SON DAKİKA
Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#Kırım Tatar Kaynak Merkezi

QHA - Kırım Haber Ajansı - Kırım Tatar Kaynak Merkezi haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Kırım Tatar Kaynak Merkezi haber sayfasında canlı gelişmelerle ulaşabilirsiniz.

Rusya, ABD merkezli Kırım Tatar Vakfını "istenmeyen kuruluş" ilan etti Haber

Rusya, ABD merkezli Kırım Tatar Vakfını "istenmeyen kuruluş" ilan etti

Rusya Federasyonu Başsavcılığı, Amerika Birleşik Devletleri merkezli Kırım Tatar Vakfı (Crimean Tatar Foundation) adlı sivil toplum kuruluşunu "istenmeyen kuruluşlar" listesine dahil etti. Kırım Tatar Kaynak Merkezi tarafından yapılan açıklamaya göre, Rusya Başsavcılığı tarafından yayımlanan kararda, vakfın 2021 yılında kurulduğu ve New York merkezli faaliyet gösterdiği iddia edildi. Ancak Kırım Tatar Vakfını resmi internet sayfasında kuruluş tarihinin 2023 olduğu bilgisi yer alıyor. Rus makamları, vakfın Ukrayna Silahlı Kuvvetlerine insansız hava araçları (İHA), koruyucu askerî teçhizat, jeneratör, araç ile haberleşme ve gözetleme ekipmanı sağladığını öne sürerek karara gerekçe gösterdi. Rusya Başsavcılığı ayrıca, vakfın Kırım Tatar halkının sürgün tarihine ilişkin konferanslar, sergiler ve paneller düzenlediğini; Kırım'ın Rusya tarafından işgal edildiği ve Rusya'nın Ukrayna'ya karşı yürüttüğü saldırganlık politikaları yönünde kamuoyu oluşturduğunu belirtti. KIRIM TATAR KURUMLARINA YÖNELİK BASKILAR DEVAM EDİYOR İşgalci Rusya Federasyonu, Kırım Tatar milli kurumlarına ve bağımsız medyaya yönelik baskı politikasını aralıksız sürdürüyor. İşgal yönetimi, Kırım Tatar halkının meşru temsil organı Kırım Tatar Millî Meclisini (KTMM) 2016 yılında sçzde "aşırılıkçı örgüt" ilan ederek tüm faaliyetlerini yasaklamıştı. Baskı ağını zamanla genişleten Moskova; Kırım Haber Ajansı (QHA), ATR Televizyonu ve Avdet Gazetesi gibi Kırım Tatar medya kuruluşlarının yayınlarını durdurup faaliyet imkanı ve şansı vermedi, 2024 yılında ise Kırım Tatar Kaynak Merkezini "istenmeyen kuruluş" listesine dahil etti. Son olarak Rusya Adalet Bakanlığı, 26 Haziran 2026’daki Kırım Tatar Millî Bayrak Günü'nde ifade özgürlüğünü tamamen bastırmaya yönelik düzmece bir karara daha imza attı. Bakanlık; Kırım Dayanışması (Krymskaya Solidarnost) sivil insan hakları hareketini ve bünyesindeki çok sayıda gazeteci, aktivist ile insan hakları savunucusunu resmen "yabancı ajan" ilan etti.

Kırım Tatar halkının hakları BM gündeminde: Rusya’nın etnik temizlik ve asimilasyon politikası ifşa edildi Haber

Kırım Tatar halkının hakları BM gündeminde: Rusya’nın etnik temizlik ve asimilasyon politikası ifşa edildi

