SON DAKİKA
Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#Kktc

QHA - Kırım Haber Ajansı - Kktc haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Kktc haber sayfasında canlı gelişmelerle ulaşabilirsiniz.

KKTC Cumhurbaşkanı Erhürman: Kıbrıs Türk halkı görmezden gelinerek kalıcı barış sağlanamaz Haber

KKTC Cumhurbaşkanı Erhürman: Kıbrıs Türk halkı görmezden gelinerek kalıcı barış sağlanamaz

Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti (KKTC) Cumhurbaşkanı Tufan Erhürman, bölgedeki askerî hareketliliğin ve Güney Kıbrıs Rum Yönetimi'nin (GKRY) kurduğu ittifakların adanın ve adada yaşayanların güvenliğini tehlikeye attığına dikkat çekerek, bu faaliyetlerin Türkiye’ye karşı denge kurma çabası taşıdığını belirtti. Erhürman, “Bu çabalar, adanın ve adada yaşayanların güvenliğini riske etmektedir ve bu risk adanın iki eşit kurucu ortağından biri olan Kıbrıs Türk halkının iradesi olmaksızın ortaya çıkmış olmasına karşın, bizi de kapsama alanına almaktadır.” diyerek bu durumun adadaki statüye uygun ve adil olmadığını ifade etti. “GÜVENLİK RİSKİ EKONOMİYİ DE RİSKE EDER” Bölgede halihazırda süren savaşın ve asker artışının turizm ve genel olarak ekonomiyi riske atacağına değinen Erhürman, Güney’deki basının ada ile ilgili “güvensiz bir yer” değerlendirmesinde bulunduğunu belirtti. Erhürman, bu konudaki tartışmaları takip ettiğini belirtirken, Birleşik Krallık, Yunanistan, Fransa, İtalya, İspanya ve Hollanda’nın askerî enstrümanlarının bölgedeki varlığına dikkat çekerken dış basında konuyla ilgili haberler yapılmasının eleştirilmesindeki tutarlılığa vurgu yaptı. KIBRIS TÜRK HALKI HATALARIN BEDELİNİ ÖDEMEK İSTEMİYOR Yunanistan’ın eski başbakanlarından Samaras’ın “Eğer Annan Planı uygulansaydı, dönüşümlü başkanlık sistemi sonucunda cumhurbaşkanlığı koltuğunda bir Kıbrıslı Türk oturacaktı ve Yunanistan’ın adaya savaş gemisi ve uçak gemisi göndermesi imkânsız olacaktı.” sözlerini hatırlatan Erhürman, yaşanılmış olan tecrübelerin acı verici olduğu kadar öğretici olduğunu da söyledi. Kıbrıs Türk halkının dahli olmadığı hataların bedelini ödemek istemediğinin altını çizen Erhürman, savaşın bir an evvel bitmesi temennisinde bulundu. Erhürman, “Kıbrıs Türk halkı görmezden gelinerek, eşitliği reddedilerek, iradesi yok sayılarak kalıcı barış ve istikrara ulaşılamayacağı, bu adanın güvenliğinin ve Kıbrıslı Türkler ve Kıbrıslı Rumların sürdürülebilir refahının sağlanamayacağıdır.” diyerek sözlerini sonlandırdı.

MSB: Yunanistan’ın adaların statüsünü ihlal eden girişimleri ilişkileri zedeliyor Haber

MSB: Yunanistan’ın adaların statüsünü ihlal eden girişimleri ilişkileri zedeliyor

