SON DAKİKA
Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#Kerkük

QHA - Kırım Haber Ajansı - Kerkük haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Kerkük haber sayfasında canlı gelişmelerle ulaşabilirsiniz.

Erşat Salihi: Bu toprakların asıl sahibi Türklerdir! Haber

Erşat Salihi: Bu toprakların asıl sahibi Türklerdir!

Irak Meclisi Türkmen Grubu Başkanı ve Kerkük Milletvekili Erşat Salihi, Türkiye Azerbaycan Dostluk İşbirliği ve Dayanışma Vakfı (TADİV) tarafından 20 Ocak 2026 tarihinde Ankara’da tertip edilen anma programı akabinde Kırım Haber Ajansının (QHA) sorularını yanıtladı. Irak Türkmenlerinin uğradığı zulmün 1918’den bu yana sistemli bir şekilde devam ettiğini hatırlatan Erşat Salihi; Erbil, Gavurbağı, 1959 Kerkük ve Saddam dönemi Altınköprü katliamlarını anımsattı. Katliamın sadece can almak anlamına gelmediğini belirten Salihi, şu önemli uyarıda bulundu: Yeni Orta Doğu projesinde Türkler, sessizce katledilerek coğrafyalarından ve demografilerinden koparılmak isteniyor. Irak, Suriye ve İran’da yaşayan soydaşlarımız bu demografik operasyonlara karşı kesinlikle hazırlıklı olmalıdır. Bu toprakların asıl sahibi Türklerdir ve burada var olmanın tek yolu, birlik ve beraberliği lafla değil, gerçek adımlarla uygulamaktır. KIRIM’DAKİ TÜRKLER KENDİ KARARLARINI KENDİLERİ VERMELİDİR “Kırım’daki Türklerimiz bizim için çok önemlidir” diyen Erşat Salihi, Kırım Tatar halkının millî lideri Mustafa Abdülcemil Kırımoğlu ile birkaç kez görüşme fırsatı bulduğunu ve fikir birliğinde olduklarını ifade etti. Salihi, Kırım Tatarlarının talep ettiği millî özerklik bağlamında "Kırım’daki Türklerin kendi topraklarında kendi kararlarını vermesi projesini desteklediklerini" vurguladı.

Kerküklü yazar Dr. Şemsettin Küzeci'nin kaleminden "Azerbaycan" Haber

Kerküklü yazar Dr. Şemsettin Küzeci'nin kaleminden "Azerbaycan"

