SON DAKİKA
Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#Numan Çelebicihan

QHA - Kırım Haber Ajansı - Numan Çelebicihan haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Numan Çelebicihan haber sayfasında canlı gelişmelerle ulaşabilirsiniz.

Kırım’ın ‘Sarı Tülpan’ı, Emel Fikir ve Kültür Konferansları’nda saygıyla anıldı Haber

Kırım’ın ‘Sarı Tülpan’ı, Emel Fikir ve Kültür Konferansları’nda saygıyla anıldı

Emel Kırım Vakfının her ay düzenlediği Emel Fikir ve Kültür Konferansları kapsamında Numan Çelebicihan Anma Toplantısı, 23 Şubat 2026 tarihinde tertip edildi. Kırım Tatarlarının “Antlı Şehidi” ve unutulmaz lideri Numan Çelebicihan, Bolşevikler tarafından şehit edilişinin 108. yıl dönümünde, Kırım millî davasına gönül verenler tarafından saygıyla yâd edildi. Çelebicihan’ın hikâyesinin başlıca gençler tarafından anlatıldığı ve çevrim içi olarak gerçekleştirilen programın başında, Çelebicihan ve tüm Kırım Tatar şehitler için dua edildi. “ÇELEBİCİHAN’IN ÖLÜMÜ BUGÜN BİZİM İÇİN NE ANLATIR?” Kırım Tatarlarının dünya ve Türkiye kamuoyundaki sesi olan Emel Dergisi Editörü, yazar ve çevirmen Bülent Tanatar, Çelebicihan’ı çevresinde insanların kenetlendiği bir yıldız olarak değerlendirerek Çelebicihan’ın farklı zümreler ve etnik gruplar arasında diyalog kurabilen ve onların nezdinde de itibarı olan bir şahsiyet olduğunu belirtti. Bununla birlikte Tanatar, “Onun (Çelebicihan) ölümü bugün bizim için ne anlatır? Çelebicihan ve yol arkadaşlarının yapmaya çalıştıklarından bugün bize ne kaldı? Bu ideallerin ne kadarını bugün koruyabiliyoruz? Bütün bu soruların her birinin cevabını hepimiz aynı şekilde vermiş değiliz maalesef.” ifadelerine yer verdi. Bu bağlamda Kırım Tatarlarının yaşadığı acı dolu zamanlar olduğunu da kaydeden Tanatar, “23 Şubat 1918’den sonra hayat öyle hızlı aktı ki… Birçok devir ve rejim değişti, bambaşka konjonktürler geldi geçti, ülkelerin sınırları değişti. Farklı ülkelerde yaşayan insanlar, en başında bizim soydaşlarımız, yaşadıkları diyarları terk edip dünyanın dört bir köşesine dağıldı, ölmeden sağ kaldılarsa tabii.” dedi. “HER BİRİMİZ BİRER ‘NUMAN ÇELEBİCİHAN’IZ” Programın moderatörlüğünü yapan Kırım Tatar Tarihi Bilim Uzmanı ve Emel Kırım Vakfı Üyesi Muhammet Taha Bayraktar, Çelebicihan’ın fedakârlığına değinerek “Tezimi her yazdığımda sanki Numan Çelebicihan’ı yaşıyordum ve onun yanındaymışım gibi hissediyordum.” dedi. Bununla birlikte, Çelebicihan’ın kendi hayatı üzerinde de büyük bir iz bıraktığını dile getiren Bayraktar, “Onun (Çelebicihan) anıt mezarı Karadeniz… Biz her Karadeniz’den geçtiğimizde onu anmalı ve onun için bir fatiha okumalıyız. Oraya (Karadeniz) her baktığımızda da Kırım milllî davasının anka gibi küllerinden doğduğu günleri hatırlamakta olduğumuzu da belirtmek istiyorum.” şeklinde konuştu. Çelebicihan’ın Bolşevikler tarafından şehit edilerek naaşının Karadeniz’e atılmasını Kırım millî davasına giriş sebeplerinden biri olarak değerlendiren Bayraktar, son olarak “O Kırım millî davasının ‘sarı tülpan’ı. Bizler de onu her seferinde anacağız ve bizden sonra gelen genç nesillere anlatacağız. Bizler, her birimiz birer ‘Numan Çelebicihan’ız.” değerlendirmesini yaptı. “MİLLETİMİZİN GÖZYAŞINI SİLECEĞİZ” Çelebicihan’ın hayatından bahseden Kırım Haber Ajansı (QHA) Muhabiri ve Kırım Derneği Genel Merkez Gençlik Komisyonu Üyesi Zeynep Coşkunsakarya, Çelebicihan’ın İcra Komitesi’ne gıyabında başkan seçildiğini vurgulayarak Çelebicihan’ın liderlik özelliğine dikkat çekti. Çelebicihan’ın Bolşevikler tarafından şehit edilip naaşının parçalara ayrılarak Karadeniz’e atılması hususunda ise, “Bir kefeni bile olamadı, bir mezarı bile olamadı fakat biz, Kırım Tatarları ve Kırım’ın mirasına sahip çıkan her kim olursa olsun Numan Çelebicihan’ı hatıralarımızda, ruhumuzda ve en önemlisi de çalışmalarımızda yaşatmaya devam edeceğiz. Milletimizin gözyaşını sileceğiz.” ifadelerini kullandı. Coşkunsakarya, öte yandan, Çelebicihan’ın kaleme aldığı “Sarı Tülpan” şiirini okuyarak sözlerini sonlandırdı. KIRIM MİLLÎ DAVASININ “OMURGASI” NUMAN ÇELEBİCİHAN Emel Kırım Vakfı Yönetim Kurulu Üyesi Özge Kandemir Temizel, “Numan Çelebicihan’ı yakından tanımamı sağlayan Cafer Seydahmet Kırımer’in ‘Bazı Hatıralar’ kitabı oldu. Kırımer’in o heyecanlı anlatımı, Çelebicihan’ın en yakın tanığı olarak onun dilinden dinlemek, o heyecanı sayfalar arasında okumak, Çelebicihan’ı tanımamda ve ona hayranlık duymamda en büyük etken oldu.” dedi. Çelebicihan’ı Kırım Tatar millî davasının “omurgası” olarak değerlendiren Kandemir Temizel, Kırım millî davasını 1917 yılının fikirleriyle yürütmek, tanıtmak ve gelecek nesillere aktarmanın önemine vurgu yaparak “Biz hâlâ ‘Ant Etkenmen’i okuduğumuz zaman gözümüzden birkaç damla yaş akıyor, burnumuzun direği sızlıyor. Bu vatan aşkıyla, umarım Kırım Tatar millî mücadelesini yine Çelebicihan’ın fikirleri doğrultusunda devam ettireceğiz.” ifadelerine yer verdi. KIRIM TATAR AYDINLARI, CESARETLE DAVALARININ PEŞİNDEN GİTTİ Emel Kırım Vakfı Üyesi Ömer Tuğrul Maksudoğlu ise Kırım Tatar millî marşı “Ant Etkenmen”in çocukluğunda ilk ezberlediği metinlerden biri olduğunu belirtti. Ayrıca, Kırımer’in Paris’te, Çelebicihan’ın ise St. Petersburg’da okumasına dikkat çeken Maksudoğlu, “Bu iki genç öğrencinin hedefleri yurt dışında okumaktı, hedefleri bugünün gençleriyle aynıydı fakat bir farkları vardı: Yurt dışında bulunup hayatlarını kurtarmak gibi bir düşüncede değillerdi, âdeta dava adamlarıydı ve cesurlardı. Herkeste bu yüreği bulamazsınız ama bizim büyüklerimizde bu yürek vardı.” şeklinde konuştu. KIRIM TATAR SİYASİ TUTSAKLAR UNUTULMADI Kırım Tatar Millî Meclisi (KTMM) Türkiye Temsilcisi ve Emel Kırım Vakfı Başkanı Zafer Karatay ise programın sonunda konuşmacıları tebrik etti. Kırım Tatar siyasi tutsakları hatırlatarak kendilerine Ramazan ayı münasebetiyle kartpostal gönderilmesi çağrısında bulundu. Karatay, ayrıca, "Çelebicihan'ın 'Ant Etkenmen'de söylediği gibi bazı insanlar vardır, bin yıl yaşarlar, arkalarında hiçbir iz bırakmazlar, yok olur giderler. Gaspıralı, Çelebicihan ve Hattat gibi aydınlarımız, kısa ömürlerinde bin yıl yaşayan insanlardan daha fazla şanlı miras bıraktılar." dedi. Program, Çelebicihan’ın manevî mirasının yaşatılması adına atılabilecek adımların tartışılmasının ardından sona erdi.

