SON DAKİKA
Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#Kırım Tatarları

QHA - Kırım Haber Ajansı - Kırım Tatarları haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Kırım Tatarları haber sayfasında canlı gelişmelerle ulaşabilirsiniz.

Kırım Tatar siyasi tutsak Remzi Bekirov'un ailesiyle iletişimi kesildi Haber

Kırım Tatar siyasi tutsak Remzi Bekirov'un ailesiyle iletişimi kesildi

İşgalci Rusya'nın Kırım Tatarlarına baskı uygulamak amacıyla kurguladığı bir dava çerçevesinde 19 yıl hapis cezasına mahkûm edilen Kırım Tatar siyasî tutsak ve yurttaş gazeteci Remzi Bekirov’un ailesi, kendisine gönderilen mektupların cezaevi yönetimi tarafından kabul edilmediğini bildirdi. Kırım’dan 5 bin 300 kilometre uzaklıktaki Hakasya Cumhuriyeti’nin Abakan kentinde bulunan 33 Numaralı Cezaevinde alıkonulan Bekirov’a gönderilen mektupların gerekçe sunulmadan geri çevrildiği belirtildi. Kırım Dayanışması sivil toplum teşkilâtına konuşan siyasi tutsak Remzi Bekirov’un eşi Halide Bekirova, Aralık 2025’ten bu yana üç kez gönderdiği mektupların geri çevrildiğini, zarflardan birinin üzerinde eşinin bilgileri çizilerek yalnızca “Hayır” ibaresinin yazıldığını anlattı. Halide Bekirova ayrıca “FSIN-Pismo” (Rusya’da mahkumlarla mektuplaşmak için kullanılan servis) adlı elektronik mektup hizmeti üzerinden gönderilen yazışmaların da engellendiğini aktardı. Bekirova, 28 Ocak’ta gönderdiği bir elektronik postanın önce sansürü geçtiğine dair bildirim aldığını, ancak daha sonra aynı mesajın sansüre takıldığı gerekçesiyle reddedildiğine dair yeni bir bildirim gönderildiğini ifade etti. Üçüncü elektronik mektubun da benzer şekilde engellendiği, öte yandan metinlerde herhangi bir yasaklı ifade bulunmadığı kaydedildi. FSIN-Pismo servisi ve 33 Numaralı Cezaevi yönetimi konuya ilişkin hiçbir açıklama yapmadı. RUS CEZAEVİNDE BASKI Kırım Dayanışması, Remzi Bekirov’a yönelik baskıların Ağustos 2024’te 33 Numaralı Cezaevine sevk edilmesinin ardından arttığına dikkat çekti. Aktarılan bilgilere göre cezaevi yönetimi, Bekirov’un ailesiyle mektuplaşmasını ve telefonla görüşmesini yasakladı, Namaz kıldığı gerekçesi de dahil olmak üzere çeşitli gerekçelerle defalarca hücre cezasına attı. Bekirov, Ekim 2025 sonunda sıkı denetim koşulları koğuşuna alındı. Gazeteci Aralık 2025’te yaklaşık üç hafta boyunca ailesiyle iletişim kuramadı. BEKİROV KÖTÜ BESLENMEDEN DOLAYI 15 KİLO KAYBETTİ Aralık 2024’te Remzi Bekirov’un Rus hapsinde 15 kilo kaybettiği bildirilmişti. Eşini cezaevinde ziyaret eden Halide Bekirova, “Domuz etiyle yapıldığı için çoğu yemeği yiyemiyor, ayrıca sık sık yarım porsiyon veriyorlar, gün içinde yatağa yaklaşma yasağı uygulanıyor. Tüm bunlar Remzi’nin sağlığını etkiliyor." açıklamasında bulunmuştu. İŞGALCİLERİN TOPLU BASKINI Rus esaretindeki Kırım’da işgalcilerin Kırım Tatar halkına baskı uygulamak amacıyla kurguladığı sözde Hizb-ut Tahrir Davası çerçevesinde 27 Mart 2019 tarihinde, en az 25 Kırım Tatar ailenin evine toplu baskın düzenlendi. Baskın sonucunda 20 Kırım Tatarı gözaltına alındı. Ayrıca, arama yapılan evlerin yakınına gelen iki aktivist gözaltına alındı. Bunlardan birine 5 gün hapis cezası, diğerine ise 500 ruble para cezası verildi. 28 Mart tarihinde ise Rus işgalcilerin, bir gün önce Kırım’da Kırım Tatarlarının evlerine düzenledikleri toplu baskınlar sırasında yerlerini tespit edemediği 4 Kırım Tatarından 3’ü; Remzi Bekirov, Osman Arifmemetov ve Vladlen Abdulkadırov, Rusya’nın Rostov-na-Donu şehrinde gözaltına alındı. Dördüncü kayıp Kırım Tatarı Edem Yayaçikov’un da daha sonra gözaltına alındığı bildirildi. Kırım’ın sözde Kiyevskiy Bölge Mahkemesi, işgalcilerce 27 Mart 2019 tarihindeki baskınlar çerçevesinde alıkonulan Kırım Tatarları: Cemil Gafarov, Akim Bekirov, Farhad Bazarov, Enver Ametov, Riza İzzetov, Bilal Adilov, Mecit Abdurahmanov, Tofik Abdulgaziyev, Alim Karimov, İzet Abdullayev, Asan Yanikov, Server Gaziyev, Rüstem Seythalilov, Rüstem Şeyhaliyev, Şaban Ümerov, Ruslan Süleymanov, Yaşar Muedinov, Seyran Murtaza, Erfan Osmanov, Seytveli Seytabdiyev, Vladlen Abdulkadırov, Osman Arifmemetov, Remzi Bekirov, Raim Ayvazov, Eskender Süleymanov hakkında tutukluluk kararı verdi. Daha sonra işgalciler söz konusu davayı beş gruba ayırdı ve her grubun davası ayrı ayrı incelendi. 5 KIRIM TATARINA HAPİS CEZASI Rusya’nın Rostov-na-Donu şehrindeki Güney Bölge Askeri Mahkemesi, 10 Mart 2022’de Kırım Tatar siyasi tutsaklar; Remzi Bekirov, Rıza İzetov, Şaban Umerov, Raim Ayvazov ve Farhod Bazarov’u (İkinci Akmescit Grubu) suçlu bularak haklarında hapis cezası kararı aldı. Rus mahkemesi, Remzi Bekirov’u 19 yıl, Riza İzetov’u 19 yıl, Raim Ayvazov’u 17 yıl, Şaban Umerov’u 18 yıl, Farhod Bazarov’u 15 yıl hapis cezasına çarptırdı.

