SON DAKİKA
Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#Kültürel Miras

QHA - Kırım Haber Ajansı - Kültürel Miras haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Kültürel Miras haber sayfasında canlı gelişmelerle ulaşabilirsiniz.

Bilim kılıfı altında yağma: Butyagin Davası Kırım’daki hukuksuzluğu açığa çıkarıyor Haber

Bilim kılıfı altında yağma: Butyagin Davası Kırım’daki hukuksuzluğu açığa çıkarıyor

İşgal altındaki Kırım’da yasa dışı arkeolojik faaliyet yürüttüğü gerekçesiyle aranan Rusya vatandaşı Aleksandr Butyagin’in Varşova’da gözaltına alınması ve Ukrayna’ya olası iadesi, yalnızca bireysel bir dava değil; Rusya’nın uluslararası hukuku sistematik biçimde ihlal etmesine karşı kritik bir sınav ve emsal niteliğinde bir süreç olarak görülüyor. Hermitaj Müzesi çalışanı Butyagin, Hollanda’dan Balkanlara seyahat ederken 11 Aralık 2025’te Varşova’dan transit geçtiği sırada Polonya İç Güvenlik Ajansı tarafından durdurularak gözaltına alındı. Ardından Polonya mahkemesi, savcılıkta ifade vermeyi reddeden bilim insanı hakkında 40 günlük tutukluluk kararı verdi. 12 Ocak'ta ise Butyagin'in tutukluluk süresi uzatıldı. Varşova Bölge Mahkemesi, iade sürecinin sağlıklı şekilde yürütülmesi için tutukluluğun gerekli olduğuna hükmetti. Varşova Bölge Savcılığı, Butyagin’in Ukrayna’ya iadesine destek verdi. Butyagin’in Ukrayna’ya iadesinin hukuken mümkün olup olmadığı, 15 Ocak Perşembe günü yapılacak bir sonraki duruşmada ele alınacak. Mahkemenin olumlu karar vermesi halinde, nihai karar Polonya Adalet Bakanına ait olacak. MOSKOVA’DAN VARŞOVA’YA SERT TEPKİ Butyagin’in, işgal altındaki Kırım’da Ukrayna’nın izni olmadan yürütülen arkeolojik kazılara katıldığı gerekçesiyle Polonya’da tutuklanması Moskova’nın sert tepkisini beraberinde getirdi. Rusya Dışişleri Bakanlığı, 13 Ocak’ta Polonya’nın Moldova Büyükelçisini bakanlığa çağırarak resmî protesto notası verdi ve Butyagin’in Ukrayna’ya iade edilmesine karşı “uyarı”da bulundu. Kremlin, davayı kamuoyuna “bilimsel faaliyet nedeniyle baskı” olarak sunmaya çalışsa da, bu söylem uluslararası hukuk açısından ciddi boşluklar barındırıyor. İŞGAL ALTINDAKİ TOPRAKLARDA UKRAYNA İZNİ OLMADAN “BİLİM” YAPILAMAZ Rus tarafının göz ardı ettiği temel husus, Kırım’ın uluslararası hukuk açısından Ukrayna’ya ait bir bölge olduğu ve Rusya tarafından geçici olarak işgal altında tutulduğu hususu. Bu statü, Birleşmiş Milletler Genel Kurulu tarafından kabul edilen çok sayıda kararla açık biçimde teyit edildi. Bu çerçevede, Ukrayna makamlarının izni olmaksızın işgal altındaki Kırım’da yürütülen her türlü arkeolojik kazı ve benzeri faaliyet, uluslararası hukuk bakımından hukuka aykırı kabul ediliyor. Lahey ve Cenevre Sözleşmeleri uyarınca, işgalci devletlerin işgal altındaki topraklarda arkeolojik kazı yapması, kültürel varlıklara el koyması ya da kültürel mirasa zarar verebilecek faaliyetlerde bulunması açık şekilde yasaklanmış durumda. RUSYA ARKEOLOJİ İLE YAĞMAYI KARIŞTIRIYOR Moskova’nın tepkisi, klasik bir diplomatik itirazın ötesine geçiyor. Uzmanlara göre bu tutum, Polonya’ya yönelik bilinçli siyasi ve diplomatik baskı, hatta dolaylı bir gözdağı niteliği taşıyor. Rus diplomasisi bir kez daha arkeoloji ile yağmayı, akademik çalışma ile işgal hukukunu ihlal etmeyi birbirine karıştırıyor. Özellikle konu Kırım olduğunda uluslararası hukuk, Kremlin’in söyleminde çoğu zaman “seçici” biçimde uygulanıyor. RUSYA BUTYAGİN’İ “BASKI KURBANI” OLARAK GÖSTERMEYE ÇALIŞIYOR Butyagin’in “bilim insanı” olarak sunulması, Rusya’nın Ukrayna’nın işgal altındaki bölgelerinde kültürel mirasa verdiği sistematik zararla yan yana konulduğunda özellikle çarpıcı bir çelişki yaratıyor. Kentlerin, müzelerin, tarihi yapıların bombalandığı; kültürel varlıkların yağmalandığı bir ortamda Moskova’nın bir anda “bilim özgürlüğü” savunuculuğuna soyunması, uluslararası kamuoyunda ikna edici bulunmuyor. BUTYAGİN DAVASI TEKİL SORUŞTURMANIN ÖTESİNDE Rus işgali altındaki Kırım’da yasa dışı kazı çalışmaları yürüterek Ukrayna'nın kültürel mirasına verdiği zarar nedeniyle Ukrayna tarafından aranan Aleksandr Butyagin’in davası, tekil bir ceza soruşturmasının çok ötesinde anlam taşıyor. Bu dava, Rusya vatandaşlarının işgal altındaki Ukrayna topraklarında işledikleri suçlar nedeniyle uluslararası düzeyde sorumluluk altına alınabileceğini gösterme potansiyeline sahip. Özellikle kültürel mirasın korunması alanında oluşabilecek bir emsal, gelecekte benzer vakaların yargı önüne taşınmasının da önünü açabilir. RUSYA HUKUKİ EMSALDEN KORKUYOR Rusya’nın Polonya üzerindeki baskısı, bir güç gösterisinden çok, hukuki bir emsalden duyulan korkunun işareti olarak değerlendiriliyor. Yıllarca “Kırım bizim” diye tekrarlansa bile, belgelerin, anlaşmaların ve uluslararası hukukun başka bir şeyi hatırladığını gösteren bir emsal. Çünkü uluslararası hukuk, propaganda ile ortadan kalkmaz. İmzalar silinmez, sözleşmeler geçerliliğini yitirmez, sorumluluklar da televizyon anlatılarıyla yok olmaz.

