SON DAKİKA
Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#Kırım Tatar Milli Meclisi

QHA - Kırım Haber Ajansı - Kırım Tatar Milli Meclisi haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Kırım Tatar Milli Meclisi haber sayfasında canlı gelişmelerle ulaşabilirsiniz.

Anife Kurtseitova: Gerçek barış Kırım’ın kurtulmasıyla sağlanabilir Haber

Anife Kurtseitova: Gerçek barış Kırım’ın kurtulmasıyla sağlanabilir

Kırım Ailesi Kurucusu Anife Kurtseitova, Kırım’ın 26 Şubat 2014 yılında Rusya tarafından işgaliyle başlayan süreci, 24 Şubat 2022’de ise Ukrayna’ya yönelik Rusya tarafından başlatılan topyekûn işgal girişimi sonrası yaşanan göç dalgasını ve Türkiye’de yürüttükleri faaliyetleri Kırım Haber Ajansı (QHA) ile paylaştı. Kurtseitova, Kırım Tatar halkı için kalıcı barışın ancak Ukrayna’nın toprak bütünlüğünün yeniden sağlanmasıyla mümkün olacağını vurguladı. 2014 ÖNCESİNDE RAHATSIZLIK VARDI Kurtseitova, işgal öncesinde Kırım’da açık bir askerî müdahale beklentisinin yaygın olmadığını belirterek, “İnsanların büyük bir kısmı açık bir işgal olacağını düşünmüyordu. Ancak Kırım’da ve Ukrayna’nın doğusunda bazı tedirgin edici gelişmeler hissediliyordu. Rusya’nın propaganda faaliyetleri artmış ve ‘Rusça konuşanların korunması’ söylemi sıkça dile getiriliyordu.” ifadelerini kullandı. Kırım Tatarlarının tarihsel hafızaları nedeniyle gelişmelere temkinli yaklaştığını aktaran Kurtseitova, 1944 sürgününe atıfta bulunarak, “Josef Stalin döneminde yaşanan sürgün, milletimizin hafızasında derin bir iz bıraktı. Bu nedenle artan söylemler bizde erken dönemde ciddi kaygılara yol açtı.” dedi. Ailesinin 1986 yılında Kırım’a döndüğünü anlatan Kurtseitova, ev sahibi olmalarına rağmen o evde yaşamalarına izin verilmediğini, babasının neredeyse her gün polis gözetimi altında götürüldüğünü belirtti. Kurtseitova, "Sovyetler Birliği’nin dağılmasının ardından Kırım’da kültürel hayat yeniden canlanırken, radyolar açıldı, televizyon kanalları kuruldu ve okullar hizmete girdi. Bu gelişmelerle birlikte Kırım Tatarları yeniden umutla kendi yaşamlarını kurmaya başladı." dedi. KIRIM'DAKİ SİSTEM BÜYÜK BİR HIZLA DEĞİŞTİ Kurtseitova, işgal sonrası Kırım’da hızlı ve kapsamlı bir dönüşüm yaşandığını söyleyerek, “Ukrayna’ya bağlı kurumlar kapatıldı ya da işlevsiz hale getirildi. Yerlerine Rusya’ya bağlı kurumlar kuruldu. Hukuk sistemi, eğitim yapısı ve idari düzen Rus mevzuatına göre yeniden yapılandırıldı. Pasaport almak istemeyenler çeşitli hak kayıplarıyla karşılaştı. Muhalif gösterilere izin verilmedi ve baskıların ilk hedefi Kırım Tatarları oldu.” şeklinde vurguladı. KURTSEİTOVA: VATANI TERK ETMEK DÜNYADAKİ EN ZOR ŞEYLERDEN BİRİ Kırım’dan ayrılma sürecini anlatan Kurtseitova, “Vatanı, öz toprağını ve yuvanı bırakmak dünyada yaşanabilecek en zor şeylerden biridir. Dedelerimiz ve ninelerimiz 1944 Sürgünü'nü yaşadı. Biz ise büyük zorluklarla Kırım’a döndük." şeklinde konuştu. Kurtseitova, 2014 sonrası Kırım’dan ayrılan ailelerin Ukrayna’nın başkenti Kıyiv’de bir araya geldiğini belirterek, “Toplandığımızda en çok çocuklarımızı konuştuk. Onlar için bir Kırım Tatar dili sınıfı açtık. İlk derse yedi çocuk katıldı. Zamanla müzik ve kültürel faaliyetler de başlatıldı. Sekiz yıl içinde 120 öğrenciye ulaştık. Burası sadece bir teşkilat değil, adeta bir yuva oldu.” ifadelerini kullandı. TÜRKİYE'YE GÖÇ VE TEŞEKKÜR Kurtseitova, 24 Şubat 2022 sabahı patlama sesleriyle uyandıklarını ve çocukların güvenliğini sağlamak için Ukrayna’yı terk etmek zorunda kaldıklarını belirterek, “Kırım Tatar Milli Meclisi (KTMM) ve Türkiye Cumhuriyeti Kıyiv Büyükelçiliği koordinasyonunda tahliye sürecimiz gerçekleşti. Özellikle dönemin Kıyiv Büyükelçisi Yağmur Ahmet Güldere’ye ve Türkiye’de bizlere destek veren Emine Erdoğan Hanım'a, ekibine, Türk milletine ve Kırım Tatar diasporasına teşekkür ediyorum. Türkiye’de hiçbir zaman kendimizi yabancı hissetmedik.” ifadelerini kullandı. GERÇEK BARIŞ KIRIM’IN KURTULMASIYLA SAĞLANABİLİR Barış konusunda değerlendirmede bulunan Kurtseitova, “Ukrayna’nın toprak bütünlüğü sağlanmadan ve Kırım işgalden kurtulmadan gerçek bir barış mümkün değil. Kırım Tatar halkı ve tüm Ukrayna halkı için güvenlik ve haklar ancak bu şekilde sağlanabilir.” değerlendirmesinde bulundu.

