SON DAKİKA
Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#Kktc

QHA - Kırım Haber Ajansı - Kktc haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Kktc haber sayfasında canlı gelişmelerle ulaşabilirsiniz.

Fransa'nın GKRY ile askerî iş birliğine KKTC'den tepki! Haber

Fransa'nın GKRY ile askerî iş birliğine KKTC'den tepki!

Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti (KKTC) Dışişleri Bakanlığı, Fransa ile Güney Kıbrıs Rum Yönetimi (GKRY) arasında 8 Haziran 2026 tarihinde imzalanan Kuvvetlerin Statüsü (SOFA) Anlaşması'na sert tepki gösterdi. Bakanlıktan yapılan açıklamada, söz konusu anlaşmanın Fransız askerî unsurlarının adada konuşlandırılmasının yanı sıra teknoloji paylaşımı, ortak askerî tatbikatlar, eğitim faaliyetleri, askerî tesislere teçhizat desteği ve savunma sanayisi iş birliği gibi unsurları içerdiği belirtildi. KKTC Dışişleri Bakanlığı, anlaşmanın Kıbrıs Türk halkının egemen eşitlik haklarını yok saydığını ve adadaki hassas güvenlik dengelerini bozmayı amaçladığını savunarak, bu tür girişimlerin KKTC ve Kıbrıs Türk halkı açısından "yok hükmünde" olduğunu vurguladı. "TÜRKİYE'NİN GARANTÖRLÜĞÜNÜN ÖNEMİNİ GÖSTERİYOR" Açıklamada, yaşanan gelişmelerin Türkiye'nin etkin ve fiilî garantörlüğünün taşıdığı önemi bir kez daha ortaya koyduğu ifade edilerek, Türkiye ile savunma ve güvenlik alanındaki iş birliğinin daha da güçlendirilmesi gerektiği kaydedildi. GKRY'nin bir yandan çeşitli ülkelerle askerî iş birlikleri geliştirirken diğer yandan Kıbrıs müzakerelerinde "sıfır asker, sıfır garanti" tezini savunmasının samimiyetsizlik olduğu belirtildi. FRANSA'YA ÇAĞRI KKTC Dışişleri Bakanlığı, GKRY'nin Kıbrıs Türk halkını ve adanın tamamını temsil etme yetkisine sahip olmadığını belirterek, adanın tamamını ilgilendiren konularda tek taraflı anlaşmalar yapmasının kabul edilemez olduğunu ifade etti. Açıklamada ayrıca Fransa'nın GKRY ile attığı adımların adadaki iki devlet arasında iş birliği ve diyalog oluşturulmasına zarar verdiği savunularak, Paris yönetimine Doğu Akdeniz'deki istikrarı olumsuz etkileyen girişimlerine son verme çağrısında bulunuldu. FRANSIZ ASKERLERİNE KIBRIS'TA HUKUKİ STATÜ Güney Kıbrıs Rum Yönetimi (GKRY) ile Fransa arasında, Fransız askerî unsurlarının GKRY'de konuşlandırılmasını ve iki taraf arasındaki savunma iş birliğini düzenleyen Kuvvetler Statüsü Anlaşması (SOFA) imzalandı. GKRY lideri Nikos Hristodulidis, anlaşmanın yürürlüğe girdiğini açıklarken, düzenleme Fransa'ya GKRY'deki askerî üsleri ve altyapıyı kullanma imkânı sağlıyor. Anlaşmanın ayrıca askerî teknoloji paylaşımı, ortak tatbikatlar ve stratejik diyalog mekanizmalarını da kapsadığı belirtiliyor. Fransa'nın Doğu Akdeniz ve Orta Doğu'daki faaliyetleri açısından anlaşmanın önemli bir hukuki zemin oluşturduğu değerlendiriliyor.

KKTC'den Rum Lider Hristodulidis'e sert yanıt: Algı operasyonu yapıyor Haber

KKTC'den Rum Lider Hristodulidis'e sert yanıt: Algı operasyonu yapıyor

Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti (KKTC) Dışişleri Bakanlığı, Güney Kıbrıs Rum Yönetimi (GKRY) lideri Nikos Hristodulidis'in Kıbrıs'ta sözde bir "fırsat penceresi" bulunduğuna ilişkin açıklamalarına sert tepki gösterdi. Bakanlık, söz konusu ifadelerin gerçeklerle bağdaşmadığını ve uluslararası kamuoyunu yanıltmaya yönelik bir algı oluşturma çabası olduğunu belirtti. KKTC Dışişleri Bakanlığı tarafından yapılan yazılı açıklamada, Kıbrıs Türk tarafının tutumunun net ve değişmez olduğu vurgulanarak, Rum tarafının Kıbrıs Türk halkını siyasi eşitliğe sahip bir ortak olarak görmeyen anlayışını sürdürdüğü ifade edildi. Açıklamada, Rum yönetiminin adanın tek sahibi olduğu yönündeki yaklaşımını devam ettirdiği belirtilerek, bu zihniyetin geçmişteki çözüm girişimlerinin başarısızlığa uğramasının temel nedenlerinden biri olduğu kaydedildi. "FEDERASYON MODELİ TÜKENMİŞTİR" Bakanlık açıklamasında, yarım yüzyılı aşkın süredir denenen federasyon temelli çözüm modelinin artık tükendiği vurgulandı. Rum tarafının uzlaşmaz tutumu, maksimalist talepleri ve Kıbrıs Türk halkının özden gelen haklarını görmezden gelen yaklaşımı nedeniyle geçmiş müzakere süreçlerinin sonuçsuz kaldığı ifade edildi. Açıklamada, aynı yöntemlerin tekrar denenerek farklı sonuçlar beklenmesinin gerçekçi olmadığı belirtilerek, bunun yalnızca zaman kaybına yol açacağı kaydedildi. "YENİ SÜREÇ ANCAK EGEMEN EŞİTLİĞİN KABULÜYLE MÜMKÜN" KKTC Dışişleri Bakanlığı, Birleşmiş Milletler (BM) Genel Sekreteri'nin taraflara yeni fikirler ortaya koymaları yönündeki çağrısına işaret ederek, KKTC'nin olası bir anlaşmanın ancak egemen eşitlik ve eşit uluslararası statü temelinde mümkün olabileceği görüşünü ilgili taraflarla paylaştığını hatırlattı. Açıklamada, KKTC'nin egemen eşitliği ve eşit uluslararası statüsünün tescil edilmesi durumunda yeni bir sürecin başlayabileceği belirtilerek, adada kalıcı ve sürdürülebilir bir anlaşmanın ancak iki bağımsız ve egemen devletin varlığının kabul edilmesiyle sağlanabileceği vurgulandı. "MÜZAKERELERE BAŞLANMASI İÇİN ZEMİN YOK" Bakanlık, GKRY'nin BM Genel Sekreteri'nin görev süresini gerekçe göstererek yapay bir zaman baskısı oluşturmaya çalıştığını savundu. Kıbrıs Türk tarafı açısından böyle bir baskının herhangi bir anlam ifade etmediği belirtilen açıklamada, taraflar arasında yeni müzakerelerin başlaması için gerekli zeminin bulunmadığı ifade edildi. Açıklamada, Rum tarafının uluslararası topluma müzakerelerin yeniden başlayabileceği yönünde bir izlenim vermeye çalıştığı, ancak bunun mevcut gerçeklikle örtüşmediği kaydedildi. KIBRIS TÜRKLERİNE YÖNELİK İZOLASYONLARIN KALDIRILMASI ÇAĞRISI KKTC Dışişleri Bakanlığı, uluslararası topluma da çağrıda bulunarak Kıbrıs Türk halkına yönelik uygulandığını belirttiği haksız ve gayri yasal izolasyonların kaldırılması için somut adımlar atılmasını istedi. Açıklamada, Kıbrıs Türk halkının 60 yılı aşkın süredir çeşitli kısıtlamalara maruz bırakıldığı belirtilerek, uluslararası toplumun bu konuda daha aktif bir tutum sergilemesi gerektiği ifade edildi. "TÜRKİYE'NİN DESTEĞİYLE KARARLILIKLA YOLUMUZA DEVAM EDİYORUZ" Bakanlık açıklamasının sonunda, KKTC'nin Anavatan Türkiye Cumhuriyeti'nin tam desteğiyle adada ve Doğu Akdeniz bölgesinde adil, kalıcı ve sürdürülebilir bir iş birliği ortamı oluşturma hedefini sürdürdüğü vurgulandı. KKTC'nin, egemen eşitlik ve eşit uluslararası statü temelindeki iki devletli çözüm vizyonunu kararlılıkla savunmaya devam edeceği belirtilerek, Kıbrıs'ta kalıcı istikrarın ancak mevcut gerçeklerin kabul edilmesiyle mümkün olacağı ifade edildi.

