SON DAKİKA
Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#Kırım Tatar Milli Meclisi

QHA - Kırım Haber Ajansı - Kırım Tatar Milli Meclisi haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Kırım Tatar Milli Meclisi haber sayfasında canlı gelişmelerle ulaşabilirsiniz.

Ukrayna'nın başkenti Kıyiv'de Şeyh Şamil parkı açıldı Haber

Ukrayna'nın başkenti Kıyiv'de Şeyh Şamil parkı açıldı

Ukrayna’nın başkenti Kıyiv’de bugün, Kafkasya'da uzun yıllar boyunca Ruslara karşı olağanüstü bir mücadele veren Şeyh Şamil’in adını taşıyan parkın açılış töreni yapıldı. "Kafkas Kartalı" olarak anılan ve Dağıstan halkları için bir efsane olan Şeyh Şamil’in vefatının 155. yılı dolayısıyla düzenlenen törene Kırım Tatar Milli Meclisi (KTMM) Başkanı Refat Çubarov, Ukrayna Dağıstan Halkları Kongresi Başkanı Ahmed Ahmadov, Kırım Özerk Cumhuriyeti Müslümanları Dini İdaresi Başkanı Müftü Ayder Rüstemov, Dünya Dağıstan Halkları Kongresinin temsilcileri ve yerel yetkililer katıldı. KTMM Başkanı Refat Çubarov, töreninde yaptığı konuşmada, Kıyiv’deki parka Şeyh Şamil’in adının verilmesinin derin tarihsel ve siyasi anlam taşıdığını belirtti. Kıyiv Belediyesinin bu adımı atarak, Dağıstan ve Çeçen halklarına duyulan saygıyı sergilediğini belirten Çubarov, “Aynı zamanda bu isim Rus İmparatorluğu’na karşı direnen Kafkas halkları ile bugün, imparatorluğu yeniden canlandırmaya çalışan Rus yönetimine karşı kahramanca mücadele eden Ukrayna arasında arasında doğrudan bir paralellik kurmakta ve derin bir bağlantı oluşturmaktadır.” dedi. Uzun yıllar boyunca Rusya’dan zarar gören farklı halkların temsilcilerinin bugün Ukrayna Silahlı Kuvvetleri saflarında, Ukraynalılarla omuz omuza savaştığını vurgulayan KTMM Başkanı, “Şüphesiz Ukrayna kazanacak, köleleştirilmiş halklar özgürlüğüne kavuşacak ve Rus barbarları bataklıklarına geri çekilecek ve bütün halklarla barış ile uyum içinde yaşamayı öğrenene orada kadar kalacaklar.” ifadelerini kullandı. KAFKAS KARTALI ŞEYH ŞAMİL Şeyh Şamil, 1797’de Dağıstan’ın Gimri köyünde doğdu ve genç yaşta aldığı güçlü dini ve entelektüel eğitimle yalnızca bir savaşçı değil, aynı zamanda bir lider ve rehber olarak öne çıktı. Mevlana Halid-i Şehrezori’den aldığı ilim ve hilafetle Kafkasya’ya dönen Şamil, Rus yayılmacılığının Kafkas halklarını esaret altına almaya çalıştığı bir dönemde sahneye çıktı. İmam seçildiği 1834’ten itibaren, Dağıstan ve Çeçenistan başta olmak üzere Kuzey Kafkasya’da dağınık direnişi birleştirerek düzenli bir ordu kurdu. “Gazavat” (Kutsal Savaş) adı verilen bu mücadelede, sayıca ve imkân bakımından çok üstün olan Çarlık Rusyası’na karşı halkını örgütleyerek özgürlük mücadelesinin sembol ismi haline geldi. Yaklaşık 35 yıl süren bu direniş boyunca Şeyh Şamil, Rus ordularına ağır kayıplar verdirirken Kafkasya’da fiili bir hakimiyet alanı oluşturdu ve Çarlık yönetiminin tüm askeri planlarını defalarca boşa çıkardı. Kırım Savaşı sırasında mücadelesini daha da genişletmeye çalışan Şamil, tüm yalnızlığına ve dış destek eksikliğine rağmen direnişten vazgeçmedi. 1859’da teslim olmak zorunda kalsa da ne mücadelesi ne de mirası sona erdi. Şeyh Şamil, hayatının sonuna kadar Kafkas halklarının özgürlük iradesini temsil eden bir isim olarak kaldı; bugün hâlâ “Kafkas Kartalı” olarak anılmasının nedeni, işte bu uzun soluklu ve onurlu direniştir.

