SON DAKİKA
Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#Mustafa Abdülcemil Kırımoğlu

QHA - Kırım Haber Ajansı - Mustafa Abdülcemil Kırımoğlu haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Mustafa Abdülcemil Kırımoğlu haber sayfasında canlı gelişmelerle ulaşabilirsiniz.

Ukrayna Parlamentosuna Kırım'daki tarihî yer adlarının iadesine ilişkin yasa tasarısı sunuldu Haber

Ukrayna Parlamentosuna Kırım'daki tarihî yer adlarının iadesine ilişkin yasa tasarısı sunuldu

Ukrayna Parlamentosuna (Verhovna Rada), Rus işgali altındaki Kırım Özerk Cumhuriyeti ve Akyar'daki (Sivastopol) coğrafi yer adlarının geçici işgal sürecinde yeniden adlandırılmasına ilişkin usulleri düzenleyen 15439 numaralı yasa tasarısı sunuldu. Ukrayna Milletvekili Tamila Taşeva, yasa tasarısının, Verhovna Rada Birinci Başkan Yardımcısı Oleksandr Korniyenko, Kırım Tatar halkının millî lideri ve Ukrayna Milletvekili Mustafa Abdülcemil Kırımoğlu ve diğer milletvekilleriyle birlikte hazırlandığını açıkladı. Tasarıda, Kırım'ın işgal altında olması nedeniyle mevcut mevzuat uyarınca yer adlarının değiştirilmesinden sorumlu kurumların görev yapamaması dikkate alınarak, yerleşim yerleri ve diğer coğrafi adların yeniden adlandırılması için geçici bir mekanizma oluşturulması öngörülüyor. Bu kapsamda Ukrayna Bakanlar Kurulu'na, Kırım'daki coğrafi adların tarihî isimlerine kavuşturulması amacıyla yeniden adlandırma sürecini başlatma veya doğrudan gerçekleştirme yetkisi verilmesi planlanıyor. Tasarı ayrıca bu sürecin uygulanmasına ilişkin takvimi de belirliyor. SOVYET DÖNEMİNDE DEĞİŞTİRİLEN TARİHİ İSİMLER GERİ GETİRİLECEK Yasa tasarısı, özellikle Kırım Tatarları başta olmak üzere yerli halkların sürgün edilmesinin ardından Sovyet döneminde değiştirilen tarihî yer adlarının yeniden iade edilmesini de içeriyor. Taşeva, bu değişikliklerin Ukrayna'nın yerli halklarının temsil organlarıyla istişare edilerek yapılacağını belirterek, "Gerçek tarihî toponiminin yeniden tesis edilmesi bizim doğrudan görevimizdir." ifadelerini kullandı.

Bakan Fidan, Kıyiv’de millî lider Kırımoğlu ve beraberindeki heyetle bir araya geldi Haber

Bakan Fidan, Kıyiv’de millî lider Kırımoğlu ve beraberindeki heyetle bir araya geldi

Türkiye Cumhuriyeti Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, Ukrayna'nın başkenti Kıyiv'de Kırım Tatar halkının millî lideri ve Ukrayna Milletvekili Mustafa Abdülcemil Kırımoğlu başkanlığındaki Kırım Tatar heyetiyle önemli bir görüşme gerçekleştirdi. Türkiye'nin Kırım Tatarlarına yönelik süregelen desteğinin en üst düzeyde vurgulandığı görüşmede, işgal altındaki Kırım'daki mevcut durum ve bölgesel gelişmeler masaya yatırıldı. Görüşmeye Türkiye’nin Kıyiv Büyükelçisi Mustafa Levent Bilgen ile Ukrayna’nın Ankara Büyükelçisi Nariman Celal de katıldı. Kırım Tatar halkının haklarının korunması ve seslerinin uluslararası alanda duyurulması açısından kritik önem taşıyan zirvede; ayrıca Kırım Tatar Millî Meclisi (KTMM) Başkanı Refat Çubarov, Ukrayna Milletvekili ve KTMM Başkan Yardımcısı Ahtem Çiygöz, Ukrayna Milletvekili Tamila Taşeva, KTMM Başkan Yardımcısı İlmi Ümerov, KTMM üyeleri Gayana Yüksel ve Rıza Şevkiyev, Kırım Millî Varlık Vakfı Başkanı Lenur Mambetov ile Ukrayna'nın Arap ve Müslüman Devletlerle Etkileşiminden Sorumlu İstişare Kurulu Sekreteri Snaver Seythalil yer aldı. Görüşmede ağırlıklı olarak Rus işgali altındaki Kırım’da yaşanan insan hakları ihlalleri, Kırım Tatar halkının varoluş mücadelesi ve Türkiye’nin soydaşlarına sağladığı somut yardımlar ele alındı. Bu kapsamda bölgedeki kültürel mirasın korunması ve geçici olarak vatanlarından uzakta yaşayan Kırım Tatarlarının sosyo-ekonomik durumları değerlendirildi. Görüşmenin en kritik ve hassas başlıklarından birini ise Rus esaretindeki siyasi tutsaklar oluşturdu. Çoğunluğu Kırım Tatarı olan ve Rusya tarafından hukuksuz şekilde alıkonulan Kırımlı siyasi tutsakların serbest bırakılması, ailelerine kavuşmaları ve bu doğrultuda yürütülebilecek diplomatik girişimler detaylı şekilde ele alındı. Bakan Fidan, Türkiye'nin Kırım'ın işgalini tanımayan ilkeli duruşunu ve Kırım Tatarlarının hak, güvenlik ve refahının her platformda en güçlü şekilde savunulmaya devam edeceğini bir kez daha teyit etti.

