SON DAKİKA
Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#Kremlin

QHA - Kırım Haber Ajansı - Kremlin haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Kremlin haber sayfasında canlı gelişmelerle ulaşabilirsiniz.

Eski Fransa Başbakanı Attal: Rusya, 2027 seçim sürecine müdahale ediyor Haber

Eski Fransa Başbakanı Attal: Rusya, 2027 seçim sürecine müdahale ediyor

Eski Fransa Başbakanı ve Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron'un partisi Rönesans'ın 2027 cumhurbaşkanlığı seçimlerindeki adayı Gabriel Attal, Rusya'nın Fransa'daki seçim sürecine müdahale ettiğini açıkladı. BFM TV'ye konuşan Attal, Kremlin'in seçim sürecinde bazı adaylara yönelik etki operasyonları yürüttüğünü belirterek, Rusya'nın aşırı sağcı Ulusal Birlik (RN) partisinin cumhurbaşkanı adayı Marine Le Pen'i desteklediğini söyledi. Attal, Rusya'nın Fransa'nın demokratik sürecini etkilemeye çalıştığını ifade ederek, Kremlin'in 2024 Avrupa Parlamentosu seçimleri sırasında da benzer müdahale girişiminde bulunduğunu kaydetti. FRANSA HÜKÛMETİ: YABANCI MÜDAHALEYLE MÜCADELE ÖNCELİĞİMİZ Fransa Başbakanı Sebastien Lecornu da sosyal medya üzerinden yaptığı açıklamada, demokrasinin korunmasının ve yabancı müdahaleyle mücadelenin hükûmetin temel öncelikleri arasında yer aldığını belirtti. Lecornu, seçim dönemlerinde adayları hedef alan dezenformasyon faaliyetlerinin tespit edildiğini ve ilgili kişilerin bu konuda bilgilendirildiğini ifade etti. Hükûmetin seçim süreçlerinde yalan haber ve dezenformasyon üretenlere yönelik cezaları üç katına çıkaracak bir yasa tasarısı hazırladığını hatırlatan Lecornu, yabancı müdahalelere karşı tüm siyasi kesimlerin ortak hareket etmesi gerektiğini vurguladı. Fransa'da 2027 yılında yapılacak cumhurbaşkanlığı seçimlerinde, iki dönem görev yapan Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron anayasal sınırlama nedeniyle yeniden aday olamayacak. Öte yandan Fransa'da daha önce de yabancı seçim müdahalesi tartışmaları gündeme gelmiş, İsrailli BlackCore şirketi hakkında mart ayında gerçekleştirilen yerel seçimlere müdahale ettiği şüphesiyle yasal süreç başlatılmıştı.

"Ateş" direniş hareketi: Putin Aksenov’u görevden almayı planlıyor Haber

"Ateş" direniş hareketi: Putin Aksenov’u görevden almayı planlıyor

Rus işgali altındaki Kırım başta olmak üzere işgal altındaki Ukrayna topraklarında faaliyet gösteren “Ateş” isimli gizli direniş hareketi, Kremlin'in Kırım Yarımadası’nın yönetiminde değişikliğe gitmek için düğmeye bastığını duyurdu. Bu bağlamda Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin'in, işgal altındaki Kırım’ın sözde başkanı Sergey Aksyonov’u görevden almaya hazırlandığı ileri sürüldü. 12 yıldan uzun süredir sözde başkanlık görevini sürdüren Aksyonov'un Kremlin gözündeki kredisinin tükendiği belirtiliyor. Direniş hareketinin aktardığı bilgilere göre Putin, yarımadada yaklaşan insani felaketin ve altyapı yetersizliklerinin tüm sorumluluğunu Aksyonov'a yüklemeyi hedefliyor. "Ateş" tarafından yapılan açıklamada, Kremlin’in bu hamleyle yerel halk arasında artan hoşnutsuzluğu bastırmayı amaçladığını belirterek şu değerlendirmede bulundu: Bu personel tasfiyesinin asıl amacı, sosyal gerilimleri azaltmak ve yerel halk arasında hükûmete karşı artan hoşnutsuzluğu bastırmaktır. Kremlin, klasik "iyi çar, kötü soylu" stratejisini uyguluyor. Aksyonov'u feda ederek, Moskova, Kırım halkının dikkatini, yarımadadaki sistemik krizin sadece yerel yetkililerin beceriksizliğinden değil, işgalin kendisinden kaynaklandığı gerçeğinden uzaklaştırmayı umuyor. Koltuğunun sallandığını fark eden Aksenov ise panik içinde: Kameralar karşısında yetkililere fırça atıyor, yerel 'milletvekillerini' açıkça tehdit ediyor ve Moskova’ya durumu kontrol altında tuttuğuna dair yapay bir 'güçlü lider' imajı çizmeye çalışıyor. Direniş hareketinin ifade ettiğine göre Aksyonov'un görevine Eylül ayında yapılması planlanan "seçimlerin" hemen ardından resmî olarak son verilecek. ADAY LİSTESİ GENİŞ DEĞİL Aksyonov'un yerine geçecek aday listenin son derece dar olduğu ifade ediliyor. Direniş hareketi, Putin'in Kırım'daki sözde İçişleri Bakanı Aleksey Dmitriyev'in adaylığına daha sıcak baktığını aktarıyor. Kremlin'in yarımadanın başına sert tedbirler alabilecek bir güvenlik bürokratını getirerek halktaki hoşnutsuzluğu bastırmak istediği belirtilirken; adayın Putin'in işgalci askerler için başlattığı "Kahramanlar Zamanı" programından bir askerî komutan olabileceği de ihtimaller arasında değerlendiriliyor.