Kırım Tatar tarihi, Zafer Karatay’ın anlatımıyla ekranlara taşındı Haber

Kırım Tatar tarihi, Zafer Karatay’ın anlatımıyla ekranlara taşındı

Kırım Tatar Milli Meclisi (KTMM) Türkiye Temsilcisi ve Emel Kırım Vakfı Başkanı Zafer Karatay, A Star DTV’de yayınlanan “Yener Saban ile Fikirhane” programında Rusya’nın işgali altında bulunan Kırım’da yaşanan gelişmeleri, Kırım Tatar halkının güncel durumunu ve Rusya’nın yaşattığı insan hakları ihlallerini konuştu. Gazeteci Yener Saban ve Aypars Taras’ın yer aldığı program, 29 Ocak 2026 tarihinde saat 20.30’da izleyiciyle buluştu. “KIRIM TATARLARI, OLAĞANÜSTÜ BİR MÜCADELE VEREREK VATANLARINA DÖNDÜLER” Kırım Hanlığı’nın 1783 yılında Çarlık Rusyası tarafından ilk defa işgal edilmesinden sonra Kırım Tatarlarına yönelik baskıların, zulümlerin ve sürgünlerin gerçekleştiğini dile getiren Karatay, “Daha sonra, İsmail Bey Gaspıralı gibi, Türk dünyası aydınlanmasında muhteşem bir öncü ortaya çıktı. Sadece Kırım Tatarlarına değil bütün Türk dünyasına ışık tutan bu insanın çabalarıyla, Kırım Tatarlarında bir uyanış başladı.” dedi. Karatay, Kırım Tatarlarının 18 Mayıs 1944 tarihinde Josef Stalin tarafından topyekûn sürgün edilmesinin Kırım Tatarları için en büyük facia olduğunu kaydederek “Bu sürgün sonrasında Kırım Tatarları, baş eğmediler, direndiler. Olağanüstü bir mücadele vererek vatanlarına döndüler. 1991’de Sovyetler dağılmadan önce biz, Kırım’da seçimlerle kurultayımızı topladık, kurultayımızda Kırım Tatar Millî Meclisi seçildi. Bu Meclisin Başkanlığına Sovyetler Birliği’nde 15 yıldan fazla hapis yatmış, ünlü insan hakları savunucumuz ve liderimiz Mustafa Abdülcemil Kırımoğlu seçildi. Kırım Tatarları sürgünden dönerken bir taraftan da haklarını elde etmeye çalıştılar.” ifadelerini kullandı. “KIRIM, KIRIM TATARLARI İÇİN ÂDETA BİR YARI AÇIK CEZAEVİNE ÇEVRİLDİ” Kırım Tatarlarının yok edilen medeniyetlerini, millî ve dinî kültürlerini sürgün sonrasında Kırım’da yeniden canlandırmaya çalıştığını belirten Karatay, Kırım Tatarlarına Kırım’ın 2014 yılındaki işgalinden sonra da baskıların ve zulümlerin yaşatıldığını dile getirerek, “Yeniden vatan yapmaya çalıştıkları Kırım, Kırım Tatarları için âdeta bir yarı açık cezaevine çevrildi.” dedi. Aynı zamanda Karatay, Kırım Tatarlarının temsilî ve yetkili en üst organı olan KTMM ile hiçbir zaman teröre veya şiddete başvurmayan Kırım Tatarlarının Rusya tarafından “terörist” ilan edildiğini ifade ederek, söz konusu dönemde KTMM Başkan Yardımcıları İlmi Umerov ve Ahtem Çiygöz’ün hapse atıldığını ve Kırım Tatarlarının Rusya tarafından hâlen hukuksuzca yargılandığını hatırlattı. “KIRIM, RUSYA İÇİN BİR ATLAMA EŞİĞİDİR” Rusların, İstanbulu ele geçirerek Ayasofya’yı Ortodoksluğun merkezi, Moskova’yı Kuzey Ortodoksluğunun, Kudüs’ü ise güney ortodoksluğunun merkezi hâline getirme yönünde planları olduğunu belirten Karatay, Kırım Hanlığı’nın ise tarih boyunca Rusya’nın yolundaki en engel olduğunu vurguladı. Öte yandan, ünlü Kırım Tatar tarihçi Prof. Dr. Halil İnalcık’ın, “Kırım, Rusya için Anadolu’yu, Boğazları, İstanbul’u tehdit etme noktasında bir atlama eşiğidir. Kırım, Türkiye’yi tehdit etmek için bir merkezdir.” sözlerini hatırlatan Karatay, Rus donanmalarının Karadeniz’de sığınabileceği en güvenli limanların Kırım’da bulunduğunu vurguladı. Karatay, Kırım’ın sahip olduğu deniz, hava ve demiryolu imkânları sayesinde Rusya açısından stratejik bir askerî ve lojistik merkez konumunda olduğunu ifade etti. GÖNDERİLEN HER BİR MEKTUP, KIRIM TATAR SİYASİ TUTSAKLARA UMUT OLUYOR Karatay, ayrıca, Rusya’nın hukuka aykırı bir şekilde hapis cezasına çarptırdığı ve Rusya’nın ücra köşelerindeki hapishanelere gönderilen 200 Kırım Tatarının bulunmasına da dikkat çekerek Kırım Tatar siyasi tutsakların Rusya’da tutulduğu hapishanelerin adreslerinin, Emel Kırım Vakfının internet sayfasında yazılı olduğunu ifade etti. “Oradaki insanlara, özellikle Kırım’da, onların hasretini çeken annelerine, babalarına, eşlerine ve çocuklarına bu mektuplar çok büyük moral, ümit ışığı ve yaşama sevinci veriyor.” şeklinde konuşan Karatay, Kırım Tatar siyasi tutsaklar adına söz konusu adreslere mektup gönderilmesi çağrısında bulundu.