Azerbaycan’ın Ankara Büyükelçiliğine bağlı Azerbaycan Kültür Merkezi ile Kerkük Kültür Derneği ortaklığında 13 Ocak 2026’da kitap tanıtım programı düzenlendi. Gazeteci, araştırmacı, yazar ve Kerkük Kültür Derneği Başkanı Dr. Şemsettin Küzeci’nin “Azerbaycan Seyahatlerim” başta olmak üzere Azerbaycan konulu eserleri katılımcılara tanıtıldı. "AZERBAYCANLA ALAKALI KÜLTÜREL İLİŞKİLERİN GELİŞMESİNDE ÖNEMLİ BİR ROL ÜSTLENDİ" Gazi Üniversitesi Eğitim Fakültesindeki Azerbaycan Kültür Merkezinde tertip edilen tanıtım toplantısında programın sunuculuğunu üstlenen Azerbaycan Türkçesi Eğitim Ocağının Eğitmeni Dr. Şehla Aslan, Yazar Şemsettin Küzeci’den kısaca söz etti. Küzeci’nin Azerbaycan ile güçlü kültürel bağlarının olduğunu vurgulayan Aslan, “Kendisi uzun yıllardır Azerbaycan ile alakalı kültürel ilişkilerin gelişmesinde çok önemli rol üstlendi. Azerbaycan-Irak kültürel ilişkileri kadim bir tarihle ilintilidir. Şemsettin Hocamıza bu köprüleri güçlendirdiği için teşekkür ederiz.” dedi. "AZERBAYCAN VE IRAK TÜRKMENLERİ ARASINDAKİ KÜLTÜREL BAĞ ORTAK" Programa ev sahipliğini yapan Azerbaycan Kültür Merkezi Başkanı Samir Abbasov ise katılımcıları selamlayarak başladığı konuşmasında, “Kitabın yayımlanmasından dolayı çok mutlu ve onurluyuz. Çünkü ülkemizin tarihİ, kültürü, geleneklerini anlatan çok güzel bir kitap ortaya koyuldu.” ifadesine yer verdi. Kerkük tarihinin Azerbaycan tarihinin önemli bir parçası olduğunu dile getiren Abbasov, her iki Türk halkının da aynı kültürü barındırdığını söyledi. Abbasov, “Tarihi incelediğimizde gördük ki Azerbaycan ve Irak Türkleri bir ailenin parçalarıdır. Dilimiz, kültürümüz, tarihimiz bir. Bu ortak miras Türk dünyasının birlik ve beraberliğinin en güçlü temelidir.” vurgusunu yaptı. Abbasov, kitapta en çok dikkatini çeken şeyin 1918’de Ermenilere karşı Azerbaycan’a destek olmaya giden Kafkas İslam Ordusu’nda 7 Türkmen’in şehit olduğunu belirtti. ABBASOV, KÜZECİ'YE PLAKET TAKDİM ETTİ Azerbaycan Kültür Merkezi Başkanı Samir Abbasov; Kerkük Kültür Derneği Başkanı Dr. Şemsettin Küzeci’ye teşekkür ederek, plaket takdim etti. KÜZECİ TANITIM PROGRAMI İLE ÜÇ KÜLTÜRÜ BİR ARAYA GETİRDİ Ardından Gazi Üniversitesi Rektör Danışmanı Prof. Dr. Selami Candan, Şemsettin Küzeci’nin eserlerinin 3 kültürü bir araya getirdiğini kaydetti. Prof. Dr. Candan, yazar Küzeci’ye ve eserlerin yayımlanmasında emeği geçen herkese teşekkürlerini iletti. Protokol konuşmaları kapsamında Irak’ın Ankara Büyükelçisi 2. Katibi Usame Kemalî, hem Irak Türkmeni hem de Gazi Üniversitesi mezunu biri olarak programa katılmaktan onur duyduğunu vurguladı. Kemalî, kaleme aldığı eserlerinden dolayı Küzeci’yi tebrik etti. "AZERBAYCAN İKİNCİ VATANIMIZDIR" Konuşmaların ardından Şemsettin Küzeci, kürsüde katılımcılara hitap etti. Azerbaycan ve Irak Türkmenleri arasındaki edebi ve medeni ilişkilerin 70. yılı olduğunun altını çizerek sözlerine başlayan Küzeci, ilişkilerin 3 Azerbaycan Türkü şairin Kerkük’e adım atmasıyla oluştuğunu dile getirdi. KERKÜK'TEN AZERBAYCAN'A İNTERNET SİTESİ AÇILDI “Azerbaycan bizim ikinci vatanımızdır.” diyen Küzeci, Kerkük’ten Azerbaycan’a isimli bir internet sitesi kurduklarını belirtti. Resmî açılışın bugün kitap tanımı ile yapıldığını sözlerine ekleyen Küzeci, sitenin Azerbaycan Millî İlimler Akademisi Başkanlığı ortaklığında hazırladıklarını bildirdi. Azerbaycan Türkçesinde yazılan makalelerin de yer aldığını aktaran Küzeci, sitede Azerbaycan ve Irak Türkmenleri arasındaki kültürel ilişkileri kapsayan bir site olduğunu söyledi. Küzeci konuşmasının devamında Kemalî ile birlikte Abbasov’a desteklerinden dolayı plaket takdim etti. Küzeci, Kerkük Türkmenlerinin Irak vatandaşı olduğunu, Irak’ın bayrağına sahip çıktıklarını ifade ederek, Abbasov’a Irak bayrağını taşıyan fuları hediye etti. Konuşmasına devam eden Küzeci, Azerbaycan Türkleri ile Irak Türkmenleri arasındaki kültürel ilişkilerin şair ve yazarların kaleme aldığı eserlerle geliştiğinden bahsetti. Yazarların 1960’lı yıllarda çıkarmış olduğu yayın ve kitapları katılımcılara gösteren Küzeci, “Irak ile Azerbaycan arasındaki edebi temelleri atan Sinan Seyit’tir. Azerbaycan tarafından ise Resul Rıza’dır, Bahtiyar Vahapzade'dir, Kasım Kasımzade’dir.” bilgisini verdi. AZERBAYCAN KONULU TAM 15 ESERİ VAR İlk Azerbaycan seyahatini 2000 yılında yaptığını ve tam 28 kez ziyaret ettiğini belirten Küzeci, Azerbaycan konulu tam 15 eserinin olduğunu aktardı. Azerbaycan İlimler Akademisinden Gazanfer Paşayev’in Şemsettin Küzeci hakkındaki duygu ve düşüncelerini ilettiği bir video gösterildi. AKSOY, KÜZECİ'NİN TÜRK DÜNYASINA OLAN İLGİSİNİN YAKIN ŞAHİDİ OLDUĞUNU SÖYLEDİ Türk Dünyası Araştırma ve Uygulama Merkezi Müdürü Prof. Dr. Bülent Aksoy ise katılımcılara yönelik hitabına Şemsettin Küzeci’nin Türk dünyasına olan ilgisinin ilk yıllarında kendisiyle tanıştığını ve buna yakından tanıklık ettiğini belirterek başladı. Aksoy, “Türk dünyası gerçeğinin geçtiğimiz bu 30 yıllık serüveninde Dünya Türk Gençleri Birliğinin ve onun bünyesinde Şemsettin Bey’in teşebbüsüyle kurulan Dünya Türk Genç Yazarlar Birliği teşkilatının Türk dünyası edebiyatının birbirinden haberdar olması konusunda çok önemli bir misyon edindi.” şeklinde konuştu. Küzeci’nin 6’ncı ve 8’inci Azerbaycan seyahatine eşlik ettiğini belirten Aksoy, “Azerbaycan Seyahatlerim” isimli kitabının gelecek nesillere önemli katkısı olacağını vurguladı. Aksoy, Küzeci’nin “Azerbaycan’ı daha fazla sevmek için keşke bir kalbim daha olsaydı” adlı şiirle eserin özünü yakalayabildiğinin altını çizdi. İVGİN, 90 ESERİNDEN ÖNEMLİ ÇIKARIMLAR YAPTI Kürsü konuşmaları kapsamında araştırmacı, yazar Prof. Dr. Hayrettin İvgin, Şemsettin Küzeci’nin şimdiye dek 90 kitabının olduğunu ve buna son derece hayretle yaklaştığını dile getirdi. İvgin, Küzeci’nin 15’i Azerbaycan temalı, 10’u şiir kitabı, 11’i antoloji, 21’i biyografi-monografi, 9’u makale, 22’si araştırma-inceleme, 4’ü seyahatname, biri kendi yaşamını aktardığı kitabının olduğunu ifade etti. İvgin, “Değerli kardeşimin daha uzun yıllar hizmet etmesini temenni ediyor ve umuyorum.” dedi. "ŞEMSETTİN KÜZECİ ANKARA'DAKİ KERKÜK'TÜR" Öte yandan Türkiye Yazarlar Birliği (TYB) Genel Sekreteri Mehmet Kurtoğlu, bu tür çalışmaların Anadolu, Azerbaycan ve Kerkük arasında gönülden gönle köprü kurmaya vesile olduğunu söyledi. Kurtoğlu, “Şemsettin Bey Ankara’daki Kerkük, Ankara’daki Azerbaycan’dır. Onun çalışmalarını hayranlıkla t6akip ediyorum.” ifadelerini kullandı. Katılımcılardan Abuzer Akbıyık da söz hakkı alarak, üniversite yıllarında Azerbaycan ve Kerkük ile ilgili olarak düzenlenen toplantılara büyük bir şevkle katıldığını söyledi. Akbıyık, “O günden bu yana nerede bir Kerküklü, Azerbaycanlı kardeşimiz varsa onunla temas kurmaya çalıştık” diyerek temaslarını sürdürdüğünü aktardı. "KİTAPLARLA TARİHE IŞIK TUTUYORSUNUZ" Son olarak “Azerbaycan Seyahatlerim” kitabının Editörü Aslı Akgüneş kürsüde katılımcılara hitap etti. Akgüneş konuşmasında, “Sizler bir kitap yazarak bir hayata tanıklık etmiş, bir hayatı kanıtlamış oluyorsunuz. Hiçbirimiz ömrümüzde bütün hatalarını deneyimleyecek kadar uzun yaşamayacağız. Ya da bir tarihe tanıklık edecek kadar çok fazla fikre sahip olamayacağız. Ama kitaplar bizim ortak noktamız ve bizi geleceğe taşıyan ana kaynaklarımız oluyor. Bu kitapların içinde sadece yazarın anıları yok. Aynı zamanda bir tarihe ışık tutuyorsunuz, yeni bir kelime öğreniyorsunuz.” cümlelerini sarf etti. Akgüneş, editörlüğünü yaptığı kitap sayesinde çok fazla şey öğrendiğini dile getirdi. TOPLU FOTOĞRAF ÇEKİMİ VE İMZA TÖRENİ İLE SONA ERDİ Konuşmaların ardından Şemsettin Küzeci kendisine eşlik eden katılımcılarla birlikte “Azerbaycan Seyahatlerim” kitabını Azerbaycan Kültür Merkezinin kütüphanesine armağan etti. Ardından Dr. Şemsettin Küzeci, Dr. Şehla Aslan’a Teşekkür Belgesi takdim etti. Program toplu fotoğraf çekimi ve imza töreni ile sona erdi.

