucunda Bakü halkının büyük bir kısmı acil durumdan ancak sabah saat 5.30'da Azadlıq Radyosu’ndan Mirza Hazar'ın sesi ve helikopterlerden atılan broşürler aracılığıyla haberdar oldu. Azerbaycan Türkleri, bağımsızlık arzusuyla Bakü Azadlık Meydanında sokaklara dökülmüşken, Sovyet tankları 26 bin askerle birlikte şehre girerek, Bakü sokaklarında bağımsızlık yürüyüşü yapan insanların üzerine acımasızca ateş açtı. Açılan ateş sonucunda 137 sivil acımasızca katledildi, yaklaşık 700 kişi de yaralandı. Azerbaycan halkı, Kara Yanvar'ın yıl dönümünde Rusların şehit ettiği bağımsızlık aşkıyla yanan vatandaşlarını anıyor.

Türk Dışişleri: Bağımsızlık uğruna can veren Azerbaycan'ın kahramanlarını saygı ve rahmetle anıyoruz Haber

Türk Dışişleri: Bağımsızlık uğruna can veren Azerbaycan'ın kahramanlarını saygı ve rahmetle anıyoruz

Türkiye Cumhuriyeti Dışişleri Bakanlığı, bundan tam 35 yıl önce Azerbaycan'da Rus ordusunun gerçekleştirdiği katliamda hayatını kaybedenleri andı. Bakanlığın resmî hesaplarından yapılan açıklamada, "20 Ocak 1990'da bağımsızlık uğruna şehit düşen Kardeş Azerbaycan'ın kahramanlarını saygı ve rahmetle anıyoruz." ifadeleri yer aldı.  20 Ocak 1990'da bağımsızlık uğruna şehit düşen Kardeş Azerbaycan'ın kahramanlarını saygı ve rahmetle anıyoruz. ???????????????? pic.twitter.com/hDJu2YbHLM — T.C. Dışişleri Bakanlığı (@TC_Disisleri) January 20, 2025 KIZIL TERÖRÜN SON DALGASI: KANLI YANVAR  1980’li yıllarda milletler hapishanesi SSCB içinde, Ermenistan yönetimine milliyetçi zümre geçtiğinde, Azerbaycan’da hala Sovyetler Birliği’nin baskı rejimine hizmet eden bir zihniyet varlığını sürdürüyordu.  Ancak bu dönemde Azerbaycan için de bir direnç noktası oluşturdu. Azerbaycan Türklerinin lideri merhum Ebülfez Elçibey’in önderliğinde Azerbaycan Halk Cephesi, bu hususta ilk adımdı. Sovyetler Birliği’nin boyunduruğu altına yaşamak istemeyen, istiklal için mücadeleyi göze alan Azerbaycan Türkleri; Moskova’nın dikkatini de üstüne çekti. 1990 Ocak ayının ilk günlerinde Ermenistan, Karabağ’ın kendine ait olduğu yönünde kararlar aldığında, bölgede çatışmalar gerçekleşti.  Bu uyanışı engellemek için bahane arayan Moskova her zaman olduğu gibi kendisini ikna eden bir kılıf hazırladı. Ermeni çatışmalarını ve halk ayaklanmalarını bahane eden Sovyet kurmayları, Mihail Gorbaçov’un direkt emriyle sözde kendi sınırlarının içinde olduğunu kabul ettikleri Bakü şehrine girerek, binlerce insana vahşi bir muamele uyguladı. Sovyet orduları, bu katliam için sadece Bakü değil Azerbaycan’ın çeşitli şehirlerine de dahil olan bir terör dalgası başlattı. Rus askerleri 19 Ocak’ta Azerbaycan Televizyonunun enerji jeneratörünü havaya uçurarak, katliamdan kimsenin haberi olmaması için var gücüyle çalıştı. Milletler Hapishanesi’nin Azerbaycan’daki yayın organı “Komünist” gazetesinin son sayısı 18 Ocak 1990’da bir sonraki sayısı ise 27 Ocak 1990’da çıktı.  