SON DAKİKA
Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#Kktc

QHA - Kırım Haber Ajansı - Kktc haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Kktc haber sayfasında canlı gelişmelerle ulaşabilirsiniz.

78 yıllık köklü miras: Kıbrıs Türk Kültür Derneğinde 56. Genel Kurul heyecanı Haber

78 yıllık köklü miras: Kıbrıs Türk Kültür Derneğinde 56. Genel Kurul heyecanı

Kıbrıs Türklerinin ada dışında kurulan en köklü kuruluşu olan Kıbrıs Türk Kültür Derneği (KTKD), kuruluşunun 78. yılında 56. Genel Kurulu’nu Ankara’daki genel merkez binasında; İstanbul, İzmir, Antalya ve Mersin'den iştirak eden delege ve üyelerin coşkulu katılımı ile 1 Şubat 2026 tarihinde gerçekleştirdi. 56. Olağan Genel Kurul, KTKD Genel Başkanı Tolga Ünsaldı’nın açış konuşması ve faaliyet raporunu okuması ile başladı. Ünsaldı, faaliyet raporunda Türkiye Cumhuriyeti Genelkurmay Başkanlığı ile yapılan iş birliği neticesinde 1974 Mutlu Barış Harekatı’na dair fotoğrafların dernek arşivine kazandırıldığını ve Uluslararası Türk Kültürü Teşkilatı (TÜRKSOY) ile yapılan iş birliği ile Kıbrıs Türklerinin lideri ve Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti'nin (KKTC) kurucu Cumhurbaşkanı Rauf Raif Denktaş’ın fotoğraflarının dernek arşivine alınması başta olmak üzere yönetiminde geçen iki yıldaki faaliyetlerden bahsetti. Geçen iki yıllık süreçte 4 adet kitap basımı gerçekleştirildiğini, biri TAV Esenboğa Havalimanı’nda tertip edilen “Barışa Giden Yolda 50 Sene” olmak üzere 3 sergi açıldığını, KKTC ile ilgili “Minalayalar Zamanı” ve “Özgürlüğün Kıyısında” filmlerinin gösterimlerinin yapıldığını ekleyen Ünsaldı, “Ankara Büyükşehir Belediyesi ile yapılan görüşmeler sonucu 6 Şubat Depremleri'nde hayatlarını kaybeden kız ve erkek voleybol oyuncularımızın adına Ankara’da 'Şampiyon Melekler Parkı' açılmıştır.” dedi. Genel Başkanın konuşmasının ardından Divan Kurulu oluşturuldu. Divan Kurulu Başkanlığına KKTC'nin eski Ankara Büyükelçisi ve geçmiş dönemde KTKD Genel Başkanlığı görevini de yapmış olan Ahmet Zeki Bulunç seçildi. Gündem maddelerinin okunmasının ardından alınan kararlar oy birliği ile kabul edildi. GENEL BAŞKAN TOLGA ÜNSALDI GÜVEN TAZELEDİ Genel Kurul’da Tolga Ünsaldı, oy birliği ile yeniden seçilerek güven tazeledi. Yeni yönetim ve denetim kurulunda şu isimler yer aldı: Yönetim Kurulu Üyeleri Genel Başkan: Tolga Ünsaldı Genel Başkan Yardımcısı: Mehmet Evren Batur Genel Sekreter: Gönül Kalyon Sayman: Naciye Kırcı Eğitim İşleri: Naciye Baştürk, Cenk Pertev, Gönül Kalyon Sosyal İşler: Berna Vardar İğde, Gönül Kalyon, Sevtap Seyhan Veznedar: Ata Ceyhun İmer Denetim Kurulu Üyeleri Dilek Karaaziz Şener Nevzat Aras Hasan Başar Arkol KTKD GENEL MERKEZ YÖNETİM KURULU VE ŞUBE BAŞKANLARI ANITKABİR’İ ZİYARET ETTİ Yeni yönetim ve denetim kurulunun belirtlenmesi akabinde, 2 Şubat Pazartesi günü gerçekleştirilen Anıtkabir ziyaretine Genel Başkan Tolga Ünsaldı, Yönetim Kurulu üyeleri, KTKD Antalya Şube Başkanı M. Vural Önal, KTKD İzmir Şube Başkanı Tağmaç Deren, KTKD Mersin Şube Başkanı Tamay Özberber, dernek üyeleri ve konuklar da katıldı. Ziyaret saygı duruşu akabinde Mozole’ye çelenk sunulmasının ardından Misak-ı Millî Kulesi’nde Anıtkabir Özel Defteri imzalandı. Tolga Ünsaldı, Anıtkabir Özel Defteri’ne şu ifadeleri yazdı: "Aziz Atatürk, İlke ve devrimlerinizden aldığımız güçle; aklın, bilimin ve çağdaşlığın rehberliğinde yol almaya kararlılıkla devam ediyoruz. Kıbrıs Türk Halkı, tarih boyunca sürdürdüğü onurlu varoluş, özgürlük ve egemenlik mücadelesini; Anavatan Türkiye’nin sarsılmaz desteği ve Türk Silahlı Kuvvetlerinin gerçekleştirdiği Barış Harekâtı ile taçlandırarak Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’ni kurmuştur. Bugün bizlere düşen görev; mill^, çıkarlarımızı, ilke ve devrimlerinizin ışığında, Anavatanımızla gönül ve kader birliği içinde, bağımsız ve egemen Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’ni sonsuza dek yaşatmak ve korumaktır. Ayrılmaz bir parçası olmaktan onur duyduğumuz Türk ulusu ile birlikte, bizlere gösterdiğiniz yoldan sapmadan yürümeye; Cumhuriyet değerlerine sahip çıkmak için her şartta sorumluluk almaya, manevi huzurunuzda bir kez daha söz veriyor, Aziz hatıranız önünde saygı ve minnetle eğiliyoruz. Ne mutlu Türk’üm diyene.” Anıtkabir ziyaretinin ilk defa şube başkanları ile gerçekleştirildiğini belirten Ünsaldı, ziyaretin ardından beraberindeki şube başkanları ve dernek üyeleri ile birlikte KKTC'nin Ankara Büyükelçisi İsmet Korukoğlu ile öğle yemeğinde bir araya geldi.