Türkiye Cumhuriyeti Millî Savunma Bakanlığı (MSB), Yunanistan’ın uluslararası anlaşmalara aykırı şekilde adaların statüsünü ihlal eden girişimlerinin hem hukuka aykırılık oluşturduğunu hem de Türkiye ile olan komşuluk ve müttefiklik ilişkilerine zarar verdiğini bildirdi. MSB Basın ve Halkla İlişkiler Müşaviri ve Bakanlık Sözcüsü Tuğamiral Zeki Aktürk, bakanlıkta düzenlenen haftalık basın bilgilendirme toplantısında gündeme ilişkin değerlendirmelerde bulundu. İRAN’DAN ATEŞLENEN BALİSTİK MÜHİMMAT İMHA EDİLDİ ABD-İsrail ile İran arasındaki çatışmalara da değinen Aktürk, 9 Mart’ta İran’dan ateşlenen ve Türk hava sahasına yönelen bir balistik mühimmatın Doğu Akdeniz’de konuşlu NATO hava ve füze savunma unsurları tarafından etkisiz hâle getirildiğini söyledi. Aktürk, söz konusu olayda mühimmat parçalarının Gaziantep ve Diyarbakır’da boş araziye düştüğünü belirterek herhangi bir can kaybı veya yaralanma yaşanmadığını ifade etti. Bölgedeki gerilimin artması üzerine Türkiye’nin hava sahası ve vatandaşlarının güvenliğini sağlamak amacıyla ek tedbirler aldığını vurgulayan Aktürk şu ifadeleri kullandı: ABD ve İsrail'in, İran'a saldırılarıyla başlayan, İran'ın üçüncü ülkeleri de hedef alan saldırılarıyla genişleyen çatışmalar kapsamında, hava sahamızın ve vatandaşlarımızın güvenliğini sağlamak amacıyla milli düzeyde alınan tedbirlere ilave olarak Müttefik Hava Komutanlığı Ramstein/Almanya'dan görevlendirilen bir Patriot sistemi Malatya'da konuşlandırılmaktadır. Ayrıca yaşanan çatışmalardan kaynaklanan füze ve İHA/drone tehdidi sonrasında Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nin (KKTC) güvenliğinin artırılmasına yönelik kademeli planlamalar kapsamında 6 adet F-16 savaş uçağı ile hava savunma sistemleri KKTC'ye konuşlandırılmıştır." Tuğamiral Aktürk, ABD-İsrail ile İran arasındaki çatışmalar sonrasında Türk hava sahasının güvenliğini sağlamak ve olası ihlalleri önlemek amacıyla muharip uçaklarla hava devriyesi icra edildiğine de dikkati çekerek, şöyle devam etti: Doğu Akdeniz'de deniz ve hava unsurlarımız tarafından seyir, keşif ve gözetleme yapılmakta, herhangi bir yığılma veya olağan dışı hareketliliğin bulunmadığı İran hudut hattımızda muhtemel risk ve tehditlere karşı gerekli tedbirler devletimizin ilgili kurumlarıyla koordinasyon içinde alınmaktadır. Ülkemiz, yaşanan bölgesel gelişmeler karşısında hava sahasının, sınırlarının, vatandaşlarının ve KKTC’nin güvenliğini sağlamak amacıyla millî imkân ve kabiliyetlerini kullanmaya, savunma ve caydırıcılık temelinde, NATO ve müttefiklerimizle eş güdüm içerisinde gerekli tüm tedbirleri almaya ve bölgesel barış ve istikrarın korunmasına katkı sunmaya devam edecektir. Bu vesileyle masum sivillerin hayatını kaybetmesine yol açan çatışmaların derhal sona erdirilmesi ve kalıcı ateşkesin sağlanmasının önemini bir kez daha vurguluyoruz. MSB'de