SON DAKİKA
Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#Numan Çelebicihan

QHA - Kırım Haber Ajansı - Numan Çelebicihan haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Numan Çelebicihan haber sayfasında canlı gelişmelerle ulaşabilirsiniz.

Muhakeme youtube kanalında Moskova’yı fetihten sürgüne Kırım Tatarları konuşuldu Haber

Muhakeme youtube kanalında Moskova’yı fetihten sürgüne Kırım Tatarları konuşuldu

YouTube’da yayın yapan Muhakeme kanalında Türk dünyası meselelerinin konuşulduğu “Türk Yurtlarından Notlar” programında “Moskova’yı Fetihten Sürgüne Kırım Türklüğü” başlıklı bir içerik yayınlandı. Emre Kartal tarafından hazırlanan programda 1944 Kırım Tatar Sürgünü ve Soykırımı’nda Kırım Tatarlarının yaşadığı acılar, 2014’te Rusya’nın gerçekleştirdiği işgal ve hukuksuzluklarla birlikte Kırım Tatarlarının zaferlerle dolu tarihine de değinildi. Yaklaşık 6 ay önce yayın hayatına başlayan Muhakeme YouTube kanalı pek çok konseptte çalışmalarını gerçekleştiriyor. Bu konseptlerden biri olan “Türk Yurtlarından Notlar” programını hazırlayan Emre Kartal her programda farklı Türk coğrafyasının gündemini ve meselelerini ele alıyor. 18 Mayıs 1944 tarihinde gerçekleşen Kırım Sürgünü ve Soykırımı’nın yıl dönümü olması sebebiyle de bu haftaki programlarında Kırım konuşuldu. MOSKOVA’YI FETHEDEN KIRIM HANLIĞI Programda Kırım Tatarlarının ve Kırım coğrafyasının tarihine değinilerek özellikle Kırım Hanlığının zaferlerle dolu tarihinden örnekler anlatıldı. Kırım Hanı Devlet Giray komutasındaki orduların Moskova’yı fethi ve büyük Moskova yangını çevresinde gelişen olayları anlatan Kartal, Kırım Hanlığı ile Osmanlı Devleti arasındaki değerli ve güçlü ilişkiye de yoğun atıf yaptı. İKİ YUMRUK ARASINDA KIRIM TATARLARI İkinci Dünya Savaşı ikliminde Nazi ve Sovyetler Birliği işgallerini gören Kırım’ın yaşadığı dramatik gelişmelere değinen Kartal, iki güç arasında Kırım Tatarlarının aradıkları bağımsızlık ve özgürlüğü ve bu bağlamda yaşadıkları acı hadiseleri örneklerle incelendi. Hitler ve Stalin’in ayrı ayrı sürgün hareketlerine değinilerek II. Dünya Savaşı’nda Kızıl Ordusu yanında savaşan Kırım Tatarlarının dahi Stalin tarafından nasıl sürgün edildiğini örnekleriyle anlatıldı. ARABAT FACİASI HATIRLANDI Kırım Tatar Sürgünü ve Soykırımı sırasında unutulan ve gemilere doldurularak batırılan Kırım Tatarlarının acı kaderlerini hatırlatan Kartal, Araba faciasının asla unutulmaması gerektiğini vurguladı. Bununla birlikte sürgüne dair bilgiler paylaşılan programda sürgünün soykırım olduğu vurgulandı. SOVYET SÜRGÜNÜNDEN RUS İŞGALİNE KIRIM Sürgünden sonra 2014 yılından Rus işgal kuvvetlerince gerçekleşen saldırıları gündemine alan Kartal, hukuksuz referandum ve işgalin tanınmaması gerektiğini işaret etti. Rusya’nın Kırım’dan sonra Ukrayna’nın başka bölgelerinde de işgal ve katliam yürüttüğünün işaret edildiği programda Türk dünyasının tamamının büyük siyasi bağlamların dışına çıkarak sade ve sadece Kırım Tatarlarından yana olması gerektiği vurgulandı. Programda “Aluştadan Esen Yeller” ve Kırım Tatar Millî Marşı olan “Ant Etkenmen” de okunarak Kırım Tatarlarının bağımsızlık ruhuna ve edebi gücüne atıf yapıldı. Programda ayrıca Antlı Şehit Numan Çelebicihan, Kırım Tatarlarının millî lideri ve Ukrayna Milletvekili Mustafa Abülcemil Kırımoğlu gibi abide şahsiyetin mücadelelerine de atıf yapıldı. EMRE KARTAL KİMDİR? Muhakeme YouTube kanalında “Türk Yurtlarından Notlar” programını hazırlayan Emre Kartal, Gazi Üniversitesi’nde uluslararası ilişkiler alanında lisans ve yüksek lisans derecesine sahip. Halihazırda da Ankara Hacı Bayram Veli Üniversitesi’nde uluslararası ilişkiler alanında doktora eğitimine devam ediyor. Uzun yıllardır çeşitli sivil toplum kuruluşlarında özellikle Türklük ve Türk dünyası üzerine çalışmalar yürüten, pek çok yayın organında uluslararası ilişkiler alanında çalışmaları yayınlanan Kartal, Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde danışman olarak görev yapmaktadır. Kartal özellikle Çin Halk Cumhuriyeti dış politikasına ve Doğu Türkistan’daki insan hakları ihlallerine yönelik akademik çalışmalarda bulunuyor.

Dr. Selim Erdoğan sordu, Dr. Serra Menekay yanıtladı: Rus işgalinden Gaspıralı Devrimi'ne Kırım Türkleri Haber

Dr. Selim Erdoğan sordu, Dr. Serra Menekay yanıtladı: Rus işgalinden Gaspıralı Devrimi'ne Kırım Türkleri

