SON DAKİKA
Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#Mariupol

QHA - Kırım Haber Ajansı - Mariupol haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Mariupol haber sayfasında canlı gelişmelerle ulaşabilirsiniz.

Rus işgalciler Ukraynalılara ait 34 binden fazla konutu gasp etti Haber

Rus işgalciler Ukraynalılara ait 34 binden fazla konutu gasp etti

Rus işgal yönetimi,işgal altında tuttuğu Ukrayna topraklarında 2024 yılından bu yana Ukrayna vatandaşlarına ait en az 34 bin 2 gayrimenkulü gasp etti veya gasp edilecekler listesine dahil etti. El konulan daire, müstakil ev ve yazlıkların ilerleyen süreçte Rusya vatandaşlarına devredilmesi planlanıyor. BBC Verify ve BBC Rusça tarafından yürütülen ortak araştırmaya göre, işgalciler tarafından sözde "sahipsiz" ilan edilen ya da ilan edilmesi planlanan mülklerin büyük bir kısmı 14 bin 308 gayrimenkul ile ağır yıkıma uğrayan Mariupol kentinde yer alıyor. İkinci sırada 6 bin 975 gayrimenkulle Luhansk, üçüncü sırada ise 3 bin 33 gayrimenkulle Melitopol bulunuyor. GASP MEKANİZMASI NASIL İŞLİYOR? Araştırma verilerine göre Rus işgal idaresi, Eylül 2024’te başlattığı ve 2026 yılının sonuna kadar tamamlamayı hedeflediği süreç kapsamında tüm mülkleri Rus mevzuatına göre yeniden tescil ettiriyor. Mülk sahiplerinin bu süre zarfında tapularını Rus yasalarına uygun şekilde yenilemesi şart koşuluyor. Ancak konut sahiplerine mülklerinin "sahipsiz" listesine alındığına dair hiçbir bildirim yapılmıyor. Ukraynalılar evlerinin durumunu öğrenebilmek için işgal idarelerinin internet sayfalarını kendileri takip etmek zorunda kalıyor. 30 GÜNLÜK SÜRE VE RUS PASAPORTU ZORUNLULUĞU Mülkiyet hakkını koruyabilmek isteyen Ukrayna vatandaşlarının karşısına ağır engeller çıkarılıyor. Ev sahiplerinin mülkiyetlerini koruyabilmeleri için Rus pasaportu almaları ve 30 gün içinde kişisel olarak işgal altındaki bölgeye bizzat gitmeleri gerekiyor. Ancak araştırmada, Rusya sınırından veya kontrol noktalarından geçmeye çalışan Ukraynalıların günlerce süren sorgulamalara tâbi tutulduğu ve gözaltına alınma riskiyle karşı karşıya kaldıkları vurgulanıyor. PUTİN’İN GASP KARARNAMESİ Araştırmada ayrıca, Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin'in 2025 yılının sonlarında imzaladığı yasaya dikkat çekildi. Söz konusu yasa, "sahipsiz" ibaresi koyulan mülklerin bölgesel veya yerel yönetimlerin mülkiyetine geçirilmesine ve ardından “çatışmalarda evini kaybeden” kişilere tahsis edilmesine olanak tanıyor. Yapılan düzenlemeye göre bu konutları yalnızca Rusya vatandaşlığı bulunan kişiler devralabiliyor.

Rusya'nın Kırım’a sevkiyat için kullandığı koridor Ukrayna güçlerinin ateş hattında! Haber

Rusya'nın Kırım’a sevkiyat için kullandığı koridor Ukrayna güçlerinin ateş hattında!

Ukrayna Silahlı Kuvvetlerine bağlı "Signum" birliği, Rus işgal güçlerinin Kırım’a ulaşımda kilit bir lojistik hat olarak kullandığı Mariupol-Çongar güzergâhının kendi ateş hattına alındığını duyurdu. Askerler, geçici işgal altındaki bölgelerde yaşayan sivillere Rus askerî konvoylarından ve lojistik hatlarından uzak durmaları çağrısında bulundu. Mariupol'dan Çongar'a uzanan hat, Rus işgal ordusu için personel, mühimmat ve yakıt sevkiyatında ana lojistik damarlardan biri olarak işlev görüyordu. "Signum" birliği, 6 Ağustos 2026 tarihinde sosyal medya üzerinden yaptığı açıklamada, işgalcilerin lojistik imkanlarına vurulan darbelerin sahaya yansımasını şu ifadelerle değerlendirdi: Bu güzergâha yönelik vurulan darbeler; Rus ordusuna personel, mühimmat ve yakıt tedarikini önemli ölçüde zorlaştırdı ve bir zamanlar 'güvenli' sayılan bu rotayı bir tuzağa dönüştürdü. Kremlin cephesinde her ne kadar geleneksel olarak 'her şey kontrol altında' açıklamaları yapılsa da, geçici işgal altındaki bölgelerde yaşayan halk giderek daha farklı bir tabloya şahit oluyor: Sürekli patlamalar, yanan askeri araçlar ve işgalcilerin kendi lojistiklerini kurtarma yönündeki telaşlı çabaları. SİVİLLERE HAYATİ UYARI: ASKERİ KONVOYLARDAN UZAK DURUN İşgal altında yaşamak zorunda kalan sivil nüfusa yönelik hayati bir uyarıda da bulunan Ukraynalı askerler, Rus ordusunun canlı kalkan taktiğine dikkat çekerek şunları kaydetti: İşgalciler, sivil halkın araçları arasında tırlar ve askeri araçlarla hareket ederek lojistik sevkiyatlarını sivillerin arkasına saklamaya çalışıyor. İmkan dahilinde bu araçların hareket güzergahlarından uzak durun ve kendinizi tehlikeye atmayın.