Kıbrıs Türk halkının şahlanış günü: 27-28 Ocak Direnişi 68 yaşında Haber

Kıbrıs Türk halkının şahlanış günü: 27-28 Ocak Direnişi 68 yaşında

Kıbrıs Türk halkının İngiliz sömürge yönetimine ve Enosis hayallerine karşı başlattığı şanlı direnişin 68. yıl dönümü kaydediliyor. 27 Ocak 1958’de bir grup lise öğrencisinin başlattığı "Taksim" yürüyüşüyle alevlenen ve tüm adaya yayılan mücadele, Kıbrıs Türkü'nün iradesinin yok sayılamayacağını dünyaya bir kez daha hatırlatıyor. 27-28 Ocak Direnişi'nin 68. yılı: Kıbrıs Türk halkının şahlanışı unutulmuyor Kıbrıs Türk halkının İngiliz sömürge yönetimine ve Enosis hedeflerine karşı verdiği tarihî mücadelenin simgesi olan 27-28 Ocak 1958 Direnişi'nin 68. yıl dönümü kaydediliyor. pic.twitter.com/Nbkr7N6XZl — QHA - Kırım Haber Ajansı (@qha_kirimhaber) January 27, 2026 TAKSİM MİTİNGİ VE SÖMÜRGE YÖNETİMİNİN SERT MÜDAHALESİ Kıbrıs Türk halkının adadaki varlığını ve haklarını korumak adına sergilediği en büyük tarihsel çıkışlardan biri olan 27-28 Ocak 1958 Direnişi, bugün 68. yıl dönümünde saygıyla anılıyor. Mücadele, 27 Ocak 1958'de Lefkoşa'da lise öğrencilerinin İngiliz sömürge idaresine karşı "Taksim" talebiyle düzenlediği mitingle başladı. İngiliz askerlerinin cop, göz yaşartıcı bomba ve zırhlı araçlarla yaptığı sert müdahale sonucu ilk gün iki masum Kıbrıslı Türk yaşamını yitirdi. DİRENİŞ TÜM ADAYA YAYILIYOR İlk gün yaşanan kanlı müdahalenin ardından halkın tepkisi daha da büyüyerek adanın geneline yayıldı. 28 Ocak günü direniş Lefkoşa ve Gazimağusa başta olmak üzere diğer bölgelerde de şiddetini artırdı. İngiliz sömürge güçlerinin ateş açması sonucu iki gün süren olaylarda; Lefkoşa’da 5, Gazimağusa’da 2 olmak üzere toplam 7 Kıbrıs Türkü şehit düşerek varoluş mücadelesinin sembolü hâline geldi. KIBRIS TÜRKÜ’NÜN SARSILMAZ İRADESİ Bu tarihî direniş, Kıbrıs Türk halkının adada söz sahibi olduğunu ve iradesinin asla yok sayılamayacağını tüm dünyaya en gür sesiyle haykırdığı bir dönüm noktası olarak tarihe geçti. 68 yıl önce sergilenen bu şahlanış, bugünkü Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti'nin (KKTC) temellerindeki özgürlük ve bağımsızlık ruhunu temsil etmeye devam ediyor. Enosis hedeflerine karşı verilen bu kahramanca mücadele, gelecek nesillere aktarılan sarsılmaz bir miras olarak hafızalardaki yerini koruyor.

KKTC'nin eski Kültür Bakanı Bozkurt, ilk kez QHA'ya açıkladı: Kıbrıs Türk Tarih Kurumu yeniden kuruluyor Haber

KKTC'nin eski Kültür Bakanı Bozkurt, ilk kez QHA'ya açıkladı: Kıbrıs Türk Tarih Kurumu yeniden kuruluyor

