SON DAKİKA
Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#Kırım Tatar Milli Meclisi

QHA - Kırım Haber Ajansı - Kırım Tatar Milli Meclisi haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Kırım Tatar Milli Meclisi haber sayfasında canlı gelişmelerle ulaşabilirsiniz.

Kırım Tatar kamuoyundaki "göç" krizinde flaş gelişme: Grup hatayı kabul etti! Haber

Kırım Tatar kamuoyundaki "göç" krizinde flaş gelişme: Grup hatayı kabul etti!

Kırım Tatarlarının Türkiye Cumhuriyeti vatandaşlığı almasını hedefleyen oluşum, Kırım Tatar millî kurumlardan gelen sert eleştirilerin ardından geri adım attı. Kamuoyunda "Kremlin'in Kırım'ı Tatarsızlaştırma operasyonuna hizmet etmekle" suçlanan ve kendilerini “Vatancı” İnisiyatif Grubu olarak tanımlayan girişim bir bildiri yayımlayarak halktan özür diledi. Açıklamada, girişimin hiçbir zaman Kırım Tatarlarının Kırım’dan veya Ukrayna’dan kitlesel şekilde göç ettirilmesini hedeflemediği vurgulandı. Grup, kamuoyuna yansıyan bazı ifadeler ve tartışmaların, göçü teşvik eden ya da Kırım’a alternatif bir gelecek arayışını destekleyen bir girişim izlenimi oluşturmuş olabileceğini kabul ederek, bu algıyı ciddiyetle değerlendirdiklerini belirtti. "KIRIM, KIRIM TATAR HALKININ TARİHİ ANA VATANIYDI, HÂLÂ ÖYLEDİR VE ÖYLE KALACAKTIR" "Her şeyden önce, girişimimizin Kırım Tatarlarının Kırım veya Ukrayna'dan kitlesel olarak yeniden yerleştirilmesini organize etmeyi amaçlamadığını ve amaçlamadığını vurgulamak istiyoruz." ifadelerine yer verilen açıklamada şu ifadelere yer verildi: Bazı açıklamaların, dilin ve kamuoyu tartışmalarının endişeye yol açmış ve göçü teşvik ettiğimiz veya Kırım Tatar halkının ana vatanı olarak Kırım'a alternatif aradığımız izlenimini yaratmış olabileceğini kabul ediyoruz. Eğer böyle bir izlenim oluştuysa, bunu çok ciddiye alıyor ve sorumluluk bilinciyle karşılıyoruz. Kırım, Kırım Tatar halkının tarihi ana vatanıydı, hâlâ öyledir ve öyle kalacaktır. Kırım Tatar halkının geleceğinin Kırım ile ayrılmaz bir şekilde bağlantılı olduğuna ve dünyada hiçbir ülkenin Kırım'ın yerini alamayacağına dair inancı paylaştıklarını kaydeden grup, ilk amaçlarının Rus işgali, Ukrayna’ya karşı yürütülen savaş, siyasi baskılar ve diğer zorlayıcı koşullar nedeniyle farklı ülkelere dağılmış Kırım Tatarlarına destek yolları aramak olduğunu ifade etti. Açıklamada, hedefin insanlara yardım etmek olduğu, halkın göçünü teşvik edecek bir politika oluşturmak olmadığı kaydedildi. "Vatancı" İnisiyatif Grubu, Kırım Tatar Millî Meclisi ve Dünya Kırım Tatar Kongresi tarafından dile getirilen görüşlere saygı duyduklarını açıkça ifade etti. Girişim üyeleri, bazı durumlarda niyetlerini doğru şekilde anlatmak konusunda yeterli tecrübe ve siyasi olgunluk gösteremediklerini kabul ederek, yaşanan süreci önemli bir ders olarak değerlendirdiklerini ifade etti. “KİTLESEL GÖÇÜ SAVUNMUYORUZ” Grup açıklamasında şu hususların altını çizdi: "- Kırım Tatarlarının kitlesel olarak göç etmesini savunmuyoruz. - Göçü, Kırım Tatar halkının geleceğine yönelik bir strateji olarak görmüyoruz. - Alternatif bir siyasi merkez oluşturmuyoruz. - Tüm halk adına temsil iddiasında bulunmuyoruz. - Kırım Tatar halkının millî temsil kurumları olarak yalnızca Kırım Tatar Millî Kurultayı ve Kırım Tatar Millî Meclisini tanıyoruz. - Yapılan eleştirileri dikkate alıyor ve açık diyaloğa hazır olduğumuzu beyan ediyoruz." PROGRAMIN YENİ ODAĞI NE OLACAK? Grup, “Vatancı” programının yeniden şekillendirildiğini ve bundan sonraki süreçte odağın göç değil, zorunlu olarak farklı ülkelere dağılmış Kırım Tatarlarına destek verilmesi olacağını açıkladı. Yeni yaklaşım kapsamında Kırım ile bağların korunması, Kırım Tatar dilinin ve kültürünün yaşatılması, eğitim faaliyetlerinin desteklenmesi, toplumsal dayanışmanın güçlendirilmesi ve karşılıklı yardımlaşma mekanizmalarının geliştirilmesi hedefleniyor. Açıklamanın sonunda, farklı görüşlere rağmen tüm tarafları birleştiren temel unsurun Kırım Tatar halkının geleceğine duyulan sorumluluk ve vatan Kırım’a bağlılık olduğu vurgulanarak, millî kurumlarla yapıcı diyalog ve ortak çözüm arayışlarına açık olunduğu ifade edildi.

Çubarov'dan kritik "göç" uyarısı: "Yaşasaydı bu fikri ilk tebrik eden Stalin olurdu!" Haber

Çubarov'dan kritik "göç" uyarısı: "Yaşasaydı bu fikri ilk tebrik eden Stalin olurdu!"