Kırım'da Ruslaştırılma politikaları artarak devam ediyor: Göçmenler ve yabancı öğrenciler için denetim artıyor Haber

Kırım'da Ruslaştırılma politikaları artarak devam ediyor: Göçmenler ve yabancı öğrenciler için denetim artıyor

Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin’in 2025 sonunda imzaladığı Devlet Millî Politika Stratejisi belgesi, Rus dili ve kültürünün yaygınlaştırılmasını millî güvenlik hedefleri arasında tanımlıyor. İşgal altındaki Kırım’da ise bu belgenin, özellikle Kırım Tatarları, göçmenler ve yabancı öğrenciler üzerinde daha sıkı denetim mekanizmaları oluşturacağı ifade ediliyor. Kırım’daki Rus parlamentosunun Başkan Yardımcısı ve Kremlin yanlısı Sergey Tsekhov, Akmescit'te (Simferopol) düzenlenen basın toplantısında, Yarımada'ya gelen göçmenlerin “çok sıkı şekilde” kontrol edilmesi gerektiğini söyledi ve “Kim geliyor, neden geliyor bilmeliyiz.” ifadelerini kullandı. Kırım’daki işgalci sözde hükûmetin etnik ilişkilerden sorumlu yetkilisi ve hain Ruslan Yakubov ise Yarımada'da sözde etnik ya da dinî temelli bir çatışma olmadığını savundu. Öte yandan göçmenler üzerindeki kontrolün artırılması yönünde çağrı yaptı. ÖĞRENCİLER VE DİL MESELESİ Kırım’da özellikle Akmescit'te Tıp Akademisi, geçmiş yıllarda binlerce yabancı öğrenciyi ağırlıyordu. İşgalci Rus yönetimi ise, eğitim dilinin İngilizce yerine Rusça olması gerektiğini savunuyor. Sergey Tsekhov, yabancı öğrencilerin Rusça öğrenmesinin zorunlu olması gerektiğini belirtti. "SOVYET DÖNEMİNE DÖNÜŞ" Kırım Tatar Millî Meclisi (KTMM) Üyesi ve Kırım Tatar Kaynak Merkezi Başkanı Eskender Bariyev ise bunun Sovyet dönemine dönüş anlamına geldiğini ifade ederek, İngilizce eğitim imkânının ortadan kalkmasının yabancı öğrencilerin Kırım’ı tercih etmemesine yol açabileceğini söyledi. KIRIM'IN YOĞUN RUSLAŞTIRILMASI Strateji belgesinde Rusça, “ortak Rus kimliğinin temel unsuru” olarak tanımlanırken, Kırım’ın 2014’teki işgali bu kimliğin güçlenmesi açısından “önemli bir olay” olarak nitelendiriliyor. Bu yaklaşım, Kırım’ın yerli halklarının daha hızlı asimilasyona maruz kalmasına yol açabiliyor. Bariyev, bu yaklaşımın Kırım ve diğer işgal altındaki Ukrayna topraklarında “yoğun Ruslaştırma” politikasını yansıttığını belirterek, “Bu strateji insanların kendilerini Rus olarak görmesini sağlamaya yönelik.” dedi. Ayrıca, Birleşmiş Milletler (BM) Uluslararası Adalet Divanı’nın 2024’te verdiği kararda, Rusya’nın Kırım’da Ukraynaca eğitim hakkını ihlal ettiğinin tespit edildiği hatırlattı.

