SON DAKİKA
Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#Özbekistan

QHA - Kırım Haber Ajansı - Özbekistan haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Özbekistan haber sayfasında canlı gelişmelerle ulaşabilirsiniz.

Rusya adına savaştı, Özbekistan’a dönünce hapis cezası aldı! Haber

Rusya adına savaştı, Özbekistan’a dönünce hapis cezası aldı!

İşgalci Rus ordusu, Ukrayna’ya karşı topyekûn işgal saldırılarını devam ettirirken Rus saflarında savaşan ve Namangan bölgesinde ikamet eden bir şahıs, paralı askerlik suçundan 2 yıl hapis cezasına çarptırıldı. Kimlik bilgileri gizli tutulan 25 yaşındaki F.A.’nın, Rusya’daki bir cezaevinde tutulduğu sırada Rusya Savunma Bakanlığı ile sözleşme imzalayarak Rus ordusuna katıldığı kaydedilirken bir silahlı insansız hava aracı (SİHA) saldırısında yaralanmasının ardından Özbekistan’a döndüğü aktarıldı. RUS ASKERLERİ, MAHKÛMLARI BASKI VE ŞİDDET YOLUYLA ORDUYA ALIYOR! Kasım 2021'de çalışmak amacıyla Özbekistan'dan Rusya'ya gittikten sonra Yekaterinburg ve Penza'da çeşitli işlerde çalışan F.A., Eylül 2022'de bir tanıdığının kendisini arayarak ormanda bırakılan yasaklı maddeleri almasını istemesi ve kendisinin belirtilen yere gitmesi sonucu kolluk kuvvetleri tarafından gözaltına alındığını ifade etti. Ekim 2023'e kadar tutuklu kalan sanık, Penza mahkemesi tarafından uyuşturucu maddelerin yasa dışı dolaşımı suçuyla yargılandığı dava kapsamında 8 yıl 6 ay hapse mahkûm edildi. Penza’daki bir cezaevinde tutulan F.A., çıkarıldığı mahkemede, Rus askerlerinin mahkûmlara Ukrayna'ya karşı savaşa gitmeyi teklif ettiğini ifade ederek “Savaşa gitmeyi reddeden hükümlülere işkence yapılıyordu.” dedi. Haziran 2025'te Rus askerlerin cezaevine gelerek hükümlülere Rusya Silahlı Kuvvetleri bünyesinde Ukrayna'ya karşı savaşa katılmayı teklif ettiğini kaydeden F.A, karşılığında para ve Rusya vatandaşlığının vadedildiğini fakat ilk başta teklifi reddettiğini belirtti. Ancak savaşa katılmayı reddeden Özbek, Tacik ve Kırgız uyruklu hükümlülerin cezaevi personelinin baskısına maruz kaldığını dile getiren F.A. “Onlara işkence yapılıyor ve hiçbir gerekçe gösterilmeden tek kişilik hücrelere konuluyorlardı.” ifadelerini kullandı. Cezaevi personelinin mahkûmlara ömür boyu hapiste kalacaklarını ve hiç kimsenin onları koruyamayacağını söylediğini belirten F.A., baskıya dayanamayarak Rusya Savunma Bakanlığı ile sözleşme imzaladığını kaydetti. Bunun yanı sıra kendisine vadedilen miktardan daha az ödeme yapıldı. SİHA SALDIRISINDA YARALANAN F.A.’NIN UYLUK BÖLGESİNDEKİ PARÇA ÇIKARILMADI Aldığı sözde askerî eğitimin ardından 2 Eylül 2025’te gönderildiği çatışma bölgesinde SİHA saldırısına uğradığını kaydeden F.A., Rusya’nın Rostov-na-Donu kentinde kaldırıldığı hastanede karnındaki şarapnel parçasının çıkarıldığını fakat uyluk bölgesindeki parçanın çıkarılmadığını dile getirdi. Eylül ayının sonuna kadar hastanede kaldığını ifade eden F.A., daha sonra nakledildiği ve Kaliningrad bölgesinde bulunan bir askerî birlikte ise Şubat 2026'ya kadar kaldığını kaydetti. Askerlik yapmaya elverişsiz olduğu tespit edildiğinden çatışma bölgesine gönderilmediğini öne süren F.A., bununla birlikte askerlik sırasında tanıştığı bir çavuşun 7 Şubat’ta kendisine yakın zamanda yeniden cephe hattına sevk edilebileceğini söylediğini dile getirdi. SANIK, ÖZBEKİSTAN’A NASIL GERİ DÖNDÜ? Öte yandan, Eylül 2025’te Rus vatandaşlığı almış olan F.A.’nın 8 Şubat'ta askerî birlikten ayrılarak Kaliningrad Havalimanı'na gittiği, Rus pasaportunu kullanarak Moskova'ya bilet aldığı ve Özbekistan Büyükelçiliğine başvurduğu kaydedildi. F.A.’nın, Büyükelçilikte pasaportunu kaybettiğine dair başvuruda bulunduğu ve 16 Şubat'ta kendisine ülkeye geri dönüş belgesi verildiği belirtildi. Ardından F.A.’nın, kendi ifadesine göre Rus pasaportunu yırtarak çöpe attığı ve 17 Şubat'ta ise Vnukovo Havalimanı'ndan Moskova-Taşkent uçuşu için bilet alarak Özbekistan'a geri döndüğü aktarıldı. Mahkemede suçunu tamamen kabul ettiği dile getirilen F.A.’nın, yaptıklarından pişman olduğunu ve Rus ordusuna mecburiyetten katıldığını söylediği belirtildi. Ayrıca F.A.’nın, mahkemeden bu koşulları dikkate alarak kendisine daha hafif bir ceza verilmesini talep etmesinin ardından mahkeme, sanığın suçunu tamamen kabul etmesini, yaptıklarından pişmanlık duymasını ve ailevi durumunu hafifletici nedenler olarak değerlendirdi. Ağırlaştırıcı herhangi bir neden ise tespit edilmedi.