Kıbrıs Türk kültür ve edebiyat dünyasının yaşayan çınarlarından, araştırmacı-yazar ve KKTC Eski Kültür Bakanı İsmail Bozkurt, yeni çalışmaları hakkında Kırım Haber Ajansına (QHA) önemli açıklamalarda bulundu. Kıbrıs Türk edebiyatının sadece bir yazarı değil, aynı zamanda kurumsal hafızası olan İsmail Bozkurt, Kıbrıs Türk halkının millî belleği için tarihî bir adımın müjdesini de QHA aracılığıyla verdi. 2019 yılında beş cilt olarak yayınlanan; Kıbrıs Türklerinin edebiyat tarihine ışık tutan “Kıbrıs Türk Edebiyatı Tarihi” isimli 1571-2017 yıllarını kapsayan eserin 2017-2025 yılları dahil edilerek yeni bir cilt yayınlamak üzere hazırlandıklarını belirten Bozkurt, “5 ciltlik Kıbrıs Türk Edebiyatı Tarihi'ne yaptığımız açıklamada bunun devam ettirilme isteği yani belirli zaman süreleriyle devam ettirilmesi projenin bir parçasıydı.” dedi. Projenin ortaya çıkışı ve sürecin ilerleyişi ile ilgili soruları yanıtlayan Bozkurt, yeni hazırlanacak olan cildin 2025 yılını da kapsayacağını söyledi. Geçen süreçte çok sayıda yeni eserin yayımlandığını da belirten Bozkurt, ilk olarak bütün eserleri topladıklarını ve akabinde incelediklerini kaydetti. Yeni ciltte editörlük görevini kendisi ile birlikte Oğuz Karakartal’ın yaptığını belirten yazar, projeye başlama kararının Harid Fedai, Ali Nesim, Oğuz Karakartal ve kendisine ait olduğunu dile getirdi. İsmail Bozkurt, projenin hayata geçişi öncesinde Harid Fedai ve Ali Nesim’in vefat ettiğini ve eseri kendilerine adadıklarını ifade etti. BOZKURT: KIBRIS TÜRK EDEBİYATI TARİHİ BİR ENVANTERDİR Altıncı cildinin hazırlıkları süren Kıbrıs Türk Edebiyatı Tarihi’nin Kıbrıs Türk Edebiyatı için bir envanter niteliğinde olduğunu ve 1571-2017 arasında yayınlanan tüm edebi kitapları kapsağını vurgulayan Bozkurt, devam eden projede ise eserlere yüzde 99 oranında ulaştıkları bilgisini paylaştı. Önceki beş ciltte 89 yazar ve akademisyenden katkı aldıklarını, altıncı cilt için de gerekli görüşmelerin yapıldığı ve yazıların kaleme alınmasının sürdüğünü belirtti. Maddelerin dağıtımının tamamlanmasının ardından, teslim süresi belirleyerek yazıları toplayacaklarını söyleyen Bozkurt, sonra basım aşamasına geçileceğini bu sürecin uzaması halinde çalışmanın 2026 yılını da kapsayabileceğini de ifade etti. KIBRIS TÜRK KÜLTÜR TARİHİNE KATKI: GAZİMAĞUSA ANSİKLOPEDİSİ Kıbrıs Türk kültür tarihi açısından önemli bir projenin daha hayata geçirilmesi için adım atıldığını bildiren Bozkurt, Gazimağusa Ansiklopedisi hazırlanması amacıyla Doğu Akdeniz Üniversitesi ve Gazimağusa Belediyesi ile bir protokol imzaladıklarını açıkladı. Esas maksadının geniş kapsamlı bir Kıbrıs Türk Ansiklopedisi ortaya çıkarmak olduğunu söyleyen Bozkurt, bu hayalinin neredeyse 20 yıl kadar eskiye gittiğini söyledi. “Bu benim hayalimdi, çalışmaları 1985-1986 yılında KKTC Kültür Bakanlığı dönemimde başladı, hükûmet programına da aldırdım” diye konuşan Bozkurt, ilk bütçesi sağlanan projenin daha sonra gelen Kültür Bakanları tarafından sahiplenilmediğini ikinci girişiminin 1995-2002 yılları arasında Doğu Akdeniz Üniversitesi Kıbrıs Araştırmaları Merkezi Başkanlığı yaparken olduğunu, projelendirdiğini ancak gerekli finansman sağlanamadığı için sonuca ulaşamadığını aktardı. KKTC’deki son belediye seçimlerinde başkanlığa seçilen Süleyman Uluçay’ın kendisiyle çalışmak istemesi üzerine bu projeyi önerdiğini belirten Bozkurt, Gazimağusa Ansiklopedisi hazırlamayı önerdiğini ve belediye başkanının projeyi yazılı istemesi üzerine hazırladığını söyledi. "Projeyi onaylayan Uluçay, Doğu Akdeniz Üniversitesi ile birlikte bu girişimi gerçekleştirmek istedi" diyen Bozkurt, böylece üçlü protokolün imzalandığını kaydetti. İsmail Bozkurt, proje yürütücülüğünün ise kendisinin kurucu olduğu ve başkanlığını yaptığı Doğu Akdeniz Üniversitesi Kıbrıs Araştırmaları Merkezine verildiğini, ilk çalışmaların başladığını söyledi. “HAYATIMIN EN ANLAMLI PROJELERİNDEN BİRİ” Ansiklopedide yer alacak maddelerin saptanmasının ardından madde yazımına başlanacağı ve iki yıl içinde tamamlanmasını planladıklarını söyleyen Bozkurt, 2 ila 4 cilt olarak planladıklarını, ancak daha fazla olabileceğini öngördüklerini ekleyerek hedeflerinin bu ansiklopediyi iki yıl içinde tamamlayarak topluma, millete kazandırmak olduğunu ifade etti. Gazimağusa denilince akla gelen her şeyin bu ansiklopedide yer alacağını belirten Bozkurt, şöyle devam etti: Gazimağusa dediğimizde ne akla geliyor? Yani tarih bakımından mimari eserleri, sanat eserleri, yetiştirdiği değerli insanlar ve tabiî katkıları, yerel yönetimi, millî mücadeledeki rolü, oradaki yaşananlar. Yani A'dan Z'ye her şey yer alacak Hazırlanacak ansiklopedinin bir yönüyle bütünü de kapsayacağı ve böylelikle Kıbrıs Türklerinin bütün mücadelesini yansıtabileceklerini umduğu söyleyen yazar, Mağusa’yı bütünün içinde bir parça olarak anlatacaklarını, ortaya çıkacak eserin bilimsel verilere dayalı bir bilgi deposu olacağını vurguladı. Dijital olarak da bilgiye kolaylıkla erişilebileceğini ancak bilgi kirliliğinin çok fazla olduğunu dile getiren Bozkurt, projenin amacının yaygın bilgi kirliliğine karşı en azından güvenilir, sağlıklı bilgiler vermek ve bunu herkesin ulaşıp anlayabileceği bir dille yapmak olduğunu sözlerine ekledi. Kıbrıs Türklerinin inanılmaz bir mücadele verdiğine de değinen Bozkurt, “Dünya standartlarına göre çok küçük bir toplum, çok küçük bir coğrafya. Ama bu coğrafyada inanılmaz şeyler verdiler. Ben de bunu edebiyat yoluyla yapmaya çalıştım.” ifadelerini kullandı. KIBRIS TÜRK TARİH KURUMU YENİDEN KURULUYOR Öte yandan Kıbrıs adına önemli bir gelişmeyi ilk kez QHA'ya açıklayan İsmail Bozkurt, 1960 yılında Türk-Rum ortaklığı ile kurulan Kıbrıs Cumhuriyeti bünyesinde 1961 yılında teşekkül eden ancak kâğıt üzerinde kalan Kıbrıs Türk Tarih Kurumunun yeniden kurulması için harete geçtiklerini duyurdu. Kıbrıs Türk Tarih Kurumunu yeniden kurmak üzere olduklarını ve çalışmanın kendisinin başkanlığında bir kurul tarafından yürütüldüğünü belirten Bozkurt, 27 kurucu üye tespit edildiğini ve tüzüğün hazırlandığını açıkladı. Bu projenin ada tarihi ile ilgili olduğunu, doğrudan eser veren hemen herkesi kapsadığını da sözlerine ekleyen Bozkurt, kısa zamanda kuruluşun gerçekleşeceğini ve şimdiden Kıbrıs Türk Tarih Kurumu ile yapacakları projeleri hazırladıklarını kaydetti. Kuruluş tamamlanınca Türk Tarih Kurumu ve Başkent Üniversitesi Türk Tarihi Araştırmaları Merkezi (KITAMER) ve benzeri kuruluşlar ile temasa geçilerek protokoller imzalanması gibi faaliyetlere hızla başlama düşüncesinde olduklarını söyleyen Bozkurt bir tarih dergisi yayınlama, Türk Tarih Kongresi’ne benzer bir şekilde Kıbrıs Türk tarihi kongrelerini yapma ve arşiv çalışmalarını başlatma planlarının olduğunu, bir Kıbrıs Türk Tarihi Ansiklopedisi’nin de en kısa sürede hazırlanmasını düşündüğünü ifade etti. Bozkurt son olarak, Kıbrıs Türk tarihinin yazılması gerektiğini ancak bu sürecin uzun süreceğinden ansiklopedi yazımının, geniş bir kitleden yazım noktasında destek alınabilmesi nedeniyle daha kolay ve derli toplu olarak ortaya çıkabileceğini belirtti.

KKTC Büyükelçisi Korukoğlu: Amacımız TDT'de asil üye olmak! Haber

KKTC Büyükelçisi Korukoğlu: Amacımız TDT'de asil üye olmak!