EkoAvrasya Ukrayna Dernek Başkanı Hacıoğlu: Kırım'ın bir daha esir olmamak üzere kurtarılacağından eminim Haber

EkoAvrasya Ukrayna Dernek Başkanı Hacıoğlu: Kırım'ın bir daha esir olmamak üzere kurtarılacağından eminim

Ukrayna'nın Rusya tarafından başlatılan topyekûn işgal girişimine yakından tanıklık eden ve uzun yıllar Donetsk bölgesindeki Mariupol kentinde yaşayan EkoAvrasya Ukrayna Dernek Başkanı İsmail Hacıoğlu, Kırım Haber Ajansına (QHA) özel açıklamalarda bulundu. Hacıoğlu, dernek çatısı altında Ukrayna'ya yönelik yatırımları, Ukrayna-Rusya Savaşı'nın ticari faaliyetlere etkisini, savaşın ardından Ukrayna ve ebedî Türk yurdu Kırım'da hayata geçirilmesi planlanan projeleri ile Kırım Tatar siyasi tutsaklara ilişkin değerlendirmelerini paylaştı. “MARİUPOL HEM SANAYİ, HEM TARIM HEM DE TURİZM ŞEHRİYDİ” İşgalci Rusya’nın ağır bombardımanlarına maruz kalan Mariupol kentinin Ukrayna-Rusya Savaşı öncesindeki durumunu değerlendiren Hacıoğlu, şu ifadelere yer verdi: Biz 28 yıldır Mariupol'deyiz, orada ticaretimiz vardı. Son yıllarda orada Ukrayna-Türk Ortak Organize Sanayi Bölgesi kurduk. Fabrika binalarımızın inşaatına başlamıştık, altyapısını hemen hemen bitirmiştik. Mariupol çok canlı bir şehirdi, hemen hemen 200'e yakın irili ufaklı fabrika, atölye gibi üretim tesisleri vardı. Dünyada 3 tane demir-çelik fabrikası olan tek şehirdi, 3 tane demir-çelik fabrikası, bir ağır makine sanayisi vardı. Çok canlıydı, işsizlik neredeyse yok denecek kadar azdı. Maaş ortalaması da Ukrayna standartlarının çok üstünde bir şehirdi. Aynı zamanda hem sanayi, hem tarım, hem de turizm şehriydi. Kırım'dan II. Katerina zamanında çıkartılan Hristiyan Urum Türklerinin daha sonra Mariupol'e yerleştirildiğini ve Yunan kökenli Romeylerin de şehrin sakinleri olduğunu kaydeden Hacıoğlu, Mariupol'de de aynı Kırım'daki gibi Yalta, Eski Kırım (Staryi Krym), Gurzuf gibi köylerin kurulduğunu hatırlatarak “Nereden gelmişlerse Kırım'daki köylerinin ismini aynı Mariupol'deki köylerine vermişler. Urum Türklerinin yaşadığı köyler ağırlıklı olarak bunlar. Onlara da orada ‘Grek Tatar’ diyorlar, yani hem Tatar hem de Yunan. Böyle bir lakap takmışlar çünkü Kırım’ın Yalıboyu lehçesini konuşuyorlar.” dedi. “O GÜNÜN CANLI MARİUPOL’Ü, BUGÜN KAPALI BİR ŞEHİR OLDU” Söz konusu köylerin çoğunun deniz kenarında bulunduğunu ve turizmle meşgul olunmasından dolayı tatil köyüne benzediğini belirten Hacıoğlu, şehrin yaz sezonunda yaklaşık 15 ile 17 milyon turist ağırladığını dile getirerek “Türkiye’ye ve Kırım’a tatile gitmeye gücü yetmeyenlerin geldikleri yer Mariupol. Bir de sağlık turizmi var, Azak Denizi’nin iyodu bol olduğu için insanlar, tedavi amaçlı Mariupol'da Azak Denizi’nde yüzmek için o tatil köylerine gidiyorlar. Mariupol şehrinin suç oranı, Ukrayna ortalamasına göre çok düşük. Ekonomik sıkıntılar olmayan bir şehir olduğu için insanlar suç işlemeye eğilimli değiller.” şeklinde konuştu. Mariupol'de 2001 yılında bir caminin inşaatına başladığını beyan eden Hacıoğlu, “Bize çok kolay izin verdiler. Mariupol yönetimi de yabancılara ve başka dinlere karşı hoş görülüydü. Mariupol, çok kültürlü bir liman şehriydi, Mariupol limanı da Ukrayna'nın ikinci en büyük limanıydı, liman sürekli doluydu. Bizim için Mariupol'da yaşamak çok kolaydı. O günün canlı Mariupol'u, sürekli dışarıdan turist alan, iş gezileri olan, dışarıya açık bir şehir olan Mariupol, bugün kapalı bir şehir oldu.” ifadelerini kullandı. İŞGALCİ RUSLAR, METAL OLAN HER ÜRÜNÜ YAĞMALAYARAK İLLEGAL TİCARETİNİ YAPIYOR Hacıoğlu, yıkılmayan binalarda kalan konutların da Ruslar tarafından dışarıdan getirilen insanlara dağıtıldığına dikkat çekerek şu ifadelere yer verdi: Fabrikalar çalışmıyor. Fabrikaların makinelerini, binalarını, metal olan her şeyi kesip Rusya'ya götürüyorlar. Bizim de bir fabrika binamız vuruldu, benim de orada bir binam vuruldu. Çelik bir binaydı, binayı vurarak her şeyini kesip götürdüler. Depolarım asansör yedek parçası ve asansör doluydu, depoları soydular. İnşaatımız vardı, inşaatın kalıplarını çaldılar. Yani metalle alakalı ne varsa şehirde kesip doğrayarak eritmek için götürüyorlar Rusya'ya. Ondan sonra da dünyaya satıyorlar. Mariupol Limanı mal doluydu. Ruslar, fabrikalarda üretilip yurt dışına ihraç edilmek üzere limanda bekleyen demir-çelik ürünlerinin hemen hemen yarısından çoğunu sattılar. Öte yandan Hacıoğlu, şehirde yer alan 2 binin üzerinde yüksek katlı konutun Rusya tarafından vurulduğunu ve binaların kullanılamaz hâle getirildiğini kaydetti. Rusya’nın kentte yıktığı yapıların yerine yenilerini inşa edip söz konusu yapılara