SON DAKİKA
Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#Kıbrıs Barış Harekatı

QHA - Kırım Haber Ajansı - Kıbrıs Barış Harekatı haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Kıbrıs Barış Harekatı haber sayfasında canlı gelişmelerle ulaşabilirsiniz.

Türk Dışişlerinden gurur dolu Kıbrıs Barış Harekâtı açıklaması Haber

Türk Dışişlerinden gurur dolu Kıbrıs Barış Harekâtı açıklaması

Türkiye Cumhuriyeti Dışişleri Bakanlığı, Türk milletinin ve Kıbrıs Türk halkının en büyük gurur günlerinden biri olan 20 Temmuz Kıbrıs Barış Harekâtı’nın 52. yıl dönümü dolayısıyla yazılı bir açıklama yayımladı. Açıklamada, yarım asır önce gerçekleştirilen tarihi müdahalenin hukuki meşruiyetine ve adada sağladığı huzur ortamına dikkat çekildi. "KIBRIS TÜRK HALKI, KKTC’NİN ÇATISI ALTINDA, BAŞI DİK, HUZUR VE EMNİYET İÇİNDE YAŞAMAKTADIR" Dışişleri Bakanlığı tarafından yayımlanan resmi mesajda, 1974 yılında gerçekleştirilen harekatın uluslararası hukuktan doğan haklar çerçevesinde yapıldığı hatırlatıldı. Türkiye’nin Kıbrıslı soydaşlarını yalnız bırakmadığını belirten açıklamada şu ifadelere yer verildi: Kıbrıs Türk halkının özgürlük mücadelesini taçlandıran Kıbrıs Barış Harekâtı’nın 52. yıldönümünü gururla kutluyoruz! Bundan tam 52 yıl önce Türkiye, 1960 Garanti Antlaşması’ndan kaynaklanan hak ve yükümlülükleri çerçevesinde harekete geçerek Kıbrıs Türkü’nün can güvenliğini ve Ada’daki varlığını teminat altına almıştır. Bakanlık, bu şanlı harekat sayesinde Kıbrıs Türk halkının bugün kendi devlet çatısı altında güven içinde yaşadığını vurgulayarak, "Bugün Kıbrıs Türk halkı, Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nin çatısı altında, özgürce dalgalanan bayrağının altında başı dik, huzur ve emniyet içinde yaşamaktadır." mesajını paylaştı. "Egemen Eşitliğin Tanınması İçin Tüm Gücümüzle Çalışacağız" Gelecek döneme yönelik diplomatik vizyonun ve kararlılığın da altı çizlen açıklamada, Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti'nin (KKTC) uluslararası arenada hak ettiği statüyü kazanması için mücadelesini sürdüreceği beyan edildi. Açıklamanın devamında, Türkiye'nin dün olduğu gibi bugün de tüm gücüyle Kıbrıs Türkü'nün arkasında durduğu belirtilerek şu kararlılık vurgulandı: Anavatan ve Garantör Türkiye, dün olduğu gibi bugün ve gelecekte de Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nin menfaatlerini korumaya, Kıbrıslı Türklerin özden gelen hakkı olan egemen eşitlik ve eşit uluslararası statülerinin tanınması için tüm gücüyle çalışmaya devam edecektir. Kahraman Mehmetçik ve Mücahitlere Minnet Dışişleri Bakanlığı mesajının son bölümünde, adada dökülen kanı durdurmak ve barışı kalıcı kılmak adına canlarını siper eden kahramanları da unutmadı. Millî dava uğruna toprağa düşen aziz şehitler ve gaziler şu sözlerle yad edildi: Kıbrıs’ta barışı tesis eden, milli davamız uğruna gözünü kırpmadan şehadet mertebesine erişen Mehmetçiklerimizi ve Mücahitlerimizi rahmetle anıyor; Gazilerimize minnetlerimizi sunuyoruz.

