SON DAKİKA
Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#Nedim Mutlu Kızılbuga

QHA - Kırım Haber Ajansı - Nedim Mutlu Kızılbuga haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Nedim Mutlu Kızılbuga haber sayfasında canlı gelişmelerle ulaşabilirsiniz.

Dr. Mutlu Kızılbuga: Doğancılık, Türk dünyasının ortak kültürel mirası Haber

Dr. Mutlu Kızılbuga: Doğancılık, Türk dünyasının ortak kültürel mirası

Kazakistan’da düzenlenen Kansonar 2026 Turnuvası’nda doğan kategorisinde üçüncülük elde eden halk bilimci Dr. Nedim Mutlu Kızılbuga, doğancılığın Türk dünyasının ortak kültürel miraslarından biri olduğunu belirterek geleneğin gelecek kuşaklara aktarılması gerektiğini söyledi. Kazakistan’ın somut olmayan kültürel miras unsurlarından biri olan kartalla avcılık geleneği üzerine doktora çalışması yapan Kızılbuga, doğancılığın yalnızca bir avlanma yöntemi olarak değerlendirilmemesi gerektiğini ifade etti. Kızılbuga, kuşların eğitilmesinden ustalık-çıraklık ilişkisine, geleneksel terminolojiden sözlü kültür birikimine kadar pek çok unsurun bu mirasın parçası olduğunu kaydetti. Kazakistan’da 20-21 Ekim tarihlerinde düzenlenen, Kazak Türklerinin kültüründe önemli bir yere sahip Masip Batırhanulı adına gerçekleştirilen Kansonar 2026 Turnuvası’nda doğanıyla yarışan Kızılbuga, üçüncülük elde etti. Kızılbuga ayrıca 9-10 Ekim tarihlerinde Bozanbay’da düzenlenen Doğu Salburunu’nda giydiği zeybek kostümüyle “En İyi Geleneksel Giyim-Kuşam Ödülü”nü kazandı. DÖRT YILLIK SAHA ARAŞTIRMASI YARIŞMA BAŞARISINA UZANDI Ege Üniversitesi Türk Dünyası Araştırmaları Enstitüsü Türk Halk Bilimi Ana Bilim Dalında, Kazakistan’da kartalla avcılık geleneği üzerine hazırladığı doktora teziyle doktor unvanı alan Kızılbuga’nın doğancılığa ilgisi, 2022 yılında saha araştırması için Kazakistan’a gitmesiyle başladı. Araştırmasını yalnızca kaynak kişilerle yaptığı görüşmelerle sınırlamak istemeyen Kızılbuga, Sofiyevka’da kartal, çakır ve doğan gibi kuşları eğiten kuşbeyi Armanbek’in çırağı oldu. Bu sayede geleneği içeriden gözlemleme ve uygulamalara katılma imkânı buldu. Kızılbuga, yarışma deneyiminin dört yıllık bir sürecin sonunda elde edilen başarıya dönüştüğünü belirtti. İlk olarak Ürjar’da düzenlenen I. Dünya Doğancılık Şampiyonası’na gözlemci olarak katılmayı planladığını anlatan Kızılbuga, Kazak doğancıların kendisinden hakemlik yapmasını istediğini ve dört gün süren organizasyonda kuşlarla yarışmacıların puanlamalarını gerçekleştirdiğini aktardı. Kısa süre sonra Almatı’da düzenlenen Sonar 2022 yarışmasına katılan Kızılbuga, 2024 yılında Astana’da gerçekleştirilen 5. Dünya Göçebe Oyunları’nda Türkiye’yi temsil etti. Oyunlarda ilk kez giydiği zeybek kostümünün ilgi gördüğünü belirten Kızılbuga, yarışma sırasında eline çağırdığı kartalın kıyafetinden ürkmüş olabileceğini ve bu nedenle finallere yükselemediğini ifade etti. Kızılbuga, buna rağmen Türk kültürünü Türk dünyasında tanıtabilmiş olmayı yarışmada derece elde etmekten daha kıymetli bulduğunu dile getirdi. 