Kırım Tatar Millî Meclisi (KTMM) Başkanı Refat Çubarov, Kırım Tatarlarını Türkiye’ye göç etmeye ve Türk vatandaşlığı almaya sevk ve teşvik eden bir oluşuma karşı uyarı mesajı yayımladı. Sosyal medya hesabından konuya dair bir paylaşım yapan Çubarov, bir sosyal medya platformunda Kırım Tatarlarının göç etmesini teşvik eden bir girişim grubunun kurulduğunu ve 10 bin üye hedeflediklerini öğrendiklerini ifade etti. “KİMSE BENİMLE GÖRÜŞMEDİ” Çubarov, kısa sürede bin üyeye ulaşan grupta bir üyenin “Bu girişim Meclis (KTMM) ile koordine edildi mi?” sorusuna grup yetkilisinin, “Bu, Meclisin girişimi değil; ancak Refat Aga ile kısa bir görüşme yapıldı, kendisi herhangi bir itirazda bulunmadı.” yanıtını verdiğini ancak bu iddianın kesinlikle doğru olmadığının altını çizdi. Çubarov, “Benimle böyle bir proje ne görüşülmüş ne de koordine edilmiştir. Böyle bir girişimle karşılaşmış olsaydım, verilecek tek tepki çok net ve sert olurdu.” dedi. Kırım Tatarlarının göç ettirilmesi ve Türk vatandaşlığı almaları fikrini değerlendiren Çubarov, “Kısaca söylemek gerekirse, eğer II. Katerina ya da Stalin bugün hayatta olsalardı, bu fikri ortaya atanları ilk tebrik edenler arasında yer alırlardı.” ifadelerini kaydetti. “GÖÇÜ TEŞVİK ETMEK BÜYÜK BİR YANILGI” Oluşumu “tehlikeli bir girişim” olarak niteleyen Çubarov, şöyle devam etti: Bu yaklaşım, Moskova’nın Kırım’ı yerli halkı olan Kırım Tatarlarından tamamen arındırma hedefiyle birebir örtüşmektedir. Bu nedenle, bu kişilerin cehalet mi yoksa bilinçli bir yönlendirme mi içinde olduklarına dair değerlendirmeyi kamuoyunun takdirine bırakıyorum. Bana göre ise bu, en hafif ifadeyle büyük bir yanılgıdır. “NİHAİ HEDEF: VATAN KIRIM” Kırım Tatarlarının Rus işgali nedeniyle vatanlarından koparıldığını ve nihai hedeflerinin vatan Kırım’a geri dönmek olduğunu bir kez daha anımsatan Çubarov, “Bugün Kırım Tatarları, Rus işgali nedeniyle vatanlarından koparılmış durumdadır. Böyle bir tabloda ihtiyaç duyulan şey, göçü teşvik eden projeler değil; aksine, zorunlu olarak yurt dışında bulunan soydaşlarımızın millî kimliklerini korumalarını, kendilerini geliştirmelerini ve aynı zamanda Ukrayna’nın toprak bütünlüğünü yeniden tesis etme mücadelesine katkı sunmalarını destekleyecek programlardır.” dedi. “YARIMADADAKİ KIRIM TATAR VARLIĞININ YOK OLMASINA YOL AÇABİLİR” Dünya Kırım Tatar Kongresi (DQTK) Genel Sekreteri ve Kırım Derneği Genel Başkan Vekili Av. Namık Kemal Bayar da konuya ilişkin Kırım Haber Ajansına (QHA) demeç verdi. Kırım’ın işgali sonrası Türkiye’ye gelen Kırım Tatarlarına Türk vatandaşlığının verilmesinin büyük bir hata olacağını söyleyen Bayar, “Kırım Tatarlarına Türk vatandaşlığının verilmesinin Türkiye’ye yönelik kitlesel bir göçün önünü açabileceği bunun da yarımadadaki Kırım Tatar varlığının yok olmasına yol açabileceği” uyarısını yaptı. “RUSYA’NIN POLİTKASINA HİZMET EDER” Kırım Tatarlarının Türkiye’ye göç etmesine yönelik tartışmaların 18’inci yüzyılda başladığını kaydeden Bayar, “Kırım Tatarlarının Türk vatandaşlığı alması Rusya’nın işine gelir. Çünkü Rusların Kırım’ı Tatarsızlaştırma, Türksüzleştirme ve İslamsızlaştırma politikasına hizmet eden bir araç hâline gelecektir.” diye konuştu. “VATANDAŞLIK ALMAYA İHTİYAÇ YOK” Bayar, konunun 2022 ve 2023 yıllarında da gündeme geldiğini belirterek şunları söyledi: Türkiye İçişleri Bakanlığı ve Göç İdaresi Başkanlığı ile yaptığımız çalışmalarda bu konu gündeme geldiğinde biz buna karşı çıktık. Bakanlık yetkilileri de bize haklı olduğumuzu söylediler. Türkiye zaten Kırım Tatarlarına uzun süreli çalışma ve ikamet konularında çok ciddi bir kolaylık sağlıyor. Bunlar göz önüne alındığında zaten vatandaşlık almalarına ihtiyaç olduğunu düşünmüyorum.

Çubarov’dan Ervin İbragimov açıklaması: "Rusya Kırım’da başlattığı terörü şimdi de yeni işgal edilen bölgelerde sürdürüyor” Haber

Çubarov’dan Ervin İbragimov açıklaması: "Rusya Kırım’da başlattığı terörü şimdi de yeni işgal edilen bölgelerde sürdürüyor”

