SON DAKİKA
Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#Osmanlı Tarihi

QHA - Kırım Haber Ajansı - Osmanlı Tarihi haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Osmanlı Tarihi haber sayfasında canlı gelişmelerle ulaşabilirsiniz.

"Tarihçilerin Kutbu" Prof. Dr. Halil İnalcık vefatının 10. yıl dönümünde anılıyor Haber

"Tarihçilerin Kutbu" Prof. Dr. Halil İnalcık vefatının 10. yıl dönümünde anılıyor

Kırım Tatar tarihçi Prof. Dr. Halil İnalcık, bugün vefatının 10. yıl dönümünde saygı ve özlemle anılıyor. Osmanlı tarihi başta olmak üzere pek çok alanda öncü olan çalışmalarıyla tarih araştırmalarına önemli katkılarda bulunan ve "Tarihçilerin Kutbu" olarak anılan İnalcık, 25 Temmuz 2016'da hayata gözlerini yumdu. TARİHÇİLERİN KUTBU HALİL İNALCIK KİMDİR? Halil İnalcık, 1916'da İstanbul'da dünyaya geldi. Babası Kırımgöçmenlerinden Seyit Osman Nuri Bey, annesi Ayşe Bahriye Hanım'dır. Ailesi, 1924 yılında Ankara'ya yerleşti. 1923-1930 arasında Ankara Gazi Mektebinde, bir yıl da Sivas Muallim Mektebine devam etti. Orta tahsilini 1931’de Ankara’da Gazi Muallim Mektebinde tamamladıktan sonra Balıkesir Necati Bey Muallim Mektebinde lise tahsiline devam etti. 1936 yılında Ankara Üniversitesi Dil ve Tarih-Coğrafya Fakültesi Yeni Çağ Tarihi bölümünde yüksek öğrenimine başladı. 1940 yılında mezun olduktan sonra fakültede asistan olarak kaldı. Ankara Üniversitesi Dil Tarih Coğrafya Fakültesinin ilk öğrencilerinden olan İnalcık, Yakınçağ Tarihi bölümünde doktorasını da tamamladıktan sonra, 1942-1972 yılları arasında öğretim üyeliği yapmış; Chicago Üniversitesi Tarihbölümünde Osmanlı Tarihi dersleri verdi. 1993’te de Bilkent Üniversitesine geçti. Eserleri onlarca dile çevrilen, “dünyanın en büyük Osmanlı tarihçisi” olarak kabul edilen Prof. Dr. İnalcık, özellikle Osmanlı İmparatorluğu tarihi üzerine önemli çalışmaları gerçekleştirmiş, birçok Osmanlı tarihçisinin hocalığını yapmıştı. Halil İnalcık’ın dedesinin Bahçesaray Hansarayı Camisi müezzini olduğu, kendisinin işgalden önce Kırım’ı ziyaret ettiği, Türkiye’deki ve görev yaptığı yıllarda ABD’deki Kırım Tatar camiası ile her zaman yakın ilişkiler içerisinde olduğu biliniyordu. HALİL İNALCIK GELENEKSEL USÜLLERDE ULEMA KABRİSTANINA DEFNEDİLDİ Prof. Dr. İnalcık, uzun süredir tedavi gördüğü Ankara Güven Hastanesinde, 25 Temmuz 2016’da 100 yaşında hayatını kaybetti. 27 Temmuz 2016’da Ankara’da gerçekleştirilen törenin ardından da 28 Temmuz 2016’da İstanbul’da Fatih Cami haziresine defnedildi. BİR ASIRLIK ÖMRÜ KİTAPLARLA GEÇTİ Hayatı boyunca 25 kitap ve 310’dan fazla makaleye imza atmış olan Halil İnalcık’ın en son üzerinde uzun yıllar çalıştığı ve vefatından önce tamamladığı, “Kırım Tarihi Üzerine Araştırmalar 1441-1700” isimli eseri de okuyucularla buluşmuştu. PROF. DR. HALİL İNALCIK KÜLLİYATI İnalcık’ın yazdığı ve birkaç dilde araştırmacıların da, tarihçi olmayan okurların da ilgiyle okuduğu eserlerden bazıları şunlardır: -The Ottoman Empire, The Classical Age, 1300-1600, 1974 (Osmanlı İmparatorluğu, Klasik Çağ) -Suret-i Defter-i Sancak-i Arvanid -The Middle East and the Balkans under the Ottoman Empire, Bloomington, -Gazavat-ı Sultan Murad b. Mehemmed Han -Ottoman Civilization (Gunsel Renda ile birlikte), -Essays in Ottoman History -Fatih Devri Üzerine Tedkikler ve Vesikalar, -Osmanlı’da Devlet, Hukuk, Adalet, -Osmanlı İmparatorluğu’nun Ekonomik ve Sosyal Tarihi Cilt 1 – Cilt 2 -Tanzimat ve Bulgar Meselesi -Şair ve Patron, -Atatürk ve Demokratik Türkiye, -Devlet-i Aliyye, -Kuruluş ve İmparatorluk Sürecinde Osmanlı -Kuruluş ve İmparatorluk Sürecinde Osmanlı, -Devlet-i ‘Aliyye: Tagayyür ve Fesad, Osmanlı İmparatorluğu Üzerine Araştırmalar II, -Kanunname-i Sultani Ber Muceb-i Örf-i Osmani -Osmanlı’da Devlet Hukuk Adalet -Osmanlı Uygarlığı -Has-Bağçede ‘Ayş u Tarab -Kırım Tarihi Üzerine Araştırmalar 1441-1700

