SON DAKİKA
Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#Rapor

QHA - Kırım Haber Ajansı - Rapor haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Rapor haber sayfasında canlı gelişmelerle ulaşabilirsiniz.

Korkunç bilanço: Ukrayna-Rusya Savaşı 5. yılına girerken toplam can kaybı 2 milyon sınırında Haber

Korkunç bilanço: Ukrayna-Rusya Savaşı 5. yılına girerken toplam can kaybı 2 milyon sınırında

Amerika Birleşik Devletleri (ABD) merkezli Stratejik ve Uluslararası Çalışmalar Merkezi (CSIS), 27 Ocak 2026 tarihinde savaşın güncel kayıplarına dair kapsamlı bir rapor sundu. ABD ile Birleşik Krallık istihbarat verilerine dayandırılan çalışma, Avrupa topraklarında İkinci Dünya Savaşı’ndan bu yana görülen en ağır askeri kaybın yaşandığını teyit ediyor. CSIS’in araştırmasına göre, Rusya’nın Ukrayna’ya karşı başlattığı geniş çaplı işgal saldırısının dördüncü yılına girilirken, iki tarafın toplam insan kaybı 2 milyona yaklaşabilir. RUSYA’NIN KAYIPLARI NE BOYUTTA? CSIS, Rusya Federasyonu’nun toplam askerî kaybının yaklaşık 1 milyon 200 bin olarak tahmin edildiğini belirtti. Bu rakamlar; ölenlerin yanı sıra ağır yaralananları, sakat kalanları ve kayıpları kapsıyor. CSIS’in Rusya’ya ilişkin kayıp tahminleri, Ukrayna Genelkurmay Başkanlığının verileriyle büyük ölçüde örtüşüyor. Ukrayna Genelkurmay Başkanlığının 27 Ocak sabahı itibarıyla açıkladığı rakamlara göre ise, Rus ordusunun toplam kaybı 1 milyon 235 bin 880 kişiye ulaştı. Bu sayı, sadece ölen ve ağır yaralananları değil, tedavi sonrası cepheye dönebilen askerleri de kapsıyor. UKRAYNA TARAFINDA DURUM CSIS, Ukrayna tarafındaki toplam kaybı yaklaşık 600 bin olarak tahmin ediyor. Ukrayna yönetimi savaş boyunca resmî rakamları açıklamaktan kaçınsa da, Cumhurbaşkanı Volodımır Zelenskıy 2025 yılı başında NBC News'e verdiği mülakatta 46 binden fazla Ukraynalı askerin Rus işgalcilere karşı savaşırken hayatıı kaybettiğini ve yaklaşık 380 bin askerin yaralandığını açıklamıştı. Ukrayna Genelkurmay Başkanı Oleksandr Sırskıy ise 13 Ocak'ta yaptığı açıklamada, 2025 yılında personel kayıplarını yüzde 13 oranında azaltmayı başardıklarını duyurdu, ancak güncel bir toplam sayı vermedi. RUS ORDUSUNUN İLERLEME HIZI ÇOK DÜŞÜK ANCAK KAYIPLAR DEVASA Öte yandan araştırmanın en dikkat çekici sonuçlarından biri, Rus ordusunun sahadaki ilerleme hızı ile verdiği personel kaybı arasındaki derin uçurum oldu. Analistler, Rus birliklerinin taarruz hızının 20. yüzyıldaki hemen hemen tüm büyük askeri harekâtlardan daha yavaş olduğunu saptadı. Rapora göre Moskova, Ocak 2024’ten bu yana Ukrayna topraklarının yalnızca yüzde 1,5’ini ele geçirebildi. Buna karşın verilen insani maliyet, savaşın başından bu yana görülen en yüksek seviyelere ulaştı. Sadece 2025 yılı içerisinde Rus ordusunun yaklaşık 415 bin askerini kaybettiğ belirtilen raporda, “Bu rakamlar olağanüstü. İkinci Dünya Savaşı'ndan bu yana hiçbir büyük güç, herhangi bir savaşta bu kadar çok kayıp veya ölüm vermemiştir.” ifadelerine yer verildi. Uzmanlar, Rusya’nın verdiği bu devasa kayıpların altında zayıf taktiksel yönetim, yetersiz askerî eğitim, personel arasındaki düşük moral ve Ukrayna’nın etkili savunma stratejilerinin yattığını belirtiyor. Analistlerlerin tahminine göre mevcut çatışma temposu sürerse iki tarafın toplam kaybı 2026 baharına kadar 2 milyona ulaşabilir.