KKTC Cumhurbaşkanı Türkistan'da konuştu Erhürman: İzolasyon kabul edilemez Haber

KKTC Cumhurbaşkanı Türkistan'da konuştu Erhürman: İzolasyon kabul edilemez

Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti (KKTC) Cumhurbaşkanı Tufan Erhürman, Kazakistan'ın Türkistan şehrinde "Yapay Zeka ve Dijital Kalkınma" temasıyla tertip edilen Türk Devletleri Teşkilatı (TDT) Gayriresmi Zirvesi'nde konuştu. KKTC’nin teşkilât içindeki varlığının sadece diplomatik bir adım değil, Kıbrıs Türk halkı için hayati bir dayanışma mesajı olduğunu belirten Erhürman, "Hoca Ahmed Yesevî’den mülhem söylersek; birlik olan yerde dirlik vardır" diyerek Türk birliğinin önemine dikkat çekti. "İLİŞKİLERİMİZİN HER ALANDA DAHA DA GÜÇLENDİRİLMESİNİ ARZU EDİYORUZ" Türk dünyasının manevi başkenti Türkistan’da bir araya gelmekten büyük bir memnuniyet duyduğunu kaydeden Cumhurbaşkanı Tufan Erhürman, "Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti olarak Türk Devletleri Teşkilatının bir parçası olmaktan büyük bir gurur duyuyoruz. 2022 yılında Semerkant Zirvesi’nde teşkilât bünyesine gözlemci üye olarak kabul edilmemiz, Kıbrıs Türk halkı açısından önemli bir dönüm noktası olmuştur." şeklinde konuştu. KKTC'nin üyeliğinin yalnızca diplomatik bir destek değil, aynı zamanda Kıbrıs Türk halkının yalnız olmadığını gösteren güçlü bir dayanışma mesajı olduğuna işaret eden Cumhurbaşkanı Erhürman, "Hoca Ahmet Yesevi’den mülhem söylersek, hepimizin bildiği gibi, birlik olan yerde dirlik vardır." dedi. “Yapay Zeka ve Dijital Kalkınma” teması altında gerçekleştirilen istişarelerin yalnızca teknolojik dönüşümün değil, aynı zamanda ortak geleceğin şekillenmesi açısından da büyük önem taşıdığını belirten Erhürman, "Bu bağlamda bizler, Türk Devletleri Teşkilatı çatısı altında çok daha güçlü iş birlikleri kurulabileceğine inanıyor ve ilişkilerimizin her alanda daha da güçlendirilmesini arzu ediyoruz." ifadelerini kullandı. "YÜKSEKÖĞRETİMİ YALNIZCA EKONOMİK KATKI SAĞLAYAN BİR SEKTÖR OLARAK GÖRMÜYORUZ" KKTC'nin genç ve dinamik nüfusu, yükseköğretim kapasitesi ve stratejik coğrafi konumuyla bu birlikteliğin Doğu Akdeniz ile buluşmasını sağlayabilecek önemli bir merkez olma potansiyeline sahip olduğunu söyleyen KKTC Cumhurbaşkanı, şöyle devam etti: Bilindiği üzere, turizmle birlikte yükseköğretim, Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nin can damarlarıdır. Biz, yükseköğretimi yalnızca ekonomik katkı sağlayan bir sektör olarak görmüyoruz. Yükseköğretim aynı zamanda, dünyayla kurduğumuz en güçlü köprülerden biri olarak, Kıbrıs Türk halkının uluslararası toplumla bütünleşmesini, farklı halklar ve kültürlerle etkileşimini sağlayan itici kuvvetlerden biridir. Bugün ülkemizde, toplam 23 aktif üniversite faaliyet göstermektedir. Bu üniversitelerde toplam 19 Mühendislik Fakültesi, biri Türkiye’nin en önemli üniversitelerinden olan Orta Doğu Teknik Üniversitesi, diğeri KKTC’nin en köklü üniversitesi olan Doğu Akdeniz Üniversitesi bünyesinde olmak üzere Teknoparklar yer almakta; bilimsel üretim, teknoloji geliştirme ve insan kaynağı yetiştirme açısından önemli bir kapasite ortaya konulmaktadır. Üniversitelerimizde, dünyanın dört bir yanından, 100’ün üzerinde farklı devletten gelen yaklaşık 40 bin uluslararası öğrenci eğitim görmekte; bu öğrenciler sadece akademik bilgi edinmemekte, aynı zamanda Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nin kültürel çeşitliliğine, sosyal yaşamına ve uluslararası görünürlüğüne de büyük katkı sağlamaktadır. Türk Devletleri Teşkilatı üyesi ve gözlemci ülkelerden gelen uluslararası öğrencilerimizin sayısının her geçen gün artmasını da ayrıca son derece kıymetli görüyoruz. Türkiye’den gelen öğrencilerimizin yanında, Kazakistan’dan 829, Azerbaycan’dan 466, Kırgızistan’dan 259 ve Özbekistan’dan 152 öğrenci halihazırda ülkemizde eğitim görmektedir. Sizlerin de desteğiyle, bundan sonraki süreçte üniversitelerimiz arasındaki akademik iş birliklerini, öğrenci değişim programlarını, ortak araştırma projelerini ve teknoloji odaklı girişimleri daha da ileri taşımakta kararlıyız. Gençlerimizi ortak teknoloji programlarında, araştırma merkezlerinde, inovasyon platformlarında ve yapay zeka projelerinde buluşturmamız, şüphe yok ki birlikteliğimizi çok daha güçlü bir şekilde geleceğe taşımamıza yol açacaktır. İZOLASYON KABUL EDİLEBİLİR DEĞİLDİR Konuşmasının en çarpıcı bölümlerinden birini Kıbrıs Türk halkına uygulanan kısıtlamalara ayıran Tufan Erhürman, "Kıbrıs Türk halkı, uzun yıllardır haksız bir izolasyona maruz bırakılmaktadır. Bilim, spor, kültür, ekonomi, ticaret, ulaşım ve uluslararası temaslar dahil hayatın tüm alanlarında karşı karşıya kaldığımız kısıtlamalar, bir halkın bir bütün olarak temel insan haklarının sınırlandırılması anlamına gelmektedir. Oysa Kıbrıs Türk halkı, insan hakları, demokrasi ve hukukun üstünlüğü gibi evrensel değerleri özümsemiş bir halk olarak, adada adil ve kalıcı bir çözüme ulaşılmasına yönelik çözüm ve uzlaşı iradesini her dönemde açık bir biçimde ortaya koymuştur." diye konuştu. 