Türkistan, Rus doğal gazına yüzde 70 daha bağımlı hâle geldi! Haber

Türkistan, Rus doğal gazına yüzde 70 daha bağımlı hâle geldi!

Rus enerji devi Gazprom, Türkistan pazarındaki varlığını ve doğal gaz sevkiyat hacmini rekor oranlarda artırmaya devam ediyor. Şirket Yönetim Kurulu Başkanı Aleksey Miller, Petrol ve Gaz Sanayisi Çalışanları Günü kapsamında düzenlenen toplantıda yaptığı açıklamada; Kazakistan, Kırgızistan ve Özbekistan’a yönelik gaz sevkiyatının 2026 başından itibaren yaklaşık yüzde 70 arttığını duyurdu. Özbekistan’ın etkili gazete ve haber portallarından kun.uz tarafından gündeme taşınan habere göre, Miller konuşmasında, "Bu yıl Orta Asya’da oldukça başarılı sonuçlar elde ediyoruz. Kazakistan, Kırgızistan ve Özbekistan’a gerçekleştirdiğimiz teslimat hacmini yaklaşık yüzde 70 oranında artırdık" ifadelerini kullandı. ÖZBEKİSTAN NET GAZ İTHALATÇISI KONUMUNDA 2023 yılında Gazprom'dan gaz tedarik etmeye başlayan Özbekistan, aynı yıl itibarıyla net gaz ithalatçısı konumuna geldi. Rus gazı ülkeye, Sovyetler Birliği döneminde Türkistan'dan Rusya'ya gaz taşımak amacıyla inşa edilen ancak günümüzde tersine akış (revers) rejiminde işletilen "Orta Asya-Merkez" ana boru hattı üzerinden ulaştırılıyor. Gazprom, 2025 yılında Özbekistan’a bir önceki yıla kıyasla yüzde 15 artışla 6,48 milyar metreküp doğal gaz sevk etmişti. Özbekistan Ulusal İstatistik Komitesi verilerine göre, 2026 yılının Ocak-Temmuz döneminde doğal ve suni gaz ithalatı geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 8,2 artarak 1 milyar 10 milyon dolara ulaştı. Sıvılaştırılmış gaz (propan) ithalatı ise 3,6 kat artarak 105,4 milyon doları buldu. Aynı dönemde Özbekistan'ın gaz ihracatı ise değer bazında yüzde 36,2 azalarak 279,7 milyon dolara geriledi. KIRGIZİSTAN VE KAZAKİSTAN İLE UZUN VADELİ ORTAKLIK Interfax'ın aktardığı bilgilere göre yıllık yaklaşık 500 milyon metreküp gaz tüketen Kırgızistan'da, inşası planlanan İES-2 ve "Bişkekselmaş" termik santralleri için Gazprom ile 2040 yılına kadar geçerli uzun vadeli gaz tedarik sözleşmeleri imzalandı. Kazakistan'da ise Rus gazı, ülkenin batı bölgesinde yer alan Batı Kazakistan, Kostanay ve Aktöbe vilayetlerindeki tüketicilerin ihtiyacını karşılamak amacıyla kullanılıyor. Gazprom yetkilileri, Kazakistan iç pazarındaki talep artışına paralel olarak sevkiyatın artırıldığını ve ülkenin kuzey bölgelerinin de Rus gazıyla beslenmesine yönelik projelerin sürdürüldüğünü belirtti.

Prof. Dr. Kocaoğlu Özbekistan'daki alfabe değişikliğini değerlendirdi: "Tasarı kusursuz bir 34 harfli sisteme dönüştürülmeli" Haber

Prof. Dr. Kocaoğlu Özbekistan'daki alfabe değişikliğini değerlendirdi: "Tasarı kusursuz bir 34 harfli sisteme dönüştürülmeli"