Kırım Tatar Milli Meclisi (KTMM) Başkanı Refat Çubarov, Dünya Kırım Tatar Kongresi (DQTK) Yönetim Kurulu ve Bahçesaray Kırım Tatar Bölge Meclisi Üyesi Ervin İbragimov'un işgal altındaki Bahçesaray'da kaçırılmasının 10. yıl dönümü vesilesiyle çarpıcı bir açıklama yaptı. Çubarov, 2016 yılında Kırım'da işlenen bu suçun, Rusya'nın bugün Ukrayna genelinde yürüttüğü topyekûn işgal savaşının ve sivil katliamların habercisi olduğunu vurguladı. GÜVENLİK KAMERASI VAHŞETİ DOĞRUDAN BELGELEMİŞTİ Ervin İbragimov, 2016 yılında 24 Mayıs’ı 25 Mayıs’a bağlayan gece Rus işgali altındaki Bahçesaray’da kaçırılmıştı. Yarımadada yaşanan diğer birçok zorla kaybetme vakasının aksine, bu suçun bir güvenlik kamerası tarafından anbean kaydedildiğini hatırlatan Çubarov, Rus trafik polisi üniforması giyen kişilerin İbragimov’un aracını durdurduğunu, genç aktivistin kaçmaya çalışsa da darbedilerek bir minibüse bindirildiğini ve gecenin karanlığında gözden kaybolduğunu belirtti. KTMM Başkanı, “Bu video kaydı, Rusların vahşetine dair çürütülemez bir kanıt olmanın ötesine geçmiştir. Rusya'nın insanı nasıl yok etmeye, sesini kısmaya çalıştığının; acımasız terör eylemleriyle, Rus işgali koşullarında ezici çoğunluğuyla topraklarına sadık kalan Kırım Tatarlarının iradesini ezme arzusunun adeta somut bir simgesi haline gelmiştir." ifadelerini kullandı. “KIRIM’DAKİ CEZASIZLIK BUÇA VE MARİUPOL’Ü DOĞURDU” Refat Çubarov, 2016 yılında uygar dünyanın "yerel bir hibrit çatışma" veya münferit bir "insan hakları ihlali" olarak gördüğü olayların, aslında Rusya’nın bugünkü geniş çaplı işgal savaşı için kanlı bir hazırlık evresi olduğunu dile getirdi. Kremlin’in Kırım’ın işgali ve ilk kaçırma olaylarının ardından hissettiği cezasızlık duygusunun daha sonra Buça, Mariupol ve Olenivka’daki vahşetleri doğurduğunu belirten Çubarov, Rusya’nın o dönem Kırım’da denediği insan kaçırma yöntemlerini bugün Herson ve Zaporijjya gibi yeni işgal edilen bölgelerde çocukları ve binlerce sivili toplu halde kaçırarak sürdürdüğünü kaydetti. “ULUSLARARASI MAHKEMELER İÇİN DOĞRUDAN BİR İDDİANAME” Ervin İbragimov hakkında asla geçmiş zaman kullanarak konuşmayacaklarını ve adaletin mutlaka tecelli edeceğini vurgulayan Çubarov, şu ifadelere yer verdi: "Ervin İbragimov, Rus işgal rejiminin kurbanı oldu; ancak aynı zamanda direnişin de sembolü haline geldi. Düşmanın, onun toplum üzerindeki liderliğinden, Kırım Tatar halkına ve Ukrayna Devletine olan bağlılığından duyduğu panik şeklindeki korku yüzünden kaçırılmıştı. İşgalciler o zaman da, şimdi de, anavatanları Kırım'a ve devletleri Ukrayna'ya sadık kalan herkesi korkutmaya çalışıyorlar, ancak bu çabaları boşuna sürüyor. Buna karşın, işgalin on ikinci yılında ve büyük savaşın beşinci yılında, istilacılar bu direnişi kırmayı asla başaramadılar. Bizlerin Ervin İbragimov hakkında geçmiş zaman kipiyle konuşmaya ahlaki hakkı yoktur. Ervin'in kaçırılması davası tam adalet gerektiriyor ve bu, işgalcilerin suçlarını gizleme yeteneklerini kaybetmeleriyle mümkün olacaktır. Ervin'in kaçırılma anına ait video kaydı, gelecekte kurulacak uluslararası mahkemeler için doğrudan bir iddianame niteliğindedir. Bu vahşetin hem azmettiricileri hem de failleri kaçınılmaz cezalarını çekeceklerdir. Yarımadanın on iki yıllık işgali; on binlerce paramparça edilmiş hayat, yüzlerce siyasi tutsak ve onlarca kayıp insan getirdi. Ervin, bu yıkıcı darbeyi ilk göğüsleyenler arasındaydı. Amacımız değişmedi: İşgalin tamamen sona ermesi. Bugün, geniş çaplı işgalin beşinci yılında nihai olarak idrak ediyoruz ki: Ukrayna devlet bayrağı ile Kırım Tatar milli bayrağı Bahçesaray, Akmescit (Simferopol) ve Akyar (Sivastopol) semalarında yeniden gururla dalgalanmadığı sürece adil bir barış gelmeyecektir." TRAFİK POLİSİ ÜNİFORMASI GİYEN KİŞİLER TARAFINDAN KAÇIRILDI 10 yıldır haber alınamıyor: Ervin İbragimov nerede? Rus işgali altındaki Kırım'da, tam 10 yıl önce trafik polisi üniforması giyen kimliği belirsiz kişilerce evinin birkaç metre ötesinde kaçırılan DQTK Yönetim Kurulu Üyesi ve Bahçesaray Kırım Tatar Bölge Meclisi Üyesi Ervin… pic.twitter.com/yii4YikizB — QHA - Kırım Haber Ajansı (@qha_kirimhaber) May 25, 2026 Dünya Kırım Tatar Kongresi Yönetim Kurulu Üyesi Ervin İbragimov’un arabası, 25 Mayıs 2016 sabah saatlerinde Rus işgali altındaki Kırım’ın Bahçesaray şehrindeki evinin yakınlarında kapıları açık bir şekilde bulundu. Olayın gerçekleştirildiği yerin yakınında bulunan güvenlik kameraları, Ervin İbragimov’un trafik polisi üniforması giyen kişiler tarafından kaçırıldığını kaydetti. Ervin’in kaybolmadan önce 24 Mayıs 2016 günü saat 22.40 civarında babasını arayarak arabasının evraklarının nerede olduğunu sorduğu biliniyor. Daha sonra Ervin ile iletişim kesildi ve o günden beri hakkında hiçbir haber alınamadı. İŞGALCİLER ANCAK 3 GÜN SONRA "SORUŞTURMA" BAŞLATTI İşgalci Rus yönetimine bağlı olan sözde Soruşturma Komitesi ancak üç gün geçtikten sonra, Ervin İbragimov’un kaçırılmasıyla ilgili soruşturma başlattı. 2 Haziran 2016 tarihinde Ervin İbragimov’un pasaportu ve ehliyetinin Bahçesaray’da bulunduğu açıklandı. 3 Haziran’da ise, Ervin İbragimov’un kaçırıldığı gerçeğini teyit eden yeni görüntüler yayımlandı. Kaçırıldığı günden bu yana Ervin İbragimov hakkında hiçbir şey bilinmiyor. İbragimov’un kaçırılmasının sebepleri de bilinmiyor. İşgalci yönetimin sahte soruşturması hiçbir sonuç vermedi. Ervin İbragimov’un akrabaları, Ervin’i eve getiren kişiye 1 milyon ruble (15 bin dolar) tutarında büyük meblağ ödemeye hazır olduklarını duyurdu. Ancak bu da bir sonuç vermedi. DQTK: ERVİN'İN KAÇIRILMASINDAN RUSYA SORUMLU Dünya Kırım Tatar Kongresi’nin (DQTK) Yönetim Kurulu, üyesi olan Ervin İbragimov’un kayboluşu hakkında yayınladığı açıklamada, söz konusu olaydan, Kırım’ı işgali altında tutan Rusya Federasyonu’nun sorumlu olduğunu vurguladı. Temmuz 2018’de açıklama yapan Ervin’in babası Ümer İbragimov, işgalci Rus kolluk kuvvetleri görevlilerinin oğlunu tehdit ettiğini aktarmıştı. Kırım Tatarları, Ukrayna ve diğer ülkelerde “Ervin Nerede?” eylemleri düzenleyerek İbragimov ailesine aktif şekilde destek gösteriyor. Kırım Derneği Genel Merkezi, 24 Mayıs 2022 tarihinde düzenlenen toplantıda Türkiye’deki Kırım Tatarları, dünyaya ve Türkiye Cumhuriyeti yetkililerine seslenerek “Ervin İbragimov nerede?” sorusunun Rusya Federasyonuna sorulması için çağrıda bulunmuştu.tw

KTMM Kurban Bayramı kutlama programını açıkladı Haber

KTMM Kurban Bayramı kutlama programını açıkladı

Kırım Tatar Millî Meclisi (KTMM), 27 Mayıs sabahı saat 08.00’de İslam dünyasının en önemli bayramlarından biri olan Kurban Bayramı vesilesiyle Ukrayna genelindeki camilerde ve İslam kültür merkezlerinde bayram namazı kılınacağını duyurdu. Başkent Kıyiv başta olmak üzere farklı kentlerde bayram namazının ardından geleneksel kültürel etkinliklerin gerçekleştirileceği açıklandı. KTMM tarafından yapılan resmî açıklamaya göre, Ukrayna’da yaşayan Müslümanlar belirlenen dini merkezlerde saf tutacak. Bayram namazı programı kapsamında Kıyiv’deki Kırım Özerk Cumhuriyeti Müslümanları Dini İdaresi Temsilciliği, "İhlas" İslam Kültür Merkezi, "Birlik" Kırım Tatar Kültür Merkezi ve Buça kentindeki "Buça Camisi" kapılarını cemaate açacak. Başkentin ve Kıyiv bölgesinin yanı sıra Lutsk kentindeki "Rahma" Camisi ile Lviv’deki "Hidayet" Camisi de bayram namazının kılınacağı diğer önemli dini mekanlar arasında yer alıyor. KIRIM TATAR KÜLTÜRÜ YAŞATILACAK Bayram namazının ardından Kırım Özerk Cumhuriyeti Müslümanları Dini İdaresi bünyesinde geleneksel bayramlaşma ve şenlik etkinlikleri düzenlenecek. Kutlamalar kapsamında katılımcılara geleneksel ikramlar sunulacak; Ukraynalı ve Kırım Tatarı zanaatkarların el emeği ürünleri ile yöresel lezzetlerin sergileneceği bir bayram panayırı kurulacak. Çocuklar için özel eğlenceler ve hediyelerin hazırlandığı organizasyonda, Kırım Tatarlarının asırlık geleneği olan "Küreş" güreş müsabakaları da düzenlenecek. KTMM, etkinlik boyunca fotoğraf ve video çekimi yapılacağını hatırlatarak, katılım sağlayanların bu görsel materyallerin yayınlanmasını kabul etmiş sayılacağını belirtti.