Umerov ve MİT Başkanı Kalın Rus esaretindeki Ukraynalıları görüştü Haber

Umerov ve MİT Başkanı Kalın Rus esaretindeki Ukraynalıları görüştü

Rusya’nın Ukrayna’ya yönelik topyekûn işgal girişiminin dördüncü yıl dönümünde Türkiye’ye resmî ziyarette bulunan Ukrayna Millî Güvenlik ve Savunma Konseyi Sekreteri Rüstem Umerov, Türkiye Cumhuriyeti Millî İstihbarat Teşkilatı (MİT) Başkanı İbrahim Kalın ile Ankara’da bir araya geldi. BÖLGESEL GÜVENLİK VE BARIŞ GÖRÜŞMELERİ ELE ALINDI Görüşme kapsamında, bölgesel güvenliğe yönelik tehditler, barış görüşmeleri ve koordineli olarak yürütülen çalışmaların ilerletilmesi, hem cephenin hem de bölgenin durumu göz önünde tutularak masaya yatırıldı. Görüşmede insani sorunlar ve Rus esareti altında bulunan Ukrayna vatandaşlarının geri dönüş süreci üzerine duruldu. Görüşmeye ilişkin olarak yapılan açıklamada, “Türkiye, önemli bir ortağımızdır ve diyaloğun kurulabilmesi adına anahtar platformlardan biri konumunda yer almaktadır. Yakın gelecekte yeni temaslarda bulunabilmek üzere çalışmalarımızı sürdürmekteyiz.” ifadelerine yer verildi. Ayrıca, Karadeniz bölgesinin güvenliği ve istikrarı üzerine Kıyiv ile Ankara arasında yapılan görüşmelerin devam etmekte olduğu kaydedildi. Umerov ile Kalın, en son 1 Ocak 2026 tarihinde Ankara'da bir araya gelmişti. Görüşme çerçevesinde Ukrayna'nın güvenlik durumu, Rus işgalinin hem bölgesel hem de küresel etkileri, Rusya'daki savaş esirlerinin serbest bırakılması ve esir takası meselesi gündeme gelirken Ukrayna ile Türkiye arasındaki sistematik çalışmaların sürdürülmeye devam edilmesinde mutabık kalınmıştı.