Savunma Bakanı Mareşal Yazov liderliğindeki Rus ordusu, 19 Ocak 1990 gecesi saat 23.30'da Sovyetler Birliği’nin Genel Sekreteri Gorbaçov’un emriyle olağanüstü hâl ilan etmeden Bakü şehrine girdi. “Darbe” kod adıyla yaptığı hukuksuz müdahalede sivil halkı katletti ve bunun sonucunda 147 kişi öldü, 744 kişi yaralandı, 841 kişi hukuksuzca gözaltına alındı ve yüzlerce kişi ortadan kayboldu. Bakü'de olağanüstü hâl ilanına ilişkin bilgi, yalnızca 20 Ocak sabah 7'de devlet radyosu tarafından halka iletildi. Ancak Mihail Gorbaçov'un Azerbaycan'a gönderdiği üst düzey yetkililer yüzsüzce Bakü'de olağanüstü hâl ilan edilmeyeceğini açıkladı.. OHAL'in halka duyurulduğu tarihe kadar Rus askerleri, 82 kişiyi acımasızca katletti, 20 kişiyi de ağır şekilde yaraladı. Olağanüstü hal ilanının ardından 20 Ocak ve sonraki günlerde Bakü'de 21 kişi katledildi. 25 Ocak'ta Neftçala'da ve 26 Ocak'ta Lenkeran'da olağanüstü hâl ilan edilmeyen bölgelerde 8 kişi daha öldürüldü. Moskova’nın askerleri, 19 Ocak gecesi Azerbaycan Televizyonuna saldırmalarına rağmen 20 Ocak’ta "Azadlık" radiosunun sunucusu ünlü gazeteci Mirze Hazar’ın sesi duyulduğunda, umut ışığı tekrar doğmuştu. Mirze Hazar’ın 20 Ocak'ta ilk yayını, hem Azerbaycan'da hem de tüm dünyada Azerbaycanlıları ve kamuoyunu uyandırdı. Dünyadaki tüm Azerbaycanlılar ayağa kalktı ve protestolar başladı. 20 Ocak’ta Bakü’ye saldıran Sovyet ordusunun içinde Ermeni nüfusunun da yüksek olduğu sonraki araştırmalarda ortaya çıkarıldı. O gün içinde Ermeni nüfusunu da barındıran Sovyet ordusu, Bakü sokaklarında önlerine çıkan her şeyi ezdi ve ordu acımasızca her yere ateş açtı. İnsanlar sadece sokaklarda değil, otobüse binerken, apartmanlarında otururken bile vuruldu. Rus güçleri, yaralıları götürmeye gelen ambulans araçlarına ve sağlık çalışanlarına da ateş açtı. AZERBAYCAN'DA BAĞIMSIZLIK HAREKETİ HIZLANDI Bu facia Azerbaycan'da bağımsızlık hareketini hızlandırdı ve Sovyetler Birliği'ne ciddi bir darbe vurdu. Bakü'nün tüm nüfusu, gece öldürülenlerin toplu cenaze töreninde gün boyunca merasim düzenledi. Şehrin yüksek kısmında inşa edilen Şehitler Hiyabanında defnedilen ilk şehitlerin töreni sırasında, binlerce Komünist Parti üyesi parti kimliklerini yaktı. 20 Ocak Milli Yas Günü olduğu için Azerbaycan'da bugün bütün kamu kurumları ve özel işletmeler anma töreni düzenleyecek.