ait daireleri ise krediyle dışarıdan getirdiği insanlara sattığını belirten Hacıoğlu, “O dairelerin sahipleri, hiçbir hak talep edemiyorlar.” şeklinde konuşarak kentte çeşitli alışveriş merkezlerinin, Türk iş insanlarına ait mağazaların ve diğer yapıların Rusya tarafından vurulduğunu ifade etti. “KORSAN RUSLAR, MARİUPOL’Ü YAĞMALADILAR” Mariupol’un Rusya’nın işgal saldırıları sonrasındaki mevcut durumu üzerine konuşan Hacıoğlu, “İnsanlar şehirde çok sıkıntılı bir hayat yaşıyorlar. Eskiden o varlığa alışmış insanlar, şimdi nefes almaya çalışıyorlar.” dedi. Türk iş insanı, Mariupol’ün Ukrayna'nın 24 bölgesinden daha fazla nüfusa ve daha modern bir yapıya sahip bir şehir olduğunu dile getirerek “Mariupol dev bir metropoldü, şimdi ise kasaba oldu. (Ruslar) Şehri bir kasabaya döndürdüler. Kendi istedikleri gibi şehirde at koşturuyorlar zaten, yağmalanacak ne varsa yağmaladılar. Mesela, Mariupol’de bir gemi tamir tersanesi vardı. Tersanede Japonya'dan getirilmiş CNC tezgâhlar vardı. Onların bir kısmını Rusya'ya taşıdılar. Bunlar 4 milyon dolar, 5 milyon dolar, 10 milyon dolar değerinde tezgâhlardı. Bunları götürdüler. Rusların özü korsanlıktan gelmedir. Korsan Ruslar, Mariupol'u yağmaladılar; öyle desek yeridir.” değerlendirmesini yaptı. “GÖREVİMİZ, TÜRK İŞ İNSANLARININ, UKRAYNA'DA YAPTIKLARI YATIRIMIN EKONOMİK GETİRİYE DÖNÜŞMESİNİ SAĞLAMAK” Hacıoğlu, EkoAvrasya Ukrayna Derneğinin hem Türkiye ile Ukrayna arasındaki kültürel bütünleşmeyi hem de iki toplumun ortak paydada buluşmasını sağladığını kaydederek “Bizim görevimiz, Ukrayna’da iş insanlarına daha güvenli bir ticaret iklimi sağlamak. Yurt dışından, Avrupa'dan ve Türkiye'den gelen Türk iş insanlarının, Ukrayna'da yaptıkları yatırımın yarın başlarına bir sıkıntı gelmeden ekonomik getiriye dönüşmesini sağlamak ve Türkiye Cumhuriyeti Devleti ile Ukrayna Devleti arasındaki bağı kenetlemek.” şeklinde konuştu. EkoAvrasya Ukrayna Derneğinin kültürel programlarının Türkiye ve Ukrayna’nın devlet yetkililerinin katılımıyla gerçekleştiğine işaret eden Hacıoğlu, bu kapsamda Türkiye'deki eğitim kurumlarıyla Ukrayna'daki eğitim kurumları arasında bağlantılar kurulan üniversitelerarası programların düzenlendiğini kaydetti. “SAVAŞ BİTERSE KIRIM'A ÇOK BÜYÜK YATIRIM YAPMAYI DÜŞÜNÜYORUZ” EkoAvrasya Ukrayna Derneğinin yalnızca Mariupol kentinde değil, bütün Ukrayna'da 25 tane Türk-Ukrayna organize sanayi bölgesi kurma projesi başlattığını ve bunların 8 tanesinin temelli arsalarının isimleri, şehirleri ve konumlarıyla belirlendiğini dile getiren Hacıoğlu, “Bir tanesinin de inşaatına başladık Mariupol'da. Biz bunu yapmaya savaştan önce başladık ama savaş dolayısıyla mecburen ara verdik çünkü organize sanayi bölgesi arsalarımızın bir tanesi Mariupol, öbürü Berdyansk, bir diğeri de Tokmak şehrindeydi. Birini de Heniçesk’te (Genichesk) yapacaktık. Kırım Türklerinin tarım arazilerinde ektikleri ürünleri değerlendirebilecekleri fabrikaların olduğu bir organize sanayi düşünüyorduk orada, o da işgal tarafında kaldı.” dedi. Derneğin organize sanayi bölgelerinin 4 tanesinin hâlihazırda Rus işgali altındaki bölgelerde kaldığını kaydeden Hacıoğlu, söz konusu organize sanayi bölgelerinin Herson (Kherson) ve Zaporijjya (Zaporizhzhia) bölgelerinde bulunduğunu beyan etti. Görüşmelerinin devam ettiği bir organize sanayi bölgesinin de Dnipro kentinde olduğunu belirten Hacıoğlu, “Buralar da şu anda güvenli değil. Oralara yatırım yapabilmemiz için sanayicileri oraya getiremeyiz. çünkü oralar vuruluyor şu anda. Kıyiv'in Harkiv (Kharkiv) yolunda bir tane organize sanayi bölgesi arsamız vardı. Orası da şu anda güvenli değil. Onun için organize sanayi bölgeleriyle alakalı yatırımlarımıza bir süreliğine ara verdik.” ifadelerini kullandı. Öte yandan, Ukrayna’nın batısında yer alan Zakarpattya (Zakarpattiya) bölgesinin Ujhorod (Uzhhorod) şehrinin belediyesiyle görüşmeler gerçekleştirdiklerini kaydeden Hacıoğlu “Belki orada bir organize sanayi bölgesini önümüzdeki sene harekete geçirebiliriz. Şu anda onunla ilgili görüşmelerimiz var. Tabii savaşı bekliyoruz, savaş biterse Kırım'a çok büyük yatırım yapmayı düşünüyoruz.” dedi. Hacıoğlu, ayrıca Kırım Tatarlarının vatan Kırım'a döndükleri zaman çalışacakları yüksek gelir getiren işleri olmasının ve oradaki iş insanlarının da kolay yatırımı yapabilecekleri yatırım sahalarının oluşturulmasının amaçlandığını belirterek “Belki Ukrayna'da sürekli olarak yaşamıyorum ama Ukrayna'ya gidip geliyorum. Ukrayna'yı unutmadık, Ukrayna bizim gönlümüzde. Ukrayna'da ara verdiğimiz yerden daha enerji toplamış bir şekilde devam edeceğiz