Türk dünyasının sorunları Gazi Üniversitesinde konuşuldu Haber

Türk dünyasının sorunları Gazi Üniversitesinde konuşuldu

Gazi Üniversitesi Türk Dünyası Uygulama ve Araştırma Merkezi (TÜRKDAM), Gazi Üniversitesi Türk Dünyası Gençlik Topluluğu ile Kızılelma Kadın, Gençlik ve Çocuk Derneği tarafından 8 Aralık 2025 tarihinde “Türk Dünyası Sorunları ve Sorunlu Bölgeler” başlığıyla kapsamlı bir panel düzenlendi. Gazi Üniversitesi Rektörlük binasındaki Mimar Kemaleddin Salonu’nda tertip edilen program saygı duruşu ve İstiklâl Marşı ile başladı. "TÜM ATALARIMIZI HÜRMETLE YÂD EDİYORUZ" “Türk dünyasının ata yurdundan bugüne, adı bilinen veya bilinmeyen tüm büyüklerimize; Alp Er Tunga’dan Tonyukuk’a, Korkut Ata’dan Kaşgarlı Mahmud’a, Cengiz Aytmatov’dan İsmail Bey Gaspıralı’ya kadar fikirleriyle, kalemiyle, mücadelesiyle yolumuzu aydınlatan bütün değerlerimizi hürmetle yâd ediyoruz.” diyerek programın sunumunu yapan TBMM ve TRT program yapımcısı ve aunucusu Yasemin Aras açılış konuşmaları için protokol isimlerini takdim etti. TÜRK DÜNYASININ DERTLERİYLE DERTLENMEYİ BORÇ BİLEN NESİLLER Gazi Üniversitesi Türk Dünyası Gençlik Topluluğu Başkanı Seyfullah Kaya, katılımcıların programa iştirak ederek, Türk dünyasının dertleriyle dertlenmeyi bir borç olarak bildiğini gösterdiğini vurguladı. Kaya, panelde sorunlu bölgeler başlığıyla toplanılmış olsa da buraya yalnızca coğrafî problemle bakılamayacağını kaydetti. Kaya, “Çünkü bizim için Kırım yalnızca haritada bir yarımada değil, sürgüne direnen bir toplumun vatanı. Ahıska, vatana duyulan bitmeyen bir hasret. Kerkük, Türkmeneli hoyratlarda dile gelen bizi biz yapan, öz mayamızdır. Kıbrıs, vazgeçemeyeceğimiz egemenliğimiz; Karabağ ise sabrın kutlu zaferidir.” ifadelerini kullandı. Kaya, bu bölgelerdeki soydaşların tarih boyunca bedeller ödediğini belirtti. Yalnızca problemlerin konuşulduğu bir program olmaması gerektiğini kaydeden Türk Dünyası Topluluğu Başkanı, “Yolumuz İsmail Bey Gaspıralı’nın da dediği gibi ‘Dilde, fikirde, işte birlik’ sloganını bir slogan olmaktan çıkarıp yaşantımıza dökmektir.” dedi. "AYNI KANDAN AYNI CANDAN MİLLETİN EVLATLARIYIZ" Ardından Kızılema Kadın, Gençlik ve Çocuk Derneği Başkanı Dr. Yasemin Meydan ise programın yalnızca toplantıdan ibaret olmadığının altını çizdiği açılış konuşmasında, “Bugün burada aynı kandan aynı candan aynı tarihten gelen bir milletin evlatları olarak omuz omuzayız, omuz omuza olmak zorundayız. Her birimizin yüreğinde vatandan uzak, haksızlığa uğramış, sesi kısılmaya çalışılmış Türk yurtlarının hüznü, acısı ve umudu var.” cümlelerini sarf etti. Doğu Türkistan’daki toplama kamplarından, Rus işgali altındaki Kırım’da yapılan baskılardan örnek veren Meydan, yayılmacı güçlerin sistematik bir baskı, asimilasyon politikası ve korku yaratma hedeflerinin olduğunu söyledi. Ayrıca Azerbaycan’da memleketlerinden koparılan insanların acılarının devam ettiğini, Ahıska Türklerinin ise hâlâ vatan hasreti çektiğini sözlerine ekleyen Meydan, Türkmeneli’nde varoluş, Kıbrıs’ta ise eşitlik mücadelesi olduğunu dile getirdi. "BİR ÇOCUĞUN DİLİ SUSTURULDUĞUNDA BİR MİLLETİN SESİ KISILIR" Meydan konuşmasında, “Türk dünyasının farklı bölgelerindeki acılar yalnızca istatistik bir rapor ya da yalnızca tarih değildir. Bunlar kadınlarımızın gözyaşı, gençlerimizin feryadı, çocuklarımızın sessizliği, yaşlılarımızın kırılmış yüreğidir. Bir annenin çocuğuna sarılamadığı yerde huzur olmaz. Bir gencin kimliği elinden alınmaya çalışıldığı yerde gelecek olmaz. Bir çocuğun dili susturulduğunda bir milletin sesi kesilir. Bir yaşlının vatan toprağından hasretle ölmesi bir tarihin koparılmasıdır. Biz biliyoruz ki Türk dünyasının bir yerinde zulüm varsa o zulüm hepimize yapılmış demektir.” ifadelerine yer verdi. TÜRK DÜNYASI GENİŞ COĞRAFYAYA HÂKİM TÜRKDAM Müdürü Prof. Dr. Bülent Aksoy ise Türk dünyasını derinliği olan, değerli ve önemli bir kavram olarak nitelendirerek başladığı konuşmasında, Türk nüfusunun derin bir coğrafyaya hâkim olduğunu ifade etti. Bağımsız olarak yaşayan, otonom olarak yaşayan ve başka ülkelerde azınlık halinde kimlik mücadelesi vererek yaşayan Türklerin büyük bir alana yayıldığını aktaran Aksoy, “İşte bu derin coğrafya içerisinde ekonomiden siyasete, sosyo-kültürel meselelerden güvenliğe kadar çok çeşitli alanlarda birtakım sorunların olduğunu görüyoruz. Sovyetler Birliği'nin dağılması ile birlikte yeni fırsat yeni siyasi konjonktür ortaya çıkmıştır. Bir taraftan Türk milleti için birtakım fırsatları beraberinde getirirken diğer taraftan da aşılması gereken zaman içerisinde çözümlenmesi gereken sorunları beraberinde getirmiştir.” diyerek toplantının konusuna işaret etti. Programda farkındalık oluşturmayı amaçladıklarını kaydeden