Rusya'nın Ukrayna'da 4 yıldır sürdürdüğü topyekûn işgal girişimi Ankara'da telin edildi Haber

Rusya'nın Ukrayna'da 4 yıldır sürdürdüğü topyekûn işgal girişimi Ankara'da telin edildi

Türkiye'de yaşayan Ukrain ve Kırım Tatarları, Ukrayna-Rusya Savaşı’nın 4. yıl dönümü nedeniyle Ankara’da Ukrayna Parkı’nda bir araya geldi. Program, Ukrayna, Türkiye ve Kırım Tatar millî marşlarının söylenmesi ile başladı. Ardından Rusya’nın Ukrayna’ya karşı sürdürdüğü savaşta hayatını kaybedenler ve sivillerin anısına bir dakikalık saygı duruşunda bulunuldu. Saygı duruşunun ardından Ukrayna’nın Ankara Büyükelçisi Nariman Celâl bir konuşma yaptı. Celal konuşmasına, “2022’den çok önce başlayan saldırganlığın yeni bir evresi olan, Rusya’nın Ukrayna’ya karşı başlattığı tam kapsamlı işgal girişiminin yıl dönümünü anıyoruz” diye başladı. Büyükelçi, konuşmasında saldırılara değinerek “2014’te Kırım’ın işgaliyle başlamıştı. Üzerlerinde hiçbir işaret bulunmayan ilk Rus askerleriyle başladı. Aralarında işgalin ilk kurbanlarından biri olan Kırım Tatarı Reşat Ametov’un da bulunduğu, kaçırılan ve işkence edilerek öldürülen ilk insanlarla başladı. Siyasi baskılarla, ev baskınlarıyla, Kırım Tatar Milli Meclisinin yasaklanmasıyla, yarımadada ifade özgürlüğünün ve insan haklarının yok edilmesiyle başladı.” diye sürdürdü. “O zaman saldırgan uluslararası hukuku cezasız bir şekilde çiğneyip çiğneyemeyeceğini sınadı, 24 Şubat 2022’de saldırganlık açık ve tam kapsamlı bir işgale dönüştü” diyen Celal, binlerce ölü, şehirlerin yıkılması ve milyonlarca kişinin zorunlu göçmen durumuna düşmesine de değindi. Halen Rus hapishanelerinde tutulan binlerce Ukraynalı savaş esiri ve sivil rehineler olduğunu belirten Celal, “Bu insanlar ülkelerini sevdikleri için cezalandırılıyorlar” dedi. Ukrayna askerlerinin cesareti ve Ukrayna halkının direncine dünyanın şahit olduğunu ifade eden Celal, Ukrayna halkının uluslararası toplumu Ukrayna’yı desteklemeye teşvik eden bir birlik gösterdiğini vurguladı. “NUMAN ÇELEBİCİHAN VATANI UĞRUNA CANINI VERMEYE YEMİN ETMİŞTİ” 23 Nisan 1918’de Bolşevikler tarafından öldürülen Numan Çelebicihan’ı da anan Celal, Çelebicihan’ın vatanı uğruna canını vermeye yemin ettiğini hatırlatarak, "Bugün binlerce Ukraynalı da devletinin özgürlüğü için canını vermeye hazır" diye konuştu. Ukrayna’nın adil bir barış istediğini sözlerine ekleyen Celal, “Ukrayna barış istiyor. Ama adil bir barış. Tüm işgal altındaki toprakların özgürlüğe kavuşması anlamına gelen bir barış. Hukuka aykırı bir şekilde kaçırılan her Ukraynalı çocuğun geri dönmesi. Tüm savaş esirlerinin ve siyasi tutukluların serbest bırakılması. Saldırganın adalet önünde hesap vermesi.” diyerek adil bir barış istediklerini vurguladı. Celal, Ukrayna’nın 2014’te ve 2022’de ayakta kaldığını ve zafere kadar ayakta kalacağını da söyleyerek “Yaşasın Ukrayna” sözleri ile konuşmasını tamamladı. “IŞIK AYNI ZAMANDA ONUR VE HAYATTIR” Celal’den sonra sözü Ankara Ukrayna Derneği Başkanı İrına Ambarkütükoğlu aldı. Ambarkütükoğlu, “Biz evimizden uzaktayız ama 24 Şubat 2022’den bu yana mesafe bizim için artık kilometrelerle ölçülmüyor; kaygılarla, haberlerle, sevdiklerimizin sesini beklemekle ve bir sabahın sirenler olmadan başlayacağına dair inançla ölçülüyor.” dedi. Mücadele edenlerin ve bekleyenlerin yanında olduklarını ve artık konuşamayanlar adına konuştuklarını belirten Ambarkütükoğlu “Hafıza ve sorumluluk bizi, uzakta olsak bile bir kılar” diye konuştu. Rusya’nın Ukrayna’nın enerji altyapısına yönelik düzenlediği sistematik saldırılar sebebiyle karanlığa gömüldüğünde, ışığın yalnızca elektrik olmadığını derinden hissettiklerini