SON DAKİKA
Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#Kırgızistan

QHA - Kırım Haber Ajansı - Kırgızistan haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Kırgızistan haber sayfasında canlı gelişmelerle ulaşabilirsiniz.

Kırgız Başbakan Yardımcısı Baysalov'dan modern mankurtluk örneği: "Rus dünyasının parçasıyız" Haber

Kırgız Başbakan Yardımcısı Baysalov'dan modern mankurtluk örneği: "Rus dünyasının parçasıyız"

Kırgızistan Başbakan Yardımcısı Edil Baysalov (Baisalov), ülkesinin kültürel anlamda “Rus dünyasının” bir parçası olduğunu belirterek, bu mirastan vazgeçmeyeceklerini söyledi. "RUS EDEBİYATIYLA YETİŞTİM VE BUNDAN VAZGEÇMEYİ DÜŞÜNMÜYORUM" Baysalov, 6 Şubat’ta 24.kg haber ajansına verdiği röportajda, Kırgızistan’ın kendisini Rus dünyası ve kültürünün bir parçası olarak gördüğünü ifade etti. Açıklamasında bunun siyasi değil, kültürel bir tanımlama olduğunu vurgulayan Baysalov, Rus edebiyatı ve kültürüyle yetiştiğini dile getirdi. “Biz Rus dünyasının bir parçasıyız; bu siyasi değil, kültürel bir anlam taşır. Ben büyük Rus edebiyatıyla yetiştim ve bundan vazgeçmeyi düşünmüyorum.” diyen Baysalov, Kırgızistan’ın tek dilli bir devlet olmayı da hedeflemediğini söyledi. Ülkedeki bilgi ve medya alanının büyük ölçüde Rusça içeriklerle şekillendiğini belirten Baysalov, bu nedenle Rusçanın yasaklanmayacağını ya da yapay biçimde baskı altına alınmayacağını kaydetti. Başbakan Yardımcısı, Kırgızistan yönetiminin ülkenin kültürel geçmişini ortadan kaldırmaya yönelik bir girişimde bulunduğu yönündeki iddiaları da reddetti. Baysalov, özellikle Sovyetler Birliği dönemine dair nostalji taşıyan yaşlı kuşaklara saygı duyulduğunu ifade etti. PUTİN'DEN TEŞEKKÜR GELMİŞTİ Öte yandan Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin, 27 Kasım 2025’te Kırgızistan’a Rusçanın resmî dil statüsünü koruduğu için teşekkür etmişti. Putin, iki ülkenin ortak bir geçmişe sahip olduğunu belirterek, bu geçmişten kalan kültür, dil ve insanî bağların önemine dikkat çekmiş, Moskova ile Bişkek arasında birçok alanda iş birliği imkânı bulunduğunu dile getirmişti. "RUS DÜNYASI" KAVRAMININ TEHLİKESİ Kırgızistan Başbakan Yardımcısı Edil Baysalov’un, ülkesini “Rus dünyasının bir parçası” olarak tanımlayan açıklamaları, Moskova’nın post-Sovyet coğrafyada yürüttüğü kültürel ve ideolojik nüfuz politikalarını yeniden gündeme taşıdı. Moskova, “Rus dünyası” kavramını yalnızca dil ve edebiyat ortaklığı olarak sunarken, bu söylemi fiilen siyasi sadakat, tarihsel meşruiyet ve etki alanı oluşturma aracı olarak kullanıyor. Kremlin, Rusça konuşulan alanları “özel sorumluluk sahası” olarak tanımlayarak, bu bölgelerdeki iç politikalara müdahaleyi meşrulaştırıyor. Bu yaklaşım, Gürcistan, Ukrayna ve Moldova örneklerinde olduğu gibi, kültürel söylemin zamanla askerî ve güvenlik gerekçelerine dönüştürülebildiğini gösteriyor. Rusya, post-Sovyet ülkelerde; Rusçanın resmî veya fiilî üstünlüğünü korumaya, eğitim, medya ve kamu yönetiminde Rusça kullanımını teşvik etmeye ve yerel dillerin kamusal alandaki etkisini sınırlamaya odaklanıyor. Bu sayede, özellikle genç kuşakların Rus bilgi alanına entegre olması sağlanıyor. Söz konusu bu durum, ülkelerin kültürel egemenliğini ve millî kimlik inşasını zayıflatıyor. Kremlin, post-Sovyet coğrafyada ayrıca, Rus devlet medyası, Rusça yayın yapan yerel kanallar ve sosyal medya ile dijital platformlar üzerinden tek yönlü bir tarih ve siyaset anlatısı yayıyor. Bu yayınlarda Sovyet geçmişi nostaljik, Rusya ise koruyucu ve birleştirici güç olarak sunuluyor. Bu strateji, beraberinde yerel kamuoylarını Moskova merkezli düşünmeye alıştırıyor. Rusya, Sovyetler Birliği’ni sömürgeci bir yapı olarak değil, “ortak kader” ve “birlikte kazanılmış zaferler” anlatısıyla yeniden inşa ederken; özellikle II. Dünya Savaşı ve “Büyük Vatanseverlik Savaşı” söylemi üzerinden ortak hafıza yaratarak, bağımsızlık sonrası kimlik arayışlarını ikincil hâle getiriyor. Moskova, post-Sovyet ülkelerde; Rusya’da eğitim görmüş siyasetçiler, Rus kültürel çevreleriyle bağlarını koruyan bürokratlar ile ekonomik ve medya ilişkileri olan elitler üzerinden söylemini yeniden üretiyor. Bu aktörlerin açıklamaları ise, Kremlin’in bölgedeki nüfuzunu “yerel irade” gibi gösterme işlevi görüyor. UKRAYNA GERÇEĞİ BİR UYARI OLARAK ÖNE ÇIKIYOR Kırım’ın 2014 yılında uluslararası hukuka ayrıkırı bir şekilde ilhak ve işgal edilmesi ile Ukrayna’ya yönelik Şubat 2022'den bu yana devam eden topyekûn işgal girişimi ve saldırılar, “Rus dünyası” söyleminin askerî saldırıdan önce gelen ideolojik zemin olduğunu hatırlatıyor. Bu nedenle söz konusu kavram, artık birçok post-Sovyet toplumunda kültürel yakınlık değil, güvenlik tehdidi olarak algılanıyor.

