SON DAKİKA
Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#Londra

QHA - Kırım Haber Ajansı - Londra haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Londra haber sayfasında canlı gelişmelerle ulaşabilirsiniz.

Neşe Sarısoy Karatay: Cengiz Dağcı’nın Londra’daki evinde zaman, Kırım’ı konuşur Haber

Neşe Sarısoy Karatay: Cengiz Dağcı’nın Londra’daki evinde zaman, Kırım’ı konuşur

Ünlü Kırım Tatar roman yazarı, eserlerinde Kırım Tatarlarının var olma mücadelesini, Rusların zulmü altındaki hayatını ele alan, sadece Kırım için değil yazdığı 30’a yakın eserle Türk edebiyatı içerisinde çok önemli bir yeri olan Cengiz Dağcı’nın hayatına, edebî kişiliğine ve eserlerine odaklanan "Cengiz Dağcı" eseri, Prof. İbrahim Şahin'in editörlüğünde Türkiye Cumhuriyeti Kültür ve Turizm Bakanlığı tarafından yayımlandı. Dağcı’nın anlatılarını tematik, sosyolojik, psikolojik ve kültürel açılardan ele alan ve geniş bir yazar kadrosu ile dikkat çeken eserde Yapımcı, Yönetmen ve Metin Yazarı Neşe Sarısoy Karatay da “Cengiz Dağcı’nın Evinde Zamanın Halleri” adında okuyucuyu, o zamanda ve o mekanda hissettiren çok etkileyici bir yazı kale aldı. Sarısoy Karatay kitap bölümünün detaylarını Kırım Haber Ajansına (QHA) açıkladı. Türkiye Cumhuriyeti Kültür ve Turizm Bakanlığı tarafından Prof. İbrahim Şahin Editörlüğünde hazırlanan “Cengiz Dağcı” kitabı için, “Cengiz Dağcı’nın Evinde Zamanın Halleri” adında okuyucuyu, o zamanda ve o mekanda hissettiren çok etkileyici bir yazı kaleme aldınız. Bu yazı Londra’daki evin, bir mekânın anlatısının çok ötesine geçiyor, zamanı, anıları ve Kırım hasretini birlikte okuyoruz. Bu metnin çıkış noktası neydi? Aslında bu metnin çıkış noktası bir yazı fikrinden çok, bende kalan görüntülerdi. Bir yönetmen olarak hikâyeleri çoğunlukla imgelerle, seslerle ve sessizliklerle düşünürüm. Cengiz Dağcı’nın Londra’daki evinde geçirdiğim anlar da yıllar boyunca zihnimde hiç silinmeyen görüntüler olarak kaldı. O ev, sıradan bir yaşam alanı değildi; geçmişin, şimdinin, hayallerin ve Kırım’ın aynı anda var olduğu bir zaman mekânıydı. Yazı, tanıklığımın gecikmiş ama zorunlu bir ifadesi oldu. Yazınızda “zamanın halleri” kavramını merkez alıyorsunuz. Bu kavram sizin için neyi karşılıyor? Cengiz Dağcı’nın evinde "zaman" tek bir doğrusal çizgide akmıyordu. Orada geçmiş zamanın farklı kipleri, şimdiki zamanın acı gerçekliği ve hayalle gerçek arasında asılı kalan bir “araf zaman” vardı. Evde dolaşırken bunu somut olarak hissediyordunuz. Regina’nın eşyaları, yazı masası, daktilo, bahçe, mutfaktaki ilaçlar... Her biri farklı bir zaman kipini temsil ediyordu. Bu yüzden yazının başlığını “zamanın halleri” olarak kurdum; çünkü orada zaman sadece geçmiyor, hâl değiştiriyordu. Bu zaman katmanlarının merkezinde Kırım var. Cengiz Dağcı için Kırım neyi temsil ediyordu? Kırım, Cengiz Dağcı için yalnızca bir coğrafya değildi; anne kucağıydı, korunma duygusuydu, başlangıçtı. Çocukluğunun geçtiği Kızıltaş, onun için hayatın henüz kötülükle kirlenmediği tek zamandı. Sürgün, savaş, esaret ve kayıplarla dolu bir hayattan sonra Dağcı, Londra’daki evinde Kırım’ı yeniden kurdu. Bahçesindeki badem ağacı, Ayı Dağı’nın resimleri, Kırım köşesi… Bunların hepsi bir nostalji değil, hayatta kalma biçimiydi. Yazınızda ev ve bahçenin “Londra’daki Kızıltaş” olarak yeniden kurulduğunu söylüyorsunuz. Bu sizin gözünüzde nasıl bir anlam taşıyor? Bu çok bilinçli bir yeniden inşa. Cengiz Dağcı, elinden zorla alınmış bir vatanın yerine hayali bir vatan kuruyor. Bahçesini temizleyip çiçekler ekmesi, badem ağacı dikmesi, duvarlara çocukluğunun manzaralarını asması; bunların hiçbiri dekoratif değil. Bunlar, vatandan ayrı kalışıyla, Kırım tatar Halkının dört bir tarafa dağılışının yarattığı parçalanmaya karşı verilen sessiz bir direniş. O evde yaşamak, Kırım’da yaşamaya devam etmenin bir yoluydu. “REGİNA’NIN YOKLUĞU, EVDE KALAN ZAMAN” Eşi Regina’nın varlığı yazıda çok güçlü bir şekilde hissediliyor. Regina’nın bu evdeki ve Dağcı’nın hayatındaki yeri neydi? Regina, Cengiz Dağcı’nın hayatındaki en büyük dayanak noktasıydı. Sürgün hayatının, yokluğun, yabancılığın içinde birlikte tutunmuşlardı hayata. Regina’nın ölümünden sonra evde hiçbir şeyin yerinin değiştirilmemesi, eşyaların olduğu gibi korunması, bir yas hali olduğu kadar bir sadakat biçimiydi. Dağcı, bir ayrılığı daha kaldıramayacak kadar yorgundu. Regina’nın gözlüğünü bile yerinden almamıştı. O evde Regina hâlâ yaşıyordu. “ARAF ZAMAN: KAPI EŞİĞİNDE BEKLEMEK” Metinde