SON DAKİKA
Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#Kazakistan

QHA - Kırım Haber Ajansı - Kazakistan haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Kazakistan haber sayfasında canlı gelişmelerle ulaşabilirsiniz.

Kazakistan ile Azerbaycan arasında yolcu feribot seferleri yeniden başlayacak Haber

Kazakistan ile Azerbaycan arasında yolcu feribot seferleri yeniden başlayacak

Kazakistan ile Azerbaycan arasında Hazar Denizi üzerinden Kuryk ve Bakü güzergâhında yolcu taşımacılığının yeniden başlayacağı bildirildi. Özgür Avrupa Radyosu’nun (RFE/RE) “Azatlık Asya” servisinin haberine göre, Kazakistan’ın Bakü Büyükelçisi Alim Bayel, yolcu feribot seferlerinin yeniden başlatılmasına yönelik girişimlerinin Azerbaycan tarafından desteklendiğini açıkladı. Bayel, iki ülkenin ulaştırma bakanlıklarının seferlerin mümkün olan en kısa sürede yeniden başlatılması için çalışmalarını sürdürdüğünü belirtti. SEFERLER 2020’DE ASKIYA ALINMIŞTI Kuryk ve Bakü güzergâhındaki yolcu taşımacılığı, COVID-19 salgını nedeniyle 2020 yılında askıya alınmıştı. Kazakistan ile Azerbaycan arasındaki feribot seferlerinde daha önce önceliğin yük taşımacılığına verildiği ve feribotların yeterli yük toplandıktan sonra hareket ettiği belirtildi. Yolcu taşımacılığının ise bu seferlerde ikincil planda olduğu aktarıldı. Seferlerin durdurulmasından önce Hazar Denizi üzerinden yılda yaklaşık bin 500 yolcunun taşındığı bildirildi. Bayel, feribot hattının yeniden hizmete girmesinin Kazakistan ile Azerbaycan arasındaki yolcu trafiğine ve turizm hareketliliğine katkı sağlayacağını belirtti. Bayel ayrıca hattın yeniden faaliyete geçmesinin Orta Koridor’un potansiyelini genişleteceğini ifade etti. BAKÜ-KAZAKİSTAN HATTINDA 37 UÇUŞ İki ülke arasındaki yolcu taşımacılığı hâlihazırda ağırlıklı olarak hava yolu üzerinden gerçekleştiriliyor. Bakü ile Astana, Almatı, Çimkent, Aktau ve Atırau arasında haftada toplam 37 uçuş düzenleniyor.

Türkistan, Rus doğal gazına yüzde 70 daha bağımlı hâle geldi! Haber

Türkistan, Rus doğal gazına yüzde 70 daha bağımlı hâle geldi!

Rus enerji devi Gazprom, Türkistan pazarındaki varlığını ve doğal gaz sevkiyat hacmini rekor oranlarda artırmaya devam ediyor. Şirket Yönetim Kurulu Başkanı Aleksey Miller, Petrol ve Gaz Sanayisi Çalışanları Günü kapsamında düzenlenen toplantıda yaptığı açıklamada; Kazakistan, Kırgızistan ve Özbekistan’a yönelik gaz sevkiyatının 2026 başından itibaren yaklaşık yüzde 70 arttığını duyurdu. Özbekistan’ın etkili gazete ve haber portallarından kun.uz tarafından gündeme taşınan habere göre, Miller konuşmasında, "Bu yıl Orta Asya’da oldukça başarılı sonuçlar elde ediyoruz. Kazakistan, Kırgızistan ve Özbekistan’a gerçekleştirdiğimiz teslimat hacmini yaklaşık yüzde 70 oranında artırdık" ifadelerini kullandı. ÖZBEKİSTAN NET GAZ İTHALATÇISI KONUMUNDA 2023 yılında Gazprom'dan gaz tedarik etmeye başlayan Özbekistan, aynı yıl itibarıyla net gaz ithalatçısı konumuna geldi. Rus gazı ülkeye, Sovyetler Birliği döneminde Türkistan'dan Rusya'ya gaz taşımak amacıyla inşa edilen ancak günümüzde tersine akış (revers) rejiminde işletilen "Orta Asya-Merkez" ana boru hattı üzerinden ulaştırılıyor. Gazprom, 2025 yılında Özbekistan’a bir önceki yıla kıyasla yüzde 15 artışla 6,48 milyar metreküp doğal gaz sevk etmişti. Özbekistan Ulusal İstatistik Komitesi verilerine göre, 2026 yılının Ocak-Temmuz döneminde doğal ve suni gaz ithalatı geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 8,2 artarak 1 milyar 10 milyon dolara ulaştı. Sıvılaştırılmış gaz (propan) ithalatı ise 3,6 kat artarak 105,4 milyon doları buldu. Aynı dönemde Özbekistan'ın gaz ihracatı ise değer bazında yüzde 36,2 azalarak 279,7 milyon dolara geriledi. KIRGIZİSTAN VE KAZAKİSTAN İLE UZUN VADELİ ORTAKLIK Interfax'ın aktardığı bilgilere göre yıllık yaklaşık 500 milyon metreküp gaz tüketen Kırgızistan'da, inşası planlanan İES-2 ve "Bişkekselmaş" termik santralleri için Gazprom ile 2040 yılına kadar geçerli uzun vadeli gaz tedarik sözleşmeleri imzalandı. Kazakistan'da ise Rus gazı, ülkenin batı bölgesinde yer alan Batı Kazakistan, Kostanay ve Aktöbe vilayetlerindeki tüketicilerin ihtiyacını karşılamak amacıyla kullanılıyor. Gazprom yetkilileri, Kazakistan iç pazarındaki talep artışına paralel olarak sevkiyatın artırıldığını ve ülkenin kuzey bölgelerinin de Rus gazıyla beslenmesine yönelik projelerin sürdürüldüğünü belirtti.

