SON DAKİKA
Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#Özbekistan

QHA - Kırım Haber Ajansı - Özbekistan haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Özbekistan haber sayfasında canlı gelişmelerle ulaşabilirsiniz.

Özbekistan’ın "Kayıp Prensesi" davasında önemli gelişme: İsviçre dev bankaya 3,7 milyon dolar ceza kesti Haber

Özbekistan’ın "Kayıp Prensesi" davasında önemli gelişme: İsviçre dev bankaya 3,7 milyon dolar ceza kesti

İsviçre’nin Bellinzona kentindeki Federal Ceza Mahkemesi, Özbekistan’ın eski Cumhurbaşkanı İslam Kerimov’un büyük kızı Gülnara Kerimova bağlantılı kara para aklama davasında tarihi bir karara imza attı. Mahkeme, Cenevre merkezli köklü özel banka Lombard Odier’yi, bünyesindeki kara para aklama faaliyetlerini önlemeye yönelik yeterli tedbirleri almadığı gerekçesiyle 3 milyon İsviçre frangı (yaklaşık 3,68 milyon dolar) adli para cezasına mahkûm etti. Nisan ayında başlayan ve kararı 27 Temmuz’da açıklanan davada İsviçreli savcılar, Kerimova’yı rüşvet almak ve "The Office" (Ofis) olarak bilinen suç örgütünü yönetmekle suçlamıştı. Söz konusu yapının 2005-2013 yılları arasında İsviçre banka hesapları üzerinden yüzlerce milyon dolar aktardığı öne sürülüyordu. ESKİ BANKA ÇALIŞANINA ERTELEMELİ HAPİS Dava kapsamında Lombard Odier bankası ve ismi sadece "C." olarak açıklanan eski bir hesap yöneticisi, suç örgütünün faaliyetlerinden elde edilen mal varlıklarının gizlenmesine yardım etmekle suçlandı. Eski çalışan, nitelikli kara para aklama suçundan suçlu bulunarak 24 ay ertelemeli hapis cezası aldı. Mahkeme ayrıca, kara para aklama suçundan elde edilen veya örgüt tarafından kontrol edilen 400 milyon İsviçre frangından fazla varlığın İsviçre’de el konulmasına karar verdi. Lombard Odier tarafından yapılan açıklamada, şüpheli işlemlerin 2012 yılında İsviçre makamlarına kendileri tarafından bildirildiği belirtildi. Kara para aklamayı önleme kontrollerinin sağlam olduğunu savunan banka yönetimi, karara itiraz ederek temyize gideceklerini duyurdu. KERİMOVA HAKKINDAKİ DAVA USULDEN DÜŞTÜ Mahkeme, Özbekistan'da cezaevinde bulunan 54 yaşındaki Gülnara Kerimova hakkındaki yargılamayı usul gerekçeleriyle düşürdü. Yargıçlar, zamanaşımı süresi dolmadan Kerimova’nın Özbekistan’daki cezaevinden tahliye edilmesi veya İsviçre’ye iade edilme ihtimali bulunmadığı sonucuna vararak suçlamaların esasına ilişkin bir hüküm vermedi. Özbekistan'da örgüt kurma, gasp ve zimmete para geçirme gibi suçlardan 13 yıl hapis cezasını çekmekte olan Kerimova, hakkındaki suçlamaları reddetmeyi sürdürüyor. LOMBARD ODİER KARARI TEMYİZE TAŞIYACAK Lombard Odier yaptığı açıklamada, soruşturmanın 2012 yılında şüpheli işlemleri gönüllü olarak İsviçre makamlarına bildirmelerinin ardından başladığını belirtti. Banka, kara para aklamayla mücadele kapsamında güçlü kontrol mekanizmalarına sahip olduğunu savunarak ilk derece mahkemesinin kararını temyize götüreceğini açıkladı. Kararın henüz kesinleşmediği belirtildi. EL KONULAN VARLIKLAR ÖZBEKİSTAN’A İADE EDİLİYOR 2012 yılında başlatılan İsviçre soruşturması, yirmi yılı aşkın süre önce gerçekleştiği iddia edilen olayları kapsıyor. Mahkeme, Mayıs 2025'te Karimova ile Lombard Odier hakkındaki davaları birleştirmişti. Soruşturma kapsamında İsviçre, Fransa ve ABD'de Karimova ile bağlantılı olduğu belirtilen varlıkların toplam değerinin yaklaşık 1,4 milyar dolar olduğu tahmin ediliyor. Şubat 2025'te Özbekistan ile İsviçre arasında imzalanan anlaşma kapsamında İsviçre makamlarınca el konulan yaklaşık 182 milyon doların, sağlık ve eğitim projelerinde kullanılmak üzere Özbekistan Vision 2030 Çok Ortaklı Güven Fonu aracılığıyla Özbekistan'a aktarılması kararlaştırıldı. Daha önce imzalanan anlaşmayla birlikte iadesi öngörülen toplam tutar yaklaşık 313 milyon dolara ulaştı. Temmuz 2025'te ise Özbekistan yönetimi, Birleşmiş Milletler Keyfî Gözaltı Çalışma Grubu'nun Kerimova'nın tutukluluğunu "keyfî" olarak nitelendiren 17/2025 sayılı görüşünü reddederek, davaların ulusal hukuk ve uluslararası yükümlülüklere uygun yürütüldüğünü savundu.