düzenlenen haftalık basın bilgilendirme toplantısının ardından, Bakanlık tarafından basın mensuplarının sorularına cevaben açıklamalarda bulunuldu. Yunanistan'ın son dönemdeki faaliyetlerine ilişkin sorular üzerine Bakanlık tarafından yapılan açıklamada, Doğu Ege Adaları'nın Yunanistan’a 1923 tarihli Lozan Barış Antlaşması ve 1947 tarihli Paris Barış Antlaşması ile gayri askeri statüde bulundurulma şartıyla devredildiği hatırlatıldı. Limni ve Kerpe Adaları'nın gayri askeri statüde olması gereken adalar olduğu, gayri askerî statünün, antlaşmaların esaslı şartı olarak düzenlendiği belirtilen açıklamada, şunlar kaydedildi: Gayri askerî statünün ihlal edilmesi esaslı bir ihlale sebep olmakta ve bu oldu bitti çabaları hukuken tek taraflı olarak gayri askeri statünün sona erdiği sonucunu doğurmamaktadır. Bu husus devletimizin en üst kademesi tarafından da dile getirilmiştir. Yunanistan'ın usulüne uygun olarak akdedilmiş antlaşmalar hilafına adaların statülerini ihlal eden girişimleri hem hukuka aykırılık yaratmakta hem de komşuluk-müttefiklik ilişkilerimizi zedelemektedir. Coğrafyamızda süregelen güvenlik krizlerine karşı NATO müttefikleri arasında bu tarz durumların yaşanması kabul edilemezdir. Yunanistan'ın gerçek amaca hizmet etmeyen ve bölgemizde yaşanan krizleri fırsata çevirmeye yönelik girişimlerini kabul etmediğimizi ve bu doğrultuda gerekli tüm tedbirleri aldığımızı ifade ediyoruz." KKTC İÇİN ALINAN TEDBİRLER Bakanlık tarafından Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti'nin (KKTC) güvenliği için alınan tedbirlere ilişkin soru üzerine yapılan açıklamada şu değerlendirmelerde bulunuldu: KKTC'nin güvenliği ile Doğu Akdeniz’de barış ve istikrarın muhafazası, Türkiye açısından stratejik önemdedir ve bu konudaki tutumumuz net ve değişmezdir. ABD-İsrail ile İran arasında yaşanan çatışmalardan kaynaklanan füze ve dron tehdidi sonrası Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti'ne konuşlandırdığımız hava ve hava savunma unsurlarımız, caydırıcılığı tahkim etmeye, hava sahasının güvenliğini desteklemeye ve muhtemel tehditler karşısında hızlı reaksiyon kabiliyetimizi güçlendirmeye yöneliktir. Aldığımız bu ilave tedbirler sadece Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti'nin değil Ada'nın tamamının güvenliğine katkı sağlayacaktır. Bilindiği üzere Türkiye, Kıbrıs'ta Garantör ülkedir. Garantör olmayan bazı ülkelerin Kıbrıs Adası ve Doğu Akdeniz'e askeri unsur sevk ettiği bir ortamda, Türkiye’nin aldığı tedbirler son derece meşru, yerinde ve dengeli bir güvenlik yaklaşımının gereğidir. Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti'ne biz yeteriz. Türkiye, bölgede gerilimi artıran değil barış ve istikrarı koruyan bir anlayışla hareket etmektedir. Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti'nin güvenliği bizim güvenliğimizdir. Bununla birlikte, Kıbrıs Türklerinin hak ve menfaatlerini hedef alan hiçbir hasmane tutuma ve oldu bittiye izin vermeyecek, garantörlüğün vermiş olduğu hak ve yetkileri kullanmaktan çekinmeyeceğiz." MALATYA'DA KONUŞLANDIRILAN PATRİOT SİSTEMİ ABD-İsrail ile İran arasında devam eden çatışmalara ilişkin soru üzerine Bakanlık, İran'dan farklı zamanlarda ateşlenen iki balistik mühimmatın NATO hava ve füze savunma unsurları tarafından etkisiz hale getirildiğini hatırlattı. Yaşanan gelişmeler karşısında hava Türk sahasının ve vatandaşların güvenliğini sağlamak amacıyla, milli düzeyde alınan tedbirlere ilave olarak, NATO müttefikleriyle yürütülen istişare mekanizmalarının da etkin şekilde devreye alındığı aktarıldı. Konuya ilişkin şu ifadelere yer verildi: Bu kapsamda, NATO Müttefik Hava Komutanlığı Ramstein/Almanya’dan görevlendirilen bir patriot sistemi, hava savunma mimarisinin tamamlayıcı unsuru olarak Malatya'ya konuşlandırılmaktadır. NATO, müttefik ülkelerin hava sahalarını ve topraklarını koruma iradesine sahip bir güvenlik ittifakıdır. Türkiye ise jeostratejik konumu, güçlü ordusu ve İttifakın güneydoğu kanadındaki kritik rolüyle bu yapının en önemli unsurlarından biridir. Atılan bu adımlar, hem Türkiye'nin hem NATO’nun savunma, caydırıcılık ve müttefik dayanışması anlayışıyla, ortak güvenliğini tahkim etmeyi amaçlamaktadır." S400'ÜN KULLANILMAMASI Türkiye'nin hava ve füze savunma faaliyetlerinin, tehdit değerlendirmeleri ve operasyonel ihtiyaçlar doğrultusunda çok katmanlı bir yapı içinde yürütülmekte olduğu belirtilen açıklamada, en uygun savunma unsurunun, angajman kuralları ve mevcut operasyonel tablo dikkate alınarak belirlendiği ifade edildi. Türkiye'nin, NATO'nun entegre hava ve füze savunma sisteminin bir parçası olduğu bilgisi verilen açıklamada, şunlar kaydedildi: Bu sistem, erken uyarı sensörleri, komuta kontrol sistemi ve önleme füzelerinden oluşmaktadır. Bir balistik füze tespit edildiğinde, müdahale süresinin çok kısa olması sebebiyle sistem en uygun ve en hızlı önleme aracını otomatik olarak seçerek ateşlemektedir. Ülkemize yönelen balistik füze tehdidine karşı en uygun ve etkin savunma unsurları devreye alınarak söz konusu mühimmat başarıyla imha edilmiştir." "İNCİRLİK BİR TÜRK ÜSSÜDÜR" Adana'da konuşlu İncirlik Üssü'ne ilişkin ise Bakanlık tarafından yapılan açıklamada, şunlar kaydedildi: İncirlik bir Türk üssüdür. Eskişehir'deki Muharip Hava Kuvveti Komutanlığımıza bağlı olarak görev yapan 10'ncu Ana Jet Üs Komutanlığımız Adana İncirlik'te konuşludur. 10'ncu Ana Jet Üs Komutanlığımızda, F-16 filomuz, Tanker filomuz ve İHA'larımız bulunmaktadır. Üzerindeki tüm tesisleri ile mülkiyeti Türkiye Cumhuriyeti'ne aittir. Üs komutanı Türk tuğgeneralimizdir. Orada Amerikan askerlerinin olması Amerikan üssü olduğu anlamına gelmez. Orada ayrıca İspanya, Polonya ve Katar askeri personeli de bulunmaktadır."