geçen “araf zaman” özellikle dikkat çekici. Bu kavramı biraz açabilir misiniz? Araf zaman, ne geçmiş ne şimdi ne de gelecek olan bir zaman. Hayalle gerçekliğin, iç dünya ile dış dünyanın arasında asılı kalmış bir hâl. Cengiz Dağcı’nın kapı eşiğinde yaşadığı tereddütler, kapı çaldığında beklemesi, dışarıdan gelen dünyaya karşı duyduğu mesafe bu arafın somut göstergeleriydi. İç dünyasında Kırım’da, Regina ile birlikteyken; dış dünya ona yabancı, soğuk ve tehditkârdı. “GELECEK ZAMAN O EVDE DEĞİLDİ” Yazıda geleceğe dair umudun evde bulunamadığını, ama sonradan Kızıltaş’ta ortaya çıktığını söylüyorsunuz. Bu sizin için nasıl bir farkındalıktı? Gençliğin verdiği bir refleksle, geleceğe dair bir iz arıyordum o evde. Ama orada gelecek yoktu; orada sadece geçmiş ve şimdinin ağırlığı vardı. Yıllar sonra Cengiz Dağcı’nın bedeninin Kırım’a, Kızıltaş’a gömülmesiyle fark ettim ki, gelecek zaman o evde değil, onun hayalinde saklıydı. Gelecek, ölümden sonra vatanına dönebilme umuduydu. Ve bu umut, mucizevi bir şekilde gerçekleşti. Cengiz Dağcı’nın eserleriyle bu ev arasında nasıl bir ilişki görüyorsunuz? Bu ev, onun eserlerinin mekânsal karşılığıydı. Romanlarında okuduğumuz nesneler, duygular, zaman kırılmaları, hepsi bu evde somutlaşmıştı. Daktilosu, yazı köşesi, bahçeye bakan pencere… Hepsi romanların sessiz tanıklarıydı. Dağcı’nın metinleri hayal ürünü değil; kendi bedeninden, kendi acısından, kendi sürgünlüğünden doğmuş metinlerdi. Yazınızda evin farklı köşelerini zaman kipleriyle ilişkilendiriyorsunuz. Peki bu evde sizi en çok etkileyen köşe hangisiydi? BİR EVİN İÇİNDE EN ÇOK SUSAN KÖŞE Cengiz Dağcı’nın Londra’daki evinde her köşe bir zamana açılır. Regina’nın eşyaları yakın geçmişin yasını taşır, mutfak masasında dizili ilaçlar şimdiki zamanın acı gerçekliğini hatırlatır, bahçe ise Kırım’dan koparılmış bir coğrafyanın sevinçli taklididir. Ancak bu evde beni en çok etkileyen köşe, bunların hiçbirini tek başına temsil etmeyen; tam tersine hepsini birbirine bağlayan bir eşik mekândır: bahçeye açılan yazı köşesi. “YAZI MASASINDA ASKIYA ALINMIŞ HAYAT” Bu köşe, yalnızca bir çalışma alanı değildir. Orası Cengiz Dağcı’nın bedeninin Londra’da, ruhunun Kırım’da yaşadığı yerdi. Yazı masası, bir yazarın üretim nesnesi olmanın ötesinde, sürgünün, hafızanın ve direncin merkezine dönüşmüştür. Masanın başında oturan Dağcı, bir taraftan bahçedeki ağaçlara bakarken, diğer taraftan duvarda asılı Gurzuf fotoğrafına gözlerini diker. Bu iki bakış arasında, geçmiş ile şimdi, hayal ile gerçek, yurt ile sürgün sürekli yer değiştirir. Daktilonun suskunluğu bu köşeyi daha da ağırlaştırır. Bir zamanlar acının, tanıklığın ve itirazın tuşlara vura vura döküldüğü bu makine, son yıllarda yazamayan gözlerle birlikte sessizliğe gömülmüştür. Bu sessizlik bir eksiklik değil, bir yorgunluk hâlidir. Daktilo da Dağcı gibi, uzun bir savaşın ardından içine kapanmış gibidir. Bu suskunluk, eşyaların diliyle konuşan bir zamanın varlığını hissettirir. Bir yönetmen olarak bu köşenin beni etkilemesinin nedeni belki de budur: Burada her şey kadraj içindedir. Işık, pencere, masa, bahçe, fotoğraf… Ama asıl güçlü olan, görünmeyendir. Yazı köşesinde zaman doğrusal değildir; bükülür, geri döner, askıda kalır. Cengiz Dağcı’nın romanlarında sezdiğimiz zaman kırılmaları, bu köşede somutlaşır. Bahçe sevinci temsil eder, ama bu sevinç doğrudan yaşanmaz; yazı köşesinden süzülerek gelir. Kırım bir hayal olarak değil, yazının içinden geçerek gerçeklik kazanır. Bu nedenle yazı köşesi, evdeki en sessiz ama en gürültülü yerdir. Konuşmaz, fakat her şeyi anlatır. Bugün geriye dönüp baktığımda anlıyorum ki, beni en çok etkileyen şey bir nesne ya da bir hatıra değil; acının yazıya, sürgünün mekâna, zamanın edebiyata dönüştüğü anın kendisidir. Bugünden baktığınızda, bu yazının sizin için anlamı nedir? Bu yazı benim için bir borcun ödenmesi. Hem Cengiz Dağcı’ya, hem Kırım Tatarlarının yaşadığı büyük trajediye, hem de tanıklığımın sorumluluğuna dair bir borç. Bu metinle, bir yazarın evinde zamanın nasıl durduğunu, nasıl büküldüğünü ve nasıl yeniden anlam kazandığını görünür kılmak istedim. Son olarak, Cengiz Dağcı bugün bu söyleşiyi okusaydı sizce ne hissederdi? Sanırım bütün mütevaziliğiyle sessizce gülümserdi. Çünkü onun için önemli olan hatırlanmaktı; ama bir anıt gibi değil, bir insan gibi. Acılarıyla, özlemleriyle, Kırım’a duyduğu bitmeyen sevgiyle... Ve belki de bahçesindeki badem ağacına bakar gibi, uzaklardan Kızıltaş’a bakardı.

