SON DAKİKA
Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#Kerkük

QHA - Kırım Haber Ajansı - Kerkük haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Kerkük haber sayfasında canlı gelişmelerle ulaşabilirsiniz.

Gazi Üniversitesi ile Kerkük Kültür Derneği, Ankara Antlaşması’nın 100. yılı münasebetiyle toplantı düzenledi Haber

Gazi Üniversitesi ile Kerkük Kültür Derneği, Ankara Antlaşması’nın 100. yılı münasebetiyle toplantı düzenledi

Gazi Üniversitesi Türk Dünyası Uygulama ve Araştırmalar Merkezi (TÜRKDAM) ile Kerkük Kültür Derneği tarafından Türkiye ve Irak arasındaki siyasi sınırları belirlemek ve komşuluk ilişkilerini düzenlemek amacıyla Birleşik Krallık ve Türkiye arasında 5 Haziran 1926 tarihinde imzalanan Ankara Antlaşması’nın 100’üncü yılı münasebetiyle yuvarlak masa toplantısı gerçekleştirildi. TÜRKMENELİ’NDE YAŞANAN GELİŞMELER ELE ALINDI Toplantı, 11 Mayıs 2026 tarihinde Gazi Üniversitesi Rektörlüğünde bulunan toplantı salonunda düzenlendi. Açış ve selamlama konuşmalarının ardından Osmanlı öncesi ve sonrasında Irak’taki Türk varlığının anlatıldığı bir belgeselin gösterimi yapıldı. Toplantıda, Türkiye ile Irak arasındaki ilişkiler ile Kerkük ve Musul başta olmak üzere Türkmeneli’nde yaşanan son gelişmeler ele alındı. Kerkük Kültür Derneği Başkanı Dr. Şemsettin Küzeci, TÜRKDAM Müdürü Prof. Dr. Bülent Aksoy, Prof. Dr. Temuçin Faik Ertan, Dr. Sinan Demirtürk ve Doç. Dr. Servet Avşar’ın konuşmacı olarak yer aldığı toplantıda Ankara Antlaşması’nın maddeleri detaylı bir şekilde masaya yatırılarak değerlendirildi. GAZİ ÜNİVERSİTESİ İLE KERKÜK KÜLTÜR DERNEĞİ ARASINDA PROTOKOL İMZALANDI Ayrıca toplantı öncesinde Kerkük Kültür Derneği ile Gazi Üniversitesi arasında akademik ve kültürel iş birliğini hedefleyen protokol Gazi Üniversitesi Toplumsal Katkı Koordinatörü Prof. Dr. Selami Candan ve Kerkük Kültür Derneği Başkanı Dr. Şemsettin Küzeci tarafından imzalandı. İmza merasiminde Türk Dünyası Uygulama ve Araştırmalar Merkezi Müdürü Prof. Dr. Bülent Aksoy ile Kerkük Kültür Derneği Yönetim Kurulu Üyeleri Prof. Dr. Ömer Türkmenoğlu ile Doç. Dr. Servet Avşar da hazır bulundu.

Azerbaycanlı Türkolog İsayev: Irak Türkmenleri millî varlıklarını yaşatmak amacıyla edebiyata daha sıkı bağlandı Haber

Azerbaycanlı Türkolog İsayev: Irak Türkmenleri millî varlıklarını yaşatmak amacıyla edebiyata daha sıkı bağlandı