Kırım’ın geleceği masada: KTMM heyeti ile Kırım Savcılığı arasında kritik zirve Haber

Kırım’ın geleceği masada: KTMM heyeti ile Kırım Savcılığı arasında kritik zirve

Kırım Tatar Milli Meclisi (KTMM) Başkanı Refat Çubarov ile Kırım Kırım Tatar Kaynak Merkezi Başkanı ve KTMM Üyesi Eskender Bariyev, 9 Şubat’ta Ukrayna’ya bağlı Kırım Özerk Cumhuriyeti ve Aktar (Sivastopol) Savcılığında düzenlenen toplantıda Savcı Nariman Süleymanov ile bir araya geldi. Görüşmeye ayrıca Kırım Tatar Kaynak Merkezi avukatlarından Lyudmıla Korotkıh (Liudmyla Korotkykh) ile Kırım Stratejik Araştırmalar Enstitüsü İzleme Grubu Başkanı Denis Yaşnıy da katıldı. KTMM Basın Servisi tarafından yapılan açıklamaya göre toplantıda, geçici olarak işgal altında bulunan Kırım’daki mevcut durum, insan hakları ihlalleri ve Kırım Tatar halkının haklarının korunmasına yönelik iş birliği olanakları ele alındı. Taraflar, Kırım’ın işgalden kurtarılması ve yeniden entegrasyonu sürecinde ihtiyaç duyulan görevler çerçevesinde Ukrayna mevzuatının zamanında güncellenmesinin önemine dikkat çekti. Katılımcılar, devlet kurumları, KTMM ve sivil toplum arasında sürekli ve nitelikli bir diyalogun hayati önem taşıdığını vurguladı. Bu iş birliğinin, işgal koşullarında işlenen suçlara etkin şekilde müdahale edilmesi ve Kırım’ın işgalden kurtarılması meselesinin ulusal ve uluslararası gündemde tutulması açısından gerekli olduğu belirtildi. Görüşmede ayrıca, Kırım Tatar halkının 1944 sürgününün bir soykırım suçu olarak soruşturulmasının tamamlanması ve bu yönde bir mahkeme kararının alınmasının önemi üzerinde duruldu. Sürecin hızlandırılması için atılması gereken somut adımlar ele alındı. Taraflar, Kırım’ın Rus işgalinden kurtarılmasının ardından yeniden entegrasyon sürecine yönelik yasal altyapının ele alınması amacıyla; bakanlıklar, kolluk kuvvetleri, özel servisler, Ukrayna milletvekilleri, KTMM ve sivil toplum kuruluşlarının katılımıyla ortak etkinlikler düzenlenmesi konusunda da mutabakata vardı.