Türkiye Azerbaycan Dostluk İşbirliği ve Dayanışma Vakfının (TADİV) ev sahipliğinde tertip edilen “Zulme Baş Eğmeyenlerin Destanı: Bir Millet Dört Katliam” başlıklı program kapsamında düzenlenen panelde konuşmacı olarak yer alan Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nin (KKTC) Ankara Büyükelçisi İsmet Korukoğlu, etkinlik sonrasında Kırım Haber Ajansına (QHA) konuştu. Kerkük Katliamı, Kanlı Noel, Jeltoksan Olayları ve Kanlı Yanvar olmak üzere Türk dünyasında yaşanan dört büyük katliamda hayatını kaybedenlerin anıldığı program sonrasında QHA'nın sorularını yanıtlayan Büyükelçi İsmet Korukoğlu, KKTC’nin Türk Devletleri Teşkilatındaki (TDT) statüsü ile ilgili olarak; halihazırda gözlemci üye olduklarını ve esas amaçlarının asil üye olarak teşkilatta yer almak olduğunu belirtti. TÜRKİYE VE AZERBAYCAN’A TEŞEKKÜR Asli üyeliğin zaman içerisinde gerçekleşeceğini söyleyen Korukoğlu “Türk Devletleri Teşkilatının başta Türkiye ve Azerbaycan olmak üzere tüm üye ülkelerine KKTC’nin gözlemci üyeliğini kabul ettikleri için tekrardan teşekkür ediyoruz. Bunun daha da ileri gitmesi temennimizdir.” dedi. "ULUSLARARASI TOPLUM KIRIM’DAKİ İNSAN HAKLARI İHLALLERİNE BİR AN ÖNCE ODAKLANMALIDIR" Büyükelçi Korukoğlu, insan hakları ihlallerinin ne olduğunu en iyi bilenlerden birinin Kıbrıs Türk halkı olduğunu söyleyerek, Kırım’daki insan hakları ihlallerinin bir an önce ortadan kalkması gerektiğini düşündüklerini belirtirken, “Bir coğrafyada yaşayan insanların kendi hakları, kendi sözlerinin ön planda olması gerekmektedir” ifadelerini kullandı. Kıbrıs Türkleri olarak yaşadıkları en önemli sorunun izolasyon olduğuna değinen ve bu durumun bir insan hakkı olduğunu sözlerine ekleyen Korukoğlu, “Kırım’daki insan hakları ihlallerinin ne anlama geldiğini biliyoruz. Bir an önce uluslararası toplumun buna dikkat etmesi, buna odaklanması gerektiğini düşünüyoruz.” diyerek konuşmasını noktaladı.

Bakü'den Almatı'ya, Kerkük'ten Lefkoşa'ya: Hürriyet bedeli ödeyenlerin şanlı direnişi Ankara'da konuşuldu Haber

Bakü'den Almatı'ya, Kerkük'ten Lefkoşa'ya: Hürriyet bedeli ödeyenlerin şanlı direnişi Ankara'da konuşuldu

Türk dünyasının farklı coğrafyalarında, hürriyet ve varlık mücadelesi uğruna şehit düşen kurbanları anmak, yaşanan acıları ve gösterilen kahramanlıkları gelecek nesillere aktarmak üzere Türkiye’nin başkenti Ankara’da geniş kapsamlı bir anma programı düzenlendi. Türkiye Azerbaycan Dostluk İşbirliği ve Dayanışma Vakfı (TADİV) ev sahipliğinde; Azerbaycan’ın Ankara Büyükelçiliği, Kazakistan’ın Ankara Büyükelçiliği, Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nin (KKTC) Ankara Büyükelçiliği ve Türkmeneli Dernekler Federasyonu (TÜFED) iş birliğinde tertip edilen programda Kara Yanvar, Jeltoksan olayları, Kanlı Noel ve Kerkük Katliamı şehitleri anıldı. "Zulme Baş Eğmeyenlerin Destanı: Bir Millet Dört Katliam" başlıklı programa, Adalet ve Kalkınma Partisi (AK Parti) İstanbul Milletvekili Şamil Ayrım, İYİ Parti Adana Milletvekili Ayyüce Türkeş Taş, Ukrayna’nın Ankara Büyükelçisi Nariman Celal, Kazakistan'ın Ankara Büyükelçisi Yerkebulan Sapiyev, TOBB Ekonomi ve Teknoloji Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Yusuf Sarınay, Eski Kamu Başdenetçisi Şeref Malkoç, Türk Dünyası Parlamenterler Vakfı Başkanı Dr. Abdullah Çalışkan, Anahtar Parti Türk Dünyası ve Uluslararası İlişkiler Başkanı Prof. Dr. Selma Yel ve pek çok sivil toplum kuruluşu temsilcisi katıldı. Ortak hafıza ve dayanışma temaları etrafında şekillenen programda, Irak Parlamentosu Türkmen Grubu Başkanı ve Kerkük Milletvekili Erşat Salihi, Azerbaycan'ın Ankara Büyükelçisi Dr. Reşad Memmedov ve Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti'nin Ankara Büyükelçisi İsmet Korukoğlu ve TADİV Başkanı Prof. Dr. Aygün Attar Bakü'de 1990'da yaşanan Kanlı Yanvar, Almatı'daki 1986 Jeltosan Olayları, Kıbrıs'ta 1963'te gerçekleşen Kanlı Noel ve 14 Temmuz 1959'daki Kerkük Katliamı'nı Türk dünyasının ortak acılarının yâd edildiği program, saygı duruşunda bulunulması ile başladı. Ardından şehitlerin ruhuna Kur'an'ı Kerim tilaveti icra edildi. Programın açış konuşmasını yapan Türkiye Büyük Millet Meclisi (TBMM) Türkiye-Azerbaycan Parlamentolar Arası Dostluk Grubu Balkanı ve AK Parti İstanbul Milletvekili Şamil Ayrım konuşmasında “Bugün bizler bir millet dört katliam derken yalnızca sayıları değil, aynı kaderi, aynı direnci, aynı inancı dile getiriyoruz. Coğrafyalar farklıydı, tarihler farklıydı ama hedef aynıydı; Türk’ün iradesini kırmak” diyerek, Türklerin yaşadığı coğrafyada Türklerin iradesini kırmanın zalim güçlerin ana hedefi olduğuna değindi. Açılış konuşmasının akabinde gerçekleştirilen panelin moderatörlüğünü Şamil Ayrım üstlendi. "TARİHİ SÜREÇ İÇERİSİNDE BİZE BİR DEVLET KALMADI" Panelde ilk olarak Azerbaycan’ın Ankara Büyükelçisi Dr. Reşad Memmedov konuşmasını gerçekleştirdi. Büyükelçi Memmedov, “20 Ocak 1990 yılı olayları sadece bir katliam değil, sadece bir devletin kendi vatandaşına karşı silah kullanıp, tankları üzerine yürütüp insanları katletmesi değil, bu Azerbaycan Türklerinin, bir milletin devlet kurması için bağımsızlığına giden yolda, egemenliğine giden yolda bir mücadelesinin bir adımıdır” dedi. Memmedov ayrıca, tarihi süreç içerisinde kendilerine bir devlet kalmadığını; aydınları ve gençleri kurban vererek, adetlerini, kültürlerini, dillerini koruyarak verdikleri mücadele neticesinde bir devlet kurduklarını söyledi. ERŞAD SALİHİ: BİZ TÜRK’ÜZ Büyükelçi Memmedov’dan sonra Irak Parlamentosu Türkmen Grubu Başkanı ve Kerkük Milletvekili Erşat Salihi söz aldı. "Bugün hep beraber bir Türk varlığının, kimliğinin yok olmasından bahsetmekteyiz. Sadece Kerkük değil, sadece bir Kıbrıs, Azerbaycan değil; Türk dünyasının neresinde olursa olsun katliamlardan bahsetmekteyiz” diyerek Irak’taki Türkmenlerin, Osmanlı Devleti çekildikten sonra yalnız kaldıklarından söz etti. "Biz Türk’üz, Türkmen kelimesi bile İngilizlerin o zamanki siyaseti neticesinde söylendi" şeklinde konuşan Salihi, mevcut şartlar altında Irak Türkleri kendilerini ve toprakları korumak için kimlik meselesinde üzerlerine fazlaca gelindiğini belirtti. Türklük kimliğini korumak için mücadele verdiklerini vurgulayan Salihi, kendilerine yönelik olarak katliamların yalnızca 1959 yılı ile sınırlı olmadınığını anımsattı. "KUZEY KIBRIS TÜRK CUMHURİYETİ’NDE KATLİAM 1974’TE SON BULDU" KKTC'nin Ankara Büyükelçisi İsmet Korukoğlu, Türk dünyasında yaşanan katliamlara değinerek sözlerine başladı. Kıbrıs’ta yaşanan katliamın ise Türkiye’nin 1974’te yaptığı barış harekâtı ile son bulduğunu vurguladı. Kıbrıs’ta 1950’lerde başlayan şiddetten ve Kanlı Noel’e gelen süreçten de bahseden Korukoğlu, “20 Temmuz tarihi Kıbrıslı Türkler için takvimde herhangi bir yaprak değildir, Kıbrıs Türk halkının özgürlüğüne kavuştuğu, Türk kimliğinin adadaki varlığını tekrar güvence altına almasıdır” diye konuştu. PROF. DR. ATTAR, JELTOKSAN OLAYLARINI ANLATTI Türkiye Azerbaycan Dostluk İşbirliği ve Dayanışma Vakfı Başkanı Prof. Dr. Aygün Attar, Kazakistan’da yaşanan Jeltoksan olayları ile ilgili konuştu. Sovyetlerin Perestroyka politikasına rağmen Dinmuhammet Kunayev’in görevden alınması ve Slav kökenli Genadi Kolbin'in atanması üzerine Kazakistan’da Almatı’da öğrencilerin ayaklandığından söz ederek, Sovyetlerin yetmiş bin kişilik bir orduyu öğrenciler üzerine göndererek, silahsız öğrencileri katlettiğini, öğrencilerin başını çeken Kayrat isimli öğrenciye ise daha sonra millî kahraman unvanı verildiğini söyledi. Türklerin tarihsel süreçte yaşadıklarına değinen Attar, Türklerinin tarihteki kahramanlıklar nedeniyle uydurma tarihe ihtiyaç duymadıklarını, tarihi olmayanların ancak tarih inşa ettiğini de ifade etti. Program, konuşmaların akabinde toplu fotoğraf çekimi ile sona erdi.