Kazakistan'da Latin alfabesi bilmecesi: Geçiş için ayrılan kaynak bütçeye iade ediliyor Haber

Kazakistan'da Latin alfabesi bilmecesi: Geçiş için ayrılan kaynak bütçeye iade ediliyor

Kazakistan'da Latin alfabesine geçme çalışmaları devam ederken, dönüşüm için ayrılan bütçe kaynaklarının 2020'den bu yana devlet bütçesine iade edildiği açıklandı. Kazinform haber ajansının gündeme taşıdığı habere göre, Kazakistan Bilim ve Yükseköğretim Bakanlığı, hükûmet binasında düzenlenen basın toplantısında Kazak alfabesinin Latin harflere geçirilmesine yönelik çalışmalar hakkında bilgi verdi. Bakanlığa bağlı Dil Politikası Komitesi Başkan Yardımcısı Elmira Asan, Kazak dilinin Latin harflerine dayalı yeni alfabesine ilişkin çalışmaların sürdüğünü belirtti. YENİ ALFABE VE İMLA KURALLARI ÜZERİNDE ÇALIŞILIYOR Asan, Ahmet Baytursınov Dilbilim Enstitüsü, Şaysultan Şayahmetov Dil Hazinesi Ulusal Bilimsel ve Uygulamalı Merkezi ile yükseköğretim kurumlarından uzman dilbilimcilerin sürece dahil edildiğini söyledi. Yetkili, Latin harflerine dayalı Kazak alfabesi taslağı ile buna ilişkin imla kurallarının geliştirilmesi için çalışmalar yürütüldüğünü ifade etti. Latin alfabesine geçişin aşamalı şekilde uygulanmasına yönelik planın ise yeni alfabe ve imla kurallarının kabul edilmesinin ardından hazırlanacağı bildirildi. GEÇİŞ İÇİN HENÜZ TARİH BELİRLENMEDİ Elmira Asan, Kazakistan'ın Latin alfabesine geçişi için henüz kesin bir takvimin bulunmadığını belirtti. Sürecin ilerlemesi için gerekli yasal ve düzenleyici düzenlemelerin hazırlanması gerektiğini ifade eden Asan, dönüşüm için ayrılan mali kaynaklarla ilgili de açıklama yaptı. Asan, 2020 yılından bu yana Latin alfabesine geçiş için ayrılan kaynakların devlet bütçesine iade edildiğini söyledi. BAKANLIK ÇALIŞMALARIN SÜRDÜĞÜNÜ AÇIKLAMIŞTI Kazakistan Bilim ve Yükseköğretim Bakanı Sayasat Nurbek de daha önce yaptığı açıklamada, Kazak alfabesinin Latin grafiğine geçirilmesine yönelik çalışmaların planlı ve sistematik şekilde devam ettiğini belirtmişti. Yetkililerin açıklamalarına göre, Latin alfabesine geçiş sürecinin somut takvimi, yeni alfabe ve imla kurallarının kabul edilmesi ile gerekli mevzuat çalışmalarının tamamlanmasının ardından belirlenecek.

Azerbaycan Dışişleri Bakanı Bayramov, Kazakistan Dışişleri Bakanı Tleuberdi ile görüştü Haber

Azerbaycan Dışişleri Bakanı Bayramov, Kazakistan Dışişleri Bakanı Tleuberdi ile görüştü

Azerbaycan Dışişleri Bakanlığından yapılan açıklamaya göre, Azerbaycan Dışişleri Bakanı Ceyhun Bayramov ile Kazakistan Dışişleri Bakanı Muhtar Tleuberdi arasında 4 Eylül'de bir telefon görüşmesi gerçekleşti. Bakan Ceyhun Bayramov görüşmede, mevkidaşı Muhtar Tleuberdi'yi dışişleri bakanlığı görevine atanması dolayısıyla tebrik ederek yeni görevinde başarılar diledi. STRATEJİK ORTAKLIK VE ÇOK TARAFLI İŞ BİRLİĞİ VURGUSU Görüşmede Azerbaycan ile Kazakistan arasındaki stratejik münasebetlerin mevcut gündemi, ikili ve çok taraflı iş birliğinin durumu ile karşılıklı çıkar bağlamındaki ortaklık süreçlerinin geliştirilmesine yönelik adımlar değerlendirildi. Bakan Bayramov, iki ülke arasındaki ilişkilerin dostluk, kardeşlik, karşılıqlı güven ve dayanışma ilkeleri temelinde dinamik biçimde gelişmesinden duyduğu memnuniyeti dile getirdi. İkili temasların tüm kulvarlarda genişletilmesinin ve yeni içeriklerle zenginleştirilmesinin önemine dikkat çekildi. BÖLGESEL VE ULUSLARARASI PLATFORMLARDA ORTAK HAREKET Görüşmede ayrıca uluslararası ve bölgesel örgütler çatısı altında iki ülke arasında yürütülen verimli iş birliği ile karşılıklı destek mekanizmaları yüksek takdirle karşılandı. Çok taraflı platformlarda ortak hareket edilmesinin ve pozisyonların koordinasyon içerisinde sürdürülmesinin ehemmiyeti vurgulandı. Telefon görüşmesinde taraflar, karşılıklı ilgi uyandıran diğer bölgesel ve uluslararası gelişmeler hakkında da görüş alışverişinde bulundu.