Azerbaycan Millî İlimler Akademisi (AMEA) Nizamî Gencevi Edebiyat Enstitütüsünde görev yapan ve Azerbaycan ile Irak Türkmen kültürleri üzerine çalışmaları olan Azerbaycanlı Türkolog Dr. Orhan İsayev; Irak Türkmen edebiyatının Osmanlı edebiyatı ile olan ilişkisi, Irak Türkmenlerinin edebiyat ile verdiği varlık mücadelesi, Azerbaycan edebiyatındaki muhaceret akımının önemi ve Irak Türkmenlerine yaşatılan baskılara yönelik Kırım Haber Ajansına (QHA) değerlendirmelerde bulundu. IRAK TÜRKMENLERİ İLE AZERBAYCAN HALKI İLİŞKİLERİNİN KÖKENİ NEREYE DAYANIYOR? Azerbaycan Türkleri ile Irak Türkmenlerinin ortak tarihi ve kültürünü en başından itibaren ele alan İsayev, öncelikle Selçuklu Devleti zamanından başlayarak Osmanlı Devleti’ne kadar olan süre zarfında 1534 yılına kadar Azerbaycanlılar ve Irak Türkmenlerinin yaşadığı “Türkmeneli” arazisinin büyük devletlerin kontrolünde olduğunu belirtti. İsayev, Selçuklu Devleti yıkıldıktan sonra Atebeyler Devleti’nin ortaya çıktığını belirterek “Hem Irak’ta atabeylikler oldu hem de Azerbaycan’da Azerbaycan atabeyleri veya Eldegezler Devleti kuruldu. Irak’taki Atabeyler, Nahçıvan’dan idare olunmaya başlandı. Hülaküler ortaya çıktı, tabii ki Moğol kökenliydiler ama bu araziler, yine aynı merkezden idare olunmaya başlandı. Sonra ise Karakoyunlular, Akkoyunlular ve Sefeviler gibi Azerbaycanlı Türkmen devletleri, bu arazileri yine tek bir merkezden, bir bayrak altında idare ettiler.” ifadelerini kullandı. Bununla birlikte “Şimdiki Güney Azerbaycan yani Tebriz, Erdebil ve Hoy, Irak ile Suriye Türkmenleri ve Doğu Anadolu’da yaşayan Türkmenler, bu devletlerin hâkimiyeti altına girdi ve bu yüzden biz, söz konusu arazinin dil, edebiyat, folklor ve sözlü edebiyat bakımından Azerbaycan ile aynı olduğunu görüyoruz. Bu yüzden biz, bu araziyi ‘Azerbaycan Etnomedeni Alanı’ olarak adlandırıyoruz. Tabii, Irak Türkmenlerinin yaşadığı ve başkenti Kerkük olan ‘Türkmeneli’ arazisi de buna dâhildir. Onların konuşma dili, biz ona ‘Menşet ağzı’ diyoruz, Azerbaycan Türkçesine yakın olduğu hâlde edebi dili Türkiye Türkçesidir.“ şeklinde konuşan İsayev, Irak Türkmenlerinin yazı dilinin Türkiye Türkçesi olmasının sebebinin ise Osmanlı Devleti’nin 1534 yılında Irak’ı fethettikten sonra 1917’ye kadar idaresi altında tutması olduğunu kaydetti. “IRAK VE AZERBAYCAN TÜRKMENLERİNİN DİLİ, İKİZ KARDEŞLER KADAR BİRBİRİNE YAKINDIR” Irak Türkmenleri açısından büyük öneme sahip Kerküklü halk bilimci Ata Terzibaşı’nın çalışmalarının, Irak Türkmenlerine ait hoyrat, mani ve destan gibi sözlü edebiyat eserlerinin Azerbaycan Türkçesiyle birebir aynı olduğunu ortaya koyduğunu belirten İsayev, Terzibaşı’nın şu sözlerine atıf yaptı: Irak Türkmenlerinin dili ile Azerbaycan Türkmenlerinin dili, ikiz kardeşler kadar birbirine yakındır. Arada uzun yıllar ayrılık olmasına rağmen bu diller arasında önemli farklılıklar oluşmamıştır. Bu şunu gösterir: Irak Türkmenleri, konuşma dillerini hâlâ konuşup korumayı başarmışlardır. Öte yandan İsayev, Terzibaşı’nın “Hoyratlar ve Maniler” kitabından yola çıkarak Irak Türkmenlerinin hoyratlarının Azerbaycanlıların bayatıları ile konu ve yapı bakımından birebir aynı olduğunu ve manilerin de buna dâhil olduğunu kaydetti. “TÜRK HALKLARININ AYNI SOYDAN GELDİĞİNİ FOLKLOR KANITLAMIŞTIR” Nasreddin Hoca’yı ise hem Irak Türkmenlerinin hem de Azerbaycanlıların “Molla Nasreddin” olarak adlandırdığını beyan eden İsayev, iki halka ait şarkıların da aynı olduğuna dikkat çekti. Türk halklarının “Dede Korkut”, “Köroğlu”, “Manas” gibi ortak destanları olsa da kendilerine ait millî destanları da olduğunu dile getiren İsayev, “Arzu Kamber” destanının ise Irak Türkmenleri arasındaki bilinirliğine dikkat çekerek söz konusu destanın Azerbaycan’da dört farklı türünün olduğunu ve her birisinin Kerkük türüne birçok bakımdan uyumlu olduğunu ifade etti. “Bir halkın dilini de değiştirmek mümkündür. Tarihini de yanlış istikamette araştırmak mümkündür ama folklor yanlış yazılamaz çünkü folklor, bir halkın düşüncesinin ürünüdür. O, asırlardan beri geldiği için hiçbir zaman ona tesir ve nüfuz etmeye hiç kimsenin gücü yetmemiştir. Bu yüzden Türk halklarının aynı soydan geldiğini folklor kanıtlamıştır.” IRAK TÜRKMEN EDEBİYATINDA HİKÂYE TÜRÜ NE ZAMAN ORTAYA ÇIKTI? Irak Türkmen edebiyatının üç büyük devre (merheleye) ayrılabileceğini dile getiren İsayev, Irak Türkmen edebiyatının 16. yüzyılın ikinci yarısına kadar dil ve edebi süreç bakımından Azerbaycan edebiyatının bir hissesi olduğunu ve söz konusu dönemin “Bağdat Edebi Mühiti” olarak adlandırıldığını kaydetti. 