2004 yılındaki Annan Planı referandumları sürecini hatırlatan Erhürman, dönemin Avrupa Birliği Dışişleri Bakanları Konseyi ve Avrupa Konseyi Parlamenterler Meclisi kararları ile BM Genel Sekreteri Kofi Annan'ın açıklamalarına atıfta bulunarak izolasyonların kaldırılması gerektiğini vurguladı. "Benzer şekilde, 2017 yılında Crans-Montana’da gerçekleştirilen müzakerelerde de Kıbrıs Türk tarafı ve Türkiye çözüm yönünde güçlü bir irade ortaya koymuştur. Bu gerçek uluslararası toplum tarafından da çok iyi bilinmektedir. Dolayısıyla, bugün Kıbrıs Türk tarafının ortaya koymuş olduğu tüm yapıcı çaba ve samimi çözüm iradesine rağmen, hala daha izolasyona maruz bırakılması kabul edilebilir değildir." diye konuşan Erhurman, bu bağlamda dost ve kardeş ülkelerin bahse konu meşru zemin üzerinden Kıbrıs Türk halkıyla gösterdiği dayanışmanın kardeşlik bağlarının bir gereği olmanın yanı sıra, Kıbrıs’ta adil ve kalıcı bir çözüm bulunması yönündeki çabalara da önemli bir katkı koyacağını belirtti. TDT'NİN DESTEĞİ BÜYÜK ÖNEM TAŞIYOR Kıbrıs Türk halkının çözüm iradesini korumakta ve garantör ülke Türkiye ile birlikte çözüm arayışlarına devam etmek olduğunu dile getiren Erhürman, "Bizim için diplomasi, diyalog, adada ve Doğu Akdeniz’de kalıcı istikrar, işbirliği, çözüm ve barış arayışı esastır." dedi. Türk Devletleri Teşkilatının ve liderlerin desteğinin KKTC için büyük önem taşıdığını belirten Erhürman, "Daha önce de belirttiğim gibi, dost ve kardeş ülkelerin Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti ile bilimsel, sportif, kültürel, ekonomik, akademik, teknolojik ve benzeri alanlarda dayanışma ve iş birliği içerisinde bulunmasının, Birleşmiş Milletler, Avrupa Birliği ve Avrupa Konseyi gibi uluslararası kuruluşların karar ve beyanlarıyla desteklenen çok güçlü ve meşru bir zemini vardır. Bu bağlamda bizler, Türk Devletleri Teşkilatı çatısı altında çok daha güçlü işbirlikleri kurulabileceğine inanıyor ve ilişkilerimizin her alanda daha da güçlendirilmesini arzu ediyoruz." ifadelerini kullandı. KKTC’nin yer aldığı Doğu Akdeniz bölgesinin farklı halkları, kültürleri ve medeniyetleri buluşturan stratejik bir ortak yaşam havzası olduğunu ve bu bölgenin gerilimin ve dışlayıcı politikaların değil; iş birliğinin, karşılıklı saygının, ortak refahın, kalıcı istikrarın ve barışın coğrafyası olması gerektiğine inandıklarının altını çizen Tufan Erhürman, ayrıca şunları kaydetti: Enerjiden ticarete, ulaştırmadan dijital bağlantısallığa, yükseköğretimden turizme kadar birçok alanda geliştirilecek kapsayıcı işbirlikleri, yalnızca Kıbrıs adasına değil, tüm Doğu Akdeniz’e istikrar ve refah kazandıracaktır. Bu anlayışla, Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti olarak Türk Devletleri Teşkilatının çalışmalarına aktif katkı sunmaya, dost ve kardeş ülkelerle Doğu Akdeniz arasında köprü oluşturmaya, teknolojik dönüşüm vizyonuna, işbirliğine ve ortak geleceğimize her türlü katkıyı koymaya hazırız.

Fransa’nın tehlikeli Kıbrıs oyunu: “Kıbrıs Türküne karşı atılacak her adım karşılık görecek” Haber

Fransa’nın tehlikeli Kıbrıs oyunu: “Kıbrıs Türküne karşı atılacak her adım karşılık görecek”

Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti (KKTC) Başbakanı Ünal Üstel, Güney Kıbrıs Rum Yönetimi (GKRY) lideri Nikos Hristodulidis'in “Fransız askerlerinin, Güney Kıbrıs’a konuşlandırılacağı” açıklamasını son derece tehlikeli, provokatif ve kabul edilemez olarak niteledi. Hristodulidis’in Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron ile yaptığı görüşmenin ardından “Fransız askerlerinin, Güney Kıbrıs’a konuşlandırılacağı” açıklamasına tepki gösteren Üstel, “Bir yandan yeni bir müzakere sürecinden bahseden Hristodulidis ve zihniyeti, diğer yandan Kıbrıs Türk halkını yok saymakta ve görmezden gelmektedir. Bu çelişkili tutum, onun gerçek niyetini açıkça ortaya koymaktadır.” ifadelerini kullandı. “BU TEHLİKELİ ADIMLARDAN BİR AN ÖNCE VAZGEÇİN” Ada'da herhangi bir askerî adım atılabilmesi için öncelikle Kıbrıs Türk halkının rızası ve onayının zorunlu olduğunu vurgulayan Üstel, barış ve huzur ortamına zarar veren tek taraflı adımların yok hükmünde olduğunun altını çizdi. Macron’un açıklamasını “küstahça” bulanan Üstel, “Girdiği hemen her ülkeyi sömürme anlayışıyla bilinen Fransa’nın, Kıbrıs Rumlarına sunabileceği tek şey; uzun vadede büyük bir hayal kırıklığı olacaktır. Kıbrıs’ta adil ve kalıcı bir çözümün önündeki en büyük engellerden biri olan Avrupa Birliği’nin (AB) üyesi Fransa’nın, Ada'ya asker konuşlandırma girişimleri, aynı zamanda AB'nin ikiyüzlü politikasının da açık bir göstergesidir. AB'nin hiçbir üyesi, KKTC’nin egemenlik haklarını ve güvenliğini göz ardı edecek kararlar alamaz ve eylemler içerisinde bulunamaz.” değerlendirmesinde bulundu. Kıbrıs Türkünü yok sayarak atılacak her adımın “karşılık göreceğini” vurgulayan Üstel, “Tavsiyem; bu tehlikeli adımlardan bir an önce vazgeçmenizdir, aksi takdirde kaybeden yine siz olacaksınız." uyarısında bulundu.

