Öz-Türkistan Derneği Başkanı Masumi, Güney Türkistan’daki asimilasyon ve hak mücadelesini QHA’ya anlattı
Öz-Türkistan Kültür Eğitim Araştırma ve Strateji Derneği Başkanı Abdurrahim Masumi; bugünkü Afganistan topraklarında kalan ve Özbekler başta olmak üzere çoğunlukla Türkmenler, Tatarlar, Kırgızlar ve Kazaklardan oluşan Güney Türkistan halkının tarihi, Güney Türkistan halkına yaşatılan zulümler ve Güney Türkistan halkının hak mücadelesi üzerine Kırım Haber Ajansına (QHA) değerlendirmelerde bulundu.
“GÜNEY TÜRKİSTAN’IN DESTEĞİNİ ALMADAN HİÇBİRİSİ İKTİDARA GELEMEMİŞTİR”
Abdurrahim Masumi, Güney Türkistan halkının yaşadığı zorlukların fitilinin ateşlenmesinin Afganistan emirleri olan Ahmed Şah Dürrânî’den Abdurrahman Han’a kadar uzanan bir dönem içerisinde başladığını kaydetti.
“Hangi hükûmet gelirse gelsin, Güney Türkistan Türklerinin desteğini almadan hiçbirisi iktidara gelememiştir. Göktürkler döneminde de görüldüğü gibi biz, düşmanın tatlı diline çok çabuk kanıyoruz. Türk halkı olarak çok iyimseriz, dolayısıyla bizi hep tatlı dilleriyle kullanmışlardır.” diyen Masumi, Güney Türkistan halkının bu durumdan olumsuz etkilendiğini kaydetti. Güney Türkistan halkının dillerinden ve kültürlerinden uzak kaldığını ve dilin yalnızca konuşma dili olarak kaldığını belirtti. Buna rağmen Güney Türkistan halkının ne kadar baskıyla karşılaşırsa karşılaşsın kendi kültüründen vazgeçmediğini dile getiren Masumi; halkın destanını, dili ve halk şarkılarını bir şekilde devam ettirdiğini beyan etti.
Masumi, bununla birlikte Afganistan’ın Emir Abdurrahman Han dönemine denk gelen dönemde bastırılan Kabil Rupisi banknotlarının üzerinde Türkçe, Farsça, Peştunca yazılar olduğunu belirterek 5 Rupi banknotunun üzerinde Arap alfabesiyle Türkçe “beş” yazdığını dile getirdi.
MASUMİ, RUSYA’NIN GÜNEY TÜRKİSTAN TARİHİNDEKİ OLUMSUZ ETKİSİNE DİKKAT ÇEKTİ
Söz konusu dönem içerisinde, Emir Abdurrahman Han ile başlayan ve bugüne kadar devam eden Güney Türkistan’ı Peştûnîleştirme politikasının hüküm sürdüğünü bildiren Masumi, “Devlet, bölgenin (Güney Türkistan) en verimli topraklarını kendi Peştun halkına bir şekilde veriyor ve orada yayılarak bu politikasını hâlâ devam ettiriyor. Hatta Zahir Şah döneminde Gül Muhammed Mohmand diye bir diplomat var. Daha önce Kabil’de görevliyken Türkiye’ye eğitime geliyor ve geldikten sonra Türk tarihinin ve kültürün ne kadar zengin olduğunu öğreniyor. İçinde kin besleyerek Afganistan’a döndükten sonra Zahir Şah’a diyor ki ‘Sen beni Türkistan’a temsilci olarak ata, ben orada ne yapacağımı bilirim.’. Oraya gittikten sonra kimi zaman tatlı dille ve kimi zaman zorbalıkla kitaplarla el yazma eserleri yakıyor ve sonrasında külünü Amu Derya’ya döküyor. Burada Rusya’nın etkisi çok fazla.” ifadelerini kullandı.
Masumi, Güney Türkistan’ın parasındaki Türkçe “beş” ibaresinin ve “Afganistan Türkistanı” ismindeki “Türkistan” kelimesinin kaldırılmasında Rusya’nın büyük etkisi olduğunu vurguladı.
Bununla birlikte Afganistan emirlerine Türkistan’ın ve Türklerin ikinci plana atılması karşılığında askerî ve ekonomik açıdan desteklenmesi yönünde tekliflerin yapıldığını belirten Masumi, “Özellikle Afganistan’ın sınırları, Rusya’nın etkisiyle belirleniyor. Amu Derya’nın güneyinde bizler, Afganistan sınırları içerisinde kalıyoruz, kuzeyinde de Büyük Türkistan’ın içerisinde kalıyor." dedi.
MAREŞAL ABDÜRREŞİT DOSTUM, GÜNEY TÜRKİSTAN’I AYAĞA KALDIRMIŞTI
Rusya’ya karşı dağa çıkan Güney Türkistanlı mücahitler içinde her etnik gruptan silahlanmanın ve teşkilatlanma olduğunu ve bu noktada büyük destekler sağlandığını belirten Masumi, “Maalesef ki bizim Türkler, bundan yine mahrum kaldı.” dedi. Azat Beg dışında diğer komutanların ve diğer etnik grupların kurduğu teşkilatların farklı yönlere dağılmasıyla Güney Türkistan halkının parçalandığını, dolayısıyla bir teşkilat kurulamadığını kaydeden Masumi, Mareşal Abdürreşit Dostum ile birlikte Güney Türkistan Türklerinin kendi kimliğini kazandığına ve Güney Türkistan’ın o dönemde neredeyse bağımsız bir devlet olduğuna fakat bu devletin Birleşmiş Milletler (BM) veya BM ile bağlı diğer devletler tarafından tanınmadığına dikkat çekti.