Vatan Şairi Namık Kemal, vefatının 137. yılında anılıyor Haber

Vatan Şairi Namık Kemal, vefatının 137. yılında anılıyor

"Ecdâdımızın heybeti ma'rûf-u cihândır, Fıtrat değişir sanma bu kan yine o kandır..." dizeleriyle tanınan; Türk edebiyatının öncü kalemlerinden, "Vatan Şairi" olarak tanınan şair ve yazar Namık Kemal'in vefatının 137. yılı. Namık adını şair Eşref Paşa'dan alan, asıl adı Mehmet Kemal olan usta edebiyatçı, 1 Aralık 1840'ta 2. Abdülhamid'in müneccimbaşısı Yenişehirli Mustafa Asım Bey ile Fatma Zehra Hanım'ın çocukları olarak Tekirdağ'da doğdu. Namık Kemal, 1848'de annesi Fatma Zehra Hanım'ı kaybedince çocukluğunu Tekirdağ Valisi dedesi Abdüllatif Paşa'nın yanında, Rumeli ve Anadolu'da geçirdi. Afyon müftüsü Buharalı Hacı Velid Efendi'den gördüğü eğitimin yanı sıra özel derslerle de Arapça ve Farsça dillerini öğrenen Namık Kemal, Afyon Mevlevi Tekkesi neyzenbaşı Coşkun Dede'den tarikat usullerini öğrendi. İLK ŞİİR DENEMELERİNİ KARS'TA YAZDI Mart 1853'te Kars kaymakamlığına tayin edilen dedesiyle bu şehre taşınan Kemal, 1,5 yılda Karslı şair ve müderris Vaizzade Seyid Mehmet Hamid Efendi'den tasavvuf ilmini, divan edebiyatını öğrendi ve hocasının da teşvik etmesiyle ilk şiir denemelerini kaleme aldı. Kara Veli Ağa adındaki kır serdarından avcılık, atıcılık, cirit oyunu dersleri alan şair, babasının 1855'te Filibe kentine mal müdürü ve dedesinin Sofya Kaymakamlığına atanması ile Sofya'ya gitti ve 16 yaşındayken Niş kadısı Mustafa Ragıp Efendi'nin kızı Nesibe Hanım'la evlendi. Çiftin Feride, Ulviye ve Ali Ekrem adında üç çocuğu olurken, Sofya'da evlerine ziyarete gelen dedesinin arkadaşı şair Binbaşı Eşref Bey, şiirlerini okuduktan sonra bir mahlas düzenleyerek asıl adı "Mehmet Kemal" olan usta edebiyatçıya "Namık" ismini verdi. Sofya'da Fransızca öğrenen ve 1857'de İstanbul'a dönen Namık Kemal, ilk görev yeri Bab-ı Ali Tercüme Odası'nda katip olarak çalıştığı dönemde önemli düşünür ve sanatçılarla tanışma imkanı bularak fikir dünyasını oluşturmaya başladı. Edebiyatta Batılılaşmanın ilk adımlarını atan İbrahim Şinasi ile tanıştı ve Şinasi'nin çıkardığı Tasvir-i Efkar gazetesinde fıkra ve tercüme yazıları yazdı. Kemal, 1865'te Şinasi'nin Fransa'ya gitmesiyle kendisine bıraktığı gazeteyi tek başına çıkarmaya başladı. Namık Kemal, kuruluşu 1865'e dayanan ve daha sonra Yeni Osmanlılar Cemiyeti adıyla ortaya çıkan "İttifak-ı Hamiyet" adlı gizli derneğe katıldı, "Tasvir-i Efkar" gazetesinde hükümeti eleştiren yazılar