2025 yılında askerlik görevi nedeniyle Kazakistan ve Moğolistan’da düzenlenen yarışmalara katılamayan Kızılbuga, 2026 yılında ise iki ayrı organizasyonda yarışma fırsatı buldu. Kansonar 2026 Turnuvası’nda birinciliği Karağandı’dan Temirali, ikinciliği ise Kökşetav’dan Yerlan elde etti. DOĞANCILIK, TÜRK DÜNYASINI BİR ARAYA GETİRİYOR Doğancılığı, "Türk dünyasının en eski ve ortak geleneklerinden biri" olarak nitelendiren Kızılbuga, doğancılık yarışmalarının farklı Türk topluluklarını ortak bir kültürel miras etrafında buluşturduğuna işaret etti. Kızılbuga, Moğolistan, Doğu Türkistan ve Altay Özerk Cumhuriyeti’ndeki Kazaklar ile Kırgızlar ve Türkiye Türklerinin bu organizasyonlarda bir araya geldiğini belirterek, ayrıca İspanya, Macaristan, Gürcistan, Rusya, Katar ve Kanada gibi ülkelerden de doğancıların yarışmalara katıldığını aktardı. Kızılbuga, gelecekte Azerbaycan, Özbekistan ve diğer Türk coğrafyalarından doğancıların da organizasyonlara katılmasını ve bütün Türk dünyasının bu gelenek etrafında buluşmasını istediğini söyledi. DOĞANCILIK GELENEĞİNİN TARİHÎ KÖKLERİ Doğancılığın tarih boyunca Türk toplumlarında yalnızca bir avcılık faaliyeti olarak görülmediğini ifade eden Kızılbuga, yırtıcı kuşların kültürel ve sembolik anlamlarına dikkati çekti. Anadolu, Orta Doğu ve Türkistan coğrafyalarında yırtıcı kuşların 4 bin yıldır eğitildiğine ilişkin izlerin kabartmalarda ve kaya resimlerinde görülebildiğini belirten Kızılbuga, yazılı kaynaklarda da Hun İmparatorluğu Dönemi’nden itibaren hayvanların avcılık amacıyla yetiştirildiğine dair bilgilere rastlandığını söyledi. Göktürk Dönemi’nde de avcılık faaliyetlerinin izlenebildiğini kaydetti. Kızılbuga, Türk hükümdarlarının yırtıcı kuşları devlet geleneği ve inanç dünyasıyla ilişkilendirdiğini belirterek 10. yüzyılda Turfan yakınlarına gelen Çin elçilerine Uygur kağanına ait kartal ve diğer yırtıcı kuşların gösterilmesini örnek verdi. Kızılbuga, Osmanlı sultanlarından Yıldırım Bayezid’in Niğbolu Zaferi sonrasında Avrupalı esirlerin önünde kuşlarıyla avlanmasını da geleneğin sembolik boyutunu ortaya koyan tarihî örneklerden biri olarak değerlendirdi. Türk dünyasının destanlarında da doğancılığın izlerinin bulunduğunu belirten Kızılbuga, Oğuz Kağan Destanı, Dede Korkut Kitabı, Manas Destanı ve Başkurt Türklerinden derlenen Cengizname gibi eserlerde yırtıcı kuşlarla avcılığın farklı biçimlerde yer aldığını anlattı. “KUŞLAR DA İNSANLARI EĞİTİYOR” Kazakistan’daki saha araştırmaları sırasında kendisini en çok etkileyen gözlemin kuşlarla insanlar arasındaki ilişki olduğunu belirten Kızılbuga, bu ilişkinin tek yönlü bir eğitim sürecinden ibaret olmadığını söyledi. Kızılbuga, “Bir insan vahşi bir kuşu eğitmeye başladığında, farkında olmadan kendisi de kuş tarafından eğitiliyor.” ifadelerini kullandı. Kuşların insanlara sabırlı, disiplinli ve cömert olmayı öğrettiğini belirten Kızılbuga, bu özellikler edinilmeden bir kuşu eğitmenin mümkün olmadığını dile getirdi. Kızılbuga, farklı Türk topluluklarının doğancılık uygulamaları arasında benzerlikler bulunmasına rağmen özellikle terminoloji ve kuş türlerinin adlandırılması konusunda sorunlar yaşandığına işaret etti. Kazak Türkçesindeki “tuğur” sözcüğünün Türkiye Türkçesine kuşun durduğu yer olarak aktarılabildiğini, ancak Türkiye Türkçesinde bu kavramın “tünek” olarak karşılandığını belirten Kızılbuga, kuş türlerinin adlandırılmasında da karışıklıklar yaşanabildiğini kaydetti. Kazak Türklerinin “karşığa” dediği kuşun Türkiye Türkçesinde “çakır”, “ak sunkar” olarak adlandırılan kuşun ise “akdoğan” karşılığını bulduğunu ifade etti. “GELENEĞİ YAŞATMAK İÇİN KÜLTÜREL BİLGİYİ DE KORUMALIYIZ” Doğancılığın somut olmayan kültürel miras kapsamında korunması için öncelikle geleneği sürdüren toplulukların desteğine ihtiyaç olduğunu vurgulayan Kızılbuga, kültürel mirasın yalnızca arşivlerde saklanması veya müzelerde sergilenmesiyle yaşatılamayacağını söyledi. Kızılbuga, 2003 yılında kabul edilen Somut Olmayan Kültürel Mirasın Korunması Sözleşmesi’ne göre bir miras unsurunun, onu sahiplenen topluluğun iradesiyle yaşatılabileceğini belirtti. Devletlerin ve ilgili kurumların görevinin ise geleneğin sürdürülebilmesi için gerekli ortamı hazırlamak olduğunu ifade etti. Doğancılığın tanıtılması için Dünya Göçebe Oyunları gibi organizasyonlardan yararlanılabileceğini kaydeden Kızılbuga, her yıl farklı bir Türk devletinde uluslararası doğancılık yarışmaları düzenlenmesini önerdi. Yarışmalara yeterli zaman ve alan ayrılması ve organizasyonların medya aracılığıyla kamuoyuna duyurulmasının geleneğin daha geniş kitlelerce tanınmasına katkı sağlayacağını belirtti. Kızılbuga, geleneğin devamı için kuşbeylerinin bilgi ve tecrübelerini genç kuşaklara aktarabilecekleri ortamların oluşturulması, geleneksel yarışmaların desteklenmesi ve doğancılığın daha geniş kitlelere tanıtılması gerektiğini dile getirdi. GELENEKSEL BİLGİ VE DOĞA KORUMA BİRLİKTE ELE ALINMALI Doğancılığın geleceği tartışılırken kültürel mirasın korunması ile doğal yaşamın korunmasının birbirine karşıt yaklaşımlar olarak değerlendirilmemesi gerektiğini belirten Kızılbuga, geleneksel bilgi ile bilimsel araştırmaların birlikte ele alınmasını savundu. Kuşbeylerinin kuşların davranışları, yetiştirilmesi ve doğal çevreleri hakkındaki tecrübelerinin araştırmacılar ve doğa koruma uzmanları için önemli bir bilgi kaynağı olabileceğini ifade eden Kızılbuga, geleneksel bir uygulamanın geçmişten beri sürdürülmesinin her koşulda doğaya zarar vermediği anlamına gelmediğini de vurguladı. Yırtıcı kuşların ve av hayvanlarının popülasyonlarının gözetilmesi, yasal düzenlemelere uyulması ve doğal yaşam alanlarının korunmasına öncelik verilmesi gerektiğini belirten Kızılbuga, doğancılığın yalnızca avcılıktan ibaret olmadığını hatırlattı. Kızılbuga, kuşların eğitilmesi, insan ile kuş arasındaki ilişki, geleneksel terminoloji, ustalık-çıraklık ilişkisi ve sözlü kültür birikiminin de korunması gereken mirasın parçaları olduğunu söyledi. TÜRK DÜNYASINDA DOĞANCILIK LİTERATÜRÜNÜ GELİŞTİRMEYİ HEDEFLİYOR Akademik çalışmalarını doğancılık geleneğinin günümüzdeki durumunu ve Türk dünyasının farklı dönemleriyle coğrafyalarındaki tarihî gelişimini inceleyerek sürdürdüğünü belirten Kızılbuga, saha araştırmalarının kültürel unsurları daha iyi anlamasına yardımcı olduğunu ifade etti. Kazak Türklerinden öğrendiği terminoloji sayesinde çeviri ve aktarma çalışmalarındaki bazı sorunları tespit edebildiğini belirten Kızılbuga, bu konuda çözüm geliştirmeyi amaçlayan bir bildiri hazırladığını ve bildirinin tam metin olarak yayımlandığını kaydetti. Kızılbuga, gelecekte doğancılığın Türk dünyasının kültür kaynaklarında yalnızca sınırlı izlerle temsil edilmesinin ötesine geçilmesini ve bu alanda kapsamlı bir literatür oluşturulmasını hedeflediğini söyledi.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.