Kıbrıs'ta barışın ve huzurun 52. yılı Haber

Kıbrıs'ta barışın ve huzurun 52. yılı

Türk tarihinin önemli dönüm noktalarından biri olan, Kıbrıs Türklüğünü özgürlüğüne kavuşturan 20 Temmuz 1974 Kıbrıs Barış Harekatı’nın 52. yıl dönümü kaydediliyor. 1963’ten beri Kıbrıs’ta Türkler aleyhine yaşanan gelişmelere müdahalesi engellenen Türkiye, 1959 ve 1960 antlaşmalarının verdiği yetkiye dayanarak 20 Temmuz 1974’te Kıbrıs Barış Harekâtı'nı başlattı. Kıbrıs’ta Rumların Türklere yönelik kitlesel katliamlarının ardından garantörlük haklarını kullanan Türkiye’nin düzenlediği barış harekâtının üzerinden yarım asır geçti. HAREKÂTA GİDEN SÜREÇ Kıbrıs'ta 1963-1974 dönemi, Kıbrıs Türkleri için kan, gözyaşı, katliam, toplu mezar ve göç demekti. Kıbrıs Türkleri 11 yıl süren bu sancılı dönemde adanın yüzde 3'lük bir kısmına hapsedildi. Tarihler 15 Temmuz 1974'ü gösterdiğinde Cuntacı Albay Nikos Sampson, Kıbrıs’ta Türk varlığını silmek ve Kıbrıs’ı Yunanistan’a bağlamak için harekete geçerek kanlı bir darbe yaptı. Vakit kaybetmeden harekete geçen Türkiye, uluslararası aktörlere müdahale çağrısı yaptı. Diplomasiden bir sonuç çıkmayınca garantörlük hakkını kullandı ve müdahale kararı aldı. Türk askeri 20 Temmuz sabah 06.05 sıralarında hem denizden hem de havadan Kıbrıs’a çıktı. "YALNIZ TÜRKLERE DEĞİL, RUMLARA DA BARIŞ GETİRMEK İÇİN ADA’YA GİDİYORUZ" Dönemin Başbakanı Bülent Ecevit, "Bu harekât milletimize, bütün Kıbrıslılara ve insanlığa hayırlı olsun. Umarım ki, kuvvetlerimize ateş edilmez ve kanlı bir çatışmaya yol açılmaz. Biz aslında savaş için değil, Türklere de Rumlara da barış getirmek için adaya gidiyoruz. Bu karara, ancak bütün diplomatik, politik yolları denedikten sonra mecbur kalarak vardık.” dedi. Ecevit'in bu sözlerle amacını uluslararası kamuoyuna duyurduğu harekâtta, Türk ordusu, Kıbrıs Türk mücahitlerle birlikte Rumlar ve Yunanlara karşı büyük başarı elde etti. Türk askerinin Kıbrıs'a girişinin iki gün sonrasında, 22 Temmuz 1974 tarihinde harekât durdu. "AYŞE TATİLE ÇIKSIN" Garantör ülke pozisyonunda olan Türkiye, Yunanistan ve Birleşik Krallık bir kez daha Cenevre'de masaya otursa da bu görüşmeden bir sonuç çıkmadı. Bunun üzerine 13 Ağustos'u 14'üne bağlayan gece "Ayşe tatile çıksın" parolasıyla ikinci harekât başladı. TRT tarafından 06.30’da radyolarda yayımlanan bildiride ikinci harekâtın amacı şöyle açıklanıyordu: Türkiye, Kıbrıs devletinin varlığının, bağımsızlığının ve toprak bütünlüğünün bir daha hiçbir şekilde tehdit edilemeyeceğini ve Türk toplumunun haklarının ve güvenliğinin korunacağı bir hukuk düzeninin korunmasını tek başına sağlamak zorunda kalmıştır. Sahada bozguna uğrayan Rum ordusu Türk köylerini yakıp yıkarak geri çekildi. Çocuk, yaşlı, kadın demeden yüzlerce Kıbrıs Türkünü katlederek, toplu mezarlara gömdü. Türk ordusunun 498, Kıbrıs Türkleri'nin de bin 672 şehit verdiği iki harekât ile adaya barış geldi. Kıbrıs Türkleri, egemen eşitliklerine kavuştu.

Doç. Dr. Balyemez: Gaspıralı'nın Türk fikir hareketi üzerindeki etkisini Kıbrıs'ta görmek mümkündür Haber

Doç. Dr. Balyemez: Gaspıralı'nın Türk fikir hareketi üzerindeki etkisini Kıbrıs'ta görmek mümkündür