Aksoy sözlerine Bayrak şairi Arif Nihat Asya’nın “Ağıt” şiiriyle son verdi. TÜRKİSTAN HASSAS BİR DENGE KURMAK ZORUNDA Açılış konuşmaları Gazi Üniversitesi Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Necdet Hayta’nın konuşmasıyla son buldu. Prof. Dr. Hayta, Türk dünyasının Kafkasya, Türkistan, Balkanlar ve Avrupa’ya kadar uzanan geniş bir coğrafyada olduğunun altını çizdi. Bu nedenle Türklerin farklı siyasî yapıların, farklı ekonomik şartların ve çok çeşitli kültürel ortamlara sahip olduğunu aktaran Hayta, “Türk dünyası hem büyük bir potansiyel hem de ciddi sorunlar barındırabiliyor.” dedi. Türk dünyasının, özellikle Türkistan coğrafyasındaki ülkelerin Rusya, Çin, ABD ve asgari düzeyde bölgede tehdit haline gelen İran gibi ülkelere karşı güvenlik, enerji, ekonomik gibi alanlarda hassas bir denge kurmak zorunda olduğunu belirtti. Türk dili ve alfabesine dikkat çeken Hayta, farklı alfabelerin uzun vadede kültürel etkileşimi zorlaştırdığını söyledi. Hayta, “Ortak bir müfredat, ortak eğitim politikaları ya da gençler arası güçlü bir kültürel etkileşim gerekmektedir. Öyle ki bazı ülkelerde Türk kimliğine yönelik baskılar ve asimilasyon politikaları ciddi bir sorun olarak karşımıza çıkıyor.” ifadelerini kullandı. Türk dünyasındaki sorunların devam ettiğini vurgulayan Hayta, “Bu sorunların aşılabilmesi için Türk devletlerinin daha güçlü bir iş birliği, daha fazla ekonomik entegrasyon ve ortak sosyo-kültürel politikalar geliştirilmesi son derece önemlidir.” diyerek Türk dünyasına çağrıda bulundu. TÜRKDAM Müdürü Prof. Dr. Bülent Aksoy’un moderatörlüğünü yaptığı panelde; Dünya Uygur Kurultayı (DUK) Sözcüsü Prof. Dr. Erkin Emet, Ankara Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Yıldız Deveci Bozkuş, Araştırmacı-Yazar Dr. Azad Dedeoğlu, Türkmeneli Dernekler Federasyonu Başkanı Mehmet Tütüncü, Başkent Üniversitesi Kıbrıs Türk Tarihi Araştırmaları Merkezi Müdürü Doç. Dr. Mehmet Balyemez ve Kırım Ailesi Gençlik Kolları Üyesi Zevri Kömürcü konuşmacı olarak yer aldı. ÇİN YAYILMACI BİR SİYASET GÜDÜYOR Prof. Dr. Emet, Doğu Türkistan sorununu anlamak için öncelikle Çin’i bilmek gerektiğini vurgulayarak başladığı konuşmasında, Çin’in tarihî sürecini ve coğrafî konumunu kısaca ele aldı. Çin’in özellikle Türk dünyası başta olmak üzere geniş bir alana yayıldığını ifade eden Emet, Japonya ile ipleri geren Çin’in yayılmacı bir politika güttüğünü söyledi. KARDEŞLERİNİN HEPSİ TOPLAMA KAMPINDA Öte yandan Türkiye’de oluşturulan algının tam tersine Doğu Türkistan’da insanlık suçlarının işlendiğini aktaran Emet, kardeşlerinin hepsinin toplama kampında olduğunu dile getirdi. 2017 yılı itibarıyla hayata geçirilen toplama kampları için artık sadece Uygurların değil Özbek, Kırgız, Kazak, Tatar gibi Türk soyluların da millî kimliği nedeniyle hedef alındığını kaydetti. Emet, “Uydu görüntüleri aracılığıyla bin 200 tane toplama kampı tespit edildi. Korkunç derecede insanlık dışı uygulamalar var burada. Kampa girmek için akrabanızı ziyaret etmeniz bile yeterli. Ayrıca çok sayıda yazar, akademisyen, gazeteci de toplama kamplarına alındı.” dedi. Çin kaynaklarında Uygurların Türk olarak tarihe kaydedildiğini anımsatan Emet, şimdi ise bunun inkâr edildiğini, Uygurların Çinli olduğu yalanını ortaya koyduklarını sözlerine ekledi. Çin Devlet Başkanı Şi Cinping’in Doğu Türkistan ziyaretinin ardından asimilasyon talimatı vermesi üzerine Uygurların yok edilmeye çalışıldığının altını çizen Emet, “Çünkü Doğu Türkistan onlar için stratejik öneme sahip bir bölge.” yorumunda bulundu. Emet ayrıca dünyadaki Doğu Türkistan diasporasına da değindiği konuşmasında, Uygurların oluşturduğu teşkilâtların tek çatı altında toplandığı Dünya Uygur Kurultayından söz etti. Emet, Uygur Türklerinin kimliğini korumak, gelecek nesillere aktarmak için müzikleri, dansları ve ana dili ile kültürel çalışmalar yaptıklarını ifadelerine ekledi. Emet, “Bugün Doğu Türkistan sorununu sık sık gündeme getirmeye çalışıyoruz.” dedi. Ayrıca DUK Sözcüsü, 9 Aralık’ın Doğu Türkistan Soykırım Günü olarak kabul edilmesine işaret ederek, bunun kritik bir önem taşıdığını ve önemli bir gelişme olduğunun altını çizdi. AZERBAYCAN JEOPOLİTİK REKABETTE ÖNE ÇIKIYOR Ankara Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Bozkuş ise Azerbaycan’daki soruna işaret ederek etnik yapısı, coğrafî konumu, bölgesel gelişmeler ve enerji sevkiyatının geçiş güzergâhı üzerinde olması nedeniyle Azerbaycan’ın önemli bir konumda olduğunun altını çizdi. Azerbaycan’ın 1918’de bağımsızlığını ilan edene dek Rusya’nın baskılarını sürdürdüğünü aktaran Bozkuş, iki yıl sonra Sovyetler Birliği'nin bir parçası haline geldiğini hatırlattı. Bozkuş, “Bu süreçte Türklerin bölgedeki varlığının izlerinin