KKTC Cumhurbaşkanı Erhürman ADF2026'da konuştu: Masadayız ama çok boyutlu dış politika yürüteceğiz Haber

KKTC Cumhurbaşkanı Erhürman ADF2026'da konuştu: Masadayız ama çok boyutlu dış politika yürüteceğiz

Türkiye Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın himayesinde, Türkiye Cumhuriyeti Dışişleri Bakanlığı’nın ev sahipliğinde ve “Yarını Tasarlarken Belirsizliklerle Baş Etmek” ana temasıyla düzenlenen 5. Antalya Diplomasi Forumu (ADF2026) tüm hızıyla devam ediyor. Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti (KKTC) Cumhurbaşkanı Tufan Erhürman, Antalya Diplomasi Forumu 2026 kapsamında düzenlenen “Talks” oturumunda konuştu. Konuşmasına divan edebiyatından Nef'i’nin “Ehli dil birbirini bilmemek insaf değil” sözüyle başlayan Erhürman, bu ifadenin “gönül ehillerinin birbirini tanımamasının kabul edilemez olduğu” anlamına geldiğini belirterek, kendisinin aslında kamuoyunda bilinmeyen bir isim olmadığını vurguladı. Erhürman, dokuz yıl boyunca parti başkanlığı yaptığını, Kuzey Kıbrıs’ta başbakanlık görevinde bulunduğunu ve bu süreçlerde Türkiye Cumhuriyeti ile yoğun temas ve iş birliği içerisinde çalıştığını ifade etti. Ayrıca 13 yıllık Ankara geçmişine dikkat çeken Erhürman, Ankara Üniversitesi Hukuk Fakültesi’nde lisans, yüksek lisans ve doktora eğitimini tamamladığını hatırlattı. “TÜRKİYE İLE YAKIN İSTİŞARE VE KOORDİNASYON SÜRECEK” Siyasetin doğasını ve dinamiklerini iyi bildiğini dile getiren Erhürman, cumhurbaşkanlığı makamının Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nde bağımsız ve tarafsız bir konumda bulunduğunu belirterek, bu nedenle kendisini günlük siyasi tartışmaların içinde konumlandırmadığını söyledi. Bununla birlikte Erhürman siyasetin “cilvelerine” yabancı olmadığını da vurguladı. Cumhurbaşkanlığı seçim süreci ve sonrasında yaptığı açıklamalara da değinen Erhürman, Kıbrıs meselesi ve Kuzey Kıbrıs’ın dış politikasının tarihsel olarak Türkiye ile yakın istişare ve koordinasyon içinde yürütüldüğünü hatırlattı. Kendisinin de aynı anlayışı sürdüreceğini ifade eden Erhürman, bu yaklaşımın görevde bulunduğu ilk altı aylık süreçte de somut biçimde hayata geçirildiğini belirtti. Türkiye ile ilişkilerin daha da gelişeceğine inandığını dile getiren Erhürman, kamuoyunda dile getirilen bazı şüphe ve soru işaretlerinin gerçeği yansıtmadığını ifade etti. “KIBRIS TÜRK HALKININ EŞİT EGEMENLİK HAKLARI TARTIŞMA KONUSU OLAMAZ” Erhürman, Kıbrıs meselesine ilişkin değerlendirmelerinde hukuki temellere dikkat çekerek, Kıbrıs Türk halkının adadaki eşit statüsünün ve egemenlik haklarının tartışmaya açık olmadığını vurguladı. Hukukçu kimliğine atıfta bulunan Erhürman, hukukta kavramlardan ziyade “hukuki nitelik” ve içeriğin belirleyici olduğunu ifade ederek, bir durumun adının ne olduğundan çok içeriğinin esas alınması gerektiğini söyledi. Bu yaklaşımı hem göreve gelmeden önce hem de sonrasında sürdürdüğünü belirten Erhürman, Birleşmiş Milletler (BM) nezdinde yürütülen sürecin şu aşamada bir müzakere değil, bir “görüşme süreci” olduğunu dile getirdi. Kıbrıs Türk halkının adadaki iki eşit kurucu ortaktan biri olduğunun altını çizen Erhürman, bu statünün değiştirilemez bir hukuki gerçeklik olduğunu ifade etti. Kıbrıs Türklerinin, Kıbrıs Rumlarıyla eşit egemenlik haklarına sahip olduğunu vurgulayan Erhürman, “Kıbrıs Rumlar hangi alanlarda egemenlik iddia ediyorsa, Kıbrıs Türk halkı da aynı alanlarda eşit egemenlik hakkına sahiptir.” dedi. Bu çerçevede Kıbrıs Türklerinin yok sayılmasının kabul edilemez olduğunu belirten Erhürman, “Hiç kimse Kıbrıslı Türkler yokmuş gibi karar üretemez, uluslararası ilişki kuramaz, uluslararası anlaşma imzalayamaz. Benim iddiam çok net. Eğer adada hidrokarbonlar meselesi varsa, enerji bugün uluslararası ilişkilerin en temel meselelerinden biridir. Enerjiyle ilgili bir mesele varsa, güvenlik gene en temel meselelerden biridir. Böyle bir mesele varsa, deniz yetki alanları meselesi varsa. Bu alanlarda Kıbrıs Rum tarafı Kıbrıslı Türklerin iradesi olmaksızın anlaşma imzalama ve uluslararası ittifaka girme hakkına sahip değildir.” dedi. Erhürman, bu görüşlerinin yalnızca siyasi bir söylem olmadığını, aynı zamanda güçlü hukuki temellere dayandığını belirterek, 1960 Kıbrıs Cumhuriyeti Anayasası’nı örnek gösterdi. Bu anayasa çerçevesinde, dönemin Cumhurbaşkanı Muavini Fazıl Küçük’ün güvenlik konularında veto yetkisine sahip olduğunu hatırlatan Erhürman, Kıbrıs Türk tarafının tarihsel olarak da eşit kurucu ortak statüsünün tanındığını ifade etti. Kıbrıs meselesinin çözümünde bu hukuki gerçekliğin göz ardı edilemeyeceğini vurgulayan Erhürman, adada sürdürülebilir bir çözüm için eşitlik, egemenlik ve karşılıklı saygı temelinde bir yaklaşımın benimsenmesi gerektiğini sözlerine ekledi. “KIBRIS TÜRK HALKININ EGEMENLİK HAKLARINI ALMAKTA KARARLIYIZ” Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nin yasama, yürütme, yargı organları ve cumhurbaşkanlığı ile kurumsallaşmış bir devlet yapısına sahip olduğunu vurgulayan Erhürman, yalnızca Türkiye Cumhuriyeti tarafından tanınmasının bu devlet niteliğini ortadan kaldırmadığını ifade etti. Buna karşın, Kıbrıs Türk halkının adadaki egemenlik haklarının bugün fiilen ihlal edildiğini belirten Erhürman, bu hakların kararlılıkla savunulacağını dile getirdi. Kıbrıs meselesine ilişkin tartışmalarda kavramların çoğu zaman içeriğin önüne geçtiğini ifade eden Erhürman, çözüm modelleri konusunda farklı görüşler bulunduğunu hatırlattı. İki devletli çözüm, konfederasyon ya da gevşek federasyon gibi yaklaşımların tartışıldığını belirten Erhürman, kendileri için esas olanın modelin adı değil, içeriği olduğunu vurguladı. Adadaki doğal kaynaklara da değinen Erhürman, Kıbrıs’ın herhangi bir bölgesinde çıkarılacak hidrokarbon kaynaklarında Kıbrıs Türk halkının eşit ortak olduğunu belirtti. Bu çerçevede Erhürman enerji, güvenlik ve deniz yetki alanları gibi stratejik konularda Kıbrıs Rum tarafının Kıbrıs Türklerinin iradesi olmaksızın uluslararası anlaşmalar yapamayacağını ifade etti. Erhürman, Kıbrıs Türk halkının güvenliğini ve egemenlik haklarını riske atacak herhangi bir anlaşmanın kabul edilemeyeceğini vurgulayarak, bu tür girişimlere karşı uluslararası kamuoyu nezdinde gerekli tüm girişimlerin yapılacağını söyledi. Özellikle bölgesel gelişmeler