SON DAKİKA
Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#Kültürel Miras

QHA - Kırım Haber Ajansı - Kültürel Miras haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Kültürel Miras haber sayfasında canlı gelişmelerle ulaşabilirsiniz.

Kıyiv’de kritik Kırım zirvesi: "Moskova Ukrayna ve Kırım Tatar kimliğini yok etmeyi devlet politikası hâline getirdi" Haber

Kıyiv’de kritik Kırım zirvesi: "Moskova Ukrayna ve Kırım Tatar kimliğini yok etmeyi devlet politikası hâline getirdi"

Ukrayna Cumhurbaşkanının Kırım Özerk Cumhuriyeti Daimi Temsilciliği, Kırım Platformu Ofisi, insan hakları savunucuları ve UNESCO Ukrayna Masası temsilcileri, işgal altındaki Kırım'da her geçen gün kötüleşen insani ve kültürel durumu masaya yatırmak üzere kapsamlı bir istişare toplantısı gerçekleştirdi. Zirvede, Rusya Federasyonu'nun yarımadada Ukrayna ve Kırım Tatar kimliğini yok etmeyi resmî bir devlet politikası hâline getirdiği vurgulandı. UNESCO İHLALLERİ KAYIT ALTINA ALMAYA DEVAM EDİYOR Kıyiv’de 27 Mayıs tarihinde düzenlenen toplantının açılışında konuşan Ukrayna Cumhurbaşkanlığı Kırım Daimî Temsilcisi Olha Kurışko, Rusya'nın kültür ve tarihi birer manipülasyon ve savaş enstrümanı olarak kullandığına dikkat çekti. Ukrayna ve Kırım Tatar kimliğinin yok edilmesi, saldırgan devletin devlet politikasının bir parçası hâline geldiğini belirten Kurışko, "Rusya için Ukrayna'ya ait her şeyi zihinsel ve fiziksel olarak yok etmek, hafızayı silmek, tarihi değiştirmek ve kimliği bastırmak bir norm hâline geldi." ifadelerini kullandı. UNESCO Ukrayna Masası Başkanı Chiara Dezzi Bardeschi ise Kırım'daki durumun kesintisiz olarak izlenmesinin hayati önem taşıdığını belirtti. Bardeschi; kültür, eğitim, basın ve ifade özgürlüğü alanlarında Rusya tarafından gerçekleştirilen hak ihlallerini UNESCO olarak kaydetmeyi sürdürdüklerini ifade ederek, işgalin yarattığı krizlere karşı uluslararası koordinasyonun artırılması gerektiğini vurguladı. 14’Ü KIRIM TATARI OLAN SİYASİ TUTSAK GAZETECİLER TIBBİ YARDIMDAN MAHRUM Kırım İnsan Hakları Grubu Başkanı Olha Skrıpnık, toplantıda yaptığı konuşmada işgal altındaki Kırım, Herson ve Zaporijjya bölgelerinde tutuklu bulunan gazetecilerin trajik durumuna dikkat çekti. Hapisteki Kırımlı gazetecilerden 14'ünün Kırım Tatarı olduğunu belirten Skrıpnık, bu isimlerin Rus cezaevlerinde dehşet verici şartlar altında tutulduğunu ve acil tıbbi yardıma ihtiyaç duyduklarını aktardı. Rusya'nın gazeteciler de dâhil olmak üzere Kırımlı siyasi tutsakları Ukrayna'ya iade etmeyi kesin bir dille reddettiğini hatırlatan insan hakları savunucusu, rehin alınan sivil vatandaşların özgürlüğü için küresel çapta konsolide bir baskı mekanizması kurulması çağrısında bulundu. KREMLİN’İN DEZENFORMASYONUNA KARŞI DAHA SIKI ÖLEM ALINMALI Gazeteci ve aktivistlere yönelik baskıların Kremlin güdümlü medyanın dezenformasyon kampanyalarıyla perdelendiğini söyleyen Olha Skrıpnık, Birleşmiş Milletler’in (BM) bu propaganda ağına karşı somut mekanizmalar geliştirmesi gerektiğini ifade etti. Rusya tarafından finanse edilen bu kampanyaların Ukrayna kültürünü aşağılamayı veya tamamen yok saymayı amaçladığını belirten Skrıpnık, bu durumun işgal altındaki vatandaşların kültürel yaşama katılma hakkını doğrudan gasp ettiğini vurguladı. Kırım İnsan Hakları Grubunun, dezenformasyonun kültürel haklar üzerindeki yıkıcı etkisine dair hazırladığı resmî raporu daha önce BM Ekonomik, Sosyal ve Kültürel Haklar Komitesi'ne sunduğu hatırlatıldı. EĞİTİMDE ASKERİLEŞME VE ÇEVRE TEHDİTLERİ ELE ALINDI İstişare toplantısında ayrıca Kırım'daki okullarda eğitim sürecinin tamamen askerîleştirilmesi, tarih müfredatının Rus propaganda anlatılarına göre yeniden yazılması ve eğitim haklarına yönelik sistemli baskılar detaylıca ele alındı. Yerli halkların ve ulusal azınlıkların kültürel miraslarının tahrip edilmesinin yanı sıra yarımadadaki spor faaliyetlerinin durumu, Rus askeri varlığının neden olduğu çevre tehditler ve doğa miraslarının korunması başlıkları da uzmanlarca değerlendirildi. Toplantı sonunda katılımcılar, Kırım'daki hak ihlallerini belgelemek ve tarihi ile doğal mirası korumak adına UNESCO başta olmak üzere uluslararası kuruluşlarla iş birliğinin kararlılıkla sürdürüleceğini beyan ettiler.