KKTC’den Rum lider Hristodulidis’in Türkiye açıklamalarına sert tepki Haber

KKTC’den Rum lider Hristodulidis’in Türkiye açıklamalarına sert tepki

Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti (KKTC) Dışişleri Bakanlığı, Güney Kıbrıs Rum Yönetimi (GKRY) lideri Nikos Hristodulidis’in Türkiye ile ilgili açıklamalarını sert ifadelerle kınadı. Bakanlıktan yapılan yazılı açıklamada, Hristodulidis’in Türkiye’nin KKTC’ye F-16 savaş uçakları konuşlandırmasının ardından yaptığı değerlendirmelere tepki gösterildi. Açıklamada, 1963-1974 yılları arasında Kıbrıs’ta yaşanan olayların Kıbrıs Türk halkının hafızasında yerini koruduğu belirtilerek, Rum tarafının geçmişte Kıbrıs Türklerine yönelik uygulamalarının unutulmadığı vurgulandı. “TÜRKİYE’NİN VARLIĞI BARIŞIN TEMİNATIDIR” GKRY’nin son dönemde yürüttüğü askerî iş birlikleri ve silahlanma faaliyetlerinin Kıbrıs’ı yeniden tehlikeli bir sürece sürüklediği ifade edilen açıklamada, Türkiye tarafından KKTC’ye konuşlandırılan 6 adet F-16 savaş uçağı ve hava savunma sistemlerinin Kıbrıs Türk halkının güvenliği açısından memnuniyetle karşılandığı kaydedildi. Açıklamada şu ifadelere yer verildi: Kıbrıs Türkü'nün güvenliğinin artırılmasına yönelik 6 adet F-16 savaş uçağı ve hava savunma sistemlerinin, KKTC'ye konuşlandırmasından büyük bir memnuniyet duyuyoruz. Kıbrıs Türk halkının güvenliği geçmişte olduğu gibi günümüzde de anavatan Türkiye tarafından sağlanmaktadır. Türkiye’nin garantörlüğü ve Ada’daki askerî varlığı, güvenliğin, barış ve istikrarın teminatıdır. RUM LİDERE KINAMA Türkiye’nin etkin ve fiili garantisi ve Türk askerinin sahadaki caydırıcı varlığının, Kıbrıs Türk halkı için vazgeçilmez hayati bir unsur olduğu vurgulanan KKTC Dışişleri Bakanlığı açıklamasında, GKRY'nin Nikos Hristodulidis döneminde hızla silahlandığına işaret edildi. Açıklamada, GKRY’nin yürüttüğü yoğun silahlanma faaliyetleri ve dâhil olduğu askerî iş birliklerinin bölgedeki dengeleri değiştirme tehlikesi taşıdığı ve Kıbrıs'ın Doğu Akdeniz'de güvenlik açısından hedef haline gelmesine yol açtığı vurgulandı ve şu ifadeler kaydedildi: GKRY lideri Nikos Hristodulidis'in anavatan Türkiye’nin KKTC'ye konuşlandırdığı, F-16’larla ilgili açıklamasını ve 'Türkiye Cumhuriyeti’nin Kıbrıs’ta işgalci güç olduğu' yönündeki iddiasını şiddetle kınıyoruz.

Hristodulidis’in F-16 yorumuna KKTC Cumhurbaşkanı Erhürman’dan tepki Haber

Hristodulidis’in F-16 yorumuna KKTC Cumhurbaşkanı Erhürman’dan tepki

Güney Kıbrıs Rum Yönetimi (GKRY) Başkanı Hristodulidis, bu sabah Larnaka Kıbrıs Lisesi’nde düzenlenen bir etkinliğe katıldı. Türk F-16’larının Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’ne (KKTC) gelmesi üzerine yorumu sorulan Hristodulidis, “Türk hükûmetinin bu kararının, Avrupa’nın, AB üye devletlerinin gönderdiği mesaja bir tepki olduğu herkesçe açıktır; Kıbrıs’ın güvenliği aynı zamanda AB’nin güvenliğidir, aynı zamanda AB’nin sorumluluğudur.” dedi. Hristodulidis’in "Türkiye’nin ne yaparsa yapsın, adaya ne getirirse getirsin, Kıbrıs’ta işgalci güç olmaktan vazgeçmeyeceği” iddiasını değerlendiren KKTC Cumhurbaşkanı Tufan Erhürman şunları kaydetti: Adanın güneyinde, çok sayıda ülke tarafından, çok sayıda askeri enstrümanın konuşlandırılmasını 'güvenlik ihtiyacı' ile açıklayan Sn. Hristodulidis, Türkiye Cumhuriyeti tarafından altı F-16 savaş uçağının ve hava savunma sistemlerinin Kıbrıs Türk halkının güvenliğinin artırılması amacıyla konuşlandırılmasını Avrupa’ya karşı bir reaksiyon olarak değerlendirmiş! Daha önce dediğim gibi, dünyanın ve bölgenin son derece gergin olduğu bir dönemde bu konularda polemiğe girmeyi sorumluluk ve ciddiyet çerçevesinde doğru bulmuyorum. Erhürman ayrıca, "Yaşanan savaş dolayısıyla ada ekseninde yaşanan gelişmeleri, yaşananların nedenlerini ve sonuçlarını ayrıntılı biçimde konuşacağımız, bu konularda çok önceden beri yaptığımız açıklama ve uyarıları hatırlatacağımız günler gelecektir elbette. O güne kadar bizim önceliğimiz, adanın tamamının, yalnızca Kıbrıslı Türklerin değil, Kıbrıslı Rumların da güvende olmasıdır.” dedi.