Prof. Dr. Meşkure Yılmaz: Türkler farklı coğrafyalarda aynı acılara maruz kalmışlardır Haber

Prof. Dr. Meşkure Yılmaz: Türkler farklı coğrafyalarda aynı acılara maruz kalmışlardır

Umay Ana Türk Dünyası Kadınlar Birliği Ankara Temsilcisi ve Ankara Hacı Bayram Veli Üniversitesi (HBVÜ) Tarih Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Meşkure Yılmaz, Türk dünyasının bugününe ilişkin olarak Kırım Haber Ajansına (QHA) yaptığı değerlendirmede önemli tespitlerde bulundu. “COĞRAFYALAR FARKLI, ACILAR AYNI; ZULMEDENLER FARKLI, ZULME UĞRAYANLAR AYNI” Hem Türk dünyası alanında çalışan bir akademisyen hem de bir Türk vatandaşı olarak Türk dünyası kavramının ne ifade ettiği sorusu üzerine; “Siz hiç İngiliz dünyası, Fransız dünyası, İtalyan dünyası diye bir kavram duydunuz mu?” diye sözlerine başlayan Prof. Dr. Yılmaz, Soğuk Savaş’ın sona ermesinin ardından Türk cumhuriyetlerinin bağımsızlık kazanması ile biraz da hamasetle "Adriyatik’ten Çin Seddi’ne kadar Türk dünyası"ndan söz edilmeye başladığını kaydetti. Türklerin dünyada birçok coğrafyada devlet kurduğuna değinen uzman, dünyanın en eski iki milletinden biri olmak gibi özel durum nedeniyle bir Türk dünyası gerçeğinin olduğunu vurguladı. “Türk dünyası tek bir coğrafya ya da tek bir devlet değildir, hareket halinde şekillenmiş bir tarih alanıdır. Türkler yerleşik medeniyetlerden farklı olarak tarih boyunca göç, fetih, ticaret ve kültürel etkileşimle geniş bir coğrafyaya yayılmıştır” diyen Meşkure Yılmaz, “Bu nedenle Türk dünyası ortak bir köken anlatısına, destanlar, mitler, Oğuz geleneği gibi benzer dil yapılarına, lehçeler arası karşılıklı anlaşılabilirlik gibi bir durum söz konusu; ortak kültürel kodlara, misafirperverlik, toy, töre, ata kültü gibi değerlere sahiptir” dedi. Türklerin farklı coğrafyalarda aynı acıları yaşadıklarını belirten Yılmaz, “Coğrafyalar farklı, acılar aynı, zulmedenler farklı, zulme uğrayanlar aynı” ifadelerini kullandı. “TÜRK DÜNYASI AYNI AĞACIN FARKLI DALLARIDIR” Türk dünyasının birçok ortak yönü olduğunu ve bu açıdan bakıldığında Türk dünyasının aynı ağacın farklı dalları olduğunu ekleyerek sözlerine devam eden Yılmaz “Bu dallar yüzyıllar boyunca farklı rüzgârlara maruz kalmıştır.” dedi. “Türk dünyası bizim için geçmişi birebir tekrarlayan bir alan değil, ortak kökten doğmuş çoklu tarihlerin toplamıdır.” değerlendirmesinde bulunan Meşkure Yılmaz, Türk dünyasının kendisi için önemini “Ne dış politika aracı kadar soğuk ne de hamasi bir slogan kadar yüzeysel bir şeydir. Türk dünyası unutulmuş akrabalıktır. Türk dünyası yarım kalmış bir tanışıklıktır. Türk dünyası aynı kelimeleri farklı aksanlarla söyleyen insanların ortak hikayesidir. Azerbaycan’da bir ağıt duyduğumuzda içimizin burkulması, Kazak bozkırında bir destanın bize tanıdık gelmesi, Türkmenistan’daki misafirperverlikle Anadolu’daki misafirperverliğin aynı ruhu taşıması tesadüf değildir. Bu kan bağı romantizmi değil, hafıza bağıdır. Türk dünyası bizim potansiyelimiz, geçmişten kalan mirasımızdır.” cümleleri ile ifade etti. Ayrıca Türk dünyasının “Kan bağına indirgenemeyecek kadar karmaşık, siyasi slogana sığmayacak kadar derin, ihmal edilemeyecek kadar gerçek bir alan olduğunu” vurguladı. "TÜRK DEVLETLERİ TEŞKİLATINDA DEVLETSİZ TÜRK TOPLULUKLARININ TEMSİL EDİLDİĞİNİ SÖYLEYEMEYİZ" Türk Devletleri Teşkilatının (TDT) mevcut sınırının egemenlik ilkesi bağlamında olduğunu