Kırım'da yasa dışı kazı: Polonya mahkemesi Rus arkeolog Butyagin'in tutukluluğunu uzattı Haber

Kırım'da yasa dışı kazı: Polonya mahkemesi Rus arkeolog Butyagin'in tutukluluğunu uzattı

Polonya’nın başkenti Varşova’da görülen davada, Rus işgali altındaki Kırım’da yasa dışı kazı çalışmaları yürüterek Ukrayna'nın kültürel mirasına verdiği zarar nedeniyle Ukrayna tarafından aranan Rus arkeolog Aleksandr Butyagin’in tutukluluğunun devamına karar verildi. Varşova Bölge Mahkemesi, iade sürecinin sağlıklı şekilde yürütülmesi için tutukluluğun gerekli olduğuna hükmetti. Polonya yayın kuruluşu RMF24’ün 12 Ocak’ta aktardığına göre, mahkeme Butyagin’in tutukluluk süresini 4 Mart 2026 tarihine kadar uzattı. Kararda, arkeoloğa isnat edilen suçların Polonya ceza mevzuatında da karşılığının bulunduğu ve Polonya’da da kovuşturulabilir nitelikte olduğu vurgulandı. Ayrıca söz konusu suçların zaman aşımına uğramadığı belirtildi. Mahkeme, Butyagin’in Polonya’da daimi ikametinin bulunmaması nedeniyle kaçma riskine de dikkat çekti. Butyagin’in Ukrayna’ya iadesinin hukuken mümkün olup olmadığı, 15 Ocak Perşembe günü yapılacak bir sonraki duruşmada ele alınacak. Varşova Bölge Savcılığı, Butyagin’in Ukrayna’ya iadesine destek verdi. Mahkemenin olumlu karar vermesi halinde, nihai karar Polonya Adalet Bakanı’na ait olacak. MOSKOVA’DAN VARŞOVA’YA BASKI Öte yandan Rusya Federasyonu Dışişleri Bakanlığının, bugün Polonya’nın Moskova Büyükelçisini Bakanlığa çağırarak Butyagin’in gözaltına alınması ve olası Ukrayna’ya iadesi nedeniyle resmî protesto notası verdiği öğrenildi. Bu tutum, Polonya üzerinde siyasi ve diplomatik baskı kurmaya yönelik bilinçli bir girişim niteliği taşıyor. Moskova, davayı kamuoyunda “bilimsel faaliyet nedeniyle takip” gibi göstermeye çalışırken, işgal altındaki Kırım’da Ukrayna’nın izni olmadan yürütülen her türlü arkeolojik faaliyetin uluslararası hukuka aykırı olduğu gerçeğini göz ardı ediyor. ARALIK 2025’TE GÖZALTINA ALINDI Rus bilim insanı Butyagin, Hollanda’dan Balkanlara seyahat ederken 11 Aralık 2025’te Varşova’dan transit geçtiği sırada Polonya İç Güvenlik Ajansı tarafından durdurularak gözaltına alındı. Ardından Polonya mahkemesi, savcılıkta ifade vermeyi reddeden bilim insanı hakkında 40 günlük tutukluluk kararı verdi. 2024’DE SUÇLAMA YÖNELTİLDİ Ukrayna Başsavcılığı, Butyagin’e Kasım 2024’te resmen suçlama yöneltmişti. Yetkililere göre Butyagin, Hermitaj Müzesi tarafından organize edilen sözde Mirmekiy Arkeolojik Keşif Gezi'nin başkanlığı görevini üstlenerek Ukrayna’dan hiçbir izin almadan Kırım’ın Kerç kentindeki Antik Mirmekiy Kenti’nde yasa dışı kazı çalışmaları yürütüyor. Ukrayna mevzuatına göre izinsiz kültürel miras tahribi 2 ile 5 yıl hapis cezası gerektiriyor. Ukrayna Güvenlik Servisi (SBU), yapılan uzman incelemelerde Rus ekiplerin ilgili arkeolojik alana 200 milyon Ukrayna grivnasını aşan zarar verdiğini belirlediklerini duyurdu.

