SON DAKİKA
Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#Katliam

QHA - Kırım Haber Ajansı - Katliam haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Katliam haber sayfasında canlı gelişmelerle ulaşabilirsiniz.

Kara Yanvar şehitleri unutulmadı! Haber

Kara Yanvar şehitleri unutulmadı!

Türkiye ve Türk dünyasındaki kurum ve kuruluşlar, Sovyetler Birliği'nin 20 Ocak'taki katliamını unutmadı. Türkiye Cumhuriyeti Dışişleri Bakanlığı resmî sosyal medya hesabı üzerinden "Tek Millet İki Devlet" hashtagi ile paylaşım yaptı. Paylaşım yazısında, "20 Ocak 1990’da Can Azerbaycan’ın istiklâli uğrunda şehit düşen Azerbaycanlı kardeşlerimizi saygı ve rahmetle anıyoruz." ifadelerine yer verildi. 20 Ocak 1990’da Can #Azerbaycan’ın istiklali uğrunda şehit düşen Azerbaycanlı kardeşlerimizi saygı ve rahmetle anıyoruz.#TekMilletİkiDevlet pic.twitter.com/4wD8ogJaW0 — T.C. Dışişleri Bakanlığı (@TC_Disisleri) January 20, 2026 Türk Devletleri Parlamanter Asamblesi (TÜRKPA) Genel Sekreteri Ramil Hasan'ın mesajında ise şu ifadeler yer aldı: "20 Ocak faciasının 36. yıl dönümünde, Azerbaycan tarihinin en acı sayfalarından birinde hayatını kaybeden masum kurbanların aziz hatırasını derin saygıyla anıyoruz. On yıllar boyunca Azerbaycan büyük acılarla, ağır kayıplarla ve sayısız sınavla karşı karşıya kalmıştır. Ancak tüm bu facialara rağmen Azerbaycan halkı onurunu, direncini ve sarsılmaz ruhunu hiçbir zaman kaybetmemiştir. 20 Ocak 1990 olayları, hem bir facianın hem de kahramanlığın sembolü olarak; özgürlük, egemenlik ve millî kimlik uğruna ödenen ağır bedelin hatırası şeklinde tarihe kazınmıştır. Muzaffer Başkomutan, Cumhurbaşkanı İlham Aliyev’in liderliğinde Vatan Savaşı’nda kazanılan tarihi Zafer, bu tarihte önemli bir dönüm noktası olmuş ve Türk dünyasının ortak hafızasının ayrılmaz bir parçası hâline gelmiştir. Azerbaycan halkının birliğini, siyasi iradesini ve devletçiliğe olan sarsılmaz bağlılığını somutlaştıran bu Zafer ile 20 Ocak şehitlerinin huzursuz ruhları nihayet huzura kavuşmuştur. Şehitlerimizin aziz hatırası daima yaşasın, ruhları şad olsun!" 20 Yanvar faciəsinin ildönümü ilə bağlı Baş katibin mesajı 20 Yanvar faciəsinin 36-cı ildönümündə Azərbaycan tarixinin ən ağrılı səhifələrindən birində həyatını itirmiş günahsız qurbanların əziz xatirəsini dərin ehtiramla yad edirik. Onilliklər boyu Azərbaycan böyük iztirablar,… pic.twitter.com/71tk9vDZww — TURKPA (@TURK_PA) January 19, 2026 Azerbaycan'ın Ankara Büyükelçiliği de yaptığı paylaşım ile 20 Ocak'ı yeniden anımsattı. Büyükelçilik tarafından yapılan resmî açıklamada, "Azerbaycan halkının bağımsızlık mücadelesinin kahramanlık sayfalarından biri olan 20 Ocak Faciası’nın 36. yıl dönümünde, ülkemizin egemenliği, bağımsızlığı ve toprak bütünlüğü uğruna canlarını feda eden aziz şehitlerimizi saygı, rahmet ve gururla anıyoruz." ifadeleri sarf edildi. Azerbaycan halkının bağımsızlık mücadelesinin kahramanlık sayfalarından biri olan 20 Ocak Faciası’nın 36. yıl dönümünde, ülkemizin egemenliği, bağımsızlığı ve toprak bütünlüğü uğruna canlarını feda eden aziz şehitlerimizi saygı, rahmet ve gururla anıyoruz.