SON DAKİKA
Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#Mhp

QHA - Kırım Haber Ajansı - Mhp haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Mhp haber sayfasında canlı gelişmelerle ulaşabilirsiniz.

Kırım Derneği Bursa Şubesi, 18 Mayıs şehitlerini andı Haber

Kırım Derneği Bursa Şubesi, 18 Mayıs şehitlerini andı

Kırım Derneği Bursa Şubesi, 18 Mayıs 1944 Kırım Tatar Sürgünü ve Soykırımı’nın 82. yıl dönümü vesilesiyle bir anma programı düzenledi. Sürgün şehitleri için Bursa Merinos Kültür Merkezi Göç Tarihi Müzesi Fuaye Alanı'nda anma programı tertip edildi. ANMA PROGRAMINA BİRÇOK İSİM KATILDI Anma programına; İYİ Parti Bursa Milletvekili Selçuk Türkoğlu, Milliyetçi Hareket Partisi (MHP) Eski Bursa Milletvekili ve Kırım Derneği Bursa Şubesi Üyesi Necati Özensoy, İYİ Parti Bursa Yıldırım İlçe Teşkilatı yöneticileri, Kırım Derneği Bursa Şubesi üyeleri ve çok sayıda misafir katılım gösterdi. Saygı duruşu, Kırım Tatar Millî Marşı Ant Etkenmen ve İstiklal Marşı ile başlayan programa; Bursa Şube Başkanı Yunus Güneri, Milletvekili Selçuk Türkoğlu ve Eski Milletvekili Necati Özensoy’un konuşmaları ile devam edildi. SÜRGÜN ŞEHİTLERİ ADINA KUR’AN’I KERİM OKUNARAK DUALAR EDİLDİ Öte yandan sürgün şehitleri adına Kuran'ı Kerim okunup dualar edildikten sonra, Bursa Şubesinin gençleri, şiir okuyarak sürgün ve göçler ile ilgili anılar ve bilgileri içeren sunumlar yaptı. Ayrıca “TRT Arşiv”in “Kırım Tatar Sürgünü” isimli belgeselinin izlendiği program, "Sürgün'e Ağıt-Port Artur" ağıtı ile sona erdi. GÖÇ TARİHİ MÜZESİNE ZİYARETTE BULUNULDU Anma programının ardından ayrıca, ziyaretçiler tarafından içinde Kırım Tatar Göç Bölümü'nün de olduğu ve Bursa Şubesinin de katkılarının bulunduğu Göç Tarihi Müzesi'ne ziyaret gerçekleştirildi. Son olarak Bursa Şubesinin resmî sosyal medya hesabı üzerinden etkinliğe yönelik yapılan açıklamada “Anma Programımızın gerçekleşmesinde Göç Tarihi Müzesi salon tahsisleri ve tüm destekleri için Bursa Büyükşehir Belediyesi ve her kademe yetkililerine teşekkürlerimizi sunarız.” ifadelerine yer verildi. 18 MAYIS 1944 KIRIM TATAR SÜRGÜNÜ VE SOYKIRIMI 82 yıldır dinmeyen acı: Kırım Tatar Sürgünü ve Soykırımı İnsanlık tarihinin en karanlık ve utanç verici sayfalarından biri olan 18 Mayıs 1944 tarihinde, Kırım Tatarları topyekûn vatanlarından sürülerek SSCB tarafından soykırıma uğradı. pic.twitter.com/mxqlqc5weL — QHA - Kırım Haber Ajansı (@qha_kirimhaber) May 17, 2026 Kırım Tatar halkı, bir şafak vaktinde Sovyetler Birliği diktatörü Josef Stalin’in emriyle 18 Mayıs 1944 tarihinde topyekûn sürgüne tâbi tutuldu. Kırım’dan Türkistan, Urallar ve Sibirya bölgelerine hayvan vagonlarıyla sürgün edilen Kırım Tatar halkı; en temel insani haklardan mahrum bırakılarak günlerce süren zorunlu yolculuklar, açlık, susuzluk ve devamındaki perişanlık neticesinde nüfusunun yüzde 46’sını kaybetti. Sovyet yönetimi, soykırım niteliğindeki sürgünün hemen akabinde Kırım Yarımadası’nda, Kırım Tatarlarının varlığına işaret eden her şeyi ortadan kaldırmaya başladı. Köy, kasaba, ilçe ve şehirler başta olmak üzere yarımadadaki binden fazla yerleşim yerinin Kırım Tatarca olan adları değiştirildi. Kültürel soykırımın yaşandığı Kırım’da tarihi eserler tahrip edildi, mezarlıklar yok edildi ve yarımadanın demografik yapısı bilinçli şekilde dönüştürüldü. Sürgün edilen halk, bağrından koparıldığı o aziz vatanı, Kırım’ı hiçbir zaman unutmadı. Sürgünlük yollarında, sürgün edildikleri yerlerde vatana dönmek için çaba gösterdi. 1989’un sonuna kadar sürgün yerlerinde zorla tutuldu. O döneme değin gerçekleşen vatan Kırım’a geri dönme teşebbüsleri, hapisle ve yeni sürgünle cezalandırıldı. 1989’a gelindiğinde Kırım Tatarları, yavaş yavaş ata topraklarına dönmeye başladı. Sürgün mağdurları o tarihten itibaren yaşadıkları yokluklara rağmen vatanda kalma mücadelesini sürdürdü. Ancak yaklaşık 150 bin Kırım Tatarı maddi yetersizlik ve yasal engeller nedeniyle Türkistan bölgesinde kaldı. 2015 yılında Ukrayna Parlamentosu, Kırım Tatar Sürgünü’nü soykırım olarak kabul etti ve 18 Mayıs tarihini “Kırım Tatar Soykırım Kurbanlarını Anma Günü” olarak ilan etti. 2019 yılında Letonya ve Litvanya meclisleri, 2022’de Kanada Parlamentosunun alt kanadı olan Avam Kamarası, 2024'ün temmuz ayında Polonya Parlamentosunun alt kanadı olan Sejm, 2024'ün ekim ayında Estonya Parlamentosu (Riigikogu), 2024'ün aralık ayında Çekya Parlamentosunun üst kanadı olan Senato ve 2025’in haziran ayında Hollanda Krallığı Genel Meclisinin alt meclisi olan Hollanda Temsilciler Meclisi, 18 Mayıs 1944 Kırım Tatar Sürgünü'nü soykırım olarak tanıdı.