Kazak şair ve gazeteci Adayhan: Türk dünyasının ortak edebiyat alanına ihtiyacı var Haber

Kazak şair ve gazeteci Adayhan: Türk dünyasının ortak edebiyat alanına ihtiyacı var

Şiir, nesir, çocuk edebiyatı ve basın alanındaki yetkin çalışmalarıyla dikkat çeken Kazak şair ve gazeteci Amina Adayhan, mesleki birikimini, yeni roman projesini ve Türk dünyasının edebi geleceği hakkındaki düşüncelerini Kırım Haber Ajansı (QHA) ile paylaştı. Çocukluğundan itibaren sözün ve kitabın estetik ikliminde yetiştiğini belirten Adayhan, kalem tutmayı bir meslek olmanın ötesinde okuyucunun yüreğinde sorumluluk taşıyan bir eylem olarak gördüğünü ifade etti. “GAZETECİLİK GERÇEĞİ GÖRMEYİ, ŞİİR GERÇEĞİN BIRAKTIĞI İZİ HİSSETMEYİ ÖĞRETTİ" Amina Adayhan, edebiyatın kendisi için sonradan seçilmiş bir meslek değil, çocukluğundan beri gönlüne yakın bir dünya olduğunu ifade etti. Gazeteciliğe başlamasıyla birlikte toplumu, insanları ve onların hayatlarını daha yakından tanıma fırsatı bulduğunu anlatan Adayhan, gazeteciliğin hayata yalnızca dışarıdan bakmayı değil, insanların sevinçleri ve acılarının içinde yürümeyi öğrettiğini söyledi. “Gazetecilik bana gerçeği görmeyi öğretirken, şiir o gerçeğin insan yüreğinde bıraktığı izi hissetmeyi öğretti” diyen Adayhan, kalem tutmayı yalnızca bir meslek değil, aynı zamanda sorumluluk olarak gördüğünü belirtti. "İNSANA ÖZGÜ BÜTÜN DUYGULARIN KÖKLERİ BİR ŞEKİLDE AŞKLA BAĞLANTILIDIR" “Kanatlı Mektuplar” ve “Yüreğimdeki Yakınım” adlı şiir kitaplarında aşk temasına geniş yer veren Adayhan, aşkı yalnızca iki insan arasındaki bir duygu olarak değerlendirmediğini söyledi. Aşkın içinde özlem, pişmanlık, sadakat, bağışlama, kıskançlık ve umut gibi birçok duygunun bulunduğunu belirten Adayhan, "Yani insana özgü bütün duyguların kökleri bir şekilde aşkla bağlantılıdır. Bu nedenle aşkı şiirle anlatırken yalnızca sevgiyi değil, insanın iç dünyasını da anlatmaya çalışıyorum." ifadelerini kullandı. İnsanın gerçek karakterinin çoğu zaman sevdiğinde, kaybettiğinde veya özlediğinde ortaya çıktığını dile getiren yazar, aşkın insanı hem zayıf hem de güçlü kılabildiğini söyledi. Şiirlerindeki aşkın kusursuz ve masalsı bir duygu olmadığını vurgulayan Adayhan, bu şiirlerde hayatın farklı hâllerinin yer aldığını belirterek, “Bazen sevinç, bazen yalnızlık, bazen de sessizce bekleyiş var. Bu nedenle okuyucu kendi duygusunu başka birinin şiirinde bulabiliyorsa, bunun bir şair için bundan daha büyük bir mutluluk olmadığını düşünüyorum” dedi. “ERKEK KIZ” KADINLARIN GÖRÜNMEYEN MÜCADELESİNİ ANLATIYOR Adayhan, üzerinde çalıştığı “Erkek Kız” adlı romanında eşinden ayrılmış ve hayatın ağır yükünü büyük ölçüde tek başına omuzlayan kadınların hayatlarını ele aldığını anlattı. Romanın kendisi için sıradan bir eser olmadığını belirten Adayhan, Erkek Kız'ın kadınların kaderi üzerine duyduğu içsel bir düşünceden doğduğunu ifade etti. Dışarıdan güçlü görünen ve ailenin bütün yükünü tek başına taşıyan çok sayıda kadın bulunduğunu söyleyen Adayhan, çocuk yetiştirmenin yanı sıra geçim yükü, maddi sorumluluklar ve kimi zaman toplum baskısıyla mücadele eden kadınların görünmeyen hayatlarına dikkat çekmek istediğini belirtti. Erkek Kız aracılığıyla kadını acınacak bir karakter olarak göstermek istemediğini kaydeden yazar şöyle devam etti: Aksine, onun içindeki gücü, hayat mücadelesini, sevilme ve mutlu olma hakkını göstermek istiyorum. Vermek istediğim temel mesaj şu: Bir kadının güçlü olması, bütün yükleri tek başına taşımak zorunda olduğu anlamına gelmez. ÇOCUK EDEBİYATINDA MİLLÎ KİMLİK VE DİJİTAL DÜNYA DENGESİ Çağdaş çocuk edebiyatının dijital çağda büyüyen yeni neslin ihtiyaçlarını dikkate alması gerektiğini belirten Adayhan, günümüz çocuklarının geçmiş kuşaklardan farklı bir bilgi ortamında yetiştiğini söyledi. Telefon, sosyal medya ve çeşitli dijital platformların çocukların dünya görüşü üzerinde önemli etkiler oluşturduğunu ifade eden Adayhan, çocuk edebiyatının görevinin çocukları dijital dünyadan koparmak olmadığını vurgulayarak, “Günümüz çocuk edebiyatının görevi, çocuğu dijital dünyadan koparmak değil. Aksine, o dünyayla birlikte yaşayabilen fakat kim olduğunu unutmayan bir nesil yetiştirmektir” değerlendirmesinde bulundu. Millî değerlerin çocuklara kuru öğütlerle değil, ilgi çekici hikâyeler, çağdaş karakterler ve samimi duygularla aktarılması gerektiğini belirten Adayhan, çocukların kendi edebiyatlarında kendi dünyalarını görebilmesinin önemine dikkat çekti. Bir Kazak çocuğunun kendi edebiyatını okuduğunda, “Bu benim dünyam” diyebilmesi gerektiğine işaret eden yazar şunları kaydetti: Millî kimlik ile dünyaya açık olmak birbirine zıt değildir. Kökleri derin olan ağacın dalları daha yükseğe ulaşır. Çocuk da kendi