SON DAKİKA
Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#Kırım Tatar

QHA - Kırım Haber Ajansı - Kırım Tatar haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Kırım Tatar haber sayfasında canlı gelişmelerle ulaşabilirsiniz.

"Tarihçilerin Kutbu" Prof. Dr. Halil İnalcık vefatının 10. yıl dönümünde anılıyor Haber

"Tarihçilerin Kutbu" Prof. Dr. Halil İnalcık vefatının 10. yıl dönümünde anılıyor

Kırım Tatar tarihçi Prof. Dr. Halil İnalcık, bugün vefatının 10. yıl dönümünde saygı ve özlemle anılıyor. Osmanlı tarihi başta olmak üzere pek çok alanda öncü olan çalışmalarıyla tarih araştırmalarına önemli katkılarda bulunan ve "Tarihçilerin Kutbu" olarak anılan İnalcık, 25 Temmuz 2016'da hayata gözlerini yumdu. TARİHÇİLERİN KUTBU HALİL İNALCIK KİMDİR? Halil İnalcık, 1916'da İstanbul'da dünyaya geldi. Babası Kırımgöçmenlerinden Seyit Osman Nuri Bey, annesi Ayşe Bahriye Hanım'dır. Ailesi, 1924 yılında Ankara'ya yerleşti. 1923-1930 arasında Ankara Gazi Mektebinde, bir yıl da Sivas Muallim Mektebine devam etti. Orta tahsilini 1931’de Ankara’da Gazi Muallim Mektebinde tamamladıktan sonra Balıkesir Necati Bey Muallim Mektebinde lise tahsiline devam etti. 1936 yılında Ankara Üniversitesi Dil ve Tarih-Coğrafya Fakültesi Yeni Çağ Tarihi bölümünde yüksek öğrenimine başladı. 1940 yılında mezun olduktan sonra fakültede asistan olarak kaldı. Ankara Üniversitesi Dil Tarih Coğrafya Fakültesinin ilk öğrencilerinden olan İnalcık, Yakınçağ Tarihi bölümünde doktorasını da tamamladıktan sonra, 1942-1972 yılları arasında öğretim üyeliği yapmış; Chicago Üniversitesi Tarihbölümünde Osmanlı Tarihi dersleri verdi. 1993’te de Bilkent Üniversitesine geçti. Eserleri onlarca dile çevrilen, “dünyanın en büyük Osmanlı tarihçisi” olarak kabul edilen Prof. Dr. İnalcık, özellikle Osmanlı İmparatorluğu tarihi üzerine önemli çalışmaları gerçekleştirmiş, birçok Osmanlı tarihçisinin hocalığını yapmıştı. Halil İnalcık’ın dedesinin Bahçesaray Hansarayı Camisi müezzini olduğu, kendisinin işgalden önce Kırım’ı ziyaret ettiği, Türkiye’deki ve görev yaptığı yıllarda ABD’deki Kırım Tatar camiası ile her zaman yakın ilişkiler içerisinde olduğu biliniyordu. HALİL İNALCIK GELENEKSEL USÜLLERDE ULEMA KABRİSTANINA DEFNEDİLDİ Prof. Dr. İnalcık, uzun süredir tedavi gördüğü Ankara Güven Hastanesinde, 25 Temmuz 2016’da 100 yaşında hayatını kaybetti. 27 Temmuz 2016’da Ankara’da gerçekleştirilen törenin ardından da 28 Temmuz 2016’da İstanbul’da Fatih Cami haziresine defnedildi. BİR ASIRLIK ÖMRÜ KİTAPLARLA GEÇTİ Hayatı boyunca 25 kitap ve 310’dan fazla makaleye imza atmış olan Halil İnalcık’ın en son üzerinde uzun yıllar çalıştığı ve vefatından önce tamamladığı, “Kırım Tarihi Üzerine Araştırmalar 1441-1700” isimli eseri de okuyucularla buluşmuştu. PROF. DR. HALİL İNALCIK KÜLLİYATI İnalcık’ın yazdığı ve birkaç dilde araştırmacıların da, tarihçi olmayan okurların da ilgiyle okuduğu eserlerden bazıları şunlardır: -The Ottoman Empire, The Classical Age, 1300-1600, 1974 (Osmanlı İmparatorluğu, Klasik Çağ) -Suret-i Defter-i Sancak-i Arvanid -The Middle East and the Balkans under the Ottoman Empire, Bloomington, -Gazavat-ı Sultan Murad b. Mehemmed Han -Ottoman Civilization (Gunsel Renda ile birlikte), -Essays in Ottoman History -Fatih Devri Üzerine Tedkikler ve Vesikalar, -Osmanlı’da Devlet, Hukuk, Adalet, -Osmanlı İmparatorluğu’nun Ekonomik ve Sosyal Tarihi Cilt 1 – Cilt 2 -Tanzimat ve Bulgar Meselesi -Şair ve Patron, -Atatürk ve Demokratik Türkiye, -Devlet-i Aliyye, -Kuruluş ve İmparatorluk Sürecinde Osmanlı -Kuruluş ve İmparatorluk Sürecinde Osmanlı, -Devlet-i ‘Aliyye: Tagayyür ve Fesad, Osmanlı İmparatorluğu Üzerine Araştırmalar II, -Kanunname-i Sultani Ber Muceb-i Örf-i Osmani -Osmanlı’da Devlet Hukuk Adalet -Osmanlı Uygarlığı -Has-Bağçede ‘Ayş u Tarab -Kırım Tarihi Üzerine Araştırmalar 1441-1700