2026 Türk Dünyası Kültür Başkenti Andican, Ankara’da tanıtıldı Haber

2026 Türk Dünyası Kültür Başkenti Andican, Ankara’da tanıtıldı

Özbekistan’ın 2026 yılı Türk Dünyası Kültür Başkenti ilan edilen Andican şehri, Uluslararası Türk Kültürü Teşkilatı (TÜRKSOY) ev sahipliğinde Ankara’da düzenlenen programla uluslararası katılımcılara tanıtıldı. Siyasi isimler, diplomatlar, akademisyenler ve sanatçıların katıldığı tören, Türk dünyasının birliğini simgeleyen bir şölene dönüştü. Fotoğraf: İrem Kaya/QHA Ankara Program kapsamında Andican’ın tarihi ve kültürel değerlerini yansıtan fotoğraf ve geleneksel el sanatları sergileri açıldı. Fotoğraf: İrem Kaya/QHA Ankara Törende yapılan konuşmalarda Andican’ın Türk medeniyetindeki tarihi önemi ve 2026 yılı boyunca şehirde gerçekleştirilecek kültürel faaliyetler vurgulandı. Fotoğraf: İrem Kaya/QHA Ankara BAKAN ERSOY: TÜRK DÜNYASI OLARAK BİRLİĞİMİZ DAİMA GÜÇLÜ OLMALI Türkiye Cumhuriyeti Kültür ve Turizm Bakanı Mehmet Nuri Ersoy, törenin açılış konuşmasında dijital dünyada "popüler kültür" adı altında maruz kalınan kültürel yozlaşmaya dikkat çekterek şunları söyledi: Türk dünyası olarak birliğimiz daima güçlü olmalı. Eskiden bize kim olduğumuzu unutturmak, Türk milletinin dallarını gövde ve köklerinden koparmak için zorla, zulümle yapılanlar bugün popüler kültür adı altında, özellikle sosyal medya ve dijital dünya üzerinden maruz kaldığımız içeriklerle yapılmaktadır. Dijitalleşen dünya ve teknoloji kullanımıyla hayatımızın olağan akışına her gün, her an dahil ettiğimiz sayısız söylem, görsel ve işitsel yapımlar, gönüllü kültürel yozlaşmayı beraberinde getirmektedir. Dolayısıyla bizler toplumlarımızın, özellikle çocuk ve gençlerimizin bu noktada bilinçlenmesini, öz kimliklerini öğrenmelerini ve sahiplenmelerini sağlamakla mükellefiz. Bakan Ersoy, Türksoy’un 33 yıldır bu mücadeleyi kararlılıkla sürdürdüğünü belirterek, “Andican, bu anlamda sadece bir kültür başkenti değil, aynı zamanda büyük düşünürlerin, Çolpan gibi şehit edilen fikir adamlarının yurdudur. Onların ‘birleşme zamanı geldi’ çağrısı bugün bizlere yol gösteriyor.” dedi. Bakan Ersoy ayrıca Ankara’nın da 2026 Türk Dünyası Turizm Başkenti ilan edildiğini hatırlatarak iki başkentin aynı yılda buluşmasının anlamlı olduğunu vurguladı. Fotoğraf: İrem Kaya/QHA Ankara SULTAN RAEV: YOLUMUZ AÇIK, BİRLİĞİMİZ DAİM OLSUN TÜRKSOY Genel Sekreteri Sultan Raev konuşmasında, Andican’ın 2026 Türk Dünyası Kültür Başkenti olarak ilan edilmesinin yalnızca bir ünvan değil, ortak hafızayı ve kültürel bağı güçlendiren tarihî bir adım olduğunu vurguladı. Yalnızca bir etkinlik vesilesiyle değil, kadim bir şehrin yeni bir kültür yolculuğuna çıkışına tanıklık etmek üzere bir araya geldiklerini belirten Raev, Andican için “2026 yılının meşalesini hep birlikte yakıyoruz” ifadelerini kullandı. Özbekistan’da son yıllarda yaşanan dönüşüme de dikkat çeken Raev, Cumhurbaşkanı Şevket Mirziyoyev liderliğinde gerçekleştirilen reformların tüm ülkeye yayıldığını, “özellikle Andican’da sanayi, girişimcilik ve tarımın yanı sıra kültür ve sanat alanında da büyük bir yükselişin gözlemlendiğini” söyledi. Andican’ın tarihî ve kültürel önemine işaret eden Raev, Babürnâme’den bir alıntıyı hatırlatarak, “Şehir ve pazarında Türkçe bilmeyen kimse yoktur” sözleriyle şehrin köklü Türk kimliğine vurgu yaptı. Andican’ın yalnızca bir şehir değil, aynı zamanda Türk dünyasının köklü hafızasını taşıyan bir merkez olduğuna dikkati çeken Raev, buranın “Fergana Vadisi’nin incisi” olduğunu dile getirdi. 