Kırım Tatar yazar Dr. Serra Menekay, Dr. Selim Erdoğan ile GÖRSEL TARİH YouTube kanalındaki İşin Doğrusu programında Kırım Türklerinin tarihsel hafızasını şekillendiren kritik kırılma noktalarını anlattı. Programda yalnızca 18 Mayıs 1944 Kırım Sürgünü değil, Kırım'ın Rusya tarafından işgali, İsmail Bey Gaspıralı öncülüğündeki eğitim reformu, 1917 Bolşevik Devrimi ve Sovyet baskı politikaları da ele alındı. Programda, Kırım’ın "hep Rus toprağı olduğu" yönündeki tarihsel dezenformasyona net bir yanıt verilirken, 1774 Küçük Kaynarca Antlaşması ile bağımsızlaştırılan Kırım'ın, Rusya’nın iç karışıklıklar çıkarma stratejisiyle 9 yıl içinde güçsüzleştirilerek 1783’te işgal edildiğini belirten Menekay, işgal öncesinde Kırım nüfusunun yüzde 95’inin Türklerden oluştuğunu vurguladı. İşgalle birlikte Çarlık Rusyası’nın Kırım'ın can damarı olan vakıf sistemine el koyduğunu belirten yazar, topraksız ve eğitimsiz kalan yüz binlerce Kırım Türkünün Anadolu ve Balkanlar'a göç etmek zorunda kaldığını ifade etti. Rusya’nın bölgeyi sistemli bir şekilde Slavlaştırdığını, boşalan köylere çeşitli etnik gruplardan insanları yerleştirerek demografiyi altüst ettiğini ve Kırım Türklerinin kendi vatanlarında yüzde 20'lerin altına gerilediğini aktardı. 1783-1883 yılları arasını Kırım’ın "yüzyıllık karanlık dönemi" olarak tanımlayan Serra Menekay, bu karanlığı yırtan ismin İsmail Bey Gaspıralı olduğunu söyledi. Gaspıralı’nın Paris ve Avrupa’da edindiği vizyonla Bahçesaray’da başlattığı Usûl-ü Cedîd eğitim reformunun Türk dünyasında bir çığır açtığını belirtti. Menekay, bu reform sayesinde 15 yıl içinde Türk dünyasındaki okuryazarlık oranının Rusları geride bıraktığını söyledi. Öte yandan, eğitim devriminin sadece okuma yazma oranını artırmakla kalmadığını vurgulayan Menekay, İslam dünyasının ilk kadın kadısı Muhlise Bubi, ilk kadın hekimi Raziye Kutluyarova ve ilk kadın Meclis Başkan Vekili Şefika Gaspıralı gibi güçlü kadın figürlerin de doğmasını sağladığının altını çizdi. Bolşevik Devrimi sonrası Kırım Türklerinin beklediği özgürlük ortamının oluşmadığını belirten Menekay, kısa ömürlü Kırım Halk Cumhuriyetinin Bolşevikler tarafından sona erdirildiğini söyledi. Cumhuriyetin liderlerinden Numan Çelebicihan’ın öldürüldüğünü hatırlatan Menekay, bu olayın Kırım Türkleri için büyük bir travma olduğunu belirtti. Sovyet diktatörü Joseph Stalin döneminde gerçekleştirilen büyük tasfiyelere de değinen Menekay, Kırım Tatar aydınlarının sistematik şekilde hedef alındığını söyledi. Bekir Sıtkı Çobanzade gibi önemli isimlerin bu süreçte öldürüldüğünü belirten Menekay, bu operasyonların Kırım Tatar toplumunun entelektüel yapısını hedef aldığını ifade etti. Programın ana odağı olan Kırım Tatar Sürgünü'ne dikkat çeken Menekay, yaşananların bir günde ortaya çıkmadığını söyledi. 1944 Sürgünü'nün, Rus işgalinden başlayarak yüzyıllar boyunca süren demografik değişim, kültürel baskı ve siyasi tasfiyelerin sonucu olduğunu kaydeden Menekay, Kırım Tatarlarının bugün hâlâ dünyanın farklı ülkelerinde yaşamaya devam ettiğini belirtti. Söyleşide, Kırım Türklerinin bağımsızlık ve milliyetçilik düşüncesinin Türkiye Cumhuriyeti'nin kuruluşuyla olan organik bağına da dikkat çekildi. Dr. Selim Erdoğan, 2 Kasım 1923’te İstanbul’un teslim protokolünü imzalaması için Mustafa Kemal Atatürk’ün özellikle Kırım kökenli Yusuf Akçura’yı görevlendirdiğini hatırlattı.

Kırım Tatarı savaş esiri Seyran Asanov Rusya’nın “teröristler listesine” alındı Haber

Kırım Tatarı savaş esiri Seyran Asanov Rusya’nın “teröristler listesine” alındı

Kırım Tatar Kaynak Merkezi, 22 Nisan 2026 tarihinde yaptığı açıklamada Kırım Tatarı savaş esiri Seyran Asanov’un, Rusya’nın “teröristler ve aşırılıkçılar” listesine dâhil edildiğini bildirdi. Rusya’nın Rostov-na-Donu kentindeki Güney Bölge Askerî Mahkemesi 2 Nisan 2026’da Kırım Tatar ve Ukraynalı aktivistlere baskı uygulamak için kurgulanan sözde "Numan Çelebicihan Taburu Davası" çerçevesinde Asanov’u 20 yıl hapis cezasına çarptırmıştı. Karara göre, Asanov’un cezasının ilk 5 yılını cezaevinde, kalan kısmını ise kolonide geçirmesi öngörüldü. SAVAŞ ESİRİ STATÜSÜNDE Kırım Tatar Kaynak Merkezi, Asanov ve aynı taburdan diğer kişilerin Üçüncü Cenevre Sözleşmesi kapsamında savaş esiri sayıldığını vurgulayarak, bu kişilerin “terör faaliyetleri” değil, Ukrayna’yı savunma amacıyla savaştıklarını belirtti. Açıklamada, esirlerin sorgu görüntülerinin yayımlanmasının da uluslararası insancıl hukukun ihlali olduğuna dikkat çekildi. GÖZALTI SÜRECİ Edinilen bilgilere göre, Asanov 26 Ağustos 2024’te söz konusu tabura katıldıktan kısa süre sonra, 18 Ekim 2024’te Donetsk bölgesindeki çatışmalar sırasında esir düştü. İlk olarak işgal altındaki Herson bölgesinde bulunan Çongar’daki bir gözaltı merkezinde tutulan Asanov, daha sonra Donetsk’e, ardından da Rostov-na-Donu’ya sevk edildi. Savaş esiri statüsünün International Uluslararası Kızılhaç Komitesi bünyesindeki Merkezi Arama Ajansı tarafından da teyit edildiği bildirildi. NUMAN ÇELEBİCİHAN TABURU NEDİR? Numan Çelebicihan Taburu fikri Ukrayna’da 2016 yılından beri tartışılıyordu. Bununla birlikte tabur resmî olarak, Rusya’nın, Ukrayna’ya karşı geniş çaplı işgal girişimi ve saldırısını başlattığı 24 Şubat 2022 tarihinden sonra kuruldu. Rusya Yüksek Mahkemesi, siyasi bir şekilde 1 Haziran 2022'de Numan Çelebicihan Taburu’nu sözde “terör örgütü” olarak tanıdı. Rus özel servisleri bu bahaneyi öne sürerek, Kırım Tatar halkına ve Ukraynalı aktivistlere karşı baskı uygulamaya başladı. EN AZ 66 KİŞİ ALIKONULUYOR Kırım Tatar Kaynak Merkezinin verilerine göre; işgalciler, 2014 yılından bu yana sözde Numan Çelebicihan Taburu Davası çerçevesinde; 19’u işgal altındaki Kırım’dan, 47'si işgal altındaki Herson bölgesinden olmak üzere toplamda en az 55 kişiyi alıkoydu. KIRIM TATARI RÜSTEM VİRATİ RUS ESARETİNDE CAN VERDİ 12 Mart 2025 tarihinde Rus işgal güçleri tarafından Herson bölgesinde sözde Numan Çelebicihan Taburu Üyesi olma iddiasıyla alıkonulan Kırım Tatarı Rüstem Virati'nin, esaret altındayken hayatını kaybettiği öğrenildi. İŞGALCİLER, NUMAN ÇELEBİCİHAN DAVASINI KIRIM TATARLARINDAN İNTİKAM ALMAK İÇİN KULLANIYOR KrımSOS İnsan Hakları Örgütü Uzmanı Yevgeniy Yaroşenko, bu hususta, “İşgalci Rus yönetimi, Numan Çelebicihan Taburu Davası'nı, Herson bölgesinde yaşayan Kırım Tatarlarından ‘Kırım’ın ablukası’ için intikam almak için kullanıyor”ifadelerini kullanmıştı.