Türkiye’de Marmara Üniversitesi ile Koç Üniversitesi, Amerika Birleşik Devletleri’nde (ABD) Michigan Devlet Üniversitesi ve Özbekistan’da ise Özbekistan Millî Üniversitesinde dersler vermiş emekli Öğretim Üyesi, Özbek Türkü dilbilimci Prof. Dr. Timur Kocaoğlu, Kırım Haber Ajansına (QHA) konuştu. Prof. Dr. Kocaoğlu, Özbekistan Parlamentosu Yasama Meclisinin 7 Temmuz'daki genel kurul toplantısında onaylanan ve Latin alfabesine dayalı Özbek alfabesinde köklü değişiklikler öngören yasa tasarısı ile 34 harfli Ortak Türk alfabesinin Türk dünyasına kabul görme durumu üzerine QHA'ya değerlendirmelerde bulundu. ÖZBEKİSTAN’IN 1928’DE KABUL ETTİĞİ LATİN ALFABESİ TÜM DİL İHTİYAÇLARINI KARŞILIYORDU Özbekistan’ın 1995 yılında Latin alfabesine geçtiğini fakat o zamanki alfabede “ş” için “sh”, “ç” için “ch” ve “o” için “oʻ” gibi çift sembollerin olduğunu hatırlatan Prof. Dr. Kocaoğlu, “Özbekçede de başka Türk dillerinde olduğu gibi 9 tane ünlü olmasına rağmen sadece 6 tane ünlü harf vardı. İnce ‘ö’ (oʻ) ile ince ‘ü’ (‘u’) ve kalın ‘ı’ (‘I’) harfleri yoktu. Daha eskisine gidersek Özbekistan, zaten Karahanlı Devleti’nden başlayarak yıllar boyunca Arap alfabesini kullanıyordu. Arap alfabesinde de ince ve kalın ünlüleri gösteren harfler yoktu. Ancak 1921 ile 1926 arasında Özbekistan, 9 ünlü harfi olan bir Arap alfabesine geçmişti. Bugün bu alfabeyi Uygur Türkleri kullanıyor. ‘Vav’ın (‘و’) üzerine bazı işaretler, ‘y’ harfinin üzerine bazı işaretler konularak o 9 ünlü sağlanıyordu.” ifadelerini kullandı. 26 Şubat ve 6 Mart 1926 tarihlerinde tertip edilen Bakü Türkoloji Kongresi’nden sonra Özbekistan’da da Latin alfabesine geçme hareketlerinin olduğunu ve 1928 yılında ise bu alfabe değişiminin gerçekleştiğini kaydeden Prof. Dr. Kocaoğlu, “O alfabe mükemmeldi çünkü onda 9 ünlüyü karşılayan 9 ünlü harf vardı. O zaman bugünkü gibi çift harfler yoktu. Bir iki tanesi Kiril harfiydi ama o da kalın ‘ı’yı göstermek için kullanılıyordu.” dedi. “1934’TE 3 ÜNLÜ HARF ATILINCA ÖZBEK ALFABESİNDEKİ BU MÜKEMMELLİK AZALTILDI” Buna karşın Prof. Dr. Kocaoğlu, Sovyetler içerisindeki diğer Türk dillerinde olmayan ince “ö”, ince “ü” ve kalın “ı” yı gösteren harflerin Moskova’nın emriyle, 1934 yılında Özbek Türkü dilbilimcilerin itirazına rağmen Özbek Türkçesi için “lüzumsuz” olduğu iddiasıyla o dönemki alfabeden atıldığını hatırlattı. Özbek Türkü dilbilimci, şu ifadelere yer verdi: Bu alfabe, böylece 9 ünlü harften 6 ünlüye indirilmiş oldu. Bu tam Stalin’in Cedîd aydınlarını öldürme dönemiydi. O sırada birçok Cedîd aydını tutuklanmıştı ve 34 ile 38 arasında aydın kurşuna dizilmişti. Bu yüzden Özbekistan’da birçok yayında bu belirtilmiyor: Özbekistan’ın gerçekten de 34 harfli mükemmel bir Latin alfabesi vardı. Bu alfabe, 1928 ile 1934 arasında yalnız 6 yıl kullanıldı ama 1934’te 3 tane ünlü harf atılınca bu sefer Özbek alfabesindeki bu mükemmellik biraz azaltılmış oldu. İSLAM KERİMOV’UN AMERİKALI DANIŞMANININ ÖNERİSİ, ALFABEDE TÜRKÇE HARFLERE DARBE VURDU 1940’ta Latin alfabesinden Kiril alfabesine geçerken ise buna dikkat edildiğini ve atılan 3 tane ünlü ses için 3 ünlü harf konulmadığını kaydeden Prof. Dr. Kocaoğlu, Sovyetler’de Kazakistan ve Kırgızistan gibi birçok Türk cumhuriyeti uygun alfabelere geçerken onların alfabelerine bu 3 ünlü ses için harfler konulduğunu fakat bir tek Özbek Türkçesinde bunun yasaklandığını, bu şekilde Özbek alfabesinin Kiril harfleriyle 6 ünlü harf ile 1995’e kadar kullanıldığını dile getirdi. Prof. Dr. Kocaoğlu, Özbekistan Yazarlar Birliğinin ise 1995 yılında Latin harflerine geçilirken o dönemin Cumhurbaşkanı İslam Kerimov’a 34 harfli mükemmel Latin alfabesini sunduğunu, buna karşın Cumhurbaşkanı Kerimov’un Amerikalı bir danışmanının önerisiyle Özbekistan’ın bozuk bir Latin alfabesine geçtiğini kaydederek “O danışman, onlara daktiloda Türkçe harfleri göstermenin güç olacağını söyleyerek İngilizcede olduğu gibi ‘ç’ için ‘ch’ ve ‘ş’ için ise ‘sh’ nin kullanılmasını önerince bu da İslam Kerimov’a uygun geldi. Böylece Özbekistan, 1995’te bozuk bir Latin alfabesine geçti ve bu da bugüne kadar geldi.” dedi. ÖZBEKİSTAN’DA DİLBİLİMCİLER, ALFABE KONUSUNDA İKİYE BÖLÜNÜYOR Özbekistan’da dilbilimcilerin 2 ayrı gruba ayrıldığını beyan eden Prof. Dr. Kocaoğlu, “Biri benim bildiğim ve benim iletişimde olduğum dilbilimciler. Onların görüşüne göre Özbek Türkçesinde, başka Türk dillerinde olduğu gibi 9 tane ünlü var ve bunun için de 9 tane ünlü harf konulması lazım. Bir kısmı ise ‘Buna artık gerek yok’ diyor. Mesela Özbek Türkçesinin Tacik, Buhara, Semerkant ve Taşkent gibi bazı ağızlarında artık bu ince ‘ö’, ince ‘ü’ ve kalın ‘ı’ söylenmiyor. Onun için bunu tekrar Özbek Türkçesine getirmek