16. yüzyıldan 20. yüzyılın sonlarına kadar ise Irak Türkmen edebiyatının Osmanlı edebiyatı kapsamına girdiğini belirten İsayev, “20. yüzyılın sonlarından bugüne kadar Irak Türkmen edebiyatı millîleşti, özleşti çünkü siyasi süreçler, onların (Irak Türkmenlerinin) millî varlığının korunması için edebiyata sıkı sıkıya bağlanmalarını gerektirdi.” dedi. Irak Türkmen edebiyatında hikâye yazımının Osmanlı devrinde ortaya çıktığını dile getiren İsayev, Irak Türkmen ve Osmanlı edebiyatındaki hikâye yazımındaki temaların farklılığına dikkat çekti. Osmanlı edebiyatında hikâye türünün ilk kez 18. yüzyılda, Aziz Efendi sayesinde ortaya çıktığını beyan ederek buna karşın Irak Türkmen edebiyatında ilk hikâye türünün bundan 200 yıl sonra kayda geçtiğini belirtti. IRAK TÜRKMEN EDEBİYATINDA İLK HİKÂYE ÖRNEĞİ “MÜBARİZE-İ AŞK” Bununla birlikte “Bazı araştırmacılar, Irak Türkmen edebiyatında hikâye türünün 1914 yılında, Mekkil Hebib’in ‘Gözlük’ adlı hikâyesiyle başladığını yazar ama bizim araştırmalarınız onu gösterdi ki bundan 5 yıl kadar önce ‘Maarif’ dergisinde Mahmut Nedim’in ‘Mübarize-i Aşk’ adlı bir hikâyesi yayımlandı. Demek ki Irak Türkmen edebiyatındaki ilk hikâye örneğinin 1909 yılında çıktığı hesap edilebilir.” şeklinde konuşan İsayev, Servetifünun ve Tanzimat dönemlerinde Osmanlı edebiyatının kendine özgü özelliklerinin bulunsa da bu özelliklerin Tanzimat dönemine dâhil olduğuna ve Tanzimat dönemindeki Avrupa etkisiyle Romantizm akımının ise önemli farklılıklar teşkil ettiğine dikkat çekti. IRAK TÜRKMENLERİ, EDEBİYATLA VARLIK MÜCADELESİ VERDİ Irak Türkmenlerinin hikâye yaratıcılığının daha çok realizm üzerinde durduğunu vurgulayan İsayev, bunun sebebinin Irak Türkmenlerinin Osmanlı Devleti’nden ayrıldıktan sonra Arapların olduğu bir muhite düşmesi şeklinde değerlendirerek “Vaktiyle orada dominant bir halk olan Türkmenler, Irak Devleti kurulduktan sonra azınlık konumuna düştüler. Tabii ki Araplaşmamak için öz dillerini, edebiyatlarını ve kültürlerini yitirmemek için edebiyatlarını daha da millîleştirdiler. Bu yüzden Irak Türkmen edebiyatının hikâyeciliği daha millî ve realist oldu.” dedi. En ağır manzume ile yazılan, anonim “Belki Gelir”, “Gelmez ve Gelmeyecek”, “Bekledi” hikâyelerini örnek göstererek bu hikâyenin İngiliz işgaline karşı yazıldığını dile getiren İsayev, “Mübarize-i Aşk” eserinde de benzer realist hususların olduğunu ifade ederek “Irak Türkmen edebiyatı, Osmanlı edebiyatının bir hissesi olsa da hikâye yazımında daha çok serbest hareket ettiler. Osmanlı tesiri, buraya o kadar da nüfuz edemedi.” dedi. AZERBAYCAN MUHACERET EDEBİYATI, AZERBAYCAN’IN BAĞIMSIZLIĞINI SAVUNDU İsayev, Azerbaycan edebiyatının ise 20. yüzyılda Sovyet edebiyatının bir hissesi olduğunu kaydederek “Moskova’dan gelen emirler, Azerbaycan edebiyatına etki etti. Bütün eserler, günlük ideoloji kapsamında yazıldı. Bu yüzden bir 20. yüzyıl Azerbaycan edebiyatını Azerbaycan Sovyet edebiyatı olarak adlandırıyoruz. Bizim ayrıca muhaceret edebiyatımız da var. 1918 yılında Azerbaycan Halk Cumhuriyeti kurulmuştu ve 23 ay sonra Sovyetler, o devleti devirdi. Azerbaycan Halk Cumhuriyeti’nin kurucuları arasında, başta Türkiye’de yaşamış ve mezarı Ankara’da bulunan Mehmet Emin Resulzade olduğunu kaydeden İsayev, hem Resulzade hem de kendisinin Türkiye, Almanya ve Fransa’da yaşamış olan dava arkadaşlarının hayatta olduğu dönemde Azerbaycan’ın muhaceret edebiyatının şekillendiğini beyan etti. Aynı devirde Azerbaycan Sovyet edebiyatı ve Azerbaycan muhaceret edebiyatının hâkim olduğunu fakat bu edebiyat tarzlarının farklı ideolojilere sahip olduğunu dile getiren İsayev, muhaceret edebiyatının daha millî olduğunu, Azerbaycan’ın bağımsızlığını ve Türk dünyasına yakınlaşmasını savunduğunu vurguladı. “HER İKİ DÖNEMDE DE TÜRKMENLER BASKI ALTINDAYDI” “Aynı süreç, Irak Türkmen edebiyatında da devam ediyordu yalnız Irak Türkmen edebiyatında Türkmenler, Irak’ın içinde bile o mücadeleyi sürdürebiliyordu. Önce bu, İngiliz işgali sebebiyle İngilizlere karşıydı. Daha sonra orada bir kraliyet kuruldu, kukla bir devlet kuruldu ve o da İngilizlerin nezareti altındaydı. 