Başkent Üniversitesi Kıbrıs Türk Tarihi Araştırmaları Merkezi Müdürü Doç. Dr. Mehmet Balyemez, Kıbrıs'ın Türkiye için önemini stratejik bir ileri karakol olmanın ötesinde, 500 yıllık köklü bir gönül bağı ve millî dava olarak tanımladı. Türk Mukavemet Teşkilatının (TMT) kuruluşundan Kıbrıs Barış Harekatı’na, CIA raporlarındaki çarpıcı gerçeklerden millî mücadelenin lider kadrosuna kadar pek çok kritik konuya değinen Balyemez, Kıbrıs davasının bir "şeref meselesi" olduğunun altını çizdi. Kıbrıs’ın Türkiye için öneminden ve Kıbrıs’taki Türk varlığından bahseden Doç. Dr. Balyemez, Türkiye’nin Kıbrıs Türkleriyle olan bağının güvenlik meselesinden ziyade köklerden gelen bir bağlılıktan kaynaklandığını söyledi. Anadolu’dan gönderilerek Kıbrıs’ta iskân edilen Türklerin köklerinin halen Anadolu’da dinamik olarak durduğundan söz etti. "KIBRIS BİZİM MİLLÎ DAVAMIZDIR. KIBRIS'TAKİ TÜRKLER BİZİM KARDEŞİMİZDİR" Türkiye’nin Kıbrıs’ta olan Türk varlığını kendi öz varlığı gibi değerlendirmesi gerektiğine değinen Balyemez, Kıbrıs Barış Harekâtı sonrasında hazırlanan bir CIA raporunda Kıbrıs’taki Türk birliğinin Türkiye’ye maliyetinin Türkiye’de mevcut olan bir birliğin maliyetinin bir buçuk katı olduğundan bahsettiğini belirtti. "Türkiye Kıbrıs'taki bu mücadeleyi bir kâr zarar veya çıkar boyutunda değil, bir şeref boyutunda değerlendiriyordu." diyen Balyemez, "Dolayısıyla Kıbrıs, bir mill'i davadır. Bunu sadece güvenlik boyutuna indirgersek şayet, kendi gerçekliğimize aykırı düşünmüş oluruz. Yani Amerikalı bunu 3 yıllık bir analizle tespit ederken, bizim 500 yıllık bir köke dayanan ilişkiyi ve bağı, sadece buna indirgememiz bence çok yanlış olur. Kıbrıs bizim millî davamızdır. Kıbrıs'taki Türkler bizim kardeşimizdir." ifadelerini kullandı. "KIBRIS'TA MÜCADELE ADADA İNGİLİZ HAKİMİYETİNİN BAŞLAMASI İLE ORTAYA ÇIKTI" Kıbrıs meselesinin yaklaşık 150 yıllık kökleri olduğuna atıf yapan Balyemez, “1878 yılında Kıbrıs'ın İngiliz yönetimine geçmesi neticesinde, Türklük mücadelesi de başlamıştır” dedi.. Jön Türk hareketinin burada çok büyük bir etkisi olduğuna işaret eden Balyemez, "Aynı dönemde hem Gaspıralı'nın hem Akçura'nın Anadolu'daki fikrî, Türk fikrî hareketi üzerindeki etkisinin yansımalarını Kıbrıs'ta da görmek mümkündür" değerlendirmesinde bulundu. KIBRIS’TAKİ İLK TOPLUM LİDERİ: MÜFTÜ ZİYAETTİN EFENDİDİR Müftü Ziyaettin Efendi’nin 1900’lü yıllardan itibaren Kıbrıs Türk Millî Mücadelesi'nin öne çıkan ismi olduğunu söyleyen Balyemez, Kıbrıs’ın 1923 yılında Lozan Antlaşması ile hukuken Birleşik Krallık'a devredilmesinden iki yıl sonra Kıbrıs’ta İngiliz sömürge yönetimi ilan edildiğini belirterek, bunun üzerine Kıbrıs’ta Kemalist Halkçı Hareket'in ortaya çıktığını, bu hareketin liderliğini Mısırlızade Mehmet Necati Özkan, Raşit Doğruyol ve Mehmet Remzi Okan’ın yaptığını beyan etti. 1930'lu yıllarda Mısırlızade Mehmet Necati Özkan bu hareketin liderliğinin tamamen üstlendiğini, Özkan’ın İngiliz sömürge yönetimine karşı hak arama mücadelesinde öne çıktığını ve İngiliz sömürge yönetimine kafa tutan ilk lider olduğunu kaydeden Balyemez, Dr. Fazıl Küçük ve Rauf Raif Denktaş’tan önce adada mücadeleyi başlatan ismin Necati Özkan olduğunu ifade etti. İkinci Dünya Savaşı'nın hem Türkiye’de hem de Kıbrıs’taki dinamikleri doğrudan etkilediğinden de bahisle, 1937 yılında Dr. Fazıl Küçük’ün adaya geldiğini, Küçük’ün halka sağlık hizmetleri verirken bir taraftan da mücadelenin içine yavaş yavaş girdiğini belirten Balyemez, 1943’te Lefkoşa’da yapılan belediye seçimlerinde 11 meclis üyesinden, Türklere ayrılan 5 kişilik kontenjandan birine Necati Özkan, birine de Dr. Fazıl Küçük’ün seçildiğini Dr. Küçük’ün siyasi olarak Kıbrıs Türklerinin var olma mücadelesindeki liderliğinin ortaya çıktığını belirtti. Balyemez, Dr. Küçük’ün Kıbrıs Milli Türk Halk Partisi ile mücadeleye devam ettiğini, 1949 yılında Faiz Kaymak’ın mücadelenin önde gelen isimlerinden biri olduğunun üzerinde durarak, verilen bu ikili mücadelenin 1957 yılından Denktaş’ın Kıbrıs Türk Kurumları Federasyonu başkanı olmasıyla sonra Dr. Fazıl Küçük ve Rauf Raif Denktaş birlikteliği ile devam