kafaları karıştıracak, diye karşı çıkıyorlar.” dedi. Özbekistan’daki dilbilimcilerin büyük bir kısmının 9 tane ünlü harfin getirilmesinden yana olduğunu dile getiren Prof. Dr. Kocaoğlu, sayıca daha az ama daha etkili olan diğer dilbilimcilerin ise Özbek Türklerinin kullanımdan kaldırılan söz konusu 3 ünlü harfi yıllarca kullanmadan iletişim kurabildiği yönünde bir düşüncesinin olduğunu ifade etti. Bununla birlikte Prof. Dr. Kocaoğlu, şu ifadelere yer verdi: Biz 'kız' yazarken zaten ‘q’ harfiyle yazdığımız için o ‘i’ bile olsa ‘kiz’ diye değil de ‘kız’ diye okunur zaten. ‘Uzum’ yazılıyor ama onu Özbek Türkleri ‘üzüm’ diye okuyor. Bazıları zannediyor ki Özbek Türkçesinde bu ünlü harfler yok oldu. Bu ünlü harfler var ancak nasıl Arapçada bu harfler olmadan yıllarca ‘gul’ yazılırdı ve ‘gül’ diye okunurdu, ‘uzum’ yazılırdı ve ‘üzüm’ okunurdu, bunun gibi bugün Özbek Türkçesinde de ‘uzum’ yazılıyor ama Özbek Türkleri konuşurken ‘üzüm’ diye ince hâliyle söylüyor. Onun için birçoğu da ‘Artık buna lüzum yok. Üzümün ince olduğunu, kızın kalın 'ı' olduğunu herkes biliyor. Ayrı harf kullanırsak bu hem yazıyı hem de kitap yazımını zorlaştırır,’ şeklinde çeşitli bahanelerle buna karşı çıkıyor. "ÖZBEK TÜRKÇESİ İÇİN 9 ÜNLÜ HARF GEREKTİĞİ DÜŞÜNCESİNİ BENİMSİYORUM” Özbek alfabesi için yalnız 6 ünlünün yeteceğini savunanların hükûmet çevrelerinde daha çok sözünün geçtiğini kaydeden Prof. Dr. Kocaoğlu, “Ben de bu konuda Özbek basınında ve dergilerde birçok makale yazdım. Özbek Türkçesine 9 ünlü lazım, Ortak Türk Alfabesi’nde de 9 ünlü var ve bu 9 ünlünün korunması lazım.” şeklinde konuştu. Türkiye Türkçesinde 8 ünlünün olduğunu, kapalı e harfinin yazılmadığını ve bu harfin yalnızca Anadolu ağızlarında mevcut olup İstanbul Türkçesinde bulunmadığını dile getiren Özbek Türkü akademisyen, Türkiye dışında başta Kırım Tatar, Tatar, Azerbaycan, Gagauz, Kazak, Kırgız, Yakut ve Çuvaş Türkleri olmak üzer hepsinin alfabeleride 9 ünlünün bulunduğunu beyan ederek “Ben de bu yüzden Özbek Türkçesi için 9 ünlü harf gerektiği düşüncesini benimsiyorum.” dedi. “LATİN ALFABESİNE GEÇMEYEN TÜRK CUMHURİYETLERİNİN HEMEN BU ALFABEYE GEÇECEĞİNE İNANMIYORUM” Öte yandan Prof. Dr. Kocaoğlu, Türk Dünyası Ortak Alfabe Komisyonu için ise “Bu komisyonlarda Özbekistan’ı bir edebiyatçı temsil etmiş. O nedense üzerinde durmadan ‘Tamam, biz de 34 harfe geçeceğiz’ demiş fakat bunu Özbekistan’a aktardığı zaman ünlü sayısı 6’ya düştü. Buna karşın ben, şu ana kadar Latin alfabesine geçmeyen Türk cumhuriyetlerinin hemen bu alfabeye geçeceğine inanmıyorum.” değerlendirmesini yaptı. Kazakistan basınını yakından takip ettiğini ve Latin alfabesi konusunun hiç tartışılmadığını kaydeden Prof. Dr. Kocaoğlu, Komisyonda Kazakistan ve Kırgızistan’ın Ortak Türk Alfabesi’ni kabul etmiş olmalarına rağmen iki ülkenin de uzun müddet Latin alfabesine geçmeyeceğine dair düşüncesini dile getirdi. “HER ALFABE DEĞİŞİKLİĞİ HALKIN KAFASINI KARIŞTIRIYOR” Bununla birlikte Prof. Dr. Kocaoğlu, Özbekistan Parlamentosu tarafından getirilen ve ters kesme işaretli ile digraflı harflerin tek bir karakterle değiştirilmesini öngören kanun teklifinin henüz Cumhurbaşkanı Şevket Mirziyoyev’in onayından geçmediğine dikkat çekti. Kazakistan’da ancak 2033’ten sonra Latin alfabesine geçme yönünde bir planın Eski Cumhurbaşkanı Nursultan Nazarbayev zamanında kabul edildiğinin, Kırgızistan’da ise bu konudaki tartışmaların çok daha az olduğunu ifade eden Prof. Dr. Kocaoğlu, “Özbekistan’a gelince ben şu görüşü savunuyorum: Tam doğru, 34 harfli bir alfabe yapılmadıkça hâlihazırda bir iki düzeltme de yapılmasın çünkü Özbekistan’da Sovyetler’den bugüne kadar 5 kez alfabe değişikliği oldu. Her alfabe değişikliği halkın kafasını karıştırıyor. Yeni alfabeler baştan okullarda okutuluyor, yeni kitaplar basılıyor ve bunun da büyük masrafları var.” dedi. KANUN TEKLİFİNE GÖRE 3 HARFTE YAPILMASI ISTENEN DEĞİŞİKLİK OKUMAYI ZORLAŞTIRACAK Türkiye’de birçok Türkoloğun Özbekistan Parlamentosundan geçen kanun teklifi adına sevinç bildirdiğini beyan eden Prof. Dr. Kocaoğlu, söz konusu kanun teklifine göre “oʻ” yerine “o” değil, “ö” harfinin kullanılacağına ve Özbek Türkçesinde “o” harfinin “a”ya karşılık geldiğine dikkat çekerek şu ifadelere yer verdi: Bu, işi daha da karıştıracak. ‘Ö’ yazınca herkes bunu ince zannedecek halbuki Özbek Türkleri için bu hem ince hem de kalın bir harf. Mesela ‘Özbek’ yazarken sorun olmayacak ama ‘bolmak’ yazınca bu, ‘bölmek’ gibi okunacak çünkü 2 nokta olacak. ‘Bolmak’ ve ‘bölmek’ ise zaten karıştırılıyor. Özbek Türkleri ‘a’ harfini biraz vurgulu söylüyorlar ama hiçbir zaman yuvarlak ‘o’ şeklinde demiyorlar. Bu yüzden ‘a’yı ‘o’ ile yazmak hiçbir