Kırım Temsilcisi Kurışko: Kırım’da dil, kültür ve din hedef alınıyor Haber

Kırım Temsilcisi Kurışko: Kırım’da dil, kültür ve din hedef alınıyor

Mustafa KOÇYEGİT QHA Ankara Ukrayna Cumhurbaşkanının Kırım Özerk Cumhuriyeti Daimî Temsilcisi Olha Kurışko, Kırım Haber Ajansına (QHA) verdiği özel röportajda Rus işgali altındaki Kırım ve Kırım Tatarlarının güncel durumuna ilişkin olarak soruları yanıtladı. KURIŞKO: AİHM'İN KIRIM KARARI UKRAYNA'NIN ELİNİ GÜÇLENDİRİYOR Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM) tarafından 20 Ocak 2026 tarihinde “Bekirov ve diğerleri Rusya’ya karşı” başlıklı davada alınan kararı değerlendiren Daimî Temsilcisi Olha Kurışko, "Öncelikle, böylesine gerekli bir kararın 12 yıl sonra alınmış olması üzücü olsa da, Kırım'ın ve yarımada halkının haklarını savunma konusunda Ukrayna'nın elini güçlendirdiğini söyleyebilirim." dedi. AİHM'in Kırım'a ilişkin birkaç kararı olduğunu dile getiren Olha Kurışko, bu kararların uluslararası savunuculuk ile hukuki meşruiyet açısından son derece kıymetli olduğunu vurgulayarak, "Aslında Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi, Rusya Federasyonu'nun işgal altında bulunan Kırım'da işlediği sayısız suçu da teyit ediyor ve gözler önüne seriyor. Aynı zamanda Rusya’nın 2014 yılından itibaren işlediği suçlardan sıyrılamayacağı anlamına geliyor." ifadelerini kullandı. Bu karar ile birlikte, Rusya'nın işgal altında tuttuğu topraklardaki faaliyetlerinin hukuksuz olduğunun tescil edildiğini belirten Kurışko, "Hukuksuz faaliyetler, hukuka aykırılık sonucunu doğurur. Dolayısıyla özellikle tutuklama ve cezaların da hukuka aykırı olduğu ve bu insanların bir an önce serbest bırakılması gerektiği anlamına gelmektedir. Aynı zamanda bireysel açıdan baktığımızda da hakları ihlal edilen ve hukuka aykırı bir şekilde tutuklanan vatandaşlarımızın bireysel olarak haklarının tazmini için başvuruda bulunmasının yolunu açıyor. Tabii bu durumu zorlaştıran faktörlerden biri Rusya’nın hâlihazırda birçok uluslararası anlaşmayı terk etmiş olması. Malumunuz Rusya, tek taraflı olarak Avrupa İnsan Hakları Mahkemesinden ayrıldığını bildirmiş ve kararı uygulamayacağını ifade etmiştir." değerlendirmesinde bulundu. Kurışko bu nedenle uluslararası hukuk çevrelerinin ve uluslararası toplumun, Rusya’yı işlediği suçlardan ötürü sorumlu tutacak yeni mekanizmalar geliştirmesi gerektiğini kaydetti. "RUSYA, KIRIM'DA DİL, KÜLTÜR VE DİNİ TOPLUCA HEDEF ALIYOR" Kurışko, AİHM kararıyla geçici olarak işgal altındaki Kırım’da yaşayan gruplar arasında en fazla baskıya maruz kalan topluluğun Kırım Tatarları olduğunun teyit edildiğini belirtti. Rusya’nın yalnızca Kırım Tatar kimliğini değil, Ukrayna kimliğini bir bütün olarak hedef aldığını söyleyen Kurışko, bu baskının sistematik bir politika hâline geldiğini ifade etti. 2014’ten itibaren Ukrayna dili, edebiyatı ve tarihinin eğitim programlarından çıkarıldığını belirten Kurışko, Kırım Tatar diline verilen sözde desteğin haftada bir saatle sınırlı kaldığını ve yabancı dil statüsünde ele alındığını söyledi. Kurışko değerlendirmesine şöyle devam etti. Elbette bu uygulama, Kırım Tatar dilinin öğrenilmesi ve kullanılması konusunu tehdit altına almaktadır. Bununla birlikte elbette kültürel kimlik ve aidiyet, dille sınırlı bir kavram değil. Örneğin kültürel miraslar da bu konunun bir parçasıdır. Örneğin Hansaray, işgalin başlangıcından beri sözde restorasyon bahanesiyle tamamen kapatılmıştır. Camilerde ve cami avlularındaki aramalar ile zorla tutuklamaları örnek verebiliriz. Özellikle işgal yönetimiyle iş birliğini reddeden camilere yönelik baskılar söz konusu. Bu nedenle açık bir şekilde söyleyebiliriz ki, bu Rusya Federasyonu aslında kültürel üç ana bileşeni; dil, kültür ve dini hedef alıyor. KIRIM'DAKİ DEMOGRAFİK DEĞİŞİM BOYUTU Kırım’dan ülke içinde yerinden edilen Ukrayna vatandaşlarının sayısının 57 bin olduğunu açıklayan Kurışko, Rusya Federasyonu’nun 2014’ten bu yana Kırım’a 800 bin ile 1 milyon arasında Rus vatandaşı yerleştirdiğine dair veriler bulunduğunu aktardı. Savaşın seyrine bağlı olarak Kırım’a yerleştirilen Rus vatandaşlarının yarımadayı terk etmeye başladığını, bunun da Kırım’da yasa dışı bulunduklarının farkında olduklarını gösterdiğini ifade eden Kurışko, şöyle konuştu: Kırım'a yerleştirilen bu insanlar aslında içten içe Kırım’da, Ukrayna topraklarında yasa dışı bir şekilde bulunduklarının da bilincindeler. Devam eden tam kapsamlı savaşın dinamikleri, Ukrayna'nın Kırım'da daha fazla askerî operasyon gerçekleştirmeye izin verdiği dönemlerde; Kırım'a yerleşen Rus vatandaşlarının Rusya Federasyonu topraklarına geri dönüşüne yönelik bir akım olduğunu gözlemlemiştik. Bu da aslında Kırım’da olmamaları gerektiğinin bilincinde olduklarını teyit etmektir. Yine bu tezimi destekleyecek şekilde, Kırım'daki gayrimenkul pazarı dinamiklerindeki değişimler de örnek verilebilir. Aynı dönemde evlerin fiyatları düşerken ev seçeneklerinin ve tekliflerin sayısı oldukça artmıştı. Bu da aslında Kırım'ı terk edişlerinden kaynaklanıyordu. Bu nedenle hem kurumumuzun hem de bir bütün olarak devletimizin stratejik hedeflerinden biri, Kırım'ı terk etmek zorunda kalan vatandaşlarımızın desteklenmesi ve stratejik açıdan Kırım’da işgalden sonraki yeniden inşa sürecine şimdiden hazırlanmak. RUSYA'NIN MİLİTARİZASYON POLİTİKALARI KIRIM'LA SINIRLI DEĞİL Rusya'nın çok sayıda çeşitli sözde gençlik programlarına devasa kaynaklar harcadığını söyleyen Daimî Temsilci, "Tam kapsamlı işgal girişiminin ardından Rusya Federasyonu yetkilileri her bir okulda askeri kadet sınıfları açtı. Geçtiğimiz sene okul programlarına “önemli şeyler hakkında” diye bir ders eklediler. Bu derslere sözde askeri operasyondan dönen askerleri veya hâlâ savaşmaya devam eden askerleri çağırıyorlar. Yani küçük çocuklara askerler bir şeyler anlatıyor. Militarizasyonun boyutunu anlamak için güzel bir gösterge. Bu sorun aslında sadece Ukrayna'yı tehdit eden bir durum değil. Uluslararası partnerlerimiz, komşularımız için de sıkıntılı bir durum. Söz konusu eğitim, aynı zamanda şu anlama geliyor ki, Rusya Federasyonu bu savaşı hiç bitirme niyetinde değil. Tam tersi gelecekte de savaş kabiliyetini sürdürmek için genç bir ordu yetiştirmeye çalışıyor." dedi. Ukrayna olarak işgal altındaki gençliğe yönelik birçok destek programı uyguladıklarını dile getiren Olha Kurışko, Rusya'nın militarizasyon politikalarının Kırım'la sınırlı olmadığını ve diğer işgal altındaki bölgeleri de kapsadığını belirtti. KIRIMLI SİYASİ TUTSAKLAR Kırımlı siyasi tutsaklar hususunda, bu konuda faaliyet gösteren hükûmet dışı kuruluşlarla ve siyasi tutsakların aile bireyleriyle çalışan kurumlarla irtibat halinde olduklarını belirten Daimî Temsilci, şu ifadeleri kullandı: İşgal altında bulunan topraklarda açık erişimde bulunan bütün kaynakları tarıyoruz, izliyoruz. Partnerlerimizle birlikte hâlihazırda siyasi tutsakların sayısına ilişkin raporlama üzerinde çalışıyoruz. Bu raporu yılda iki kere güncelliyoruz. Ama diğer taraftan Rusya Federasyonu'nun baskı politikalarını sürekli olarak çeşitlendirdiğinin