kasıtlı bir şekilde yok edilmeye çalışıldığını görüyoruz. Geçmişin her dönemindeki Kafkasya’daki, Azerbaycan’daki, tarihî kültürel mirasa yönelik saldırılar bölgenin demografik yapısını önemli ölçüde değiştirmiştir. Bu, Batılı kaynaklara dâhi yansımıştır.” değerlendirmesini yaptı. Ermeni kaynaklarında da Revan Hanlığından söz edildiğini belirten Bozkuş tarihî kalıntılara günümüzde ulaşıldığını belirtti. “Bu toprakların aslî sakinlerinin Azerbaycan Türklerine ait olduğunu görebiliyoruz.” ifadesine yer veren Bozkuş, aynı zamanda bölgeye gelen Ermenilerin kentlerin isimlerini değiştirdiğini ve ciddi bölgenin demografik değişime uğradığını kaydetti. Bozkuş, “Bölgeye gelen Ermeniler Müslüman halkı göçe zorlamış ve 20. yüzyıla kadar zorunlu göç devam etmiştir.” bilgisini verdi. Kültürel kimliğe yönelik tehdidin Sovyetler Birliği’nde de devam ettiğini vurgulayan Öğretim Üyesi, “Karabağ Savaşı’nın sona ermesiyle birlikte yeni dönemde Azerbaycan’ın Kafkasya’daki tarihî mirası araştırma ve gelecek nesillere aktarma konusunda hepimize önemli bir görev düşüyor.” şeklinde konuştu. Bozkuş bu hususta birlik ve dayanışma çağrısı yaparak diasporanın kültürel kimlik konusunda çalışmalar yapması gerektiğinin altını çizdi. AHISKA TÜRKLERİNİN SORUNU ELE ALINDI Ardından konuşmasına şiirle başlayan Araştırmacı-Yazar Dedeoğlu, Ahıska Türklerinin yaşadığı problemleri ele aldı. Ahıska Sürgünü’nün bu yıl 81. yılı olduğunu kaydeden Dedeoğlu, Ahıska’nın Türk yurdu olduğunu belirterek, tarihinden ve coğrafî konumundan söz etti. “Bölgede kara bulutlar eksik olmamış” diyen Dedeoğlu, 1828’den sonra Anadolu’ya göçlerin başladığını belirtti. Dedeoğlu, “Ahıska bölgede hem kültürün hem de irfanın ışığı olmuştur. Coğrafyada da söz sahibi olan bir vilayet konumunda olmuştur.” diyerek 19. yüzyıldaki duruma işaret etti. Dedeoğlu, Ahıska’nın 1900’lerde Sovyet sınırları içerisinde kaldığını ve bu süre zarfında kıyımlara maruz kaldığını da ifade etti. AHISKA TÜRKLERİ YAŞAM MÜCADELESİNE DEVAM EDİYOR Öte yandan Dedeoğlu, 14 Kasım 1944’te Ahıska Türklerinin hayvan vagonlarına bindirilip SSCB tarafından vatanlarından koparılarak Türkistan’a sürüldüğünü sözlerine ekledi. Ahıska Türklerinin hâlâ vatan hasreti çektiğini belirten konuşmacı, “1944’ten 1956 yılına kadar tam anlamıyla açık hava hapishanesi diyebileceğimiz bir yaşam sürdürmüşlerdir." dedi. Türk dünyası halklarının SSCB döneminde sürgüne uğradıklarını sözlerine ekleyen Dedeoğlu, “Bunların tamamına yakını geri dönüyor ancak Ahıska Türkleri olarak dünyanın dört bir yanında ABD dâhil dağınık bir şekilde yaşıyoruz. Ve yaşam mücadelesi veriyoruz.” ifadelerini kullandı. TÜRKMENELİN'DEKİ SORUNLAR KONUŞULDU Türkmeneli’ndeki sorunları masaya yatıran Türkmeneli Dernekleri Federasyonu Başkanı Tütüncü ise Türk dünyasındaki sorunlara bakıldığı zaman toplumların farklı milletlerin baskısı altında yaşadığını belirtti. Irak’taki meselenin Türkiye ile iç içe bir mesele olduğunu kaydeden Tütüncü, “Çünkü Türkmenler sınırın öte tarafındadır. Hem Irak’taki hem de Suriye’deki Türkmenler bölgeye yerleşen ilk Türklerdir. O bölge, Anadolu’nun Türkleşmesinden önce Türkleşiyor.” dedi. Birinci Dünya Savaşı’ndan sonra bölgedeki Türkmenlerin kaderinin değiştiğini vurgulayan Tütüncü, büyük bir varoluş mücadelesi verildiğini ifadelerine ekledi. "IRAK TÜRKLÜĞÜ HER ŞEYE RAĞMEN ÖZÜNÜ KORUYOR" Tütüncü, Musul’un Misak-ı Millî sınırları içinde olduğu için son derece önemli olduğunun altını çizerek, kaybedilen bir toprak olduğunu belirtti. Günümüzde devletin pek çok kademesinde ve bununla birlikte aydınların siyasî baskıya maruz kaldığını aktaran Tütüncü, “Türkmenler asimilasyona uğratılmak istendi, katliam gören, kendilerine ait binalarının tahrip edilmesine, pek çok yöntemle hunharca soykırıma uğramasına rağmen Irak Türklüğü bugün büyük ölçüde özünü korumaktadır.” şeklinde konuştu. Ayrıca dil ve kültürel açıdan asimile edilmeye çalışıldıklarının ve insanlık dışı muameleye maruz bırakıldıklarının altını çizen Tütüncü, “Siyasî Türkmen kuruluşları, Irak Türkmen Cephesi ve onun yanındaki diğer Türkmen partiler olmak üzere bütün bu Türkmenler coğrafyasında Irak Türkmenleri varlığını, kültürünü, siyasî ve kültürel haklarını savunmaya devam etmektedir. Bu konudaki en büyük desteğimiz elbette ki anavatanımız Türkiye’dir. Bütün Türk dünyasından da bu konuda destek bekliyoruz.” dedi. "KIBRIS'TAKİ TÜRK VARLIĞI 400 YILI AŞKINDIR MEVCUT" Panelistlerden Başkent Üniversitesi Kıbrıs Türk Tarihi Araştırmaları Merkezi Müdürü Doç. Dr. Balyemez, bölgedeki sorunları masaya yatırdı. “Türk dünyasına selam olsun” diyerek konuşmasına başlayan Balyemez, Kıbrıs’taki Türk varlığının 4 asırdan bu yana var olduğuna dikkat çekti. Balyemez, Kıbrıs