Kırım Tatar Kaynak Merkezi (KTRM), BM Yerli Halkların Hakları Uzman Mekanizması’nın (EMRIP) 19. oturumu kapsamında Cenevre'de önemli bir panel düzenledi. "Çatışma ve Çatışma Sonrası Yeniden İnşa Koşullarında Yerli Halklar" başlıklı etkinlik, Kırım Tatarlarının yaşadığı hak ihlallerini dünya kamuoyuna sundu. Panel öncesinde, Ukrayna kökenli ABD’li yönetmen Krıstına Paşçın’ın (Christina Paschin) Kırım Tatar halkının kimlik mücadelesini ve Rus işgalinin sonuçlarını anlatan Hafızaya Kazınanlar (Etched in Memory) adlı belgeselinin fragmanı gösterildi. "BU SADECE TOPRAK İŞGALİ DEĞİL, KİMLİĞİ SİLME GİRİŞİMİ” Ukrayna’nın BM Cenevre Ofisi Daimi Temsilcisi Yevgeniy Tsımbalyuk, panelin açılış konuşmasında Rusya’nın emperyalist hırslarına dikkat çekerek şunları kaydetti: Rusya’nın Ukrayna’ya yönelik saldırganlığı sadece bir toprak gaspı değildir. Bu, milli kimliği silmeye, tarihi yeniden yazmaya ve kendi emperyal anlatılarını dayatmaya yönelik geniş bir politikanın parçasıdır. Rusya, işgal altındaki Ukrayna topraklarında Ukraynasızlaştırma, zorunlu asimilasyon ve demografik yapıyı değiştirme politikası uygulayarak, işgal altında yaşayan insanların temel haklarını ve uluslararası hukuk normlarını ihlal ediyor. DOKUZ YILDA 10 BİNDEN FAZLA İNSAN HAKLARI İHLALİ Etkinlikte söz alan Kırım Tatar Kaynak Merkezi Başkanı ve Kırım Tatar Milli Meclisi (KTMM) Üyesi Eskender Bariyev, Kırım’daki güncel hak ihlallerine ilişkin raporu paylaştı. “Savaş suçlarının ve insan hakları ihlallerinin temel nedeni işgaldir.” diyen Bariyev, yaşanan baskıların tesadüfi olmadığını, Rus Çarlığı’nın 1783’teki işgali ve Sovyet rejiminin 1944’teki sürgünüyle başlayan soykırım politikasının modern şekliyle bir devamı olduğunu belirtti. Merkezin verilerine göre 2017-2025 yılları arasında işgal altındaki Kırım’da 10 bin 727 temel insan hakkı ihlali yaşandı ve bu ihlallerin 7 bin 166’sı doğrudan Kırım Tatarlarını hedef aldı. Bölgede 545 siyasi amaçlı ceza davası açıldığı, 183'ü Kırım Tatarı olmak üzere 372 siyasi tutsak bulunduğu, 61 kişinin öldürüldüğü ve 29 kişinin zorla kaybedildiği açıklandı. Bariyev ayrıca, 2024-2025 yıllarında 30 kadının tutuklandığını, toplamda ise 84 kadının (20'si Kırım Tatarı, 1'i Karay Türkü) adli takibata uğradığını belirterek, Rusya’nın ceza hukukunu muhalif kimliği bastırmak için bir araç olarak kullandığını vurguladı. “Bugün Ukrayna'nın yerli halkları, Kırım Tatarları, Karaylar ve Kırımçaklar, açık siyasi ve hukuki korumaya ihtiyaç duyuyor.” diyen Bariyev uluslararası topluma; Kırım Tatar halkına yönelik sistemli baskıların insanlığa karşı suç olarak tanınması, baskılardan sorumlu kişilere yönelik bireysel yaptırımların ve uluslararası ceza mekanizmalarının güçlendirilmesi, siyasi tutsakların korunması ve yerli halk temsilcilerinin Kırım’ın işgalden kurtarma süreçlerine dahil edilmesi çağrısında bulundu. RUSYA İÇİNDEKİ AZINLIKLAR DA TEHLİKEDE Panelde konuşan Sami halkı ve Rusya Yerli Halkları Uluslararası Komitesi (ICIPR) Temsilcisi Andrey Danilov ise Rusya Federasyonu içindeki yerli halkların durumuna değindi. Danilov, bu halkların onlarca yıldır yoğun bir Ruslaştırma politikasına maruz kaldığını ve dillerini kullanmalarının yasaklandığını belirtti. Rusya’nın Ukrayna’ya karşı yürüttüğü savaşta yerli halkları orantısız bir şekilde askere aldığını vurgulayan Danilov, bu durumun zaten sayıca az olan bu halklar için ciddi bir demografik tehdit oluşturduğunu ve bu suça ortak edilmemeleri gerektiğini ifade etti. Panelin moderatörü, Kırım Tatar Kaynak Merkezi hukukçusu Lyudmyla Korotkıh, Rusya’nın işlediği suçların belgelenmesinin gelecekte adaletin sağlanması için en temel şart olduğunu vurguladı.