Türkistan ve Azerbaycan'dan Çolpon-Ata'da stratejik birlik vurgusu Haber

Türkistan ve Azerbaycan'dan Çolpon-Ata'da stratejik birlik vurgusu

Türkistan ülkelerinin devlet başkanları ile Azerbaycan Cumhurbaşkanı İlham Aliyev, Kırgızistan'ın Çolpon-Ata şehrinde düzenlenen Gayriresmî İstişare Toplantısı'nda bir araya geldi. Zirvede ulaştırma, enerji, ticaret, dijitalleşme, turizm ve bölgesel entegrasyon başlıkları ele alınırken, toplantı sonunda Çolpon-Ata Deklarasyonu kabul edildi. Kırgızistan Cumhurbaşkanı Sadır Caparov'un ev sahipliğinde gerçekleştirilen toplantıya Kazakistan Cumhurbaşkanı Kasım Cömert Tokayev, Özbekistan Cumhurbaşkanı Şevket Mirziyoyev, Türkmenistan Devlet Başkanı Serdar Berdimuhammedov, Tacikistan Cumhurbaşkanı İmamali Rahman ve Azerbaycan Cumhurbaşkanı İlham Aliyev katıldı. CAPAROV: "TÜRKİSTAN'DA İŞ BİRLİĞİ YENİ BİR AŞAMAYA ULAŞTI" Toplantının açılışında konuşan Kırgızistan Cumhurbaşkanı Sadır Caparov, son yıllarda Türkistan ülkeleri arasındaki ilişkilerin niteliksel olarak yeni bir seviyeye ulaştığını belirtti. Caparov, devlet sınırlarına ilişkin tarihî uzlaşmaların sağlandığını vurgulayarak, bölge ülkelerinin uluslararası platformlarda birbirine verdiği desteğin önemine dikkat çekti. Kırgızistan'ın Birleşmiş Milletler (BM) Güvenlik Konseyinin 2027-2028 dönemi geçici üyeliğine seçilmesinde bölge ülkelerinin desteğine teşekkür eden Caparov, ülkesinin bu platformda Türkistan coğrafyasının ortak çıkarlarını savunacağını söyledi. ULAŞTIRMA VE ENERJİ PROJELERİ ÖN PLANDA Caparov, ulaştırma koridorlarının geliştirilmesini ortak çalışmaların temel önceliklerinden biri olarak nitelendirerek, stratejik demiryolu, karayolu ve çok modlu ulaştırma projelerinin birbirini tamamlayacak şekilde planlanmasının önemini vurguladı. Bu kapsamda Caparov, enerji alanında da Kırgızistan, Kazakistan ve Özbekistan'ın ortak yürüttüğü Kambar-Ata-1 Hidroelektrik Santrali projesine dikkat çekti. Turizm alanında da ortak potansiyelin büyük olduğunu belirten Caparov, yabancı turistlerin bölgeyi tek vizeyle ziyaret edebilmesini sağlayacak ortak turist vizesi uygulamasını önerdi. Ayrıca dışişleri bakanlıkları arasında daha güçlü koordinasyon mekanizmalarının kurulmasını teklif etti. ALİYEV: "TÜRKİSTAN VE AZERBAYCAN TEK JEOPOLİTİK BÖLGE HÂLİNE GELDİ" Azerbaycan Cumhurbaşkanı İlham Aliyev, Türkistan ülkeleriyle ilişkilerin Azerbaycan dış politikasının öncelikleri arasında yer aldığını söyledi. 2023 yılından bu yana Türkistan ülkelerine 16 ziyaret gerçekleştirdiğini, bölge liderlerinin ise Azerbaycan'a 23 kez geldiğini belirten Aliyev, bu yoğun diplomatik trafiğin ilişkilerin ulaştığı seviyeyi gösterdiğini ifade etti. Aliyev, "Bugün Türkistan ile Azerbaycan tek bir jeopolitik ve jeoekonomik bölge hâline gelmiştir." değerlendirmesinde bulundu. Geçmiş yıllarda toplantılara misafir olarak katıldığını hatırlatan Aliyev, Azerbaycan'ın artık tam üye olarak yer aldığını belirterek, iş birliğinin daha da güçlenmesi için her türlü katkıyı sunacaklarını dile getirdi. TOKAYEV: "YENİ BİR DÖNEM BAŞLADI" Kazakistan Cumhurbaşkanı Kasım Cömert Tokayev, Azerbaycan'ın tam üye olarak toplantılara katılmasının bölgesel iş birliğinde yeni bir dönemin başlangıcı olduğunu söyledi. Tokayev, siyasi diyaloğun derinleşmesiyle birlikte yatırım, enerji, sanayi, ulaştırma ve lojistik alanlarında önemli ilerlemeler kaydedildiğini belirterek, bölge içi ticaret hacminin sürekli arttığını, ortak şirketlerin kurulduğunu ve insani ilişkilerin güçlendiğini ifade etti. Tokayev, Kırgızistan'ın BM Güvenlik Konseyine seçilmesini de Türkistan ülkelerinin uluslararası alandaki artan etkisinin göstergesi olarak değerlendirdi. RAHMAN'DAN ORTAK RAFİNERİ ÖNERİSİ Tacikistan Cumhurbaşkanı İmamali Rahman ise enerji güvenliğinin bölgenin sürdürülebilir kalkınması açısından kritik önemde olduğunu belirtti. Rahman, Türkistan ülkelerinin ortak girişimiyle ileri teknolojiye sahip büyük ölçekli bir petrol rafinerisinin kurulmasını önerdi. Rahman, böyle bir yatırımın öncelikle bölge ülkelerinin petrol ürünlerine yönelik ihtiyaçlarını karşılaması gerektiğini vurguladı. MİRZİYOYEV: "TÜRKİSTAN DİJİTAL DÖNÜŞÜMÜN MERKEZİ OLMALI" Özbekistan Cumhurbaşkanı Şevket Mirziyoyev ise sürdürülebilir bölgesel iş birliği yapısının oluşturulmasının artık zorunluluk hâline geldiğini söyledi. Mirziyoyev, ticaret, ulaştırma, sanayi ve teknoloji alanlarında ortak projelerin artırılması gerektiğini belirterek, "Türkistan büyük veri, eğitim, bilim ve inovasyon alanında rekabetçi bir merkez olmalıdır." dedi. İklim değişikliğinin bölgeyi doğrudan etkilediğine de dikkat çeken Mirziyoyev, su ve enerji güvenliği konusunda ortak çözümler geliştirilmesi çağrısında bulundu. ÇOLPON-ATA DEKLARASYONU KABUL EDİLDİ Zirvenin sonunda liderler tarafından Çolpon-Ata Deklarasyonu kabul edildi. Deklarasyonda bölgesel entegrasyonun güçlendirilmesi, ulaştırma koridorlarının geliştirilmesi, enerji ve ticaret alanındaki iş birliğinin artırılması, dijital dönüşüm, çevre, turizm ve insani ilişkilerin daha ileri seviyeye taşınmasına yönelik ortak irade teyit edildi.