Türklerinin Osmanlı'nın fethiyle Kıbrıs Adası’nda var olduğunu ve yakın tarihte var olma mücadelesi verdiğini kaydetti. Balyemez, “Bu varoluş mücadelesi bundan 42 yıl önce kurulan bir devlet olarak varlığını devam ettiriyor.” diyerek bölgedeki soruna da işaret etti. Balyemez, Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nin ısrarla Türkiye Cumhuriyeti dışında hiçbir ülke tarafından tanınmadığını aktardı. "TÜRKİYE 75 YILDIR KIBRIS TÜRKLERİNİN UĞRADIĞI HAKSIZLIĞI GİDERMEK İÇİN ÇABALIYOR" Tarihî süreci anlatan Balyemez, 1931’de İngiliz hükûmeti tarafından Türklerin millî kimliğinin reddedildiğini, Müslüman azınlığı olarak tanınma yönünde baskıya maruz kaldığını ifade etti. Balyemez, Kıbrıs Türklerinin o tarih itibarıyla Türklük mücadelesine başladığını kaydetti. 1960’lı yıllara gelindiğinde katliamlara uğradıklarını anımsatan Balyemez, daha sonra KKTC’nin kurulmasıyla güvenlik sorunun yaşanmadığını belirtti. Balyemez konuşmasında, “Türkiye yetmiş beş yıldır ana gündem maddesi olan dış politikasında Kıbrıs Türklerinin uğradığı haksızlığı gidermek için çabalamaktadır.” cümlesini sarf etti. İkinci Dünya Savaşı’ndan sonra Batı tarafından Türk dünyasının şekillendirilmeye çalışıldığının altını çizen Balyemez, bunun yeniden hayata geçirilmeye çalışıldığını dile getirdi. Son olarak işgal altındaki Kırım, Kırım Tatarları, Rus saldırıları altındaki Ukrayna’da var olan mevcut durum ve bu bağlamda faaliyette olan Kırım Ailesini anlatan kısa bir video kesit gösterildi. "RUS ORDUSUNA GİRMEMEK, UKRAYNA'YA KARŞI SAVAŞMAMAK İÇİN TÜRKİYE'YE GELDİM" Panelde konuşmacı olarak yer alan Kırım Ailesi Gençlik Kolları Üyesi Zevri Kömürcü ise Rus işgali altındaki Kırım’ın tarihî serüvenini ve Kırım Tatarlarını katılımcılara anlattı. 2022 yılı itibarıyla Anadolu topraklarına adım attığını belirterek konuşmasına başlayan Kömürcü, “Türkiye’ye gelmemin sebebi Rus ordusuna girmemek, Ukrayna’ya karşı savaşmamak, milletim için çalışmaktı. Biliyorsunuz Kırım, Türk dünyasının hassas ve sorunu olan bölgelerinden biri.” diyerek Kırım Tatarlarının anavatanı Kırım Yarımadası’nın yüzyıllardır maruz kaldığı asimilasyon ve baskı politikalarına değindi. Kırım Hanlığı bağlamında yarımadanın tarihini ele alan Kömürcü, tarihî şahsiyetlerden biri olan İsmail Bey Gaspıralı’nın Türk dünyasına yeni bir soluk kazandırdığını vurguladı. Ayrıca 1917 senesinde Numan Çelebicihan başkanlığında Kırım Halk Cumhuriyeti’nin kurulduğunu da sözlerine ekleyen Kömürcü kısa süreli cumhuriyetin ardından aydınların Ruslar tarafından katledildiğine dikkat çekti. Kömürcü, “Bu yetmeyince Kırım Hanlığı'ndan miras kalan yapılarımızı da yok etmeye çalıştılar.” dedi. Kömürcü, 1944’te ise Kırım Tatarlarının SSCB tarafından hayvan vagonlarına bindirilerek ana yurtlarından sürgüne gönderildiğini anımsattı. 1960’lı yılların sonunda Kırım’a geri dönüşlerin başladığını ancak gidenlerin zorlu şartlar altında yaşam mücadelesi verdiğini aktaran Zevri Komürcü, SSCB’nin dağıldığı 1991 yılı itibarıyla Kırım’ın Ukrayna topraklarına dâhil olduğunu belirtti. Kömürcü, böylelikle Kırım Tatarlarının anavatanına döndüğü, asimilasyona karşı verdiği kimlik mücadelesinin sonuç verdiği dönemin ortasında 2014 yılında Kırım’ın yeniden Rusya tarafından işgal edildiğini dile getirdi. MOSKOVA TÜRKİYE'NİN YARDIMLARINDAN SONRA TEDİRGİN OLDU Türkiye Cumhuriyeti’nin Kırım’a her zaman destek verdiğini, bununla birlikte Türk İşbirliği Koordinasyon Ajansı Başkanlığının (TİKA) işgalden önce Kırım’da türlü faaliyetler yürüttüğünü ifade eden Kömürcü, “Türkiye’nin Kırım’a yaptığı yardımları gören Moskova Türk dünyasının yeniden kurulmasına izin vermedi.” yorumunda bulundu. İşgal altındaki Kırım’da şu anda 200’ü aşkın siyasî tutsak olduğunu aktaran Kömürcü, işgalcilerin Kırım’daki Türklüğü susturmak istediğini vurguladı. Bu nedenle Kıyiv’de faaliyet gösteren Kırım Ailesinin 2022’de topyekûn Rus saldırılarının başlamasıyla birlikte Eskişehir’e geldiğini dile getiren Kömürcü, “Savaştan hemen önce Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın eşi Emine Erdoğan, ‘Savaş başlayacak biliyoruz ama sizin yanınızda olacağız’ diyerek bize teminat vermişti. Öyle de oldu. Savaşın başladığı gün Türkiye'nin Kıyiv Büyükelçiliği otobüslerle çocukların Türkiye’ye getirilmesini sağladı.” dedi. CUMHURBAŞKANI, FIRST LADY VE TİKA BAŞKANINA TEŞEKKÜR Kömürcü, desteklerinden dolayı Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, First Lady Emine Erdoğan ve TİKA Başkanı Abdullah Eren’e teşekkür etti. Panelin ardından programın organizatörleri tarafından panelistlere bozkurt temalı plaket, Teşekkür Belgesi ve Kızılelma Ziya Gökalp Onur Ödülü Belgesi takdim edildi. Program, toplu fotoğraf çekimi ile sona erdi.