de farkındayız. Mesela “Incommunicado” isimli davalar var. Bu şu demek oluyor, Rus makamları istediğinde bir insanı alıkoyabilir; ve bu durumda tutuklanma nedeni ile kişisel bilgileri dâhil asla hiçbir bilgiyi paylaşmıyor. Davanın somut özelliklerine ilişkin bilgiyi 6 ay sonra ancak elde edebiliyoruz. Yani bu süreçte tutuklanan mahkûm hapishaneye gönderilmiş oluyor. Bu tür davaları ayrı bir kategori olarak değerlendiriyoruz. Ayrıca dönem dönem siyasi tutsaklara ilişkin tutum ve özellikle sayılarda değişimler olduğunun farkındayız. Şu anda kesin olarak 218 siyasi mahkûmdan bahsedebiliriz. Bunlardan 153 Kırım Tatarı. Ayrıca, İşgale karşı farklı yöntemlerle direniş gösteren ve tutuklu bulunan kişi sayısının 400 olduğu bilgisi de var. "RUSYA SİYASİ TUTSAKLARA, 'SİZİ ÇOKTAN UNUTTULAR, KİMSENİN UMRUNDA DEĞİLSİNİZ' DİYOR" Siyasi mahkûmların ve aile bireylerinin desteklenmesine ve korunmasına ilişkin Ukrayna’da ayrı bir mevzuat olduğunu kaydeden Kurışko, ayrıca Özgür Kırım’a Mektuplar kampanyasından bahsederek, "Siyasi mahkûmların kurtarılmasına ilişkin yürütülen insan hakları savunma faaliyetlerinin önemli bir parçasını Özgür Kırım’a Mektuplar kampanyası oluşturuyor. Rusya Federasyonu siyasi tutsaklara, “Sizi çoktan unuttular, kimsenin umrunda değilsiniz” diyor. Tabii ki bu projenin ana amacı siyasi mahkûmların unutulmadığını göstermek. Onları, hem Ukrayna’da hem de uluslararası boyutta geniş bir kitle destekliyor. Artık siyasi mahkûmlardan cevaplar almaya başladığımızı, bunu da aslında kampanyanın bir başarısı olarak gördüğümü söyleyebilirim. Siyasi mahkûmları ve ailelerini destekleme konusunda, böylesine sembolik bir adım da olsa bunu başarabiliyor olmak bizim için çok kıymetli." diye konuştu. Rusya Federasyonu'nun prensip olarak takaslara Kırımlıları dâhil etmediğinin altını çizen Kurışko, "Bildiğiniz gibi, 2014’ten beri Kırımlı siyasi tutsakların kurtarılması konusu sık sık gündeme geliyor ancak bu kurtarılma hikâyelerinin sayısı maalesef çok az. 2022’den beri bu hikâyelere dair sadece üç örneğimiz var: Büyükelçimiz Nariman Celâl, Leniye Umerova ve Volodıslav Yesepenko." dedi. RUSYA'NIN DİĞER ÜLKELERİ SAVAŞA DÂHİL ETME GİRİŞİMİ Son dönemde uygulanan vatandaşlıktan çıkarma uygulamasının olası sonuçlarını değerlendiren Daimi Temsilci, "Ben bunu aynı zamanda, Rusya Federasyonu’nun diğer ülkeleri de bu savaşa bir nevi dâhil etme girişimi olarak yorumluyorum çünkü üçüncü bir ülkeye, örneğin Özbekistan’a sözde tutuklu birinin sınır dışı edilmesi demek, Özbek makamlarının Rus işgal yönetimi ve mahkemeleri tarafından alınan kararları tanıması ve uygulaması anlamına gelecektir. Bu, sadece Kırım’da işgal ettiği topraklara yönelik faaliyetlerini meşrulaştırma politikasının bir parçası çünkü diğer ülkelerin, Rus işgal makamlarının aldığı kararları tanıması ve uygulaması, Rusya’nın artık bu savaşta izole olmadığı anlamına gelir. Rusya Federasyonu, istese Kırımlı siyasi mahkûmları Ukrayna’ya iade edebilir ama tabii ki bunu yapmıyor. Nedenini de açıklamaya gerek yok sanırım." ifadelerini kullandı. Olha Kurışko, QHA'nın "İşgal altındaki Kırım’da yaşayan Ukrayna vatandaşlarının yaşadığı önemli sorunlardan birisi de resmî evrakların yenilenmesi sürecinde oluyor. İşgal şartlarında yenilenemeyen evraklar için ancak Kırım’dan çıkarak bu işlem gerçekleştirilebiliyor fakat buradaki işlem için 2-3 ayı bulan süreler gerekiyor. Dolayısıyla burada büyük mağduriyetler doğuyor. Bu sorunun çözümüne ilişkin bir adım atılması planlanıyor mu?" sorusunu ise şöyle yanıtladı: Kesinlikle evet. Hâlihazırda mevzuatta bazı değişiklikler yapıldı. Buna göre, ilk pasaportunu kaydettirenler, Ukrayna İçişleri Bakanlığının bir birimi olan servis üzerinden yurt dışında bunu gerçekleştirebiliyor. Bu imkân, 18 yaşını doldurmuş ve henüz pasaportunu çıkarmamış ve Ukrayna doğum belgesine sahip kişileri de kapsayacak şekilde genişletildi. Ukrayna’ya dönüş belgelerinin düzenlenmesi sürecinin daha da iyileştirilmesi lazım. Burada şöyle bir sorunla karşılaşıyoruz: Uzun yıllar işgal altında yaşayan ve yetişkinliğe erişen vatandaşlarımız hakkında, Ukrayna makamlarında yeterli bilgi olmayabiliyor. Burada pasaport düzenlenmesinde sağlanan kolaylıkların, Ukrayna’ya dönüş belgelerinin düzenlenmesinde de benzer şekilde uygulanması gerektiğini düşünüyorum. Tanıkların dinlenmesi ve uzaktan kimlik tespit ve belirleme süreci gibi mekanizmalar kullanılmalı. Sizin de ifade ettiğiniz bu konuyu, sürekli olarak Dışişleri Bakanlığına bildiriyoruz ve görüşlerimizi sunuyoruz. Aynı zamanda, Türkiye Büyükelçiliğimiz dâhil, yurt dışındaki bütün diplomatik temsilciliklerimiz, işgal altından gelen vatandaşlarımızın belgelerinin hızlı bir şekilde düzenlenmesi konusunda her türlü kolaylığı sağlıyor. "TÜRKİYE'DE KIRIM’IN İŞGALİNİN KABUL EDİLEMEYECEĞİNE DAİR HERKESİN SARSILMAZ BİR İNANCA SAHİP OLDUĞUNU GÖRDÜM" Daimi Temsilci olarak Türkiye’ye ilk kez ziyarette bulunduğunu söyleyen Kurışko, "Burada temaslarda bulunduğum insanların bana sağladığı destek ve gösterdiği dayanışma ruhu için çok mutluyum. Ukrayna’nın toprak bütünlüğüne ve egemenliğine herkesin destek verdiğini ve Kırım’ın işgalinin kabul edilemeyeceğine dair herkesin sarsılmaz bir inanca sahip olduğunu gördüm." ifadelerini kullandı. Türkiye programı kapsamında bulunduğu temaslarda ele aldığı konular hususunda ise Olha Kurışko, "Elbette, işgal altında bulunan Kırım hakkında çok fazla konuşuyorum. Rusya Federasyonu’nun işlediği suçları anlatıyorum. Kırım Yarımadası’nı terk etmek zorunda kalmış Kırım Tatarları, Ukraynalılar ve Ukrayna vatandaşlarına verilebilecek desteklerden bahsediyorum. Ülke içerisindeki farklı süreçlerde görev alan farklı kişilerin bizimle bu görüşü paylaştığını ve bir konsolidasyon olduğunu söyleyebilirim. Sadece hâlihazırda devam eden projelere değil, aynı zamanda özellikle Ukrayna’nın yeniden inşası bağlamında yeniden gerçekleştirilebilecek projelere olan ilgi ve özeni de görüyorum." bilgisini paylaştı. UKRAYNA DEVLETİ, KIRIM'DA İŞGAL SONRASI DÖNEME HAZIR Daimi Temsilci son olarak, Kırım'ın işgalden kurtarılması sonrasında Ukrayna'nın yarımadaya yönelik stratejilerini anlatarak şu ifadelere yer verdi: Kırım’ın yeniden inşasına ilişkin artık bazı stratejik konseptler ve belgeler söz konusu. Bunlardan biri, ekonomik yapılanmaya işaret ediyor. Bu noktada Türkiye’nin de ilgisini çekebilecek projeler var. İkinci stratejik belge, Kırım’ın kurtarılmasından sonra bölgedeki Ukrayna yönetiminin nasıl tesis edileceğiyle ilgili. Son belge ise, uzun bir süre boyunca işgal altında, propagandaya maruz kalarak yaşamak zorunda kalan vatandaşlarımızın Ukrayna ve Avrupa gerçekliğine dönmesi ve propagandanın etkilerinden kurtulmasını, özellikle de eğitim ve kültür projelerini içeriyor. Bu programların bir kısmını hâlihazırda zaten yürütmeye başladık. Kırım’ın işgalden kurtarılmasından sonraki süreçteki gelişimine ve refahına ilişkin bütüncül bir yaklaşıma sahip olduğumuzu, bu yaklaşımın da Kırım’ın potansiyelinin en üst seviyede gerçekleştirilmesine odaklı olacağını söyleyebilirim.