belirten Ambarkütükoğlu “Işık aynı zamanda onu ve hayattır” diye vurguladı. Ambarkütükoğlu, konuşmasının devamında Türk halkına dayanışma, merhamet ve desteği için teşekkür etti. “KIRIM TATARLARI GELECEKLERİNİ UKRAYNA HALKI İLE BERABER KURMAK İSTİYORLAR” Kırım Derneği Genel Başkanı Mükremin Şahin, Türkiye’de Kırım Tatarlarının çok kalabalık bir şekilde yaşadıklarını ifade etti. Şahin, dünyada yirmiden fazla ülkede Kırım Tatar diasporası olduğunu belirterek, bütün Kırım Tatarlarının Ukrayna halkının yanında olduğunu vurguladı. “Kırım Tatarları geleceklerini Ukrayna halkı ile beraber kurmak istiyorlar” diyen Şahin, bugün dünyada güçlü olanın sözünün geçtiği ve istediğini yaptığı bir süreç yaşandığını da belirtti. Şahin, Birleşmiş Milletlerin kuralları, uluslararası hukuk, adalet gibi kavramların ise artık konuşulmadığını söyleyerek, “güçlü olan, silahı olan, nükleer silahı olan devletlerin her şeyi yapabileceğini zannettiklerini” ancak “Ukrayna halkının iradesi, kararlılığı, Kırım Tatar halkının iradesi hiçbir zaman bu zorbalık karşısında” diz çökmeyeceğini sözlerine ekledi. Ukrayna halkının Kırım Tatar halkıyla omuz omuza mücadeleyi kazanacağını vurgulayan Şahin, “Bizim irademiz, kararlılığımız, savaşma gücümüz, onların füzelerinden, nükleer silahlardan daha kuvvetli” dedi. ŞEN: ŞÜPHESİZ Kİ TARİH YAZILDIĞINDA BUGÜNLERİ HAYIRLA YAD ETMEYECEKTİR Şahin’den sonra söz alan Eskişehir Kırım Derneği Başkanı Recep Şen, “Kırım vatandır, Kırım Ukraynadır” sözleri ile konuşmasına başladı. Şen, Kırım’ın yasa dışı işgalinin 12. yılında, Rus saldırganlığının ve bağımsız Ukrayna’yı işgal ve yok etme girişiminin dördüncü yılına vurgu yaparak, “Dünya insanlık tarihinin en şovenist ve katliamcı insan hakları ihlalcisi bir ülkenin zulmüne karşı direniyoruz. Bugün artık Ukrayna’nın işgal ve soykırımına karşı direnişinin şanlı tarihi yazılmaktadır” şeklinde konuştu. Şen, “Tarih kanla yazılır derler ama bu kan yiğitçe savaşanların askerlerin kanlarıdır. Oysa 12 yıldır sürdürülen mücadele insanlıktan nasibini almamış bir devletin zulmüyle, soykırımı ile yazılmaktadır.” diye konuştu. Şen, olayların gelecekte nasıl hatırlanacağına ilişkin olarak şu sözleri kullandı: Şüphesiz ki, tarih yazıldığında bugünleri hayırla yad etmeyecektir. “MESAFE HİÇ ÖNEMLİ DEĞİLDİR, KALBİMİZ BİRDİR” Ukrayna Kültür Derneği Başkan Yardımcısı Aliya Usenova ise, “Biz burada kimseye karşı kin ve nefreti çoğaltmak için değil, bizi duyun diye bulunuyoruz.” dedi. Türkiye’den uzak olmadıklarını arada yalnızca bir deniz olduğunu söyleyen Usenova, “Mesafe hiç önemli değildir, kalbimiz birdir” diyerek sözlerini sürdürdü. Mitinge katılanlardan da söz eden Usenova, çevrede görülen çok çeşitli bayraklara değinerek, bu bayrakları tutan kişilerin hepsinin kayıp, esir ve ölen askerlerin yakınları olduğunu söyledi. Mücadeleye devam edeceklerinin vurgusunu yapan Usenova “Eğer biz susarsak, siz bizi duymazsınız” dedi. Türkiye’ye her zaman destek olduğu için ve yardımları için teşekkür eden Usenova, Türkiye’nin insani konularda olduğu kadar esir değişimindeki rolünün büyüklüğünü de vurguladı. Şu anda Ukrayna’da yaşananların savaş olmadığını ve özgür bir halk olarak her zaman gerçekleri söylediklerini ifade eden Usenova, “Biz buna terör demesek deriz ki sivil insanları öldüren, başka ülkelerin topraklarına silahlı saldırılar düzenleyenler kimdir? Olanlar nedir? Cevabını siz veriniz.” ifadelerini kullandı. Konuşmaların ardından Rusya’nın Ukrayna’ya karşı sürdürdüğü savaşın 4. yılı arifesinde günün anısına esarette olan Ukrayna kahramanlarının fotoğraflarının olduğu 140 metrelik bir pankart açıldı.