bağlamında, Kıbrıs Türk halkının iradesi yok sayılarak kurulacak ittifakların meşruiyet taşımayacağını ifade etti. Kıbrıs Türk halkının tarihsel mücadele geçmişine dikkat çeken Erhürman, bu hakların “söke söke” alınacağı yönündeki kararlılığı yineleyerek, bu mücadelenin vazgeçilmez olduğunu belirtti. Kavramsal tartışmaların ötesine geçilmesi gerektiğini dile getiren Erhürman, “Esas olan içeriktir; halkımızın tarihsel ve hukuki haklarının somut olarak hayata geçirilmesidir” mesajını verdi. Kıbrıs Türk halkının adadaki eşit kurucu ortak statüsünün ve egemenlik haklarının tartışmaya kapalı olduğunu vurgulayan Erhürman, “Kıbrıs Türk halkının tarihsel mücadelesi bizim için asla vazgeçilmesi mümkün olmayan bir şeydir. Çok önemsediğim için bir kez daha söylemek istiyorum. Kıbrıs Türk halkının kimlik oluşum sürecinin yani 1878'den bugüne kadar olan sürecinin doğru değerlendirilmesi herkese şunu gösterir. Kıbrıs Türk halkı bu adada azınlık statüsünü zinhar kabul etmez. Bütün mücadelesi de bunun üstünden yürümüştür. Dolayısıyla bugün itibariyle de böyle bir ihtimal Kıbrıs Türk halkı için null and void'tir, yok hükmündedir. Dolayısıyla Kıbrıs Türk halkı siyasi anlamda eşit ve egemenlik haklarının peşinde olan bir haktır. Ve çözüm iradesi de olan bir halktır.” cümlelerini sarf etti. “KIBRIS TÜRK HALKINA YÖNELİK İZOLASYONLAR HAKSIZ VE KALDIRILMALI” Erhürman, Türkiye ile tam koordinasyon içinde hareket ettiklerini belirterek, Kıbrıs Türk halkına uygulanan izolasyonların hukuki dayanağı olmadığını ve kabul edilemez olduğunu vurguladı. Erhürman, Türkiye Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın son açıklamalarının bu konuda son derece net olduğunu ifade ederek, adil, kalıcı ve sürdürülebilir bir çözümden yana olduklarını dile getirdi. Ancak Kıbrıs Türk halkına yönelik izolasyonların haksız olduğunu ve kaldırılması gerektiğini söyledi. BM Genel Sekreteri’nin 2004 referandumları sonrasında yayımladığı raporda, Kıbrıs Türklerine uygulanan izolasyonların hiçbir meşru gerekçesinin bulunmadığının açıkça ifade edildiğini hatırlatan Erhürman, benzer şekilde Avrupa Birliği (AB) Konseyi raporlarında da bu durumun teyit edildiğini belirtti. Buna rağmen Kıbrıs Türk halkının hem egemenlik haklarının ihlal edildiğini hem de uluslararası alanda izolasyonlara maruz kaldığını vurgulayan Erhürman, halkın adadaki iki eşit kurucu ortaktan biri olma statüsünün de göz ardı edildiğini ifade etti. Tüm bu olumsuzluklara rağmen Kıbrıs Türk halkının çözüm iradesini koruduğunu dile getiren Erhürman, bu sürecin Türkiye ile birlikte ve tam bir uyum içinde yürütüldüğünü kaydetti. Erhürman, Türkiye ile yürütülen bu koordinasyonun ve Kıbrıs Türk halkının haklı taleplerinin uluslararası toplum tarafından doğru şekilde anlaşılması gerektiğini sözlerine ekledi. “ÇÖZÜM İÇİN ÖN ŞART SİYASİ EŞİTLİĞİN TESCİLİDİR” Erhürman, BM nezdinde yürütülen temaslara ilişkin açıklamalarda bulunarak, Kıbrıs sorununda çözüm için yeni ve farklı bir yaklaşım gerektiğini vurguladı. Erhürman, Birleşmiş Milletler Genel Sekreteri António Guterres ile yaklaşık bir ay önce görüştüklerini, son olarak da BM Genel Sekreter Yardımcısı Rosemary DiCarlo ile temas gerçekleştirdiklerini belirtti. Ayrıca BM yetkilileriyle farklı düzeylerde görüşmelerin sürdüğünü ifade etti. Guterres’in Crans-Montana görüşmeleri sonrasında yaptığı “Bu kez farklı olmalı” vurgusunu hatırlatan Erhürman, bu yaklaşım doğrultusunda aşamalı (phase approach) bir metodoloji geliştirilmesi gerektiğini söyledi. Bu kapsamda göreve gelmeden önce hazırlık yaptıklarını ve göreve geldikten sonra hem Rum liderliğiyle hem de BM ile bu çerçevede temas kurduklarını dile getirdi. Yeni bir sürece başlanacaksa öncelikle kuralların net şekilde belirlenmesi gerektiğini vurgulayan Erhürman, geçmiş müzakere deneyimlerinden ders çıkarılmasının zorunlu olduğunu ifade etti. Sorunun kaynağının doğru tespit edilmeden çözüm üretilemeyeceğini belirten Erhürman, Türkiye ile bu konuda ortak bir değerlendirmeye sahip olduklarını kaydetti. Kıbrıs sorununda çözümsüzlüğün temel nedeninin, Rum tarafının adadaki doğal kaynakları ve yönetimi Kıbrıs Türk halkıyla paylaşmak istememesi olduğunu savunan Erhürman, bu yaklaşımın devam etmesi halinde çözümün mümkün olmayacağını söyledi. Bu çerçevede önerdikleri dört maddelik metodolojinin ilk ve en önemli unsurunun siyasi eşitliğin müzakereler başlamadan önce tescil edilmesi olduğunu vurgulayan Erhürman, bunun BM Güvenlik Konseyi kararlarında da yer alan bir ilke olduğunu ifade etti. Geçmiş müzakere süreçlerinden ders çıkardıklarını vurgulayan Erhürman, özellikle Crans-Montana görüşmeleri sırasında Rum tarafının dönüşümlü başkanlığı son aşamada reddetmesini hatırlatarak, bu durumun güven sorununu derinleştirdiğini söyledi. Dönüşümlü başkanlığın, ortak yönetim yapısında Kıbrıs Türklerinin eşit şekilde temsil edilmesinin temel unsuru olduğunu ifade etti. Metodolojinin ikinci aşamasında, geçmişte sağlanan yakınlaşmaların prensip olarak tescil edilmesi gerektiğini belirten Erhürman, sürecin belirsizliğe sürüklenmemesi için müzakerelere zaman sınırlaması getirilmesini önerdiklerini kaydetti. “Yıllarca sonuçsuz müzakere yürütmek niyetinde değiliz” diyen Erhürman, somut ilerleme sağlanması gerektiğini vurguladı. Erhürman ayrıca, müzakerelerin Rum tarafının tutumu nedeniyle başarısız olması halinde Kıbrıs Türk tarafının mevcut statüye geri dönmemesi yönünde önceden garanti verilmesi gerektiğini ifade etti. Bu talebin, geçmişte yaşanan tecrübelerden kaynaklandığını belirten Erhürman, 2004 referandumunun ardından Kıbrıs Türk halkına yönelik izolasyonların kaldırılacağı yönünde verilen sözlerin tutulmadığını hatırlattı. Uluslararası alanda Kıbrıs Türklerine yönelik kısıtlamaların hâlen devam ettiğini dile getiren Erhürman, sporcuların uluslararası müsabakalara katılımda, iş insanlarının ve akademisyenlerin ise temsil ve iş birliği alanlarında ciddi engellerle karşılaştığını ifade etti. Avrupa Birliği’nin doğrudan ticaret tüzüğü gibi taahhütlerinin de hayata geçirilmediğini belirten Erhürman, bu nedenle yeni süreçte somut güvencelerin şart olduğunu söyledi. Tüm bu deneyimlerin ışığında hareket ettiklerini vurgulayan Erhürman, çözüm için gerçekçi, aşamalı ve güvene dayalı bir yaklaşımın benimsenmesi gerektiğini ifade