SON DAKİKA
Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#Mariupol

QHA - Kırım Haber Ajansı - Mariupol haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Mariupol haber sayfasında canlı gelişmelerle ulaşabilirsiniz.

Ukrayna, Rus esaretinden 7 sivil vatandaşını daha kurtardı Haber

Ukrayna, Rus esaretinden 7 sivil vatandaşını daha kurtardı

Ukrayna, Rusya'nın yasa dışı olarak alıkoyduğu yedi sivil vatandaşını daha ülkesine geri getirdi. Ukrayna Parlamentosu İnsan Hakları Yetkilisi (Ombudsman) Dmıtro Lubinets, sosyal medya hesabından yaptığı açıklamada, yıllardır Rusya'da esaret altında tutulan yedi sivil Ukrayna vatandaşının özgürlüğüne kavuştuğunu duyurdu. Lubinets, söz konusu gelişmenin, Rusya İnsan Hakları Yetkilisi Tatyana Moskalkova'nın yerine görevlendirilen Yana Lantratova ile yürüttüğü doğrudan insani temaslar sonucunda gerçekleştiğini belirtti. Sürece katkı sağlayan Ukrayna Güvenlik Servisine (SBU), Ukrayna Dış İstihbarat Servisine ve Savaş Esirleri Koordinasyon Karargâhı bünyesinde çalışan tüm kurumlara teşekkür etti. 35 İLE 66 YAŞ ARASINDAKİ SİVİLLER SERBEST BIRAKILDI Ülkelerine dönen sivillerin 35 ile 66 yaşları arasında olduğu bildirildi. Lubinets, bu kişilerin tamamının Rusya tarafından 2022 yılında Mariupol, Kıyiv, Harkiv, Zaporijjya ve Lugansk bölgelerinin işgali sırasında yasa dışı şekilde gözaltına alındığını ifade etti. Serbest bırakılan sivillerden birinin, oğullarının Ukrayna Silahlı Kuvvetlerinde görev yapması nedeniyle evinden kaçırıldığı belirtildi. Bir diğer Ukrayna vatandaşının ise Rusya'nın 24 Şubat 2022'de başlattığı geniş çaplı işgalin ilk günü işe giderken alıkonulduğu aktarıldı. Özgürlüğüne kavuşanlar arasında, 2022 yılında Mariupol'de "Tayra'nın Melekleri" gönüllü sağlık ekibine katılan bir gönüllünün de bulunduğu bildirildi. Aynı gün gözaltına alınan ekibin kurucusu Yuliya Payevska (Tayra), daha önce gerçekleştirilen bir esir değişimi kapsamında Ukrayna'ya dönmüştü. Lubinets, serbest bırakılan sivillerin haklarının korunması ve topluma yeniden uyum sağlamaları için gerekli tüm desteğin verileceğini belirtti. Ukrayna Cumhurbaşkanı Volodımır Zelenskıy da 26 Haziran'da yaptığı açıklamada, Rus esaretinden 2022 yılından bu yana tutulan 160 Ukraynalı askerin daha ülkeye döndüğünü duyurmuştu.

Rus esaretinden kurtulan Ukraynalı askerlerin tanıklıkları Rusya'nın sistematik işkencelerini gözler önüne serdi Haber

Rus esaretinden kurtulan Ukraynalı askerlerin tanıklıkları Rusya'nın sistematik işkencelerini gözler önüne serdi