2026 yılı boyunca Andican’ın “Türk dünyasının kalbinin attığı yer” olacağını belirten Raev, bu süreçte düzenlenecek etkinliklerin kardeş halklar arasındaki bağı daha da pekiştireceğini vurgulayarak, “Yolumuz açık, birliğimiz daim olsun” dedi. Fotoğraf: İrem Kaya/QHA Ankara BÜYÜKELÇİ HAYDAROV: ANDİCAN TÜM TÜRK DÜNYASI İÇİN ŞEREFTİR Özbekistan'ın Ankara Büyükelçisi İlhom Haydarov, Andican’ın 2026 Türk Dünyası Kültür Başkenti ilan edilmesinin sadece Özbekistan için değil, tüm Türk dünyası için bir şeref ve sevinç vesilesi olduğunu belirtti. Büyükelçi, “Bu topraklar bilim, edebiyat ve sanat alanında büyük şahsiyetler yetiştirmiştir. Depremden sonra Hatay’da inşa edilen Özbekistan Mahallesi’nde yaşayan kardeşlerimizi Andican’da ağırladık. 2026’da düzenlenecek festivallerde tüm Türk kardeşlerimizi bekliyoruz.” dedi. Fotoğraf: İrem Kaya/QHA Ankara ANDİCAN VALİ YARDIMCISI HOLMİRZAEV: ANDİCAN’IN TÜRK DÜNYASI KÜLTÜR BAŞKENTİ İLAN EDİLMESİNDEN GURUR DUYUYORUZ Andican Vali Yardımcısı Elyorbek Holmirzaev, şehrinin en az 3 bin yıllık bir tarihe sahip olduğunu vurgulayarak, “Kadim medeniyetlerin meskeni olan Andican’ın Türk Dünyası Kültür Başkenti ilan edilmesinden büyük gurur duyuyoruz. Cumhurbaşkanımız Sayın Şevket Mirziyoyev’in dediği gibi Andican halkı çalışkan, samimi ve üstün misafirperverlik sahibidir. Kültür başkenti programlarıyla şehrimizin değerlerini tüm dünyaya tanıtacağız” ifadelerini kullandı. Fotoğraf: İrem Kaya/QHA Ankara KÜRŞAD ZORLU: TÜRK DÜNYASINDA İŞ BİRLİĞİNİ DERİNLEŞTİRİYORUZ Adalet ve Kalkınma Partisi (AK Parti) Genel Başkan Yardımcısı, Türk Devletleri ile İlişkiler Başkanı ve Ankara Milletvekili Prof. Dr. Kürşad Zorlu, Andican denince akla gelen ilk ismin Babür Şah olduğunu belirtti. Zorlu, “Babür, Türk diline olan sevgisi ve hatta aşkıyla, dönemindeki farklı akımlara rağmen Türkçe ile eserler yazılmasını teşvik etti. Bugün ortak alfabe ve iletişim çalışmalarımızla Türk dünyasında iş birliğini derinleştiriyoruz. Geçtiğimiz yıl Özbekistan’ın ev sahipliğinde UNESCO’da 15 Aralık 'Dünya Türk Dili Ailesi Günü' ilan edildi. Bu adımlar ortak geleceğimizin teminatıdır.” dedi. Zorlu ayrıca, Türkiye ile Özbekistan arasındaki dış ticaret hacminin 3 milyar doları aştığını, liderlerin 5 milyar dolarlık hedefine ulaşılabilir olduğunu söyledi. Fotoğraf: İrem Kaya/QHA Ankara İLYAS TOPSAKAL: ANDİCAN, BATIDAKİ TÜRKLER İÇİN BİR AYNA Milliyetçi Hareket Partisi (MHP) Türk Dünyası ve Uluslararası İlişkilerden Sorumlu Genel Başkan Yardımcısı ve Ankara Milletvekili Prof. Dr. İlyas Topsakal, Fergana Vadisi’nin Türk tarihindeki yerine dikkat çekerek, “Andican’ın Türk Dünyası Kültür Başkenti olarak seçilmesi, özellikle batıdaki Türklerin Fergana Vadisi’ni tanıması, kendi tarihini ve köklerini daha yakından anlaması açısından büyük önem taşımaktadır. Fergana’dan Taşkent’e, Semerkant’tan Buhara’ya uzanan bu coğrafyada, atalarımızdan miras kalan kültürü her sokakta, her yapıda ve her insanda hissedersiniz. Bu yönüyle Andican, Türk dünyasının ortak hafızasını canlı tutan çok kıymetli bir merkezdir.” sözleriyle Andican’da yapılacak olan kültür faaliyetlerinin önemine dikkat çekti. Fotoğraf: İrem Kaya/QHA Ankara HEDİYE TAKDİMLERİ VE KONSER Konuşmaların ardından protokol üyeleri arasında karşılıklı hediye takdimleri gerçekleştirildi. Türksoy Genel Sekreteri Sultan Raev ve Andican Vali Yardımcısı Elyorbek Holmirzaev, Bakan Mehmet Nuri Ersoy’a ve diğer protokol üyelerine Andican’a özgü geleneksel hediyeler sundu. Fotoğraf: İrem Kaya/QHA Ankara Daha sonra katılımcılar, Andican’ın zengin kültürel dokusunu yansıtan geleneksel el sanatları ve fotoğraf sergisini gezmek üzere giriş katına davet edildi. Sergide, Andican’a özgü işlemeler, bakır işlemeciliği, seramikler ve Babür dönemine ait fotoğraflar büyük ilgi gördü. Fotoğraf: İrem Kaya/QHA Ankara Programın sonunda Türksoy Genel Sekreterliğinin ön bahçesinde Andican’dan gelen sanatçıların muhteşem bir konseri düzenlendi. Geleneksel Özbek türküleri ve Türk dünyasının ortak ezgileri davetlilere duygu dolu anlar yaşattı. Ardından Özbek pilavı ikramı yapıldı. Fotoğraf: İrem Kaya/QHA Ankara 2026 yılı boyunca Türk Dünyası Kültür Başkenti Andican’da çok sayıda festival, kongre ve kültürel etkinlik düzenlenecek.