Kırım İnsan Hakları Grubu, Rusya’nın kültürel asimilasyonunu BM’ye taşıdı Haber

Kırım İnsan Hakları Grubu, Rusya’nın kültürel asimilasyonunu BM’ye taşıdı

Kırım İnsan Hakları Grubu, Birleşmiş Milletler (BM) Ekonomik, Sosyal ve Kültürel Haklar Komitesi'ne resmi bir bildiri sunarak, Rusya’nın dezenformasyon mekanizmalarını silahlı çatışma koşullarında kültürel hakları engellemek için nasıl kullandığını raporladı. Raporda, işgal altındaki Kırım’da Rusya’nın dezenformasyon yoluyla kültürel mirası dönüştürdüğü, gasp ettiği ve özellikle Kırım Tatar halkı için hayati önem taşıyan tarihî yapıları hedef aldığı vurgulandı. BAHÇESARAY’DAKİ HANSARAY “RESTORASYON” ADI ALTINDA DÖNÜŞTÜRÜLÜYOR İnsan hakları savunucuları, Rusya'nın uyguladığı bu politikanın en somut ve acı verici örneği olarak Kırım Tatarlarının tarihî ve sembolik mirası olan Bahçesaray’daki Hansaray’ı gösterdi. Raporda, Rus işgal yönetimi tarafından yürütülen sözde "restorasyon" ve "yenileme" adı altında sarayın özgün mimarisinin ve tarihî bağlamının fiilen değiştirildiği belirtildi. Bu faaliyetlerin amacının, tarihî anıtı Rus devletinin resmi kültür politikasına entegre etmek ve sarayın taşıdığı otantik Kırım Tatar anlatısını zamanla tamamen hafızalardan silmek olduğu belirtildi. İDEOLOJİK KONTROL MEKANİZMASI Kırım İnsan Hakları Grubu, bu tür uygulamaların sadece tarihi bir binaya yönelik fiziksel bir müdahale olmadığını, doğrudan bir ideolojik kontrol aracına dönüştürüldüğünü kaydetti. Sürecin sadece yıkım veya yeniden inşa ile sınırlı kalmadığı; kültürel kurumların yönetim kademelerinin değiştirilmesi, Kırım Tatar tarihiyle ilgili eğitim programlarının dönüştürülmesi ve tarihî anlamların çarpıtılması yoluyla yürütüldüğü ifade edildi. KIRIM TATARLARININ KÜLTÜREL YAŞAMA KATILMA HAKKI GASP EDİLİYOR BM'ye sunulan bildiride, bu asimilasyon süreçlerinin işgale eşlik eden daha geniş bir Rus dezenformasyon stratejisinin parçası olduğunun altı çizildi. Bu stratejiyle, kültürel mirasa verilen zararların ve yapılan değişikliklerin sorumluluğunun gizlenmesi ve Kırım Tatarlarının kendi tarihi mekanlarıyla olan köklü bağlarının zayıflatılması amaçlanıyor. Kırım İnsan Hakları Grubu, Bahçesaray’daki Hansaray’ı örneğinde yaşananların sadece somut bir kültürel miras meselesi olmadığını, Kırım Tatar halkının kendi kültürel yaşamına katılma ve onu koruma hakkına yönelik sistemli bir saldırı olduğunu belirterek komiteyi acil önlem almaya çağırdı.

Eskişehir’in eğitim köyü Hamidiye’de Kırım Tatar ezgileriyle Hıdırellez coşkusu! Haber

Eskişehir’in eğitim köyü Hamidiye’de Kırım Tatar ezgileriyle Hıdırellez coşkusu!