Vatan Kırım'daki zulmü haykıran Kırım Dayanışması, faaliyetlerini sonlandırmak zorunda kaldı! Haber

Vatan Kırım'daki zulmü haykıran Kırım Dayanışması, faaliyetlerini sonlandırmak zorunda kaldı!

26 Haziran Kırım Tatar Millî Bayrak Günü'nde Rusya Federasyonu Adalet Bakanlığı, Rus işgali altındaki Kırım'da ifade özgürlüğünü tamamen bastırmaya yönelik düzmece bir karara imza atmıştı. Rusya Federasyonu Adalet Bakanlığının 26 Haziran 2026 tarihinde "yabancı ajan" ilan ettiği Kırım Dayanışması (Krymskaya Solidarnost), 21 Temmuz 2026 tarihinde faaliyetlerini sonlandırma kararı aldığını duyurdu. Hareket, kararın siyasi baskı niteliği taşıdığını belirterek, mevcut koşullarda çalışmalarını eski formatta sürdürmelerinin mümkün olmadığını açıkladı. Kırım Dayanışması tarafından yayımlanan açıklamada, "yabancı ajan" statüsünün hareketin değerlerini ve amaçlarını değiştirmediği ancak faaliyetlerin devamını fiilen imkânsız hâle getirdiği ifade edildi. Bu nedenle hareketin ortak kararla faaliyetlerine son verdiği bildirildi. "KARAR SİYASİ BASKININ BİR PARÇASI" Açıklamada, Rusya Adalet Bakanlığının kararı "bağımsız ve halk temelli bir sivil hareketi itibarsızlaştırmaya ve izole etmeye yönelik siyasi bir adım" olarak nitelendirildi. Hareket, 10 yıldır Kırım'da siyasi tutukluların ailelerine destek verdiğini, insan hakları ihlallerini belgelediğini, hukuki yardım sağladığını ve yarımadadaki gelişmeleri kamuoyuna aktardığını hatırlattı. Açıklamada, "Mevzuatı ayrıntılı biçimde inceledikten sonra toplumsal hareketimizin faaliyetlerini sonlandırma yönünde ortak karar aldık. Bu karar bizim için son derece zor oldu. On yıl içinde 'Kırım Dayanışması' yalnızca bir girişim değil, karşılıklı güven, dayanışma ve ortak sorumluluk duygusuyla birbirine bağlı insanların oluşturduğu bir topluluk hâline geldi. Ancak mevcut şartlarda bunun gerekli bir adım olduğuna inanıyoruz. Bugünden itibaren internet sayfamız ve sosyal medya hesaplarımız güncellenmeyecek. Toplumsal hareketimizin faaliyetleri sona ermiştir." denildi. Kırım Dayanışması, faaliyetleri nedeniyle birçok gönüllü, gazeteci ve insan hakları savunucusunun para cezalarına çarptırıldığını, idari gözaltına alındığını veya ceza davalarıyla karşı karşıya kaldığını, bazı çalışma arkadaşlarının ise hâlen cezaevinde bulunduğunu belirtti. "TOPLUMSAL DAYANIŞMA SUÇ DEĞİLDİR" Açıklamada, hareketin hiçbir zaman siyasi bir örgüt olarak kurulmadığı, Kırım Tatarları başta olmak üzere baskıya maruz kalan kişilere destek sağlamak amacıyla oluşturulan bir sivil inisiyatif olduğu vurgulandı. Açıklamada, "'Kırım Dayanışması' siyasi bir örgüt olarak kurulmadı. Hareket, baskılara maruz kalan Kırım Tatarları ve diğer halklardan insanların yalnız kalmaması amacıyla oluşturulan karşılıklı dayanışma girişimi olarak ortaya çıktı. Zamanla farklı mesleklerden ve farklı görüşlerden insanlar harekete katıldı. Her biri, Kırım'da yaşayan herkesin adalet ve destek hakkını savunmak için elinden gelen katkıyı sundu." denildi. Kırım Dayanışması, gözaltılar ve davalar sırasında hukuki süreçlerin adil yürütülmesini talep etmenin hukuka aykırı bir faaliyet olmadığını, aksine hukuk devletinin gereği olduğunu ifade etti. Hareket ayrıca Kırım Tatar halkının dilini, kültürünü, dinini ve kimliğini koruma hakkının her koşulda güvence altına alınması gerektiğini belirterek, hiç kimsenin etnik kimliği, dini, dili veya siyasi görüşü nedeniyle ayrımcılığa uğramaması gerektiğini kaydetti. Öte yandan Kırım Dayanışması açıklamasında şu ifadelere yer verdi: Çalışmalarımızın temel ilkelerinden biri her zaman Kırım Tatar halkına destek vermek