SON DAKİKA
Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#Protesto

QHA - Kırım Haber Ajansı - Protesto haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Protesto haber sayfasında canlı gelişmelerle ulaşabilirsiniz.

Kırım Tatarı siyasi mahkûm Appaz Kurtamet’in annesi: Oğlum özgürlüğünü bekliyor Haber

Kırım Tatarı siyasi mahkûm Appaz Kurtamet’in annesi: Oğlum özgürlüğünü bekliyor

Rusya tarafından işgal edilen Herson bölgesinde 23 Temmuz 2022’de kaçırılan Kırım Tatarı siyasi mahkûm Appaz Kurtamet’in annesi Ayşe Kurtamet, oğlunun Rusya’daki cezaevinde yaşadıklarını anlattı. Anneler Günü'ne özel olarak gerçekleştirilen röportajda Kırım Haber Ajansına (QHA) konuşan Ayşe Kurtamet, oğlunun hâlen Rusya’nın Rusya’nın Pskov bölgesindeki 6 numaralı cezaevinde alıkonulduğunu belirtti. Anne Ayşe Kurtamet, oğluyla uzun süre iletişim kuramadıklarını belirterek, “Bazen yedi gün boyunca hiç haber alamıyoruz. Her böyle dönem çok ağır geçiyor.” dedi. Kurtamet, oğlunun sık sık disiplin hücresine gönderildiğini ve bunun cezaevinde rutin hâline geldiğini ifade etti. Appaz’ın şu anda ceza kolonisindeki bir tekstil atölyesinde çalıştığını belirten anne, oğlunun yaşadığı fiziksel ve psikolojik yıpranmayı da anlattı. “Vladimir Merkezi” olarak bilinen önceki mahkûm yerinden sonra oğlunun yaklaşık 10 kilo verdiğini söyleyen Ayşe Kurtamet, spor salonuna gitmesine de izin verilmediğini kaydetti. Appaz Kurtamet’in cezaevinde resim yaparak, kitap okuyarak ve dil çalışarak ayakta kalmaya çalıştığını aktaran anne, oğlunun Ray Bradbury’nin “Karahindiba Şarabı” kitabını okuduğunu ve bunun ona moral verdiğini söyledi. "MAHKÛMİYET ALTINDA KIRIM TATARCA ÇALIŞIYOR" Cezaevinde küçük bir İngilizce konuşma grubu kurduklarını belirten Ayşe Kurtamet, daha sonra başka bir Kırım Tatarının da katılmasıyla Kırım Tatarca çalışmaya başladıklarını ifade etti. “Oğlum çok yorgun. Bazen takas edilip özgürlüğüne kavuşacağına dair umudu olduğunu söylüyor ama bu umut giderek zayıflıyor.” diyen anne, Appaz’ın sürekli baskı altında yaşadığını belirtti. DIŞ DÜNYADAN ZORLA KOPLARILDI Ayşe Kurtamet, oğlunun dış dünyadan kopmaktan korktuğunu, telefon görüşmelerinde kendisine yapay zekâ gibi yeni gelişmeleri sorduğunu anlattı. Tutuklanmadan önce aktif bir yaşam sürdüren Appaz’ın Türkçe teknik destek verdiğini, Kırım Tatarca dersleri düzenlediğini ve turizm sektöründe çalıştığını söyleyen anne, oğlunun aile evine ve bahçelerine büyük bağlılık duyduğunu ifade etti. “Appaz benim en küçük çocuğum ve tek oğlum. Eve girdiğinde her yer aydınlanırdı.” diyen Ayşe Kurtamet, yaşamını oğluna kavuşma umuduyla sürdürdüğünü söyledi. APPAZ KURTAMET KİMDİR? Appaz Kurtamet 19 Ağustos 2002’de Herson bölgesindeki Novooleksiyivka kasabasında dünyaya geldi. Babası Halil Kurtamet, iş insanı ve kasabadaki Müslüman cemaatinin lideriydi. (Halil Kurtamet, 7 Kasım 2023’te Rus güvenlik güçlerince alıkonuldu.) 