Putin, Kazakistan ve Özbekistan ile askeri iş birliğinin gözden geçirilmesi talimatını verdi Haber

Putin, Kazakistan ve Özbekistan ile askeri iş birliğinin gözden geçirilmesi talimatını verdi

Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin; Kazakistan ve Özbekistan ile yürürlükte olan askeri-teknik iş birliği anlaşmalarında değişikliğe gidilmesi amacıyla müzakerelerin başlatılması talimatını verdi. İlgili kararnamalar 27 Temmuz 2026 tarihinde imzalanarak Rusya Hukuk Bilgi Portalında yayımlandı. The Insider tarafından hazırlanan habere göre, söz konusu kararlar, Kazakistan ile 24 Aralık 2013 tarihinde, Özbekistan ile ise 29 Kasım 2016 tarihinde imzalanan ikili askerî iş birliği anlaşmalarını kapsıyor. ÇİFT YÖNLÜ ASKERÎ TEDARİK VE MÜHİMMAT AKIŞI Mevcut anlaşmalar yalnızca bu ülkelere Rus silahlarının satışını düzenlemekle kalmıyor; aynı zamanda karşılıklı askerî ürün ve hizmet tedarikine de olanak tanıyor. Bu kapsamda silahlardan askerî teçhizatlara, teknik bilgiden teknolojilere, fikri mülkiyet ürünlerinden tasarım, teknoloji ve kullanım dokümanlarına kadar geniş bir alanda iş birliği yürütülüyor. Anlaşmalar ayrıca silahların tamir ve modernizasyonunu, ortak araştırma ve geliştirme (Ar-Ge) çalışmalarını, ortak üretim tesislerinin kurulmasını ve uzman eğitimini de içeriyor. Her iki anlaşma uyarınca teslimatlar, tarafların yetkili kurumları arasındaki sözleşmelere dayalı olarak yürütülüyor. Mühimmat ve bileşenlerin ithalat ile ihracatı devlet organlarınca onaylanan listeler üzerinden gerçekleştiriliyor. Bu mekanizma, silah, yedek parça ve ilgili hizmetlerin sadece Rusya'dan bu ülkelere değil, Kazakistan ve Özbekistan'dan da Rusya'ya doğru akışına imkn veriyor. YAPTIRIMLAR VE ÇİFT KULLANIMLI ÜRÜN İHTİYACI Rusya'nın bu anlaşmaları revize etme hamlesi, Ukrayna'ya yönelik geniş çaplı işgal saldırılarının ardından Batılı ülkeler tarafından uygulanan ağır yaptırımların devam ettiği bir dönemde geldi. Avrupa Birliği (AB); Rusya’ya silah, askerî malzeme ve insansız hava araçları (İHA) için elektronik, optik parçalar ile motor dâhil çok sayıda çift kullanımlı (sivil ve askerî) ürün yelpazesinin ihracatını yasaklamıştı. ABD de Rus askerî-sanayi kompleksini destekleyebilecek teknoloji, yazılım ve ekipman tedarikine sert kısıtlamalar getirmişti. ABD, AB, Birleşik Krallık ve Japonya; Rusya'nın silah üretimi için tedarik etmeye çalıştığı 50 kritik ürün kategorisinden oluşan özel bir liste yayımlamıştı. Bu listede mikroçipler, radyo seyrüsefer ekipmanları, kondansatörler, optik cihazlar, rulmanlar, hava aracı parçaları ve CNC tezgahları yer alıyor. Batılı ülkeler, bu tür kritik malzemelerin yaptırımlara katılmayan üçüncü ülkeler üzerinden Rusya'ya sızdırılabileceği uyarısında bulunuyor. “KAZAKİSTAN’DAN FÜZE PARÇALARINDA KULLANILAN SERAMİK İTHALATI 8 KATINA ÇIKTI” 27 Temmuz Pazartesi günü The Insider tarafından yayımlanan bir araştırma, Kazakistan'dan Rusya'ya askerî radyoelektronikte kullanılan berilyum oksit seramiklerinin tedarik edildiğini ortaya koymuştu. Araştırma verilerine göre, savaş öncesinde yıllık yaklaşık 1 milyon dolar seviyesinde olan bu sevkiyatların hacmi 2025 yılı itibarıyla yaklaşık 8 milyon dolara ulaştı. Kazakistan merkezli Kaz Ceramics firmasının ürettiği bu malzemeler; S-300, S-400, Pantsir ve Buk hava savunma sistemleri ile İskender füzelerinin bileşenlerini üreten Rus savunma sanayisi tedarikçileri tarafından satın alınıyor.