Zafer Karatay, 3. Sivas Uluslararası Film Festivali’nde 18 Mayıs’a dikkat çekti Haber

Zafer Karatay, 3. Sivas Uluslararası Film Festivali’nde 18 Mayıs’a dikkat çekti

Türkiye Cumhuriyeti Kültür ve Turizm Bakanlığı, Sivas Valiliği, Sivas Belediyesi, Cumhuriyet Üniversitesi, Sinema Genel Müdürlüğü, Uluslararası Türk Kültürü Teşkilatı (TÜRKSOY), Sivas Ticaret ve Sanayi Odası ile Sakarya Esnaf ve Sanatkarlar Odaları Birliğinin katkılarıyla düzenlenen ve 14 Mayıs 2026 tarihindeki resmî açılış töreniyle başlayan 3. Sivas Uluslararası Film Festivali kapsamında birçok temsilci ile sanat dünyasından önemli isimler bir araya geldi. KARATAY, KIRIM TATAR SÜRGÜN VE SOYKIRIMINA DİKKAT ÇEKTİ Türkiye ve farklı ülkelerden gelen sinemaseverleri ve sektör temsilcilerini aynı çatı altında buluşturan ve Sivas’ın kültürel yaşamına renk katan organizasyonda yalnızca sinema dünyasına ait unsurlar değil, 18 Mayıs 1944 Kırım Tatar Sürgün ve Soykırımı da gündeme taşındı. Festivalin belgesel dalında jüri başkanlığı görevini üstlenen Kırım Tatar Millî Meclisi (KTMM) Türkiye Temsilcisi ve Emel Kırım Vakfı Başkanı Zafer Karatay, “Burada bir jüri üyesi başkanı olarak bulunuyorum, aynı zamanda vicdanî borçtan bir şeyler söylemek istiyorum. Ben aynı zamanda KTMM Türkiye Temsilcisiyim. Bundan tam 82 yıl önce, 18 Mayıs 1944’te, Sinop’a tam 300 kilometre uzaklıktaki kadim Türk yurdunun bütün insanları, kardeşlerimiz, hayvan vagonlarına doldurularak sürgün edildi.” ifadelerini kullanarak bu sürgün ve soykırım boyunca Kırım Tatarlarının nüfuslarının yüzde 46’sının yok edildiğinin altını çizdi. KARATAY, KIRIM’IN 2014 YILINDA RUSYA TARAFINDAN İŞGAL EDİLDİĞİNİ HATIRLATTI Öte yandan “Bu insanlar, inanılmaz bir mücadele ile Kırım’a döndüler ve bunların belgesellerini TRT için yaptım.” şeklinde konuşan Karatay, Kırım Tatarlarının Türk-İslam medeniyetini Türkiye’nin de desteğiyle yeniden canlandırdığını ve 2014 yılında Kırım’ın Rusya tarafından işgal edildiğini hatırlatarak “Doğu Türkistan’a ve Gazze’ye olduğu gibi Kırım’a da özgürlük diliyorum.” dedi. “BELGESEL, TARİHE GÖRSEL BELGE BIRAKMAK DEMEKTİR” Bundan tam 36 yıl önce genç bir yönetmen olarak Sivas’a geldiğini ve Sivas’ın birçok köyünde çekimler yaptığını belirten Karatay, son olarak şu değerlendirmelerde bulundu: Bu belgeseller, ölümsüz belgeseller. Belgesel, zaten tarihe görsel belge bırakmak demektir. Bu belgeselde (Karatay tarafından 1990 yılında çekilen 'Kınalı Koçum Sürmeli Koyunum' belgeseli) çektiğimiz insanlar rahmetli olmuş, tam 26 yıl sonra TRT tekrar yayımlanırken oğlu Amerika’ya göç etmiş, iş adamı olmuş; ‘Kaç para olursa olsun babamın görüntülerini satin almak istiyorum.’ diye bir akrabasını yollamış. Elbette biz ona hediye ettik. Bizim belgeselimizi güzelleştiren o güzel insanlara selam olsun. Ayrıca Festival jürisi, 3. Sivas Uluslararası Film Festivali Belgesel kategorisinde filmin anlatı bütünlüğü ve sinematografik estetiği ile yönetmenin özgün bakışı ve güçlü görsel dili nedeniyle, Birincilik Ödülü’ne Fatih Diren'in "Baletler Köyü" belgesel filminin layık olduğuna oybirliği ile karar verdi.

KTMM, 18 Mayıs anma etkinlikleri için çevrim içi koordinasyon toplantısı düzenliyor Haber

KTMM, 18 Mayıs anma etkinlikleri için çevrim içi koordinasyon toplantısı düzenliyor

Kırım Tatar Milli Meclisi (KTMM), 18 Mayıs Kırım Tatar Soykırımı Kurbanlarını Anma Günü vesilesiyle dünya genelindeki Kırım Tatar sivil toplum kuruluşlarını bir araya getiriyor. 14 Mayıs’ta düzenlenecek çevrim içi koordinasyon toplantısında, anma etkinliklerinin son hazırlıkları ele alınacak. KTMM Başkanı Refat Çubarov, sosyal medya üzerinden yaptığı açıklamada, her yıl 18 Mayıs Kırım Tatar Sürgünü ve Soykırımı Kurbanlarını Anma Günü öncesinde geleneksel olarak düzenlenen koordinasyon toplantısının bu yılki detaylarını paylaştı. Toplantı; Ukrayna, Türkiye, Romanya ve Litvanya başta olmak üzere dünyanın dört bir yanındaki Kırım Tatar diasporasını ve sivil toplum kuruluşlarını ortak bir platformda buluşturacak. TOPLANTI GÜNDEMİ VE KATILIM BİLGİLERİ 14 Mayıs 2026 tarihinde, Kıyiv saatiyle 20.00'de gerçekleştirilecek olan çevrimiçi toplantıda; Ukrayna dışındaki Kırım Tatar sivil toplum kuruluşları tarafından düzenlenecek anma programları hakkında bilgi paylaşımı yapılacak, KTMM ve Ukrayna'daki yerel Kırım Tatar kuruluşlarının gerçekleştireceği etkinlikler hakkında bilgi verilecek. Çubarov, KTMM üyeleri, Kırım Tatar STK temsilcileri ve millî hareket aktivistlerini toplantıya katılmaya davet etti. Toplantıya katılmak isteyenlerin 14 Mayıs 2026 saat 17:00’ye kadar aşağıdaki bağlantı üzerinden kayıt yaptırmaları gerekiyor: https://forms.gle/JSo9hjsBFKr3k4t9A ANMA ETKİNLİKLERDE GÖRSEL KİMLİK VE LOGO KULLANIMI KTMM Başkanı, 18 Mayıs Kırım Tatar Soykırımı Kurbanlarını Anma Günü kapsamında düzenlenecek tüm etkinliklerde görsel bir bütünlük sağlanması amacıyla, farklı dillerde hazırlanmış olan tek tip görsellerin kullanılmasını tavsiye etti. Anma etkinliklerinde kullanılacak tasarımlara ve logo varyasyonlarına aşağıdaki bağlantıdan ulaşılabilir Google Drive Bağlantısı