oldu. Kültürünü, dilini, dinini, toplumsal bağlarını koruma ve düşüncesini özgürce ifade etme hakkının, siyasi koşullar ne olursa olsun, yetkililer tarafından güvence altına alınması gerektiğine inanıyoruz. Hiç kimse milliyeti, dini, dili ya da siyasi görüşü nedeniyle ayrımcılığa uğramamalı, haklarından mahrum bırakılmamalı veya baskı görmemelidir. Toplumsal faaliyetlerimiz ticari çıkarlara değil; insan dayanışmasına, insan onuruna saygıya ve herkesin milliyeti, dini veya görüşü ne olursa olsun hukuksuzluk ve keyfiliğe karşı korunma hakkına sahip olduğu inancına dayanıyordu. Karşılıklı yardımlaşma, hukuki destek ve toplumu açık şekilde bilgilendirme ilkelerine dayanan bu çalışmaların "yabancı ajan" etiketiyle damgalanmasını doğru bulmuyoruz. Toplumlar, kamusal meselelerin özgürce tartışılabildiği ve insanların birbirine destek olabildiği ölçüde güçlenir. 'Yabancı ajan' statüsü değerlerimizi, ilkelerimizi ve hedeflerimizi değiştirmiyor. Ancak mevcut koşullarda faaliyetlerimizi bugüne kadarki biçimiyle sürdürme imkânı görmüyoruz. HUKUKİ MÜCADELE SÜRECEK Kırım Dayanışması, faaliyetlerini sonlandırmasına rağmen Rusya Adalet Bakanlığının kararına karşı yasal yollarla itiraz edeceğini açıkladı. Açıklamada, internet sayfası ile sosyal medya hesaplarının artık güncellenmeyeceği belirtilirken, "Toplumsal dayanışma devlet kayıtlarıyla ölçülmez. İnsanların birbirine destek olma iradesi hiçbir zaman ortadan kalkmaz." ifadelerine yer verildi. Hareket, son olarak yıllardır Kırım'daki siyasi tutuklulara destek veren tüm kişi ve kuruluşlara teşekkür ederek, yardıma ihtiyaç duyan insanların varlığını sürdüreceğini ve dayanışma ihtiyacının devam edeceğini vurguladı. Açıklamada, "Haklarımızı korumak amacıyla yasal yolların tamamını kullanacak ve devlet organlarının kararına hukuki süreç çerçevesinde itiraz edeceğiz. Tarih göstermektedir ki toplumsal dayanışma devlet kayıtlarıyla tanımlanmaz. Dayanışma, insanların birbirine destek olma, onurunu koruma ve en zor zamanlarda bile ilkelerine bağlı kalma iradesiyle var olur. Yardıma ihtiyaç duyan insanlar yeni kısıtlamalar getirildi diye ortadan kaybolmaz; onları koruma ihtiyacı da hiçbir zaman sona ermez. Kırım'daki siyasi tutukluların haklarını savunmak için yalnızca bugün değil, yıllardır yanımızda olan herkese içtenlikle teşekkür ediyoruz." ifadeleri kaydedildi. KTMM’DEN RUSYA’NIN KIRIM DAYANIŞMASI SÖZDE KARARINA TEPKİ Kırım Tatar Millî Meclisi (KTMM), Rusya’nın Kırım Dayanışması isimli sivil toplum kuruluşunu “yabancı ajan” ilan etmesine tepki göstermişti. KTMM'nin resmî sosyal medya hesabından 29 Haziran'da yapılan açıklamada, Rusya’nın Kırım’daki sivil aktivizme karşı yürüttüğü kampanyanın son hedefinin Kırım Dayanışması olduğu ifade edildi. Rus makamları tarafından Kırım Dayanışmasına yönelik mesnetsiz terör iltisakı ve dezenformasyon suçlamalarının siyasi amaçlı ve Kırım Tatar aktivistlere yönelik uzun süredir devam eden baskı geleneğinin bir parçası olduğu vurgulanmıştı. UKRAYNA OMBUDSMANLIĞINDAN "KIRIM DAYANIŞMASI" TEPKİSİ: "AMAÇ KIRIM'DAKİ SAVAŞ SUÇLARI GİZLEMEKTİR!" Bununla birlikte Ukrayna Ombudsmanı Kırım Temsilciliği, Rusya’nın Kırım'daki insan hakları ihlallerini ve siyasi davaları takip eden "Kırım Dayanışması" hareketini ve aralarında ünlü avukatların da bulunduğu 11 Kırım Tatar hak savunucusunu "yabancı ajan" ilan ederek Kırım'daki Rus savaş suçlarının ifşa edilmesini önlemek istediğini ifade etmişti.

Litvanya'da Kırım Tatar rüzgârı: XIII. Yaratıcı Yaz Okulu unutulmaz bir gece ile sona erdi! Haber

Litvanya'da Kırım Tatar rüzgârı: XIII. Yaratıcı Yaz Okulu unutulmaz bir gece ile sona erdi!