Eskişehir’in Mahmudiye ilçesine bağlı tarihî Hamidiye köyü, bu yıl Hıdırellez kutlamalarını binlerce kişinin katılımıyla dev bir şölene dönüştürdü. Kırım Tatar kültürünün damga vurduğu etkinlikte, dualar bereket, şarkılar ise vatan hasreti ve neşe için söylendi. Eski adıyla Çifteler Köy Enstitüsüne ev sahipliği yapan ve "Eğitim Köyü" olarak bilinen Hamidiye’de, baharın müjdecisi Hıdırellez büyük bir dayanışma örneğiyle kutlandı. Yaklaşık bin 500 kişinin katıldığı etkinlikte, Hamidiye Mahallesi Muhtarı Serdar Yılmaz ve mahalle sakinlerinin imecesiyle hazırlanan program, Kırım Tatar kültürü ile Anadolu geleneklerini buluşturdu. KIRIM EZGİLERİ VE FOLKLORU DUYGULANDIRDI Kutlamaların en dikkat çeken bölümü, Kırım Tatar kültürünü, müziğini ve danslarını yaşatmayı amaçlayan Kırım Ailesi dans ve müzik topluluğunun gösterileri oldu. "Ey Güzel Kırım" türküsüyle hüzünlenen kalpler, çocuk sanatçıların neşeli dansları ve Kırım Tatarca şarkılarıyla Hıdırellez coşkusuna ortak oldu. Eskişehir Kırım Derneği yönetimi ve soydaşların yoğun ilgi gösterdiği gösteriler, izleyenlere unutulmaz dakikalar yaşattı. SOFRALARDA KIRIM TATAR LEZZETLERİ Mahmudiye İlçe Müftüsü Ahmet Kızmaz ve Hamidiye Camii İmamı Muhterem Biçer tarafından okunan şükür ve bereket dualarının ardından konuklara Kırım Tatar mutfağının seçkin lezzetleri ikram edildi. İmece usulü hazırlanan kuzu sorpa, kalakay ve etli pilav, katılımcılardan tam not aldı. KÖY ENSTİTÜSÜ RUHU VE KÜLTÜREL MİRAS Hamidiye’nin yetiştirdiği 93 yaşındaki efsanevi araştırmacı-yazar İlyas Küçükcan ve şair Muhsine Arda da etkinliğe katılarak Köy Enstitüsü nostaljisini bugüne taşıdı. Yeni Kuşak Köy Enstitülüler Derneğinin sunduğu mini konser ve Eskişehir Fotoğraf Sanatı Derneğinin (EFSAD) çekimleriyle zenginleşen etkinlik, bölgedeki kültürel mirasın ne kadar diri olduğunu bir kez daha kanıtladı. MUHTAR YILMAZ: İMECE İLE BÜYÜYORUZ Etkinliğin ev sahipliğini üstlenen Muhtar Serdar Yılmaz, yaptığı konuşmada birliğin önemine vurgu yaparak şunları kaydetti: Bugün burada sadece baharı karşılamıyoruz; asırlardır süregelen geleneklerimizi ve Kırım Tatar kimliğimizin zenginliklerini imece ruhuyla yaşatıyoruz. Bu sofrada paylaşılan her lokma, birliğimizin ve kültürel bağlarımızın bir nişanesidir. Anneler Günü ile aynı güne denk gelen ve 5 saati aşkın süren kutlamalar, Hamidiyelilerin geleneksel köy düğünü havalarıyla oynadığı coşkulu karelerle sona erdi.

Ankara’da Hıdırellez ateşi yandı, bahar coşkusu yaşandı! Haber

Ankara’da Hıdırellez ateşi yandı, bahar coşkusu yaşandı!