söyleyen Yılmaz, teşkilatın klasik olarak hükûmetler arası bir örgüt olduğu, Birleşmiş Milletler (BM) mantığında çalıştığını belirterek, üyeliğin egemen olma şartına bağlı olduğunu, karar alma mekanizmasının devlet merkezli olduğunu ve uluslararası hukukta iç işlerine karışmama hassasiyetinin çok güçlü olduğunu belirtti. Bu çerçevede bakıldığında “devletsiz Türk toplumlarının tam üyelikle temsil edilmesi mümkün değil” diye konuşan Yılmaz, Kırım Tatarları, Gagavuzlar, Saha Türkleri, Doğu Türkistan Türklerinin mevcut yapı içinde yer alamayacaklarını belirtti. Ancak temsilin tek tip olma gibi bir zorunluluğu bulunmadığını da sözlerine ekleyen Yılmaz, kritik sorunun temsilden ne anlaşıldığı olduğunu ifade etti. Prof. Dr. Meşkure Yılmaz şöyle devam etti: Eğer temsili sadece devlet statüsü olarak okursak hedefe ulaşılamaz. Ama temsili çok katmanlı ve esnek düşünürsek alan açılıyor. Uluslararası örnekler bize şunu gösteriyor. Mesela Avrupa Birliği'nde (AB) bölgeler komitesi var. Arap Birliği çerçevesinde kültürler ve siyasal platformlar var. İslam İş birliği Teşkilatında (İİT) gözlemci/bağlı kuruluşlar var. TDT'de de benzer şekilde devlet dışı ama devletlerle uyumlu ara mekanizmalar geliştirilebilir. Aslında en gerçekçi yol kademeli ve dolaylı temsil, bence ulaşılabilir olan senaryodur. Bunu farklı ayaklarda anlamlandırabiliriz. Kültürel toplumsal temsil kanalı devletsiz Türk topluluklarının dil, kültür, tarih gibi ortak alanlarını bir araya getirerek bu konular üzerinde çalışmalar yapılabilir ve Türk Devletleri Teşkilatı ekosistemine dahil edilebilir. Örneğin Türk Dünyası Kültürel Topluluklar Forumu gibi bir yapı kurulabilir. Bu siyasi değil ama kimliksel ve sembolik olarak çok güçlü olur. Akademik ve sivil ağlar üzerinde görünürlük, Türk Devletleri Teşkilatı çatısı altında ortak tarih yazımı, üniversite arası ağlar, enstitüler, gençlik ve kadın platformları gibi kurulabilir. "UMAY ANA TÜRK DÜNYASI KADINLAR BİRLİĞİ İLE TÜRK DÜNYASINI BİR ARAYA GETİRMEYE ÇALIŞIYORUZ" Umay Ana Türk Dünyası Kadınlar Birliğini kurarak bir sivil toplum örgütü çatısı altında Türk dünyasını bir araya getirmeye çalıştıklarını belirten Yılmaz, 2024 yılında Kıbrıs’ta bir toplantı yaptıklarını, 2025’te Azerbaycan’da bir çalıştay gerçekleştirdiklerini ve bu faaliyetlere devleti olmayan Türk topluluklarından da temsilciler davet ettiklerini söyledi. Bu şekilde temsil edilmelerinin kendileri açısından önemli olduğunu dile getirdi. Sürecin sivil toplum örgütleri ile bu şekilde yönetilebileceğini ve uzun vadede ise devlet dışı gözlemci topluluğu gibi özel sınırlı bir statü oluşturulabileceğini, bu oluşumun, karar alma yetkisi olmayan, siyasi egemenlik iddiası içermeyen kültürel danışma temeli olan bir konum olabileceğini sözlerine ekleyen Yılmaz, bu tür bir formülün “Rusya, Çin, İran gibi aktörlerle doğrudan kriz üretmeden ilerleme” sağlayacağını da belirtti. “Türk dünyası sadece devletlerarası çıkar alanı olarak görülürse devletsiz toplumlar dışarıda kalır ama eğer medeniyet, tarih ve kültür havzası olarak tanımlanırsa dışarıda bırakılmazlar. Bugün Türk Devletleri Teşkilatının söylemi ikinciye göz kırpıyor ama pratiği hala birincinin sınırlarında.” diyerek sözlerini sürdüren Yılmaz, 1993 yılında Antalya’da başlayan ve Türk Devlet ve Toplulukları Dostluk, Kardeşlik ve İşbirliği Vakfı tarafından yürütülen Türk Devlet ve Toplulukları