Kırım Film Festivali’nde finale kalan yapımların afişleri paylaşıldı Haber

Kırım Film Festivali’nde finale kalan yapımların afişleri paylaşıldı

Türkiye Cumhuriyeti Kültür ve Turizm Bakanlığının destekleriyle tertip edilen ve Kırım Tatar kültürünü ve sinemanın evrensel dilini bir araya getirecek olan 1. Uluslararası Kırım Film Festivali kapsamında Türkiye, Ukrayna, Kırım, Birleşik Krallık ve Katar'dan yönetmenlerin eserleri bir araya geliyor. Bu eserler arasında Kırım Tatar tarihini ve kültürünü sürgün, hafıza ve kimlik temalarıyla işleyen yapımlar yer alıyor. Kırım Tatar sinemasının 100. yılı dolayısıyla düzenlenen ve direktörlüğünü yapımcı, yönetmen ve metin yazarı Neşe Sarısoy Karatay'ın yaptığı festivalin belgesel kategorisinde finale kalan yapımların afişleri, festivalin resmî sosyal medya hesabı üzerinden paylaşıldı. "70 YAŞINDA BİR ÇINAR" Festivalde finale kalan Kırım Haber Ajansı (QHA) Türkiye İrtibat Bürosu Müdürü Esma Kasar yönetmenliğindeki "70 Yaşında Bir Çınar" (Türkiye-Ukrayna) belgesel filmi, ana vatanlarından koparılmalarına rağmen kimliklerini, kültürlerini ve millî davalarını unutmayan Kırım Tatarlarının sesi olan Kırım Türkleri Kültür ve Yardımlaşma Derneğinin hikâyesini anlatıyor. Belgesel film, derneğin zengin geçmişini ve 70 yılı aşkın mücadelesini gözler önüne seriyor. "ANAVATANA YEMİN" Zera Bekirova imzalı "Anavatana Yemin" (Kırım) ise 1944 yılında yurtlarından koparılan ve yarım asra yakın bir süre sürgünde kalan Kırım Tatarlarının, 1980'li yılların sonundan itibaren başlattığı destansı ve zorlu geri dönüş mücadelesini müzisyen ve besteci Rüstem Suleymanov’un gözünden ve yıllarca çektiği görüntülerin izinden giderek anlatıyor. Festivalin resmî sosyal medya hesabı üzerinden yapılan paylaşımda, belgesel filme dair şu ifadelere yer verildi: ‘Anavatana Yemin’; 1944 yılında yurtlarından koparılan ve yarım asra yakın bir süre sürgünde kalan Kırım Tatarlarının, 1980'li yılların sonundan itibaren başlattığı o destansı ve zorlu geri dönüş mücadelesini müzisyen ve besteci Rüstem Suleymanov’un gözünden ve yıllarca çektiği görüntülerin izinden giderek anlatıyor. Boş arazilerde, hiçbir şeyleri yokken derme çatma çadırlardan ve barakalardan kendi elleriyle taş üstüne taş koyarak yuvalar kuran, vatanı adeta küllerinden yeniden yeşerten Kırım Tatarlarının bu dinmez mücadelesi; haksızlığa boyun eğmeyen, kimliğini koruyan ve ‘vatan’ söz konusu olduğunda her türlü zorluğu göğüsleyen onurlu bir halkın asla pes etmeyen ruhuna adanmış en derin saygı duruşudur. "HAFIZAYA KAZINMIŞ" Kristine Pasçın (Christina Paschyn) tarafından yönetilen "Etched in Memory (Hafızaya Kazınmış)" (Katar-Birleşik Krallık-Ukrayna) belgesel filminin ise savaşın yaralarını taşıyan Kyiv'de aralıksız füze saldırıları altında 3 çocuk büyüten ve aynı zamanda işgal altındaki vatanları Kırım'ı kurtarmak için mücadele eden Kırım Tatar Kaynak Merkezi (CTRC) Başkanı Eskender Bariyev ve Merkezin müdürü Zarema Bariyeva'nın hikâyesini konu aldığı belirtildi. Kırım Tatar aktivistlerin, hava saldırıları arasındaki boşluklarda, bugün Ukrayna’nın Ankara Büyükelçisi olan ve geçmişte Rusya tarafından yasa dışı olarak alıkonulmuş Nariman Celâl gibi Kırımlı siyasi mahkûmlar için kampanyalar yürüttükleri kaydedildi. Öte yandan Bariyev ve Bariyeva’nın, Rusya tarafından kaçırılan müze müdürü Leyla İbrahimova'yı kurtarma çabalarına öncülük ettikleri ve diğer mültecilere destek oldukları ifade edildi. Bir Rus saldırısında hayatını kaybeden genç oğlu için adalet arayan Rustem ve cephede ölen asker eşinin yasını tutan Elena’nın da söz konusu mülteciler arasında olduğu dile getirildi. Belgesel filmin, hem kişisel bir yönü olduğu hem de aciliyet taşıdığı vurgulanırken bir çatışmanın içindeki başka bir çatışma olarak nitelendirilen hayatta kalma, adalete erişme ve evlerine dönme hakkı için mücadele eden Ukrayna'nın yerli Müslüman topluluğunun hikâyesini gözler önüne serdiği aktarıldı. "İSMAİL BEY GASPIRALI" İsmail Taha Feyizli'nin "İsmail Bey Gaspıralı" (Türkiye) belgesel-dramasının ise Türk dünyasının en vizyoner aydınlarından biri olan İsmail Bey Gaspıralı’nın yaşamını, entelektüel mirasını ve kalıcı etkisini ele aldığı belirtildi. Bununla beraber, belgesel-dramanın uzman görüşleri, nadir arşiv belgeleri ve sinematik canlandırmalar aracılığıyla Gaspıralı'nın eğitim, birlik ve kültürel uyanışa dair fikirlerinin nesilleri nasıl şekillendirdiğini ve bugüne nasıl ilham vermeye devam ettiğini gözler önüne serdiği dile getirildi. Öte yandan, söz konusu yapımın bir biyografinin ötesine geçerek Türk dünyasının düşünce tarihini dönüştüren bir hareketin kökenlerine yapılan bir yolculuk niteliğinde olduğu kaydedildi. "QANDIM: YÜREK ATEŞ KİBİ YANĞANDA" Elzara İslamova'nın "Qandım: Yürek Ateş Kibi Yanğanda" (Kırım) belgeseli ise Kırım Tatar şair, yazar ve çevirmen Yunus Kandım’ı (Qandım) anlatıyor. Festivalin resmî sosyal medya hesabı üzerinden yapılan paylaşımda, Kandım’ın sadece 