inşallah.” değerlendirmesini yaptı. “BİZİM GÖREVİMİZ, KARDEŞLERİMİZİN ÖZ VATANLARI KIRIM’I YENİDEN SAHİPLENEBİLMESİ" Aslen Trabzonlu olduğunu kaydeden Hacıoğlu, “Her Trabzonlunun gönlünde Kırım bir sevdadır, Kırım bizim için çok değerlidir. Fatih Sultan Mehmet Han, 1453’te İstanbul'u aldıktan sonra 1461'de Trabzon'u, 1475'te Kırım'ı alıyor. Diyor ki, ‘Bu bir sacayağı. Bu sacayağı kırılmadığı sürece, Türk'ün hakimiyeti bu coğrafyada bitmez'. İlk yarayı Kırım'ı kaybetmekle aldık. O günden beri Kırım Türkleri göçmen oldu, göçebe oldular. Dünyanın birçok ülkesine o günden beri yayıldılar.” ifadelerini kullandı. Öte yandan Kırım Tatarlarının Rus işgali altında çektiği zulme vurgu yapan Hacıoğlu, Kırım Tatarlarlarının hepsinin bir gün Kırım'a geri dönme hayalinin olduğuna dikkat çekerek şu ifadelere yer verdi: Büyük dedesi Kırım'dan da gelmiş olsa, kendisi Türkiye'de de doğmuş olsa bütün Kırım Türklerinin Kırım'a dönüp oralarda bir şeyler yapma hayali var. Bizim de görevimiz, Ukrayna'yı tanıyan, Ukrayna'yı iyi bilen bir sivil toplum kuruluşu (STK) başkanı olarak benim görevim, Kırım'daki kardeşlerimizin ve Ukrayna'nın her yerinde yaşayan kardeşlerimizin Kırım'a dönmesi, kendi öz vatanları Kırım’ı yeniden sahiplenebilmesi, orada ekonomik sıkıntılar çekmemesi ve Kırım'da dönen ticaretin önemli bir kısmına hâkim olması. “ORGANİZE SANAYİ BÖLGELERİNE AĞIRLIKLI OLARAK KIRIM KÖKENLİ AİLELERİ YERLEŞTİRECEĞİZ” 2014 yılından beri Rus işgali altında olan Kırım azat olduktan sonra EkoAvrasya Ukrayna Derneği olarak Yarımada’nın tarıma elverişi olmayan bölgelerinde organize sanayi bölgeleri kuracaklarını ve derneğin yönetim kurulunun Kırım’daki projeler için pilot yerler tespit ettiğini kaydeden Hacıoğlu, “Bu kuracağımız organize sanayi bölgelerine ağırlıklı olarak Kırım kökenli, Kırım soylu, Kırım'dan gelme ailelerin sanayicilerini getirmeye çalışacağız çünkü onlar için orası hasret duyulan bir vatan, yani uzakta kalmış ama yüreklerinden çıkmayan bir sevda. O sevdayı biz yeniden yeşerteceğiz. İnşallah Kırım'ın özgür olacağına gönülden inanıyorum.” dedi. “İŞGALCİ RUSYA'NIN CEZAEVLERİNDE YÜZLERCE KIRIM TÜRKÜ ACI İŞKENCELER ÇEKİYOR” Dünyada Kırım Tatarlarının en rahat yaşadıkları ülkenin Türkiye'den sonra Ukrayna olduğuna işaret eden Hacıoğlu, Ukrayna’nın cezaevlerinde hiçbir Kırım Tatarının siyasi suçlu ve düşünce suçlusu olarak yatmadığına dikkat çekerek “Hiç kimse ‘Ben Kırım Türküyüm, Kırım benim vatanım,’ dediği için, ‘Ben Kırım'ın sahibiyim,’ dediği için Ukrayna'da suçlanmıyor. Ukrayna Devleti onu suçlamıyor çünkü Ukrayna Devleti, Kırım Türklerini Ukrayna'nın kurucularından ve sahiplerinden biri olarak kabul ediyor.” ifadelerini kullandı. Bununla birlikte Hacıoğlu, Kırım Tatar siyasi tutsakların karşılaştığı ağır insan hakları ihlallerine de dikkat çekti. Hacıoğlu, “Ne yazık ki işgalci Rusya'nın cezaevlerinde yüzlerce Kırım Türkü acı işkenceler çekiyor. Aileleriyle ve avukatlarıyla görüştürülmüyorlar. Bir kısmı da kayıp, evlerinden alıkonulmuşlar. Hâlâ hasretle onların bir gün ortaya çıkacağı günü bekliyoruz.” şeklinde konuştu. Ayrıca Hacıoğlu, “Yüreklerimiz yanıyor. İnşallah o acı da sönecek, bir daha esir olmamak üzere Kırım'ı kurtarılacağından eminim.” dedi. İŞ İNSANI HACIOĞLU, TÜRKİYE-UKRAYNA SERBEST TİCARET ANLAŞMASINI YORUMLADI Ukrayna Parlamentosu Verhovna Radanın (Verkhovna Rada), Ukrayna ile Türkiye arasında onaylanan serbest ticaret anlaşmasını kabul etmesini yorumlayan Hacıoğlu, iki ülke arasındaki ticaret hacminin 20 milyar doların da üzerinde olduğunu söyledi. “UKRAYNA'DA YABANCI YATIRIMCI, KANUNLARA UYDUGU SÜRECE ULUSLARARASI GÜVENCE ALTINDADIR” Öte yandan iş insanı Hacıoğlu, Ukrayna'ya yatırım yapmayı planlayan iş insanlarına tavsiyede bulundu. Hacıoğlu, Ukrayna'da Türkiye’nin Kıyiv Büyükelçiliğinin ve Türkiye’nin Odesa Başkonsolosluğunun anlaşmalı olduğu, akredite olmuş hukukçular ve yeminli tercümanlarla çalışılması gerektiğini vurguladı. Son olarak Ukrayna’da Türk olduğunu bilmeyen 5 ile 6 milyon civarında kişi olduğuna dikkat çeken Hacıoğlu, Sovyetler Birliği tarafından yürütülen asimilasyon politikalarının bunun sebebi olduğunu kaydederek şu değerlendirmelerde bulundu: 'Ben Türk soyluyum,' diyen ise 1 milyon 290 bin kişi var. Bu 1 milyon 290 bin kişinin ve Ukraynalıların refah içinde yaşayabilmeleri için gerçek sanayicilerin, gerçek ticaret erbabının Ukrayna'ya gelmesi lazım çünkü Ukrayna'da yabancı yatırımcı, kanunlara uyduğu sürece uluslararası güvence altındadır. Kanunları çiğneyen insanın ise dünyanın hiçbir yerinde güvencesi yoktur, Ukrayna'da da yoktur.