Kırım Türkleri Kültür ve Yardımlaşma Derneği Genel Merkezi Kırım Tatar Halk Oyunları ve Müzik Topluluğu Cıyın Ansambli, Cıyın Ansambli Yönetmeni ve Koreografı Evelina Kemileva ile birlikte Litvanya'da düzenlenen uluslararası gençlik kampı XIII. Yaratıcı Yaz Okulu'na katıldı. Cıyın Ansambli ve Litvanya Tatar Kültür Merkezi halk oyunları topluluğu İLSU'nun iş birliği organizasyonunda, Türk İşbirliği ve Koordinasyon Ajansı Başkanlığı (TİKA) ile Yurtdışı Türkler ve Akraba Topluluklar Başkanlığının (YTB) desteğiyle gerçekleştirilen kamp, 9-17 Temmuz 2026 tarihleri arasında düzenlendi. Litvanya Tatar Kültür Merkezi İlsu Derneği Başkanı, dans antrenörü ve XIII. Yaratıcı Yaz Okulu Gala Gecesi Genel Sanat Yönetmeni İlker Teker ise, kamp süresince yürütülen kültürel faaliyetlerin koordinasyonunu sağladı. Bu yıl 13'üncüsü gerçekleştirilen organizasyonun Litvanya ayağına Litvanya Kültür Bakanlığı, Vilnius Belediyesi ve Trakai Belediyesi de destek verdi. ÇALIŞMALAR GÜN BOYU SÜRDÜ Kültürel etkileşimi güçlendirmeyi amaçlayan kamp kapsamında gençler, her gün sabah 07.00'de sporla başlayan yoğun programda müzik, dans ve çeşitli kültürel etkinliklere katıldı. Gün boyu süren çalışmalar gece 23.00'e kadar devam etti. KAMP MUHTEŞEM BİR GALA İLE SONA ERDİ Kırım Hanlığı'nın kurucusu Hacı I. Geray Han'ın doğduğu topraklar olan Trakai'da gerçekleştirilen kamp, 16 Temmuz 2026 tarihinde Trakai Kültür ve Sanat Merkezi'nde düzenlenen gala konseriyle sona erdi. Gala konserine Litvanya Türkiye Buyukelcisi Esra Toplu, Azınlıklar departmanı uluslararası ilişkiler sorumlusu Nadežda Petrauskienė, Trakai Belediyesi Halkla Iliskiler Departmani Müdürü Asta Lipkevicienė ve diasporadan isimler katılım sağladı. Konserde Cıyın Ansambli ile İLSU dansçıları birlikte sahne alarak Kırım Tatar dansları ve Türk halk oyunlarından seçkin örnekler sergiledi. Cıyın Ansambli, Kazan Tatar Dansı (Mişär Dansı), Pamukçu Kız, Çoban Oyunu ve Balalar Kaytarma'yı sergileyerek izleyicilerden büyük beğeni topladı. Litvanya Tatar Kültür Merkezi halk oyunları topluluğu İLSU'nun sahne performansı izleyiciler tarafından ilgiyle takip edildi. Gösteride Kazan Tatar halk oyunları da yer aldı. Aynı zamanda Türk halk oyunları Seymen, Van ve Zeybek galada sergilendi. KIRIM TATAR YIRLARI SESLENDİRİLDİ Program kapsamında oluşturulan ortak koro ise, Kırım Tatar yırlarını, Türk halk türküleri ve Kazan Tatar türkülerini seslendirdi. Konserde "Suda Suda", "Kayadan İndim Bugün", "Anise", "Zeytinyağlı" ve "Bursa'nın Ufak Tefek Taşları" adlı eserler seslendirilerek izleyicilere Kırım Tatar, Kazan Tatar ve Türk müzik kültüründen seçkin örnekler sunuldu. Genel Merkez tarafından yapılan açıklamada, “Atalarından gelen kültürü yaşatmak ve tanıtmak amacıyla gösterdikleri çaba için tüm gençlerimizi kutluyoruz. Ayrıca hem onlara hem de bu çalışmaya destek veren tüm kurumlara çok teşekkür ediyoruz.” ifadelerine yer verildi. Kırım Türkleri Kültür ve Yardımlaşma Derneği Genel Merkezi ile Litvanya'daki Tatar toplumu arasında uzun yıllardır sürdürülen kültürel iş birliği kapsamında, 2024 yılında derneğin dans eğitmeni Evelina Kemileva ile dansçı Vehbi İldar Şahin ve Tuvğantil İnternet Sitesi Koord. Oya Deniz Çongar Şahin Litvanya'daki kampa katılmış, 2025 yılı Nisan ayında ise Cıyın Ansambli Litvanyalı gençleri Ankara'da düzenlenen benzer bir kampta ağırlamıştı.

