Prof. Dr. İbrahim Şahin: Dağcı dün okundu, bugün okunuyor, yarın da okunacaktır
Eserlerinde Kırım Tatarlarının var olma mücadelesini, Rusların zulmü altındaki hayatını ele alan, sadece Kırım için değil yazdığı 30’a yakın eserle Türk edebiyatı içerisinde çok önemli bir yeri olan ünlü Kırım Tatar roman yazarı Cengiz Dağcı’nın hayatına, edebî kişiliğine ve eserlerine odaklanan "Cengiz Dağcı" kitabı, Prof. İbrahim Şahin'in editörlüğünde Türkiye Cumhuriyeti Kültür ve Turizm Bakanlığı tarafından yayımlandı. Şahin, kitabın süreci hakkında Kırım Haber Ajansına (QHA) konuştu.
KİTAP, ARAŞTIRMACILAR İÇİN CİDDİ BİR KAYNAK TEŞKİL EDİYOR
Türkiye Cumhuriyeti Kültür ve Turizm Bakanlığı Yayımlar ve Kütüphaneler Genel Müdürlüğünün bir süredir Kırım Tatar şairler, romancılar ve hikâyecilerin hayatları ve eserleri hakkında ciddi çalışmalar yayımladığını belirten Şahin, “Cengiz Dağcı”nın da bu çerçevede hazırlandığı dile getirdi. Doktora tezini Cengiz Dağcı’nın hayatı ve eserleri hakkında hazırlaması dolayısıyla eserdeki biyografi kısmını da kendisinin yazdığını dile getiren Şahin, kitapta yer alan makalelerin de yine Dağcı’nın hayatı ve eserleri hakkında kıymetli makaleler neşreden meslektaşlarına ait olduğunu kaydederek “Onlar makalelerinde, Dağcı’nın edebi eserlerinin hemen her yönünü farklı bakış açılarından değerlendirdiler. Makaleler arasında, Dağcı’nın sanatını hem gerçeklikle münasebeti hem de roman sanatının gerekleri bakımından değerlendiren metinler de var. Dolayısıyla Cengiz Dağcı kitabının Dağcı hakkında çalışmak isteyen araştırmacılar için ciddi bir kaynak olacağını düşünüyorum.” ifadelerini kullandı.
KIRIM TATAR HALKININ SESİ CENGİZ DAĞCI’NIN ÖZGÜN DİLİ
Dağcı’nın hem hayatı hem de sanatı itibarıyla modern Türk edebiyatının büyük sanatkârlarından biri olduğunu dile getiren Şahin, “Kırım Tatarlarının yaşadıkları trajediyi kaleme olan, onca acı hadiseye yakından şahit olup da bütün yaşadıklarını bir edebi form kapsamında anlatan ikinci bir isim yoktur. Bu bakımdan Dağcı, temsili bir figürdür; Kırım-Tatar halkının temsilidir Dağcı. Aşağı yukarı Küçük Kaynarca Antlaşması’ndan beri Kırım Tatar halkının neler yaşadıklarını hepimiz biliyoruz fakat onların yaşadıklarının etkili bir dille sinemada, tiyatroda göremezsiniz; sadece edebiyat alanında Cengiz Dağcı anlatmıştır. Üstelik onun anlattıkları, hakikatin bir sanat formuna dönüştürülmüş estetik biçimidir.” şeklinde konuşarak, Dağcı’nın dilini “acının estetize edilişi” olarak tarif etti.
CENGİZ DAĞCI’NIN GÜNDELİK YAŞAMI, MAKALELERDE HAYAT BULDU
Kırım Tatar Milli Meclisi (KTMM) Türkiye Temsilcisi ve Emel Kırım Vakfı Başkanı Zafer Karatay, Emel Kırım Vakfı Genel Sekreteri Melek Maksudoğlu, yapımcı, yönetmen ve metin yazarı Neşe Sarısoy Karatay ile yazar İsa Kocakaplan’ın makalelerine yer verilen kitapta, söz konusu makaleler üzerine en dikkat çekici bulduğu noktalar hakkında, “Melek Maksudoğlu, bize Cengiz Dağcı’nın Londra’daki hayatını, son zamanlarını, son dönemdeki romanlarının ve bazı hikayelerinin gerçek dünyasını fotoğraflarla anlattı. Bence o yazı, gelecekte, Dağcı’nın Londra günlerini yazacaklar için çok kıymetli malzeme içermektedir. Edebiyat tarihine yabancı olanlar, bir sanatkârın gündelik hayatına ilişkin malzemenin ne kadar kıymetli olduğunu bilemezler.” şeklinde konuşan Şahin, Neşe Sarısoy Karatay’ın ve Zafer Karatay’ın, Cengiz Dağcı’nın hayatını belgesel olarak hazırlarken Dağcı ile birlikte olarak kendisini yakından tanımış olmaları sebebiyle, yazılarının da son derece kıymetli olduğunu dile getirerek ”Dikkat edilirse onların yazıları da çok sevdikleri ve saygı duydukları bir yazarı yakından tanıma imkânı bulmanın hazzını aksettirmektedir.“ dedi.
Öte yandan, Kocakaplan’ın Türkiye’de, Dağcı’nın romanları üzerine çalışan ilk isim olduğunu, dolayısıyla kendisi için ayrı ve çok hususi bir kıymetinin olduğunu beyan eden Şahin, Kocakaplan’ın Dağcı hayattayken Londra’ya giderek Dağcı’yı ziyaret ettiğini ve kendisiyle röportaj yaptığını hatırlatarak “Ben hocanın (Kocakaplan) yazılarından ve Dağcı ile yaptığı röportajdan bir çok şey öğrendim.” dedi.
CENGİZ DAĞCI’NIN “GERÇEK OKUYUCUSU” KİMDİR?
Ayrıca, “Bugün Cengiz Dağcı romanları, düne göre elbette daha çok okunmaktadır. Onun edebi metinlerinin geniş okuyucu kesimlerine ulaşmasının yayınevi ve yayınevinin dağıtım politikasıyla ilgisi olduğu gibi memleketteki kültür ve edebiyat atmosferiyle de ilgisi vardır.” ifadelerine yer veren Şahin, Dağcı’nın ilk romanının 1956 senesinde yayımlandığını belirterek “Aşağı yukarı yirmi beş sene boyunca aynı yayınevi tarafından neşredilen romanlar, bana kalırsa farklı sebeplerle okuyucusunu bulamadı. Dağcı’nın romanları ancak seksenli yıllardan sonra gerçek okuyucusunu buldu. Burada ‘gerçek okuyucu’ tamlamasını bilerek kullanıyorum çünkü bu tamlama ile kastettiğim Dağcı’nın asıl meselesine, milletinin başına gelen trajedi karşısında ortak duyuş ve düşünüşe sahip okuyucuya ben gerçek okuyucu diyorum.” değerlendirmesinde bulundu.
Son olarak, Dağcı’nın taşıdığı kaygının meşhur olmak, para kazanmak yahut populer sanat akımlarına uygun eserler yazmak olmadığına dikkat çeken Şahin, Dağcı’nın asıl yok edilmek istenen bir milleti (Kırım Tatarlarını), tarihi ve kültürü ile, o milletin fertlerinin yaşadığı acıları unutmadan ve unutturmamak adına kayıtlara geçirmek amacı olduğunu vurgulayarak “Bu sebeple Dağcı dün okundu, bugün okunuyor, yarın da okunacaktır. “ dedi.