1958 yılında ise Irak’ta bir Arap devleti kuruldu. Her üç dönemde de Türkmenler baskı altındaydı. Sonradan Saddam Hüseyin rejimi geldi ve burada durum daha da kötüleşti. Bu yüzden Irak Türkmenleri, öz varlıklarını koruyabilmek için edebiyata, kaleme sarıldı.” ifadelerini kullanan İsayev, Irak Türkmenlerinin edebiyatındaki farklılıkların siyasetle bağlantılı olduğunu belirterek Irak, Azerbaycan ve aynı zamanda Türkiye’nin 20. yüzyılda ayrı siyasi istikametlerde ilerlemesinin de bu farklılıklar açısından önemini dile getirdi. “EDEBİYAT, YAZILI ESERLERİN OLMASI SEBEBİYLE BİZE DAHA DERİN BİLGİ VERİR” İsayev, “Tarihe bakıldığında ise bu arazide, Hazar Denizi’nden Batı’ya doğru giden Oğuzların kurduğu devletlerden, medeniyetlerden bahsediyoruz. Burada ortak yönler haddinden de çoktu. Öncelikle dil: Bu alanda yaşayan Türklerin dili, Türkistan’da yaşayan Türklerin dilinden farklıdır. Onlarda (Türkistan) daha çok Kıpçak ve Karluk elementleri baskınken Azerbaycan, İran, Irak, Suriye ve Türkiye Türkleri, Oğuzcada yazmaktadır. Buna karşın edebiyat, yazılı eserlerin olması sebebiyle bize daha derin bilgi verir. Burada biraz daha derin bir inceleme yaparak söz konusu arazide yaşayan Türklerin hangi dile ve hangi edebiyata daha yakın olduğunu görebiliyoruz.” şeklinde konuşarak İmadeddin Nesimi, Gazi Bürhaneddin, Cahanşah (Həqiqi), Abdülkadir Meragi, Mehemmed Füzûlî, Ahdî-i Bağdâdî’yi hem Irak Türkmen hem de Azerbaycan edebiyatının temsilcileri olarak tanımlayan İsayev, söz konusu isimlerin yaşadığı dönemin siyasi atmosferinin dil, kültür ve edebiyat bakımından birleştirici bir unsur olduğunu kaydetti. 16. yüzyılın ikinci yarısından sonra Osmanlı ve Sefevi devletleri arasında meydana gelen çatışmalar neticesinde Osmanlı Devleti’nin Irak arazisini kontrolü altına almasıyla Irak Türkmenlerinin Osmanlı vatandaşı olma hakkına eriştiğini hatırlatan İsayev, bu tarih itibariyle Irak Türkmen edebiyatının Osmanlı edebiyatının bir hissesi hâline gelmeye başladığını kaydetti. IRAK TÜRKMEN VE AZERBAYCAN EDEBİYATINDA VATANPERVERLİK Irak Türkmenlerinde edebî dilin ağırlıkla Türkiye Türkçesi olduğunu bildiren İsayev, Irak Türkmenlerinin halk şairlerinin ise Azerbaycan Türkçesinden daha çok istifade ettiğini dile getirerek bu durumun Irak Türkmen edebiyatının zenginliğini gösterdiğinin altını çizdi. Öte yandan İsayev, 21. yüzyılın teknoloji çağı olduğunu belirterek “Bundan önceki dönemlerde edebiyatın insanlara, beşeriyete olan tesiri bugün o derecede kendini göstermemektedir. Butün dünyada bu böyledir. Kitaplar az okunmakta, akıllı telefonlar ve bilgisayarlar ise hayatımıza daha çok dâhil oldu. Yine de edebiyat yaşıyor. Azerbaycan’da şiirler yazılıyor. Büyük şairler ve yazarlar var. Irak Türkmenleri de bizden farklı olarak bağımsız olmadıkları için ve birtakım sorunlar yaşadıkları için onların edebiyata olan bağlılıkları, bizden de Türkiye Türklerinden de daha çoktur. Onların gazetelerinde, televizyonlarında ve dergilerinde haddinden çok millî ruhu olan şiirlere rastlanılmakta ama ben Azerbaycan ve Türkiye dergilerini incelediğimde maalesef millî ruhu olan şiirlerin az olduğunu görüyorum.” değerlendirmesini yaptı. Ayrıca II. Karabağ Savaşı kaynaklı olarak Azerbaycan’da 2020 yılı civarında millî ruhun ve vatanperverliğin edebiyata daha çok yansıdığını kaydeden İsayev; internet sayfalarında, dergilerde ve gazetelerde de bu temadaki şiirlerde ve hikâyelerde artış olduğunu dile getirdi. Buna karşın savaş sona erdiğinde daha çok romantik temalı eserlerin ortaya çıktığını beyan ederek Türkiye için de aynı durumun söz konusu olduğunu ifade eden İsayev, son olarak şu değerlendirmeye yer verdi: Irak Türkmenleri ise öz millî varlıklarını yaşatmak amacıyla edebiyata daha sıkı bağlandı ve edebiyatlarında millî ruhta olan, millî düşünceyi ihtiva eden eserler yazıldı ve yazılmaktadır.