45 yıllık kısa ömrüne ruhlara dokunan onlarca etkili şiir sığdırdığı, devâsâ bir Kırım Tatar edebiyatı antolojisi kazandırdığı, halkını büyük Kırım Tatar yazar Cengiz Dağcı'nın ölümsüz eserleriyle buluşturduğu ve Birinci Kırım Tatar Millî Kurultayı ile Kırım Tatar halkının unutulmaz lideri Numan Çelebicihan’ın mirasına ışık tutan tarihî eserler kaleme aldığının altı çizildi. Paylaşımda, ayrıca şu değerlendirmelere yer verildi: Sevdiğiniz esere, halkınıza ve vatanınıza tüm varlığınızla bağlıysanız tek bir saniyeyi bile boşa harcamadan yaşamak ve üretmek için âdetâ zamanla yarışırsınız. Seçkin Kırım Tatar şair, yazar ve çevirmen Yunus Kandım tam da böyle bir adanmışlığın simgesiydi. Sadece 45 yıllık kısa ömrüne ruhlara dokunan onlarca etkili şiir sığdırdı, devâsâ bir Kırım Tatar edebiyatı antolojisi kazandırdı, halkını büyük yazar Cengiz Dağcı'nın ölümsüz eserleriyle buluşturdu, Birinci Kurultay ve Numan Çelebicihan’ın mirasına ışık tutan tarihî eserler kaleme aldı. ‘Kandım: Yürek Ateş Gibi Yanarken’ belgeselinde izleyiciler; şairin kızı Hatice Kandım'ın rehberliğinde, bu dâhî kalemin ve sönmeyen büyük bir ruhun izini sürerek onu yeniden keşfedecekler. "QANDIM: YÜREK ATEŞ KİBİ YANĞANDA" Elzara İslamova'nın "Qandım: Yürek Ateş Kibi Yanğanda" (Kırım) belgeseli ise Kırım Tatar şair, yazar ve çevirmen Yunus Kandım’ı (Qandım) anlatıyor. Festivalin resmî sosyal medya hesabı üzerinden yapılan paylaşımda, Kandım’ın sadece 45 yıllık kısa ömrüne ruhlara dokunan onlarca etkili şiir sığdırdığı, devâsâ bir Kırım Tatar edebiyatı antolojisi kazandırdığı, halkını büyük Kırım Tatar yazar Cengiz Dağcı'nın ölümsüz eserleriyle buluşturduğu ve Birinci Kırım Tatar Millî Kurultayı ile Kırım Tatar halkının unutulmaz lideri Numan Çelebicihan’ın mirasına ışık tutan tarihî eserler kaleme aldığının altı çizildi. Paylaşımda, ayrıca şu değerlendirmelere yer verildi: Sevdiğiniz esere, halkınıza ve vatanınıza tüm varlığınızla bağlıysanız tek bir saniyeyi bile boşa harcamadan yaşamak ve üretmek için âdetâ zamanla yarışırsınız. Seçkin Kırım Tatar şair, yazar ve çevirmen Yunus Kandım tam da böyle bir adanmışlığın simgesiydi. Sadece 45 yıllık kısa ömrüne ruhlara dokunan onlarca etkili şiir sığdırdı, devâsâ bir Kırım Tatar edebiyatı antolojisi kazandırdı, halkını büyük yazar Cengiz Dağcı'nın ölümsüz eserleriyle buluşturdu, Birinci Kurultay ve Numan Çelebicihan’ın mirasına ışık tutan tarihî eserler kaleme aldı. ‘Kandım: Yürek Ateş Gibi Yanarken’ belgeselinde izleyiciler; şairin kızı Hatice Kandım'ın rehberliğinde, bu dâhî kalemin ve sönmeyen büyük bir ruhun izini sürerek onu yeniden keşfedecekler. “RÜZGÂR DÖNÜYOR” Ernes Sarıhalilov’un (Sarykhalilov) "Rüzgâr Dönüyor" (Ukrayna) yapımı, 1990'lı yılların başında Kırım Tatarlarının sürgünden dönüşünü belgeleyen fotoğrafçı Rifhat (Rifkhat) Yakupov’un 30 yıl sonra fotoğraf arşivini yeniden ele alışını işliyor. Yakupov’un fotoğraflarında yer alan kişiler, fotoğrafların çekildiği anı hatırlıyor; geçmişteki ve bugünkü yaşamlarına dair değerlendirmelerde bulunuyor. “SÖNMEYEN ATEŞ” Tunç Boran'ın "Sönmeyen Ateş" (Türkiye) yapımı, 120 yıl önce Kırım'dan Türkiye'ye göç eden bir ailenin torunu olan Naci Konar’ın hiç görmediği vatanına duyduğu özlemle yaşamasını ele alıyor. “Sönmeyen Ateş”in tamamının Kırım Tatarca çekildiği belirtilirken yapım aracılığıyla, bir insanın atalarının toprağına duyduğu hasreti, kaybolmaya yüz tutan bir dili ve kuşaktan kuşağa aktarılan kimlik mücadelesini samimi bir aile hikâyesi üzerinden anlatıldığı kaydedildi. Yapım aracılığıyla, bir İnsanın en büyük özleminin bazen hiç görmediği bir yer olabileceği mesajı izleyiciye aktarılıyor. “YANĞAN YÜREK” Elmaz Asan'a ait "Yanğan Yürek" (Birleşik Krallık) yapımı ise Kırım Tatar halkının millî lideri ve Ukrayna Milletvekili Mustafa Abdülcemil Kırımoğlu’nun eşi Safinar Cemileva’nın hayatını konu ediniyor. Festivalin resmî sosyal medya hesabı üzerinden yapılan paylaşımda 18 Mayıs 1944 Kırım Tatar Sürgünü ve Soykırımı'nın ardından bütün Kırım Tatar halkı gibi Safinar Cemileva’nın da uzun yıllar boyunca Kırım’a dönme hakkından mahrum bırakıldığına dikkat çekildi. Sürgünün, Cemileva’nın hayatının ayrılmaz bir parçası hâline geldiği ve uzun yıllar sonra nihayet Kırım Tatar halkının aslî unsur olduğu vatan Kırım’a dönebildiği kaydedilirken Cemileva için eve dönüşün yolculuğun sonu olmadığı da ayrıca dile getirildi. Cemileva’nın hayatını halkına hizmet etmeye, ihtiyaç sahiplerine destek olmaya ve Kırım Tatar millî hareketine katkı sunmaya adadığı belirtildi. Öte yandan kendisinin, Kırım Tatar halkının dünyaca tanınan millî lideri Mustafa Abdülcemil Kırımoğlu’nun eşi olarak halkının kaderini kendi kaderi bildiği vurgulandı. Öte yandan, Rusya’nın Kırım’ı 2014 yılında işgal etmesi ve Yarımada’da baskıların giderek artması üzerine Cemileva’nın vatan Kırım’ı bir kez daha terk etmek zorunda kaldığının ve yeniden sürgün hayatına mahkûm edildiğinin de altı çizildi.