Kırım Tatar millî hareketinin dönüm noktası: 7 Nisan 1917 Tüm Kırım Müslümanları Kongresi Haber

Kırım Tatar millî hareketinin dönüm noktası: 7 Nisan 1917 Tüm Kırım Müslümanları Kongresi

Bugün, Kırım Tatar halkının modern siyasi kimliğinin temellerinin atıldığı ve kendi kaderini tayin etme yolunda tarihi bir kırılmanın yaşandığı 7 Nisan 1917 Tüm Kırım Müslümanları Kongresi'nin yıl dönümü. 109 yıl önce gerçekleşen bu olay, Rus İmparatorluğu'nun bir asırlık baskıcı yönetiminin ardından Kırım Tatarlarının dini ve siyasi kurumlarını yeniden inşa etmeye başladığı an olarak kabul ediliyor. Kırım Tatar millî hareketinin fitili, 1917 yılında Çarlık rejiminin devrilmesiyle alevlenen özgürlük ortamında ateşlendi. 25 Mart 1917’de gazeteci ve siyasetçi Ali Bodaninskiy’nin girişimiyle Akmescit’te toplanan "Cemiyeti-Hayriye", Kırım Müslümanları Geçici Devrim Komitesi’ni kurarak siyasi temsil yetkisini üstlendi. Bu komite, halkın dini ve sosyal meselelerini bizzat yönetme kararlılığını göstererek büyük bir millî kongre toplama kararı aldı. Komitenin çağrısıyla sadece iki hafta sonra, 7 Nisan'da Akmescit'teki Bayan Sineması'nda (bugünkü Taras Şevçenko Sineması) düzenlenen Tüm Kırım Müslümanları Kongresi’ne, bin 500'ü delege olmak üzere 2 binden fazla kişi katıldı. Seidcelil Hattat başkanlığında toplanan bu muazzam kalabalık, bir halkın yeniden doğuşuna tanıklık etti. 134 YIL SONRA GELEN ÖZGÜR İRADE Kongrenin en radikal ve tarihi kararı, 1783'ten beri Çarlık Rusyası tarafından atanan "müftülük" makamını halkın iradesine teslim etmek oldu. Rus İmparatorluğu’nun 1783’teki ilhakından sonra Kırım müftüleri halk tarafından seçilmiyor, doğrudan Çarlık hükümeti tarafından sadık adaylar arasından atanıyordu. Bu durum, dini otoritenin bağımsızlığını yitirmesine ve imparatorluğun bir kontrol mekanizması haline gelmesine neden olmuştu. 7 Nisan 1917'de bu zincir kırıldı ve henüz 32 yaşındaki hukukçu, ilahiyatçı ve şair Numan Çelebihan’ın Kırım Müftüsü olarak seçildi. İstanbul Üniversitesi mezunu olan ve modern düşünce yapısıyla geleneksel değerleri harmanlayan Çelebihan, genç entelektüellerin ve halkın büyük desteğini aldı. Numan Çelebicihan'ın müftü seçilmesiyle eş zamanlı olarak kurulan Müslüman İcra Komitesi (Musispolkom), halkın kültürel, dini, ekonomik ve siyasi hayatını yöneten ana organ haline geldi. MODERN SİYASETİN DOĞUŞU 7 Nisan 1917, Kırım Tatar halkı için dışarıdan dayatılan yönetim modelinden, kendi kurumlarını inşa eden bir öz yönetim modeline geçişin simgesidir. Numan Çelebihan’ın liderliğinde şekillenen bu süreç, Kırım Tatar milli politikasının temel taşlarını döşemiş ve halkın modern anlamda bir siyasi özne olarak tarih sahnesine çıkmasını sağlamıştı. Bu tarih, bugün de Kırım Tatar kimliğinin ve devletleşme idealinin en parlak sayfalarından biri olarak anılıyor.