Putin, savaşın sorumluluğunu milletvekillerine ve halkına yükleme niyetinde Haber

Putin, savaşın sorumluluğunu milletvekillerine ve halkına yükleme niyetinde

Rusya, Ukrayna’da topyekûn işgal girişimi ve saldırılarıyla 24 Şubat 2022 tarihinden bu yana terör estirmeye devam ederken verdiği ağır kayıplarla yüzleşmekten kaçınan Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin, Rus toplumunu gitgide daha fazla militarize etme ve savaşın sorumluluğunu Rusya Federasyonu Devlet Duması milletvekilleri ile Rus halkına yüklemeye gayret ediyor. PUTİN, BÜTÜN KAYIPLARA RAĞMEN SAVAŞI SÜRDÜRMEYİ PLANLIYOR Amerika Birleşik Devletleri (ABD) merkezli Savaş Araştırmaları Enstitüsünün (ISW) resmî internet sayfası üzerinden 27 Temmuz tarihinde yayımlanan açıklamaya göre Putin, 26 Temmuz'da Rusya Deniz Kuvvetleri Günü dolayısıyla yaptığı konuşmada, Ukrayna'yı topyekûn işgal girişimi çerçevesinde Rus toplumunun sözde “millî birlik ve beraberliğinin” önemine vurgu yaptı. Putin, Rus sivil toplumunun hafızasına savaşın öneminin "işlenmesi" gerektiğini ve bu “millî birlik” duygusunun savaştan sonra da korunmasının gerekli olduğunu savundu. Putin, hâlihazırda Rusya için hiçbir meselenin Ukrayna'nın işgaline katılan birliklerden daha önemli olmadığını ve Rus "gönüllülerin" orduya yardım etmeye istekli olduklarını, savaş sona erdiğindeyse ordunun artık kendilerine ihtiyaç duymayacağından endişe duyduklarını iddia etti. ISW tarafından bu söylem, Rus halkının savaşın sürmesi ve Ukrayna'da “zafer kazanmak” için gerekli fedakârlıkları yapmaya istekli olduğu izlenimini yaratma girişimi olarak değerlendirildi. PUTİN, RUS HÜKÛMETİNİN SALDIRGAN TUTUMUNU KASTEN ÖNE ÇIKARIYOR Öte yandan Putin, 27 Temmuz'da Rusya Devlet Duması milletvekilleriyle de bir toplantı gerçekleştirdi. Toplantıda Rus hükûmetinin savaş sürecindeki birliğini vurgulayan Putin, Duma'nın 2021'den bu yana yaklaşık 3 bin yasa çıkardığını ve bu yasaların yarısından fazlasının Rus ordusunu, savunma sanayisini, toplumunu ve ekonomisini desteklemek amacıyla, tüm siyasi grupların ortak desteğiyle kabul edildiğini iddia etti. Putin ayrıca, Duma milletvekillerinin, Ukrayna’nın işgal edilen Luhansk, Donetsk, Zaporijjya (Zaporizhzhia) ve Herson (Kherson) bölgelerinin Rusya'ya “katılımını” sağlayan yasaları kabul ettiklerini hatırlattı. Rusya Devlet Başkanı’nın, Eylül 2026'da yapılacak Duma seçimleri öncesinde işgalin ağır maliyetlerinin sorumluluğundan kurtulmak ve milletvekilleri ile sıradan Rus vatandaşlarını, ağır sonuçlara yol açan ve Rus ekonomisine darbe vuran kararlarını tamamen destekleyen aktörler olarak göstermeyi amaçladığı kaydedilirken bu doğrultuda Duma'nın ve halkın savaş içerisindeki rolünü özellikle öne çıkardığı değerlendirildi. 26 Temmuz Rusya Deniz Kuvvetleri Günü kapsamında düzenlenen toplantıya katılan Putin’in, 2022'de ilan edilen kısmi askeri seferberlik sonrası orduya alınan bir askerle önceden planlanmasına rağmen irticalen bir araya gelmiş gibi lanse edildiği aktarıldı. Kısmi seferberlik kapsamında orduya alınan Rusların askerlik hizmeti sayesinde mesleki tatmin kazandıkları ve “Rus devletini savunma” görevini benimsedikleri mesajını vermeyi amaçlayan Putin, görüştüğü kişinin “hayatının gerçek amacını bulduğunu" öne sürdü. RUSYA, ASKERLERİ BASKILAR YOLUYLA ORDUDA TUTUYOR Rus askerî makamlarının orduya alınan kişileri çeşitli teşvikler ve baskılarla sözleşme imzalamaya zorladığı biliniyor. Öte yandan Rusya Savunma Bakanlığının, sözleşmeli personeli orduda tutabilmek amacıyla baskı kurduğu kaydedildi. Bunun yanı sıra Kremlin'in, 2022'de silahaltına alınan personelin terhis edilmemesi nedeniye oluşan toplumsal rahatsızlığı azaltmak ve bu personeli ordu bünyesinde tutmak amacıyla propagandayı artırdığı değerlendiriliyor. İŞGALCİ RUS ORDUSUNA 2026 YILINDA ÇOK DAHA AZ ASKER ALINABİLDİ İşgalci Rus ordusunun personel sayısı da çeşitli reformlar kapsamında kademeli olarak yükseltilirken Putin, 27 Temmuz'da imzaladığı kararnameyle Rus ordusunun toplam personel sayısını, aktif ve yedek toplamda 2 milyon 426 bin 130 olarak belirledi. Benzer bir kararnameyi en son 12 Haziran'da imzalamış olan Rusya Devlet Başkanı, yeni kararnameyle toplam personel sayısını, 27 bin kişi artırdı. Ukrayna-Rusya Savaşı’nın başlangıcından beri Rus ordusunun personel sayısının her yıl yükseltildiği bu sayının 2022'de 137 bin, 2023'te 170 bin ve 2024'te 180 bin kişi olduğu kaydedildi. Buna karşılık 2026 yılındaki artış, önceki yıllara oranla oldukça sınırlı kaldı. ISW tarafından yayımlanan açıklamada, personel mevcudundaki bu artışın, eski Rusya Savunma Bakanı Sergey Şoygu'nun Ocak 2023'te açıkladığı kuvvet yapısını genişletme planı kapsamında gerçekleştirildiği ifade edildi. İşgalci Rus ordusu bünyesinde yeni askerî alanların, birliklerin ve bunlara bağlı alt unsurların oluşturulması nedeniyle ise personel ihtiyacının arttığına dikkat çekildi.