Rus işgali altındaki Kırım’da tarih betonla boğuluyor: Antik yerleşim alanına sanayi tesisi yapılacak! Haber

Rus işgali altındaki Kırım’da tarih betonla boğuluyor: Antik yerleşim alanına sanayi tesisi yapılacak!

Rus işgali altındaki Kırım’ın Akyar (Sivastopol) kentinde, antik bir yerleşim alanı üzerinde beton üretimine yönelik bir sanayi tesisinin inşa edilmesi planlanıyor. Kremlin yanlısı “For Post” sitesinin aktardığına göre proje, İnkermań Vadisi’nde, Çorna Nehri’nin denize döküldüğü bölgede yer alıyor ve yalnızca bir arkeolojik sit alanı değil, aynı zamanda “Antik Hersonesos Kenti ile Çembalo ve Kalamita Kaleleri” anıt bölgesinin de sınırları içinde bulunuyor. İşgal yönetiminin hazırladığı projeye göre depo ve beton üretim alanı, “Tavr Yerleşimi" adlı kültürel miras alanının tamamını kapsayan bir bölgede kurulacak. Rus kurumlarının hazırladığı rapora göre arazide, yüksekliği 12 metreyi geçmeyen tek katlı bir depo binası ile beton karışımı hazırlamaya yönelik ekipmanların kurulması öngörülüyor. Proje kapsamında ayrıca ulaşım yolları ve açık alanlar oluşturulması, arazinin bir bölümünün ise yeşillendirilmesi planlanıyor. İŞGAL YÖNETİMİ “MEVZUATA AYKIRI DEĞİL” DİYOR Haberde, işgal yönetiminin yaptığı değerlendirmede projenin Rusya Kültür Bakanlığının Kasım 2025’te yürürlüğe koyduğu yeni yapılaşma düzenlemelerine “resmî olarak aykırı olmadığı” sonucuna varıldığı belirtildi. Ancak inşaata başlamadan önce koruyucu arkeolojik kazıların yapılması, ağır iş makinelerinin kullanımının sınırlandırılması ve herhangi bir arkeolojik bulguya rastlanması halinde çalışmaların derhal durdurulması şart koşuluyor. GERİ DÖNÜŞÜ OLMAYAN TAHRİBAT ENDİŞESİ “Tavr Yerleşimi”, Akyar çevresindeki en eski arkeolojik alanlardan biri olarak biliniyor. MÖ 8-4. yüzyıllardan MS 4. yüzyıla kadar yerleşim olduğu tespit edilen alan, 20 hektardan fazla bir büyüklüğe sahip. Yıllar süren araştırmalarda burada fırınlar, seramikler, mezarlık izleri ve farklı dönemlere ait günlük yaşam buluntuları ortaya çıkarıldı. Buna rağmen, bölgenin daha önce yol yapımı, petrol depolama tesisleri, altyapı çalışmaları ve konut inşaatları nedeniyle ciddi zarar gördüğünü beliniyor. Yeni sanayi projesinin ise kalan arkeolojik dokuyu geri dönüşü olmayan şekilde tahrip edebileceği uyarısı yapılıyor.