Gazi Baf Şehitler Anıtı'nda  Baf Direnişi’nin 62. yılı anma töreni düzenlendi Haber

Gazi Baf Şehitler Anıtı'nda Baf Direnişi’nin 62. yılı anma töreni düzenlendi

Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nde (KKTC) Baf Direnişi'nin 62. yıl dönümünde direnişi ve şehitleri anmak üzere Güzelyurt’ta bulunan “Gazi Baf Şehitler Anıtı” önünde bir anma töreni düzenlendi. Anıta çelenk sunulması ile başlayan törende saygı duruşunda bulunulmasının ardından saygı atışı yapıldı ve İstiklal Marşı okundu. İstiklal Marşı’nın ardından Gazi Baf Dayanışma Derneği Başkanı Türkay Tokel, şanlı Baf direnişinin öneminden bahsettiği bir konuşma ile şehitleri ve gazileri minnetle andı. Tokel, “9 Mart, bir avuç mücahidin o yıllarda güçlü unsurlara karşı verdiği destansı bir mücadelenin adıdır. Kıbrıs Türk halkının bu topraklarda kök salmasının yazıldığı bir gündür. Özgürlüğümüz, geleceğimiz ve egemenliğimiz savunuldu. Bu mücadele Kıbrıs Türk toplumunun var olma mücadelesinin en önemli günlerinden birisiydi.” diye konuştu. Tokel’in ardından söz alan Baf Türk Birliği Yönetim Kurulu Başkanı Cenk Dökmen, Rum saldırıları karşısında Baf Türklerinin verdiği direnişi aktardı ve Baf’ta verilen mücadele ile ilgili Kıbrıs Türkü’nün adada egemen ve özgür yaşama kararlılığının göstergesi olduğuna dair konuşma yaptı. KKTC Başbakanı Ünal Üstel ise Baf şehitlerini anarak başladığı konuşmasında, Rumlara karşı Kıbrıs Türk halkının varoluş mücadelesini aktararak, 20 Temmuz 1974’te Türkiye’nin adaya barışı getirdiğini belirtti. Meclis Başkanı Ziya Öztürkler, Kıbrıs Türkünün topraklarında haklarına sahip çıkarak var olmaya devam edeceğini vurguladığı konuşmada bu gibi toplantıların, birlik ve beraberliğin güçlenmesi ve ataların vermiş olduğu mücadelenin anlaşılması için önemli olduğunu ifade ederek Baf direniş günü olan 9 Mart’ın “Kıbrıs Türkü’nün azınlığı asla kabul etmediğinin, bu topraklarda var olduğunun ve var olacağının ne anlama geleceğinin ortaya konulduğu önemli bir gündür.” dedi. Konuşmalar ve okunan şiirlerin ardından tören sona erdi.

“Kıbrıs Türk Halkının Devletleşme Süreci Sözlü Tarih Projesi” başladı! Haber

“Kıbrıs Türk Halkının Devletleşme Süreci Sözlü Tarih Projesi” başladı!