Cafer Seydahmet Kırımer'in vefatının 66. yıl dönümü Haber

Cafer Seydahmet Kırımer'in vefatının 66. yıl dönümü

Kırım Tatar millî davasında ve fikriyatında önemli rol oynamış efsanevi isimlerden olan Cafer Seydahmet Kırımer’in vefatının 66. yıl dönümü kaydediliyor. CAFER SEYDAHMET KIRIMER KİMDİR? Cafer Seydahmet Kırımer, 1 Eylül 1889’da Kırım’ın Kızıltaş köyünde hayata gözlerini açtı. İlk öğretim eğitimini Kırım’da alan düşünür, ortaokul ve lise eğitimini ise İstanbul’da tamamladı. Kırımer, üniversite eğitimini sürdürmek için 1911 yılında Paris’e taşındı. Paris’te Hukuk Fakültesinde eğitimini sürdüren Kırımer, yakın arkadaşlarıyla birlikte Kırım için mücadele etmeye başladı ve gizli bir teşkilât kurdu. Rusya’da devrim başladığı sırada 1917 yılında Kırımer, Besarabya cephesinde asker olarak bulunmaktaydı. Besarabya’dan Odesa’ya geçen Kırımer, burada Kırım’da bulunan Numan Çelebicihan ile iletişime geçmişti. Kırımer bu dönemde, Çelebicihan’ın Başmüftülük görevine geçtiğini öğrenirken, kendinin de Vakıf İşleri Müdürlüğüne seçildiğini haber almıştır. Bu dönemde Kırım’daki aydınlar yeni bir mücadelenin içindeydi. Bu mücadelede Kırım Halk Cumhuriyeti’ne adım adım giderken Cafer Seydahmet Kırımer, seçim kanunu ve anayasa taslağı hazırladı. Herson’da bulunan Kırım Süvarilerini Kırım’a geri getirdi. Kırım’da toplanan Kurultay’ın ardından 26 Aralık 1917’de ilan edilen Kırım Halk Cumhuriyeti dönemde yine önemli görevlerde bulundu. Kırım Halk Cumhuriyeti sırasında Kırımer, Hariciye ve Harbiye Bakanlığını yapmıştır. Bolşeviklerin Kırım Halk Cumhuriyeti’ni işgal etmesi ve Kırım Tatar aydınlarını katletmesi neticesinde yeni bir dönem başladı. Kırım Tatar, Ukrayna ve Türkiye tarihinin sembol ismi olan Kırımer, Kırım Halk Cumhuriyeti’nde önemli görevler üstlendiği sırada Kıyiv’de kurulan Hruşevski hükûmeti ile dostane ilişkiler tesis etmiş, Bolşeviklerin Kırım’ı işgali üzerine Kıyiv’e giderek çalışmalarına bir süre de burada devam etmiştir. Daha sonra tekrar Kırım’a geçerek burada kurulan Süleyman Sulkiyeviç hükûmetinde yer alan Kırımer bu hükûmetin Kasım 1918’de dağılmasıyla beraber bir süre İstanbul’da yaşamak zorunda kalmıştır. Cafer Seydahmet Kırımer ve Talat Paşa (Berlin 1920) Bu tarihten itibaren hayatı Kırım dışında sürgünde geçen Kırımer, 1932-1933 yıllarında Stalin’in uyguladığı politikaların sebep olduğu ve milyonlarca Ukraynalının açlıktan öldüğü Holodomor’u dünya kamuoyuna duyurmak için önemli çabalar sarf etmiştir. 1 Ocak 1930’da Romanya’da Müstecib Ülküsal 10 idealist arkadaşıyla, Emel Dergisi'ni yayımlamaya başlamış, Cafer Seydahmet Kırımer’in isteğiyle Kırım bağımsızlık davasının resmi yayın organı olan bu dergi 1941 yılında Almanların Dobruca’ya gelmeleri üzerine ülkeden ayrılan Ülküsal’la birlikte Türkiye’ye taşınmıştır. Cafer Seydahmet Kırımer ve Müstecip Ülküsal (İstanbul 1950) Daha sonraki hayatının önemli bir bölümünü Türkiye’de geçiren Kırımer, Kırım meselesinin Türk kamuoyunda anlaşılması için çeşitli faaliyetlerde bulunmuş, 3 Nisan 1960’ta İstanbul’da vefat etmiştir. Kırım Haber Ajansı (QHA) olarak Cafer Seydahmet Kırımer'i vefatının yıl dönümünde saygı, rahmet, minnet ve özlemle anıyoruz.

Kırım’ın ‘Sarı Tülpan’ı, Emel Fikir ve Kültür Konferansları’nda saygıyla anıldı Haber

