SON DAKİKA
Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#Özbekistan

QHA - Kırım Haber Ajansı - Özbekistan haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Özbekistan haber sayfasında canlı gelişmelerle ulaşabilirsiniz.

Gönül coğrafyasında kardeşlik buluşması: Hataylı depremzedeler Özbekistan’da Nevruz coşkusuna katıldı Haber

Gönül coğrafyasında kardeşlik buluşması: Hataylı depremzedeler Özbekistan’da Nevruz coşkusuna katıldı

Özbekistan Cumhurbaşkanı Şevket Mirziyoyev'in davetlisi olarak ülkeye gelen Hataylı depremzedeler, baharın gelişini müjdeleyen Nevruz Bayramı'nı binlerce Özbekistanlının katılımıyla düzenlenen etkinlikte kutladı. Anadolu Ajansı (AA) tarafından gündeme taşınan habere göre, özel uçakla 5 gün sürecek ziyaretler kapsamında Özbekistan'a gelen 160 depremzede, Uluslararası Türk Kültürü Teşkilatı (TÜRKSOY) Daimi Konseyince "2026 Türk Dünyası Kültür Başkenti" ilan edilen Andican ile Semerkant'ta Nevruz Bayramı etkinliklerine katıldı. Hatay Vali Yardımcısı Mehmet Miraç Topaloğlu ile Arsuz Kaymakamı Fatih Eroğlu'nun da eşlik ettiği kafile, Andican'daki kutlama alanında Vali Şuratbek Kuşakbayeviç Abdurahmanov, Semerkant'ta ise Türkiye'nin Taşkent Büyükelçisi Ufuk Ulutaş ve Semerkant Valisi Adiz Muzaffaroviç Babayev tarafından karşılandı. Gün boyu süren kutlamalarda geleneksel oyunların yanı sıra konserler ve çeşitli etkinlikler düzenlendi. İki ülkenin vatandaşlarını buluşturan kutlamalar, renkli görüntülere sahne oldu. Kafile, Nevruz Bayramı'nı binlerce Özbekistanlıyla birlikte kutladı. Özbekistanlılar, Türkiye'den gelen misafirlere geleneksel yemeklerinden ikram edip, renkli yöresel elbiselerinden hediye etti. "MÜZİKLERİ, MİSAFİRPERVERLİKLERİ, YAKINLIKLARI ÇOK GÜZELDİ" Hataylı depremzede Nilüfer Erol, Özbekistan'daki kardeşleriyle birlikte olmanın müthiş bir durum olduğunu söyledi. Erol, "Aslında aynı kandanız. Dilimiz, birliğimiz, sözümüz aynı. Çok mutlu oldum ve bizi çok güzel karşıladılar. Misafirperverlikleri için teşekkür ederim." dedi. İlk defa böyle bir festival gördüğünü dile getiren Erol, buradaki yemekleri tattıklarını, kıyafetleri giydiklerini anlattı. Erol, nevruz etkinliklerini de gözlemleme fırsatı yaşadıklarını belirterek, "Müzikleri, misafirperverlikleri, yakınlıkları çok güzeldi. Özellikle kafile olarak Hatay'dan gelmiş olmamız, bunu daha güzel yaptı. Böyle bir milli birlik ruhu var, kardeş ruhu diyelim. Öyle bir şey oldu. O duygu tarif edilemez ancak yaşanır." şeklinde konuştu. "İYİ Kİ GELMİŞİZ" Derya Tahış da nevruz kutlamalarının çok güzel geçtiğini anlattı. Burada çok güzel karşılandıklarını dile getiren Tahış, "Hepsi cana yakın. Bol bol yemek yedik, her şeyi ikram ettiler. Oyun oynadık, konser dinledik. Çok iyi insanlar, iyi ki gelmişiz." ifadelerini kullandı. "TÜRK KARDEŞLERİMİZ GELDİ" Özbekistanlı Barçınoy Abduraimova ise Türkiye'den gelen misafirleri ağırlamaktan çok memnun olduklarını söyledi. Tarihi bir gün yaşadıklarını anlatan Abduraimova, "Türk kardeşlerimiz, arkadaşlarımız buraya geldi. Birbirimizi çok seviyoruz. Onlar bugün geldi, ulusal yemeklerimizi gösterdik. Ramazan Bayramı'nı ve nevruzu Türk halkıyla birlikte kutlamaktan çok memnunuz. Türkiye'ye çok selam söylüyoruz." dedi. Azize Şahıbıddınova da "Bugün Türkiye Cumhuriyeti'nden kardeşlerimiz teşrif buyurdu, çok mutlu olduk ve sevindik. İlkbahar mevsiminde olan Nevruz Bayramı'mızda görüşmekten çok mutlu olduk. Bizim için çok heyecanlı oldu. Burada ulusal yemeklerimizi, elbiselerimizi onlara anlattık." diye konuştu.