Ukrayna'da Rus propagandasına darbe: Birçok dijital kanal erişimden kaldırıldı! Haber

Ukrayna'da Rus propagandasına darbe: Birçok dijital kanal erişimden kaldırıldı!

Rusya’nın topyekûn işgal girişimine ve saldırılarına 24 Şubat 2022 tarihinden bu yana maruz kalan Ukrayna, aynı zamanda Rusya kaynaklı dezenformasyon ve propaganda faaliyetleri ile de mücadelesini sürdürüyor. Ukrayna Dezenformasyonla Mücadele Merkezinin resmî sosyal medya hesabı üzerinden yayımlanan açıklamada, Ukrayna-Rusya Savaşı’ndan dolayı yaptırım uygulanan ve Rus propagandasını yaymayı amaçlayan kişi ve kurumlara ait 25 “YouTube” kanalının erişime kapatıldığı veya Amerika Birleşik Devletleri (ABD) merkezli sosyal medya şirketi tarafından silindiği bildirildi. SÖZ KONUSU KANALLAR ARASINDA KREMLİN’İN PROPAGANDACILARI DA BULUNUYOR Platformdan kaldırılan kanallar arasında Rus propaganda aygıtları “Ukraina.ru” ve “RIA Novosti”nin yanı sıra Kremlin adına çalışan propagandacılar Tetyana Montyan ve Aleksandr Sladkov ile yaptırım uygulanan, Rus yanlısı eski Ukrayna Milletvekili Yevhen Murayev’e ait kanallar da bulunuyor. Öte yandan, Rus destekçisi sosyal medya içerik üreticileri Vsevolod Filimonenko, eski televizyon sunucusu Yuriy Kot, Anton Holodov (Kholodov) ile Dmıtro (Dmytro) Huliyev’e ait ve Ukrayna Ulusal Güvenlik ve Savunma Konseyi tarafından yaptırıma tâbi tutulan kaynaklar da Ukrayna içerisinde erişime kapatıldı. RUSYA GAZETECİLER BİRLİĞİNİN KANALINA DA ERİŞİM ENGELİ GETİRİLDİ! Ayrıca, Rus propaganda kanalı “Zvezda News”, Tüm Rusya Kazak Topluluğu (Vserossiyskoye Kazach'ye Obshchestvo) ile Rusya Gazeteciler Birliğinin “YouTube” kanalları da engellenirken Rusya bağlantılı çeşitli sözde sivil toplum kuruluşları (STK), vakıflar ve diğer platformlar da erişimden kaldırıldı.