Birleşik Krallık, Çin'in “Gizli Elçilik Planı” iddialarıyla sarsılıyor! Haber

Birleşik Krallık, Çin'in “Gizli Elçilik Planı” iddialarıyla sarsılıyor!

Avrupa’daki en büyük Çin Büyükelçiliği olması planlanan Londra’daki binanın altında, Birleşik Krallık’ın en hassas fiber optik kablolarına yalnızca bir metre mesafede gizli bir bodrum odası bulunduğu ortaya çıktı. Aylarca inkâr edilen söylentiler, art arda yayımlanan bağımsız medya raporlarıyla doğrulanırken, hükûmetin hem basını hem de müttefik ülkeleri yanıltmış olabileceği tartışması büyüyor. “YOK” DENİLEN KABLOLAR BELGELERLE ORTAYA ÇIKTI Birleşik Krallık gazetesi Telegraph'ın 13 Ocak 2026 tarihinde yayımladığı ve kamuoyunda geniş yankı uyandıran habere göre, Çin’in Londra’da inşa etmeyi planladığı dev elçilik binasının altında yer alan bodrum alanı, ülkenin en kritik fiber optik iletişim altyapısına son derece yakın bir konumda bulunuyor. Planlarda, söz konusu odanın kablolara yalnızca bir metre mesafede yer aldığı görülüyor. Bu kablolar, yalnızca internet trafiğini değil; finans merkezleri, bankalar, küresel yatırım şirketleri ve devlet kurumlarının veri akışını taşıyan hayati bir altyapıyı oluşturuyor. BİNA DAHA ÖNCE KÜRESEL FİNANS DEVLERİNE EV SAHİPLİĞİ YAPIYORDU Haberde dikkat çekilen bir diğer kritik detay ise binanın geçmişi oldu. Söz konusu yapı, Çin tarafından satın alınmadan önce Barclays Bank, BlackRock ve Deloitte gibi küresel finans devlerinin merkez ofislerine ev sahipliği yapıyordu. Bu durum, binanın yüksek kapasiteli ve hassas iletişim altyapısıyla donatılmış olmasının tesadüf olmadığını gösteriyor. Uzmanlara göre bu tür altyapılar, istihbarat ve siber güvenlik açısından yüksek riskli alanlar olarak değerlendiriliyor. İSTİHBARAT UYARDI, HÜKÛMET İNKÂR ETTİ Gazeteci Richard A. Holmes, Ocak 2024’te yayımladığı bir haberinde, Birleşik Krallık istihbarat birimlerinin 2022 yılında yapılan ilk elçilik başvurusunda bu kablolarla ilgili ciddi güvenlik endişeleri dile getirdiğini yazmıştı. Ancak hükûmet yetkilileri bu iddiaları kesin bir dille reddetmiş, “böyle kabloların varlığını tanımıyoruz” açıklaması yapmıştı. Aynı inkâr politikası, finansal sistemler açısından doğabilecek riskleri gündeme getiren gazeteci Catherine Wheeler için de uygulanmış, her iki gazeteci de kulislerde itibarsızlaştırılmaya çalışılmıştı. Konuya ilişkin uyarılar yalnızca basınla sınırlı kalmadı. Birleşik Krallık Avam Kamarasından bazı milletvekilleri ve Lordlar Kamarası üyeleri de elçilik projesinin millî güvenlik riski oluşturabileceğini dile getirdi. Ancak bu itirazlar da bakanlıklar tarafından “asılsız” gerekçesiyle reddedildi. Yetkililerin ortak yanıtı ise "Bu raporları tanımıyoruz." oldu. ABD VE 5 EYES MÜTTEFİKLERİNE DE YANILTICI BİLGİ Mİ VERİLDİ? İddialara göre, geçen yıl ağustos ayında üst düzey bir ABD’li yetkiliye de Birleşik Krallık Dışişleri Bakanlığı tarafından “kabloların mevcut olmadığı” bilgisi aktarıldı. Ancak artan uluslararası baskı sonrası Birleşik Krallık, yalnızca bir ay önce 5 Eyes istihbarat ortaklarına, kablolara ilişkin bir risk değerlendirme raporu sunmak zorunda kaldı. Raporda kamuoyuna yansıyan ifadeyle, “kayda değer bir risk olmadığı” savunuldu. Bu açıklama ise yeni tartışmaları beraberinde getirdi. “SORUNU GİDERMEK” DE BAŞLI BAŞINA SORUN Uzmanlara göre, kabloların yerinin değiştirilmesi veya güvenli hale getirilmesi milyonlarca sterlinlik kamu harcaması gerektiriyor. Ayrıcan kazı ve düzenleme çalışmaları için Çin makamlarının izni gerekiyor. Hükûmet ise maliyet ve süreç hakkında bugüne kadar kamuoyuna net bir bilgi sunmadı. BASINAYA BASKI, DEVLETTE ÖRTBAS İDDİASI Ortaya çıkan tablo, Birleşik Krallık’ta yalnızca bir güvenlik açığını değil; yürütmenin şeffaflığı, basın özgürlüğü ve müttefiklerle güven ilişkisi konularını da tartışmaya açtı. Siyasi kulislerde bu süreç, “devlet eliyle örtbas” ve “Çin’i rahatsız etmeme refleksi” olarak yorumlanırken, hükûmetin inkâr politikasının itibar krizine dönüştüğü ifade ediliyor.