Başkent Üniversitesi Kıbrıs Türk Tarihi Araştırmaları Merkezi Müdürü Doç. Dr. Mehmet Balyemez, Kıbrıs hakkında yürüttüğü projeler hakkında Kırım Haber Ajansına (QHA) özel açıklamalarda bulundu. Balyemez, 2023-2025 yılları arasında Türk Tarih Kurumu (TTK), Başkent Üniversitesi ve Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti (KKTC) Sivil Savunma Teşkilatı Başkanlığı iş birliği ile “Mücahit ve Mücahidelerin Anlatımıyla Kıbrıs Türk Millî Mücadelesi Sözlü Tarih Projesi” isimli bir projenin KKTC Eski Kültür Bakanı İsmail Bozkurt’un katkıları ile 2023-2025 yılları arasında gerçekleştirildiğini belirtti. Bununla birlikte Balyemez, bu kapsamda proje ekibi ile birlikte KKTC'ye yedi defa görevli olarak gidildiğini, Kıbrıs Türk Millî Mücadelesinde kritik yerlerde görev üstlenmiş ve Türk Mukavemet Teşkilatı’nda yer almış 76 mücahit/mücahide ile 150 saatlik kayıt alındığını ifade etti. Bu kayıtların proje paydaşlarının arşivinde bulunduğunu, ayrıca kayıtların deşifre edildiğini söyleyen Balyemez bu deşifrelerin kitap hâline getirildiğini, ilk cildin TTK tarafından yayımlandığını sözlerine ekledi. İkinci cildin ise “Erenköy Direnişi” teması ile hazırlandığını ve hakem sürecinden geçtiğini belirtti. BALYEMEZ: YENİ PROJEMİZ “KIBRIS TÜRK HALKININ DEVLETLEŞME SÜRECİ” Kıbrıs Türklerinin millî mücadele ve devletleşme tarihine dair projelerin fikir babasının İsmail Bozkurt olduğunu vurgulayan Balyemez, “Kıbrıs Türk Halkının Devletleşme Süreci (1960’tan Günümüze) Sözlü Tarih Projesi” ismi ile yeni başlatılan proje sürecinin iki yıl kadar sürmesini öngördüklerini ifade etti. TTK, Başkent Üniversitesi ve Bayrak Radyo Televizyon Kurumu (BRTK) iş birliği ile gerçekleşecek proje kapsamında Kıbrıs Türk halkının devletleşme sürecinde rol üstlenenler ile görüşmeler yapılacağını ve 1960’tan günümüze kadar olan dönemin ele alınacağını söyleyen Balyemez, bu kapsamda yapılan görüşmelerin de kayda alınacağını ve kitaplaştırılacağını belirtti. Proje kapsamında, Türkiye’de Lefkoşa Büyükelçiliği görevinde bulunmuş, Türk Dışişleri Bakanlığı’nın Kıbrıs ile ilgili birimlerinde çalışmış ve parlamenter sistem döneminde Kıbrıs’tan sorumlu devlet bakanı olarak görev yapmış kişilerle görüşmeler gerçekleştirileceğini belirten Balyemez, Kıbrıs Türk halkının 1960’tan bugüne uzanan 66 yıllık devletleşme sürecini iki yıl içinde kayıt altına alarak gelecek nesillere aktarmayı hedeflediklerini ifade etti. Balyemez, oluşturulacak arşivin gelecek kuşaklara bırakılacak önemli bir miras olacağını vurguladı. PROJE EKİBİ İLK GÖREV İÇİN ŞUBAT AYININ İKİNCİ HAFTASINDA LEFKOŞA’DAYDI “Kıbrıs Türk Halkının Devletleşme Süreci” konulu sözlü tarih projesinin bir parçası olmaktan duyduğu mutluluğu dile getiren Balyemez, bu kapsamda ilk görevin 9-13 Şubat 2026 tarihleri arasında Lefkoşa’da gerçekleştirildiğini belirterek, katkısı olan tüm kurum ve kişilere teşekkür etti. TANITIM TOPLANTISI LEFKOŞA’DA GERÇEKLEŞTİRİLMİŞTİ Editörlüğünü Balyemez ile Tekerek’in üstlendiği ve TTK tarafından yayımlanan “Mücahit ve Mücahidelerin Anlatımıyla Kıbrıs Türk Millî Mücadelesi I” adlı eserin tanıtım toplantısı, 23 Aralık 2025’te KKTC Cumhurbaşkanlığında, KKTC Cumhurbaşkanı Tufan Erhürman’ın ve projeye katkı sunan isimlerin katılımıyla gerçekleştirildi.