Ukrayna'nın başkenti Kıyiv'de Şeyh Şamil parkı açıldı Haber

Ukrayna'nın başkenti Kıyiv'de Şeyh Şamil parkı açıldı

Ukrayna’nın başkenti Kıyiv’de bugün, Kafkasya'da uzun yıllar boyunca Ruslara karşı olağanüstü bir mücadele veren Şeyh Şamil’in adını taşıyan parkın açılış töreni yapıldı. "Kafkas Kartalı" olarak anılan ve Dağıstan halkları için bir efsane olan Şeyh Şamil’in vefatının 155. yılı dolayısıyla düzenlenen törene Kırım Tatar Milli Meclisi (KTMM) Başkanı Refat Çubarov, Ukrayna Dağıstan Halkları Kongresi Başkanı Ahmed Ahmadov, Kırım Özerk Cumhuriyeti Müslümanları Dini İdaresi Başkanı Müftü Ayder Rüstemov, Dünya Dağıstan Halkları Kongresinin temsilcileri ve yerel yetkililer katıldı. KTMM Başkanı Refat Çubarov, töreninde yaptığı konuşmada, Kıyiv’deki parka Şeyh Şamil’in adının verilmesinin derin tarihsel ve siyasi anlam taşıdığını belirtti. Kıyiv Belediyesinin bu adımı atarak, Dağıstan ve Çeçen halklarına duyulan saygıyı sergilediğini belirten Çubarov, “Aynı zamanda bu isim Rus İmparatorluğu’na karşı direnen Kafkas halkları ile bugün, imparatorluğu yeniden canlandırmaya çalışan Rus yönetimine karşı kahramanca mücadele eden Ukrayna arasında arasında doğrudan bir paralellik kurmakta ve derin bir bağlantı oluşturmaktadır.” dedi. Uzun yıllar boyunca Rusya’dan zarar gören farklı halkların temsilcilerinin bugün Ukrayna Silahlı Kuvvetleri saflarında, Ukraynalılarla omuz omuza savaştığını vurgulayan KTMM Başkanı, “Şüphesiz Ukrayna kazanacak, köleleştirilmiş halklar özgürlüğüne kavuşacak ve Rus barbarları bataklıklarına geri çekilecek ve bütün halklarla barış ile uyum içinde yaşamayı öğrenene orada kadar kalacaklar.” ifadelerini kullandı. KAFKAS KARTALI ŞEYH ŞAMİL Şeyh Şamil, 1797’de Dağıstan’ın Gimri köyünde doğdu ve genç yaşta aldığı güçlü dini ve entelektüel eğitimle yalnızca bir savaşçı değil, aynı zamanda bir lider ve rehber olarak öne çıktı. Mevlana Halid-i Şehrezori’den aldığı ilim ve hilafetle Kafkasya’ya dönen Şamil, Rus yayılmacılığının Kafkas halklarını esaret altına almaya çalıştığı bir dönemde sahneye çıktı. İmam seçildiği 1834’ten itibaren, Dağıstan ve Çeçenistan başta olmak üzere Kuzey Kafkasya’da dağınık direnişi birleştirerek düzenli bir ordu kurdu. “Gazavat” (Kutsal Savaş) adı verilen bu mücadelede, sayıca ve imkân bakımından çok üstün olan Çarlık Rusyası’na karşı halkını örgütleyerek özgürlük mücadelesinin sembol ismi haline geldi. Yaklaşık 35 yıl süren bu direniş boyunca Şeyh Şamil, Rus ordularına ağır kayıplar verdirirken Kafkasya’da fiili bir hakimiyet alanı oluşturdu ve Çarlık yönetiminin tüm askeri planlarını defalarca boşa çıkardı. Kırım Savaşı sırasında mücadelesini daha da genişletmeye çalışan Şamil, tüm yalnızlığına ve dış destek eksikliğine rağmen direnişten vazgeçmedi. 1859’da teslim olmak zorunda kalsa da ne mücadelesi ne de mirası sona erdi. Şeyh Şamil, hayatının sonuna kadar Kafkas halklarının özgürlük iradesini temsil eden bir isim olarak kaldı; bugün hâlâ “Kafkas Kartalı” olarak anılmasının nedeni, işte bu uzun soluklu ve onurlu direniştir.