#20Ocak pic.twitter.com/yL0LCor0Bh — Azerbaycan Büyükelçiliği Türkiye (@AzEmbassyTurkey) January 19, 2026 Öte yandan Türk Dünyası Araştırmaları Vakfı 20 Ocak Faciası'nı resmî sosyal medya hesabından yaptığı şu paylaşımla andı: "Azerbaycan Türklerinin, bağımsızlık ateşini kanlarıyla alevlendirdikleri 20 YANVAR / 20 Ocak 1990'nı unutmuyor; damarlarındaki asil kanla çağdaş Azerbaycan'ın temellerini atan şehitlerimizi saygı, sevgi ve özlemle anıyoruz; ruhları şad, durakları uçmağ olsun..." Azerbaycan Türklerinin, bağımsızlık ateşini kanlarıyla alevlendirdikleri 20 YANVAR / 20 Ocak 1990'nı unutmuyor; damarlarındaki asil kanla çağdaş Azerbaycan'ın temellerini atan şehitlerimizi saygı, sevgi ve özlemle anıyoruz; ruhları şad, durakları uçmağ olsun...#20Yanvar #20ocak pic.twitter.com/YOBaYlnMqC — Türk Dünyası Araştırmaları Vakfı TDAV (@tdavresmi) January 19, 2026 KARA YANVAR NEDİR? Keder ve gurur günü olarak anılan ve tarihe "Kara Yanvar" (Kara Ocak) olarak geçen 20 Ocak Katliamı'nın 36'nci yılı geride kaldı. Azerbaycan’ın bağımsızlığının önemli dönüm noktalarından biri olan Kara Yanvar; Azerbaycan ordusunun İkinci Dağlık Karabağ Savaşı'nda elde ettiği zafer ve başarıyla icra ettiği "Anti Terör Operasyonu" neticesinde Karabağ'ın Ermenistan işgalinden kurtarılmasının ardından daha fazla anlam kazandı. 20 Ocak kurbanları, katliamın her yıl dönümünde tüm Türk dünyasında minnetle anılıyor. Ermeniler, 1980'li yılların sonlarında Karabağ'ın Azerbaycan'dan koparılması için faaliyetlerini artırdı ve Aralık 1989'da Ermenistan Sovyet Cumhuriyeti Yüksek Konseyi, Karabağ'ın Ermenistan'la birleştirilmesi yönünde karar aldı. Azerbaycanlılar, bu kararı tepkiyle karşıladı ve Bakü'de yüz binlerce kişinin katıldığı mitingler düzenlendi. Halk, Ermenilerin artan toprak taleplerine ve Sovyet yönetimine tepkilerini göstermek için Bakü'nün Azadlık Meydanı'na akın etti. Aralıksız olarak devam eden mitingler Sovyet yönetimini tedirgin etti ve Bakü'ye asker gönderilmesi yönünde karar alındı. Halk ise kentin giriş yollarını ve Bakü'deki askeri birliklerin önünü kapattı. İlk önce 19 Ocak 1990'da Sovyet istihbaratı tarafından Azerbaycan televizyonunun enerji hatları patlatıldı. Akşam saatlerinde ise 26 bin kişilik Sovyet ordusu zırhlı araçlarla 5 yönden Bakü'ye girdi. Sovyet ordusu, onları engellemeye çalışan silahsız sivillere mermi yağdırarak kente ulaştı. Tanklar ve ağır zırhlı araçlar insanların üstüne sürüldü, ambulanslara ve yolcu otobüslerine ateş açıldı. O gece Bakü'de 130 sivil hayatını kaybetti. Sovyet ordusu, katliamını Neftçala ve Lenkeran gibi diğer illerde de sürdürdü ve toplamda 150 Azerbaycanlı sivil, 20 Ocak Katliamı'nın kurbanı oldu. Olaylarda 744 kişi yaralandı, yaklaşık 400 kişi Sovyet ordusunca gözaltına alındı. Bakü'de Sovyet yönetiminin olağanüstü hâl ilan etmesine ve kentin tamamen Sovyet ordusu tarafından kontrol altına alınmasına rağmen halk şehitlerin defni için sokaklara çıktı. Şehitlerin, 1918 senesinde Bakü'nün kurtuluşu adına girişilen harekatta şehit düşen askerlerinin toprağa verildiği, daha sonra Bolşevikler tarafından eğlence parkı haline getirilen Dağüstü Park'ta defnedilmesine karar verildi. Cenazeler Azadlık Meydanı'nda toplandı ve buradan insanların omzunda daha sonra Şehitler Hıyabanı ismi verilen alana getirilerek yan yana defnedildi. Cenazelere yaklaşık 1 milyon kişi eşlik etti. Kanlı Ocak Katliamı, Azerbaycanlıların eski Sovyet yönetimine güvenini tamamen sarstı ve ülkenin bağımsızlığına giden süreç başladı. Azerbaycanlılar 36 yıldır her 20 Ocak'ta, o günün kurbanlarının simgesi haline gelen karanfillerle şehitliğe akın ediyor, bağımsızlık ateşini yakanlara minnettarlığını gösteriyor.

