SON DAKİKA
Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#Nesib Bey Yusufbeyli

QHA - Kırım Haber Ajansı - Nesib Bey Yusufbeyli haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Nesib Bey Yusufbeyli haber sayfasında canlı gelişmelerle ulaşabilirsiniz.

Ceyhun Nabi: Gaspıralı’nın şiarı diğer halkların da yaşaması, kendini ifade etmesi yönündedir Haber

Ceyhun Nabi: Gaspıralı’nın şiarı diğer halkların da yaşaması, kendini ifade etmesi yönündedir

Cumhuriyet Siyasi Düşünce Merkezi Başkanı ve Bağımsız Azerbaycan Cumhuriyetinin ilk başbakanı Nesib Bey Yusufbeyli’nin hayatını ve Şefika Gaspıralı ile olan aşkını konu alan “Alevlenen Aşk: Cumhuriyet ve Şefika Sultan” (Alovlanan Eşq: Cümhuriyyət və Şəfiqə Soltan) belgesel romanının yazarı Ceyhun Nabi; kitabı, Türk kadın hareketinin öncüsü Şefika Gaspıralı’nın Azerbaycan günleri ve Türk aydınlanmasının en önemli isimlerinden İsmail Bey Gaspıralı’nın “Dilde, fikirde, işte birlik” şiarı üzerine Kırım Haber Ajansına (QHA) değerlendirmelerde bulundu. “ŞEFİKA HANIM’IN AZERBAYCAN GÜNLERİ İKİ DÖNEMDEN İBARETTİ” “Şefika Hanım’ın Azerbaycan günleri, bildiğimiz gibi iki dönemden ibaretti. Birincisi evlilik dönemi. Ki bu, iş dönemine denk gelmektedir. Onun evlatları Niyazi ve Zöhre de Azerbaycan’da ilk yaşadığı döneme denk gelmektedir. Sonraki dönem de 1918 yılında Azerbaycan Halk Cumhuriyeti ilan edildikten sonra Azerbaycan’a geldiği döneme tesadüf etmektedir.” ifadelerini kullanan Azerbaycanlı araştırmacı yazar, Şefika Gaspıralı’nın Azerbaycan’da olduğu dönemde eşi Nesib Bey Yusufbeyli’den ayrıldıktan sonra Kırım’a döndüğünü ve bir müddet Kırım’da yaşadığını kaydetti. Nabi, bununla birlikte Şefika Gaspıralı’nın Kırım Tatar Millî Kurultayının ilk oturumunda 76 milletvekilinin katıldığı Başkanlık Divanı seçimlerine de katıldığını ve seçimler neticesinde Numan Çelebi Cihan, Cafer Seydahmet, Abdülhâkim Hilmi, Hacı Bedrettin Bey ile birlikte Başkanlık Divanı’nın tek kadın üyesi olduğunu hatırlattı. Şefika Gaspıralı’nın Kırım Tatar Millî Kurultayındaki 5 kadın milletvekilinden biri olduğunu da vurgulayan Nabi, bu durumun Türk dünyası için bir ilk olduğuna dikkat çekerek “Azerbaycan (Halk) Cumhuriyeti’nin parlamentosunda kadın milletvekilleri temsil edilmemişti ama Kırım (Halk) Cumhuriyeti parlamentosunda (Kırım Tatar Millî Kurultayı) 4 kadın milletvekilinin temsil edildiğini görmekteyiz.” şeklinde konuştu. “KADIN HAKLARIYLA BAĞLI GİRİŞİMLERDE ŞEFİKA HANIM’IN EMEĞİ VAR” Nabi, Şefika Gaspıralı’nın Azerbaycan’da yaşadığı ilk dönem boyunca Azerbaycan’da birkaç hayriye teşkilâtları oluşturulması girişiminde bulunduğunu da kaydederek “O dönemde Çarlık Rusyası’nda artan baskılar sebebiyle bunları hayata geçirmek mümkün olmamıştı. Hem dinî otoritenin, dinî nezaretin, mollaların, din hâdimlerinin ve Rus İmparatorluğu’nun tesirleri buna imkân vermemişti. Dolayısıyla Azerbaycan’da bu tür teşebbüslerin hayata geçirilmesi mümkün olmamıştı ama Şefika Hanım’ın Azerbaycan’daki ikinci dönemine denk gelen Azerbaycan (Halk) Cumhuriyeti dönemi de kadınların seçme ve seçilme hakkının hayata geçirilmesi, Nesib Bey Yusufbeyli’nin başbakanlık dönemine tesadüf etmektedir. İki dönemde de kadın haklarıyla ve kadınların eğitim almasıyla bağlı girişimlerde Yusufbeyli’nin eşi Şefika Hanım’ın emeği var.” ifadelerini kullandı. Şefika Gaspıralı’nın önce Azerbaycan’dan ayrılsa da kendisinin Azerbaycan’da olan yakınları; Yusufbeyli’nin kardeşlerinin Şefika Gaspıralı ile bağlantıda kaldığı ve mektuplaştığını kaydeden Nabi, “Şefika Hanım’ın Azerbaycan’ı terk etmesi onlarda büyük bir üzüntüye yol açmıştı. Biz bu mektuplarda da bunu görebilmekteyiz. Merhum araştırmacı Nazif Qehremanlı, bu mektupların birkaçına kendi kitabında yer vermiştir.