Çubarov’dan “Kanlı Yanvar” mesajı: Azerbaycan halkı tüm baskılara rağmen özgürlük idealinden vazgeçmedi Haber

Çubarov’dan “Kanlı Yanvar” mesajı: Azerbaycan halkı tüm baskılara rağmen özgürlük idealinden vazgeçmedi

Kırım Tatar Milli Meclisi (KTMM) Başkanı Refat Çubarov, 20 Ocak 1990’da Sovyet ordusunun Bakü’de sivil halka karşı gerçekleştirdiği ve Azerbaycan tarihine “Kanlı Yanvar” (Qara Yanvar) olarak geçen olayların 36. yıl dönümü dolayısıyla bir açıklama yaptı. Çubarov, 20 Ocak 1990 tarihinin Azerbaycan tarihinde milli yas günü olarak yer aldığını belirterek, Sovyet birliklerinin Bakü’ye girerek kadın, çocuk ve yaşlı ayrımı gözetmeden sivillere karşı silah kullandığını hatırlattı. Bu saldırılarda yüzlerce masum insanın hayatını kaybettiğini, binlercesinin yaralandığını vurgulayan Çubarov, Bakü’nün o günlerde büyük bir acı ve yas atmosferine büründüğünü ifade etti. Azerbaycan halkının o dönemde açıkça özgürlük ve bağımsız bir devlet kurma iradesini ortaya koyduğunu belirten Çubarov, Moskova tarafından yönetilen bu askerî operasyonun, Rus emperyal yaklaşımının ve özgürlük talep eden halklara yönelik acımasız tutumunun açık bir göstergesi olduğunu dile getirdi. Çubarov, “Kanlı Yanvar”ın yalnızca bir trajedi değil, aynı zamanda tarihsel bir ders olduğuna dikkat çekerek, dökülen kanın Azerbaycan’ın bağımsızlık yolunda ağır ama belirleyici bir bedel olduğunu ifade etti. Azerbaycan halkının tüm baskılara rağmen özgürlük idealinden vazgeçmediğini vurgulayan Çubarov, bu direnişin bugün de ilham kaynağı olmaya devam ettiğini söyledi. Açıklamasında “Kanlı Yanvar” şehitlerini rahmetle anan Çubarov, Azerbaycan halkına en içten taziyelerini iletti. 20 OCAK'TA NE OLMUŞTU? Ermenilerin artan toprak talepleriyle birlikte Sovyet yönetimine tepki göstermek isteyen binlerce Azerbaycan Türkü, Bakü’de Azadlık Meydanı'na gelerek, uzun süreli mitinglere başladı. Mitingleri dağıtmak için 26 bin kişilik Sovyet ordusu 20 Ocak’ta Bakü’nün çeşitli bölgelerine girerek, kadın-çocuk demeden 147 kişiyi şehit etti ve 744 kişiyi yaraladı. Vatan müdafaasının neferleri daha sonra Şehitler Hıyabanı olarak anılan ve yere defnedildi. Bu olayın yaşandığı gün tarihe “Kanlı Yanvar” olarak geçti.