Birleşik Türkmeneli'nin nişanesi Irak Türkmen Cephesi 31 yaşında! Haber

Birleşik Türkmeneli'nin nişanesi Irak Türkmen Cephesi 31 yaşında!

Irak Türkmenlerinin siyasi hareketi Irak Türkmen Cephesi (ITC), 24 Nisan 1995’te Türkmen yurdu Erbil’de kuruluşunu ilan etti. Cephenin oluşturulmasında Bilkent Üniversitesi Mütevelli Heyeti Başkanı, Erbil Türkmeni Prof. Dr. İhsan Doğramacı büyük rol oynadı. IRAK'TA TÜRKLERİN BİRLİĞİNİN NİŞANESİ IRAK TÜRKMEN CEPHESİ Irak Türkmen Cephesinin kuruluşu; diğer Türkmen siyasi ve kültürel grupları olan Irak Milli Türkmen Partisi, Türkmeneli Partisi, Türkmen Bağımsızlar Hareketi, Türkmen Kardeşlik Ocağı, Türkmeneli İşbirliği ve Kültür Vakfı, Irak Türkleri Kültür ve Yardımlaşma Derneği gibi oluşumların bir araya gelmesiyle sağlandı. 1997 yılında yapılan kurultay sonucunda ITC; Irak’ın toprak bütünlüğü içerisinde Türkmenlerin ve diğer milletlerin meşru haklarına kavuşması, Irak’ta demokratik, insan hak ve özgürlüklerine saygılı çoğulcu parlamenter bir sistemin kurulması, Irak’ta yaşayan tüm etnik, mezhebi ve dini azınlıklar arasında eşitliğin sağlanması, siyasi ve idari yapının eşit haklar ilkesi esaslarına göre düzenlenmesi gibi temel prensipleri parti programı olarak kaydetti. ITC, TÜM DÜNYADAKİ TÜRKMENLERİ TEMSİL EDİYOR Irak Türkmen Cephesinin kuruluşunun ilan edilmesi, Türkmenlerin ekonomik, kültürel ve siyasi arenada atılım gerçekleştirmesini sağladı. Irak Türkmen Cephesinin ilk başkanlığını Turan Ketene yaptı. Türkiye’de de yakından tanınan cephenin 7. başkanı Erşat Salihi, 10 yıl (2011-2021) boyunca bu görevi ifa etti. Erşat Salihi, 2021 yılında bu görevi Hasan Turan’a devretti. Şu an ise bu görevi Kerkük valisi olarak seçilen Muhammed Saman Ağaoğlu devam ettiriyor. BÖLGEDEKİ TERÖR ÖRGÜTLERİNE KARŞI MÜCADELE VERİYORLAR Millî ve kültürel hareketin öncüsü olan ITC, Saddam rejiminin devrildiği 2003 yılından sonra Irak'ta değişen yönetimle birlikte demokratik bir sistemi destekledi. Irak Türkmen Cephesi, özellikle Kerkük, Telafer ve Musul’da DEAŞ militanlarına karşı mücadelede aktif rol oynadı. ITC, sadece Irak'taki değil, tüm dünyadaki Türkmenleri temsil etme görevini üstlendi. ITC, kuruluşundan bugüne Türkmen milletinin meşru haklarını savunan ve Türkmen toplumunu bütün dünyada temsil eden yegane kurum olarak bilinmektedir. BÖLGEDEKİ TERÖR ÖRGÜTLERİNE KARŞI MÜCADELE VERİYORLAR Milli ve kültürel hareketin öncüsü olan ITC, Saddam rejiminin devrildiği 2003 yılından sonra Irak'ta değişen yönetimle birlikte demokratik bir sistemi destekledi. Irak Türkmen Cephesi, özellikle Kerkük, Telafer ve Musul’da DEAŞ militanlarına karşı mücadelede aktif rol oynadı. ITC, sadece Irak'taki değil, tüm dünyadaki Türkmenleri temsil etme görevini üstlendi. ITC, kuruluşundan bugüne Türkmen milletinin meşru haklarını savunan ve Türkmen toplumunu bütün dünyada temsil eden yegane kurum olarak bilinmektedir.

Türkiye’den Kerkük’te Türkmen Vali seçilmesine destek: "Gecikmiş bir hakkın teslimi" Haber

Türkiye’den Kerkük’te Türkmen Vali seçilmesine destek: "Gecikmiş bir hakkın teslimi"

Türkiye Cumhuriyeti Dışişleri Bakanlığı, Kerkük’te Türkmen bir valinin göreve başlamasına ilişkin yazılı bir açıklama yayımladı. Açıklamada, Irak Türkmen Cephesi (ITC) Başkanı Mehmet Seman Ağaoğlu’nun Kerkük Valisi olarak göreve başlamasının memnuniyetle karşılandığı bildirildi. Bakanlık, Kerkük Vilayet Meclisinin 16 Nisan 2026 tarihli oturumunda vali seçilen Ağaoğlu’nun, Irak Cumhurbaşkanı Nizar Amidi'den mazbatasını alarak 20 Nisan itibarıyla resmen görevine başladığını hatırlattı. Açıklamada, çok kültürlü yapıya sahip Kerkük’te Türkmen bir valinin seçilmesinin; kapsayıcılık, temsilde adalet ve toplumsal huzur açısından “son derece önemli ve tarihî bir gelişme” olduğu vurgulandı. Bu adımın aynı zamanda Irak ve Kerkük’ün asli unsurlarından olan Türkmenler için “gecikmiş bir hakkın teslimi” olarak değerlendirildiği ifade edildi. Kerkük’te üst düzey idari görevlerin, farklı bileşenler arasında uzlaşı temelinde dönüşümlü şekilde paylaşılmasının sadece Türkmenler için değil, tüm Kerkük halkı için adil bir kazanım olduğuna dikkat çekildi. Türkiye, söz konusu gelişmenin Irak ve Kerkük halkının huzur, güvenlik ve refahına katkı sağlamasını temenni etti. KERKÜK'TE TÜRKMEN VALİ DÖNEMİ: 102 YILLIK HASRET BİTTİ! Kadim Türkmen şehri Kerkük valiliğine Irak Türkmen Cephesi (ITC) Başkanı Muhammed Seman Ağa seçildi. Kerkük Vilayet Meclisi'nde 16 Nisan 2026 tarihinde yapılan oturumda eski Vali Rebvar Taha'nın istifası kabul edilirken, yeni vali olarak ITC Başkanı Ağa seçildi. Seçilmesinin ardından valilik binasında basın toplantısı düzenleyen Vali Ağa, Türkmenlerin yaklaşık 100 yıllık Kerkük yönetimi hasretinin sona erdiğini söyledi. Konuşmasında “Tüm Kerküklülerin hizmetkârı olacağım” ifadelerini kullanan Vali Ağa, “Burada sadece bir kesimi veya bir bileşeni temsil etmek için bulunmuyorum. Tüm Kerküklülerin hizmetkârı olacağım. Kerkük hepimizin mülküdür ve ortaklık bu aziz ilin istikrarının anahtarıdır.” dedi. “KERKÜK GÜL DEMETİDİR” Kerküklülerin yaşadıkları temel sorunları hatırlatan Vali Ağa, öncelik vereceği çalışma alanlarını şu şekilde sıraladı: Yakıt krizinin çözümü ve koordinasyon içinde elektrik verilme saatlerinin artırılması. Çiftçilerin haklarının korunması, hasat ve pazarlama süreçlerinin başarıyla yönetilmesi. Kerkük’ün ‘petrodolar’ haklarının takip edilmesi ve eğitim, sağlık, ticaret ile sanayi sektörlerinin geliştirilmesi. Kerkük gençleri için yeni iş imkânlarının yaratılması. Vali Ağa, "Kerkük bir gül demetidir. Bu demetin her bir rengini koruyarak hizmet edeceğiz." diyerek sözlerini tamamladı.