ITC Türkiye Temsilcisi Kutluhan Yayçılı, Irak Parlamento seçimlerini QHA'ya değerlendirdi Haber

ITC Türkiye Temsilcisi Kutluhan Yayçılı, Irak Parlamento seçimlerini QHA'ya değerlendirdi

Yağmur Filiz Kaşgarlı/QHA Ankara Irak, 11 Kasım 2025 tarihinde parlamento seçimleri için sandık başına gitti. Ülkenin başbakanı, cumhurbaşkanı ve parlamento üyelerini belirleyecek olan seçim sonuçlarının ülkedeki siyasî gidişata ve Türkmenlere yönelik etkisi merak uyandırdı. Irak Türkmen Cephesi Türkiye Temsilcisi Kutluhan Yayçılı, parlamento seçim sonuçlarını Kırım Haber Ajansına (QHA) değerlendirdi. "KERKÜK ADINA BU SEÇİM SONUÇLARI TÜRKMENLERİN İRADESİNİ GÖSTERMİYOR" ITC olarak Irak’taki birçok vilayette katılım sağladıklarını kaydeden Yayçılı, Kerkük başta olmak üzere diğer bölgelerde ittifak ile adaylar çıkardıklarını belirtti. Resmî olmayan sonuçlara göre Türkmenlerin Kerkük’te 2, Arapların 5, Kürtlerin de 5 sandalye kazandığını ifade eden Yayçılı, “Bu bize Kerkük’teki gerçek demografik dağılımı göstermiyor. Türkmenlerin katılımı düşük bir seviyede. Bunun yanı sıra Kerkük’te dışardan Kürt transferinin de etkisi var. Bu yüzden Kerkük adına bu seçim sonuçlarının Türkmenlerin iradesini göstermediğini, Türkmen nüfusunu temsil etmediği kanaatindeyiz.” değerlendirmesini yaptı. KÜRTLERİN PROVOKASYONUNA YENİK DÜŞMEME ÇAĞRISI Seçimden önce Türkmen seçmenlere yönelik provokasyonlara değinen Yayçılı, 10 Kasım akşamı Kerkük’te tansiyonun yükseldiğini aktardı. ITC Başkanı Muhammed Seman’ın posterine saldırı düzenlendiğini belirten Yayçılı, “Bu tür girişimleri asla kabul etmiyoruz.” diyerek aynı şekilde yanıt vermenin de tansiyonu düşürecek bir yol olmadığını sözlerine ekledi. Yayçılı, bu bağlamda saldırganlara karşı cevabın sandık başında verilmesi gerektiğini dile getirdiklerini söyledi. Yayçılı, “Halkımıza bu tür provokasyonlara yenik düşmeme çağrısında bulunduk.” dedi. Yayçılı, öte yandan 2003’te Saddam rejiminin düşmesiyle birlikte Kerkük’teki demografik yapıyı değiştirme girişimlerinin olduğunu anımsattı. Kerkük'teki Türk varlığının ortadan kaldırılması adına çeşitli projelerin devreye sokulduğunu dile getiren Yayçılı, o dönemde ülkenin kuzeyinden Kürt grupların Kerkük'e yerleştirildiğini aktardı. 100 BİNİN ÜZERİNDE KÜRT TRANSFER EDİLDİ! Yayçılı şunları söyledi: “Bu politika devam etti. Özellikle Kerkük Valisi Necmettin Kerim zamanında çevre bölgelerden Kürtlerin nüfusunun Kerkük’e alınması suretiyle demografik yapıyı değiştirmeye gayret ettiler. Bu da sandıkta karşımızdaki en büyük sorunlardan biri. Dışardan 100 binin üzerinde Kürt seçmenin Kerkük’e transfer edildiğini biliyoruz. Bir milyon 600 bin nüfusa sahip olan Kerkük’te sandalye dağılımında büyük bir etkiye sahip oluyor.” Bu sebeple hukukî girişimlerinin olduğunu belirten Yayçılı; konuyu Anayasa Mahkemesine, uluslararası platformalara ve Birleşmiş Milletlerin Irak’taki yapılanmasına taşıdıklarını kaydetti. Yayçılı, konunun acil bir şekilde çözülmesi gerektiğine vurgu yaptı. TÜRKİYE CUMHURİYETİ SOYDAŞLARINA DESTEK VERİYOR QHA’nın sorusu üzerine Türkiye Cumhuriyeti Dışişleri Bakanlığının itidal çağrısına değinen Yayçılı, Türkiye’nin bölgedeki gelişmeleri anbean takip etmesinin ve Türkmen soydaşlarının yanında olduğunu göstermesinin önemli olduğunun altını çizdi. Yayçılı, “Bu yüzden bunu olumlu karşıladık. ITC olarak benzer bildiriler yayımlayarak hem Türkmen kamuoyumuzu hem de buradaki kamuoyumuzu bilgilendirme amaçlı paylaşımlarda bulunduk.” ifadelerine yer verdi. ITC Türkiye Temsilcisi seçim sonuçlarına değinerek, Irak’taki hiçbir genel seçim sonrasında tek partinin iktidara gelecek konjonktürde olmadığını, her zaman ittifaka ihtiyaç duyulduğunu belirtti. “Hiçbir yapı tek başına Bağdat’ta hükûmet olamaz.” diyen Yayçılı, bu gerçek doğrultusunda parlamentoda yer almayı hedeflediklerini söyledi. Yayçılı sözlerine şöyle devam etti: “Türkmenler olarak talebimiz: Hükûmette temsil edilmemizdir. Hangi hükûmet gelirse gelsin mutlak suretle Türkmenlere bakanlık verilmesi ve Bağdat’ta hak ettiği temsil haklarını kazanması gerekmektedir.” ULUSLARARASI PLATFORMLARDAN BEKLENTİNİZ NEDİR? Yayçılı, QHA’nın “Türkmen varlığına yönelik tehditler karşısında uluslararası mekanizmalardan beklentiniz nedir?” sorusuna; uluslararası platformdan hukuksuzluk ve insan hakları ihlâllerine karşı daha fazla etkin olması hususuna vurgu yaparak yanıt verdi. Irak’taki en fazla mağduriyete uğrayan halkınTürkmenler olduğunu belirten Yayçılı, BM’nin Irak’taki yapısının daha gerçekçi raporlar sunmasını ve somut adımlar atmasını beklediklerini kaydetti. "GENÇ KUŞAĞIN SEÇİME KATILIMI ÇOK ÖNEMLİ" Yayçılı son olarak genç kuşağa QHA aracılığıyla bıraktığı mesajında şu ifadeleri kullandı: “Gençlerimizin seçime katılımı çok önemli. Seçim kaygısıyla hareket etmiyoruz, çünkü ITC ve Türkmen milleti olarak varlık mücadelesi veriyoruz. Seçimlere katılım çağrısı yapmamızın sebebi, parlamentoda fazla sandalyeye sahip olmak. 1957’de yapılan son nüfus sayımına göre değerlendirme yapıyoruz. Diğer etnik gruplar farklı iddialarla ortaya çıkıyor. Uluslararası platformlarda 2003’ten sonra yapılan il genel meclisi seçimleri dağılımına göre değerlendirme yapılıyor. Katılımın düşük olması sebebiyle Irak’ta veya Kerkük özelinde nüfusumuz daha düşük olarak lanse ediliyor. Bundan dolayı gençlerimizin katılım sağlaması son derece önemli.”

Irak'ta kanlı seçim: 2 Türkmen şehit oldu! Haber

Irak'ta kanlı seçim: 2 Türkmen şehit oldu!

Bugün itibarıyla başlayan Irak Parlamentosu seçimleri öncesinde Kürdistan Yurtseverler Birliği (KYB) mensubu saldırganlar, Irak Türkmenlerine karşı provokatif bir eylemde bulundu. Seçimlere saatler kala dün akşam Irak'taki KYB'li grup, Türkmen seçmenleri tahrik etti. KERKÜK'TE TÜRKMENLERE SALDIRI! 10 Kasım 2025 tarihinde Kerkük'te KYB destekçileri Kürtlerin yoğunlukta yaşadığı mahallede önce Irak Türkmen Cephesi (ITC) Başkanı Mehmet Seman Ağa'nın fotoğrafını yaktı. Ardından KYB'li grup, Irak Türkmenlerine silahlı saldırıda bulundu. Saldırı sonucunda iki kişi şehit olurken, en az 3 kişi ise yaralandı. Irak Türkmenlerinden gazeteci Mustafa Kemal Yılmaz, sosyal medya paylaşımında, Irak ordusunun sokaklara çıktığını ve ITC Kerkük adayının ofisine baskın düzenleyerek onlarca Türkmen genci gözaltına aldığını bildirdi. "SALDIRILAR SEÇİME KATILIMI DOĞRUDAN ETKİLEYECEKTİR" Saldırıların seçime katılımı etkileyeceğini vurgulayan Yılmaz, "Güneyden gelen Irak ordusu, doğrudan ve yalnızca Türkmenleri hedef alıyor. Mevcut durum, seçime katılımı doğrudan etkileyecektir. Irak ordusunu Kerkük sokaklarına indiren devlet, Kerkük seçimlerine doğrudan müdahil olmuştur. Tüm orduyu Türk mahallelerine yerleştiren komutanlık, korku ve panik ortamı yaratarak halkımızın seçime katılımını engellemeye sebep olacaktır. Ordu mensuplarının Irak Türklerine yönelik sert müdahalesi, bunun en açık kanıtıdır." ifadelerini kullandı. PARLAMENTO SEÇİMLERİ BAŞLADI Irak'ta yaklaşık 21 milyon seçmen bugün sandık başına gidiyor. 329 sandalyeli parlamento seçimleri ülkenin yeni başbakanı ve cumhurbaşkanının belirlenmesinin ilk adımı olacak. Irak parlamentosu için ülke genelinde 7 bin 744 aday bulunuyor. Seçim sonuçlarının Yüksek Seçim Komiserliği tarafından sandıklar kapandıktan 24 saat açıklanacağı duyurulmuştu.