kaleme aldı. Gazete, Yeni Osmanlılar Cemiyeti'nin görüşleri doğrultusunda yaptığı yayın sonucu 1867'de kapatıldı. ZİYA PAŞA İLE BİRLİKTE PARİS'E GİTTİ Namık Kemal, İstanbul'dan uzaklaştırılmak için Erzurum'a vali yardımcısı olarak atandı, fakat bu göreve gitmeyi erteleyerek Mustafa Fazıl Paşa'nın çağrısı üzerine Ziya Paşa ile birlikte Paris'e gitti. Fransız hükümetinin Genç Osmanlılara ülkeyi terk etmelerini söylemesi üzerine Londra'ya geçen Namık Kemal ve arkadaşları, 1868'te Mustafa Fazıl Paşa'nın maddi desteğiyle Ali Suavi ile "Muhbir" ve "Hürriyet" gazetelerini çıkardı. Namık Kemal, çeşitli anlaşmazlıklar sonucu, Avrupa'da desteksiz kalınca, 1870'te Zaptiye Nazırı (Güvenlik Bakanı) Hüsnü Paşa'nın çağrısı üzerine İstanbul'a döndü. Sadrazam Ali Paşa'nın ölümünden sonra Ebüzziya Tevfik Bey'le birlikte 1872'de İbret gazetesini çıkaran Namık Kemal'in, muhalif yazılar yazdığı için gazetesi kapatıldı ve mutasarrıf olarak Gelibolu'ya atandı. Namık Kemal, kaymakamlık görevinden azledilince 1873'te İstanbul'a döndü ve sonra tiyatroyla ilgilenmeye başladı. ARKADAŞIYLA BİRLİKTE TUTUKLANDI VE MAGOSA'YA SÜRGÜN EDİLDİ Gedikpaşa Tiyatrosu'nda 1 Nisan 1873'de "Vatan Yahut Silistre" oyununu sahneleyen Kemal, oyunu izleyenlerin galeyana gelip olay çıkarması üzerine birçok arkadaşıyla birlikte tutuklandı ve Magosa'ya sürgün edildi. Sanatı toplumun Batılılaşması için bir araç olarak kullanan şair, eserlerini halkın anlayabileceği sade bir dille yazmayı amaçlarken, Fransız edebiyatını örnek aldı ve romantizmin etkisinde kaldı. Kemal, Birinci Meşrutiyet'in ilanından sonra İstanbul'a dönerek danıştay üyeliği yaptı ve Kanun-ı Esasi'yi hazırlayan kurulda görev yaptı. Sırasıyla, 1879'da Midilli, 1884'te Rodos ve 1887'de Sakız Adası kaymakamlığı yapan şair, yakalandığı zatürre hastalığından kurtulamadı. Namık Kemal, 2 Aralık 1888'deki vefatının ardından Sakız Adası'ndaki bir caminin haziresine defnedildi. Daha sonra cenaze, vasiyetine uyularak Ebüzziya Tevfik'in padişaha müracaatı üzerine Gelibolu'ya nakledildi. Usta edebiyatçı, "Vatan yahut Silistre", "Gülnihal", "Akif Bey", "Zavallı Çocuk", "Kara Bela", "Celaleddin Harzemşah", "İntibah", "Cezmi", "Barika-i Zafer", "Kanije", "Osmanlı Tarihi Medhali", "Bahar-ı Daniş", "Terceme-i Hal-i Nevruz Bey", "Mukaddeme-i Celal", "Vaveyla", "Murabba", "Vatan Mersiyesi", "Osmanlı Tarihi" ve "Büyük İslam Tarihi"nin arasında olduğu pek çok eser kaleme aldı.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.