etti. “ÖNCE GÜVEN ARTIRICI ADIMLAR, SONRA MÜZAKERE” Erhürman, Kıbrıs sorununa ilişkin yeni süreçte önceliğin güven tesisine verilmesi gerektiğini belirterek, aşamalı bir çözüm modeli önerdiklerini açıkladı. Taraflarla herhangi bir gerilim arayışında olmadıklarını ancak Kıbrıs Türk halkının haklarından da vazgeçmeyeceklerini vurgulayan Erhürman, “Hakkımız oradadır ve bu hakları yedirmeyiz.” dedi. BM Genel Sekreteri António Guterres’in dile getirdiği “aşamalı yaklaşım” (phase approach) çerçevesinde hareket ettiklerini belirten Erhürman, Crans-Montana görüşmeleri’nden bu yana geçen yaklaşık dokuz yılda anlamlı bir müzakere süreci yürütülmediğine dikkat çekti. Bu süreçte Rum tarafının Kıbrıs Türklerini yok sayarak farklı ülkelerle güvenlik, enerji ve deniz yetki alanları gibi kritik konularda anlaşmalar imzaladığını ifade eden Erhürman, bunun taraflar arasındaki güveni daha da zedelediğini söyledi. Bu nedenle çözüm sürecinin ilk aşamasında güven artırıcı önlemlerin hayata geçirilmesi gerektiğini vurgulayan Erhürman, Lefkoşa’da iki liderin doğrudan bir araya gelerek her iki halkın günlük yaşamını kolaylaştıracak somut adımlar atması gerektiğini belirtti. Yeni sınır kapıları ve geçiş noktalarının açılmasının bu sürece örnek olabileceğini ifade eden Erhürman, “Basit adımları atamayan tarafların kapsamlı bir çözüm üretmesi beklenemez.” dedi. Erhürman, ikinci aşamada ise daha önce ortaya koydukları dört maddelik metodoloji üzerinde uzlaşılması gerektiğini, üçüncü aşamada ise gerekli koşulların oluşması halinde kapsamlı müzakerelere geçilebileceğini dile getirdi. Kıbrıs Rum tarafının “5+1 formatı” üzerinden Türkiye’yi muhatap alma yaklaşımını da eleştiren Erhürman, Kıbrıs Türk tarafının doğrudan muhatap alınması gerektiğini vurguladı. Aşamalı, gerçekçi ve güvene dayalı bir sürecin çözüm için tek yol olduğunu ifade eden Erhürman, Kıbrıs Türk halkının haklarının korunmasının bu sürecin temelini oluşturduğunu sözlerine ekledi. “ASKERÎ DENGE ARAYIŞI GERÇEKÇİ DEĞİL, ADA İÇİN RİSK OLUŞTURUYOR” Erhürman, Kıbrıs Rum tarafının silahlanma politikaları ve dış aktörlerle kurduğu ilişkilerin adada riskleri artırdığını belirterek, bu yaklaşımın “gerçekçi olmadığını” vurguladı. Erhürman, henüz seçilmeden önce muhalefet lideri olduğu dönemde de Rum liderliğine bu yönde mesajlar verdiğini hatırlatarak, Rum tarafının büyük güçlerin desteğiyle Türkiye’ye karşı askerî denge kurma çabası içinde olduğunu ifade etti. Bu yaklaşımın sonuç vermeyeceğini dile getiren Erhürman, “Bu nafile bir çabadır, realist değildir ve gerçekleşmesi mümkün değildir.” dedi. Büyük güçlere dayanarak güvenlik arayışının ters etki yaratacağını savunan Erhürman, bu aktörlerin zamanla yerel iradeyi zayıflatabileceğine dikkat çekti. Ayrıca bu tür politikaların yalnızca Kıbrıs Rum tarafını değil, tüm adayı ve Kıbrıs Türk halkını da risk altına soktuğunu belirtti. Erhürman, “Hani büyük abiler arkama gelsin, ben de önde kendimi güvende hissedeyim hayalindeysem, bil ki hiçbir coğrafyada o büyük abiler arkada durmazlar, senin önüne geçerler. Ve senin de iraden ciddi şekilde zedelenir, bu bir. İki, o büyük abiler oraya gelecek meselesi bu adanın tamamını, çünkü Kıbrıs adası küçücük bir ada. Bu adanın tamamını riske eder ve benim halkımın iradesi olmaksızın aldığın kararlar sadece senin halkını değil, benim halkımı da risk altına sokar.” dedi. Kıbrıs Türk halkının kendi iradesi dışında alınan kararlar nedeniyle güvenlik riskiyle karşı karşıya kalmayı kabul etmeyeceğini vurgulayan Erhürman, bu uyarıları uzun süredir dile getirdiğini söyledi. Son dönemde adada artan askerî hareketliliğe de değinen Erhürman, Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron ve Yunanistan Cumhurbaşkanı Kiryakos Miçotakis’in adaya gerçekleştirdiği ziyaretlere dikkat çekerek, özellikle Andreas Papandreou Hava Üssü bölgesinin öne çıktığını ifade etti. Bu üs ve çevresindeki düzenlemelerin bölgesel güvenlik dengeleri açısından önem taşıdığını belirtti. Farklı ülkelerin bölgedeki askerî varlığına işaret eden Erhürman, Türkiye’nin de bölgede kendi güvenlik politikaları doğrultusunda adımlar attığını hatırlattı. Ancak Rum tarafının bu süreçte Kıbrıs Türk halkının iradesini dikkate almadan hareket ettiğini belirten Erhürman, bunun kabul edilemez olduğunu ifade etti. Erhürman, adada güvenliğin ancak karşılıklı saygı, diyalog ve iş birliği ile sağlanabileceğini belirterek, tek taraflı askerî ve siyasi adımların çözüm sürecine zarar verdiğini sözlerine ekledi. “MASADAYIZ AMA SADECE MASAYA HAPSOLMAYACAĞIZ” Erhürman, Kıbrıs Türk halkının çözüm iradesine sahip olduğunu vurgulayarak, müzakere sürecine açık olduklarını ancak uluslararası alanda çok yönlü ilişkileri de sürdüreceklerini ifade etti. Erhürman, göreve gelmeden önce de sonra da aynı çizgiyi koruduğunu belirterek, Türkiye ile koordinasyon içinde çözüm için çaba göstermeye devam edeceklerini söyledi. Belirledikleri aşamalar çerçevesinde müzakere masasına gidilebileceğini ifade eden Erhürman, bu mümkün olmasa dahi görüşme sürecinin sürdürüleceğini dile getirdi. “Biz asla masadan kalkmayız, kalkan kalksın” diyen Erhürman, buna rağmen yalnızca müzakere sürecine bağlı kalmayacaklarını vurgulayarak, “Görüşme masası var ama masanın dışında da bir dünya var.” ifadelerini kullandı. Bu kapsamda Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nin uluslararası temaslarını artırmaya devam edeceğini belirten Erhürman, İslam İşbirliği Teşkilatı (İİT) ve Türk Devletleri Teşkilatı (TDT) nezdindeki gözlemci üyelik statülerinin büyük önem taşıdığını söyledi. Söz konusu statülerin kazanılmasında Türkiye’nin ve ilgili ülke temsilcilerinin katkılarına teşekkür eden Erhürman, bu platformlardaki ilişkilerin daha da geliştirilmesi için çaba göstermeye devam edeceklerini ifade etti. Geçmişte yalnızca müzakere sürecine odaklanmanın bazı sınırlılıklar yarattığını belirten Erhürman, bu deneyimlerden ders çıkardıklarını ve bundan sonraki süreçte daha çok boyutlu bir dış politika izleyeceklerini kaydetti. Oturuma; Kırım Tatar halkının millî lideri ve Ukrayna Milletvekili Mustafa Abdülcemil Kırımoğlu, Kırım Tatar Millî Meclisi (KTMM) Başkanı Refat Çubarov ve Kırım Tatar Millî Meclisi (KTMM) üyesi ve Kırım Tatar Kaynak Merkezi Başkanı Eskender Bariyev dinleyici olarak katıldı.