TALİBAN’DAN ÖZBEK TÜRKMEN KADINLARA VE ÇOCUKLARA İNSANLIK DIŞI MUAMELE!
Taliban’ın önceki döneminde düzenlediği Kaysar Katliamı’nın Güney Türkistan Türkleri için kapanmayacak bir yara olduğunu belirten Masumi, Peştunların Özbek Türkmen kadınlara Türk çocuğu doğurmaları sebebiyle hakaret edip göğüslerini kestiğini, kundaktaki bebekleri öldürdüğünü ve başka çok geniş ölçekli katliamlar yaptıklarını hatırlattı.
“O zaman internet ve televizyon çok fazla yaygın olmadığı için dünyaya duyurulamadı. Zaten olsaydı bile bugünkü gibi yine duyurulamazdı. Bugün de bu sinsi siyaset devam ediyor, Peştûnîleşme siyaseti hâlâ devam ediyor. Kim olduğunu bilmediğimiz Peştunlar, Güney Türkistan’da özellikle hiç Peştun olmayan bölgelere getirilip onlara, oranın halkıymış gibi kimlikler veriliyor. Maalesef bu siyaset, hâlâ devam etmekte.” değerlendirmesini yaptı.
“TÜRK HALKI HER ZAMAN BAYRAĞINA, TOPRAĞINA, NAMUSUNA SAHİP ÇIKAN BİR HALKTI”
Afganistan’daki Taliban rejimi üzerine bugün, kadınların özellikle doğum veya kadın hastalıkları durumunda doktora gidemediğini ve hayatını kaybettiğini, kadınların ve kız çocuklarının okula ve üniversiteye gidemediğini ve bundan Güney Türkistanlı kadınların da etkilendiğini belirten Masumi, “Bugün her türlü zulüm devam etmekte.” dedi.
Bununla birlikte Masumi, “Bu Afganistan’ın genelinde yapılıyor ama neden yapılıyor? Türk halkı, her zaman yeniliğe açık bir halktır. Ne kadar ekonomik, sosyal ve diğer sıkıntılar olsa da bizim halkımız, çocuklarını okutmaya meyilli. Peştun bölgesine baktığınızda, bu Cumhuriyet (Afganistan Cumhuriyeti) ve ondan önceki dönemde de böyleydi, onlara her türlü imkânı verin, yine de kız çocuklarını okutmazlardı, hatta erkekleri bile çok fazla okutmazlardı. En fazla okuyan ve her dönemde dereceye giren yine Güney Türkistanlı çocuklardır, kız çocukları olsun erkek çocukları olsun başarılı olan onlardır. Hem okullarda sayı olarak fazladır hem de başarı olarak ön plandadır.” şeklinde konuştu.
Masumi, Güney Türkistanlılara karşı gerçekleştirilen zulmün nedeni üzerine ise “Türk halkı her zaman bayrağına, toprağına ve namusuna sahip çıkan bir halktı. Dolayısıyla (Türklerin) onların oyununa gelmeyeceklerini bildikleri için onlara karşı olan bir halkı seçiyorlar.” değerlendirmesini yaptı.
“TÜRK DÜNYASININ ÇOK KATMANLI BİR STRATEJİ YÜRÜTMESİ LAZIM”
Öte yandan Güney Türkistan meselesine uluslararası toplumun dikkatini çekmek için basının ve sosyal medyanın önemini vurgulayan Masumi, bununla birlikte en büyük görevin Türk Devletleri Teşkilatına (TDT) düştüğünü ifade etti.
Ayrıca “Türk dünyasının çok katmanlı bir strateji yürütmesi lazımdır. Bu strateji içerisinde diplomatik, kültürel, medya, insan hakları ve ekonomi olarak birleşik bir yaklaşımın benimsenmesi gerekmektedir.” şeklinde konuşan Masumi, haftada en az birkaç kere Güney Türkistan halkının durumunun aktarılmasının ve Türk devletlerinin Güney Türkistan’ı devamlı gündeme taşımasının önemini dile getirdi.
Masumi, son olarak şu ifadelere yer verdi:
Nasıl ki bir zamanlar Doğu Türkistan’ı kimse tanımıyordu ve bugün her yerde Doğu Türkistan olarak biliniyor, Çin kabul etmese bile. Biz de öyle olabiliriz. Bizi de Güney Türkistan olarak bütün Türk devletlerinin dillendirmesi lazım. Biz kültürümüzü, dilimizi, kendimizi tanıtmak amacıyla Öz-Türkistan Kültür Eğitim Araştırma Strateji Derneğini kurduk. Bu dernek çatısı altında kültürel faaliyetler ve bilimsel çalışmalar yürüttük. Akademi ile de birebir bağlantı içerisindeyiz. Ramazan’dan birkaç gün önce Uluslararası Türk Kültürü Teşkilatı (TÜRKSOY) ile Afganistan Türkleri Kültür Günü’nü kutladık ve çok güzel geçti. 18 Nisan’da büyük babamız Emir Timur’un doğumunu 690. yılını kutladık. Bu çalışmalarımız devam etmekte, bu şekilde çalışmalarımızı devam ettirebiliriz, bu mazlum halkın sesi bu şekilde duyurulabilir. Özellikle medyanın ve devlet yetkililerimizin söylemleri çok önemli. Güney Türkistan’ın her zaman, her yerde ve her platformda adının geçmesi gerekmektedir.