Kırım Tatar halkının efsanevi lideri Numan Çelebicihan’ın şehadetinin 108. yılı! Haber

Kırım Tatar halkının efsanevi lideri Numan Çelebicihan’ın şehadetinin 108. yılı!

1885 yılında Kırım’da doğan Numan Çelebicihan, hukuk eğitimi almış bir aydın ve dönemin Kırım, Ukrayna, Litvanya, Polonya ve Romanya Müftüsü olarak Kırım Tatar halkının siyasi ve toplumsal uyanış sürecinde belirleyici rol oynadı. 1917’de toplanan Kırım Tatar Milli Kurultayında başkanlığa seçilen Çelebicihan, aynı zamanda ilan edilen Kırım Halk Cumhuriyeti’nin ilk devlet başkanı oldu. KADINLARA SİYASİ HAK TANIYAN İLK MÜSLÜMAN DEVLET Kurulan cumhuriyet, parlamenter yapıyı esas alan, hukuk temelli ve çoğulcu bir yönetim modeli benimsedi. En dikkat çekici adımlardan biri ise kadınlara seçme ve seçilme hakkının tanınması oldu. Bu yönüyle Kırım Halk Cumhuriyeti, Müslüman dünyasında kadınlara siyasi temsil hakkı veren ilk devlet olarak kayıtlara geçti. BOLŞEVİK İŞGALİ VE YARGISIZ İNFAZ Ancak genç cumhuriyet 3 bin ordusuyla, Bolşevik Rusya’nın 40 binlik askeri müdahalesi karşısında uzun süre varlık gösteremedi. Sayıca üstün Bolşevik kuvvetler Kırım’ı işgal etti. İşgalin ardından Çelebicihan Ruslar tarafından tutuklandı ve Akyar'a (Sivastopol) götürüldü. Aylarca ağır işkencelere maruz bırakılan Numan Çelebicihan, 23 Şubat 1918’de herhangi bir yargılama yapılmaksızın infaz edildi ve naaşı Karadeniz’e atıldı. Öte yandan, Kırım Tatar milli marşı “Ant Etkenmen”in yazarı olan Çelebicihan, aradan geçen 108 yıla rağmen Kırım Tatar halkının hafızasında adaletin, özgürlüğün ve milli iradenin sembolü olarak anılmaya devam ediyor.