Kırım’ın ‘Sarı Tülpan’ı, Emel Fikir ve Kültür Konferansları’nda saygıyla anıldı

Emel Kırım Vakfının her ay düzenlediği Emel Fikir ve Kültür Konferansları kapsamında Numan Çelebicihan Anma Toplantısı, 23 Şubat 2026 tarihinde tertip edildi. Kırım Tatarlarının “Antlı Şehidi” ve unutulmaz lideri Numan Çelebicihan, Bolşevikler tarafından şehit edilişinin 108. yıl dönümünde, Kırım millî davasına gönül verenler tarafından saygıyla yâd edildi. Çelebicihan’ın hikâyesinin başlıca gençler tarafından anlatıldığı ve çevrim içi olarak gerçekleştirilen programın başında, Çelebicihan ve tüm Kırım Tatar şehitler için dua edildi. “ÇELEBİCİHAN’IN ÖLÜMÜ BUGÜN BİZİM İÇİN NE ANLATIR?” Kırım Tatarlarının dünya ve Türkiye kamuoyundaki sesi olan Emel Dergisi Editörü, yazar ve çevirmen Bülent Tanatar, Çelebicihan’ı çevresinde insanların kenetlendiği bir yıldız olarak değerlendirerek Çelebicihan’ın farklı zümreler ve etnik gruplar arasında diyalog kurabilen ve onların nezdinde de itibarı olan bir şahsiyet olduğunu belirtti. Bununla birlikte Tanatar, “Onun (Çelebicihan) ölümü bugün bizim için ne anlatır? Çelebicihan ve yol arkadaşlarının yapmaya çalıştıklarından bugün bize ne kaldı? Bu ideallerin ne kadarını bugün koruyabiliyoruz? Bütün bu soruların her birinin cevabını hepimiz aynı şekilde vermiş değiliz maalesef.” ifadelerine yer verdi. Bu bağlamda Kırım Tatarlarının yaşadığı acı dolu zamanlar olduğunu da kaydeden Tanatar, “23 Şubat 1918’den sonra hayat öyle hızlı aktı ki… Birçok devir ve rejim değişti, bambaşka konjonktürler geldi geçti, ülkelerin sınırları değişti. Farklı ülkelerde yaşayan insanlar, en başında bizim soydaşlarımız, yaşadıkları diyarları terk edip dünyanın dört bir köşesine dağıldı, ölmeden sağ kaldılarsa tabii.” dedi. “HER BİRİMİZ BİRER ‘NUMAN ÇELEBİCİHAN’IZ” Programın moderatörlüğünü yapan Kırım Tatar Tarihi Bilim Uzmanı ve Emel Kırım Vakfı Üyesi Muhammet Taha Bayraktar, Çelebicihan’ın fedakârlığına değinerek “Tezimi her yazdığımda sanki Numan Çelebicihan’ı yaşıyordum ve onun yanındaymışım gibi hissediyordum.” dedi. Bununla birlikte, Çelebicihan’ın kendi hayatı üzerinde de büyük bir iz bıraktığını dile getiren Bayraktar, “Onun (Çelebicihan) anıt mezarı Karadeniz… Biz her Karadeniz’den geçtiğimizde onu anmalı ve onun için bir fatiha okumalıyız. Oraya (Karadeniz) her baktığımızda da Kırım milllî davasının anka gibi küllerinden doğduğu günleri hatırlamakta olduğumuzu da belirtmek istiyorum.” şeklinde konuştu. Çelebicihan’ın Bolşevikler tarafından şehit edilerek naaşının Karadeniz’e atılmasını Kırım millî davasına giriş sebeplerinden biri olarak değerlendiren Bayraktar, son olarak “O Kırım millî davasının ‘sarı tülpan’ı. Bizler de onu her seferinde anacağız ve bizden sonra gelen genç nesillere anlatacağız. Bizler, her birimiz birer ‘Numan Çelebicihan’ız.” değerlendirmesini yaptı. “MİLLETİMİZİN GÖZYAŞINI SİLECEĞİZ” Çelebicihan’ın hayatından bahseden Kırım Haber Ajansı (QHA) Muhabiri ve Kırım Derneği Genel Merkez Gençlik Komisyonu Üyesi Zeynep Coşkunsakarya, Çelebicihan’ın İcra Komitesi’ne gıyabında başkan seçildiğini vurgulayarak Çelebicihan’ın liderlik özelliğine dikkat çekti. Çelebicihan’ın Bolşevikler tarafından şehit edilip naaşının parçalara ayrılarak Karadeniz’e atılması hususunda ise, “Bir kefeni bile olamadı, bir mezarı bile olamadı fakat biz, Kırım Tatarları ve Kırım’ın mirasına sahip çıkan her kim olursa olsun Numan Çelebicihan’ı hatıralarımızda, ruhumuzda ve en önemlisi de çalışmalarımızda yaşatmaya devam edeceğiz. Milletimizin gözyaşını sileceğiz.” ifadelerini kullandı. Coşkunsakarya, öte yandan, Çelebicihan’ın kaleme aldığı “Sarı Tülpan” şiirini okuyarak sözlerini sonlandırdı. KIRIM MİLLÎ DAVASININ “OMURGASI” NUMAN ÇELEBİCİHAN Emel Kırım Vakfı Yönetim Kurulu Üyesi Özge Kandemir Temizel, “Numan Çelebicihan’ı yakından tanımamı sağlayan Cafer Seydahmet Kırımer’in ‘Bazı Hatıralar’ kitabı oldu. Kırımer’in o heyecanlı anlatımı, Çelebicihan’ın en yakın tanığı olarak onun dilinden dinlemek, o heyecanı sayfalar arasında okumak, Çelebicihan’ı tanımamda ve ona hayranlık duymamda en büyük etken oldu.” dedi. Çelebicihan’ı Kırım Tatar millî davasının “omurgası” olarak değerlendiren Kandemir Temizel, Kırım millî davasını 1917 yılının fikirleriyle yürütmek, tanıtmak ve gelecek nesillere aktarmanın önemine vurgu yaparak “Biz hâlâ ‘Ant Etkenmen’i okuduğumuz zaman gözümüzden birkaç damla yaş akıyor, burnumuzun direği sızlıyor. Bu vatan aşkıyla, umarım Kırım Tatar millî mücadelesini yine Çelebicihan’ın fikirleri doğrultusunda devam ettireceğiz.” ifadelerine yer verdi. KIRIM TATAR AYDINLARI, CESARETLE DAVALARININ PEŞİNDEN GİTTİ Emel Kırım Vakfı Üyesi Ömer Tuğrul Maksudoğlu ise Kırım Tatar millî marşı “Ant Etkenmen”in çocukluğunda ilk ezberlediği metinlerden biri olduğunu belirtti. Ayrıca, Kırımer’in Paris’te, Çelebicihan’ın ise St. Petersburg’da okumasına dikkat çeken Maksudoğlu, “Bu iki genç öğrencinin hedefleri yurt dışında okumaktı, hedefleri bugünün gençleriyle aynıydı fakat bir farkları vardı: Yurt dışında bulunup hayatlarını kurtarmak gibi bir düşüncede değillerdi, âdeta dava adamlarıydı ve cesurlardı. Herkeste bu yüreği bulamazsınız ama bizim büyüklerimizde bu yürek vardı.” şeklinde konuştu. KIRIM TATAR SİYASİ TUTSAKLAR UNUTULMADI Kırım Tatar Millî Meclisi (KTMM) Türkiye Temsilcisi ve Emel Kırım Vakfı Başkanı Zafer Karatay ise programın sonunda konuşmacıları tebrik etti. Kırım Tatar siyasi tutsakları hatırlatarak kendilerine Ramazan ayı münasebetiyle kartpostal gönderilmesi çağrısında bulundu. Karatay, ayrıca, "Çelebicihan'ın 'Ant Etkenmen'de söylediği gibi bazı insanlar vardır, bin yıl yaşarlar, arkalarında hiçbir iz bırakmazlar, yok olur giderler. Gaspıralı, Çelebicihan ve Hattat gibi aydınlarımız, kısa ömürlerinde bin yıl yaşayan insanlardan daha fazla şanlı miras bıraktılar." dedi. Program, Çelebicihan’ın manevî mirasının yaşatılması adına atılabilecek adımların tartışılmasının ardından sona erdi.