Belarus sınırına Oreşnik füzeleri konuşlandırılıyor: Sıradaki hedef Avrupa mı? Haber

Belarus sınırına Oreşnik füzeleri konuşlandırılıyor: Sıradaki hedef Avrupa mı?

Ukrayna'daki topyekûn saldırılarına devam eden işgalci Rusya, Avrupa'ya yeni bir tehditte bulunuyor. Vladimir Putin idaresindeki Rusya, Belarus sınırına Oreşnik orta menzilli balistik füze sistemini 17 gün içinde yerleştireceğini duyurmasının ardından Ukrayna Dış İstihbarat Servisi konuya ilişkin değerlendirmelerde bulundu. Dış İstihbarat Servisi Başkanı Oleh Ivaşçenko, füze sistemlerinin yerleştirileceğini doğruladığı açıklamasında, "Rusya ve Belarus, Oreşnik sisteminin tüm bileşenleri olan fırlatma rampası, gözetleme sistemleri ve iletişim için askerî tesisler inşa ediyor. Ancak şu an itibarıyla bu çalışmalar henüz tamamlanmadı.” dedi. Rusya'nın yıl sonuna kadar Belarus'a bir füze rampası yerleştireceği, ancak yapımı tamamlanmadığı müddetçe bunun prototip olarak kalacağı belirtildi. FÜZE SİSTEMİ AB VE NATO'YA DA BİR TEHDİT! Ivaşençko, füze sisteminin yerleştirilmesinin yalnızca Ukrayna'ya değil, Avrupa Birliği (AB) ve NATO'ya baskı aracı olduğunu vurguladı. Ivaşçenko, "Bu hamle, Rusya'nın herhangi bir Avrupa ülkesinin başkentine sürpriz bir saldırı düzenleme kabiliyetini artırmasına ve Kapustin Yar fırlatma alanından yapılan fırlatmalara kıyasla füze uçuş süresini önemli ölçüde azaltmasına olanak tanıyacak." ifadelerini kullandı. Kaynaklara göre Oreşnik balistik menzilli füzenin Londra'ya 8 dakikada ulaşabileceği belirtiliyor. Böylelikle Rusya, Ukrayna'nın ardından Avrupa ülkelerine gözdağı veriyor.

Ukrayna-Rusya Savaşı sonrası önemi artan Orta Koridor'un geleceği Ankara'da ele alındı Haber

Ukrayna-Rusya Savaşı sonrası önemi artan Orta Koridor'un geleceği Ankara'da ele alındı