Fatma Nur Sarıcaoğlu QHA ANKARA Baharın müjdecisi olarak kabul edilen Hıdırellez, Ankara’da 6 Mayıs 2026 tarihinde düzenlenen şenlikle kutlandı. Hıdırellez Şenliği, UNESCO Türkiye Millî Komisyonu (UTMK), Ankara Hacı Bayram Veli Üniversitesi (AHBVÜ) Edebiyat Fakültesi Türk Halk Bilimi Uygulama ve Araştırma Merkezi (THBMER), Ankara Somut Olmayan Kültürel Miras Müzesi, Gölbaşı Somut Olmayan Kültürel Miras Müzesi, Somut Olmayan Kültürel Miras Derneği, Geleneksel Sporlar ve Oyunlar Uygulama ve Araştırma Merkezi ile Türkiye Geleneksel Spor Dalları Federasyonu (GSDF) iş birliğiyle gerçekleştirildi. Hıdırellez Şenliği’nin açılış konuşmalarını gerçekleştiren AHBVÜ Edebiyat Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Nurşen Özkul Fındık 2022 yılından bu yana Edebiyat Fakültesi olarak Hıdırellez’i coşkuyla kutladıklarını belirtti. Hıdırellez’in baharın gelişi, mevsim dönüşümü, bolluk ve bereketin simgesi olduğunu ifade eden Prof. Dr. Fındık, etkinliğin aynı zamanda geleceğe yönelik umutların ve dileklerin paylaşılmasına vesile olduğunu söyledi. Öğrencilerle birlikte geleneksel oyunlar ve kültürel uygulamaların yaşatıldığını kaydeden Fındık, etkinliğin düzenlenmesinde emeği geçen Türk Halk Bilimi Bölümüne teşekkür etti. Fındık, konuşmasında şu ifadelere yer verdi: 2022 yılından beri Edebiyat Fakültesi olarak baharın gelişini, mevsim dönüşümünü, yeryüzüne bolluk ve bereketin gelişini, geleceğe yönelik umutların ifadesi olan Hıdırellez’i coşkuyla kutluyoruz. Öğrencilerimizle birlikte oyunlar oynuyor, gelenekleri öğreniyor ve paylaşımlar yapıyoruz. Bu geleneğin sürdürülmesinde emeği geçen başta hocalarımız olmak üzere tüm öğretim elemanlarına ve öğrencilerimize teşekkür ediyorum. Umarım bundan sonraki yıllarda da Hıdırellez’i aynı coşkuyla kutlamaya devam ederiz. Hepinize sağlık, mutluluk ve güzellik getirsin. “HIDIRELLEZ İNSANLIĞIN ORTAK MİRASIDIR” UNESCO Türkiye Millî Komisyonu Başkanı Prof. Dr. Öcal Oğuz konuşmasında, Hıdırellez’in yalnızca mevsimsel bir kutlama olmadığını; toplumsal dayanışmayı, kültürel aidiyeti ve birlikte yaşama kültürünü güçlendiren önemli bir miras olduğunu vurguladı. Oğuz, baharın gelişiyle birlikte kutlanan Hıdırellez’in insanları bir araya getiren ortak bir kültürel değer olduğunu ifade etti. Bu tür geleneklerin toplumların yalnızlaşmasını engellediğini belirten Oğuz, özellikle teknolojinin insan ilişkilerini zayıflattığı günümüzde kültürel buluşmaların daha büyük anlam taşıdığını söyledi. Akıllı telefonlar, dijitalleşme ve yapay zekâ teknolojilerinin insanların günlük yaşamını dönüştürdüğünü kaydeden Oğuz, buna rağmen bireylerin sosyal anlamda yalnızlaştığını dile getirdi. Oğuz, bu nedenle ortak kültürel değerlerin yaşatılmasının hem bireysel hem de toplumsal sağlık açısından önemli olduğunu belirtti. Geleneksel bayramların geçmişten bugüne toplumları bir arada tuttuğunu ifade eden Oğuz, kültürel mirasın gelecek kuşaklara aktarılmasının önemine dikkat çekti. Hıdırellez gibi geleneklerin yalnızca eğlence amacı taşımadığını söyleyen Oğuz, bu etkinliklerin genç kuşakların toplumsal bağ kurmasına katkı sunduğunu belirtti. Oğuz, “Bizim temel amacımız; bir milletin mensubu olmanın verdiği huzurla sağlıklı, mutlu ve başarılı bireyler yetiştirmek. Geçmişte atalarımız bu gelenekleri doğal yaşamın bir parçası olarak sürdürüyorlardı. Bugün ise bu mirası yaşatmak bizim için çok daha büyük bir anlam taşıyor.” dedi. Konuşmasında UNESCO Somut Olmayan Kültürel Mirasın Korunması Sözleşmesi’ne de değinen Oğuz, Hıdırellez’in 2017 yılında Türkiye ve Kuzey Makedonya’nın ortak başvurusu ile UNESCO İnsanlığın Somut Olmayan Kültürel Mirası Temsilî Listesi’ne kaydedildiğini hatırlattı. Bu gelişmeyle birlikte Hıdırellez’in artık yalnızca belirli toplumlara ait bir gelenek değil, insanlığın ortak kültürel mirası olarak kabul edildiğini söyledi. Hıdırellez’in Balkanlar’dan Kafkasya’ya, Orta Doğu’dan Akdeniz coğrafyasına kadar çok geniş bir bölgede kutlandığını belirten Oğuz, farklı toplumların benzer gelenekler etrafında bir araya gelebildiğini ifade etti. Oğuz, Noel ile Hıdırellez arasında sembolik bir karşılaştırma yaparak şu ifadeleri kullandı: İnsanlık Noel yaptığında bir araya geliyor, mutlu oluyor; buna hiçbir itirazımız yok. Hıdırellez yaptığında da bir araya gelebilir ve mutlu olabilir. Mesela Noel’de, herkese yetişsin diye Noel Baba’nın kızağı anlatılır. Noel Baba milyarlarca insana yetişmeye çalışıyor. Biz ise Hızır’ın, uçağın altıyla, kanadıyla insanlara yetiştiğini söylüyoruz. Sekiz milyar insana bir yaşlı Noel Baba’nın yetişmesi mümkün değil. Biz de diyoruz ki bırakın ona Hızır yardım etsin; bizim Hızır’ımız insanlara yetişiyor. Prof. Dr. Öcal Oğuz, konuşmasının sonunda etkinliğe ev sahipliği yapan Ankara Hacı Bayram Veli Üniversitesi yönetimine, organizasyonda