“ dedi. “DİLDE, FİKİRDE, İŞTE BİRLİK”, YALNIZCA TÜRK MODERNLEŞMESİNE KATKI SAĞLAMADI “İsmail Bey Gaspıralı’nın bütün Rusya Müslümanları tarihinde hizmetleri var. Bu, Tercüman gazetesinin faaliyete başlaması ile başladı çünkü bildiğimiz gibi 1875 yılında Azerbaycan’da ‘Ekinci’ gazetesi faaliyete başladı ama bu gazete, Tercüman gazetesi kadar tesirli olmadı çünkü çok kısa bir dönemde faaliyet gösterdi, sonra da sansür sebebiyle kapatıldı.” şeklinde konuşan Nabi, buna karşın Tercüman gazetesinin 1883’ten 1917 yılına kadar uzanan bir yayın hayatı olduğuna dikkat çekerek gazetenin Rusya arazisinde yaşayan bütün Türk toplumuyla birlikte yakın civarda yaşayan diğer toplumları da etkisi altına aldığını belirtti. “Özellikle Osmanlı ve İran arazisinde, hatta Mısır’a kadar bu neşrin Müslüman toplumuna tesirleri oldu çünkü Tercüman gazetesindeki yazılar yalnızca Türk modernleşmesi değil, İslam modernleşmesini de ele alıyordu. Onun da etkileri, ister istemez diğer Müslüman toplumlarında da görülüyordu.” ifadelerine yer veren Nabi, Gaspıralı’nın “Dilde, fikirde, işte birlik” şiarına da dikkat çekti. “TÜRK TOPLUMLARI, UMUMİYETLE ‘TÜRK’ OLARAK ADLANDIRILMALIDIR” Rusya arazisinde yaşayan Türk toplumlarının o zamanlarda yalnızca Müslüman kimliği, bazı Türk toplumlarının da Tatar kimliği altında kabul edildiğini belirten Nabi, “Bildiğimiz gibi bütün bu Türk toplumları, umumiyetle ‘Türk’ olarak adlandırılmalıdır, kabul edilmelidir. Sonraki Sovyet döneminde de bu toplumların muhtelif adlar altında parçalandığını görüyoruz: Azerbaycanlı, Özbek, Türkmen, Tatar ve diğer adlar altında onları böldüklerini görüyoruz. Türk toplumlarının birliğini, bir ideali dile getirmesini ve gelecekte birleşmesine engel olmak amacıyla bu politika hayata geçirilmişti.” dedi. Nabi, buna karşın Gaspıralı’nın Türk toplumlarının modernleşmesinin temelini, söz konusu şiar ile attığını dile getirerek bu şiar doğrultusunda Türk toplumlarının birbirlerinin dillerini, âdet ile anânelerini ve yaşam tarzlarını öğrenerek ortak bir bilinç ile hareket etmelerinin amaçlandığını kaydetti. 1917 yılında gerçekleşen Bolşevik İhtilali’nden sonra Türk toplumlarının yaşadığı arazilerde yeni Türk devletlerinin kurulduğunu hatırlatan Nabi, bu devletlerin oluşturulmasında rolü olan Numan Çelebicihan, Cafer Seydahmet, Nesib Bey Yusufbeyli, Alimerdan Bey Topçubaşov, Ayaz İshâkî, Sadri Maksudî Arsal ve Hidrullah gibi isimlere dikkat çekti. Bu isimlerin Gaspıralı’nın ideallerinin gerçekleşmesi uğrunda mücadele ettiğini ve Gaspıralı’nın fikirleriyle yaşattığı değerlerinden istifade ettiğini ifade eden Nabi, “İlk bağımsız ve demokratik Türk devletlerinin kurulmasında bu isimlerin faaliyeti, özellikle göz önünde bulundurulmalıdır.” değerlendirmesini yaptı. NABİ, KIRIM’DA RUSYA'NIN YAŞATTIĞI HAKSIZLIKLARA VE ZULÜMLERE DİKKAT ÇEKTİ “Dilde, fikirde, işte birlik” şiarının Azerbaycan’da bulduğu karşılık üzerine Nabi, şu ifadelere yer verdi: Bugün Azerbaycan’da bu şiarın gerçekleştirilmesi uğrunda mücadele eden birkaç içtimai kurum ve siyasi çevre var; onlar, bu istikamette işler görmeye çalışmaktadır. Bugün birkaç Türk toplumu kendi bağımsızlığını ilan etmiş durumdadır. Bu süreç (‘Dilde, fikirde, işte birlik’) devlet seviyesinde hayata geçirilmelidir. Birkaç gayri hükûmet teşkilatları (sivil toplum kuruluşları) bu istikamette iş görmekteler ama biz, devletler seviyesinde bu işin ne derecede hayata geçirildiğini ve ne derecede verimli olduğuna tam olarak şahit olamamaktayız. Bildiğiniz gibi bugün