Bülent Tanatar: Çelebicihan’ın manevî mirası noktalanmış değil Haber

Bülent Tanatar: Çelebicihan’ın manevî mirası noktalanmış değil

Kırım millî davasının Türk ve dünya kamuoyundaki sesi olan Emel Dergisi Editörü Bülent Tanatar, 23 Şubat 1918 tarihinde Bolşevikler tarafından şehit edilen, Kırım Tatarlarının unutulmaz lideri ve Antlı Şehidi Numan Çelebicihan üzerine, şehadetinin 108. yıl dönümünde Kırım Haber Ajansına (QHA) önemli değerlendirmelerde bulundu. I. DÜNYA SAVAŞI VE RUSYA, ÇELEBİCİHAN’I NASIL ETKİLEDİ? Savaşların savaşan taraflar üzerinde doğrudan yıkıcı etkisi, ülkeler üzerinde ise dolaylı sonuçları olduğunu belirten Tanatar, bununla birlikte, savaşların yönetimle halk arasındaki bağı yıpratıp sosyal dokuyu zedelediğini dile getirdi. "Rusya örneğinde 1904-1905 Rus-Japon Savaşı’nın yüzyılların Çarlık rejiminin sacayaklarını nasıl sarstığını, hayal sanılan değişikliklerin nasıl birden gündeme oturduğunu hatırlayanlar için Avrupa çapında başlayan bu büyük kapışmanın, Büyük Savaş’ın eninde sonunda önemli dönüşümler getireceğini öngörmek sürpriz olmasa gerek." ifadelerini kullanan Tanatar, Birinci Dünya Savaşı’nın ve Rusya’nın bu savaşa katılmasının Çelebicihan üzerindeki etkisine de dikkat çekerek "Böyle bir gelişmeyi düşünmek ve buna elden geldiğince hazırlanmak, son 10 yıl içinde yükseliş ve düşüş evreleriyle birçok çalkantılı olaylar silsilesine tanıklık etmiş Çelebicihan gibi idealist gençler bakımından doğal bir sonuçtu. Şüphesiz, açık seçik bir yol programları yoktu belki ama saptadıkları hedefleri gerçekleştirebilecekleri ortam doğarsa az çok ne yapacaklarını biliyorlardı." dedi. ÇELEBİCİHAN’IN DÜŞÜNCE DÜNYASI NASIL ŞEKİLLENDİ? Çelebicihan’ın düşünce dünyasını eksiksiz bir şekilde kurgulamanın yeterince bilgi ve belge bulunmaması sebebiyle zor olduğuna vurgu yapan Tanatar, bu noktada en çok, Kırım Tatar millî mücadelesinin öncü isimlerinden Cafer Seydahmet Kırımer’in hepsi aradan uzun yıllar geçtikten sonra yayımlanan hatıraları ile Çelebicihan’ı tanımış olan Şefika Gaspıralı, Şevki Bektöre, Halil Beşev, Aziz Bozgöz gibi birkaç tanınmış simanın, Çelebicihan hakkındaki tanıklıklarının az da olsa yol gösterici olduğunu kaydetti. “Çelebicihan, her ne kadar yarı asil, yarı din adamı zümresi olan Çelebilere mensup bir ailede doğmuş da olsa aile, her türlü ayrıcalıklarını yitirmiş bir konumdaydı. Bu bakımdan okumanın yüce bir değer sayılmasını bir tarafa bırakırsak önünde açılan hayat, sıradan halk tabakasının çocuğununkinden farksızdı denebilir. Az sayıdaki edebî çalışmalarında olsun, kaydı bilinen nutuklarında olsun, lirik ve idilik tonlar kullanmıştır. İnançlı bir insandı ve millî duyguyu çok derinden yaşıyordu.” ifadelerini kullanan Tanatar, Kırımer’in “Antlı Kurban” eserinde Çelebicihan’ı, Türk dünyasında millî uyanışın büyük öncüsü olan İsmail Bey Gaspıralı ve Kırım Tatar halkının özgürlük ve millî uyanış mücadelesinin öncülerinden Abdürreşîd Mehdî ile aynı mertebeye koyduğunu hatırlatarak “O (Kırımer), Kırım Tatar uyanış devrinin üç baş aktörünü şöyle tarif eder: ‘Gaspıralı İsmail Bey’le ilim yolu; Abdürreşîd Mehdî ile hak savaşı; Çelebicihan ile de istiklâl davası canlandı.’” şeklinde konuştu. Tanatar ayrıca, gizli Vatan Cemiyeti’nin kurulmasından başlayarak Kırım Halk Cumhuriyeti’nin hayata geçirilmesine kadar giden süreçte, Çelebicihan’ın bir politolog olmaktan çok siyaset pratisyeni özelliği ile öne çıkan bir lider olduğunu dile getirdi. “ÇELEBİCİHAN, DİĞERLERİNİN ETRAFINDA KÜMELENDİĞİ BİR YILDIZ GİBİYDİ” “Çelebicihan, doğuştan gelen lider özellikleriyle bulunduğu ortamlarda hemen sivrilen, diğerlerinin etrafında kümelendiği bir yıldız gibiydi.” şeklinde konuşan Tanatar, 1917 yılının baharında, bilinçli ömrünün büyük kısmında Kırım dışında bulunmuş olan Çelebicihan’ın, gıyabında Kırım Müslümanları İcra Komitesi reisi seçilmesine dikkat çekti. Bu durumu, Çelebicihan’ın hitap ettiği çevrede kısa bir zaman zarfında kazandığı nüfuzun en büyük delili olarak değerlendiren Tanatar, “İcra Komitesi’nin ve Kurultay hükûmetinin aldığı kararlarla uygulamaya soktuğu tedbirlerin çoğunun, Gaspıralı’dan Mehdî’ye dek Kırım Tatar uyanış devrinin muhtelif etaplarında billurlaşan kaidelere dayandığı aşikâr olsa da bunların derli toplu biçimde ve mutlak kitle desteğiyle ete kemiğe bürünmesi, onun liderliği altındaki millî harekete nasip olmuştur. Bu nedenle rolü, onsuz olmaz ve tartışılmazdır.” dedi. Tanatar, öte yandan, bu dönemin ruhunu kavramak adına başvurulacak en yetkin etüdün, aradan 35 yıla yakın zaman geçmiş olmakla beraber, hâlâ aşılamamış olarak değerlendirdiği, Prof. Dr. Hakan Kırımlı’nın “Kırım Tatarlarında Millî Kimlik ve Millî Hareketler” adlı çalışması olduğunu vurguladı. Tanatar, son olarak Çelebicihan’ın manevi mirası üzerine şu ifadelere yer verdi: Nariman Abdülvaap; Emel, no. 262-263’de yayımlanan ‘Çelebicihannıñ Maneviy ve Siyasiy Mirası' yazısında, onun başını çektiği 1917’deki eylemlerin Kırım Muhtar Cumhuriyeti dönemindeki irili ufaklı kazançlar doğurduğunu söylerken çok haklı ama bu tespit, bence eksik. Çelebicihan’ın manevî mirası noktalanmış değil, bugün de Kırım Tatar hürriyet ve bağımsızlık idealini temsil eden düşünce, onun kahpece dökülen helal kanıyla yıkanmıştır.

Rusya'nın Ukrayna'ya karşı savaşı ve Kırım Tatarlarının mücadelesi Balıkesir'de gündeme geldi Haber

Rusya'nın Ukrayna'ya karşı savaşı ve Kırım Tatarlarının mücadelesi Balıkesir'de gündeme geldi