Kırım’da dinmeyen sızı: 35 siyasi tutsak yakını adaleti ve sevdiklerini göremeden vefat etti Haber

Kırım’da dinmeyen sızı: 35 siyasi tutsak yakını adaleti ve sevdiklerini göremeden vefat etti

Kırım Tatar Kaynak Merkezi, Rus işgali altındaki Kırım'da yaşanan insan hakları ihlallerinin ve siyasi baskıların gölgesinde kalan çok acı bir bilançoyu güncelledi. Açıklanan verilere göre, Rus yönetimi tarafından hukuksuzca hapsedilen Kırım Tatarı ve Ukraynalı siyasi tutsakların yakınlarından 35 kişi, evlatlarının, eşlerinin veya kardeşlerinin özgürlüğe kavuştuğunu göremeden hayata gözlerini yumdu. HASRETLE SON BULAN HAYATLAR Sürekli baskı, şafak baskınları, tecrit ve görüşme yasakları, hapisteki tutsakların yanı sıra dışarıdaki ailelerin de sağlığını ve psikolojisini doğrudan eritiyor. Son dönemde bu ağır strese ve kalp ağrısına dayanamayarak vefat eden 85 yaşındaki Seyyare Gugurik, siyasi tutsaklar Rüstem ve Bekir Gugurık’ın annesiydi. Küçük oğlu Rüstem'in 2022'deki tutuklanmasının ardından büyük oğlu Bekir'in de hücreye atılmasıyla son yıllarını evlatları için dinmeyen bir korku ve endişe içinde geçiren yaşlı kadın, onlara destek olamadan ve yüzlerini göremeden hasret içinde vefat etti. Siyasi tutsak Halil Mambetov’un eşi Lilya Mambetova ise eşinin hukuksuz tutukluluğu boyunca ailesini ayakta tutmak ve onun sesini duyurmak için adeta bir adalet neferi gibi savaştı ancak Halil Mambetov halen parmaklıklar arkasında olduğu için eşine son görevini yapma ve onunla helalleşme hakkından mahrum bırakıldı. Geçtiğimiz yaz aylarında ağır hastalığına rağmen her gün oğlunu görebilme ümidiyle yaşayan İvan Yatskin’in annesi de evinden tam 4 bin kilometre uzaklıktaki bir Rus hapishanesinde tecrit edilen oğlunun cenazesine katılmasına dahi izin verilmeden hayata gözlerini yumdu. Bu acı listede ayrıca 24 Mayıs 2016 tarihinde Rus işgal güçleri tarafından kaçırılan ve o günden beri kendisinden hiçbir haber alınamayan Dünya Kırım Tatar Kongresi (DQTK) Yönetim Kurulu ve Bahçesaray Kırım Tatar Bölge Meclisi Üyesi Ervin İbragimov'un annesi Leyla İbrahimova da yer alıyor. Leyla Hanım, tam 10 yıl boyunca oğlunun akıbetine dair kahredici bir belirsizlikle yaşadı ve kalbi bu amansız bekleyişe daha fazla dayanamadı. Listede siyasi tutsak Raim Ayvazov'un feci bir kazada can veren ve abisiyle vedalaşamayan kardeşi, Memet Belyalov'un adaleti göremeden göçen babası ve dedesi ile Ahtem Çiygöz’ün annesi Aliye Çiygöz ve Nariman Celal’in babası Enver Celal gibi Kırım Tatar millî hareketinin yakından tanıdığı birçok isim bulunuyor. “ZAMAN DEĞİL, HAYATLAR ÇALINIYOR” Kırım Tatar Kaynak Merkezi, Rusya'nın uyguladığı sistemli baskıların sadece demir parmaklıklar arkasındaki insanları değil, onların dışarıdaki tüm aile bireylerini de fiziksel ve ruhsal olarak yavaş yavaş yok ettiğini vurgulayarak, “Kırım Tatar Kaynak Merkezi, yasa dışı olarak hapsedilen tüm kişilerin bir an önce serbest bırakılması ve ailelerine dönmesi gerektiği konusunda ısrar ediyor. Onların serbest bırakılmasının geciktirilmesi, sadece zamanı değil, aynı zamanda sevdiklerinin hayatlarını da ellerinden alıyor." ifadelerine yer verdi.

Rus işgali altındaki Kırım'da kadınlara yönelik baskı artıyor: En az 84 kadın siyasi davaların hedefinde Haber

Rus işgali altındaki Kırım'da kadınlara yönelik baskı artıyor: En az 84 kadın siyasi davaların hedefinde