Kıbrıs’ta 1 Nisan gerginliği: Sivillere bombalı saldırı! Haber

Kıbrıs’ta 1 Nisan gerginliği: Sivillere bombalı saldırı!

Güney Kıbrıs Rum Yönetimi’nde (GKRY), terör örgütü EOKA’nın kuruluş yıl dönümü nedeniyle toplanan Rum grupların, Lefkoşa’daki sınır hattından Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti (KKTC) tarafında bulunan sivillere saldırı düzenlediği bildirildi. Yetkililerden alınan bilgilere göre, 1 Nisan kapsamında Lefkoşa’nın güneyinde bir araya gelen gruplar, sınırın sıfır noktasına gelerek KKTC topraklarında yer alan Yiğitler Burcu’ndaki parkta bulunan sivillere taş, sopa ve el yapımı patlayıcılar fırlattı. Olay sırasında bölgede bulunan Türk askerinin müdahalesi ve KKTC polisinin güvenlik önlemleri almasının ardından, aralarında maskeli kişilerin de bulunduğu saldırganlar sınır hattından uzaklaşarak kaçtı. KKTC Cumhurbaşkanlığının saldırı sonrası Birleşmiş Milletler (BM) ve GKRY nezdinde diplomatik girişimlerde bulunduğu öğrenildi. ERHÜRMAN SALDIRIYI KINADI KKTC Cumhurbaşkanı Tufan Erhürman, Lefkoşa’daki Yiğitler Burcu’nda sivillere yönelik gerçekleştirilen saldırıyı kınadı. Erhürman, saldırıya ilişkin yaptığı açıklamada, hem BM Barış Gücü hem de Kıbrıslı Rum liderliğinden en kısa sürede gerekli girişimlerin yapılmasını ve yetkili makamlarla bilgi paylaşılmasını beklediklerini ifade etti. Erhürman, Güvenlik Kuvvetleri Komutanlığından alınan bilgilere göre saat 13.30 sıralarında Yiğitler Burcu’nda bulunan sivillere güney tarafından bir grup tarafından taş ve patlayıcı madde atıldığını belirtti. Saldırının, BM Barış Gücü’nün de kullandığı ve Kıbrıs Rum tarafının sorumluluk alanında bulunan bir bölgede gerçekleştiğine dikkat çeken Erhürman, olayla ilgili hem BM Barış Gücü hem de güneydeki yetkililerle temas kurulduğunu kaydetti. Erhürman, 1 Nisan gibi bu tür olayların yaşanma ihtimalinin yüksek olduğu bir günde bölgede gerekli önlemlerin alınmamış olmasını kabul edilemez olarak nitelendirerek saldırıyı şiddetle kınadı.