KTMM Başkanı Çubarov, Polatlı’da Kırım Tatarlarıyla buluştu Haber

KTMM Başkanı Çubarov, Polatlı’da Kırım Tatarlarıyla buluştu

Kırım Tatar Millî Meclisi (KTMM) Başkanı Refat Çubarov, Türkiye’deki Kırım Tatar diasporasıyla gerçekleştirdiği buluşmalara devam ediyor. 13 Nisan 2026 tarihinde Polatlı Kırım Derneğini ziyaret eden Çubarov, Rus işgali altındaki Kırım’daki durumu, Rusya’nın yarımadada tatbik ettiği baskı politikalarını, Ukrayna’ya yönelik olan devam eden Rus saldırılarını anlattı. Polatlı Kırım Türkleri Kültür ve Yardımlaşma Derneğini ziyaret etmek için ilçeye gelen Çubarov, Karaboğaz mevkiinde Polatlı Kırım Derneği Başkanı Oğuzhan Tekdoğan ve beraberindeki diaspora temsilcileri tarafından karşılandı. Refat Çubarov'a ziyaretinde Dünya Kırım Tatar Kongresi (DQTK) Genel Sekreteri ve Kırım Derneği Genel Başkan Vekili Av. Namık Kemal Bayar, KTMM Üyesi ve Şefika Gaspıralı Uluslararası Kadın Birliği Başkanı Prof. Dr. Gayana Yüksel ile Kırım Derneği Genel Başkan Yardımcısı İsmet Yüksel eşlik etti. Polatlı Kırım Derneği ev sahipliğinde gerçekleşen buluşmaya dernek yönetimi ve üyeleri dışında ayrıca Milliyetçi Hareket Partisi (MHP) Polatlı İlçe Başkanı Mehmet Aşçı, Anahtar Parti Polatlı İlçe Başkanı Serkan Koyuncu, Türk Ocakları Polatlı İlçe Başkanı İnanç Ölmez, Adalet ve Kalkınma Partisi (AK Parti) Polatlı İlçe Yönetim Kurulu üyeleri ile Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Polatlı İlçe Yönetim Kurulu üyeleri, katıldı. Dernek binasındaki konuşmasında Refat Çubarov, yarımadadaki Rus işgalinin üzerinden 12 yıl geçtiğini vurguladı. Rusya’nın hedeflerinin 18. yüzyıldan bu yana aynı olduğunu kaydeden Çubarov, yarımadanın hızla askerileştirdiğini belirtti. Kırım’ın Ruslaştırma politikalarına maruz kaldığını aktaran KTMM Başkanı, Kırım Tatar siyasi tutsaklarına dikkat çekti. Kırım Tatar halkının tüm baskılara rağmen yarımadadan ayrılmama noktasında irade sergilediğinin altını çizen Çubarov, bu duruma karşın 2022 yılında Rusya'nın Ukrayna'ya yönelik topyekûn işgal girişimi ile birlikte ilan edilen seberlik sebebiyle önemli bir göç dalgası yaşandığını kaydetti. Uluslararası mekanizmaların Rusya'ya yönelik aldığı kararların uygulanma sorununu dile getiren Çubarov, Türkiye Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı Recap Tayyip Erdoğan’ın “Dünya 5’ten büyüktür” söylemini anımsattı. Programda söz alan DQTK Genel Sekreteri Av. Namık Kemal Bayar ise, Türkiye'de faaliyet gösteren 50'den fazla Kırım Tatar dernek ve vakfının, Rusya'nın 2014'teki Kırım ilhakına tepki göstermek, vatan savunması ve diaspora faaliyetlerini koordine etmek amacıyla oluşturduğu çatı yapı olan Kırım Tatar Teşkilatları Platformu bünyesindeki çalışmaları anlattı. Özellikle 2022'den sonra Türkiye'ye gerçekleşen göç hakkında bilgiler veren Bayar, Kırım’dan çıkmak zorunda kalan Kırım Tatarlarına yönelik yürütülen faaliyetleri aktardı. Polatlı Kırım Derneği Başkanı Oğuzhan Tekdoğan, programın sonunda ziyaretin anısına Çubarov’a hediye takdim etti.

"Şefika Gaspıralı: Türk Dünyasında Kadın, Eğitim ve Fikir" paneli yoğun ilgi gördü Haber

"Şefika Gaspıralı: Türk Dünyasında Kadın, Eğitim ve Fikir" paneli yoğun ilgi gördü