Kıyiv’de düzenlenen "İşgal Koşullarında Kırımlı Kadınlar: Baskılar ve Mücadele" başlıklı basın toplantısında konuşan Kırım Tatar Kaynak Merkezi Müdürü Zarema Bariyeva, Rus işgal yönetiminin Kırım'da kadınlara yönelik başlattığı siyasi içerikli ceza davaları ve baskılarının korkunç bilançosunu açıkladı. Bariyeva, yarımadanın işgalinden bu yana en az 84 kadının siyasi gerekçelerle ceza davalarına maruz kaldığını ve bu baskıların özellikle 2022 yılındaki topyekûn işgal girişiminin ardından dramatik bir şekilde arttığını belirtti. EN AZ 60 KADIN RUS ZİNDANLARINDA Haziran 2026 itibarıyla elde edilen ve doğruluğu kesinleşen verilere göre, siyasi nedenlerle zulüm gören en az 60 kadın şu an Rusya ve işgal altında bulunan Kırım'daki cezaevlerinde tutuluyor. Bu kadınların 29'u Rusya Federasyonu'ndaki cezaevlerinde hükümlü olarak bulunurken, 31'i ise henüz sözde mahkeme süreci devam eden tutuklular olarak tutukevlerinde alıkonuluyor. 13 kadına yönelik adli kontrol ve denetimli serbestlik uygulanırken, 11 kadın ise işgal yönetimi tarafından gıyaben yargılanıyor. Hak savunucusu Bariyeva, Rus makamlarının birçok kadını Kırım Yarımadası dışına, Rusya’nın iç bölgelerine kaçırdığını ve bu kişilerin tam olarak hangi cezaevinde tutulduklarını (inkomünikado statüsü) tespit etmenin her geçen gün zorlaştığını vurguladı. Ayrıca Rusya'nın zulüm taktiklerini sürekli değiştirerek kadınları Interpol mekanizmaları üzerinden hem Rusya hem de Avrupa Birliği (AB) topraklarında durdurup gözaltına almaya çalıştığı ifade edildi. EN YAYGIN SUÇLAMA “VATANA İHANET” Kırım’da kadınların gözaltına alınması ve tutuklanması için Rus mahkemelerinin en sık başvurduğu uydurma suçlamalar ve sayısal dağılımı hakkında Bariyeva şu açıklamada bulundu: "İşgal altındaki Kırım’da kadınların gözaltına alınmasına gerekçe gösterilen en yaygın suçlamalar arasında şunlar yer alıyor: 'Vatana ihanet' en az 38 vaka, 'Casusluk' en az 5 vaka, 'Hizb-ut Tahrir davası' 4 vaka, 'Numan Çelebicihan Taburu davası' 6 vaka ve 'Yehova Şahitleri davası' 7 vaka." Bariyeva, Kırım Tatar Kaynak Merkezinin raporuna göre, sadece 2024-2026 yılları arasında Kırım'da kadınlara yönelik 57 yeni tutuklama vakasının kayıtlara geçtiğini hatırlattı. 71 YAŞINDAKİ NİNELERDEN 19 YAŞINDAKİ KIZLARA KADAR HERKES HEDEFTE Rusya'nın acımasız ceza mekanizması yaşlı, genç veya hasta gözetmeksizin işletiliyor. Rus zindanlarında tutulan kadınlar arasında 11 yaşlı kadın bulunuyor. Bunların arasında 71 yaşındaki Akyar (Sivastopol) sakini Galina Dovgopola ve 70 yaşındaki Anna Sotsenko yer alıyor. Buna karşın, işgalcilerin hedefinde 13 genç kız da bulunuyor. Bu gruptaki en genç siyasi tutsaklar ise aylardır Kırım’daki tutukevinde tutulan 19 yaşındaki Nasibe Saidova ile 20 yaşındaki Yuliya Sokolova. 400’DEN FAZLA ÇOCUK ANNE BABASIZ KALDI Zarema Bariyeva, Rusya’nın Kırım halkına yönelik yürüttüğü bu sistematik yıldırma ve hapis politikasının çok ağır bir toplumsal faturasının olduğunu hatırlattı. Yarımadada anne veya babası (bazen her ikisi de) siyasi davalar nedeniyle hapse atılan 400’den fazla çocuk, ebeveyn sevgisinden ve bakımından mahrum bırakılmış durumda. Kırım Tatar Kaynak Merkezi Müdürü Bariyeva, acı gerçeklere şu şekilde dikkat çekti: "Şu ana kadar belgeleyebildiğimiz ve doğrulayabildiğimiz her şey, buz dağının sadece görünen kısmı. Rusya'nın Kırım'da kadınlara ve ailelere çektirdiği acıların tam ve gerçekçi tablosuna ancak Kırım işgalden kurtarıldıktan sonra ulaşabileceğiz."

Kırım Tatarlarının haklarını savunan Nataliya Belitser hayatını kaybetti Haber

Kırım Tatarlarının haklarını savunan Nataliya Belitser hayatını kaybetti

Ukrayna’da insan hakları, demokrasi, Kırım'ın asli unsurlarının ve ulusal azınlıkların korunması alanlarında uzun yıllar boyunca çok kritik çalışmalara imza atan ünlü Ukraynalı bilim insanı, analist ve insan hakları savunucusu Nataliya Belitser yaşamını yitirdi. Vefat haberini sosyal medya üzerinden duyuran Kırım Tatar Kaynak Merkezi, “Kırım Tatar Kaynak Merkezi ekibi, Nataliya Belitser'in ailesine, arkadaşlarına ve meslektaşlarına başsağlığı dileklerini ileterek, insan hakları hareketinin gelişimine ve yerli halkların haklarının korunmasına yaptığı katkının mirasının önemli bir parçası olarak kalacağını vurguluyor.” ifadelerini kullandı. Özellikle Kırım Tatar halkının ve Ukrayna'daki diğer yerli halkların haklarının uluslararası düzeyde tanınması ve yasalaşması için ömrünü adayan Belitser’in vefatı, bilim ve hak savunuculuğu camiasında derin bir üzüntüyle karşılandı. YERLİ HALKLAR HAKLAR KONUSUNDA UZMAN Nataliya Belitser, yerli halklar ve ulusal azınlıkların hakları konusunda Ukrayna’nın en saygın uzmanlarından biri olarak kabul ediliyordu. Belitser, uzun yıllar boyunca Kırım Tatar Kaynak Merkezi başta olmak üzere birçok insan hakları kuruluşuyla ortak projeler yürüttü. Özellikle 2019 yılında Ukrayna’da düzenlenen "Ulusal İnsan Hakları Konferansı" kapsamında, yerli halkların kolektif haklarının Ukrayna anayasası ve mevzuatında nasıl uygulanacağına dair stratejik tavsiye kararlarının ve kriterlerin hazırlanmasında bizzat rol oynadı. Bu çalışmalar, Ukrayna'da yerli halklara ilişkin tarihi yasaların çıkarılmasına giden süreçte önemli birer yapı taşı oldu. AKADEMİK MİRAS: “YERLİ BİR HALK OLARAK KIRIM TATARLARI” Nataliya Belitser, sadece bir aktivist değil, aynı zamanda kaleme aldığı akademik çalışmalarla geleceğe büyük bir miras bırakan bir araştırmacıydı. Belitser tarafından yazılan "Yerli Bir Halk Olarak Kırım Tatarları" adlı kitap, Kırım Tatar halkının tarihini, millî kimliğini ve uluslararası hukuk çerçevesindeki haklarını derinlemesine inceleyen en önemli kaynak eserlerden biri oldu.