Avustralya Büyükelçisi Lehmann'dan KTMM’ye ziyaret: "Kırım'ın geleceği Kırım Tatarlar tarafından belirlenmeli" Haber

Avustralya Büyükelçisi Lehmann'dan KTMM’ye ziyaret: "Kırım'ın geleceği Kırım Tatarlar tarafından belirlenmeli"

Kırım Tatar halkının millî lideri ve Ukrayna Milletvekili Mustafa Abdülcemil Kırımoğlu ve Kırım Tatar Milli Meclisi (KTMM) Başkanı Refat Çubarov, Avustralya’nın Kıyiv Büyükelçisi Paul Lehmann ile bir araya geldi. Görüşmede Rusya’nın Kırım’daki nüfus değiştirme politikası, siyasi tutsakların durumu ve yerli halkların hakları konuları ele alındı. KTMM basın servisinden yapılan açıklamada, Avustralya’nın Kıyiv Büyükelçisi Paul Lehmann’in 9 Ocak tarihinde KTMM’nin Kıyiv’deki ofisini ziyaret ettiği bildirildi. Görüşmeye Kırım Tatar halkının millî lideri ve Ukrayna Milletvekili Mustafa Abdülcemil Kırımoğlu, KTMM Başkanı Refat Çubarov, KTMM Başkan Yardımcısı İlmi Ümerov, KTMM üyeleri Eskender Bariyev ve Riza Şevkiyev katıldı. Kırımoğlu ve KTMM temsilcileri Avustralya’nın Ukrayna’ya askerî, insani ve enerji alanlarında sağladığı istikrarlı destekten dolayı teşekkür ederken, görüşmede yerli halkların haklarının korunmasına ilişkin Avustralya deneyimi de ele alındı. Büyükelçi Paul Lehmann, Avustralya'nın Ukrayna’nın toprak bütünlüğüne olan sarsılmaz desteğini yineleyerek, "Kırım’ın geleceği yalnızca Ukrayna devleti ve Kırım Tatar halkı tarafından belirlenmelidir" dedi. Avustralya’nın kendi yerli halkı (Aborjinler) konusundaki tecrübesine değinen Lehmann, dünyada hiçbir ülkenin bir diğeri üzerinde tahakküm kurmaması gerektiğini vurguladı. KIRIMOĞLU, RUSYA’NIN NÜFUS MÜHENDİSLİĞİNE DİKKAT ÇEKTİ Mustafa Abdülcemil Kırımoğlu, görüşmede Rusya’nın Kırım Tatar halkına yönelik yüzyıllardır süren baskı politikaları ile işgal sonrası devam eden tutuklamalar, kaçırmalar ve zorla göç uygulamaları hakkında bilgi verdi. Kırımoğlu, Rusya’nın yarımadada yürüttüğü demografik operasyona dikkat çekerek şunları kaydetti: 2014 yılındaki işgalin ardından Kırım Tatarları ağırlıklı olarak Ukrayna ana karasına göç ediyordu; ancak 2022'deki tam kapsamlı işgal girişimiyle birlikte halkımız artık daha uzaklara, Avrupa ve Amerika'ya gitmek zorunda kalıyor. Bu durum, dünya genelindeki Kırım Tatar diasporasının büyümesine neden oldu. Tahminlere göre bu yıllar içinde yaklaşık 30 bin ile 50 bin arasında Kırım Tatarı yarımadayı terk etti. Toplam nüfusu 300 bin olan bir halk için bu rakam çok büyük bir kayıptır. Aynı zamanda Rusya, bölgeye kendi vatandaşlarını yerleştirerek bir nüfus değişimi politikası yürütüyor; veriler yaklaşık 1 milyon kişinin Kırım’a taşındığını gösteriyor. Dolayısıyla bu işgal, Kırım Tatar halkının kendi topraklarındaki varlığına yönelik doğrudan bir tehdittir. ÇUBAROV'DAN SİYASİ TUTSAK VURGUSU KTMM Başkanı Refat Çubarov ise siyasi tutuklular sorununa dikkat çekerek, Rusya’nın Kırım Tatarlarını takas süreçlerine dahil etmeyi engellediğini, bunun gazeteciler ve “Azov” Alayı mensubu askerler için de geçerli olduğunu söyledi. Çubarov ayrıca, Ukrayna’nın Yerli Halkları Yasası'nın uygulanmasının önemine değinerek bu alanda Avustralya’nın tecrübesinden yararlanmak istediklerini ifade etti. BARİYEV'DEN COP31 İÇİN ÖNERİ KTMM Üyesi Eskender Bariyev, 2026’da Türkiye’nin Antalya kentinde düzenlenmesi planlanan ve Avustralya ile Türkiye’nin eş başkanlığını üstleneceği BM İklim Konferansı COP31 hazırlıklarına, Kırım Tatar halkının uzmanlarının da dahil edilmesi önerisini gündeme getirdi. Bariyev, Kırım’daki işgalin yol açtığı ağır çevresel tahribatın uluslararası düzeyde ele alınması gerektiğini vurguladı. KTMM, AVUSTRALYA'DAN 1944 SÜRGÜNÜ'NÜ SOYKIRIM OLARAK TANINMASINI BEKLİYOR Görüşmenin sonunda KTMM temsilcileri, 18 Mayıs 1944 Kırım Tatar Sürgünü’nün Avustralya Parlamentosu tarafından resmen "soykırım" olarak tanınması yönündeki beklentilerini dile getirdi ve Kırım’ın işgalinin Kırım Tatar halkına yönelik soykırım politikasının devamı olarak değerlendirmesi gerektiği vurgulandı. Görüşmenin sonunda Refat Çubarov, yerli halkların haklarına saygı duyan ülkelerle ortaklığın önemine dikkat çekerek, Kırım Tatar halkının ancak Ukrayna’nın direnci ve zaferiyle geleceğini güvence altına alabileceğini söyledi. Taraflar, görüşme sonunda birbirlerine yerli halkların kültürlerini simgeleyen hediyeler takdim etti.