ettiğine dikkat çekti. Uzman, Türklerin Rumlarla beraber 1960 yılında kurulan Kıbrıs Cumhuriyeti’nde, siyasi, anayasal, kurucu bir unsur olarak Kıbrıs’ın geleceğine dair kararlarda yer aldığını vurgulayarak bu sürecin 21 Aralık 1963 tarihinde gerçekleşen Kanlı Noel saldırıları ile sonlandığını ve devletin yıkıldığını kaydetti. "Cumhuriyet yıkıldıktan sonra 1973'e kadar Denktaş'la Dr. Fazıl Küçük omuzdaşlık yaparak bu mücadeleye devam ediyorlar" diyen Balyemez, 1973 yılında Dr. Fazıl Küçük’ün bayrağı Denktaş'a teslim ederek kendisinin pasif mücadeleye devam ettiğini belirtti. "KKTC, 18. TÜRK DEVLETİDİR!" Mücadeledeki kişileri sadece Mısırlızade Necati Özkan, Faiz Kaymak, Dr. Fazıl Küçük, Denktaş'la sınırlandırmanın vefasızlık olacağı değerlendirmesinde bulunan Balyemez, TMT'nin kurucularından olan Dr. Burhan Nalbantoğlu, Osman Örek, Niyazi Manyera, Kenan Atakol ve İsmail Bozkurt gibi isimlerinden mücadelenin önde gelen isimlerinden olduğunu ifade etti. Kıbrıs’ta İngiliz sömürge yönetiminin başlamasından sonra ilk reaksiyonun Rumlardan geldiğini söyleyen uzman, Enosis istekleri doğrultusunda hareket eden Rumların ilk olarak İngilizlere tepki gösterdiğini daha sonra bu hareketin yönünün Türklere döndüğünü belirtti. "Kurdukları EOKA tedhiş örgütü ile Türklere yaşam hakkı bırakmayan Rumlara karşı mücadele etmek üzere Kıbrıs Türkleri, Türk Mukavemet Teşkilatı’nı kurdu" diye ekleyen Balyemez, TMT’den önce "Var olmak lazımsa kan akıtmamak niye?" cümlesindeki kelimelerin ilk harflerinden alan Volkan’ın Dr. Fazıl Küçük tarafından kurulduğunu, ayrıca Kara Çete, 9 Eylül Çetesi gibi mahalli teşkilatlar kurulduğu bilgisini paylaştı. TMT’nin Burhan Nalbantoğlu, Rauf Denktaş ve o dönem Türkiye Konsolosluğunda görevli Kemal Tanrısevdi tarafından 15 Kasım 1957 tarihinde kurulduğunu aktaran Balyemez, 26 Kasım 1957 tarihinde; bütün örgütlerin lağvedildiğini, örgüt üyelerinin bundan sonra TMT'nin çatısı altında toplandığını belirten bildirinin yayınlandığını, Türkiye’nin desteğini almak isteyen Kıbrıs Türklerinin Başbakan Adnan Menderes ile Dışişleri Bakanı Fatih Üçlü Zorlu'nun tabiri caizse kapısını aşındırdıklarını kaydetti. Bal yemez, söz konusu taleplerin kabul gördüğünü ve TMT'nin Türkiye tarafından hem askerî hem maddi hem de malzeme açısından desteklenmesine karar verildiğini belirtti. "TSK 1974 HAREKATI'NI KIBRIS'TAKİ MÜCAHİT VE MÜCAHİDELERLE BERABER VERMİŞTİR" “Kıbrıs'ı İstirdat Planı” adıyla Kıbrıs'ı geri alma planı oluşturulduğunu dile getiren Balyemez şöyle devam etti: Türk Silahlı Kuvvetlerinden, Seferberlik Tetkik Dairesinden görevli subaylar gizli görevlerle adaya gönderiliyor. Bunların çoğu öğretmen. Üniforma giymiyorlar. Bunlara söylenen talimat şu; Kıbrıs'ta eğer yakalanırsanız ve deşifre olursanız biz sizi tanımıyoruz. Siz şu andan itibaren izindesiniz, izindeyken bu özgür iradenizle kabul etmiş olduğunuz bir şey olduğu için sizin arkanızda durmayacağız. Dolayısıyla orada mümkün olduğu kadar gizli bir örgütlenme olacak. İşte bu örgütlenmenin ilk lideri de Albay Ali Rıza Vuruşkan. Kasım 1957'de kurulan Türk Mukavemet Teşkilatını tekrar organize etmek için adaya İş Bankaşı müfettişi maske göreviyle gidiyor. İsmi de Ali Rıza Vuruşkan değil, Ali Conan. Kendisi aynı zamanda Kore Harekatı'na katılmış, Kore Harbi'ne katılmış olmasından dolayı bu mahlası kullanıyor. Ve Türk Mukavemet Teşkilatı, Kıbrıs'ta hem Kıbrıs Türk kardeşlerimizin namus güvenliğini sağlarken toplumun bir arada olmasına da büyük bir destek veriyor. 1963-1974 arasında mücadele veren mücahit ve mücahidelere de değinen uzman, "1974 Barış Harekatı'nı Türk Silahlı Kuvvetleri Kıbrıs'taki Kıbrıs Türk kardeşlerimizin kurmuş oldukları bu direniş örgütü mücahit ve mücahidelerle beraber vermiştir. Adada onların destekleri belki de bizim bu harekatta çok az zayiat vererek başarılı olmamıza etkin olan faktörlerinden biridir" değerlendirmesinde bulundu. Doç. Dr. Mehmet Balyemez değerlendirmesinde son olarak şu ifadeleri kullandı: Türk milleti olarak birlikte olmamız gerekir, bir olmamız gerekir. Ortak bir ülküde, ortak bir eylem birliğiyle çalışıp mücadele etmemiz gerekir.