Rus "çocuk" okul arkadaşını sırf Tacik olduğu için bıçakladı! Haber

Rus "çocuk" okul arkadaşını sırf Tacik olduğu için bıçakladı!

Rusya'nın başkenti Moskova'nın Odintsovo ilçesine bağlı Gorki-2 köyündeki Uspenskaya Ortaokulunda korkunç bir trajedi yaşandı. 16 Aralık 2025 tarihinde ismi Timofey K.olduğu belirlenen 15 yaşındaki bir Rus terör estirdi. Okul tuvaletinde 7 dakika boyunca katliama hazırlık yapan Timofey, öğretmenini bıçaklamak üzere okul koridorunda kaos çıkardı, ardından güvenlik görevlisine biber gazı sıktı. Öğretmenini bulamayan katil zanlı, milliyetini sorduğu 10 yaşındaki Tacik uyruklu Kobiljon A.'yı sırtından bıçakladı. Saldırgan, olay yerinde hayatını kaybeden Kobiljon ile özçekim yaptı. Katilin, tişörtünde "Hiçbir hayat önemli değil" yazdığı kaydedilirken, ayrıca saldırganın günlerce saldırya hazırlandığı ve 11 sayfadan oluşan "Öfkem" başlığıyla kaleme aldığı minafestoyu sınıf arkadaşlarına gönderdiği ortaya çıktı. Saldırının ardından sağlık ve polis ekipleri olay yerine sevk edildi. Katil kelepçe ile okuldan alındı. Öte yandan hayatını kaybeden Kobiljon'ın annesinin aynı okulda temizlik görevlisi olarak çalıştığı belirtildi. "BU SİYASİ TARIŞMA DEĞİL, İNSANİ BİR TRAJEDİDİR" Olayı Türk kamuoyuna taşıyan vatandaş Saliha Alimova, yaşananları Kırım Haber Ajansına (QHA) aktardı. Olay anında güvenlik görevlisinin ağır bir şekilde yaralandığını belirten Alimova şunları dile getirdi: "Bazı görgü tanıklarının aktardıklarına göre Kobiljon, arkadaşlarının kaçabilmesi için saldırganı oyalamaya çalışmış, merdivenlerden kaçarken yakalanmış ve aldığı bıçak darbesi sonucu yaşamını yitirmiştir. Medyada yer alan bilgilere göre saldırgan olay sonrası yakalanmıştır. Ancak yargı sürecinin başlayıp başlamadığı ve mahkeme kararlarına ilişkin ayrıntılar henüz kamuoyuna açık ve net bir şekilde paylaşılmamıştır. Bazı medya paylaşımlarında, saldırganın üzerinde insan hayatını değersizleştiren ifadeler, ayrıca patlayıcıyı (bomba) çağrıştıran semboller ve yasaklı işaretler bulunan bir tişört olduğu bilgisi yer almaktadır. Bu unsurlar şu anda soruşturma kapsamında değerlendirilmektedir. Ben bu anlatımı bir yetkili olarak değil, sessiz kalmak istemeyen bir insan olarak yapıyorum. Bu bir siyasi tartışma değil; bir çocuğun okulda hayatını kaybetmesiyle ilgili insani bir trajedidir."