Polonya, Kırım’da kaçak kazı yapan Rus arkeoloğu  tutukladı Haber

Polonya, Kırım’da kaçak kazı yapan Rus arkeoloğu tutukladı

Rus işgali altındaki Kırım’da yasa dışı kazı çalışmaları yürüterek Ukrayna'nın kültürel mirasına verdiği zarar nedeniyle Ukrayna tarafından aranan Rusya’nın Hermitaj Müzesi çalışanı Polonya’da tutuklandı. Polonya merkezli Radyo RMF24 muhabiri Kşiştof Zasada’nın aktardığına göre; Rus bilim insanı, geçen hafta Hollanda’dan Balkanlara seyahat ederken Varşova’dan transit geçtiği sırada Polonya İç Güvenlik Ajansı tarafından durdurularak gözaltına alındı. Ardından savcılıkta ifade vermeyi reddeden bilim insanı hakkında Polonya mahkemesi 40 günlük tutukluluk kararı verdi. Ukrayna’nın bu süre içinde resmî iade talebinde bulunması bekleniyor. RUSYA TUTUKLAMAYI DOĞRULADI Rus propaganda haber ajansı RİA Novosti ise gözaltına alınan kişinin Aleksandr Butyagin olduğunu doğruladı. Rusya’nın Polonya’daki diplomatik misyonu, 4 Aralık’ta yapılan gözaltı konusunda ancak 9 Aralık’ta bilgilendirildiklerini belirterek, Polonya makamlarından açıklama talep ettiklerini açıkladı. 2024’DE SUÇLAMA YÖNELTİLDİ Ukrayna Başsavcılığı, Butyagin’e Kasım 2024’te resmen suçlama yöneltmişti. Yetkililere göre Butyagin, Hermitaj Müzesi tarafından organize edilen sözde Mirmekiy Arkeolojik Keşif Gezinin başkanlığı görevini üstlenerek Ukrayna’dan hiçbir izin almadan Kırım’ın Kerç kentindeki Antik Mirmekiy Kenti’nde yasa dışı kazı çalışmaları yürütüyor. Ukrayna mevzuatına göre izinsiz kültürel miras tahribi 2 ila 5 yıl hapis cezası gerektiriyor. Ukrayna Güvenlik Servisi (SBU), yapılan uzman incelemelerde Rus ekiplerin ilgili arkeolojik alana 200 milyon Ukrayna grivnasını aşan zarar verdiğini belirlediklerini duyurdu.