Şubat ayı, Kırım Tatar halkının ana vatanı Kırım’ın Rusya tarafından işgalinin ve Rusya’nın Ukrayna’da başlattığı topyekûn savaşın yıl dönümlerini ihtiva etmesi nedeniyle büyük önem taşıyor. Kırım’ın işgalinin 12. yılı ile Rusya’nın Ukrayna'ya karşı başlattığı topyekûn işgal girişimi ve saldırılan 4. yılı dolarken, Kırım Tatar halkının millî mücadelesini gündeme getirmek adına Türk Ocakları Balıkesir Şubesi tarafından önemli bir programa imza atıldı. Kırım Haber Ajansı (QHA) Editörü Mustafa Koçyegit ve Siyaset Bilimi ve Kamu Yönetimi Uzmanı Ömer Cihad Kaya’nın konuşmacı olarak katıldığı etkinlikte, “Ukrayna-Rusya Savaşı ve Kırım Türklerinin Milli Mücadelesi” konusu ele alındı. Programa, Türk Ocakları Balıkesir Şubesi üyeleri ve Kırım Türkleri Kültür ve Yardımlaşma Derneği Balıkesir Şube Başkanı Kaan Akman katıldı “KIRIM BİRBİRİ ARDINA GELEN TÜRK KAVİMLERİNİN MÜZESİDİR” Konuşmasına Türkiye Cumhuriyeti'nin eski Turizm ve Tanıtma Bakanı, Balıkesir Milletvekili ve Kırım Türkleri Kültür ve Yardımlaşma Derneği eski Genel Başkanı Dr. Ahmed İhsan Kırımlı'yı anarak başlayan Siyaset Bilimi ve Kamu Yönetimi Uzmanı Kaya, geçmişten günümüze Kırım’ın ve genel olarak Deşt-i Kıpçak sahasının, dilden kültüre kadar Oğuz ve Kıpçak Türklüğünü birleştiren bir coğrafya olduğunu ifade etti. Kaya, bu çerçevede tarihçilerinin kutbu Prof. Dr. Halil İnalcık’ın “Kırım birbiri ardına gelen Türk kavimlerinin müzesidir” sözünü anımsattı. Kırım’ın jeopolitik ve stratejik olarak çok müstesna bir bölgede olduğunun altını çizen Kaya, 1774 Küçük Kaynarca Anlaşması ve akabinde gelişen Kırım’ın 1783’teki işgalinin, Osmanlı Türkleri için dramatik bir husus olduğunu belirtti. Kırım’ın bu müstesna konumunun, Karadeniz jeopolitiği açısından da büyük önem taşıdığını vurgulayan Kaya, Karadeniz üzerinde Türkler ve Ruslar arasında geçmişten bugüne büyük çatışmalara bu işgal ile beraber Rusların emperyal siyasetinin sebep olduğunu ifade etti. "KOLONYAL VE ŞOVENİST RUS SİYASETİ, KIRIM’DA İLK İŞGALDEN GÜNÜMÜZE UYGULANMAKTADIR" Ardından gelen süreçte Kırım’da başlayan hızlı Ruslaştırma siyasetinin, Kremlin adlı zulüm ve baskı mekanizması tarafından kolonyal, emperyal ve sömürgeci bir şekilde uygulandığını belirtti. Kaya, “Bu kolonyal ve şovenist Rus siyaseti, Kırım’da ilk işgalden günümüze uygulanmaktadır. Halk anlatıları dahil olmak üzere Kırım adım adım, ‘Ruskiy Mir’ dedikleri Rus dünyasına entegre edilmeye çalışılmıştır” ifadelerini kullandı. Rusya’nın savaş suçlusu lideri Putin’in ortaya koyduğu siyasete ilişkin de konuşan Kaya, özellikle “Rusya’nın sınırı yoktur” anlayışıyla Rus kimliğini egemen kılmak için türlü savaş suçlarına imza attığını belirtti. Kaya, “Kırım, Çariçe Katerina’dan Stalin’e, Stalin’den Putin’e kadar asırlar boyunca bir zulüm merkezi haline gelmiş, Türkler bu tarihi topraklarından adeta kazınmıştır.” değerlendirmesini yaptı. KIRIMOĞLU'NUN MÜCADELESİ Bu zulüm dalgasına rağmen Kırım’ın ve Kırım Tatar halkının milli mücadeleden tarihin hiçbir döneminde geri adım atmadığını kaydeden Kaya, Türk dünyasında aydınlanmanın büyük öncüsü İsmail Bey Gaspıralı, Kırım Halk Cumhuriyeti hükûmetinin ilk Başkanı Numan Çelebicihan’ın mücadelesini aktardı. 18 Mayıs 1944 Kırım Tatar Sürgünü ve Soykırımı’na da değinen Kaya, sürgünün Kırım Tatar halkı için çok büyük bir travma olduğunun altını çizdi. Ardından, Kırım Tatar Türklüğünün adeta bir “Anka Kuşu” gibi yeniden küllerinden doğmasını temsil eden Kırım Tatarlarının millî lideri, Ukrayna Milletvekili ve Türk dünyasının yaşayan efsanesi Mustafa Abdülcemil Kırımoğlu’nun mücadele hayatına değindi. Ömer Cihad Kaya, “Kırımoğlu’nun gerçek bir efsane olmasının arkasında yatan sebep, bedeli ne olursa olsun haksızlığa karşı tarihin her döneminde dik durması ve haksızlığa ‘dur’ diyebilmesidir. Onun Sovyetlerin cinayetlerine haksızlıklarına karşı başlattığı bu muhalefet, bugün Ukrayna’nın tek bir vücut olarak Putin Rusyası’na karşı koyabilmesini sağladı” dedi. SAVAŞ, KIRIM'IN İŞGALİYLE BAŞLADI Programın diğer konuşmacısı QHA Editörü Mustafa Koçyegit ise, 2014 yılında Kırım’ın işgali ile Ukrayna’nın toprak bütünlüğünün ihlal edildiğini belirtti. Bu tarih ile 24 Şubat 2022’de başlayan topyekûn saldırıların birbirinden farklı görülmemesi gerektiğini vurgulayan Koçyegit, 12 yıldır Ukrayna’nın topraklarından Rusları çıkarmak için uğraş verdiğini ve artık silahlı bir mücadele içerisine girildiğini kaydetti. Tıpkı geçmişte olduğu gibi Kırım’ın jeopolitik açıdan hayli önemli olduğunu belirten Koçyegit, Rusların temel ikmal hattının Kremlin tarafından askerî üsse çevrilen Kırım yarımadası olduğunu vurguladı. "BİZ TÜRKLER OLARAK NEYİ KAYBETTİĞİMİZİN FARKINDA DEĞİLİZ" Koçyegit, “2014 yılında Kırım’ın son kez işgalinin ardından Rusya Genelkurmay Başkanı Valeriy Gerasimov, Karadeniz'deki Rus filosu ve Türk Deniz Kuvvetleri arasındaki güç oranının son birkaç yıl içerisinde ciddi biçimde değiştiğini vurgulamış ve ‘Türkiye artık Karadeniz'in efendisi değil’ demiştir. Bilinçli bir çarpıtma dahi olsa tarihi süreklilik ve tarih bilmek neden önemlidir bence bu cümleler bunu anlatıyor. Ayrıca, biz Türkler olarak neyi kaybettiğimizin farkında değiliz ama Ruslar neyi kazandığının gayet farkındadır.” değerlendirmesini yaptı. Kırım Tatar halkının, bu savaşta her zaman ön planda olduğunu ve Rusları ana vatanları Kırım’dan çıkarmak için hiçbir geri adım atmayacaklarını vurgulayan Koçyegit, "Kırım Tatarlarının görev aldığı Kırım Gönüllü Taburu, Numan Çelebicihan Taburu, Karadağ Taarruz Tugayı, Rus işgaline son vermek için Ukrayna saflarında mücadele vermektedir." dedi. TÜRKİYE'NİN UKRAYNA'YA DESTEĞİ Ayrıca Türkiye Cumhuriyeti’nin Ukrayna’nın verdiği vatan mücadelesini desteklediğini ve Türk SİHA’larının ve Türk askerî araçlarının cephede Ukrayna ordusunun en büyük yardımcılarından olduğunu ifade eden Koçyegit, şunları kaydetti: Türkiye Cumhuriyeti devleti, Kırım ve Ukrayna ile ilgili gerek AKPM gerek BM’deki birçok Rusya’nın işgaline karşı çıkan metne imza atan ve yazılmasına katkı sunan bir noktadadır. Türkiye, Kırım’ın yasa dışı ilhakını tanımamıştır ve tanımayacaktır. Kırım Tatarlarının hak ve hürriyetlerinin korunması yönündeki çabalarını da kararlılıkla sürdürecektir. Ukrayna’nın toprak bütünlüğüne en başından bu yana destek vermektedir. Putin Rusyası, Türkiye başta olmak üzere pek çok ülkede etki ajanları ve propaganda çalışmaları sayesinde Ukrayna’ya verilen desteği ve Ukrayna’nın verdiği vatan mücadelesini gevşetmek, susturmak ve zayıflatmak için var gücüyle çalışmaktadır. Program sonunda Türk Ocakları Balıkesir Şube Başkanı Oğuz Atan tarafından, konuşmacılar Ömer Cihad Kaya ve Mustafa Koçyegit'e günün anısına hediye takdim edildi.