Rusya'nın Ukrayna'ya yönelik topyekûn işgal girişiminde esir düşen Ukraynalı askerlerin tutulduğu hapishaneler, uluslararası hukukun tamamen askıya alındığı birer işkence ve imha merkezine dönüştü. Rusya'nın Volgograd bölgesindeki 2 Nolu Kamışin Tutukevinde (SİZO-2) aylarca esir tutulan ve ardından esir takasıyla özgürlüğüne kavuşan Ukraynalı askerlerin tanıklıkları, Kremlin'in Ukraynalı savaş esirlerine uyguladığı vahşeti, sistematik işkenceleri tüm çıplaklığıyla gözler önüne serdi. HAPİSHANE GİRİŞİNDE KÖPEKLER VE ELEKTROŞOK CİHAZIYLA KARŞILAMA Ukrayna Deniz Piyade Tugayınd subay olarak görev yapan Vladıslav Stryukov, Mariupol savunması sırasında esir düştükten sonra Rusya içlerindeki Kamışin Tutukevi'ne nakledildi. Stryukov ve beraberindeki onlarca Ukraynalı askerin nakil süreci, tüm insani koşulların dışındaydı. Yüzlerine yön bulmalarını engellemek amacıyla kağıtlar yapıştırılan, elleri koli bandıyla bağlanan esirler, saatlerce ayakta, balık istifi şeklinde kamyonlarda taşındı. Hapishaneye varış anını anlatan Stryukov, Rus gardiyanların ve askeri personelin esirlere yönelik muamelesini şu sözlerle aktardı: Araç durduğunda gardiyanların ‘Merdivenleri indirelim mi?’ sorusuna, diğerinin ‘Hayır, onlara merdiven gerekmez’ dediğini duydum. İnsanları kamyonlardan doğrudan beton zemine fırlattılar. Etrafta dehşet verici bir köpek havlamasını duyuyorduk. Kamyondan ilk fırlatılan askere elektroşok uyguladıklarını, onun dövüldüğünü ve çığlıklarını duydum. Daha sonra koşmamızı emrettiler; koşarken arkamızdan sürekli vurdular ve üzerimize eğitimli köpekleri saldılar. Bizi köpeklere ısırttılar." Esirlerin kayıt işlemleri sırasında da işkencenin dozu düşmedi. Çıplak şekilde fotoğrafları çekilen askerler, saç kazıma bahanesiyle saçları kafa derilerinden koparılarak işkenceye maruz kaldı. Temizlenmeleri için verilen iki dakikalık banyo süresinde dahi üzerlerine soğuk su dökülürken coplarla dövüldüler. Vladıslav Stryukov, en temel insani hak olan tıbbi yardım taleplerine verilen tepkiyi ise şu şekilde anlattı: Bir adam koşarak gelirdi ve yardım isteyenlere elektroşok cihazıyla saldırdı. HÜCRELERDE MUTLAK ESARET: HAREKET ETMEK BİLE YASAK Kamişin Tutukevi'ndeki günlük yaşam, psikolojik ve fiziksel imha üzerine kuruluydu. Eski esirlerin anlatımlarına göre, hücrelerin içinde en ufak bir hareket dahi kameralardan izlenerek hücre baskınları ve meydan dayaklarıyla sonuçlanıyordu. Eski esir, “Hücrede dolaşamazdınız. Bütün zamanımızı oturarak geçirirdik. Konuşmak da yasaktı. Başınızı öne eğmek zorundaydınız. Tuvalete gitmek için iki dakikanız vardı, yoksa koşarak gelir ve sizi dövmeye başlarlardı." şeklinde anlattı. İŞKENCE ODASI VE SAHTE İTİRAFLAR Esirlerin "İşkence Odası" olarak adlandırdığı hapishanenin üçüncü katındaki özel oda, sistematik sorguların ve vahşetin merkeziydi. Kafalarına torba geçirilerek bu odaya sokulan Ukraynalı subaylar, günlerce süren ağır işkencelere maruz bırakıldı. Kafasında torbayla günlerce dövüldüğünü belirten Stryukov, Rus sorgucuların taktiklerini şöyle deşifre etti: Sizi yere yatırıp acımasızca dövüyorlar. ‘Kaç kişi öldürdün?’ diye soruyorlar. Yapmadığımı söylediğimde iğneler, elektroşoklar ve coplar devreye giriyor. Orada fantezilerinin sınırı yoktu. Ağır işkenceler altında, hayatta kalabilmek için sivil halkı öldürdüğüme dair sahte belgeleri imzalamak zorunda kaldım. Yetmedi, kendi komutanımın aleyhine de ifade vermemi istediler. Komutanımı da o odaya getirip gözümün önünde işkence ettiler. Eski esir, bu işkence odasında ağır darbeler sonucu çok sayıda Ukraynalı askerin hayatını kaybettiğini, kendisinin ise bu sahte itiraflar neticesinde Rusya güdümündeki sözde mahkemelerce önce 20, ardından 24 yıl hapis cezasına çarptırıldığını belirtti. KÜLTÜREL KIRIM VE AÇLIKLA İMTİHAN Rus yönetimi, fiziki işkencenin yanı sıra Ukraynalı esirlerin millî kimliklerini yok etmek için yoğun bir psikolojik asimilasyon kampanyası yürüttü. Esirlerin Ukraynaca konuşması tamamen yasaklanırken, kendilerine sürekli olarak "Ukrayna diye bir devlet artık yok" propagandası yapıldı. Her gün zorla Rusya millî marşı okutulan ve Rus militarist sloganları attırılan esirlere, hoparlörlerden saatlerce Rus devlet propagandası yapan şarkıcıların şarkıları dinletildi. “Haftada en az bir kez Rus ordusuna katılma ve Ukrayna'ya karşı savaşma sözleşmeleri imzalatma teklifi ediliyordu. Karşılığında Rus vatandaşlığı ve işkencenin sona ermesi vaat ediliyordu.” diyen Vladislav Stryukov, Rus askerî yetkililerin esirlerin açlık ve acı zaafiyetinden faydalanmaya çalıştığını belirtti. Hapishanedeki beslenme koşulları ise esirleri yavaş ve sancılı bir ölüme terk etmek üzere tasarlandı. Yemekler tamamen tuzsuz, şekersiz ve çoğunlukla pişmemiş şekilde, çok küçük porsiyonlarla verildi. Bir somun ekmeğin bazen 18 parçaya bölünerek esirlere dağıtıldığı, çorba olarak verilen gıdanın ise sadece sıcak sudan ibaret olduğu bildirildi. YAKLAŞIK 7 BİN UKARAYNALI ASKER ESİR TUTULUYOR Ukrayna Parlamentosu Başkan Yardımcısı Olena Kondratyuk, mayıs ayında yaptığı açıklamada, Rus esaretindeki Ukraynalı askerlerin yüzde 95'inden fazlasının işkence gördüğünü ve kasıtlı tıbbi ihmalin Rusya tarafından bir savaş suçu ve soykırım politikası olarak sistematik şekilde uygulandığını açıkladı. Geniş çaplı işgalin başlangıcından bu yana 400'den fazlası sivil olmak üzere 9 bini aşkın Ukrayna vatandaşının Rus esaretinden kurtarıldığını belirten Kondratyuk, “Şu anda Rusya'nın elinde yaklaşık 7 bin Ukraynalı savaş esiri bulunuyor. Alıkonulan sivil Ukraynalıların sayısı ise 10 ile 20 bin arasında. Ukraynalı savaş esirlerinin yüzde 95'inden fazlası Rus esaretindeyken işkenceye ve kötü muameleye maruz kalıyor." dedi. İNSAN HAKLARI SAVUNUCULARI RUS VAHŞETİNİ DOĞRULUYOR İnsan hakları savunucuları ve sivil toplum kuruluşları, Rusya’nın esir kamplarında nazi kamplarını aratmayan bir strateji izlediğini doğruluyor. Aktivistler, hapishanede yetersiz beslenme, ağır darp ve tıbbi yardımın kasıtlı olarak esirgenmesi nedeniyle çok sayıda ölüm vakası kaydetti. Hak savunucuları, Rusya'nın hapishanelerde katlettiği Ukraynalı askerlerin cenazelerini, vücutlarındaki darp, kırık, sigara yanığı ve elektroşok gibi ağır işkence izlerinin çürümesi ve delillerin yok olması amacıyla ailelerine ancak yıllar sonra teslim ettiğini belirtiyor.