Tuğrul Türkeş: Kırım’ı Ukrayna’nın bir parçası olarak görüyoruz Haber

Tuğrul Türkeş: Kırım’ı Ukrayna’nın bir parçası olarak görüyoruz

Türkiye Büyük Millet Meclisi (TBMM) Türkiye-Ukrayna Dostluk Grubu Başkanı ve Adalet ve Kalkınma Partisi (AK Parti) Ankara Milletvekili Yıldırım Tuğrul Türkeş; Kırım Haber Ajansına (QHA) verdiği özel röportajda parlamenter diplomasinin tıkandığı noktaları ve Türkiye’nin Ukrayna'ya yönelik kararlı desteğini anlattı. Amerika Birleşik Devletleri (ABD) Dışişleri Bakanı Marco Rubio’nun Kırım’a yönelik ifadelerini "skandal bir taviz" olarak nitelendiren Türkeş, Kırım Tatar siyasi tutsakların durumu ve savaş sonrası yeniden yapılanma süreci hakkında kritik değerlendirmelerde bulundu. TÜRKEŞ, TÜRKİYE-UKRAYNA İLİŞKİLERİNİN GEÇMİŞİNE VURGU YAPTI Türkiye ve Ukrayna parlamentolarının mevcut iş birliği seviyesi ve bu iş birliğinden elde edilen somut çıktılar hususunda Türkeş, iki ülke arasındaki ilişkilerin onlarca yıllık geçmişi olduğunu dile getirerek bu ilişkilerin Rusya’nın Ukrayna’yı topyekûn işgal girişimiyle beraber inkıtaya uğradığını belirtti. TBMM heyeti olarak Ukrayna-Rusya Savaşı’nın yıl dönümü için Kıyiv'e planlanan son ziyaretin çatışmalar sebebiyle ertelendiğini kaydeden Tuğrul Türkeş, “Ukrayna’dan sağ olsun arkadaşlarımız bu parlamentolar arası dostluk grubundan geliyorlar fakat bizim son bir iki senedir ziyaretimiz mümkün olmadı. Onun da sebebi, uçuşların olmayışı. Moldova veyahut Polonya üzerinden gidilip gelinmesi lazım. En son, savaşın yıl dönümü için gidilecekti fakat o zaman da tekrar çatışmalar vardı, onun için ileriye bıraktık ama bu, irtibatımız olmadığı veyahut beraber çalışmalara katılmadığımız anlamında değil. Hem Ukrayna’dan hem Kırım Tatarlarından dostlarımız, kardeşlerimiz bizi ziyarete geliyorlar. Bizim son bir iki senedir eksiğimiz, biz gidemedik. Onu da ilk fırsatta yapacağız, bunu telafi edeceğiz.” şeklinde konuştu. “ARABULUCULUK İÇİN HER İKİ TARAFLA DA TEMASIN OLMASI LAZIM” Parlamenter diplomasi alanında Rusya ile ortak bir platform bulunmadığını söyleyen Türkeş, “Ben aynı zamanda Avrupa Konseyi Parlamenter Meclisi (AKPM) Türk Grubu'nun da heyet başkanıyım. Eskiden Rusya, Avrupa Konseyinde de vardı. Birçok değişik platformda onlarla temas ediyorduk fakat Kırım’ın işgaliyle birlikte bu, Avrupa Konseyinin temel prensiplerine aykırı bir davranış olduğu için Rusya’yı çıkartma kararı aldılar. Rusya da kendisi çıktı, çıkartılmadan ama netice olarak Rusya, Avrupa Konseyinde de temsil edilmiyor.” değerlendirmesinde bulundu. Buna karşın Türkiye’nin hem Kırım Tatar hem de Ukrayna milletvekilleriyle temaslarının sürdüğünü beyan eden Türkeş, “Arabuluculuk için her iki tarafla da temasın olması lazım ama Rusya ile yok.” dedi. ABD DIŞİŞLERİ BAKANI RUBIO’DAN KIRIM’A YÖNELİK SKANDAL İFADE! Birden fazla arabulucunun olup olmayacağı konusunda ise “Bu bölge dışındaki ülkeler, güçlü ülkeler veyahut Birleşmiş Milletlerde (BM) daha fazla söz sahibi olan ülkeler diyelim, Bunların yaklaşımları mühim. Şimdi Amerika'da bir seçim oldu. Seçimden sonra Trump yönetimi iktidara geldi. Trump yönetimi iktidara geldiğinde Trump'ın atadığı yeni Dışişleri Bakanı Marco Rubio, Rusya ile Ukrayna konusu konuşulurken Kırım'ın işgalinden sonraki tarihleri vererek 'bundan öncesine gitmek mümkün değil' dedi. Şimdi bu büyük bir eksiklik, büyük bir taviz.” ifadelerini kullandı. “KIRIM’I UKRAYNA’NIN PARÇASI OLARAK GÖRÜYORUZ” Batı’yı, Avrupa’yı ve NATO’yu temsil eden ülkelerin Rusya ile birlikte ABD'yi “söz sahibi” olarak gördüğünü belirten Türkeş, “Marco Rubio çıkıp 2014'ten öncesine gitmek mümkün değil, dediğinde o ne demek? Rusya Kırım'ı işgal ettikten sonra geriye kalanını konuşalım, demek. Yani bizim sıkıntılarımız bunlar, yoksa biz hala Türkiye olarak Kırım'ın ilhakını kabul etmiyoruz ve Kırım'ı Ukrayna'nın parçası olarak görüyoruz.” dedi. Türkeş; TBMM'deki genel konsolidasyon üzerine ise AK Parti, Milliyetçi Hareket Partisi (MHP), Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) ve İYİ Parti başta olmak üzere iktidar ve muhalefet partilerinin çoğunluğunun bu hususta mutabık bir tavır sergilediğini kaydetti. KIRIM TATAR SİYASİ TUTSAKLAR MESELESİNİN ULUSLARARASI PLATFORMA TAŞINMASI Kırım Tatar siyasi tutsaklar üzerine ise müzakere ekibinde olmadığını fakat takip ettiği kadarını naklettiğini belirten Türkeş, “Bundan kısa bir süre önce, Kırım Tatar Millî Meclisi Başkanı Refat Çubarov Bey, sağ olsunlar buraya da teşrif ettiler, burada da konuştuk. Oradaki sorun, Kırım'daki insanlara Rusya, ‘Bu benim vatandaşımdır.’ diyor ve ayrı bir muameleye tâbi tutmuyor. Yani Ukraynalı tutsağın durumu ayrı çünkü o Ukraynalı olduğu için onu konuşabiliyoruz ama Kırım'daki, Kırım Tatarlarından tutsak olan, hapiste olan, gözaltında bulunanlarla ilgili bir müzakere mümkün olmuyor. Onun da uluslararası platformda adının konulup tanımının doğru dürüst yapılması lazım ki, onların da haklarını savunalım veyahut salıverilmeleri için çalışma yapalım.” dedi. “KIRIM TATARLARI UKRAYNA HALKININ BİR PARÇASI” Kırım Tatar Millî Meclisinin (KTMM) Kırım Tatar halkının tek resmî temsil organı olarak hukuki statü kazanması hususunda ise Türkiye’nin Ukrayna’yı desteklediğini dile getiren Türkeş, “Bizim burada ayrı bir politika üretmemiz teknik olarak mümkün değil. Ukrayna egemen bir ülke, Kırım Tatarları da bu Ukrayna'nın bir parçası, başka birçok grupların olduğu gibi. Onlara şöyle yap, böyle yap demek bizim haddimiz değil. Türkiye'de hiçbir zaman böyle bir fikir vermeye yönelmez ama oradaki onların aldığı kararların tatbikinde, uluslararası arenada duyulmasına, tanıtımına biz gayret sarf ederiz.” dedi. “(KIRIM TATARLARININ) MAĞDURİYETLERİ BİZİ DAHA FAZLA ÜZÜYOR, İLGİLENDİRİYOR” Ukrayna-Türkiye ilişkilerinin gelişmesinde Kırım Tatarlarının rolüne vurgu yapan Türkeş, “Başka birçok ülkeden farklı olarak tabii ki onlar (Kırım Tatarları) bizim soydaşlarımız. Kırım Tatarları, ulu Türk çınarının bir parçasıdır. Onların orada olması, daha da önemlisi onların mağduriyetleri bizi daha fazla üzüyor, daha fazla ilgilendiriyor. Dünyanın başka bir yerindeki bir ülkedeki yaşayanlara göre bu bizim daha fazla dikkatimizi çekiyor. Bir de akrabalıklar var. Yani o ailelerin bir kısmı Türkiye'de; yani ailenin bir kısmı burada, bir kısmı orada. Onun için tabii ki bizim öncelikle ilgi alanımız içinde.” dedi. Türkeş, KTMM Başkanı Refat Çubarov’un Türkiye ziyareti ve kendisiyle gerçekleştirdiği görüşmede ise son gelişmelerin değerlendirildiğini, Kırım Tatar siyasi tutsaklar meselesinin ve güncel konuların masaya yatırıldığını kaydetti. “MUSTAFA AGA HEPİMİZİN BÜYÜĞÜ, SAYGI DUYDUĞU BİR İNSAN” KTMM Başkan Yardımcısı, Ukrayna Milletvekili ve Ukrayna-Türkiye Parlamentolar Arası Dostluk Grubu Eş Başkanı Ahtem Çiygöz’ün de Türkiye’ye birçok kez ziyarette bulunduğunu kaydeden Türkeş, Kırım Tatar halkının millî lideri ve Ukrayna Milletvekili Mustafa Abdülcemil Kırımoğlu hakkında ise “Mustafa Aga (Kırımoğlu) zaten hepimizin büyüğü, hepimizin saygı duyduğu bir insan; zaman zaman onunla da görüşüyoruz. Fırsat buldukça geliyorlar. Onların gelmesi bizi mutlu ediyor. Biz sahadan sıcak haber alıyoruz onlar sayesinde ve doğru haberi alıyoruz, filtresiz alıyoruz. Bu da konuları değerlendirmekte daha objektif davranmamızı sağlıyor. Yanlış bilgi ile hareket etmiyoruz burada.” şeklinde konuştu. “ARADA BİR TEK KARADENİZ VAR” Bununla birlikte Türkiye-Ukrayna ilişkilerinin bugünkü seyri hakkında her zaman potansiyel gelişme alanlarının bulunduğunu dile getiren Türkeş, Ukrayna ile savunma sanayinden gıdaya kadar birçok alanda çalışmaların yapıldığını kaydederek Ukrayna’da Türk menşeli şirketlerin, Türkiye ile iş yapan Ukrayna menşeli şirketlerin olduğunu belirtti. Öte yandan Türkeş, Ukrayna-Rusya Savaşı’nın iş birliklerinde sorunlar yarattığını ve hacimlerde ufalmaya sebep olduğunu ifade ederek savaş sona erdiğinde hem iş birliklerinin hem de çeşitli sektörlerin canlanabileceğini dile getirdi. Ayrıca Türkiye ile Ukrayna’nın coğrafi yakınlığına dikkat çeken Türkeş, “Bir kere arada bir tek Karadeniz var. Coğrafi olarak Ankara'dan uçağa bindiğinizde bir buçuk saati geçmiyor, Kıyiv’e iniyorsunuz veya diğer taraflara da. Türk Havayollarının da Ukrayna Havayollarının da seferleri vardı. Bir günde Ankara'dan 2-3 sefer gidip geliyordu. Bu büyük bir avantaj. Ondan sonra gemi seferleri var, Karadeniz'de kolay hareket ediliyordu ama savaş, şu anda birçok şeyi engelliyor.” dedi. “TÜRKİYE UKRAYNA'NIN İHTİYACI OLAN HER ŞEYİ SAĞLAR” Son olarak Türkeş, Ukrayna’nın yeniden yapılandırılması alanında Türkiye’nin fonksiyonu açısından şu ifadelere yer verdi: Türkiye Ukrayna'nın ihtiyacı olan her şeyi sağlar, yani onların tercihlerine bağlıdır. Tabii ki bütün dünya Ukrayna'nın tekrar toparlanmasını, kalkınmasını arzu eder; onların da yardımları olacaktır ama onun haricinde Türkiye de gereken her şeyde Ukrayna'nın yanında olur.