Kırım’da baskı derinleşiyor: Kırım Tatar sunucusu Lenora Dülber’e para cezası Haber

Kırım’da baskı derinleşiyor: Kırım Tatar sunucusu Lenora Dülber’e para cezası

Rus işgal güçleri tarafından 4 Aralık 2025 tarihinde Kırım’ın Sudak kentindeki evinde alıkonulan Kırım Tatar araştırmacı ve sunucu Lenora Dülber’in “Rus ordusunun itibarını zedeleme” ve “aşırılıkçı materyal üretimi” suçlamalarıyla 33 bin ruble para cezasına çarptırıldığı öğrenildi. Kırım’daki insan hakları ihlallerini takip ederek kamuoyuna duyuran "Mahkeme: Kırım Bölümü" adlı girişim tarafından bugün yapılan açıklamada, Akmescit’teki (Simferopol) Kremlin kontrolündeki sözde Kiyevskiy Bölge Mahkemesinin Lenora Dülber’i “Rus ordusunun itibarını zedeleme” ve “aşırılıkçı materyal üretimi” suçlamalarıyla 33 bin ruble para cezasına çarptırıldığı bildirdi. İnsan hakları savunucuları işgalci mahkemenin Lenora Dülber hakkında verdiği iki kararın da alıkonulduğu gün tarihli olduğuna dikkat çekildi. Mahkeme kararlarından birinde, Kırım’daki Franko Bilim Kütüphanesi’nde bulunan Dülber’e ait “Siyasi Dönüşüm Bağlamında Kırım Tatarları” adlı akademik çalışmada, sözde uzmanlar tarafından Hizb ut-Tahrir ve Kırım Tatar Milli Meclisi faaliyetlerini “meşrulaştırma” unsurları tespit edildiği iddia edildi. İnsan hakları savunucularına göre, söz konusu eser bilimsel bir çalışma olduğu için “aşırılıkçı materyal yayma” suçlamasına konu edilmesi hukuken mümkün değil. Bu durumun, Rus işgal güçleri ve yargı organları tarafından da bilindiği, buna rağmen sürecin kasıtlı biçimde işletildiği vurgulandı. Açıklamada, Lenora Dülber’e yönelik adımların ideolojik görüşleri nedeniyle bir kişiyi hedef alan sistematik bir baskı niteliği taşıdığı ve bunun uluslararası hukuk açısından insanlığa karşı suç kapsamına girebileceği belirtildi. EVİNDE ARAMA YAPILDI VE ALIKONULDU Lenora Dülber, 4 Aralık 2025'te sabah saat 05.00 civarında evine düzenlenen baskın ve aramanın ardından işgalciler tarafından Akmescit'te bulunan FSB ofisine götürüldü. Gazeteci, daha sonra aynı gün içinde serbest bırakıldı. Kırım Dayanışması sivil teşkilâtına konuşan gazetecinin annesi Elmira Dülber, Rus işgal güçlerinin evin tüm bölümlerine girdiğini ve hem avluda hem de odalarda eş zamanlı çalıştığını aktardı. Annenin ifadesine göre, "soruşturmacılar" kitapları, belgeleri ve teknolojik cihazları detaylıca inceledi. Aramanın ardından gazetecinin bilgisayarı ve telefonuna el konuldu. KIRIM'DAKİ BASKILAR ARTIYOR Konu ile ilgili açıklama yapan Kırım Tatar Milli Meclisi (KTMM) Başkanı Refat Çubarov, “İşgal altındaki Kırım'da bu kez tanınmış bir araştırmacı ve gazeteciye yönelik yeni bir baskın ve arama, Kırım Tatar halkının iradesini kırmak ve onları kendi vatanları Kırım’dan uzaklaştırmak amacıyla uygulanan baskı ve zulmün daha da arttığını gösteriyor.” ifadelerini kullanmıştı.