66 yaşındaki Kırım Tatar siyasi tutsak aylardır hücre cezasında tutuluyor Haber

66 yaşındaki Kırım Tatar siyasi tutsak aylardır hücre cezasında tutuluyor

Rus makamlarının, işgalcilerin Kırım Tatarlarına baskı uygulamak amacıyla kurguladığı sözde Numan Çelebicihan Taburu Davası çerçevesinde 9 yıl hapis cezasına mahkûm edilen 66 yaşındaki Kırım Tatar siyasi tutsak Nasrulla Seydaliyev’in 28 Ağustos 2025’ten bu yana hücre cezasında tutulduğu bildirildi. Kırım Tatar Kaynak Merkezi tarafından yapılan açıklamada, Rusya’nın Altay Cumhuriyeti’ne bağlı Mayma köyündeki cezaevinde alıkonulan Nasrulla Seydaliyev’in aylarca ceza hücresinde tutulduğu ayrıca cezaevi yönetiminin ona ailesiyle görüşmesine ve kendisine paket göndermesine izin vermediği bildirildi. Merkezin aktardığına göre, son dört ay boyunca Seydaliyev bir kere bile açık havaya çıkarılmadı. Bununla birlikte cezaevi yönetiminin, metal çerçeveli olduğu gerekçesiyle gözlük kullanmasını da yasakladığı, bu yasağın tek kişilik hücrede tutulmasına rağmen uygulandığı ifade edildi. Bu durumun, yaşlı siyasi tutsağın sağlık durumunu daha da ağırlaştırdığına dikkat çekildi. SİYASİ TUTSAK NASRULLA SEYDALİYEV Rus işgal güçleri, 4 Mart 2022 tarihinde Kırım’da yaşayan oğlunu ziyaret etmek için geldiği sırada Nasrulla Seydaliyev’i alıkoydu. Ardından Seydaliyev sözde Numan Çelebicihan Taburu üye olma iddiasıyla tutuklandı. 30 Kasım 2022’de işgalci mahkeme haksız yere alıkonulan Kırım Tatarı hakkında 9 yıl hapis cezası kararı aldı. Kırım Tatarına yöneltilen suçlamalar, yalnızca gizli tanık ifadelerine ve Rus güvenlik birimleriyle sistematik biçimde çalışan sözde uzman raporlarına dayandırıldı. Kırım Tatar Kaynak Merkezi Başkanı ve Kırım Tatar Millî Meclisi (KTMM) Üyesi Eskender Bariyev, daha önce yaptığı açıklamada, Seydaliyev’in cezaevinde kaldığı süre boyunca sağlık durumunun ciddi şekilde kötüleştiğini aktardı. Vücut ağırlığının yaklaşık yarısını kaybeden siyasi tutsağın kemik iltihabı, yüksek tansiyon, bacaklarda ödem ve varis sorunları yaşadığı, ancak kendisine yeterli tıbbi yardım sağlanmadığı ifade edildi.