Kırım Tatar tarihi, Zafer Karatay’ın anlatımıyla ekranlara taşındı Haber

Kırım Tatar tarihi, Zafer Karatay’ın anlatımıyla ekranlara taşındı

Kırım Tatar Milli Meclisi (KTMM) Türkiye Temsilcisi ve Emel Kırım Vakfı Başkanı Zafer Karatay, A Star DTV’de yayınlanan “Yener Saban ile Fikirhane” programında Rusya’nın işgali altında bulunan Kırım’da yaşanan gelişmeleri, Kırım Tatar halkının güncel durumunu ve Rusya’nın yaşattığı insan hakları ihlallerini konuştu. Gazeteci Yener Saban ve Aypars Taras’ın yer aldığı program, 29 Ocak 2026 tarihinde saat 20.30’da izleyiciyle buluştu. “KIRIM TATARLARI, OLAĞANÜSTÜ BİR MÜCADELE VEREREK VATANLARINA DÖNDÜLER” Kırım Hanlığı’nın 1783 yılında Çarlık Rusyası tarafından ilk defa işgal edilmesinden sonra Kırım Tatarlarına yönelik baskıların, zulümlerin ve sürgünlerin gerçekleştiğini dile getiren Karatay, “Daha sonra, İsmail Bey Gaspıralı gibi, Türk dünyası aydınlanmasında muhteşem bir öncü ortaya çıktı. Sadece Kırım Tatarlarına değil bütün Türk dünyasına ışık tutan bu insanın çabalarıyla, Kırım Tatarlarında bir uyanış başladı.” dedi. Karatay, Kırım Tatarlarının 18 Mayıs 1944 tarihinde Josef Stalin tarafından topyekûn sürgün edilmesinin Kırım Tatarları için en büyük facia olduğunu kaydederek “Bu sürgün sonrasında Kırım Tatarları, baş eğmediler, direndiler. Olağanüstü bir mücadele vererek vatanlarına döndüler. 1991’de Sovyetler dağılmadan önce biz, Kırım’da seçimlerle kurultayımızı topladık, kurultayımızda Kırım Tatar Millî Meclisi seçildi. Bu Meclisin Başkanlığına Sovyetler Birliği’nde 15 yıldan fazla hapis yatmış, ünlü insan hakları savunucumuz ve liderimiz Mustafa Abdülcemil Kırımoğlu seçildi. Kırım Tatarları sürgünden dönerken bir taraftan da haklarını elde etmeye çalıştılar.” ifadelerini kullandı. “KIRIM, KIRIM TATARLARI İÇİN ÂDETA BİR YARI AÇIK CEZAEVİNE ÇEVRİLDİ” Kırım Tatarlarının yok edilen medeniyetlerini, millî ve dinî kültürlerini sürgün sonrasında Kırım’da yeniden canlandırmaya çalıştığını belirten Karatay, Kırım Tatarlarına Kırım’ın 2014 yılındaki işgalinden sonra da baskıların ve zulümlerin yaşatıldığını dile getirerek, “Yeniden vatan yapmaya çalıştıkları Kırım, Kırım Tatarları için âdeta bir yarı açık cezaevine çevrildi.” dedi. Aynı zamanda Karatay, Kırım Tatarlarının temsilî ve yetkili en üst organı olan KTMM ile hiçbir zaman teröre veya şiddete başvurmayan Kırım Tatarlarının Rusya tarafından “terörist” ilan edildiğini ifade ederek, söz konusu dönemde KTMM Başkan Yardımcıları İlmi Umerov ve Ahtem Çiygöz’ün hapse atıldığını ve Kırım Tatarlarının Rusya tarafından hâlen hukuksuzca yargılandığını hatırlattı. “KIRIM, RUSYA İÇİN BİR ATLAMA EŞİĞİDİR” Rusların, İstanbulu ele geçirerek Ayasofya’yı Ortodoksluğun merkezi, Moskova’yı Kuzey Ortodoksluğunun, Kudüs’ü ise güney ortodoksluğunun merkezi hâline getirme yönünde planları olduğunu belirten Karatay, Kırım Hanlığı’nın ise tarih boyunca Rusya’nın yolundaki en engel olduğunu vurguladı. Öte yandan, ünlü Kırım Tatar tarihçi Prof. Dr. Halil İnalcık’ın, “Kırım, Rusya için Anadolu’yu, Boğazları, İstanbul’u tehdit etme noktasında bir atlama eşiğidir. Kırım, Türkiye’yi tehdit etmek için bir merkezdir.” sözlerini hatırlatan Karatay, Rus donanmalarının Karadeniz’de sığınabileceği en güvenli limanların Kırım’da bulunduğunu vurguladı. Karatay, Kırım’ın sahip olduğu deniz, hava ve demiryolu imkânları sayesinde Rusya açısından stratejik bir askerî ve lojistik merkez konumunda olduğunu ifade etti. GÖNDERİLEN HER BİR MEKTUP, KIRIM TATAR SİYASİ TUTSAKLARA UMUT OLUYOR Karatay, ayrıca, Rusya’nın hukuka aykırı bir şekilde hapis cezasına çarptırdığı ve Rusya’nın ücra köşelerindeki hapishanelere gönderilen 200 Kırım Tatarının bulunmasına da dikkat çekerek Kırım Tatar siyasi tutsakların Rusya’da tutulduğu hapishanelerin adreslerinin, Emel Kırım Vakfının internet sayfasında yazılı olduğunu ifade etti. “Oradaki insanlara, özellikle Kırım’da, onların hasretini çeken annelerine, babalarına, eşlerine ve çocuklarına bu mektuplar çok büyük moral, ümit ışığı ve yaşama sevinci veriyor.” şeklinde konuşan Karatay, Kırım Tatar siyasi tutsaklar adına söz konusu adreslere mektup gönderilmesi çağrısında bulundu.