İsmail Gaspıralı Dış Politika Enstitüsü tarafından düzenlenen “Şefika Gaspıralı: Türk Dünyasında Kadın, Eğitim ve Fikir” başlıklı panel 27 Mart Cuma günü Milliyetçi Hareket Partisi (MHP) Genel Merkezi'nde gerçekleştirildi. İstiklal Marşı ve saygı duruşu ile başlayan program Şefika Gaspıralı’nın hayatını ve fikir dünyasını daha yakından tanımak üzere hazırlanan sinevizyon gösterisi ile devam etti. "ŞEFİKA HANIM TÜRK KADIN UYANIŞININ EN PARLAK ÖRNEĞİDİR" Sinevizyon gösteriminin ardından, program MHP Genel Başkan Yardımcısı Prof. Dr. Zühal Topcu tarafından yapılan açılış konuşması ile devam etti. Topcu, MHP Genel Başkan Yardımcısı olarak yapmakta olduğu açılış konuşması nedeniyle büyük bir onur ve sorumluluk duyduğunu ifade etti ve şu şekilde konuştu: Şefika Hanım'ın hayatı sadece bir kadının mücadelesi değil, bütün bir milletin, özellikle Türk halkının, Türk kadınının uyanışının, eğitimle yükselişinin ve fikir dünyasında söz sahibi oluşunun en parlak örneğidir. 1886'da Kırım'ın Bahçesarayı'nda doğan Şefika Gaspıralı, büyük düşünür İsmail Gaspıralı'nın kızı ve en yakın yardımcısıydı. Şefika Gaspıralı, babası İsmail Gaspıralı'nın 'Dilde, fikirde, işte birlik' şiarını kadınlar için hayata geçiren eşsiz bir liderdir. O henüz 20. yüzyılın başlarında kadınların eğitim hakkı, mesleki gelişimi, toplumsal görünürlüğü ve düşünsel özgürlüğü için cesurca mücadele etmiştir. 1917'de Kırım Halk Cumhuriyeti'nin kurultayında milletvekili seçildi. Başkanlık divanında yer aldı. Siyasette, eğitimde, basında aktif rol aldı. Hayatının hiçbir döneminde zorluklardan yılmadı. İki kez ölüm tehlikesi atlattı. Eşini kaybetti. İki küçük çocuğuyla önce Azerbaycan'a sonra Türkiye'ye sığındı. Yanında getirdiği dev arşiv Türk uyanışının tarihî belgeleriydi.” Topcu, Şefika Hanım’ın Türkiye’de yokluk içerisinde yaşamasına rağmen Kırım Kadınlar Cemiyeti'ni kurduğunu, Kızılay’da görev yaptığını, Emel ve Kırım dergilerine yazılar yazdığını, 1975 yılında İstanbul’da vefat ettiğinde, geride “Türk kadınının onurlu mücadelesinin unutulmaz bir mirasını bıraktığını” vurguladı. Topcu, Şefika Hanım’ın hayatının “cesaret, ilim ve vatan sevgisi birleştiğinde” bütün engellerin aşılmasının örneği olduğunu belirtti ve “Kadın eğitilirse toplum eğitilir, millet aydınlanır” ifadelerini kullandı. Topcu’nun konuşmasının ardından Ankara’nın Pursaklar ilçesinde bir sokağa Şefika Gaspıralı adının verilmesine dair yapılan kurdele töreninden görüntüler izletildi. ŞEFİKA GASPIRALI'NIN TÜRK DÜNYASINDAKİ ÖNCÜ ROLÜ VURGULANDI Video gösteriminin ardından panele geçildi. İsmail Gaspıralı Dış Politika Enstitüsü Başkan Yardımcısı Dr. Kadir Ertaç Çelik moderatörlüğünde gerçekleşen panelde ilk sözü Gazi Üniversitesi Emekli Öğr. Üyesi Prof. Dr. Ali Yakıcı aldı. Yakıcı, Şefika Gaspıralı’nın kadın aydınlanmasında önemli bir yeri olan ilk kız mektebini kurduğundan bahisle sözlerine başlayarak eğitimde ve basında Kadın Alemi dergisini çıkardığını söyledi. Türk mitolojisinde kadına değinen Yakıcı, mitolojinin önemini vurguladığı konuşmasında “Türk mitolojisinde kadın bir değerdir” sözlerini kullandı. Yakıcı’dan sonra söz alan Kırşehir Ahi Evran Üniversitesi Öğr. Üyesi Prof. Dr. Bengül Bolat konuşmasında Türk kültürünün cinsiyet ayrımı bulunmayan bir kültür olduğuna değinerek tarihî kendi içerisindeki şartlar içinde değerlendirmek gerekir vurgusunu yaptı. Şefika Gaspıralı’nın çalışmaları ile ilgili dikkat çeken hususun 1917’de Batı’da seçme seçilme olgusu gündeme gelmeden Kırım’da vekillik yapması olduğunu ifade eden Bolat, bu durumun Türk kadınının ne kadar ileride olduğunu gösterdiğini sözlerine ekledi. TÜRK DÜNYASINDA YAYIMLANAN İLK KADIN DERGİSİ Ankara Hacı Bayram Veli Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Mehmet Sezai Türk, katıldığı panelde yaptığı konuşmada, 1870-1917 yılları arasında İsmail Gaspıralı döneminde Çarlık Rusyası’nın yoğun baskılarının yaşandığını, ancak buna rağmen Türk dünyasında güçlü bir varoluş bilincinin ortaya çıktığını ifade etti. Bu dönemi “Türk dünyası ayağa kalkmak için çırpınıyor” sözleriyle tanımlayan Türk, söz konusu yıllarda 435 gazetenin yayımlanmaya başlamasının bu uyanışın en önemli göstergelerinden biri olduğunu vurguladı. Gaspıralı’nın 1883 yılında çıkardığı Tercüman Gazetesi’nin yalnızca Kırım’da değil, tüm Türk dünyasında büyük yankı uyandırdığını belirtti. Türk, 1887 yılında kadınlara yönelik bir yayın çıkarma fikrinin ilk olarak Şefika Gaspıralı’nın annesi tarafından ortaya atıldığını, ancak dönemin Rus yönetiminin buna izin vermediğini aktardı. Bu sürecin ardından, Şefika Gaspıralı tarafından çıkarılan Âlem-i Nisvan adlı derginin ilk sayısının 1906 yılında yayımlandığını ifade etti. Söz konusu derginin Türk dünyasında yayımlanan ilk kadın dergisi olduğunu belirten Türk, bu girişimin kadınların sosyal ve kültürel hayattaki rolünün güçlenmesi açısından da önemli bir dönüm noktası olduğunu sözlerine ekledi. "DİLDE, FİKİRDE, İŞTE BİRLİK" MHP Genel Başkan Başdanışmanı ve İsmail Gaspıralı Dış Politika Enstitüsü Başkanı Prof. Dr. Esma Özdaşlı, Şefika Gaspıralı’nın yalnızca İsmail Gaspıralı’nın kızı olmadığını, aynı zamanda onun fikirlerinin uygulayıcısı ve en sadık yol arkadaşlarından biri olduğunu ifade etti. Özdaşlı, Türk dünyasına hitap eden Âlem-i Nisvan dergisinin de Şefika Gaspıralı tarafından yayımlandığını hatırlatarak, bu girişimin dönemin şartları içinde son derece önemli bir adım olduğunu vurguladı. İsmail Gaspıralı’nın düşüncelerinin kendi dönemini aşan bir vizyon taşıdığını belirten Özdaşlı, “Dilde, fikirde, işte birlik” anlayışının hâlihazırda da geçerliliğini koruduğunu dile getirdi. Özdaşlı ayrıca, bu anlayışın Türk Devletleri Teşkilatı (TDT) tarafından da benimsenen temel ilkelerden biri olduğunu sözlerine ekledi. Program plaket takdimi ve fotoğraf çekimi ile sona erdi.