zaman doğru değildir, onu ‘a’ ile yazmak gerekir. Geniş ‘i’ nin ise ‘a’ üzerinde 2 nokta ile (‘ä’) yazılması lazım. Mesela ‘kelmek’te birinci ‘e’ kapalı olduğu için ‘e’ ile, ama ‘-mek’ hecesinde bu açık bir ‘e’ olduğu için 2 noktalı ‘a’ ile yazılması lazım. ‘A’ harfi ise kalın ‘a’ yerine geçecek. Biz bunu savunuyoruz. Öte yandan Prof. Dr. Kocaoğlu, söz konusu kanun teklifine göre ilgili 3 harfte yapılması istenen değişikliğin 34 harfli Ortak Türk Alfabesi’ni tam olarak karşılamayacağını ve okumayı zorlaştıracağını vurgulayarak “Bu, Özbekistan’da şimdi de çok karışık bir konu. Bakalım Cumhurbaşkanı bunu imzalayacak mı? İmzalamazsa belki bir iki yıllık bir tartışmadan sonra Özbekistan’ın 34 harfli mükemmel Latin alfabesine geçmesi mümkün olur diye düşünüyorum.” dedi. Bununla birlikte nazal ‘n’ harfinin (‘ñ’) Özbek Türkçesinde 2 ayrı gramatik durumunun olduğunu kaydeden Prof. Dr. Kocaoğlu, “biznin” (bizim) kelimesinin nazal ‘n’ ile yazılması gerektiğini, buna karşılık “menge” (bana) ve “senge” (sana) kelimelerinde ise “ng” harf kombinasyonunun kalması gerektiğini dile getirerek meclisten geçen son metinde ise “ng” kombinasyonuna ayrıca yer verilmemesinin herhangi bir bilimsel dayanağının olmadığını beyan etti. PROF. DR. KOCAOĞLU, TÜRKİYE’NİN ALFABE DEĞİŞİKLİĞİNDEN YANA OLMADIĞINI VURGULADI Bütün Türk ülkelerinin 34 harfli Latin alfabesini kullanmasının zaten mümkün olmayacağını ifade eden Prof. Dr. Kocaoğlu, Türkiye’nin de bu alfabe değişikliğini kabul etmeyeceğini belirterek “Türkiye’nin 29 harfi var ve hiçbir zaman ne nazal ‘n’ harfini ne de ‘kh’yi (‘x’) alacak. Artık İstanbul Türkçesinde ‘kh’ çıkmıyor ama Anadolu ağızlarında bu var. İstanbul Türkçesi ise artık resmî Türkçe olduğu için nazal ‘n’, ‘x’ veya ‘q’ kullanılmayacak. Mesela Türkçede ‘kar’ ile ‘kâr’ karıştırılıyor. Türkiye, hiçbir zaman bu karışıklık yaşanıyor diye ‘q’ harfini almayacak. Türkiye, ‘Başkaları 34 harfe uysun, biz de onları okuyalım ama biz kendi alfabemizi değiştirmeyeceğiz’ diyor.” ifadelerine yer verdi. Öte yandan Azerbaycan’ın da alfabesini değiştirmeyeceğini ve Azerbaycan’da kullanılan alfabenin de 34 harfli Ortak Türk Alfabesi’ne uygun olmadığını kaydeden Prof. Dr. Kocaoğlu, Türkmenistan’da da “ı” harfinin “y” harfi ile yazıldığını belirterek söz konusu alfabenin Türkmenistan’da da kabul edilmeyeceğini dile getirdi. Bütün Türk devletlerinin 34 harfli Ortak Türk Alfabesi’ni tam olarak uygulayacaklarının söylenemeyeceğini, Rusya’daki özerk Türk cumhuriyetlerinin Rusya parçalanana kadar Latin alfabesine geçemeyeceğini ifade eden Prof. Dr. Kocaoğlu, “Kazakistan geçecek mi? Ben de pek olasılık vermiyorum. Kazak aydınlarının büyük bir bölümü Kiril alfabesinde kalma taraftarı. Onların da gerekçeleri şu: ‘Biz artık bu alfabeyi kullanıyoruz, bunu öğrendik.’.” şeklinde konuştu. Prof. Dr. Kocaoğlu, Özbekistan’da hem Latin hem de Kiril alfabesinin kullanıldığını kaydederek 40 yaşından büyüklerin Kiril alfabesi taraftarı olduğunu ve Latin alfabesini reddettiğini, 40 yaşından daha genç olanların ise okullarda okutulması nedeniyle Latin alfabesini kullandığını belirtti. Ayrıca Özbekistan’da bazen bir kitabın 2 ayrı alfabe ile basıldığını, gazete ve kitapların bir kısmının Latin, diğer bir kısmının ise Kiril alfabesiyle basıldığını dile getiren Özbek Türkü dilbilimci, Özbekistan Bilimler Akademisi tarafından yayımlanan bir kitabının ise bilim insanlarının okuyamayacağı gerekçesiyle Kiril alfabesiyle basıldığını kaydetti. “BEN TÜRK DÜNYASINDAKİ DURUMU HÂLÂ ÇÖZÜLMEMİŞ BİR SORUN OLARAK GÖRÜYORUM” Özbekistan’daki durumun daha da karmaşık olduğunu belirten Prof. Dr. Kocaoğlu, Kazakistan ve Kırgızistan’da hem halk hem aydınlar arasında Kiril alfabesinden ayrılmama yönündeki eğilimin de oldukça güçlü olduğuna dikkat çekerek “Nazarbayev de ancak 2034 yılında Latin alfabesine geçeriz, demişti ama buna yönelik herhangi bir teklif daha Kazakistan Parlamentosuna da gelmedi. Ben aslında Özbekistan’da uzun bir süre 2 alfabenin de kullanımının devam edeceğini düşünüyorum.” dedi. Özbek Türkçesinin Kiril alfabesinde de 9 ünlü yerine 6 ünlü harfin olduğunu ve bu yüzden bu alfabenin de yetersizliğine dikkat çeken Prof. Dr. Kocaoğlu, son olarak şu değerlendirmelerde bulundu: Ben Türk dünyasındaki durumu hâlâ çözülmemiş bir sorun olarak görüyorum. Bu sorun öyle kolay kolay çözülemeyecek. Türkiye’de herkes zannediyor ki bu iş çok kolay sonuçlanacak. ‘Türk Devletleri Teşkilatı (TDT) bunu kabul etti, parlamentolar da kabul edecek,’ diye düşünüyorlar ama bence bu iş daha uzun sürecek ve ben, bunun uzun sürmesinin taraftarıyım çünkü şimdi bozuk bir alfabeye geçmektense ileride mükemmel bir alfabeye geçmek daha doğru olur.