Çubarov’dan Rusya’nın "yabancı ajan" kararına sert tepki: "Kırım Tatarlarının varlığı ve dayanışması hedef alınıyor" Haber

Çubarov’dan Rusya’nın "yabancı ajan" kararına sert tepki: "Kırım Tatarlarının varlığı ve dayanışması hedef alınıyor"

Kırım Tatar Millî Meclisi (KTMM) Başkanı Refat Çubarov, Moskova yönetiminin büyük çoğunluğu Kırım Dayanışması hareketiyle bağlantılı olan ve aralarında kadınların da bulunduğu 137 Kırım Tatarını tek bir kararla "yabancı ajan" ilan etmesini değerlendirdi. Çubarov, bu hamlenin işgalci Rus makamlarının yerli Kırım Tatar halkına yönelik yürüttüğü politikada son derece tehlikeli yeni bir aşamaya geçildiğinin kanıtı olduğunu vurguladı. BİREYSEL BASKILARDAN AİLE BOYU CEZALANDIRMAYA GEÇİŞ Söz konusu kararın işgalci yönetimin baskı konseptindeki köklü değişimi gözler önüne serdiğini belirten Çubarov, önceden doğrudan aktivistleri ya da sivil toplum kuruluşlarını hedef alan ceza mekanizmasının artık siyasi tutsakların eşlerine, anne babalarına ve çocuklarına kadar genişletildiğini ifade etti. İnsanların sadece akrabalık bağları veya soydaşlarıyla dayanışma göstermeleri nedeniyle hedef alındığını vurgulayan KTMM Başkanı, temel hukuk ilkeleriyle tamamen çelişen bu kolektif cezalandırma yöntemiyle Kırım Tatar halkı içindeki karşılıklı yardımlaşmanın ve insani desteğin doğrudan "suç" ilan edildiğini belirterek, “Rus yetkililer, insan hakları faaliyetlerinin, insani yardımın veya siyasi tutsaklara desteğin her türlü tezahürünü tehlikeli hâle getirmeye çalışıyor. İnsanlar aile, topluluk veya sadece insani bağlar nedeniyle baskıya maruz kalıyorlar.” dedi. SİVİL TOPLUMU TASFİYE ETME VE YILDIRMA STRATEJİSİ İşgalci yönetimin bağımsız medyayı kapatma, aktivistleri hapsetme ve Kırım Tatar Millî Meclisini (KTMM) yasaklama adımlarının ardından şimdi de halkın kendi içindeki yatay bağları yok etmeye çalıştığını dile getiren Çubarov, Kremlin'in temel amacının toplumu tamamen sindirmek olduğunu belirtti. Bu kararla her bir Kırım Tatarına gözdağı verilmek istendiğini altını çizen Çubarov şu ifadelerini kullandı: Kremlin’in amacı, her bir Kırım Tatarı kadına ve erkeğe şunu idrak ettirmektir: Kişisel olarak herhangi bir toplumsal faaliyette bulunulmasa dahi, soydaşlara verilecek en ufak bir destek ve hatta ailevi bağlar bile baskı ve zulmün gerekçesi hâline gelebilir. Tüm bu eylemler bir bütün olarak değerlendirildiğinde; artık sadece tekil muhalifleri değil, kendi kendine örgütlenebilen, yardımlaşma ve şiddetsiz direniş kapasitesine sahip bir topluluk olarak Kırım'ın yerli halkı Kırım Tatar halkını doğrudan hedef alan baskıcı politikanın tırmandırıldığını açıkça göstermektedir. KIRIM DAYANIŞMASI İLE BAĞLANTILI SÖZDE YABANCI AJAN LİSTESİ GENİŞLETİLDİ Rusya Adalet Bakanlığı, 24 Temmuz 2026 tarihinde yabancı ajan ilan ettiği Kırım Dayanışması (Krımskaya Solidarnost) hareketiyle bağlantılı olduğunu iddia ettiği kişilerden oluşan listeyi genişletti. Kırım Tatar gazeteci ve insan hakları savunucusu Lütfiye Zudiyeva, sosyal medya hesabından yaptığı paylaşımda listenin 137 kişiye çıkarıldığını duyurdu. Güncellenen listede avukatlar, gazeteciler, insan hakları savunucuları, sanatçılar, girişimciler, tarihçiler, Kırım Tatar halkının ileri gelenleri ile Kırımlı siyasi tutsakların eşleri ve anneleri bulunuyor. Ayrıca listede hayatını kaybetmiş kişilerin ve yıllardır tutuklu bulunan isimlerin de yer aldığı belirtildi. Rusya Adalet Bakanlığının kararı, etkilenen kişi sayısı bakımından bugüne kadarki en kapsamlı uygulamalardan biri olarak değerlendiriliyor. Zudiyeva, listeye alınan kişilerin haklarını koruyabilmeleri için hukuki desteğe ihtiyaç duyacaklarını ifade etti.

Ukrayna Dışişleri Bakanı Sıbiha: Rusya'nın Karadeniz'deki saldırıları "misilleme" değil, 2022'den beri süren sistematik terör Haber

Ukrayna Dışişleri Bakanı Sıbiha: Rusya'nın Karadeniz'deki saldırıları "misilleme" değil, 2022'den beri süren sistematik terör