Kırım, Rus işgali ve etkisi altındadır. Onlar (Kırım Tatarları) kendi kültürel faaliyetlerini, içtimai siyasi faaliyetlerini hayata geçirememektedir; tamamıyla takip altında olup hapis edilmekte ve hapishanelerde işkencelere maruz kalmaktadırlar. Bugün İsmail Bey Gaspıralı’nın ‘Dilde, fikirde, işte birlik’ şiarının karşılık bulabilmesi için Türk toplumları, Kırım’da ve diğer Türk arazilerinde baş veren haksızlıkları ve zulümleri görmüyorlarsa bu şiar, gerçekte ne kadar karşılık bulabilir? Durum böyleyken biz, bu istikamette hayata geçirilen işlerimizde samimi değiliz. İster Türkiye, ister Azerbaycan, ister Kazakistan, ister Özbekistan, ister Türkmenistan olsun; fark etmez. Bağımsız bir Türk devleti, bu istikamette faaliyette bulunmalı, Rus etkilerini tamamıyla azaltmalıdır. Bununla birlikte Gaspıralı’nın şiarında dilde birliğin vurgulandığını dile getiren Nabi, “Dilin önemi, rolü çok büyük. Biz bunu dikkate almıyoruz. Biz bunu dikkate almazsak Türk toplumları nasıl birleşsin, nasıl yakınlaşsın? Siyasi yakınlaşma anlaşılabilir; Rus emperyalizmi ve etkisi buna imkân vermemektedir ama medeni yakınlaşma için dil, olmazsa olmaz. İlk önce bu istikamette iş görülmelidir.” değerlendirmesini yaptı. “AZERBAYCAN VE KIRIM, RUS ESARETİ ALTINDAKİ TOPLUMLAR ARASINDA EN AKILLILARIDIR” Öte yandan Nabi, “Azerbaycan ve Kırım, Rus esareti altındaki toplumlar arasında en akıllılarıdır. Gaspıralı’nın ve Hasan Bey Zerdâbî’nin bayrağı altında Türk toplumları modernleşmeye başladı. Gaspıralı’nın başlattığı şiar altında hareket eden devlet adamları, siyasi hâdimlerin Türk devletlerini meydana getirdiler: Azerbaycan Cumhuriyeti, Kırım Cumhuriyeti, İdil-Ural Cumhuriyeti… Türk toplumları belki de yeni bir devlet kurabilirdi ama onlar, tamamıyla başka bir istikamette, dinî bir şiar altında devlet kurabilirdi, sosyalizm şiarı altında bir devlet kurabilirdi fakat biz, tamamen demokratik bir devlet sistemi kurduklarını görmekteyiz.” dedi. Bununla beraber diğer milletlerin mensuplarına bile kendi parlamentolarında yer verdiklerini, onların da kendi fikirleriyle mensup oldukları halkın anânelerini ve değerlerini yaşatma şansı verdiklerini kaydeden Nabi, “Gaspıralı’nın şiarı, diğer halkların da yaşaması, kendilerini ifade etmesi yönündedir; sadece Türk toplumlarının değil.” şeklinde konuştu. NESİB BEY YUSUFBEYLİ, ÖMRÜ BOYUNCA ŞEFİKA GASPIRALI’YI DÜŞÜNDÜ Ayrıca “Alevlenen Aşk: Cumhuriyet ve Şefika Sultan” belgesel romanı hususunda, “Bu, Nesib Bey Yusufbeyli’nin hem cumhuriyet ideallerine hem Şefika Sultan Hanım’a aşkıydı. Bildiğimiz gibi Şefika Hanım, Nesib Bey’den ayrılsa da ömrü boyunca Nesib Bey de onun hakkında düşünmüştür. Eğer düşünmeseydi 1917 yılında Kırım işgal edildiğinde onları Azerbaycan’a davet etmezdi. Nesib Bey çok huzursuzdu. Bolşeviklerin hangi düşünceye sahip olduğunu Nesib Bey çok iyi bilirdi çünkü Azerbaycan’da da onlara karşı mukavemet harekâtı meydana geliyordu. Onların Azerbaycan’a herhangi bir baskısının olacağını Nesib Bey önceden görürdü.” şeklinde konuşan Nabi, bu sebepten ötürü Yusufbeyli’nin Şefika Hanım ve evlatlarının güvenliğini sağlamak adına kendilerini Azerbaycan’a davet ettiğini hatırlattı. Kırım Halk Cumhuriyeti’nin kurulmasında Yusufbeyli’nin yakın dostları ve tanıdıklarının rolü olduğunu vurgulayarak Numan Çelebicihan ve Cafer Seydahmet gibi isimleri, Kırım’da bulunduğu zamandan itibaren tanıdığını dile getiren Nabi, son olarak “Belki de Azerbaycan ve Kırım, coğrafi bakımdan yakın olsaydı Nesib Bey, mutlaka Kırım Halk Cumhuriyeti’ne askerî destek de sağlardı.” ifadelerini kullandı.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.