Çubarov’dan Ervin İbragimov açıklaması: "Rusya Kırım’da başlattığı terörü şimdi de yeni işgal edilen bölgelerde sürdürüyor” Haber

Çubarov’dan Ervin İbragimov açıklaması: "Rusya Kırım’da başlattığı terörü şimdi de yeni işgal edilen bölgelerde sürdürüyor”

Kırım Tatar Milli Meclisi (KTMM) Başkanı Refat Çubarov, Dünya Kırım Tatar Kongresi (DQTK) Yönetim Kurulu ve Bahçesaray Kırım Tatar Bölge Meclisi Üyesi Ervin İbragimov'un işgal altındaki Bahçesaray'da kaçırılmasının 10. yıl dönümü vesilesiyle çarpıcı bir açıklama yaptı. Çubarov, 2016 yılında Kırım'da işlenen bu suçun, Rusya'nın bugün Ukrayna genelinde yürüttüğü topyekûn işgal savaşının ve sivil katliamların habercisi olduğunu vurguladı. GÜVENLİK KAMERASI VAHŞETİ DOĞRUDAN BELGELEMİŞTİ Ervin İbragimov, 2016 yılında 24 Mayıs’ı 25 Mayıs’a bağlayan gece Rus işgali altındaki Bahçesaray’da kaçırılmıştı. Yarımadada yaşanan diğer birçok zorla kaybetme vakasının aksine, bu suçun bir güvenlik kamerası tarafından anbean kaydedildiğini hatırlatan Çubarov, Rus trafik polisi üniforması giyen kişilerin İbragimov’un aracını durdurduğunu, genç aktivistin kaçmaya çalışsa da darbedilerek bir minibüse bindirildiğini ve gecenin karanlığında gözden kaybolduğunu belirtti. KTMM Başkanı, “Bu video kaydı, Rusların vahşetine dair çürütülemez bir kanıt olmanın ötesine geçmiştir. Rusya'nın insanı nasıl yok etmeye, sesini kısmaya çalıştığının; acımasız terör eylemleriyle, Rus işgali koşullarında ezici çoğunluğuyla topraklarına sadık kalan Kırım Tatarlarının iradesini ezme arzusunun adeta somut bir simgesi haline gelmiştir." ifadelerini kullandı. “KIRIM’DAKİ CEZASIZLIK BUÇA VE MARİUPOL’Ü DOĞURDU” Refat Çubarov, 2016 yılında uygar dünyanın "yerel bir hibrit çatışma" veya münferit bir "insan hakları ihlali" olarak gördüğü olayların, aslında Rusya’nın bugünkü geniş çaplı işgal savaşı için kanlı bir hazırlık evresi olduğunu dile getirdi. Kremlin’in Kırım’ın işgali ve ilk kaçırma olaylarının ardından hissettiği cezasızlık duygusunun daha sonra Buça, Mariupol ve Olenivka’daki vahşetleri doğurduğunu belirten Çubarov, Rusya’nın o dönem Kırım’da denediği insan kaçırma yöntemlerini bugün Herson ve Zaporijjya gibi yeni işgal edilen bölgelerde çocukları ve binlerce sivili toplu halde kaçırarak sürdürdüğünü kaydetti. “ULUSLARARASI MAHKEMELER İÇİN DOĞRUDAN BİR İDDİANAME” Ervin İbragimov hakkında asla geçmiş zaman kullanarak konuşmayacaklarını ve adaletin mutlaka tecelli edeceğini vurgulayan Çubarov, şu ifadelere yer verdi: "Ervin İbragimov, Rus işgal rejiminin kurbanı oldu; ancak aynı zamanda direnişin de sembolü haline geldi. Düşmanın, onun toplum üzerindeki liderliğinden, Kırım Tatar halkına ve Ukrayna Devletine olan bağlılığından duyduğu panik şeklindeki korku yüzünden kaçırılmıştı. İşgalciler o zaman da, şimdi de, anavatanları Kırım'a ve devletleri Ukrayna'ya sadık kalan herkesi korkutmaya çalışıyorlar, ancak bu çabaları boşuna sürüyor. Buna karşın, işgalin on ikinci yılında ve büyük savaşın beşinci yılında, istilacılar bu direnişi kırmayı asla başaramadılar. Bizlerin Ervin İbragimov hakkında geçmiş zaman kipiyle konuşmaya ahlaki hakkı yoktur. Ervin'in kaçırılması davası tam adalet gerektiriyor ve bu, işgalcilerin suçlarını gizleme yeteneklerini kaybetmeleriyle mümkün olacaktır. Ervin'in kaçırılma anına ait video