Rus işgali nedeniyle Türkiye’ye sığınan Kırım Tatarı için önemli gelişme: Sosyo-Ekonomik Çalışma Grubu kuruldu Haber

Rus işgali nedeniyle Türkiye’ye sığınan Kırım Tatarı için önemli gelişme: Sosyo-Ekonomik Çalışma Grubu kuruldu

Kırım Tatar Milli Meclisi (KTMM) Başkanı Refat Çubarov, Rusya’nın Kırım’ı işgali ve Ukrayna’ya yönelik topyekûn işgal girişimi ve saldırıları nedeniyle geçici olarak Türkiye’ye yerleşmek zorunda kalan Kırım Tatar sığınmacılara yönelik önemli bir kararı duyurdu. Türkiye’ye sığınan Kırım Tatarlarının karşılaştığı temel sorunları çözmek ve uyum süreçlerini kolaylaştırmak amacıyla KTMM ve Kırım Türkleri Kültür ve Yardımlaşma Derneği Genel Merkezi ortaklığında "Sosyo-Ekonomik Çalışma Grubu" kuruldu. KTMM Başkanı tarafından sosyal medya üzerinden yayımlanan açıklamaya göre bu özel çalışma grubu; sığınmacı temsilcileriyle gerçekleştirilen bir dizi kapsamlı istişarenin ardından hayata geçirildi. Grubun ana omurgasını KTMM temsilcileri, Kırım Derneği Genel Merkezi temsilcileri ve bizzat Türkiye’de yaşayan Kırım Tatar sığınmacıların temsilcileri oluşturacak. ÖNCELİK İSTİHDAM, SAĞLIK VE EĞİTİM SORUNLARI OLACAK Yeni kurulan Sosyo-Ekonomik Çalışma Grubu, Türkiye’ye sığınan soydaşların günlük yaşamda karşılaştıkları en temel engelleri ortadan kaldırmak için koordineli projeler yürütecek. Çalışma grubunun odaklanacağı öncelikli alanlar istihdam imkanlarının yaratılması, sağlık hizmetlerine engelsiz erişim sağlanması, çocukların ilk ve orta dereceli eğitim süreçlerine dahil edilmesi ile sosyal ve kültürel hayata uyum sağlanması olarak belirlendi. Türkiye Cumhuriyeti mevzuatı çerçevesinde yürütülecek bu faaliyetlerde, Kırım Türkleri Kültür ve Yardımlaşma Derneği Genel Merkezinin tüm imkan ve kaynakları seferber edilecek. Çalışma grubunun sahada tespit ettiği ve çözümü için siyasi ya da diplomatik karar alınması gereken stratejik meseleler ise doğrudan Kırım Derneği Genel Merkezi vasıtasıyla KTMM’nin gündemine taşınarak en üst düzeyde çözüme kavuşturulmaya çalışılacak. Kurulan Sosyo-Ekonomik Çalışma Grubu’nun üyeleri, detaylı faaliyet alanları, çalışma prensipleri ve sığınmacıların doğrudan ulaşabileceği iletişim bilgileri çok yakın bir tarihte Kırım Türkleri Kültür ve Yardımlaşma Derneği Genel Merkezi tarafından kamuoyuna ilan edilecek.

Ujhorod Kalesi’nde bir kültürel manifesto: Rüstem Skıbin’in "Kalkan" sergisi açıldı Haber

Ujhorod Kalesi’nde bir kültürel manifesto: Rüstem Skıbin’in "Kalkan" sergisi açıldı

Ukrayna Halk Sanatçısı ünvanına sahip ünlü Kırım Tatar seramik ustası Rüstem Skıbin tarafından hazırlanan “Kalkan” (Qalqan) sergisi, Ukrayna'nın batısındaki Tıvodar Lehotskıy Zakarpatya Bölge Müzesi’nde (Ujhorod Kalesi) ilk kez sanatseverlerle buluştu. Kırım Tatar seramik ustası Rüstem Skıbin, sosyal medya üzerinden yaptığı paylaşımda projenin sadece bir sergi değil, aynı zamanda desenler ve formlarla hayat bulan bir kimlik ve direnç manifestosu olduğunu belirtti. KÜLTÜREL KORUMA VE SEMBOLLERİN DİLİ Ujhorod Kalesi müze yönetiminin resmi açıklamasına göre sergi, Kırım Tatar halkının tarihi hafızasını, kültürel özgünlüğünü ve sarsılmaz duruşunu koruma amacını taşıyor. Geleneksel işleme sanatını korumak için yıllardır çalışan seramik sanatçısı Skıbin, proje kapsamında kadim motifleri seramikten ürettiği kalkanlar üzerine nakşediyor. Sanatçı, motiflerin her birine yüklenen geleneksel kodları çağdaş birer savunma ve varoluş simgesi olarak yeniden yorumluyor. Zakarpatya Bölge Müzesi, serginin detaylarına ilişkin şu çağrıda bulundu: Bu sergi, Kırım Tatar halkının dayanıklılığına, tarihi hafızasına ve kültürel kimliğine adanmıştır; aynı zamanda kültürel mirasın korunmasını ve kültürlerarası diyaloğu teşvik etmeyi amaçlamaktadır. Tüm sanatseverleri sergiyi ziyaret etmeye ve sembollerin, süslemelerin ve sanatın diliyle Kırım Tatar halkının eşsiz kültürel mirasını daha yakından tanımaya davet ediyoruz. 29 Temmuz 2026 tarihine kadar kapılarını açık tutacak olan afiş ve seramik içerikli bu özel sergi, Ukrayna'nın batısı ile Kırım'ın köklü doğu mirasını Ujhorod’un tarihi surları altında bir araya getiriyor.