Türkiye ve Azerbaycan başta olmak üzere Türk dünyası için Orta Koridor'un ekonomik ve sosyal önemi, Gazi Üniversitesinde düzenlenen panelde değerlendirildi. Gazi Üniversitesi Türk Dünyası Uygulama ve Araştırma Merkezi (TÜRKDAM), Azerbaycan Uluslararası İlişkiler Analiz Merkezi ile Türkiye Politik ve Stratejik Araştırmalar Vakfı (TÜRPAV) ortaklığında tertip edilen "Kafkasya ve Orta Koridor'un Geleceği: Ekonomi, Ulaşım ve Enerji" başlıklı panel, 9 Aralık 2025 tarihinde Mimar Kemaleddin Konferans Salonu'nda gerçekleştirildi. Panele, Türkiye Büyük Millet Meclisi (TBMM) Bayındırlık, İmar, Ulaştırma ve Turizm Komisyonu Başkanı ve Adalet ve Kalkınma Partisi (AK Parti) Trabzon Milletvekili Adil Karaismailoğlu, Türkiye-Azerbaycan Parlamentolar Arası Dostluk Grubu Başkanı ve AK Parti İstanbul Milletvekili Şamil Ayrım, Gazi Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Uğur Ünal, Azerbaycan'ın Ankara Büyükelçiliği Siyasi İşler Müsteşarı Eldar Aliyev, Azerbaycan Devlet Televizyonu Şubesi Müdürü ve Azebaycan Devlet Üniversitesi Öğretim Görevlisi Mahir Garibov, Bakü Network Araştırma Merkezi Başkan Yardımcısı Sahil Kerimli ve Azerbaycan Uluslararası İlişkiler Analiz Merkezi Uzmanı Fuat Abdullayev ile çok sayıda davetli katıldı. ORTA KORİDOR TÜRK DÜNYASININ JEOPOLİTİĞİNİ DAHA KIYMETLİ HÂLE GETİRECEK TÜRPAV Başkanı Dr. Sinan Demirtürk, açılışta yaptığı konuşmasında Orta Koridor'un ilerleyen yılların en çok konuşulan akslarından birini oluşturacağını söyledi. Bu koridorun, Türk devletleri arasında barış ve ekonomi koridoru da oluşturacağına işaret eden Demirtürk, Türk dünyasının ekonomik, sosyal ve kültürel birleşmesini hızlandırabileceğini dile getirdi. Dr. Sinan Demirtürk, üzerinde terörün ve istikrarsızlığın bulunmadığı bir coğrafya olarak Orta Koridor'un, Türk devletlerinin dünya jeopolitiğindeki yerini daha da kıymetli hale getireceğini kaydetti. UKRAYNA-RUSYA SAVAŞI, ORTA KORİDORUN ÖNEMİNİ ARTIRDI Gazi Üniversitesi TÜRKDAM Müdürü Prof. Dr. Bülent Aksoy da İpek Yolu'nun 21. yüzyılda revize edilerek, yeniden canlandırılmasının yakın dönemin en önemli konuları arasında yer aldığı ifade etti. Ukrayna-Rusya Savaşı dolayısıyla Kuzey Koridoru'nun güvensiz bir hâle geldiğini dile getiren Aksoy, aynı zamanda bu durumun Orta Koridor'un önemini artırdığına dikkat çekti. "SON GÜNLERDE GÜNDEMDE OLAN ZENGEZUR HATTIYLA DAHA ÇOK ÖNE ÇIKIYOR" Azerbaycan'ın Ankara Büyükelçiliği Siyasi İşler Müsteşarı Eldar Aliyev konuşmasında, Azerbaycan'ın Türkiye ile Türkistan arasındaki bağlantı konumunda bulunduğuna dikkat çekerek, "Bağımsızlıktan itibaren Türkiye ile beraber gerçekleştirdiğimiz tüm projelerin aslında temeli bir bağlantısallık üzerineydi, bir ulaştırma üzerineydi. Önce Bakü-Tiflis-Ceyhan boru hattı, Bakü-Tiflis-Erzurum, sonra TANAP'a dönüşen bu doğal gaz hattı, Bakü-Tiflis-Kars demiryolu hattı, enerjinin ve ürünlerin ulaştırıldığı Doğu-Batı arasında ticaretin merkezini bu bölgeye çekmek amaçlıydı. Bu projelerin ekonomik ve aynı zamanda bu bölgenin siyasi, jeopolitik önemini artıran bir yönü vardı. Bu konu özellikle son günlerde gündemde olan Zengezur hattıyla daha çok öne çıkıyor." dedi. Ermenistan'ın Zengezur bölgesinin Sovyetler Birliği kurulduktan sonra Azerbaycan'dan koparılıp Ermenistan'a bağlanan bir bölge olduğunu dile getiren Eldar Aliyev, "O bölge tamamen Azerbaycan Türklerinin nüfus olarak yoğunlukta olduğu bir bölgeydi. Daha sonra önce siyasi olarak Ermenistan'a bağlandı. Daha sonra Sovyet yönetimi tarafından 1948'de Ermenistan'tan Azerbaycan Türklerinin zorunlu göçe tabir tutulması, en sonunda 1988'de tamamen etnik temizlik gerçekleştirilmesiyle Türkiye ile Azerbaycan arasında ve Azerbaycan'ın 2 parçası Nahçıvan ve Doğu Zengezur arasında bağlandı koparıldı; Türkiye ile Azerbaycan arasında direkt hat koparıldı. Şu an üçüncü bir ülkeden geçmeden Türkiye ile Azerbaycan'ın birbirine ulaşması imkansız. O yüzden Zengezur Koridoru'nun güvenli ve üçüncü tarafların herhangi bir müdahalesi olmadan ulaşıma açılması bizim için Türk dünyasının bütünlüğü açısından bir önemli" ifadelerini kullandı. ÜNAL: GELECEK ÇİZİLİRKEN TARİH UNUTULMAMALI Gazi Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Uğur Ünal da üniversitenin, Türk dünyasıyla ilgili birçok programa ev sahipliği yaptığını belirtti. Kafkasya ve Türk dünyasının geleceği üzerine yapılan konuşmaların önemine vurgu yapan Prof. Ünal, gelecek vizyonu çizilirken tarihi sürecin de unutulmaması gerektiğini söyledi. Ünal, uzun bir süredir Türkiye ve Azerbaycan'ın devlet başkanları ve gelecek misyonuyla, meselelere ortak çözümler ürettiğini ve önemli yol haritaları çizdiğini dile getirdi. "POLİTİKALARIN GERÇEKLEŞTİRİLMESİNDE TÜRK DEVLETLERİ TEŞKİLATI VE TÜRKİYE ARASINDAKİ İLİŞKİLER ÇOK ÖNEMLİ" TBMM Bayındırlık, İmar, Ulaştırma ve Turizm Komisyonu Başkanı Adil Karaismailoğlu ise, açılışta yaptığı konuşmada, Türkiye'nin coğrafi konumuyla birçok avantaja sahip olduğunu söyledi. Lojistiğin ve taşımacılığın üzerinden geçtiği ülkelerin önemini artırdığını belirten Karaismailoğlu, dünyada 33 trilyon dolarlık ticaret hacmi olduğunu ve bunun yüzde 80'inden fazlasının Uzak Asya, Avrupa ve Kuzey Amerika arasında dolaştığını ifade etti. Karaismailoğlu, Uzak Asya'dan ticarette, Türkiye ve Türkistan coğrafyasının kritik bir noktada olduğuna işaret ederek, Türkiye'nin son yıllarda yaptığı ulaştırma yatırımlarının, Orta Koridor'un önünü tamamen açtığını vurguladı. Bakü-Tiflis-Kars Demiryolu ve Marmaray ile Çin'den Londra'ya kadar kesintisiz bir demir yolu sağladığının altını çizen Karaismailoğlu, "Bu politikaların gerçekleştirilmesinde özellikle Türk Devletleri Teşkilatı ve Türkiye arasındaki ilişkiler çok önemli. Hem kapasitenin artırılması hem de güzergahtaki yoğunluğun ortadan kaldırılması için de önemli çalışmalar var." dedi. KARAİSMAİLOĞLU: ZENGEZUR KORİDORU TAMAMLANDIĞINDA ORTA KORİDOR'UN EN ÖNEMLİ DAMARI OLACAK Kuzey Koridoru'nun Rusya-Ukrayna Savaşı, Güney Koridoru'nun ise Kızıldeniz'de artan saldırılar, sigorta maliyetleri ve uzun transfer süreçleri nedeniyle önemini kaybettiğini söyleyen Karaismailoğlu, Çin-Avrupa ticaretinin yeni bir rota aradığını dile getirdi. Karaismailoğlu, Türkiye'nin, Asya-Avrupa-Orta Doğu'nun kesiştiği en stratejik transit merkezi olduğunu belirtti. Orta Koridor'un en önemli noktasının Zengezur Koridoru olduğuna işaret eden Karaismailoğlu, "Zengezur Koridoru tamamlandığında direkt Bakü ile bağlantımız kesintisiz bir şekilde sağlanmış olacak. Bu da Orta Koridor'un en önemli damarı olacak." ifadesini kullandı. Açılış konuşmalarının akabinde; Kazakistan Ramazan Bimasevik Süleymanov Doğu Araştırmaları Enstitüsü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Kaster Sarkıthan, Azerbaycan Devlet Televizyonu Tarih Şubesi Müdürü ve Azebaycan Devlet Üniversitesi Öğretim Görevlisi Mahir Garibov, Bakü Network Araştırma Merkezi Başkan Yardımcısı Sahil Kerimli ve Azerbaycan Uluslararası İlişkiler Analiz Merkezi Uzmanı Fuat Abdullayev'in konuşmacı olarak yer aldığı "Kafkasya ve Orta Koridor'un Geleceği: Ekonomi, Ulaşım ve Enerji" paneli Gazi Üniversitesi TÜRKDAM Müdürü Prof. Dr. Bülent Aksoy moderatörlüğünde gerçekleştirildi. Panelde, Orta Koridor'un bölgeye ekonomik ve sosyal etkileri, ulaşım ve lojistiğin güvenliğindeki yeri ve Türkiye ile bölge arasındaki bütünlük açısından önemi gibi konular, uzmanlar tarafından tartışıldı.