Birinci Türkoloji Kurultayı’nın 100. yılı Bakü’de uluslararası konferansla anıldı Haber

Birinci Türkoloji Kurultayı’nın 100. yılı Bakü’de uluslararası konferansla anıldı

Azerbaycan’ın başkenti Bakü’de, Birinci Türkoloji Kurultayı’nın 100. yılı dolayısıyla düzenlenen uluslararası bilimsel konferansın ilk günü tamamlandı. Azerbaycan Millî İlimler Akademisi Riyaset Heyeti binasında gerçekleştirilen toplantı, “birinci Türkoloji Kurultayı’nın Kurucuları ve Dersleri: Tarih ve Çağdaşlık” başlığıyla yapıldı. Azerbaycan Devlet Haber Ajansının (AZERTAC) haberine göre, konferans öncesinde katılımcılar Azerbaycan Millî İlimler Akademisi Riyaset Heyeti fuayesinde Birinci Türkoloji Kurultayı’na ilişkin oluşturulan veri tabanı, sanal sergi ve yıl dönümü kapsamında yayımlanan kitaplarla ilgili bilgi aldı. Program, Kurultay’ın düzenlenmesinde rol oynayan Türk dünyasının seçkin şahsiyetlerinin anısına bir dakikalık saygı duruşuyla başladı. “TÜRK HALKLARININ BİLİMSEL VE KÜLTÜREL BİRLİĞİNİN TEMELİ” Azerbaycan Millî İlimler Akademisi Başkanı Akademik İsa Habibbeyli, 1926 yılında Bakü’de gerçekleştirilen Birinci Türkoloji Kurultayı’nın, Türk halklarının bilimsel ve kültürel birliğinin tarihsel temelini oluşturduğunu belirtti. Habibbeyli, Kurultay’ın 20. yüzyılda Türk halklarının, özellikle de Azerbaycan’ın kültürel hayatında en önemli dönüm noktalarından biri olduğunu vurguladı. Konferansta sunulacak bildirilerin ve yürütülecek tartışmaların Türkoloji biliminin gelişimine ivme kazandıracağını ifade eden Habibbeyli, etkinliğin uluslararası akademik iş birliğini güçlendireceğini söyledi. Yunus Emre Enstitüsü Başkanı Prof. Dr. Abdurrahman Aliy, Birinci Türkoloji Kurultayı’nı ortak tarihî mirasa sahip Türk halklarının kültürel entegrasyonunda bir dönüm noktası olarak nitelendirdi. Kurultay’da ortaya konulan birçok fikrin günümüzde başarıyla hayata geçirildiğini belirten Aliy, 100. yıl etkinliklerinin Türk dünyasının entelektüel mirasının yeniden değerlendirilmesi açısından önem taşıdığını kaydetti. TÜRK DÜNYASINDAN YOĞUN KATILIM Konferans kapsamında, Türkoloji biliminin tarihsel gelişimi, alfabe ve terminoloji meseleleri, Kurultay kararlarının Türk halklarının bilimsel ve kültürel hayatına etkileri ile bağımsızlık döneminde Türkoloji’nin karşı karşıya bulunduğu yeni meydan okumalar ele alındı. Dilbilimciler, tarihçiler, etnograflar, edebiyat araştırmacıları ve kültür bilimciler, farklı akademik perspektiflerden değerlendirmeler sundu. Toplantıda, Birinci Türkoloji Kurultayı’nın az araştırılmış yönlerine ilişkin tartışmalar da yürütüldü. Uluslararası konferansa Azerbaycan’ın yanı sıra Türkiye, Özbekistan, Kazakistan, Türkmenistan, Kırgızistan ve Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti başta olmak üzere çeşitli ülkelerden bilim insanları katıldı. Konferansın ikinci gününde katılımcılar, Bakü’deki Hazar Üniversitesinde düzenlenecek sempozyum programında yer alacak.