Kıbrıs Barış Harekâtı'nda kaybedilen TCG Kocatepe Gemisi'nin belgeseli KKTC'de gösterildi Haber

Kıbrıs Barış Harekâtı'nda kaybedilen TCG Kocatepe Gemisi'nin belgeseli KKTC'de gösterildi

Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti (KKTC) Cumhurbaşkanlığı yerleşkesinde 20 Temmuz 1974’te gerçekleşen Kıbrıs Barış Harekâtı’nı anma kapsamında düzenlenen etkinlikte Türkiye Cumhuriyeti’nin harekâtta yitirdiği gemi olan TCG Kocatepe Gemisi hakkında belgesel yayımlandı. Belgesel gösterimine KKTC Cumhurbaşkanı Ersin Tatar, gaziler, yetkililer ve misafirler katıldı. KIBRIS BARIŞ HAREKÂTI’NDA TCG KOCATEPE GEMİSİNİN ÖNEMİ Cumhurbaşkanı Tatar konuşmasında, TCG Kocatepe Gemisi'nde şehit düşen Mehmetçikleri her zaman rahmetle andıklarını ifade etti. Tatar, 20 Temmuz 1974 tarihinde Türkiye tarafından gerçekleştirilen Kıbrıs Barış Harekâtı’nda Türk ordusunun önemli kayıplar verdiği TCG Kocatepe Gemisi'nde yaşananların üzücü olduğunu dile getirdi. Türk ordusunun fedakârlığına değinerek, zor şartlar altında askerî başarı kazandığına vurgu yapan Tatar, Kıbrıs Barış Harekâtı’nın 51’inci yıl dönümünü hep birlikte kutladıklarını ifade etti. “KIBRIS BARIŞ HAREKÂTI BİZİM İÇİN BİR DÖNÜM NOKTASIYDI” “Kıbrıs Barış Harekâtı, bizim için dönüm noktasıydı.” diyen Tatar, Türkiye tarafından harekât gerçekleştirilmeseydi Kıbrıs Türklerinin Rumlar tarafından katledileceğini ve KKTC’nin Yunanistan’ın bir parçası olacağını kaydetti. “HAREKÂT DÜNYANIN ÇEŞİTLİ YERLERİNDEKİ HARP OKULLARINDA DA ÖĞRETİLİYOR” Barış Harekâtıyla Kıbrıs Türk halkının bağımsızlığına ve özgürlüğüne kavuştuğunu dile getiren Tatar, mavi vatanın kalbinde Türkiye ile birlikte; kıta sahanlığı, deniz yetki alanları ve münhasır ekonomik bölgenin kendileri için kazanımları olduğunu aktardı. Bu bağlamda Tatar, KKTC'nin Doğu Akdeniz'de kilit bir denge unsuru olduğunu vurgulayarak, Kıbrıs Barış Harekâtı’nın dünyanın çeşitli harp okullarında da öğretildiğini söyledi. “HAREKÂT ŞEHİTLERİ HER ZAMAN BURADA YAŞAYACAK” Cumhurbaşkanı Tatar harekât şehitleri için, “Her şehit, bizim için özlemdir, değerdir. Şehitlerimizi ne unuturuz ne de unuttururuz. Onlar her zaman burada yaşayacaklardır.” ifadelerini kullandı. Tatar, Kıbrıs Barış Harekâtı'nın başarıya ulaşmasında emeği geçen tüm şehitleri ve askerleri minnet ve şükran ile andı. “HAREKÂT İÇİN BELGE NİTELİĞİNDE BİR BELGESEL” Türkiye'nin Millî Mücadele yıllarında büyük bedeller ödenerek başarıya ulaştığını belirten Tatar, Kıbrıs Adası’nda ve Türkiye’de geçmişte yaşanan önemli