Zelenskıy Londra'ya yapacağı ziyarette neleri görüşecek? Haber

Zelenskıy Londra'ya yapacağı ziyarette neleri görüşecek?

Ukrayna ile Rusya arasındaki olası barış görüşmelerine ilişkin süreç devam ederken, Birleşik Krallık Başbakanı Keir Starmer, 8 Aralık 2025 tarihinde Ukrayna Cumhurbaşkanı Volodımır Zelenskıy'ı (Volodimir Zelenski) ağırlayacak. Cumhurbaşkanı Zelenskıy, Londra'da müttefik Avrupa ülkelerinin liderleriyle görüşme yapacak. Böylelikle Ukrayna Cumhuabşkanı Zelenskıy'ın, Almanya Başbakanı Friedrich Merz ve Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron ile bir araya geleceği ileri sürüldü. Zelenskıy ise ziyaret duyurusunda, "Avrupa liderleriyle de görüşeceğim, Londra ve Brüksel’de yapılacak toplantılar da planlandı." dedi. Öte yandan Birleşik Krallık Dışişleri Bakanı Yvette Cooper'ın bugün Vaşington'da ABD Dışişleri Bakanı Marco Rubio ile görüşmesi bekleniyor. Bakan Cooper ziyaret duruyusunu, "Birleşik Krallık ve ABD, Ukrayna’da bir barış anlaşmasına ulaşma taahhütlerini yeniden teyit edecek." ifadeleriyle yaptı. "BARIŞ, ABD VE ORTAKLARIMIZIN POZİSYONUNA BAĞLI" Ayrıca destekleri içinm Birleşik Krallık, Fransa, Almanya ve İtalya'ya teşekkür edern Zelenskıy, "Ukrayna insanî bir barışı hak ediyor ve barışın olup olmayacağı Rusya'ya, Rusya'ya yapacağımız ortak baskıya, Amerika Birleşik Devletleri, Avrupa ve diğer tüm ortaklarımızın doğru müzakere pozisyonlarına bağlı. Rusya yaptıklarından sorumlu olmalı: günlük grevlerden, halkımıza yönelik sürekli terörden ve genel olarak bu savaştan..." şeklinde konuştu.