Kırım Tatar tarihi, Zafer Karatay’ın anlatımıyla ekranlara taşındı Haber

Kırım Tatar tarihi, Zafer Karatay’ın anlatımıyla ekranlara taşındı

Kırım Tatar Milli Meclisi (KTMM) Türkiye Temsilcisi ve Emel Kırım Vakfı Başkanı Zafer Karatay, A Star DTV’de yayınlanan “Yener Saban ile Fikirhane” programında Rusya’nın işgali altında bulunan Kırım’da yaşanan gelişmeleri, Kırım Tatar halkının güncel durumunu ve Rusya’nın yaşattığı insan hakları ihlallerini konuştu. Gazeteci Yener Saban ve Aypars Taras’ın yer aldığı program, 29 Ocak 2026 tarihinde saat 20.30’da izleyiciyle buluştu. “KIRIM TATARLARI, OLAĞANÜSTÜ BİR MÜCADELE VEREREK VATANLARINA DÖNDÜLER” Kırım Hanlığı’nın 1783 yılında Çarlık Rusyası tarafından ilk defa işgal edilmesinden sonra Kırım Tatarlarına yönelik baskıların, zulümlerin ve sürgünlerin gerçekleştiğini dile getiren Karatay, “Daha sonra, İsmail Bey Gaspıralı gibi, Türk dünyası aydınlanmasında muhteşem bir öncü ortaya çıktı. Sadece Kırım Tatarlarına değil bütün Türk dünyasına ışık tutan bu insanın çabalarıyla, Kırım Tatarlarında bir uyanış başladı.” dedi. Karatay, Kırım Tatarlarının 18 Mayıs 1944 tarihinde Josef Stalin tarafından topyekûn sürgün edilmesinin Kırım Tatarları için en büyük facia olduğunu kaydederek “Bu sürgün sonrasında Kırım Tatarları, baş eğmediler, direndiler. Olağanüstü bir mücadele vererek vatanlarına döndüler. 1991’de Sovyetler dağılmadan önce biz, Kırım’da seçimlerle kurultayımızı topladık, kurultayımızda Kırım Tatar Millî Meclisi seçildi. Bu Meclisin Başkanlığına Sovyetler Birliği’nde 15 yıldan fazla hapis yatmış, ünlü insan hakları savunucumuz ve liderimiz Mustafa Abdülcemil Kırımoğlu seçildi. Kırım Tatarları sürgünden dönerken bir taraftan da haklarını elde etmeye çalıştılar.” ifadelerini kullandı. “KIRIM, KIRIM TATARLARI İÇİN ÂDETA BİR YARI AÇIK CEZAEVİNE ÇEVRİLDİ” Kırım Tatarlarının yok edilen medeniyetlerini, millî ve dinî kültürlerini sürgün sonrasında Kırım’da yeniden canlandırmaya çalıştığını belirten Karatay, Kırım Tatarlarına Kırım’ın 2014 yılındaki işgalinden sonra da baskıların ve zulümlerin yaşatıldığını dile getirerek, “Yeniden vatan yapmaya çalıştıkları Kırım, Kırım Tatarları için âdeta bir yarı açık cezaevine çevrildi.” dedi. Aynı zamanda Karatay, Kırım Tatarlarının temsilî ve yetkili en üst organı olan KTMM ile hiçbir zaman teröre veya şiddete başvurmayan Kırım Tatarlarının Rusya tarafından “terörist” ilan edildiğini ifade ederek, söz konusu dönemde KTMM Başkan Yardımcıları İlmi Umerov ve Ahtem Çiygöz’ün hapse atıldığını ve Kırım Tatarlarının Rusya tarafından hâlen hukuksuzca yargılandığını hatırlattı. “KIRIM, RUSYA İÇİN BİR ATLAMA EŞİĞİDİR” Rusların, İstanbulu ele geçirerek Ayasofya’yı Ortodoksluğun merkezi, Moskova’yı Kuzey Ortodoksluğunun, Kudüs’ü ise güney ortodoksluğunun merkezi hâline getirme yönünde planları olduğunu belirten Karatay, Kırım Hanlığı’nın ise tarih boyunca Rusya’nın yolundaki en engel olduğunu vurguladı. Öte yandan, ünlü Kırım Tatar tarihçi Prof. Dr. Halil İnalcık’ın, “Kırım, Rusya için Anadolu’yu, Boğazları, İstanbul’u tehdit etme noktasında bir atlama eşiğidir. Kırım, Türkiye’yi tehdit etmek için bir merkezdir.” sözlerini hatırlatan Karatay, Rus donanmalarının Karadeniz’de sığınabileceği en güvenli limanların Kırım’da bulunduğunu vurguladı. Karatay, Kırım’ın sahip olduğu deniz, hava ve demiryolu imkânları sayesinde Rusya açısından stratejik bir askerî ve lojistik merkez konumunda olduğunu ifade etti. GÖNDERİLEN HER BİR MEKTUP, KIRIM TATAR SİYASİ TUTSAKLARA UMUT OLUYOR Karatay, ayrıca, Rusya’nın hukuka aykırı bir şekilde hapis cezasına çarptırdığı ve Rusya’nın ücra köşelerindeki hapishanelere gönderilen 200 Kırım Tatarının bulunmasına da dikkat çekerek Kırım Tatar siyasi tutsakların Rusya’da tutulduğu hapishanelerin adreslerinin, Emel Kırım Vakfının internet sayfasında yazılı olduğunu ifade etti. “Oradaki insanlara, özellikle Kırım’da, onların hasretini çeken annelerine, babalarına, eşlerine ve çocuklarına bu mektuplar çok büyük moral, ümit ışığı ve yaşama sevinci veriyor.” şeklinde konuşan Karatay, Kırım Tatar siyasi tutsaklar adına söz konusu adreslere mektup gönderilmesi çağrısında bulundu.