dilini, tarihini ve kültürünü ne kadar iyi bilirse dünyayı o kadar özgürce tanıyabilir. “GAZETENİN KÂĞIDI DEĞİŞEBİLİR, GERÇEK SÖZ DEĞİŞMEMELİ” Kazak basınının tarih boyunca toplumdaki değişimlerle birlikte şekillendiğini belirten Adayhan, Türkistan Vilayeti Gazetesi'nden başlayarak millî yayınlara, Sovyet dönemindeki basından bağımsızlık yıllarındaki medya ortamına uzanan sürecin Kazak toplumunun düşünce ve bilinç tarihinin bir parçası olduğunu söyledi. Günümüzde bilginin yayılma hızının geçmişle kıyaslanamayacak seviyeye ulaştığını ifade eden Adayhan, okuyucunun artık gazeteyi beklemek yerine habere anında telefonundan ulaşabildiğini anımsattı. Bu durumun medya için hem önemli bir imkân hem de büyük bir sorumluluk taşıdığını söyleyen Adayhan, Kazakça yayınlar arasındaki rekabetin de yüksek olduğunu ifade etti. Millî basının yalnızca bilgi aktaran bir alan olmaması gerektiğini vurgulayan yazar, nitelikli düşünce oluşturan, dilin itibarını yükselten ve toplumun kültürel seviyesine katkı sağlayan bir medya anlayışına ihtiyaç olduğunu belirtti. Amina Adayhan, “Gazetenin kâğıdı değişebilir, platformu değişebilir. Fakat onun en temel değeri olan gerçek söz ve profesyonel gazetecilik varlığını sürdürmelidir” dedi. “GAZETECİLİK HAYATIN GERÇEĞİ, EDEBİYAT O GERÇEĞİN YÜREKTEKİ YANKISIDIR” Gazetecilik ve edebiyatın yaratıcı yolculuğunda birbirini beslediğini söyleyen Adayhan, gazeteciliğin kendisine insanları dinlemeyi, edebiyatın ise insanların söylemediklerini hissetmeyi öğrettiğini ifade etti. Gazeteci olarak toplumdaki farklı sorunlara ve insanların hayatlarına tanıklık ettiğini belirten Adayhan, bazen bir insanın hayatındaki küçük bir olayın bile büyük bir eserin doğmasına vesile olabileceğini söyledi. Edebiyatın gazetecilik anlayışını da etkilediğini belirten Adayhan, gazetecilik metinlerinde insanın hayatını ve duygularını kaybetmemeye önem verdiğini dile getirdi. Adayhan, iki alan arasındaki bağı şu sözlerle anlattı: Benim için gazetecilik hayatın gerçeğiyse, edebiyat o gerçeğin yürekteki yankısıdır. TÜRK DÜNYASINDA EN BÜYÜK KÖPRÜ: ÇEVİRİ Türk halklarının edebî ilişkilerinin güçlü tarihî köklere sahip olduğunu belirten Adayhan, buna rağmen günümüzde farklı edebî çevrelerin birbirine her zaman yeterince ulaşamadığını söyledi. Türkiye'deki bir yazarın Kazakistan'daki yeni edebî gelişmeleri, Kazakistan'daki bir okuyucunun ise Kırım Tatarlarının günümüz edebiyatını yeterince tanımıyor olabileceğini ifade eden Adayhan, bu noktada çevirinin önemli bir işlev üstlendiğini vurgulayarak şunları kaydetti: Bence buradaki en büyük köprü çeviridir. Kazak bir şairin şiiri Türkçeye çevrilip Türkiye'deki okuyucuya ulaştığında bu yalnızca edebî bir çeviri değildir; aynı zamanda iki halkın yüreğini birbirine bağlayan bir köprüdür.nBen de şu anda Kazak şairlerini Türkçeye çevirmek ve Kazak ile Türk yazarlarını bir araya getirmek amacıyla çeşitli projeler yürütüyorum. “ZÜHAL” adlı Kazak-Türk şairlerinin uluslararası şiir antolojisini hazırlamamızın temel amaçlarından biri de budur. Benim hayalim, Kırım'dan Anadolu'ya, Kazakistan'dan Azerbaycan'a kadar Türk dünyasının şair ve yazarlarının birbirlerinin eserlerini okuduğu bir edebî ortam oluşturmaktır. Türk dünyasının ortak büyük bir edebiyat alanına ihtiyacı var. "BİRBİRİMİZİ YALNIZCA TARİH ARACILIĞIYLA DEĞİL, KÜLTÜR VE EDEBİYAT ARACILIĞIYLA DA TANIMALIYIZ" Kültürel ilişkilerin yalnızca tarihî bağlar üzerinden değil, günümüz edebiyatı ve sanatı aracılığıyla da geliştirilmesi gerektiğini belirten yazar, "Kırım ile Kazakistan'ın, Kırım Tatarları ile Kazak halkının tarihinde karşılıklı yakınlığın ve kardeşliğin kökleri derindir. Birbirimizi yalnızca tarih aracılığıyla değil, günümüz kültürü ve edebiyatı aracılığıyla da tanımalıyız." dedi. Röportajın son bölümünde Türk dünyasına seslenen Amina Adayhan, şu ifadeleri kullandı: Bizi birbirimizden ayıran sınırlar var; fakat yüreklerimizi birbirinden ayıran sınırlar olmamalı. Dillerimiz farklı biçimlerde söylenebilir, edebiyatlarımızın kendine özgü renkleri olabilir, tarihimizin her dönemi farklı yaşanmış olabilir. Ancak bizi birleştiren ortak bir ruh, ortak bir kültürel hafıza ve ortak değerler var. Ben edebiyatı, bu ortak ruhu birbirine bağlayan en güçlü köprülerden biri olarak görüyorum. Bugün birbirimizin şiirlerini çevirir, kitaplarını okur, şairlerini tanıtırsak, yarın bu bağı çocuklarımız sürdürecektir. Bu nedenle Türk dünyasına dileğim şudur: Köklerimizi unutmadan dünyaya birlikte açılmak. Kırım'dan Anadolu'ya, Anadolu'dan Kazakistan'a, Kazakistan'dan Azerbaycan'a kadar Türk dünyasının sesi birbirine ulaşsın. Edebiyatımız yaşasın, dilimiz güçlü olsun, tarihimiz nesillerin hafızasında sonsuza dek varlığını sürdürsün.