mücadeleleri anlattı. Kıbrıs Adası’nda Kıbrıs Barış Harekâtı’nda Türk ordusunun ciddi kayıplar verdiği TCG Kocatepe Gemisi belgeselinden bahseden Tatar, belgeselin dört yapımcısına da teşekkürlerini ileterek, belgeselin Harekât için bir belge niteliği taşıdığının altını çizdi. “TARİHE BELGE BIRAKAN BELGESEL” TCG Kocatepe belgeselinin Yönetmeni Vural Çavuşoğlu da, dört yapımcı olarak iki yıl önce bu belgeseli yapmaya karar verdiklerini dile getirdi. Çavuşoğlu belgeseli hazırlarken TCG Kocatepe Gemisi'nden kurtulan Gazi Em. Dz. Yb. Özhan Bakkalbaşıoğlu’nun anı kitabından yararlandığını aktardı. “Tarihin doğru yazılmasına ve tarihe doğru belge bırakmaya çok önem veriyoruz. Bu belgesel de tarihe bir belge bırakıyor.” diyen Çavuşoğlu, belgesel ile ilgili hedeflerinin dijital platformlarda ve hem ulusal hem de uluslararası alanda yayınlanması olduğunu belirtti. TCG KOCATEPE GAZİSİ BELGESEL HAKKINDA KONUŞTU Kıbrıs Barış Harekâtı’nda TCG Kocatepe Gemisi'nden kurtulan Gazi. Em. Dz. Kur. Yb. Özhan Bakkalbaşıoğlu da harekât hakkında konuşmasında, 16 Ağustos 1960 tarihinde Kıbrıs Cumhuriyet’inde Türkiye, Yunanistan ve Birleşik Krallık'ın "Kuruluş, İttifak ve Garanti" adındaki üç anlaşmayı imzalamasıyla bağımsız olduğunu, 1960 Kuruluş Anlaşması gereği Türkiye’nin müdahale hakkını kullandığını ve Kıbrıslı Türklerin hakkını korumak için Barış Harekâtı'nı başlattığını ifade etti. Türk ordusunun yitirdiği TCG Kocatepe Gemisi'nde olanları anlatan Bakkalbaşıoğlu, TCG Kocatepe Gemisi'nin bir koordine eksikliği nedeniyle uçaklar tarafından bombalandığını aktardı. Bakkalbaşıoğlu, belgeselin yapımında yer alan dört yapımcıdan birinin de kendisi olduğunu ve anı kitabından yararlanıldığını kaydetti. Bugün Barış Harekâtı’nın 51’inci yılını doldurduklarını kaydeden Bakkalbaşıoğlu, “51 yılda bir Türk’ün burnu bile kanamadı. Kendi devletinin bayrağı altında özgürce yaşıyorlar." dedi. Gazi Bakkalbaşıoğlu, 20 Temmuz’un Kıbrıs Türklerinin bağımsızlığı açısından büyük bir bayram olduğunu belirtti. TÜRK DÜNYASININ GÖNÜL BİRLİĞİNİ TEMSİL EDEN BİR HEYET: BALKANLARDAN GELEN TÜRK HEYETİ Kıbrıs Barış Harekâtı’nda Türk ordusunun kayıp verdiği TCG Kocatepe Gemisi'nin belgeseli kapsamında düzenlenen etkinliğe Balkanlardan gelen Türk delegasyonu Türk dünyasının gönül birliğini temsil etmesiyle özel bir misyon heyeti olarak ağırlandı. Ayrıca etkinlikte Türk Devletleri Teşkilatı (TDT) Gençlik yapılanmasının rol alması da Türk dünyası ve Balkanlarla kurulan bağ açısından önemli bir yere sahip oldu.