2022'deki Rusya’nın Ukrayna’ya yönelik geniş çaplı işgalinden önce Appaz, Kıyiv’de bir IT şirketinde çalışıyor ve gönüllü faaliyetlerde bulunuyordu. Ondan önce bir yıl boyunca Odesa’da yaşamış, burada Kırım Tatar Kültür Merkezinde Kırım Tatar dili öğretmeni olarak çalışmıştı. Topyekûn savaşın başlamasıyla birlikte Appaz, annesi Ayşe Kurtamet ile birlikte daha güvenli olan Lviv’e taşındı. Annesi, Mayıs 2022'de doğum yapmak üzere olan büyük kızına destek olmak için Türkiye’ye gitti. Appaz ise Temmuz 2022’de ailesinin Novooleksiyivka’daki evini ziyaret etmeye karar verdiğini annesine bildirdi. İŞGALCİLER TARAFINDAN KAÇIRILAN GENÇTEN AYLARCA HABER ALINAMADI Kırım Tatarı Appaz Kurtamet 23 Temmuz 2022 tarihinde Herson bölgesinde alıkonulduktan sonra Çongar kontrol noktasından geçirilerek işgal altındaki Kırım'a götürüldü. Daha sonra günlerce genç Kırım Tatarı hakkında hiçbir haber alınamadı. Appaz Kurtamet kaybolduktan 2 hafta sonra babasına, oğlunun tutukevinde alıkonulduğu bildirildi ve oğlunun kaçırılması ile ilgili “yaygara koparmaması” istendi. Daha sonra Appaz Kurtamet’in işgalci güçler tarafından Kırım’da alıkonulduğu ortaya çıktı. Appaz Kurtamet kaçırıldıktan 3 ay sonra ekim ayında Kırım’daki sözde mahkeme hakkında tutuklama kararı çıkardı. Kırım Tatar aktivist Elmaz Kırımlı, Appaz Kurtamet Kırım Taburunda görev yapan arkadaşına 500 grivna borç verdiği için işgalcilerce “terör örgütü finanse etmekle” suçlandığını aktarmıştı. GENÇ KIRIM TATARINA DÜZMECE SUÇLAMALAR ÇERÇEVESİNDE 7 YIL HAPİS CEZASI Akmescit kentinde faaliyet gösteren sözde Kiyevskiy Bölge Mahkemesi sözde yargıcı Oksana Kraçevskaya, Nisan 2023’te güya “terör örgütü finanse etmekle”suçlanan Appaz Kurtamet’i suçlu bularak hakkında 7 yıl hapis cezası kararı aldı. Kasım 2023’te Kurtamet’in Rusya’daki cezaevine sevk edildiği öğrenildi. Kırım Tatarı siyasî tutsak Appaz Kurtamet’in annesi Ayşe Kurtamet, Rus işgal güçlerinin oğluna özgürlük karşılığında “iş birliği” yapma teklifinde bulunduğunu ancak oğlunun halkına ihanet etmeyi reddederek bu teklifi kabul etmediğini anlatmıştı. İŞGALCİLER AİLELERE BASKI UYGULUYOR Rus işgal güçleri, Kasım 2023’te Herson bölgesine bağlı Novooleksiyivka kasabasında yaşayan Kırım Tatar siyasî tutsak Appaz Kurtamet’in babası Halil Kurtamet’i alıkoydu. İşgalciler, Halil Kurtamet’i Numan Çelebicihan Taburu’na mensup olmakla suçladı. Daha sonra hakkında 8 yıl hapis cezası kararı alındı. Kırım Tatarı siyasi tutsak Appaz Kurtamet’in annesi Ayşe Kurtamet, oğlunun özgürlüğü için kararlılıkla mücadele ediyor. ANNE AYŞE KURTAMET'İN MÜCADELESİ Ayşe Kurtamet, şimdiye dek Birleşmiş Milletler, Ukrayna ve Türkiye cumhurbaşkanlarına çağrılarda bulundu. Aynı zamanda, Brüksel’deki Avrupa Parlamentosu binası önünde protesto eylemleri düzenleyerek uluslararası toplumu, Rusya’nın siyasi tutsaklara yönelik baskılarına karşı harekete geçmeye çağırdı. Ayşe Kurtamet, oğlunun sadece Kırım Tatar kimliği ve aktif vatandaşlık duruşu nedeniyle hedef alındığını sık sık vurguluyor. Brüksel’deki Avrupa Parlamentosu binası önünde 10 Temmuz’da düzenlediği tek kişilik protesto eylemi sırasında yaptığı konuşmada acılı anne, “Tek başıma mücadele ediyorum. Bütün ailem hapiste. Yardıma ihtiyacım var.” ifadelerini kullandı. Oğlunun 19 yaşında tutuklandığını, şimdi ise 22 yaşında olduğunu belirten Ayşe Kurtamet, “Üç yıldır hiçbir suçu olmadan ceza çekiyor. Suçsuz yere hüküm giydi. Ayrıca Appaz alıkonulduktan yaklaşık bir yıl sonra babası da alıkonuldu. Ona da baskı uygulandı, işkence gördü. Daha sonra aynı suçlamayla 8 yıl hapis cezasına çarptırıldı...Oğlumun özgürlüğü için elimden gelen her şeyi yapıyorum. Sık sık yurtdışına çıkarak sesimi duyurmaya çalışıyorum. En büyük dileğim daha fazla etkinliğe katılarak adaletsizlikleri dünyaya duyurmak, hem oğlumun hem de eşimin esaretini görünür kılmak.” dedi.