Doç. Dr. Balyemez: Gaspıralı'nın Türk fikir hareketi üzerindeki etkisini Kıbrıs'ta görmek mümkündür Haber

Doç. Dr. Balyemez: Gaspıralı'nın Türk fikir hareketi üzerindeki etkisini Kıbrıs'ta görmek mümkündür

Başkent Üniversitesi Kıbrıs Türk Tarihi Araştırmaları Merkezi Müdürü Doç. Dr. Mehmet Balyemez, Kıbrıs'ın Türkiye için önemini stratejik bir ileri karakol olmanın ötesinde, 500 yıllık köklü bir gönül bağı ve millî dava olarak tanımladı. Türk Mukavemet Teşkilatının (TMT) kuruluşundan Kıbrıs Barış Harekatı’na, CIA raporlarındaki çarpıcı gerçeklerden millî mücadelenin lider kadrosuna kadar pek çok kritik konuya değinen Balyemez, Kıbrıs davasının bir "şeref meselesi" olduğunun altını çizdi. Kıbrıs’ın Türkiye için öneminden ve Kıbrıs’taki Türk varlığından bahseden Doç. Dr. Balyemez, Türkiye’nin Kıbrıs Türkleriyle olan bağının güvenlik meselesinden ziyade köklerden gelen bir bağlılıktan kaynaklandığını söyledi. Anadolu’dan gönderilerek Kıbrıs’ta iskân edilen Türklerin köklerinin halen Anadolu’da dinamik olarak durduğundan söz etti. "KIBRIS BİZİM MİLLÎ DAVAMIZDIR. KIBRIS'TAKİ TÜRKLER BİZİM KARDEŞİMİZDİR" Türkiye’nin Kıbrıs’ta olan Türk varlığını kendi öz varlığı gibi değerlendirmesi gerektiğine değinen Balyemez, Kıbrıs Barış Harekâtı sonrasında hazırlanan bir CIA raporunda Kıbrıs’taki Türk birliğinin Türkiye’ye maliyetinin Türkiye’de mevcut olan bir birliğin maliyetinin bir buçuk katı olduğundan bahsettiğini belirtti. "Türkiye Kıbrıs'taki bu mücadeleyi bir kâr zarar veya çıkar boyutunda değil, bir şeref boyutunda değerlendiriyordu." diyen Balyemez, "Dolayısıyla Kıbrıs, bir mill'i davadır. Bunu sadece güvenlik boyutuna indirgersek şayet, kendi gerçekliğimize aykırı düşünmüş oluruz. Yani Amerikalı bunu 3 yıllık bir analizle tespit ederken, bizim 500 yıllık bir köke dayanan ilişkiyi ve bağı, sadece buna indirgememiz bence çok yanlış olur. Kıbrıs bizim millî davamızdır. Kıbrıs'taki Türkler bizim kardeşimizdir." ifadelerini kullandı. "KIBRIS'TA MÜCADELE ADADA İNGİLİZ HAKİMİYETİNİN BAŞLAMASI İLE ORTAYA ÇIKTI" Kıbrıs meselesinin yaklaşık 150 yıllık kökleri olduğuna atıf yapan Balyemez, “1878 yılında Kıbrıs'ın İngiliz yönetimine geçmesi neticesinde, Türklük mücadelesi de başlamıştır” dedi.. Jön Türk hareketinin burada çok büyük bir etkisi olduğuna işaret eden Balyemez, "Aynı dönemde hem Gaspıralı'nın hem Akçura'nın Anadolu'daki fikrî, Türk fikrî hareketi üzerindeki etkisinin yansımalarını Kıbrıs'ta da görmek mümkündür" değerlendirmesinde bulundu. KIBRIS’TAKİ İLK TOPLUM LİDERİ: MÜFTÜ ZİYAETTİN EFENDİDİR Müftü Ziyaettin Efendi’nin 1900’lü yıllardan itibaren Kıbrıs Türk Millî Mücadelesi'nin öne çıkan ismi olduğunu söyleyen Balyemez, Kıbrıs’ın 1923 yılında Lozan Antlaşması ile hukuken Birleşik Krallık'a devredilmesinden iki yıl sonra Kıbrıs’ta İngiliz sömürge yönetimi ilan edildiğini belirterek, bunun üzerine Kıbrıs’ta Kemalist Halkçı Hareket'in ortaya çıktığını, bu hareketin liderliğini Mısırlızade Mehmet Necati Özkan, Raşit Doğruyol ve Mehmet Remzi Okan’ın yaptığını beyan etti. 1930'lu yıllarda Mısırlızade Mehmet Necati Özkan bu hareketin liderliğinin tamamen üstlendiğini, Özkan’ın İngiliz sömürge yönetimine karşı hak arama mücadelesinde öne çıktığını ve İngiliz sömürge yönetimine kafa tutan ilk lider olduğunu kaydeden Balyemez, Dr. Fazıl Küçük ve Rauf Raif Denktaş’tan önce adada mücadeleyi başlatan ismin Necati Özkan olduğunu ifade etti. İkinci Dünya Savaşı'nın hem Türkiye’de hem de Kıbrıs’taki dinamikleri doğrudan etkilediğinden de bahisle, 1937 yılında Dr. Fazıl Küçük’ün adaya geldiğini, Küçük’ün halka sağlık hizmetleri verirken bir taraftan da mücadelenin içine yavaş yavaş girdiğini belirten Balyemez, 1943’te Lefkoşa’da yapılan belediye seçimlerinde 11 meclis üyesinden, Türklere ayrılan 5 kişilik kontenjandan birine Necati Özkan, birine de Dr. Fazıl Küçük’ün seçildiğini Dr. Küçük’ün siyasi olarak Kıbrıs Türklerinin var olma mücadelesindeki liderliğinin ortaya çıktığını belirtti. Balyemez, Dr. Küçük’ün Kıbrıs Milli Türk Halk Partisi ile mücadeleye devam ettiğini, 1949 yılında Faiz Kaymak’ın mücadelenin önde gelen isimlerinden biri olduğunun üzerinde durarak, verilen bu ikili mücadelenin 1957 yılından Denktaş’ın Kıbrıs Türk Kurumları