Erdoğan: Artık Türk Devletleri Teşkilatında temsil edilen bir KKTC var Haber

Erdoğan: Artık Türk Devletleri Teşkilatında temsil edilen bir KKTC var

Türkiye Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Kıbrıs Barış Harekâtı'nın 51. seneidevriyesinde Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti'ne (KKTC) yönelik olarak gerçekleştirdiği ziyaretinde Kıbrıs Türklerinin barış ve özgürlüğe kavuşmasından dolayı büyük bir memnuniyet duyduğunu bildirdi. ŞEHİTLERE VE KIBRIS'IN VAR OLMA MÜCADELESİNE DESTEK VEREN LİDERLERE RAHMET DİLEDİ Dr. Fazıl Küçük Bulvarı'nda tertip edilen 20 Temmuz Barış ve Özgürlük Bayramı Töreni kapsamında konuşma yapan Cumhurbaşkanı Erdoğan, Kıbrıs Türk halkının var olma mücadelesideki şehitlere rahmet dileyerek başladığı sözlerine Türkiye'nin kalbinin Kıbrıs Türk halkı ile attığını vurgulayarak devam etti. Erdoğan, "Kıbrıs Barış Harekâtı'nın kararlı liderliğini üstlenen dönemin Başbakanı merhum Bülent Ecevit'i, Başbakan Yardımcısı Necmettin Erbakan hocamızı, ömrünü Kıbrıs davasına adamış Alparslan Türkeş'i, ayrıca Londra Zürih Anlaşması ile Kıbrıs Barış Harekâtı'nın hukukî zeminini oluşturan şehit Başbakanımız Adnan Menderes'i ve Dışişleri Bakanı Fatin Rüştü Zorlu'yu ve emeği geçen tüm devlet büyüklerimizi şükranla, minnetle yad ediyorum." ifadelerini kullandı. Ayrıca Erdoğan, Kıbrıs Türk halkının özgürlük mücadelesine önderlik eden Dr. Fazıl Küçük KKTC'nin kurucu Cumhurbaşkanı ve Rauf Denktaş'u saygıyla andığını ifade etti. "ŞANLI TÜRK ORDUSU VE KAHRAMAN MÜCAHİTLER İLE ADA'YA BARIŞ VE HUZUR GELDİ" Kıbrıs Türk halkına yönelik saldırılara dikkat çeken Cumhurbaşkanı, "51 yıl önce bugün şanlı Türk ordusu, kahraman mücahitler ve Kıbrıslı kardeşlerimizle birlikte Enosis hayali kuranları hüsrana uğratmıştır, Ada'ya barış ve huzur gelmiştir. Kıbrıs Barış Harekatı'nda Mehmetçiğin Ada'ya ayak basmasıyla Kıbrıs Türk'ünün yalnız olmadığını tüm dünya görmüştür." cümlelerini sarf etti. "RUMLAR MÜZAKERE MASASINI DEVİRİP ÇÖZÜM İSTİYOR" Öte yandan Erdoğan, Ada'nın tek başına sahibi olmalarına izin verilmeyeceğini bildikleri için Rumların hep çözümsüzlük peşinde koştuğunu, Kıbrıs Türk tarafının ne zaman yapıcı bir irade ortaya koysa sunulan planları reddettiklerini, müzakere masalarından kaçtıklarını, masayı her devirdiklerinde çözüm istediklerini, müzakerelerin yeniden başlaması gerektiğini öne sürdüklerini belirttiği açıklamasında, "Biliyorsunuz, esasen Kıbrıs Türk tarafının teklifi olan federal çözüm karşısında Rumlar 'üniter devlet' diye tutturmuşlardı. Federal model, merhum Denktaş'ın liderliğinde müzakerelerin temel çerçevesi olarak kabul edilmişti. Peki, 1960 ortaklık devletinde olduğu gibi federal çözüm modelini de kabullenemeyen Rumlar ne yaptı? İki toplumlu, iki kesimli federal model temelinde hazırlanan bütün çözüm önerilerini reddettiler." dedi. "TÜRKİYE İKİ DEVLETLİ ÇÖZÜM VİZYONUNUN ARKASINDA" Kıbrıs Türklerinin kaybedecek bir 60 yılının daha olmadığını vurgulayan Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, KKTC Cumhurbaşkanı Ersin Tatar'ın ortaya koyduğu iki devletli çözüm vizyonunun her zaman arkasında olduklarını kaydetti. KKTC'nin uluslararası alanda tanınması gerektiğinin altını çizen Erdoğan, "Uluslararası toplum Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti'ni tanımalı, diplomatik, siyasî ve ekonomik ilişkileri bir an önce kurmalıdır. Doğrudan uçuşların ve ticaretin önü açılmalıdır." çağrısında bulundu. "KKTC; TDT, İİT VE EİT'DE TEMSİL EDİLİYOR" KKTC'nin uluslararası alanda görünürlülüğünün arttığına işaret eden Erdoğan, "Rumlar kendini Ada'nın tek hakimi ve sahibi gibi göstermeye çalışsa da artık Türk Devletleri Teşkilatında, İslam İşbirliği Teşkilatında, Ekonomik İşbirliği Teşkilatında temsil edilen bir Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti vardır." dedi.