Çubarov’dan “Kanlı Yanvar” mesajı: Azerbaycan halkı tüm baskılara rağmen özgürlük idealinden vazgeçmedi Haber

Çubarov’dan “Kanlı Yanvar” mesajı: Azerbaycan halkı tüm baskılara rağmen özgürlük idealinden vazgeçmedi

Kırım Tatar Milli Meclisi (KTMM) Başkanı Refat Çubarov, 20 Ocak 1990’da Sovyet ordusunun Bakü’de sivil halka karşı gerçekleştirdiği ve Azerbaycan tarihine “Kanlı Yanvar” (Qara Yanvar) olarak geçen olayların 36. yıl dönümü dolayısıyla bir açıklama yaptı. Çubarov, 20 Ocak 1990 tarihinin Azerbaycan tarihinde milli yas günü olarak yer aldığını belirterek, Sovyet birliklerinin Bakü’ye girerek kadın, çocuk ve yaşlı ayrımı gözetmeden sivillere karşı silah kullandığını hatırlattı. Bu saldırılarda yüzlerce masum insanın hayatını kaybettiğini, binlercesinin yaralandığını vurgulayan Çubarov, Bakü’nün o günlerde büyük bir acı ve yas atmosferine büründüğünü ifade etti. Azerbaycan halkının o dönemde açıkça özgürlük ve bağımsız bir devlet kurma iradesini ortaya koyduğunu belirten Çubarov, Moskova tarafından yönetilen bu askerî operasyonun, Rus emperyal yaklaşımının ve özgürlük talep eden halklara yönelik acımasız tutumunun açık bir göstergesi olduğunu dile getirdi. Çubarov, “Kanlı Yanvar”ın yalnızca bir trajedi değil, aynı zamanda tarihsel bir ders olduğuna dikkat çekerek, dökülen kanın Azerbaycan’ın bağımsızlık yolunda ağır ama belirleyici bir bedel olduğunu ifade etti. Azerbaycan halkının tüm baskılara rağmen özgürlük idealinden vazgeçmediğini vurgulayan Çubarov, bu direnişin bugün de ilham kaynağı olmaya devam ettiğini söyledi. Açıklamasında “Kanlı Yanvar” şehitlerini rahmetle anan Çubarov, Azerbaycan halkına en içten taziyelerini iletti. 20 OCAK'TA NE OLMUŞTU? Ermenilerin artan toprak talepleriyle birlikte Sovyet yönetimine tepki göstermek isteyen binlerce Azerbaycan Türkü, Bakü’de Azadlık Meydanı'na gelerek, uzun süreli mitinglere başladı. Mitingleri dağıtmak için 26 bin kişilik Sovyet ordusu 20 Ocak’ta Bakü’nün çeşitli bölgelerine girerek, kadın-çocuk demeden 147 kişiyi şehit etti ve 744 kişiyi yaraladı. Vatan müdafaasının neferleri daha sonra Şehitler Hıyabanı olarak anılan ve yere defnedildi. Bu olayın yaşandığı gün tarihe “Kanlı Yanvar” olarak geçti.

Avustralya Büyükelçisi Lehmann'dan KTMM’ye ziyaret: "Kırım'ın geleceği Kırım Tatarlar tarafından belirlenmeli" Haber

Avustralya Büyükelçisi Lehmann'dan KTMM’ye ziyaret: "Kırım'ın geleceği Kırım Tatarlar tarafından belirlenmeli"