Kırgızistan ve Özbekistan arasında tarihî adım: "Müttefik İlişkiler Anlaşması" imzalandı Haber

Kırgızistan ve Özbekistan arasında tarihî adım: "Müttefik İlişkiler Anlaşması" imzalandı

Kırgızistan ile Özbekistan arasındaki stratejik ortaklık yeni bir aşamaya taşındı. Devlet ziyareti kapsamında Kırgızistan'a giden Özbekistan Cumhurbaşkanı Şevket Mirziyoyev ile Kırgızistan Cumhurbaşkanı Sadır Caparov, iki ülke ilişkilerini müttefiklik düzeyine yükselten "Müttefik İlişkiler Anlaşması"nı imzaladı. Isık Göl kıyısındaki Çolpon-Ata kentinde gerçekleşen görüşmelerde liderler, ikili ilişkilerin yanı sıra ekonomi, ulaştırma, sınır güvenliği, yatırım ve bölgesel iş birliği konularını ele aldı. Görüşmelerin ardından iki ülke arasında çok sayıda anlaşma imzalanırken, en dikkat çeken belge "Müttefik İlişkiler Anlaşması" oldu. GELENEKSEL TÖRENLE KARŞILANDI Özbekistan Cumhurbaşkanı Şevket Mirziyoyev, devlet ziyareti kapsamında geldiği Uluslararası Isık Göl Havalimanı'nda geleneksel Kırgız kültürünü yansıtan törenle karşılandı. Karşılama programında misafirlere geleneksel boorsok ikram edilirken, kartal avcılığı geleneğini yansıtan Salburun gösterisi ile zırhlı alp-bahadır süvarilerinin gösterisi gerçekleştirildi. Daha sonra Çolpon-Ata'da bir araya gelen Caparov ve Mirziyoyev, önce baş başa, ardından heyetler arası görüşmeler yaptı. CAPAROV: SINIR SORUNU TAMAMEN ÇÖZÜLDÜ Ortak basın açıklamasında konuşan Kırgızistan Cumhurbaşkanı Sadır Caparov, iki ülke arasındaki devlet sınırının belirlenmesi sürecinin siyasi irade sayesinde başarıyla tamamlandığını belirtti. Caparov, imzalanan belgelerle birlikte sınır konusundaki tüm anlaşmazlıkların geride bırakıldığını ifade ederek, yeni sınır kapılarının açılmasıyla sınır bölgelerinde yaşayan vatandaşlar için ticaret, ulaşım ve lojistik alanlarında önemli fırsatlar doğacağını söyledi. Cumhurbaşkanı Caparov ayrıca, imzalanan müttefiklik anlaşmasının uygulanmasını takip etmek amacıyla iki ülke arasında Yüksek Devletlerarası Konsey kurulacağını açıkladı. MİRZİYOYEV: 2 MİLYAR DOLAR HEDEFİ BAŞLANGIÇ Özbekistan Cumhurbaşkanı Mirziyoyev ise iki ülke ilişkilerinin müttefiklik seviyesine yükselmesini "tarihî bir gün" olarak nitelendirdi. İkili ticaret hacmini kısa sürede önemli ölçüde artırmayı hedeflediklerini belirten Mirziyoyev, daha önce belirlenen 2 milyar dolarlık ticaret hedefinin yalnızca bir başlangıç olduğunu söyledi. Mirziyoyev, ekonomik ilişkilerin yanı sıra Hükûmetler Arası Komisyon Toplantısı, İş Forumu, İş Konseyi, Üniversite Rektörleri Forumu ve Kırgızistan'da düzenlenen Özbekistan Kültür Günleri'nin iki ülke arasındaki iş birliğini güçlendirdiğini ifade etti. ÇOK SAYIDA İŞ BİRLİĞİ ANLAŞMASI İMZALANDI Liderlerin görüşmelerinin ardından siyaset, ekonomi, ticaret, yatırım, ulaştırma, kültür ve insani ilişkileri kapsayan çok sayıda ikili belgeye imza atıldı. Törenin en önemli adımı ise Sadır Caparov ile Şevket Mirziyoyev'in imzaladığı Müttefik İlişkiler Anlaşması oldu. Söz konusu anlaşmanın iki ülke arasındaki stratejik ortaklığı kurumsal bir zemine taşıması ve uzun vadeli iş birliğini güçlendirmesi bekleniyor. TÜRKİSTAN ZİRVESİ'NE KATILACAKLAR Resmî temaslarının ardından Mirziyoyev, Çolpon-Ata'da düzenlenecek Türkistan Devlet Başkanları Gayriresmî İstişare Toplantısına katılacak. Zirvede Kırgızistan, Kazakistan, Özbekistan, Tacikistan ve Türkmenistan liderlerinin yanı sıra Azerbaycan Cumhurbaşkanı İlham Aliyev'in de yer alması bekleniyor. Toplantıda bölgesel güvenlik, ulaştırma koridorları, enerji, ticaret ve Türkistan ülkeleri arasındaki siyasi ve ekonomik iş birliğinin geliştirilmesine yönelik konuların ele alınması öngörülüyor.

Taşkent-Semerkant arasına 2,2 milyar dolarlık dev otoban! Haber

Taşkent-Semerkant arasına 2,2 milyar dolarlık dev otoban!