II. Kırım Tatar Millî Kurultayı’nın 35 yıllık mirası: "Bizzat halk tarafından seçilen bir yönetim kurduk" Haber

II. Kırım Tatar Millî Kurultayı’nın 35 yıllık mirası: "Bizzat halk tarafından seçilen bir yönetim kurduk"

1991 yılının ilk ayları, Kırım için yarımadanın geleceğini belirleyen siyasi değişimlerin yaşandığı bir dönem oldu. 20 Ocak’ta özerkliğin yeniden tesisi için bir referandum gerçekleştirildi ve ardından 12 Şubat’ta Ukrayna Sovyet Sosyalist Cumhuriyeti Yüksek Şurası, Kırım Özerk Sovyet Sosyalist Cumhuriyeti’nin kurulmasına ilişkin kanunu kabul etti. Ancak tüm yasaklara rağmen kitlesel olarak vatanlarına dönmeye başlayan ve büyük bir kısmı hala sürgün yerlerinde bulunan Kırım Tatarları için bu karar, adaletin tecelli etmesi anlamına gelmiyordu. Özerklik, coğrafi ilkeye göre kurulmuştu; oysa Kırım Tatar halkı, sürgündeki onlarca yıl boyunca ana vatanlarına dönmek ve tam olarak Kırım'ın yerli halkının millî devlet yapısını yeniden tesis etmek için mücadele etmiş ancak bunu elde edememişti. Millî hareket, ana hedefinden vazgeçmedi. Aksine, daha birleşik bir şekilde hareket etme ihtiyacının bilincine varılması, Kırım Tatar halkının sonraki tarihini belirleyen bir olayın fitilini ateşledi. 26-30 Haziran 1991 tarihleri arasında Akmescit'te (Simferopol), Sovyet rejiminin uyguladığı soykırım politikası sonucu verilen 74 yıllık zorunlu aranın ardından, II. Kırım Tatar Millî Kurultayı gerçekleştirildi. 1917’deki I. Kurultaydan onlarca yıl sonra Kırım Tatarları, halkın geleceğini belirlemek, Kırım Tatar Millî Meclisini seçmek ve ana vatanlarında kendi kaderini tayın etme haklarını ilan etmek üzere kendi seçtikleri temsilcilerini yeniden bir araya getirdi. Dönemin Kırım yönetiminin direnişine, kurultayı sabote etme girişimlerine, organizatörlere yönelik baskılara ve yurt dışından gelen misafirlere uygulanan kısıtlamalara rağmen; delegelerin seçimi Kırım ve Özbekistan'dan Baltık ülkelerine kadar Kırım Tatarlarının yaşadığı tüm bölgelerde yapıldı. Akmescit'e, halkını temsil eden ve Kırım Tatarlarının en yüksek temsil organının kurulmasına ilişkin tarihî kararın ortağı olan 262 delege geldi. II. Kurultay, onlarca yıllık sürgünün ardından Kırım Tatar halkının yeniden doğuşunun sembolü oldu. O günlerin atmosferini, kurultay hazırlıklarını, tarihî önemini ve millî hareketin sonraki on yıllarını belirleyen kararları, o olayların katılımcıları ve tanıkları Kırım Haber Ajansına (QHA) anlattı. KIRIMOĞLU: BU, TAMAMEN FARKLI SEVİYEYE GEÇİŞ ANLAMINA GELİYORDU Kırım Tatar halkının millî lideri ve Ukrayna Milletvekili Mustafa Abdülcemil Kırımoğlu, II. Kurultayın bir başlangıç değil, Kırım Tatar millî hareketinin uzun yıllara dayanan mücadelesinin bir devamı olduğuna dikkat çekti. Kurultay çağrısı yapılmadan önce halkın, Kırım’a geri dönme hakkı için yürütülen mücadeleyi, onlarca yıldır koordine eden girişim grupları ağına zaten sahip olduklarını belirten Kırımoğlu, “1989 yılına gelindiğinde, sadece millî hareket aktivistleri tarafından değil, doğrudan halkın kendisi tarafından seçilecek bir organa ihtiyaç duyulduğu anlaşıldı. Bu, tamamen farklı bir seviyeye geçiş demekti. Böyle bir organ artık münferit kişileri değil, tüm Kırım Tatar halkını temsil ediyordu." dedi. Kurultay hazırlıkları yaklaşık iki yıl sürdü. Sovyet sisteminin hala var olduğu koşullarda organizatörler, Kırım Tatarlarının toplu olarak yaşadığı tüm yerleri kapsayan seçim sürecini fiilen sıfırdan inşa etmek zorunda kaldı. İlk olarak topluluklar seçmenleri seçti, onlar da Kurultay delegelerini belirledi. Ardından delegeler, doğrudan Kurultay oturumunda gizli oylama yoluyla, Kurultay oturumları arasındaki dönemde en yüksek tek temsil organı statüsüne sahip olan temsil organını, yani Kırım Tatar Millî Meclisini oluşturdular. Yapılan çalışmaları değerlendiren Kırımoğlu, “Çok titiz ve yorucu bir çalışma yürüttük. Faaliyet göstermenin biraz daha kolaylaştığı Perestroyka dönemi olmasına rağmen, Sovyet yönetimi hâlâ engeller çıkarıyordu. İki yıl boyunca, delegelerinin halk tarafından seçileceği bir Kurultay oluşturmak için çalıştık. Ardından