kaydı, gelecekte kurulacak uluslararası mahkemeler için doğrudan bir iddianame niteliğindedir. Bu vahşetin hem azmettiricileri hem de failleri kaçınılmaz cezalarını çekeceklerdir. Yarımadanın on iki yıllık işgali; on binlerce paramparça edilmiş hayat, yüzlerce siyasi tutsak ve onlarca kayıp insan getirdi. Ervin, bu yıkıcı darbeyi ilk göğüsleyenler arasındaydı. Amacımız değişmedi: İşgalin tamamen sona ermesi. Bugün, geniş çaplı işgalin beşinci yılında nihai olarak idrak ediyoruz ki: Ukrayna devlet bayrağı ile Kırım Tatar milli bayrağı Bahçesaray, Akmescit (Simferopol) ve Akyar (Sivastopol) semalarında yeniden gururla dalgalanmadığı sürece adil bir barış gelmeyecektir." TRAFİK POLİSİ ÜNİFORMASI GİYEN KİŞİLER TARAFINDAN KAÇIRILDI 10 yıldır haber alınamıyor: Ervin İbragimov nerede? Rus işgali altındaki Kırım'da, tam 10 yıl önce trafik polisi üniforması giyen kimliği belirsiz kişilerce evinin birkaç metre ötesinde kaçırılan DQTK Yönetim Kurulu Üyesi ve Bahçesaray Kırım Tatar Bölge Meclisi Üyesi Ervin… pic.twitter.com/yii4YikizB — QHA - Kırım Haber Ajansı (@qha_kirimhaber) May 25, 2026 Dünya Kırım Tatar Kongresi Yönetim Kurulu Üyesi Ervin İbragimov’un arabası, 25 Mayıs 2016 sabah saatlerinde Rus işgali altındaki Kırım’ın Bahçesaray şehrindeki evinin yakınlarında kapıları açık bir şekilde bulundu. Olayın gerçekleştirildiği yerin yakınında bulunan güvenlik kameraları, Ervin İbragimov’un trafik polisi üniforması giyen kişiler tarafından kaçırıldığını kaydetti. Ervin’in kaybolmadan önce 24 Mayıs 2016 günü saat 22.40 civarında babasını arayarak arabasının evraklarının nerede olduğunu sorduğu biliniyor. Daha sonra Ervin ile iletişim kesildi ve o günden beri hakkında hiçbir haber alınamadı. İŞGALCİLER ANCAK 3 GÜN SONRA "SORUŞTURMA" BAŞLATTI İşgalci Rus yönetimine bağlı olan sözde Soruşturma Komitesi ancak üç gün geçtikten sonra, Ervin İbragimov’un kaçırılmasıyla ilgili soruşturma başlattı. 2 Haziran 2016 tarihinde Ervin İbragimov’un pasaportu ve ehliyetinin Bahçesaray’da bulunduğu açıklandı. 3 Haziran’da ise, Ervin İbragimov’un kaçırıldığı gerçeğini teyit eden yeni görüntüler yayımlandı. Kaçırıldığı günden bu yana Ervin İbragimov hakkında hiçbir şey bilinmiyor. İbragimov’un kaçırılmasının sebepleri de bilinmiyor. İşgalci yönetimin sahte soruşturması hiçbir sonuç vermedi. Ervin İbragimov’un akrabaları, Ervin’i eve getiren kişiye 1 milyon ruble (15 bin dolar) tutarında büyük meblağ ödemeye hazır olduklarını duyurdu. Ancak bu da bir sonuç vermedi. DQTK: ERVİN'İN KAÇIRILMASINDAN RUSYA SORUMLU Dünya Kırım Tatar Kongresi’nin (DQTK) Yönetim Kurulu, üyesi olan Ervin İbragimov’un kayboluşu hakkında yayınladığı açıklamada, söz konusu olaydan, Kırım’ı işgali altında tutan Rusya Federasyonu’nun sorumlu olduğunu vurguladı. Temmuz 2018’de açıklama yapan Ervin’in babası Ümer İbragimov, işgalci Rus kolluk kuvvetleri görevlilerinin oğlunu tehdit ettiğini aktarmıştı. Kırım Tatarları, Ukrayna ve diğer ülkelerde “Ervin Nerede?” eylemleri düzenleyerek İbragimov ailesine aktif şekilde destek gösteriyor. Kırım Derneği Genel Merkezi, 24 Mayıs 2022 tarihinde düzenlenen toplantıda Türkiye’deki Kırım Tatarları, dünyaya ve Türkiye Cumhuriyeti yetkililerine seslenerek “Ervin İbragimov nerede?” sorusunun Rusya Federasyonuna sorulması için çağrıda bulunmuştu.tw