emeği geçen akademisyenlere ve öğrencilere teşekkür ederek, Hıdırellez’in tüm insanlığa sağlık, huzur ve bereket getirmesi temennisinde bulundu. “YAŞAYAN MİRASIN KORUNMASI İÇİN VAR GÜCÜMÜZLE ÇALIŞIYORUZ” Türkiye Cumhuriyeti Kültür ve Turizm Bakanlığı Yaşayan Miras ve Kültürel Etkinlikler Genel Müdürü Selim Terzi, somut olmayan kültürel mirasın korunması ve gelecek kuşaklara aktarılması için çalışmalarını sürdürdüklerini belirtti. Katılımcıları selamlayarak konuşmasına başlayan Terzi, Hıdırellez gibi geleneksel bayramların kültürel hafızanın yaşatılması açısından önemli olduğunu ifade etti. UNESCO Türkiye Millî Komisyonu Başkanı Prof. Dr. Öcal Oğuz’un konuşmasının ardından söz aldığını belirten Terzi, “Öcal hocamdan sonra konuşmanın güzel tarafı, söylenmesi gereken pek çok şeyi söylemiş olmasıdır. Ben de söylediklerinin altına imzamı atıyorum.” dedi. Yaşayan Miras ve Kültürel Etkinlikler Genel Müdürlüğü olarak güçlü bir ekiple çalıştıklarını kaydeden Terzi, somut olmayan kültürel mirasın korunması ve yaşatılması için yoğun çaba gösterdiklerini söyledi. Terzi, “Yaşayan mirasın korunması ve gelecek kuşaklara aktarılması için var gücümüzle çalışıyoruz. Elbette eksiklerimiz olabilir ancak çok değerli yol arkadaşlarımız ve bize rehberlik eden kıymetli hocalarımız var.” ifadelerini kullandı. UNESCO Türkiye Millî Komisyonu ile yürütülen çalışmalara da değinen Terzi, son üç yıldır Prof. Dr. Öcal Oğuz ile birlikte önemli projelere imza attıklarını belirtti. Ankara Hacı Bayram Veli Üniversitesi ile iş birliğinin artarak devam edeceğini vurgulayan Terzi, gelecek yıl daha kapsamlı bir Hıdırellez programı düzenlemeyi hedeflediklerini açıkladı. “MİTSEL OLANIN GÜNDELİK HAYATLA BULUŞTUĞU MÜSTESNA BİR EŞİK” AHBVÜ Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Fulya Bayraktar, Hıdırellez Şenliği’nde yaptığı konuşmada, Hıdırellez’in yalnızca mevsimsel bir geçişi değil, aynı zamanda kolektif hafızanın ve kültürel sürekliliğin önemli bir yansımasını temsil ettiğini söyledi. Hıdırellez’in köklerinin Orta Asya bozkırlarından Mezopotamya’ya, Balkanlardan Anadolu’ya uzanan geniş bir kültürel coğrafyaya dayandığını belirten Bayraktar, bu geleneğin Türk kültür hafızasının farklı renklerini bir araya getiren güçlü bir miras olduğunu ifade etti. Prof. Dr. Fulya Bayraktar, konuşmasında Hıdırellez’in taşıdığı sembolik anlamlara dikkat çekerek, “6 Mayıs, dikey zamanın yatay zamanla kesiştiği; mitsel olanın gündelik hayatla buluştuğu müstesna bir eşiktir. Karaların koruyucusu Hızır ile denizlerin hâkimi İlyas’ın sembolik buluşması, insanın tabiatla, bireyin toplumla ve geçmişin gelecekle yeniden barışmasını temsil etmektedir.” cümlelerini sarf etti. Hıdırellez ritüellerinin Türk milletinin binlerce yıllık kültürel birikiminin estetik bir yansıması olduğunu kaydeden Bayraktar, gül ağacına bırakılan dileklerin evrensel bir bolluk, bereket ve barış arzusunu ifade ettiğini söyledi. Bayraktar, Hıdırellez’in 2017 yılında UNESCO İnsanlığın Somut Olmayan Kültürel Mirası Temsilî Listesi'ne dâhil edilmesinin bu kültürel mirasın evrensel değerini tescillediğini belirterek, “Ancak bizim için bu miras yalnızca bir belge değil; toplumsal hafızanın sürekliliğini sağlayan, millî kimliği estetik ve manevi bir disiplin içerisinde yaşatan canlı bir kültür ekosistemidir.” dedi. Konuşmasında ateş ve su ritüellerinin anlamına da değinen Bayraktar, Hıdırellez geleneklerinin Türk insanının doğayla kurduğu zarif ve derin ilişkinin bir göstergesi olduğunu ifade etti. Üniversitelerin yalnızca akademik bilgi üretim merkezleri olmadığını vurgulayan Bayraktar, kültürel mirasın yaşatılması ve gelecek kuşaklara aktarılması konusunda da önemli bir sorumluluk taşıdığını söyledi. Prof. Dr. Fulya Bayraktar, konuşmasını şu sözlerle tamamladı: Doğanın bu muazzam uyanışının akademik ve entelektüel üretimlerimize de ilham olmasını diliyorum. Hıdırellez’in Türk dünyasına ve tüm insanlığa huzur, bereket ve yenilenme getirmesini temenni ediyor, baharın bu güzel coşkusunun hepimize kutlu olmasını diliyorum. HIDIRELLEZ ATEŞİNDEN ATLANDI Şenlikte Hıdırellez kapısından geçiş, gül ağacına dilek bağlama ve Hıdırellez ateşinden atlama ve yumurta tokuşturma ritüelleri yapıldı. KALAKAY TIGIRTMASI TÖRENİ YAPILDI Hıdırellez kutlayan ülkelerin ritüellerinin uygulandığı bir Hıdırellez Sokağı şenliğin gözdesi oldu. Şenlikte uygulanan Kırım Tatarlarının geleneksel Hıdırellez ritüeli Kalakay Tıgırtması (kalakay yuvarlama) uygulaması büyük ilgi ile karşılandı. HIDIRELLEZ DİLEKLERİ DİLENDİ Geleneksel çocuk oyunları, yumurta ve balık boyama etkinlikleri ile çeyiz serme ve bilmece etkinlikleri katılımcılarla buluştu. Martuval çadırında dilek ritüelleri gerçekleştirilirken, kilit ile kısmet açma ve kısmet çemberinden geçme uygulamaları yapıldı.

