SON DAKİKA
Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#Kumpas

QHA - Kırım Haber Ajansı - Kumpas haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Kumpas haber sayfasında canlı gelişmelerle ulaşabilirsiniz.

Kırım’da 19 yaşındaki öğretmen adayına "terör" kumpası: "Kızımı katillerle aynı hücreye koydular!" Haber

Kırım’da 19 yaşındaki öğretmen adayına "terör" kumpası: "Kızımı katillerle aynı hücreye koydular!"

Rusya’nın Kırım’ı uluslararası hukuku çiğneyerek işgal etmesinin ardından yarımadada başlatılan sistematik baskı, tecrit ve yıldırma politikaları her geçen gün boyut değiştiriyor. Kremlin rejimi, Kırım’da yaşayan halkı sindirmek ve topraklarından sürmek için yürüttüğü uydurma "terör" operasyonları ilk yıllarda daha çok erkek aktivistleri, gazetecileri ve Kırım Tatar Millî Meclisi (KTMM) üyelerini hedef alırken; son dönemde baskı dalgasını Kırımlı kadınlara, annelere ve genç kızlara kadar genişletti. Kırım Haber Ajansı (QHA) olarak hazırladığımız "İşgal Altında Çalınan Hayatlar: Kırım’ın Siyasi Tutsak Kadınları" özel dosya serimizin bu bölümünde; henüz 19 yaşındayken uydurma terör dosyalarıyla evinden koparılan Kırım Tatar siyasi tutsak Nasiba Saidova’nın hikâyesini sayfalarımıza taşıyoruz. Rusya tarafından haksız yere hapse atılan genç öğretmen adayı Nasiba Saidova’nın annesi Dinara İyupova, kızının esaret altındaki durumunu tüm çıplaklığıyla QHA'ya aktardı. Çaresiz anne; Rusya Federal Güvenlik Servisinin (FSB) kumpas taktiklerini, cezaevlerindeki insanlık dışı koşulları ve Kırım Tatar halkının yüzyıllardır bitmeyen vatan mücadelesini sarsıcı ifadelerle gözler önüne serdi. EĞİTİMDE BAŞARIYA VE ÇOCUKLARA ADANMIŞ HAYAT BİR GECEDE YARIM KALDI Nasiba’nın çocukluğundan beri her zaman uysal, başarılı, çevresine neşe saçan ve güler yüzlü bir evlat olduğunu belirten Dinara İyupova, kızının işgalciler tarafından çalınan hayallerini ve yarım kalan hikayesini şu sözlerle anlattı: Biz 8 çocuklu, kalabalık bir Kırım Tatar ailesiyiz. Nasiba benim dördüncü çocuğum, tüm çocuklarım gibi o da Bahçesaray'da doğdu ve bu topraklarda büyüdü. Diğer çocuklarıma kıyasla o kadar söz dinleyen, o kadar yumuşak huylu ve uyumlu bir çocuktu ki, onunla alışverişe çıkmak bile bir başkaydı; annesinin, büyüklerinin sözünden asla çıkmazdı. Okul hayatı başarılarla doluydu. Ardından pedagoji kolejini kazandı, ilkokul öğretmenliği okuyordu. Staj döneminde mesleğine adeta aşık oldu. Çocukları o kadar çok seviyordu ki, derslerine sımsıkı sarıldı ve okulunu yüksek şeref derecesi (kırmızı diploma) ile bitirmek üzereydi. Bu yıl onun son senesiydi, o diplomayı gururla eline alacaktı. Hayatının en mutlu dönemindeydi; Şubat 2025'te evlendi. Eşi onu çok sevmişti, evlenebilmek için uzun süre peşinden koşmuştu. Evliliğin ardından kolejin son senesinde ona serbest devam zorunluluğu hakkı verdiler. Nasiba da boş durmadı, parallel olarak bir anaokulunda çocuk eğitmeni ve pedagog olarak resmi işe başladı. İnanın daha sadece birkaç hafta çalışabilmişti, çocukların kalbine yeni dokunmaya başlamıştı ki o uğursuz baskınla tüm hayatımız ve hayallerimiz bir gecede altüst oldu. “SABAH NAMAZINDA TELEFONLARI KONTROL EDİYORUZ: BUGÜN SIRA KİMDE?” 