Dostluk, Kardeşlik ve İşbirliği kurultaylarının devletsiz Türk topluluklarının sesini duyurabildiği önemli platformlar olduğuna dikkat çekti. Kurultayların ilk 10'unun Türkiye'de 11’incisinin 2007’de Bakü’de yapıldığını ve sonrasında toplanmamasının ciddi bir eksiklik olduğunu vurgulayan Yılmaz, bu tür toplantıların farklı bir adla da olsa mutlaka yeniden hayata geçirilmesi gerektiğini ifade etti. “TDT’NİN PROBLEMLİ ALANLARA DOĞRUDAN ETKİ KAPASİTESİ SINIRLI” Türk Devletleri Teşkilatı’nın (TDT) mevcut yapısıyla problemli alanlara sert ve doğrudan müdahale edebilme kapasitesinin sınırlı olduğunu ifade eden Yılmaz, bunun temel nedenlerini jeopolitik kırılganlık, büyük güçlerle sınır komşuluğu ve kurumsal araç eksikliği olarak sıraladı. TDT’nin yaptırım uygulama, askerî misyon kurma ya da bağlayıcı karar alma yetkisine sahip olmadığını vurgulayan Yılmaz, bu nedenle etkinin daha çok yumuşak güç ve dolaylı diplomasi kanallarıyla sağlanabileceğini belirtti. “KIRIM TÜRKSÜZLEŞTİRİLİYOR" Türk topluluklarının sorunları üzerine de konuşan Yılmaz, Kırım’ın işgali ve Kırım Tatarlarının durumunun farklı olduğunu, işgalsöz konusu olduğundan müdahale edilebileceğini söyleyerek Kırım meselesinin uluslararası hukuk açısından diğerlerinden farklı bir statüye sahip olduğunu ekledi. Kırım’da yaşanan insan hakları ihlallerinin Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi tarafından teyit edildiğinin üzerinde durarak daha yüksek sesle tepki verilebileceğini ekledi. “Türkiye başta olmak üzere Türk Devletleri Teşkilatı üye devletlerinin Ukrayna ile yakın ilişki içinde olduğunu” dile getiren uzman, Rusya’nın çok sayıda kişiyi hapsettiğini ve isnat edilen suçların aktivistler, din adamları ya da hapishanede bulunanların yakınlarına yardımcı olmak gibi suçlar olduğunu belirtti. “Yani aslında temel insan hak ve hürriyetleri açısından baktığımız zaman bir suç yok” diye konuşan Yılmaz “bütün Türk yurtlarında olduğu gibi Kırım Türksüzleştiriliyor” diye vurguladı. Özbekistan, Kazakistan, Kırgızistan gibi ülkelerin Rusya ile açık çatışmadan kaçınmak durumunda olduğunu ifade eden Yılmaz, TDT’nin bu yüzden kolektif sert kınama yapamayacağını ancak Kırım Tatarlarının Türk dünyasının ayrılmaz bir parçası olduğunu sürekli vurgulayabileceğini belirtti. Meşkure Yılmaz, ayrıca “Ukrayna ile kurumsal temasları görünür kılarak dolaylı sürdürülebilir bir baskı oluşturulabilir” dedi. IRAK, SURİYE, GÜNEY AZERBAYCAN VE DOĞU TÜRKİSTAN Yılmaz, Irak Türklerinin siyasal temsil ve güvenlik sorunlarıyla karşı karşıya olduğunu; Suriye’de ise yeni anayasa sürecinde Türklerin temel haklarının güvence altına alınması gerektiğini vurguladı. Güney Azerbaycan meselesinin İran açısından varoluşsal bir güvenlik konusu olarak görüldüğünü, Doğu Türkistan’ın ise Türk dünyasının en hassas ve kapalı alanı olduğunu ifade etti. ORTAK ALFABE: “HÜR DÜNYAYA AÇILIŞIN SEMBOLÜ” Öte yandan latin alfabesine geçiş kararını değerlendiren Yılmaz, Kiril alfabesinin Rusya’ya bağımlılığı, Latin alfabesinin ise hür ve medeni dünyaya açılışı temsil ettiğini söyledi. Ortak alfabenin yanı sıra ortak kelimeler sözlüğü oluşturulmasının da önemine dikkat çeken Yılmaz, bu sürecin Gaspıralı İsmail Bey'in “dilde, fikirde, işte birlik” idealine hizmet edeceğini ifade etti. Yılmaz ayrıca ortak alfabe yanında ortak kelimeler sözlüğünün üretilmesi gerektiği değerlendirmesinde bulundu.