Binlerce yıllık Türk hafızası yazıya geçirildi: Türk Dünyası Etnopedagojisi Haber

Binlerce yıllık Türk hafızası yazıya geçirildi: Türk Dünyası Etnopedagojisi

Şubat 2026’da yayımlanan “Türk Dünyası Etnopedagojisi” adlı eser, Türk dünyasının ortak eğitim mirasını bilimsel bir zeminde ele alan kapsamlı bir çalışma olarak dikkat çekiyor. Yurtdışı Türkler ve Akraba Topluluklar Başkanlığı ile Uluslararası Türk Kültürü Teşkilatının (TÜRKSOY) ortak yayını olan kitap, Doç. Dr. İkram Çınar ve Doç. Dr. Minara Aliyeva Çınar editörlüğünde hazırlanarak literatüre kazandırıldı. Türkiye’de etnopedagoji alanında henüz sınırlı sayıda eser bulunurken, bu çalışma hem kapsamı hem de yöntemiyle alanın en önemli ve ender örneklerinden biri olarak öne çıkıyor. ANADOLU’DAN ALTAYLARA EĞİTİM BİRİKİMİ Eserde, Türk dünyasının geniş coğrafyasına yayılmış toplulukların çocuk yetiştirme anlayışları, geleneksel eğitim pratikleri ve kültürel değer aktarım mekanizmaları bilimsel bir çerçevede inceleniyor. Anadolu’dan Altaylara, Hazar’dan Türkistan coğrafyasına uzanan geniş bir sahayı kapsayan kitap, yalnızca teorik bir inceleme sunmakla kalmıyor; aynı zamanda halkların yüzyıllar boyunca oluşturduğu eğitim birikimini kayıt altına alarak geleceğe taşıma amacı güdüyor. Bu yönüyle eser, kültürel hafızanın korunması açısından da önemli bir işlev üstleniyor. ORTAK TÜRK ALFABESİYLE YAYIMLANAN İLK KAPSAMLI ÇALIŞMA Kitabın en dikkat çekici özelliklerinden biri, on dört farklı Türk lehçesinde ve çift dilli olarak hazırlanmış olması. Metinler hem ilgili toplulukların kendi ana dillerinde hem de Türkiye Türkçesinde sunuluyor. Ayrıca eserin, Ortak Türk Alfabesiyle yayımlanan ilk kapsamlı çalışma olması, Türk dünyasında dil birliği yönündeki çabalar açısından önemli bir adım olarak değerlendiriliyor. Azerbaycan, Kazakistan, Kırgızistan, Özbekistan ve Türkmenistan gibi bağımsız Türk devletlerinin yanı sıra Çuvaşlar, Başkurtlar, Kazan Tatarları, Karakalpaklar, Ahıska Türkleri, Dolganlar, Terekemeler, Kırım Tatarları ve Kırım Karayları gibi birçok topluluğun etnopedagojik birikimi ayrı bölümler hâlinde ele alınıyor. ETNOPEDAGOJİ: TOPLUMUN KENDİ EĞİTİM BİLİMİ Etnopedagoji, modern okul sistemlerinden çok daha önce var olan, toplumların çocuklarını aile ve çevre içinde nasıl yetiştirdiğini inceleyen bir eğitim bilimi olarak tanımlanıyor. Bu alan, 20. yüzyılda Çuvaş bilim insanı G. N. Volkov tarafından sistemleştirilmiş olsa da Türkiye’de yeni yeni tanınmaya başlayan bir disiplin olarak biliniyor. “Türk Dünyası Etnopedagojisi” kitabı, bu alandaki bilgi birikimini Türkiye’ye taşıması bakımından da ayrı bir önem taşıyor. Eser, karşılaştırmalı eğitim çalışmalarına veri sunmasının yanı sıra Türkoloji, dilbilim ve müfredat geliştirme gibi alanlara da katkı sağlıyor. KIRIM BÖLÜMÜ ÖNE ÇIKTI Kitapta Kırım coğrafyası özel bir yer tutuyor. Türk dünyasının tarih boyunca büyük acılar yaşamış bölgelerinden biri olan Kırım, hem Kırım Tatarları hem de Kırım Karayları üzerinden etnopedagojik açıdan detaylı biçimde inceleniyor. Kırım Tatarlarının çocuk yetiştirme anlayışı; aile yapısı, atasözleri, masallar ve törenler üzerinden ele alınırken, İsmail Bey Gaspıralı’nın eğitimde reform niteliğindeki çalışmaları ve usul-ü cedid okulları bu geleneğin önemli yapı taşları arasında gösteriliyor. Kırım Tatar kültüründe çocuk, “evin çiçeği” olarak kabul edilirken, geniş aile yapısı çocuğun eğitiminde temel kurum olarak öne çıkıyor. Kırım Karayları ise sayıca az olmalarına rağmen kendilerine özgü kültürel ve eğitimsel değerleriyle dikkat çekiyor. Karayların eğitim anlayışı, dini ve ahlaki temeller üzerine kurulu olup çocuklara küçük yaşlardan itibaren güçlü bir değerler sistemi kazandırmayı hedefliyor. Tanrı sevgisi, aile bağlılığı ve toplumsal sorumluluk gibi kavramlar bu sistemin merkezinde yer alıyor. Karay Türkçesi ve gelenekleriyle Türk dünyasının özgün bir parçası olan bu topluluk, kitapta ayrıntılı biçimde ele alınarak kayıt altına alınıyor. AKADEMİK SAHA VE KÜLTÜREL MİRAS İLGİLİLERİ İÇİN ÖNEMLİ BİR KAYNAK Eserin hazırlanma süreci de en az içeriği kadar dikkat çekici. Farklı ülkelerden akademisyenlerin katkılarıyla oluşturulan kitap, uzun yıllara yayılan bir çalışmanın ürünü. Metinlerin farklı dillerden çevrilmesi, ortak alfabe ile yeniden düzenlenmesi ve içeriklerin bilimsel bir bütünlük içinde sunulması önemli bir emek gerektiriyor. Editörler, bu sürecin hem akademik hem de kültürel açıdan büyük bir sorumluluk taşıdığını vurguluyor. “Türk Dünyası Etnopedagojisi”, yalnızca bir kitap olmanın ötesinde, Türk halklarının ortak değerlerini ve eğitim anlayışını ortaya koyan bir başvuru kaynağı niteliği taşıyor. Küreselleşme sürecinde kültürel aşınmaya karşı bir bilinç oluşturmayı hedefleyen eser, Türk toplumlarının “ideal insan” modelini yeniden tanımlayarak gelecek kuşaklara aktarmayı amaçlıyor. Çalışkan, vatansever, adaletli ve değerlerine bağlı birey yetiştirme anlayışı, kitabın temel vurguları arasında yer alıyor. Bu yönüyle eser, Kırım’dan Sibirya’ya kadar uzanan geniş Türk dünyasında ortak bir eğitim perspektifi oluşturma çabasının somut bir örneği olarak değerlendiriliyor. Türkiye’de etnopedagoji alanındaki nadir ve öncü çalışmalardan biri olan “Türk Dünyası Etnopedagojisi”, hem akademik çevreler hem de kültürel mirasa ilgi duyan okuyucular için önemli bir kaynak olarak öne çıkıyor.