İşgalci Rus ordusuna katılan Özbekistan vatandaşına hapis cezası Haber

İşgalci Rus ordusuna katılan Özbekistan vatandaşına hapis cezası

Özbekistan’ın Andican (Andijon) Bölgesi Bustan Şehri Ceza Mahkemesi, 24 yaşındaki bir Özbekistan vatandaşına, Rusya’nın Ukrayna’yı topyekûn işgal girişiminde Rus ordusunda savaşması gerekçesiyle 3 yıl hapis cezası verdi. ÇATIŞMALARDA YARALANAN FAİL, HASTANEYE KALDIRILDI Fail O. H., Rus ordusuyla 2025 yılının nisan ayında paralı askerlik sözleşmesi imzalamasının ardından, Varojnik (Varozhnik) bölgesinde bulunan bir kampta askerî eğitim aldı. 2025 yılının mayıs ayında ise AK-74 tipi tüfeklerle Ukrayna’nın Luhansk bölgesinde Rusya’nın yürüttüğü terör faaliyetlerinde yer alan fail, bir silahlı insansız hava aracı (SİHA) tarafından yaralanarak hastaneye kaldırıldı. Rusya’nın Ukrayna’da gerçekleştirdiği terör faaliyetleri esnasında iki bacağından da yaralanan fail, aldığı tedavi sonrası Moskova’ya giderek 25 Temmuz 2025 tarihinde Vnukovo Havalimanı üzerinden Özbekistan’a geri döndü. FAİL, İFADESİNDE NELER SÖYLEDİ? Özbekistan’ın Andican Bölgesi Bustan Şehri Ceza Mahkemesi tarafından incelenen davaya göre, verdiği ifadede Rusya’ya 2025 yılının ocak ayında para kazanmak amaçlı gittiğini öne süren fail, Vnukovo Havalimanındaki bir atölyede çalıştığını fakat evrak işlerini tamamlarken Rusya’dan sınırdışı edildiğini öğrendiğini iddia etti. Verdiği ifadede, “Paraya ihtiyacım vardı, o yüzden eski işimde çalışmaya devam ettim. Sonra bir arkadaşımın Domodedovo’da bir işi olduğunu öğrendim. Arkadaşımı görmek üzere İstra’ya giderken Rus polisi beni durdurdu ve evraklarım eksik olduğu için beni karakola götürdüler. Orada bir belge imzalamam için beni zorladılar. Üç gün sonra da beni Varojnik köyüne gönderdiler.” şeklinde konuşan fail, Varojnik köyünde kendisine askerî üniforma, telefon ve banka kartları verildikten sonra askerî eğitimden geçtiğini ve Luhansk’a sevk edildiğini öne sürdü. Özbekistan haber sitesi Gazeta.uz’un 25 Şubat 2026 tarihinde gündeme taşıdığı habere göre, Rus ordusuna katılması dolayısıyla pişman olduğunu iddia eden fail, 6 Şubat 2026 tarihinde, Özbekistan Ceza Kanunu’nun 154. Maddesinin 1. Bölümü (paralı askerlik) uyarınca suçlu bulunarak 3 yıl hapse mahkûm edildi.