Buça Katliamı: Ukrayna ilk kez bir Rus komutanı resmen suçladı Haber

Buça Katliamı: Ukrayna ilk kez bir Rus komutanı resmen suçladı

Ukrayna makamları, 2022 yılında Buça’da işlenen sivillere yönelik katliamla ilgili ilk kez bir Rus komutana resmî olarak suçlama yöneltti. 76. Muharebe Hava İndirme Tümenine bağlı birliğin 28 yaşındaki komutanı Teğmen Yuriy Kim, 17 sivili öldürmek ve en az dört kişiye işkence yapmakla suçlandı. Daha önce Ukrayna, yalnızca Rus askerlerine yönelik suç duyurularında bulunmuştu. Birlik komutanına yöneltilen bu suçlama, Buça soruşturmalarında bir ilk olma özelliği taşıyor. Kim hakkında hazırlanan iddianamenin tanık ifadeleri, olay yeri rekonstrüksiyonları, adli tıp analizleri ve açık kaynak verilerine dayanarak hazırlandığı belirtildi. “ÖLDÜRÜN” EMRİ VERDİ Soruşturma dosyasına göre Kim, askerlerine Ukrayna ordusuna destek verdiğini düşündüğü sivilleri “takip etmelerini, yaralamalarını ve öldürmelerini” emretti. Ayrıca öldürülen bazı sivillerin cesetlerinin yakılmasını da emrederek suç izlerini gizlemeye çalıştı. Öte yandan Kim’in bazı cinayetlerde bizzat yer aldığı da iddia ediliyor. BİR ANNENİN İFADELERİYLE KİMLİĞİ ORTAYA ÇIKTI Kim’in Buça’daki suçlara karıştığı ilk kez 2024’te ortaya çıkmıştı. Yerel bir sakin olan Nadiya Çeredniçenko, Ukraynalı gazetecilere verdiği röportajda oğlunu öldüren Rus askerlerden birinin Kim olduğunu teşhis etmişti. Rus işgal güçleri evine baskın düzenleyerek Çeredniçenko’nun oğlu Volodımır’ı kaçırmış ve başından vurarak öldürmüştü. Askerler gencin telefonunda Ukrayna ordusuna gönderdiği Rus mevzilerine ait görüntüler bulmuştu. KİM’İN KİMLİĞİ VE GEÇMİŞİ Ukrayna askeri istihbaratına göre Teğmen Kim, 3 Temmuz 1997 doğumlu ve Moskova yakınlarındaki Balaşiha’da ikamet ediyor. Sosyal medya hesaplarında, St. Petersburg Suvorov Askeri Okulu mezunu olduğunu belirtiyor. 2022’de bir askerin paylaştığı fotoğrafta Kim’in Buça’da Rus askerlerle birlikte ateş başında oturduğu görülmüştü. BUÇA’DA EN AZ 381 SİVİL ÖLDÜRÜLDÜ 24 Şubat-31 Mart 2022 tarihleri arasında Buça’da 381 sivil öldürüldü. Rusya, katliamdaki sorumluluğunu reddetmeye devam ediyor. Yetkililer, Kim’e yöneltilen suçlamanın Buça soruşturmalarında kritik bir aşama olduğunu vurgulayarak, “Bu, adalet yolunda önemli bir adımdır” değerlendirmesinde bulundu.