Avrupa İslamofobi Raporu: Ayrımcılık ve nefret suçlarında artış Haber

Avrupa İslamofobi Raporu: Ayrımcılık ve nefret suçlarında artış

Avrupa İslamofobi Raporu (EIR 2023) 23 Aralık 2024 tarihinde yayımlandı. Editörlüğünü Türk-Alman Üniversitesi Öğretim Üyesi Doç. Dr. Enes Bayraklı ve Georgetown Üniversitesi Öğretim Üyesi Doç. Dr. Farid Hafez’in üstelendiği raporda; yirmi sekiz Avrupa ülkesi, İslamofobi alanında çalışmalar yürüten akademisyenler tarafından raporlandı.  Raporun sonucunda ulaşılan genel bulgu olarak; İslamofobi’nin Avrupa Birliği (AB) 2020-2025 ırkçılıkla mücadele eylem planında resmî olarak yer almasına rağmen Avrupa’da yaygın bir şekilde inkâr edildiği ve yeterince tanınmadığı vurgulandı.  Bununla birlikte Gazze’de gerçekleşen Hamas-İsrail çatışmasının, Avrupa'da Müslüman karşıtı ırkçılığın jeopolitik katalizörü olarak işlev gördüğünün belirtildiği raporda; Avrupa hükûmetleri tarafından verilen siyasi ve kurumsal tepkilerin büyük ölçüde kınamadan yoksun kaldığı kaydedildi. FİZİKSEL VE SÖZLÜ SALDIRILAR DA ARTTI Aynı Avrupa’da faaliyet gösteren ana akım medyaların da İslamofobi stereotipleri sürdürdüğü, Müslüman toplulukları itibarsızlaştırdığı ve ırkçı söylemlerle değişemeyen bir çizgide halkı bilgilendirdiği de rapor da yer aldı. Öte yandan Müslüman karşıtı nefret suçlarının, özellikle Gazze savaşının ardından artış gösterdiğinin belirtildiği raporda; Norveç, İspanya ve Yunanistan gibi ülkelerden gelen raporlar Müslümanlara yönelik fiziksel ve sözlü saldırıların arttığını vurgulandı.  Aynı şekilde eğitim sektöründe de yaygın bir şekilde İslamofobi’nin yaşatıldığı kaydedildi ve Kosova ve Sırbistan’daki ayrımcı politikalar ve revizyonist tarihler yoluyla sürdürülen İslamofobi örnek gösterildi. Bununla beraber Anadolu Ajansına (AA) konuşan Bayraklı ise raporun en çarpıcı bulgularından birinin, İslamofobinin Avrupa'da kurumsallaşması ve yasalarla desteklenmesi olduğunu söyledi. İSLAMOFOBİ ORANI YÜZDE 47'E YÜKSELDİ Birleşmiş Milletlerin (BM) 2022'de 15 Mart'ı Uluslararası İslamofobi ile Mücadele Günü olarak ilan ettiği kaydeden Bayraklı, Avrupa’da hiçbir devletin bu günü anmadığını belirtti ve Avrupa'daki uluslararası örgütlerin dahi İslamofobi kavramını kullanmaktan kaçındıklarının altını çizdi.  Bayraklı “Bu kavramın ifade ettiği kurumsal ırkçılık, Müslüman karşıtlığı veya yapısal ırkçılığı önemsizleştirmek için 'Müslümanlara karşı ön yargı' ya da 'Müslüman karşıtı duygular' gibi farklı terimlere başvuruyorlar. Bu rapor, tam da bu gerçekliği uluslararası düzeyde dikkatlere sunmayı amaçlıyor." ifadelerini kullanarak, Irkçılığa maruz kaldığını bildiren Müslümanların sayısı 2023'te yüzde 47’ye yükseldiğini bildirdi.  Ayrıca raporda, Avrupa Birliği Temel Haklar Ajansından (FRA) elde edilen veriler değerlendirildi. Müslümanların ayrımcılıkla en sık karşılaştıkları ülkeler yüzde 71 ile Avusturya, yüzde 68 ile Almanya ve yüzde 63 ile Finlandiya olarak sıralandı. En fazla ayrımcılığın yaşandığı alanlar ise istihdam, eğitim, barınma, kılık kıyafet ve iş hayatı oldu. RUSYA’DA İSLAMOFOBİ Yayımlanan raporda 2023 yılında Rusya’da; İslam ve Müslümanlar ile bunların Rusya'nın kamusal yaşamındaki rolü hakkında çok sayıda kamusal tartışma ve medya kampanyasının gerçekleştirildiği belirtildi. Rusya’daki bazı gazetelerde ve sosyal medyada Müslümanlara ilişkin yanlış bilgiler, klişeler ve düşmanca ifadeler yoluyla Müslüman toplumlara yönelik olumsuz tutumlarda bir artış gözlemlendiğine yer verildi.  Bununla birlikte raporda, Rus hapishanelerinde olan Müslüman mahkûmların çeşitli şekillerde ayrımcılığa uğradığı belirtildi. Müslüman mahkûmların Rus hapishane personelleri tarafından ihmal ve şiddete maruz kaldığı ve bu durumun da tutukluların fiziksel ve ruhsal sağlıklarını tehlikeye attığı raporda kaydedildi.  Ayrıca Müslümanlara yönelik baskı ve şiddet vakaları da bilindiği belirtilen raporda, Rusya’nın uydurduğu Hizb-ut Tahrir davasından hüküm giyen Zafar Yakupov’un, uydurma bahanelerle defalarca gözaltı merkezine gönderildiğini ve uzun süre ailesini ziyaret etme fırsatından mahrum bırakıldığını bildirdi.  Bununla birlikte, Rusya’nın Türkistanlı mahkûmları, zorla devlet savunma emrini yerine getirmeye göndererek ve gözaltında “insanlık dışı koşullar” yaratarak Ukrayna-Rusya Savaşı’na gönderdiği raporda yer aldı.