Cumhurbaşkanı Başdanışmanı Yalçın Topçu’dan Kerkük Valisi Seman Ağa’ya tebrik mesajı Haber

Cumhurbaşkanı Başdanışmanı Yalçın Topçu’dan Kerkük Valisi Seman Ağa’ya tebrik mesajı

Türkiye Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı Başdanışmanı Yalçın Topçu, Kerkük Vilayeti Valiliği görevine seçilen Irak Türkmen Cephesi (ITC) Başkanı Muhammed Seman Ağa’ya tebrik mesajı gönderdi. Topçu, 16 Nisan 2026 tarihli mesajında, Seman Ağa’nın Kerkük Valiliği görevine seçilmesini büyük bir memnuniyetle karşıladığını ifade etti. Kerkük’ün Türkmen varlığının tarihi başkenti olduğuna dikkat çeken Topçu tebrik mesajında şu ifadeleri kullandı: Irak’ın Kerkük Vilayeti Valiliği görevine seçilmenizi çok büyük bir memnuniyetle öğrendim. Kerkük; Türkmen varlığının tarihî başkenti ve Irak’ın etnik, kültürel mozaiğinin,barış, hoşgörü ve kardeşliğin sembolüdür. Üstlenmiş olduğunuz bu kutsal emaneti, adalet ve eşitlik temelinde tüm Kerküklüler için huzur ve güven ortamının tesisine vesile olacak şekilde başarıyla yerine getirecek, tüm kardeşlerimizin haklarının korunmasında ve Kerkük’ün demografik ve kültürel yapısının muhafaza edilmesi hususlarında göstereceğiniz gayretle de, Irak’ın istikrar ve bütünlüğüne çok büyük katkıda bulunacaksınız. En içten tebriklerimle, Cenab-ı Haktan muvaffakiyetler diler, saygılar sunarım. KERKÜK'TE TÜRKMEN VALİ DÖNEMİ: “102 YILLIK HASRET BİTTİ” Kadim Türkmen şehri Kerkük valiliğine Irak Türkmen Cephesi (ITC) Başkanı Muhammed Seman Ağa seçildi. Kerkük Vilayet Meclisi'nde 16 Nisan 2026 tarihinde yapılan oturumda eski Vali Rebvar Taha'nın istifası kabul edilirken, yeni vali olarak ITC Başkanı Ağa seçildi. Seçilmesinin ardından valilik binasında basın toplantısı düzenleyen Vali Ağa, Türkmenlerin yaklaşık 100 yıllık Kerkük yönetimi hasretinin sona erdiğini söyledi. Konuşmasında “Tüm Kerküklülerin hizmetkârı olacağım” ifadelerini kullanan Vali Ağa, “Burada sadece bir kesimi veya bir bileşeni temsil etmek için bulunmuyorum. Tüm Kerküklülerin hizmetkârı olacağım. Kerkük hepimizin mülküdür ve ortaklık bu aziz ilin istikrarının anahtarıdır.” dedi. “KERKÜK GÜL DEMETİDİR” Kerküklülerin yaşadıkları temel sorunları hatırlatan Vali Ağa, öncelik vereceği çalışma alanlarını şu şekilde sıraladı: Yakıt krizinin çözümü ve koordinasyon içinde elektrik verilme saatlerinin artırılması. Çiftçilerin haklarının korunması, hasat ve pazarlama süreçlerinin başarıyla yönetilmesi. Kerkük’ün ‘petrodolar’ haklarının takip edilmesi ve eğitim, sağlık, ticaret ile sanayi sektörlerinin geliştirilmesi. Kerkük gençleri için yeni iş imkânlarının yaratılması. Vali Ağa, "Kerkük bir gül demetidir. Bu demetin her bir rengini koruyarak hizmet edeceğiz." diyerek sözlerini tamamladı.

Kerkük'te Türkmen vali dönemi: 102 yıllık hasret bitti! Haber

Kerkük'te Türkmen vali dönemi: 102 yıllık hasret bitti!

Kadim Türkmen şehri Kerkük valiliğine Irak Türkmen Cephesi (ITC) Başkanı Muhammed Seman Ağa seçildi. Kerkük Vilayet Meclisi'nde 16 Nisan 2026 tarihinde yapılan oturumda eski Vali Rebvar Taha'nın istifası kabul edilirken, yeni vali olarak ITC Başkanı Ağa seçildi. Seçilmesinin ardından valilik binasında basın toplantısı düzenleyen Vali Ağa, Türkmenlerin yaklaşık 100 yıllık Kerkük yönetimi hasretinin sona erdiğini söyledi. Konuşmasında “Tüm Kerküklülerin hizmetkârı olacağım” ifadelerini kullanan Vali Ağa, “Burada sadece bir kesimi veya bir bileşeni temsil etmek için bulunmuyorum. Tüm Kerküklülerin hizmetkârı olacağım. Kerkük hepimizin mülküdür ve ortaklık bu aziz ilin istikrarının anahtarıdır.” dedi. “KERKÜK GÜL DEMETİDİR” Kerküklülerin yaşadıkları temel sorunları hatırlatan Vali Ağa, öncelik vereceği çalışma alanlarını şu şekilde sıraladı: Yakıt krizinin çözümü ve koordinasyon içinde elektrik verilme saatlerinin artırılması. Çiftçilerin haklarının korunması, hasat ve pazarlama süreçlerinin başarıyla yönetilmesi. Kerkük’ün ‘petrodolar’ haklarının takip edilmesi ve eğitim, sağlık, ticaret ile sanayi sektörlerinin geliştirilmesi. Kerkük gençleri için yeni iş imkânlarının yaratılması. Vali Ağa, "Kerkük bir gül demetidir. Bu demetin her bir rengini koruyarak hizmet edeceğiz." diyerek sözlerini tamamladı.