ABD’den Rus hackerlarla bağlantılı Özbekistan vatandaşına yaptırım Haber

ABD’den Rus hackerlarla bağlantılı Özbekistan vatandaşına yaptırım

Amerika Birleşik Devletleri (ABD) Hazine Bakanlığına bağlı Yabancı Varlıkları Kontrol Ofisi (OFAC), Rus bilgisiyar korsanlarıyla bağlantılı olduğu iddiasıyla Özbekistan vatandaşı Azizjon Mamaşoev’e (Azizjon Mamashoev) yaptırım uyguladı. OFAC tarafından yayımlanan basın açıklamasında, Mamashoev’in siber suç faaliyetleriyle bağlantılı olduğundan şüphelenildiği belirtildi. ABD makamlarının paylaştığı bilgilerde Mamaşoev’in 1987 doğumlu olup yalnızca Özbekistan vatandaşlığına sahip olduğu belirtildi. OFAC ayrıca Mamaşoev ile bağlantılı olduğu belirtilen Advance Security Solutions adlı şirketi de yaptırım listesine ekledi. 2025 yılında Birleşik Arap Emirlikleri’nin Dubai kentinde kurulan şirketin Taşkent’te de adresinin bulunduğu bildirildi. Yetkililer, söz konusu şirketin “saldırgan siber güvenlik” alanında faaliyet gösterdiğini ve bilgisayar sistemlerine yönelik saldırılarda kullanılan yazılım açıklarına ilişkin bilgi toplayarak aracılık yaptığını ifade etti. Mamaşoev ile birlikte Rus vatandaşları Oleg Kuçerov, Marina Vasanoviç ve Sergey Zelenyuk da yaptırım listesine alındı. Zelenyuk’un, zararlı yazılımlar kullanarak ABD’deki devlet kurumları ve sağlık kuruluşlarına yönelik siber saldırılar organize etmekle suçlandığı belirtildi. Mamaşoev ve diğer kişilerin, Zelenyuk ve bağlantılı olduğu yapıya teknik ve maddi destek sağladığı öne sürüldü. ABD’DEKİ VARLIKLARI DONDURULUYOR ABD Hazine Bakanlığının Özel Olarak Belirlenmiş Vatandaşlar (SDN) listesine alınan kişi ve kuruluşların ABD’deki varlıkları dondurulurken, ABD vatandaşları ve şirketlerinin bu kişi ve kurumlarla iş yapması yasaklanıyor. ABD makamları daha önce de Özbekistan merkezli Datavice adlı şirketi, Rusya’nın siber altyapısına destek verdiği şüphesiyle yaptırım listesine dâhil etmişti.

Büyük Türk bilgini ve Türkçe aşığı Ali Şir Nevaî Özbekistan’da anıldı Haber

Büyük Türk bilgini ve Türkçe aşığı Ali Şir Nevaî Özbekistan’da anıldı

Türk dünyasının büyük şairi, düşünürü ve devlet adamı Ali Şir Nevaî, doğumunun 585. yılı vesilesiyle Özbekistan’da ve Türk coğrafyasının farklı bölgelerinde düzenlenen çeşitli etkinliklerle anıldı. Anma programları kapsamında “Nevaî Okumaları” geceleri başta olmak üzere çok sayıda kültürel etkinlik gerçekleştirildi. TÜRKSOY Genel Sekreteri Sultan Raev ve beraberindeki heyetin Özbekistan ziyareti, Ali Şir Nevaî’nin doğum gününe rastladı. Raev ve TÜRKSOY heyeti, 2026 yılı için “Türk Dünyası Kültür Başkenti” ilan edilen Andican’da, Ali Şir Nevaî Parkı’nda düzenlenen anma etkinliğine katıldı. Etkinlikte Özbekistan Cumhuriyeti Kültür Bakanı ve TÜRKSOY 43. Dönem Koordinatörü Ozodbek Nazarbekov, Andican Valisi Şuhratbek Abdurahmanov’un yanı sıra üniversite rektörleri, bilim insanları, şairler, yazarlar ve öğrenciler yer aldı. Ali Şir Nevaî anıtına çelenk sunulması ile başlayan törende Andican Valisi ve TÜRKSOY Genel Sekreteri konuşma yaptı. Raev konuşmasında Ali Şir Nevaî’nin el yazmalarının kendisi hayattayken Türk Dünyası’nın dört bir yanına yayıldığı ve sevilerek okunduğu ve ondan ilham alarak Türk dilinde şiirler yazmanın gelenek haline geldiğine değinerek “Ulu şairin eserlerine nakşedilen aydınlanmacı fikirler, asırlar boyunca insanlığa hizmet ettiği gibi bugün de kalplerde yankı bularak halkları birleştirmeye ve maneviyatı yüceltmeye hizmet etmektedir.” dedi. Törende Nevaî’nin mirasının önemi hakkında bilim insanları görüşlerini paylaştı, akabinde şairin gazelleri okundu ve bestelenmiş şiirleri seslendirildi.