Uygurlar 4,4 milyon yıl hapis cezasıyla karşı karşıya! Haber

Uygurlar 4,4 milyon yıl hapis cezasıyla karşı karşıya!

ABD'nin üçüncü en eski üniversitesi ve en prestijli okullarından Yale Üniversitesi tarafından yayımlanan son rapora göre, Çin’in Uygur Türklerine yönelik kitlesel hapsetme uygulamaları, Türk ve müslüman toplulığun gelecekteki nesilleri üzerinde ağır etkiler yaratacak. UYGUR KİMLİĞİNİN VAROLUŞUNU TEHDİT EDEN BİR POLİTİKA Raporda, Çin Komünist Partisinin (ÇKP) 7 milyondan fazla Uygur Türkü ve diğer Müslüman halkları, sözde aşırılıkla mücadele bahanesiyle gözaltına aldığı belirtiliyor. Ayrıca bu toplama kamplarda tutuklular zorla çalıştırılmakta, işkenceye maruz kalmakta, siyasi beyin yıkamaya tâbi tutulmakta ve zorla gebelik sonlandırılması gibi insanlık dışı muamelelere maruz bırakılmakta olduğu bildiriliyor. Hem Biden hem de Trump yönetimleri, Çin rejiminin Doğu Türkistan'daki baskıcı politikalarını soykırım olarak tanımlamıştı. 4,4 MİLYON YIL HAPİS CEZASI TAHMİNİ Öta yandan raporda, Çin’in mevcut baskı politikalarını sürdürmesi durumunda, Uygur Türklerinin toplamda 4,4 milyon yıl hapis cezasına çarptırılabileceği tahmin ediyor. Araştırmacılar, Doğu Türkistan kurbanların veritabanında bulunan 31 bin 114 vaka üzerinden ortalama cezanın 8,8 yıl olduğunu belirledi ve 2017-2021 yılları arasında yargılanan yaklaşık 500 bin Uygur ile çarptı. Sonuç ise Çin'in Uygur Türkleri üzerindeki kitlesel gözaltı politikasının devam etmesi durumunda Doğu Türkistanlıların 4,4 milyon hapis cezasına çarptırılacağı öngürülüyor. ETNİK ÇÖKÜŞ VE GELECEKTEKİ RİSKLER Araştırmacılar, “etnik çöküş” kavramını vurguluyor ve bireysel olarak Uygur Türkleri hayatta kalabilse bile, topluluğun çökmesi, dağılması ve varlığını yitirmesi riskini taşıdığını belirtiyor. Raporda, Uygur Türklerinin daha fazla toplu olarak tutuklanmaya devam etmesi durumunda bu zararların geri döndürülemez hale geleceğine dikkat çekiliyor. ULUSLARARASI TOPLUMUN HAREKETE GEÇMESİ GEREKİYOR Son olarak raporda, Çin zulmünü durdurmak için Birleşmiş Milletler (BM) üye devletlerinin “sorumluluk mekanizmalarını devreye sokması” gerektiği ve BM İnsan Hakları Konseyi ile BM İnsan Hakları Yüksek Komiserliğinin ortak bir tutum alması çağrısı yapılıyor. Ayrıca bu suçların belgelenmesine katkıda bulunmayı ve Çin’in ekonomik etkisi karşısında yıllardır sessiz kalan küresel güney ülkeleri için bir uyanış çağrısı olmayı umuyor.