Federasyonu başkanı olmasıyla sonra Dr. Fazıl Küçük ve Rauf Raif Denktaş birlikteliği ile devam ettiğine dikkat çekti. Uzman, Türklerin Rumlarla beraber 1960 yılında kurulan Kıbrıs Cumhuriyeti’nde, siyasi, anayasal, kurucu bir unsur olarak Kıbrıs’ın geleceğine dair kararlarda yer aldığını vurgulayarak bu sürecin 21 Aralık 1963 tarihinde gerçekleşen Kanlı Noel saldırıları ile sonlandığını ve devletin yıkıldığını kaydetti. "Cumhuriyet yıkıldıktan sonra 1973'e kadar Denktaş'la Dr. Fazıl Küçük omuzdaşlık yaparak bu mücadeleye devam ediyorlar" diyen Balyemez, 1973 yılında Dr. Fazıl Küçük’ün bayrağı Denktaş'a teslim ederek kendisinin pasif mücadeleye devam ettiğini belirtti. "KKTC, 18. TÜRK DEVLETİDİR!" Mücadeledeki kişileri sadece Mısırlızade Necati Özkan, Faiz Kaymak, Dr. Fazıl Küçük, Denktaş'la sınırlandırmanın vefasızlık olacağı değerlendirmesinde bulunan Balyemez, TMT'nin kurucularından olan Dr. Burhan Nalbantoğlu, Osman Örek, Niyazi Manyera, Kenan Atakol ve İsmail Bozkurt gibi isimlerinden mücadelenin önde gelen isimlerinden olduğunu ifade etti. Kıbrıs’ta İngiliz sömürge yönetiminin başlamasından sonra ilk reaksiyonun Rumlardan geldiğini söyleyen uzman, Enosis istekleri doğrultusunda hareket eden Rumların ilk olarak İngilizlere tepki gösterdiğini daha sonra bu hareketin yönünün Türklere döndüğünü belirtti. "Kurdukları EOKA tedhiş örgütü ile Türklere yaşam hakkı bırakmayan Rumlara karşı mücadele etmek üzere Kıbrıs Türkleri, Türk Mukavemet Teşkilatı’nı kurdu" diye ekleyen Balyemez, TMT’den önce "Var olmak lazımsa kan akıtmamak niye?" cümlesindeki kelimelerin ilk harflerinden alan Volkan’ın Dr. Fazıl Küçük tarafından kurulduğunu, ayrıca Kara Çete, 9 Eylül Çetesi gibi mahalli teşkilatlar kurulduğu bilgisini paylaştı. TMT’nin Burhan Nalbantoğlu, Rauf Denktaş ve o dönem Türkiye Konsolosluğunda görevli Kemal Tanrısevdi tarafından 15 Kasım 1957 tarihinde kurulduğunu aktaran Balyemez, 26 Kasım 1957 tarihinde; bütün örgütlerin lağvedildiğini, örgüt üyelerinin bundan sonra TMT'nin çatısı altında toplandığını belirten bildirinin yayınlandığını, Türkiye’nin desteğini almak isteyen Kıbrıs Türklerinin Başbakan Adnan Menderes ile Dışişleri Bakanı Fatih Üçlü Zorlu'nun tabiri caizse kapısını aşındırdıklarını kaydetti. Bal yemez, söz konusu taleplerin kabul gördüğünü ve TMT'nin Türkiye tarafından hem askerî hem maddi hem de malzeme açısından desteklenmesine karar verildiğini belirtti. "TSK 1974 HAREKATI'NI KIBRIS'TAKİ MÜCAHİT VE MÜCAHİDELERLE BERABER VERMİŞTİR" “Kıbrıs'ı İstirdat Planı” adıyla Kıbrıs'ı geri alma planı oluşturulduğunu dile getiren Balyemez şöyle devam etti: Türk Silahlı Kuvvetlerinden, Seferberlik Tetkik Dairesinden görevli subaylar gizli görevlerle adaya gönderiliyor. Bunların çoğu öğretmen. Üniforma giymiyorlar. Bunlara söylenen talimat şu; Kıbrıs'ta eğer yakalanırsanız ve deşifre olursanız biz sizi tanımıyoruz. Siz şu andan itibaren izindesiniz, izindeyken bu özgür iradenizle kabul etmiş olduğunuz bir şey olduğu için sizin arkanızda durmayacağız. Dolayısıyla orada mümkün olduğu kadar gizli bir örgütlenme olacak. İşte bu örgütlenmenin ilk lideri de Albay Ali Rıza Vuruşkan. Kasım 1957'de kurulan Türk Mukavemet Teşkilatını tekrar organize etmek için adaya İş Bankaşı müfettişi maske göreviyle gidiyor. İsmi de Ali Rıza Vuruşkan değil, Ali Conan. Kendisi aynı zamanda Kore Harekatı'na katılmış, Kore Harbi'ne katılmış olmasından dolayı bu mahlası kullanıyor. Ve Türk Mukavemet Teşkilatı, Kıbrıs'ta hem Kıbrıs Türk kardeşlerimizin namus güvenliğini sağlarken toplumun bir arada olmasına da büyük bir destek veriyor. 1963-1974 arasında mücadele veren mücahit ve mücahidelere de değinen uzman, "1974 Barış Harekatı'nı Türk Silahlı Kuvvetleri Kıbrıs'taki Kıbrıs Türk kardeşlerimizin kurmuş oldukları bu direniş örgütü mücahit ve mücahidelerle beraber vermiştir. Adada onların destekleri belki de bizim bu harekatta çok az zayiat vererek başarılı olmamıza etkin olan faktörlerinden biridir" değerlendirmesinde bulundu. Doç. Dr. Mehmet Balyemez değerlendirmesinde son olarak şu ifadeleri kullandı: Türk milleti olarak birlikte olmamız gerekir, bir olmamız gerekir. Ortak bir ülküde, ortak bir eylem birliğiyle çalışıp mücadele etmemiz gerekir.