Sürgün, katliam, soykırım: Türklerin Acıları kitabı yayımlandı Haber

Sürgün, katliam, soykırım: Türklerin Acıları kitabı yayımlandı

Tarih sayfalarında Türklerin uğradığı katliam, sürgün, göç ve soykırımlar, Prof. Dr. Ayşe Filiz Yavuz’un editörlüğünde hazırlanan kitapta çok sayıda yazarın kalemiyle yeniden gündeme getirildi. Panama Yayıncılık tarafından yayımlanan ve raflardaki yerini alan “Türklerin Acıları” isimli kitap, Türk Ocakları Genel Başkanı Prof. Dr. Mehmet Öz’ün sunuş yazısıyla okurlarla buluştu. Kitapta, dünyanın dört bir yanında yaşayan Türklerin uğradığı zulümler, makale ve deneme türündeki yazılarla ele alındı. KIRIM TATAR SÜRGÜNÜ DE KİTAPTA YER ALDI Kırım Tatar Sürgünü ve Soykırımı, Kırım Tatar yazar Şükrü Bilgili'nin kaleme aldığı "Kırım'da Kar Yağmadı, Kan Aktı" başlıklı yazısı ile kitaptaki yerini aldı. Öte yandan yazar Hayati Bice de "Kafkasya ve Kırım'dan Sürgünler (1943-1944)" başlığıyla yaşanılan sürgünü ele aldı. Azerbaycan Türklerinin Hocalı Katliamı, Irak Türkmenlerinin Saddam Hüseyin zamanındaki durumu, Hatay'daki Ermeni Zulmü, bölücü terör örgütü PKK'nın faaliyetleri, Balkan Türklerinin yaşadığı zulmü içeren kitapta Kazan Tatar yazar, araştırmacı ve gazeteci Roza Kurban'ın "Mezarsız Kazan Tatarları" ve "Stalin Zulmüne Ayaz Gıylecev Örneği" başlıklı makaleleri yer aldı. SATIŞTAN ELDE EDİLEN GELİR ÖĞRENCİLERE BURS OLARAK DAĞITILACAK Türk Ocakları tarafından yapılan açıklamada kitabın gelirlerinin öğrencilere burs olarak dağıtılacağı belirtildi.

Çarlık Rusya'sının acı zulmü: Ürkün Katliamı Haber

Çarlık Rusya'sının acı zulmü: Ürkün Katliamı

Rus Çarlığı'nın 1907 ve 1908 yıllarında uygulamaya koyduğu toprak yasaları, Kırgızların geleneksel göçebe yaşam tarzını ve topraklarını tehdit etmiş, bölgedeki Rus yerleşimcilerin sayısını artırmıştır. "Step Kanunu" çerçevesinde Kırgız toprakları devlet mülkiyetine geçirilmiş ve yerel halk topraklarından zorla edilmişti. Bu durum, Kırgız Türklerinin Rus yönetimine karşı büyük bir huzursuzluk ve öfke duymasına yol açmıştı. BAĞIMSIZLIK MÜCADELESİ VE ÜRKÜN KATLİAMI Çarlık Rusyası'na karşı 1916'da başlayan büyük Kırgız ayaklanması, bu öfkenin ve adaletsizliğin sonucuydu. Kırgızlar, Rus yönetiminin zorla asker toplama uygulamalarına karşı direniş göstermiş ve bu direniş kısa sürede geniş çaplı bir isyana dönüşmüştü. Ancak Rus yönetimi, isyanı bastırmak için sert önlemler almış, çok sayıda Kırgız Türkünü öldürmüş ve birçok köyü tahrip etmişti. KIRGIZİSTAN TARİHİNİN EN KANLI OLAYLARINDAN BİRİ Ürkün Katliamı, Kırgızistan tarihinde en kanlı olaylarından biri olarak biliniyor. 1916'nın yaz aylarında, Rus ordusu ve kolluk kuvvetleri, Kırgızların yaşadığı Ürkün bölgesinde büyük bir baskı ve şiddet uygulamıştı. Bu süreçte, Kırgızların köyleri yakılmış, halk kitlesel olarak öldürülmüş ve yerlerinden zorla sürülmüştü. Katliam sonucunda binlerce Kırgız Türkü hayatını kaybetmiş, bölgenin demografik yapısı büyük ölçüde değişmişti. SÜRGÜN VE DOĞU TÜRKİSTAN'A GÖÇ Ürkün Katliamı'nın ardından, hayatta kalan Kırgızlar için sürgün ve zorunlu göç süreci başlamıştı. Rus yönetimi, isyanı bastırmak amacıyla direniş gösteren Kırgızları cezalandırmak üzere, çok sayıda insanı ülkelerinden sürgün etmiş ve Doğu Türkistan'a zorla göç ettirmişti. Bu göç, büyük bir insan hareketliliği yaratmış ve birçok Kırgız ailesi zor şartlar altında Doğu Türkistan'a ulaşmak zorunda kalmıştı. Bazıları ise sürgünde hayatanı kaybetmişti. ÇİN'İN BASKILARI Doğu Türkistan'a göç eden Kırgızlar, burada da Çin'in baskıları yüzünden zor bir yaşam mücadelesi vermişti. Yeni yaşam alanlarında, yerel topluluklarla entegrasyon süreci, geçim sıkıntıları ve kültürel uyum gibi zorluklarla karşılaşmışlardı. Ürkün Katliamı ve sonrasındaki sürgün, Kırgız halkının tarihinde derin izler bırakmış ve bölgenin sosyo-kültürel yapısını köklü bir şekilde değiştirmişti. Bu olaylar, Kırgızların bağımsızlık mücadelesinin ne kadar kanlı ve zorlu olduğunu gözler önüne sererken, Rus Çarlığı'nın Türksistan'daki politikalarının da ağır sonuçlarını ortaya kouyor. Kırgız Türklerinin bu mücadeleleri, Türksistan tarihinin önemli ve trajik bir parçası olarak hafızalarda yerini almıştı.