2014’ten bu yana Rusya, işgal altındaki Kırım'da Kırım Tatar halkını sindirmek için farklı uydurma "terör" operasyonları yürütüyor. Yıllardır her Kırım Tatarı için sabahların büyük bir korku ve endişeyle başladığını belirten acılı anne, Rusya'nın Kırım'da adeta takvime bağlanmış bir "tutuklama kotası" yürüttüğünü şu şekilde anlattı: Biz Kırım’da 2015 yılından beri, yani tam 11-12 yıldır bu haksız tutuklamalarla, şafak operasyonlarıyla koyun koyuna yaşıyoruz. Çevremizden, komşularımızdan, akrabalarımızdan onlarca suçsuz insan bu uydurma terör maddeleriyle Rus zindanlarında çürüyor. Biz artık Kırım’da sabah namazına kalktığımızda, ellerimiz titreyerek ilk iş olarak telefonlarımızı, sosyal medyayı, mesaj gruplarını kontrol ediyoruz; 'Bugün kimin evi basıldı, hangi komşumuz gözaltına alındı?' diye bakıyoruz. Çünkü bu baskınlar belirli bir döngüyle, haince bir matematikle yapılıyor. Adeta önceden yazılmış kirli bir senaryo var: Yılbaşı tatili biter, Şubat-Mart gibi mutlaka birilerini alırlar. Yaz ortasında bir dalga baskın yaparlar, sonra yıl sonuna doğru bir daha çökerler. Bir kota, yukarıya sunulacak bir plan var ve Rus ajanlar o plana göre hareket ediyor. Ben bir anaokulunda aşçı olarak çalışıyorum. O sabah saat 08.00'de vardiyam vardı, tam işe gitmek için evden çıkacaktım ki saat 07.00 civarında büyük kızım aradı. Kızım telefonda hıçkırarak, nefes alamayarak 'Anne, Nasiba’yı tutukladılar, evini bastılar' dedi... İşte o günden sonra bizim için normal hayat bitti; mahkeme kapılarında, cezaevi koridorlarında geçen yeni ve karanlık bir yaşam başladı. 60 YAŞINDAKİ EMEKLİ ADAMI SİLAH ZORUYLA YERE YATIRIP SAHTE DELİL YERLEŞTİRDİLER Nasiba’nın evliliğin ardından eşinin ailesiyle birlikte yaşadığını ve baskın anında 60 yaşını geçmiş emekli kayınpederine dahi barbarca davranıldığını belirten Dinara İyupova, aramaların nasıl bir tiyatroya dönüştüğünü şu sözlerle aktardı: Sabahın köründe, daha gün ağarmadan kapıyı kırmaya çalışır gibi yumruklamaya başlamışlar. Eşinin babası, 60 yaşın üzerinde kendi halinde bir emekli... 'Bizim çocuklar işe giderken yine anahtarı mı unuttu acaba' diyerek kapıyı açar açmaz maskeli, ağır silahlı adamlar içeri dalmış ve o yaşlı adamı barbarca acımasızca yere yatırıp üzerine çökmüşler. Çocukları da aynı şekilde kabaca, hakaretlerle yere yatırmışlar. Hepsini silah zoruyla mutfağa toplayıp odalarda yalnız kalmışlar. Birkaç dakika kendi başlarına evi talan ettikten sonra, 'Gelin şimdi şahitler huzurunda arama yapacağız' demişler. Tabii ki o yalnız kaldıkları birkaç dakikada, yanlarında getirdikleri ve Kırım'da güya 'yasaklı' ilan ettikleri İslami kitapları odalara, yatak altlarına yerleştirmişlerdi. Dosyanın, davanın temelini işte bu kendi elleriyle koydukları