Kırım Müslümanları Dini İdaresi: Han Camisi’nin ele geçirilmesi Kırım’daki dini baskıların devamıdır Haber

Kırım Müslümanları Dini İdaresi: Han Camisi’nin ele geçirilmesi Kırım’daki dini baskıların devamıdır

Rusya tarafından 2014 yılında işgal edilen Kırım’da bağımsız dini cemaatlere baskı uygulanmaya devam ediyor. Rus işgal yönetiminin aralık ayında Kezlev’deki (Yevpatoria) tarihi Han Camisi’ni (Cuma Camisi) zorla kontrol altına aldığı öğrenildi. Kırım Özerk Cumhuriyeti Müslümanları Dini İdaresi, Rus işgal güçlerinin Kezlev’deki tarihî Han Camisi’ne baskın düzenlemesini, işgal altındaki Kırım’da dini cemaatlere yönelik süregelen baskının bir parçası olarak değerlendirdi. Açıklamada, Kremlin kontrolündeki sözde Kırım Müftülüğünün de sürece dahil olduğu operasyonun, bir “cemaatler arası anlaşmazlık” ya da “mahkeme kararlarının uygulanması” olarak sunulamayacağı vurgulanarak, “Bu, Müslüman yaşamını işgal yönetiminin hiyerarşisine tabi kılmayı amaçlayan, ‘böl ve yönet’ anlayışına dayalı bir operasyondur.” ifadelerine yer verildi. Kırım Müslümanları Dini İdaresine göre asıl mesele, taraflar arasındaki eski anlaşmazlıklar değil; işgal rejiminin hiçbir özerkliğe tahammül etmemesi. Açıklamada, “Bugün ‘uyum sağlamayanlar’ tasfiye ediliyor, yarın başkaları hedef alınabilir. En önemli ders ise şu: İşgal yönetimine sergilenen göstermelik sadakat hiçbir garanti sağlamaz. Aksine, kimi daha sonra ‘pazarlık unsuru’ olarak kullanabileceklerini gösterir. İşgal koşullarında ‘bizden olanlar’ yoktur; sadece kontrol edilenler ve henüz baskı altına alınmamış olanlar vardır.” denildi. Açıklamada, camiye düzenlenen baskının asıl amacının işgal yönetimine sadık bir imamın zorla atanması olduğu belirtilirken, “Kremlin’e bağlı Kırım Müftülüğü ise caminin ele geçirilmesini ve kapatılmasını, cemaati tasfiye eden işgal mahkemesi kararlarına dayandırarak ‘yasal’ göstermeye çalışıyor. Bu, tekelleşmenin işleyiş mekanizmasıdır: Önce yargı yoluyla ‘tasfiye’, ardından kutsal mekânın güç kullanılarak ‘boşaltılması’.” şeklinde kaydedildi ve bu tür baskıların sona ermesi için Kırım’ın Rus işgalinden kurtarılması gerektiği vurgulandı. “KIRIM TATAR HALKINA YÜRÜTÜLEN SİSTEMATİK BASKININ GÖSTERGESİ” Öte yandan Kırım Tatar Millî Meclisi (KTMM) de Han Camisi’nin ele geçirilmesine ilişkin yaptığı değerlendirmede, bu süreçte kilit rolü işgal yönetimiyle iş birliği içinde hareket eden müftü Emirali Ablayev’in oynadığını vurguladı. KTMM açıklamasında, Han Camisi’ne yönelik müdahalenin Kırım Tatar halkına karşı yürütülen sistematik baskının açık bir göstergesi olduğu belirtildi. Açıklamada, “Han Camisi’nin ele geçirilmesi, Kırım Tatarlarına yönelik sistematik baskının, dini özgürlüğün yok edilmesinin ve Rusya’nın Kırım’daki işgal politikalarını meşrulaştırma çabalarının bir başka adımıdır.” ifadelerine yer verildi. KEZLEV’DEKİ CUMA CAMİSİ (HAN CAMİSİ) Mimar Sinan tarafından tasarlanan cami, 1552-1564 yılları arasında inşa edildi. Kırım’ın en büyük ve en görkemli camisi olan Cuma Camisi'nin yapımı 1552’de Kırım Hanı I. Devlet Giray tarafından başlatıldı. I. Devlet Giray Han, camiyi inşa etmek için Osmanlı mimarı Mimar Sinan’ı görevlendirdi ancak Mimar Sinan’ın, Kırım’a gidip gitmediği bilinmemektedir. Bununla birlikte Mimar Sinan'ın 1550-1557 yılları arasında Süleymaniye Camisi'nin yapımıyla meşgul olduğu için Kırım’a gitmediği ve verdiği talimatlarla kalfası ile yerli ustaların inşa ettiği tahmin ediliyor. Savaş olduğu için cami yapımı uzun sürmüş, 1564 yılında tamamlanmıştır. Hanların taç giyme törenlerinde de kullanılmış olan ve çok kubbeli yapısıyla Ukrayna’nın en büyük camileri arasında yer alan eser, Kezlev’in tarihi merkezinin simgelerinden biri olarak kabul ediliyor.