Doğu Türkistan'da vahşice işlenen Yarkent-İlişku Katliamı'nın üzerinden 11 yıl geçti Haber

Doğu Türkistan'da vahşice işlenen Yarkent-İlişku Katliamı'nın üzerinden 11 yıl geçti

28 Temmuz 2014 tarihi, Doğu Türkistan için zulüm ve baskının artarak devam ettiği ve Müslüman Türklere karşı Çin yönetiminin soykırım politikasının dozunu artırdığı bir tarih olarak kayıtlara geçti. Ramazan Bayramı'nın ilk gününde, Doğu Türkistan’ın Kaşgar kentine bağlı Yarkent ilçesinin İlişku kasabası, işgalci Çin ordusu tarafından ağır silahlarla karadan ve havadan bombalandı. Çin hükûmetinin kapalı kutu haline getirdiği Doğu Türkistan'da yaşanan bu soykırım bütün dünyadan gizlendi. 28 TEMMUZ 2014’TE YARKENT’TE NELER OLDU? Çin, 2008’den itibaren Doğu Türkistan’daki seyahat özgürlüğünü kısıtladı. Kamusal alanda ibadet özgürlüğünü baskıladı. 2010’dan sonra da başörtüsüne ve ibadet özgürlüğüne yasak getirerek baskılarına hız verdi. O yıllardan itibaren Uygur Türklerinin şahsi mülklerine baskın yapılarak mal varlıkları ellerinden alınmaya başladı. AYAKLANMA İLÇE GENELİNE YAYILDI Doğu Türkistan’ın genelinde yaşanan baskılar neticesinde, Yarkent ve İlişku’da Uygur Türkleri ile Çinliler arasında olaylar başladı. Bu olayları tetikleyen hadiselerden ilki, Çinli bir sarhoşun, Doğu Türkistanlı bir aileye çarpması sonrasında ailenin bebeğinin vefat etmesiydi. Bu olayda, Çinli sarhoşa ceza dahi verilmezken, olaya tepki gösteren Uygur Türkleri gözaltına alındı. 3 YERLEŞİM YERİ TAMAMEN YERLE BİR EDİLDİ Ramazan ayının son günü olan 27 Temmuz 2014 tarihinde, Beşkent isimli köyde teravih namazı sonrası, başörtüsü yasağına uymayan onlarca kadın gözaltına alındı. Müslüman Uygur Türklerinin, “Bu bizim dinimizin gereği, mahremimize el uzatıyorsunuz” şeklindeki itirazları sonuçsuz kaldı. Olay arbedeye dönüştü ve çatışma meydana geldi. Bu olayların Yarkent’in genelinde duyulması halkı ayaklandırdı. Ayaklanma yayılmaya başlayınca ilçedeki Doğu Türkistanlılar, Çinli yetkililere karşı direndi. Bunun üzerine Çin yönetimi, bölgedeki askerî gücüyle çok sert bir şekilde olaylara müdahale etti. Havadan ve karadan bölgeyi ablukaya alan Çin ordusu, 3 yerleşim yerini tamemen yerle bir etti. 3 BİNDEN FAZLA UYGUR TÜRKÜ KATLEDİLDİ Olayların görgü tanığı olan 22 yaşındaki Uygur Türkü bir genç, İlişku ilçesindeki 3 yerleşim yerinin tamamen yerle bir edildiğini uluslararası kamuoyuna duyurmayı başardı. İlçede en az 3 bin Uygur Türkü katledildi. Sağ kalanlar ise sözde "devlete isyan" suçlaması ile tutuklandı. SOYKIRIMI DÜNYAYA DUYURAN EBUBEKİR RAHİM'DEN HALA HABER YOK