Kırım’da sürgün politikası: 2025 yılında 53 siyasi tutsak Rusya’ya sevk edildi Haber

Kırım’da sürgün politikası: 2025 yılında 53 siyasi tutsak Rusya’ya sevk edildi

Rus işgal yönetimi siyasi tutsakları yasa dışı olarak Kırım’dan Rusya’nın derinliklerine sevk ederek hem fiziksel hem de psikolojik baskı uygulamaya devam ediyor. Kırım Tatar Kaynak Merkezi tarafından 27 Ocak 2026 tarihinde yapılan açıklamada, 2025 yılında işgalci Rus yönetiminin düzmece davalar çerçevesinde alıkoyduğu 53 Kırımlı siyasi tutsağını yasa dışı olarak Rusya’ya sevk ettiğini bildirdi. Bunlardan 39’unun Kırım Tatarı olduğu belirtildi. Önceki yıllarla kıyaslandığında, bu sistematik uygulamanın hız kesmediği görülüyor; 2024’te 45 yasa dışı sevk etme vakasının 38’i, 2023’te ise 68 vakanın 59’u Kırım Tatarlarını hedef aldı. “İŞGALCİLER SİYASİ TUTSAKLARI TOPLUMSAL DESTEKTEN KOPARMAK İSTİYOR” Hak savunucuları, siyasi tutsakların Rus cezaevlerine sevk edilme sürecinin insanlık dışı koşullarda gerçekleştirildiğini vurguluyor.Kırım Tatar Kaynak Merkezine göre işgal yönetimi, tutukluları bilerek Yarımada dışına göndererek onları ailelerinden, avukatlarından ve toplumsal dayanışmadan koparmayı hedefliyor. Bu uygulama, savunma hakkını fiilen kısıtlayan bir baskı aracına dönüşmüş durumda. Son bir yılda Rusya’ya sevk edilen isimler arasında Aleksandr Sizikov (iki kez), İrına Danılovıç, Asan Ahtemov, Enver Mamutov, Server Gaziyev, Osman Arifmemetov, Rüstem Şeyhaliyev, Lenur Seydametov, Leman Zekeryayev, Halil Mambetov ve daha birçok siyasi tutsak yer aldı. Hak savunucuları, bazı isimlerin birden fazla kez serv sürecine maruz kaldığını da belirtti.

Ukrayna Cumhurbaşkanının Kırım Özerk Cumhuriyeti Daimi Temsilcisi Kurışko: Kırım, direnişin sembolüdür! Haber

Ukrayna Cumhurbaşkanının Kırım Özerk Cumhuriyeti Daimi Temsilcisi Kurışko: Kırım, direnişin sembolüdür!