"Kara Ocak" katliamından bağımsızlığa Haber

"Kara Ocak" katliamından bağımsızlığa

Azerbaycan, 20 Ocak 1990'da Sovyet ordusunun kadın ve çocuk ayrımı yapmadan yaptığı katliamın kurbanlarını hiçbir zaman unutmadı. Sovyet ordusunun Bakü ve diğer illerde kadın ve çocuk ayırt etmeden yaptığı katliam, bağımsızlığın sembolü oldu. Bağımsız Azerbaycan’ın seçilmiş ilk Meclis Başkanı İsa Gambar, Birleşik Azerbaycan Teşkilatı YK Başkanı Agil Semedbeyli, akademisyen ve köşe yazarı Dr. Elnur Paşa, Azerbaycan'ın bağımsızlık mücadelesinin "kara günü" olan 20 Ocak 1990 katliamı ile ilgili Kırım Haber Ajansına (QHA) konuştu. Azerbaycan Türkleri, bağımsızlık talebiyle Bakü Azadlık Meydanında sokaklara dökülmüştü. 19 Ocak 1990’ı 20 Ocak 1990’a bağlayan gece, Sovyet tankları 26 bin askerle birlikte şehre girerek, Bakü sokaklarında bağımsızlık yürüyüşü yapan insanların üzerine acımasızca ateş açtı. Açılan ateş sonucunda aralarında kadın ve çocukların da bulunduğu 137 sivil katledildi, 700’e yakın kişi yaralandı. Aradan geçen 31 yıla rağmen Azerbaycan halkı, bu kanlı baskını hiç unutmadı. Bağımsız Azerbaycan’ın seçilmiş ilk Meclis Başkanı İsa Gambar, Birleşik Azerbaycan Teşkilatı YK Başkanı Agil Semedbeyli, akademisyen ve köşe yazarı Dr. Elnur Paşa Azerbaycan'ın bağımsızlık mücadelesinin dönüm noktası olan Kara Ocak'ı Kırım Haber Ajansına (QHA) değerlendirdi. İSA GAMBAR: AZERBAYCAN İÇİN 20 OCAK BİTMEDİ Bağımsız Azerbaycan'ın seçilmiş ilk Meclis Başkanı olan İsa Gambar, 20 Ocak'ın Azerbaycan için aslında bitmediğine dikkat çekti. 27 Ocak 2018 Müsavat Partisi meclis toplantısında yaptığı konuşmadakı sözlerini hatırlatan Gambar, "Azerbaycan için 20 Ocak bitmedi. Çünkü Azerbaycan'ın tam bağımsız şekilde yaşamasına izin vermeyen Rusya varlığını sürdürüyor. Bu politikayı sürdüren Putin hükumeti varlığını sürdürüyor. Azerbaycan iktidarında mevki uğruna, Moskova'nın her görevini yerine getirmeye hazır olanlar var. Yarın onlar, SSCB'nin restorasyonunu da Rus ordusunun Azerbaycan'a gelişini de imzalayabilirler. Yine şöhret uğruna, görev uğruna, kariyer uğruna nüfusçuluğa hazır insanlar, Azerbaycan siyasetinde rol oynamaya devam ediyor. 20 Ocak olaylarını (faciasını) mümkün yapan şartlar bugün tam gaz devam ediyor." diye konuştu. "AZERBAYCAN ESKİ AZERBAYCAN DEĞİL" Birleşik Azerbaycan Teşkilatı YK Başkanı Agil Semedbeyli, katliamdan önce o dönemki Sovyetler Birliği Savunma Bakanı General Dmitriy Yazov'un konuşmasını hatırlattı. Baskının Azerbaycan Halk Cephesine karşı yapıldığını vurgulayan Semedbeyli, Sovyetlerin amacının Azerbaycan'ın bağımsızlık hareketini yok etmek olduğunu kaydetti. Semedbeyli, Azerbaycan'daki bağımsızlık hareketinin diğer eski Sovyet cumhuriyetlerinde en güçlü hareket olduğunu belirterek, şunları söyledi: "20 Ocak katliam gecesi ben öğrenciydim ve dışarıda şu anki Cumhurbaşkanlığı Sarayının önündeydim. Olaydan 1 hafta önce o dönemki Sovyetler Birliği Savunma Bakanı General Dmitriy Yazov, 'Biz Azerbaycan Halk Cephesini yok etmeye gidiyoruz' diye. Azerbaycan Halk Cephesini yok etmek istemelerinin amacı aslında Azerbaycan'ın bağımsızlık savaşını yok etmekti. Azerbaycan Halk