Çin’in, İlişku’da 28-31 Temmuz 2014 tarihleri arasında gerçekleştirdiği katliamı, ifşa eden ve katliamın bazı ayrıntılarını yazdığı bir mektupla dünyaya duyurmayı başaran 22 yaşındaki Uygur Türkü genç Ebubekir Rahim, 6 Ağustos 2014’te Yarkent’te tutuklanarak hapse atıldı. Hapse atılan Rahim'den hâlâ haber alınamıyor. BÖLGEYE GİDEN FRANSIZ GAZETECİ SINIR DIŞI EDİLDİ Çin’in 2014 yılında İlişku'da gerçekleştirdiği katliam, Pekin tarafından hâlâ bir sır olarak dünya kamuoyundan gizleniyor. Doğu Türkistan’a giderek konuyu araştıran ve yaşanan acıları gün yüzüne çıkarmak için çalışan bir Fransız gazeteci, İlişku'ya ulaşamadan sınır dışı edildi. Çin’in soykırıma varan hak ihlallerine sahne olan Doğu Türkistan’daki katliamlardan sadece birisi olan Yarkent-İlişku olayları, Doğu Türkistanlıların hafızasında 11. yılında hâlâ tazeliğini koruyor.

Hırvatların Boşnaklara yaşattığı zulüm 32. yılında Ahmiçi Katliamı Haber

Hırvatların Boşnaklara yaşattığı zulüm 32. yılında Ahmiçi Katliamı

Hırvat Savunma Konseyi (HVO) birliklerinin sözde "Büyük Hırvatistan" hayaliyle Bosna Hersek'e karşı başlattığı savaş, 1992-1995 yılları arasında acı katliamlara sahne oldu. Hırvat birlikleri, 16 Nisan 1993 yılında sabah ezanı sırasında Vitez şehri yakınlarındaki Ahmiçi köyüne baskın düzenledi. O ezan, Ahmiçi Camii'den okunan son ezan oldu. Müslüman Boşnakların kıyafetini giyerek Ahmiçi sakinlerini kandıran Hırvatlar, aynı gün 43'ü kadın ve çocuk olmak üzere 116 savunmasız sivili katletti. Katledilenlerin içerisinde 3 aylık bir bebek de bulunuyordu.  SİVİLLER DİRİ DİRİ YAKILDI İşledikleri savaş suçunu ortadan kaldırmaya çalışan Hırvat askerler, Bosnalı Müslüman sivilleri 170’ten fazla evin içine doldurdu ve ateşe verdi.  Birleşmiş Milletler (BM), işlenen bu suç hakkında bir rapor yayımladı. Rapor, bu yürek burkan katliamın korkunçluğunu gözler önüne serdi. Raporda kömürleşen bedenlere bakarak katledilenlerin bazılarının diri diri yakıldığı bilgisi yer aldı. Katliamın üzerinden bugün tam 32 yıl geçti. Hırvatlar, Müslüman Boşnakları köyde toplu mezarlara defnederek veya yakarak savaş suçunu ortadan kaldırmaya çalışsa da NATO askerleri köydeki soykırımın kanıtlarını fotoğrafladı.  AHMİÇİ ŞEHİTLER ANITI  Türk İşbirliği Koordinasyon Ajansı Başkanlığı (TİKA), bölgede şehit olan 116 Boşnak için Şehitler Anıtı inşa etti.  Hollanda'nın Lahey şehrindeki Eski Yugoslavya Uluslararası Ceza Mahkemesi, kanlı katliamı insanlığa karşı suçlar kapsamında kabul etti. Dönemin HVO komutan ve askerlerine 6 ile 25 yıl arasında değişen hapis cezaları verildi.

