Başkonsolos Nedilskıy ve eşinden 18 Mayıs mesajı: “Sürgün yalnızca geçmiş değil, modern dünyanın sorumluluğudur”
Ukrayna’nın İstanbul Başkonsolosu Roman Nedilskıy ve eşi Ludmıla Nedilska, Sovyet totaliter rejiminin işlediği en büyük insanlık suçlarından biri olan Kırım Tatar halkının sürgün edilişinin yıl dönümünde ortak bir açıklama yayımladı. 1944 yılında yüz binlerce insanın evlerinden, vatanlarından ve geleceklerinden mahrum bırakıldığını hatırlatan Nedilskıy, bu trajedinin yalnızca bir halkın değil, tüm insanlığın ortak acısı olduğunu ve insan onuruna karşı işlenen suçlarda zaman aşımı bulunmadığını belirtti.
"KIRIM TATARLARI AYAKTA KALMAYI BAŞARDI”
Tüm soykırım girişimlerine ve ağır acılara rağmen Kırım Tatar halkının diz çökmediğini ifade eden Başkonsolos, şu değerlendirmede bulundu:
Kırım Tatar halkı tüm baskılara rağmen ayakta kalmayı başardı. Dillerini, kültürlerini, geleneklerini ve tarihî hafızalarını korudular. En önemlisi ise Kırım’a duydukları sevgiyi ve bir gün yeniden evlerine dönme umutlarını yaşattılar.
HALK BUGÜN YİNE BASKI ALTINDA
Günümüzde Kırım’ın Rusya tarafından işgal edilmesinin ardından tarihin tekerrür ettiğini belirten Nedilskıy, yarımadadaki insan hakları ihlallerine sert tepki gösterdi. Hukuksuz tutuklamaların, ev baskınlarının, aktivistlere ve gazetecilere yönelik zulmün günlük yaşamın bir parçası haline geldiğini kaydeden Başkonsolos, "Bugün sürgünü anmak yalnızca geçmişi hatırlamak değildir. Aynı zamanda modern dünyanın sorumluluğunu da hatırlatmaktır: insan haklarını, özgürlüğü ve halkların kendi topraklarında yaşama hakkını savunma sorumluluğunu. Ukrayna, Kırım Tatar halkının vatanıdır ve öyle kalacaktır. Bizler bugün özgürlük, adalet ve Ukrayna Kırım’ının geleceği için omuz omuza mücadele ediyoruz." ifadelerini kullandı.
İSTANBUL’UN TARİHÎ ROLÜNE VURGU
Mesajın İstanbul’dan verilmesinin ayrı bir sembolik anlam taşıdığına değinen Roman Nedilskıy, İstanbul’un tarih boyunca Kırım Tatar halkıyla çok güçlü bağlar kurduğunu ve bugün de dünyadaki en büyük Kırım Tatar topluluklarından birine ev sahipliği yaptığını hatırlattı. Bu zor dönemde Ukrayna’ya ve Kırım Tatar davasına destek veren Türkiye halkına ve diasporaya içten teşekkürlerini sundu.
Sürgünün hatırasının acının hatırasıdır ama aynı zamanda direnişin, dayanıklılığın ve teslim olmayan bir halkın hatırası olduğunu belirten Lyudmıla Nedilska, "Adaletin mutlaka yerini bulacağına inanıyoruz. Özgür bir Kırım’a inanıyoruz. Kırım Tatar halkının kendi ana yurdunda barış, özgürlük ve onur içinde yaşayacağı bir geleceğe inanıyoruz. Kırım Tatar halkının sürgünü kurbanlarını saygı ve rahmetle anıyoruz." sözleriyle mesajını tamamladı.
18 MAYIS 1944 KIRIM TATAR SÜRGÜNÜ VE SOYKIRIMI
82 yıldır dinmeyen acı: Kırım Tatar Sürgünü ve Soykırımı
İnsanlık tarihinin en karanlık ve utanç verici sayfalarından biri olan 18 Mayıs 1944 tarihinde, Kırım Tatarları topyekûn vatanlarından sürülerek SSCB tarafından soykırıma uğradı. pic.twitter.com/mxqlqc5weL
— QHA - Kırım Haber Ajansı (@qha_kirimhaber) May 17, 2026
Kırım Tatar halkı, bir şafak vaktinde Sovyetler Birliği diktatörü Josef Stalin’in emriyle 18 Mayıs 1944 tarihinde topyekûn sürgüne tâbi tutuldu. Kırım’danTürkistan, Urallar ve Sibirya bölgelerine hayvan vagonlarıyla sürgün edilen Kırım Tatar halkı; en temel insani haklardan mahrum bırakılarak günlerce süren zorunlu yolculuklar, açlık, susuzluk ve devamındaki perişanlık neticesinde nüfusunun yüzde 46’sını kaybetti.
Sovyet yönetimi, soykırım niteliğindeki sürgünün hemen akabinde KırımYarımadası’nda, Kırım Tatarlarının varlığına işaret eden her şeyi ortadan kaldırmaya başladı. Köy, kasaba, ilçe ve şehirler başta olmak üzere yarımadadaki binden fazla yerleşim yerinin Kırım Tatarca olan adları değiştirildi. Kültürel soykırımın yaşandığı Kırım’da tarihi eserler tahrip edildi, mezarlıklar yok edildi ve yarımadanın demografik yapısı bilinçli şekilde dönüştürüldü.
Sürgün edilen halk, bağrından koparıldığı o aziz vatanı, Kırım’ı hiçbir zaman unutmadı. Sürgünlük yollarında, sürgün edildikleri yerlerde vatana dönmek için çaba gösterdi. 1989’un sonuna kadar sürgün yerlerinde zorla tutuldu. O döneme değin gerçekleşen vatan Kırım’a geri dönme teşebbüsleri, hapisle ve yeni sürgünle cezalandırıldı. 1989’a gelindiğinde Kırım Tatarları, yavaş yavaş ata topraklarına dönmeye başladı. Sürgün mağdurları o tarihten itibaren yaşadıkları yokluklara rağmen vatanda kalma mücadelesini sürdürdü. Ancak yaklaşık 150 bin Kırım Tatarı maddi yetersizlik ve yasal engeller nedeniyle Türkistan bölgesinde kaldı.
2015 yılında Ukrayna Parlamentosu, Kırım Tatar Sürgünü’nü soykırım olarak kabul etti ve 18 Mayıs tarihini “Kırım Tatar Soykırım Kurbanlarını Anma Günü” olarak ilan etti. 2019 yılında Letonya ve Litvanya meclisleri, 2022’de Kanada Parlamentosunun alt kanadı olan Avam Kamarası, 2024'ün temmuz ayında Polonya Parlamentosunun alt kanadı olan Sejm, 2024'ün ekim ayında Estonya Parlamentosu (Riigikogu), 2024'ün aralık ayında Çekya Parlamentosunun üst kanadı olan Senato ve 2025’in haziran ayında Hollanda Krallığı Genel Meclisinin alt meclisi olan Hollanda Temsilciler Meclisi, 18 Mayıs 1944 Kırım Tatar Sürgünü'nü soykırım olarak tanıdı.