Cephesi, liderimiz Ebulfez Elçibey'in önderliğinde, Azerbaycan'daki bağımsızlık savaşına öncülük ediyordu. Ayrıca eski Sovyet Cumhuriyetleri içerisindeki en güçlü bağımsızlık hareketi de Azerbaycan Halk Cephesi idi. O nedenle bu hareketi bastırdıkları zaman diğer cumhuriyetlerdeki hareketlerin de kendiliğinden duracağını hesaplamışlardı ama hesapları ters tepti." Azerbaycan'da o gece yapılan katliam, aslında Sovyetlerin sonu oldu çünkü yaptıkları katliamı tüm dünya görmüş oldu. Sovyetler Birliğinin ekonomisi de çok zor durumdaydı. Azerbaycan halkı da protesto amacıyla 40 gün boyunca grev yaptı ve böylece Sovyetler Birliğinin zor durumda olan ekonomisi çöktü. Sovyetler Birliğinde, ekonomik sistem birbirine bağlı ilerliyordu, o nedenle Azerbaycan'da üretim durunca diğer fabrikalar da durdu. Öte yandan Azerbaycan komünist partisinden kitlesel istifalar oldu ve ilk olarak Nahçıvan Sovyetler Birliğinden ayrıldığını ilan etti. Aslında 20 Ocak olayları, Azerbaycan'daki bağımsızlık mücadelesinin zirve noktasıydı. Daha sonra 1991 yılında Azerbaycan bağımsızlığını ilan etti. Rusların Kafkasların en zengin ülkesi Azerbaycan'da her zaman gözü olmuştur ve 20 Ocak'ta yapılan katliamın amacı buydu. 1992 yılında Ebulfez Elçibey, Azerbaycan'da bulunan 75 bin kişilik Rus ordusunu, ülkeden tamamen çıkardı ve Azerbaycan tam bağımsızlığına kavuştu. Şehitlerimizi rahmetle anıyorum, mekanları cennet olsun. Azerbaycan'ın bağımsızlığının artık geri dönüşü yoktur. Ruslar her ne kadar da Azerbaycan'ı geri almak isteseler de ne Azerbaycan eski Azerbaycan değil ne Türkiye eski Türkiye değil. Azerbaycan'ın bağımsızlığını kabul etmek zorundalar.   "RUSLAR, AZERBAYCAN'DAKİ UYANIŞ RUHUNUN ÖNÜNE GEÇEMEDİ" Akademisyen ve köşe yazarı Dr. Elnur Paşa, 20 Ocak'ın Azerbaycan halkı için bir uyanış olduğunu belirtti. Diğer Sovyet cumhuriyetlerine göz dağı vermek amacıyla Azerbaycan halkının sesinin bastırılmak istendiğine dikkat çeken Paşa, yapılan katliamda her kesimden Azerbaycanlının şehit düştüğünü ifade etti. Öte yandan Sovyet ordusunun sağlık çalışanlarına bile saldırdığını kaydeden Paşa, "Katliamda sadece sokakta olanlar değil evin içinde olan insanlardan da şehit düşenler vardı. Dünyanın her yerinde savaşlarda ve diğer olaylarda, sağlık çalışanlarının dokunulmazlığı vardır ancak katliam günü yaralıları taşıyan sağlık çalışanlarından da polislerden de şehit düşen oldu. O dönem Azerbaycan'ın her kesiminden insan şehit düştü." dedi. Elnur Paşa'nın Kara Yanvar'a ilişkin açıklaması şöyle: Bu olay sadece başkent Bakü'de değil diğer bölgelerde de yaşandı. Örneğin Gence'de Sovyet tanklarının girişini engellemek isteyen Azerbaycanlılar, tankların önünde durarak kendilerini siper etti. Katliamdan 1 gün önce televizyon kanalına saldırı düzenlediler. Halkın sesini susturmak ve televizyondan olayın duyulmaması adına bunu yaptılar. Sovyetler Birliği, Azerbaycan halkının sesini boğmak istedi fakat başaramadı, Azerbaycan'daki uyanış ruhunun önüne geçemedi. Şehitlerimizin ruhları bizim için azizdir. O gün sadece Azerbaycan halkı için değil Sovyetler Birliğinde esaret altında yaşayan bütün halkların korkusunun yıkıldığı gündür.