Ukrayna için adil ve kalıcı bir barış Londra'da görüşüldü Haber

Ukrayna için adil ve kalıcı bir barış Londra'da görüşüldü

Ukrayna, Birleşik Krallık, Amerika Birleşik Devletleri (ABD), Almanya ve Fransa temsilcileri, Ukrayna'da adil ve kalıcı bir barışa yönelik adımları görüşmek üzere 23 Nisan 2025 tarihinde Londra'da bir araya geldi.  RUBİO VE WİTKOFF GÖRÜŞMELERE KATILMADI Toplantı başlangıçta ABD, Birleşik Krallık, Almanya, Fransa ve Ukrayna'nın katılımıyla bakanlar düzeyinde bir zirve olması planlanıyordu. ABD Dışişleri Bakanı Marco Rubio ve ABD Başkanı Donald Trump'ın Ortadoğu temsilcisi Steve Witkoff'un toplantıya katılmayacağını açıklamasının ardından toplantının seviyesi önemli ölçüde düşürüldü.  Ukrayna heyetinde Ukrayna Cumhurbaşkanlığı Ofisi Başkanı Andriy Yermak,  Dışişleri Bakanı Andriy Sıbiha ve Savunma Bakanı Rüstem Umerov yer alırken; Gönüllüler Koalisyonu'na katılan ülkeler adına toplantıya Birleşik Krallık Başbakanının Millî Güvenlik Danışmanı Jonathan Powell, Fransa Cumhurbaşkanının Diplomatik Danışmanı Emmanuel Bonne ve Almanya Federal Şansölyesinin Dış ve Güvenlik Politikası Danışmanı Jens Plötner katılım sağladı. Toplantı, Birleşik Krallık Dışişleri Bakanı David Lammy'nin daveti üzerine Birleşik Krallık Dışişleri, Milletler Topluluğu ve Kalkınma Ofisinin resmî ikametgâhında gerçekleştirildi. Taraflar, gerçekleşen toplantıda; ABD Başkanı Donald Trump'ın savaşı en kısa sürede sona erdirmeyi ve adil ve kalıcı bir barışa ulaşmayı amaçlayan barış çabalarına olan bağlılıklarını vurguladı. Aynı zamanda Londra toplantısına katılanlar, Ukrayna için kalıcı bir barışın sağlanması temel hedefi doğrultusunda diyaloğun sürdürülmesi ve düzenli temasların sürdürülmesi konusunda mutabakata vardı. KELLOGG İLE ÖZEL GÖRÜŞME  Öte yandan, Ukrayna heyeti ile ABD'nin Ukrayna Özel Temsilcisi Keith Kellogg arasında bir görüşme gerçekleşti. Ukrayna tarafı, adil ve kalıcı bir barışa ulaşmayı hedefleyen müzakerelerin başlatılması yolunda ilk adımın derhal, tam ve koşulsuz bir ateşkes olması gerektiğini vurguladı. Heyet, bunun ABD Başkanı Donald Trump'ın vizyonuyla örtüşmesini umduğunu belirtti. Andriy Yermak, Ukrayna'nın müzakereler sırasında ilkeli tutumlarını her koşulda savunacağını, bunların egemenliğinin ve toprak bütünlüğünün temelini oluşturduğunu vurguladı. Taraflar diyaloğu sürdürme ve düzenli temas sağlama konusunda mutabakata vardı. Öte yandan ABD Başkanı Trump, Londra'daki Ukrayna barış görüşmelerine ilişkin değerlendirmelerde bulundu. Trump gazetecilere yaptığı açıklamada, "Bence iyi geçti" ifadelerini kullandı.