10 Aralık Dünya İnsan Hakları Günü: Rus işgali altındaki Kırım’da ihlaller derinleşiyor Haber

10 Aralık Dünya İnsan Hakları Günü: Rus işgali altındaki Kırım’da ihlaller derinleşiyor

Birleşmiş Milletler (BM) Genel Kurulu tarafından 10 Aralık 1948 tarihinde, dünyada acı tecrübelere sahne olan insan haklarının ağır ihlallerine ve soykırım fiillerine dikkat çekmek için İnsan Hakları Evrensel Bildirgesi kabul edildi. Bu tarihten itibaren 10 Aralık Dünya İnsan Hakları Günü, tüm dünyada insan onurunun ve temel özgürlüklerin önemini hatırlatan bir tarih olarak kaydediliyor. Ancak yaklaşık 12 yıldır Rus işgali altında bulunan Kırım’da bu gün, insan hakları ihlallerinin kesintisiz sürdüğü karanlık bir tabloyu gözler önüne seriyor. Kırım, Rus işgalinin başladığı Mart 2014’ten itibaren sistematik baskıların, zorla kaybetmelerin, hukuksuz tutuklamaların ve işkencenin yoğun yaşandığı bir bölgeye dönüştü. İşgalci yönetimin baskı ve zulüm uygulamalarından en çok etkilenen topluluk ise yarımadanın yerli halkı olan Kırım Tatarları oldu. İşgalin hemen ardından Rusya, Kırım Tatar halkının milli lideri Mustafa Abdülcemil Kırımoğlu, Kırım Tatar Milli Meclisi (KTMM) Başkanı Refat Çubarov ve KTMM Başkan yardımcıları dahil olmak üzere siyasi ve manevi önderlerin Kırım’a girişini yasakladı, birçok isim hakkında uydurma suçlamalarla açıldı. Kırım’daki bağımsız medya tamamen susturuldu; ATR televizyon kanalı ve Kırım Haber Ajansı (QHA) kapatıldı. Nisan 2016’da ise Kırım Tatarlarının en üst temsil organı olan Kırım Tatar Milli Meclisi resmen yasaklandı. RUSYA EN AZ 176 KIRIM TATARINI HAKSIZ YERE ALIKOYUYOR İnsan hakları savunucularının aktardığı verilere göre Rusya’nın kontrolündeki cezaevlerinde 176’sı Kırım Tatarı olmak üzere toplam 316 Kırımlı siyasi tutsak bulunuyor. Tutuklular arasında kadınlar, gençler, yaşlılar ve engelliler de yer alıyor. Kırım Tatar Kaynak Merkezinin verilerine göre, 2017-2025 yılları arasında işgal altındaki Kırım’da 10 binden fazla insan hakları ihlali kaydedildi; bunların 6 binden fazlası Kırım Tatarlarına karşı işlendi. İşgalden bu yana 44 kişi kaçırıldı, bunlardan 6’sı ölü bulundu, 15’inin akıbeti hâlâ bilinmiyor. Kaybolanlar arasında Dünya Kırım Tatar Kongresi Yönetim Kurulu üyesi Ervin İbragimov da bulunuyor. KIRIM TATARLARINI SAVUNAN AVUKATLAR HEDEF ALINIYOR İşgalci yönetimin baskılarına maruz kalan Ukrain ve Kırım Tatar siyasi tutsakları savunan avukatlar da sistematik baskıya uğruyor. Avukatlar Emil Kurbedinov ve Edem Semedlayev haklarında açılan idari davalar çerçevesinde hapis cezası aldı.; Lilya Gemeci, Rüstem Kamilev, Nazim Şeymambetov ve Aleksey Ladin olmak üzere 4 Kırımlı avukatının lisansı iptal edildi. Kırım'daki baskıları dünyaya duyuran insan hakları savunucusu ve yurttaş gazeteci Lutfiye Zudiyeva “yabancı ajan” ilan edildi. RUSYA EĞİTİM SİSTEMİNİ BİR PROPAGANDA ARACI OLARAK KULLANIYOR, KIRIM TATARLARININ KÜLTÜREL MİRASINI YOK EDİYOR Eğitim alanında da baskılar derinleşti. İşgal öncesi Kırım Tatarca eğitim veren 15 milli okulun tamamı statüsünü kaybetti. Rusya, eğitim sistemini çocukların milli kimliğini silmek ve genç nesli propaganda ile yönlendirmek için bir araca dönüştürdü. Kırım Tatar kültürel mirası da hedef alındı. Kırım Tatar mimarisinin dünyadaki tek örneği olan Hansaray, “restorasyon” gerekçesiyle ağır tahribata uğratıldı. UNESCO’nun tüm girişimlerine rağmen süreç durdurulamadı. Bunun dışında 2014’ten bu yana Rus işgali altındaki Kırım’da onlarca tarihi ve kültürel miras alanı tahrip edildi, binlerce tarihi eseri kaçırıldı. Son 12 yılda yarımadaya bir milyondan fazla Rus yerleştirilerek Kırım’ın demografik yapısı kökten değiştirildi. Aynı dönemde on binlerce Kırım Tatarı, baskılar nedeniyle yurtlarını terk etmek zorunda kaldı. 10 Aralık Dünya İnsan Hakları Günü, Kırım’daki sistematik ihlallerin uluslararası toplum tarafından yeniden hatırlanması açısından kritik bir önem taşıyor. Kırımlı siyasi tutsakların serbest bırakılması, kaybedilen kişilerin akıbetinin açıklanması ve yerli halkın temel haklarının korunması için uluslararası baskının artırılması gerekiyor.