Kırım Tatar halkının millî lideri ve Ukrayna Milletvekili Mustafa Abdülcemil Kırımoğlu ve Kırım Tatar Milli Meclisi (KTMM) Başkanı Refat Çubarov, Avustralya’nın Kıyiv Büyükelçisi Paul Lehmann ile bir araya geldi. Görüşmede Rusya’nın Kırım’daki nüfus değiştirme politikası, siyasi tutsakların durumu ve yerli halkların hakları konuları ele alındı. KTMM basın servisinden yapılan açıklamada, Avustralya’nın Kıyiv Büyükelçisi Paul Lehmann’in 9 Ocak tarihinde KTMM’nin Kıyiv’deki ofisini ziyaret ettiği bildirildi. Görüşmeye Kırım Tatar halkının millî lideri ve Ukrayna Milletvekili Mustafa Abdülcemil Kırımoğlu, KTMM Başkanı Refat Çubarov, KTMM Başkan Yardımcısı İlmi Ümerov, KTMM üyeleri Eskender Bariyev ve Riza Şevkiyev katıldı. Kırımoğlu ve KTMM temsilcileri Avustralya’nın Ukrayna’ya askerî, insani ve enerji alanlarında sağladığı istikrarlı destekten dolayı teşekkür ederken, görüşmede yerli halkların haklarının korunmasına ilişkin Avustralya deneyimi de ele alındı. Büyükelçi Paul Lehmann, Avustralya'nın Ukrayna’nın toprak bütünlüğüne olan sarsılmaz desteğini yineleyerek, "Kırım’ın geleceği yalnızca Ukrayna devleti ve Kırım Tatar halkı tarafından belirlenmelidir" dedi. Avustralya’nın kendi yerli halkı (Aborjinler) konusundaki tecrübesine değinen Lehmann, dünyada hiçbir ülkenin bir diğeri üzerinde tahakküm kurmaması gerektiğini vurguladı. KIRIMOĞLU, RUSYA’NIN NÜFUS MÜHENDİSLİĞİNE DİKKAT ÇEKTİ Mustafa Abdülcemil Kırımoğlu, görüşmede Rusya’nın Kırım Tatar halkına yönelik yüzyıllardır süren baskı politikaları ile işgal sonrası devam eden tutuklamalar, kaçırmalar ve zorla göç uygulamaları hakkında bilgi verdi. Kırımoğlu, Rusya’nın yarımadada yürüttüğü demografik operasyona dikkat çekerek şunları kaydetti: 2014 yılındaki işgalin ardından Kırım Tatarları ağırlıklı olarak Ukrayna ana karasına göç ediyordu; ancak 2022'deki tam kapsamlı işgal girişimiyle birlikte halkımız artık daha uzaklara, Avrupa ve Amerika'ya gitmek zorunda kalıyor. Bu durum, dünya genelindeki Kırım Tatar diasporasının büyümesine neden oldu. Tahminlere göre bu yıllar içinde yaklaşık 30 bin ile 50 bin arasında Kırım Tatarı yarımadayı terk etti. Toplam nüfusu 300 bin olan bir halk için bu rakam çok büyük bir kayıptır. Aynı zamanda Rusya, bölgeye kendi vatandaşlarını yerleştirerek bir nüfus değişimi politikası yürütüyor; veriler yaklaşık 1 milyon kişinin Kırım’a taşındığını gösteriyor. Dolayısıyla bu işgal, Kırım Tatar halkının kendi topraklarındaki varlığına yönelik doğrudan bir tehdittir. ÇUBAROV'DAN SİYASİ TUTSAK VURGUSU KTMM Başkanı Refat Çubarov ise siyasi tutuklular sorununa dikkat çekerek, Rusya’nın Kırım Tatarlarını takas süreçlerine dahil etmeyi engellediğini, bunun gazeteciler ve “Azov” Alayı mensubu askerler için de geçerli olduğunu söyledi. Çubarov ayrıca, Ukrayna’nın Yerli Halkları Yasası'nın uygulanmasının önemine değinerek bu alanda Avustralya’nın tecrübesinden yararlanmak istediklerini ifade etti. BARİYEV'DEN COP31 İÇİN ÖNERİ KTMM Üyesi Eskender Bariyev, 2026’da Türkiye’nin Antalya kentinde düzenlenmesi planlanan ve Avustralya ile Türkiye’nin eş başkanlığını üstleneceği BM İklim Konferansı COP31 hazırlıklarına, Kırım Tatar halkının uzmanlarının da dahil edilmesi önerisini gündeme getirdi. Bariyev, Kırım’daki işgalin yol açtığı ağır çevresel tahribatın uluslararası düzeyde ele alınması gerektiğini vurguladı. KTMM, AVUSTRALYA'DAN 1944 SÜRGÜNÜ'NÜ SOYKIRIM OLARAK TANINMASINI BEKLİYOR Görüşmenin sonunda KTMM temsilcileri, 18 Mayıs 1944 Kırım Tatar Sürgünü’nün Avustralya Parlamentosu tarafından resmen "soykırım" olarak tanınması yönündeki beklentilerini dile getirdi ve Kırım’ın işgalinin Kırım Tatar halkına yönelik soykırım politikasının devamı olarak değerlendirmesi gerektiği vurgulandı. Görüşmenin sonunda Refat Çubarov, yerli halkların haklarına saygı duyan ülkelerle ortaklığın önemine dikkat çekerek, Kırım Tatar halkının ancak Ukrayna’nın direnci ve zaferiyle geleceğini güvence altına alabileceğini söyledi. Taraflar, görüşme sonunda birbirlerine yerli halkların kültürlerini simgeleyen hediyeler takdim etti.