Londra'daki ateşkes konulu toplantı 23 Nisan'da yapılacak Haber

Londra'daki ateşkes konulu toplantı 23 Nisan'da yapılacak

Ukrayna Cumhurbaşkanı Volodımır Zelenskıy, 21 Nisan 2025 tarihinde yaptığı yazılı açıklamada, koşulsuz bir ateşkesin sağlanması için Londra'da gerçekleşecek olan görüşmelerin tarihini verdi. Açıklama, Zelenskıy'ın Birleşik Krallık Başbakanı Keir Starmer'la gerçekleştirdiği telefon görüşmesinin ardından geldi. KRİTİK TOPLANTI 23 NİSAN'DA Söz konusu görüşmenin 23 Nisan 2025 tarihinde yapılacağını belirten Zelenskıy; toplantıya katılacak ülkeleri de açıkladı. Zelenskıy; Ukrayna, Birleşik Krallık, Fransa, Amerika Birleşik Devletleri'nden (ABD) heyetlerin Londra'da hazır olacağını aktardı. Açıklamasında, "Bu Çarşamba günü temsilcilerimiz Londra'da çalışıyor olacaklar. Ukrayna, Birleşik Krallık, Fransa ve Amerika Birleşik Devletleri olarak, koşulsuz bir ateşkesin sağlanması ve ardından gerçek ve kalıcı bir barışın tesis edilmesi için daha önce de yaptığımız gibi mümkün olduğunca yapıcı bir şekilde ilerlemeye hazırız." ifadelerini kullandı. I spoke with UK Prime Minister @Keir_Starmer — a good and detailed conversation. Already this Wednesday, our representatives will be working in London. Ukraine, the United Kingdom, France, and the United States — we are ready to move forward as constructively as possible, just… pic.twitter.com/cLHexIi5UY — Volodymyr Zelenskyy / Володимир Зеленський (@ZelenskyyUa) April 21, 2025 Koşulsuz bir ateşkesin barışa doğru atılacak ilk adım olması gerektiğini aktaran Zelenskıy, aynı zamanda Paskalya Bayramı'nın savaşı uzatan tarafın Rusya'nın eylemleri olduğunu açıkça ortaya koyduğunu vurguladı.

Londra'daki ateşkes görüşmelerine Ukrayna da katılacak Haber

Londra'daki ateşkes görüşmelerine Ukrayna da katılacak

Amerika Birleşik Devletleri (ABD) Başkanı Donald Trump'ın Ukrayna Özel Temsilcisi Keith Kellogg'un ABD'den bir heyetin Ukrayna'da olası kısa vadeli ateşkesi görüşmek üzere Londra'ya gideceğini duyurmasının ardından, Ukrayna da görüşmelere katılacağını açıkladı. Ukrayna'nın devlet basın servisi Ukrinform'un bildirdiğine göre karar, Ukrayna Cumhurbaşkanlığı Ofisi Başkanı Andriy Yermak'ın Danışmanı Sergey Leşçenko tarafından bir televizyon yayınında duyuruldu. Ukrayna'nın Londra'ya bir heyet göndereceği belirtilirken, heyette kimlerin olacağı hakkında bir açıklama yapılmadı. UKRAYNA HEYETİ LONDRA'YA GİDECEK Leşçenko, "Müzakere ekibimiz Londra'da hazır bulunacak. Ekibin yapısını açıklamayacağım. Ancak bu hafta Paris'te gerçekleştirilen müzakerelere Ukrayna Cumhurbaşkanlığı Ofisi Başkanı Andriy Yermak, Ukrayna Dışişleri Bakanı Andriy Sıbiha ve Ukrayna Savunma Bakanı Rüstem Umerov katıldı. Gerekirse bir kompozisyon ayarlanacaktır. Ancak Ukrayna, bu görüşmelerde kesinlikle bulunacaktır." ifadelerini kullandı. Ayrıca danışman, ABD yönetiminin Ukrayna'daki savaşı sona erdirmek için yürütülen müzakerelerden çekilebileceğine ilişkin açıklamaları da yorumladı. Leşçenko, örgütlerden ya da süreçlerden çekilme açıklamalarının ABD'nin bir davranış taktiği olduğunu vurguladı. Danışman, "Dramatik olmayalım. ABD NATO'dan çekilecekti ama çekilmedi, BM'den ve bazı BM kurumlarından üyeliğini vs. askıya alacaktı." şeklinde konuştu. Aynı zamanda Leşçenko, Ukrayna'nın topyekûn işgal girişimi ve saldırıların başlangıcından bu yana, ABD'ye stratejik bir ortak olarak güvendiğini de sözlerine ekledi. KELLOGG, GERÇEKLEŞECEK YENİ GÖRÜŞMEYİ DUYURDU ABD Başkanı Donald Trump'ın Ukrayna Özel Temsilcisi Keith Kellogg, ABD'den bir heyetin Ukrayna'da olası kısa vadeli ateşkesi görüşmek üzere Londra'ya gideceğini duyurdu. Kellogg, Fox News'e yaptığı açıklamada, "Kısa vadede potansiyel bir ateşkes ile ilerlemeyi konuştuk. İşte bu yüzden bu hafta, bunu pekiştirmek için Londra'ya gidiyoruz" ifadelerini kullandı. KELLOGG: İKİ AY ÖNCE BUNU DÜŞÜNMEK BİLE MÜMKÜN DEĞİLDİ Aynı zamanda Kellogg, Trump'ın Ukrayna'daki durumu çözme çabalarını övdü. Son 90 günde, Trump'tan önceki 900 günden daha fazla şey yapıldığını vurgulayan Kellogg, "Eğer bir çözümünüz yoksa Trump'a bir sorun vermenize gerek yok. Bence oldukça iyi bir çözümümüz var." şeklinde konuştu. Temsilci, çözümler arasında bir mineral anlaşmasının yanı sıra en az 30 gün sürecek kapsamlı bir ateşkes olduğunu ve bunun sonunda uzun vadeli bir barış anlaşmasına dönüşebileceğini söyledi. Kellogg, "Doğru yoldayız. Zor olduğunu biliyorum, gerçekten zor. Ama iki ay önce bunu düşünmek bile mümkün değildi." ifadelerini kullandı.  

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.