Ukrayna, Rus esaretinden 7 sivil vatandaşını daha kurtardı Haber

Ukrayna, Rus esaretinden 7 sivil vatandaşını daha kurtardı

Ukrayna, Rusya'nın yasa dışı olarak alıkoyduğu yedi sivil vatandaşını daha ülkesine geri getirdi. Ukrayna Parlamentosu İnsan Hakları Yetkilisi (Ombudsman) Dmıtro Lubinets, sosyal medya hesabından yaptığı açıklamada, yıllardır Rusya'da esaret altında tutulan yedi sivil Ukrayna vatandaşının özgürlüğüne kavuştuğunu duyurdu. Lubinets, söz konusu gelişmenin, Rusya İnsan Hakları Yetkilisi Tatyana Moskalkova'nın yerine görevlendirilen Yana Lantratova ile yürüttüğü doğrudan insani temaslar sonucunda gerçekleştiğini belirtti. Sürece katkı sağlayan Ukrayna Güvenlik Servisine (SBU), Ukrayna Dış İstihbarat Servisine ve Savaş Esirleri Koordinasyon Karargâhı bünyesinde çalışan tüm kurumlara teşekkür etti. 35 İLE 66 YAŞ ARASINDAKİ SİVİLLER SERBEST BIRAKILDI Ülkelerine dönen sivillerin 35 ile 66 yaşları arasında olduğu bildirildi. Lubinets, bu kişilerin tamamının Rusya tarafından 2022 yılında Mariupol, Kıyiv, Harkiv, Zaporijjya ve Lugansk bölgelerinin işgali sırasında yasa dışı şekilde gözaltına alındığını ifade etti. Serbest bırakılan sivillerden birinin, oğullarının Ukrayna Silahlı Kuvvetlerinde görev yapması nedeniyle evinden kaçırıldığı belirtildi. Bir diğer Ukrayna vatandaşının ise Rusya'nın 24 Şubat 2022'de başlattığı geniş çaplı işgalin ilk günü işe giderken alıkonulduğu aktarıldı. Özgürlüğüne kavuşanlar arasında, 2022 yılında Mariupol'de "Tayra'nın Melekleri" gönüllü sağlık ekibine katılan bir gönüllünün de bulunduğu bildirildi. Aynı gün gözaltına alınan ekibin kurucusu Yuliya Payevska (Tayra), daha önce gerçekleştirilen bir esir değişimi kapsamında Ukrayna'ya dönmüştü. Lubinets, serbest bırakılan sivillerin haklarının korunması ve topluma yeniden uyum sağlamaları için gerekli tüm desteğin verileceğini belirtti. Ukrayna Cumhurbaşkanı Volodımır Zelenskıy da 26 Haziran'da yaptığı açıklamada, Rus esaretinden 2022 yılından bu yana tutulan 160 Ukraynalı askerin daha ülkeye döndüğünü duyurmuştu.

Rus esaretinden kurtulan Ukraynalı askerlerin tanıklıkları Rusya'nın sistematik işkencelerini gözler önüne serdi Haber

Rus esaretinden kurtulan Ukraynalı askerlerin tanıklıkları Rusya'nın sistematik işkencelerini gözler önüne serdi