Rusya'nın Ukrayna'da 4 yıldır sürdürdüğü topyekûn işgal girişimi Ankara'da telin edildi Haber

Rusya'nın Ukrayna'da 4 yıldır sürdürdüğü topyekûn işgal girişimi Ankara'da telin edildi

Türkiye'de yaşayan Ukrain ve Kırım Tatarları, Ukrayna-Rusya Savaşı’nın 4. yıl dönümü nedeniyle Ankara’da Ukrayna Parkı’nda bir araya geldi. Program, Ukrayna, Türkiye ve Kırım Tatar millî marşlarının söylenmesi ile başladı. Ardından Rusya’nın Ukrayna’ya karşı sürdürdüğü savaşta hayatını kaybedenler ve sivillerin anısına bir dakikalık saygı duruşunda bulunuldu. Saygı duruşunun ardından Ukrayna’nın Ankara Büyükelçisi Nariman Celâl bir konuşma yaptı. Celal konuşmasına, “2022’den çok önce başlayan saldırganlığın yeni bir evresi olan, Rusya’nın Ukrayna’ya karşı başlattığı tam kapsamlı işgal girişiminin yıl dönümünü anıyoruz” diye başladı. Büyükelçi, konuşmasında saldırılara değinerek “2014’te Kırım’ın işgaliyle başlamıştı. Üzerlerinde hiçbir işaret bulunmayan ilk Rus askerleriyle başladı. Aralarında işgalin ilk kurbanlarından biri olan Kırım Tatarı Reşat Ametov’un da bulunduğu, kaçırılan ve işkence edilerek öldürülen ilk insanlarla başladı. Siyasi baskılarla, ev baskınlarıyla, Kırım Tatar Milli Meclisinin yasaklanmasıyla, yarımadada ifade özgürlüğünün ve insan haklarının yok edilmesiyle başladı.” diye sürdürdü. “O zaman saldırgan uluslararası hukuku cezasız bir şekilde çiğneyip çiğneyemeyeceğini sınadı, 24 Şubat 2022’de saldırganlık açık ve tam kapsamlı bir işgale dönüştü” diyen Celal, binlerce ölü, şehirlerin yıkılması ve milyonlarca kişinin zorunlu göçmen durumuna düşmesine de değindi. Halen Rus hapishanelerinde tutulan binlerce Ukraynalı savaş esiri ve sivil rehineler olduğunu belirten Celal, “Bu insanlar ülkelerini sevdikleri için cezalandırılıyorlar” dedi. Ukrayna askerlerinin cesareti ve Ukrayna halkının direncine dünyanın şahit olduğunu ifade eden Celal, Ukrayna halkının uluslararası toplumu Ukrayna’yı desteklemeye teşvik eden bir birlik gösterdiğini vurguladı. “NUMAN ÇELEBİCİHAN VATANI UĞRUNA CANINI VERMEYE YEMİN ETMİŞTİ” 23 Nisan 1918’de Bolşevikler tarafından öldürülen Numan Çelebicihan’ı da anan Celal, Çelebicihan’ın vatanı uğruna canını vermeye yemin ettiğini hatırlatarak, "Bugün binlerce Ukraynalı da devletinin özgürlüğü için canını vermeye hazır" diye konuştu. Ukrayna’nın adil bir barış istediğini sözlerine ekleyen Celal, “Ukrayna barış istiyor. Ama adil bir barış. Tüm işgal altındaki toprakların özgürlüğe kavuşması anlamına gelen bir barış. Hukuka aykırı bir şekilde kaçırılan her Ukraynalı çocuğun geri dönmesi. Tüm savaş esirlerinin ve siyasi tutukluların serbest bırakılması. Saldırganın adalet önünde hesap vermesi.” diyerek adil bir barış istediklerini vurguladı. Celal, Ukrayna’nın 2014’te ve 2022’de ayakta kaldığını ve zafere kadar ayakta kalacağını da söyleyerek “Yaşasın Ukrayna” sözleri ile konuşmasını tamamladı. “IŞIK AYNI ZAMANDA ONUR VE HAYATTIR” Celal’den sonra sözü Ankara Ukrayna Derneği Başkanı İrına Ambarkütükoğlu aldı. Ambarkütükoğlu, “Biz evimizden uzaktayız ama 24 Şubat 2022’den bu yana mesafe bizim için artık kilometrelerle ölçülmüyor; kaygılarla, haberlerle, sevdiklerimizin sesini beklemekle ve bir sabahın sirenler olmadan başlayacağına dair inançla ölçülüyor.” dedi. Mücadele edenlerin ve bekleyenlerin yanında olduklarını ve artık konuşamayanlar adına konuştuklarını belirten Ambarkütükoğlu “Hafıza ve sorumluluk bizi, uzakta olsak bile bir kılar” diye konuştu. Rusya’nın Ukrayna’nın enerji altyapısına yönelik düzenlediği sistematik saldırılar sebebiyle karanlığa gömüldüğünde, ışığın yalnızca elektrik olmadığını derinden hissettiklerini belirten Ambarkütükoğlu “Işık aynı zamanda onu ve hayattır” diye vurguladı. Ambarkütükoğlu, konuşmasının devamında Türk halkına dayanışma, merhamet ve desteği için teşekkür etti. “KIRIM TATARLARI GELECEKLERİNİ UKRAYNA HALKI İLE BERABER KURMAK İSTİYORLAR” Kırım Derneği Genel Başkanı Mükremin Şahin, Türkiye’de Kırım Tatarlarının çok kalabalık bir şekilde yaşadıklarını ifade etti. Şahin, dünyada yirmiden fazla ülkede Kırım Tatar diasporası olduğunu belirterek, bütün Kırım Tatarlarının Ukrayna halkının yanında olduğunu vurguladı. “Kırım Tatarları geleceklerini Ukrayna halkı ile beraber kurmak istiyorlar” diyen Şahin, bugün dünyada güçlü olanın sözünün geçtiği ve istediğini yaptığı bir süreç yaşandığını da belirtti. Şahin, Birleşmiş Milletlerin kuralları, uluslararası hukuk, adalet gibi kavramların ise artık konuşulmadığını söyleyerek, “güçlü olan, silahı olan, nükleer silahı olan devletlerin her şeyi yapabileceğini zannettiklerini” ancak “Ukrayna halkının iradesi, kararlılığı, Kırım Tatar halkının iradesi hiçbir zaman bu zorbalık karşısında” diz çökmeyeceğini sözlerine ekledi. Ukrayna halkının Kırım Tatar halkıyla omuz omuza mücadeleyi kazanacağını vurgulayan Şahin, “Bizim irademiz, kararlılığımız, savaşma gücümüz, onların füzelerinden, nükleer silahlardan daha kuvvetli” dedi. ŞEN: ŞÜPHESİZ Kİ TARİH YAZILDIĞINDA BUGÜNLERİ HAYIRLA YAD ETMEYECEKTİR Şahin’den sonra söz alan Eskişehir Kırım Derneği Başkanı Recep Şen, “Kırım vatandır, Kırım Ukraynadır” sözleri ile konuşmasına başladı. Şen, Kırım’ın yasa dışı işgalinin 12. yılında, Rus saldırganlığının ve bağımsız Ukrayna’yı işgal ve yok etme girişiminin dördüncü yılına vurgu yaparak, “Dünya insanlık tarihinin en şovenist ve katliamcı insan hakları ihlalcisi bir ülkenin zulmüne karşı direniyoruz. Bugün artık Ukrayna’nın işgal ve soykırımına karşı direnişinin şanlı tarihi yazılmaktadır” şeklinde konuştu. Şen, “Tarih kanla yazılır derler ama bu kan yiğitçe savaşanların askerlerin kanlarıdır. Oysa 12 yıldır sürdürülen mücadele insanlıktan nasibini almamış bir devletin zulmüyle, soykırımı ile yazılmaktadır.” diye konuştu. Şen, olayların gelecekte nasıl hatırlanacağına ilişkin olarak şu sözleri kullandı: Şüphesiz ki, tarih yazıldığında bugünleri hayırla yad etmeyecektir. “MESAFE HİÇ ÖNEMLİ DEĞİLDİR, KALBİMİZ BİRDİR” Ukrayna Kültür Derneği Başkan Yardımcısı Aliya Usenova ise, “Biz burada kimseye karşı kin ve nefreti çoğaltmak için değil, bizi duyun diye bulunuyoruz.” dedi. Türkiye’den uzak olmadıklarını arada yalnızca bir deniz olduğunu söyleyen Usenova, “Mesafe hiç önemli değildir, kalbimiz birdir” diyerek sözlerini sürdürdü. Mitinge katılanlardan da söz eden Usenova, çevrede görülen çok çeşitli bayraklara değinerek, bu bayrakları tutan kişilerin hepsinin kayıp, esir ve ölen askerlerin yakınları olduğunu söyledi. Mücadeleye devam edeceklerinin vurgusunu yapan Usenova “Eğer biz susarsak, siz bizi duymazsınız” dedi. Türkiye’ye her zaman destek olduğu için ve yardımları için teşekkür eden Usenova, Türkiye’nin insani konularda olduğu kadar esir değişimindeki rolünün büyüklüğünü de vurguladı. Şu anda Ukrayna’da yaşananların savaş olmadığını ve özgür bir halk olarak her zaman gerçekleri söylediklerini ifade eden Usenova, “Biz buna terör demesek deriz ki sivil insanları öldüren, başka ülkelerin topraklarına silahlı saldırılar düzenleyenler kimdir? Olanlar nedir? Cevabını siz veriniz.” ifadelerini kullandı. Konuşmaların ardından Rusya’nın Ukrayna’ya karşı sürdürdüğü savaşın 4. yılı arifesinde günün anısına esarette olan Ukrayna kahramanlarının fotoğraflarının olduğu 140 metrelik bir pankart açıldı.