Venedik Bienali Rusya krizi ile başladı: Jüri istifa etti, ödüller iptal edildi Haber

Venedik Bienali Rusya krizi ile başladı: Jüri istifa etti, ödüller iptal edildi

Rusya ve İsrail’in katılımı nedeniyle protestoların gölgesinde açılan 61. Venedik Bienali, jüri üyelerinin toplu istifası sonrası bu yıl “Altın Aslan” ödülleri olmadan başladı. Aynı zamanda Bienalin sanat yönetmeni Koyo Kouoh tarafından seçilen “In Minor Keys” kolektifindeki sanatçılar ile ulusal pavilyon temsilcileri, “İzleyici Aslanı”” ödülü yarışmasından çekildiklerini duyurdu. Sanatçılar yayımladıkları ortak bildiride, jüri üyelerinin istifasıyla dayanışma amacıyla bu kararı aldıklarını belirtti. Açıklamaya 50’den fazla sanatçı destek verdi. Böylece bienalde “Altın Aslan” ve “İzleyici Aslanı” ödülleri verilmeyecek. Bunun yerine ziyaretçiler, Giardini ve Arsenale sergi alanlarında en iyi ulusal pavilyon ile “In Minor Keys” ana küratöryel sergisinin en iyi katılımcısını elektronik posta yoluyla anonim oylamayla belirleyecek. Sonuçların bienalin kapanış gününde açıklanacağı bildirildi. ULUSLARARASI JÜRİ RUSYA'NIN KATILIMI ÜZERİNE GÖREVLERİNDEN AYRILDI Krizin merkezinde ise Rusya’nın bienale yeniden kabul edilmesi yer alıyor. Uluslararası jüri, Rus pavilyonunun yeniden açılmasına yönelik tepkiler nedeniyle görevlerinden ayrılmıştı. Avrupa Komisyonu da Rusya’nın katılımı sebebiyle festival organizatörüne sağlanan finansmanı durdurma kararı aldı. AB VE UKRAYNA'DAN TEPKİ Öte yandan Avrupa Birliği (AB) Gençlik, Kültür ve Spor Komiseri Glenn Micallef, organizatörlerin Rus pavilyonunu yeniden açmasına ve Rus yetkilileri davet etmesine tepki göstererek bienale katılmayacağını açıkladı. 22 Avrupa ülkesi, İtalya'da düzenlenecek Venedik Bienali 61. Uluslararası Sanat Sergisi'ne Rusya'nın katılmasına izin verilmesi dolayısıyla Venedik Bienal Vakfına mektup yazarak tepki gösterdi. Aralarında Fransa, Almanya, İspanya, Romanya, Polonya, Norveç ve Ukrayna’nın da bulunduğu 22 Avrupa ülkesi, Rusya’nın İtalya’da düzenlenecek Venedik Bienali 61. Uluslararası Sanat Sergisi’ne katılmasına izin verilmesine tepki gösterdi. Söz konusu ülkelerin Dışişleri ve Kültür Bakanları, kararın geri alınması talebiyle Venedik Bienali Vakfına ortak mektup gönderdi. İtalya Kültür Bakanı Alessandro Giuli de Rus pavilyonunu protesto etmek amacıyla bienalin açılış törenine katılmama kararı aldı. Daha önce Ukrayna, Rusya’nın bienale katılımının engellenmesi için uluslararası yaptırım girişimlerinde bulunacağını açıklamıştı.