Rusya'nın Ukrayna'ya yönelik topyekûn işgal girişiminde esir düşen Ukraynalı askerlerin tutulduğu hapishaneler, uluslararası hukukun tamamen askıya alındığı birer işkence ve imha merkezine dönüştü. Rusya'nın Volgograd bölgesindeki 2 Nolu Kamışin Tutukevinde (SİZO-2) aylarca esir tutulan ve ardından esir takasıyla özgürlüğüne kavuşan Ukraynalı askerlerin tanıklıkları, Kremlin'in Ukraynalı savaş esirlerine uyguladığı vahşeti, sistematik işkenceleri tüm çıplaklığıyla gözler önüne serdi. HAPİSHANE GİRİŞİNDE KÖPEKLER VE ELEKTROŞOK CİHAZIYLA KARŞILAMA Ukrayna Deniz Piyade Tugayınd subay olarak görev yapan Vladıslav Stryukov, Mariupol savunması sırasında esir düştükten sonra Rusya içlerindeki Kamışin Tutukevi'ne nakledildi. Stryukov ve beraberindeki onlarca Ukraynalı askerin nakil süreci, tüm insani koşulların dışındaydı. Yüzlerine yön bulmalarını engellemek amacıyla kağıtlar yapıştırılan, elleri koli bandıyla bağlanan esirler, saatlerce ayakta, balık istifi şeklinde kamyonlarda taşındı. Hapishaneye varış anını anlatan Stryukov, Rus gardiyanların ve askeri personelin esirlere yönelik muamelesini şu sözlerle aktardı: Araç durduğunda gardiyanların ‘Merdivenleri indirelim mi?’ sorusuna, diğerinin ‘Hayır, onlara merdiven gerekmez’ dediğini duydum. İnsanları kamyonlardan doğrudan beton zemine fırlattılar. Etrafta dehşet verici bir köpek havlamasını duyuyorduk. Kamyondan ilk fırlatılan askere elektroşok uyguladıklarını, onun dövüldüğünü ve çığlıklarını duydum. Daha sonra koşmamızı emrettiler; koşarken arkamızdan sürekli vurdular ve üzerimize eğitimli köpekleri saldılar. Bizi köpeklere ısırttılar." Esirlerin kayıt işlemleri sırasında da işkencenin dozu düşmedi. Çıplak şekilde fotoğrafları çekilen askerler, saç kazıma bahanesiyle saçları kafa derilerinden koparılarak işkenceye maruz kaldı. Temizlenmeleri için verilen iki dakikalık banyo süresinde dahi üzerlerine soğuk su dökülürken coplarla dövüldüler. Vladıslav Stryukov, en temel insani hak olan tıbbi yardım taleplerine verilen tepkiyi ise şu şekilde anlattı: Bir adam koşarak gelirdi ve yardım isteyenlere elektroşok cihazıyla saldırdı. HÜCRELERDE MUTLAK ESARET: HAREKET ETMEK BİLE YASAK Kamişin Tutukevi'ndeki günlük yaşam, psikolojik ve fiziksel imha üzerine kuruluydu. Eski esirlerin anlatımlarına göre, hücrelerin içinde en ufak bir hareket dahi kameralardan izlenerek hücre baskınları ve meydan dayaklarıyla sonuçlanıyordu. Eski esir, “Hücrede dolaşamazdınız. Bütün zamanımızı oturarak geçirirdik. Konuşmak da yasaktı. Başınızı öne eğmek zorundaydınız. Tuvalete gitmek için iki dakikanız vardı, yoksa koşarak gelir ve sizi dövmeye başlarlardı." şeklinde anlattı. İŞKENCE ODASI VE SAHTE İTİRAFLAR Esirlerin "İşkence Odası" olarak adlandırdığı hapishanenin üçüncü katındaki özel oda, sistematik sorguların ve vahşetin merkeziydi. Kafalarına torba geçirilerek bu odaya sokulan Ukraynalı subaylar, günlerce süren ağır işkencelere maruz bırakıldı. Kafasında torbayla günlerce dövüldüğünü belirten Stryukov, Rus sorgucuların taktiklerini şöyle deşifre etti: Sizi yere yatırıp acımasızca dövüyorlar. ‘Kaç kişi öldürdün?’ diye soruyorlar. Yapmadığımı söylediğimde iğneler, elektroşoklar ve coplar devreye giriyor. Orada fantezilerinin sınırı yoktu. Ağır işkenceler altında, hayatta kalabilmek için sivil halkı öldürdüğüme dair sahte belgeleri imzalamak zorunda kaldım. Yetmedi, kendi komutanımın aleyhine de ifade vermemi istediler. Komutanımı da o odaya getirip gözümün önünde işkence ettiler. Eski esir, bu işkence odasında ağır darbeler sonucu çok sayıda Ukraynalı askerin hayatını kaybettiğini, kendisinin ise bu sahte itiraflar neticesinde Rusya güdümündeki sözde mahkemelerce önce 20, ardından 24 yıl hapis cezasına çarptırıldığını belirtti. KÜLTÜREL KIRIM VE AÇLIKLA İMTİHAN Rus yönetimi, fiziki işkencenin yanı sıra Ukraynalı esirlerin millî kimliklerini yok etmek için yoğun bir psikolojik asimilasyon kampanyası yürüttü. Esirlerin Ukraynaca konuşması tamamen yasaklanırken, kendilerine sürekli olarak "Ukrayna diye bir devlet artık yok" propagandası yapıldı. Her gün zorla Rusya millî marşı okutulan ve Rus militarist sloganları attırılan esirlere, hoparlörlerden saatlerce Rus devlet propagandası yapan şarkıcıların şarkıları dinletildi. “Haftada en az bir kez Rus ordusuna katılma ve Ukrayna'ya karşı savaşma sözleşmeleri imzalatma teklifi ediliyordu. Karşılığında Rus vatandaşlığı ve işkencenin sona ermesi vaat ediliyordu.” diyen Vladislav Stryukov, Rus askerî yetkililerin esirlerin açlık ve acı zaafiyetinden faydalanmaya çalıştığını belirtti. Hapishanedeki beslenme koşulları ise esirleri yavaş ve sancılı bir ölüme terk etmek üzere tasarlandı. Yemekler tamamen tuzsuz, şekersiz ve çoğunlukla pişmemiş şekilde, çok küçük porsiyonlarla verildi. Bir somun ekmeğin bazen 18 parçaya bölünerek esirlere dağıtıldığı, çorba olarak verilen gıdanın ise sadece sıcak sudan ibaret olduğu bildirildi. YAKLAŞIK 7 BİN UKARAYNALI ASKER ESİR TUTULUYOR Ukrayna Parlamentosu Başkan Yardımcısı Olena Kondratyuk, mayıs ayında yaptığı açıklamada, Rus esaretindeki Ukraynalı askerlerin yüzde 95'inden fazlasının işkence gördüğünü ve kasıtlı tıbbi ihmalin Rusya tarafından bir savaş suçu ve soykırım politikası olarak sistematik şekilde uygulandığını açıkladı. Geniş çaplı işgalin başlangıcından bu yana 400'den fazlası sivil olmak üzere 9 bini aşkın Ukrayna vatandaşının Rus esaretinden kurtarıldığını belirten Kondratyuk, “Şu anda Rusya'nın elinde yaklaşık 7 bin Ukraynalı savaş esiri bulunuyor. Alıkonulan sivil Ukraynalıların sayısı ise 10 ile 20 bin arasında. Ukraynalı savaş esirlerinin yüzde 95'inden fazlası Rus esaretindeyken işkenceye ve kötü muameleye maruz kalıyor." dedi. İNSAN HAKLARI SAVUNUCULARI RUS VAHŞETİNİ DOĞRULUYOR İnsan hakları savunucuları ve sivil toplum kuruluşları, Rusya’nın esir kamplarında nazi kamplarını aratmayan bir strateji izlediğini doğruluyor. Aktivistler, hapishanede yetersiz beslenme, ağır darp ve tıbbi yardımın kasıtlı olarak esirgenmesi nedeniyle çok sayıda ölüm vakası kaydetti. Hak savunucuları, Rusya'nın hapishanelerde katlettiği Ukraynalı askerlerin cenazelerini, vücutlarındaki darp, kırık, sigara yanığı ve elektroşok gibi ağır işkence izlerinin çürümesi ve delillerin yok olması amacıyla ailelerine ancak yıllar sonra teslim ettiğini belirtiyor.