Kurultay, gizli oylamayla Kırım Tatar Millî Meclisini seçti." şeklinde konuştu. Kırım Tatarları için kurultayın yeni bir kurum oluşturulması anlamına gelmediğini, birinci Kurultayın Bolşevikler tarafından tasfiye edilmesinin ardından kesintiye uğrayan tarihî sürekliliğin yeniden tesisi anlamına geldiğini belirten Kırımoğlu, “Buna İkinci Kurultay adını verdik, çünkü Birincisi Sovyet yönetimi tarafından dağıtılmıştı. Bunun muazzam bir anlamı vardı. Bildiğim kadarıyla, o dönemki Sovyetler Birliği'nde hiçbir halk, bu derece demokratik bir yöntemle oluşturulmuş bir temsil organına sahip değildi." ifadelerini kullandı. Kurultayın varlığının, Kırım Tatar millî hareketinin sonraki on yıllarda iç bölünmeler yaşamasının önüne geçtiğini vurgulayan Kırım Tatar halkının lideri, “Kurultay sayesinde millî hareketin bölünmesini önlemeyi başardık. Farklı fikirlerimiz, farklı tartışmalarımız vardı; ancak kritik durumlar ortaya çıktığında nihai kararı her zaman Kurultay verdi. Böylece halkın birliğini koruduk ve bu, muhtemelen Kırım Tatar millî hareketinin en önemli başarılarından biri oldu." dedi. SİNAVER KADIROV: DEVLET, HAKLARIMIZI İADE ETMEK İSTEMİYORDU Kırım Tatar millî hareketinin iştirakçılarından ve son Sovyet siyasi tutsaklarından olan Sinaver Kadırov, II. Kurultaya katılım göstermenin, her şeyden önce bir tarihî sorumluluk meselesi olduğunu belirterek, “Bizim için temel gaye, tarihî bir siyasi kurum olan Kurultayı yeniden canlandırmaktı. Bu olgunun kendisi bile tarihî bir adımdı ve dünyaya millî ile siyasi kurumlarımızı yeniden canlandırdığımıza dair bir ilandı. Devlet o dönem hazır değildi, daha doğrusu 1944 Sürgünü'nden sonra ihlâl edilen hakları Kırım Tatarlarına iade etmek istemiyordu." şeklinde konuştu. 1991 yılında kurulan sistemin azami düzeyde demokratik olduğunu vurgulayan Kadırov, “İnsanlar ilk önce seçmenleri seçti, onlar da Kurultay delegelerini belirledi. Sonrasında Kurultayın kendisi, Meclis’in 33 üyesini seçti. Bu, temsil organının yukarıdan aşağıya değil, Kırım Tatar halkının kendi iradesiyle şekillenmesini sağlayan demokratik bir sistemdi." diyerek temsil organının meşruiyetinin tam olarak bunun sağladığını kaydetti. RIZA ŞEVKİYEV: HER BİR BAŞARI, HALKIN KENDİ AKTİVİTESİ SAYESİNDE MÜMKÜN OLDU Kırım Tatar Millî Meclisi Üyesi Rıza Şevkiyev, en zor koşullarda bile Kırım Tatarlarının kendi azimleriyle hayatlarını yeniden inşa etmeye devam ettiklerine dikkat çekti. Ana vatana dönüş, yerleşme, eğitim, toprak ve haklar uğruna verilen mücadele devlet desteğiyle değil, sayısız engele rağmen gerçekleştiğini söyleyen Şevkiyev şu ifadeleri kullandı: Biz buraya bir şeylerin sayesinde değil, her şeye rağmen döndük. İnsanlar birikimlerini kaybetmişti; evleri, işleri yoktu, muazzam zorluklardan geçtiler ama mücadeleyi bırakmadılar. Ve Kırım Tatar halkının elde ettiği en ufak bir başarı bile, sadece halkın kendi aktivitesi ve haklarını savunma kararlılığı sayesinde mümkün oldu. REFAT ÇUBAROV: KIRIM’IN GELECEĞİ, TÜM SAKİNLERİNİN REFAHI ÜZERİNE İNŞA EDİLMELİDİR Kırım Tatar Millî Meclisi Başkanı Refat Çubarov, II. Kurultayın sadece Kırım Tatar öz yönetiminin yeniden canlandırılmasının sembolü olmakla kalmayıp, aynı zamanda halkın geleceğine dair siyasi vizyonun şekillendirildiği bir platform olduğunu vurguladı. Delegelerin II. Kurultayda Kırım Tatar millî hareketi için yol haritası niteliği taşıyan belgeleri kabul ettiğini aktaran KTMM Başkanı, “Kırım Tatar Halkının Millî Egemenlik Deklarasyonu, II. Kurultayın temel belgesiydi. Bu deklarasyonda, Kırım’ın, Kırım Tatar halkının millî toprakları olduğunu ve halkın burada uluslararası hukuka uygun olarak kendi kaderini tayin etme hakkına sahip olduğunu ilan ettik. Aynı zamanda Kırım’ın geleceğinin, orada yaşayan tüm sakinlerin refahı üzerine inşa edilmesi gerektiğini vurguladık. Daha o zaman, Kırım Tatarlarının haklarının iade edilmesinin Kırım’daki hiçbir sakinin haklarıyla çelişmediği ilkesini ortaya koyduk." dedi. II. Kurultay belgelerinin 1991 yılının siyasi konjonktürü bağlamında değerlendirilmesi gerektiğinin altını çizen Çubarov, Kırım Tatarlarının katılımı