20 Ocak 1990 Bakü Katliamı ve Azerbaycan Türkü şehitler anılıyor Haber

20 Ocak 1990 Bakü Katliamı ve Azerbaycan Türkü şehitler anılıyor

Azerbaycan’ın başkenti Bakü’de, 20 Ocak 1990 tarihinde Sovyet Kızıl Ordusu’nun gerçekleştirdiği korkunç katliamın 33. yıl dönümü kaydediliyor. Azerbaycan’ın bağımsızlığının önemli dönüm noktalarından biri olan Kara Yanvar; Azerbaycan ordusunun 1 yıl önce elde ettiği zaferle Karabağ’ın Ermenistan işgalinden kurtarılmasının ardından daha fazla anlam kazandı. 20 Ocak kurbanları, katliamın her yıl dönümünde minnetle anılıyor. "Kara Ocak", "Kara Cumartesi", "Bakü Katliamı" veya "20 Ocak Katliamı" adıyla anılan Sovyet Ordusu'nun Bakü'deki kanlı baskını Kara Yanvar’ın 33. yıl dönümüne girildi. Azerbaycan Türkleri, bağımsızlık arzusuyla Bakü Azadlık Meydanında sokaklara dökülmüşken, 19 Ocak 1990’ı 20 Ocak 1990’a bağlayan gece, Sovyet tankları 26 bin askerle birlikte şehre girerek, Bakü sokaklarında bağımsızlık yürüyüşü yapan insanların üzerine acımasızca ateş açtı. Açılan ateş sonucunda 137 sivil acımasızca katledildi, yaklaşık 700 kişi de yaralandı. Bakü'de 33 yıl önce çocuklar da dahil onlarca insanın Sovyet Ordusu tarafından acımasızca öldürüldüğü bu acı gün; Azerbaycan halkının yüreğinde halen tazeliğini korurken aynı zamanda bağımsızlığa giden sürecin meşalesinin yandığı gün de oldu. KARANFİLLERLE ŞEHİTLİĞE AKIN EDİLİYOR Azerbaycan’ın bağımsızlığının önemli dönüm noktalarından biri olan "Kara Yanvar"da hayatını kaybedenler, her yıl 20 Ocak’ta düzenlenen törenlerle anılıyor. Bakü’deki şehitliği ziyaret eden Azerbaycanlılar ellerinde 20 Ocak kurbanlarının simgesi haline gelen karanfillerle şehitliğe akın ediyor, bağımsızlık ateşini yakanlara minnettarlığını gösteriyor. AZERBAYCAN'IN KARABAĞ ZAFERİ Ermenilerin, 1998’den beri devam eden işgali, Azerbaycan ordusunun başarılı ve tarihi "Karabağ Harekatı" ile son buldu. Azerbaycan ordusunun kahramanca mücadelesi sonucu 10 Kasım 2020 tarihinde Karabağ resmen işgalden kurtarıldı. Azerbaycan, haklı mücadelesinde kazanan taraf oldu. Karabağ, yıllar sonra özgürlüğüne kavuştu.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.