Çubarov’dan Ervin İbragimov açıklaması: "Rusya Kırım’da başlattığı terörü şimdi de yeni işgal edilen bölgelerde sürdürüyor” Haber

Çubarov’dan Ervin İbragimov açıklaması: "Rusya Kırım’da başlattığı terörü şimdi de yeni işgal edilen bölgelerde sürdürüyor”

Kırım Tatar Milli Meclisi (KTMM) Başkanı Refat Çubarov, Dünya Kırım Tatar Kongresi (DQTK) Yönetim Kurulu ve Bahçesaray Kırım Tatar Bölge Meclisi Üyesi Ervin İbragimov'un işgal altındaki Bahçesaray'da kaçırılmasının 10. yıl dönümü vesilesiyle çarpıcı bir açıklama yaptı. Çubarov, 2016 yılında Kırım'da işlenen bu suçun, Rusya'nın bugün Ukrayna genelinde yürüttüğü topyekûn işgal savaşının ve sivil katliamların habercisi olduğunu vurguladı. GÜVENLİK KAMERASI VAHŞETİ DOĞRUDAN BELGELEMİŞTİ Ervin İbragimov, 2016 yılında 24 Mayıs’ı 25 Mayıs’a bağlayan gece Rus işgali altındaki Bahçesaray’da kaçırılmıştı. Yarımadada yaşanan diğer birçok zorla kaybetme vakasının aksine, bu suçun bir güvenlik kamerası tarafından anbean kaydedildiğini hatırlatan Çubarov, Rus trafik polisi üniforması giyen kişilerin İbragimov’un aracını durdurduğunu, genç aktivistin kaçmaya çalışsa da darbedilerek bir minibüse bindirildiğini ve gecenin karanlığında gözden kaybolduğunu belirtti. KTMM Başkanı, “Bu video kaydı, Rusların vahşetine dair çürütülemez bir kanıt olmanın ötesine geçmiştir. Rusya'nın insanı nasıl yok etmeye, sesini kısmaya çalıştığının; acımasız terör eylemleriyle, Rus işgali koşullarında ezici çoğunluğuyla topraklarına sadık kalan Kırım Tatarlarının iradesini ezme arzusunun adeta somut bir simgesi haline gelmiştir." ifadelerini kullandı. “KIRIM’DAKİ CEZASIZLIK BUÇA VE MARİUPOL’Ü DOĞURDU” Refat Çubarov, 2016 yılında uygar dünyanın "yerel bir hibrit çatışma" veya münferit bir "insan hakları ihlali" olarak gördüğü olayların, aslında Rusya’nın bugünkü geniş çaplı işgal savaşı için kanlı bir hazırlık evresi olduğunu dile getirdi. Kremlin’in Kırım’ın işgali ve ilk kaçırma olaylarının ardından hissettiği cezasızlık duygusunun daha sonra Buça, Mariupol ve Olenivka’daki vahşetleri doğurduğunu belirten Çubarov, Rusya’nın o dönem Kırım’da denediği insan kaçırma yöntemlerini bugün Herson ve Zaporijjya gibi yeni işgal edilen bölgelerde çocukları ve binlerce sivili toplu halde kaçırarak sürdürdüğünü kaydetti. “ULUSLARARASI MAHKEMELER İÇİN DOĞRUDAN BİR İDDİANAME” Ervin İbragimov hakkında asla geçmiş zaman kullanarak konuşmayacaklarını ve adaletin mutlaka tecelli edeceğini vurgulayan Çubarov, şu ifadelere yer verdi: "Ervin İbragimov, Rus işgal rejiminin kurbanı oldu; ancak aynı zamanda direnişin de sembolü haline geldi. Düşmanın, onun toplum üzerindeki liderliğinden, Kırım Tatar halkına ve Ukrayna Devletine olan bağlılığından duyduğu panik şeklindeki korku yüzünden kaçırılmıştı. İşgalciler o zaman da, şimdi de, anavatanları Kırım'a ve devletleri Ukrayna'ya sadık kalan herkesi korkutmaya çalışıyorlar, ancak bu çabaları boşuna sürüyor. Buna karşın, işgalin on ikinci yılında ve büyük savaşın beşinci yılında, istilacılar bu direnişi kırmayı asla başaramadılar. Bizlerin Ervin İbragimov hakkında geçmiş zaman kipiyle konuşmaya ahlaki hakkı yoktur. Ervin'in kaçırılması davası tam adalet gerektiriyor ve bu, işgalcilerin suçlarını gizleme yeteneklerini kaybetmeleriyle mümkün olacaktır. Ervin'in kaçırılma anına ait video kaydı, gelecekte kurulacak uluslararası mahkemeler için doğrudan bir iddianame niteliğindedir. Bu vahşetin hem azmettiricileri hem de failleri kaçınılmaz cezalarını çekeceklerdir. Yarımadanın on iki yıllık işgali; on binlerce paramparça edilmiş hayat, yüzlerce siyasi tutsak ve onlarca kayıp insan getirdi. Ervin, bu yıkıcı darbeyi ilk göğüsleyenler arasındaydı. Amacımız değişmedi: İşgalin tamamen sona ermesi. Bugün, geniş çaplı işgalin beşinci yılında nihai olarak idrak ediyoruz ki: Ukrayna devlet bayrağı ile Kırım Tatar milli bayrağı Bahçesaray, Akmescit (Simferopol) ve Akyar (Sivastopol) semalarında yeniden gururla dalgalanmadığı sürece adil bir barış gelmeyecektir." TRAFİK POLİSİ ÜNİFORMASI GİYEN KİŞİLER TARAFINDAN KAÇIRILDI 10 yıldır haber alınamıyor: Ervin İbragimov nerede? Rus işgali altındaki Kırım'da, tam 10 yıl önce trafik polisi üniforması giyen kimliği belirsiz kişilerce evinin birkaç metre ötesinde kaçırılan DQTK Yönetim Kurulu Üyesi ve Bahçesaray Kırım Tatar Bölge Meclisi Üyesi Ervin… pic.twitter.com/yii4YikizB — QHA - Kırım Haber Ajansı (@qha_kirimhaber) May 25, 2026 Dünya Kırım Tatar Kongresi Yönetim Kurulu Üyesi Ervin İbragimov’un arabası, 25 Mayıs 2016 sabah saatlerinde Rus işgali altındaki Kırım’ın Bahçesaray şehrindeki evinin yakınlarında kapıları açık bir şekilde bulundu. Olayın gerçekleştirildiği yerin yakınında bulunan güvenlik kameraları, Ervin İbragimov’un trafik polisi üniforması giyen kişiler tarafından kaçırıldığını kaydetti. Ervin’in kaybolmadan önce 24 Mayıs 2016 günü saat 22.40 civarında babasını arayarak arabasının evraklarının nerede olduğunu sorduğu biliniyor. Daha sonra Ervin ile iletişim kesildi ve o günden beri hakkında hiçbir haber alınamadı. İŞGALCİLER ANCAK 3 GÜN SONRA "SORUŞTURMA" BAŞLATTI İşgalci Rus yönetimine bağlı olan sözde Soruşturma Komitesi ancak üç gün geçtikten sonra, Ervin İbragimov’un kaçırılmasıyla ilgili soruşturma başlattı. 2 Haziran 2016 tarihinde Ervin İbragimov’un pasaportu ve ehliyetinin Bahçesaray’da bulunduğu açıklandı. 3 Haziran’da ise, Ervin İbragimov’un kaçırıldığı gerçeğini teyit eden yeni görüntüler yayımlandı. Kaçırıldığı günden bu yana Ervin İbragimov hakkında hiçbir şey bilinmiyor. İbragimov’un kaçırılmasının sebepleri de bilinmiyor. İşgalci yönetimin sahte soruşturması hiçbir sonuç vermedi. Ervin İbragimov’un akrabaları, Ervin’i eve getiren kişiye 1 milyon ruble (15 bin dolar) tutarında büyük meblağ ödemeye hazır olduklarını duyurdu. Ancak bu da bir sonuç vermedi. DQTK: ERVİN'İN KAÇIRILMASINDAN RUSYA SORUMLU Dünya Kırım Tatar Kongresi’nin (DQTK) Yönetim Kurulu, üyesi olan Ervin İbragimov’un kayboluşu hakkında yayınladığı açıklamada, söz konusu olaydan, Kırım’ı işgali altında tutan Rusya Federasyonu’nun sorumlu olduğunu vurguladı. Temmuz 2018’de açıklama yapan Ervin’in babası Ümer İbragimov, işgalci Rus kolluk kuvvetleri görevlilerinin oğlunu tehdit ettiğini aktarmıştı. Kırım Tatarları, Ukrayna ve diğer ülkelerde “Ervin Nerede?” eylemleri düzenleyerek İbragimov ailesine aktif şekilde destek gösteriyor. Kırım Derneği Genel Merkezi, 24 Mayıs 2022 tarihinde düzenlenen toplantıda Türkiye’deki Kırım Tatarları, dünyaya ve Türkiye Cumhuriyeti yetkililerine seslenerek “Ervin İbragimov nerede?” sorusunun Rusya Federasyonuna sorulması için çağrıda bulunmuştu.tw