Rusya’dan bağımsızlaşıyor: Özbekistan ve Azerbaycan petrol ürünlerinde uzun vadeli iş birliğini görüşüyor Haber

Rusya’dan bağımsızlaşıyor: Özbekistan ve Azerbaycan petrol ürünlerinde uzun vadeli iş birliğini görüşüyor

Sovyetler Birliği’nin 1991’de dağılmasının ardından yeniden bağımsızlığını kazanan Türk devletleri, uzun yıllar Rusya Federasyonu’nun siyasi ve ekonomik baskısı altında kalarak enerji ve altyapı sistemlerini büyük ölçüde Rusya’nın ihtiyaçlarına uygun şekilde geliştirdi. Ancak son beş yılda bu durum önemli ölçüde değişti. Türkistan ülkeleri, Rusya’ya olan bağımlılıklarını azaltarak ekonomik ve stratejik açıdan kendi aralarında yeni iş birlikleri geliştirmeye başladı. Bunun güncel örneklerinden biri ise Azerbaycan ile Özbekistan arasındaki enerji iş birliği. İki ülke, Özbekistan’ın artan enerji ihtiyacını karşılamak amacıyla petrol ürünlerinin ortak üretimi ile uzun vadeli petrol ve akaryakıt tedariki konusunda iş birliği imkanlarını değerlendiriyor. Özbekistan Enerji Bakanlığından yapılan açıklamaya göre, ülkede petrol ürünlerine yönelik iç talebin artması nedeniyle otomotiv ve dizel yakıtı, jet yakıtı ile diğer petrol ürünlerinin tedarik kaynaklarının çeşitlendirilmesine yönelik çalışmalar sürdürülüyor. Bu kapsamda Bakü ile Taşkent arasında, Özbekistan ve Azerbaycan'daki petrol rafinerilerinin imkanlarından yararlanılarak otomotiv ve havacılık yakıtı üretimine yönelik ortak projeler ele alınıyor. Özbekistan Enerji Bakanı Şerzod Hocaev, "Özbekistan 24" televizyonuna yaptığı açıklamada, Azerbaycan tarafına petrol ürünlerinin ortak üretimine ilişkin çeşitli işbirliği modelleri önerildiğini belirtti. Hocaev ayrıca, seçeneklerden birinin Özbekistan'da faaliyet gösteren rafinerilerde ortak üretim yapılması olduğunu, diğer seçeneğin ise Özbekistan'ın Azerbaycan'da inşa edilen yeni bir petrol rafinerisine ortak olması ve burada üretilen petrol ürünlerinin bir bölümünün Özbekistan'a gönderilmesini içerdiğini ifade etti. Bakan, bu iş birliğinin Özbekistan iç piyasasının petrol ürünleriyle istikrarlı şekilde karşılanmasına katkı sağlayacağını vurguladı. UZUN VADELİ PETROL VE AKARYAKIT TEDARİKİ PLANLANIYOR İki ülke arasında ayrıca uzun vadeli ham petrol ve petrol ürünleri tedariki, hidrokarbonların ortak işlenmesi, teknoloji transferi ve sürdürülebilir lojistik hatlarının oluşturulması konularının da görüşüldüğü bildirildi. Bunun yanında, Özbekistan heyetinin eylül ayının ilk günlerinde Enerji Bakanı Hocaev başkanlığında Azerbaycan'ı ziyaret etmesi planlanıyor. Ziyarette Azerbaycan Enerji Bakanlığı ve Devlet Petrol Şirketi SOCAR ile daha kapsamlı görüşmeler yapılması bekleniyor. Görüşmelerde, iki ülke cumhurbaşkanları tarafından varılan anlaşmaların hayata geçirilmesine yönelik somut adımların ele alınacağı belirtildi. TAŞKENT ENERJİ TEDARİK KAYNAKLARINI ÇEŞİTLENDİRİYOR Özbekistan ile Azerbaycan arasındaki enerji iş birliği; petrol ve doğal gaz arama çalışmaları, petrol ve doğal gaz sektörü, petrol ürünlerinin üretimi ve satışı, yenilenebilir enerji ile elektrik iletimini kapsıyor. Özbekistan'da petrol ürünleri üretimi yıllık 1,2 milyon tonu aşarken, yaklaşık 600-700 bin ton petrol ürünü ithal ediliyor. Ülke, petrol ürünleri ihtiyacının önemli bölümünü ithalat yoluyla karşılıyor. Rusya ise Özbekistan'ın başlıca tedarikçileri arasında yer alıyor. Bunun yanı sıra, Rusya'da yaşanan yakıt sıkıntısı ve akaryakıt ihracatına getirilen kısıtlamaların ardından Özbekistan'ın petrol ürünleri tedarik kaynaklarını çeşitlendirme çalışmalarını hızlandırdığı belirtiliyor. Taşkent, özellikle havacılık yakıtı alanında yeni tedarikçiler ararken, Gürcistan ve Irak'tan jet yakıtı tedarik etmeye yönelik çalışmalar yürütüyor. Özbekneftegaz'ın ayrıca Çin Ulusal Havacılık Yakıt Grubu (China National Aviation Fuel Group) ve Sinopec ile Jet A-1 tipi havacılık yakıtının uzun vadeli tedariki konusunda görüşmeler gerçekleştirdiği bildirildi. AZERBAYCAN İLE ENERJİ İŞBİRLİĞİ GENİŞLİYOR Öte yandan Azerbaycan Cumhurbaşkanı İlham Aliyev'in Özbekistan'a gerçekleştirdiği resmî ziyaret kapsamında iki ülke enerji alanındaki iş birliğini genişletmeye yönelik yeni adımlar da attı. SOCAR ile Özbekneftegaz'ın Özbekistan genelinde akaryakıt istasyonu ağı geliştirmeyi planladığı, iki ülke liderlerinin de 5 akaryakıt istasyonunun yapımını başlattığı bildirildi. Taraflar ayrıca Özbekistan'ın Ustyurt bölgesindeki petrol ve doğal gaz sahalarının geliştirilmesi konusunda da iş birliği yapıyor. Proje kapsamında bölgede önemli miktarda petrol ve doğal gaz rezervinin keşfedilmesi öngörülüyor.