Kazakistan’dan olası Rus göçüne karşı önlem: Vizesiz ülke vatandaşlarına ücretli giriş izni geliyor Haber

Kazakistan’dan olası Rus göçüne karşı önlem: Vizesiz ülke vatandaşlarına ücretli giriş izni geliyor

Kazakistan, Rusya'daki olası yeni bir seferberlik dalgası nedeniyle yaşanabilecek kitlesel göçe karşı sınır kontrol mekanizmalarını sıkılaştırıyor. Astana yönetimi, aralarında Rusya Federasyonu vatandaşlarının da bulunduğu vizesiz seyahat izni bulunan ülkelerin vatandaşları için ücretli elektronik giriş izni sistemini (QazETA) test etmeye başladı. Test süreci 25 Ağustos itibarıyla başlatılan sistem çerçevesinde, 1 Kasım'a kadar ülkeye giren yabancılar serbestçe geçiş yapabilecek ancak bir sonraki seyahatlerinde elektronik belge düzenlemeleri gerektiği hususunda bilgilendirilecek. KADEMELİ OLARAK TÜM SINIR KAPILARINDA UYGULANACAK 1 Kasım'a kadar sürecek olan ilk aşamada, yabancıların Kazakistan'a serbestçe girişine izin verilecek, ancak bir sonraki seyahatleri için elektronik bir belge almaları gerektiği konusunda uyarılacaklar. 1 Kasım'dan itibaren hava yoluyla gelenler için izin zorunlu hale gelecek. 15 Kasım'dan itibaren Çin, Türkmenistan ve Özbekistan sınırlarında, 30 Kasım'dan itibaren ise Rusya ve Kırgızistan sınırlarında karayolu kontrol noktalarında izin gerekecek. 15 Aralık'tan itibaren yeni kurallar demiryolu ve deniz sınır geçişlerine de genişletilecek. Yolcuların seyahatten en az 72 saat önce başvuru yapması gerekiyor. Önceden yapılan başvurularda 3 bin 900 tenge (yaklaşık 8,5 dolar) olan belge ücreti, sınır kapılarında acil kodla yapılan başvurularda 7 bin 800 tengeye çıkacak. 180 gün geçerliliği bulunacak belge, bu süre zarfında çoklu girişe imkân tanıyacak. MOSKOVA'DAN REAKSİYON: "AEB İLKELERİNE AYKIRI" Kazakistan İçişleri Bakanlığının sınırları kontrol altına alma hamlesi Moskova'da tepkiyle karşılandı. Rusya Devlet Duması BDT İşleri Komitesi Birinci Başkan Yardımcısı Konstantin Zatulin, kararın Avrasya Ekonomik Birliği (AEB) kapsamındaki serbest dolaşım ilkelerini ihlal ettiğini belirterek Astana yönetiminden açıklama talep etti ve Rus vatandaşlarının bu harçtan muaf tutulmasını istedi. YENİ SEFERBERLİK SÖYLENTİLERİ SINIRLARDA YOĞUNLUK YARATIYOR Kremlin’in eylül ayında yapılması planlanan Duma seçimlerinin ardından yeni bir seferberlik ilan edebileceğine dair Batı istihbarat kaynaklı tahminler, Rusya'dan çıkışları yeniden hızlandırdı. Rusya Federal Gümrük Servisi verilerine göre, yalnızca ağustos ayının bir haftasında Gürcistan sınırındaki "Verhniy Lars" Kara Hudut Kapısı'ndan 113 binden fazla kişi çıkış yaptı. Erivan yönetiminin de olası bir göç dalgasında Rusları kabul etmeye hazır olduğunu açıklaması üzerine Rusya Dışişleri Bakanlığı, Ermenistan'ı "kışkırtıcılıkla" suçladı. 2022 yılındaki ilk seferberlik ilanında 400 binden fazla Rus vatandaşının giriş yaptığı Kazakistan'da halihazırda yaklaşık 100 bin Rusya vatandaşı ikamet ediyor. Mevcut mevzuata göre Ruslar, ek bir belge düzenlemeden Kazakistan'da en fazla 90 gün kalabiliyor.