Ukrayna'nın 34. bağımsızlık yıl dönümü Ankara'da kutlandı Haber

Ukrayna'nın 34. bağımsızlık yıl dönümü Ankara'da kutlandı

Esma KASAR QHA Ankara Ukrayna'nın 34. bağımsızlık yıl dönümü vesilesiyle 22 Ekim 2025 tarihinde Ukrayna'nın Ankara Büyükelçiliğinde resepsiyon tertip edildi. Ukrayna'nın Ankara Büyükelçisi Nariman Celâl ve eşi Leviza Celâl'in ev sahipliğindeki programa Türkiye Cumhuriyeti Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Prof. Dr. Vedat Işıkhan, Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Milletvekili Utku Çakırözer, Milliyetçi Hareket Partisi (MHP) Erzurum Milletvekili Kamil Aydın, Türkiye'de görev yapan yabancı diplomatik misyon temsilcileri ile Kırım Tatar diasporasından ve basından temsilciler ile çok sayıda davetli katılım gösterdi. Program, Ukrayna ve Türkiye Cumhuriyeti millî marşlarının okunması ile Rusya'nın Ukrayna'ya karşı yürüttüğü topyekûn işgal girişiminde hayatını kaybedenler masum sivil ve askerlerin aziz hatırası için saygı duruşunda bulunulması ve ardından yla başladı. Fotoğraf: Elif Başak Boyacı/QHA Ankara CELÂL: DÖRT YILDIR ÜLKEMİZ İŞGALE DİRENİYOR Açılışta konuşan Ukrayna'nın Ankara Büyükelçisi Nariman Celâl, "Ukrayna, bir kez daha bağımsızlık yıl dönümüne; özgürlük, onur, adalet ve uluslararası hukuka saygı gibi evrensel değerler temelinde, var olma hakkını ve her egemen ulus gibi kendi bugününü ve geleceğini özgürce belirleme iradesini kararlılıkla savunarak girmiştir." ifadelerini kullandı. Rusya’nın saldırganlığının on bir yılı aşkın bir süredir devam ettiğine vurgu yapan Büyükelçi Celâl, "Son dört yıldır ise ülkemiz, bu saldırının tam kapsamlı işgaline direniyor. Düşmanımız savaş kurallarına uymuyor. Hedefi yalnızca cephedeki ordu değil, aynı zamanda siviller. Rusya, her gün barışçıl şehirleri vuruyor; kadınları ve çocukları öldürüyor, hastaneleri, okulları, altyapıyı, işletmeleri ve evleri yıkıyor. Bu, tam anlamıyla bir terör savaşıdır. Ama Ukrayna pes etmiyor." diye konuştu. Ukrayna'nın savaş istemediğini belirten Nariman Celâl, "Saldırgana taviz verilmeden, uluslararası hukukun gücü ve özgür dünyanın dayanışmasıyla sağlanacak adil bir barış istiyoruz." dedi. CELÂL'DEN ERDOĞAN VE TÜRK HALKINA TEŞEKKÜR Konuşmasında Ukrayna’yı destekleyen herkese şükranlarınızı sunan Celâl, Türkiye'ye ayrı bir parantez açarak, şöyle devam etti: Özellikle de Ukrayna’nın egemenliği ve toprak bütünlüğü konusundaki kararlı ve değişmez tutumundan dolayı Türkiye Cumhurbaşkanı Sayın Recep Tayyip Erdoğan’a ve Türk halkına en içten teşekkürlerimizi iletiyoruz. Türkiye’ye, tahıl koridorunun oluşturulmasındaki aktif rolü, Ukrayna vatandaşlarının serbest bırakılması yönündeki çabaları ve barışçıl diplomatik girişimlere verdiği destek ve en önemlisi de Ukraynalı çocukların rehabilitasyonuna sağladığı yardım için içten teşekkürlerimizi sunuyoruz. Savaşın dehşetini yaşamış 400’den fazla Ukraynalı çocuk, Türkiye’de psikolojik iyileşme ve rehabilitasyon sürecinden geçti. Ukrayna ile Türkiye’nin First Lady’lerinin ortak girişimi sayesinde ise, Odesa’dan bir grup çocuk Ankara’da bulunuyor. Burada sevgiyle karşılanıyor, ilgi görüyor ve kendilerini güvende hissediyorlar. Bu sadece bir destek değil; büyük bir merhamet ifadesidir. Büyükelçi, konuşmasında "Türk yüreklerinin Ukraynalı çocukları nasıl ısıttığını gösteren kısa bir video hazırladık." diyerek, savaş mağduru Ukraynalı çocuklara yönelik Türkiye'de yürütülen rehabilite faaliyetlerine ilişkin hazırlanan videoyu izletti. "TÜRKİYE’NİN AKTİF ROLÜNÜ TAKDİRLE KARŞILIYORUZ" Türkiye'nin Ukrayna-Rusya Savaşı sürecine ilişkin çalışmalarına da dikkat çeken Ukrayna Büyükelçisi, "Türkiye de 'Gönüllüler Koalisyonu'na katılmış ve çalışmalarına aktif biçimde katkı sunmaktadır. Ankara’nın NATO Zirvesi sürecinde sergilediği tutarlı duruşu ve Uluslararası Kırım Platformu’na verdiği desteği özellikle kıymetli ve anlamlı buluyoruz. Dünyada gıda güvenliğinin sağlanmasında Türkiye’nin aktif rolünü takdirle karşılıyoruz. Ukrayna tahılı, özellikle 'Ukrayna'dan Tahıl' girişimi sayesinde en çok ihtiyaç duyanlara ulaştırılmaktadır. Özellikle, insani yardımların Filistin ve Suriye’ye ulaştırılmasında gösterilen destek için içten teşekkürlerimizi sunuyoruz. Bu, gerçek anlamda insanlık diplomasisine örnek teşkil etmektedir." şeklinde konuştu. CELÂL'DEN 29 EKİM CUMHURİYET BAYRAMI KUTLAMASI Ukrayna'nın yalnızca dünyaya tahıl sunan bir ülke olmadığını kaydeden Celâl, "Eşsiz bir dayanıklılık deneyimine, yenilikçi teknolojilere, güçlü bir orduya ve aktif bir savunma iş birliğine sahibiz. Türkiye ile birlikte, hava ve denizlerde güç dengesini değiştiren çözümler geliştiriyoruz. Bu sadece bir silah iş