Özbekistan’da Bağımsızlık Günü öncesi 852 mahkûma af Haber

Özbekistan’da Bağımsızlık Günü öncesi 852 mahkûma af

Özbekistan Cumhurbaşkanı Şevket Mirziyoyev’in ülkesinin bağımsızlığın 35. yıl dönümü vesilesiyle 852 mahkûmu affettiği bildirildi. Özgür Avrupa Radyosu (RFE/RL) Özbekçe Servisinin haberine göre, af kararı 1 Eylül’de kutlanan Bağımsızlık Günü öncesinde 27 Ağustos 2026 tarihinde devlet televizyonu Özbekistan 24 ekranlarından duyuruldu. AF KARARI GELENEKLEŞTİ Özbekistan’da devlet ve dinî bayramların öncesinde mahkûmların affedilmesinin bir gelenek hâlini almış olduğu biliniyor. Af kapsamında 604 kişi cezasının tamamından muaf tutulurken, 115 kişiye şartlı tahliye, 52 kişiye ceza indirimi ve 81 kişiye hapis süresi indirimi uygulandı. GEÇEN SENEYE GÖRE DAHA KAPSAMLI Bu yılki af, geçen yılki karara göre daha geniş kapsamlı oldu. Mirziyoyev, 2025’te bağımsızlığın 34. yıl dönümü öncesinde 523 kişiyi affetmişti. Böylece bu yıl af kapsamındaki kişi sayısı geçen yıla göre yaklaşık yüzde 63 arttı. Af kapsamındaki kişiler arasında 7 yabancı uyruklu ile yasaklı örgütlerin faaliyetlerine katıldıkları gerekçesiyle hüküm giymiş 63 kişi de bulunuyor. Bu yıl tamamen serbest bırakılan 604 kişinin sayısı da 2025’teki 195 kişiye kıyasla üç katından fazla arttı. Yasaklı örgütlerin faaliyetlerine katıldıkları gerekçesiyle hüküm giyen ve affedilenlerin sayısı ise geçen yıl 15 iken bu yıl 63’e yükseldi. Yetkililer, söz konusu örgütlerin hangileri olduğuna ilişkin henüz ayrıntı paylaşmadı. Af kapsamına alınanların 375’inin genç, 49’unun kadın, 37’sinin ise 60 yaşın üzerindeki erkeklerden oluştuğu belirtildi.

Türk dünyasında güçlü ittifak: Özbekistan ve Azerbaycan’dan Ebedî Dostluk Anlaşması Haber

Türk dünyasında güçlü ittifak: Özbekistan ve Azerbaycan’dan Ebedî Dostluk Anlaşması