Hıdırellez coşkusu Ankara’da yaşanacak! Haber

Hıdırellez coşkusu Ankara’da yaşanacak!

Baharın müjdecisi olarak kabul edilen Hıdırellez, 6 Mayıs 2026 tarihinde düzenlenecek şenlikle Ankara’da kutlanacak. Hıdırellez Şenliği, UNESCO Türkiye Millî Komisyonu (UTMK), Ankara Hacı Bayram Veli Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Türk Halk Bilimi Uygulama ve Araştırma Merkezi (THBMER), Ankara Somut Olmayan Kültürel Miras Müzesi, Gölbaşı Somut Olmayan Kültürel Miras Müzesi, Somut Olmayan Kültürel Miras Derneği, Geleneksel Sporlar ve Oyunlar Uygulama ve Araştırma Merkezi ve Türkiye Geleneksel Spor Dalları Federasyonu (GSDF) iş birliğiyle gerçekleştirilecek. Etkinlik, saat 11.00 ile 15.00 arasında Ankara Hacı Bayram Veli Üniversitesi Itrî Yerleşkesi’nde düzenlenecek. Program kapsamında açılış konuşmalarının ardından katılımcılar, Hıdırellez’e özgü ritüel ve etkinliklerle buluşacak. Şenlikte “Hıdırellez kapısından geçiş”, “gül ağacına dilek bağlama” ve “Hıdırellez ateşinden atlama” gibi geleneksel uygulamaların yanı sıra çocuk oyunları, yumurta ve balık boyama etkinlikleri, çeyiz serme ve bilmece etkinlikleri yer alacak. Ayrıca etkinlik alanında kurulacak martuval çadırında dilek ritüelleri gerçekleştirilecek; “kilit ile kısmet açma” ve “kısmet çemberinden geçme” gibi uygulamalar ziyaretçilere sunulacak. Katılımcılar için tuz-ekmek hakkı geleneği yaşatılacak, bereket çuvalları dağıtılacak ve pilav ikramı yapılacak. Şenlikte ayrıca Hıdırellez’i kutlayan farklı ülkelerin tanıtıldığı “ülkeler sokağı” da yer alacak.