Cephedeki askerin çizimleri posta pulu oldu: "Kırım'da başladı, Kırım'da bitecek!" pul serisi Kıyiv'de tanıtıldı Haber

Cephedeki askerin çizimleri posta pulu oldu: "Kırım'da başladı, Kırım'da bitecek!" pul serisi Kıyiv'de tanıtıldı

Ukrayna'nın başkenti Kıyiv’de, işgal altındaki Kırım Yarımadası’nın direnişini ve özgürlük mücadelesini simgeleyen "Kırım’da başladı, Kırım’da bitecek!" adlı yeni bir posta pulu serisi tanıtıldı. Söz konusu özel proje, Kırım Tatar Kaynak Merkezi ile #LiberateCrimea hareketi aktivistlerinin ortak girişimiyle hayata geçirildi. GENÇ AKTİVİSTLERİN FİKİRLERİ CEPHEDEKİ SANATÇIYLA HAYAT BULDU Pulların sanatsal tasarımını, aynı zamanda Ukrayna Silahlı Kuvvetlerinde asker olarak görev yapan ünlü sanatçı Andriy Yermolenko üstlendi. Tasarım sürecinde #LiberateCrimea hareketinin genç aktivistlerinden ilham aldığını belirten Yermolenko, "Bu kadar çok gencin Kırım için içtenlikle mücadele ettiğini gördüğümde, yarımadanın Ukrayna’ya mutlaka geri döneceğini bir kez daha anladım. Benim için bu proje sadece çizimlerden ibaret değil; pes etmeyen ve savaşmaya devam eden insanların hikâyesidir." dedi. “KIRIM’IN EVİNE DÖNMESİNİ GEREKTİĞİNİ TÜM DÜNYAYA HATIRLATIYORUZ” Tanıtım etkinliğinde konuşan ünlü yönetmen, oyuncu, Kırım Evi Kültür Merkezi Başkanı ve Kırım Tatar yönetmen Ahtem Seitablayev, bu tür kültürel projelerin de işgalden kurtarma mücadelesinin ayrılmaz bir parçası olduğunu vurguladı. Posta pullarının geçmişi, bugünü ve geleceğin Ukrayna Kırımına dair vizyonu birleştirdiğini söyleyen Seitablayev, bu adımın Kırım’ın özgürleşmesi yolunda hem Ukrayna içinde hem de uluslararası arenada yarımadanın unutulmaması adına güçlü bir hatırlatıcı olacağını vurgulayarak şu ifadelerini kullandı: Bu, Kırım'ın işgalden kurtarılması yolunda atılmış bir başka adımdır. Bu tür projeler hem Ukrayna’da hem de yurt dışında yarımadanın hâlâ işgal altında olduğunu ve mutlaka evine dönmesi gerektiğini hatırlatmaya yardımcı oluyor. Kırım Tatar Kaynak Merkezi Yönetim Kurulu Başkanı ve Kırım Tatar Millî Meclisi (KTMM) Üyesi Eskender Bariyev de Kırım konusunun Ukrayna ve dünya gündeminde sürekli canlı tutulması gerektiğinin altını çizdi. Bariyev, "Kırım’ı sistemli bir şekilde hatırlatmak zorundayız. Bu tür girişimler sayesinde uluslararası ortaklarımızın dikkati yarımadanın işgalden kurtarılması hedefinden uzaklaşmayacaktır." şeklinde konuştu. 8 PULLUK ÖZEL SET UKRPOŞTA’DA SATIŞTA Ukrayna Devlet Posta Servisi "Ukrpoşta" Filatelik Ürünleri Departmanı Müdürü Nataliya Muhina, sekiz puldan oluşan bu özel serinin resmî çevrim içi mağaza üzerinden siparişe açıldığını duyurdu. Pulların tüm dünyaya filateli sanatı aracılığıyla Kırım’ı anlattığını belirten Muhina, geniş çaplı işgalin başlangıcından bu yana Ukrpoşta’nın Kırım temalı birçok popüler seriye imza attığını hatırlattı. Ayrıca daha önce yayımlanan "Kırım Köprüsü: Bir Daha!", "Kırım Hazineleri: Geri Dönüş" ve Kırım Tatar geleneksel nakışlarını içeren pul serilerinin ardından, bu yeni adımın da geçici işgale karşı haklı bir ses yükseltme amacı taşıdığını vurguladı.

Siyasi tutsak Fevziye Osmanova’nın annesi QHA’ya konuştu: 15 Ekim’de hayatımız karardı! Haber

Siyasi tutsak Fevziye Osmanova’nın annesi QHA’ya konuştu: 15 Ekim’de hayatımız karardı!