Kırk yıllık hatırın sembolü: 5 Aralık Dünya Türk Kahvesi Günü Haber

Kırk yıllık hatırın sembolü: 5 Aralık Dünya Türk Kahvesi Günü

Tarihi ve kültürel zenginliğiyle bilinen Türk kahvesi, her yıl 5 Aralık'ta "Dünya Türk Kahvesi Günü" olarak kutlanıyor. UNESCO Somut Olmayan Kültürel Miras Listesi'nde yer alan bu özel içecek, kendine has pişirme yöntemi, sunum ritüeli ve telvesiyle geleceğe dair mesajlar taşıyan geleneğiyle küresel lezzetler arasında özel bir konuma sahip. 16. yüzyılda Osmanlı sarayına giren kahve, kısa sürede halk arasında yaygınlaşarak kahvehanelerin açılmasına vesile oldu. Bu mekânlar, edebiyat, siyaset ve sanat sohbetlerinin merkezi hâline geldi. Günümüzde ise Türk kahvesi, hem Türkiye’de hem de dünyada kültürel bir miras olarak yaşatılmaya devam ediyor. Türk mutfağının ve sosyal hayatının vazgeçilmezi olan Türk kahvesi, sadece bir içecek değil, aynı zamanda nesiller boyu aktarılan köklü bir kültürel miras. Bu özel miras, 2013 yılında UNESCO tarafından İnsanlığın Somut Olmayan Kültürel Mirası Temsili Listesi'ne dâhil edildi. Türk kahvesi ayrıca, 2025 yılında Türkiye'nin Avrupa Birliği'nde (AB) tescil edilen ilk "geleneksel ürün adı" oldu. GELENEK VE RİTÜELİN BULUŞMASI Türk kahvesini dünya çapında eşsiz kılan, çok ince çekilmiş kahve çekirdeklerinin cezvede ağır ateşte, su ve isteğe bağlı şekerle köpürtülerek pişirilmesi gibi kendine has hazırlama yöntemi ve küçük fincanlarda, bir bardak su eşliğinde sunulmasıyla pekişen misafirperverlik ritüelidir. Ayrıca, içildikten sonra fincanın ters çevrilerek fincan dibinde kalan telveden fal bakılması geleneği, osyalleşmenin eğlenceli ve mistik bir parçası olarak kültürü canlı tutmakta. "BİR FİNCAN KAHVENİN KIRK YIL HATIRI VARDIR" 5 Aralık Dünya Türk Kahvesi Günü, bu eşsiz geleneği hatırlatmak ve kahve kültürünün toplumsal bağları güçlendiren rolünü vurgulamak için önemli bir fırsat sunuyor. Sabahın ilk saatlerinden akşam sohbetlerine kadar Türk kültüründe derin bir iz bırakan Türk kahvesi, dostluk, sohbet ve misafirperverliğin sembolü olarak görülmeye devam ediyor. Bugün, Türkiye ve dünyanın birçok yerinde Türk kahvesinin tarihi ve lezzeti kutlanmakta, kahvehanelerden modern kafelere kadar her yerde bu özel içecek için etkinlikler düzenlenmekte. Dünya Türk Kahvesi Günü, Türkiye’nin kültürel diplomasi hamleleri arasında önemli bir yere sahip. Hem gastronomi turizmine katkı sağlıyor hem de Türk kültürünün küresel görünürlüğünü artırıyor.

Ukrayna ve Türkiye, kültürel mirasın korunması için iş birliğini güçlendiriyor Haber

Ukrayna ve Türkiye, kültürel mirasın korunması için iş birliğini güçlendiriyor

Ukrayna’nın İnsani Politikadan Sorumlu Başbakan Yardımcısı ve Kültür Bakanı Tetyana Berejna, Türkiye’nin Kıyiv Büyükelçisi Mustafa Levent Bilgen ile bir araya geldi. Görüşmede, iki ülke arasında kültürel mirasın korunması ve yeniden inşası alanındaki iş birliğinin güçlendirilmesi ele alındı. Ukrayna Kültür Bakanlığından yapılan açıklamaya göre görüşmede Bakan Berejna, Türkiye’nin uzun süredir sağladığı desteğe teşekkür etti. Ukrayna kültürünün karşı karşıya olduğu büyük yıkıma dikkat çeken Berejna şu ifadeleri kullandı: Rusya’nın saldırıları sonucunda bin 612 kültürel miras anıtı ve 2 bin 427 kültürel altyapı tesisi zarar gördü. Bu kayıpların telafisi uluslararası desteğe ihtiyaç duyuyor; bu nedenle ortak çalışmalarımızı sürdürüyoruz. Türkiye’nin Ukrayna ile derin tarihi ve kültürel bağlara sahip olduğunu belirten Büyükelçi Bilgen ise Ankara’nın bu alanda daha fazla iş birliğine hazır olduğunu ifade etti. Görüşmede ayrıca Kültürel Dayanıklılık İttifakı’nın öncelikleri, Ukrayna Kültürel Miras Fonu’nun kurulması ve “Equipment for Culture” (Kültür Ekipmanları) girişimi ele alındı. Türkiye, bu programlara ortak projelerle katılmaya davet edildi. Taraflar, iki ülke arasındaki müzeler, bilimsel kurumlar ve sanat kuruluşları arasında iş birliğinin genişletilmesi ve kültür uzmanları arasında mesleki değişimin desteklenmesi konusunda mutabık kaldı.