Sovyet zulmünün Türkistan'daki nükleer mirası: Semey Nükleer Test Sahası Haber

Sovyet zulmünün Türkistan'daki nükleer mirası: Semey Nükleer Test Sahası

Kazakistan'ın Semey bölgesindeki Semey (Semipalatinsk) Nükleer Deneme Sahası, Sovyetler Birliği'nin Türkistan coğrafyasında bıraktığı en ağır etkilerden biri olarak öne çıkıyor. On yıllar boyunca gerçekleştirilen nükleer denemeler, Kazak halkının sağlığını, çevresini ve gelecek nesillerini etkileyen derin yaralar bıraktı. Sovyetler Birliği, Türkistan coğrafyasını yalnızca siyasi ve ekonomik politikalarıyla değil, çevresel tahribat ve ağır insanlık maliyetleriyle de etkiledi. Kazakistan'daki Semey (Semipalatinsk) Nükleer Test Sahası, bu politikanın en çarpıcı örneklerinden biri oldu. Sovyet yönetimi, 1949'dan itibaren Semey (Semipalatinsk) Nükleer Test Sahası’nda nükleer silah denemeleri gerçekleştirdi. Bölge halkının iradesi ve sağlığı göz ardı edilerek sürdürülen yüzlerce deneme sonucunda geniş bir coğrafya radyoaktif serpintiye maruz kaldı. Toprak ve su kaynakları kirlenirken, bölgedeki insanlar uzun yıllar boyunca radyasyonun etkileriyle yaşamak zorunda kaldı. KAZAK HALKI NÜKLEER DENEMELERİN BEDELİNİ ÖDEDİ Nükleer denemelerin sağlık üzerindeki etkileri nesiller boyunca devam etti. Bölgede kanser vakalarında artış görülürken, radyasyona maruz kalan topluluklarda çeşitli doğumsal ve genetik sorunların ortaya çıktığı bildirildi. Semey (Semipalatinsk) Nükleer Test Sahası’nın hikâyesi, Sovyet yönetiminin Türkistan'daki halkların yaşam alanlarını merkezî politikaların ve askerî hedeflerin uğruna feda ettiğini gösteren somut örneklerden biri haline geldi. HALKIN DİRENİŞİ SOVYET ZULMÜNÜ BOZDU Yıllarca devam eden nükleer denemelere karşı Kazak toplumunda güçlü bir tepki oluştu. Kazak Türkü şair ve toplum önderi Oljas Süleymenov'un 1989'da başlattığı girişim, kısa sürede Nevada-Semipalatinsk nükleer karşıtı hareketine dönüştü. Kazak halkının kitlesel tepkisi sonucunda 19 Ekim 1989'da Semey (Semipalatinsk) Nükleer Test Sahası’ndaki son nükleer deneme gerçekleştirildi. Ardından bağımsızlığını kazanan Kazakistan, dönemin Cumhurbaşkanı Nursultan Nazarbayev'in imzaladığı tarihî kararnameyle 29 Ağustos 1991'de sahayı resmen kapattı. SOVYET MİRASININ ACI BİR SEMBOLÜ Semey (Semipalatinsk) Nükleer Test Sahası’nın kapatılması, Kazakistan'ın Sovyet döneminden kalan ağır mirasla hesaplaşmasının önemli adımlarından biri oldu. Türkistan halklarının Sovyet döneminde maruz kaldığı baskı, zorunlu dönüşümler ve çevresel tahribatın izleri, Semey (Semipalatinsk) Nükleer Test Sahası örneğinde somut biçimde görülüyor. 29 Ağustos'un aynı zamanda Birleşmiş Milletler (BM) tarafından Nükleer Denemelere Karşı Uluslararası Gün olarak kabul edilmişti.