Prof. Dr. Meşkure Yılmaz: Türkler farklı coğrafyalarda aynı acılara maruz kalmışlardır Haber

Prof. Dr. Meşkure Yılmaz: Türkler farklı coğrafyalarda aynı acılara maruz kalmışlardır

Umay Ana Türk Dünyası Kadınlar Birliği Ankara Temsilcisi ve Ankara Hacı Bayram Veli Üniversitesi (HBVÜ) Tarih Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Meşkure Yılmaz, Türk dünyasının bugününe ilişkin olarak Kırım Haber Ajansına (QHA) yaptığı değerlendirmede önemli tespitlerde bulundu. “COĞRAFYALAR FARKLI, ACILAR AYNI; ZULMEDENLER FARKLI, ZULME UĞRAYANLAR AYNI” Hem Türk dünyası alanında çalışan bir akademisyen hem de bir Türk vatandaşı olarak Türk dünyası kavramının ne ifade ettiği sorusu üzerine; “Siz hiç İngiliz dünyası, Fransız dünyası, İtalyan dünyası diye bir kavram duydunuz mu?” diye sözlerine başlayan Prof. Dr. Yılmaz, Soğuk Savaş’ın sona ermesinin ardından Türk cumhuriyetlerinin bağımsızlık kazanması ile biraz da hamasetle "Adriyatik’ten Çin Seddi’ne kadar Türk dünyası"ndan söz edilmeye başladığını kaydetti. Türklerin dünyada birçok coğrafyada devlet kurduğuna değinen uzman, dünyanın en eski iki milletinden biri olmak gibi özel durum nedeniyle bir Türk dünyası gerçeğinin olduğunu vurguladı. “Türk dünyası tek bir coğrafya ya da tek bir devlet değildir, hareket halinde şekillenmiş bir tarih alanıdır. Türkler yerleşik medeniyetlerden farklı olarak tarih boyunca göç, fetih, ticaret ve kültürel etkileşimle geniş bir coğrafyaya yayılmıştır” diyen Meşkure Yılmaz, “Bu nedenle Türk dünyası ortak bir köken anlatısına, destanlar, mitler, Oğuz geleneği gibi benzer dil yapılarına, lehçeler arası karşılıklı anlaşılabilirlik gibi bir durum söz konusu; ortak kültürel kodlara, misafirperverlik, toy, töre, ata kültü gibi değerlere sahiptir” dedi. Türklerin farklı coğrafyalarda aynı acıları yaşadıklarını belirten Yılmaz, “Coğrafyalar farklı, acılar aynı, zulmedenler farklı, zulme uğrayanlar aynı” ifadelerini kullandı. “TÜRK DÜNYASI AYNI AĞACIN FARKLI DALLARIDIR” Türk dünyasının birçok ortak yönü olduğunu ve bu açıdan bakıldığında Türk dünyasının aynı ağacın farklı dalları olduğunu ekleyerek sözlerine devam eden Yılmaz “Bu dallar yüzyıllar boyunca farklı rüzgârlara maruz kalmıştır.” dedi. “Türk dünyası bizim için geçmişi birebir tekrarlayan bir alan değil, ortak kökten doğmuş çoklu tarihlerin toplamıdır.” değerlendirmesinde bulunan Meşkure Yılmaz, Türk dünyasının kendisi için önemini “Ne dış politika aracı kadar soğuk ne de hamasi bir slogan kadar yüzeysel bir şeydir. Türk dünyası unutulmuş akrabalıktır. Türk dünyası yarım kalmış bir tanışıklıktır. Türk dünyası aynı kelimeleri farklı aksanlarla söyleyen insanların ortak hikayesidir. Azerbaycan’da bir ağıt duyduğumuzda içimizin burkulması, Kazak bozkırında bir destanın bize tanıdık gelmesi, Türkmenistan’daki misafirperverlikle Anadolu’daki misafirperverliğin aynı ruhu taşıması tesadüf değildir. Bu kan bağı romantizmi değil, hafıza bağıdır. Türk dünyası bizim potansiyelimiz, geçmişten kalan mirasımızdır.” cümleleri ile ifade etti. Ayrıca Türk dünyasının “Kan bağına indirgenemeyecek kadar karmaşık, siyasi slogana sığmayacak kadar derin, ihmal edilemeyecek kadar gerçek bir alan olduğunu” vurguladı. "TÜRK DEVLETLERİ TEŞKİLATINDA DEVLETSİZ TÜRK TOPLULUKLARININ TEMSİL EDİLDİĞİNİ SÖYLEYEMEYİZ" Türk Devletleri Teşkilatının (TDT) mevcut sınırının egemenlik ilkesi bağlamında olduğunu