sahte kanıtlar oluşturdu. Daha operasyon bitmeden, çocuklar emniyete bile götürülmeden, öğle saatlerinde kendi propaganda sitelerinde bu baskının videosunu arkasına kahramanlık müzikleri ekleyip montajlayarak yayınladılar. Bu büyük hukuksuzluğu dünyaya bir başarı hikayesi gibi pazarlıyorlar. Ayrıca dosyaya güya 'gizli tanıkları', nereden alındığı belli olmayan kurgu 'ses kayıtları' eklemişler. Biz Kırım Tatarıyız; düğünde, bayramda, cenazede, misafirlikte bir araya geliriz; kahve içerken İslam hakkında, ahlak hakkında konuşuruz. Anca şu an, vatanımızda İslam hakkında konuşmak artık 'terörizm' sayılıyor! Arama motoruna bile ‘Terörizm nedir?’ yazarsanız; terörizm patlama, korkutma, cana kastetme, şiddet olduğu çıkar. Bizim çocuklarımızın hayatında, fikrinde bunun zerresi yok. Şimdi benim 19 yaşındaki zayıf, narin kızımı 'terör örgütü üyesi' olmakla suçluyorlar. “ÖNCE AKIL HASTANESİNE KAPATIP PSİKOLOJİK İŞKENCE YAPTILAR, ŞİMDİ KATİLLERLE AYNI HÜCREDE” Kızının tutuklanmasının hemen ardından Rus gizli servisinin akıl almaz ve aşağılayıcı yöntemlere maruz kaldığını ifade eden Dinara İyupova, cezaevi koşullarını ve kızının sağlık durumunu anlatırken gözyaşlarını tutamadı: Tutuklandıktan sonra sadece bir hafta tutukevinde tuttular, ardından kızları doğrudan bir psikiyatri kliniğine yatırıp sözde 'psikolojik inceleme' adı altında tecrit ettiler. Bu, Sovyet döneminden kalma bir cezalandırma yöntemidir. Nasiba bana anlattı; o klinikte sözde incelemeyi yapan FSB ajanı kim çıktı biliyor musunuz? Daha birkaç ay önce, yaz tatilinde kızımın okuduğu koleje gidip güya 'Kırım'dan Ukrayna'nın yeni işgal edilen bölgelerine acil öğretmenlere ihtiyaç var, seni oraya gönderelim, çok iyi şartlar sunacağız' diye kızımı ikna etmeye, kandırmaya çalışan adammış! Okulda o çocuklara karşı melek gibi davranan, yüzüne maske takan o adam, FSB binasında kızların üzerine avazı çıktığı kadar bağırıp küfürler, hakaretler, tehditler savurmuş. Kızlara namaz kılmaya izin vermemiş… Meğer kızımı çoktan listeye alıp adım adım kumpas kurmuşlar. Kızımın cezaevindeki yerini sürekli değiştiriyorlar, psikolojisini bozmak için hücreden hücreye sürüyorlar. Şu an kimlerle aynı odada kalıyor biliyor musunuz? Kendi kocalarının canına kastetmiş kadınlarla, azılı kadın haydutlarla ve katillerle aynı hücreye koymuşlar 19 yaşındaki dindar, tertemiz bir kız çocuğunu. 15 Nisan'da kaloriferleri erkenden kapattılar, içerisini buz kesmiş. Kışın havalandırma olmadığı için rutubetten duvarlar resmen yeşile boyanmış, küf bağlamış. Nasiba’nın ağır alerjisi var, 'Anne yatağa uzanıyorum, tam burnumun ucundaki duvardan yeşil küflü sular akıyor, nefes alamıyorum' dedi. O soğukta, o pislikte ve streste kızım ocak ayında hücrede bayıldı, bilincini kaybetti. Ondan sonra başka bir hücreye sevk edildi ve eşine ve bana nihayet aylar sonra görüşme izni verdiler. O ilk görüşe gittiğimde 7 ayın birikmiş acısıyla, o camın arkasındaki solmuş yüzünü görünce kendimi