Rus işgaline karşı mücadele eden Türkistan'ın sembol ismi: Dağların Kraliçesi Kurmancan Datka Haber

Rus işgaline karşı mücadele eden Türkistan'ın sembol ismi: Dağların Kraliçesi Kurmancan Datka

Türkistan coğrafyasına mal olmuş bir etkisi olan Kurmancan Datka, 1811 yılında Kırgızistan’ın ikinci büyük şehri Oş’ta dünyaya geldi. Türk tarihinde “Datka” yani “General” ünvanı alan ilk kadın oldu. Hokand Hanlığı’nın üst düzey görevlilerinden Alimbek Datka ile evlenmesinin ardından Hokand Hanlığı’nda ve Kırgız halkının siyasetinde etkin bir konuma yükseldi. Alimbek Datka’nın öldürülmesinden sonra ise Güney Kırgızistan’daki Kırgızların liderliğini yaptı. Timur Devleti'nin dağılması ile birlikte Türkistan'ın siyasi birlikten yoksun hanlıkları Rusya’nın dikkatini çekti ve 1853 Kırım Harbi sonrası Rusya yönünü bölgeye çevirdi. Rusya’nın hanlıkları sömürmek maksatlı işgaline karşı hanlıkların bir araya gelerek hareket etmemesi Rus işgaline boyun eğmeleri sonucunu doğurdu. Ruslar önce Hokand Hanlığı sınırları içinde bulunan Akmescid’i ele geçirdi. Bu işgal sırasında Hokand Hanlığı’na yardım gelmedi. Akmescid’in işgali hanlıkların kaderini belirleyen önemli bir dönüm noktası oldu ve Ruslar diğer şehirleri de ele geçirdiler. Böylece Hokand Hanlığı içerde daha sıkıntılı bir duruma girdi. 1865 yılında General Çernyayev komutasındaki ordu Taşkent’i işgal etti. Başka bölgelerinde işgali ile 1867’de Türkistan Genel Valiliği kuruldu. Rus Çarı 19 Şubat 1876’da yayınladığı bir manifesto ile hanlığın sınırları içinde bulunan Güney Kırgızistan’daki Pamir ve Alay dağlık bölgelerini “Fergana Eyaleti” adı ile Rus İmparatorluğuna ilhak etti. Güney Kırgızistan’ın dağlık bölgeleri ile Pamir-Alay dağlarında bazı yerlerde halk Rus hakimiyetini kabul etmemişlerdi. Alay dağlarında yaşayanların Rus hakimiyetini kabul etmeleri kolay olmadı, Kırgızlar Ruslara karşı sert bir mücadele verdi ve dağların iç kısımlarına geçmelerine engel oldular. ALİMBEK DATKA’NIN, “DİLİ BAŞKA, DİNİ BAŞKA” MİLLETLERE BAĞLANMAK BİZİM İÇİN DOĞRU DEĞİLDİR SİYASETİNİ OĞULLARI İLE DEVAM ETTİRDİ Güney Kırgızistan’ın Çarlık Rusyası’na bağlanmasından sonra, Alay ve Pamir bölgesinde yaşayanlar Rusların etkisi dışında kaldı ve bu bölgede Kırgızlar, Kurmancan Datka ve oğulları ile Rus İmparatorluğuna karşı direndi. Datka’nın oğlu Abdıldabek’in başında olduğu Kırgızlar bir yıla yakın bir zaman Ruslarla çarpıştılar. Alimbek Datka’nın "dili başka, dini başka’’ milletlere bağlanmak bizim için doğru değildir şeklindeki siyasetini eşi Kurmancan Datka ve oğulları Abdıldabek, Baatırbek, Mamıtbek ve Asanbek devam ettirmişlerdir ancak dönemin ağır şartları neticesinde Datka, Ruslarla bir anlaşma yaptı. Kurmancan Datka 19. yüzyılda hem Türkistan coğrafyasında hem de Avrupa toplumları tarafından tanınmasında eşi Alimbek Datka önemli rol oynadı. 1827-1862 yılları arasında Hokand Hanlığı’nda yöneticilik yapan ve baş vezirliğe yükselen Alimbek Datka, görevinden dolayı sarayda kaldığında, Kurmancan onun yerine Alay bölgesindeki Kırgızları yöneterek tecrübe kazandı. Eşinin ölümünden sonra, ünü Türkistab, Afganistan, İran ve Çin sınırına yayıldı. Bunda Hokand Hanlığı’ndaki haksız uygulamalara karşı verdiği mücadele ve Rus işgaline karşı başlattığı istiklal mücadelesi etkili oldu. Ünü yayılan Kurmancan Datka’ya “Alay Hanışası” denilmeye başlandı. Kurmancan Datka’nın hayatı ve yaptıkları Kırgızlar arasında efsaneye dönüştü. Datka, 1862-1876 yılları arası Kırgızistan’ın güneyinin büyük bir bölümünü yönetti. Yetkin bir lider olduğundan bölge halkının saygısını kazanan Datka 1907 yılının 1 Şubat'ında hayatını kaybetti.