KTMM Başkanı Çubarov: Ukrayna, topraklarından taviz vermesini gerektirecek bir barışı kabul edemez Haber

KTMM Başkanı Çubarov: Ukrayna, topraklarından taviz vermesini gerektirecek bir barışı kabul edemez

Kırım Tatar Millî Meclisi (KTMM) Başkanı Refat Çubarov, “Türkiye Today” haber sitesine verdiği röportajda Kırım Tatarlarının karşılaştığı insan hakları ihlalleri, Kırım’ın Rusya tarafından işgal edilmesi, Ukrayna-Rusya Savaşı ile Türkiye’nin politikası ve Rusya’nın propaganda faaliyetleri üzerine değerlendirmelerde bulundu. KTMM BAŞKANI, TÜRKİYE’DEKİ RUS PROPAGANDASINA DİKKAT ÇEKTİ Rusya’nın Ukrayna’ya karşı yürüttüğü savaşın Kırım’ın Şubat 2014’te işgal ve yasa dışı şekilde ilhak edilmesiyle başladığını ve 12. yılını doldurduğunu kaydeden Refat Çubarov, Türkiye’nin sürecin en başından itibaren bu yasa dışı ilhakı tanımadığının ve tanımayacağının altını çizdi. Türkiye’nin Birleşmiş Milletler (BM) ve Avrupa Güvenlik ve İşbirliği Teşkilatı (AGİT) ile birlikte Kırım Tatarlarına ve Ukrayna’ya tam destek sağladığını da dile getiren Çubarov, bununla birlikte Türkiye’deki sivil toplum kuruluşlarının (STK) çoğunun Ukrayna-Rusya Savaşı üzerindeki tutumunun Rus propagandası tarafından etkilendiğinin altını çizdi. Çubarov, Türkiye’de en çok ön plana çıkan STK’ların Rus propagandasından etkilenmiş olduğunu ifade ederek “Savaşın başından bu yana Türkiye Cumhuriyeti’nin sahip olduğu tutum, kanaatimce kamuoyuna etkin bir şekilde yansıtılmamıştır. Sonuç olarak sivil toplum ve STK’ların görüşü, ‘Ukrayna yalnız bırakıldı; Ukrayna, barış önünde bir engeldir; Ukrayna, Rusya’nın egemenliğini yok saymaktadır ve Batı’yı temsilen hareket etmektedir.’ düşüncesi etrafında şekillenmiştir. Bu algının geniş bir kesimde karşılık bulduğunu görüyorum ve bu durumun Rus propagandasının bir sonucu olduğuna inanıyorum.” değerlendirmesini yaptı. “BARIŞ, ADİL OLMALIDIR” “Ukrayna, topraklarından taviz vermesini gerektirecek bir barışı kabul edemez.” şeklinde konuşan Çubarov, dünya siyasetinde güce, uluslararası hukuka göre gitgide daha fazla öncelik verildiğini ifade ederek “Buna karşın güç, hukuka üstün geldiğinde sorunlar ortadan kaybolmayacak, aksine derinleşecektir. Bu nedenle barış, adil olmalıdır.” dedi. Türk kamuoyunda güçlü bir Amerikan karşıtlığı olduğunu fakat bu durumun Rusya’ya karşı sempati geliştirilmesini meşru kılamayacağını dile getiren Çubarov, STK’ların kamuoyunun duygu ve düşüncelerini şekillendirdiğini belirterek Türkiye’nin “komşularla sıfır sorun” politikasının ise son derece başarılı ve yapıcı olduğunu kaydetti. ÇUBAROV, KIRIM TATARLARINA UYGULANAN İNSAN HAKLARI İHLALLERİNİ DİLE GETİRDİ Propaganda ve ifade özgürlüğü kavramları arasında oldukça ince bir çizginin olduğunu dile getiren Çubarov, “Sputnik” kanalının Rusya’ya ait bir propaganda aracı olduğunu kaydederek Rusya’nın Kırım’da gerçekleştirdiği propaganda faaliyetlerinin ciddiyetine ve Kırım Tatarlarının maruz bırakıldığı insan hakları ihlallerine ve kanun dışı muamelelere dikkat çekti. Kırım’daki siyasi mahkûmların 351’inden 181’inin Kırım Tatarı olduğunun altını çizen Çubarov, Kırım Tatarlarının Kırım’ın nüfusunun yüzde 12’sini oluşturmasına karşın Kırım’daki siyasi mahkûmların ise yaklaşık yüzde 50’sinin Kırım Tatarı olduğunu vurguladı. “Tarihî emellerini gerçekleştirmekte kararlı olan Rusya, ağır hukuki yollara başvurarak yerli halka ana vatanlarını terk etmesi yönünde baskı uygulamaktadır. 10 ilâ 30 yıla kadar verilen hapis cezaları yaygın olarak uygulanmaktadır. Siyasi mahkûmların hâlihazırda 60’ı kadınlardan oluşmaktadır. Çoğu, asılsız terörizm suçlamalarıyla karşılaşmaktadır. Yüzlerce Kırım Tatarının ise Kırım Yarımadası’nda ikamet etmelerinin önü resmen kapatılmıştır.” “(KIZIL ORDU KOROSU) YALNIZCA KÜLTÜREL BİR AKTİVİTEYİ TEMSİL ETMEMEKTEDİR” Rusya’nın propaganda aleti olan Kızıl Ordu Korosu’nun her yıl Türkiye’de konser verdiğine dikkat çeken KTMM Başkanı, bu konserlerin tarihlerinin kasten Kırım Tatar ve Çerkes sürgün ile soykırım yıl dönümleri ile çakışacak şekilde ayarlandığının altını çizdi. Çubarov, bununla birlikte Ankara’da 7-8 Temmuz 2026 tarihlerinde tertip edilecek olan NATO Zirvesi’nin tarihinin bile Kızıl Ordu Korosu’nun konser takvimi dâhilinde duyurulduğunu belirtti. “Bu koro, yalnızca kültürel bir aktiviteyi temsil etmemektedir; bir propaganda aracı olarak kullanılmaktadır. Örnek vermek gerekirse, eğer İsrail ordusunun korosu Türkiye’de konser verecek olsaydı kamuoyunun tepkisi bu noktada hızlı ve net olurdu. Buna rağmen Kızıl Ordu Korosu için benzer bir tepki verilmemiştir.” şeklinde konuşan Çubarov, Türkiye’deki Kırım Tatar diasporasının rolünün önemini dile getirerek daha yüksek bir toplumsal farkındalık ve desteğin de gerekli olduğunu ifade etti. Bununla birlikte Çubarov, bu noktada önceliğin Kırım Tatar siyasi tutsakların serbest bırakılmasının atılacak ilk ve en acil adım olduğunu kaydetti. NATO, RUSYA’NIN KARADENİZ’DEKİ GENİŞLEMESİ KONUSUNDA UYARIDA BULUNMUŞTU Kırım’ın Rusya için yalnızca ekonomik açıdan önemli olmadığını ve Rusya’nın doğu bölgelerindeki ekonomik kapasitesinin zaten yeterli olduğunu belirten Çubarov, Kırım’ın bu noktada Rusya için “askerî üs” olduğuna ve Yarımada’da yaklaşık 225 askerî yerleşim olduğuna dikkat çekti. KTMM Başkanı, NATO’nun 2000’li yılların başında Rusya’nın Karadeniz’deki genişleme girişimleri hususunda uyarıda bulunduğunu hatırlatarak Rusya’nın Karadeniz’deki kontrolünün Ukrayna dâhil, Karadeniz’e kıyısı olan bütün ülkeler için olumsuz sonuçlara yol açtığını belirtti. Çubarov, bu noktada Kırım’ın Rusya için bir “anahtar görevi” gördüğünü ve “sıcak denizlere inme” politikasının en önemli aşaması olduğunu dile getirdi. “UKRAYNA’YA DESTEĞİN SÜREKLİ OLARAK SAĞLANMASI GEREKMEKTEDİR” Ukrayna-Rusya Savaşı’nın ne zaman sona ereceği hususundaki belirsizliği dile getiren Çubarov, bu savaşın ölçeğinin artabileceğini bir ihtimal olarak değerlendirerek Baltık ülkelerinin ise bu ihtimal için hazırlandığını kaydetti. “Ancak Rusya, bu savaşı kazanamayacaktır; yapısal olarak başarısızlığa mahkûmdur. Ukrayna, tek başına Rusya’ya direnecek konumda değildir ve Ukrayna’ya desteğin sürekli olarak sağlanması gerekmektedir. Rusya, işgal ettiği diğer bölgelerden çekilse de Kırım’dan çekilmesi oldukça düşük bir olasılıktır.” şeklinde konuşan Çubarov, Rus kamuoyunun fikrinin propaganda ve algı yönetimi tarafından şekillendiğini dile getirerek bu durumun, Rusya’nın Kırım’da meşru menfaatlerinin bulunduğu yönünde bir inanca sebebiyet verdiğine dikkat çekti. “YAKIN ZAMANDA PARÇALANMIŞ BİR RUSYA GÖRMEK, UZAK BİR İHTİMAL DEĞİLDİR” “Buna karşın Kırım, hiçbir zaman Rusya’nın olmamıştır ve olmayacaktır. Kırım’dan çekilmek, Putin adına siyasi bir intihar olacaktır. (Rusya’nın) Birçok başarısız devlet yetkilisinde de görüldüğü gibi bu durum, fizikî sonuçlara da yol açabilecektir.” diyen Çubarov, Ukrayna’nın işgal altındaki bölgelerinin azat edilmesi durumunda Rusya’nın artık Kırım’ın kontrolünü elinde tutamayacağını kaydederek Rusya’nın bu noktada nükleer eskalasyona başvurabileceğini belirtti. Çubarov, bununla birlikte “Rusya’nın Kırım’dan çekilmesi için Rusya’da büyük bir iç krizin meydana gelmesi gerekir fakat aslında Rusya zaten böyle bir krize yol açmaktadır. Birinci Dünya Savaşı sonrasındaki dönemde olduğu gibi, yakın zamanda parçalanmış bir Rusya görmek, uzak bir ihtimal değildir.” şeklinde konuştu. Kırım’daki ifade özgürlüğü ile insan hakları ihlalleriyle beraber Kırım Tatarlarının maruz kaldığı sistemik baskıyı da dile getiren Çubarov, Kırım Tatarlarının gördüğü baskı ve zulümler neticesinde ana vatanları olan Kırım’ı terk etmek zorunda bırakıldıklarının altını çizdi. RUSYA, KIRIM TATARCA EĞİTİMİNİ BİR PROPAGANDA ARACI OLARAK KULLANIYOR Öte yandan Kırım’ın Rusya tarafından işgal edildiği 2014 yılından beri yaklaşık 1 milyon Rus’un Kırım’a yerleştirildiğini ve bu durumun etnik ve demografik bir dönüşümün bariz göstergesi olduğunu beyan eden Çubarov, Kırım’ın “Ruslaştırılma” sürecinden geçtiğine vurgu yaptı. Ayrıca büyük emekler verilerek kurulan 14 Kırım Tatar okulunun, 2014 yılından sonra Rus okullarına çevrildiğini dile getiren Çubarov; Kırım Tatar dilinde verilen eğitimin yürürlükten kaldırıldığını ve eğitimin zorunlu olarak Rusçaya dönüştürüldüğünü belirtti. Son olarak Çubarov, Kırım Tatarca eğitiminin haftada yalnızca bir saate düşürülmesine dikkat çekerek Rusya’nın, kısıtlı olarak verilen Kırım Tatarca eğitimini bile bir propaganda aracı olarak kullandığının altını çizdi.