Rusya’nın "Azak Halkası" stratejisi: İşgal altındaki topraklarda bin 400 kilometrelik lojistik koridor Haber

Rusya’nın "Azak Halkası" stratejisi: İşgal altındaki topraklarda bin 400 kilometrelik lojistik koridor

Rusya, Ukrayna'nın güneyindeki işgalini kalıcı hale getirmek ve askerî ikmal hatlarını güvence altına almak amacıyla Azak Denizi çevresindeki büyük ölçekli bir ulaşım koridoru inşaatını hızlandırdı. "Azak Halkası" (Azov Ring) olarak adlandırılan proje Rusya’nın stratejik lojistik hamlesi olarak dikkat çekiyor. Reuters tarafından gündeme taşınan habere göre, yaklaşık bin 400 kilometre uzunluğunda olması planlanan söz konusu devasa ulaşım koridoru; Rostov-na-Donu, Mariupol, Berdyansk ve Kırım'ı birbirine bağlayan kesintisiz bir ağ oluşturmayı hedefliyor. Rus tarafının 2022 yılından bu yana bölgede 2 bin 500 kilometreden fazla demiryolu ve karayolu altyapısını inşa ettiği veya modernize ettiği belirtilirken, özellikle Taganrog ile Manhuş (Manguş) arasındaki 100 kilometrelik kritik hattın tamamlanma aşamasına geldiği vurgulanıyor. KERÇ KÖPRÜSÜ’NE BİR ALTARNATİF İşgalci Kremlin yönetimi söz konusu devasa altyapı projesini, Rusya'nın Kırım'ı işgalinin ardından Kerç Boğazı üzerinde yasa dışı olarak inşa ettiği ve Ukrayna'nın güneyine asker ve teçhizat sevk etmek için kullandığı Kerç Köprüsü’ne (Kırım Köprüsü) olan bağımlılığı azaltarak Ukrayna'nın olası saldırılarına karşı daha az savunmasız bir ikmal yolu yaratmak amacıyla hayata geçiriyor. Yeni güzergâh sayesinde askerî mühimmat, yakıt ve personel sevkiyatı için alternatif bir "kara köprüsü" tesis edilirken, aynı zamanda işgal altındaki bölgelerin Rusya’nın iç ulaşım sistemine entegre edilmesi amaçlanıyor. Deniz lojistiğinin de bu planın ayrılmaz bir parçası olduğu, özellikle Mariupol Limanı'nda inşa edilen yeni terminallerle kapasitenin artırıldığı görülüyor. STRATEJİK HEDEF: UKRAYNA GÜNEYİNDE KALICI HAKİMİYET Askeri uzmanlar, "Azak Halkası" projesinin tamamlanmasıyla Rusya'nın güney cephesindeki hareket kabiliyetinin artacağını ve Kırım üzerindeki lojistik baskının hafifleyeceğini öngörüyor. Rusya bu yolla, Ukrayna'nın güneyini elinde tutmak için uzun vadeli ve dayanıklı bir askerî ve ekonomik sistem kurmaya çalışıyor. Ukrayna tarafı bu yeni ulaşım ağlarını meşru askerî hedefler olarak gördüğünü ve işgalcilerin ikmal hatlarını kesmeye yönelik stratejik operasyonlarını sürdüreceğini ifade ediyor.

Akıl almaz katliam: Rusya, Mariupol Drama Tiyatrosu'nu 4 yıl önce bombaladı Haber

Akıl almaz katliam: Rusya, Mariupol Drama Tiyatrosu'nu 4 yıl önce bombaladı

Rusya’nın, Ukrayna’nın Donetsk bölgesinde yer alan Mariupol Drama Tiyatrosu’nu bombalamasının üzerinden dört yıl geçti. Ukrayna Dünya Kongresi (UWC), Rusya’nın 16 Mart 2026 tarihinde gerçekleştirdiği ve aralarında çocukların da bulunduğu sivilleri hedef aldığı akıl almaz saldırının dördüncü yıl dönümünde, resmî sosyal medya hesabı üzerinden bir açıklama yayımladı. Açıklamada, “Tiyatro binası, binden fazla sivile sığınak olmuştu. En az 300 kişi, saldırıda hayatını kaybederken yüzlerce kişi ise yaralanmıştı. Kentin (Mariupol) Rus işgali altında olması sebebiyle, saldırıda hayatını kaybedenlerin gerçek sayısı belki de asla öğrenilemeyebilir.” ifadeleri yer alırken saldırıda hayatını kaybeden masum sivillerin aziz hatırası yâd edildi. Mariupol kentiyle birlikte söz konusu tiyatronun da Rusya’nın topyekûn işgal girişiminin sembolü hâline geldiği kaydedilen açıklamada, saldırının asla unutulmayacağı vurgulandı. Öte yandan, Ukrayna’ya karşı işlenen her bir savaş suçunun hesabının sorulmaya devam edileceği bildirildi. SALDIRI NASIL GERÇEKLEŞMİŞTİ? 2022 yılının şubat ayı sonlarında, Rusya’nın Ukrayna’yı topyekûn işgalinin başlamasının ardından, şehirlerin ve kasabaların askerî saldırılara hedef olması sonucu siviller, evlerini terk etmeye başlamıştı. Ukrayna’nın Donetsk bölgesinde yer alan ve kuşatma altındaki Mariupol kentindeki Drama Tiyatrosu binası ise çatışmalardan korunmaya çalışan siviller için güvenli bir sığınak hâline gelmişti. Mairupol sakinleri; sivil bir yapı olduğu, şehirdeki herhangi bir mevkiye göre çok daha açıkça anlaşılan binanın her iki tarafındaki avlulara, Kiril harfleriyle dev boyutlarda, Rusça “çocuklar” anlamına gelen “deti” kelimesini yazmışlardı. Yazı, hem Rus pilotları tarafından hem de uydu görüntülerinde açıkça görülecek bir boyuttaydı. Alınan tüm önlemlere rağmen 16 Mart 2022 tarihinde işgalci Rusya, sabah saatlerinde tiyatro binasına hava bombası attı. Atılan bomba sonucu binanın çatısının ve iki ana duvarının önemli bir kısmının çöktüğü patlamada, yaklaşık 600 sivil hayatını kaybetmişti. Ayrıca Rusya'nın, hayatını kaybeden Ukraynalı sivillerin çürümeye başlayan bedenlerinin kokusunu klor bazlı ağartma ile bastırarak yeniden inşa ettiği tiyatroyu, 28 Aralık 2025 tarihinde yeniden açarak hayatını kaybeden çocukların narin bedenleri üzerinde çocuk oyunlarını sergilemeye başlamıştı.