Doğu Türkistan ile ilgili yeni rapor: İslam’ın Çinlileştirilmesi Haber

Doğu Türkistan ile ilgili yeni rapor: İslam’ın Çinlileştirilmesi

Doğu Türkistan'daki dini baskı, Çin'in İslam düşmanlığı ile ilgili, Dogu Türkistan İnsan Haklar İzleme Derneğinin hazırladığı "Doğu Türkistan’da Dini Baskı: İslamofobi ve İslam’ın Çinlileştirilmesi” konulu yeni bir rapor yayımlandı. Raporun tanıtım lansmanı 23 Haziran 2024 tarihinde İstanbul'da düzenlendi. ÇİN’İN YILLARDIR SÜRDÜRDÜĞÜ SİSTEMATİK SOYKIRIM POLİTİKASI Türkiye Gençlik Vakfı (TUGVA) genel merkezinde gerçekleşen lansmanda konuşan akademisyenler, Doğu Türkistan’da işgalci Çin’in yıllardır sürdürdüğü sistematik soykırım politikası, dini baskı ve İslam düşmanlığının tescillenmesi açısından söz konusu raporun çok kıymetli olduğunu dile getirdi.  DOĞU TÜRKİSTAN'DAKİ GERÇEKLER Geçen aylarda tamamen Çin'in kontrolü ve izin verdiği yerleri ziyaret eden Avustralya'nın dünyaca ünlü televizyon kanalı ABC ekibi, Çin Komünist Partisinin (ÇKP) yıllardır süren acımasız baskısının ardından Doğu Türkistan'ı bir turizm noktasına dönüştürmeye çalıştığını aktarmıştı. ABC'nin 30 Eylül 2023 tarihinde yayımladığı özel raporunda, Çin'in baskıları neticesinde Doğu Türkistan'ın dünyadan izole edildiği bildirilmişti. DOĞU TÜRKİSTAN'DA SOYKIRIM YAŞANIYOR! Çin Halk Cumhuriyeti hükûmetinin sistematik baskıları ve asimilasyon politikaları ile Doğu Türkistan’da bir halk topyekûn soykırıma uğradı ve bugün halen uğramaya devam ediyor. Milli, dini, siyasi ve kültürel olarak Doğu Türkistan’da Çinli olmayan tüm Türk kökenli milletler, bu baskının kurbanı oluyor. Doğu Türkistan’da soykırıma varan ağır insan hakları ihlalleri, her geçen gün dünya kamuoyunun daha çok gündemine geliyor.

Doğu Türkistan Ulusal Çıkar Merkezi'nden yeni rapor: Uygur Türkü çocuklar hedefte! Haber

Doğu Türkistan Ulusal Çıkar Merkezi'nden yeni rapor: Uygur Türkü çocuklar hedefte!

Kanada merkezli Doğu Türkistan Ulusal Çıkar Merkezi, komünist Çin yönetimi tarafından milyonlarca Uygur Türkü ve diğer Türk topluluklarının atıldığı, işkence gördüğü, Uygur Türkü çocuklarının asimile edildiği toplama kampları ve politikası ile ilgili yeni bir rapor yayımladı. TÜRK ÇOCUKLARI HEDEF TAHTASINDA "Çin'de Uygur Çocuklarının Toplu Tutuklanması ve Zorla Asimilasyonu" başlıklı raporda, Uygur Türkü çocuklarını zorla asimile etmek için tarihin en büyük operasyonlarından birinin şu anda Çin'in sömürgeleştirilmiş topraklarında devam ettiği belirtiliyor. Çin hükümeti tarafından organize edilen bu büyük asimilasyon politikası, Doğu Türkistan'da yaşayan 12 ile 15 milyon etnik Uygur, Kazak ve diğer Türk toplulukları ve onların çocuklarını hedef alıyor. ÇİN'İN YERLEŞİMCİ-SÖMÜRGECİ POLİTİKALARI Çin tarzı asimilasyon politikasının 2017'de başlatılan yeni ve büyük bir stratejik planlama olduğu vurgulanan raporda, bu politikanın köklerinin 1949'dan beri ve öncesinde Çin'in yerleşimci-sömürgeci politikalarına dayandığı aktarılıyor. Mevcut asimilasyon politikası, okullarda ve yetimhanelerde tutulan ve ailelerinden, kardeşlerinden, dillerinden ve kültürlerinden zorla izole edilen yüz binlerce Uygur Türkü çocuğu etkiliyor. Rapor ayrıca, Türk çocuklarının ana dillerini kullanmalarının yasak olduğuna, çocukların kültürlerinden koparıldığına ve iki yıldan kısa bir sürede ana dillerini kalıcı olarak kaybetme tehlikesi ile karşı karşıya olduğuna dikkat çekiyor.