KTMM Başkanı Çubarov, TİKA’yı ziyaret etti Haber

KTMM Başkanı Çubarov, TİKA’yı ziyaret etti

Kırım Tatar Millî Meclisi (KTMM) Başkanı Refat Çubarov, Türkiye temaslarının Ankara ayağında 15 Nisan 2026 tarihinde Türk İşbirliği ve Koordinasyon Ajansı Başkanlığını (TİKA) ziyaret etti. Çubarov, TİKA Başkanı Abdullah Eren ile bir görüşme gerçekleştirdi. Ziyarette; KTMM Üyesi ve Şefika Gaspıralı Uluslararası Kadın Birliği Başkanı Gayana Yüksel, Dünya Kırım Tatar Kongresi (DKTK) Genel Sekreteri Av. Namık Kemal Bayar ve Ukrayna’nın Ankara Büyükelçiliği Müsteşarı Denıs (Denys) Zolotarov yer aldı. “BİZ HER ZAMAN UKRAYNA’NIN TOPRAK BÜTÜNLÜĞÜNDEN YANA OLDUK” Görüşmede Eren, hem Ukrayna hem Kırım’da TİKA'nın hayata geçirdiği projeleri anlattı. TİKA’nın Kıyiv’deki Koordinasyon Ofisi ile birlikte savaş koşullarına rağmen projelerin devam ettirdiğini dile getiren Eren, özellikle Ukrayna insanına yalnız olmadığını göstermek için sosyal projelerin gerçekleştirilmekte olduğunu belirtti. “Biz her zaman Ukrayna’nın toprak bütünlüğünden yana olduk. (Ukrayna’ya) Yapılan saldırıları hiçbir zaman tasvip etmedik.” diyen Eren, Kırım Tatarları ve Ukrainlere TİKA’nın kendi çalışma alanlarında hizmet vermeye devam edeceğini kaydetti. Eren, KTMM’nin Kırım Tatar halkının temsil organı statüsünün kesinleşmesi hususunda TİKA’nın memnuniyet duyduğunu da dile getirdi. ÇUBAROV, KIRIM TATAR SİYASİ TUTSAKLARA YAŞATILAN BASKIYA DİKKAT ÇEKTİ Çubarov ise görüşmede; Kırım’ın, Kırım Tatarlarının ve Kırım Tatar siyasi tutsakların mevcut durumunu gündeme taşıdı. Kırım’daki yaşam şartlarının zorlaştığını dile getiren Çubarov, Kırım’da hâlihazırda 351 siyasi mahkûmun bulunduğunu ve bu mahkûmların 180’inin yani yüzde 51’inin Kırım Tatarı olduğunu belirtti. Kırım Tatarlarının Kırım’daki nüfus oranının yüzde 12 olduğunu da vurgulayan Çubarov, 2022 yılına kadar söz konusu mahkûmların yalnızca 5’i kadınken şimdi ise bu sayının 60’a yükseldiğini bildirdi. Siyasi mahkûmların terör suçu işledikleri ya da Ukrayna adına faaliyet yürüttükleri iddialarıyla suçlandıklarını belirten Çubarov, bazı durumlarda siyasi mahkûmların eşlerinin de Rusya tarafından haksız yere tutuklandığını ifade etti. Çubarov, “Hapse atılan herkesi Kırım’da tutmuyorlar. (Siyasi mahkûmları) Rusya’nın Yakutsk ve Başkurdistan gibi uzak bölgelere götürüyorlar. İçerideki erkeklere daha çok baskı uygulamak için onlara gidip ‘Eşlerinizi de alacağız.’ şeklinde psikolojik baskı uyguluyorlar.” ifadelerini kullandı. Bununla beraber Çubarov, Rusya’nın yarattığı korku ortamı sebebiyle Kırım Tatar siyasi tutsakların bazılarının eşlerinin çocularıyla beraber Türkiye’ye sığınmaya başladığını da dile getirdi. KIRIM TATARLARI, RUS ORDUSUNA ALINMAMAK İÇİN KIRIM’I TERK ETMEK ZORUNDA KALIYOR Ukrayna-Rusya Savaşı nedeniyle Rusya’nın seferberlik ilan ettiğini hatırlatan Çubarov, Kırım Tatarlarının işgalci Rus ordusuna alınmamak için Kırım’ı terk etmek zorunda kaldığını belirtti. Çubarov, “Gençlerimizi, mecburi olarak Rus ordusuna çağırıyorlar. Rus ordusuna 18 yaşındaki bir çocuk girdiği andan itibaren ona hemen çeşitli türde baskılar uygulayarak onu sözleşme imzalamaya mecbur ediyorlar.” şeklinde konuşarak Rus ordusuna alınan gençlerin sözleşmeyi imzalar imzalamaz savaşa gitmek zorunda kaldıklarını belirtti. Seferberlik sebebiyle Kırım’ı terk ederek yurt dışına giden Kırım Tatarlarının sayısının ise en az 50 bin civarında olduğunu dile getirdi. Çubarov, KTMM’nin Kırım Tatar halkının resmî organı statüsünün kesinleşmesi sonucunda beklenenin gerçekleştiğini fakat aynı zamanda KTMM’nin sorumluluklarının da arttığını kaydederek hazırlık aşamasında olan Dünya Kırım Tatar Kongresi'nin önemine vurgu yaptı. Çubarov Ukrayna-Rusya Savaşı’nın başladığı ve Rusya’nın seferberlik başlattığı 2022 yılına kadar Kırım Tatarlarının Kırım’dan ayrılmamak için her türlü çabayı gösterdiğini ifade etti. Çubarov, son olarak Rusya’nın savaşta galip gelmeyeceğini belirterek barışın adil bir şekilde sağlanması gerektiğini ifade etti.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.