Ukrayna Cumhurbaşkanının Kırım Özerk Cumhuriyeti Daimi Temsilcisi Olha Kurışko (Kryshko), Türkiye Ekonomi Politikaları Araştırma Vakfında (TEPAV) 28 Ocak 2026 tarihinde tertip edilen “Kırım: İşgal ve Direniş” başlıklı konferansta konuştu. Kurışko, konferansta Kırım Tatarlarına ve Ukraynalılara uygulanan zulümler ve insan hakları ihlalleriyle Kırımlı siyasi tutsaklara dikkat çekti. Konferansa; Ukrayna’nın Ankara Büyükelçisi Nariman Celâl, Ukrayna'nın Ankara Büyükelçiliği Müsteşarı Denıs (Denys) Zolotarov, Türkiye Cumhuriyeti’nin Tahran ve Moskova Eski Büyükelçisi Ümit Yardım ve Türkiye'nin eski NATO Daimi Temsilcisi Büyükelçi Mehmet Fatih Ceylan, Türkiye Cumhuriyeti Eski Ulaştırma Bakanı Oktay Vural, Çankırı Karatekin Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Sezai Özçelik ile birçok diplomat, akademisyen ve sivil toplum kuruluşu temsilcisi katılım gösterdi. “TÜRKİYE, UKRAYNA’NIN TOPRAK BÜTÜNLÜĞÜNE KARŞI DESTEĞİNİ SÜRDÜRMÜŞTÜR” Konferansın moderatörlüğünü ve açılış konuşmasını yapan TEPAV Uluslararası Araştırmalar Merkezi Direktörü N. Murat Ersavcı, Kırım’ın Rusya tarafından 2014 yılında işgal edilmesini ve Yarımada'da yaşanan ciddi insan hakları ihlallerini hatırlatarak Kırım’ın direnişin sembolü olduğunu ifade etti. “Bu bağlamda, Türkiye’nin işgal altındaki Kırım’ı hiçbir zaman tanımadığını hatırlatmamız gerekir. Türkiye, uluslararası hukukla uyumlu bir şekilde, Ukrayna’nın toprak bütünlüğüne karşı olan desteğini sürdürmüştür. Türkiye, bununla birlikte, Kırım Tatar halkının haklarının korunması konusundaki duruşunu ilkelerine sadık kalarak korumuştur.” şeklinde konuşan Ersavcı, Kırım’da millî kimliğinin korunması, adaletin ve hukuki düzenin sağlanmasının herkesi ilgilendirdiğinin altını çizdi. "TÜRKİYE, KIRIM'IN YANINDADIR" Ukrayna Cumhurbaşkanının Kırım Özerk Cumhuriyeti Daimi Temsilcisi Kurışko sözlerine, Türkiye’nin ve Türk halkının Ukrayna’ya sağladığı destek adına teşekkürlerini ileterek başladı. Kurışko, Türkiye ile Ukrayna arasındaki stratejik ortaklığı ve dostluğu vurgulayarak “Cumhurbaşkanınızın ve uzmanlarınızın Kırım’ın işgaline yönelik istikrarlı bir duruşu bulunmakta. Kırım, sizin de dediğiniz gibi, direnişin sembolüdür. 26 Şubat ise Kırım’ın işgalinin yıl dönümü olacak.” dedi. RUSYA’NIN ZULÜM POLİTİKASI, KIRIM TATAR VE UKRAYNALI AİLELERİ PARÇALIYOR Kurışko, aynı zamanda Kırım Tatar ve Ukraynalı siyasi tutsaklara dikkat çekerek Ukraynalılar arasında 3 binden fazla siyasi tutsak bulunduğunu ve söz konusu tutsakların 100’den fazlasının Kırım Tatarı olduğunu belirtti. Öte yandan, Rusya’nın diğer hapishanelerinde söz konusu mahkûmlar için yer kalmaması sebebiyle Kırım’da yeni bir hapishane inşa etmeyi planladığını dile getiren Kurışko, “Rusya’nın zulüm politikası, dolayısıyla devam edecek. 2022’den sonra Rusya, Ceza Kanunu’na yeni bir madde ekledi. Bu madde kapsamında Rus ordusunun itibarını sözde zedelemek, suç kapsamına girdi. Örneğin, Ukrayna’ya ya da Ukrayna ordusuna desteğinizi bildirmeniz veya Rusya’nın işgal ettiği topraklardaki yasa dışı faaliyetlerinden bahsetmeniz, bu madde kapsamında suç sayılıyor.” ifadelerini kullandı. Öte yandan, Kırım Tatar ve Ukraynalı ailelerin ve siyasi tutsakların gelecekten endişe ettiğini bildiren Kurışko, eşleri siyasi tutsak olan birçok kadının Rusya tarafından zulme uğratıldığını, bu sebeple de 2 binden fazla çocuğun yalnızca bir ebeveynle büyüdüğünü, Ukraynalı çocukların yasa dışı bir şekilde sınır dışı edilmesinin 2022’de başladığının düşünülmesine karşın aslında bu durumun, Kırım’ın 2014 yılındaki işgaliyle başladığını kaydetti. “KIRIM, BİZİM TOPRAĞIMIZDIR” Ayrıca, işgal altındaki Kırım’da Rusya’nın faaliyetleri dolayısıyla yaşanan çevre kirliliğine değinen Kurışko, hem Ukrayna hem de Kırım Tatar kültürel mirasının Kırım’da tehlike altında olduğundan da bahsederek konuşmasını şu ifadelerle sonlandırdı: “Son olarak, Kırım’ı bilişsel düzeyde kurtarma gayesindeyiz. Kırım’da Rus propagandası çok güçlü olduğundan Ukrayna tarihini, Ukrainceyi ve Kırım Tatarcayı öğretmek ve bu dilleri konuşmak adına hiçbir fırsat bulunmamaktadır. Bu sebeple, Ukraince ve Kırım Tatarca öğrenmek için birtakım materyaller sağlamamız lazım. Bunlar bizim ana çalışma alanlarımız. Türkiye’ye ve uzmanlara Kırım’ın Ukrayna için önemini göstermeyi amaçlıyoruz çünkü Kırım, bizim toprağımızdır. Cumhurbaşkanımız (Volodımır) Zelenskıy’ın da dediği gibi, ‘Biz kendi toprağımız için savaşıyoruz’. Kendi vatandaşlarımızın da Kırım’da yaşadığını biliyoruz ve onları, Rusya Federasyonu’ndan korumamız gerektiğinin farkındayız.” "Kırım: İşgal ve Direniş” başlıklı konferans Kurışko'nun katılımcıların sorularını cevaplaması ile sona erdi.

Eskişehir Kırım Derneği Kadınlar Kolu Ukrayna'daki  çocuklar için kışlık giysi örüyor Haber

Eskişehir Kırım Derneği Kadınlar Kolu Ukrayna'daki çocuklar için kışlık giysi örüyor

Eskişehir Kırım Türkleri Kültür ve Yardımlaşma Derneği tarafından Ukrayna’daki savaş mağduru çocuklar için başlatılan “Çocuklar Üşümesin” kampanyası sürdürülüyor. Derneğin Kadınlar Kolu üyeleri, çocuklar için kışlık giysileri el emeğiyle hazırlayarak dayanışmayı somut bir iyilik hareketine dönüştürüyor. Eskişehir Kırım Derneği Yönetim Kurulu Üyesi ve Kadınlar Kolu Başkanı Gönül Sabaz, kampanyaya ilişkin Kırım Haber Ajansına (QHA) yaptığı açıklamada, savaş koşullarında en ağır yükü çocukların taşıdığına dikkat çekerek, bu düşünceyle harekete geçtiklerini belirtti. Sabaz, “Bu savaş dolayısıyla çocuklar üşümesin diye bir kampanya başlattık. Kadınlar Kolu olarak atkı, bere, yelek ve hırka örüyoruz. Bir kısmını gönderdik, çalışmalarımız aralıksız devam ediyor.” dedi. Kampanya kapsamında ayrıca battaniye yardımı da toplandığını ifade eden Sabaz, soğuk hava şartları sona erinceye kadar destek faaliyetlerinin kesintisiz süreceğini kaydetti. TARİHTEN GELEN DAYANIŞMA DUYGUSU Türkiye’de yaşayan Kırım Tatarları olarak Ukrayna’ya destek vermeye özel bir hassasiyet gösterdiklerini dile getiren Sabaz, tarihsel tecrübelerin bu dayanışma duygusunu daha da güçlendirdiğini vurguladı. Sabaz, “Geçmişten gelen bir Rusya çekmişliğimiz var. Bu yüzden elimizden geldiğince Ukrayna’ya yardım olmaya çalışıyoruz.” ifadelerini kullandı.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.