Ukrayna Dışişleri Bakanı Andriy Sıbiha, Rusya'nın Karadeniz'de sivil gemilere ve liman altyapısına yönelik saldırılarının "misilleme" olarak gösterilemeyeceğini belirterek, bunun 2022 yılından bu yana sürdürülen sistematik bir terör kampanyası olduğunu söyledi. Sıbiha, sosyal medya platformu X üzerinden yaptığı açıklamada, Rusya'nın Karadeniz'deki saldırılarının Ukrayna'nın son dönemdeki operasyonlarına karşılık olduğu yönündeki söylemlerin gerçeği yansıtmadığını vurguladı. "Rusya'nın Ukrayna'nın Karadeniz deniz koridoruna yönelik terörü herhangi bir eyleme verilen cevap ya da intikam değildir. Bunun Ukrayna'nın başka bölgelerdeki faaliyetlerine karşılık olduğu yönündeki söylem kasıtlı bir yalandır." ifadelerini kullanan Sıbiha, Kremlin'in sivil deniz taşımacılığını hedef alma politikasının savaşın başladığı 2022 yılından beri devam ettiğini belirtti. Bakan Sıbiha, Rusya'nın 2022'den bu yana Ukrayna limanlarını, liman altyapısını, tarım ihracatını, sivil gemileri, gemi mürettebatını ve tahıl depolarını sistematik olarak hedef aldığını ifade etti. Sıbiha'nın paylaştığı verilere göre, Rus saldırıları sonucunda bugüne kadar bin 054 liman altyapısı tesisi zarar gördü veya yıkıldı, 232 sivil gemi hedef alındı, 307 sivil hayatını kaybetti veya yaralandı. "KARADENİZ KORİDORU KÜRESEL GIDA GÜVENLİĞİ İÇİN HAYATİ ÖNEMDE" Sıbiha, Eylül 2023'te faaliyete geçen Ukrayna deniz koridorunun yalnızca Ukrayna ekonomisi için değil, küresel gıda güvenliği açısından da kritik rol oynadığını belirtti. Açıklamaya göre koridor üzerinden bugüne kadar 208,9 milyon ton yük, bunun içinde 123,8 milyon ton tahıl, dünya pazarlarına ulaştırıldı. Bu sevkiyatların 55'ten fazla ülkedeki milyonlarca insanın gıda ihtiyacının karşılanmasına katkı sağladığı kaydedildi. Rusya'nın gıdayı bir silah olarak kullandığını belirten Sıbiha, saldırıların yalnızca Ukrayna'yı değil, dünya genelindeki milyonlarca insanı da etkilediğini söyledi. ULUSLARARASI TOPLUMA ÇAĞRI Sıbiha, uluslararası topluma Rusya'nın Karadeniz'deki eylemlerine karşı ortak ve kararlı tepki verilmesi çağrısında bulundu. Moskova'nın seyrüsefer özgürlüğüne yönelik saldırılarını derhal durdurmasını isteyen Bakan, Rusya'nın Karadeniz'i Orta Doğu'daki Hürmüz Boğazı benzeri bir kriz bölgesine dönüştürme girişimlerine izin verilmemesi gerektiğini ifade etti. Son olarak, 24 Temmuz gecesi Romanya'nın münhasır ekonomik bölgesinde, ABD'den Ukrayna'ya gitmekte olan Christiana B adlı ticari geminin hasar görmesi, Karadeniz'deki güvenlik risklerinin devam ettiğini bir kez daha gözler önüne serdi.

Kremlin, yaklaşan seçimler öncesi savaş yorgunluğunu gizlemekte zorlanıyor Haber

Kremlin, yaklaşan seçimler öncesi savaş yorgunluğunu gizlemekte zorlanıyor

Ukrayna Dış İstihbarat Servisi (SZRU), Kremlin'in yaklaşan Devlet Duması seçimleri öncesinde toplumdaki savaş yorgunluğunu gizlemekte zorlandığını ve iç siyasi risklerin, Batı yaptırımlarından daha büyük bir tehdit hâline geldiğini bildirdi. SZRU tarafından yapılan açıklamada, Rusya'da iktidarın kontrolündeki kamuoyu araştırmalarının dahi savaşın sürmesini destekleyenlerin oranının yüzde 15-24 seviyesinde kaldığını, buna karşılık halkın yüzde 64-67'sinin barış müzakerelerinden yana olduğunu gösterdiği belirtildi. Açıklamada, ülkedeki baskı ortamı nedeniyle savaşa verilen gerçek desteğin açıklanan rakamlardan daha düşük olabileceğine yer verildi. "SEÇİMLER KREMLİN İÇİN YENİ BİR RİSK OLUŞTURUYOR" Ukrayna istihbaratına göre, eylül ayında yapılacak Devlet Duması seçimleri öncesinde Kremlin, toplumdaki memnuniyetsizliğin siyasi bir sürece dönüşmesinden endişe ediyor. Açıklamada, Rusya'da siyasi rekabetin büyük ölçüde ortadan kaldırıldığı, seçimlere yalnızca Kremlin'e bağlı adayların katılabildiği ifade edildi. 2024 yılında savaş karşıtı söylemleriyle öne çıkan Boris Nadejdin'in seçim sürecinden dışlanması da buna örnek gösterildi. SZRU, Kremlin'in belirli siyasetçilerden değil, toplumsal hoşnutsuzluğun beklenmedik şekilde örgütlenmesinden çekindiğini belirterek, bu nedenle baskı politikalarının önleyici nitelik kazandığını bildirdi. "PUTİN ÇEVRESİNDE GÖRÜŞ AYRILIKLARI BÜYÜYOR" Ukrayna Dış İstihbarat Servisi, Rus yönetiminin üst kademelerinde de savaşın geleceğine ilişkin görüş ayrılıklarının arttığını ifade etti. Açıklamada, Putin'e yakın bazı isimlerin ekonomik ve siyasi maliyetlerin daha da büyümeden savaşın sona erdirilmesine yönelik seçeneklerin değerlendirilmesini istediği belirtildi. Rusya Merkez Bankasının uzun süreli savaş finansmanının mali istikrar açısından sürdürülebilir olmadığı yönünde değerlendirmelerde bulunduğu, bazı Rus iş insanlarının ise Ukrayna ile ayrı temaslar yürüttüğü söylenildi. EKONOMİK VE ASKERÎ BASKININ ARTTI SZRU, Rus petrol rafinerilerinin düzenli olarak saldırıya uğradığını, donanmanın kayıplar verdiğini ve işgal altındaki Kırım'ın son saldırıların ardından giderek daha izole bir bölge hâline geldiği bildirildi. Açıklamada ayrıca Çin'in de Rusya'nın geleceğinin Vladimir Putin sonrası döneme hazırlanabileceği yönünde senaryolar üzerinde çalıştığına yer verildi. "SAVAŞ GAZİLERİ YENİ İSTİKRARSIZLIK KAYNAĞI OLABİLİR" Ukrayna istihbaratı, Rusya'da oluşabilecek yeni toplumsal hareketliliğin bu kez sivil muhalefetten değil, cepheden dönen savaş gazilerinden gelebileceğini belirtti. Açıklamada, birçok gazinin kendilerine vaat edilen sosyal hakları, istihdam imkânlarını ve destekleri alamadığı belirtilerek, bu grubun memnuniyetsizliğinin genel toplumsal hoşnutsuzlukla birleşmesi hâlinde Eylül 2026'daki parlamento seçimlerinin Kremlin açısından ciddi bir iç siyasi krize dönüşebileceği bildirildi.