olmadan gerçekleştirilen Kırım Özerk Sovyet Sosyalist Cumhuriyeti’nin yeniden kurulmasına ilişkin referandumun ardından Kurultay; yerli halkın kendi kaderini tayin etme hakkı dikkate alınmadan kurulduğu için, bu özerkliğin fiilen 1944 Sürgünü'nün sonuçlarını meşrulaştırdığını açıkça ilan etti. KTMM Başkanı, "Yeniden kurulan özerkliği, oluşturulduğu şekliyle tanımadık. O, Kırım Tatar halkının millî bölgesel özerkliği değildi ve tarihî adaleti tesis etmiyordu. Tam da bu yüzden Kurultay; Birleşmiş Milletlere, dünya parlamentolarına ve hükûmetlerine, Kırım Tatar halkının kendi ana vatanında kendi kaderini tayin etme hakkını destekleme çağrısıyla başvurdu." şeklinde konuştu. Bununla birlikte Çubarov, Kurultayın en başından itibaren millî canlanma ilkelerini, Kırım’ın tüm sakinlerinin birlikte yaşaması fikriyle harmanlamaya çalıştığına dikkat çekerek şunları kaydetti: Kırım’ın tüm sakinlerine yönelik özel bir bildiri kabul ettik. Orada, Kırım Tatarlarının ana vatanlarına çatışma çıkarmak için değil, yarımadanın geleceğini birlikte inşa etmek için döndüklerini söyledik. Karşılıklı saygı çağrısında bulunduk ve Kırım’ın, tüm sakinlerinin haklarının güvence altına alınacağı bir barış yurdu olması gerektiğini vurguladı. Siyasi kararların yanı sıra II. Kurultay, çağdaş Kırım Tatar millî yaşamının sembolik temellerini de attı. Delegeler, gök mavisi zemin üzerine altın rengi tarak tamgalı bayrağı ve sözleri Numan Çelebicihan’a ait olan "Ant Etkenmen" marşını onayladı. Kırım Tatar dilinin Latin alfabesine geçmesi yönünde karar alındı ve yeni seçilen Meclise millî öz yönetim sistemini geliştirme görevi verildi. İLMİ ÜMEROV: 2014 YILI TÜM BUNLARIN ÜZERİNİ ÇİZDİ KTMM Başkan Yardımcısı ve eski siyasi tutsak İlmi Umerov, II. Kurultayın tarihinin, sürgünden sonra Kırım Tatar millî hareketinin katettiği tüm yolla koparılamaz bir bağa sahip olduğunu belirterek, “Kırım Tatarları, 1956’da katı denetim rejiminin kaldırılmasından 1980’lerin sonundaki kitlesel dönüşe kadar, onlarca yıl boyunca kendi topraklarında yaşama hakkını savundular. Kırım’a dönüş, devlet yönetiminin kararları sayesinde değil, sürgün edilen halkın haklarını iade etmeye yönelik isteksizliğine rağmen mümkün oldu. Dönüş, sadece ilk aşamaydı. Bir sonraki adım, yetkisini devletten değil, halkın kendisinden alan meşru bir temsil organının kurulmasıydı.” dedi. Bu demokratik modelin II. Kurultayın en büyük başarısı olduğunu vurgulayan Ümerov, “Girişim grupları aktivistlerden oluşuyordu, KTMM ise Kurultay aracılığıyla halkın kendisi seçti. Temel fark buydu. İnsanların güvenini kazanan ve onlar tarafından seçilen bir temsil organı kurduk. Tam da bu yüzden bu organ, kendi halkı için bir yönetim mekanizması olarak algılandı." ifadelerini kullandı. Kırım Tatar halkının 2014 yılına kadar kademeli olarak geri dönüş mücadelesinden millî yaşamın geliştirilmesi aşamasına geçtiğini savunan Ümerov şu ifadelerine yer verdi: 2013 yılına gelindiğinde, ana görevi neredeyse tamamladığımızı, yani halkı eve döndürdüğümüzü hissediyorduk. Eğitim ve kültür aktif bir şekilde gelişmeye başlamıştı; birçok yeni yazar, sanatçı ve yaratıcı topluluk ortaya çıkmıştı. Gelişimin yeni bir aşamasına geçtiğimize dair bir his vardı. Ancak 2014 yılı tüm bunların üzerini çizdi. II. KURULTAY'IN ÜZERİNDEN 35 YIL GEÇTİ II. Kurultay'ın üzerinden 35 yıl geçti ancak aldığı kararlar bugün de Kırım Tatar halkının siyasi yaşamının temel taşı olmayı sürdürüyor. Kırım Tatar devlet geleneğinin sürekliliğinin sembolü ve halkın temsil mekanizması olan bu kurum, o dönem yeniden canlandırıldı. Kırım’ın işgaline, KTMM’ye yönelik zulme ve Rusya’nın millî öz yönetim sistemini yok etme girişimlerine rağmen Kurultay, Kırım Tatar halkının meşru sesi olmaya devam ediyor. Bu tarihî olayların katılımcılarının da tanıklık ettiği üzere, II. Kurultayın asıl anlamı sadece bir temsil organının seçilmesinden ibaret değildi. Bu kurultay; soykırımı, onlarca yıllık sürgünü ve siyasi baskıları atlatarak ana vatanına geri dönmeyi ve millî kurumlarını yeniden inşa etmeye başlamayı başaran bir halkın en büyük canlı kanıtı oldu.