Rusya’nın Kırım’ı uluslararası hukuku çiğneyerek işgal etmesinin ardından yarımadada başlatılan sistematik baskı, tecrit ve yıldırma politikaları her geçen gün boyut değiştiriyor. Kremlin rejimi, ilk yıllarda daha çok erkek aktivistleri, gazetecileri ve Kırım Tatar Millî Meclisi (KTMM) üyelerini hedef alırken; son dönemde baskı dalgasını Kırımlı kadınlara, annelere ve genç kızlara kadar genişletti. Kırım Haber Ajansı (QHA) olarak hazırladığımız "İşgal Altında Çalınan Hayatlar: Kırım’ın Siyasi Tutsak Kadınları" özel dosya serimizin bu bölümünde; henüz 21 yaşındayken maskeli silahlı adamlar tarafından sabah saat 4.00’te yatağından kaldırılıp, düzmece "terör" suçlamalarıyla hayatı çalınan Fevziye Osmanova’nın hikâyesini sayfalarımıza taşıyoruz. QHA’ya konuşan Kırım Tatar siyasi tutsak Fevziye Osmanova’nın annesi Elyanora Osmanova, kızının esaret altındaki 7 ayını ve maruz kaldığı ağır tecrit koşullarını anlattı. Kızının muhasebe işlerinden evlilik hayallerine kadar uzanan hayatının bir gecede karartıldığını belirten acılı anne, Rusya'nın yalanlarıyla genç kızların hayatını çaldığını vurguladı. “SABAH SAAT 04.00'TE HER ŞEY BİR ANDA KOPTU!” Kızının çalışkan, dürüst ve ailesine bağlı bir genç olduğunu belirten Elyanora Osmanova, baskından önceki hayatlarını ve o uğursuz geceyi şu sözlerle anlattı: Fevziye çok zeki bir çocuktu, yaşına göre her zaman çok olgundu. Ben tek başına ayakları üzerinde durmaya çalışan, çocuklarını yalnız büyüten bir anneyim. Gece gündüz dükkanda çalışırdım. Kızım daha küçük yaşlardan itibaren bana yardım etmeye başladı. Dükkanın tüm muhasebesini, banka ödemelerini, ürün siparişlerini tamamen o yönetirdi. O kadar büyük bir yükü sırtlamış ki, o elimizden koparılınca ne çok iş yaptığının farkına vardık ve kıymetini şimdi çok daha iyi anladık... Ama 15 Ekim günü sabaha karşı saat 04.00'te her şey bir anda koptu. Kapıda korkunç bir gürültü, bağrışmalar, camların yumruklanması... Biz evde üç kadın yalnız kalıyorduk, erkek yoktu. Korkudan titremeye başladık, hırsız girdi sandık. Böyle siyasi bir şeyin bizim başımıza geleceği aklımızın ucundan bile geçmezdi. Maskeli işgal güçlerinin gencecik bir kızı gözaltına almak için adeta savaşa gider gibi donanımlı geldiklerini belirten anne Osmanova, “Kapıyı kırıp içeri adeta fırladılar. Yaklaşık 20 kişi, hepsi maskeli, silahlı, kelepçeli ve tam teçhizatlıydı. İçeri girer girmez fenerleri doğrudan gözümüze tuttular; isim, soyisim diye bağırmaya başladılar. Gencecik bir kızı götürmek için ordu gibi gelmişlerdi." dedi. “GÖZÜMÜZÜN ÖNÜNDE SAHTE DELİL YERLEŞTİRDİLER” Arama adı altındaki zorbalık sırasında Rus ajanların eve sahte dinî kitaplar yerleştirdiğini belirten anne, bu hukuksuzluğa itiraz ettiğinde aldığı pişkin cevabı şu şekilde aktardı: "Ev aramalarında kitap yerleştirdiklerini bildiğimiz için ellerini takip etmeye çalıştık. O sırada görevlilerden biri 'Anne, gel dışarı çıkalım' diyerek beni odadan çıkardı. İçeri tekrar girdiğimde masanın üzerinde iki kitap duruyordu. 'Bunu neden yapıyorsunuz? Bunlar bizim değil, parmak izi incelemesi yapılsın' diye bağırdım. Görevli bana pişkin bir şekilde, 'Neden geriliyorsun, bunlardan dolayı kimseyi hapse atmıyorlar' dedi. Madem öyle, neden getirdiniz? dediğimde cevap vermedi. Sürekli bana 'Kızını ikna et, suçunu itiraf etsin' baskısı yaptılar. Benim kızım tertemiz bir Müslümandır. Yaşlılara hürmet eder, küçük çocuklara ders verir, elinde fazladan bir kuruş dursa gider fakire verirdi. Bana her zaman 'Anne, ticarette insanları aldatmak, tartıda hile yapmak en büyük günahtır' diye nasihat eden çocuk, şimdi onların gözünde güya terörist!" SOĞUK VE RUTUBETLİ HÜCRE, KÖTÜ YEMEKLER Fevziye'nin tutulduğu hücrenin insanlık dışı koşullarına dikkat çeken Elyanora Osmanova, kızının sağlığının hızla bozulduğunu ve işgal yönetiminin buna göz yumduğunu şöyle ifade etti: Kızımı diğer kızlardan ayırıp tek başına bir hücreye koydular. 