Cumhurbaşkanı Tatar: Mehmetçik ile Kıbrıs Türkünün direnişi Ada'ya huzur getirdi Haber

Cumhurbaşkanı Tatar: Mehmetçik ile Kıbrıs Türkünün direnişi Ada'ya huzur getirdi

Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti (KKTC) Cumhurbaşkanı Ersin Tatar, Kıbrıs Barış Harekâtı'nın 51. yıl dönümü vesilesiyle değerlendirmede bulunarak, Ada'da 1974'ten önceki durumu anımsattı. "BİR SONRAKİ ADIM TÜRKLERİN TAMAMEN İMHA EDİLMESİYDİ" Yunanistan'ın "Büyük Yunanistan" hayalleri için Rumları kışkırttığını vurgulayan Cumhurbaşkanı Tatar, Anadolu Ajansına (AA) yaptığı değerlendirmede, "Kıbrıs'ta asıl işgalci olan Yunanistan'dır. 15 Temmuz 1974'te Yunanistan'ın komutan ve askerleri o dönemin Devlet Başkanı III. Makarios'a darbe düzenledi. Düşünebiliyor musunuz? Bir sonraki adım Kıbrıs'ın Yunanistan'a bağlanması ve Ada'daki Türklerin tamamen imha edilmesiydi." ifadelerini kullandı. "HEPİMİZİ ACIMASIZCA TOPLU MEZARLARA KOYACAKLARDI" Tatar, harekât öncesine kadar Kıbrıs Türklerinin çok zorlu dönemlerden geçtiğini ifade ederek, o dönem Birleşimiş Milletlerin (BM) ve İngilizlerin, Rumların Türklere yönelik saldırılarını ve katliamlarını izlediklerini söyledi. Cumhurbaşkanı açıklamasında şunları ifade etti: "Bizi acımasızca toplu mezarlara koyacaklardı. Zaten Kıbrıs Türkleri 1963'te soykırımdan geçti, 1974'te de soykırım olacaktı. Bu kadar açık ve net söylüyorum. Bazıları abarttığımı düşünebilir fakat gerçek bu ki, Türkiye'nin gelmediği bir ihtimalde tümümüzü birkaç gecede toplu mezarlara koyacaklardı. O zaman böyle iletişim de yoktu. Anında olan şeylerin fotoğrafları dünyaya bugün olduğu gibi yayılmıyordu. O gün katledilsek bizler öldükten 3 gün sonra duyardı dünya. 1963'te çok insanımızı kaybettik dünya duymadan. BM sonradan geldi, İngilizler de iyi bir garantör değildi. Kıbrıs Türklerinin acımasızca katledilişini İngilizler üslerinden sessizce seyrettiler." ADA'YA GELEN MEHMETÇİK VE KIBRIS TÜRKÜ DİRENİŞİYLE BÜYÜK YUNANİSTAN HAYALLERİ ENGELLENDİ Tatar, 20 Temmuz 1974'te yapılan çıkarmanın Ada'ya barış, huzur ve güven getirdiğini belirtti. Tatar, Ada'ya gelen Mehmetçik ve Kıbrıs Türkünün direnişiyle sözde "Büyük Yunanistan" hayalinin engellendiğinin altını çizdi. Kıbrıs Türkünün geleceğe huzur ve güvenle bakabildiğini vurgulayan Tatar, ana vatan Türkiye'nin her zaman yanlarında olduğunu ifade etti. Ayrıca Türkiye'nin Kıbrıs Türklerine yönelik fedakarlığından hiçbir zaman vazgeçmediğine işaret eden Cumhurbaşkanı, denizin altından borularla Ada'ya getirilen su, Ercan Havalimanı ve gelecekte Türkiye'den kabloyla getirilecek elektrik hizmetinin kendileri için önemli olduğunu aktardı. CUMHURBAŞKANI TATAR, TÜRK MİLLETİNE TEŞEKKÜR ETTİ Kıbrıs'a her zaman destek veren Türk milletine teşekkür eden Tatar, 20 Temmuz 1974'te şehit olanlara Allah'tan rahmet, gazilere sağlıklı ömür diledi. Tatar, Kıbrıs Barış Harekatı'nın kararını alan dönemin Başbakanı Bülent Ecevit, Başbakan Yardımcısı Necmettin Erbakan ve emeği geçen diğer devlet adamlarına da rahmet diledi.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.