Kırımoğlu: Gökbayrak adaletin mutlaka eve döneceğine olan inancın sembolüdür Haber

Kırımoğlu: Gökbayrak adaletin mutlaka eve döneceğine olan inancın sembolüdür

Kırım Tatar halkının millî lideri ve Ukrayna Milletvekili Mustafa Abdülcemil Kırımoğlu, 26 Haziran Kırım Tatar Millî Bayrak Günü vesilesiyle yayımladığı mesajda, Gökbayrak’ın tarihi misyonuna ve bugün taşıdığı anlama dikkat çekti. Kırımoğlu, Gökbayrak'ın tarih boyunca çok uzun bir yoldan geçtiğini belirterek, "O, 20. yüzyılın başlarında Kırım Tatar halkının millî uyanışının bayrağıydı. Halkın kendi vatanında özgürce yaşama imkanından mahrum bırakıldığı dönemlerde bile bu bayrak, nesillerin hafızasında sevgiyle korundu." ifadelerini kullandı. Mustafa Abdülcemil Kırımoğlu, sosyal medya üzerinden yayımladığı açıklamada, Tarak Tamgalı Gökbayrak’ın bugün artık sadece Kırım sınırları içinde kalmadığını, dünyanın dört bir yanında diplomatik misyonlarda dalgalandığını ve Ukrayna ordusuna destek olan insani yardım projelerinin bir parçası haline geldiğini vurgulayarak bayrağın yaşayan bir hafıza olduğunu belirtti. Kırım Tatarlarının millî lideri ayrıca açıklamasında şu sözlere yer verdi: Ve tüm bu durumların her birinde önemli olan sadece bayrağın kendisi değildir; önemli olan o bayrağın insanlarla konuşmaya devam etmesidir. Kırım’ı, Kırım Tatar halkını ve her halkın kendi topraklarında hak sahibi olma hakkını hatırlatmasıdır. Belki de tam olarak bu yüzden bugün Gökbayrak, sadece Kırım Tatarlarının bir sembolü değildir. O; hafızanın, dayanışmanın ve adaletin bir gün mutlaka evine döneceğine olan inancın sembolü haline gelmiştir. Kırım Tatar Millî Bayrak Günü kutlu olsun!