Özbekistan uyardı, Kırgızistan dava açtı: Rusya’da göçmen hakları tartışması Haber

Özbekistan uyardı, Kırgızistan dava açtı: Rusya’da göçmen hakları tartışması

Kırgızistan, göçmen işçilerin sosyal haklarının ihlal edildiği gerekçesiyle Rusya’ya karşı Avrasya Ekonomik Birliği (AEB) Adalet Divanında dava açtı. Economist.kg ve 24.kg’nin aktardığına göre, dava kararı 27 Ocak’ta Kırgızistan Parlamentosu Sosyal İşler Komitesi toplantısında kamuoyuna duyuruldu. Davanın gerekçesini, Rus makamlarının Kırgızistan vatandaşlarının Rusya’da yaşayan aile fertlerine zorunlu sağlık sigortası poliçesi vermeyi reddetmesi oluşturdu. Kırgızistan Zorunlu Sağlık Sigortası Fonu Başkanı Azamat Mukanov, AEB’ye üye beş ülke arasında işçi göçmenlerin sosyal güvenlik ve sağlık sigortası dâhil olmak üzere ev sahibi ülke vatandaşlarıyla eşit haklara sahip olmasını öngören bir anlaşma bulunduğunu hatırlattı. Mukanov Rusya’nın bu yükümlülükleri yerine getirmediğini vurguladı. Merkezi Minsk’te bulunan AEB Adalet Divanı, Birlik anlaşmalarının kesin bir biçimde uygulanmasını sağlamakla görevli konumda bulunuyor. ÖZBEKİSTAN’DAN RUSYA’YA GÖÇMEN HAKLARI UYARISI Bu gelişmelerin ardından Özbekistan da Rusya’daki göçmen hakları konusunu gündeme taşıdı. Özbekistan Dışişleri Bakan Yardımcısı Olimjon Abdullayev, 26 Ocak’ta Rusya’nın Taşkent Büyükelçisi Aleksey Erhov’u kabul etti. Görüşmede, Rusya’da çalışan Özbek vatandaşlarının haklarının korunması ele alındı. Toplantıya Özbekistan’ın Rusya’daki başkonsolosları ile Rus göç ve kolluk birimlerinin temsilcileri de katıldı. Özbekistan toplantıda göç denetimleri ve baskınlar sırasında, ister yasal ister düzensiz olsun, vatandaşlarının haklarının ve insan onurunun zedelenmemesinin temel bir ilke olduğunu vurguladı. Tarafların, konsolosluk istişarelerinin ve ikili temasların düzenli hâle getirilmesi konusunda mutabık kaldığı belirtildi. Öte yandan Rusya’nın Taşkent Büyükelçiliği internet sayfasında görüşmeye dair bir açıklama yayımlanmadı. CUMHURBAŞKANI MİRZİYOYEV'DEN TALİMAT: MASA BAŞI DİPLOMASİYİ BIRAKIN Görüşme, Özbekistan Cumhurbaşkanı Şevket Mirziyoyev’in 15 Ocak’ta yurt dışında yaşayan Özbek Türkü işçilerin haklarının ihlal edilmesinden duyduğu rahatsızlığı dile getirmesinden yaklaşık bir hafta sonra gerçekleşti. Mirziyoyev, büyükelçi ve konsolosların “masa başı diplomasisini” bırakması ve yurt dışındaki vatandaşların çalıştığı şantiyelere, yurtlara ve eğitim kurumlarına giderek sorunları yerinde takip etmesi gerektiğini vurgulamıştı. Rusya, Özbekistan vatandaşları için başlıca çalışma ülkesi olmaya devam ederken, son yıllarda ülkedeki göç politikalarının sertleştiği ve Özbek Türkü işçi göçmenlerin yaşam koşullarının belirgin şekilde zorlaştığı ifade ediliyor. Daha önce yayımlanan haberlerde, ayrımcı uygulamalar, sıklaşan polis baskınları ve Özbek Türkü vatandaşlarının Rusya’nın Ukrayna’daki savaşına katılmaya zorlandığı iddiaları da gündeme gelmişti.