Özbekistan, ulaştırma altyapısını modernize etme ve ülkeyi bölgesel bir lojistik merkezine dönüştürme yolunda tarihi bir adıma daha imza attı. Başkent Taşkent ile ülkenin en önemli turizm ve ticaret merkezlerinden Semerkant’ı bağlayacak olan yeni otoyol projesinin inşaat çalışmaları resmen başladı. İki şehri birbirine bağlayacak otoyol projesinin maliyetinin ise 2,2 milyar dolar olduğu açıklandı. Taşkent vilayetinin Urta Çirçik ilçesinde düzenlenen temel atma töreni, Özbekistan Cumhurbaşkanı Şevket Mirziyoyev katılımıyla gerçekleşti. Mirziyoyev törendek konuşmasında, projenin ülkenin ulaşım altyapısının geliştirilmesi açısından yeni bir tarihî dönüm noktası olduğunu belirtti. Cumhurbaşkanı Mirziyoyev, Özbekistan ekonomisinin son yıllarda üç kat büyüdüğünü ve ülkenin 2030 yılına kadar gayrisafi yurt içi hasılasını 240 milyar dolara çıkarma hedefi bulunduğunu söyledi. TAŞKENT-SEMERKANT ARASI ULAŞIM 2,5 SAATE DÜŞECEK Yaklaşık 2,2 milyar dolara mâl olması beklenen otoyol, 282 kilometre uzunluğunda ve 6 şeritli olarak inşa edilecek. Proje kapsamında 92 köprü, 28 üst geçit ve 60 tünel tipi alt geçidin yapılması planlanıyor. Ağır taşıtların ve yüksek hızlı trafiğin oluşturduğu yüke dayanıklı olması amacıyla yolun monolitik betonla kaplanacağı bildirildi. Düz kesimlerde araçların saatte 150 kilometreye kadar hızla seyahat edebilmesi planlanıyor. Modern güvenlik sistemleri ve dijital teknolojilerin de kullanılacağı otoyolun, trafik kazalarının azaltılmasına katkı sağlaması hedefleniyor. Proje tamamlandığında Taşkent ile Semerkant arasındaki yolculuk süresinin 5 saatten 2,5 saate düşmesi bekleniyor. Otoyolun günlük 60 bin ila 80 bin araç kapasitesine sahip olacağı, yük taşımacılığı maliyetlerinin ise yüzde 20 ila 24 oranında azalacağı öngörülüyor. ÖZBEKİSTAN'IN STRATEJİK ULAŞIM KORİDORU GÜÇLENİYOR Cumhurbaşkanı Mirziyoyev, Özbekistan'dan yaklaşık 4 bin kilometrelik uluslararası transit güzergâh geçtiğini belirtti. Ülkedeki uluslararası otoyolların yüzde 30'unun kapasitesinin tamamını kullandığını, yüzde 25'inin ise aşırı yoğunlukla karşı karşıya olduğunu ifade eden Mirziyoyev, yeni otoyol projesinin bu sorunların azaltılmasına katkı sağlayacağını söyledi. Çin-Kırgızistan-Özbekistan demir yolu ile Trans-Afgan Demir Yolu'nun faaliyete geçmesiyle Özbekistan'ın Pasifik Okyanusu ile Avrupa'yı birbirine bağlayan en kısa kara ulaşım koridorunda önemli bir merkez hâline gelmesi bekleniyor. Yeni ulaşım hatlarının Pakistan limanları üzerinden Hint Okyanusu'na erişim sağlaması ve yaklaşık 2 milyar kişilik Güney Asya pazarına ulaşımı kolaylaştırması hedefleniyor. Hükûmet tahminlerine göre, yılda 15 ila 20 milyon ton ilave uluslararası transit yük taşınması 400 ila 600 milyon dolar gelir sağlayabilir. Lojistik merkezleri ve terminallere yaklaşık 3 milyar dolarlık yatırım çekilmesi ve en az 50 bin kalıcı istihdam oluşturulması da bekleniyor. YENİ OTOYOL BÖLGE EKONOMİLERİNİ DE DESTEKLEYECEK Projenin, güzergâh üzerindeki bölgelerde ekonomik faaliyetleri artırması bekleniyor. Dünya Bankası analizlerine atıfta bulunan Mirziyoyev, bu tür altyapı projelerine yatırılan her 1 doların ekonomiye 5 dolara kadar geri dönüş sağlayabileceğini belirtti. Otoyolun Taşkent şehri ile Sırderya, Cizzak ve Semerkant bölgelerinin gayrisafi bölgesel hasılasını yaklaşık yüzde 3 artırabileceği öngörülüyor. Güzergâh üzerindeki 13 ilçede 2 milyondan fazla kişinin yaşadığı belirtilirken, proje kapsamında binlerce yeni istihdam ve gelir kaynağı oluşturulması planlanıyor. Ulaşım koridoru boyunca lojistik merkezleri, depolar, sanayi ve tarıma dayalı sanayi tesisleri, ticaret ve hizmet alanları, oteller ve turizm altyapısının kurulması öngörülüyor. ÖZBEKİSTAN'DA YENİ ULAŞIM PROJELERİ DE HAYATA GEÇİRİLİYOR Mirziyoyev, Hive-Ürgenç otoyolunun inşasına başlandığını, Taşkent-Andican otoyolu için uluslararası ihale sürecinin sona yaklaşmasıyla birlikte Taşkent ile Bostanlık ilçesini birbirine bağlayacak yeni yolun tasarım çalışmalarının da son aşamaya geldiğini açıkladı. Cumhurbaşkanı Mirziyoyev, Taşkent-Semerkant otoyolunun temelinin atılmasının ülkenin geleceği, ekonomik istikrarı ve halkın refahı için güçlü bir temel oluşturduğunu söyledi.

Özbekistan, Taşkent Uluslararası Finans Merkezi ve Ticaret Mahkemesi kuruyor Haber