Savaş esirlerine işkence: Vurulan Rus generali Mariupol’da verdiği sözü tutmadı Haber

Savaş esirlerine işkence: Vurulan Rus generali Mariupol’da verdiği sözü tutmadı

Rus askerî istihbaratının (GRU) iki numaralı ismi Korgeneral Vladimir Alekseyev’e yönelik Moskova’da düzenlenen suikast girişimi, Rusya’nın savaş hukukuna yönelik ihlallerini yeniden gündeme taşıdı. Ukrayna tarafı, Alekseyev’in Mariupol kuşatması sonunda verdiği resmî garantileri çiğneyen isim olduğunu hatırlattı. Azov Ulusal Muhafızlarınaın1. Kolordu Komutanı Denis Prokopenko (Rediş), sosyal medya üzerinden yaptığı açıklamada, Alekseyev’in Mayıs 2022’de Mariupol’da Azovstal Fabrikası’ndan çıkan Mariupol garnizonuna ilişkin müzakerelerde Rus heyetinin en üst düzey temsilcisi olduğunu hatırlattı. Prokopenko’ya göre Alekseyev, söz konusu görüşmeler sırasında Rusya’nın savaş esirlerine yönelik Cenevre Sözleşmesi’ne uyacağını, Ukraynalı esirler için “normal tutukluluk koşullarının” sağlanacağını bizzat taahhüt etti ve bu taahhüt yazılı belgeye bağlandı. Aynı süreçte Ukrayna tarafının, yaralı üç Rus askerini insani gerekçelerle teslim ettiğini belirten Prokopenko, bu askerlere tıbbi yardım, yiyecek ve su sağlandığını vurguladı. “Ancak, Vınnitsa doğumlu, vatan haini Alekseyev’in asker sözü boş çıktı.” diyen Prokopenko, Azov mensubu esirlere sistematik işkence yapıldığını, tıbbi yardımdan mahrum bırakıldıklarını ve aç bırakıldıklarını hatırlattı. Öte yandan Ukrayna askerî istihbaratına göre Alekseyev, sivil hedeflere yönelik saldırılar için istihbarat hazırlanmasından ve Herson bölgesindeki sözde “referandumun” organize edilmesinden sorumlu isimler arasında yer alıyor. LAVROV SUİKAST GİRİŞİMİNİ “BARIŞ SÜRECİNE ENGEL” OLARAK SUNDU Rusya Dışişleri Bakanı Sergey Lavrov, Alekseyev’e yönelik saldırının ardından yaptığı açıklamada, olayı "terörist bir eylem" olarak nitelendirerek Ukrayna’yı suçladı. AGİT Başkanı Ignazio Cassis ile yaptığı görüşmenin ardından konuşan Lavrov, suikast girişiminin barış müzakerelerini sabote etme girişimi olduğunu ileri sürdü. Lavrov, saldırının arkasında Ukrayna’nın olduğu iddiasını dile getirirken, Rus tarafı bu yönde herhangi bir somut kanıt sunmadı. Rusya Dışişleri Bakanı, müzakere sürecinin geleceğine ilişkin değerlendirme yapmayacağını, bu konuda kararın Rusya yönetimi tarafından alınacağını söyledi. MARİUPOL’DA TESLİM OLAN UKRAYNALI ASKERLERİN BİRKAÇ AY İÇİNDE İADE EDİLMESİ GEREKİYORDU Kenti savunan Ukraynalı askerler gıda, cephanelik ve ilaç eksikliğine rağmen yaklaşık 3 ay boyunca tam abluka altında Rus işgal güçlerine karşı mücadele etti. Ukrayna üst düzey yönetiminin Ukraynalı askerlerin hayatta kalmasını sağlamak için verdiği emir doğrultusunda, Mariupol’daki Azovstal Fabrikası'nda abluka altında düşmana karşı mücadele eden Ukrayna askerleri, Rusya’ya teslim oldu. Rusya ile Ukrayna arasında yapılan ve Birleşmiş Milletler (BM) ile Uluslararası Kızılhaç Komitesinin garantör olduğu anlaşmaya göre birkaç ay içinde Azovstal’da teslim olan Ukraynalı askerlerin Ukrayna’ya iade edilmesi gerekiyordu. Ancak her zamanki gibi savaş suçlusu Kremlin rejimi verdiği sözünden geri döndü.