Kazakistan'da yeni dönem: Tek meclisli Kurultay göreve başladı Haber

Kazakistan'da yeni dönem: Tek meclisli Kurultay göreve başladı

Kazakistan'da anayasa reformu kapsamında oluşturulan 145 sandalyeli tek meclisli Kurultay, başkent Astana'da düzenlenen ilk oturumla görevine başladı. Yeni yasama döneminin açılışına Cumhurbaşkanı Kasım Cömert Tokayev de katılırken, milletvekilleri yemin ederek görevlerine başladı. Tokayev, Kurultayın faaliyete geçmesini Kazakistan'ın siyasi sisteminin yeniden yapılandırılması açısından “tarihî bir dönüm noktası” olarak nitelendirdi. Halkın referandumla kabul ettiği yeni anayasa doğrultusunda tek meclisli yasama sistemine geçildiğini belirten Tokayev, “Bugünden itibaren devletin siyasi sisteminin yenilenmesi süreci başlıyor.” dedi. KURULTAYIN YETKİLERİ GENİŞLETİLDİ Yeni anayasal düzenlemeyle Kurultayın yalnızca yasama faaliyetleri yürüten bir organ olmaktan çıkarılarak yürütme ve yargının şekillenmesinde daha etkin bir konuma getirildiği belirtildi. Tokayev'in açıklamasına göre Kurultay, Anayasa Mahkemesi, Merkez Seçim Komisyonu ve Yüksek Denetim Odasıüyelerinin atanmasında mutabakat mekanizmasına dâhil olacak. Milletvekilleri ayrıca cumhurbaşkanının önerisi üzerine Yüksek Mahkeme hakimlerini atama ve görevden alma yetkisine sahip olacak. Kurultay, Anayasa Mahkemesi ve Yüksek Mahkeme hakimleri ile milletvekillerinin dokunulmazlıklarının kaldırılmasına da karar verebilecek. Yasama organına ayrıca hükûmete güvensizlik oyu verme ve bazı hükûmet üyelerinin görevden alınması için cumhurbaşkanına öneride bulunma yetkisi tanındı. Tokayev, yeni sistemde Kurultaya yürütme ve yargı organlarının oluşumunda ve ülkenin geleceği açısından stratejik önem taşıyan konularda geniş yetkiler verildiğini söyledi. SEÇİMLERE YÜKSEK KATILIM Tokayev, Kurultay seçimlerine katılım oranının yüzde 74'ün üzerinde olduğunu açıkladı. Cumhurbaşkanı Tokayev, katılım oranının toplumun siyasi reformlara yönelik desteğini gösterdiğini bildirdi. Seçim sürecine uluslararası toplumun da yoğun ilgi gösterdiğini belirten Tokayev, yaklaşık 800 uluslararası gözlemcininKazakistan'a geldiğini ifade etti. Yeni dönemde milletvekillerinden profesyonellik beklediğini vurgulayan Tokayev, siyasi söylemde “boş vaatler, yalan söylemler ve popülist sloganlar” yerine somut çalışmaların öne çıkması gerektiğini dile getirdi. YAPAY ZEKÂ VE DİJİTAL EKONOMİ ÖNCELİKLİ GÜNDEM Kurultayın ilk döneminde yeni anayasal sisteme uyum sağlamak amacıyla kapsamlı bir mevzuat çalışması yapılması bekleniyor. Tokayev, hükûmetin özellikle yapay zekâ, dijital varlıklar ve dijitalleşme alanlarında yeni düzenlemeler hazırlayacağını açıkladı. Yapay zekânın ortaöğretim sistemine entegrasyonu ve “Digital Qazaqstan” stratejisinin uygulanmasına yönelik yasal düzenlemelerin Kurultayın gündemine getirileceğini belirtti. Kazakistan'ın yüksek nitelikli uzmanları, ileri teknolojileri ve yabancı yatırımları ülkeye çekme politikasını sürdüreceğini söyleyen Tokayev, bu kapsamda uygulanması planlanan “Altın Vize” programının yatırımların ve nitelikli insan kaynağının ülkeye çekilmesine katkı sağlamasını beklediklerini kaydetti. Cumhurbaşkanı ayrıca ülkenin göç politikasının geliştirilmesi amacıyla yeni bir yasa tasarısı hazırlanacağını duyurdu. TOKAYEV'DEN ULUSLARARASI SİSTEM MESAJI Konuşmasında küresel gelişmelere de değinen Tokayev, uluslararası sistemin önemli bir dönüşümden geçtiğini söyledi. Devletler arasındaki karşılıklı güvenin zayıfladığını belirten Tokayev, bu durumun Birleşmiş Milletler (BM) ve bağlı kurumlarının etkinliğini olumsuz etkilediğini söyledi. BM Güvenlik Konseyinin küresel ve bölgesel barış, istikrar ve güvenliği sağlama misyonunu yerine getirmekte giderek daha fazla zorlandığını ifade etti. Bu ortamda bölgesel uluslararası kuruluşların ve “orta büyüklükteki devletlerin” öneminin arttığını belirten Tokayev, Kazakistan'ın da bu ülkeler arasında bulunduğunu söyledi. MİLLÎ KİMLİK VE TARİH VURGUSU Tokayev, yeni yasama döneminin açılış konuşmasında Kazakistan'ın tarihî ve millî kimliğine ilişkin mesajlar da verdi. Ülke tarihinin yalnızca trajediler ve kayıplar üzerinden değerlendirilmemesi gerektiğini belirten Tokayev, geçmişin çarpıtılmasına da karşı çıktı. “Milletimizin çektiği acılar, millî kimliğimizin temeli olamaz.” diyen Tokayev, Kazakistan tarihinin yenilgilerin yanı sıra zaferler ve başarılarla da şekillendiğini ifade etti. Gençlerin tarihe geçmişte yaşanan kırgınlıklar üzerinden değil, ülkenin ve milletin uzun vadeli çıkarlarını gözeterek yaklaşması gerektiğini belirten Tokayev, millî kimliğin daha kapsayıcı bir tarih anlayışı üzerine inşa edilmesi gerektiği mesajını verdi. YENİ HÜKÛMET İÇİN SÜREÇ BAŞLIYOR Kurultayın yapısının tamamlanmasının ardından siyasi sistemde yeni bir aşamaya geçilecek. Tokayev, Başbakan ve Cumhurbaşkanı Yardımcısı adaylarını milletvekillerinin değerlendirmesine sunacağını açıkladı. Yeni hükûmet üyelerinin de yapılacak istişarelerin ardından atanması bekleniyor. Böylece anayasa reformuyla Kurultaya verilen yeni yetkilerin ilk kez hükûmetin oluşum sürecinde de kullanılması öngörülüyor. HALK KONSEYİ EYLÜLDE OLUŞTURULACAK Tokayev ayrıca siyasi reformların Kurultayın oluşturulmasıyla tamamlanmayacağını söyledi. Kazakistan Cumhurbaşkanı, eylül ayının ikinci yarısında “Kazakistan Halk Konseyi”nin oluşturulacağını açıkladı. Konseyin Kazakistan'ın etnik, bölgesel, sosyal ve siyasi çeşitliliğini temsil eden üst düzey bir danışma organı olması planlanıyor. Tokayev, yeni yapıya yasama girişiminde bulunma hakkı da verileceğini belirtti. KURULTAY BAŞKANLIĞI İÇİN AYBEK DADEBAY ADAY Oturumda Kurultay Başkanlığı için Adilet Partisi Başkanı Aybek Dadebay aday gösterildi. Dadebay, Kurultay seçimlerinde en fazla oy alan isimlerden biri olarak başkanlık için Tokayev tarafından aday gösterildi. Yeni Kurultayın göreve başlamasıyla Kazakistan, anayasa reformunun ardından tek meclisli yeni bir yasama modeline geçmiş oldu. Kurultayın genişletilen yetkileriyle birlikte ülkenin yasama, yürütme ve yargı arasındaki kurumsal dengelerinde de önemli değişiklikler yaşanması bekleniyor.

Rusya dünyadan benzin arıyor: Ukrayna’nın SİHA saldırıları petrol imparatorluğunu zor durumda bıraktı Haber

Rusya dünyadan benzin arıyor: Ukrayna’nın SİHA saldırıları petrol imparatorluğunu zor durumda bıraktı