Altunköprü'deki Türkmen Katliamı'nın yıl dönümü Haber

Altunköprü'deki Türkmen Katliamı'nın yıl dönümü

Bundan 35 yıl önce yaşlı ve çocukların da aralarında bulunduğu sayıları 130’u aşkın Irak Türkmeni, adını Kerkük-Erbil yolundaki Küçük Zap Nehri üzerinde bulunan tarihî köprüden alan Türkmen yoğunluklu Altunköprü ilçesinde devrik Saddam rejimi güçleri tarafından katledilmişti. PEŞMERGE KERKÜK’Ü KONTROL ALTINA ALMAYA ÇALIŞTI 1. Körfez Savaşı sırasında Irak içerisinde yaşanan kargaşa ortamından ötürü ülkede Kürt ve Şii unsurların ayaklanmaları baş göstermişti. Peşmerge güçleri Kerkük'ü kontrol altına almaya çalıştı. SADDAM REJİMİ TÜRKMENLERE İNTİKAM KAMPANYASI BAŞLATTI Irak Ordusu Kerkük üzerine yürüyüş harekatına başladığında ise peşmergeler geri çekilmeye başladı. Saddam rejimine bağlı Irak Ordusu peşmergeyi karşısında bulamayınca isyan bile etmeyen Türkmenlere karşı sözde intikam kampanyası başlattı. Genç yaşlı ayırt etmeden Kerkük, Tazehurmatu ve Altunköprü kasabasından topladıkları 135 Türkmen’i Altunköprü yakınlarındaki Dibis Kayabaşı mevkiine götüren Saddam güçleri kurşuna dizerek infaz etti. 8 YAŞINDAKİ TÜRKMEN ÇOCUK KATLEDİLDİ Şehitlerin 55’i Kerkük şehir merkezinden, 15’i Tazehurmatu’dan, 32’si Altunköprü’den ve 13’ü ise bilinmeyen Türkmen bölgelerinden getirilmişti. Şehit düşen Türkmenlerden 25 tanesi 18 yaşının altındaydı. Şehitlerden Cemil Süleyman Abbas sadece 8 yaşındayken katledildi. Kemal Sabır Ahmet ise 10 yaşında bulunuyordu. IRAK TÜRKMENLERİ 1922’DEN BERİ SOYKIRIMA UĞRADI Irak Türkmenleri 1922’den beri sayısız soykırıma uğradı. Bunların bazıları peşmerge ve diğer Kürt grupları tarafından diğerleri ise Arap milliyetçisi Saddam Hüseyin rejimi tarafından gerçekleştirildi. Altunköprü kasabası 20 Kasım 2017’de peşmerge işgalinden kurtarıldı. Altunköprü, özellikle Irak Kürt Bölgesel Yönetimi tarafından ABD işgali sonrası Kürtleştirilmeye çalışılan bölgelerden biriydi.

Kerkük'ün Türk kimliğinin silinme girişimi: Tazehurmatu Katliamı Haber

Kerkük'ün Türk kimliğinin silinme girişimi: Tazehurmatu Katliamı

Kerkük'teki Türk varlığının hedef alındığı Tazehurmatu Katliamı, Türkmenlerin Irak'taki varlıklarına karşı izlenen sinsi politikaların bir parçası olarak Irak Türkmenlerinin tarihinde unutulmayan bir yara açtı. BİRİNCİ KÖRFEZ SAVAŞI Saddam Hüseyin, 1979 yılında Irak yönetimini ele geçirerek devletin başına gelmesiyle birlikte ülkeyi, 1980 ve 1988 yılları arasında sürecek olan Irak-İran savaşına sürükledi. Bu savaşın sebep olduğu yıkım hâlâ kendini hissettiriyorken 2 Ağustos 1990 tarihinde beklenmedik bir operasyonla Kuveyt’i işgal etti ve 8 Ağustos 1990 tarihinde Kuveyt’in Irak toprağı olduğunu dünyaya duyurdu. Amerika Birleşik Devletleri (ABD) öncülüğünde farklı devletlerin katılımıyla oluşturulan koalisyon kuvvetlerine bağlı uçaklar, 13 Ocak 1991 tarihinde Irak karşı hava harekâtına başladı. Irak ise ağır bir yenilgiye uğrayarak Kuveyt’ten geri çekilmek zorunda kaldı. 3 Mart 1991 tarihinde Saddam Hüseyin, Kuveyt’ten çekildiğini açıkladıktan sonra koalisyon güçleri, başlatılan harekâta son verildiğini duyurdu. KERKÜK’ÜN İŞGALİ Savaş sonrası Irak’ın ödeyeceği savaş tazminatının yanı sıra Birleşmiş Milletler (BM) Güvenlik Konseyinin 6 Ağustos 1990 tarihindeki 661 sayılı kararıyla, Irak’a ağır yaptırımlar uygulandı. Irak’a uygulanan ambargo sebebiyle savaştan çıkmış ve zor durumda olan Irak halkı, Saddam yönetimine karşı isyan etti. 3 Mart 1991 tarihinde, Basra’dan başlayarak Irak’ın diğer güney illerinde Şiî halkın ayaklanması başladı. Saddam ordusu, güneydeki ayaklanmayı bastırmakla uğraşırken Celal Talabani ve Mesut Barzani’ye bağlı gruplar, Irak Türkmenlerinin merkezi olan Kerkük’ü istila etmek için harekete geçti. Silahlı Kürt militanları, Erbil ve Süleymaniye illerini ele geçirdikten sonra Kerkük’ü işgal etti. KERKÜK’ÜN TÜRK KİMLİĞİ SİLİNMEK İSTENDİ! Öte yandan Kerkük’e giren peşmerge güçleri, ilk önce ele geçirdikleri tapu dairesini yakmalarıyla birlikte, Kerkük’ün Türklüğünü ispatlayan kadim Türk tapu sicillerini de yaktılar ve nüfus müdürlüğüne girerek nüfus kayıt defterlerini ateşe verdiler. Ülkede çıkan kaos nedeniyle, Türkmenlerin terk ettikleri evlerine ve dükkanlarına girildi. Türkmenlerin evleri talan edildi, bazıları da yakıldı. 21 Mart’tan itibaren toparlanan Irak ordusu, güneydeki ayaklanmaları bastırıp kontrolü sağladıktan sonra kuzeye doğru ilerlemeye başladı. Irak ordusu, ilk önce Türkmen bölgelerini helikopterle taradı ve top ateşine tuttu. Son olarak ordu, 26 Mart 1991 tarihinde, bundan tam 35 yıl önce ise önemli bir Türkmen ilçesi olan Tuzhurmatu’ya vardı. İlçeye giren Saddam ordusu, birçok Türkmen sivili rejime karşı ayaklanma olaylarına karışmamalarına rağmen kurşuna dizerek şehit etti ve bölgede bulunan bazı tarihî Türk eserlerine de kıydı. Ordu, aynı gün içinde Kerkük’e bağlı bir diğer Türk nahiyesi olan Tazehurmatu’ya girerek burada da Türkmen sivilleri kurşuna dizdi. Böylece, Kerkük şehrinin Türk kimliği silinmek istendi...