Rusya savaşın faturasını sivillere kesiyor! Haber

Rusya savaşın faturasını sivillere kesiyor!

Ukrayna’nın geçici olarak Rus işgali altında bulunan şehirlerinde ve Rusya Federasyonu genelinde kamu hizmeti bedelleri ciddi oranda arttı. Ukrayna Dış İstihbarat Servisi tarafından hazırlanan rapora göre, Rus yönetimi Ukrayna’ya karşı yürüttüğü savaşın maliyetini ve derinleşen ekonomik sorunları sivil nüfusa yansıtıyor. MARİUPOL’DA SUYA YÜZDE 100, ISINMAYA YÜZDE 300 ZAM İşgal altındaki Mariupol’da insani kriz derinleşirken, temel hizmetlere erişim hem zorlaştı hem de pahalılaştı. Ukrayna Dış İstihbarat Servisi verilerine göre, henüz düzenli su ve ısıtma sistemlerinin onarılmadığı şehirde, suyun metreküp fiyatı 21,2 rubleden 41,84 rubleye çıkarılarak yaklaşık iki katına yükseltildi. Bölge sakinleri suyun yalnızca iki günde bir, birkaç saatliğine verildiğini, bazı mahallelerin ise haftalarca susuz kaldığını belirtiyor. Şehirdeki ısınma tarifelerinde ise yaklaşık yüzde 300’lük bir artış kaydedildi. Metrekare başına 12,5 ruble olan tarife, 49 rublenin üzerine çıktı. Bu artışa rağmen kazan dairelerindeki arızalar ve ısıtma şebekelerindeki kazalar nedeniyle halkın soğukla mücadelesi sürüyor. İşgalci yönetimin bu durumu "ekonomik olarak gerekçelendirilmiş seviyeye kademeli geçiş" olarak adlandırması, istihbarat raporunda "cynical" (sinik/pişkin) bir yaklaşım olarak nitelendirildi. Benzer bir tablo, 1 Ocak 2026 itibarıyla tarifelerin keskin bir şekilde yükseldiği Melitopol’da da gözlemleniyor. RUSYA’DA KDV ARTIŞI VE İKİ AŞAMALI ZAM DALGASI Öte yandan savaşın ekonomik baskısı Rusya sınırları içerisinde de hissedilmeye başlandı. Rus yetkililer, kamu hizmeti ödemelerinde iki aşamalı bir artış planlandığını açıkladı. İlk dalgada, yılın başında KDV oranının yüzde 20’den yüzde 22’ye çıkarılmasıyla birlikte, konut ve kamu hizmetleri için ortalama ödemeler yüzde 1,6-1,7 oranında arttı. Sonbahar aylarında beklenen ikinci artış dalgasının ise, bölgeye bağlı olarak yüzde 8 ile yüzde 22 arasında değişen oranlarda olması öngörülüyor. EKONOMİK DURGUNLUK KAPIDA Dış istihbarat, bu kararların yaptırımlar ve aşırı askerî harcamalar nedeniyle zayıflayan Rus ekonomisinin gerçek durumunu yansıttığını vurguladı. Raporda, "Kremlin, bütçe deliklerini hem işgal altındaki topraklarda hem de kendi ülkesinde halkın cebinden yamamaya çalışıyor. Artan tarifeler ve altyapı çöküşü, Rusların giderek artan bir yoksullukla bedelini ödediği saldırgan savaşın doğrudan bir sonucudur." ifadelerine yer verildi. Kremlin, tam Şubat 2022'de başlayan topyekûn işgal girişiminin başlangıcından bu yana ilk kez Rus ekonomisinin ivme kaybettiğini ve bir durgunluk (stagnasyon) dönemine girdiğini resmen kabul etmiş durumda.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.