Azerbaycan Cumhurbaşkanı İlham Aliyev’in 23-24 Ağustos tarihlerinde Özbekistan’a gerçekleştirdiği iki günlük ziyaret kapsamında iki kardeş ülke arasındaki ilişkilerin geliştirilmesine yönelik çok sayıda anlaşma imzalandı. Aliyev ve Özbekistan Cumhurbaşkanı Şevket Mirziyoyev, Taşkent’te gerçekleştirdikleri görüşmelerin ardından Ebedî Dostluk Anlaşması imzaladı. İki lider ayrıca 2023 yılında devlet başkanları düzeyinde kurulan Devletlerarası Yüksek Konseyin üçüncü toplantısına başkanlık etti. YENİ TİCARET HACMİ HEDEFİ 1 MİLYAR DOLAR Aliyev, Özbekistan'ın resmî haber ajansı UzA'ya verdiği röportajda, iki ülke arasındaki ticaret hacminin 2025 yılında 795 milyon dolara ulaştığını ve önceki yıla göre üç kattan fazla arttığını belirtti. 2026'nın Ocak-Mayıs döneminde ise ticaret hacmi yıllık bazda yüzde 33 artarak 144 milyon dolara yükseldi. İki ülke, karşılıklı ticaret hacmini 2030 yılına kadar 1 milyar dolara çıkarma hedefi belirledi. İki ülke ayrıca ortak projelerin finansmanında kullanılmak üzere 2023 yılında 500 milyon dolar sermayeli Azerbaycan-Özbekistan Yatırım Şirketini kurmuştu. Aliyev ve Mirziyoyev, Özbekistan'da bankacılık, inşaat, eğitim, akaryakıt perakendeciliği, turizm, konut, madencilik ve tarım alanlarında Azerbaycan destekli çeşitli projelerin açılışını gerçekleştirdi veya projelerin başlatılmasına yönelik adımlar attı. Bu projeler arasında bir alçı fabrikası, iki STEAM okulu, planlanan beş SOCAR akaryakıt istasyonu ve gümüş içeren cevheri işleyecek bir tesis bulunuyor. Azerbaycan'ın kamuya ait ABB bankasının Özbekistan'daki Davr Bank'ın yüzde 51 hissesini satın almak için görüşmeler yürüttüğü belirtildi. Anlaşmanın değerinin 100 milyon doların üzerinde olduğu ve satın almanın düzenleyici onaylara tabi olduğu aktarıldı. Aliyev ayrıca ortak petrol ve doğal gaz arama projelerinin son aşamaya geldiğini, sonuçların olumlu olması hâlinde üretim kuyularının sondajına gelecek yıl başlanabileceğini söyledi. İki ülke arasındaki en büyük yatırım projelerinden biri ise Azerbaycanlı Agalarov Development tarafından Taşkent bölgesindeki Bostanlık ilçesinde, Çarvak Baraj Gölü kıyısında planlanan “Sea Breeze Uzbekistan” turizm ve konut kompleksi oldu. Özbekistan'ın verilerine göre 577 hektarlık proje için 5 milyar dolarlık yatırım öngörülüyor. ORTA KORİDOR VE HAZAR ÖTESİ BAĞLANTILAR GÜÇLENDİRİLECEK Euronews'in ve Azerbaycan'ın devlet haber ajansı Azertac'ın haberine göre, görüşmelerde ulaştırma ve lojistik alanındaki iş birliği de öne çıktı. Aliyev, Türkistan ile Azerbaycan'ı “tek bir jeopolitik ve jeoekonomik bölge” olarak nitelendirdi. İki ülke, Orta Koridor üzerinden bağlantıların güçlendirilmesi konusunda mutabık kaldı. Bu kapsamda lojistik altyapının geliştirilmesi ve Türkistan’ı Güney Kafkasya üzerinden Avrupa'ya bağlayan Hazar ötesi güzergâhta yük taşımacılığının artırılması hedefleniyor. Mirziyoyev, Hazar Denizi'nde ortak bir filo kurulmasına yönelik çalışmaların da hızlandırılacağını açıkladı. Özbekistan ile Azerbaycan arasındaki transit yük taşımacılığı 2025 yılında 1,4 milyon tona ulaşırken, 2026'nın ilk yarısında yıllık bazda yüzde 12,2 artarak 675 bin tona çıktı. Aliyev, yapımı devam eden Çin-Kırgızistan-Özbekistan demir yolunun ilerleyen dönemde Orta Koridor ve Güney Kafkasya üzerinden geçen diğer güzergâhlara bağlanabileceğini ifade etti. Enerji alanında da Özbekistan, Azerbaycan ve Kazakistan, elektrik şebekelerini birbirine bağlamak ve yenilenebilir enerjiyi Hazar Denizi üzerinden Azerbaycan'a, oradan da Avrupa pazarlarına ulaştırmak amacıyla yeşil enerji koridoru oluşturulması üzerinde çalışıyor. İKİ ÜLKE, TEK ŞAMPİYONA İki ülke arasındaki iş birliğinin bir diğer önemli ayağını ise spor, kültür ve şehirler arasındaki ilişkiler oluşturdu. Özbekistan ve Azerbaycan, 2027 FIFA 20 Yaş Altı Dünya Kupası'na ortaklaşa ev sahipliği yapacak. Mirziyoyev, turnuvanın hazırlıkları kapsamında “İki ülke – tek şampiyona” adı verilen ortak programı açıkladı. Taraflar ayrıca emeklilik, kültür ve turizm, dışişleri ve adalet bakanlıkları arasındaki iş birliğinin yanı sıra şehir eşleştirmelerine ilişkin anlaşmalar imzaladı. Bu kapsamda Urgenç'in Hankendi ve Nahçıvan'la, Buhara'nın ise Laçın'la kardeş şehir olması kararlaştırıldı. Ziyaret kapsamında Yeni Taşkent'te 20 bin öğrenciye hizmet vermesi planlanan 40 hektarlık Nizami Ulusal Pedagoji Üniversitesinin yeni kampüsü de açıldı. Ayrıca Yeni Taşkent'te, Bakü'de planlanan Özbekistan Parkı'na karşılık olarak dört hektarlık Azerbaycan Parkı'nın inşasına başlandı. Ziyaretin sonunda iki ülkenin en yüksek devlet nişanları da karşılıklı olarak takdim edildi. Aliyev'e Özbekistan'ın En Yüksek Dostluk (Oliy Darajali Dustlik) Nişanı verilirken, Mirziyoyev'e Azerbaycan'ın Haydar Aliyev Nişanı verildi. İki ülke arasındaki son temaslar, Özbekistan ve Azerbaycan'ın siyasi ilişkilerin yanı sıra ticaret, yatırım, enerji, ulaştırma, turizm ve kültürel alanlarda iş birliğini daha da geliştirme iradesini ortaya koydu.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.