AİHM’den tarihi Kırım kararı: Rusya’nın baskı politikası tescillendi Haber

AİHM’den tarihi Kırım kararı: Rusya’nın baskı politikası tescillendi

Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM), 20 Ocak 2026 tarihinde “Bekirov ve diğerleri Rusya’ya karşı” başlıklı dava kapsamında verdiği kararla, işgal altındaki Kırım’da barışçıl gösterilere katılan kişilere yönelik uygulamalar nedeniyle Rusya’nın Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’ni ihlal ettiğine hükmetti. Ukrayna Helsinki İnsan Hakları Birliğinin konu ile ilgili paylaştığı yazılı açıklamaya göre, davacılar 2014-2017 yılları arasında Kırım’da yaşayan ve büyük bölümünü Kırım Tatarları olan 43 kişiden oluşuyor. Söz konusu AİHM kararı, 2014’teki işgalden sonra Kırım’daki olaylara ilişkin olarak Ukrayna ile Rusya arasındaki silahlı çatışma bağlamında esastan karara bağlanan ilk bireysel başvuru olma özelliğini taşıyor. Davacılar, Rusya’nın Kırım’ı işgalinin ardından Ukrayna yanlısı tutumlarını ifade etmek veya Kırım Tatarlarına yönelik baskıları protesto etmek amacıyla düzenlenen barışçıl eylemlere katıldıkları gerekçesiyle, Rus mevzuatı uyarınca idari suçlamalarla karşı karşıya bırakıldı. Bazı davacılar gözaltına alındı, daha sonra Rus işgal yönetimine bağlı sözde mahkemeler tarafından para cezasına ya da idari tutukluluğa mahkûm edildi. RUS YASALARI KIRIM’DA MEŞRU DEĞİL AİHM, Rusya’nın kendi yasalarını Kırım’da uygulamasının Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'nin 11. maddesiyle güvence altına alınan "toplanma ve dernek kurma özgürlüğü"nün açık bir ihlali olduğuna hükmetti. Mahkeme ayrıca, davacılara yönelik müdahalelerin barışçıl toplanma özgürlüğüne açık bir müdahale niteliği taşıdığına dikkat çekti. Rusya’nın kendi yasalarını Kırım’da uygulamasının uluslararası hukuka aykırı olduğunun vurgulandığı kararda, Rus mevzuatına dayalı idari uygulamaların sözleşme anlamında “kanunla öngörülmüş” sayılamayacağı belirtildi. Bu nedenle mahkeme, söz konusu müdahalelerin meşru bir amaç taşıyıp taşımadığını veya demokratik bir toplumda gerekli olup olmadığını ayrıca incelemeye gerek görmedi. “RUSYA YEREL HALKI SİNDİRMEYİ VE UKRAYNA YANLISI TUTUMLARI BASTIRMAYI AMAÇLIYOR” AİHM ayrıca, Rus işgal yönetiminin Kırım’da Ukrayna’yı ya da Kırım Tatar toplumunu destekleyen kamusal gösterileri yasaklamaya, bu tür eylemleri düzenleyen ya da katılan kişileri yıldırmaya ve keyfi şekilde gözaltına almaya yönelik sistematik bir idari uygulama yürüttüğünü ve bu uygulamaların yerel halkı sindirmeyi ve Ukrayna yanlısı tutumları bastırmayı amaçladığı sonucuna vardığını tespit ettiğini hatırlattı. Sonuç olarak mahkeme, davacıların söz konusu gösterilere katılarak Rus işgal makamlarının uygulamalarına açıkça karşı çıktıklarını, Kırım Tatarlarına yönelik baskıları kınadıklarını ve Kırım'ın Ukrayna’nın ayrılmaz bir parçası olduğunu savunduklarını vurguladı. Mahkeme; bu şartlar altında davacılara yönelik alınan önlemlerin, yerel halkı ve özellikle Kırım Tatar toplumunu sindirmeyi, ayrıca Ukrayna yanlısı görüşleri bastırmayı amaçlayan sistematik bir yapının parçası olduğu sonucuna vardı. Bu bağlamda mahkeme, tüm davacıların özelinde Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'nin 11. maddesinin ihlal edildiğine hükmetti. “TAZMİNAT YOLUNU AÇAN BİR KARAR” Ukrayna Helsinki İnsan Hakları Birliği Stratejik Davalar Merkezi avukatı Yuliya Kovalenko, kararın önemini şu sözlerle açıkladı: Bu karar, Rusya'nın yarımadadaki insan hakları durumuna ilişkin sorumluluğunu net bir şekilde ortaya koymakla kalmıyor, aynı zamanda mağdurların gelecekte tazminat alabilmelerine olanak sağlıyor. Rusya'nın Kırım Tatarlarını hedef alan sistematik baskı politikasının varlığı artık yargı kararıyla da sabitlenmiştir.