"Güçte birlik, ruhta birlik": 6. Dünya Göçebe Oyunları Kırgızistan'ın bağımsızlık yıl dönümünde başlayacak Haber

"Güçte birlik, ruhta birlik": 6. Dünya Göçebe Oyunları Kırgızistan'ın bağımsızlık yıl dönümünde başlayacak

Türk devletlerinin her yıl düzenli olarak tertip ettiği ve izleyenleri ekrana kitleyen Dünya Göçebe Oyunları bu sene de ilgilileri meraklandırıyor. Kırgızistan Beden Eğitimi ve Spor Devlet Ajansı Müdürü Kazıbek Moldajiyev, 6. Dünya Göçebe Oyunları'nın bu yıl "Güçte birlik, ruhta birlik" sloganıyla Kırgızistan'da düzenleneceğini duyurdu. Slogan ile birlikte Kırım Tatar aydın İsmail Bey Gaspıralı'nın "Dilde, fikirde, işte birlik" şiarına işaret edildi. KIRGIZİSTAN'IN BAĞIMSIZLIK YIL DÖNÜMÜNDE BAŞLAYACAK Moldajiyev, oyunların Kırgızistan'ın bağımsızlık yıl dönümünde 31 Ağustos 2026'da resmî açılış töreni ile başlayacağını bildirdi. Moldajiyev, 31 Ağustos-6 Eylül tarihleri arasında oynanacak oyunların, inşaatı devan eden 51 bin kişi kapasiteli Bişkek Arena Stadı'nda gerçekleştirileceğini aktardı. Ayrıca yarışmaların 2 Eylül itibarıyla Issık Göl kıyısındaki Çolpon-Ata'da devam edeceğini dile getiren Moldajiyev, kapanış töreninin de aynı kentte icra edileceğini kaydetti. BU YIL 100'DEN FAZLA ÜLKE KATILACAK Her yıl düzenlenen Dünya Göçebe Oyunları'na katılımın arttığını vurgulayan Moldajiyev, "2014’te 19 olan katılımcı ülke sayısı, 2024’te 89’a yükseldi. Bu yıl altıncısını düzenleyeceğimiz oyunlara 100’den fazla ülkeden 3 binin üzerinde sporcunun katılımını hedefliyoruz. Başta atlı sporlar olmak üzere toplam 43 geleneksel spor dalında müsabakalar gerçekleştirilecek." ifadelerini kullandı.

Dünya Bankasından Kırgızistan ekonomisinde 2026 için istikrarlı büyüme beklentisi Haber

Dünya Bankasından Kırgızistan ekonomisinde 2026 için istikrarlı büyüme beklentisi