Türkmeneli mücadelesinin önde gelen neferlerinden Sadun Köprülü'nün vefat yıl dönümü Haber

Türkmeneli mücadelesinin önde gelen neferlerinden Sadun Köprülü'nün vefat yıl dönümü

Sadun Köprülü, 1957 yılında Kerkük’e bağlı Altunköprü ilçesinde dünyaya geldi. İlkokul eğitimini Kerkük'te, ortaokul eğitimini Bağdat'ta, lise eğitimini ise tekrar Kerkük'te tamamladı. Yüksek öğrenimini Bağdat Üniversitesi Kanun ve Şeriat (Hukuk) Fakültesinde bitirdi. 17 YIL SÜREN MAPUS HAYATI Mezuniyetinden sadece bir hafta sonra Türkçülük, Türkmen ve Kerkük millî davalarına olan bağlılığı nedeniyle haksız yere suçlanarak 17 yıl boyunca Abu Garip Hapishanesi'nde mahkûm edilmiştir. Bu süre zarfında, dayanılmaz işkencelere maruz kaldı, bir buçuk yıl boyunca yoğun işkenceler gördü ve hatta tırnakları dahi söküldü. Saddam rejimi tarafından uğradığı bu işkenceler ve zulümler, onun ne kadar büyük bir direniş gösterdiğini kanıtlar niteliktedir. Sadun Köprülü’nün ilk mahkûmiyeti ise henüz 10 yaşındayken, 1967 yılında Süleyman Demirel'in Irak ziyareti sırasında gerçekleşti. Demirel’i "Ağam Süleyman, Paşam Süleyman" türküsüyle ve "Yaşasın Türkiye" sloganlarıyla karşıladığı için 8 ay boyunca tutuklu kaldı ve hem kendisi hem de annesi çeşitli işkencelere maruz kaldı. 1973 yılında Cumhurbaşkanı Fahri Korutürk'ün Irak'ı ziyareti sırasında da İstiklal Marşı'nı okuyup "Yaşasın Türkiye" sloganları attığı için yine tutuklandı ve 6 ay boyunca büyük işkencelere tabi tutuldu. 1996 yılında Birleşmiş Milletler (BM) ve İnsan Hakları kuruluşlarının çabaları sonucu serbest bırakılan Sadun Köprülü, Saddam rejiminin suikast girişimleri nedeniyle BM tarafından ABD'ye gönderildi. ABD'de 6 yıl boyunca çeşitli kurslara katılarak kendini geliştirdi. 2003 yılında Irak Türkmen millî davası ve Türkiye sevgisi nedeniyle Türkiye'ye dönen Köprülü, Irak Türkmen Cephesi (ITC) Türkiye Temsilcisi olarak bir yıl görev yaptı. Sadun Köprülü, 2014 yılında hayatını kaybetti.

Kerkük'teki krize Türkiye’den uyarı: Türkmenler layıkıyla temsil edilmeli Haber

Kerkük'teki krize Türkiye’den uyarı: Türkmenler layıkıyla temsil edilmeli

Kerkük'te yerel yönetimde bulunan Kürt ve Arap yetkililer, Türkmenlerin yasal haklarını gasbediyor. Irak’ın Kerkük kentine bağlı, Türkmenlerin yoğun olarak yaşadığı Altunköprü nahiyesinde yapılan atamalarda Türkmenlere yer verilmemesi, Türkmenlerin tepkisine neden oldu. Türkiye Cumhuriyeti Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Öncü Keçeli, Kerkük’teki gelişmelere ilişkin bir açıklama yaptı. Keçeli, gelişmeleri “yakından ve hassasiyetle” takip ettiklerini bildirdi. Keçeli, “Türkmen soydaşlarımızın Irak siyaset ve devlet yapısı içerisinde layıkıyla temsil edilmeleri temel beklentimizdir. Bu husus bilhassa Kerkük’te, Vilayet Meclisi başta olmak üzere tüm kamu kuruluşlarında yapılacak atama ve görevlendirmeler bağlamında önem taşımaktadır.” dedi. "KERKÜK'ÜN HUZURU IRAK'IN HUZURUDUR" “Türkmen nüfusun yoğun olduğu Kerkük’ün Altunköprü Belediyesine, Türkmen olmayan bir müdür atanması haklı olarak Türkmen toplumu nezdinde rahatsızlık ve hayal kırıklığı yaratmıştır.” diyen Keçeli, sahip olduğu etnik ve dinî çeşitlilikle Irak'ın küçük bir modelini teşkil eden Kerkük’ün huzurun ve istikrarının, esasen tüm Irak’ın huzur ve istikrarı açısından kilit önemde olduğunu vurguladı. Ayrıca Keçeli, “Bu bağlamda, Kerkük’teki gelişmeler ülkemiz tarafından yakından ve hassasiyetle takip edilmektedir.” ifadelerini kullandı. KERKÜK’TE TÜRKLER HEDEF ALINIYOR Altunköprü’de gerçekleşen hak ve hukuk ihlali karşısında yüzlerce Türkmen yerel yönetimden dışlandıkları belirterek 30 Haziran’da bir gösteri başlattı. Göstericiler, çadır kurarak başlattıkları protestolardaki taleplerine Kerkük yerel yönetiminden yanıt alamayınca Kerkük-Erbil kara yolunu trafiğe kapattı. Bunun üzerine Kerkük yerel yönetimi, nahiyedeki tüm kurum ve kuruluşlardaki görev dağılımını gözden geçirmek için komisyon oluşturma kararı aldı. “KERKÜK KAPALI KAPILAR ARDINDAN YÖNETİLEMEZ” Irak Türkmen Cephesi (ITC) Genel Başkanı ve Birleşik Irak Türkmenleri Cephesi Listesi Başkanı Mehmet Seman Ağa, “Reşid Oteli Hükûmeti” olarak adlandırılan yapıyı ve “idari dengeyi yeniden sağlama” başlığı altında kurulan komiteleri kesin bir dille reddettiklerini açıkladı. Ağa, bu yapıların halkın gerçek iradesini temsil etmediğini ve başta Türkmenler olmak üzere kentteki etnik grupların beklentilerini yansıtmadığını vurguladı. Ayrıca Ağa, “Kerkük kapalı kapılar ardından yönetilemez; sahte anlaşmaların ürünü olan komitelerle inşa edilemez! Kerkük, tüm evlatlarınındır.” dedi.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.