Eski Kırım Başbakanının kaçırdığı 7 binden fazla eser Ukrayna Milli Tarih Müzesine devredildi Haber

Eski Kırım Başbakanının kaçırdığı 7 binden fazla eser Ukrayna Milli Tarih Müzesine devredildi

Eski Ukrayna Milletvekili, 2000’li yıllarda Kırım Özerk Cumhuriyeti Başbakanlığı görevini yapan Valeriy Gorbatov, Kırım’dan yasa dışı yollarla elde edilmiş büyük bir kültürel miras koleksiyonunu Ukrayna Milli Tarih Müzesine iade etti. Devlet Soruşturma Bürosu tarafından yürütülen soruşturma çerçevesinde 2022’de Gorbatov’un evinde yapılan arama sırasında 7 binden fazla arkeolojik eser ele geçirilmişti. Horbatov, 2000’li yılların başında Kırım Bakanlar Kuruluna başkanlık etmiş, öncesinde ise Ukrayna Cumhurbaşkanının Kırım Daimi Temsilcisi olarak görev yapmıştı. 1994-2006 yılları arasında Ukrayna Parlamentosunda milletvekilliği yapan Horbatov, ayrıca Ukrayna Sendikalar Federasyonunun ilk başkan yardımcılığını yürütmüştü. Horbatov soruşturma kapsamında suçu kabul ederek devletle anlaşma yaptı. Koleksiyonunun tamamını, aramalarda bulunmayan parçalar da dâhil olmak üzere devlete devretmeyi kabul etti. Kaynaklara göre, eski siyasetçi şu anda Kıbrıs’ta yaşıyor ve sağlık sorunları nedeniyle koleksiyonun iadesi "kendi rızasıyla" gerçekleşti. Ukrayna Başsavcılığının açıklamasına göre, soruşturma sırasında ele geçirilen 7 binden fazla eşsiz eser, Ukrayna Milli Tarih Müzesine devredildi. Bu devir, müze fonuna bağımsızlık tarihindeki en büyük katkı olarak kayıtlara geçti. EŞSİZ HAZİNELER MİLLİ TARİH MÜZESİNDE Başsavcılık, eserlerin bir kısmının Ukrayna için benzersiz olduğunu ve müze fonlarında bile benzerinin bulunmadığını vurguladı. Devlete devredilen paha biçilmez eserler arasında şunlar bulunuyor: 5 binden fazla antik sikke: Kırım'daki Yunan şehir devletleri, Bizans, Kıyiv Knezliği ve Altın Orda dönemlerine ait sikkeler. Antik Seramikler: 3 bin ile 4 bin yıllık Antik Yunan seramikleri ve cam kaplar. Silahlar ve Zırhlar: İskit, Bizans, İskandinav ve Yakın Doğu menşeli silahlar. Koleksiyonda Ukrayna'da bulunan tek Bizans kılıcı da yer alıyor. Çeşitli Eserler: Antik miğferler, zırh gömlekleri (zırhlar), takılar ve günlük yaşam eşyaları. Nadir Ateşli Silah Koleksiyonu. Savcılık, söz konusu eserlerin iadesinin ulusal kültürel mirasın korunmasında istisnai bir adım olduğunu belirtti. Arkeolojik eserlerin bir kısmı şimdiden Milli Tarih Müzesinde sergilenmeye başlandı ve ziyaretçilerin erişimine açıldı.