Kıbrıs Türklüğünün unutulmaz lideri Rauf Raif Denktaş Haber

Kıbrıs Türklüğünün unutulmaz lideri Rauf Raif Denktaş

Kıbrıs Türk halkının özgürlüğü ve Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti'nin (KKTC) kuruluşu için verdiği mücadele ile adını tarihe altın harflerle kazıyan KKTC kurucu Cumhurbaşkanı Rauf Raif Denktaş, 14 yıl önce bugün Lefkoşa'da hayatını kaybetti. Kıbrıs Türk halkının bağımsızlık mücadelesinde önemli bir konumu olan Rauf Raif Denktaş, ömrü boyunca Kıbrıs Türklüğü adına mücadele etti. Hayatı, fikirleri ve siyaset sahnesindeki mücadelesiyle gelecek nesillere ışık tutan Denktaş, başta Kıbrıs ve Türkiye olmak üzere bütün Türk dünyasında her zaman saygı ve sevgiyle karşılandı. ÖĞRETMEN DENKTAŞ Rauf Raif Denktaş, 27 Ocak 1924 tarihinde Kıbrıs'ın Baf kasabasında doğdu. Yargıç merhum Mehmet Raif Bey’in en küçük oğlu olan Rauf Denktaş 1,5 yaşındayken annesini kaybetti. Anneannesi ve babaannesi tarafından büyütülen Denktaş, 1930 yılında eğitim için İstanbul'a gönderildi. Arnavutköy'de ilkokuldan liseye kadar eğitim veren Fevzi Ati Lisesinde yatılı okumaya başladı. Ortaokuldan sonra Kıbrıs'a döndü ve 1941 yılında Lefkoşa İngiliz Okulu'ndan mezun oldu. Daha sonra bir süre Gazimağusa'da tercümanlık, mahkemelerde memurluk ve İngiliz Okulunda öğretmenlik yaptı. HUKUKÇU DENKTAŞ 1944’de British Council’dan burslu olarak Birleşik Krallık'ta hukuk tahsili yapmış ve 1947 yılında Lincoln's Inn'den mezun olmuştur. Aynı yıl Kıbrıs'a dönüp avukatlığa başlamıştır. Rauf Denktaş,1949 yılı yaz aylarında savcılık yapmaya başladı. Denktaş, 1956 yılında başsavcılığa kadar yükseldi. FİKİR ADAMI DENKTAŞ 1942 yılında Dr. Fazıl Küçük’ün yayınlamaya başladığı "Halkın Sesi" gazetesinde, babasından ve onun milliyetçi, Atatürkçü arkadaşlarından işiterek öğrendiği “Türk Haklarının İngilizler tarafından gasbedildiği” konularının ele alındığını gören Denktaş, Dr. Fazıl Küçük’le tanışır ve Halkın Sesi’nde imzalı veya imzasız, bazen Akın Yılmaz adı altında yazılar yazmaya başlar. MÜCADELE ÖNDERİ DENKTAŞ 27 Kasım 1948 tarihinde Kıbrıs Türklerinin düzenlediği ilk mitingte Fazıl Küçük ile beraber hatiplik yaptı. Halka ilk hitabını bu vesileyle ve 24 yaşındayken yaptı. Türk toplumunun iki önemli ismi Faiz Kaymak ve Fazıl Küçük arasında arabulucu rolünü üslenip, toplumun çıkarlarının takipçisi oldu. Faiz Kaymak'ın teklifi ve Fazıl Küçük'ün tasvibiyle Kıbrıs Türk Kurumlar Federasyonu Kongresinde başkanlığa seçildi. Savcılık görevinden emeklilik hakkını kazanmasına altı ay kala, İngiliz yönetimini zorlukla ikna ederek istifa etti ve cemaat sorunlarıyla uğraşmaya başladı. TÜRK MUKAVEMET TEŞKİLATI VE "TOROS" DENKTAŞ 1958 yılında Rum teröristler, Türk köylerine saldırınca Türkler de bu olayları protesto etti. Zürih-Londra antlaşmaları öncesinde Fazıl Küçük ve Rauf Denktaş, Ankara'ya Dışişleri Bakanı Fatin Rüştü Zorlu ile görüşmeye gitti. Bu görüşmede Denktaş adaya Türk Askeri gönderilmesi teklifini dile getirdi. Enosis'le mücadelede ve EOKA karşısında Kıbrıs Türklerinin direnişine yön veren Denktaş, 1958 yılında hükûmetteki görevinden istifa etti. Arkadaşlarıyla 1 Ağustos 1958'de Türk Mukavemet Teşkilatını (TMT) kurdu. LİDER DENKTAŞ 1959 Zürih ve Londra Antlaşmaları ile, 1960 Antlaşmaları ve Kıbrıs Cumhuriyeti Anayasası'nın hazırlanmasında emeği geçti. Aynı yıl Türk Cemaat Meclisiyle İcra Komitesi Başkanlığına seçildi. 16 Ağustos 1960 tarihinde 650 kişilik Türk Alayı Magosa Limanı'na ayak bastı. 1963 olaylarından sonra Denktaş temaslarda bulunmak üzere Ankara'ya gitti. Temaslarını tamamlayan Denktaş bir sandalla Kıbrıs'a geçti ve Türk direnişini örgütlemeye başladı. 1964 Londra Konferansı'ndan sonra Makarios tarafından istenmeyen adam ilan edildi. Yeşilada'ya girmesi yasaklandı. Gizlice Erenköy'e çıkarak savaşa katıldı. 1967'de adaya gizlice girerken tutuklandı. Yoğun girişimler sonucu Türkiye'ye geri verildi. 1968'de adaya giriş yasağı kaldırıldığından Kıbrıs'a döndü. SİYASETÇİ DENKTAŞ 1970 seçimlerinde Türk Cemaat Meclisi Başkanlığına seçildi. 28 Şubat 1973'e kadar Kıbrıs Cumhurbaşkanı Muavini ve Kıbrıs Türk Yönetim Başkanı seçildi. 1974 Kıbrıs Harekâtı'nın ardından 13 Şubat 1975'te Kıbrıs Türk Federe Devleti'nin ilanından sonra devlet ve meclis başkanı görevlerini de yürüten Denktaş, anayasa uyarınca 1976'da yapılan ilk genel seçimlerde devlet başkanlığına seçildi. 1981 yılında ikinci kez devlet başkanı oldu. CUMHURBAŞKANI DENKTAŞ 15 Kasım 1983'te Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti'nin ilanından sonra tekrar cumhurbaşkanlığına seçildi. 22 Nisan 1990'da yapılan erken seçimde ikinci kez cumhurbaşkanı seçildi. 1995'teki seçimlerde de cumhurbaşkanı seçildi. 2000 yılındaki seçimlerde yüzde 43.67 oranında oy aldı ve seçim ikinci tura kaldı; ama ikinci tura kalan diğer aday olan Derviş Eroğlu'nun çekilmesi üzerine seçimden galip olarak çıktı. 2004 yılında BM genel sekreteri Kofi Annan'ın Kıbrıs Sorunu'nun çözümü için hazırladığı Annan Planı'na karşı çıktı ve 17 Nisan 2005'te yapılan Cumhurbaşkanlığı seçimlerinde aday olmadı. YAZAR DENKTAŞ Siyasi hayatının yanı sıra yazar kimliğiyle de öne çıkan Rauf Denktaş, 1985'ten vefatına kadar birçok kitap ve makale kaleme aldı. Fotoğrafçılığı da çok severek yapan Denktaş, Kıbrıs'ı anlatan çok sayıda fotoğraf sergisi açtı. Yakın Doğu Üniversitesi Hastanesine 8 Ocak 2012 gecesi organ yetmezliği teşhisi ile kaldırılan Rauf Raif Denktaş, tedavi gördüğü hastanede 13 Ocak 2012 tarihinde 88 yaşında hayata gözlerini yumdu. Vefatının ardından Türkiye ve KKTC'de ulusal yas ilan edildi. 17 Ocak 2012 günü yapılan devlet töreni ile Lefkoşa'da bulunan Cumhuriyet Parkı'na defnedildi.