birliği değil; derin bir güvenin ve savaşsız bir gelecek vizyonunun sembolüdür. Savaşa rağmen, 10 milyar dolarlık ikili ticaret hacmine ulaşma yönündeki iddialı hedefimizden vazgeçmiyoruz. Karasu–Odesa feribot hattının açılması, ekonomik entegrasyonumuzu daha da güçlendiriyor ve ticaret, lojistik ile insanî etkileşimler için yeni fırsatlar sunuyor. Ukrayna’ya yatırım yapmaya devam eden, istihdam sağlayan ve ülkemizin yeniden inşasına katkıda bulunan Türk şirketlerine minnettarız." dedi. Yaklaşan 29 Ekim Cumhuriyet Bayramı dolayısıyla barış ve refah dilekleri ile tebriklerini dile getiren Nariman Celâl, konuşmasını "Yaşasın Türkiye! Yaşasın Ukrayna!" sözleri noktaladı., Bakan Vedat Işıkhan ise, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın en içten selamlarını, en iyi dileklerini ve Türk halkının en samimi muhabbetlerini ileterek başladığı konuşmasında, "Kısa süre önce Ukrayna’nın Ankara Büyükelçisi olarak görevine başlayan Sayın Nariman Celâl ve ailesine bu vesileyle hoş geldin dileklerimizi yineler, bu önemli vazifede tekrar başarılar dilerim." ifadelerini kullandı. "TÜRKİYE, UKRAYNA'NIN SARSILMAZ DESTEKÇİSİDİR" Türkiye'nin Ukrayna ile yalnızca ortak bir coğrafyayı değil, aynı zamanda köklü bir tarihi de paylaştığını dile getiren Prof. Dr. Vedat Işıkhan, "Türkiye, Ukrayna'nın egemenliğinin, bağımsızlığının ve toprak bütünlüğünün sarsılmaz bir destekçisidir." diye konuştu. "Ukrayna ile olan stratejik ortaklığımız devam eden savaşın getirdiği zorluklara karşı güçlü bir direnç göstermiş ve yeni boyutlara genişleyerek güçlü bir ivme kazanmıştır." diyen Bakan Işıkhan, Karadeniz’de jeopolitik öneme sahip kıyıdaşlar olan Türkiye ve Ukrayna'nın ortak deniz havzası bölgesinde ve ötesinde kalıcı istikrar ve refahın teminatı haline gelmesi için birlikte çaba sarf ettiğinin altını çizdi. "KIRIM VE KIRIM TATARLARI, ÜLKEMİZ İÇİN BÜYÜK ÖNEM TAŞIMAKTADIR" Konuşmasında Kırım ve Kırım Tatarlarına ayrıca vurgu yapan Işıkhan, şöyle konuştu: Aramızdaki tarihi dostluğun ve kültürel bağların kesiştiği noktada yer alan Kırım ve Kırım Tatarları, ülkemiz için büyük önem taşımaktadır. Kırım Tatarlarının barışçıl ve meşru davasını desteklemeyi kararlılıkla sürdürüyoruz. Türkiye, Ukrayna'da adil ve kalıcı bir barışın tesisi ve savaşın müzakere yoluyla sona erdirilmesi için yoğun şekilde çalışmaya devam edecektir. Bugün, Ukrayna'nın Bağımsızlık Günü'nü kutlarken, Ukrayna halkının büyük zorluklarla elde ettiği bağımsızlık ve egemenliğini muhafaza için sergilediği destansı cesareti, metaneti ve kararlılığı da bir kere daha takdir ediyoruz. Vatan mücadelesi verilirken hayatlarını kaybeden Kırım Tatarları dahil tüm Ukraynalılar için taziyelerimizi yineliyor, acılı ailelerine metanet diliyoruz. "TÜRKİYE VE UKRAYNA ARASINDAKİ DAYANIŞMANIN DAHA DA GÜÇLENECEĞİNE İNANIYORUZ" 1991 yılında diplomatik ilişkilerin kurulmasından bu yana, Türkiye-Ukrayna iş birliğinin çok çeşitli alanlarda çok boyutlu gelişme sergilediğini söyleyen Işıkhan, "İkili ticaretimiz geçen yıl 6,2 milyar dolara ulaştı. Serbest Ticaret Anlaşması’nın bir an önce yürürlüğe girmesinin, ticari ilişkilerimizi daha da ileriye taşıyacağına inanıyoruz. Türkiye, Ukrayna'nın yeniden inşasında da aktif rol oynamaktadır. Türk şirketleri bugüne kadar Ukrayna'da 10 milyar doları aşan 300'den fazla proje üstlenmiştir. Bölgedeki uzun yıllara dayanan deneyim ve güçlü varlığıyla şirketlerimiz, Ukrayna'nın altyapısının yeniden inşasına katkıda bulunmaya hazırdır. Türkiye ve Ukrayna'nın savunma sanayisindeki iş birliği, ortaklığımızın bir diğer temel taşıdır. Kurumlarımız, savunma alanındaki iş birliğimizi daha da geliştirmek amacıyla çalışmalarını sürdürmektedir. Türkiye ve Ukrayna arasındaki dostluk ve dayanışmanın önümüzdeki yıllarda daha da güçleneceğine inanıyoruz. Ülkelerimiz arasında daha da yakın, daha güçlü ve daha dinamik bir ortaklık kurmayı umuyoruz." ifadelerini kullandı. KIRIMLI BOKSÖR USIK'IN ELDİVENİ AÇIK ARTIRMA İLE SATILDI Efsane futbolcu Andriy Şevçenko (Andriy Shevchenko) imzalı forma, Ukrayna'nın Şahtar Donetsk (Shakhtar Donetsk) takımının teknik direktörü Arda Turan'ın imzasının bulunduğu futbol topu ile Kırım doğumlu Ukraynalı ağır sıklet boks şampiyonu Oleksandr Usık'ın (Oleksandr Usyk) boks eldiveni açık artırma ile satışa sunuldu. Ukrayna Halk Sanatçısı Taras Yanıtskyi'nin Ukrayna ruhunun sesi olan bandura eşliğinde eserlerini icra ederek renk kattığı resepsiyonda ayrıca, Raçıtska Hrıstına imzasıyla hazırlanan kıyafetlerin defilesi yapıldı. Öte yandan, programda Ukrayna'nın Ankara Büyükelçisi Nariman Celâl ve eşi Leviza Celâl'in giydiği kıyafetler de Raçıtska Hrıstına tarafından tasarlandı.