Rusya Kırım’daki savaş karşıtı sesleri sistematik baskılarla susturuyor Haber

Rusya Kırım’daki savaş karşıtı sesleri sistematik baskılarla susturuyor

Rusya’nın Ukrayna’ya yönelik topyekun işgal girişimi başlattığı ilk günden bu yana, 12 yıldır işgal altında olan Kırım Yarımadası’nda savaş karşıtı protestolar ve Ukrayna yanlısı duruş kesintisiz şekilde devam ediyor. Yarımada sakinleri; sokaklara "Savaşa Hayır" yazıları yazarak, giysilerinde Ukrayna bayrağının sarı-mavi renklerini tercih ederek, Ukrayna şarkıları söyleyerek, Vladimir Putin’i açıkça eleştirerek ve Rus askerlerine hizmet vermeyi reddederek tepkilerini ortaya koyuyor. Krım.Realii haber ajansına konuşan Ukraynalı insan hakları savunucularına göre Kremlin, bu sivil direnişe karşı yargı ve kolluk kuvvetlerini tek bir potada eriten devasa bir baskı mekanizmasıyla yanıt veriyor. Ukrayna merkezli Bölgesel İnsan Hakları Merkezi hukukçuları, işgal yönetiminin en güçlü susturma aracı olan ve kamuoyunda "Rus ordusunun itibarını zedeleme yasası" adıyla bilinen Rusya İdari Ceza Kanunu’nun 20.3.3 maddesini mercek altına aldı. Kırım’daki sözde Rus mahkemelerinin 2022-2025 yılları arasında bu madde kapsamında verdiği bin 500'den fazla kararı analiz eden hak savunucuları, ortaya çıkan tablonun bireysel vakalardan ibaret olmadığını; ifade özgürlüğünü ve adil yargılanma hakkını tamamen ortadan kaldıran sistematik bir devlet politikası olduğunu gözler önüne serdi. İNSANLAR SUÇSUZ YERE YARGILANIYOR Temmuz 2026'da Kıyiv'de sunulan "Zoraki Sadakat" başlıklı analitik rapora göre, Rus mevzuatının muğlak yapısı, işgalci makamların her türlü muhalif duruşu "orduyu karalama" potasında eritmesine olanak tanıyor. İzleme verileri, savaşa karşı çıkan Kırımlıları en çok cezalandıran mahkemelerin Kremlin kontrolündeki sözde Armanpazarı (Armyansk) Şehir Mahkemesi, Akmescit’teki (Simferopol) sözde Kiyevskiy Bölge Mahkemesi ve sözde Canköy Şehir Mahkemesi olduğunu gösteriyor. Armanpazarı’ndaki sözde mahkeme bu süreçte adeta bir rekor kırarak incelenen tüm davaların üçte birini (yaklaşık 500 karar) tek başına karara bağladı. Bölgesel İnsan Hakları Merkezi Kıdemli Hukukçusu Kseniya Korniyenko, bu mahkemedeki vakaların yüzde 98'inin doğrudan Rus güvenlik güçlerinin ihbarları ve kurgularıyla açıldığına dikkat çekerek şu ifadelerini kullandı: "Bu veriler, sözde 'ihlal' tespitlerinin tesadüfi olmadığını, bizzat Rus devleti tarafından organize edildiğini kanıtlıyor. Bunlar münferit vakalar değil, Rusya’nın ifade özgürlüğünü ve temel insan haklarını bastırma ve topluma baskı uygulama politikasıdır." Rapora göre, mahkemeler sanıklara genellikle 30 bin ila 50 bin ruble (yaklaşık 350 - 600 Dolar) arasında değişen asgari para cezaları kesiyor. İlk dönemlerde sanık sandalyesinde çoğunlukla erkekler otururken, zamanla kadınların bu madde kapsamında yargılanma oranı iki katına çıktı. Bölgesel İnsan Hakları Merkezi Kıdemli Hukukçusu Volodımır Vyazovtsev ise yargı sürecindeki usulsüzlüklerin altını çizdi. Davaların kamuoyu denetimine kapalı olduğunu, kararlarda suç teşkil eden fiilin gizlendiğini veya soyut ifadelerle geçiştirildiğini belirten Vyazovtsev, "Duruşmalar bazen sadece birkaç dakika sürüyor. Mahkemeler genel olarak, 'Rus ordusunu itibarsızlaştırma' davasındaki sanığın tam olarak neyle itham edildiğini gizliyor. Bu davadaki bilgiler kamuoyuna kapatılıyor ya da mahkemeler son derece soyut ve genel ifadelerle yetiniyor. Bu şartlar altında, insanların kelimenin tam anlamıyla 'hiç yoktan' cezalandırılma riski çok yüksek." dedi. SOSYAL MEDYA TERÖRÜ VE “ZORAKİ NEDAMET” VİDEOSU SEKTÖRÜ Kırım’da savaş karşıtı görüşleri cezalandırmanın en karanlık ayaklarından