Kırım Tatarlarının sesi Emel Dergisi 96 yaşında! Haber

Kırım Tatarlarının sesi Emel Dergisi 96 yaşında!

Emel Dergisi, 96 yıl önce Romanya’nın egemenliği altındaki Güney Dobruca’nın Hacıoğlu Pazarcık şehrinde, Müstecib Ülküsal ve 10 arkadaşı tarafından, 1 Ocak 1930 tarihinde çıkarılmaya başladı. KIRIM MİLLÎ DAVASININ YAYIN ORGANI EMEL DERGİSİ Kırım Tatar tarihinin en uzun süreli yayınlanmış dergisi olan Emel, 5. sayısından itibaren Cafer Seydahmet Kırımer’in isteği üzerine Kırım millî kurtuluş davasının sesi ve muhaceretteki Kırım millî hareketinin yayın organı oldu. Yayın hayatı boyunca başlıca diasporadaki Kırım Tatar aydınlarının çevresinde birleştiği bir fikir merkezi olan Emel Dergisi’nin idare ve yazar kadroları ise Emelci adıyla anılmaya başlandı. 38 YILDA 227 SAYI NEŞREDİLDİ! Türkiye’ye göç eden Ülküsal’ın 1960 yılından itibaren, Ankara’da tekrar neşretmeye başladığı Emel, kısa sürede hem Kırım Tatarlarının hem de Sovyet esareti altındaki diğer Türk ve kardeş toplulukların sesini hür dünyaya duyurabildikleri önemli bir mecra hâline geldi. 1962 yılında dergi merkezini İstanbul’a taşıyan, 1983 senesine kadar da yazı işleri müdürü olarak Emel’i iki aylık dergi olarak çıkarmaya devam eden Ülküsal; 1983 yılında derginin yönetimini Zafer Karatay, Hakan Kırımlı, Tuncer Kalkay gibi genç Emelcilere devretti ve 1996 yılında hayata gözlerini yumana kadar, derginin fikrî önderliğini yapmaya devam etti. Emel Dergisi’nin sahibi, 1986 yılında Emelciler tarafından kurulan Emel Kırım Vakfı oldu. Vakfın başkanlığını ise 1992 senesinden itibaren Zafer Karatay üstlendi. Çeşitli sebeplerden ötürü, 1998 yılında yayınına ara vermek zorunda kalan Emel Dergisi’nin 38 sene zarfında 227 sayısı neşredildi. Emel Dergisi; dilbilimci Saim Osman Karahan’ın yayın müdürlüğüne gelmesiyle, Kırım Tatar Millî Meclisi (KTMM) Türkiye temsilcisi Zafer Karatay’ın da öncülüğüyle, 2009 yılında yeniden çıkmaya başladı. Dergi, hâlihazırda 3 ayda bir olmak üzere, yılda 4 sayı olarak çıkıyor. KTMM Türkiye Temsilcisi ve Emel Kırım Vakfı Başkanı Zafer Karatay, Emel Dergisi’nin ilk neşrinin 96. yılı vesilesiyle QHA aracılığıyla paylaştığı mesajında, Kırım Rus işgalinden kurtarılana kadar mücadelelerine devam edeceklerini vurguladı. pic.twitter.com/sUzJ7gbEiZ — QHA - Kırım Haber Ajansı (@qha_kirimhaber) January 2, 2026 “KIRIM, RUSYA İŞGALİNDEN KURTULANA KADAR MÜCADELEMİZ SÜRECEK” Emel Dergisi’nin 96. yılı vesilesiyle Kırım Haber Ajansına (QHA) demeç veren KTMM Türkiye Temsilcisi ve Emel Kırım Vakfı Başkanı Zafer Karatay, şu ifadelere yer verdi: Bu 96 yıllık mücadelesinde Emel’e ve Kırım’a gönül veren ve hizmet eden, Emel’de çalışan, Emel’e abone olarak ve yazı yazarak destek olan, bu kutlu davaya hizmet eden herkese müteşekkiriz. Emel Kırım yolunda mücadelemiz devam edecek. Emel, muhacaretteki Kırım Türkleriyle, sürgünde mücadele eden kardeşlerimiz arasında büyük bir köprü olmuş ve bu iki büyük hareketin, muhaceret ve Kırım için mücadele eden insanlarımızın kaynaşmasına vesile olmuştur. Bugün, Emel Kırım Vakfı çatısı altında neşriyatını sürdüren Emel Dergisi ve arkadaşlarım adına, bu davaya hizmet eden herkese müteşekkiriz. Kırım, Rusya işgalinden kurtulana kadar ve Kırım’da millî ve dinî haklarımızı elde edene kadar mücadelemiz devam edecek. Kırım’dan sürgün edilen, Kırım'da baskı altında olan, Rusya’ya karşı direnen Kırım Tatarlarının ve Ukrayna halkının yanında mücadelemiz devam edecek!