KKTC Dışişleri Bakanı Ertuğruloğlu: GKRY, NATO üyeliği rüyası görmeye devam edebilir Haber

KKTC Dışişleri Bakanı Ertuğruloğlu: GKRY, NATO üyeliği rüyası görmeye devam edebilir

Türkiye Cumhuriyeti İletişim Başkanlığı tarafından İstanbul’da düzenlenen Uluslararası Stratejik İletişim Zirvesi’ne (STRATCOM) katılan Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti (KKTC) Dışişleri Bakanı Tahsin Ertuğruloğlu, Anadolu Ajansı (AA) muhabirine açıklamalarda bulundu. Türkiye’nin dezenformasyonla mücadele kapsamında yürüttüğü uluslararası girişimlerin kendileri için oldukça önemli olduğunu belirten Ertuğruloğlu, “KKTC’nin varlığını hazmedemeyen uluslararası camiada bu tür etkinliklere pek davet almadıklarını, bu nedenle de Türkiye’nin davetinin değerli ve faydalı olduğunu” ifade etti. Ertuğruloğlu, KKTC’nin tek dayanağının Türkiye olduğunu vurgularken siyasi ve askeri konularda beraber hareket edildiğine işaret etti. “Bu ateş çemberinin içerisinde de son derece rahat ve güvende yaşamımızı sürdürüyoruz” diye konuşan Ertuğruloğlu, ortak güvenlik vurgusu yaptı. “GKRY, NATO RÜYASI GÖRMEYE DEVAM EDEBİLİR” Güney Kıbrıs Rum Yönetimi’nin (GKRY), NATO üyeliği için hazırlık yaptığına yönelik iddiaların sorulması üzerine Ertuğruloğlu “Rüya görmeye devam edebilirler. Oynadıkları oyunu görüyoruz. Ana vatan Türkiye de görüyor. Böyle bir şeyin gerçekleşmesi söz konusu değil.” ifadelerini kullandı. Bakan, ABD-İsrail ve İran savaşının sürmesi nedeniyle Kıbrıs’a yönelecek güvenlik riskleri ile ilgili soruya ise “Türkiye’mizin sağladığı güvence devam ettiği sürece kimsenin Kuzey Kıbrıs’a askeri saldırıda bulunması söz konusu değil. Bunun bedelinin ne olacağını çok iyi bilirler” diye yanıt verdi. TÜRKİYE BARIŞ ELDE ETMEK İÇİN SAVAŞMAYI GÖZE ALDIĞINI TÜM DÜNYAYA GÖSTERDİ Türkiye’den adaya gelen 6 adet F-16 uçağının boşuna olmadığına dikkat çeken Ertuğruloğlu, KKTC ile Türkiye’nin güvenliğinin bir bütün olduğunu vurguladı. Ertuğruloğlu, Doğu Akdeniz’deki Türk milletinin çıkarları, güvenliği konusunda en ufak bir tereddüdün mevzubahis olmadığı üzerinde durdu. Türkiye’nin oldukça akılcı bir politika izleyerek barışı savunduğunu ve barışın gerçekleşmesi için her türlü diplomatik adımı attığını ifade eden Ertuğruloğlu Türkiye’nin “Barışı elde etmek için gerekirse savaşmayı göze alacağını tüm dünyaya gösterdiğini” kaydetti. Birleşik Krallık ve bazı Avrupa Birliği (AB) üyesi ülkeler tarafından GKRY’ye yapılan askeri sevkiyatın bölgede kalıcı olma ihtimaline yönelik soruya Ertuğruoğlu, iddiaların gerçeği yansıtmadığı cevabını verdi. Ertuğruloğlu, bu durum için “Rumların NATO üyeliğini gündeme getirebilme adına oynadıkları bir oyun. Söz konusu değil. Bu ülkelerin hiçbiri Rum’un yanında Türkiye ile savaşacak konumda ülkeler de değil” değerlendirmesinde bulundu.

KKTC Başbakanı Üstel’den “Kıbrıs Yunandır” sloganına yanıt: Kıbrıs’ta Türk varlığı ebediyen yaşayacaktır Haber

KKTC Başbakanı Üstel’den “Kıbrıs Yunandır” sloganına yanıt: Kıbrıs’ta Türk varlığı ebediyen yaşayacaktır

Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti (KKTC) Başbakanı Ünal Üstel, Yunanistan'daki bir törende Rum Millî Muhafız Ordusu (RMMO) askerlerinin "Kıbrıs Yunandır" şeklindeki sloganlarına tepki göstererek, "Kıbrıs’ta Türk varlığı ebediyen yaşayacaktır." dedi. Başbakan Üstel, yaptığı yazılı açıklamada, Güney Kıbrıs Rum Yönetimi'nde (GKRY) son günlerde yaşanan gelişme ve olayları kaygı ile izlediğini belirtti. "KIBRIS ASLA YUNANİSTAN’A AİT OLMADI" Yunanistan'da bir törende Rum askerlerin "Kıbrıs Yunandır" şeklinde slogan attıklarını ve bazı yetkililer ile Yunanistan'ın GKRY'deki büyükelçisinin Rum terör örgütü EOKA'ya özlem duyan ifadeler kullandığını hatırlatan Üstel, "Rum liderliği askerlerine sahip çıkmalı ve şunu net olarak kafasına sokmalıdır; Kıbrıs asla Yunanistan’a ait olmadı, olmayacaktır da! Attıkları veya atacakları sloganlar sadece hayalden ibaret kalacaktır." ifadesini kullandı. Üstel, GKRY Temsilciler Meclisi Başkanı Annita Demetriou'nun partisinin (Demokratik Birlik-DISY) düzenlediği Rum terör örgütü EOKA'yı anma etkinliğinde ortaya çıkan görüntülerin Kıbrıs'ta barış ortamını zedelediğine dikkat çekti. "KIBRIS’TA TÜRK VARLIĞI EBEDİYEN YAŞAYACAKTIR" Yunanistan’ın GKRY'deki Büyükelçisi Konstaninos Kollias’ın "Türk askerinin adadan ayrılması ve garantilerin kaldırılması" yönündeki söylemlerini "hadsizlik" olarak nitelendiren Üstel, Rum askerlerinin "Kıbrıs Yunandır" sloganlarına da tepki göstererek, "Kıbrıs’ta Türk varlığı ebediyen yaşayacaktır. Türkiye’nin ve Türk askerinin adadan ayrılması hayal dahi edilmez." ifadelerini kullandı. "KKTC ARTIK ESKİ KKTC DEĞİLDİR" Türkiye Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın "Türkiye artık eski Türkiye değil. Herkes hesabını, kitabını buna göre yapsın" şeklindeki açıklamasının kendilerine güç verdiğini vurgulayan Başbakan Üstel, "Çünkü anavatanımız sayesinde KKTC artık eski KKTC değildir. Rum liderliği de hesabını, kitabını buna göre yapmalıdır." değerlendirmesinde bulundu.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.