birini ise işgalci gizli servislerle (FSB) koordineli çalışan propaganda kanalları oluşturuyor. Kırım İnsan Hakları Grubu Başkanı Olga Skrıpnık, Kefe (Feodosiya) merkezli Rus yanlısı blog yazarı Aleksandr Talipov’un yönettiği "Kırım Smerş" adlı Telegram kanalının bir infaz aparatına dönüştüğünü vurguluyor. Bu kanalda, savaş karşıtı Kırımlıların kişisel bilgileri, adresleri ifşa ediliyor; ardından Rus özel timlerinin evlere düzenlediği barbarca baskınların ve ters kelepçe görüntülerinin yer aldığı operasyon videoları yayımlanıyor. Sürecin son halkası ise bu kişilerin kamera karşısına çıkartılarak zorla özür diletildiği "pişmanlık" videoları oluyor. Olga Skrıpnık, bu videoların arkasındaki psikolojik ve fiziki şiddeti şu sözlerle açıklıyor: "Buradaki baskı ve zorlama gün gibi ortada. Bu özür beyanlarının büyük bir kısmı, Rusya'ya muhalif olan kişileri açıkça hedef alıp sindirmeyi amaçlayan platformlarda yayımlanmaktadır. Bu tür videoların bahsedilen mecralarda yer alması, söz konusu şahsa 'baskı uygulandığının' açık bir göstergesidir. Bu süreç, kural olarak, kişinin kendisine ve ailesine yönelik tehditler vasıtasıyla yürütülmektedir. Bu nedenle, bahse konu özürlerin rızaya dayalı olduğundan söz edilemez; bu, kesin bir dayatmadır." Kırım Tatar insan hakları girişimi Irade’nin propaganda medyasında yayımlanan yüzlerce videoyu inceleyerek hazırladığı rapora göre, Ukrayna yanlısı duruşu nedeniyle zorla özür diletilen her dört Kırımlıdan biri, çekimler sırasında ek aşağılamalara ve hakaretlere maruz kalıyor. Hakkında Ukrayna Başsavcılığı tarafından "işgalci devlete yardım ve yataklık" suçlamasıyla 12 yıla kadar hapis istemiyle dava açılan iş birlikçi Talipov ise Kremlin kontrolündeki Kırım televizyonlarında yaptığı açıklamalarda Rus rejimiyle ortaklığını şu sözlerle teyit ediyor: "Yakalanan 'bekleyenleri' (Ukrayna ordusunun Kırım'a gelmesini umut edenleri) İçişleri Bakanlığı ile fişliyoruz. Finansal kısıtlamalar getiriliyor. Bence eğer bu faaliyetleri tekrarlarlarsa, vatandaşlıktan çıkarılıp sınır dışı edilmeliler. Ben olsam onları Grafskaya İskelesi'nden yüzdürerek gönderirdim." 12 YILLIK İŞGALE DİRENEN HAFIZA İşgalci yönetimin "Kırım halkı Putin'i yüzde 100 destekliyor" yönündeki propagandasına tezat olarak, bizzat Rusya Soruşturma Komitesi sözde Kırım Başkanı Vladimir Terentyev, Ocak ayında devlete ait propaganda RT (Russia Today) kanalına verdiği röportajda sivil itaatsizliğin boyutunu itiraf etmek zorunda kaldı. Terentyev, Kırım sakinlerinin sosyal ağlarda kitleler halinde Rus ordusuna "hakaret ettiğini" ve savaş karşıtı suçların had safhada olduğunu doğruladı. Olga Skrıpnık, baskıların Kırım'daki sivil direnişi kıramadığını, aksine Ukrayna aidiyetini bilediğini belirterek şunları kaydetti: "Kırım’da insanların 'Rusya Federasyonu ordusunu itibarsızlaştırma' gerekçesiyle zulme uğraması, 12 yıllık işgale rağmen direnişin hâlâ devam ettiğini gösteriyor. Bu yasa, Rusya'nın yarımadada istenmediğini fark etmesi üzerine bir panik reaksiyonu olarak ortaya çıktı. İnsanlarımız cezalandırılma pahasına Ukrayna'yı desteklemeye devam ediyor. Bir Ukrayna şarkısı söylemek, gizlice 'Yaşasın Ukrayna' demek veya saygı duruşunda ayağa kalkmak... Bunlar Kırım'daki günlük Ukrayna direnişinin kılcal damarlarıdır." Hak savunucularına göre, gizlenen veriler nedeniyle net sayı bilinmese de 2022'den bu yana en az bin 500 Kırım sakini bu yasa kapsamında cezalandırıldı. İnsan hakları örgütleri, Kırım halkının maruz kaldığı bu sistematik etnik ve siyasi temelli baskıların, uluslararası hukuk ve Roma Statüsü kapsamında "insanlığa karşı işlenen suçlar" kategorisinde yargılanması gerektiğinin altını çiziyor.