Kırım’ın tarihî mirasını talan eden Rus arkeolog, takasla serbest kaldı Haber

Kırım’ın tarihî mirasını talan eden Rus arkeolog, takasla serbest kaldı

Polonya Dışişleri Bakanı Radoslaw Sikorski, Belarus ile gerçekleştirilen mahkum takası kapsamında, işgal altındaki Kırım'da yasa dışı kazı yaptığı gerekçesiyle Ukrayna tarafından iadesi istenen Rus arkeolog Aleksandr Butyagin'in serbest bırakıldığını duyurdu. Dışişleri Bakanı Sikorski, bugün düzenlediği basın toplantısında, Polonya ve Belarus arasında mahkum takası gerçekleştirildiğini belirterek, "Takas ettiğimiz kişilerden biri, Ukrayna'ya iade süreci devam eden bir Rus tarihçiydi." ifadelerini kullandı. Belarus-Polonya sınırında gerçekleşen takasta Butyagin ve bir Rus askerinin eşinin yanı sıra toplam 5 kişi serbest bırakılırken; karşılığında Moldova istihbaratına bağlı iki subay ve diğer rehinelerin alındığı bildirildi. POLONYA MAHKEMESİ İADEYİ ONAYLAMIŞTI Varşova Bölge Mahkemesi, 18 Mart'ta yapılan duruşmada, Rus işgali altındaki Kırım’da yasa dışı kazı çalışmaları yürüterek Ukrayna'nın kültürel mirasına verdiği zarar nedeniyle Ukrayna tarafından aranan Rus arkeolog Aleksandr Butyagin’in Ukrayna’ya iade edilme talebini kabul etti. ARALIK 2025’TE GÖZALTINA ALINDI Rus bilim insanı Butyagin, Hollanda’dan Balkanlara seyahat ederken 11 Aralık 2025’te Varşova’dan transit geçtiği sırada Polonya İç Güvenlik Ajansı tarafından durdurularak gözaltına alındı. Ardından Polonya mahkemesi, savcılıkta ifade vermeyi reddeden bilim insanı hakkında 40 günlük tutukluluk kararı verdi. Tutukluluk süresi Ocak ile Mart aylarında uzatılan Butyagin'in iade süreci, Polonya yargısında dikkat çeken bir hukuk mücadelesine dönüştü. Savunma tarafı, daha önce Kuzey Akım boru hattı sabotajı şüphelisinin Almanya'ya iadesini reddederek Ukrayna lehine tavır aldığı gerekçesiyle Hakimin reddini talep etmiş, ancak bu talep mahkemece reddedilmişti. 2024’DE SUÇLAMA YÖNELTİLDİ Ukrayna Başsavcılığı, Butyagin’e Kasım 2024’te resmen suçlama yöneltmişti. Yetkililere göre Butyagin, Hermitaj Müzesi tarafından organize edilen sözde Mirmekiy Arkeolojik Keşif Gezi'nin başkanlığı görevini üstlenerek Ukrayna’dan hiçbir izin almadan Kırım’ın Kerç kentindeki Antik Mirmekiy Kenti’nde yasa dışı kazı çalışmaları yürütüyor. Ukrayna mevzuatına göre izinsiz kültürel miras tahribi 2 ile 5 yıl hapis cezası gerektiriyor. Ukrayna Güvenlik Servisi (SBU), yapılan uzman incelemelerde Rus ekiplerin ilgili arkeolojik alana 200 milyon Ukrayna grivnasını aşan zarar verdiğini belirlediklerini duyurdu.

Ukrayna istihbaratı Kırım’daki kültürel mirası yağmalayan Rus “arkeologları” deşifre etti Haber

Ukrayna istihbaratı Kırım’daki kültürel mirası yağmalayan Rus “arkeologları” deşifre etti

Ukrayna Savunma Bakanlığı İstihbarat Başmüdürlüğü (HUR), işgal altındaki topraklarda Rusya tarafından yürütülen sistematik kültürel yağmaya dair yeni veriler paylaştı. "War&Sanctions" portalında yayımlanan rapor, çalınan 20 değerli kültür varlığının yanı sıra yasa dışı kazılar, tarihi eser kaçakçılığı ve dezenformasyon faaliyetlerine karışan yedi kişi ile iki müzeyi gün yüzüne çıkardı. YAĞMANIN MİMARLARI: SÖZDE ARKEOLOGLAR VE MÜZE GÖREVLİLERİ İstihbarat verilerine göre, sözde "Donetsk Cumhuriyet Yerel Kültür Müzesi" çalışanı olan Eduard Kravçenko ve Vitaliy Voytenko, Priazovye (Azak Denizi çevresi) ve Donetsk bölgelerinde yasa dışı kazılar yürüten başlıca isimler olarak belirlendi. Eduard Kravchenko'nun ayrıca 2025 ve 2026 yıllarında Rusya Kültür Bakanlığından işgal altındaki Kırım'da arkeolojik çalışmalar yapmak üzere hukuksuz izinler aldığı tespit edildi. Voytenko’nun ise Rus ordusunda görev yaptığı kaydedildi. Kültürel yağmanın sadece fiziksel hırsızlıkla sınırlı kalmadığı, Rusya Federasyonu Bilim Bakan Yardımcısı Konstantin Mogilevsky aracılığıyla ideolojik bir boyuta taşındığı vurgulandı. Mogilevsky'nin, "Rus Tarih Kurumu" üzerinden yürüttüğü faaliyetlerle Ukrayna'nın işgalini haklı çıkarmak amacıyla tarihi gerçekleri saptırdığı ve yanlış bilgi yaydığı bildirildi. KIRIM’DA YASA DIŞI KAZILAR VE ÇALINAN KÜLTÜREL MİRAS İstihbarat raporunda, özellikle işgal altındaki Kırım'da bulunan Hospitalıy Höyüğü ve Kız Aul Nekropolü gibi kritik arkeolojik alanlardan çalınan eserlere dikkat çekildi. Rusya Bilimler Akademisi Arkeoloji Enstitüsü'nün 2015 yılından bu yana her yıl Kız Aul Nekropolü’nde yasa dışı kazılar yaptığı ve mezar envanterleri başta olmak üzere paha biçilemez tarihi eserleri Rusya'ya taşıdığı belirtildi. Ayrıca Zaporijya bölgesindeki dünyaca ünlü Kamyana Mohıla (Taş Mezar) öreni ile Nova Kahovka'daki sanat galerisinin de işgalciler tarafından tamamen talan edildiği kaydedildi.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.