Bakan Bolat: Ukrayna ile ilişkilerimizi güçlendirmeye devam edeceğiz Haber

Bakan Bolat: Ukrayna ile ilişkilerimizi güçlendirmeye devam edeceğiz

Kırım Tatar halkının millî lideri ve Ukrayna Milletvekili Mustafa Abdülcemil Kırımoğlu, Türkiye Cumhuriyeti Ticaret Bakanı Prof. Dr. Ömer Bolat'ı ziyaret etti. Ukrayna'nın Ankara Büyükelçisi Nariman Celâl'in de yer aldığı görüşmede, Türkiye-Ukrayna Serbest Ticaret Anlaşması, ikili ticaret hacminin 10 milyar dolara çıkarılması hedefi ve Kırım Tatarlarının kültürel mirasının korunması konuları ele alındı. Bakanlık binasında gerçekleşen görüşmede ayrıca Kırım Millî Varlık Vakfı Başkanı Lenur Mambetov ve Kırım Haber Ajansı (QHA) Türkiye İrtibat Bürosu Müdürü Esma Kasar bulundu. Görüşmeye ilişkin resmî sosyal medya hesabından açıklama yapan Bakan Bolat, Kırımoğlu'nun hayatını Kırım Tatar halkının onuru ve geleceğine adadığını vurgulayarak, kendisini ve Büyükelçi Nariman Celâl'i ağırlamaktan büyük memnuniyet duyduğunu ifade etti. SERBEST TİCARET ANLAŞMASI VE 10 MİLYAR DOLARLIK HEDEF Görüşmede Türkiye ile Ukrayna arasındaki ekonomik ilişkilerin geliştirilmesi üzerinde duruldu. Bolat, savaşın yol açtığı zorlu koşullara ve küresel belirsizliklere rağmen iki ülke arasındaki ticaret hacminin 2025 yılında 6,6 milyar dolar seviyesine ulaştığını belirterek, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ile Ukrayna Cumhurbaşkanı Volodımır Zelenskıy tarafından belirlenen 10 milyar dolarlık ticaret hacmi hedefi doğrultusunda Serbest Ticaret Anlaşması'nın en kısa sürede yürürlüğe girmesinin önemini vurguladıklarını kaydetti. KIRIM TATARLARININ KÜLTÜREL KİMLİĞİNE DESTEK MESAJI Bakan Bolat, Türkiye'nin Kırım Tatarlarına yönelik desteğinin süreceğini belirterek, görüşmede soydaşların kültürel kimliklerinin, tarihî miraslarının ve toplumsal bağlarının korunmasına ilişkin hassasiyetin bir kez daha teyit edildiğini ifade etti. Bolat açıklamasında, Türkiye ile Ukrayna arasındaki ekonomik ve ticari iş birliğini daha da geliştirme iradesini yinelediklerini belirterek, karşılıklı anlayış ve iş birliği temelinde ilişkilerin güçlendirilmeye devam edeceğini vurguladı.