Kırım Tatar halkının efsanevi lideri Numan Çelebicihan’ın şehadetinin 108. yılı! Haber

Kırım Tatar halkının efsanevi lideri Numan Çelebicihan’ın şehadetinin 108. yılı!

1885 yılında Kırım’da doğan Numan Çelebicihan, hukuk eğitimi almış bir aydın ve dönemin Kırım, Ukrayna, Litvanya, Polonya ve Romanya Müftüsü olarak Kırım Tatar halkının siyasi ve toplumsal uyanış sürecinde belirleyici rol oynadı. 1917’de toplanan Kırım Tatar Milli Kurultayında başkanlığa seçilen Çelebicihan, aynı zamanda ilan edilen Kırım Halk Cumhuriyeti’nin ilk devlet başkanı oldu. KADINLARA SİYASİ HAK TANIYAN İLK MÜSLÜMAN DEVLET Kurulan cumhuriyet, parlamenter yapıyı esas alan, hukuk temelli ve çoğulcu bir yönetim modeli benimsedi. En dikkat çekici adımlardan biri ise kadınlara seçme ve seçilme hakkının tanınması oldu. Bu yönüyle Kırım Halk Cumhuriyeti, Müslüman dünyasında kadınlara siyasi temsil hakkı veren ilk devlet olarak kayıtlara geçti. BOLŞEVİK İŞGALİ VE YARGISIZ İNFAZ Ancak genç cumhuriyet 3 bin ordusuyla, Bolşevik Rusya’nın 40 binlik askeri müdahalesi karşısında uzun süre varlık gösteremedi. Sayıca üstün Bolşevik kuvvetler Kırım’ı işgal etti. İşgalin ardından Çelebicihan Ruslar tarafından tutuklandı ve Akyar'a (Sivastopol) götürüldü. Aylarca ağır işkencelere maruz bırakılan Numan Çelebicihan, 23 Şubat 1918’de herhangi bir yargılama yapılmaksızın infaz edildi ve naaşı Karadeniz’e atıldı. Öte yandan, Kırım Tatar milli marşı “Ant Etkenmen”in yazarı olan Çelebicihan, aradan geçen 108 yıla rağmen Kırım Tatar halkının hafızasında adaletin, özgürlüğün ve milli iradenin sembolü olarak anılmaya devam ediyor.