Kırım Tatarlarının çilekeş doktoru Ahmet Özenbaşlı 133. yaşında! Haber

Kırım Tatarlarının çilekeş doktoru Ahmet Özenbaşlı 133. yaşında!

Türk dünyasında aydınlanmanın büyük öncüsü, ünlü Kırım Tatar fikir adamı İsmail Bey Gaspıralı’nın açtığı yoldan yetişmiş nadide şahsiyetlerden birisi olan Dr. Ahmet Özenbaşlı 133 yıl önce bugün hayata gözlerini açtı. DR. AHMET ÖZENBAŞLI KİMDİR? Kırım Tatarlarının siyaset ve kültür adamlarından Ahmet Özenbaşlı 10 Şubat 1893 tarihinde Kırım Bahçesaray’da doğdu. Kırım Tatarlarının tarihinde önemli denilebilecek neredeyse bütün olaylarda Özenbaşlı’nın adı anılır. 1915 yılında Odesa’da Novorissiya Tıp Fakültesine giren Ahmet Özenbaşlı, üniversitenin Demokratik Öğrenci Komitesi başkanlığına seçildi. Fikir dünyası üniversite yıllarında şekillenmeye başladı. İlk gençlik yıllarında İsmail Gaspıralı’nın Tercüman gazetesini takip ettiğinden millî yazarların yazılarıyla yetişmişti. Numan Çelebicihan ve Cafer Seyitahmet Kırımer tarafından kurulan “Kırım Talebe Cemiyeti” ve “Vatan Cemiyeti” üniversite yıllarında milli düşüncelerinin olgunlaşmasında rol oynadı. 1917 yılında Kırım’a döndü ve Geçici Kırım Müslüman İcra Komitesi üyeliğine seçildi. Aynı yıl kasım ayında toplanan Kırım Tatar Milli Kurultayının üyelerinden biri oldu. Kurultay, 26 Aralık 1917’de anayasasını onaylayarak Kırım millî hükûmetini kurdu. Ancak bu hükûmetin ömrü 27 Ocak’ta Akmescit’in işgali ve Numan Çelebicihan’ın tutuklanması ile sona erdi. Özenbaşlı Kırım’dan ayrılmadı ve gizli faaliyetlere başladı. Yarım kalan tıp eğitimini de tamamladı. SUÇU VATANININ BAĞIMSIZLIĞI İÇİN VERDİĞİ MÜCADELEYDİ! Aydın ve siyasetçilerinin tutuklanmaları sürecinde 1928 yılında, evinde 1917 yılında kurulan hükûmete ait belgeler bulunması ve Milli Fırka üyesi olması nedenleri ile tutuklandı. 1934 yılına kadar çalışma kampında kaldı. Serbest kaldıktan sonra Uzak Doğu’ya gittiyse de 2. Dünya Savaşı sırasında işgal edilen Kırım’a döndü. Bir müddet sonra Romanya’ya gitti. Burada Sovyet ajanları tarafından tutuklandı, Moskova’ya götürülen Özenbaşlı 1947 yılında 25 yıl hapis cezasına çarptırıldı. 8 sene hapiste kaldı. Hapisten çıkınca Tacikistan'ın Hucand kentine çocuklarının yanına gitti. ÖZENBAŞLI’NIN NİHAİ KABRİ GASPIRALI’NIN YANI OLDU Kırım’ın istiklal davasına gönül verenler için sembol bir isim olan Dr. Ahmet Özenbaşlı 1958 yılında hayatını kaybetti. Naaşı ölümünden 35 yıl sonra, kızı Meryem Özenbaşlı’nın gayreti ve Kırım Tatar Milli Meclisinin (KTMM) desteği ile1993 yılında vatanı Kırım’a getirildi. Bahçesaray’da Han Camisi'nde kılınan cenaze namazı sonrası Zincirli Medrese bahçesine İsmail Bey Gaspıralı’nın yanına defnedildi. Doğumunun 133. yılında kendisini rahmetle anıyoruz.

Tarak Tamgalı bayrak 108 yıl önce Hansaray'da yükseldi: Kırım Halk Cumhuriyeti'nin kuruluş yıl dönümü Haber

Tarak Tamgalı bayrak 108 yıl önce Hansaray'da yükseldi: Kırım Halk Cumhuriyeti'nin kuruluş yıl dönümü