söyleyen Yılmaz, teşkilatın klasik olarak hükûmetler arası bir örgüt olduğu, Birleşmiş Milletler (BM) mantığında çalıştığını belirterek, üyeliğin egemen olma şartına bağlı olduğunu, karar alma mekanizmasının devlet merkezli olduğunu ve uluslararası hukukta iç işlerine karışmama hassasiyetinin çok güçlü olduğunu belirtti. Bu çerçevede bakıldığında “devletsiz Türk toplumlarının tam üyelikle temsil edilmesi mümkün değil” diye konuşan Yılmaz, Kırım Tatarları, Gagavuzlar, Saha Türkleri, Doğu Türkistan Türklerinin mevcut yapı içinde yer alamayacaklarını belirtti. Ancak temsilin tek tip olma gibi bir zorunluluğu bulunmadığını da sözlerine ekleyen Yılmaz, kritik sorunun temsilden ne anlaşıldığı olduğunu ifade etti. Prof. Dr. Meşkure Yılmaz şöyle devam etti: Eğer temsili sadece devlet statüsü olarak okursak hedefe ulaşılamaz. Ama temsili çok katmanlı ve esnek düşünürsek alan açılıyor. Uluslararası örnekler bize şunu gösteriyor. Mesela Avrupa Birliği'nde (AB) bölgeler komitesi var. Arap Birliği çerçevesinde kültürler ve siyasal platformlar var. İslam İş birliği Teşkilatında (İİT) gözlemci/bağlı kuruluşlar var. TDT'de de benzer şekilde devlet dışı ama devletlerle uyumlu ara mekanizmalar geliştirilebilir. Aslında en gerçekçi yol kademeli ve dolaylı temsil, bence ulaşılabilir olan senaryodur. Bunu farklı ayaklarda anlamlandırabiliriz. Kültürel toplumsal temsil kanalı devletsiz Türk topluluklarının dil, kültür, tarih gibi ortak alanlarını bir araya getirerek bu konular üzerinde çalışmalar yapılabilir ve Türk Devletleri Teşkilatı ekosistemine dahil edilebilir. Örneğin Türk Dünyası Kültürel Topluluklar Forumu gibi bir yapı kurulabilir. Bu siyasi değil ama kimliksel ve sembolik olarak çok güçlü olur. Akademik ve sivil ağlar üzerinde görünürlük, Türk Devletleri Teşkilatı çatısı altında ortak tarih yazımı, üniversite arası ağlar, enstitüler, gençlik ve kadın platformları gibi kurulabilir. "UMAY ANA TÜRK DÜNYASI KADINLAR BİRLİĞİ İLE TÜRK DÜNYASINI BİR ARAYA GETİRMEYE ÇALIŞIYORUZ" Umay Ana Türk Dünyası Kadınlar Birliğini kurarak bir sivil toplum örgütü çatısı altında Türk dünyasını bir araya getirmeye çalıştıklarını belirten Yılmaz, 2024 yılında Kıbrıs’ta bir toplantı yaptıklarını, 2025’te Azerbaycan’da bir çalıştay gerçekleştirdiklerini ve bu faaliyetlere devleti olmayan Türk topluluklarından da temsilciler davet ettiklerini söyledi. Bu şekilde temsil edilmelerinin kendileri açısından önemli olduğunu dile getirdi. Sürecin sivil toplum örgütleri ile bu şekilde yönetilebileceğini ve uzun vadede ise devlet dışı gözlemci topluluğu gibi özel sınırlı bir statü oluşturulabileceğini, bu oluşumun, karar alma yetkisi olmayan, siyasi egemenlik iddiası içermeyen kültürel danışma temeli olan bir konum olabileceğini sözlerine ekleyen Yılmaz, bu tür bir formülün “Rusya, Çin, İran gibi aktörlerle doğrudan kriz üretmeden ilerleme” sağlayacağını da belirtti. “Türk dünyası sadece devletlerarası çıkar alanı olarak görülürse devletsiz toplumlar dışarıda kalır ama eğer medeniyet, tarih ve kültür havzası olarak tanımlanırsa dışarıda bırakılmazlar. Bugün Türk Devletleri Teşkilatının söylemi ikinciye göz kırpıyor ama pratiği hala birincinin sınırlarında.” diyerek sözlerini sürdüren Yılmaz, 1993 yılında Antalya’da başlayan ve Türk Devlet ve Toplulukları Dostluk, Kardeşlik ve İşbirliği Vakfı tarafından yürütülen Türk Devlet ve Toplulukları