KTMM Başkanı Çubarov: Yurt dışında yaşayan her Kırım Tatarı, Kırım’ın elçisidir Haber

KTMM Başkanı Çubarov: Yurt dışında yaşayan her Kırım Tatarı, Kırım’ın elçisidir

Kırım Tatar Milli Meclisi (KTMM) Başkanı Refat Çubarov, bugün sosyal medya üzerinden gerçekleştirdiği “2025-2026: Yanımıza ne alıyoruz ve nereye gidiyoruz?” başlıklı canlı yayında Kırım Tatar halkının mevcut durumunu değerlendirdi. Kırım Tatar halkının geleceğinin hafıza, kültür, inanç ve geleneklerin korunmasına bağlı olduğunu belirten Çubarov, “Halkımızı korursak, mutlu bir geleceğimiz olur.” dedi. Çubarov, Kırım Tatarlarının varlığını sürdürebilmesinde öncelikle kendi güçlerine güvenmeleri gerektiğini vurgulayarak, 2026 yılında özellikle farklı ülkelerdeki Kırım Tatar diasporasının sesinin güçlendirilmesi gerektiğini söyledi. Ukrayna’da yerli halklara ilişkin yasal çerçevenin mevcut olduğunu hatırlatan Çubarov, devletin Kırım Tatar halkının sesini duyması için güçlü hukuki argümanlar geliştirilmesinin yeterli olacağını ifade etti. "KIRIM’DA YAŞANANLARA DAİR DAHA FAZLA GERÇEK ANLATILMALIDIR" Asıl zorluğun, Kırım Tatarlarının bugün yaşamak zorunda kaldığı Avrupa Birliği ülkeleri, Kanada ve ABD gibi ülkelerde olduğunu belirten Çubarov, “Yurt dışındaki her Kırım Tatarı, Kırım’ın bir elçisidir. Daha fazla savunuculuk, daha fazla temas ve işgal altındaki Kırım’da yaşananlara dair daha fazla gerçek anlatılmalıdır.” şeklinde konuştu. DİASPORA İÇİNDEKİ KOORDİNASYON VE İŞ BİRLİĞİ HAYATİ ÖNEM TAŞIYOR Ancak tek başına güçlü bir sesin yeterli olmayacağını vurgulayan Çubarov, diaspora içindeki koordinasyon ve iş birliğinin hayati önem taşıdığını söyledi. Kırım Tatar topluluklarının kendi aralarında ve KTMM ile sürekli iletişim halinde olması gerektiğini vurgulayan Çubarov, “Bu etkinliğimizin temel şartıdır.” dedi. Sürgün yıllarındaki “inisiyatif grupları” deneyimine dikkat çeken Çubarov, farklı ülkelerde yaşayan az sayıda Kırım Tatar ailesinin dahi bir araya gelerek ortak sorunları tartışması ve çözüm üretmesi gerektiğini söyledi. Bu sürecin doğal olarak dilin korunması, çocukların Kırım Tatar dilini öğrenmesi ve kültürün yaşatılması gibi temel konulara odaklanacağını ifade etti. SİYASİ TUTSAKLARIN AİLELERİNE DESTEK ÇAĞRISI Konuşmasında Rusya tarafından haksız yere alıkonulan siyasi tutsakların ailelerine destek konusuna da değinen Çubarov, özellikle Kırım’da yaşayanlara seslenerek, alıkonulan Kırım Tatarlarının yakınlarına hukuki ve insani destek sağlanmasının büyük önem taşıdığını vurguladı. Uluslararası girişimlerin Rusya’nın tutumu nedeniyle sınırlı kaldığını belirten Çubarov, yerelde dayanışmanın hayati olduğunu söyledi. "KIRIM'IN ÖZGÜRLÜĞÜ, BİZİM GERİ DÖNÜŞÜMÜZDÜR" Refat Çubarov, tüm bu çabaların tek bir temel hedefe hizmet ettiğini belirterek, “Yaptığımız her şey Kırım’ın Rus işgalinden kurtarılmasına ve Ukrayna’nın toprak bütünlüğünün yeniden tesisine yöneliktir. Kırım’ın özgürlüğü, bizim geri dönüşümüzdür. Ve biz mutlaka geri döneceğiz, hepimiz birleşeceğiz ve birlikte hareket ederek Kırım Tatar halkının kendi vatanında güvenli bir şekilde gelişmesini sağlayacak adımları atacağız.” dedi.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.