Rusya’nın "Azak Halkası" stratejisi: İşgal altındaki topraklarda bin 400 kilometrelik lojistik koridor Haber

Rusya’nın "Azak Halkası" stratejisi: İşgal altındaki topraklarda bin 400 kilometrelik lojistik koridor

Rusya, Ukrayna'nın güneyindeki işgalini kalıcı hale getirmek ve askerî ikmal hatlarını güvence altına almak amacıyla Azak Denizi çevresindeki büyük ölçekli bir ulaşım koridoru inşaatını hızlandırdı. "Azak Halkası" (Azov Ring) olarak adlandırılan proje Rusya’nın stratejik lojistik hamlesi olarak dikkat çekiyor. Reuters tarafından gündeme taşınan habere göre, yaklaşık bin 400 kilometre uzunluğunda olması planlanan söz konusu devasa ulaşım koridoru; Rostov-na-Donu, Mariupol, Berdyansk ve Kırım'ı birbirine bağlayan kesintisiz bir ağ oluşturmayı hedefliyor. Rus tarafının 2022 yılından bu yana bölgede 2 bin 500 kilometreden fazla demiryolu ve karayolu altyapısını inşa ettiği veya modernize ettiği belirtilirken, özellikle Taganrog ile Manhuş (Manguş) arasındaki 100 kilometrelik kritik hattın tamamlanma aşamasına geldiği vurgulanıyor. KERÇ KÖPRÜSÜ’NE BİR ALTARNATİF İşgalci Kremlin yönetimi söz konusu devasa altyapı projesini, Rusya'nın Kırım'ı işgalinin ardından Kerç Boğazı üzerinde yasa dışı olarak inşa ettiği ve Ukrayna'nın güneyine asker ve teçhizat sevk etmek için kullandığı Kerç Köprüsü’ne (Kırım Köprüsü) olan bağımlılığı azaltarak Ukrayna'nın olası saldırılarına karşı daha az savunmasız bir ikmal yolu yaratmak amacıyla hayata geçiriyor. Yeni güzergâh sayesinde askerî mühimmat, yakıt ve personel sevkiyatı için alternatif bir "kara köprüsü" tesis edilirken, aynı zamanda işgal altındaki bölgelerin Rusya’nın iç ulaşım sistemine entegre edilmesi amaçlanıyor. Deniz lojistiğinin de bu planın ayrılmaz bir parçası olduğu, özellikle Mariupol Limanı'nda inşa edilen yeni terminallerle kapasitenin artırıldığı görülüyor. STRATEJİK HEDEF: UKRAYNA GÜNEYİNDE KALICI HAKİMİYET Askeri uzmanlar, "Azak Halkası" projesinin tamamlanmasıyla Rusya'nın güney cephesindeki hareket kabiliyetinin artacağını ve Kırım üzerindeki lojistik baskının hafifleyeceğini öngörüyor. Rusya bu yolla, Ukrayna'nın güneyini elinde tutmak için uzun vadeli ve dayanıklı bir askerî ve ekonomik sistem kurmaya çalışıyor. Ukrayna tarafı bu yeni ulaşım ağlarını meşru askerî hedefler olarak gördüğünü ve işgalcilerin ikmal hatlarını kesmeye yönelik stratejik operasyonlarını sürdüreceğini ifade ediyor.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.