KKTC Cumhuriyet Meclisi Başkanı Öztürkler: Kıbrıs Türk halkı anavatan Türkiye ile yoluna devam edecektir! Haber

KKTC Cumhuriyet Meclisi Başkanı Öztürkler: Kıbrıs Türk halkı anavatan Türkiye ile yoluna devam edecektir!

Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti (KKTC) Cumhuriyet Meclisi Başkanı Ziya Öztürkler, katıldığı televizyon programında gündemi değerlendirdi. RUM YÖNETİMİ VE İSRAİL ARASINDAKİ TEHLİKELİ İŞ BİRLİĞİ TRT’nin KKTC'den gerçekleştirdiği özel yayına katılan Öztürkler, Güney Kıbrıs Rum Yönetimi’nin (GKRY) egemenliğini İsrail’e teslim ettiğini ve bu durumun dengeleri olumsuz etkilediğini kaydetti. Güney Kıbrıs’ın İsrail ve Yunanistan ile iş birliği yapmasının protokole bağlanarak duyurulduğunu hatırlatan Öztürkler, bu sürecin sadece siyasi anlaşmalarla sınırlı olmadığını, adanın silah deposu haline gelmesine yönelik adımlar atıldığını ifade etti. Meclis Başkanı, İsrail ve Yunanistan’la yürütülen iş birliğinin bölge açısından riskli olduğuna da değinerek, GKRY’nin silahlanma faaliyetlerinin yalnız Kıbrıs Türk halkına yönelik olmadığını, bu iş birliğinin bölge için riskli hesaplar içerdiğini de belirtti. ÖZTÜRKLER'DEN İKİ DEVLETLİ ÇÖZÜM VE EŞİT EGEMENLİK VURGUSU Rum tarafının, Türkiye’nin garantörlüğünü hedef alan açıklamalar yaptığını ve bir taraftan silahlanmayı sürdürürken, diğer taraftan da Türk askerinin adadan ayrılması yönünde söylemler üretildiğini vurgulayan Öztürkler, KKTC için Türkiye’nin garantörlüğü ve Türk askerinin varlığının hayati önem taşıdığını belirterek, “Türk askeri adaya barış, huzur ve istikrar getirmiştir. Bunun bozulmasına asla izin vermeyeceğiz.” dedi. KKTC’nin egemen bir devlet olduğunu ve uluslararası toplum tarafından kabul edilmesi gerektiğinin altını çizen Öztürkler, Rum tarafının bir taraftan çözüm mesajları verirken diğer yandan EOKA mensuplarını kahraman ilan ettiğini, Girne ve Mağusa’ya geri dönecekleri söylemlerini sürdürdüğünü, Kıbrıs Türk liderlerinin ise yıllardır “uzlaşmaz” gösterilmeye çalışıldığını ifade etti. Meclis Başkanı, “İki devletli çözüm ve egemen eşitlik temelinde duruşa saygı gösterilmedikçe müzakerelerin ilerlemesi mümkün olmayacaktır.” diyerek, GKRY’nin Kıbrıs Türklerini azınlık olarak görmesi nedeniyle bugüne kadar sürdürülebilir bir anlaşma sağlanamadığının da üzerinde durdu ve GKRY’nin anlaşma istemediğini, Rum yönetiminin bu konuda sahte bir algı oluşturduğunu vurguladı.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.