Kırım’da baskı derinleşiyor: Kırım Tatar sunucusu Lenora Dülber’e para cezası Haber

Kırım’da baskı derinleşiyor: Kırım Tatar sunucusu Lenora Dülber’e para cezası

Rus işgal güçleri tarafından 4 Aralık 2025 tarihinde Kırım’ın Sudak kentindeki evinde alıkonulan Kırım Tatar araştırmacı ve sunucu Lenora Dülber’in “Rus ordusunun itibarını zedeleme” ve “aşırılıkçı materyal üretimi” suçlamalarıyla 33 bin ruble para cezasına çarptırıldığı öğrenildi. Kırım’daki insan hakları ihlallerini takip ederek kamuoyuna duyuran "Mahkeme: Kırım Bölümü" adlı girişim tarafından bugün yapılan açıklamada, Akmescit’teki (Simferopol) Kremlin kontrolündeki sözde Kiyevskiy Bölge Mahkemesinin Lenora Dülber’i “Rus ordusunun itibarını zedeleme” ve “aşırılıkçı materyal üretimi” suçlamalarıyla 33 bin ruble para cezasına çarptırıldığı bildirdi. İnsan hakları savunucuları işgalci mahkemenin Lenora Dülber hakkında verdiği iki kararın da alıkonulduğu gün tarihli olduğuna dikkat çekildi. Mahkeme kararlarından birinde, Kırım’daki Franko Bilim Kütüphanesi’nde bulunan Dülber’e ait “Siyasi Dönüşüm Bağlamında Kırım Tatarları” adlı akademik çalışmada, sözde uzmanlar tarafından Hizb ut-Tahrir ve Kırım Tatar Milli Meclisi faaliyetlerini “meşrulaştırma” unsurları tespit edildiği iddia edildi. İnsan hakları savunucularına göre, söz konusu eser bilimsel bir çalışma olduğu için “aşırılıkçı materyal yayma” suçlamasına konu edilmesi hukuken mümkün değil. Bu durumun, Rus işgal güçleri ve yargı organları tarafından da bilindiği, buna rağmen sürecin kasıtlı biçimde işletildiği vurgulandı. Açıklamada, Lenora Dülber’e yönelik adımların ideolojik görüşleri nedeniyle bir kişiyi hedef alan sistematik bir baskı niteliği taşıdığı ve bunun uluslararası hukuk açısından insanlığa karşı suç kapsamına girebileceği belirtildi. EVİNDE ARAMA YAPILDI VE ALIKONULDU Lenora Dülber, 4 Aralık 2025'te sabah saat 05.00 civarında evine düzenlenen baskın ve aramanın ardından işgalciler tarafından Akmescit'te bulunan FSB ofisine götürüldü. Gazeteci, daha sonra aynı gün içinde serbest bırakıldı. Kırım Dayanışması sivil teşkilâtına konuşan gazetecinin annesi Elmira Dülber, Rus işgal güçlerinin evin tüm bölümlerine girdiğini ve hem avluda hem de odalarda eş zamanlı çalıştığını aktardı. Annenin ifadesine göre, "soruşturmacılar" kitapları, belgeleri ve teknolojik cihazları detaylıca inceledi. Aramanın ardından gazetecinin bilgisayarı ve telefonuna el konuldu. KIRIM'DAKİ BASKILAR ARTIYOR Konu ile ilgili açıklama yapan Kırım Tatar Milli Meclisi (KTMM) Başkanı Refat Çubarov, “İşgal altındaki Kırım'da bu kez tanınmış bir araştırmacı ve gazeteciye yönelik yeni bir baskın ve arama, Kırım Tatar halkının iradesini kırmak ve onları kendi vatanları Kırım’dan uzaklaştırmak amacıyla uygulanan baskı ve zulmün daha da arttığını gösteriyor.” ifadelerini kullanmıştı.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.