Blinken: Çin baskıcı bir rejime sahip! Haber

Blinken: Çin baskıcı bir rejime sahip!

Çin yönetimi işgal ettiği Doğu Türkistan'da senelerdir baskı ve zulüm politikasına devam ediyor. 2017 yılından bugüne kadar bölgede, Doğu Türkistanlılar toplama kamplarına alınarak asimilasyon ve soykırıma maruz kalıyor. ABD ise Çin yönetiminin Doğu Türkistan'da uygulamakta olduğu soykırım, baskı ve asimilasyon politikalarına karşı somut adımlar atmayı sürdürüyor.  "BU RAPOR ÇİN SOYKIRIMI AÇIĞA ÇIKARIYOR" ABD Dışişleri Bakanlığı 26 Haziran 2024 tarihinde "2023 Uluslararası Dini Özgürlükler Raporu" yayımladı. Raporda, Çin hükûmeti rejiminin baskıcı olması yönüyle eleştirildi. Konuya ilişkin açıklamada bulunan ABD Dışişleri Bakanı Antony Blinken, Çin'in Doğu Türkistan'daki Uygur ve diğer Türk topluluklarına karşı uyguladığı politikasını eleştirdi. Çin'in baskıcı bir rejime sahip olduğuna dikkat çeken Bakan Blinken, "Bu rapor aynı zamanda Çin hükûmetinin Uygur Müslümanlarına ve Doğu Türkistan'daki diğer etnik ve dini gruplara karşı devam eden insanlığa karşı suçlarını ve soykırımını açığa çıkarmaya devam ediyor." ifadelerini kullandı.  "DİN ÖZGÜRLÜĞÜNÜ KORUMAK İÇİN ÇALIŞIYOR" Blinken ayrıca, "Dünyanın dört bir yanındaki insanlar aynı zamanda din özgürlüğünü korumak için çalışıyor. Çin'in Doğu Türkistan'daki çoğunluğu Müslüman olan Uygurlara ne yaptığı konusunda farkındalık yaratan Ruşen Abbas gibi aktivistler de var." dedi.

UAÖ yıllık raporunda Doğu Türkistan'a dikkat çekti! Haber

UAÖ yıllık raporunda Doğu Türkistan'a dikkat çekti!

Küresel çapta, devletlerdeki insan hakları ihlallerini araştıran Uluslararası Af Örgütü (UAÖ), 24 Nisan 2024 tarihinde yeni bir rapor yayımladı. Yayımlanan raporda Çin'in işgali altındaki Doğu Türkistan'da yaşanmakta olan insan hakları ihallelerine ve Çin'in soykırım politikalarına dikkat çekildi. 2023 YILINDA 155 ÜLKEDEKİ İNSAN HAKLARI İHALLERİ BELGELENDİ 2023 yılında 155 ülkedeki insan hakları ihallerinin belgelendiği raporda, Doğu Türkistan’daki insan hakları ihlalinin devamlı olarak kötüye gittiği, Uygur, Kazak ve çoğunluğu Müslüman Türk olan topluluklara karşı hâlâ devam eden ağır insan hakları ihlalleri sıralandı.  DOĞU TÜRKİSTAN'DAKİ AĞIR İNSAN HAKLARI İHLALLERİ Öte yandan Çin'in Doğu Türkistan genelinde Kovid 19 pandemi hastalığını bahane ederek uyguladığı sıkı karantina uygulamaları hatırlatıldı. Orantısız bir şekilde uygulanan karantina politikası kapsamında Ürümçi'deki giriş kapılarına dışardan ve içerden kaynak yapılarak kitlenen apartmanda çıkan yangında yüzlerce masum Uygur Türkünün yanarak vefat ettiği, Çin yönetiminin yangına geç mudahale ettiği ve sorumlulaların hâlâ cezanlandırılmadığı kaydedildi. ÇİN'İN HESAP VERİLEBİLİRLİĞİ YOK Raporda son olarak Çin yönetiminin şeffaf olmadığı, bölgedeki sıkı dijital kontrolü aracılığıyla halk üzerindeki baskıyı arttırdığı ve Doğu Türkistanlılara karşı uyguladığı ağır insan hakları ihalleri için hesap verilebilirliğin olmadığı belirtti.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.