Özbekistan, Taşkent Uluslararası Finans Merkezi ve Ticaret Mahkemesi kuruyor

Özbekistan Cumhurbaşkanı Şevket Mirziyoyev, Taşkent Uluslararası Finans Merkezi’nin (TIFM) kurulmasını öngören yasayı imzaladı. Yeni düzenleme ile ülkede özel bir yargı yetki alanı oluşturulurken, uluslararası ticari uyuşmazlıklara bakacak bağımsız bir ticaret mahkemesi de kurulacak. 25 Temmuz'da yürürlüğe girecek yasa, Özbekistan'da uluslararası yatırımcılar için özel hukuk düzenlemelerine sahip yeni bir finans merkezi oluşturulmasını öngörüyor. ULUSLARARASI TİCARET MAHKEMESİ KURULACAK Yeni sistemin temel unsurlarından biri olan Taşkent Uluslararası Ticaret Mahkemesi (TITM), ilk derece ve temyiz mahkemelerinden oluşacak. Mahkeme, finans merkezinin faaliyetleriyle bağlantılı ticari, kurumsal ve finansal uyuşmazlıklara bakacak. Tarafların anlaşması hâlinde diğer ticari davalar da mahkemenin yetki alanına girebilecek. Ayrıca mahkeme, Taşkent Uluslararası Tahkim Merkezi tarafından yürütülen tahkim süreçlerine de destek verecek. Bu kapsamda ihtiyati tedbir kararları alabilecek, hakemlere yönelik itirazları değerlendirebilecek ve tahkim kararlarının tanınması ile uygulanmasına ilişkin başvuruları inceleyebilecek. BİRLEŞİK KRALLIK VE GALLER HUKUKU UYGULANABİLECEK Taşkent Uluslararası Finans Merkezi sınırları içinde özel bir hukuk rejimi uygulanacak. Uyuşmazlıkların çözümünde Özbekistan Anayasası ve ilgili ulusal mevzuatın yanı sıra, ulusal hukuka aykırı olmamak kaydıyla İngiltere ve Galler hukuku, ortak hukuk (common law) ilkeleri ve hakkaniyet hukuku esas alınabilecek. Finans merkezinin düzenleyici kurumlarının kararları İngilizce olarak yayımlanacak. Resmî sicilde yayımlanmayan düzenlemeler, merkez bünyesindeki katılımcılar açısından hukuki geçerlilik taşımayacak. Bunun yanı sıra, önemli düzenleyici kararların kamuoyu görüşüne açılması ve düzenleyici etki analizinden geçirilmesi planlanıyor. HEDEF YABANCI YATIRIMI ARTIRMAK Özbekistan yönetimi, finans merkezi ile birlikte oluşturulacak mahkeme ve tahkim altyapısının ülkeye doğrudan yabancı yatırımları çekmesini hedefliyor. Yasada, Taşkent Uluslararası Finans Merkezi'nin amaçları arasında Özbekistan'ın uluslararası ticari uyuşmazlıkların çözümü için bölgesel ve küresel bir merkez hâline getirilmesi de yer alıyor.

Çalışma izni diye götürüldü, Rus ordusuna imza attırıldı: Özbek gencin ve çaresiz babasının dramı Haber

Çalışma izni diye götürüldü, Rus ordusuna imza attırıldı: Özbek gencin ve çaresiz babasının dramı