KKTC'den Bahçeli'nin "il" çıkışına UBP'den tepki! Haber

KKTC'den Bahçeli'nin "il" çıkışına UBP'den tepki!

Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti'nde (KKTC) 19 Ekim 2025 tarihinde yapılan seçim sonucunda yeni Cumhurbaşkanı Tufan Erhürman oldu. Gözler KKTC Cumhurbaşkanı Erhürman'ın siyasî tavrına çevrilirken, anavatan ve garantör ülke Türkiye'nin tutumu merak uyandırdı. Türkiye Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Türkiye Cumhuriyeti Dışişleri Bakanı Hakan Fidan ve pek çok devlet nezdindeki isim, KKTC Cumhurbaşkanı Tufan Erhürman'ı tebrik etti. Türkiye Cumhuriyeti Dışişleri Bakanlığından yapılan açıklamada ise Türkiye'nin Kıbrıs Türk halkının refah, huzur ve kalkınmasına ilişkin gayretlerine katkıda bulunmaya devam edeceğini aktardı. Öte yandan Erhürman ise Ankara ile istişareye devam edeceğine dikkat çekti. Cumhuriyetçi Türk Partisinden (CTP) aday olan yeni Cumhurbaşkanı Erhürman'ın siyasî duruşu tartışmalara yol açarken, uzmanlar Erhürman'ın yumuşak bir dil kullandığını ve Türkiye ile ilişkilerini uyum içinde ilerletebileceğini belirtti. BAHÇELİ'DEN "82 KKTC" ÇIKIŞI Milliyetçi Hareket Partisi (MHP) Genel Başkanı Devlet Bahçeli, bugünkü Grup Toplantısı'nda KKTC'de değişime neden olan seçim sonucunu değerlendirdi. Bahçeli KKTC parlamentosunun "acil" bir şekilde toplanarak seçim sonuçları ve federasyonun kabul edilemeyeceğini ilan etmesini beklediğini söyledi. Bahçeli ayrıca parlamentonun Türkiye Cumhuriyeti'ne katılma kararı alması gerektiğini dile getirdi. Bahçeli, "3 Ekim 2017 tarihli Meclis Grup Toplantımızda demiştim ki; 'O zaman geldiğinde, şartlar oluştuğunda, tarih coğrafyaya dar geldiğinde Misak-ı Milli uyanacak; 81 Düzce’den hemen sonra 82 Kerkük, 83 Musul deme hakkının önünde hiçbir güç duramayacaktır.' Bu görüş ve hedefimize sonuna kadar bağlı olmak kaydıyla, durumun aciliyetine binaen, şimdilik kısmi bir revize yaparak diyeceğim şudur: 81 Düzce’den sonra 82’nin Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti olması artık hayat memat konusu haline gelmiştir." dedi. "BURADA BİR DEVLET VAR" KKTC'de yankı uyandıran sözler Ulusal Birlik Partisi (UBP) Merkez Yönetim Kurulu (MYK) Üyesi Mahmut Toray Hüdaverdi tarafından tepki çekti. KKTC'nin il değil, Türkiye'nin destekleriyle kurulmuş bir devlet olduğunu vurgulayan Hüdaverdi şu ifadeleri kullandı: Sabah gözümüzü açtık, Sayın Devlet Bahçeli '82. il KKTC olacak' dedi. Bir gün Kıbrıs Türk Devleti derler, bir gün 82. il olsun derler; artık biz de şaşırdık. Sayın Türkiye Cumhuriyeti yetkilileri, burası Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’dir. Araba plakası değişir gibi buraya isim bulmaya çalışma gayretinizden vazgeçer ve ilhak söylemlerini bir kenara bırakırsanız, biz de her fırsatta millî duygularımızı sorgulamak zorunda kalmayacağız. Burada bir devlet vardır; bu devlet sizin desteklerinizle kurulmuştur ve bunun için çok da müteşekkiriz. Ancak bu şekildeki söylemler, sadece Kıbrıs Türkünün Türkiye ile bağlılığını zedeler ve millî duygularımızı dejenere eder. Gönülden kurulan bağlar, bu şekildeki medazori yaftalamalarla sadece zarar görür. Biz devletine ve milletine bağlı insanlarız; bize lütfen bir şeyler empoze etmeyi bırakın.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.