İran’daki protestolarda ölü sayısı 4 bin 519’a yükseldi Haber

İran’daki protestolarda ölü sayısı 4 bin 519’a yükseldi

İran’daki protestolarda hayatını kaybedenlerin sayısının 4 bin 519’a yükseldiği açıklandı. Amerika Birleşik Devletleri (ABD) merkezli İran İnsan Hakları Aktivistleri Haber Ajansı (HRANA), İran’da ekonomik sorunlar nedeniyle başlayan protestolarda hayatını kaybedenlerin sayısının 4 bin 519’a çıktığını açıkladı. HRANA’nın paylaştığı verilere göre, ülke genelinde yaşanan olaylar kapsamında şu ana kadar 26 bin 314 kişi gözaltına alındı. Ajans, hayatını kaybedenler arasında 197 güvenlik görevlisinin de bulunduğunu bildirdi. HRANA, bir gün önce yayımladığı raporda ölü sayısının 4 bin 29 olduğunu duyurmuştu. İRAN’DAKİ PROTESTOLAR İran’da protestolar, 28 Aralık 2025’te yerel para biriminin döviz karşısında ciddi değer kaybetmesi ve derinleşen ekonomik kriz nedeniyle Tahran Büyük Çarşı’da esnafın öncülüğünde başlamış, kısa sürede birçok kente yayılmıştı. Başkent Tahran’da 8 Ocak’ta şiddetlenen gösterilerin ardından İran yönetimi internet erişimini kısıtlamıştı. Son günlerde ise internetin kısmen ve sınırlı şekilde yeniden kullanıma açıldığı bildiriliyor. Gösteriler büyük ölçüde şiddetini kaybetse bile Virginia eyaleti merkezli HRANA, ölü ve gözaltı sayılarını güncellemeyi sürdürüyor. İran rejimi ise olaylarda hayatını kaybeden ya da yaralanan sivillerin toplam sayısına ilişkin henüz resmî bir açıklama yapmadı. Yetkililer, 3 bin 700’den fazla güvenlik görevlisinin yaralandığını ve “terör örgütleriyle bağlantılı olduğu” veya olayları provoke ettiği iddia edilen 3 bin kişinin gözaltına alındığını duyurdu.

İran, protestocuların cenazelerini para karşılığı teslim ediyor! Haber

İran, protestocuların cenazelerini para karşılığı teslim ediyor!