Rusya’nın Kırım Tatarlarına yönelik baskısı sürüyor: 63 yaşındaki öğretmen “terörist” ilan edildi Haber

Rusya’nın Kırım Tatarlarına yönelik baskısı sürüyor: 63 yaşındaki öğretmen “terörist” ilan edildi

Kırım Tatar Kaynak Merkezi, Rusya’nın işgal altındaki Ukrayna topraklarında sivil halkı sindirmek ve Kırım Tatar kimliğini itibarsızlaştırmak için yargıyı nasıl bir terör aracı olarak kullandığını bir kez daha gözler önüne serdi. Kırım Tatar Kaynak Merkezi Müdürü Zarema Bariyeva, Herson’a bağlı Rıkovo köyünde ömrünü çocuklara adamış 63 yaşındaki matematik öğretmeni Kırım Tatarı Saliye Azmeyeva’nın Rus işgal yönetimi tarafından "terörist" ilan edildiğini bildirdi. EĞİTİME ADANAN 38 YIL VE UYDURMA “TERÖR” SUÇLAMASI Sosyal medya üzerinden açıklama yapan Zarema Bariyeva’nın aktardığına göre, 1944 yılında Sovyet rejimi tarafından Türkistan'a sürülen Kırım Tatarı bir ailenin çocuğu olarak Özbekistan'da doğan Saliye Öğretmen, ömrünün 38 yılını köy okulunda çocuklara matematik öğreterek geçirdi. 2015 yılında Saliye Azmeyeva, Rıkovo Kırım Tatar Yerel Meclisi Başkanı olarak seçildi. 2022 yılındaki Rus işgali, yaşlı öğretmen için kabusa dönüştü. Can güvenliği nedeniyle Haziran 2022'de Ukrayna kontrolündeki güvenli bölgeye tahliye olan eğitimcinin arkasından Rus istihbaratı (FSB) akıl almaz bir ceza davası kurguladı. HAKKINDA ULUSLARARASI ARAMA KARARI ÇIKARILDI İşgalciler Saliye Öğretmeni, 2015'teki barışçıl Kırım ablukasına katılmak, Numan Çelebicihan Taburuna üye olmak ve Kırım Tatar Yerel Meclisi Başkanlığı yapmak gibi uydurma iddialarla suçladı. Rusya Federal Mali İzleme Servisi (Rosfinmonitoring), Ocak 2024’te sivil öğretmen Azmeyeva’yı resmi "Aşırıcılar ve Teröristler" listesine ekledi. Kremlin, baskıyı Ukrayna dışına da taşımak amacıyla yaşlı kadın hakkında uluslararası kırmızı bültenle arama kararı çıkarttı. Söz konusu siyasi takibat derin bir kişisel trajediye de yol açtı. Saliye Azmeyeva’nın 37 yıllık hayat arkadaşı, işgal koşullarının yarattığı ağır strese dayanamayarak Mart 2023'te köyünde hayatını kaybetti. Saliye Öğretmen, Rus işgalcilerin tutuklama ve işkence tehditleri nedeniyle eşinin cenazesine katılamadı. Saliye Azmeyeva’nın tek isteğinin; doğup büyüdüğü köyüne dönmek, işgale kalbi dayanmayan eşinin mezarını ziyaret etmek ve Ukrayna’nın barışçıl egemenliği altında, torunlarıyla birlikte huzur içinde yaşlanmak olduğunu belirten Zarema Bariyeva, “Ancak Rus emperyalizminin propaganda mitleri, sivil öğretmenleri terörist ilan ederek bu insani hakkı gasp etmeye devam ediyor." şeklinde vurguladı. “13 YILDIR DEVAM EDEN SAVAŞTA RUSYA’NIN TERÖR ENSTRÜMANLARI GİDEREK ARSIZLAŞTI” Rusya'nın işgal altındaki Ukrayna topraklarında yürüttüğü hibrit savaşın ve sivil baskı politikalarının dönüşümüne dikkat çeken Bariyeva, Rusya'nın Kırım Tatarlarını hedef alan dezenformasyon ve yaftalama stratejisini şu şekilde ifade etti: Savaşın 13. yılında, işgal altındaki topraklarda vatandaşlarımıza yönelik zulüm vakalarını analiz ettiğimizde, Rusların ne kadar planlı hareket ettiğini ve baskı taktiklerini nasıl sinsice değiştirdiğini görebiliyoruz. Kremlin, heybesinden her geçen gün daha rafine terör araçları ve daha arsız baskı yöntemleri çıkarıyor. İşgalin başından bu yana Kırım Tatarlarına yapıştırmadıkları yafta kalmadı: Teröristler, aşırıcılar, sabotajcılar, dolandırıcılar, casuslar, hainler, dini fanatikler... Tüm bu absürt ve asılsız suçlamalar tek bir amaca hizmet ediyor; Haklı davamızı itibarsızlaştırmak ve koca bir halka uyguladıkları kitlesel baskıları uluslararası toplum nezdinde meşrulaştırmak.