Dostluk, Kardeşlik ve İşbirliği kurultaylarının devletsiz Türk topluluklarının sesini duyurabildiği önemli platformlar olduğuna dikkat çekti. Kurultayların ilk 10'unun Türkiye'de 11’incisinin 2007’de Bakü’de yapıldığını ve sonrasında toplanmamasının ciddi bir eksiklik olduğunu vurgulayan Yılmaz, bu tür toplantıların farklı bir adla da olsa mutlaka yeniden hayata geçirilmesi gerektiğini ifade etti. “TDT’NİN PROBLEMLİ ALANLARA DOĞRUDAN ETKİ KAPASİTESİ SINIRLI” Türk Devletleri Teşkilatı’nın (TDT) mevcut yapısıyla problemli alanlara sert ve doğrudan müdahale edebilme kapasitesinin sınırlı olduğunu ifade eden Yılmaz, bunun temel nedenlerini jeopolitik kırılganlık, büyük güçlerle sınır komşuluğu ve kurumsal araç eksikliği olarak sıraladı. TDT’nin yaptırım uygulama, askerî misyon kurma ya da bağlayıcı karar alma yetkisine sahip olmadığını vurgulayan Yılmaz, bu nedenle etkinin daha çok yumuşak güç ve dolaylı diplomasi kanallarıyla sağlanabileceğini belirtti. “KIRIM TÜRKSÜZLEŞTİRİLİYOR" Türk topluluklarının sorunları üzerine de konuşan Yılmaz, Kırım’ın işgali ve Kırım Tatarlarının durumunun farklı olduğunu, işgalsöz konusu olduğundan müdahale edilebileceğini söyleyerek Kırım meselesinin uluslararası hukuk açısından diğerlerinden farklı bir statüye sahip olduğunu ekledi. Kırım’da yaşanan insan hakları ihlallerinin Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi tarafından teyit edildiğinin üzerinde durarak daha yüksek sesle tepki verilebileceğini ekledi. “Türkiye başta olmak üzere Türk Devletleri Teşkilatı üye devletlerinin Ukrayna ile yakın ilişki içinde olduğunu” dile getiren uzman, Rusya’nın çok sayıda kişiyi hapsettiğini ve isnat edilen suçların aktivistler, din adamları ya da hapishanede bulunanların yakınlarına yardımcı olmak gibi suçlar olduğunu belirtti. “Yani aslında temel insan hak ve hürriyetleri açısından baktığımız zaman bir suç yok” diye konuşan Yılmaz “bütün Türk yurtlarında olduğu gibi Kırım Türksüzleştiriliyor” diye vurguladı. Özbekistan, Kazakistan, Kırgızistan gibi ülkelerin Rusya ile açık çatışmadan kaçınmak durumunda olduğunu ifade eden Yılmaz, TDT’nin bu yüzden kolektif sert kınama yapamayacağını ancak Kırım Tatarlarının Türk dünyasının ayrılmaz bir parçası olduğunu sürekli vurgulayabileceğini belirtti. Meşkure Yılmaz, ayrıca “Ukrayna ile kurumsal temasları görünür kılarak dolaylı sürdürülebilir bir baskı oluşturulabilir” dedi. IRAK, SURİYE, GÜNEY AZERBAYCAN VE DOĞU TÜRKİSTAN Yılmaz, Irak Türklerinin siyasal temsil ve güvenlik sorunlarıyla karşı karşıya olduğunu; Suriye’de ise yeni anayasa sürecinde Türklerin temel haklarının güvence altına alınması gerektiğini vurguladı. Güney Azerbaycan meselesinin İran açısından varoluşsal bir güvenlik konusu olarak görüldüğünü, Doğu Türkistan’ın ise Türk dünyasının en hassas ve kapalı alanı olduğunu ifade etti. ORTAK ALFABE: “HÜR DÜNYAYA AÇILIŞIN SEMBOLÜ” Öte yandan latin alfabesine geçiş kararını değerlendiren Yılmaz, Kiril alfabesinin Rusya’ya bağımlılığı, Latin alfabesinin ise hür ve medeni dünyaya açılışı temsil ettiğini söyledi. Ortak alfabenin yanı sıra ortak kelimeler sözlüğü oluşturulmasının da önemine dikkat çeken Yılmaz, bu sürecin Gaspıralı İsmail Bey'in “dilde, fikirde, işte birlik” idealine hizmet edeceğini ifade etti. Yılmaz ayrıca ortak alfabe yanında ortak kelimeler sözlüğünün üretilmesi gerektiği değerlendirmesinde bulundu.