Bülent Tanatar: Çelebicihan’ın manevî mirası noktalanmış değil Haber

Bülent Tanatar: Çelebicihan’ın manevî mirası noktalanmış değil

Kırım millî davasının Türk ve dünya kamuoyundaki sesi olan Emel Dergisi Editörü Bülent Tanatar, 23 Şubat 1918 tarihinde Bolşevikler tarafından şehit edilen, Kırım Tatarlarının unutulmaz lideri ve Antlı Şehidi Numan Çelebicihan üzerine, şehadetinin 108. yıl dönümünde Kırım Haber Ajansına (QHA) önemli değerlendirmelerde bulundu. I. DÜNYA SAVAŞI VE RUSYA, ÇELEBİCİHAN’I NASIL ETKİLEDİ? Savaşların savaşan taraflar üzerinde doğrudan yıkıcı etkisi, ülkeler üzerinde ise dolaylı sonuçları olduğunu belirten Tanatar, bununla birlikte, savaşların yönetimle halk arasındaki bağı yıpratıp sosyal dokuyu zedelediğini dile getirdi. "Rusya örneğinde 1904-1905 Rus-Japon Savaşı’nın yüzyılların Çarlık rejiminin sacayaklarını nasıl sarstığını, hayal sanılan değişikliklerin nasıl birden gündeme oturduğunu hatırlayanlar için Avrupa çapında başlayan bu büyük kapışmanın, Büyük Savaş’ın eninde sonunda önemli dönüşümler getireceğini öngörmek sürpriz olmasa gerek." ifadelerini kullanan Tanatar, Birinci Dünya Savaşı’nın ve Rusya’nın bu savaşa katılmasının Çelebicihan üzerindeki etkisine de dikkat çekerek "Böyle bir gelişmeyi düşünmek ve buna elden geldiğince hazırlanmak, son 10 yıl içinde yükseliş ve düşüş evreleriyle birçok çalkantılı olaylar silsilesine tanıklık etmiş Çelebicihan gibi idealist gençler bakımından doğal bir sonuçtu. Şüphesiz, açık seçik bir yol programları yoktu belki ama saptadıkları hedefleri gerçekleştirebilecekleri ortam doğarsa az çok ne yapacaklarını biliyorlardı." dedi. ÇELEBİCİHAN’IN DÜŞÜNCE DÜNYASI NASIL ŞEKİLLENDİ? Çelebicihan’ın düşünce dünyasını eksiksiz bir şekilde kurgulamanın yeterince bilgi ve belge bulunmaması sebebiyle zor olduğuna vurgu yapan Tanatar, bu noktada en çok, Kırım Tatar millî mücadelesinin öncü isimlerinden Cafer Seydahmet Kırımer’in hepsi aradan uzun yıllar geçtikten sonra yayımlanan hatıraları ile Çelebicihan’ı tanımış olan Şefika Gaspıralı, Şevki Bektöre, Halil Beşev, Aziz Bozgöz gibi birkaç tanınmış simanın, Çelebicihan hakkındaki tanıklıklarının az da olsa yol gösterici olduğunu kaydetti. “Çelebicihan, her ne kadar yarı asil, yarı din adamı zümresi olan Çelebilere mensup bir ailede doğmuş da olsa aile, her türlü ayrıcalıklarını yitirmiş bir konumdaydı. Bu bakımdan okumanın yüce bir değer sayılmasını bir tarafa bırakırsak önünde açılan hayat, sıradan halk tabakasının çocuğununkinden farksızdı denebilir. Az sayıdaki edebî çalışmalarında olsun, kaydı bilinen nutuklarında olsun, lirik ve idilik tonlar kullanmıştır. İnançlı bir insandı ve millî duyguyu çok derinden yaşıyordu.” ifadelerini kullanan Tanatar, Kırımer’in “Antlı Kurban” eserinde Çelebicihan’ı, Türk dünyasında millî uyanışın büyük öncüsü olan İsmail Bey Gaspıralı ve Kırım Tatar halkının özgürlük ve millî uyanış mücadelesinin öncülerinden Abdürreşîd Mehdî ile aynı mertebeye koyduğunu hatırlatarak “O (Kırımer), Kırım Tatar uyanış devrinin üç baş aktörünü şöyle tarif eder: ‘Gaspıralı İsmail Bey’le ilim yolu; Abdürreşîd Mehdî ile hak savaşı; Çelebicihan ile de istiklâl davası canlandı.’” şeklinde konuştu. Tanatar ayrıca, gizli Vatan Cemiyeti’nin kurulmasından başlayarak Kırım Halk Cumhuriyeti’nin hayata geçirilmesine kadar giden süreçte, Çelebicihan’ın bir politolog olmaktan çok siyaset pratisyeni özelliği ile öne çıkan bir lider olduğunu dile getirdi. “ÇELEBİCİHAN, DİĞERLERİNİN ETRAFINDA KÜMELENDİĞİ BİR YILDIZ GİBİYDİ” “Çelebicihan, doğuştan gelen lider özellikleriyle bulunduğu ortamlarda hemen sivrilen, diğerlerinin etrafında kümelendiği bir yıldız gibiydi.” şeklinde konuşan Tanatar, 1917 yılının baharında, bilinçli ömrünün büyük kısmında Kırım dışında bulunmuş olan Çelebicihan’ın, gıyabında Kırım Müslümanları İcra Komitesi reisi seçilmesine dikkat çekti. Bu durumu, Çelebicihan’ın hitap ettiği çevrede kısa bir zaman zarfında kazandığı nüfuzun en büyük delili olarak değerlendiren Tanatar, “İcra Komitesi’nin ve Kurultay hükûmetinin aldığı kararlarla uygulamaya soktuğu tedbirlerin çoğunun, Gaspıralı’dan Mehdî’ye dek Kırım Tatar uyanış devrinin muhtelif etaplarında billurlaşan kaidelere dayandığı aşikâr olsa da bunların derli toplu biçimde ve mutlak kitle desteğiyle ete kemiğe bürünmesi, onun liderliği altındaki millî harekete nasip olmuştur. Bu nedenle rolü, onsuz olmaz ve tartışılmazdır.” dedi. Tanatar, öte yandan, bu dönemin ruhunu kavramak adına başvurulacak en yetkin etüdün, aradan 35 yıla yakın zaman geçmiş olmakla beraber, hâlâ aşılamamış olarak değerlendirdiği, Prof. Dr. Hakan Kırımlı’nın “Kırım Tatarlarında Millî Kimlik ve Millî Hareketler” adlı çalışması olduğunu vurguladı. Tanatar, son olarak Çelebicihan’ın manevi mirası üzerine şu ifadelere yer verdi: Nariman Abdülvaap; Emel, no. 262-263’de yayımlanan ‘Çelebicihannıñ Maneviy ve Siyasiy Mirası' yazısında, onun başını çektiği 1917’deki eylemlerin Kırım Muhtar Cumhuriyeti dönemindeki irili ufaklı kazançlar doğurduğunu söylerken çok haklı ama bu tespit, bence eksik. Çelebicihan’ın manevî mirası noktalanmış değil, bugün de Kırım Tatar hürriyet ve bağımsızlık idealini temsil eden düşünce, onun kahpece dökülen helal kanıyla yıkanmıştır.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.