26 Şubat 1992: Hocalı Soykırımı Haber

26 Şubat 1992: Hocalı Soykırımı

Türk yurdu Hocalı’da 33 yıl önce bugün dünyanın gözü önünde Azerbaycan Türklerine yönelik insanlık tarihinin en korkunç soykırımlarından biri gerçekleştirildi. İnsanlık tarihinin kara lekesi Hocalı Soykırımı'nın 33. yıl dönümü, Azerbaycan başta olmak üzere birçok ülkede anılıyor. ERMENİLERİN İNSANLIK SUÇU: HOCALI SOYKIRIMI Sovyet Kızıl Ordusunun 366. Motorize Alayının güdümündeki Ermeni kuvvetleri, 1992 yılında 25 Şubat’ı 26 Şubat’a bağlayan gece, Azerbaycan’ın Dağlık Karabağ bölgesindeki Hocalı şehrinde yaşayan Azerbaycan Türklerine yönelik soykırım başlattı. Ermeniler, 25 Şubat 1992 gecesinden itibaren 936 kilometrekarelik alana sahip, 2 bin 605 aile ile toplam 11 bin 356 kişinin yaşadığı bir Hocalı kasabasına üç koldan saldırdı. Saldırıdan sonraki gün, hafızalardan yıllarca silinmeyecek görüntüler ortaya çıktı. Hocalı kuşatmasından kaçamayan Azerbaycan Türkleri yakın tarihin gördüğü en acımasız, en vahşi zulmüne maruz kaldı. ÇOK SAYIDA SAVUNMASIZ SİVİL KATLEDİLDİ Resmi verilere göre, Hocalı Soykırımı’nda savunmasız durumdaki 106’sı kadın, 70’i yaşlı, 63’ü çocuk olmak üzere 613 Azerbaycan vatandaşı hayatını kaybetti. Vahşi soykırımdan 487 kişi ağır yaralı kurtuldu. Ermeni güçleri bin 275 kişiyi esir aldı, bunların 150’sinden bugüne kadar haber alınamadı. AKILALMAZ İŞKENCE VE ERMENİ VAHŞETİ Eski Ermenistan Devlet Başkanı Serj Sarkisyan, Hocalı Katliamındaki birliklerin başındaki iki komutandan biriydi. Katil Sarkisyan, “Biz bunu Azerbaycanlılara şaka yapmadığımızı göstermek amacıyla ibret olsun diye yaptık” itirafında bulundu. Ermeni doktor Zori Balayan, katliamda pencereye çivilediği 13 yaşındaki bir kız çocuğu üzerinde akıl almaz işkenceyle vahşi bir deney gerçekleştirdi. SORUMLULARI HALEN CEZALANDIRILMADI BM İnsan Hakları Evrensel Bildirgesi’nin 2, 3, 5, 9 ve 17. Maddelerini ihlal eden “Hocalı Soykırımı’nın sorumluları” ise halen cezalandırılmadı.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.