Türkmen gençlerin eğitimine dev yatırım: İlk adım Kerkük'te atıldı Haber

Türkmen gençlerin eğitimine dev yatırım: İlk adım Kerkük'te atıldı

Millî Düşünce Merkezi ile Irak Türkmen Cephesi bünyesinde faaliyet gösteren Necdet Koçak Siyaset Akademisi iş birliğinde bulunarak Türkmen gençlere kapsamlı bir eğitim programı sundu. Programa, yaklaşık 100 genç iştirak ederken Kerkük’e gelemeyen gençlere ise programa çevrim içi olarak katılabilme fırsatı tanındı. TÜRKMEN GENÇLERİN EĞİTİMİ, ODAK NOKTASI OLDU İş birliği kapsamında Türkmen gençlere yönelik düzenlenen eğitim programına Kerkük, Erbil, Musul, Telafer, Tuzhurmatu ve Irak’ta Türkmenlerin çoğunlukta olduğu kentlerden yaklaşık 100 genç katılım gösterdi. Öğrencilere siyaset ve kültürün yanı sıra Türk ve Osmanlı tarihi alanlarında da eğitim verildi. TRT Avaz'ın 16 Şubat 2026 tarihinde gündeme taşıdığı habere göre Türkiye, Azerbaycan ve Irak’tan gelen yaklaşık 20 eğitimcinin Türkmen gençlere birikimlerini aktardığı eğitim programı, Kerkük’e gelemeyen gençlere de çevrim içi olarak aktarıldı. BENZER ÇALIŞMALARIN YAPILMASI PLANLANIYOR Necdet Koçak Siyaset Akademisi Başkanı Emin Garip, son yılların en kapsamlı ve geniş katılımlı kursunun düzenlendiğini belirterek bu önemli çalışmaya destek veren Millî Düşünce Merkezine teşekkürlerini iletti. Irak Türkmen Cephesi Kerkük İl Başkanlığı Parti Geliştirme Sorumlusu Ali Berberoğlu ise Türkmen gençlerin aldıkları eğitimden duyduğu memnuniyeti dile getirdi. Öğrencilerin, Orta Doğu'daki gelişmelerin yanı sıra Türkmenlerin yakın geçmişi ve geleceği hakkında da bilgilendirildiğini aktaran Berberoğlu, Türkmen gençlerinin bu tür eğitim ve çalışmalara ihtiyaç duyduğunu vurguladı. Öte yandan Berberlioğlu, eğitimin çevrim içi olmasının daha çok gencin katılımına imkân sağladığını belirterek benzer çalışmaların sürdürülmesinin planlandığını kaydetti. Berberlioğlu, ayrıca, Türkmen gençliğinin bu tür eğitim ve çalışmalara ihtiyacı olduğunu vurgulayarak eğitimin çevrim içi olarak da düzenlenmesinin daha çok gencin katılımına imkân tanıdığını belirtti. KATILIMCILARIN EĞTİME DAİR GÖRÜŞLERİ NE OLDU? Katılımcılardan Özlem Miyesser, eğitimde özellikle Türk, Osmanlı ve Türkmenlerin Irak'taki tarihi üzerine edindiği bilgilerden çok faydalandığını dile getirdi. Bilhassa siyasi alanda aldığı eğitimden çok memnun olduğunu ifade eden Miyesser, bir sonraki eğitimi iple çektiğini ifade etti. Fatma Ali Tarık ise eğitimin kişisel gelişim alanında kendisine sağladığı katkıya dikkat çekerek Türkmen gençlerinin bu tür eğitim ve kişisel gelişim kurslarına ihtiyacı olduğunun altını çizdi. Ali Tarık, son olarak, bu kurs sayesinde Türklerin bölgedeki ağırlığı, geçmişinin ve tarihinin ne kadar önemli olduğunun farkına vardığını belirtti.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.