İran'da Aralık 2025'in son günlerinde başlayan protestolar ülke ve dünya genelindeki etkisini sürdürürken, rejim güçleri tarafından uygulanan saldırganlık nedeniyle çok sayıda gösterici hayatını kaybetti. İran İnsan Hakları Aktivistleri Haber Ajansı (HRANA) tarafından bildirilen son verilere göre protestolarda kimliği tespit edilen 3 bin 308 kişi yaşamını yitirdi. İRAN CENAZELERİ SATIYOR MU? Öte yandan Güney Azerbaycan medya servisi Azad İran ve GünazTV'nin gündeme getirdiği haberlere göre İran, protestolarda yaşamını yitiren göstercilerin naaşlarının ailelerine para karşılığında teslim ettiğini bildirdi. Ayrıca bazı durumlarda protestoculara karşı kimyasal madde kullanıldığı, bazı durumlarda ise doğrudan ateş açıldığı kaydedildi. GünazTV'nin QayiNews'e atıfla servis ettiği Şiraz vilayetide rejim karşıtı 16 yaşındaki Kaşkay Türkü Cabir Panahi'nin ve BaydagNews'e dayandırdığı 17 yaşındaki Kaşkay Türkü Abulfaz Heydari Musul'un rejim güçleri tarafından öldürüldüğü haberinde bir başka iddia gündeme geldi. Bu olaylarda ise, ailelerin yakınlarının protestolarda ölmediğine dair resmî beyan vermeye zorlandığı kaydedildi. GENÇLERİN NAAŞI KOŞUL BELİRTİLEREK VERİLDİ Rejim güçlerinin naaşları ailelerin protestolarda ölmediğini beyan etmesi şartıyla verildiği vurgulandı. İRAN’DAKİ PROTESTOLAR İran’da protestolar, 28 Aralık 2025’te yerel para biriminin döviz karşısında ciddi değer kaybetmesi ve derinleşen ekonomik kriz nedeniyle başkent Tahran’daki Büyük Çarşı esnafının başlattığı eylemlerle başlamış, kısa sürede birçok kente yayılmıştı. Tahran’da 8 Ocak’ta şiddetlenen protestoların ardından İran rejimi, ülkede internet erişimini kısıtlamıştı.

İran'daki protestolarda 2 bin kişinin öldüğü açıklandı Haber

İran'daki protestolarda 2 bin kişinin öldüğü açıklandı

İranlı bir yetkili, ülke genelinde iki haftadır süren protestolarda güvenlik personeli de dâhil olmak üzere yaklaşık 2 bin kişinin hayatını kaybettiğini açıkladı. Birleşik Krallık merkezli Reuters haber ajansına konuşan yetkili, bu açıklamanın, yetkililerin sert müdahale sürecinde yaşanan yüksek can kaybını ilk kez bu ölçekte kabul etmesi açısından dikkat çekici olduğunu belirtti. Yetkili, ölümlerin hem protestocular hem de güvenlik güçleri arasında yaşandığını ifade ederken, olayların sorumlusu olarak “teröristler” olarak tanımladığı grupları işaret etti. Ancak hayatını kaybedenlerin dağılımına ilişkin detaylı bir bilgi paylaşmadı. PROTESTOLAR BÜTÜN HIZIYLA DEVAM EDİYOR Ağır ekonomik koşullar nedeniyle patlak veren protestoların, son en az üç yılda İran yönetiminin karşı karşıya kaldığı en büyük iç krizlerden biri olduğu değerlendiriliyor. 1979’daki İslam Devrimi’nden bu yana iktidarda olan İran’daki dinî yönetim, protestolara karşı ikili bir yaklaşım benimsedi. Yetkililer, ekonomik sıkıntılar nedeniyle yapılan gösterileri “meşru” olarak nitelendirirken, güvenlik güçleri tarafından sert müdahaleler de sürdürülüyor. Tahran yönetimi, huzursuzluğun ABD ve İsrail tarafından kışkırtıldığını öne sürerek, protestoların “terörist unsurlar” tarafından istismar edildiğini iddia ediyor. Daha önce bir insan hakları örgütü, yüzlerce kişinin hayatını kaybettiğini açıklamış ve binlerce kişinin gözaltına alındığını duyurmuştu. Öte yandan son günlerde uygulanan internet kısıtlamaları ve iletişim kesintileri, ülkedeki gelişmelere dair bilgi akışını büyük ölçüde zorlaştırıyor.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.