Mustafa Abdülcemil Kırımoğlu: Tek umut Kırım’ı işgalden kurtarmak Haber

Mustafa Abdülcemil Kırımoğlu: Tek umut Kırım’ı işgalden kurtarmak

Kırım Tatar halkının millî lideri ve Ukrayna Milletvekili Mustafa Abdülcemil Kırımoğlu, Kırım’da Ukrayna tarafından yapılan operasyonlar sonucu yaşanan yakıt krizi, Kırım Tatar siyasi tutsaklar ve Polonya Cumhurbaşkanı Karol Navrotski'nin Ukrayna Cumhurbaşkanı Volodımır Zelenskıy'dan (Volodimir Zelenski) Beyaz Kartal Nişanı'nı geri alma kararı üzerine Kırım Haber Ajansına (QHA) dikkat çekici değerlendirmelerde bulundu. KIRIM’DA PATLAK VEREN AKARYAKIT KRİZİ SAVAŞIN KADERİNİ BELİRLİYOR Ukrayna ordusu, son dönemde başta Kırım olmak üzere Rus işgali altındaki bölgelerde ve hatta Rusya’nın içerisindeki Rus ordusuna yakıt desteği sağlanan bütün petrol depolama tesislerini vuruyor. Bunun sonucu olarak Kırım’da akaryakıt satışını tamamen durduran söz konusu operasyonlara dair son zamanlarda yaşanan gelişmeleri memnuniyetle karşılayan Kırımoğlu, Ukrayna Silahlı Kuvvetlerinin imkânlarının arttığını kaydederek Ukrayna’nın Moskova’ya ve Rusya ile olan sınırına bin kilometre uzaklıktaki Tyumen kentine bile bombardıman yapmaya başladığını dile getirdi. Kırım’daki mevcut durumun Ukrayna adına önemini vurgulayan Kırımoğlu, yarımadadaki Kırım Tatarlarıyla iletişim hâlinde olduklarını ve operasyonların etkilerini takip ettiklerini kaydetti. Öte yandan millî lider, “Aldığımız habere göre bir havalimanı yakınlarındaki bir Kırım Tatar ailesi de silahlı insansız hava aracı (SİHA) parçalarının düşmesi sebebiyle zarar gördü. Yaralılar oldu, biz o aile ile de iletişime geçip elimizden geldiğince yardım sağladık. Esas bizi ilgilendiren, bizim insanlarımızın oradaki olaylara olan bakış açısı. Yalnız Kırım Tatarlarının değil, başka insanların da bakış açısı önemli.” dedi. “İŞGAL ALTINDAKİ KIRIM YARIMADASI’NDA BİZİM HALKIMIZIN HİÇBİR GELECEĞİ YOK” “Kırım’da bir panik ortamının olduğunu söylemek mümkün çünkü Kırım etrafındaki köprülerin birçoğu patlatıldı.” şeklinde konuşan millî lider, yarımadada Ukrayna tarafından gerçekleştirilen operasyonlar dolayısıyla ulaştırma imkânlarının epeyce kısıtlandığını belirtti. Bununla birlikte Kırım’da yaşayan Rus iş birlikçilerine de dikkat çeken Kırımoğlu, bazı subayların kendi ailelerini Kırım’dan çıkardığını kaydederek “Doğru yapıyorlar çünkü neticede Kırım, mutlaka işgalden kurtarılacak.” dedi. Kırım Tatarları içerisinde iletişimde olduğu kişilerin ise söz konusu operasyonlara yönelik sevinçlerini ifade ettiklerini dile getiren Kırımoğlu, “Bir bombardıman olduktan sonra insanlar toplanıyor, bir ‘gözün aydın’ kahvesi içiyor. Dört gün önce bir kızla konuştum. Önceden Kıyiv’de yaşıyordu, sonra ailesiyle Kırım’a döndü. Bana, ‘Mustafa Aga, çok korkuyoruz ama aynı zamanda seviniyoruz. Böyle şeyleri telefonla söylemenin tehlikeli olduğunun farkındayız ama seviniyoruz.’ dedi. Dün de arkadaşlarla konuştum. Bu tür olaylar, oradaki soydaşlarımızı çok sevindiriyor çünkü herkes şunu anlıyor: İşgal altındaki Kırım Yarımadası’nda bizim halkımızın hiçbir geleceği yok; tek umut, Kırım’ı işgalden kurtarmak.” şeklinde konuştu. “UKRAYNA’NIN ESAS MAKSADI, ÖNCELİKLE BU ASKERÎ NOKTALARI İMHA ETMEK” Bununla beraber Kırım’ı işgalden tamamen kurtarmak için Ukrayna askerlerinin yarımadaya girmesi gerektiğini fakat bunun büyük çatışmalar ve kayıplarla sonuçlanacağını dile getiren Kırımoğlu, “İnsanlarımızı ölüme atmak istemiyoruz. Bununla birlikte Kırım Yarımadası’nda aşağı yukarı 200-240 askerî nokta var. Ukrayna’nın esas maksadı, öncelikle bu askerî noktaları imha etmek.” dedi. Öte yandan Kırımoğlu, Kerç Köprüsü’nden Ukrayna’ya karşı kullanılmak üzere silahların geçirildiği takdirde Kerç Köprüsü’nün mutlaka imha edilmesi gerektiğini beyan ederek şu değerlendirmelerde bulundu: Fakat biliyorsunuz ki, işgalden sonra Kırım Yarımadası’na en az bir milyon Rus vatandaşı getirdiler. Bizim niyetimiz, bu insanların