Kırım’ın kültürel mirası tehlikede: İşgal beş yıl daha sürerse kayıplar telafi edilemez olacak Haber

Kırım’ın kültürel mirası tehlikede: İşgal beş yıl daha sürerse kayıplar telafi edilemez olacak

Ukrayna’da bu sene ilk kez düzenlenen Yerli Halklar Kongresi 2 Kasım’da Kıyiv’de yapıldı. Etkinlik kapsamında “Ukrayna’nın Yerli Halklarının Maddi ve Manevi Kültürel Mirası: Rus Saldırganlığı Koşullarında Korunma Zorlukları” başlıklı panel düzenlendi. Panele; Ukrayna Kültür Bakanlığı Somut Olmayan Kültürel Miras Departmanı Başkanı Anastasiya Kozyar, Ukrayna Karay Birliği Başkanı ve Yerli Halklar Danışma Kurulu Üyesi Olena Arabacı, Kırım Stratejik Araştırmalar Enstitüsü Başkan Yardımcısı Elmira Ablalimova Çiygöz ve Kırım Evi temsilcisi, tarihçi Gülnara Abdullayeva katıldı. Panelin moderatörlüğünü gazeteci Hanna Homonay üstlendi. SOMUT OLMAYAN MİRAS LİSTESİ GENİŞLİYOR Ukrayna Kültür Bakanlığı Somut Olmayan Kültürel Miras Departmanı Başkanı Anastasiya Kozyar 2018’den beri yürürlükte olan Ukrayna Ulusal Somut Olmayan Kültürel Miras Listesi’nin kapsamını anlattı. Bugün listede Kırım Tatarlarının “Örnek” adlı geleneksel deseni, Karay halkının Et Ayaklak (Karay böreği) geleneği, Kırım Tatar çibörek ve yantık yapım pratiği, Kırım Tatar kahve geleneği, Ağır Ava ve Kaytarma danslarının yer aldığını belirten Kozyar, “Bu unsurlar yalnızca yüzyıllar öncesine dayanan tarihi yansıtmakla kalmıyor, aynı zamanda Ukrayna'nın yerli halklarının modern kültürel alandaki öznelliğini de teyit ediyor.” ifadelerini kullandı. İŞGALCİLER KARAY MİRASINI HEDEF ALIYOR Rusya’nın işgal altındaki topraklarda kültürel mirası sistematik olarak yok etmeyi sürdürdüğünü aktaran Ukrayna Karay Birliği Başkanı Olena Arabacı, işgal altındaki Melitopol’deki Karay Kültür Merkezi’nin işgalciler tarafından kasıtlı biçimde tahrip edilip nargile kafeye dönüştürülmesini örnek gösterdi. Arabacı ayrıca, Kırım kültürünün korunması için düzenlenen “Kırım Günleri” girişiminin önemine dikkat çekti. “BEŞ YIL DAHA SÜRERSE KAYIPLAR TELAFİ EDİLEMEZ OLACAK” Kırım Stratejik Araştırmalar Enstitüsü Başkan Yardımcısı Elmira Ablalimova Çiygöz, Kırım Stratejik Araştırmalar Enstitüsünün işgal altındaki tüm bölgelerde kültürel mirasın durumunu belgelediğini ifade etti. Rusya’nın eğitim sistemini ideolojik olarak dönüştürdüğünü, yerel dilleri kamusal alandan ittiğini söyleyen Ablalimova Çiygöz, bunun doğrudan kimliği yok etme politikası olduğunu vurguladı İşgalin en az beş yıl daha sürmesi halinde dünyanın, Kırım Tatarlarının kültürel hafızasını ve kimliğini etkileyecek çok derin kayıplarla karşı karşıya kalacağı uyarısında bulunan Ablalimova Çiygöz şunları kaydetti: Kültürün yok edilmesi sadece binaların yıkılması değildir. Hafızanın, sürekliliğin, devamlılığın kaybına yol açar; bir halkın deneyimlerin silinmesine, temelini kaybetmesine ve gelecekten mahrum kalmasına yol açar. “KÜLTÜREL SOYKIRIM YÜZYILLARDIR SÜRÜYOR” Tarihçi Gülnara Abdullayeva, Kırım’daki kültürel mirasın yok edilmesinin 2014’te başlamadığını, Rusya’nın bunu 18. yüzyıldan beri planlı şekilde yürüttüğünü belirtti. Abdullayeva, Rus imparatorluğunun Kırım’ın demografisini bilinçli olarak değiştirdiğini, böylece yerli halkların “buraya sonradan gelmiş gibi” gösterildiğini ifade etti.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.