Rusya'nın Ukrayna'da sürdürdüğü işgal saldırılarında asker devşirmek amacıyla Türkistanlı göçmen işçilere yönelik uyguladığı hile ve baskı yöntemleri, sarsıcı bir yargı süreciyle yeniden gözler önüne serildi. Özbekistan’ın etkili gazete ve haber portallarından kun.uz muhabiri Ruslan Saburov'un haberine göre, Semerkant'ın Urgut ilçesinde büyüyen ve maddi imkansızlıklar nedeniyle Rusya'ya çalışmaya giden 2003 doğumlu Özbek gecin trajik hikayesi, Rus askerî çarkının işleyişini ve çaresiz bir babanın Moskova sokaklarındaki beyhude çırpınışını ortaya koydu. OKUMADIĞI KAĞIDA İMZA ATTI 9 Temmuz 2025'te Moskova'ya giderek bir kiremit fabrikasında günlük 3 bin 300 ruble karşılığında işe başlayan genç, 13 Ağustos 2025 günü iş dönüşü bindiği takside göçmenlik polisleri tarafından durduruldu. Rusça bilmeyen genç, çalışma izni işlemlerini henüz tamamlayamadığını anlatmaya çalıştı. Polisler, Özbek gencin telefonunu alıp bir yerleri aradıktan sonra eline bir adres tutuşturarak, "Buraya git, sana çalışma iznini hazırlayacaklar" dedi. Özbek genç biriktirdiği 35 bin rubleyi alarak belirtilen adrese gitti. Kendisini karşılayan Rus milliyetinden iki kadın, Google Çeviri aracılığıyla ona Rusça yazılı evraklar uzatarak adını yazmasını ve imza atmasını istedi. Doston, o anları mahkemedeki ifadesinde şöyle anlattı: O belgelerin Rusya Silahlı Kuvvetleri saflarında askerî hizmete girmek için bir sözleşme olduğunu kesinlikle bilmiyordum. Boşlukları bir şekilde doldurup imzaladım. Beni hemen bankaya götürüp adıma bir kart çıkarttılar, ardından hızlıca sağlık kontrolünden geçirdiler. Ne olduğunu anlayamadan kadınları takip ettim. "BENİ KURTAR BABA" DİYEREK KONUM ATTI 14 Ağustos 2025'te kendisiyle birlikte 24 kişinin bir otobüse bindirilerek Voronej'de etrafı dikenli tellerle çevrili askerî bir kampa götürülmesiyle Özbek genç gerçeği fark etti. Kampta aralarında Özbekistan vatandaşlarının da bulunduğu yaklaşık 100 yabancı asker vardı. Askerî kıyafetleri giymeyi ve poligonda silahlı eğitim almayı reddeden grnç, Rus askerleri tarafından feci şekilde darbedildi ve hücreye kilitlendi. Luhansk'taki 7 günlük eğitimin ardından doğrudan cephe hattına, yani ölüme gönderileceğini anlayan genç, bir fırsatını bularak Telegram üzerinden ablasına askerî sözleşmesini ve bulunduğu gizli askerî birliğin konumunu gönderdi; babasının gelip kendisini kurtarmasını yalvararak istedi. ÇARESİZ BABANIN KEDER İLE GEÇEN GÜNLERİ Oğlundan gelen haberle sarsılan Urgutlu baba, Rusça bilmediği için yanına komşusunu da alarak hemen Moskova'ya hareket etti. Ancak askerî bürokrasi ve gizlilik duvarlarını aşamadı. Mahkemede şahit olarak dinlenen çaresiz baba, yaşadığı iztirabı şu sözlerle aktardı: Moskova'ya varıp oğlumun gönderdiği adresi ve eski çalıştığı yeri aradım ama bulamadım. Özbekistan elçiliğine dilekçe verdim ama elçilik çalışanlarından somut bir yardım alamadım. Çaresizlik içinde, binbir acıyla eve dönmek zorunda kaldım. Oğlumla daha sonra konuştuğumda Luhansk'ta olduğunu, elçiliğe başvurduğum için komutanların onu cezalandırıp işkence ettiğini söyledi. Bana, 'Baba bir daha hiçbir yere başvurma, üzerime daha çok geliyorlar, ben bir şekilde kaçacağım' dedi. HÜCREDEN AŞÇI YARDIMCILIĞINA VE BÜYÜK KAÇIŞ Luhansk'taki 12. Tank Alayı'nda da savaşmayı reddeden genç, bir polkovnik (albay) tarafından sorgulandı. Devletin verdiği 2,1 milyon rublelik sözleşme primine dokunmadığını ve kartında aynen durduğunu kanıtlayan genç, komutanın emriyle poligondan çekilerek bir sığınakta tecrit edildi. Ardından Dağıstanlı bir komutanın şiddetine maruz kalan Özbek genç, en sonunda askerî itaatsizlik suçlularının tutulduğu bir merkeze nakledildi. Genç yaşından ötürü buradaki Semerkantlı bir aşçının yanına mutfak yardımcısı olarak verildi. 28 Şubat 2026'da Voronej bölgesindeki Rossoş şehrine, 11 askere yemek yapmak üzere gönderilen Doston, kaçış planını burada devreye soktu. Çevreyi günlerce gözetleyen genç, 13 Mart 2026 gecesi yanına 3 kilogram yiyecek ve 1 litre su alarak askerî birlikten kaçtı. Günlerce ormanlarda yürüyen, apartmanların bodrumlarında gizlenerek uyuyan Doston, 27 Mart 2026'da Moskova'daki Özbekistan Büyükelçiliğine ulaşmayı başardı. VATANA DÖNÜŞ VE MAHKEME KARARI Büyükelçilik tarafından düzenlenen "Vatana Dönüş Belgesi" ile 5 Nisan 2026'da Özbekistan'a ayak basan Özbek genç, sınır kapısında gözaltına alındı. Hakkında gıyabında zaten tutuklama kararı çıkarılmış olan genç, Urgut Tuman Ceza Mahkemesinde yargılandı. Hiçbir çatışmaya girmediğini, tamamen hileyle askere alındığını belirterek pişmanlık duyan ve hafifletici nedenler uygulanmasını talep eden genç hakkında mahkeme kararını verdi. 2 Temmuz 2026 tarihli mahkeme hükmüyle Özbek genç, Özbekistan Cumhuriyeti Ceza Kanunu'nun 154-1. maddesinin 2. fıkrası uyarınca (Yabancı devletlerin askerî hizmetine, polis veya güvenlik organlarına girme) suçlu bulundu. Mahkeme, gencin bilfiil savaşa katılmamış olmasını ve kaçış öyküsünü göz önünde bulundurarak 3 yıl 6 ay cezası tayin etti.

Ünlü Özbek sanatçı Güzel Müminova QHA'ya konuştu: "Dilimiz de gönlümüz de birbirine yakındır" Haber

Ünlü Özbek sanatçı Güzel Müminova QHA'ya konuştu: "Dilimiz de gönlümüz de birbirine yakındır"