Rusya, dünyada önemli petrol üreticilerinden biri olarak biliniyor ve yıllardır “kara altın”, ülke ekonomisinin en önemli gelir kaynaklarından birini oluşturuyor. Ancak Rusya’nın 24 Şubat 2022’de Ukrayna’ya karşı başlattığı topyekûn işgal girişimi ve saldırılarının ardından Ukrayna’nın Rusya’daki petrol rafinerilerine yönelik saldırıları, Kremlin’i petrol lojistiğini yeniden düzenlemeye ve Türkiye, Hindistan, Belarus ile Kazakistan gibi ülkelere yönelmeye zorladı. The Guardian’ın haberine göre, Ukrayna’nın uzun menzilli silahlı insansız hava araçları (SİHA) saldırılarının ardından Rusya, petrol ürünleri ihtiyacını karşılamak için farklı kaynaklara yöneliyor. Yaptırım uygulanan bir Rus tankerinin Türkiye’den Rusya’nın Baltık Denizi kıyısındaki bir limanına petrol taşıdığı, Rus petrolünün Kazakistan’da işlenmesine yönelik anlaşmalar yapıldığı ve Hindistan’dan Mısır üzerinden yakıt sevkiyatlarının gerçekleştirildiği bildirildi. Bu gelişmelerin, Ukrayna’nın Rusya’daki petrol rafinerisi sektörüne yönelik saldırılarının sonuçları olduğu belirtildi. Son haftalarda Kremlin’in ülkedeki enerji krizinin etkilerini azaltmak amacıyla çok sayıda kaynağa başvurduğu kaydedildi. TÜRKİYE’DEN 200 BİN VARİL YAKIT ALINDI Habere göre, Rusya’nın ilk kez Türkiye’den 200 bin varil yakıt satın aldığı bildirildi. Yakıtın, yaptırım uygulanan "Wendrix" isimli tankerle Mersin’den Baltık Denizi kıyısındaki Primorsk Limanı’na taşındığı belirtildi. Bunun yaz boyunca gerçekleştirildiği doğrulanan beşinci deniz yoluyla otomotiv yakıtı sevkiyatı olduğu kaydedildi. Bundan başka, sevkiyatların ise Mısır üzerinden, Hindistan’daki Vadinar Petrol Rafinerisi’nden gerçekleştirildiği belirterek, Rusya’nın toplamda 1 milyon varil yakıt satın almak zorunda kaldığı ifade edildi. KAZAKİSTAN VE BELARUS’TAN DA DESTEK Kremlin’in ayrıca Kazakistan’ın batısındaki Kondensat tesisiyle anlaşmaya vardığı bildirildi. Anlaşmaya göre tesis Rus ham petrolünü işleyecek ve elde edilen nihai ürünün yüzde 70’ini Rusya’ya geri verecek. Ancak iki ülke arasında boru hattı bağlantısı bulunmadığı için petrolün Kazakistan’a demir yoluyla taşınması gerekecek. Bunun yanı sıra haziran ayında Belarus’tan yapılan yakıt ithalatının geçen yılın aynı ayına kıyasla 141 kat arttığı belirtildi. ORSK RAFİNERİSİ DEVRE DIŞI KALDI Moskova’nın yaz aylarında enerji sektöründe istikrar sağlanacağı yönündeki beklentilerine rağmen ağustos ayında yeni sorunların ortaya çıktığı kaydedildi. Rusya’nın en az 6 bölgesinde benzin satışlarına yönelik kısıtlamaların yeniden uygulamaya konulduğu, Ukrayna’nın son SİHA saldırılarının ise Orsk Petrol Rafinerisi'ni tamamen devre dışı bıraktığı bildirildi. The Guardian’ın haberinde, Kıyiv’in temel hedefinin, savaşın Rusya bütçesi açısından maliyetini sürdürülemez hale getirmek olduğu belirterek, Rus ekonomisini zaten zorlayan yaptırımların yanı sıra Rus petrol rafinerilerine yönelik etkili saldırıların Vladimir Putin’in gelir kaynaklarını hedef aldığı ve ülke içinde yakıt kıtlığı oluşturduğu ifade edildi. Ağustos 2026’nın henüz sona ermemesine rağmen petrol rafinerilerine yönelik en az 18 saldırı kaydedildiği bildirildi. RYAN: SALDIRILAR PUTİN’İN HESAPLARINI DEĞİŞTİRMEYİ AMAÇLIYOR Avustralyalı emekli general Mick Ryan, Putin’in Ukrayna’yı boyunduruk altına alma yönündeki azami hedeflerinden kamuoyu önünde hiçbir zaman vazgeçmediğini vurgulayarak, “Saldırıların amacı onun söylemini değiştirmek değil; hesaplarını değiştirmek.” dedi. Ryan, stratejinin birbirleriyle çelişen hesaplamaların mücadelesi olduğunu açıklayarak, Ukrayna’nın Rusya’nın ekonomik temelleri üzerindeki sürekli baskının zamanla Moskova’yı mevcut durumunu yeniden değerlendirmeye zorlayacağı hesabını yaptığını söyledi. Bunun hızlı gerçekleşmeyeceğini ve hiç gerçekleşmeyebileceğini belirten Ryan, buna rağmen söz konusu stratejinin Putin’in uzun süredir sahip olduğu “zamanın kendi tarafında olduğu” varsayımını zayıflattığını ifade etti. RUSYA’NIN PETROL ÜRÜNLERİ İHRACATI GERİLEDİ Öte yandan haberde, Moskova’nın karşı karşıya olduğu bir diğer sorunun ihracat yasakları olduğu belirtildi. Rusya’nın yüksek gelir getiren dış pazarlara erişimini kaybettiği, bu nedenle Rus üreticilerin iç pazarda dahi kendi maliyetlerini karşılayamadığı ifade edildi. Rusya’nın deniz yoluyla petrol ürünleri ihracatının temmuz ayında yaklaşık 3,93 milyon tona gerilediği bildirerek, bu rakamın haziran ayına göre yüzde 33, yıllık bazda ise yüzde 54,7 düşüş anlamına geldiği belirtildi. Ayrıca, Düşüşün Rusya’nın tüm önemli bölgelerinde görüldüğü kaydedildi. Buna göre Baltık limanlarından yapılan sevkiyat yüzde 16, Karadeniz ve Azak Denizi limanlarından yapılan sevkiyat yüzde 49, Arktik bölgeden yapılan sevkiyat yüzde 85,4 ve Doğu’dan yapılan sevkiyat ise yüzde 16 azaldı.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.