Dünya Bankası, Kırgızistan’ın ekonomik büyüme oranının 2026 yılında yaklaşık yüzde 6,5 oranına ulaşacağını öngörerek bu durumun, Kırgızistan ekonomisinin geleceği adına ümit vadettiğini belirtti. BİRÇOK SEKTÖR, KIRGIZİSTAN EKONOMİSİNE KATKI SAĞLAYACAK Dünya Bankasının önde gelen ekonomistlerinden biri olan Bakıt Dubaşov (Bakyt Dubashov) iç talep, yatırım ve hükûmet harcamalarının artmasıyla, Kırgızistan ekonomisinde büyümenin 2026 yılında istikrarını koruyacağını açıkladı. Ekonomik büyümede destekleyici politikaların belirleyici olacağını ifade eden Dubaşov, özel tüketim, yatırımda ve hükûmet harcamalarında artışın da beklendiğini dile getirerek “Ekonomik faaliyetlerin iç faktörlerle destekleneceğini varsayarak öngörülerde bulunuyoruz. Reel sektörde sanayi, inşaat ve hizmet alanları, büyümeye katkı sağlayacak.” şeklinde konuştu. KIRGIZİSTAN EKONOMİSİNİN 2025 YILINDAKİ PERFORMANSI NE OLDU? Dünya Bankasının 2025 yılının haziran ayında ülke ekonomisini yorumladığı bir rapor olan Ülke Ekonomik Memorandumu’nda (CEM), hayat standartlarının yükseltilmesi ve hızla artan nüfusunun istihdamı adına, Kırgızistan’da iş imkânlarının oluşturulmasının önünde engeller bulunduğu belirtildi. Bununla birlikte, iş gücünün ve becerilerin sınırlı olduğu madencilik sektörü başta olmak üzere, Kırgızistan’ın yatırıma ve sermaye birikimine bağımlı olduğunu ifade eden Dünya Bankası, bu durumun yüksek ve sürdürülebilir ekonomik büyüme yönünde engel teşkil ettiğini bildirdi. KIRGIZİSTAN’IN GELİŞEBİLECEĞİ ALANLAR NELER? Dünya Bankası, öte yandan, iş ortamlarının kurumsal yönden zayıf olmasının yarattığı sorunlara dikkat çekerek rekabetin olumsuz yönde etkilenmesinin, en işlek firmaların büyümesinin ve yeni firmaların iş dünyasına katılmasının yoluna taş koyan faktörün başlıca bu sorunlar olduğunu vurguladı. Ayrıca, FDI dâhil olmak üzere özel yatırımın bu koşullardan etkilendiğini kaydeden Dünya Bankası, yıllık ekonomik büyümenin 2000 ve 2024 yılları arasında ortalama 4,7 oranında arttığına dikkat çekti. Son olarak nitelikli iş imkânlarının kıt olduğu belirtilen Kırgızistan’da kayıt dışı ve çok düşük ücrete çalışanların oranının ise yaklaşık yüzde 70 olduğu tespit edildi.

Rusya'nın kaçak ve sağlıksız sevkiyatı sınırdan döndü: Kırgızistan, 44 tonluk patatesi ülkeye sokmadı! Haber

Rusya'nın kaçak ve sağlıksız sevkiyatı sınırdan döndü: Kırgızistan, 44 tonluk patatesi ülkeye sokmadı!

Kırgızistan, Rusya’nın bitki sağlığı standartlarını hiçe sayarak yürüttüğü kuralsız ticaret girişimine geçit vermedi. Rusya’dan bitki sağlık sertifikası olmaksızın kaçak yollarla sokulmaya çalışılan 44 tondan fazla patates sınırda yakalanarak geri yollandı. Kırgızistan Su Kaynakları, Tarım ve İşleme Sanayi Bakanlığı tarafından yapılan açıklamaya göre, 7 Ocak’ta Kırgızistan-Kazakistan sınırında bulunan “Ak-Tilek” kontrol noktasında Rusya menşeli patates yüklü araçlar denetime alındı. Yapılan incelemede, sevkiyatın gerekli belgeler olmaksızın ülkeye giriş yapmaya çalıştığı ortaya çıktı. Kırgızistan'ın resmî haber ajansı Kabar tarafından gündeme taşınan habere göre yetkililer, Bitki Karantinası Dairesi tarafından gerçekleştirilen kontrollerde, patatesler için zorunlu olan fitosaniter (bitki sağlık) sertifikasının bulunmadığının tespit edildiğini açıkladı. Bu durumun, Rusya'nın başını çektiği Avrasya Ekonomik Birliği (AEB) gümrük alanında geçerli bitki sağlığı mevzuatına da açıkça aykırı olduğu vurgulandı. Bitki sağlığı açısından ciddi riskler barındıran ve mevzuata uygunluğu kanıtlanamayan ürünlerin ülkeye girişine izin verilmezken, sertifikasız ve kaçak şekilde taşınan 44,2 ton patatesin Rusya’ya iade edildiği bildirildi. Yetkililer, tarımsal ürünlerde bitki sağlığı kurallarının ihlal edilmesinin hem yerel tarımı hem de gıda güvenliğini tehdit ettiğine dikkat çekti.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.