Yarımadayı terk etmeleri yönündedir ama yol, köprü olmasa nasıl terk edecekler? Bu insanlar, Ukrayna’nın başına büyük problem olacak. Oradaki Rus askerlerinin de kaçış yollarının olması lazım. Eğer kaçış yolları olmazsa onlar çok direnecek, netice belli çünkü onları hiç kimse affetmeyecek. Komutanlıkta ve Cumhurbaşkanlığı çevresindeki insanlardan bu yönde değerlendirmeler de yapılıyor. KIRIM TATAR SİYASİ TUTSAKLARA UYGULANAN BASKILAR ARTIYOR Bununla birlikte Kırım Tatar halkının millî lideri, Rusya’nın Kırım’ı işgal ettiği 2014 yılından beri yarımadada Kırım Tatarlarına ve özellikle de Kırım Tatar kadınlara uyguladığı baskılar hususunda ise Rusya’nın Ukrayna’yı topyekûn işgalinin başladığı Şubat 2022’den itibaren Kırım Tatar siyasi tutsaklara uygulanan baskıların arttığını kaydetti. Kırım Tatarlarına karşı sözde “terör” ve “aşırıcılık“ suçlamalarına ek olarak “Rus ordusuna hakaret ettikleri” bahanesiyle de düzmece davaların açıldığını hatırlatan Kırımoğlu, Kırım’da 55 kadının haksız yere hapiste olduğunu belirtti. UKRAYNA İLE POLONYA ARASINDAKİ DİPLOMATİK KRİZ TIRMANIYOR Öte yandan Kırımoğlu, Polonya Cumhurbaşkanı Karol Navrotski'nin, Ukrayna'nın bir askerî birime “UPA” adını vermesi sonrası Ukrayna Cumhurbaşkanı Volodımır Zelenskıy'dan Beyaz Kartal Nişanı'nı geri alma kararı üzerine de birtakım açıklamalarda bulundu. “Öncelikle Polonya, Ukrayna için çok kıymetli bir komşudur.” şeklinde konuşan millî lider, Rusya’nın Kırım’ı işgali ve özellikle de Ukrayna-Rusya Savaşı başladıktan sonra Polonya tarafından 2 milyondan fazla Ukrayna vatandaşına konut ve iş yardımı yapıldığını da hatırlattı. Buna karşın Polonya’daki aşırı milliyetçiler başta olmak üzere birtakım siyasi grupların özellikle seçim zamanı spekülasyonlarda bulunduğunu dile getiren Kırımoğlu, 2. Dünya Savaşı sırasında Ukrayna ve Polonya arasındaki Volın (Volyn) bölgesinde Ukraynalılar ve Polonyalılar arasında yaşanan olayların, oy kazanmak için söz konusu siyasi gruplar tarafından propaganda malzemesi olarak gündeme taşındığını, Polonya’nın mevcut Cumhurbaşkanının da bu şekilde iktidara geldiğini belirtti. “Ukrayna özür dilesin.” ve “Ukrayna, Polonyalılara soykırım yaptığını kabul etsin.” şeklindeki iddiaların da bu çerçevede dile getirildiğini kaydeden Kırımoğlu, Ukraynalılar ve Polonyalılar arasında geçmişte karşılıklı olarak sorunlar yaşansa da hâlihazırda bu mevzuların tartışılmasını doğru bulmadığını ifade ederek “Tarihçiler, araştırarak analiz yapsınlar fakat maalesef burada spekülasyonlar var. Ödülü geri alma meselesi ise benim fikrimce bu akıl dışı, duygusal bir yaklaşımdır. Siyasette böyle bir şeyin olmaması lazım.” şeklinde konuştu. KIRIMOĞLU, ÖDÜLLERİN GERİ VERİLMESİYLE İLİŞKİLERİN DÜZELMEYECEĞİNİ VURGULADI Bununla birlikte Ukraynalı devlet yetkililerinin ve diplomatların da kendilerine Polonya tarafından verilen devlet nişanlarını geri verdiklerini beyan eden Kırımoğlu, Ukrayna çapında Polonya’dan en çok ödül alanın kendisi olduğunu ve Zelenskıy’a verilen Beyaz Kartal Nişanı’nın da daha önce kendisine takdim edildiğini dile getirerek “Onların bu davranışlarına karşılık ben de ‘Ödüllerimi size geri vereyim,’ diyecek olsam bunun ülkelerimiz arasındaki meselelerin yumuşamasına hiçbir katkısı olmayacaktır.” ifadelerini kullandı. Kırımoğlu, öte yandan Kyiv’deki bir diplomatik temsilciyle söz konusu mesele üzerine konuştuğunu beyan ederek kendisinin ödüllerin geri verilmesine kesinlikle karşı olduğunu bildirdiğini kaydetti. Ayrıca söz konusu diplomatik temsilcinin, başlıca Başbakan Donald Tusk ve Dışişleri Bakanı Radoslaw Sikorski olmak üzere, Polonya’da Cumhurbaşkanının tutumuna karşı çıkan diplomatik temsilcilerle görüşmesi ve ilişkileri yumuşatması yönünde kendisine öneride bulunduğunu dile getiren Kırımoğlu, son olarak görüşme niyetini olumlu karşıladığını ve ilgili makamlarla irtibat kurduğunu bildirdi.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.