7 aydır aynı hücrede tutuyorlar. Hücrenin koşulları insanlık dışı. Havalandırma sıfır. İçerideki nem, soğuk havayla birleşince tavanda ve duvarlarda su damlaları oluşturuyor. Duvarlardan resmen sular akıyor, yataklar rutubet içinde. Kızımın hayatı boyunca hiçbir böbrek rahatsızlığı yoktu; ancak bu 7 ayda o rutubetten dolayı böbrekleri ağrımaya başladı. Sürekli sancı çekiyor. Muayene için doktora görünmeye izin vermiyorlar. Zar zor ilaç ulaştırabildik. Ocak ayında hücreye ısınması için küçük bir ısıtıcı göndermiştim, cezaevi yönetimi değişince o ısıtıcıyı da elinden almışlar. Duvarlar yine ıslak, saçını kurutabileceği hiçbir şey yok. Yemekler ise tam bir felaket. Sabahları verdikleri bulamaç gibi lapalar resmen lastik gibi, çiğnemek imkansız, kimse yiyemiyor. Kızım, 'Anne midem çok kötü, artık yiyemiyorum' diyor. Yemek göndermeye çalışıyoruz. Ben 30 kilo yiyecek hakkımı doldurunca, diğer mahkumların hakkı üzerinden ona bir şeyler göndermeye çalışıyorum. Hücrede diğer mahkumlarla yemeklerini paylaşıyor. “YÜREĞİMİ PARÇALAYAN O BAKIŞ: ANNE BENİ BURADAN AL” Soruşturma savcısının aylarca görüşme yasağı koyduğunu ve 7 ay sonra kızını ilk kez camın arkasından gördüğünü belirten anne, o anı şu sözlerle anlattı: Savcı 7 ay sonra ilk kez izin verdi. Ne bir telefon görüşmesi ne bir temas... Sadece internet üzerinden, o da sansürden geçmek şartıyla mektuplaşabildik. Karşımda kızımı gördüğümde bakışları tıpkı kedi yavrusu bakışı gibiydi! Yüreğimi parçalayan, 'Anne ne olur beni buradan al' diyen bir bakış... Bunu kelimelerle anlatmak imkansız. Ama karşısında ağlamamak için kendimi tuttum. Ben hayatta her şeyi tek başına çözen, kendine çok güvenen bir kadındım. Ama bu sistem karşısında anlıyorsunuz ki, insanın kendi gücüyle çözemeyeceği şeyler varmış. Şimdi tek sığınağımız ve ümidimiz Allah. KADINLAR SİYASİ HEDEF HÂLİNE GELDİ İşgalci Rus güçleri 15 Ekim 2025 tarihinde dört Kırım Tatar kadını haksız gerekçelerle alıkoyarak FSB ofisine götürdü. Ertesi gün sözde mahkemeye çıkarılan Esma Nimetulayeva, Elviza Aliyeva, Nasiba Saidova ve Fevziye Osmanova sözde "terör örgütü faaliyeti yürütmek ve ilgili örgütün faaliyetlerine katılmakla" suçlanarak tutuklandı. İŞGALCİLERDEN BAŞÖRTÜSÜNE FİZİKSEL MÜDAHALE Gözaltı merkezine getirildiği ilk günlerde FSB görevlisi bir kadının Fevziye Osmanova'nın başörtüsü takmasını yasakladığı, hatta erkek görevlilerin yanında başörtüsünü yırttığı bildirildi. Öte yandan kendisiyle birlikte zorla alıkonulan diğer iki siyasî tutsak Esma Nimetulayeva ve Nesibe Saidova'nın da aynı muameleyle karşı karşıya kaldığı öğrenildi. KIRIM’DAN MOSKOVA’YA ADALET YOLCULUĞU Haksız yere alıkonulan dört Kırım Tatar kadının aileleri başta olmak üzere 16 Kırım Tatarından oluşan heyet, Rusya İnsan Hakları Yetkilisi (Ombudsman) Tatyana Moskalkova ile görüşmek amacıyla 29 Ekim’de Kırım’dan Moskova’ya yola çıktı. Hak arayışı yolunda son 36 saat içinde Rus kolluk kuvvetleri tarafından 5 defa alıkonulan Kırım Tatarları, Rusya Ombudsmanlık Ofisine ulaşmayı başardı. Nasibe Saidova, Fevziye Osmanova ve Elvize Aliyeva’nın aileleri ile avukat Nazim Şeyhmambetov, haksız yere alıkonulan Kırım Tatar kadınların serbest bırakılması talebini içeren dilekçeyi Rusya Ombudsman Ofisine sundu. Dilekçeye Kırım’ın farklı şehir ve köylerinden toplanan 6 bin 500 bin imza atıldı. Heyet, aynı dilekçeyi Rusya Başsavcılığına ve Devlet Başkanlığı İdaresine de sundu. Ancak bu çabalar hiçbir sonuç vermedi.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.