tutamadım, ağladım; doğru dürüst konuşamadık bile... “RUS RULETİ OYNUYORLAR AMA BİZ KENDİ TOPRAKLARIMIZI BIRAKIP KAÇMAYACAĞIZ” Kırım Tatar halkının korku ortamda yaşamaya mecbur bırakıldığını belirten İyupova şunları kaydetti: Bu sistem tam bir Rus ruleti. Yarın kimin kapısının kırılacağını kimse bilmiyor. Halkı sindirmek için bunu yapıyorlar… Peki biz nereye gideceğiz? Biz buraya, öz yurdumuza, yeşil Kırım’ımıza dönebilmek için nesiller boyu ne bedeller ödedik! Benim anne babam Kırım'a döndüğünde paraları yetmediği için yarım, yıkık dökük bir ev aldılar; yıllarca o evin yanındaki betondan bozma garajda yaşayıp o evi tırnaklarıyla, emekleriyle inşa ettiler. Şimdi hiçbir davetlimiz olmayan, bizi kendi evimizde terörist ilan eden Rusya istedi diye evimizi, yurdumuzu, topraklarımızı bırakıp kaçacak mıyız? Zamanında Sovyetler de bir gecede, bir diktatörün kalem oynatmasıyla Kırım Tatarlarına 'hain' damgası vurdu ve büyükannemi henüz 20 yaşındayken hayvan vagonlarına bindirip sürgüne, ölüme gönderdi. Bugün benim kızım Nasiba da tıpkı büyükannesi gibi, henüz 19 yaşındayken bir savcının kirli kalemiyle 'terörist' ilan edildi. İstenen ceza sınırı 10 yıldan 20 yıla kadar! Rusya'da azılı katillere, tecavüzcülere verilmeyen cezaları bu gencecik çocuklara verecekler. KADINLAR SİYASİ HEDEF HÂLİNE GELDİ İşgalci Rus güçleri 15 Ekim 2025 tarihinde dört Kırım Tatar kadını haksız gerekçelerle alıkoyarak FSB ofisine götürdü. Ertesi gün sözde mahkemeye çıkarılan Esma Nimetulayeva, Elviza Aliyeva, Nasiba Saidova ve Fevziye Osmanova sözde "terör örgütü faaliyeti yürütmek ve ilgili örgütün faaliyetlerine katılmakla" suçlanarak tutuklandı. İŞGALCİLERDEN BAŞÖRTÜSÜNE FİZİKSEL MÜDAHALE Gözaltı merkezine getirildiği ilk günlerde FSB görevlisi bir kadının Fevziye Osmanova'nın başörtüsü takmasını yasakladığı, hatta erkek görevlilerin yanında başörtüsünü yırttığı bildirildi. Öte yandan kendisiyle birlikte zorla alıkonulan diğer iki siyasî tutsak Esma Nimetulayeva ve Nesibe Saidova'nın da aynı muameleyle karşı karşıya kaldığı öğrenildi. KIRIM’DAN MOSKOVA’YA ADALET YOLCULUĞU Haksız yere alıkonulan dört Kırım Tatar kadının aileleri başta olmak üzere 16 Kırım Tatarından oluşan heyet, Rusya İnsan Hakları Yetkilisi (Ombudsman) Tatyana Moskalkova ile görüşmek amacıyla 29 Ekim’de Kırım’dan Moskova’ya yola çıktı. Hak arayışı yolunda son 36 saat içinde Rus kolluk kuvvetleri tarafından 5 defa alıkonulan Kırım Tatarları, Rusya Ombudsmanlık Ofisine ulaşmayı başardı. Nasibe Saidova, Fevziye Osmanova ve Elvize Aliyeva’nın aileleri ile avukat Nazim Şeyhmambetov, haksız yere alıkonulan Kırım Tatar kadınların serbest bırakılması talebini içeren dilekçeyi Rusya Ombudsman Ofisine sundu. Dilekçeye Kırım’ın farklı şehir ve köylerinden toplanan 6 bin 500 bin imza atıldı. Heyet, aynı dilekçeyi Rusya Başsavcılığına ve Devlet Başkanlığı İdaresine de sundu. Ancak bu çabalar hiçbir sonuç vermedi.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.