KKTC Cumhurbaşkanı Erhürman, New York’ta BM Genel Sekreteri Guterres ile görüştü Haber

KKTC Cumhurbaşkanı Erhürman, New York’ta BM Genel Sekreteri Guterres ile görüştü

Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti (KKTC) Cumhurbaşkanı Tufan Erhürman, Birleşmiş Milletler (BM) Genel Sekreteri Antonio Guterres ile New York’ta bir araya geldi. Görüşmenin ardından Bayrak Radyo Televizyon Kurumuna açıklamalarda bulunan Erhürman, temasın verimli geçtiğini ve üç temel başlıkta görüşlerini Genel Sekreter’e ilettiklerini söyledi. Birinci noktanın “Kıbrıs Türk halkının çözüm iradesine sahip olduğunu Genel Sekretere aktarmak” olduğunu ifade eden Erhürman, ikinci noktayı ise Güven Artırıcı Önlemler konusunda bugüne kadar Güney Kıbrıs Rum Yönetimi (GKRY) lideri Nikos Hristodulidis ile yaptıkları görüşmelerde gelinen noktayı ve güven artırıcı önlemlere verilen ehemmiyeti aktarmanın kendileri için anlamlı olduğunu söyledi. Güven Artırıcı Önlemler konusunda 5+1 formatlı toplantılar yerine çözümün Lefkoşa’da bulunması gerektiğini kendilerinin temel görüşü olduğunu aktardıkları açıklamasında bulunan Erhürman, bu konuda “Lefkoşa’da çözüm bulunması aslında iki liderin kendi halklarının Kıbrıslı Türklerin ve Kıbrıslı Rumların günlük yaşamlarının iyileştirilmesi konusunda ve daha fazla temas kurabilmeleri konusundaki kararlılığını gösterecek bir şey” olması nedeniyle de önemli olduğunu söyledi. Bununla birlikte Erhürman, Kıbrıslı Türkler ve Kıbrıslı Rumların sorduğu ve kendisinin zaman zaman gündeme getirdiği “birkaç geçiş noktası konusunda dahi uzlaşmaya varamayan iki lider Kıbrıs sorunu gibi onlarca yıldır devam eden bir konuda nasıl çözüm üretebilirler ki” sorusunu Genel Sekreter ile paylaşma fırsatı bulduğunu belirtti. Üçüncü başlıkta ise seçim sürecinde geliştirdiği ve kamuoyuyla paylaştığı dört maddelik metodoloji önerisini Genel Sekreter ve heyetine sunduğunu belirten Erhürman, yüz yüze görüşmenin bu nedenle faydalı olduğunu vurguladı. BM’NİN KIBRIS SORUNUNUN ÇÖZÜMÜNE İLGİSİ SÜRÜYOR BM Genel Sekreteri Guterres’in Kıbrıs sorununun çözüm sürecine olan ilgisini koruduğunu ifade eden Erhürman, “Benim için önemli olan, görüşme olsun diye değil, bu kez çözüme ulaşmak için görüşme yapılmasıdır. ‘Bu defa farklı olmalı’ yaklaşımından hareketle geliştirdiğimiz dört maddelik önerimizi de Sayın Genel Sekreter ile paylaştım.” dedi. Dünyada çok sayıda kriz ve çatışmanın yaşandığı bir dönemde BM Genel Sekreteri’nin ayırdığı zamanın ve gösterdiği ilginin anlamlı olduğunu vurgulayan Erhürman, Guterres’in konuya hâkimiyetinin, sorduğu soruların ve temasların devam edeceği yönündeki vurgusunun BM’nin Kıbrıs sorununun çözümüne yönelik ilgisini sürdürdüğünü açıkça gösterdiğini kaydetti. Görüşmede herhangi bir yorgunluk ya da umutsuzluk görmediğini ifade eden Erhürman, çözüm sürecine yönelik ilginin devam ettiğini gözlemlediğini söyledi.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.