Büyük mütefekkir, şair ve hattat Abdurrezzak Fakirî’nin torunu, Özbekistanlı geleneksel halk müziği sanatçısı ve usta dutar icracısı Güzel Müminova (Guzal Muminova), müzikal mirasını bilimsel çalışmalarla harmanlayarak Türk dünyasının ve küresel müzik camiasının dikkatini çekmeye devam ediyor. Çocukluk hayali olan tıp doktorluğunu, dutarın şifa verici özellikleri üzerine yürüttüğü müzik terapisi çalışmalarıyla sanata tahvil eden Müminova, iki telli bu kadim çalgıyı "adeta bir orkestra" olarak tanımlıyor. Özbekistan'ın Harezm bölgesinde doğup büyüyen geleneksel halk müziği sanatçısı Güzel Müminova, sanat yaşamı, bilimsel çalışmaları ve Türk dünyasının ortak kültürel mirasına ilişkin Kırım Haber Ajansına (QHA) değerlendirmelerde bulundu. Sanatkâr bir ailede dünyaya geldiğini anlatan Müminova, altı kardeşten beşinin müzisyen olduğunu ancak yalnızca kendisinin Özbekistan'ın millî çalgısı dutarı tercih ettiğini ifade etti. Çocukluk hayalinin doktor olmak olduğunu söyleyen Müminova, ailesinin yönlendirmesiyle 10 yaşında dutar çalmaya başladığını belirterek, bugün bu hayaline farklı bir yoldan ulaştığını dile getirdi. "Dutarın şifa verici özelliklerini bilimsel olarak araştırıyorum" diyen Müminova, Yunus Recebî Özbek Millî Müzik Sanatı Enstitüsünde doktora (PhD) hazırlık programında öğrenim gördüğünü ve çalışmalarını müzik terapisi üzerine sürdürdüğünü söyledi. Müminova ayrıca 2025 yılında Türkiye'de Ege Üniversitesinin mesleki gelişim programına katıldığını, aynı yıl Kırgızistan'da düzenlenen RUH-SANAT Dünya Müzik ve Kültür Festivali'nde ikincilik ödülü kazandığını kaydetti. KADINLARIN İÇİNDEKİ HASRETİN SESİ: DUTAR Özbek müzik kültüründe, özellikle de Harezm bölgesinde dutarın paha biçilemez bir yeri olduğunu vurgulayan Müminova, çalgının tarihi ve sosyolojik arka planına dair şu dikkat çekici bilgileri paylaştı: Tarihî kaynaklara göre Harezm'de geçmişte nüfus o kadar fazlaymış ki insanlar yalnızca dutarın eşiğini (köprüsünü) yaparak bile ailelerini geçindirebilmişler. Bu da dutarın neredeyse her evde bulunduğunun göstergesidir. Eskiden kadınlar toplum önüne çıkmaz, içlerindeki hasreti evlerinde dutar çalarak dile getirirlerdi. Bu yönüyle dutar, başlangıçta ev içi bir çalgıydı. Dutarı diğer ülkelerin çalgılarından ayıran en belirgin özelliklerin yumuşak tınısı, dut ağacından yapılması ve ipek telleri olduğunu belirten usta sanatçı, akort düzeni sayesinde sesinin bir oktav daha pes duyulduğunu ve insan sesine çok yakın olduğunu ifade etti. İnsan sesine yakın tınısı nedeniyle dutarın kalplere dokunduğunu ifade eden sanatçı, yıllar içinde bu çalgının insan üzerindeki olumlu etkilerini bizzat gözlemlediğini söyledi. Harezm bahşılık geleneğinde iki dutar ve bir bulaman eşliğinde icra yapıldığını aktaran Müminova, "Dutar yalnızca iki telli olmasına rağmen benim için adeta bir orkestradır." dedi. GELENEKSEL MÜZİĞİN GELECEĞİ İÇİN BİLİMSEL ÇALIŞMALAR YÜRÜTÜYOR Hem sanatçı hem de araştırmacı kimliğiyle çalışmalarını sürdüren Müminova, "Atalarımızdan miras kalan millî müzik kültürümüzü, özellikle makamlarımızı eksiksiz şekilde gelecek nesillere ulaştırmak biz sanatçıların en önemli görevidir. Yunus Recebî Özbek Millî Müzik Sanatı Enstitüsü de bu sorumluluğu üstlenen Özbekistan'daki tek ihtisas kurumudur." dedi. Dutarın müzik terapisindeki yerini, şifa verici özelliklerini bilimsel yöntemlerle incelemeyi sürdürdüğünü belirten Müminova, çocukluk hayali olan doktorluğu bugün bilimsel araştırmaları sayesinde farklı bir biçimde gerçekleştirdiğini ifade etti. GENÇLERİN DUTARA İLGİSİ HER GEÇEN GÜN ARTIYOR Özbekistan'da geleneksel müzik eğitimine verilen desteğin son yıllarda önemli ölçüde arttığını söyleyen Müminova, bağımsızlığın ardından millî kültüre ilginin yeniden güç kazandığını belirtti. Öğrencilik yıllarında her yıl yalnızca 12 saz sanatçısı ve 6 hanendenin kabul edildiğini anlatan Müminova, bugün ise her yıl 60 saz sanatçısı ve 60 hanendenin eğitim alma fırsatı bulduğunu ifade etti. Sanatçı, gençlerin dutar başta olmak üzere millî çalgılara ilgisinin her geçen yıl arttığını vurguladı. DÜNYANIN DÖRT BİR YANINDAN DUTAR ÖĞRENMEK İSTEYENLER VAR Müminova, dünyanın birçok ülkesinden dutar öğrenmek isteyenlere çevrim içi eğitim verdiğini belirtti. Fransa, İsviçre, Amerika Birleşik Devletleri, Kazakistan, Hong Kong, Japonya, Tacikistan ve Rusya'nın da aralarında bulunduğu birçok ülkeden öğrencilerinin bulunduğunu söyleyen sanatçı, bugüne kadar 18 ülkeyi ziyaret ettiğini kaydetti. İran, Türkiye ve Kazakistan'da ustalık sınıfları düzenlediğini ifade eden Müminova, ses albümlerinin İran, Amerika ve Fransa'da yayımlandığını da sözlerine ekledi. Sanat hayatının en unutulmaz deneyimlerinden birinin, 2003 yılında dünyaca ünlü Çin asıllı çellist Yo-Yo Ma'nın "Büyük İpek Yolu" projesinde sahne almak olduğunu belirten Müminova, bu deneyimin kendisine sanat yolculuğunu ve yaşam amacını yeniden sorgulama fırsatı verdiğini söyledi. 2000 yılından bu yana dünyanın farklı ülkelerinde konserler verdiğini ifade eden sanatçı, son yıllarda ise uluslararası bilimsel konferanslarda bildirileri ve makaleleriyle yer aldığını dile getirdi. "GÖNLÜNDE MÜZİĞE YER VEREN İNSANLARDAN KÖTÜLÜK ÇIKMAZ" Türk dünyasına da mesaj veren Müminova, bütün Türk topluluklarının ortak tarih ve kültür mirasına sahip olduğunu vurguladı. Kültürel iş birliklerinin daha da güçlendirilmesi gerektiğini belirten Müminova, "İster Tatar olsun ister Türk, hepimizin kökü birdir. Kültürümüz birbirine benzer; dilimiz de gönlümüz de birbirine yakındır. Günümüzde kültürel iş birlikleri için çok büyük imkânlar bulunmaktadır ve bunları en iyi şekilde değerlendirmeliyiz. Çünkü gönlünde müziğe yer veren insanlardan kötülük çıkmaz. Yurdumuz huzurlu, gökyüzümüz açık olsun; sanatımız ve üretkenliğimiz daima yükselmeye devam etsin." ifadelerini kullandı.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.