26 Aralık 1917 tarihinde Bahçesaray’da toplanan ilk Kırım Tatar Milli Kurultayı, Kırım Anayasası’nı kabul ederek Kırım Halk Cumhuriyeti’nin kurulduğunu ilan etti. Demokratik esaslarla kabul edilen millî hükûmet, Türk dünyasında da bir ilki temsil ediyor. 9 Aralık 1917’de Bahçesaray’da açılışını yapan Kırım Tatar Milli Kurultayı, 26 Aralık 1917 tarihinde oylanıp kabul edilen Kanun-u Esasî (Anayasa) ile birlikte Kırım Halk Cumhuriyeti esasını da kabul etmişti. Böylece Kurultay kendisini Kırım Halk Cumhuriyeti’nin meclisi olarak ilan ederken; meclise daimi reis olarak Hasan Sabri Ayvaz, Cafer Ablayev ve Ablâkim İlmiy seçilmişti. Dünya tarihinde ilk kez kadınların seçme ve seçilme hakkını birlikte kullandığı Kurultay Vekilleri seçimleri ile Kırım Tatarları Kurultaya katılmak üzere 5’i kadın 76 vekil belirlemişti. KIRIM TATAR HALKININ GÖK BAYRAĞI HANSARAY’IN ÜZERİNDE YÜKSELDİ: KIRIM HALK CUMHURİYETİ VE NUMAN ÇELEBİCİHAN Kurultay’a Yarımada'nın dört bir yanından gelen yaklaşık 10 bin Kırım Tatarı iştirak etti. Kongre, Kırım’ın farklı halklarının temsilcileri, Ukrayna Sovyetlerinin olağanüstü temsilcileri ve Letonya’daki teşkilatları selamlarken, Rusya’da yaşayan Türk halklarından çok sayıda kutlama telgrafı alındı. Aynı zamanda Kırım, Ukrayna, Polonya, Litvanya ve Batı Rusya Müslümanlarının Müftüsü de olan 32 yaşındaki Numan Çelebicihan'ın kurduğu hükûmet, Bolşeviklerin işgaline dek varlığını sürdürebildi. Kurultaydan kısa bir süre önce Çelebicihan konuşmasında, Kırım Tatarlarının yeni siyasi programını ilan etti: “Kırım’ı korumak için, Kırım’da kendi kanunlarımızı ve düzenimizi kurmak için Kırım Müslümanları Kurultayını toplamaya karar verdik. Çünkü Kurultay, yüzlerce yıldır Türkler tarafından düzen ve adaleti sağlayan yasama organı olarak tanınmaktadır… Kurultay, Kırım’ın diğer sakinleriyle adil ve beraber yaşama ilkesini hayata geçirmek istiyor… Kırım yarımadasında çeşitli renklerde birçok zarif gül, zambak, lale vardır. Ve bu lâtif ruh-i naz çiçeklerin hepisinin kendilerine has bir güzelligi, kendilerine has lâtif kokuları var. Bu güller, bu çiçekler Kırım’da yaşayan milletler: Tatarlar, Ruslar, Ermeniler, Yahudiler, Almanlar ve diğerleridir. Kurultayın maksadı onları bir yere toplayıp hepsinden güzel ve nefis bir buket yapmaktır, güzel Kırım adasında hakiki ve medeni bir İsviçre tesis etmektir.” Kırım halklarının farklı renklerde bir buketle böylesine şiirsel bir karşılaştırması halen Çelebicihan’ın en ünlü ifadesi olarak kabul edilmektedir. İşte o zaman ilk kez “Ant Etkenmen” marşı seslendirilmiş ve Kırım Tatarlarının Gökbayrağı, Hansaray’ın üzerinde yükselmiştir. İlk Kurultay, 18 gün devam etti. Bu süre içinde Kurultay, Anayasa’yı kabul etti, devletçiliğin temellerini attı ve parlamentoyu kurdu. Dönemin kaynaklarına göre Kırım Tatarlarının önerdiği anayasa, gayet demokratik bir yapıdaydı. Belgede kadın erkek eşitliği, eşit oy hakkı, ayrıcalıkların ve mülklerin kaldırılması, kişisel ve kamusal yaşam özgürlüğü düzenlendi. Anayasada kadın erkek eşitliği, eşit oy hakkı, ayrıcalıkların ve sınıfların kaldırılması, kişisel ve kamusal yaşam özgürlüğü öngörülüyordu. Daha Kurultay’dan önce Müslüman İcra Komitesi Amet Özenbaşlı başkanlığındaki heyeti Kıyiv’e Ukrayna Milli Radası yönetimine, Mihaylo Gruşevskiy ve Volodımir Vinniçenko ile müzakerelere gönderdi. Mücadelenin bu aşamasında hem Ukrainler hem Kırım Tatarları kendi halkları için bağımsızlık kazanmaya çalışıyorlardı. KIRIM HALK CUMHURİYETİ BOLŞEVİK İŞGALİ NEDENİYLE AKAMETE UĞRADI 14 Ocak 1918’de Akmescit’e Bolşevikler girdi ve Kurultay’ın çalışmalarını durdurdu, liderlerini mevcut olmayan bir anlaşmayı ihlal etmekle suçladı. Kırım’dan kanlı kızıl terör dalgası başladı. Dışişlerinden sorumlu Cafer Seydahmet Türkiye’ye ulaşabildi. Numan Çelebicihan tutuklandı ve deniz birliklerine mensup anarşistler tarafından Akyar'a (Sivastopol) götürüldü. 27 gün hapis tutulduktan sonra kurşuna dizildi ve cesedi Karadeniz’e atıldı. İki ay süren sıkı çalışmadan sonra Kırım Tatarlarının milli hareketi inanılmaz kayıplara uğradı. Kırım Tatar tarihçi Gülnara Bekirova, verdiği bir demeçte bu yaşananları, "Ya kalıp belli bir süreliğine bu sistemin bir parçası haline geliyorsun, ama yine de seni öldürüyorlar (Bolşeviklerin ülkesi böyle gelişiyordu işte), ya da gidiyorsun, vatandan uzakta yaşıyor ve ordaki süreçlere dahil olamıyorsun ama bir şekilde hayatını kurtarıyorsun. Öte yandan, Numan Çelebicihan’ın siyasi faaliyetleri sadece bir yılı kapsıyor, ama biz onu bir kahraman olarak hatırlıyoruz ve Kırım Tatar halkı yaşadığı sürece -ki ebediyen yaşayacağını ümit ediyorum- Kırım Tatar halkının varlığı için verdiği 12 aylık mücadele için, Kırım Tatarlarını kendi toprağının sahibi yapma çabaları için bu ismi hep hatırlayacağız" sözleriyle özetledi. 26 Aralık 1917'de Kırım Tatar halkının Tarak Tamgalı Gökbayrağı, Hansaray üzerinde yükseldi. Kırım Tatar halkının bağımsızlığa olan azminin nişanesi olan Kırım Halk Cumhuriyeti, halen hafızalardaki yerini koruyor.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.