Özbekistan’dan yurt dışındaki savaşlara reklam yasağı! Haber

Özbekistan’dan yurt dışındaki savaşlara reklam yasağı!

Özbekistan’da yurt dışında silahlı çatışmalara katılımı teşvik eden reklamlara para cezası getirilmesi planlanıyor. Âli Meclis Yasama Meclisi, 3 Şubat 2026 tarihinde İdari Sorumluluk Kanunu’nda değişiklik öngören tasarıyı ilk okumada kabul etti. Alt meclisin basın servisinden yapılan açıklamada, söz konusu düzenlemenin, yabancı bir devletin topraklarında veya onun safında silahlı çatışma ya da askerî faaliyetlere katılımı özendiren içeriklerin yayılması ve sergilenmesine idari yaptırım uygulanmasını öngördüğü belirtildi. Milletvekilleri, bu adımın özellikle gençler başta olmak üzere toplum üzerinde olumsuz etki yaratan unsurların ortadan kaldırılmasını amaçladığını vurguladı. Liberal Demokrat Parti Milletvekili Huşvakt Hayitov, Gazeta.uz’a yaptığı açıklamada, saha incelemeleri sırasında apartmanlarda, sokak lambalarında ve kamusal alanlarda yurt dışında iş veya yüksek kazanç vaadi içeren Telegram kanallarının tanıtıldığı grafiti ve el ilanlarının tespit edildiğini söyledi. Hayitov, bu bağlantılar üzerinden kullanıcıların yurt dışında silahlı çatışmalara katılmaya ya da uyuşturucu kuryeliği yapmaya yönlendirildiğini ifade etti. RUSYA TÜRKİSTANLI GENÇLERİ SAVAŞA SÜRÜKLÜYOR Daha önce Fergana haber sitesi, Taşkent’te yaşayan bazı kişilerin Telegram üzerinden anlamsız mesajlar aldığını, yanıt verenlere ise uyuşturucu kuryeliği teklif edildiğini yazmıştı. Geçtiğimiz ay Azattyk Asia ise Rusya’da uyuşturucu suçlamalarıyla tutuklanan ve daha sonra Ukrayna’ya karşı savaşa katılmaya zorlandıkları öne sürülen Özbek Türkü işçi göçmenlerin aileleriyle görüşmüştü. Aileler, yüksek ücretli iş vaatlerinin Özbekistan’da yapıldığını aktarmıştı. Özbek makamları, yurt dışında silahlı çatışmalara katılmanın ülke yasalarına göre suç olduğunu sık sık hatırlatıyor. Yetkililer, Ukrayna’da savaşan yüzlerce Özbekistan vatandaşı hakkında ceza davası açıldığını, ülkeye dönen bazı paralı askerlerin yargılanarak hapis cezasına çarptırıldığını belirtiyor.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.