Kırım'da Kırım Tatarca eğitim için dijital seferberlik Haber

Kırım'da Kırım Tatarca eğitim için dijital seferberlik

İşgal altındaki Kırım'da yaşayan Kırım Tatarları ana dillerini ve millî kimliklerini koruma mücadelesini destekleyen dijital bir girişimde bulundu. Kırım Tatar Kaynak Merkezi sosyal medya üzerinden yaptığı açıklamada, Azat.team ekibinin, yarımadada Kırım Tatarca eğitime erişimde yaşanan ciddi kısıtlamalara karşı velileri bir araya getirmeyi amaçlayan "sinif.ru" platformu geliştiriğini bildirdi. Azat.team ekibi tarafından tanıtılan platformun en dikkat çekici yeniliği, Kırım’daki tüm genel eğitim okullarını listeleyen interaktif bir harita oldu. Sistem sayesinde Kırım Tatarı veliler, çocuklarını göndermek istedikleri okulu harita üzerinden bularak ana dilde sınıf açılması için dijital başvuru yapabiliyor ve aynı okul için istekte bulunan diğer ailelerin listesine dahil olabiliyor. Geliştiricilerin aktardığı bilgilere göre, bir okulda resmî olarak Kırım Tatarca eğitim veren bir millî sınıfın açılma prosedürünü başlatabilmek için sadece altı çocuğun başvurusu yeterli oluyor. Proje kurucuları, Kırım'da ana dilde eğitim isteme noktasında birçok velinin kendisini yalnız hissettiğini ve çevrelerinde benzer talebe sahip başka aile olmadığını düşündüğünü belirtiyor. Yayına giren interaktif harita tam da bu noktada devreye girerek aynı okulda ana dil eğitimi hedefleyen ortak fikirlere sahip velileri buluşturmayı, çabaları birleştirmeyi ve Kırım Tatarca eğitim talebini görünür kılmayı amaçlıyor. KIRIM TATARCA YOK OLMA TEHLİKESİ ALTINDA UNESCO sınıflandırmasına göre Kırım Tatar dilinin, dünya üzerinde "yok olma tehlikesi altındaki diller" kategorisinde yer aldığını hatırlatan Kırım Tatar Kaynak Merkezi, “Yerli Kırım Tatar halkı için ana dil, yalnızca bir iletişim aracı değil; aynı zamanda tarihi hafızanın, kültürün, geleneklerin ve millî kimliğin en önemli taşıyıcısı ve koruyucusu olarak kabul ediliyor.” ifadelerini kullandı Rus işgali altındaki Kırım'da Kırım Tatar dilinin öğrenilmesine yönelik imkanların oldukça kısıtlı bir çerçevede ilerlediğine dikkat çeken Kırım Tatar Kaynak Merkezi şunları kaydetti: Kırım Tatarları, yarımadada kendi dillerinde eğitim veren sınıflar açmaya çalışırken sürekli olarak bürokratik engellerle karşılaşıyor ve dilin günlük yaşam ile eğitimdeki kullanım alanı her geçen gün daha da daraltılıyor. Bu baskı ortamında ‘sinif.ru’ gibi sivil dijital girişimler, bir halkın varoluş şifresi olan ana dilini gelecek nesillere aktarabilmesi adına en kritik savunma mekanizmalarından biri haline geliyor.

1944 Sürgünü için Ukrayna Parlamentosunda anlamlı sergi: "Dün Cezalandırılmadı, Bugün Tekrarlanıyor" Haber

1944 Sürgünü için Ukrayna Parlamentosunda anlamlı sergi: "Dün Cezalandırılmadı, Bugün Tekrarlanıyor"

Ukrayna Parlamentosunda (Verhovna Rada), Sovyet rejiminin en karanlık suçlarından biri olan 18 Mayıs 1944 Kırım Tatar Sürgünü ve Soykırımı'nı konu alan "Dün Cezalandırılmadı; Bugün Tekrarlanıyor" başlıklı sergi açıldı. Kırım Tatar Kaynak Merkezi tarafından, Kırım Tatar Millî Meclisinin (KTMM) desteğiyle hazırlanan sergi, Ukraynalı sanatçı Andriy Yermolenko tarafından hayata geçirildi. Sergi; Kırım'ın işgalden kurtarılması, insan hakları ve Ukrayna'nın yerli halklarının haklarının korunması uğruna verilen 12 yıllık mücadeleyi konu alan 17 posterden oluşuyor. Serginin açılışı, Ukrayna Parlamentosu Başkanı Ruslan Stefançuk tarafından gerçekleştirildi. Açılış törenine; Ukrayna Milletvekili Tamila Taşeva, KTMM Başkanı Refat Çubarov, KTMM Üyesi ve Kırım Tatar Kaynak Merkezi Başkanı Eskender Bariyev ve Kırım Millî Varlık Vakfı Başkanı Lenur Mambetov katıldı. Sergi, 18 Mayıs 1944 Kırım Tatar Sürgünü'nü bir soykırım suçu olarak hatırlatmanın ötesinde, Sovyet rejiminin suçları ile Rusya Federasyonu'nun günümüzde Kırım Tatar ve Ukrayna halkına yönelik politikaları arasında paralellikler kurmayı amaçlıyor. Ukrayna Parlamentosu Başkanı Stefançuk yaptığı açılış konuşmasında, Kırım Tatar halkının sürgün edilmesinin, Rusya’nın işlediği suçlar karşısında uzun yıllardır süregelen cezasızlığının bir başka kanıtı olduğunu vurgulayarak, “Cezalandırılmayan kötülük tekerrür eder, cezalandırılmayan kötülük geri döner. Bugün görevimiz; hem parlamento düzeyinde hem de uluslararası toplum düzeyinde bu kötülüğün cezalandırılmasını sağlamak için gereken her şeyi yapmaktır.” ifadelerini kullandı. KTMM Başkanı Çubarov ise, "Bu sergi sadece 1944 trajedisini hatırlatmakla kalmıyor, aynı zamanda cezalandırılmayan kötülüğün geri dönme eğiliminde olduğunun da bir kanıtı niteliğini taşıyor. Sergi, geçmiş ile günümüz arasındaki bağa ve layıkıyla mahkum edilmeyen suçların tekerrür edebileceğine dikkat çekiyor." şeklinde konuştu. Kırım Tatar Kaynak Merkezi Başkanı Bariyev, serginin Ukrayna Parlamentosunda düzenlenmesinin özel bir anlam taşıdığını vurguladı. Kırım Tatar halkının sürgününü bir "soykırım eylemi" olarak tanıyan ilk kurumun 2015 yılında Ukrayna Parlamentosu olduğunu hatırlatan Bariyev, Rusya'nın 2014 yılındaki Kırım'ın işgalinin, aynı soykırımcı politikanın bir devamı olduğunun altını çizdi. Bariyev, “Bu bizim için sadece geçmişle ilgili bir mesele değil. Bu; adalet, tarihi hafıza ve gelecek meselesidir. Güçlerimizi birleştirdiğimiz, dünyayı bilgilendirdiğimiz ve mücadele ettiğimiz sürece adaleti, Kırım'ın işgalden kurtarılmasını ve Ukrayna'nın zaferini yakınlaştırıyoruz.” ifadelerini kullandı.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.