Rusya, IMEI numaralarını içeren merkezi veri tabanıyla vatandaş takibini artıracak! Haber

Rusya, IMEI numaralarını içeren merkezi veri tabanıyla vatandaş takibini artıracak!

Rusya, 2014 yılında Kırım'ı işgal ettikten sonra yalnızca dış politikada değil, iç politikada da baskıcı uygulamalarını artırdı. Kremlin, demokrasiyi tamamen ortadan kaldırmak, kendi çıkarlarına aykırı hareket eden kişi ve grupları kontrol altına almak, uluslararası hukuka ve insan haklarına bağlı kesimleri baskılamak ve bölgede tam otoriter bir yönetim kurmak amacıyla dijital denetim mekanizmalarını genişletmeye başladı. Bu kapsamda vatandaşların kullandığı elektronik cihazlar da giderek daha sıkı bir şekilde kontrol edilmeye başlandı. Kendi gücünden emin olmayan Rus yönetimi, toplum üzerindeki denetimini artırmak için artık kendi vatandaşlarını da yakından takip ediyor. Ukrayna Millî Güvenlik ve Savunma Konseyine bağlı Dezenformasyonla Mücadele Merkezi, Rusya'nın mobil cihazların IMEI numaralarını kapsayan merkezi bir veri tabanı oluşturmaya hazırlandığını ve bu adımın dijital gözetim mekanizmasını daha da güçlendireceğini bildirdi. Merkezin sosyal medya üzerinden yaptığı açıklamaya göre, Rus hükûmetinin hazırladığı karar taslağı kapsamında mobil iletişim operatörleri, SIM kartların her aktivasyonu ile abonelerin kullandığı mobil cihazlarda meydana gelen değişiklikleri merkezi sisteme bildirmekle yükümlü olacak. OPERATÖRLER CİHAZ DEĞİŞİKLİKLERİNİ DE BİLDİRECEK Açıklamada, oluşturulacak veri tabanında her SIM kart aktivasyonu ve cihaz değişikliğinin kayıt altına alınacağnıı belirtilerek, bu bilgiler doğrultusunda yetkili makamların belirli cihazların iletişim hizmetlerine erişimini engelleyebileceği ifade edildi. Rus makamlarının söz konusu düzenlemeyi siber dolandırıcılık, organize suç ve terörle mücadele amacıyla gerekçelendirdiği aktarılan açıklamada, uygulamanın devletin mobil cihazları izleme ve vatandaşların dijital faaliyetlerini takip etme kapasitesini önemli ölçüde artıracağı öne sürüldü. BİLGİ ALANI ÜZERİNDEKİ KONTROL GENİŞLETİLİYOR Dezenformasyonla Mücadele Merkezi, IMEI veri tabanı oluşturulmasının Kremlin'in bilgi alanı üzerindeki denetimini güçlendirme politikasının devamı niteliğinde olduğunu vurguladı. Açıklamada ayrıca, Rusya'nın son yıllarda internet sansürünü artırdığı, çok sayıda çevrim içi platforma erişimi kısıtladığı ve dijital gözetim mekanizmalarını genişlettiği ifade edildi. "GÜVENLİK" GEREKÇESİYLE DİJİTAL GÖZETİM ARTIRILIYOR İDDİASI Merkez, yeni düzenlemelerin "güvenlik" gerekçesiyle hayata geçirildiğini ancak uzun vadede vatandaşların dijital faaliyetlerinin daha kapsamlı biçimde izlenmesine imkan sağlayacağını belirtti. Bunun yanında açıklamada, "terörizm ve aşırıcılıkla mücadele" söylemi adı altında yönetim karşıtı tutumların da hedef alınabileceği açıklanırken, Rusya'nın daha önce telekomünikasyon şirketlerinin güvenlik birimlerine aktarmakla yükümlü olduğu kişisel veri kapsamını da genişlettiği hatırlatıldı.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.